Yıldızları İzliyoruz! 🐷@PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Yatmadan önce yıldızları izlemeye başlayan Peppa ile George, gece vakti Büyükbaba Pig’in evine gider. Kuzey Yıldızı’nın yolculara nasıl yön gösterdiğini öğrenir, ardından teleskopla Satürn’ü ve bir kayan yıldızı gözlemlerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's easier to see — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Giriş öznesi it ile easier to yapısının, bir karşılaştırmayı pratik bir açıklama ya da yumuşak bir öneri olarak nasıl sunduğunu öğrenin. Bu kalıbı belirli koşullarda öğrenmenin, taşımanın veya bir şeyi bulmanın neden daha kolay olduğunu anlatmak için uyarlayabilirsiniz. 2. at this hour? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadenin yalnızca saati belirtmediğini fark edin. Büyükanne Pig gece beklenmedik ziyaretçiler görünce hem şaşkınlığını aktarır hem de onların alışılmadık derecede geç geldiğini ima eder. Böylece konuşanın tutumunu bağlamdan ve ses tonundan çıkarabilirsiniz. 3. must make a wish. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: make a wish ifadesini dilekte bulunmayı anlatan yerleşik bir sözcük birleşimi olarak anlayın ve kayan yıldız görünce dilek tutma geleneğini tanıyın. Bu sayede make sözcüğünü tek başına, kelimesi kelimesine çevirmek yerine doğal eşdizimi doğru biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
almost time for bed: bir rutinin yaklaştığını söylemek
Almost time for bed, her zamanki yatma vaktinin yaklaştığı anlamına gelir. Almost, o anın henüz gelmediğini gösterir; time for bed ise uyumaya gitme zamanını anlatan günlük bir ifadedir. Kelimesi kelimesine “yatağa ait zaman” demek değildir. It is almost time for + isim veya etkinlik kalıbını, bir rutinin ya da planlanmış olayın yakında başlayacağını söylemek için kullanın. Bu cümlede hazırlanmaya başlamayı nazikçe hatırlatır.
Alıştırma
Hatırlatma cümlesini almost time for kalıbıyla tamamlayın: It's ____ dinner.
Cevabı göster
almost time for
Mummy Pig, Daddy Pig, and Peppa are having mugs of hot milk. Kalıp ifadeler
0:09Anne Domuz, Baba Domuz ve Peppa birer kupa sıcak süt içiyorlar.
mugs of hot milk: kap + of + içecek yapısını kullanmak
Mugs of hot milk, birden fazla kupa dolusu, yani kupalarda sunulan birden fazla sıcak süt porsiyonu demektir. Mug, saplı ve sağlam bir içecek kabıdır; a mug of + içecek yapısında kap adı aynı zamanda sunulan miktarı da belirtir. Çoğul mugs, birden fazla porsiyon olduğunu gösterir. Bu kap + of + içecek yapısı a cup of tea ve a glass of water ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi mug sözcüğüne dayanan çoğul kap ifadesiyle tamamlayın: We made two ____ hot chocolate.
Cevabı göster
mugs of
George, why are you dressed up in that spacesuit? Öbek fiiller
0:15George, neden o uzay kıyafetiyle giyindin?
be dressed up in: özel bir kıyafet giymiş olmak
Be dressed up, bir role girmek, kostüm giymek veya özel bir etkinliğe katılmak için özel kıyafetler giymiş olmayı anlatır. Burada uzay giysisi George'u astronotçuluk oynamaya hazır gösterir; bu nedenle ifade yalnızca üstünde kıyafet olması anlamına gelmez. Kişinin hangi kıyafeti giydiğini belirtmek için be dressed up in + giysi veya kıyafet kullanılır. Kimi ya da hangi rolü taklit ettiğini belirtmek için be dressed up as + rol veya karakter kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be dressed up in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: For costume day, Mia is ____ a dragon costume.
Cevabı göster
dressed up in
should be in + kıyafet: şu anda beklenen giyim durumu
Should be in + kıyafet, duruma veya plana göre birinin o kıyafeti şu anda giymiş olmasının beklendiğini anlatır. Burada konuşan kişi, bu an için doğru kıyafetin pijama olduğunu düşünür. Bu kalıpta in, kelimenin gerçek anlamıyla içinde olmak değil, giymiş olmak anlamına gelir. Yapı, beklenen duruma odaklanır. Should put on + kıyafet ise o kıyafeti giymeye başlama eylemini önerir.
Alıştırma
Okul töreni çoktan başladı. Hangi cümle Ben'in şu anda üniformasını giymiş olmasının beklendiğini söyler?
- Ben left his uniform in the classroom.
- Ben should put on his uniform after the ceremony.
- Ben should be in his uniform now.
Cevabı göster
Ben should be in his uniform now.
George loves everything to do with space. Kalıp ifadeler
0:22George uzayla ilgili her şeyi çok sever.
everything to do with space: uzayla ilgili her şey
everything to do with space ifadesinde everything, uzayla bağlantılı tüm şeyleri, etkinlikleri ve fikirleri kapsar. Kalıplaşmış to do with ifadesi “...ile ilgili” demektir; buradaki do bir eylemi anlatmaz. everything to do with + konu kalıbı, geniş bir ilgi alanını anlatmak için kullanılabilir. everything to do with music, müzikle ilgili her şey anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “...ile ilgili her şey” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya loves ____ the ocean.
