Yağmur Yağmur Git Buradan - Peppa Pig dışarı çıkıp oynayamıyor, yağmurlu bir gün: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
540 kelime 138 kel/dk

Video açıklaması: Yağmur yüzünden içeride kalmak zorunda olan Peppa ile George, ipuçlarından yararlanarak saklanmış lastik ördeği arar; yağmur durunca dışarı çıkıp çamurlu bir su birikintisinde zıplarlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have to stay inside. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have to yapısının kişisel bir isteği değil, koşulların doğurduğu bir zorunluluğu anlattığını kavramayı sağlar. Öğrenci bu kalıpla hava durumu, kurallar, programlar veya başka dış koşullar nedeniyle birinin ne yapması gerektiğini açıklayabilir. 2. Give me a clue. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir arama, bilmece ya da soru zorlaştığında ipucu istemenin doğrudan ve doğal bir yolu olarak tanınır. Oyunlarda, sınıf etkinliklerinde ve sorun çözme konuşmalarında kullanılabilir; daha yumuşak veya nazik bir ton gerektiğinde sonuna please eklenebilir. 3. Jump up and down. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Yukarı sıçrayıp yeniden yere inme hareketinin tekrarlanmasını anlatan yerleşik eylem ifadesidir. Öğrencinin su birikintisinde oynamayı, egzersizi, çocukların hareketlerini veya fiziksel coşku gösterilerini yalnızca jump demekten daha kesin biçimde betimlemesini sağlar.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:01

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:02

Bu benim küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:10

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:13

Peppa Pig.

The Rainy Day Game.

0:16

Yağmurlu Gün Oyunu.

It is raining.

0:19

Yağmur yağıyor.

Peppa and George have to stay inside. Dilbilgisi

0:20

Peppa ve George içeride kalmak zorunda.

Dilbilgisi

have to stay inside: koşulların oluşturduğu zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli zorunluluk bildirir: bir kural, durum veya koşul bir eylemi gerekli hâle getirir. Burada have to stay inside, Peppa ile George isteseler de istemeseler de koşulların içeride kalmalarını gerektirdiği anlamına gelir. Buradaki have, sahip olmak anlamında değildir; sabit have to yapısının bir parçasıdır. to'dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır: stay.

Alıştırma

Cümleyi have to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: At this pool, we ____ wear swimming caps.

Cevabı göster

have to

I don't like rainy days.

0:23

Yağmurlu günleri sevmem.

I like rainy days because they make muddy puddles to jump in. Anlatım akışı

0:25

Ben yağmurlu günleri severim çünkü zıplamak için çamurlu su birikintileri yaparlar.

Anlatım akışı

because they make muddy puddles to jump in: nedeni belirtmek

Because bir neden sunar. Ana cümle önce konuşanın tercihini, I like rainy days, belirtir; ardından because yan cümlesi nedenini açıklar: yağmurlu günler içine atlanabilecek çamurlu su birikintileri oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni tutum veya sonuç + because + neden şeklindedir. Dinleyen kişi önce ana fikri, ardından açıklamayı duyar.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir tercihi belirtip ardından nedenini vermek için because kullanıyor?

  1. I like the park, but it has a big playground.
  2. I like the park, so it has a big playground.
  3. I like the park because it has a big playground.
Cevabı göster

I like the park because it has a big playground.

Can we jump in muddy puddles now? Kalıp ifadeler

0:30

Şimdi çamurlu su birikintilerinde zıplayabilir miyiz?

Kalıp ifadeler

jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinde zıplamak

jump in + yer kalıbı, o yerin içine atlamayı veya içinde zıplamayı anlatır. Bu cümlede muddy puddles, zıplamanın gerçekleştiği yerdir; bu nedenle jump in muddy puddles çamurlu suyun içine atlayıp orada oynamak anlamına gelir. Edat önemlidir: in, kişinin su birikintisinin içine girdiğini veya oraya indiğini gösterir; üzerinden atladığını göstermez.

Alıştırma

Çocukların çamurlu su birikintilerinin içine inip ıslandığını gösteren cümleyi seçin.

  1. The children jumped over the muddy puddles and kept their boots dry.
  2. The children walked around the muddy puddles and kept their boots dry.
  3. The children jumped in the muddy puddles and got their boots wet.
Cevabı göster

The children jumped in the muddy puddles and got their boots wet.

Peppa, we need to wait until it's stopped raining. Dilbilgisi

0:35

Peppa, yağmur durana kadar beklememiz gerek.

Dilbilgisi

need to wait until it's stopped raining: yağmur durana kadar beklemek

Need to wait until..., bir sonraki eylemin belirtilen bir zaman veya koşuldan önce gerçekleşemeyeceğini anlatır. Until, beklemenin sona erdiği noktayı belirtir; burada bu nokta yağmurun bitmesidir. it's stopped raining ifadesinde it's, it is değil it has anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has stopped, bir sonraki eylemi mümkün kılan tamamlanmış sonucu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, koşul gerçekleşene kadar bekleyip ancak sonrasında hareket etmek anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the rain has stopped.

Cevabı göster

wait until

When will it stop?

0:40

Ne zaman duracak?

