Akraba Evliliği Yapıldığında Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Baskın ve çekinik aleller, akrabalar arası üremenin mutasyon yaratmadan kalıtsal riski neden artırdığını gösterir; köpek üretimi karşılaştırma sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. cringe at the idea of (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Bir eylemi düşününce duyulan güçlü rahatsızlığı doğal anlatmak ve idea of sonrasında isim ya da -ing biçimi kullanmak. 2. Had your dad decided (dil bilgisi ve kalıplar): Geçmişe aykırı koşuldaki devrik yapıyı tanımak, If your dad had decided biçimine döndürmek ve olasılık değişimini izlemek. 3. Not so much (edimbilim ve tutum): Keskin bir no yerine ölçülü bir olumsuz yanıt vermek ve başka türlerle karşıtlığa yer bırakmak.
Bu derste
On your quest to find love and possibly have offspring, Notlar
0:00Aşkı bulma ve belki de çocuk sahibi olma arayışınızda,
On your quest to: bir hedefi yolculuk gibi çerçevelemek
On your quest to find love, aşkı bulma çabasını anlamlı bir yolculuk ya da görev gibi sunar. Quest burada mecazidir: Gerçek bir yolculuk gerekmez ve hedefe mutlaka ulaşılmış değildir. Yapı on + iyelik sözcüğü + quest to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Cümlenin başında kullanıldığında, kişi hedefinin peşindeyken gerçekleşen olayların çerçevesini kurar.
Alıştırma
Hedefi devam eden bir yolculuk olarak sunan, nottaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: On my ____ become a veterinarian, I volunteered at an animal shelter.
Cevabı göster
quest to
have offspring: yavru sahibi olmayı anlatan resmî ifade
Bu cümlede have offspring, üremek veya yavru sahibi olmak anlamına gelir. Have burada bir şeye sahip olmayı değil, ebeveyn olma olayını ifade eder. Offspring, insan veya hayvan soyundan gelen birini ya da bir yavruyu anlatabilir. Tekil ve çoğul biçimi aynıdır: one offspring, two offspring; standart İngilizcede offsprings kullanılmaz.
Alıştırma
Bir biyoloji raporunda hayvanların meydana getirdiği yavrular için nesnel bir terim gerekiyor. Hangi cümle en doğaldır?
- The study counted the children produced by each female.
- The study counted the offspring produced by each female.
- The study counted the offsprings produced by each female.
Cevabı göster
The study counted the offspring produced by each female.
many of us cringe at the idea of mating with a sibling or any relative really. Kalıp ifadeler
0:03çoğumuz bir kardeşle ya da herhangi bir akrabayla çiftleşme fikrinden irkiliriz.
Güçlü tiksinti için cringe at the idea of
Cringe at the idea of, bir şeyi yalnızca düşününce bile hemen güçlü bir rahatsızlık veya tiksinti hissetmek demektir. Burada cringe, mutlaka fiziksel olarak geri çekilmeyi değil, psikolojik bir tepkiyi anlatır. Kalıp cringe at the idea of + isim veya -ing biçimidir. Cümledeki mating, düşünülen eylemi adlandıran bir fiilimsi isimdir; devam eden zaman yapısı kurmaz.
Alıştırma
Cringe ve onunla kullanılan sabit edatlarla cümleyi tamamlayın: I ____ speaking in front of a huge crowd.
Cevabı göster
cringe at the idea of
But what's the big problem with incest in the first place? Kalıp ifadeler
0:09Peki ama ensestte en başta asıl sorun nedir?
in the first place ile temel nedeni sorgulamak
Bu sorunun sonundaki in the first place, dinleyiciyi durumun temel nedenine geri götürür: Ensest neden baştan beri bir sorundur? Fiziksel bir ilk yeri göstermez ve listedeki ilk maddeyi işaretlemez. Sorularda genellikle bir varsayımı sorgular veya bir durumun nasıl başladığını sorar. Konunun kökenine odaklanırken en başta ya da sonuçta anlamı katar.
Alıştırma
Hangi cümlede in the first place mevcut bir durumun temel nedenini sormak için kullanılmıştır?
- First of all, wash the vegetables.
- She won first place in the race.
- Why did we agree to this plan in the first place?
Cevabı göster
Why did we agree to this plan in the first place?
The first thing to understand is how any trait you have comes about. Anlatım akışı
0:14Öncelikle, sahip olduğunuz herhangi bir özelliğin nasıl ortaya çıktığını anlamak gerekir.