Cevabı göster
everything to do with
George, take your space helmet off to drink your milk. Öbek fiiller
0:27George, sütünü içmek için uzay kaskını çıkar.
take your space helmet off: ayrılabilen take ... off yapısı
Take your space helmet off, kaskı başından çıkarmak anlamına gelir. Take ... off ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle isim olan nesne, buradaki gibi take ile off arasına veya off sözcüğünden sonraya gelebilir: take off your space helmet. Zamir olan nesne mutlaka ortada olmalıdır: take it off denir, take off it denmez. Aynı kalıp kıyafetlerin yanı sıra ayakkabı, gözlük ve kask gibi takılan ya da giyilen eşyalarla da kullanılır.
Alıştırma
Bir ceket sizi fazla sıcak tutuyor. it ceketi ifade ettiğinde, hangi cümle take ... off yapısını doğru kullanır?
- Take off it and put it on the chair.
- Take it and off put it on the chair.
- Take it off and put it on the chair.
Cevabı göster
Take it off and put it on the chair.
little ones: çocuklara sevgiyle hitap etme
“Bedtime, little ones” ifadesinde little ones, küçük çocuklara sevgiyle hitap etme yoludur. little, küçük veya genç olma anlamı katar; ones ise bağlamdan anlaşılan insanları ifade eder. Burada sayı olan bir veya küçük nesneler kastedilmez. Bu ifade yatma zamanı uyarısını sıcak ve samimi gösterir. Çocukların boyutunu kelimesi kelimesine anlatan bir ifade değil, sevgi içeren bir hitaptır.
Alıştırma
Bu aile içindeki yatma vakti bağlamında little ones ne anlama gelir?
- yetişkin misafirler için resmî bir unvan
- küçük nesneleri sayma yöntemi
- küçük çocuklara sevgiyle hitap etme biçimi
Cevabı göster
küçük çocuklara sevgiyle hitap etme biçimi
At night, George likes to listen to his space mobile. Kelime
0:41Geceleri George uzaylı dönencesini dinlemeyi sever.
space mobile: uzay temalı bebek dönencesi, cep telefonu değil
“At night, George likes to listen to his space mobile” cümlesinde space mobile, uzay temalı, asılı duran ve hareket eden bir süsü ya da oyuncağı ifade eder. Bu nesne genellikle bir bebeğin veya küçük çocuğun yatağının üzerine asılır. Buradaki mobile telefon değil, çocuk odası eşyasıdır. Bir dönence hareket edebilir ve müzik ya da başka sesler çalabilir. Bu yüzden listen to kullanımı doğaldır: George yatmadan önce onun seslerini dinler.
Alıştırma
Bu cümlede space mobile ne anlama geliyor?
- Çocuğun yatağının üzerine asılan bir süs
- Uzayı gözlemlemek için kullanılan bir teleskop
- Uzay temalı kılıfı olan bir cep telefonu
Cevabı göster
Çocuğun yatağının üzerine asılan bir süs
Not space again: tekrarlanan bir şeye duyulan bıkkınlık
Not X again!, bazı sözcüklerin atıldığı kısa bir tepkidir. Daha eksiksiz düşünce I don't want X again. olabilir. Burada X, space olduğundan konuşan kişi uzay temasının bir kez daha seçilmesine tepki veriyor. Buradaki again, tekrarın tarafsız bir ifadesi değildir. not, kısa biçim ve söyleyiş birlikte rahatsızlık, hayal kırıklığı veya yorgun bir şaşkınlık bildirir: “Eyvah, yine uzay.”
Alıştırma
Aynı şarkının yeniden seçilmesinden yakınan tepki hangisidir?
- Not that song again!
- That song is playing for the first time.
- Please play that song again.
Cevabı göster
Not that song again!
full of stars: be full of + isim kalıbı
Be full of + isim, bir şeyden çok miktarda içermek veya o şeyin her yerde bulunması anlamına gelir. It's full of stars cümlesinde it uzayı ifade eder ve uzayın her yerinde yıldızlar olduğunu söyler. Burada full bir sıfattır. full sözcüğünden önce be fiilinin uygun biçimini, içeriğin önünde ise of kullanın: The hall is full of people. of sonrasındaki isim, somut şeyleri veya The story is full of surprises örneğindeki gibi soyut içeriği belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı be full of ile tamamlayın: The museum is ____ visitors today.
Cevabı göster
full of
can't see anything: olumsuz fiilden sonra anything
can't see anything ifadesinde can't cümleyi olumsuz yapar, anything ise olası her şeyi kapsar. İfade bir bütün olarak konuşanın hiçbir şey göremediği anlamına gelir. Standart İngilizcede yaygın yapı şudur: olumsuz fiil + anything. Olumsuzluk anlamı fiilden gelir; anything ikinci bir olumsuzluk eklemez.
Alıştırma
Konuşanın hiçbir ses duyamadığını standart ve doğal İngilizceyle anlatan cümle hangisidir?
- I couldn't hear anything in the noisy room.
- I couldn't hear something in the noisy room.
- I couldn't hear nothing in the noisy room.
Cevabı göster
I couldn't hear anything in the noisy room.
It's easier to see the stars from outside. Dilbilgisi
1:00Yıldızları dışarıdan görmek daha kolaydır.