Let's listen to the weather forecast. Kelime

0:41

Hava durumunu dinleyelim.

Kelime

the weather forecast: yaklaşan hava durumuyla ilgili bir rapor

The weather forecast, yaklaşan hava durumuyla ilgili bir rapor veya tahmin anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede listen to the weather forecast, hava durumunun kendisini değil, bu raporu dinlemek anlamına gelir. Weather, forecast türünü belirtir. Aynı ifade check, watch veya hear gibi fiillerden sonra da doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, yaklaşan hava durumuyla ilgili bir tahmin anlamına gelen dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Let's check the ____ before our picnic.

Cevabı göster

weather forecast

This is the weather forecast.

0:44

İşte hava durumu.

It will rain all day. Kalıp ifadeler

0:46

Bütün gün yağmur yağacak.

Kalıp ifadeler

all day: tek bir gün boyunca devam eden süre

All day, günün tamamı veya tek bir kesintisiz dönem olarak düşünülen büyük bölümü boyunca anlamına gelen bir zaman ifadesidir. Burada yağmurun gün boyunca devam etmesinin beklendiğini belirtir. Doğrudan süre bildiren bir ifade olarak kullanılır: It rained all day. Bu yaygın yapıda for gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle yağmurun dün gün boyunca devam ettiği anlamına gelir?

  1. It rained once yesterday.
  2. It rained every day last week.
  3. It rained all day yesterday.
Cevabı göster

It rained all day yesterday.

Oh.

0:47

Oh.

I know.

0:49

Buldum.

We can play the Rainy Day Game.

0:50

Yağmurlu Gün Oyunu'nu oynayabiliriz.

What's the Rainy Day Game?

0:52

Yağmurlu Gün Oyunu nedir?

I'll show you. Ton ve niyet

0:55

Size göstereceğim.

Ton ve niyet

I'll show you: hemen göstermeyi teklif etmek

“I’ll show you”, konuşanın bir şeyi uygulamalı olarak göstereceği veya dinleyenin onun nasıl çalıştığını görmesini sağlayacağı anlamına gelir. Bu sahnede ifade, açıklamadan eyleme geçerek bir soruya doğal biçimde cevap verir. “I’ll”, “I will” ifadesinin kısaltmasıdır. Burada will, resmî bir gelecek tahmini değil, konuşma anında verilen bir kararı veya yapılan bir teklifi ifade eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yeni bir şişe açacağının nasıl kullanıldığını soruyor. Hangi cevap hemen uygulamalı olarak göstermeyi doğal biçimde teklif eder?

  1. I'll tell you what it is called.
  2. I'll show you.
  3. I'll ask someone else to do it.
Cevabı göster

I'll show you.

If I take this rubber duck and hide it where you can see it, Dilbilgisi

0:57

Eğer bu plastik ördeği alıp görebileceğiniz bir yere saklarsam,

Dilbilgisi

where you can see it: where ile kurulan yer yan cümlesi

“where you can see it”, “onu görebileceğin bir yerde” anlamına gelir. Bu, hide it ifadesini tamamlayarak saklama eyleminin nerede gerçekleştiğini belirten bir yer yan cümlesidir; söz konusu yer dinleyen kişi tarafından hâlâ görülebilir. Burada where bir yan cümle başlatır; soru sormaz. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + where + özne + fiil şeklindedir. Örneğin: Put it where everyone can reach it.

Alıştırma

Hangi cümle where ile doğru bir yer yan cümlesi kurar?

  1. Leave where the note everyone can see it.
  2. Leave the note where can everyone see it.
  3. Leave the note where everyone can see it.
Cevabı göster

Leave the note where everyone can see it.

do you think you could find it? Ton ve niyet

1:02

onu bulabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Ton ve niyet

Do you think you could...?: nazik bir rica veya davet

Do you think you could...? kalıbı, birinin bir şeyi yapabilecek durumda veya yapmaya istekli olup olmadığını nazikçe sorar. Buradaki could geçmiş zamanı göstermez; soruyu daha az doğrudan yapar. Bu cümlede konuşan kişi, dinleyiciyi nesneyi bulmayı denemeye de davet eder. Do you think you could + fiilin yalın hâli...? kalıbını kullanarak buyurgan görünmeden ricada bulunabilir veya küçük bir meydan okuma önerebilirsiniz.

Alıştırma

Nazik ricayı hedef kalıpla tamamlayın: ____ hold the door for me?

Cevabı göster

Do you think you could

Daddy, if we can see it, Dilbilgisi

1:03

Baba, eğer onu görebilirsek,

you haven't hidden it.

1:07

saklamış olmazsın.

Dilbilgisi

If we can see it, you haven't hidden it: koşul ve şu anki sonuç

if yan cümlesi gözlemlenebilir bir kanıt sunar: nesne görünüyorsa koşul doğrudur. Ana cümle daha sonra bu kanıtı kullanarak nesnenin saklandığı düşüncesini reddeder. You haven't hidden it, present perfect yapısındadır. Bu özel denemenin şu anki sonucunu değerlendirir: saklama eylemi başarıyla tamamlanmamıştır. Kişinin nesneyi hiçbir zaman saklamadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemin hedeflenen sonuca ulaşmadığını belirlemek için görülebilir bir koşul kullanıyor?

