Yıldızları İzliyoruz! 🐷@PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
445 kelime 135 kel/dk

Video özeti: Yatmadan önce yıldızları izlemeye başlayan Peppa ile George, gece vakti Büyükbaba Pig’in evine gider. Kuzey Yıldızı’nın yolculara nasıl yön gösterdiğini öğrenir, ardından teleskopla Satürn’ü ve bir kayan yıldızı gözlemlerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's easier to see — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Giriş öznesi it ile easier to yapısının, bir karşılaştırmayı pratik bir açıklama ya da yumuşak bir öneri olarak nasıl sunduğunu öğrenin. Bu kalıbı belirli koşullarda öğrenmenin, taşımanın veya bir şeyi bulmanın neden daha kolay olduğunu anlatmak için uyarlayabilirsiniz. 2. at this hour? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadenin yalnızca saati belirtmediğini fark edin. Büyükanne Pig gece beklenmedik ziyaretçiler görünce hem şaşkınlığını aktarır hem de onların alışılmadık derecede geç geldiğini ima eder. Böylece konuşanın tutumunu bağlamdan ve ses tonundan çıkarabilirsiniz. 3. must make a wish. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: make a wish ifadesini dilekte bulunmayı anlatan yerleşik bir sözcük birleşimi olarak anlayın ve kayan yıldız görünce dilek tutma geleneğini tanıyın. Bu sayede make sözcüğünü tek başına, kelimesi kelimesine çevirmek yerine doğal eşdizimi doğru biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

Stars.

0:04

Yıldızlar.

It is almost time for bed. Kalıp ifadeler

0:07

Neredeyse yatma vakti geldi.

Kalıp ifadeler

almost time for bed: bir rutinin yaklaştığını söylemek

Almost time for bed, her zamanki yatma vaktinin yaklaştığı anlamına gelir. Almost, o anın henüz gelmediğini gösterir; time for bed ise uyumaya gitme zamanını anlatan günlük bir ifadedir. Kelimesi kelimesine “yatağa ait zaman” demek değildir. It is almost time for + isim veya etkinlik kalıbını, bir rutinin ya da planlanmış olayın yakında başlayacağını söylemek için kullanın. Bu cümlede hazırlanmaya başlamayı nazikçe hatırlatır.

Alıştırma

Hatırlatma cümlesini almost time for kalıbıyla tamamlayın: It's ____ dinner.

Cevabı göster

almost time for

Mummy Pig, Daddy Pig, and Peppa are having mugs of hot milk. Kalıp ifadeler

0:09

Anne Domuz, Baba Domuz ve Peppa birer kupa sıcak süt içiyorlar.

Kalıp ifadeler

mugs of hot milk: kap + of + içecek yapısını kullanmak

Mugs of hot milk, birden fazla kupa dolusu, yani kupalarda sunulan birden fazla sıcak süt porsiyonu demektir. Mug, saplı ve sağlam bir içecek kabıdır; a mug of + içecek yapısında kap adı aynı zamanda sunulan miktarı da belirtir. Çoğul mugs, birden fazla porsiyon olduğunu gösterir. Bu kap + of + içecek yapısı a cup of tea ve a glass of water ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi mug sözcüğüne dayanan çoğul kap ifadesiyle tamamlayın: We made two ____ hot chocolate.

Cevabı göster

mugs of

George, why are you dressed up in that spacesuit? Öbek fiiller

0:15

George, neden o uzay kıyafetiyle giyindin?

Öbek fiiller

be dressed up in: özel bir kıyafet giymiş olmak

Be dressed up, bir role girmek, kostüm giymek veya özel bir etkinliğe katılmak için özel kıyafetler giymiş olmayı anlatır. Burada uzay giysisi George'u astronotçuluk oynamaya hazır gösterir; bu nedenle ifade yalnızca üstünde kıyafet olması anlamına gelmez. Kişinin hangi kıyafeti giydiğini belirtmek için be dressed up in + giysi veya kıyafet kullanılır. Kimi ya da hangi rolü taklit ettiğini belirtmek için be dressed up as + rol veya karakter kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be dressed up in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: For costume day, Mia is ____ a dragon costume.

Cevabı göster

dressed up in

You should be in your pajamas. Dilbilgisi

0:19

Pijamalarını giymiş olman gerekirdi.

Dilbilgisi

should be in + kıyafet: şu anda beklenen giyim durumu

Should be in + kıyafet, duruma veya plana göre birinin o kıyafeti şu anda giymiş olmasının beklendiğini anlatır. Burada konuşan kişi, bu an için doğru kıyafetin pijama olduğunu düşünür. Bu kalıpta in, kelimenin gerçek anlamıyla içinde olmak değil, giymiş olmak anlamına gelir. Yapı, beklenen duruma odaklanır. Should put on + kıyafet ise o kıyafeti giymeye başlama eylemini önerir.

Alıştırma

Okul töreni çoktan başladı. Hangi cümle Ben'in şu anda üniformasını giymiş olmasının beklendiğini söyler?

  1. Ben left his uniform in the classroom.
  2. Ben should put on his uniform after the ceremony.
  3. Ben should be in his uniform now.
Cevabı göster

Ben should be in his uniform now.

George loves everything to do with space. Kalıp ifadeler

0:22

George uzayla ilgili her şeyi çok sever.

Kalıp ifadeler

everything to do with space: uzayla ilgili her şey

everything to do with space ifadesinde everything, uzayla bağlantılı tüm şeyleri, etkinlikleri ve fikirleri kapsar. Kalıplaşmış to do with ifadesi “...ile ilgili” demektir; buradaki do bir eylemi anlatmaz. everything to do with + konu kalıbı, geniş bir ilgi alanını anlatmak için kullanılabilir. everything to do with music, müzikle ilgili her şey anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “...ile ilgili her şey” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya loves ____ the ocean.

Cevabı göster

everything to do with

Oh.

0:26

Oh.

George, take your space helmet off to drink your milk. Öbek fiiller

0:27

George, sütünü içmek için uzay kaskını çıkar.