It's easier to see: It is + karşılaştırma sıfatı + to-infinitive
It's easier to see, belirtilen koşulda görmenin daha az zor olduğu anlamına gelir. Easier karşılaştırma biçimidir; bu nedenle cümle, diğer durum açıkça söylenmese bile dışarıda olmayı başka bir durumla karşılaştırır. Burada it belirli bir nesneye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Değerlendirilen eylem to-infinitive ile verilir: It is + karşılaştırma sıfatı + to + fiilin yalın biçimi.
Alıştırma
Cümleyi easier sözcüğünden sonra eylemi başlatan tek sözcükle tamamlayın: It's easier ____ find the keys with the light on.
Cevabı göster
to
Can we...?: birlikte hareket etmek için izin istemek
Burada Can we...? birlikte bir şey yapmak için izin istemek amacıyla kullanılır. Konuşan kişilerin fiziksel olarak dışarı çıkabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Can + özne + fiilin yalın hâli yetenek bildirebilir; ancak soru, eyleme izin verebilecek birine yöneltildiğinde genellikle bir rica işlevi görür. We, konuşanı ve en az bir kişiyi daha kapsar; yalnızca kendiniz için izin isterken Can I...? kullanın.
Alıştırma
Konuşan kişi Can we go outside now? diyerek ne yapıyor?
- Grubun zaten dışarıda olduğunu söylemek
- Herkesin fiziksel olarak dışarı çıkıp çıkamayacağını kontrol etmek
- Dışarı çıkmak için izin istemek
Cevabı göster
Dışarı çıkmak için izin istemek
Maybe, if you put your coats on over your pajamas, Notlar
1:07Belki, eğer pijamalarınızın üzerine montlarınızı giyerseniz,
put your coats on: ayrılabilen put ... on öbek fiili
Burada put your coats on, “montlarınızı giyin” anlamına gelir. Put ... on bir giysiyi üzerine giyme eylemini anlatır; on yalnızca konum bildiren bir sözcük değil, öbek fiilin bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda hem put your coats on hem de put on your coats kullanılabilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortada yer alır: put them on denir, put on them denmez.
Alıştırma
put ... on kullanın ve your coat yerine it getirin: Your coat is by the door. Before you go outside, ____.
Cevabı göster
put it on
over your pajamas: giysi katmanlarını over ile anlatmak
Over your pajamas ifadesindeki over, giysilerin katmanlarını gösterir. Montlar dışta, pijamalar ise onların altında kalır. Kalıp, dış giysi + over + iç giysi şeklindedir; a jacket over a shirt buna örnektir. Buradaki over, “-den fazla” veya “bitmiş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yağmurluğun dış katman olduğunu gösteren edatla cümleyi tamamlayın: She wore a raincoat ____ her school uniform.
Cevabı göster
over
Maybe, if ... we could ...: koşullu bir planı ihtiyatla önermek
Maybe, if..., we could... kalıbı bir koşulu olası bir planla bağlar. if yan tümcesi önce ne olması gerektiğini söyler; we could... ise bundan sonra nelerin mümkün olabileceğini belirtir. Maybe ve could, fikri kesinlikten uzak ve ihtiyatlı hâle getirir. Buradaki could geçmişteki bir yetenekten söz etmez; koşullu bir izni veya öneriyi yumuşatır ve konuşmaya açık bırakır. Just this once, planın yalnızca tek seferlik bir istisna olduğunu belirtir.
Alıştırma
Koşullu öneriyi Maybe, if... we could... ile tamamlayın: ____, if we finish our chores, we ____ watch a film.
Cevabı göster
Maybe · could
just this once: yalnızca bu seferlik bir istisna
just this once, “yalnızca bu sefer, istisna olarak” demektir. Bu cümlede dışarı çıkmayı şu anki tek seferle sınırlar ve bu saatte dışarı çıkmanın normal kural olmadığını ima eder. Bu ifade, isteği sınırlı göstererek bir rica veya öneriyi yumuşatabilir: konuşan kişi kalıcı bir değişiklik istemez.
Alıştırma
Hangi cümle yeni ve düzenli bir kural yerine tek seferlik bir istisna istiyor?
- Could I stay up late just this once?
- I stayed up late once last week.
- Could I stay up late every night?
Cevabı göster
Could I stay up late just this once?
the best way to see: yöntem + to'lu mastar
The best way to see, “görmenin en etkili yolu” demektir. Burada way, fiziksel bir yol veya patika değil, bir yöntem anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the best way to + fiilin yalın hâli şeklindedir. to'lu mastar hedefi veya eylemi belirtir: the best way to learn, the best way to travel ve the best way to save time.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: For this route, cycling is ____ get there before noon.
Cevabı göster
the best way to
joining the dots: noktaları veya ipuçlarını birleştirmek
joining the dots ifadesindeki join, “bağlamak” anlamına gelir: Bir şekil ortaya çıkana kadar bir noktadan diğerine çizgiler çizilir. Burada yıldızlar, nokta birleştirme resmindeki noktalar gibi düşünülür; join, “üye olmak” anlamına gelmez. Bu ifade mecazi olarak da kullanılabilir. Join the dots, ayrı gerçekleri veya ipuçlarını birbirine bağlayarak durumun tamamını anlamak demek olabilir. Bu cümlede çizgilerle şekil oluşturma anlamı gerçektir.
