Telefonunuz Neden Bir Ana Anahtara Sahip Olmamalı?: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Şifreleme fiziksel kilitten farklıdır ve devlete özel bir arka kapı herkesi riske atar. Başlıca İngilizce noktalar: 1. not just the neighborhood burglar, but all burglars everywhere. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not just...but ile tek tehdidi tüm uzak saldırganlara genişletin. 2. Good luck with that. — Konuşma edimbilimi ve tutum: kibar görünen bir dileğin gerçek dışı planı alayla reddettiğini tanıyın. 3. The nature of a keyhole is to be cracked, and the nature of the internet is to bring demons to the door. — Söylem, anlatı ve retorik: paralel yapı ve iyilik-kötülük metaforunun arka kapı tehlikesini nasıl akılda kalıcı kıldığını görün.
Bu derste
We need to talk about: önemli bir konuyu açmak
We need to talk about, bir konuyu yalnızca ilginç değil, konuşulması gerekli bir konu olarak sunar. Burada konuşmacının fiziksel ve dijital kilitlerle ilgili ciddi bir noktaya geçmek üzere olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp We need to talk about + konu şeklindedir. Ardından bir isim öbeği, -ing biçimi ya da how..., what..., why... gibi bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp need to talk about ile tamamlayın: Before we choose a supplier, we ____ its security record.
Cevabı göster
need to talk about
aren't as good as you think they are: bir beklentiyi düzeltmek
not as + sıfat + as you think kalıbı, gerçek derecenin dinleyicinin beklentisinden daha düşük olduğunu anlatır. Burada aren't as good as, kilitlerin yine de bir miktar değeri olabileceğini, fakat dinleyicinin düşündüğü kadar iyi veya güvenilir olmadığını belirtir. Sondaki they are karşılaştırmayı tamamlar ve locks sözcüğüne gönderme yapar. Tekil bir özneyle it is kullanılır: The plan isn't as good as you think it is.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The backup plan isn't as reliable as you think it is.
- Yedek plan düşündüğünüzden daha az güvenilirdir.
- Yedek plan düşündüğünüzden daha güvenilirdir.
- Yedek plan tamamen güvenilmezdir.
Cevabı göster
Yedek plan düşündüğünüzden daha az güvenilirdir.
The lock on your door stops worries not burglars, Anlatım akışı
0:07Kapınızdaki kilit hırsızları değil, endişelerinizi durdurur,
stops worries, not burglars: tekrarlanan fiilin atıldığı karşıtlık
stops worries, not burglars ifadesinde stops, iki isim öbeğiyle de ilişkilidir. Açık biçimi stops worries, but does not stop burglars şeklindedir. Not burglars, hırsızların var olmadığı anlamına gelmez. Bu kısa karşıtlık önce gerçek olan etkiyi söyler, ardından birinin bekleyebileceği başka bir etkiyi düzeltir. Paralel yapı eksik kısmı kolayca tamamlamayı sağladığı için not sonrasında tekrarlanan fiil atılır.
Alıştırma
Bu kısa kalıpta The basic filter stops spam, not skilled attackers ne anlama gelir?
- Filtre hem istenmeyen postaları hem de yetenekli saldırganları durdurur.
- Filtre istenmeyen postaları durdurur, ancak yetenekli saldırganları durdurmaz.
- Filtre yetenekli saldırganları durdurur, ancak istenmeyen postalar geçer.
Cevabı göster
Filtre istenmeyen postaları durdurur, ancak yetenekli saldırganları durdurmaz.
but all fail with tools and time enough. Dilbilgisi
0:14ancak yeterli araç ve zamanla hepsi işlevsiz kalır.
time enough: isimden sonra gelen enough
time enough ifadesinde enough, time isminin ardından gelir. enough time ile aynı anlama gelir: kullanılabilecek zaman miktarı yeterlidir. Bu isim + enough dizilişi, alışılmışın dışında bir sonradan yerleştirme kalıbıdır. Bu cümlede sona kısa ve retorik bir ritim verir. Günümüzün günlük İngilizcesinde olağan diziliş enough + isim şeklindedir.
Alıştırma
enough sözcüğünün time isminden sonra geldiği belirgin biçimi kullanın: With ____, we can check every detail.
Cevabı göster
time enough
That physical locks are bad at locking mostly doesn't matter in normal life
0:17Fiziksel kilitlerin kilitleme konusunda kötü olması normal hayatta pek önemli değildir
because burglars are constrained by the physical world. Kalıp ifadeler
0:21çünkü hırsızlar fiziksel dünyayla sınırlıdır.