Öbek fiiller

take your space helmet off: ayrılabilen take ... off yapısı

Take your space helmet off, kaskı başından çıkarmak anlamına gelir. Take ... off ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle isim olan nesne, buradaki gibi take ile off arasına veya off sözcüğünden sonraya gelebilir: take off your space helmet. Zamir olan nesne mutlaka ortada olmalıdır: take it off denir, take off it denmez. Aynı kalıp kıyafetlerin yanı sıra ayakkabı, gözlük ve kask gibi takılan ya da giyilen eşyalarla da kullanılır.

Alıştırma

Bir ceket sizi fazla sıcak tutuyor. it ceketi ifade ettiğinde, hangi cümle take ... off yapısını doğru kullanır?

  1. Take off it and put it on the chair.
  2. Take it and off put it on the chair.
  3. Take it off and put it on the chair.
Cevabı göster

Take it off and put it on the chair.

Bedtime, little ones. Kelime

0:37

Yatma vakti, ufaklıklar.

Kelime

little ones: çocuklara sevgiyle hitap etme

“Bedtime, little ones” ifadesinde little ones, küçük çocuklara sevgiyle hitap etme yoludur. little, küçük veya genç olma anlamı katar; ones ise bağlamdan anlaşılan insanları ifade eder. Burada sayı olan bir veya küçük nesneler kastedilmez. Bu ifade yatma zamanı uyarısını sıcak ve samimi gösterir. Çocukların boyutunu kelimesi kelimesine anlatan bir ifade değil, sevgi içeren bir hitaptır.

Alıştırma

Bu aile içindeki yatma vakti bağlamında little ones ne anlama gelir?

  1. yetişkin misafirler için resmî bir unvan
  2. küçük nesneleri sayma yöntemi
  3. küçük çocuklara sevgiyle hitap etme biçimi
Cevabı göster

küçük çocuklara sevgiyle hitap etme biçimi

At night, George likes to listen to his space mobile. Kelime

0:41

Geceleri George uzaylı dönencesini dinlemeyi sever.

Kelime

space mobile: uzay temalı bebek dönencesi, cep telefonu değil

“At night, George likes to listen to his space mobile” cümlesinde space mobile, uzay temalı, asılı duran ve hareket eden bir süsü ya da oyuncağı ifade eder. Bu nesne genellikle bir bebeğin veya küçük çocuğun yatağının üzerine asılır. Buradaki mobile telefon değil, çocuk odası eşyasıdır. Bir dönence hareket edebilir ve müzik ya da başka sesler çalabilir. Bu yüzden listen to kullanımı doğaldır: George yatmadan önce onun seslerini dinler.

Alıştırma

Bu cümlede space mobile ne anlama geliyor?

  1. Çocuğun yatağının üzerine asılan bir süs
  2. Uzayı gözlemlemek için kullanılan bir teleskop
  3. Uzay temalı kılıfı olan bir cep telefonu
Cevabı göster

Çocuğun yatağının üzerine asılan bir süs

Not space again. Ton ve niyet

0:46

Yine uzay olmasın.

Ton ve niyet

Not space again: tekrarlanan bir şeye duyulan bıkkınlık

Not X again!, bazı sözcüklerin atıldığı kısa bir tepkidir. Daha eksiksiz düşünce I don't want X again. olabilir. Burada X, space olduğundan konuşan kişi uzay temasının bir kez daha seçilmesine tepki veriyor. Buradaki again, tekrarın tarafsız bir ifadesi değildir. not, kısa biçim ve söyleyiş birlikte rahatsızlık, hayal kırıklığı veya yorgun bir şaşkınlık bildirir: “Eyvah, yine uzay.”

Alıştırma

Aynı şarkının yeniden seçilmesinden yakınan tepki hangisidir?

  1. Not that song again!
  2. That song is playing for the first time.
  3. Please play that song again.
Cevabı göster

Not that song again!

Hmm.

0:49

Hımm.

It's boring.

0:49

Çok sıkıcı.

Space isn't boring.

0:51

Uzay sıkıcı değildir.

It's full of stars. Kalıp ifadeler

0:53

Yıldızlarla doludur.

Kalıp ifadeler

full of stars: be full of + isim kalıbı

Be full of + isim, bir şeyden çok miktarda içermek veya o şeyin her yerde bulunması anlamına gelir. It's full of stars cümlesinde it uzayı ifade eder ve uzayın her yerinde yıldızlar olduğunu söyler. Burada full bir sıfattır. full sözcüğünden önce be fiilinin uygun biçimini, içeriğin önünde ise of kullanın: The hall is full of people. of sonrasındaki isim, somut şeyleri veya The story is full of surprises örneğindeki gibi soyut içeriği belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı be full of ile tamamlayın: The museum is ____ visitors today.

Cevabı göster

full of

I can't see anything. Dilbilgisi

0:55

Hiçbir şey göremiyorum.

Dilbilgisi

can't see anything: olumsuz fiilden sonra anything

can't see anything ifadesinde can't cümleyi olumsuz yapar, anything ise olası her şeyi kapsar. İfade bir bütün olarak konuşanın hiçbir şey göremediği anlamına gelir. Standart İngilizcede yaygın yapı şudur: olumsuz fiil + anything. Olumsuzluk anlamı fiilden gelir; anything ikinci bir olumsuzluk eklemez.

Alıştırma

Konuşanın hiçbir ses duyamadığını standart ve doğal İngilizceyle anlatan cümle hangisidir?

  1. I couldn't hear anything in the noisy room.
  2. I couldn't hear something in the noisy room.
  3. I couldn't hear nothing in the noisy room.
Cevabı göster

I couldn't hear anything in the noisy room.

It's too dark.

0:58

Hava çok karanlık.

It's easier to see the stars from outside. Dilbilgisi

1:00

Yıldızları dışarıdan görmek daha kolaydır.

Dilbilgisi

It's easier to see: It is + karşılaştırma sıfatı + to-infinitive

It's easier to see, belirtilen koşulda görmenin daha az zor olduğu anlamına gelir. Easier karşılaştırma biçimidir; bu nedenle cümle, diğer durum açıkça söylenmese bile dışarıda olmayı başka bir durumla karşılaştırır. Burada it belirli bir nesneye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Değerlendirilen eylem to-infinitive ile verilir: It is + karşılaştırma sıfatı + to + fiilin yalın biçimi.