Alıştırma
Şu yeni cümleyi okuyun: The clues seemed unrelated, but Maya joined the dots and found the answer. joined the dots ne anlama geliyor?
- Bir grubun üyesi oldu.
- İpuçlarını karşılaştırmadan saydı.
- Durumu anlamak için ipuçlarını birleştirdi.
Cevabı göster
Durumu anlamak için ipuçlarını birleştirdi.
the Big Dipper: yedi yıldızlı bir desen
the Big Dipper, Büyük Ayı takımyıldızı içindeki yedi parlak yıldızın oluşturduğu belirgin desenin bilinen İngilizce adıdır. İngiliz İngilizcesinde aynı desen yaygın olarak the Plough diye de adlandırılır. Burada Dipper, uzun saplı kepçe demektir; çünkü insanlar yıldızlarda bu şekli hayal eder. the Big Dipper ifadesini yalnızca büyük bir kaşığın tarifi olarak değil, tek bir özel ad olarak ele alın: Big ve Dipper büyük harfle yazılır ve normalde the kullanılır.
Alıştırma
Astronomide the Big Dipper neyi ifade eder?
- Büyük Ayı'daki yedi parlak yıldızın oluşturduğu tanınabilir bir desen.
- Yemek servisi için kullanılan büyük bir kaşık.
- Yedi uydusu olan bir gezegen.
Cevabı göster
Büyük Ayı'daki yedi parlak yıldızın oluşturduğu tanınabilir bir desen.
And the two stars at the end point to the North Star. Notlar
1:35Ve uçtaki iki yıldız Kutup Yıldızı'nı işaret eder.
point to the North Star: yön göstermek
Burada point to, bir şeyin yönünü veya konumunu göstermek anlamına gelir. Uçtaki iki yıldız, Kutup Yıldızı’na doğru görsel bir kılavuz görevi görür; anlam mekânsaldır, bir görüş ifade etmekle ilgili değildir. Özne insan olmak zorunda değildir. Oklar, tabelalar, harita simgeleri, yıldızlar ve başka ipuçları bir hedefi veya nesneyi gösterirken point to yapısının öznesi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi point to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On this map, the red arrow ____ the campsite.
Cevabı göster
points to
the North Star: kuzeyi bulmak için bir kılavuz
the North Star, Polaris’in yaygın adıdır. Kuzey Yarımküre’deki gözlemcilere gökyüzünde neredeyse tam kuzey yönünde görünen belirli bir yıldızı ifade eder. Kuzeyde görülen herhangi bir yıldız değildir. Görünür konumu kuzeyi bulmak için güvenilir bir ipucu verdiğinden, insanlar onu uzun zamandır yön bulma referansı olarak kullanmıştır. Bu, uçtaki iki yıldızın onu bulmaya nasıl yardımcı olabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the North Star neyi ifade ediyor?
- Gökyüzünün kuzey bölümünde görülen herhangi bir yıldız
- Geleneksel olarak kuzeyi bulmak için kullanılan belirli bir yıldız
- Yolcuları eve götürmek için kuzeye doğru hareket eden bir yıldız
Cevabı göster
Geleneksel olarak kuzeyi bulmak için kullanılan belirli bir yıldız
get there: daha önce sözü edilen yere ulaşmak
Bu soruda get there, daha önce sözü edilen yere ulaşmak demektir. Get burada bir şeyi almak ya da elde etmek değil, varmayı anlatır; there ise konuşulan hedefi gösterir. There bir yer zarfı olduğu için get there denir ve to kullanılmaz. Yer adı açıkça söylendiğinde get to kullanılır: get to the station.
Alıştırma
Get there kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum closes soon. How can we ____ in time?
Cevabı göster
get there
much too far away: uygulanabilir sınırın ötesindeki mesafe
Much too + sıfat veya sıfat öbeği, bir derecenin kabul edilebilir, uygulanabilir ya da mümkün düzeyi çok aştığını belirtir. Much too far away ifadesinde too mesafenin aşırı olduğunu gösterir, much ise too sözcüğünü güçlendirir: yıldızlar yalnızca uzakta değil, bu planla ulaşılamayacak kadar uzaktadır. Sözcük sırasını much + too + sıfat olarak koruyun: much too far ve much too heavy. Araya very koymayın ve much sözcüğünü too sonrasına taşımayın.
Alıştırma
Much too + expensive kullanarak cümleyi tamamlayın: I can't buy this jacket; it is ____ for me.
Cevabı göster
much too expensive
even further than: şaşırtıcı bir karşılaştırmayı vurgulama
Further, far sözcüğünün karşılaştırma biçimlerinden biridir; than ise karşılaştırılan şeyi getirir. Even, mesafenin beklenenden daha fazla olduğunu vurgulamak için further sözcüğünden önce gelir. Bu soruda konuşan kişi yalnızca iki mesafeyi karşılaştırmıyor. Even şaşkınlık da katıyor: gerçekten deniz kıyısından daha uzakta olabilirler mi?
Alıştırma
İkinci köyün şaşırtıcı biçimde birinci köyden daha uzakta olduğunu anlatan, dil bilgisi açısından doğru cümleyi seçin.
- The second village is very further than the first one.
- The second village is even further than the first one.
- The second village is even far than the first one.
Cevabı göster
The second village is even further than the first one.