The first thing to understand is how ...: açıklamanın temelini kurmak
“The first thing to understand is how ...” dinleyiciye, konuşmacının daha sonra gelecek her şeyi anlamak için gerekli olan temel mekanizmayla başlayacağını gösterir. Yalnızca ilk noktayı belirtmez; sıradaki fikri açıklamanın temeli olarak sunar. is sözcüğünden sonra how, neyin anlaşılması gerektiğini belirten dolaylı bir soru yan cümlesi başlatır. Dolaylı sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır: how any trait you have comes about denir, how does any trait you have come about denmez.
Alıştırma
Çevrim içi güvenliği açıklamaya başlıyor ve parola korumasını sonraki noktaların temeli olarak sunmak istiyorsunuz. Bu rolü en iyi hangi başlangıç belirtir?
- For example, a strong password protects an account.
- On the other hand, a strong password protects an account.
- The first thing to understand is how a strong password protects an account.
Cevabı göster
The first thing to understand is how a strong password protects an account.
You have your biological mom and your dad who each have their own unique DNA.
0:17Biyolojik annenizin ve babanızın her birinin kendine özgü DNA'sı vardır.
And basically you get half of your DNA from mom and half from dad.
0:21Temelde DNA'nızın yarısını annenizden, yarısını da babanızdan alırsınız.
but in some cases certain traits are more dominant like brown eyes for example.
0:27ancak bazı durumlarda, örneğin kahverengi göz gibi belirli özellikler daha baskındır.
If your mom has two pairs of the brown eye allele,
0:31Annenizde kahverengi göz alelinin iki kopyası varsa,
And if your dad has two pairs for the blue eyes,
0:35Babanızda da mavi göz alelinin iki kopyası varsa,
As a result, you'll receive one brown gene from mom and one blue gene from dad. Anlatım akışı
0:39Sonuç olarak annenizden bir kahverengi göz geni, babanızdan da bir mavi göz geni alırsınız.
As a result, ...: bir sonuç sunmak
“As a result,” ardından gelen ifadeyi önceki bir nedenin sonucu olarak gösterir. Burada dinleyiciye, iki genin alınmasını daha önce açıklanan kalıtım mekanizmasının sonucu olarak anlaması gerektiğini belirtir. Fikirleri genel anlamlı and ile bağlamak yerine neden-sonuç zincirini açıkça göstermek için kullanın. Bir cümlenin veya yan cümlenin başında olduğunda ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Bu neden-sonuç ilişkisinde “the school opened two hours late” ifadesinden önce hangi bağlayıcı en uygundur? “The roads were covered in ice. The school opened two hours late.”
- As a result
- For example
- In other words
Cevabı göster
As a result
But brown eyes just happen to be a dominant trait Kalıp ifadeler
0:43Ancak kahverengi göz baskın bir özelliktir;
just happen to be: tesadüfi bir gerçek
Just happen to be, “tesadüfen ... olmak” ya da “... çıkmak” anlamına gelir. Durum be ile ifade edilir; happen to, olgunun planlanmamış veya biraz şaşırtıcı olduğu anlamını ekler, just ise bu anlamı güçlendirir. Yapı “özne + (just) happen(s) to + fiilin yalın hâli” şeklindedir. Burada özne brown eyes olduğundan happen “meydana gelmek”, just da “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Beklenmedik bir tesadüfü göstermek için cümleyi just happen to be ifadesinin uygun biçimiyle tamamlayın: “Our new neighbor ____ my former teacher.”
Cevabı göster
just happens to be
meaning even though you get one brown and one blue from each parent, Dilbilgisi
0:46yani bir ebeveyninizden kahverengi, diğerinden mavi alel alsanız bile,
even though: sonucu değiştirmeyen gerçek bir olgu
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: yan cümlesi, normalde farklı bir sonuç bekletebilecek gerçek veya kabul edilmiş bir olguyu belirtir. Ana cümle ise buna rağmen geçerli kalan sonucu verir. Burada her iki varyantın da alınması gerçek kabul edilir, ancak gözlenen göz rengi kahverengidir. Aktarılabilir yapı “even though + yan cümle, ana cümle” şeklindedir; bu bağlaç olguyu varsayıma dönüştürmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bilinen bir gerçeği sonuçla karşılaştırmak için even though kullanıyor?
- The store was closed because the lights were still on.
- Even though the store was closed, the lights were still on.
- Even if the store is closed, we can order online.
Cevabı göster
Even though the store was closed, the lights were still on.
It takes having two recessive alleles to exhibit the other traits. Notlar
0:51Diğer özelliklerin ortaya çıkması için iki çekinik alelin bir arada bulunması gerekir.