  1. Because the screen was on, I turned off the computer.
  2. If the screen is still on, you haven't turned off the computer.
  3. If the screen is still on, please turn off the computer.
Cevabı göster

If the screen is still on, you haven't turned off the computer.

Watch this.

1:09

İzleyin.

I will put the duck here.

1:10

Ördeği buraya koyacağım.

Now, you tell me where it is. Dilbilgisi

1:13

Şimdi, bana nerede olduğunu söyleyin.

Dilbilgisi

tell me where it is: dolaylı soruda düz cümle söz dizimi

tell me where it is ifadesinde where it is bölümü cümle içine yerleştirilmiş bir dolaylı sorudur. tell me ifadesinden sonra dinleyicinin hangi bilgiyi vermesi gerektiğini gösterir. Konumla ilgili bir soru içerse de özne it, is fiilinden önce gelir ve düz cümle söz dizimi kullanılır. Doğrudan soru sorarken Where is it? denir. Soru tell me, do you know veya benzer bir ifadenin ardından geldiğinde özneyle fiilin yeri değiştirilmez; where is it değil, where it is denir.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için where, the key ve is ifadelerini tam olarak doğru sıraya koyun: Can you tell me ____?

Cevabı göster

where the key is

There.

1:16

Orada.

Exactly.

1:17

Kesinlikle.

It's too easy, Daddy. Dilbilgisi

1:18

Bu çok kolay, Baba.

Dilbilgisi

too easy: uygun olandan daha kolay

too easy ifadesinde too, uygun veya istenen düzeyden daha fazla anlamına gelir. too + sıfat yapısı, bir özelliğin doğru kabul edilen miktarı aştığını gösterir. Konuşan kişi yalnızca bir şeyin çok kolay olduğunu söylemez. Too easy, yeterince zorlayıcı olmadığını da belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bulmacanın konuşan kişinin istediğinden daha kolay olduğunu söyler?

  1. This puzzle is very easy, and I can finish it quickly.
  2. This puzzle is easy enough for a beginner.
  3. This puzzle is too easy; I want a harder one.
Cevabı göster

This puzzle is too easy; I want a harder one.

It won't always be so easy, Peppa. Ton ve niyet

1:20

Her zaman bu kadar kolay olmayacak, Peppa.

Ton ve niyet

won't always be so easy: kolaylık hep sürmeyecek

Won't always be so easy, bir şeyin şu anda kolay olduğunu ancak bu kolaylık düzeyinin her seferinde ya da sonsuza kadar sürmeyeceğini belirtir. Olumsuzluk always sözcüğünü kapsar; bu nedenle ifade “hiçbir zaman kolay değil” anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi erken verilmiş bir yargıya nazikçe karşı çıkıyor ve Peppa'yı sonraki denemelerin daha zor olabileceği konusunda uyarıyor. won't always be + sıfat kalıbı, mevcut bir durumun değişebileceğini hatırlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi "It won't always be so easy" derken neyi kastediyor?

  1. Her seferinde kolay kalacak.
  2. Hiçbir zaman kolay olmadı.
  3. Şu anda kolay, ama sonra daha zor olabilir.
Cevabı göster

Şu anda kolay, ama sonra daha zor olabilir.

Who wants to go first? Ton ve niyet

1:23

Kim önce başlamak ister?

Ton ve niyet

Who wants to go first?: ilk gönüllüyü sormak

Who wants to go first? bir gruba, etkinlikte, oyunda, tartışmada veya gösterimde ilk sırayı almak için kimin gönüllü olduğunu sorar. Buradaki go first, “diğerlerinden önce harekete geçmek” anlamındadır; “bir yere önce gitmek” anlamına gelmez. Who sorunun öznesidir; bu yüzden fiil wants olur ve öznenin who olduğu sıradan sorularda do ya da does kullanılmaz. Who wants to + fiil? kalıbı gönüllü istemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir grup etkinliğinin başında, ilk sırayı almak için gönüllü isteyen doğal soru hangisidir?

  1. Who wants go first?
  2. Who want to go first?
  3. Who wants to go first?
Cevabı göster

Who wants to go first?

Because it's an easy game, George can go first. Anlatım akışı

1:24

Kolay bir oyun olduğu için George başlayabilir.

Anlatım akışı

“Because it's an easy game,”: düzenlemeden önce nedeni belirtmek

Vurgulanan bölüm, because ile başlayan bir yan cümledir. Ana cümledeki George can go first düzenlemesinin nedenini açıklar. Nedenin başta verilmesi, dinleyicinin kararı duymadan önce bunun niçin yapıldığını anlamasını sağlar. Kullanılabilir kalıp Because + neden cümlesi, + sonuç veya karar cümlesi şeklindedir. because yan cümlesi başta olduğunda ardından virgül kullanılır. Standart İngilizcede ana cümlenin önüne ayrıca so getirilmez.

Alıştırma

Hangi cümle önce nedeni, ardından düzenlemeyi doğal biçimde ifade eder?