But they look a lot closer through a telescope. Notlar
1:58Ama bir teleskopla çok daha yakın görünürler.
a lot closer: karşılaştırma derecesini güçlü biçimde vurgulamak
A lot, karşılaştırma derecesindeki bir sıfattan önce gelebilir. A lot closer, çok daha yakın demektir ve iki görünüm ya da durum arasındaki büyük farkı belirtir. Yapı a lot + karşılaştırma derecesindeki sıfat şeklindedir. Buradaki look, görünmek anlamındadır. Yıldızlar teleskopla bakıldığında daha yakın görünür, ancak gerçek mesafeleri değişmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi a lot ve bright sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The room looks ____ with the lights on.
Cevabı göster
a lot brighter
through a telescope: optik bir araç aracılığıyla bakmak
Through a telescope, “teleskobun merceklerinden bakarak” anlamına gelir. Burada through, bakmak için kullanılan optik aracı belirtir; bir kişinin veya nesnenin teleskobun bir ucundan diğer ucuna fiziksel olarak geçtiğini anlatmaz.
Alıştırma
Optik bir araç aracılığıyla bakmayı gösteren edatla cümleyi tamamlayın: To examine the slide, look ____ the microscope.
Cevabı göster
through
Have we got ...?: Britanya İngilizcesinde sahipliği sormak
Have we got ...?, “bizim” bir şeye sahip olup olmadığımızı sorar. Bu kullanımda have got birlikte çalışarak şimdiki zamandaki sahipliği ifade eder; got geçmişte bir şeyin “alındığı” anlamına gelmez. Soruyu oluşturmak için have öznenin önüne getirilir: Have + subject + got + noun? Kısa cevaplar Yes, we have ve No, we haven't şeklindedir.
Alıştırma
Soruyu Britanya İngilizcesindeki yaygın gündelik sahiplik yapısıyla tamamlayın: ____ enough plates for the picnic?
Cevabı göster
Have we got
No, but Grandpa Pig has a very good telescope.
2:05Hayır, ama Büyükbaba Domuz'un çok iyi bir teleskobu var.
It is the first time Peppa and George have been in the car at night. Dilbilgisi
2:19Peppa ve George ilk kez gece vakti arabadalar.
the first time ... have been: şu ana kadarki ilk deneyim
It is the first time + özne + have/has + fiilin üçüncü hâli kalıbı, bir kişinin şu ana kadar bir deneyimi ilk kez yaşadığını anlatır. Ana cümle şimdiki zamana bağlı olduğu için deneyimi anlatan yan cümlede genellikle present perfect kullanılır. Peppa and George çoğul bir özne oluşturur, bu yüzden have been kullanılır. Been, be fiilinin üçüncü hâlidir. Buradaki have been, gece arabada bulunma deneyimini anlatır; edilgen bir yapı değildir.
Alıştırma
Travel fiilinin present perfect biçimini kullanarak ilk deneyim cümlesini tamamlayın: It is the first time I ____ alone.
Cevabı göster
have travelled
we're following the North Star: yön bulma anlamında follow
Bu cümlede follow, nereye gidileceğini belirlemek için bir şeyi rehber olarak kullanmak anlamındadır. Kutup Yıldızı yön bulmak için kullanılan sabit bir referans noktasıdır; bu nedenle we're following the North Star, hareket eden bir yıldızı kovalamak değil, rotayı belirlemek için ondan yararlanmak demektir. Bu anlam follow the signs, follow the directions ve follow a route ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede follow, «bir şeyi rota için rehber olarak kullanmak» anlamındadır?
- Follow the signs to the exit.
- A reporter followed the actor down the street.
- The puppy followed me into the garden.
Cevabı göster
Follow the signs to the exit.
shining with a twinkly glow: pırıl pırıl bir ışıkla parlamak
Shining with a twinkly glow, parıldıyor ya da titreşiyor gibi görünen bir ışık yaymak anlamına gelir. with edatı, parlamaya eşlik eden ışığın türünü belirtir. Twinkly, twinkle fiilinden türeyen eğlenceli bir sıfattır; glow ise yumuşak ve görülebilen bir ışığı anlatır. Twinkly glow birlikte kullanıldığında bilimsel bir tanımdan çok sıcak ve çocuklara uygun bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede twinkly glow eğlenceli ve görsel bir betimlemede doğal biçimde kullanılmıştır?
- The fairy lights shone with a warm, twinkly glow.
- The astronomer used twinkly glow as an exact measurement.
- The mechanic tightened the bolt with a twinkly glow.
Cevabı göster
The fairy lights shone with a warm, twinkly glow.
show us the way to go: bize gideceğimiz yolu göstermek
Show us the way, “bize yol göster veya hangi yolu izlememiz gerektiğini açıkça belirt” anlamına gelir. Bu cümlede show bir nesneyi sergilemek değil, yön tarif etmekle ilgilidir. to go mastar yapısı way sözcüğünü açıklar ve “gitmemiz gereken yön veya yol” anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp show + kişi + the way to + yer şeklindedir.
Alıştırma
Kibar isteği show + kişi + the way to + yer yapısıyla tamamlayın: Could you ____ the station?