It takes having ... to exhibit: gerekli bir koşulu belirtme
It takes X to Y kalıbında X, Y sonucuna ulaşmak için gerekli olan koşulu belirtir. Burada X, having two recessive alleles ulaç öbeği; Y ise to exhibit the other traits bölümüdür. It, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. takes burada “almak” veya “taşımak” değil, “gerektirmek” anlamındadır; bu kişisiz yapı, uzun bir koşulun takes sözcüğünden sonra gelmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It takes having ... to kalıbıyla tamamlayın: ____ worked an overnight shift ____ understand this kind of fatigue.
Cevabı göster
It takes having · to
recessive alleles: etkileri maskelenebilen gen varyantları
Allele, bir genin farklı sürümlerinden biridir. Basit bir baskınlık-çekiniklik modelinde recessive allele mevcut olsa bile dominant allele onun etkisini maskelediği için ilgili özellik görünmeyebilir; çekinik özellik genellikle iki kopya da çekinik olduğunda ortaya çıkar. Recessive kaliteyi veya sıklığı değil, kalıtımdaki ifade ilişkisini anlatır. Zayıf, nadir, zararlı veya kusurlu anlamına gelmez.
Alıştırma
Basit bir baskınlık-çekiniklik modelinde recessive alleles hakkında hangi ifade doğrudur?
- Recessive alleles her zaman nadir ve zararlıdır.
- Bir recessive allele, kalıtılamayan “zayıf bir gen”dir.
- Basit bir modelde, bireyde iki recessive alleles bulunduğunda çekinik özellik genellikle ortaya çıkar.
Cevabı göster
Basit bir modelde, bireyde iki recessive alleles bulunduğunda çekinik özellik genellikle ortaya çıkar.
In this case, if you got two blue alleles, Dilbilgisi
0:55Bu örnekte iki mavi göz aleli alsaydınız,
if you got ... you'd end up having ... varsayım kalıbı
if + geçmiş zaman biçimi, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, hayal edilen bir koşulu ve onun hayal edilen sonucunu sunar. Burada got, olayı geçmiş zamana yerleştirmez; varsayımı kurar ve you'd, you would anlamına gelir. Sonuç cümleciğindeki would end up having, bu varsayımsal model içindeki nihai sonucu öngörür. Bu kalıbı, gerçekten olmuş bir şeyi anlatmak yerine varsayımsal kabul edilen durumlar üzerine akıl yürütmek için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki got ve would sonuç ifadesiyle tamamla: In this model, if a plant ____ two recessive alleles, it ____ white flowers.
Cevabı göster
got · would end up having
end up having: nihai bir sonuca ulaşmak
End up + -ing, bir sürecin nihai sonucunu anlatır; bu sonuç çoğu zaman başlangıçta planlanmamış ya da açıkça görülmemiştir. End up having blue eyes ifadesinde having, sonunda ortaya çıkan durumu adlandırır. End up sonrasında -ing biçimi kullanılır: end up having, end up working, end up choosing. Bu ifade, izlenen sürece geriye dönüp bakar ve sürecin sonunda nereye ulaşıldığına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin doğru geçmiş biçimi ve work fiilinin -ing biçimiyle tamamla: Leo took one temporary shift and ____ there for three years.
Cevabı göster
ended up working
“What does this have to do with ...?”: bağlantıyı sormak
Bu soruda what does this have to do with X?, önceki bilginin X ile nasıl bağlantılı veya X açısından nasıl ilgili olduğunu sorar. Buradaki this az önce verilen açıklamaya, incest ise geri dönülen ana konuya işaret eder. Have to do with, “... ile ilgili olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Zorunluluk bildiren have to + do yapısı değildir. Kalıp What does A have to do with B? biçiminde de kullanılabilir.
Alıştırma
Bütçe rakamları işe alımla ilgisiz göründüğünde, ilgiyi soran ifadeyle Maya’nın sorusunu tamamlayın: “What ____ the hiring plan?”
Cevabı göster
does this have to do with
It turns out that many specific diseases or disorders are recessive Anlatım akışı
1:00Belirli birçok hastalık ya da bozukluğun çekinik olduğu ortaya çıkıyor
“It turns out that ...”: yeni ortaya çıkan bir sonucu sunmak
It turns out that, bir açıklama veya araştırmadan sonra netleşen ve çoğu zaman dinleyicinin beklemediği bir gerçeği sunar. Arkasından gelen that yan cümlesinin yeni ortaya çıkan sonucu içerdiğini belirterek bilgiyi düzenler. It zamiri biçimsel öznedir; asıl içerik that yan cümlesindedir. Burada yapı, önceki ilgi sorusunu yeni bir gerçekle yanıtlar ve açıklamayı ileri taşır.