Constrained by: dış koşullarla sınırlandırılmak
Be constrained by, bir kişinin veya şeyin gerçekleştirebileceği eylemlerin dış koşullar tarafından sınırlandığını anlatır. Burada hırsızlar tamamen durdurulmaz; mesafe, zaman, fiziksel çaba ve yakalanma riski gerçekte yapabileceklerini azaltır. Kalıp be + constrained by + sınırlayıcı etkendir. Bir kişinin, sistemin, planın veya sürecin neden sınırsız hareket edemediğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede constrained by, eyleme hâlâ izin veren bir dış sınırlamayı anlatır?
- The rescue team was prevented from starting because the road was fully closed.
- The rescue team was constrained by the fading daylight, so it searched one area instead of three.
- The rescue team was unconstrained by time and searched every area.
Cevabı göster
The rescue team was constrained by the fading daylight, so it searched one area instead of three.
A burglar must cruise the neighborhood spending their time to pick a target
0:24Bir hırsız mahalleyi dolaşıp bir hedef seçmek için zaman harcamalıdır
which makes a house that looks secure most of the way toward being secure. Kalıp ifadeler
0:27bu da güvenli görünen bir evi büyük ölçüde güvenli olmaya yaklaştırır.
Most of the way toward being secure: büyük ölçüde ilerleme, ancak tamamlanmama
Most of the way toward being secure, güvenliğe doğru ilerlemenin büyük bir bölümünün gerçekleştiğini ancak tam güvenliğe henüz ulaşılmadığını anlatır. Bu cümlede güvenli görünmek, hırsızı caydırarak pratik korumanın büyük kısmını sağlar; eve fiziksel olarak girmenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Kalıp most of the way toward + isim veya -ing biçimidir. Burada being secure, yaklaşılan sonucu adlandırır. almost secure ile karşılaştırıldığında bu daha uzun ifade, bir sonuca doğru ilerleme fikrini daha görünür kılar.
Alıştırma
Önemli ölçüde ilerleme olduğunu ancak işin tamamlanmadığını göstermek için cümleyi hedef ifadenin tamamıyla doldurun: The first repair got the bike ____ safe to ride.
Cevabı göster
most of the way toward being
Each target house can then only be attacked one at a time
0:31Hedeflenen her ev daha sonra aynı anda yalnızca bir kez saldırıya uğrayabilir
and comes with a risk of being physically caught in the act. Deyimler
0:34ve eylem sırasında fiziksel olarak yakalanma riskini de beraberinde getirir.
Caught in the act: suçüstü yakalanmak
To be caught in the act, yanlış, yasak veya yasa dışı bir şey yapılırken fark edilmek ya da suçüstü yakalanmak demektir. Burada, zorla içeri girme olayı bittikten sonra değil, devam ederken yakalanma riskini anlatır. The act, o anda devam eden belirli yanlış eylemi ifade eder. Bu bir deyimdir; herhangi bir sıradan hareket sırasında birinin sizi fiziksel olarak tutması anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yanlış bir şey yaparken fark edilmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The thief was ____ while climbing through the window.
Cevabı göster
caught in the act
The constraints of the physical no longer apply.
0:39Fizikselin kısıtlamaları artık geçerli değildir.
On the internet, a digital lock must protect you from not just the neighborhood burglar, Dilbilgisi
0:42İnternette, dijital bir kilit sizi sadece mahalledeki hırsızdan değil,
Kapsamı genişleten Not just A, but B
Not just A, but B, A’nın doğru olduğunu belirtip ardından düşüncenin kapsamını genişletmek veya gücünü artırmak için B’yi ekler. Bu cümlede tehlike yakındaki tek bir hırsızla sınırlı değildir; çevrim içi saldırabilecek bütün hırsızları kapsar. Buradaki but, eşleşmiş yapının bir parçasıdır; A’nın reddedildiğini göstermez. Hem A hem B kapsama girer, ancak vurgu daha geniş veya daha güçlü olan B’dedir.
Alıştırma
Cümleyi not just A, but B eşleşmiş yapısıyla tamamlayın: The museum welcomes ____ school groups, ____ visitors of all ages.
