Telefonunuz Neden Bir Ana Anahtara Sahip Olmamalı?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
781 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Şifreleme fiziksel kilitten farklıdır ve devlete özel bir arka kapı herkesi riske atar. Başlıca İngilizce noktalar: 1. not just the neighborhood burglar, but all burglars everywhere. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not just...but ile tek tehdidi tüm uzak saldırganlara genişletin. 2. Good luck with that. — Konuşma edimbilimi ve tutum: kibar görünen bir dileğin gerçek dışı planı alayla reddettiğini tanıyın. 3. The nature of a keyhole is to be cracked, and the nature of the internet is to bring demons to the door. — Söylem, anlatı ve retorik: paralel yapı ve iyilik-kötülük metaforunun arka kapı tehlikesini nasıl akılda kalıcı kıldığını görün.

Bu derste

Hello internet.

0:00

Merhaba internet.

We need to talk about locks, Kalıp ifadeler

0:00

Kilitler hakkında konuşmalıyız,

the physical and the digital.

0:02

fiziksel ve dijital olanlar.

Kalıp ifadeler

We need to talk about: önemli bir konuyu açmak

We need to talk about, bir konuyu yalnızca ilginç değil, konuşulması gerekli bir konu olarak sunar. Burada konuşmacının fiziksel ve dijital kilitlerle ilgili ciddi bir noktaya geçmek üzere olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp We need to talk about + konu şeklindedir. Ardından bir isim öbeği, -ing biçimi ya da how..., what..., why... gibi bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp need to talk about ile tamamlayın: Before we choose a supplier, we ____ its security record.

Cevabı göster

need to talk about

In the physical world,

0:04

Fiziksel dünyada,

locks aren't as good as you think they are. Dilbilgisi

0:05

kilitler sandığınız kadar iyi değildir.

Dilbilgisi

aren't as good as you think they are: bir beklentiyi düzeltmek

not as + sıfat + as you think kalıbı, gerçek derecenin dinleyicinin beklentisinden daha düşük olduğunu anlatır. Burada aren't as good as, kilitlerin yine de bir miktar değeri olabileceğini, fakat dinleyicinin düşündüğü kadar iyi veya güvenilir olmadığını belirtir. Sondaki they are karşılaştırmayı tamamlar ve locks sözcüğüne gönderme yapar. Tekil bir özneyle it is kullanılır: The plan isn't as good as you think it is.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The backup plan isn't as reliable as you think it is.

  1. Yedek plan düşündüğünüzden daha az güvenilirdir.
  2. Yedek plan düşündüğünüzden daha güvenilirdir.
  3. Yedek plan tamamen güvenilmezdir.
Cevabı göster

Yedek plan düşündüğünüzden daha az güvenilirdir.

The lock on your door stops worries not burglars, Anlatım akışı

0:07

Kapınızdaki kilit hırsızları değil, endişelerinizi durdurur,

Anlatım akışı

stops worries, not burglars: tekrarlanan fiilin atıldığı karşıtlık

stops worries, not burglars ifadesinde stops, iki isim öbeğiyle de ilişkilidir. Açık biçimi stops worries, but does not stop burglars şeklindedir. Not burglars, hırsızların var olmadığı anlamına gelmez. Bu kısa karşıtlık önce gerçek olan etkiyi söyler, ardından birinin bekleyebileceği başka bir etkiyi düzeltir. Paralel yapı eksik kısmı kolayca tamamlamayı sağladığı için not sonrasında tekrarlanan fiil atılır.

Alıştırma

Bu kısa kalıpta The basic filter stops spam, not skilled attackers ne anlama gelir?

  1. Filtre hem istenmeyen postaları hem de yetenekli saldırganları durdurur.
  2. Filtre istenmeyen postaları durdurur, ancak yetenekli saldırganları durdurmaz.
  3. Filtre yetenekli saldırganları durdurur, ancak istenmeyen postalar geçer.
Cevabı göster

Filtre istenmeyen postaları durdurur, ancak yetenekli saldırganları durdurmaz.

as two minutes of searching will reveal.

0:11

iki dakikalık bir aramanın da ortaya çıkaracağı gibi.

Spend more, get more,

0:13

Daha fazla harcayın, daha fazlasını elde edin,

but all fail with tools and time enough. Dilbilgisi

0:14

ancak yeterli araç ve zamanla hepsi işlevsiz kalır.

Dilbilgisi

time enough: isimden sonra gelen enough

time enough ifadesinde enough, time isminin ardından gelir. enough time ile aynı anlama gelir: kullanılabilecek zaman miktarı yeterlidir. Bu isim + enough dizilişi, alışılmışın dışında bir sonradan yerleştirme kalıbıdır. Bu cümlede sona kısa ve retorik bir ritim verir. Günümüzün günlük İngilizcesinde olağan diziliş enough + isim şeklindedir.

Alıştırma

enough sözcüğünün time isminden sonra geldiği belirgin biçimi kullanın: With ____, we can check every detail.

Cevabı göster

time enough

That physical locks are bad at locking mostly doesn't matter in normal life

0:17

Fiziksel kilitlerin kilitleme konusunda kötü olması normal hayatta pek önemli değildir

because burglars are constrained by the physical world. Kalıp ifadeler

0:21

çünkü hırsızlar fiziksel dünyayla sınırlıdır.

Kalıp ifadeler

Constrained by: dış koşullarla sınırlandırılmak

Be constrained by, bir kişinin veya şeyin gerçekleştirebileceği eylemlerin dış koşullar tarafından sınırlandığını anlatır. Burada hırsızlar tamamen durdurulmaz; mesafe, zaman, fiziksel çaba ve yakalanma riski gerçekte yapabileceklerini azaltır. Kalıp be + constrained by + sınırlayıcı etkendir. Bir kişinin, sistemin, planın veya sürecin neden sınırsız hareket edemediğini açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede constrained by, eyleme hâlâ izin veren bir dış sınırlamayı anlatır?

  1. The rescue team was prevented from starting because the road was fully closed.
  2. The rescue team was constrained by the fading daylight, so it searched one area instead of three.
  3. The rescue team was unconstrained by time and searched every area.
Cevabı göster

The rescue team was constrained by the fading daylight, so it searched one area instead of three.

A burglar must cruise the neighborhood spending their time to pick a target

0:24

Bir hırsız mahalleyi dolaşıp bir hedef seçmek için zaman harcamalıdır

which makes a house that looks secure most of the way toward being secure. Kalıp ifadeler

0:27

bu da güvenli görünen bir evi büyük ölçüde güvenli olmaya yaklaştırır.