Alıştırma
Kayıtları kontrol ettikten sonra yeni keşfedilen bir gerçeği sunan ifadeyle muhabirin cümlesini tamamlayın: “____ the bridge had been inspected only once.”
Cevabı göster
It turns out that
and require you to get the gene from both your mother and father. Dilbilgisi
1:04ve bunların görülmesi için ilgili geni hem annenizden hem de babanızdan almanız gerekiyor.
require you to get: require + nesne + to-infinitive
require you to get ifadesinde require, require + kişi + to-infinitive kalıbını kullanır. You, require fiilinin nesnesi ve get fiilinin anlam bakımından öznesidir; düşürülmüş bir that yan cümlesinin parçası değildir. Burada hastalıklar veya bozukluklar bu genetik koşulu gerektirir: çekinik durumun ortaya çıkması için kişi ilgili gen kopyasını her iki ebeveynden de almalıdır. Bu kalıp kurallar, süreçler ve başka zorunlu koşullar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle require + kişi + to-infinitive kalıbını doğru kullanıyor?
- The policy requires visitors showing identification.
- The policy requires to show visitors identification.
- The policy requires visitors to show identification.
Cevabı göster
The policy requires visitors to show identification.
making it difficult to know that they are carriers. Dilbilgisi
1:09bu da taşıyıcı olduklarını anlamayı zorlaştırır.
Genetikte carry one ... they are carriers
Genetikte carry one, daha önce sözü edilen çekinik gen varyantının bir kopyasına sahip olmak anlamına gelir. One, bu kopyanın yerini tutan bir zamirdir; carry burada fiziksel olarak elde tutmak veya taşımak anlamına gelmez. Carrier, böyle bir varyanta sahip olan ancak ilgili bozukluğa mutlaka sahip olmayan kişidir. They are carriers bir genetik durumu belirtir; tanı veya varyantın çocuğa kesinlikle aktarılacağı garantisi değildir.
Alıştırma
Bir genetik raporda "Leah is a carrier" ne anlama gelir?
- İlgili bozukluğa kesinlikle sahiptir.
- İlgili bir genetik varyanta sahiptir ve hiçbir belirtisi olmayabilir.
- Varyantı her çocuğuna aktaracaktır.
Cevabı göster
İlgili bir genetik varyanta sahiptir ve hiçbir belirtisi olmayabilir.
Sonuç bildiren making it difficult to know
Making it difficult to know, önceki durumun tamamının sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir: İnsanlar aleli taşıdıkları hâlde sağlıklı görünebilir, bu nedenle taşıyıcıları belirlemek zordur. Making yalnızca hemen önündeki healthy sözcüğünü açıklamaz. Make it difficult to know yapısında it biçimsel nesnedir. Gerçekte zor olan eylem to know that they are carriers ile ifade edilir. Yeniden kullanılabilen kalıp make + it + sıfat + to mastarıdır; ana cümleden sonra gelen bir -ing yan cümlesi bu kalıpla sonucu ekleyebilir: ..., making it difficult to know ...
Alıştırma
Cümleyi making + it + difficult + mastar yapısıyla tamamlayın: The labels had faded, ____ which bottle contained the medicine.
Cevabı göster
making it difficult to know
As a result, if your dad has one allele for a disorder,
1:12Dolayısıyla babanızda bir bozukluğa yol açan alelden bir tane varsa,
it's pretty likely that his sibling or relative probably has it too
1:14kardeşinde ya da bir akrabasında da bulunma ihtimali oldukça yüksektir;
because they would have gotten it from their parents or other relatives. Dilbilgisi
1:18çünkü onlar da bu aleli ebeveynlerinden ya da diğer akrabalarından almış olurlar.
Geçmişe ilişkin çıkarım olarak would have gotten it
Burada would have gotten it, geçmişteki kaynakla ilgili makul bir çıkarım sunar: Akrabada aynı alel varsa beklenen açıklama, onu anne babasından veya diğer akrabalarından miras almış olmasıdır. They, sibling or relative ifadesine; it ise alele gönderme yapar. Would have + geçmiş zaman ortacı her zaman geçmişteki bir olayın gerçekleşmediği anlamına gelmez. Buradaki if yan cümlesi, geçmişe aykırı bir koşul değil, şu anda açık olan bir olasılıktır. Bu biçim, geçmişte muhtemelen ne olduğunu yeniden kurmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Given the family history, Maya would have inherited the variant from one of her parents. cümlesinde would have inherited en doğal olarak neyi ifade eder?