  1. Because the activity is easy, Noah can go first.
  2. Because the activity is easy, so Noah can go first.
  3. Because of the activity is easy, Noah can go first.
Cevabı göster

Because the activity is easy, Noah can go first.

Okay.

1:29

Tamam.

You all wait here.

1:30

Siz burada bekleyin.

Daddy Pig is putting the rubber duck somewhere for George to find. Dilbilgisi

1:32

Baba Domuz, George bulsun diye plastik ördeği bir yere koyuyor.

Dilbilgisi

somewhere for George to find: for + kişi + to-mastar ile eylemi yapanı belirtmek

Somewhere, ördeğin belirtilmeyen bir yere konduğunu anlatır. For George to find, onu oraya koymanın amacını açıklar: Ördeği bulması beklenen kişi George'dur. Bu ifadede for George yalnızca bir alıcıyı değil, to find eylemini yapacak kişiyi belirtir. Kullanılabilir kalıp place veya leave + nesne + yer + for + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Hazırlanan ya da düzenlenen bir etkinliği kimin yapacağını belirtmeye yarar.

Alıştırma

Cümleyi for + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: I left a puzzle on the table ____. Bulmacayı çözecek kişi Ben'dir.

Cevabı göster

for Ben to solve

The duck is somewhere in your bedroom.

1:37

Ördek yatak odanda bir yerde.

George is looking for the rubber duck. Öbek fiiller

1:40

George plastik ördeği arıyor.

Öbek fiiller

looking for the rubber duck: aramak anlamında look for kullanımı

is looking for içindeki look for, “bulmaya çalışmak” anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. George lastik ördeğin tam olarak nerede olduğunu bilmez ve onu bulmaya çalışır. is looking for biçimindeki şimdiki zaman, arama eyleminin sürdüğünü gösterir. Kişi, nesne veya bilgi for'dan sonra gelir: look for + nesne.

Alıştırma

Cümleyi look for ifadesinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: I can't find my hat. I'm ____ it.

Cevabı göster

looking for

But it is quite difficult to find. Dilbilgisi

1:44

Ama bulması oldukça zor.

Dilbilgisi

quite difficult to find: sıfat + to'lu mastar yapısı

quite difficult to find ifadesinde difficult sözcüğünü to + fiilin yalın hâli izler. Bu to'lu mastar, hangi eylemin zor olduğunu belirtir. it zamiri lastik ördeğe, yani birinin bulmaya çalıştığı şeye gönderme yapar; bu nedenle to find ayrı bir olay başlatmak yerine difficult sözcüğünün anlamını tamamlar. Aynı kalıp easy to use ve hard to open gibi başka sıfat ve eylemlerle de kullanılabilir. Quite, difficult sözcüğünün derecesini değiştirir ve burada yaklaşık olarak “oldukça” ya da “epey” anlamına gelir.

Alıştırma

easy ve carry sözcüklerini sıfat + to'lu mastar kalıbında kullanın: This small bag is ____.

Cevabı göster

easy to carry

Oh.

1:47

Oh.

George, you can see it.

1:47

George, onu görebilirsin.

Just look with your eyes.

1:50

Sadece gözlerinle bak.

George is using his eyes to look for the rubber duck.

1:53

George plastik ördeği aramak için gözlerini kullanıyor.

You're getting warmer. Kültür

1:57

Yaklaşıyorsun.

Colder.

1:59

Soğuk.

Warm again.

2:01

Tekrar sıcak.

Kültür

You're getting warmer. Colder. Warm again. sıcak-soğuk oyununda

Sıcak-soğuk ipuçlarıyla oynanan bir bulma oyununda sıcaklık sözcükleri hedefe olan uzaklığı gösterir. Warmer, arayan kişinin yaklaştığı; colder ise uzaklaştığı anlamına gelir. Warm again, kişinin yeniden daha yakın bir konuma geldiğini belirtir. Burada gerçek bir sıcaklık değişiminden söz edilmez. You're getting warmer, devam eden bir yaklaşmayı anlatan tam bir cümledir. Colder. ve Warm again. konuşmada kısaltılmış ipuçlarıdır; bunlarla You're getting colder ve You're getting warm again kastedilir.

Alıştırma

Sıcak-soğuk ipuçlarıyla oynanan bir bulma oyununda You're getting warmer ne anlama gelir?

  1. Gizli nesneye yaklaşıyorsun.
  2. Gizli nesneden uzaklaşıyorsun.
  3. Odanın sıcaklığı yükseliyor.
Cevabı göster

Gizli nesneye yaklaşıyorsun.

George has found the rubber duck.

2:03

George plastik ördeği buldu.

Hooray!

2:07

Yaşasın!

I saw it straight away. Kalıp ifadeler

2:08

Ben hemen görmüştüm.

Kalıp ifadeler

straight away: hiç gecikmeden

Straight away, hemen veya hiç gecikmeden anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. I saw it straight away cümlesinde, kişinin uzun süre aradıktan sonra değil, anında gördüğünü belirtir. Burada straight düz bir çizgide anlamına gelmez, away de ayrılmak anlamına gelmez. Bu iki sözcüğü birlikte bir zaman ifadesi olarak öğren.