Alıştırma

Cümleyi easier sözcüğünden sonra eylemi başlatan tek sözcükle tamamlayın: It's easier ____ find the keys with the light on.

Cevabı göster

to

Can we go outside now? Ton ve niyet

1:03

Şimdi dışarı çıkabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we...?: birlikte hareket etmek için izin istemek

Burada Can we...? birlikte bir şey yapmak için izin istemek amacıyla kullanılır. Konuşan kişilerin fiziksel olarak dışarı çıkabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Can + özne + fiilin yalın hâli yetenek bildirebilir; ancak soru, eyleme izin verebilecek birine yöneltildiğinde genellikle bir rica işlevi görür. We, konuşanı ve en az bir kişiyi daha kapsar; yalnızca kendiniz için izin isterken Can I...? kullanın.

Alıştırma

Konuşan kişi Can we go outside now? diyerek ne yapıyor?

  1. Grubun zaten dışarıda olduğunu söylemek
  2. Herkesin fiziksel olarak dışarı çıkıp çıkamayacağını kontrol etmek
  3. Dışarı çıkmak için izin istemek
Cevabı göster

Dışarı çıkmak için izin istemek

Peppa, you're in your pajamas.

1:05

Peppa, pijamaların üzerindesin.

Maybe, if you put your coats on over your pajamas, Notlar

1:07

Belki, eğer pijamalarınızın üzerine montlarınızı giyerseniz,

Öbek fiiller

put your coats on: ayrılabilen put ... on öbek fiili

Burada put your coats on, “montlarınızı giyin” anlamına gelir. Put ... on bir giysiyi üzerine giyme eylemini anlatır; on yalnızca konum bildiren bir sözcük değil, öbek fiilin bir parçasıdır. Nesne bir isim olduğunda hem put your coats on hem de put on your coats kullanılabilir. Nesne bir zamirse mutlaka ortada yer alır: put them on denir, put on them denmez.

Alıştırma

put ... on kullanın ve your coat yerine it getirin: Your coat is by the door. Before you go outside, ____.

Cevabı göster

put it on

Kelime

over your pajamas: giysi katmanlarını over ile anlatmak

Over your pajamas ifadesindeki over, giysilerin katmanlarını gösterir. Montlar dışta, pijamalar ise onların altında kalır. Kalıp, dış giysi + over + iç giysi şeklindedir; a jacket over a shirt buna örnektir. Buradaki over, “-den fazla” veya “bitmiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yağmurluğun dış katman olduğunu gösteren edatla cümleyi tamamlayın: She wore a raincoat ____ her school uniform.

Cevabı göster

over

we could go outside just this once. Kalıp ifadeler

1:11

sadece bu seferlik dışarı çıkabiliriz.

Ton ve niyet

Maybe, if ... we could ...: koşullu bir planı ihtiyatla önermek

Maybe, if..., we could... kalıbı bir koşulu olası bir planla bağlar. if yan tümcesi önce ne olması gerektiğini söyler; we could... ise bundan sonra nelerin mümkün olabileceğini belirtir. Maybe ve could, fikri kesinlikten uzak ve ihtiyatlı hâle getirir. Buradaki could geçmişteki bir yetenekten söz etmez; koşullu bir izni veya öneriyi yumuşatır ve konuşmaya açık bırakır. Just this once, planın yalnızca tek seferlik bir istisna olduğunu belirtir.

Alıştırma

Koşullu öneriyi Maybe, if... we could... ile tamamlayın: ____, if we finish our chores, we ____ watch a film.

Cevabı göster

Maybe · could

Kalıp ifadeler

just this once: yalnızca bu seferlik bir istisna

just this once, “yalnızca bu sefer, istisna olarak” demektir. Bu cümlede dışarı çıkmayı şu anki tek seferle sınırlar ve bu saatte dışarı çıkmanın normal kural olmadığını ima eder. Bu ifade, isteği sınırlı göstererek bir rica veya öneriyi yumuşatabilir: konuşan kişi kalıcı bir değişiklik istemez.

Alıştırma

Hangi cümle yeni ve düzenli bir kural yerine tek seferlik bir istisna istiyor?

  1. Could I stay up late just this once?
  2. I stayed up late once last week.
  3. Could I stay up late every night?
Cevabı göster

Could I stay up late just this once?

Hooray!

1:13

Yaşasın!

Daddy, why are you lying on the ground?

1:19

Baba, neden yerde yatıyorsun?

This is the best way to see the stars. Dilbilgisi

1:22

Yıldızları görmenin en iyi yolu budur.

Dilbilgisi

the best way to see: yöntem + to'lu mastar

The best way to see, “görmenin en etkili yolu” demektir. Burada way, fiziksel bir yol veya patika değil, bir yöntem anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the best way to + fiilin yalın hâli şeklindedir. to'lu mastar hedefi veya eylemi belirtir: the best way to learn, the best way to travel ve the best way to save time.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: For this route, cycling is ____ get there before noon.

Cevabı göster

the best way to

Look at these little stars.

1:26

Şu küçük yıldızlara bakın.

Imagine you are joining the dots. Kalıp ifadeler

1:29

Noktaları birleştirdiğinizi hayal edin.

Kalıp ifadeler

joining the dots: noktaları veya ipuçlarını birleştirmek

joining the dots ifadesindeki join, “bağlamak” anlamına gelir: Bir şekil ortaya çıkana kadar bir noktadan diğerine çizgiler çizilir. Burada yıldızlar, nokta birleştirme resmindeki noktalar gibi düşünülür; join, “üye olmak” anlamına gelmez. Bu ifade mecazi olarak da kullanılabilir. Join the dots, ayrı gerçekleri veya ipuçlarını birbirine bağlayarak durumun tamamını anlamak demek olabilir. Bu cümlede çizgilerle şekil oluşturma anlamı gerçektir.

Alıştırma

Şu yeni cümleyi okuyun: The clues seemed unrelated, but Maya joined the dots and found the answer. joined the dots ne anlama geliyor?

  1. Bir grubun üyesi oldu.
  2. İpuçlarını karşılaştırmadan saydı.
  3. Durumu anlamak için ipuçlarını birleştirdi.
Cevabı göster

Durumu anlamak için ipuçlarını birleştirdi.