Kalıp ifadeler

Most of the way toward being secure: büyük ölçüde ilerleme, ancak tamamlanmama

Most of the way toward being secure, güvenliğe doğru ilerlemenin büyük bir bölümünün gerçekleştiğini ancak tam güvenliğe henüz ulaşılmadığını anlatır. Bu cümlede güvenli görünmek, hırsızı caydırarak pratik korumanın büyük kısmını sağlar; eve fiziksel olarak girmenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Kalıp most of the way toward + isim veya -ing biçimidir. Burada being secure, yaklaşılan sonucu adlandırır. almost secure ile karşılaştırıldığında bu daha uzun ifade, bir sonuca doğru ilerleme fikrini daha görünür kılar.

Alıştırma

Önemli ölçüde ilerleme olduğunu ancak işin tamamlanmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadenin tamamıyla doldurun: The first repair got the bike ____ safe to ride.

Cevabı göster

most of the way toward being

Each target house can then only be attacked one at a time

0:31

Hedeflenen her ev daha sonra aynı anda yalnızca bir kez saldırıya uğrayabilir

and comes with a risk of being physically caught in the act. Deyimler

0:34

ve eylem sırasında fiziksel olarak yakalanma riskini de beraberinde getirir.

Deyimler

Caught in the act: suçüstü yakalanmak

To be caught in the act, yanlış, yasak veya yasa dışı bir şey yapılırken fark edilmek ya da suçüstü yakalanmak demektir. Burada, zorla içeri girme olayı bittikten sonra değil, devam ederken yakalanma riskini anlatır. The act, o anda devam eden belirli yanlış eylemi ifade eder. Bu bir deyimdir; herhangi bir sıradan hareket sırasında birinin sizi fiziksel olarak tutması anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yanlış bir şey yaparken fark edilmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The thief was ____ while climbing through the window.

Cevabı göster

caught in the act

But digital is different.

0:37

Ama dijital farklıdır.

The constraints of the physical no longer apply.

0:39

Fizikselin kısıtlamaları artık geçerli değildir.

On the internet, a digital lock must protect you from not just the neighborhood burglar, Dilbilgisi

0:42

İnternette, dijital bir kilit sizi sadece mahalledeki hırsızdan değil,

but all burglars everywhere.

0:46

her yerdeki tüm hırsızlardan korumalıdır.

Dilbilgisi

Kapsamı genişleten Not just A, but B

Not just A, but B, A’nın doğru olduğunu belirtip ardından düşüncenin kapsamını genişletmek veya gücünü artırmak için B’yi ekler. Bu cümlede tehlike yakındaki tek bir hırsızla sınırlı değildir; çevrim içi saldırabilecek bütün hırsızları kapsar. Buradaki but, eşleşmiş yapının bir parçasıdır; A’nın reddedildiğini göstermez. Hem A hem B kapsama girer, ancak vurgu daha geniş veya daha güçlü olan B’dedir.

Alıştırma

Cümleyi not just A, but B eşleşmiş yapısıyla tamamlayın: The museum welcomes ____ school groups, ____ visitors of all ages.

Cevabı göster

not just · but

For on the internet,

0:48

Çünkü internette,

there's no such thing as distance. Kalıp ifadeler

0:49

mesafe diye bir şey yoktur.

Kalıp ifadeler

there's no such thing as distance: mesafe diye bir şey yok

“there’s no such thing as X” kalıbı, konuşulan durumda X'in gerçek ya da yararlı bir kategori olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Burada, coğrafi mesafenin fiziksel dünyadaki bir hırsızı sınırladığı şekilde bir internet saldırganını sınırlamadığı anlamına gelir. Bu ifade bağlama bağlıdır; fiziksel mesafenin var olmadığına dair bilimsel bir iddia değildir. Kalıbı bir varsayıma karşı çıkmak için kullanabilirsiniz: Bu alanda X'i ilgili bir etken saymak yanlıştır.

Alıştırma

Mesafenin ilgili olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeden sabit kalıpla cümleyi tamamlayın: Online, ____ distance.

Cevabı göster

there's no such thing as

Internet burglars don't crack digital locks personally, Kelime

0:52

İnternet hırsızları dijital kilitleri bizzat kırmazlar,

Kelime

crack digital locks: dijital kilitleri kırmak

Siber güvenlikte crack, bir parolayı, kodu, şifrelemeyi veya başka bir erişim korumasını kırmak ya da aşmak anlamına gelir. Digital locks bu korumalar için kullanılan bir benzetmedir; bu yüzden crack digital locks bir cihazı fiziksel olarak parçalamak değil, güvenlik engellerini aşmak demektir. Fiil, çoğu zaman teknik beceri, analiz veya saldırı yoluyla korumayı başarıyla etkisiz hâle getirmeye odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede crack, erişim korumasını kırmak şeklindeki siber güvenlik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The attacker cracked the password and entered the account.
  2. He opened the file with the correct password.
  3. She cracked the screen when she dropped the phone.
Cevabı göster

The attacker cracked the password and entered the account.

they build burglar bots that try millions of combinations just to see what opens.

0:54

sadece neyin açıldığını görmek için milyonlarca kombinasyon deneyen hırsız botlar yaparlar.

One lock down the street or a country-full on the other side of the world, Anlatım akışı

0:59

Sokaktaki bir kilit ya da dünyanın diğer ucundaki bir ülke dolusu kilit,

it's all the same.

1:03

hepsi aynıdır.

Anlatım akışı

Tek bir kilitten bir ülke dolusuna: sonuç aynı

Cümle önce iki ucu yan yana getirir: yakındaki tek bir kilit ile uzakta bir ülkeyi dolduracak kadar çok kilidi anlatan yaratıcı bir ifade. Tek ile çok büyük bir sayı, yakın ile uzak arasındaki karşıtlık ölçek farkını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Ardından “it’s all the same”, önemli olan sonuç açısından bu karşıtlığı ortadan kaldırır. Hedeflerin birbirinin aynısı olduğunu söylemez; otomatik sistemin bakış açısından bir ya da birçok hedefe, yakında ya da uzakta saldırmanın neredeyse aynı çabayı gerektirdiğini anlatır. Bu kalıp, görünürdeki büyük bir farkın pratik sonucu değiştirmeyebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede “it’s all the same” ne işe yarıyor?

  1. Kilitlerin her ayrıntıda aynı olduğunu söyler.
  2. Sayı ve uzaklık farklarının otomatik saldırının maliyetini neredeyse hiç değiştirmediğini söyler.
  3. Yalnızca bir ülkedeki kilitlerin risk altında olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sayı ve uzaklık farklarının otomatik saldırının maliyetini neredeyse hiç değiştirmediğini söyler.

Actually,

1:04

Aslında,

other side of the world is better.

1:05

dünyanın diğer ucu daha iyidir.

A dude in East-whatever-landia stealing your identity

1:06

Doğu-bilmem-ne-istan'da kimliğinizi çalan bir adamın

has a near-zero chance of getting caught.

1:09

yakalanma şansı neredeyse sıfırdır.

This is bad news,

1:12

Bu kötü bir haber,

but thanks to mathematics,

1:13

ama matematik sayesinde,

digital locks can be made unbreakable.

1:14

dijital kilitler kırılamaz hale getirilebilir.