Alıştırma

Hemen anlamına gelen, derste vurgulanan günlük Britanya İngilizcesi ifadesini kullan: Please tell me ____ if the door opens.

Cevabı göster

straight away

This game is too easy.

2:10

Bu oyun çok kolay.

Okay.

2:12

Tamam.

Peppa's turn.

2:13

Peppa'nın sırası.

I will do the hiding this time. Kalıp ifadeler

2:15

Bu sefer saklama işini ben yapacağım.

Kalıp ifadeler

do the hiding: bir etkinliğin sorumluluğunu üstlenmek

Burada do the hiding, “nesneyi saklamaktan sorumlu kişi olmak” anlamına gelir. -ing biçimindeki hiding, oyundaki bir etkinliğin adı gibi kullanılır; do ise kişinin bu etkinliği kendi görevi olarak üstlendiğini gösterir. do the + -ing biçimi, etkinlik zaten belliyken işleri veya rolleri bölüştürmek için kullanılabilir. do the cooking, do the washing-up ve do the counting buna örnektir.

Alıştırma

Bir oyunda Mia, “You look for the toy, and I'll do the hiding.” diyor. Mia ne yapacak?

  1. Kuralları açıklayacak.
  2. Oyuncağı saklayacak.
  3. Oyuncağı arayacak.
Cevabı göster

Oyuncağı saklayacak.

Mummy Pig is going to put the rubber duck somewhere for Peppa to find.

2:17

Anne Domuz, Peppa bulsun diye plastik ördeği bir yere koyacak.

I will see it straight away.

2:21

Onu hemen göreceğim.

Ready?

2:24

Hazır mısınız?

The rubber duck is somewhere in the kitchen.

2:26

Plastik ördek mutfakta bir yerde.

I've come to find you, rubber ducky. Kalıp ifadeler

2:29

Seni bulmaya geldim, plastik ördekçik.

Kalıp ifadeler

I've come to find: gelme amacını belirtmek

I've come to find you, “seni aramak için buraya geldim” anlamına gelir. I've come biçimindeki present perfect, gelişin şu anla ilgili olduğunu gösterir: Konuşan kişi gelmiştir ve şimdi aradığı kişiyle veya nesneyle konuşmaktadır. To find mastarı hareketin amacını belirtir. “Konuşan kişi neden geldi?” diye sorun. Cevap “to find you” olur.

Alıştırma

Hangi cümlede come to + fiil, bir yere gelme amacını belirtir?

  1. The show came to an end at six.
  2. I've come to help with the decorations.
  3. I slowly came to understand the game.
Cevabı göster

I've come to help with the decorations.

I know where you are.

2:33

Nerede olduğunu biliyorum.

You're in the sink.

2:35

Lavabonun içindesin.

Oh.

2:38

Oh.

The rubber duck is not in the sink.

2:39

Plastik ördek lavaboda değil.

I know.

2:41

Biliyorum.

You're hiding under the table.

2:42

Masanın altında saklanıyorsun.

The rubber duck is not under the table.

2:45

Plastik ördek masanın altında değil.

Give me a clue. Ton ve niyet

2:48

Bana bir ipucu ver.

Please.

2:50

Lütfen.

Ton ve niyet

“Give me a clue.”: ipucu istemek

“Give me a clue.” bir cevabı tahmin etmeye, bir şeyi bulmaya veya bir bilmeceyi çözmeye yardım edecek küçük bir bilgi istemektir. Clue, cevabı doğrudan açıklamak zorunda olmadan kişiyi cevaba yönlendirir. “Give me...” emir yapısında doğrudan bir istektir. Ayrı söylenen “Please.” isteği daha nazik yapar, ancak ifade hâlâ “Could you give me a clue?” cümlesinden daha doğrudandır.

Alıştırma

Bir bilmeceyi çözüyorsunuz ve tam cevap yerine küçük bir ipucu istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Could you give me a clue?
  2. Could you tell me the whole answer?
  3. Could you give me some advice?
Cevabı göster

Could you give me a clue?

It's sitting with something else that's yellow. Dilbilgisi

2:51

Sarı olan başka bir şeyle birlikte oturuyor.

Dilbilgisi

“something else that’s yellow”: özellik eklemek

Something else, daha önce bahsedilen şeyden farklı olan “başka bir şey” anlamına gelir. Else belirsiz zamirden sonra gelir: else something değil, something else denir. That’s, that is ifadesinin kısaltmasıdır. That’s yellow bölümündeki ilgi yan cümleciği something else ifadesini açıklar. Something else that’s + sıfat kalıbı, bilinmeyen veya adı belirtilmeyen bir şeyi özellik ekleyerek tanımlamanızı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle kutunun başka bir yeşil nesnenin yanında olduğunu doğru şekilde anlatır?

  1. The box is beside something else that's green.
  2. The box is beside something that's else green.
  3. The box is beside else something that's green.
Cevabı göster

The box is beside something else that's green.

Something yellow that lives in the kitchen. Deyimler

2:55

Mutfakta yaşayan sarı bir şey.