Cevabı göster
show me the way to
Peppa and George have arrived at Granny and Grandpa Pig's house. Kalıp ifadeler
2:39Peppa ve George, Büyükanne ve Büyükbaba Domuz'un evine vardılar.
have arrived at: belirli bir yere varmak
have arrived at ifadesinde have arrived, present perfect yapısındadır. Varış tamamlanmıştır ve bu yapı şu anki sonucu öne çıkarır: Peppa ile George artık evdedir. at edatı, varış yerini belirli bir nokta veya yer olarak gösterir. Ev, istasyon, adres veya buluşma noktası gibi belirli varış yerleriyle arrive at kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiilinin present perfect biçimiyle ve belirli bir yere uygun edatla tamamlayın: We ____ the meeting point.
Cevabı göster
have arrived at
I do hope Grandpa and Granny Pig haven't gone to bed. Notlar
2:43Umarım Büyükbaba ve Büyükanne Domuz henüz yatmamışlardır.
do hope: olumlu cümlede vurgulu do
I do hope ifadesinde do vurgu yapar: umudu özellikle güçlü veya içten gösterir ve I really hope ifadesine yakın bir anlam verir. Burada soru işareti görevi görmez ve gereksiz bir dolgu sözcüğü değildir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Özne I olduğunda ve şimdiki zamana ait olumlu bir ifade kurulduğunda do hope kullanılır; vurgu yardımcı fiilinden sonra hope yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Umudu özellikle içten göstermek için vurgulu do kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ your interview goes well.
Cevabı göster
do hope
gone to bed: gece için yatmaya gitmek
Go to bed, uyumak için yatağa girmek veya daha genel olarak gece dinlenmek üzere günlük işleri bırakmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca belirli bir yatağa doğru yürümek anlamına gelmez. Burada gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacı olan biçimidir. Haven't gone to bed, Büyükbaba Pig ile Büyükanne Pig'in şu ana kadar henüz yatmadığını belirtir; konuşan kişi de onların hâlâ uyanık olmasını umar.
Alıştırma
Cümleyi go to bed ifadesinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: It's late, and the children have already ____.
Cevabı göster
gone to bed
at this hour: alışılmadık bir zamanı belirtmek
At this hour, “tam bu saatte” anlamına gelir; ancak böyle bir soruda genellikle zamanın alışılmadık olduğunu, çoğu kez çok geç ya da çok erken olduğunu belirtir. Saatin tam olarak kaç olduğunu sormaz. Bu nedenle soru, birinin o saatte orada bulunmasına duyulan şaşkınlığı ifade eder. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak endişe, rahatsızlık veya hesap soran bir tavır da aktarabilir.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir toplantıda saatin kaç olduğunu tarafsız biçimde sormak istiyorsunuz. What are you doing here at this hour? demek uygun mudur?
- Evet. Tam saati öğrenmek için tarafsız bir sorudur.
- Hayır. O saatte orada bulunmanın alışılmadık olduğunu ima eder ve suçlayıcı duyulabilir.
Cevabı göster
Hayır. O saatte orada bulunmanın alışılmadık olduğunu ima eder ve suçlayıcı duyulabilir.
Peppa and George were hoping they could look through your telescope. Notlar
2:57Peppa ve George senin teleskobundan bakabilmeyi umuyorlardı.
were hoping they could: kibarca izin istemek
Bu cümlede were hoping they could, Peppa ve George'un isteğini dolaylı bir ricaya dönüştürür: Daddy Pig onların teleskobu kullanıp kullanamayacağını nazikçe soruyor. Geçmişte devam yapısındaki were hoping ifadeye mesafe katar; could da ricayı can'e göre daha dolaylı yapar. Kalıp özne + was/were hoping + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki geçmiş biçim, esas olarak şu anda yapılan ricayı yumuşatır; umudun sona erdiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Kibar ricayı were hoping ... could kalıbıyla tamamlayın: We ____ reserve this room for an hour.
Cevabı göster
were hoping we could
look through your telescope: bir araçtan bakmak
look through your telescope, ötesindeki bir şeyi görmek için gözleri teleskobun göz merceğine yöneltmek anlamına gelir. Through, görüş hattının bir araçtan veya ortamdan geçtiğini gösterir. Through sözcüğünden sonraki öge, gözlemlenen şey değil, bakmak için kullanılan araçtır. Hedef at ile belirtilebilir: look through the telescope at the moon. Telescope ile birlikte kullanıldığında look through fiziksel olarak bir aracın içinden bakmayı anlatır; belgelerle kullanıldığında taşıyabildiği inceleme veya gözden geçirme anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle onun hücreleri gözlemlemek için mikroskobu kullandığı anlamına gelir?
- She looked for the microscope near the cell samples.
- She looked through the microscope at the cells.
- She looked at the microscope beside the cell samples.
Cevabı göster
She looked through the microscope at the cells.
“Anlıyorum” anlamında I see.
Burada I see., konuşmada “anlıyorum” veya “şimdi anladım” anlamına gelen bir karşılıktır. see fiili mecaz anlamda kullanılır: konuşan kişi bir açıklamayı kavramıştır; gözleriyle bir şey görmüş değildir. Bu ifade, bilginin anlaşıldığını gösterir ancak tek başına “katılıyorum” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı ofisin cuma günleri geç açıldığını açıklıyor. I see. yanıtı neyi ifade eder?
- Konuşan kişi ofisi gözleriyle görebiliyor.