That's called the Big Dipper. Kültür

1:31

Buna Büyük Kepçe denir.

Kültür

the Big Dipper: yedi yıldızlı bir desen

the Big Dipper, Büyük Ayı takımyıldızı içindeki yedi parlak yıldızın oluşturduğu belirgin desenin bilinen İngilizce adıdır. İngiliz İngilizcesinde aynı desen yaygın olarak the Plough diye de adlandırılır. Burada Dipper, uzun saplı kepçe demektir; çünkü insanlar yıldızlarda bu şekli hayal eder. the Big Dipper ifadesini yalnızca büyük bir kaşığın tarifi olarak değil, tek bir özel ad olarak ele alın: Big ve Dipper büyük harfle yazılır ve normalde the kullanılır.

Alıştırma

Astronomide the Big Dipper neyi ifade eder?

  1. Büyük Ayı'daki yedi parlak yıldızın oluşturduğu tanınabilir bir desen.
  2. Yemek servisi için kullanılan büyük bir kaşık.
  3. Yedi uydusu olan bir gezegen.
Cevabı göster

Büyük Ayı'daki yedi parlak yıldızın oluşturduğu tanınabilir bir desen.

Yes.

1:34

Evet.

And the two stars at the end point to the North Star. Notlar

1:35

Ve uçtaki iki yıldız Kutup Yıldızı'nı işaret eder.

Kalıp ifadeler

point to the North Star: yön göstermek

Burada point to, bir şeyin yönünü veya konumunu göstermek anlamına gelir. Uçtaki iki yıldız, Kutup Yıldızı’na doğru görsel bir kılavuz görevi görür; anlam mekânsaldır, bir görüş ifade etmekle ilgili değildir. Özne insan olmak zorunda değildir. Oklar, tabelalar, harita simgeleri, yıldızlar ve başka ipuçları bir hedefi veya nesneyi gösterirken point to yapısının öznesi olabilir.

Alıştırma

Cümleyi point to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On this map, the red arrow ____ the campsite.

Cevabı göster

points to

Kültür

the North Star: kuzeyi bulmak için bir kılavuz

the North Star, Polaris’in yaygın adıdır. Kuzey Yarımküre’deki gözlemcilere gökyüzünde neredeyse tam kuzey yönünde görünen belirli bir yıldızı ifade eder. Kuzeyde görülen herhangi bir yıldız değildir. Görünür konumu kuzeyi bulmak için güvenilir bir ipucu verdiğinden, insanlar onu uzun zamandır yön bulma referansı olarak kullanmıştır. Bu, uçtaki iki yıldızın onu bulmaya nasıl yardımcı olabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the North Star neyi ifade ediyor?

  1. Gökyüzünün kuzey bölümünde görülen herhangi bir yıldız
  2. Geleneksel olarak kuzeyi bulmak için kullanılan belirli bir yıldız
  3. Yolcuları eve götürmek için kuzeye doğru hareket eden bir yıldız
Cevabı göster

Geleneksel olarak kuzeyi bulmak için kullanılan belirli bir yıldız

Wow.

1:39

Vay canına.

North Star, North Star,

1:41

Kutup Yıldızı, Kutup Yıldızı,

are you near or are you far?

1:44

yakın mısın yoksa uzak mısın?

Can we get there in the car? Kalıp ifadeler

1:47

Oraya arabayla gidebilir miyiz?

Kalıp ifadeler

get there: daha önce sözü edilen yere ulaşmak

Bu soruda get there, daha önce sözü edilen yere ulaşmak demektir. Get burada bir şeyi almak ya da elde etmek değil, varmayı anlatır; there ise konuşulan hedefi gösterir. There bir yer zarfı olduğu için get there denir ve to kullanılmaz. Yer adı açıkça söylendiğinde get to kullanılır: get to the station.

Alıştırma

Get there kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum closes soon. How can we ____ in time?

Cevabı göster

get there

No, Peppa.

1:50

Hayır, Peppa.

The stars are much too far away. Dilbilgisi

1:52

Yıldızlar çok ama çok uzakta.

Dilbilgisi

much too far away: uygulanabilir sınırın ötesindeki mesafe

Much too + sıfat veya sıfat öbeği, bir derecenin kabul edilebilir, uygulanabilir ya da mümkün düzeyi çok aştığını belirtir. Much too far away ifadesinde too mesafenin aşırı olduğunu gösterir, much ise too sözcüğünü güçlendirir: yıldızlar yalnızca uzakta değil, bu planla ulaşılamayacak kadar uzaktadır. Sözcük sırasını much + too + sıfat olarak koruyun: much too far ve much too heavy. Araya very koymayın ve much sözcüğünü too sonrasına taşımayın.

Alıştırma

Much too + expensive kullanarak cümleyi tamamlayın: I can't buy this jacket; it is ____ for me.

Cevabı göster

much too expensive

Are they even further than the seaside? Dilbilgisi

1:54

Deniz kenarından bile daha mı uzaktalar?

Dilbilgisi

even further than: şaşırtıcı bir karşılaştırmayı vurgulama

Further, far sözcüğünün karşılaştırma biçimlerinden biridir; than ise karşılaştırılan şeyi getirir. Even, mesafenin beklenenden daha fazla olduğunu vurgulamak için further sözcüğünden önce gelir. Bu soruda konuşan kişi yalnızca iki mesafeyi karşılaştırmıyor. Even şaşkınlık da katıyor: gerçekten deniz kıyısından daha uzakta olabilirler mi?

Alıştırma

İkinci köyün şaşırtıcı biçimde birinci köyden daha uzakta olduğunu anlatan, dil bilgisi açısından doğru cümleyi seçin.

  1. The second village is very further than the first one.
  2. The second village is even further than the first one.
  3. The second village is even far than the first one.
Cevabı göster

The second village is even further than the first one.

Oh, yes.

1:57

Oh, evet.

But they look a lot closer through a telescope. Notlar

1:58

Ama bir teleskopla çok daha yakın görünürler.