Deyimler

that lives in the kitchen: bir nesnenin olağan yerini live in ile eğlenceli biçimde anlatmak

that lives in the kitchen ifadesinde live, bir nesneye insan ya da hayvanmış gibi uygulanır. Burada nesnenin genellikle mutfakta bulunduğu veya saklandığı anlamına gelir; nesnenin gerçekten canlı olduğu anlamına gelmez. Bu hafif kişileştirme, sıradan bir yer ipucunu daha canlı hâle getirdiği için bilmecelerde ve eğlenceli betimlemelerde yaygındır. Cansız bir şeyin lives somewhere olduğu söylenirse, onun olağan yerini veya ait olduğu yeri düşünün.

Alıştırma

Bu bilmecede that lives in the kitchen büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Nesne genellikle mutfakta bulunur veya saklanır.
  2. Nesne mutfakta ev işi yapmaktadır.
  3. Nesne canlıdır ve mutfağı evi olarak kullanır.
Cevabı göster

Nesne genellikle mutfakta bulunur veya saklanır.

Bananas!

2:59

Muzlar!

There you are. Kalıp ifadeler

3:01

İşte buradasın.

Kalıp ifadeler

There you are: birini ya da bir şeyi bulunca verilen tepki

There you are, aradığınız bir kişiyi veya şeyi gördüğünüzde kullanılan kalıplaşmış bir konuşma tepkisidir. Bu bağlamda I've found you ya da So that's where you are anlamına gelir; yalnızca You are in that place şeklinde tarafsız bir yer bildirimi değildir. Farklı bir hareketle birlikte aynı ifade, birine bir şey uzatırken Here you are veya Here you go anlamına da gelebilir. Anlamı, aranan bir şeyi bulma ya da bir eşyayı verme durumu belirler.

Alıştırma

Bahçede aradıktan sonra Mia sonunda Ben'i bir ağacın arkasında görür. Söyleyebileceği en doğal söz hangisidir?

  1. Here you are—this is the book you asked for.
  2. There you are! I've been looking for you.
  3. There it is—the bus stop is across the street.
Cevabı göster

There you are! I've been looking for you.

Peppa has found the rubber duck.

3:03

Peppa plastik ördeği buldu.

It was in the fruit bowl.

3:05

Meyve kasesinin içindeydi.

Hooray!

3:07

Yaşasın!

Well done. Kalıp ifadeler

3:08

Aferin.

Kalıp ifadeler

Well done: iyi bir sonucu övmek

“Well done”, birini bir işi iyi yaptığı veya başarıyla tamamladığı için övmek amacıyla kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada well, eylemin nasıl yapıldığını anlatır; “sağlıklı” anlamına gelmez. Tek başına tam bir tepki olarak kullanılabilir. Övülen başarıyı belirtmek için Well done on + isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır: Well done on finishing the race.

Alıştırma

Birini bulmacayı başarıyla çözdüğü için doğal biçimde öven cümle hangisidir?

  1. Well done! You solved the puzzle.
  2. Good do! You solved the puzzle.
  3. Well doing! You solved the puzzle.
Cevabı göster

Well done! You solved the puzzle.

I want to play the Rainy Day Game again.

3:11

Yağmurlu Gün Oyunu'nu tekrar oynamak istiyorum.

Okay.

3:14

Tamam.

This time you can both look for the duck. Dilbilgisi

3:15

Bu sefer ördeği ikiniz de arayabilirsiniz.

Dilbilgisi

you can both: both sözcüğünü can sonrasına yerleştirmek

“you can both” ifadesindeki both iki kişiyi de kapsar: bu cümlede iki kişinin de eylemi yapma izni vardır. Yalnızca birinin yapabileceği anlamına gelmez. Bir kip fiiliyle kullanılan olağan tarafsız sıra özne + kip fiili + both + ana fiildir: You can both look. Burada both, can sözcüğünden sonra ve look sözcüğünden önce gelir. Aynı yapı, iki kişinin de bir yeteneğe sahip olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

can ve both sözcüklerini birer kez kullanın ve both sözcüğünü kip fiilinden sonraki olağan tarafsız yerine koyarak cümleyi tamamlayın: The two friends ____ join the game.

Cevabı göster

can both

Daddy Pig is putting the rubber duck somewhere for Peppa and George to find.

3:18

Baba Domuz, plastik ördeği Peppa ve George bulsun diye bir yere koyuyor.

Ready?

3:22

Hazır mısınız?

I'm in the sitting room. Kelime

3:23

Oturma odasındayım.

Kelime

the sitting room: oturma odası için Britanya İngilizcesindeki terim

Bu cümlede the sitting room, evde insanların oturup dinlendiği ve birlikte vakit geçirdiği odayı, yani çoğu zaman living room denen yeri ifade eder. Sitting room, Britanya İngilizcesinde evin bir bölümü için kullanılan yaygın bir addır. Sandalye bulunan herhangi bir oda anlamına gelmez ve iki kelimenin bire bir anlamlarıyla yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Bir Britanya evinde sitting room genellikle neyi ifade eder?

  1. yalnızca yemek yemek için kullanılan bir odayı
  2. içinde sandalye bulunan herhangi bir odayı
  3. insanların birlikte dinlendiği ana odayı
Cevabı göster

insanların birlikte dinlendiği ana odayı

Is it on the sofa?