- Varyantın geçmişteki kaynağı hakkında makul bir çıkarım
- Maya'nın varyantı miras almadığından emin olunması
- Maya'nın gelecekte varyantı miras almasına yönelik bir plan
Cevabı göster
Varyantın geçmişteki kaynağı hakkında makul bir çıkarım
Had your dad decided to mate with a random person in the population, Dilbilgisi
1:21Babanız toplumdan rastgele biriyle çiftleşmiş olsaydı,
the chance of them having the same recessive gene is low. Dilbilgisi
1:25o kişinin aynı çekinik gene sahip olma ihtimali düşük olurdu.
Had your dad decided: if olmadan devrik yapı
Had your dad decided, geçmişe yönelik gerçek dışı bir koşulun devrik biçimidir. If your dad had decided ile aynı anlama gelir: had öznenin önüne geçer ve if atılır. Bu yan cümle geçmişte farklı bir karar verilmiş olduğunu varsayar; soru sormaz. Kalıp had + özne + geçmiş zaman ortacıdır. Geçmişe ait bir alternatif sunar; sonraki cümle de bu alternatif altında geçerli olacak sonucu veya değerlendirmeyi belirtir.
Alıştırma
If yan cümlesini resmî devrik yapıyla yeniden yazın: If the team had changed its plan, the launch might have failed. ____ its plan, the launch might have failed.
Cevabı göster
Had the team changed
the chance of them having ... is low: kemungkinan rendah
the chance of someone doing something is low kalıbı, bir olayın gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu anlatır. Of sonrasındaki them having bir ulaç yan cümlesi oluşturur: them eylemle ilişkili kişileri belirtir, having ise olayı adlandıran -ing biçimidir. Konuşma İngilizcesinde them gibi nesne durumundaki bir zamirin ulaçtan önce gelmesi yaygındır. Daha resmî olan their having biçimi de mümkündür. Low, genin veya kişilerin niteliğini değil olasılığın düzeyini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi konuşmada yaygın nesne zamiri ve -ing biçimindeki bir fiille tamamlayın: The chance of ____ before noon is low. (they / arrive)
Cevabı göster
them arriving
But if he chooses to copulate with his sister or cousin, Kelime
1:28Ama kız kardeşiyle ya da kuzeniyle çiftleşmeyi seçerse,
copulate with: resmî bir biyoloji ifadesi
Burada copulate with, biriyle cinsel ilişkide bulunmak anlamına gelir. Resmî, klinik veya biyolojik bir ifadedir ve hayvanların üremesini anlatırken sıkça kullanılır. Copulate fiili normalde eşten önce with alır: copulate with someone. Bu cümlede bu sözcük seçimi, anlatımı gündelik değil bilimsel bir tonda tutar.
Alıştırma
Hangi cümlede copulate with uygun şekilde kullanılmıştır?
- I copulated the assignment with Mia.
- Could I copulate with you after dinner?
- The zoology report states that these insects copulate with only one partner.
Cevabı göster
The zoology report states that these insects copulate with only one partner.
then your odds of getting both of the recessive genes Kalıp ifadeler
1:32çekinik genin her iki kopyasını da alma olasılığınız
your odds of getting ... are much higher.: … elde etme olasılığın çok daha yüksek
your odds of getting X are much higher kalıbı, bağlamda daha önce belirlenmiş karşılaştırma durumuna göre X'i elde etme olasılığının belirgin biçimde daha yüksek olduğunu anlatır. Higher karşılaştırma bildirir; bu nedenle sonucun kesin olduğu anlamına gelmez. odds of sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanın: odds of success, odds of getting both genes. Burada odds çoğul olduğu için is değil, are kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak odds of + -ing ... are higher kalıbıyla tamamlayın: With two backup servers, our ____ keeping the website online ____ much higher.
Cevabı göster
odds of · are
Still not guaranteed, but much more likely. Anlatım akışı
1:36Yine de kesin değildir, sadece gerçekleşme ihtimali çok daha yüksektir.
Hâlâ kesin değil, ama çok daha olası
Bu, eksiltili bir karşıtlık yapısıdır: özne ve fiil önceki cümleden anlaşılır. Tam biçimi “The result is still not guaranteed, but it is much more likely.” anlamına gelir. “Still not guaranteed” önce iddiayı sınırlar; ardından “but”, daha yüksek olasılığı ana nokta olarak vurgular. “More likely” karşılaştırmalı bir ifadedir. Bir şeyin öncekinden veya başka bir durumdakinden daha olası olduğunu belirtir; ancak olasılığın mutlaka %50’nin üzerinde olduğu anlamına gelmez. Bu yapı, sonucu kesinmiş gibi göstermeden olasılığın arttığını bildirir.