This is encryption,

1:17

İşte bu şifrelemedir,

a digital lock that without the password, Dilbilgisi

1:18

şifre olmadan,

cannot be opened.

1:21

açılamayan dijital bir kilit.

Dilbilgisi

without the password, cannot be opened: parola olmadan açılamaz

İlgi cümleciğinde “that”, “a digital lock” ifadesine döner ve “cannot be opened” yapısının öznesi olarak görev yapar. “Without the password” bu cümleciğin başına alınmıştır ve “parola mevcut değilse” anlamına gelir. “Cannot be opened” edilgen bir yapıdır: cümle, kilidi açmaya çalışan kişiye değil, kilide ve sonuca odaklanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “Without X, Y cannot be + past participle” şeklindedir ve Y’nin gerçekleşmesi için X’in gerekli bir koşul olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “cannot be” ve “submit” fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Without a signature, the form ____.

Cevabı göster

cannot be submitted

Burglar bots will plow through all the possibilities, Öbek fiiller

1:22

Hırsız botlar tüm olasılıkları tarayacaktır,

Öbek fiiller

plow through all the possibilities: tüm olasılıkları durmadan işlemek

Burada plow through, işin miktarına rağmen büyük bir öge grubunda ilerleyip her birini sırayla ele almak anlamına gelir. Botlar gerçek anlamda tarla sürmüyor; her olasılığı sistemli biçimde deniyor. Bu ifade, güçlü ve ısrarlı bir ilerleme hissi katar. Birkaç olasılığın rastgele seçildiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede plow through, çok miktarda işi kesintisiz biçimde ele almak anlamında kullanılmıştır?

  1. We plowed through two hundred applications before lunch.
  2. The truck plowed through the fence before stopping.
  3. We selected two applications at random before lunch.
Cevabı göster

We plowed through two hundred applications before lunch.

but a secure password will take longer than the heat death of the universe Dilbilgisi

1:25

ancak güvenli bir şifreyi tahmin etmek evrenin ısı ölümünden daha uzun

to guess.

1:29

sürecektir.

Dilbilgisi

will take longer than ... to guess: tahmin etmek daha uzun sürecek

take + zaman miktarı veya karşılaştırması + to-mastar yapısı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Bu cümlede a secure password tahmin edilen şeydir ve will take ... to guess, onu tahmin etmek için öngörülen süreyi belirtir. Longer than the heat death of the universe bilinçli bir abartıdır: evrenin ısıl ölümü, hayal edilemeyecek kadar uzak bir son olarak düşünülür. İfade, tüm olasılıkları deneyerek tahmin etmenin hesaplama açısından uygulanamaz olduğunu anlatır; kesin bir kozmik zaman çizelgesi vermez.

Alıştırma

Hangi cümle gerekli süreyi anlatmak için take + zaman + to-mastar yapısını doğru kullanır?

  1. The update will take about ten minutes installing.
  2. The update will spend about ten minutes to install.
  3. The update will take about ten minutes to install.
Cevabı göster

The update will take about ten minutes to install.

No password, Dilbilgisi

1:29

Şifre yoksa,

no entry,

1:30

giriş de yoktur,

Dilbilgisi

No X, no Y: No password, no entry yapısı

No X, no Y, kısaltılmış bir koşul yapısıdır. “X yoksa Y de olamaz” anlamına gelir: Y’yi elde etmek için X gerekli bir koşuldur. İki no öbeği bir liste değil, koşul ve sonuçtan oluşan bir kural kurar. Bu cümlede girişe izin verilmesi için önce bir şifre gereklidir.

Alıştırma

No X, no Y yapısını ve ticket ile boarding sözcüklerini kullanarak kısa kuralı tamamlayın: ____, ____.

Cevabı göster

No ticket · no boarding

no matter how much of a l33t hacker your mom is. Kültür

1:30

anneniz ne kadar usta bir hacker olursa olsun.

Kültür

l33t: leet sözcüğünün rakamlı yazımı

l33t, leet sözcüğünün stilize edilmiş yazımıdır: 3 rakamı her e harfinin yerine geçer. Elite sözcüğünden gelen bu argo ifade, özellikle eski hacker, oyun ve internet kültüründe birini çok becerikli olarak tanımlar. Burada l33t, hacker sözcüğünü niteler. “Anneni” l33t hacker olarak tanımlamak bilerek abartılı ve şakacıdır. Bu nedenle ifade, uzmanlık hakkında resmî bir iddiada bulunmak yerine eski internet tarzı bir şaka yaratır.

Alıştırma

“Maya is a l33t coder,” cümlesinde l33t büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Bilgisayar güvenliği alanında resmî bir sertifika
  2. 33 sayısının yanlışlıkla kullanılması
  3. Onun çok becerikli olduğunu eski internet tarzında şakacı biçimde söylemek
Cevabı göster

Onun çok becerikli olduğunu eski internet tarzında şakacı biçimde söylemek

Your private files stay private,

1:33

Özel dosyalarınız özel kalır,

which might just be the greatest social good

1:36

ki bu, matematiğin insanlığa yaptığı

mathematics has done mankind.

1:38

en büyük sosyal iyilik olabilir.

But it's easy to imagine unbreakable digital locks

1:40

Ancak kırılamaz dijital kilitleri kötü bir haber olarak

as bad news.

1:44

hayal etmek kolaydır.

Maximum lazy ticking time bomb, Deyimler

1:45

En tembel senaryolu saatli bomba klişesi,

the location and off-code of which are locked on the phone of a dead man.

1:47

yeri ve kapatma kodu ölü bir adamın telefonunda kilitli kalmıştır.

Deyimler

ticking time bomb: yaklaşan bir kriz

Bu ifade, tehlikeyi bir bombanın saati geri sayıyormuş gibi anlatır. Hayal edilen bu en kötü durumda tehdidin çok yakın ve ciddi olduğu hissini verir. Daha genel anlamda a ticking time bomb, şu anda etkisiz görünebilen ama daha sonra ciddi zarara yol açması muhtemel bir sorundur. Gerçek bir bombayla ilgili olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi, daha sonra ciddi zarara yol açabilecek tehlikeli bir sorunu anlatan üç sözcüklü mecazla tamamlayın: The neglected bridge is a ____.

Cevabı göster

ticking time bomb

Now,

1:51

Şimdi,

were the information on a piece of paper in a safe room, Dilbilgisi

1:51

bilgiler güvenli bir odadaki bir kağıt parçasında olsaydı,

no problem.

1:54

sorun yoktu.

Dilbilgisi

Were the information ...: resmî koşul devrikliği

Were the information ... resmî bir varsayımsal koşul yapısıdır. Were sözcüğünü özneden önce kullanmak if sözcüğünün yerini alır: Were the information on a piece of paper ... ile If the information were on a piece of paper ... aynı anlama gelir. Bu yan cümle, tartışılan gerçek durumdan farklı bir durum hayal ederek koşulu kurar; no problem ise sonucu verir. Bu bir soru değildir ve geçmişteki bir gerçeği bildirmez.