3:27

Kanepenin üzerinde mi?

No.

3:30

Hayır.

Is it on the television?

3:32

Televizyonun üzerinde mi?

No.

3:34

Hayır.

It's not anywhere. Dilbilgisi

3:35

Hiçbir yerde değil.

Dilbilgisi

It's not anywhere: hiçbir yerde olmadığını anlatan not + anywhere yapısı

Burada not + anywhere, olası bütün yerleri olumsuz yapar: It's not anywhere, onun hiçbir yerde bulunamadığı anlamına gelir. Anywhere tek başına olumsuz bir sözcük değildir. Olumsuzluk not sözcüğünden gelir; anywhere ise bu olumsuzluğun olası bütün yerleri kapsamasını sağlar.

Alıştırma

not'un olumsuzluk kapsamındayken “herhangi bir yerde” anlamına gelen sözcükle cümleyi tamamlayın: I searched the whole house, but my phone isn't ____.

Cevabı göster

anywhere

Would you like a clue? Ton ve niyet

3:38

Bir ipucu ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like a clue? ile nazikçe teklifte bulunmak

“Would you like a clue?” dinleyene nazikçe bir ipucu teklif eder ve isteyip istemediğini sorar. Burada would geçmiş zamanı anlatmaz; şu anda yapılan teklifi daha yumuşak hâle getirir. Bir şey teklif etmek için Would you like + isim...? kullanılır. Birini bir şey yapmaya davet etmek için Would you like to + fiilin yalın hâli...? kullanılır.

Alıştırma

Nazik daveti tamamlamak için would, you ve like sözcüklerini kullanın: ____ to join us?

Cevabı göster

Would you like

It's sitting on something very big and very wise.

3:39

Çok büyük ve çok bilge bir şeyin üzerinde oturuyor.

And very handsome. Ton ve niyet

3:43

Ve çok yakışıklı bir şeyin.

Ton ve niyet

And very handsome.:şakacı ve vurgulu bir ek

“And very handsome.” önceki cümledeki betimlemeye son bir sıfat ekleyen bir cümle parçasıdır. Bu parçanın tek başına söylenmesi, handsome sözcüğünü sonradan özellikle eklenmiş ve vurgulanmış bir düşünce gibi gösterir. Buradaki “something”, Daddy Pig’in kendisidir; yani kendi görünüşüne şakacı bir iltifat ekler. Bu söz, vazgeçilmez bir gerçek ipucu değil, mizahi bir kendini övmedir.

Alıştırma

Bu sahnede ayrı söylenen “And very handsome.” parçasının temel etkisi nedir?

  1. Nesnenin konumuyla ilgili tek gerekli ipucunu verir.
  2. Konuşmacının kendisi hakkında şakacı ve vurgulu bir iltifat ekler.
  3. Betimlemeyi başka bir gizli nesneye yöneltir.
Cevabı göster

Konuşmacının kendisi hakkında şakacı ve vurgulu bir iltifat ekler.

Daddy, it's on your head.

3:45

Baba, senin kafanın üzerinde.

That's the best hiding place ever. Kalıp ifadeler

3:49

Bu şimdiye kadarki en iyi saklanma yeri.

Kalıp ifadeler

the best hiding place ever: ever üstünlük bildiren yapıyı güçlendirir

the best hiding place ever ifadesinde best üstünlük bildiren biçimdir ve bu saklanma yerini değerlendirilen diğer saklanma yerlerinin üstüne çıkarır. Ever, karşılaştırmayı konuşanın şimdiye kadarki tüm deneyimine genişletir; bu yüzden ifade “konuşanın şimdiye kadar karşılaştığı en iyi saklanma yeri” anlamına gelir. Günlük konuşmada best ... ever çoğu zaman dikkatle doğrulanmış bir hayat boyu sıralaması değil, coşkulu bir abartıdır.

Alıştırma

Bir çocuk yeni bir atıştırmalık deniyor ve onu güçlü biçimde övmek istiyor. Hangi cümle doğaldır?

  1. This is the best cake ever.
  2. This is the best cake yesterday.
  3. This is the goodest cake ever.
Cevabı göster

This is the best cake ever.

Oh, the rain has stopped. Dilbilgisi

3:53

Oh, yağmur durdu.

Dilbilgisi

the rain has stopped: şimdiki sonuç için present perfect

The rain has stopped, has + stopped biçimindeki present perfect yapısını kullanır. Yağmurun durmasını tamamlanmış bir değişiklik olarak sunar ve bu değişikliğin sonucu şimdi önemlidir: şu anda yağmur yağmıyor. Odak, yağmurun tam olarak ne zaman durduğu değil, ortaya çıkan yeni durumdur.

Alıştırma

Mevcut sonucu bildiren present perfect biçimini yazın: Look, the rain ____, so we can go outside now.

Cevabı göster

has stopped

Why don't we play outside? Ton ve niyet

3:56

Neden dışarıda oynamıyoruz?

Ton ve niyet

Why don't we...? ile birlikte bir şey yapmayı önermek

Why don't we + fiilin yalın hâli? konuşanın da katıldığı bir öneri sunmak için sıkça kullanılır. Bu cümlede açıklama istemek yerine Let's play outside anlamına gelir. We öznesi, grupça yapılacak bir etkinliğin önerildiğini gösterir; we sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: play.