Alıştırma
Onayın artık daha olası olduğunu, ancak kesin olmadığını göstermek için cümleyi dersteki tam karşıtlık yapısıyla tamamlayın: Approval is ____, but ____.
Cevabı göster
still not guaranteed · much more likely
but instead increases the chance of a rare gene combination.
1:45yalnızca nadir bir gen kombinasyonunun ortaya çıkma ihtimalini artırır.
Kapsamı sınırlayan In that sense
“In that sense”, önceki tartışmayı anlamanın belirli bir biçimine gönderme yapar. Burada sonraki ifadeyi az önce açıklanan olasılık temelli bakış açısıyla sınırlar: Sonuç kaçınılmaz olmasa bile risk artabilir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciye “Sonraki iddiayı o belirli bakış açısından değerlendir” mesajını verir. Fiziksel bir duyuyu ifade etmez ve sonraki cümlenin daha önce söylenen her şeyin mantıksal sonucu olduğunu otomatik olarak göstermez.
Alıştırma
Konuşmacı toplu taşımanın park yeri talebini azalttığını açıklamış, ancak her kent sorununu çözdüğünü iddia etmemiştir. Hangi başlangıç sonraki iddiayı en iyi biçimde bu belirli noktayla sınırlar?
- Therefore, public transit solves every city problem.
- In other words, public transit is free.
- In that sense, public transit makes downtown planning easier.
Cevabı göster
In that sense, public transit makes downtown planning easier.
bilimsel bağlamlarda inbreeding ve incest
Burada inbreeding, genetik olarak yakın akraba bireyler arasındaki üreme anlamına gelir. Gen kombinasyonları üzerindeki etkisi açıklanan biyolojik üreme biçimini adlandırır. Odak noktası genetik akrabalık ve üremedir; bu nedenle terim insanlar, hayvanlar veya popülasyonlar için kullanılabilir. Bir ilişkinin toplumsal ya da hukuki olarak yasak olup olmadığı ayrı bir konudur.
Alıştırma
Yakın akraba hayvanlar arasındaki üreme için en kesin terimi hangi cümle kullanıyor?
- Repeated incest can make harmful recessive traits more likely to appear.
- Repeated inbreeding can make harmful recessive traits more likely to appear.
- Repeated breeding can make harmful recessive traits more likely to appear.
Cevabı göster
Repeated inbreeding can make harmful recessive traits more likely to appear.
doesn't create X, but instead increases Y ile nedensellik iddiasını düzeltmek
Cümle, doesn't create X, but instead increases Y yapısını bir düzeltme kalıbı olarak kullanır. İlk yan cümle bir şeyin doğrudan X'e neden olduğu iddiasını reddeder; but instead daha sonra bu iddianın yerine daha doğru olan Y değişimini koyar. Bu düzenleme tüm tehlikeyi ortadan kaldırmak yerine iddianın kapsamını daraltır: inbreeding olgusunun kendi başına mutasyonlar veya kusurlu yavrular üretmediğini, ancak nadir bir gen kombinasyonu olasılığını artırdığını söyler. Kalıp, doğrudan sonuç ile olasılık, eğilim veya dolaylı etkiyi ayıran açıklamalara aktarılabilir.
Alıştırma
Reddedilen iddianın yerine geçen iki sözcüklü bağlayıcıyla düzeltmeyi tamamlayın: The warning doesn't prevent every error, ____ reduces how often errors occur.
Cevabı göster
but instead
In fact, even when both parents carry a recessive gene, Dilbilgisi
1:49Hatta her iki ebeveyn de çekinik bir gen taşısa bile,
there's still a 75% chance that they won't both pass on the gene Öbek fiiller
1:52bu genin iki ebeveynden birden aktarılmama olasılığı hâlâ %75'tir;
Sonraki nesle aktarmak anlamında pass on
Bu genetik bağlamda pass on, bir genin ebeveynden çocuğa aktarılması anlamına gelir. the gene nesnesi aktarım anlamını açıkça belirler; bir şeyin üzerinden geçmek anlamına gelmez. Pass on, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: pass on the gene ve pass the gene on kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse zamri fiil ile parçacığın arasına koyun: pass it on denir, pass on it denmez. Aynı yapı bilgi, gelenek veya eşyaların aktarılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi pass on ifadesini doğru konuma yerleştirerek tamamlayın: Some parents carry a variant but never ____ it ____ to their children.
Cevabı göster
pass · on
with respect to that particular disorder or disease. Kalıp ifadeler
1:58en azından söz konusu bozukluk ya da hastalık bakımından.