Dilbilgisi

a lot closer: karşılaştırma derecesini güçlü biçimde vurgulamak

A lot, karşılaştırma derecesindeki bir sıfattan önce gelebilir. A lot closer, çok daha yakın demektir ve iki görünüm ya da durum arasındaki büyük farkı belirtir. Yapı a lot + karşılaştırma derecesindeki sıfat şeklindedir. Buradaki look, görünmek anlamındadır. Yıldızlar teleskopla bakıldığında daha yakın görünür, ancak gerçek mesafeleri değişmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi a lot ve bright sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The room looks ____ with the lights on.

Cevabı göster

a lot brighter

Kelime

through a telescope: optik bir araç aracılığıyla bakmak

Through a telescope, “teleskobun merceklerinden bakarak” anlamına gelir. Burada through, bakmak için kullanılan optik aracı belirtir; bir kişinin veya nesnenin teleskobun bir ucundan diğer ucuna fiziksel olarak geçtiğini anlatmaz.

Alıştırma

Optik bir araç aracılığıyla bakmayı gösteren edatla cümleyi tamamlayın: To examine the slide, look ____ the microscope.

Cevabı göster

through

Have we got a telescope? Dilbilgisi

2:02

Bizim teleskobumuz var mı?

Dilbilgisi

Have we got ...?: Britanya İngilizcesinde sahipliği sormak

Have we got ...?, “bizim” bir şeye sahip olup olmadığımızı sorar. Bu kullanımda have got birlikte çalışarak şimdiki zamandaki sahipliği ifade eder; got geçmişte bir şeyin “alındığı” anlamına gelmez. Soruyu oluşturmak için have öznenin önüne getirilir: Have + subject + got + noun? Kısa cevaplar Yes, we have ve No, we haven't şeklindedir.

Alıştırma

Soruyu Britanya İngilizcesindeki yaygın gündelik sahiplik yapısıyla tamamlayın: ____ enough plates for the picnic?

Cevabı göster

Have we got

No, but Grandpa Pig has a very good telescope.

2:05

Hayır, ama Büyükbaba Domuz'un çok iyi bir teleskobu var.

Can we go to Grandpa Pig's house now?

2:08

Şimdi Büyükbaba Domuz'un evine gidebilir miyiz?

It's much too late.

2:12

Saat çok geç.

Maybe we can go just this once, Daddy Pig.

2:14

Belki sadece bu seferlik gidebiliriz, Baba Domuz.

Hooray!

2:17

Yaşasın!

It is the first time Peppa and George have been in the car at night. Dilbilgisi

2:19

Peppa ve George ilk kez gece vakti arabadalar.

Dilbilgisi

the first time ... have been: şu ana kadarki ilk deneyim

It is the first time + özne + have/has + fiilin üçüncü hâli kalıbı, bir kişinin şu ana kadar bir deneyimi ilk kez yaşadığını anlatır. Ana cümle şimdiki zamana bağlı olduğu için deneyimi anlatan yan cümlede genellikle present perfect kullanılır. Peppa and George çoğul bir özne oluşturur, bu yüzden have been kullanılır. Been, be fiilinin üçüncü hâlidir. Buradaki have been, gece arabada bulunma deneyimini anlatır; edilgen bir yapı değildir.

Alıştırma

Travel fiilinin present perfect biçimini kullanarak ilk deneyim cümlesini tamamlayın: It is the first time I ____ alone.

Cevabı göster

have travelled

Look, we're following the North Star. Kelime

2:25

Bakın, Kutup Yıldızı'nı takip ediyoruz.

Kelime

we're following the North Star: yön bulma anlamında follow

Bu cümlede follow, nereye gidileceğini belirlemek için bir şeyi rehber olarak kullanmak anlamındadır. Kutup Yıldızı yön bulmak için kullanılan sabit bir referans noktasıdır; bu nedenle we're following the North Star, hareket eden bir yıldızı kovalamak değil, rotayı belirlemek için ondan yararlanmak demektir. Bu anlam follow the signs, follow the directions ve follow a route ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede follow, «bir şeyi rota için rehber olarak kullanmak» anlamındadır?

  1. Follow the signs to the exit.
  2. A reporter followed the actor down the street.
  3. The puppy followed me into the garden.
Cevabı göster

Follow the signs to the exit.

North Star, North Star,

2:29

Kutup Yıldızı, Kutup Yıldızı,

shining with a twinkly glow, Kalıp ifadeler

2:32

pırıl pırıl bir ışıltıyla parlayan,

Kalıp ifadeler

shining with a twinkly glow: pırıl pırıl bir ışıkla parlamak

Shining with a twinkly glow, parıldıyor ya da titreşiyor gibi görünen bir ışık yaymak anlamına gelir. with edatı, parlamaya eşlik eden ışığın türünü belirtir. Twinkly, twinkle fiilinden türeyen eğlenceli bir sıfattır; glow ise yumuşak ve görülebilen bir ışığı anlatır. Twinkly glow birlikte kullanıldığında bilimsel bir tanımdan çok sıcak ve çocuklara uygun bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede twinkly glow eğlenceli ve görsel bir betimlemede doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The fairy lights shone with a warm, twinkly glow.
  2. The astronomer used twinkly glow as an exact measurement.
  3. The mechanic tightened the bolt with a twinkly glow.
Cevabı göster

The fairy lights shone with a warm, twinkly glow.

please show us the way to go. Kalıp ifadeler

2:35

lütfen bize gideceğimiz yolu göster.

Kalıp ifadeler

show us the way to go: bize gideceğimiz yolu göstermek

Show us the way, “bize yol göster veya hangi yolu izlememiz gerektiğini açıkça belirt” anlamına gelir. Bu cümlede show bir nesneyi sergilemek değil, yön tarif etmekle ilgilidir. to go mastar yapısı way sözcüğünü açıklar ve “gitmemiz gereken yön veya yol” anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp show + kişi + the way to + yer şeklindedir.

Alıştırma

Kibar isteği show + kişi + the way to + yer yapısıyla tamamlayın: Could you ____ the station?

Cevabı göster

show me the way to

Peppa and George have arrived at Granny and Grandpa Pig's house. Kalıp ifadeler

2:39

Peppa ve George, Büyükanne ve Büyükbaba Domuz'un evine vardılar.