Alıştırma

Koşulu if kullanmadan resmî devrik yapıyla yeniden yazın: If the weather were warmer, we would hold the meeting outside. ____, we would hold the meeting outside.

Cevabı göster

Were the weather warmer

In the physical world,

1:55

Fiziksel dünyada,

if you can't crack the lock, Anlatım akışı

1:56

kilidi kıramazsanız,

then you crack the wall.

1:58

duvarı kırarsınız.

Anlatım akışı

kilidi aşamıyorsan duvarı kırarsın

Bu cümle eşleşen bir if...then yapısı kullanır ve crack fiilini tekrar ederken nesneyi lock'tan wall'a değiştirir. İlk crack kilidi aşmak veya açmak, ikincisi ise duvarı fiziksel olarak kırmak anlamındadır. Tekrar iki eylemi paralel hâle getirir; nesne değişimi de çözüm yolundaki değişikliği gösterir. If you can't X one thing, then you X another kalıbı önce engeli, ardından alternatif yolu sunar. Buradaki fikir, duvarın başka bir kilit olması değil, kilidin çevresinden dolaşılmasıdır.

Alıştırma

“If you can't change the weather, then you change the plan,” cümlesinde change fiilinin yeni bir nesneyle tekrarlanması ne işe yarar?

  1. Planı değiştirmeyi, değiştirilemeyen şeye karşı bir çözüm yolu olarak sunar.
  2. İkisinden hangisi değiştirilirse değiştirilsin sonucun tamamen aynı olacağını kanıtlar.
  3. Hava ile planın aynı tür nesne olduğunu söyler.
Cevabı göster

Planı değiştirmeyi, değiştirilemeyen şeye karşı bir çözüm yolu olarak sunar.

Society agrees under this scenario,

1:59

Toplum bu senaryoda,

it's reasonable for police to get in no matter what it takes. Deyimler

2:02

polisin ne pahasına olursa olsun içeri girmesinin makul olduğunu kabul eder.

Deyimler

no matter what it takes: ne pahasına olursa olsun

Bu cümlede no matter what it takes, içeri girmeyi pazarlığa kapalı bir hedef olarak sunar: gereken çaba, maliyet, zorluk veya yöntem ne olursa olsun sonuç elde edilmelidir. Daha genel olarak bu ifade, sonuca odaklanan çok güçlü bir kararlılık anlatır.

Alıştırma

“Gereken çaba veya yöntem ne olursa olsun” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: We will find a safe solution, no matter ____.

Cevabı göster

what it takes

Note,

2:05

Unutmayın,

this means real-world locks aren't just physically weak, Anlatım akışı

2:06

bu, gerçek dünya kilitlerinin sadece fiziksel olarak değil,

but also legally weak.

2:10

yasal olarak da zayıf olduğu anlamına gelir.

Anlatım akışı

yalnızca fiziksel açıdan değil, hukuki açıdan da zayıf

aren't just X, but also Y eşleşmeli yapısı X'i doğrular, ardından çoğu zaman daha güçlü veya daha beklenmedik ikinci bir nokta olan Y'yi ekler. Burada kilitler gerçekten fiziksel olarak zayıftır; cümle bu iddiayı geçersiz kılmaz. Physically weak ve legally weak ifadelerinde weak sözcüğünün tekrarlanması, aynı değerlendirmeyi iki farklı boyuta uygular. Physically weak, kilidin aşılabileceği; legally weak ise hukukun kilide erişmeye veya onu kırmaya izin verebileceği anlamına gelir. Paralel anlatım, teknik bir olguyu kurumsal bir sınırla bağlar.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The plan isn't just technically weak, but also financially weak. Bu cümle ne söylüyor?

  1. Plan teknik açıdan zayıf değil; yalnızca mali açıdan zayıf.
  2. Plan hem teknik hem de mali açıdan zayıf.
  3. Plan iki açıdan da zayıf değil.
Cevabı göster

Plan hem teknik hem de mali açıdan zayıf.

We could live in a world with privacy laws

2:11

Polisin tüm kilitleri kırmasını yasaklayan

that forbade police to break into all locks, Notlar

2:14

gizlilik yasalarının olduğu bir dünyada yaşayabilirdik,

Dilbilgisi

polisin tüm kilitleri zorla açmasını yasakladı

Forbade, forbid fiilinin geçmiş zaman biçimidir. forbid + kişi + to-infinitive yapısı, bir kuralın veya yetkili makamın o kişinin eylemi yapmasını engellediğini belirtir. Burada police, yasaktan etkilenen kişileri; to break into ise yasaklanan eylemi gösterir. all locks sözleri break into ile birlikte değerlendirilir: Polisin aşmasının veya zorla açmasının yasaklanacağı tüm kilitleri belirtir. forbade fiilinin doğrudan nesnesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi forbid fiilinin geçmiş biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The school ____ students ____ use phones during the exam.

Cevabı göster

forbade · to

Öbek fiiller

Break into: izinsiz giriş

“Break into”, bir yere, araca ya da korunan sisteme izinsiz, çoğu zaman zor kullanarak veya güvenliği aşarak girmek anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesne into’dan sonra gelir: break into a house veya break into a computer system. Bu cümlede “all locks”, kilitli her türlü engeli veya korunan alanı kısaca ifade eder. Önerilen yasa, polisin erişim sağlamak için kilitleri aşmasını engelleyecektir.

Alıştırma

Cümleyi “yasa dışı olarak veya güvenliği aşarak girmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Someone tried to ____ the office last night.

Cevabı göster

break into

no matter how flimsy,

2:16

ne kadar çürük olurlarsa olsunlar,

but we don't because that'd be dumb.

2:17

ama yaşamıyoruz çünkü bu aptalca olurdu.

Hmm.

2:19

Hmm.

This is where gears turn in government heads. Deyimler

2:20

İşte hükümetin kafasındaki çarklar burada dönmeye başlar.

Deyimler

Hükümettekilerin zihninde dişlilerin dönmesi

Cümlede makine benzetmesi kullanılır: dişlilerin dönmeye başlaması, zihinlerin bir sorun üzerinde çalışmaya ve plan oluşturmaya başlamasını temsil eder. “Government heads”, hükümette karar veren kişileri ifade eder; heads ise onların düşünen zihinlerine gönderme yapar. “This is where”, tartışmada bu düşünceyi harekete geçiren noktayı gösterir. Dolayısıyla cümle, gerçek bir makinenin hareket ettiğini değil, yetkililerin bu noktada bir politika fikri geliştirmeye başladığını anlatır.

Alıştırma

“This is where gears turn in government heads,” cümlesinde ne oluyor?