Geçerliliğini koruyan bir sonuç için even when ... there's still
Even when, konuşanın gerçek, bilinen veya tekrarlanan bir durum olarak ele aldığı koşulu sunar. Burada her iki ebeveynin de geni taşıması olumsuz koşuldur; when zaman hakkında soru sormaz. There's still, bu koşula rağmen geçerliliğini koruyan sonucu sunar. even when A, there's still B kalıbı bir bütün olarak A'nın B'yi ortadan kaldırmadığını belirtir ve risk iletişiminde bir olasılığın, ihtimalin veya seçeneğin hâlâ bulunduğunu göstermeye yarar.
Alıştırma
Cümleyi even when ... there's still kalıbıyla tamamlayın: ____ both backup servers fail, ____ a paper copy of the schedule.
Cevabı göster
Even when · there's still
Bir iddianın kapsamını “with respect to” ile sınırlamak
With respect to, “... ile ilgili olarak” veya “... bakımından” anlamına gelir. Burada perfectly healthy değerlendirmesini belirli bir bozukluk ya da hastalıkla sınırlar; çocukların mümkün olan her bakımdan sağlıklı olacağını iddia etmez. Bir ifadenin geçerli olduğu kesin konuyu veya boyutu belirtmek için with respect to + isim öbeği yapısını kullanın. Bu yapı, bir sonuç yalnızca tanımlı bir kapsam içinde doğru olduğunda özellikle yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir açıdan ilgili olarak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The laptop is excellent ____ battery life, though its screen is only average.
Cevabı göster
with respect to
but we rely on it in some plants and animals.
2:04ama bazı bitki ve hayvanlarda bundan yararlanıyoruz.
Ölçülü bir olumsuz yanıt olarak “Not so much”
Not so much, eksiltili ve ölçülü bir olumsuz yanıttır. Yaklaşık olarak “bu durumda pek doğru değil” veya “aynı ölçüde değil” anlamına gelir. Burada akraba çiftleştirmesinin insanlar için yararlı olduğu fikrini reddeder, ancak hiçbir yerde hiçbir zaman yararlı olmadığı yönünde daha geniş bir iddiada bulunmaz. İfade genellikle önceki bir tanıma yanıt verir veya onu tekrar çağrıştırır, ardından not so much for X, but for Y biçiminde bir karşıtlık hazırlar. Anlamı, önceki soruda eksiltilen fikirden gelir; gerçek anlamda küçük bir miktarı belirtmesi gerekmez.
Alıştırma
Bu konuşmada “Not so much” ne anlatıyor? “Is the new schedule convenient for night-shift workers?” “Not so much, but it works well for the daytime team.”
- Programı yalnızca az sayıda gece vardiyası çalışanı kullanır.
- Gece vardiyasında çalışanlar için pek kullanışlı değildir, ancak başka bir gruba uygundur.
- Her iki grup için de eşit derecede kullanışlıdır.
Cevabı göster
Gece vardiyasında çalışanlar için pek kullanışlı değildir, ancak başka bir gruba uygundur.
In fact, different dog breeds are the results of breeding relatives Kalıp ifadeler
2:06Aslında farklı köpek ırkları, birbirine akraba köpeklerin çiftleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır;
with similar desirable traits like coat color, height, or snout size.
2:09bu köpekler tüy rengi, boy ya da burun uzunluğu gibi benzer ve arzu edilen özellikler taşır.
are the results of breeding: bir sonucu onu ortaya çıkaran sürece bağlamak
Be the result of + isim veya -ing biçimi, öznenin ardından gelen neden ya da süreç tarafından ortaya çıkarılan sonuç olduğunu belirtir. Burada different dog breeds sonuçları, breeding relatives with similar desirable traits ise onları ortaya çıkaran süreci ifade eder. dog breeds isim öbeği çoğuldur; bu nedenle cümlede are the results kullanılır. of sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: of breeding. Edat to değil, of olmalıdır. Burada breeding relatives, akraba köpeklerin üremesini sağlamak anlamına gelir; relatives, breeding fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu, bir sürecin ürünü olarak doğru biçimde sunar?
- Mixing blue and yellow paint results of the final pattern.
- The final pattern is the result of mixing blue and yellow paint.
- The final pattern is the result to mixing blue and yellow paint.