Cevabı göster
not just · but
there's no such thing as distance: mesafe diye bir şey yok
“there’s no such thing as X” kalıbı, konuşulan durumda X'in gerçek ya da yararlı bir kategori olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Burada, coğrafi mesafenin fiziksel dünyadaki bir hırsızı sınırladığı şekilde bir internet saldırganını sınırlamadığı anlamına gelir. Bu ifade bağlama bağlıdır; fiziksel mesafenin var olmadığına dair bilimsel bir iddia değildir. Kalıbı bir varsayıma karşı çıkmak için kullanabilirsiniz: Bu alanda X'i ilgili bir etken saymak yanlıştır.
Alıştırma
Mesafenin ilgili olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeden sabit kalıpla cümleyi tamamlayın: Online, ____ distance.
Cevabı göster
there's no such thing as
Internet burglars don't crack digital locks personally, Kelime
0:52İnternet hırsızları dijital kilitleri bizzat kırmazlar,
crack digital locks: dijital kilitleri kırmak
Siber güvenlikte crack, bir parolayı, kodu, şifrelemeyi veya başka bir erişim korumasını kırmak ya da aşmak anlamına gelir. Digital locks bu korumalar için kullanılan bir benzetmedir; bu yüzden crack digital locks bir cihazı fiziksel olarak parçalamak değil, güvenlik engellerini aşmak demektir. Fiil, çoğu zaman teknik beceri, analiz veya saldırı yoluyla korumayı başarıyla etkisiz hâle getirmeye odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede crack, erişim korumasını kırmak şeklindeki siber güvenlik anlamıyla kullanılmıştır?
- The attacker cracked the password and entered the account.
- He opened the file with the correct password.
- She cracked the screen when she dropped the phone.
Cevabı göster
The attacker cracked the password and entered the account.
they build burglar bots that try millions of combinations just to see what opens.
0:54sadece neyin açıldığını görmek için milyonlarca kombinasyon deneyen hırsız botlar yaparlar.
One lock down the street or a country-full on the other side of the world, Anlatım akışı
0:59Sokaktaki bir kilit ya da dünyanın diğer ucundaki bir ülke dolusu kilit,
Tek bir kilitten bir ülke dolusuna: sonuç aynı
Cümle önce iki ucu yan yana getirir: yakındaki tek bir kilit ile uzakta bir ülkeyi dolduracak kadar çok kilidi anlatan yaratıcı bir ifade. Tek ile çok büyük bir sayı, yakın ile uzak arasındaki karşıtlık ölçek farkını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Ardından “it’s all the same”, önemli olan sonuç açısından bu karşıtlığı ortadan kaldırır. Hedeflerin birbirinin aynısı olduğunu söylemez; otomatik sistemin bakış açısından bir ya da birçok hedefe, yakında ya da uzakta saldırmanın neredeyse aynı çabayı gerektirdiğini anlatır. Bu kalıp, görünürdeki büyük bir farkın pratik sonucu değiştirmeyebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümlede “it’s all the same” ne işe yarıyor?
- Kilitlerin her ayrıntıda aynı olduğunu söyler.
- Sayı ve uzaklık farklarının otomatik saldırının maliyetini neredeyse hiç değiştirmediğini söyler.
- Yalnızca bir ülkedeki kilitlerin risk altında olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sayı ve uzaklık farklarının otomatik saldırının maliyetini neredeyse hiç değiştirmediğini söyler.
A dude in East-whatever-landia stealing your identity
1:06Doğu-bilmem-ne-istan'da kimliğinizi çalan bir adamın
without the password, cannot be opened: parola olmadan açılamaz
İlgi cümleciğinde “that”, “a digital lock” ifadesine döner ve “cannot be opened” yapısının öznesi olarak görev yapar. “Without the password” bu cümleciğin başına alınmıştır ve “parola mevcut değilse” anlamına gelir. “Cannot be opened” edilgen bir yapıdır: cümle, kilidi açmaya çalışan kişiye değil, kilide ve sonuca odaklanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “Without X, Y cannot be + past participle” şeklindedir ve Y’nin gerçekleşmesi için X’in gerekli bir koşul olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “cannot be” ve “submit” fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Without a signature, the form ____.
Cevabı göster
cannot be submitted
Burglar bots will plow through all the possibilities, Öbek fiiller
1:22Hırsız botlar tüm olasılıkları tarayacaktır,
plow through all the possibilities: tüm olasılıkları durmadan işlemek
Burada plow through, işin miktarına rağmen büyük bir öge grubunda ilerleyip her birini sırayla ele almak anlamına gelir. Botlar gerçek anlamda tarla sürmüyor; her olasılığı sistemli biçimde deniyor. Bu ifade, güçlü ve ısrarlı bir ilerleme hissi katar. Birkaç olasılığın rastgele seçildiğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede plow through, çok miktarda işi kesintisiz biçimde ele almak anlamında kullanılmıştır?