Kalıp ifadeler

have arrived at: belirli bir yere varmak

have arrived at ifadesinde have arrived, present perfect yapısındadır. Varış tamamlanmıştır ve bu yapı şu anki sonucu öne çıkarır: Peppa ile George artık evdedir. at edatı, varış yerini belirli bir nokta veya yer olarak gösterir. Ev, istasyon, adres veya buluşma noktası gibi belirli varış yerleriyle arrive at kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi arrive fiilinin present perfect biçimiyle ve belirli bir yere uygun edatla tamamlayın: We ____ the meeting point.

Cevabı göster

have arrived at

Oh dear.

2:42

Oh, hay Allah.

I do hope Grandpa and Granny Pig haven't gone to bed. Notlar

2:43

Umarım Büyükbaba ve Büyükanne Domuz henüz yatmamışlardır.

Dilbilgisi

do hope: olumlu cümlede vurgulu do

I do hope ifadesinde do vurgu yapar: umudu özellikle güçlü veya içten gösterir ve I really hope ifadesine yakın bir anlam verir. Burada soru işareti görevi görmez ve gereksiz bir dolgu sözcüğü değildir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Özne I olduğunda ve şimdiki zamana ait olumlu bir ifade kurulduğunda do hope kullanılır; vurgu yardımcı fiilinden sonra hope yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Umudu özellikle içten göstermek için vurgulu do kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ your interview goes well.

Cevabı göster

do hope

Kalıp ifadeler

gone to bed: gece için yatmaya gitmek

Go to bed, uyumak için yatağa girmek veya daha genel olarak gece dinlenmek üzere günlük işleri bırakmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca belirli bir yatağa doğru yürümek anlamına gelmez. Burada gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacı olan biçimidir. Haven't gone to bed, Büyükbaba Pig ile Büyükanne Pig'in şu ana kadar henüz yatmadığını belirtir; konuşan kişi de onların hâlâ uyanık olmasını umar.

Alıştırma

Cümleyi go to bed ifadesinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: It's late, and the children have already ____.

Cevabı göster

gone to bed

What are you doing here at this hour? Ton ve niyet

2:52

Bu saatte burada ne yapıyorsunuz?

Ton ve niyet

at this hour: alışılmadık bir zamanı belirtmek

At this hour, “tam bu saatte” anlamına gelir; ancak böyle bir soruda genellikle zamanın alışılmadık olduğunu, çoğu kez çok geç ya da çok erken olduğunu belirtir. Saatin tam olarak kaç olduğunu sormaz. Bu nedenle soru, birinin o saatte orada bulunmasına duyulan şaşkınlığı ifade eder. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak endişe, rahatsızlık veya hesap soran bir tavır da aktarabilir.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir toplantıda saatin kaç olduğunu tarafsız biçimde sormak istiyorsunuz. What are you doing here at this hour? demek uygun mudur?

  1. Evet. Tam saati öğrenmek için tarafsız bir sorudur.
  2. Hayır. O saatte orada bulunmanın alışılmadık olduğunu ima eder ve suçlayıcı duyulabilir.
Cevabı göster

Hayır. O saatte orada bulunmanın alışılmadık olduğunu ima eder ve suçlayıcı duyulabilir.

We want to see the stars.

2:55

Yıldızları görmek istiyoruz.

Peppa and George were hoping they could look through your telescope. Notlar

2:57

Peppa ve George senin teleskobundan bakabilmeyi umuyorlardı.

Ton ve niyet

were hoping they could: kibarca izin istemek

Bu cümlede were hoping they could, Peppa ve George'un isteğini dolaylı bir ricaya dönüştürür: Daddy Pig onların teleskobu kullanıp kullanamayacağını nazikçe soruyor. Geçmişte devam yapısındaki were hoping ifadeye mesafe katar; could da ricayı can'e göre daha dolaylı yapar. Kalıp özne + was/were hoping + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki geçmiş biçim, esas olarak şu anda yapılan ricayı yumuşatır; umudun sona erdiği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Kibar ricayı were hoping ... could kalıbıyla tamamlayın: We ____ reserve this room for an hour.

Cevabı göster

were hoping we could

Kalıp ifadeler

look through your telescope: bir araçtan bakmak

look through your telescope, ötesindeki bir şeyi görmek için gözleri teleskobun göz merceğine yöneltmek anlamına gelir. Through, görüş hattının bir araçtan veya ortamdan geçtiğini gösterir. Through sözcüğünden sonraki öge, gözlemlenen şey değil, bakmak için kullanılan araçtır. Hedef at ile belirtilebilir: look through the telescope at the moon. Telescope ile birlikte kullanıldığında look through fiziksel olarak bir aracın içinden bakmayı anlatır; belgelerle kullanıldığında taşıyabildiği inceleme veya gözden geçirme anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle onun hücreleri gözlemlemek için mikroskobu kullandığı anlamına gelir?

  1. She looked for the microscope near the cell samples.
  2. She looked through the microscope at the cells.
  3. She looked at the microscope beside the cell samples.
Cevabı göster

She looked through the microscope at the cells.

I see. Ton ve niyet

3:01

Anlıyorum.

Ton ve niyet

“Anlıyorum” anlamında I see.

Burada I see., konuşmada “anlıyorum” veya “şimdi anladım” anlamına gelen bir karşılıktır. see fiili mecaz anlamda kullanılır: konuşan kişi bir açıklamayı kavramıştır; gözleriyle bir şey görmüş değildir. Bu ifade, bilginin anlaşıldığını gösterir ancak tek başına “katılıyorum” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı ofisin cuma günleri geç açıldığını açıklıyor. I see. yanıtı neyi ifade eder?

  1. Konuşan kişi ofisi gözleriyle görebiliyor.
  2. Konuşan kişi bilgiyi anlıyor.
  3. Konuşan kişi geç açılmanın iyi bir fikir olduğuna katılıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi bilgiyi anlıyor.

Very well. Ton ve niyet

3:02

Pekala.

Ton ve niyet

Resmî bir kabul bildiren Very well.