Cevabı göster
The final pattern is the result of mixing blue and yellow paint.
with many purebreds suffering from hip problems, eye problems, and more. Notlar
2:15birçok safkan köpek kalça ve göz sorunlarının yanı sıra daha pek çok rahatsızlık yaşar.
with many purebreds suffering from: destekleyici kanıt eklemek
with ile başlayan öbek, riski destekleyen bir kanıtı kısa ve yoğun biçimde ekler: birçok safkan köpek sağlık sorunları yaşamaktadır. with + isim öbeği + -ing biçiminde, isim öbeği -ing eyleminin örtük öznesidir; dolayısıyla suffering eylemini yaşayanlar many purebreds ifadesindeki köpeklerdir. Bu, ana çekimli cümlecik değil, ek bilgi veren bir yapıdır. Açıklayıcı veya haber üslubundaki İngilizcede bir durumu, örneği ya da destekleyici bilgiyi ayrı bir tam cümlecik kurmadan eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede ana iddiayı destekleyen bir kanıt eklemek için with + isim + -ing yapısı kullanılmıştır?
- The neighborhood is becoming quieter, with fewer cars pass through at night.
- The neighborhood is becoming quieter because fewer cars pass through at night.
- The neighborhood is becoming quieter, with fewer cars passing through at night.
Cevabı göster
The neighborhood is becoming quieter, with fewer cars passing through at night.
While mutts or dogs with genetically diverse parents Dilbilgisi
2:19Oysa melez köpekler, yani genetik olarak farklı ebeveynleri olan köpekler,
purebreds ve mutts karşılaştırması
Bu cümlede purebreds, soyu tanınmış tek bir ırka ait köpekleri; mutts ise karışık soya sahip köpekleri ifade eder. Bu sözcükler birbirinden farklı yetiştirme geçmişlerini belirtir. Burada mutts, köpeklerin daha aşağı nitelikte olduğunu ima etmez. Ardından gelen dogs with genetically diverse parents ifadesi, kastedilenin karışık soy olduğunu açıklar ve bu geçmişi sağlık karşılaştırmasıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Bir veteriner, ebeveynleri farklı ırklardan olan bir köpek hakkında resmî bir rapor yazıyor. En uygun terim hangisidir?
- mixed-breed dog
- mutt
- purebred dog
Cevabı göster
mixed-breed dog
Whereas anlamındaki While
Buradaki While, zaman ilişkisi değil karşıtlık bildirir. Whereas anlamına gelir ve melez köpeklerin daha sağlıklı olma eğilimini, az önce birçok safkan köpek için açıklanan sağlık riskleriyle karşılaştırır. Bu kullanımda while yan cümlesi karşılaştırmanın bir tarafını sunar ve karşıtlığı tamamlamak için başka bir cümleye ihtiyaç duyar: While A doğru olsa da B farklı ya da karşıt bir yönden doğrudur.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı karşıtlık anlamında kullanılmıştır?
- While I was cooking, the phone rang.
- While the apartment is small, it gets plenty of sunlight.
- Please wait while the file downloads.
Cevabı göster
While the apartment is small, it gets plenty of sunlight.
Genel bir eğilim için tend to be
Bu cümlede tend to be genel bir eğilimi belirtir: genetik açıdan farklı ebeveynlere sahip köpekler çoğu zaman daha sağlıklıdır, ancak bu iddia her bir köpeği kapsamaz. Yapı özne + tend to + fiilin yalın hâlidir. Burada to’dan sonra gelen fiil be’dir. Kanıtlar mutlak bir yargıdan çok bir eğilimi desteklediğinde bu ifade kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi mutlak bir kural yerine genel bir eğilim belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In large surveys, people who sleep well ____ more alert during the day.
Cevabı göster
tend to be
Thanks for tuning into our video that's kind of about incest. Ton ve niyet
2:23Bir nevi ensest hakkında olan videomuzu izlediğiniz için teşekkürler.
Konuşmada yumuşatıcı kind of ve ardından yumuşatmanın geri alınması
Burada kind of, 'biraz' veya 'bir bakıma' anlamına gelir. kind of about incest ifadesinde iddiayı yumuşatır ve konuyu daha az doğrudan gösterir; 'bir tür' anlamına gelmez. Ardından konuşmacılar Not just kind of, fully ve totally sözleriyle bu yumuşatmayı geri alır. Yumuşatıcı bir ifadeden vurgulu sözlere geçiş, kendinin farkında olan bir espri yaratır: önce konuyu küçümseyerek anlatır, sonra bunun videoyu tam olarak tanımladığını kabul ederler.
Alıştırma
'The plan is kind of risky,' cümlesinde kind of ne işe yarar?
- Planın hangi kategoriye ait olduğunu sorar.
- İddiayı güçlendirir ve tamamen kesin hâle getirir.
- İddiayı yumuşatarak planın biraz riskli olduğunu belirtir.
Cevabı göster
İddiayı yumuşatarak planın biraz riskli olduğunu belirtir.