- Konuşan kişi bilgiyi anlıyor.
- Konuşan kişi geç açılmanın iyi bir fikir olduğuna katılıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bilgiyi anlıyor.
Resmî bir kabul bildiren Very well.
Burada Very well., bir isteği veya düzenlemeyi kabul eden tam bir yanıttır ve “peki, öyle olsun” anlamına yakındır. Bir şeyin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz. Bir kabul ifadesi olarak OK'den daha resmî ve düşünülmüş duyulur. Ses tonuna bağlı olarak, kişinin kabul etmeden önce konuyu değerlendirdiğini de gösterebilir.
Alıştırma
Bir okul müdürü bir isteği değerlendirip “Very well.” diyor. Bu yanıt ne anlama gelir?
- Okul müdürü isteğin ne kadar iyi yazıldığını övüyor.
- Okul müdürü isteği reddediyor.
- Okul müdürü isteği resmî biçimde kabul ediyor.
Cevabı göster
Okul müdürü isteği resmî biçimde kabul ediyor.
To the top of the house, everyone: go söylenmeden verilen yönlendirme
Burada To the top of the house, hareket fiili go söylenmeden kullanılan eksiltili bir yönlendirmedir. Bağlam içinde Go to the top of the house ile aynı işlevi görür. Sondaki everyone, grubun tamamını hareket etmeye çağırır. Bu kısa ifade, bir sonraki yere hızlı bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Bu repliğin sahnedeki temel işlevi nedir?
- Grubun tamamının zaten yukarıda olduğunu söyler.
- Grubun tamamına evin çatısına gitmelerini söyler.
- Gruptan evin üst kısmını tarif etmelerini ister.
Cevabı göster
Grubun tamamına evin çatısına gitmelerini söyler.
Here she is, Old Bess: sevilen bir nesne için she kullanımı
Here she is ifadesindeki she, bir kadını değil, konuşanın Old Bess adını verdiği teleskobu belirtir. Dişil zamir, teleskobu kişileştirir ve ona duyulan sevgiyi gösterir. Here she is aynı zamanda bir şeyi sunma ifadesidir: söz konusu kişi ya da nesnenin bulunduğunu veya görünür hâle geldiğini bildirir. Sondaki Old Bess adı, she zamirinin neyi belirttiğini açıklar.
Alıştırma
Konuşan, Old Bess için neden she kullanıyor?
- Old Bess odaya giren bir kadın olduğu için.
- Ad verilmiş ve değer verilen bir teleskobu kişileştirmek için.
- Her teleskop she zamirini aldığı için.
Cevabı göster
Ad verilmiş ve değer verilen bir teleskobu kişileştirmek için.
Who's for the first look? — samimi bir Britanya İngilizcesi daveti
Bu cümlede who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu tür davetlerde be for something, sunulan şeyi istemek veya katılmaya istekli olmak anlamına gelir. The first look, herkesten önce bakma fırsatıdır; dolayısıyla konuşan kişi ilk olmak isteyen bir gönüllü aramaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen Who's for + isim? kalıbı; yiyecek sunmanın, bir etkinlik önermenin veya bir fırsatı değerlendirmek isteyenleri davet etmenin samimi bir yoludur. Buradaki for, “birinin yararı için” anlamına gelmez.
Alıştırma
Rahat bir aile pikniğinde ev sahibi “Who's for some cake?” diye soruyor. Ne demek istiyor?
- Kim biraz pasta ister?
- Pastayı kim arıyor?
- Pastayı başkası için kim yaptı?
- Pastanın parasını kim ödemeli?
Cevabı göster
Kim biraz pasta ister?
We sailors use it to find our way home. Notlar
3:28Biz denizciler evin yolunu bulmak için onu kullanırız.
use it to find — use + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı
use + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir araç veya kaynağı kullanım amacıyla ilişkilendirir. use it to find ifadesinde it kullanılan şeyi, to find ise bu şeyin denizcilerin ne yapmasına yardımcı olduğunu belirtir. to ile kurulan mastar, “Onu ne amaçla kullanıyorlar?” sorusunu yanıtlar. Amaç bildirir; bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Araç ve amaç kalıbını kullanın. use ile başlayan tam üç İngilizce sözcük yazın ve pusuladan it diye söz edin: A compass shows direction. We ____ find north.
Cevabı göster
use it to
find our way home: eve dönüş yolunu bulmak
Bu cümlede find our way home, eve dönüş yolunu belirleyip izleyerek başarıyla eve ulaşmak anlamına gelir. Yıldız denizcilere yön gösterdiği için find burada bir nesne bulmayı değil, yönünü bulmayı anlatır. Yapı find + iyelik belirleyicisi + way + home şeklindedir. Kişiye göre our değişir; find my way ve find her way buna örnektir. Burada home yön bildiren bir zarftır, bu nedenle önüne to getirilmez.
Alıştırma
Cümleyi find one's way home ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After getting lost, Leo used a map to ____.
Cevabı göster
find his way home
Are there other things in the sky?: Are there ...? soru yapısı
Are there ...?, varlık bildiren there are yapısının soru biçimidir. Bir yerde çoğul kişi veya nesnelerin bulunup bulunmadığını sorar. Temel yapı Are there + çoğul isim + yer? şeklindedir. Burada there, 'orada' gibi belirli bir yeri göstermez; yeri in the sky belirtir. Other things, zaten bilinen Kutup Yıldızı dışında başka şeyler anlamına gelir.