Alıştırma

Cümleyi Why don't we...? kalıbıyla tamamlayın: ____ make some sandwiches?

Cevabı göster

Why don't we

But I want to play the Rainy Day Game again.

3:58

Ama ben Yağmurlu Gün Oyunu'nu tekrar oynamak istiyorum.

I think you might like this outside Rainy Day Game even better. Notlar

4:01

Sanırım bu dışarıdaki Yağmurlu Gün Oyunu'nu daha çok seveceksin.

Ton ve niyet

I think you might like... ile nazik ve temkinli bir öneride bulunmak

I think you might like... bir öneriyi konuşanın kesin olmayan kişisel görüşü olarak sunar. I think bunun kişisel bir değerlendirme olduğunu gösterirken might belirsizliğe yer bırakır; böylece konuşan, dinleyicinin neyi seveceğini kesin olarak bildiğini iddia etmez. Burada might geçmiş zamanı değil, şimdiki veya gelecekteki bir olasılığı anlatır. Ardından to olmadan fiilin yalın hâli like gelir.

Alıştırma

Cümleyi I think you might like... kalıbıyla tamamlayın: ____ this book.

Cevabı göster

I think you might like

Kalıp ifadeler

even better: karşılaştırmayı güçlendirme

Bu cümlede even, karşılaştırma biçimi olan better’ı güçlendirir. Like this game better, bu oyunu önceki seçeneğe göre daha çok sevmek demektir; even better bu tercihi daha da güçlendirir: Konuşan kişi dışarıda oynanan sürümün daha da çekici olabileceğini düşünüyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir; even easier ve even more useful buna örnektir. Burada even, “daha da yüksek bir derecede” anlamına gelir; “düz” veya “eşit” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir planın zaten iyi olan bir plandan daha da iyi olduğunu doğru biçimde söyler?

  1. The new plan is even best.
  2. The new plan is very better.
  3. The new plan is even better.
Cevabı göster

The new plan is even better.

What is this game?

4:06

Bu oyun nedir?

Give me a clue.

4:08

Bana bir ipucu ver.

We need to find a muddy puddle.

4:09

Çamurlu bir su birikintisi bulmalıyız.

I found it.

4:13

Buldum.

Is that the game?

4:15

Oyun bu mu?

This game is not just about the finding, Peppa. Anlatım akışı

4:17

Bu oyun sadece bulmakla ilgili değil, Peppa.

Anlatım akışı

not just about the finding: odağı tek bir görevin ötesine taşımak

Not just about the finding ifadesi önce oyunla ilgili dar bir bakış açısını reddeder: Bir şeyi bulmak oyunun tek amacı değildir. Dikkati bu tek görevden uzaklaştırır ve dinleyeni başka, daha geniş bir amaca hazırlar. Başka durumlara aktarılabilen be not just about + isim veya -ing biçimi, asıl odağın sözü edilen şeyden daha fazlasını içerdiğini belirtir. Burada the finding, bulma eylemini bir isim öbeğine dönüştürür; bir araştırma bulgusunu değil, bir şeyi bulma eylemini veya aşamasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi not just about kalıbıyla tamamlayın: A good team is ____ having talented players; it also needs trust.

Cevabı göster

not just about

What do you do with a muddy puddle? Kelime

4:20

Çamurlu su birikintisiyle ne yaparsın?

Kelime

What do you do with...?: kullanım veya ne yapılacağını sormak

What do you do with a muddy puddle? cümlesinde do with, bir şeyi kullanmak veya onunla ne yapılacağına karar vermek anlamındadır. Soru, kişinin çamurlu su birikintisiyle ilgili ne yaptığını; burada ise içinde nasıl oynadığını sorar. What do you do with + şey? kalıbı, birinin bir şeyi nasıl kullandığını veya ele aldığını sorar. With, kullanılan ya da ele alınan şeyi tanıtır.

Alıştırma

Bir nesnenin nasıl kullanıldığını soran ifadeyle soruyu tamamlayın: What do you ____ this tool?

Cevabı göster

do with

Hmm.

4:22

Hımm.

Jump up and down. Kalıp ifadeler

4:23

Aşağı yukarı zıplamak.

Kalıp ifadeler

Jump up and down: art arda yukarı aşağı zıplamak

Jump up and down, art arda dikey sıçramalar yapma talimatıdır. Up and down tek bir hareket ifadesi olarak çalışır: yukarı sıçrayıp tekrar yere inme hareketi sürdürülür; up ve down iki ayrı talimat olarak düşünülmez.

Alıştırma

Cümleyi, tekrarlanan yukarı ve aşağı hareket anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The children jumped ____ with excitement.

Cevabı göster

up and down

Jumping up and down in muddy puddles.

4:26

Çamurlu su birikintilerinde aşağı yukarı zıplamak.

I like rainy day games,

4:33

Yağmurlu gün oyunlarını severim,

especially the one when you jump up and down in muddy puddles.

4:35

özellikle de çamurlu su birikintilerinde zıpladığın oyunu.