Burada Very well., bir isteği veya düzenlemeyi kabul eden tam bir yanıttır ve “peki, öyle olsun” anlamına yakındır. Bir şeyin ne kadar iyi yapıldığını anlatmaz. Bir kabul ifadesi olarak OK'den daha resmî ve düşünülmüş duyulur. Ses tonuna bağlı olarak, kişinin kabul etmeden önce konuyu değerlendirdiğini de gösterebilir.

Alıştırma

Bir okul müdürü bir isteği değerlendirip “Very well.” diyor. Bu yanıt ne anlama gelir?

  1. Okul müdürü isteğin ne kadar iyi yazıldığını övüyor.
  2. Okul müdürü isteği reddediyor.
  3. Okul müdürü isteği resmî biçimde kabul ediyor.
Cevabı göster

Okul müdürü isteği resmî biçimde kabul ediyor.

To the top of the house, everyone. Anlatım akışı

3:04

Evin tepesine, herkes.

Anlatım akışı

To the top of the house, everyone: go söylenmeden verilen yönlendirme

Burada To the top of the house, hareket fiili go söylenmeden kullanılan eksiltili bir yönlendirmedir. Bağlam içinde Go to the top of the house ile aynı işlevi görür. Sondaki everyone, grubun tamamını hareket etmeye çağırır. Bu kısa ifade, bir sonraki yere hızlı bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu repliğin sahnedeki temel işlevi nedir?

  1. Grubun tamamının zaten yukarıda olduğunu söyler.
  2. Grubun tamamına evin çatısına gitmelerini söyler.
  3. Gruptan evin üst kısmını tarif etmelerini ister.
Cevabı göster

Grubun tamamına evin çatısına gitmelerini söyler.

Here she is, Old Bess. Kelime

3:11

İşte burada, Yaşlı Bess.

Kelime

Here she is, Old Bess: sevilen bir nesne için she kullanımı

Here she is ifadesindeki she, bir kadını değil, konuşanın Old Bess adını verdiği teleskobu belirtir. Dişil zamir, teleskobu kişileştirir ve ona duyulan sevgiyi gösterir. Here she is aynı zamanda bir şeyi sunma ifadesidir: söz konusu kişi ya da nesnenin bulunduğunu veya görünür hâle geldiğini bildirir. Sondaki Old Bess adı, she zamirinin neyi belirttiğini açıklar.

Alıştırma

Konuşan, Old Bess için neden she kullanıyor?

  1. Old Bess odaya giren bir kadın olduğu için.
  2. Ad verilmiş ve değer verilen bir teleskobu kişileştirmek için.
  3. Her teleskop she zamirini aldığı için.
Cevabı göster

Ad verilmiş ve değer verilen bir teleskobu kişileştirmek için.

Wow.

3:14

Vay canına.

Grandpa Pig's hobby is looking at the stars.

3:16

Büyükbaba Domuz'un hobisi yıldızlara bakmaktır.

Now, who's for the first look? Ton ve niyet

3:20

Şimdi, ilk kim bakmak ister?

Ton ve niyet

Who's for the first look? — samimi bir Britanya İngilizcesi daveti

Bu cümlede who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu tür davetlerde be for something, sunulan şeyi istemek veya katılmaya istekli olmak anlamına gelir. The first look, herkesten önce bakma fırsatıdır; dolayısıyla konuşan kişi ilk olmak isteyen bir gönüllü aramaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen Who's for + isim? kalıbı; yiyecek sunmanın, bir etkinlik önermenin veya bir fırsatı değerlendirmek isteyenleri davet etmenin samimi bir yoludur. Buradaki for, “birinin yararı için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Rahat bir aile pikniğinde ev sahibi “Who's for some cake?” diye soruyor. Ne demek istiyor?

  1. Kim biraz pasta ister?
  2. Pastayı kim arıyor?
  3. Pastayı başkası için kim yaptı?
  4. Pastanın parasını kim ödemeli?
Cevabı göster

Kim biraz pasta ister?

Me, me, me.

3:23

Ben, ben, ben.

Ooh, the North Star.

3:25

Ooh, Kutup Yıldızı.

We sailors use it to find our way home. Notlar

3:28

Biz denizciler evin yolunu bulmak için onu kullanırız.

Dilbilgisi

use it to find — use + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı

use + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir araç veya kaynağı kullanım amacıyla ilişkilendirir. use it to find ifadesinde it kullanılan şeyi, to find ise bu şeyin denizcilerin ne yapmasına yardımcı olduğunu belirtir. to ile kurulan mastar, “Onu ne amaçla kullanıyorlar?” sorusunu yanıtlar. Amaç bildirir; bir yere doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Araç ve amaç kalıbını kullanın. use ile başlayan tam üç İngilizce sözcük yazın ve pusuladan it diye söz edin: A compass shows direction. We ____ find north.

Cevabı göster

use it to

Kalıp ifadeler

find our way home: eve dönüş yolunu bulmak

Bu cümlede find our way home, eve dönüş yolunu belirleyip izleyerek başarıyla eve ulaşmak anlamına gelir. Yıldız denizcilere yön gösterdiği için find burada bir nesne bulmayı değil, yönünü bulmayı anlatır. Yapı find + iyelik belirleyicisi + way + home şeklindedir. Kişiye göre our değişir; find my way ve find her way buna örnektir. Burada home yön bildiren bir zarftır, bu nedenle önüne to getirilmez.

Alıştırma

Cümleyi find one's way home ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After getting lost, Leo used a map to ____.

Cevabı göster

find his way home

Daddy used it to find his way here.

3:32

Baban buraya gelen yolu bulmak için onu kullandı.

Are there other things in the sky? Dilbilgisi

3:37

Gökyüzünde başka şeyler de var mı?

Dilbilgisi

Are there other things in the sky?: Are there ...? soru yapısı

Are there ...?, varlık bildiren there are yapısının soru biçimidir. Bir yerde çoğul kişi veya nesnelerin bulunup bulunmadığını sorar. Temel yapı Are there + çoğul isim + yer? şeklindedir. Burada there, 'orada' gibi belirli bir yeri göstermez; yeri in the sky belirtir. Other things, zaten bilinen Kutup Yıldızı dışında başka şeyler anlamına gelir.

Alıştırma

Soruyu Are there ile tamamlayın: You already know about one path. ____ other paths through the park?