Alıştırma
Soruyu Are there ile tamamlayın: You already know about one path. ____ other paths through the park?
Cevabı göster
Are there
a planet called Saturn: isim + called + ad
a planet called Saturn ifadesinde called Saturn, planet sözcüğünden sonra gelir ve gezegenin adını verir. Bu, a planet that is called Saturn ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada called, “telefonla aranan” değil, “adı ... olan” anlamındadır. Saturn, Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin adıdır; Türkçede Satürn denir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yerin adını tanıtmak için isim + called + ad yapısını kullanır?
- We stayed in a village called Pinebrook.
- We stayed in a called Pinebrook village.
- We called Pinebrook from the village.
Cevabı göster
We stayed in a village called Pinebrook.
are made of rock and ice: be made of + malzeme
Are made of, şeylerin hangi malzemelerden oluştuğunu anlatır. Burada they, Satürn'ün halkalarını ifade eder ve çoğul özneyle are kullanılır. Bir nesnenin maddesini veya bileşenlerini açıklamak için be made of + malzeme yapısını kullanın. be, özneye göre değişir: tek bir şey için is made of, birden fazla şey için are made of kullanılır.
Alıştırma
be made of yapısının eksik bölümünü yazarak cümleyi tamamlayın: These shelves are ____ metal.
Cevabı göster
made of
very, very cold: tekrarla daha güçlü vurgu yapma
very sözcüğünü tekrarlamak cold sıfatının derecesini artırır: very, very cold, very cold ifadesinden daha güçlü bir vurgu taşır. İkinci very ayrı bir anlam eklemez. Virgül, tekrarlanan sözcükler arasındaki ritmi gösterir. Konuşmada bu tekrar, betimlemeyi daha canlı ve vurgulu hâle getirir.
Alıştırma
Daha güçlü vurgu yapmak için very sözcüğünü tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: The cave is ____, ____ dark.
Cevabı göster
very · very
We could build: could ile hayalî bir öneri sunma
We could build... ifadesinde could, bir şey yapmayı bir fikir veya hayalî olasılık olarak sunar: yapmayı düşünebileceğimiz bir şeydir. Geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. We will build... ile karşılaştırıldığında We could build..., kesin bir plan veya söz vermek yerine fikri açık bir seçenek olarak bırakır. Bu eğlenceli ve hayalî durumda bu açıklık önemlidir.
Alıştırma
Hangi cümlede could, We could build... ifadesindeki gibi bir fikir önermek için kullanılmıştır?
- We could visit the museum after lunch.
- She could read when she was four.
- He said it could rain tomorrow.
- Could you pass the salt?
Cevabı göster
We could visit the museum after lunch.
shooting star: gökyüzündeki parlak bir ışık izi
Shooting star, gece gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izinin yaygın adıdır. Aslında bir yıldız değildir; bu ışık, uzaydan gelen küçük bir maddenin Dünya'nın atmosferine girmesiyle oluşur. Buradaki shooting, gökyüzünde hızlı hareket etmeyi anlatır. Bir silahı ateşlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede shooting star ne anlama geliyor?
- Gökyüzünde hareketsiz duran bir gezegen.
- Silah ateşleyen bir yıldız.
- Fotoğrafı çekilen bir yıldız.
- Gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izi.
Cevabı göster
Gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izi.
must make a wish: coşkulu bir hatırlatma
Make a wish, gerçekleşmesini umduğun bir şeyi düşünerek “dilek tutmak” anlamında kullanılan kalıplaşmış ifadedir. Bu ifadede do değil, make kullanılır. Kayan yıldız görüldüğünde dilek tutmak yaygın bir gelenektir. Bu samimi ve heyecanlı bağlamda must, katı bir emir değil, kabaca “bunu mutlaka yapmalısın!” anlamında coşkulu bir hatırlatmadır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bir doğum günü kutlamasında arkadaşınız “You must make a wish!” sözünü katı bir emir yerine coşkulu bir hatırlatma olarak kullanabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
I wish that when George's old enough to have his own rocket, Dilbilgisi
4:13Diliyorum ki George kendi roketine sahip olacak kadar büyüdüğünde,
old enough to have: sıfat + enough + to
Old enough to have, George'un kendi roketine sahip olmak için gereken yaşa ulaştığını anlatır. adjective + enough + to + base verb yapısı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Enough sıfattan sonra gelir: old enough denir, enough old denmez. to have mastarı, bu yaşın mümkün kıldığı eylemi belirtir.
Alıştırma
old ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Sam is ____ to ride this bicycle safely.
Cevabı göster
old enough
when George's old enough ..., he will ...: geleceğe yönelik zaman yan cümleleri
Burada when, gelecekteki bir zamanı belirten yan cümleyi başlatır ve sonraki eylemin ne zaman gerçekleşeceğini gösterir. Olay henüz gerçekleşmemiş olsa da when yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: when George is old enough. Ana cümlede gelecekteki sonuç için will take kullanılır. Buradaki George's, George is ifadesinin kısaltmasıdır. old bir sıfat olduğu için 's sahiplik göstermez. Kullanılabilecek kalıp When + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi finish fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When Maya ____ school tomorrow, she will call us.
Cevabı göster
finishes