- We plowed through two hundred applications before lunch.
- The truck plowed through the fence before stopping.
- We selected two applications at random before lunch.
Cevabı göster
We plowed through two hundred applications before lunch.
but a secure password will take longer than the heat death of the universe Dilbilgisi
1:25ancak güvenli bir şifreyi tahmin etmek evrenin ısı ölümünden daha uzun
will take longer than ... to guess: tahmin etmek daha uzun sürecek
take + zaman miktarı veya karşılaştırması + to-mastar yapısı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Bu cümlede a secure password tahmin edilen şeydir ve will take ... to guess, onu tahmin etmek için öngörülen süreyi belirtir. Longer than the heat death of the universe bilinçli bir abartıdır: evrenin ısıl ölümü, hayal edilemeyecek kadar uzak bir son olarak düşünülür. İfade, tüm olasılıkları deneyerek tahmin etmenin hesaplama açısından uygulanamaz olduğunu anlatır; kesin bir kozmik zaman çizelgesi vermez.
Alıştırma
Hangi cümle gerekli süreyi anlatmak için take + zaman + to-mastar yapısını doğru kullanır?
- The update will take about ten minutes installing.
- The update will spend about ten minutes to install.
- The update will take about ten minutes to install.
Cevabı göster
The update will take about ten minutes to install.
No X, no Y: No password, no entry yapısı
No X, no Y, kısaltılmış bir koşul yapısıdır. “X yoksa Y de olamaz” anlamına gelir: Y’yi elde etmek için X gerekli bir koşuldur. İki no öbeği bir liste değil, koşul ve sonuçtan oluşan bir kural kurar. Bu cümlede girişe izin verilmesi için önce bir şifre gereklidir.
Alıştırma
No X, no Y yapısını ve ticket ile boarding sözcüklerini kullanarak kısa kuralı tamamlayın: ____, ____.
Cevabı göster
No ticket · no boarding
no matter how much of a l33t hacker your mom is. Kültür
1:30anneniz ne kadar usta bir hacker olursa olsun.
l33t: leet sözcüğünün rakamlı yazımı
l33t, leet sözcüğünün stilize edilmiş yazımıdır: 3 rakamı her e harfinin yerine geçer. Elite sözcüğünden gelen bu argo ifade, özellikle eski hacker, oyun ve internet kültüründe birini çok becerikli olarak tanımlar. Burada l33t, hacker sözcüğünü niteler. “Anneni” l33t hacker olarak tanımlamak bilerek abartılı ve şakacıdır. Bu nedenle ifade, uzmanlık hakkında resmî bir iddiada bulunmak yerine eski internet tarzı bir şaka yaratır.
Alıştırma
“Maya is a l33t coder,” cümlesinde l33t büyük olasılıkla ne anlatır?
- Bilgisayar güvenliği alanında resmî bir sertifika
- 33 sayısının yanlışlıkla kullanılması
- Onun çok becerikli olduğunu eski internet tarzında şakacı biçimde söylemek
Cevabı göster
Onun çok becerikli olduğunu eski internet tarzında şakacı biçimde söylemek
But it's easy to imagine unbreakable digital locks
1:40Ancak kırılamaz dijital kilitleri kötü bir haber olarak
the location and off-code of which are locked on the phone of a dead man.
1:47yeri ve kapatma kodu ölü bir adamın telefonunda kilitli kalmıştır.
ticking time bomb: yaklaşan bir kriz
Bu ifade, tehlikeyi bir bombanın saati geri sayıyormuş gibi anlatır. Hayal edilen bu en kötü durumda tehdidin çok yakın ve ciddi olduğu hissini verir. Daha genel anlamda a ticking time bomb, şu anda etkisiz görünebilen ama daha sonra ciddi zarara yol açması muhtemel bir sorundur. Gerçek bir bombayla ilgili olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, daha sonra ciddi zarara yol açabilecek tehlikeli bir sorunu anlatan üç sözcüklü mecazla tamamlayın: The neglected bridge is a ____.