Cevabı göster

Are there

Yes.

3:39

Evet.

This is a planet called Saturn. Kültür

3:41

Bu, Satürn denen bir gezegen.

Kültür

a planet called Saturn: isim + called + ad

a planet called Saturn ifadesinde called Saturn, planet sözcüğünden sonra gelir ve gezegenin adını verir. Bu, a planet that is called Saturn ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada called, “telefonla aranan” değil, “adı ... olan” anlamındadır. Saturn, Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin adıdır; Türkçede Satürn denir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerin adını tanıtmak için isim + called + ad yapısını kullanır?

  1. We stayed in a village called Pinebrook.
  2. We stayed in a called Pinebrook village.
  3. We called Pinebrook from the village.
Cevabı göster

We stayed in a village called Pinebrook.

Wow.

3:44

Vay canına.

What are those pretty rings?

3:45

Şu güzel halkalar da ne?

They are made of rock and ice. Dilbilgisi

3:48

Onlar kaya ve buzdan oluşur.

Dilbilgisi

are made of rock and ice: be made of + malzeme

Are made of, şeylerin hangi malzemelerden oluştuğunu anlatır. Burada they, Satürn'ün halkalarını ifade eder ve çoğul özneyle are kullanılır. Bir nesnenin maddesini veya bileşenlerini açıklamak için be made of + malzeme yapısını kullanın. be, özneye göre değişir: tek bir şey için is made of, birden fazla şey için are made of kullanılır.

Alıştırma

be made of yapısının eksik bölümünü yazarak cümleyi tamamlayın: These shelves are ____ metal.

Cevabı göster

made of

Saturn is very, very cold. Kalıp ifadeler

3:51

Satürn çok ama çok soğuktur.

Kalıp ifadeler

very, very cold: tekrarla daha güçlü vurgu yapma

very sözcüğünü tekrarlamak cold sıfatının derecesini artırır: very, very cold, very cold ifadesinden daha güçlü bir vurgu taşır. İkinci very ayrı bir anlam eklemez. Virgül, tekrarlanan sözcükler arasındaki ritmi gösterir. Konuşmada bu tekrar, betimlemeyi daha canlı ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Daha güçlü vurgu yapmak için very sözcüğünü tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: The cave is ____, ____ dark.

Cevabı göster

very · very

We could build a snowman, George. Dilbilgisi

3:54

Kardan adam yapabilirdik, George.

Dilbilgisi

We could build: could ile hayalî bir öneri sunma

We could build... ifadesinde could, bir şey yapmayı bir fikir veya hayalî olasılık olarak sunar: yapmayı düşünebileceğimiz bir şeydir. Geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. We will build... ile karşılaştırıldığında We could build..., kesin bir plan veya söz vermek yerine fikri açık bir seçenek olarak bırakır. Bu eğlenceli ve hayalî durumda bu açıklık önemlidir.

Alıştırma

Hangi cümlede could, We could build... ifadesindeki gibi bir fikir önermek için kullanılmıştır?

  1. We could visit the museum after lunch.
  2. She could read when she was four.
  3. He said it could rain tomorrow.
  4. Could you pass the salt?
Cevabı göster

We could visit the museum after lunch.

Quick! Look!

4:04

Çabuk! Bakın!

Oh.

4:07

Oh.

It's a shooting star. Kültür

4:08

Bu bir kayan yıldız.

Kültür

shooting star: gökyüzündeki parlak bir ışık izi

Shooting star, gece gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izinin yaygın adıdır. Aslında bir yıldız değildir; bu ışık, uzaydan gelen küçük bir maddenin Dünya'nın atmosferine girmesiyle oluşur. Buradaki shooting, gökyüzünde hızlı hareket etmeyi anlatır. Bir silahı ateşlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede shooting star ne anlama geliyor?

  1. Gökyüzünde hareketsiz duran bir gezegen.
  2. Silah ateşleyen bir yıldız.
  3. Fotoğrafı çekilen bir yıldız.
  4. Gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izi.
Cevabı göster

Gökyüzünde hızla ilerleyen parlak bir ışık izi.

You must make a wish. Kültür

4:11

Bir dilek tutmalısın.

Kültür

must make a wish: coşkulu bir hatırlatma

Make a wish, gerçekleşmesini umduğun bir şeyi düşünerek “dilek tutmak” anlamında kullanılan kalıplaşmış ifadedir. Bu ifadede do değil, make kullanılır. Kayan yıldız görüldüğünde dilek tutmak yaygın bir gelenektir. Bu samimi ve heyecanlı bağlamda must, katı bir emir değil, kabaca “bunu mutlaka yapmalısın!” anlamında coşkulu bir hatırlatmadır.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bir doğum günü kutlamasında arkadaşınız “You must make a wish!” sözünü katı bir emir yerine coşkulu bir hatırlatma olarak kullanabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

I wish that when George's old enough to have his own rocket, Dilbilgisi

4:13

Diliyorum ki George kendi roketine sahip olacak kadar büyüdüğünde,

Dilbilgisi

old enough to have: sıfat + enough + to

Old enough to have, George'un kendi roketine sahip olmak için gereken yaşa ulaştığını anlatır. adjective + enough + to + base verb yapısı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Enough sıfattan sonra gelir: old enough denir, enough old denmez. to have mastarı, bu yaşın mümkün kıldığı eylemi belirtir.

Alıştırma

old ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Sam is ____ to ride this bicycle safely.

Cevabı göster

old enough

he will take me into space.

4:18

beni uzaya götürsün.

Dilbilgisi

when George's old enough ..., he will ...: geleceğe yönelik zaman yan cümleleri

Burada when, gelecekteki bir zamanı belirten yan cümleyi başlatır ve sonraki eylemin ne zaman gerçekleşeceğini gösterir. Olay henüz gerçekleşmemiş olsa da when yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: when George is old enough. Ana cümlede gelecekteki sonuç için will take kullanılır. Buradaki George's, George is ifadesinin kısaltmasıdır. old bir sıfat olduğu için 's sahiplik göstermez. Kullanılabilecek kalıp When + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When Maya ____ school tomorrow, she will call us.

Cevabı göster

finishes