  1. Hükümet yetkilileri bir politika fikri üzerinde düşünmeye başlıyor.
  2. Hükümet karar vermeyi bıraktı.
  3. Yetkililer bir hükümet binasının içinde makine tamir ediyor.
Cevabı göster

Hükümet yetkilileri bir politika fikri üzerinde düşünmeye başlıyor.

If digital locks are physically invulnerable, Anlatım akışı

2:24

Eğer dijital kilitler fiziksel olarak savunulamazsa,

maybe they can be made legally vulnerable.

2:26

belki de yasal olarak savunmasız hale getirilebilirler.

Anlatım akışı

Physically invulnerable ... legally vulnerable: farklı boyutların karşıtlığı

Cümle, aynı teknolojiyi iki farklı ölçüte göre değerlendirerek koşullu bir sav kurar. Physically invulnerable, teknik saldırılara dayanıklı olmak demektir; legally vulnerable ise bir erişim yolunun tasarıma eklenmesini zorunlu kılan hukuki bir düzenlemeye açık olmak demektir. Physically sözcüğünden legally sözcüğüne ve invulnerable sözcüğünden vulnerable sözcüğüne geçiş, yoğun bir karşıtlık kurar: bir baskı türü işe yaramazsa başka bir tür işe yarayabilir. Made legally vulnerable, yasanın kilidi bizzat kırması anlamına gelmez; yasanın korumayı zayıflatan bir tasarım tercihini zorunlu kılabilmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümle hangi akıl yürütmeyi ifade ediyor?

  1. Yasa kilitleri zaten kırdığı için kilitler teknik olarak zayıftır.
  2. Teknik dayanıklılık sürebilir, ancak hukuki kurallar erişim sağlayan bir zayıflık oluşturulmasını gerektirebilir.
  3. Fiziksel ve hukuki savunmasızlık tamamen aynı anlama gelir.
Cevabı göster

Teknik dayanıklılık sürebilir, ancak hukuki kurallar erişim sağlayan bir zayıflık oluşturulmasını gerektirebilir.

To require digital locks be built with a keyhole Dilbilgisi

2:29

Dijital kilitlerin, anahtarı poliste olan

for which police have the key.

2:32

bir anahtar deliği ile üretilmesini zorunlu kılmak.

Dilbilgisi

Require digital locks be built: emir ve gereklilik bildiren yalın fiil

Require digital locks be built ifadesinde require + isim öbeği + fiilin yalın hâli biçimindeki resmî emir ve gereklilik yapısı kullanılır. Digital locks isim öbeği, gerekliliğin neyi kapsadığını belirtir; yan cümle neyin gerekli olduğunu ifade ettiği için be yalın hâlde kalır. Kilitler eylemden etkilendiği için fiilin yalın hâli edilgendir: build değil, be built kullanılır. Burada eksik bir are yoktur; are built çekimli bir bildirme biçimidir ve bu yapının gerektirdiği edilgen yalın biçim değildir.

Alıştırma

Require + isim öbeği + fiilin yalın hâli yapısına göre mark fiilinin edilgen yalın biçimiyle kuralı tamamlayın: The safety code requires every emergency exit ____ clearly.

Cevabı göster

be marked

Highly secure,

2:35

Son derece güvenli,

top secret for emergencies only,

2:36

sadece acil durumlar için çok gizli,

surely. Ton ve niyet

2:38

elbette.

Ton ve niyet

Cümle sonundaki surely ile ironik kuşku

Surely normalde bir şeyi kesin veya şüphe edilmesi çok zor olarak sunar. Ancak bu cümlenin sonunda, sistemin güvenli olduğunu yalnızca doğrulamaz. Öncesindeki highly secure, top secret ve for emergencies only şeklindeki kesin vaatler, surely ifadesine kuşkucu ve ironik bir hava verir. Konuşan kişi kendinden emin güvenceleri tekrar ederken bunlara güvenilmemesi gerektiğini ima eder. Surely ifadesini doğru yorumlamak için sözcüğün düz anlamdaki kesinliğini çevresindeki iddialar ve tonla karşılaştırın.

Alıştırma

Bu cümlenin sonundaki surely büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Dijital kilitlerin nasıl çalıştığına dair somut ayrıntılar ister.
  2. Güvenlik vaadinin güvenilir olduğunu içtenlikle doğrular.
  3. Vaadi ironik biçimde tekrar ederken aynı zamanda ondan kuşku duyar.
Cevabı göster

Vaadi ironik biçimde tekrar ederken aynı zamanda ondan kuşku duyar.

This legal vulnerability

2:39

Bu yasal güvenlik açığı,

to ban citizens from owning perfect digital locks, Dilbilgisi

2:41

vatandaşların kusursuz dijital kilitlere sahip olmasını yasaklamak,

Dilbilgisi

ban citizens from owning: ban + kişi + from + -ing

ban citizens from owning ifadesinde ban resmî bir yasağı belirtir. Citizens kısıtlanan gruptur; from owning ise yapmalarına izin verilmeyen eylemi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp ban + kişi veya grup + from + -ing şeklindedir. Burada from, ban fiilinin gerektirdiği bir edattır; kaynak veya köken bildirmez. Kısıtlanan kişi ya da grubu ban fiilinden sonra, -ing biçimini ise from edatından sonra kullanın.

Alıştırma

ban + kişi + from + -ing yapısını kullanarak cümledeki iki boşluğu tamamlayın: The library has ____ visitors ____ bringing food into the archive room.

Cevabı göster

banned · from

to require companies manufacture their devices with keyholes,

2:44

şirketlerin cihazlarını anahtar delikleriyle üretmelerini şart koşmak,

is an idea that many many governments are interested in.

2:47

birçok hükümetin ilgilendiği bir fikirdir.

And governments point out that a warrant which lets police into your house Notlar

2:50

Ve hükümetler polisin evinize ve belgelerinize girmesine izin veren bir arama izninin

and into your papers should let police into your phone.

2:53

telefonunuza da girmesine izin vermesi gerektiğine işaret ediyor.

Öbek fiiller

point out that: bir iddiaya dikkat çekmek

Point out that, konuşanın başkalarının fark etmesini veya dikkatle değerlendirmesini istediği bir ifadeyi sunar. Burada hükûmetlerin görüşünü yalnızca söylenmiş bir söz olarak değil, konuyla ilgili önemli bir nokta olarak aktarır. Yapı point out that + yan cümledir. Ardından gelen olgu, neden veya sorunun önemli, gözden kaçmış ya da bir savı destekliyor olabileceğini belirtir; parmakla bir şeyi göstermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Omar'ın önemli bir olguya dikkat çektiğini en iyi hangi ifade gösterir? Omar wanted to ___ the cheapest option had the highest repair costs.

  1. point out that
  2. point to
  3. say that
Cevabı göster

point out that

Kültür

warrant: yasal yetki veren bir emir

Burada warrant sayılabilen bir hukuk ismidir: polise bir yeri aramak gibi belirli bir eylemi yapma yetkisi veren resmî belge veya emir anlamına gelir. Which lets police... ilgi cümlesi, bu emrin neye izin verdiğini açıklar. Cümle, ev ve belgeler için verilen arama emri düşüncesini telefona erişime genişletir. Burada warrant genel bir söz veya garanti anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hukuk ismiyle tamamlayın: Before searching the flat, the police applied for a ____.

Cevabı göster

warrant

If your home is your castle, Kültür

2:56

Eğer eviniz sizin kalenizse,

but the need pressing enough,

2:58

ancak ihtiyaç yeterince acilse,

the police bring a battering ram.

2:59

polis bir şahmerdan getirir.

Kültür

Eviniz kalenizdir

Bu söz, evi bir kaleye benzetir: ev, içinde yaşayan kişinin denetiminde olan ve istenmeyen girişlere karşı korunan bir yerdir. Burada, insanların kendi evlerinde güçlü mahremiyet ve güvenlik haklarına sahip olduğu yönündeki geleneksel İngiliz düşüncesini çağrıştırır. Bu koruma mutlak değildir. Ardından gelen but sınırı ortaya koyar: ihtiyaç acilse ve yasa izin veriyorsa polis yine de zorla içeri girebilir.

Alıştırma

Cümledeki your home is your castle neyi ifade ediyor?

  1. Her ev tahkim edilmiş bir kale gibi inşa edilmelidir.
  2. Polis hiçbir koşulda bir eve giremez.
  3. Eviniz güçlü biçimde korunan özel bir alandır, ancak yasal giriş yine de mümkün olabilir.
Cevabı göster

Eviniz güçlü biçimde korunan özel bir alandır, ancak yasal giriş yine de mümkün olabilir.

But there's no battering ram to crack open a well-locked phone Öbek fiiller

3:01

Ancak iyi kilitlenmiş bir telefonu bir arama iznine uymak için kırıp açacak

Öbek fiiller

İyi kilitlenmiş bir telefonu crack open ile açmak

Crack open ifadesinde crack, bir engeli aşmak için güç, beceri veya sürekli çaba kullanma anlamı katar; open ise sonucu, yani açılmayı anlatır. Well-locked phone söz konusu olduğunda bu engel telefonun güvenliğidir. İfade burada mecazidir: ekranı veya kasayı kırmak değil, korunan verilere erişmek anlamına gelir.

Alıştırma

Notta yer alan iki sözcüklü öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Without the password, investigators could not ____ the encrypted phone.

Cevabı göster

crack open

to comply with a warrant, Kalıp ifadeler

3:04

bir şahmerdan yoktur,

Kalıp ifadeler

to comply with a warrant: arama emrine uymak

Burada to comply with a warrant, geçerli bir arama kararının gerektirdiği şekilde hareket etmek demektir; bu cümlede telefondaki bilgilere erişmeye çalışmayı ifade eder. Comply with, bir gerekliliğe uymak veya onu karşılamak anlamına gelir. Kişisel olarak aynı fikirde olmayı ya da onaylamayı değil, bir yükümlülüğe uymayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi comply with ve doğru mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The provider released the records ____.

Cevabı göster

to comply with the warrant

not helpfully anyway,

3:06

en azından işe yarar bir tane yoktur,

which is a problem.

3:07

ki bu bir sorundur.

Again,

3:09

Yine de,

we all ideally want police to crack digital locks sometimes,

3:09

hepimiz ideal olarak polisin bazen dijital kilitleri kırmasını isteriz,

but at our current level on the tech tree, Kültür

3:14

ancak teknoloji ağacındaki mevcut seviyemizde,

Kültür

at our current level on the tech tree: teknoloji ağacındaki mevcut seviyemizde

Teknoloji ağacı, daha ileri teknolojiler veya yetenekler kullanılabilir hâle gelmeden önce belirli bir teknoloji ya da yeteneğin açılması gereken bir oyun sistemidir. Burada konuşmacı bunu insanlığın mevcut teknik kapasitesi için bir mecaz olarak kullanıyor. At our current level, şu anda sahip olduğumuz araç ve bilgilerle istenen yeteneğin henüz açılmadığını belirtir; bu yeteneğin ileride kesinlikle var olacağını vaat etmez.

Alıştırma

Konuşmacı at our current level on the tech tree derken neyi kastediyor?

  1. Gelecekteki bütün teknolojiler kesinlikle sabit bir sırayla icat edilecek.
  2. Şu anda mevcut olan teknolojiyle bu yeteneğe henüz ulaşmış değiliz.
  3. Ağaç şeklindeki bir şemanın yanında duruyoruz.
Cevabı göster

Şu anda mevcut olan teknolojiyle bu yeteneğe henüz ulaşmış değiliz.

digital locks that cannot be opened

3:16

açılamayan dijital kilitler

are a thing that exists.

3:18

var olan bir şeydir.

And because they are made of math, Deyimler

3:20

Ve matematikten yapıldıkları için,

something a skilled coder can build at home,

3:22

yetenekli bir kodlayıcının evde yapabileceği bir şeydir,

Deyimler

“are made of math” ifadesinin mecazlı anlamı

Burada are made of math bir mecazdır. Dijital kilitler fiziksel olarak matematikten yapılmaz; çalışma biçimleri, kodla ifade edilebilen matematiksel kurallar tarafından oluşturulur ve tanımlanır. be made of + isim kalıbı, bir şeyin temelindeki yapıyı canlı ve gerçek anlam dışı bir biçimde de anlatabilir. Burada kilit yalnızca fiziksel bir nesne olarak değil, yeniden uygulanabilecek bir yöntem olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede are made of math ne anlama geliyor?

  1. Kilitler yalnızca matematik dersleri sırasında çalışabilir.
  2. Kilitler matematiksel kurallarla tanımlanır ve uygulanır.
  3. Kilidin donanımı matematik adlı bir maddeden üretilir.
Cevabı göster

Kilitler matematiksel kurallarla tanımlanır ve uygulanır.

trying to ban digital locks for everyone

3:24

dijital kilitleri herkes için yasaklamaya çalışmak

is pretty close to trying to ban an idea. Deyimler

3:27

bir fikri yasaklamaya çalışmaya oldukça yakındır.

Deyimler

Yaklaşık karşılaştırma olarak “is pretty close to trying...”

Bu karşılaştırmada pretty, quite yani “oldukça” anlamına gelir; close to ise önemli bir pratik açıdan benzer olmayı ifade eder. to edatından sonra trying gibi -ing biçimi gelir. Konuşmacı, dijital kilitleri yasaklamanın ve bir fikri yasaklamanın her bakımdan aynı olduğunu iddia etmez. Matematiksel bir yöntem öğrenilip yeniden oluşturulabildiği için bu benzetme, onu tamamen ortadan kaldırmayı toplumdan bir fikri kaldırmak kadar zor gösterir.

Alıştırma

Hangi ifade cümledeki pretty close to sözünün anlamını ve gücünü en iyi korur?

  1. İki girişim pratik etkileri bakımından oldukça benzerdir, ancak mutlaka tamamen aynı değildir.
  2. Girişimlerden biri diğerinden yalnızca birkaç dakika sonra gerçekleşecektir.
  3. İki girişim mümkün olan her bakımdan bütünüyle aynıdır.
Cevabı göster

İki girişim pratik etkileri bakımından oldukça benzerdir, ancak mutlaka tamamen aynı değildir.

Good luck with that. Ton ve niyet

3:30

Bu konuda iyi şanslar.

Ton ve niyet

Alaycı bir karşılık olarak “Good luck with that.”

“Good luck with that.” samimi bir iyi dilek olabilir, ancak burada konuşanın gerçekçi bulmadığı bir plana verilen soğuk ve alaycı bir tepkidir. Gerçek bir teşvik sunmak yerine “Bunun işe yarayacağını sanmıyorum” anlamına gelir. Alaycı anlam yalnızca sözcüklerden değil, çevresindeki argümandan ve söyleyiş biçiminden doğar. Destekleyici bir bağlamda aynı cümle tamamen samimi olabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I’ll finish a six-month project tonight.” diyor. Siz de düz ve kuşkulu bir tonla “Good luck with that.” diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşan samimi biçimde yardım teklif ediyor.
  2. Konuşan planın işe yarayacağını düşünmüyor.
  3. Konuşan planın başarılı olacağından emin.
Cevabı göster

Konuşan planın işe yarayacağını düşünmüyor.

But even were it possible to successfully ban perfect digital locks Dilbilgisi

3:32

Ancak bir ülkede kusursuz dijital kilitleri başarıyla yasaklamak

in a country,

3:37

mümkün olsaydı bile,

Dilbilgisi

Even were it possible to...: resmî devrik koşul yapısı

“Were it possible to...” ifadesi, “if it were possible to...” anlamına gelen devrik bir koşul yapısıdır. Were fiili özne olan it’in önüne geçer ve if düşürülür. Bu bir soru değil, bildirimdir. Even koşula ödünleyici bir anlam katar: yazar, elverişli ama kuşkulu bir varsayımı geçici olarak kabul eder ve ardından gelen sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. Bu resmî yapı argümanlarda yaygındır.

Alıştırma

“Even if it were possible” ile eşdeğer olan resmî devrik koşulu tamamlayın: Even ____ possible to replace every old bridge at once, the work would still take years.

Cevabı göster

were it

remember,

3:37

unutmayın,

on the internet,

3:38

internette,

there's no such thing as distance.

3:39

mesafe diye bir şey yoktur.

Even if your government is a Xanadu bureaucracy Kültür

3:41

Hükümetiniz yozlaşmaz meleklerden oluşan

of the seraphim incorruptible,

3:44

bir Xanadu bürokrasisi olsa bile,

Kültür

a Xanadu bureaucracy of the seraphim incorruptible: ideal hükûmet imgesi

Kasıtlı olarak görkemli kurulan bu imgede Xanadu hayalî bir cenneti, seraphim ise yüksek rütbeli melekleri temsil eder. Edebî söz diziminde incorruptible, seraphim sözcüğünden sonra gelir; yine de melekleri niteler. Bu, gerçek bir kurumun adı değildir. Konuşan kişi uç bir en iyi durum varsayımı kurar: mümkün olan en iyi ve en dürüst hükûmeti hayal edin.

Alıştırma

Vurgulanan ifade dinleyiciden neyi hayal etmesini istiyor?

  1. Xanadu adlı bir yerde bulunan gerçek bir devlet dairesi
  2. Adı bilinen tarihî kişilerin gizlice yönettiği bir hükûmet
  3. Kusursuz derecede temiz bir hükûmetin abartılı imgesi
Cevabı göster

Kusursuz derecede temiz bir hükûmetin abartılı imgesi

there are demons elsewhere.

3:45

başka yerlerde şeytanlar vardır.

Unbreakable digital locks are the foundation Deyimler

3:47

Kırılamaz dijital kilitler,

upon which computing and Internet-ing is built.

3:49

bilgisayar ve internetin üzerine inşa edildiği temeldir.

Deyimler

the foundation upon which ... is built: bir şeyin üzerine kurulduğu temel

the foundation upon which ... is built kalıbı bir yapı kurma benzetmesi kullanır. Sonraki etkinliğin veya sistemin adı verilen temele bağlı olduğunu anlatır; built gerçek bir inşaatı değil, mecazı ifade eder. Upon which, yaklaşık olarak “üzerine” anlamına gelen resmî bir ilgi ifadesidir. Burada unbreakable digital locks, aşılamaz olarak sunulan dijital korumalardır. Computing ve Internet-ing ifadelerinin bunlara bağlı olduğu söylenir. Internet-ing, internette çeşitli işler yapmayı anlatan eğlenceli bir türetmedir; standart bir teknik terim değildir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak the foundation upon which ... is built resmî kalıbını kullanarak tamamlayın: Reliable evidence is the foundation ____ a fair decision is built.

Cevabı göster

upon which

Banking,

3:52

Bankacılık,

buying,

3:52

satın alma,

blogging,

3:52

blog yazma,

vlogging,

3:53

vlog çekme,

gaming,

3:53

oyun oynama,

tweeting,

3:53

tweet atma,

beating,

3:54

rekabet etme,

meeting,

3:54

toplantı yapma,

all of this is possible because of unbreakable digital locks.

3:54

tüm bunlar kırılamaz dijital kilitler sayesinde mümkündür.

They've existed since computers filled rooms, Anlatım akışı

3:58

Bilgisayarların odaları doldurduğu zamanlardan beri vardılar,

but now with computers in our pockets,

4:00

ama şimdi bilgisayarlar cebimizdeyken,

Anlatım akışı

since ... but now ... ile geçmişten bugüne karşıtlık kurmak

Burada since, günümüze kadar devam eden bir şeyin başlangıç dönemini gösterir: Bu dijital kilitler, bilgisayarların odaları doldurduğu çağdan beri var. Buradaki since, because yani “çünkü” anlamına gelmez. filled rooms ve in our pockets görüntüleri, tarihsel değişimi fiziksel ölçek üzerinden düzenler. But now, bu uzun süreklilikten değişmiş bir bugüne geçiş yapar: Bilgisayarlar taşınabilir ve kişisel hâle gelmiştir.

Alıştırma

Dersteki iki bağlantı unsuruyla zaman karşıtlığını tamamlayın: The library has offered printed maps ____ it opened, ____ visitors can also use its mobile app.

Cevabı göster

since · but now

we rely on those locks to protect the content of our lives, Anlatım akışı

4:02

hayatlarımızın içeriğini,

the content of our minds.

4:05

zihinlerimizin içeriğini korumak için bu kilitlere güveniyoruz.

Anlatım akışı

the content of our lives ... the content of our minds ifadesindeki paralel yapı

Konuşmacı the content of our ... kalıbını tekrarlar ve yalnızca son ismi değiştirir: önce lives, ardından minds. Bu paralel yapı cümleye ritim verir ve ikinci ifadeyi ilkinin ötesine atılmış bilinçli bir adım gibi hissettirir. Buradaki content geniş anlamlıdır; yalnızca eğlence veya medya içeriğiyle sınırlı değildir. Lives kişisel kayıtları ve deneyimleri, minds ise özel düşünce ve fikirleri gösterir. Daha dışta olandan daha içsel olana geçiş, korunan şeyin önemini artırır.

Alıştırma

Hangi cümle geniş bir kamusal kaygıdan daha kişisel bir kaygıya geçmek için paralel tekrarı en iyi şekilde kullanıyor?

  1. The new law will shape the future of our country, the future of our children.
  2. Our country has a future because children live here.
  3. The new law will shape our country and may affect children.
Cevabı göster

The new law will shape the future of our country, the future of our children.

Forced weakness,

4:08

Zoraki zayıflık,

even with the best of intentions, Kalıp ifadeler

4:09

en iyi niyetlerle bile olsa,

places everyone in danger.

4:11

herkesi tehlikeye atar.

Kalıp ifadeler

Bir ödünleme ifadesi olarak “even with the best of intentions”

Even with the best of intentions ifadesi bir ödünleme kurar: eylemi gerçekleştiren kişilerin içtenlikle iyi niyetli olabileceğini kabul eder. Even karşıtlığı güçlendirir. Cümlenin geri kalanı sonucu niyetten ayrı değerlendirir. İyi niyet tehlikeyi ortadan kaldırmaz; bu nedenle ifade, konuşanın ilgili kişileri kötü niyetli olmakla suçlamadan sonucu eleştirmesine olanak verir.

Alıştırma

Cümleyi iyi niyeti kabul eden kalıplaşmış ödünleme ifadesiyle tamamlayın: “____, a rule meant to help can still cause harm.”

Cevabı göster

Even with the best of intentions

The nature of a keyhole is to be cracked, Anlatım akışı

4:13

Bir anahtar deliğinin doğası kırılmaktır,

and the nature of the internet is to bring demons to the door.

4:16

ve internetin doğası şeytanları kapıya getirmektir.

Anlatım akışı

Paralel “The nature of X is to...” yan cümleleri

Tekrarlanan The nature of X is to... kalıbı, cümleyi dengeli iki sav hâlinde düzenler. İlk sav, bir giriş noktasının onu kırmaya yönelik girişimleri çektiğini söyler; ikincisi ise internetin saldırganları bu giriş noktasına getirdiğini söyleyerek uyarıyı genişletir. Paralel ritim, iki riski tek ve kaçınılmaz bir sonuç gibi hissettirir. Burada nature ahlaki karakteri değil, yapısal bir eğilimi ifade eder. Keyhole, bilinçli olarak oluşturulmuş bir giriş yolunun mecazıdır; demons imgesi ise kötü niyetli saldırganları temsil eder. Is to be cracked, girişe ne olduğunu edilgen bir mastarla; is to bring ise internetin ne yaptığını etken bir mastarla anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede “The nature of X is to...” kalıbının tekrarlanmasının temel etkisi nedir?

  1. Birbiriyle bağlantılı iki sonucu yapısal eğilimler olarak sunar ve uyarıyı akılda kalıcı kılar.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki gözlemi tarafsız bir teknik üslupla bildirir.
  3. Anahtar deliklerinin ve internetin insana özgü ahlaki karakteri olduğunu söyler.
Cevabı göster

Birbiriyle bağlantılı iki sonucu yapısal eğilimler olarak sunar ve uyarıyı akılda kalıcı kılar.

No matter how much we might wish it,

4:20

Ne kadar istersek isteyelim,

there's no way to build a digital lock that only angels can open Notlar

4:22

sadece meleklerin açabileceği,

and demons cannot.

4:27

şeytanların açamayacağı dijital bir kilit inşa etmenin hiçbir yolu yoktur.

Dilbilgisi

There's no way to build: uygulanabilir hiçbir yöntem olmadığını belirtmek

There's no way to + fiilin yalın hâli, eylemi gerçekleştirmek için uygulanabilir hiçbir yöntem veya yol bulunmadığını belirtir. Burada to build, imkânsız olduğu düşünülen hedefi gösterir. Cümle, belirli bir kişinin bu kilidi yapacak beceriye sahip olmadığını değil, böyle bir kilidin genel olarak uygulanabilir olup olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi no way to kalıbını ve bir kısaltmayı kullanarak tamamlayın: ____ build a perfectly secure system.

Cevabı göster

There's no way to

Anlatım akışı

that only angels can open and demons cannot: mecazi bir iki grup karşıtlığı kurmak

that only angels can open and demons cannot ilgi cümleciği, dijital kilit için hayal edilen erişim kuralını açıklar. Angels ve demons, güvenilir ve iyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları temsil eden mecazi etiketlerdir; gerçek anlamda dinî varlıkları belirtmez. Birbirine paralel only angels can open ve demons cannot [open] bölümleri, düşünceyi iki grup arasında keskin bir karşıtlık olarak düzenler. Anlamı zaten belli olduğu için cannot sonrasında tekrarlanan open fiili düşürülür. Böylece güvenlik sorunu kolayca anlaşılır: bir erişim mekanizması kullanıcıları ahlaki niyetlerine göre ayıramaz.

Alıştırma

that only angels can open and demons cannot cümleciği cümlede ne yapar?

  1. Kilidin gerçek anlamda doğaüstü varlıklar için tasarlandığını söyler.
  2. Kötü niyetli kullanıcıların kilidi daha kolay açabildiğini açıklar.
  3. İyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları ayıran bir erişim kuralı hayal eder.
Cevabı göster

İyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları ayıran bir erişim kuralı hayal eder.

Anyone saying otherwise is either ignorant of the mathematics

4:28

Aksini söyleyen herkes ya matematikten habersizdir

or less of an angel than they appear. Deyimler

4:32

ya da göründüğünden daha az melektir.

Deyimler

less of an angel than they appear: göründüğü kadar iyi olmamak

Burada angel, tamamen iyi, dürüst veya iyi niyetli bir insanı anlatan bir benzetmedir. İfade, iyi görünen birinin gerçekte verdiği izlenim kadar nazik veya güvenilir olmayabileceğini söyler. less of a/an + isim + than ... yapısı, bir kişinin veya şeyin belirli bir tanıma ne ölçüde uyduğunu gösterir. Burada than they appear, than they appear to be anlamındadır. They tekildir ve anyone saying otherwise ifadesine gönderme yapar; karşılaştırma dini bir kimliği değil, o kişinin karakterini veya niyetini sorgular.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için expert sözcüğünü less of a/an + noun + than hedef yapısında kullanın: He speaks confidently online, but he may be ____ his followers think.

Cevabı göster

less of an expert than