Cevabı göster
ticking time bomb
were the information on a piece of paper in a safe room, Dilbilgisi
1:51bilgiler güvenli bir odadaki bir kağıt parçasında olsaydı,
Were the information ...: resmî koşul devrikliği
Were the information ... resmî bir varsayımsal koşul yapısıdır. Were sözcüğünü özneden önce kullanmak if sözcüğünün yerini alır: Were the information on a piece of paper ... ile If the information were on a piece of paper ... aynı anlama gelir. Bu yan cümle, tartışılan gerçek durumdan farklı bir durum hayal ederek koşulu kurar; no problem ise sonucu verir. Bu bir soru değildir ve geçmişteki bir gerçeği bildirmez.
Alıştırma
Koşulu if kullanmadan resmî devrik yapıyla yeniden yazın: If the weather were warmer, we would hold the meeting outside. ____, we would hold the meeting outside.
Cevabı göster
Were the weather warmer
kilidi aşamıyorsan duvarı kırarsın
Bu cümle eşleşen bir if...then yapısı kullanır ve crack fiilini tekrar ederken nesneyi lock'tan wall'a değiştirir. İlk crack kilidi aşmak veya açmak, ikincisi ise duvarı fiziksel olarak kırmak anlamındadır. Tekrar iki eylemi paralel hâle getirir; nesne değişimi de çözüm yolundaki değişikliği gösterir. If you can't X one thing, then you X another kalıbı önce engeli, ardından alternatif yolu sunar. Buradaki fikir, duvarın başka bir kilit olması değil, kilidin çevresinden dolaşılmasıdır.
Alıştırma
“If you can't change the weather, then you change the plan,” cümlesinde change fiilinin yeni bir nesneyle tekrarlanması ne işe yarar?
- Planı değiştirmeyi, değiştirilemeyen şeye karşı bir çözüm yolu olarak sunar.
- İkisinden hangisi değiştirilirse değiştirilsin sonucun tamamen aynı olacağını kanıtlar.
- Hava ile planın aynı tür nesne olduğunu söyler.
Cevabı göster
Planı değiştirmeyi, değiştirilemeyen şeye karşı bir çözüm yolu olarak sunar.
it's reasonable for police to get in no matter what it takes. Deyimler
2:02polisin ne pahasına olursa olsun içeri girmesinin makul olduğunu kabul eder.
no matter what it takes: ne pahasına olursa olsun
Bu cümlede no matter what it takes, içeri girmeyi pazarlığa kapalı bir hedef olarak sunar: gereken çaba, maliyet, zorluk veya yöntem ne olursa olsun sonuç elde edilmelidir. Daha genel olarak bu ifade, sonuca odaklanan çok güçlü bir kararlılık anlatır.
Alıştırma
“Gereken çaba veya yöntem ne olursa olsun” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: We will find a safe solution, no matter ____.
Cevabı göster
what it takes
this means real-world locks aren't just physically weak, Anlatım akışı
2:06bu, gerçek dünya kilitlerinin sadece fiziksel olarak değil,
yalnızca fiziksel açıdan değil, hukuki açıdan da zayıf
aren't just X, but also Y eşleşmeli yapısı X'i doğrular, ardından çoğu zaman daha güçlü veya daha beklenmedik ikinci bir nokta olan Y'yi ekler. Burada kilitler gerçekten fiziksel olarak zayıftır; cümle bu iddiayı geçersiz kılmaz. Physically weak ve legally weak ifadelerinde weak sözcüğünün tekrarlanması, aynı değerlendirmeyi iki farklı boyuta uygular. Physically weak, kilidin aşılabileceği; legally weak ise hukukun kilide erişmeye veya onu kırmaya izin verebileceği anlamına gelir. Paralel anlatım, teknik bir olguyu kurumsal bir sınırla bağlar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The plan isn't just technically weak, but also financially weak. Bu cümle ne söylüyor?
- Plan teknik açıdan zayıf değil; yalnızca mali açıdan zayıf.
- Plan hem teknik hem de mali açıdan zayıf.
- Plan iki açıdan da zayıf değil.
Cevabı göster
Plan hem teknik hem de mali açıdan zayıf.
that forbade police to break into all locks, Notlar
2:14gizlilik yasalarının olduğu bir dünyada yaşayabilirdik,
polisin tüm kilitleri zorla açmasını yasakladı
Forbade, forbid fiilinin geçmiş zaman biçimidir. forbid + kişi + to-infinitive yapısı, bir kuralın veya yetkili makamın o kişinin eylemi yapmasını engellediğini belirtir. Burada police, yasaktan etkilenen kişileri; to break into ise yasaklanan eylemi gösterir. all locks sözleri break into ile birlikte değerlendirilir: Polisin aşmasının veya zorla açmasının yasaklanacağı tüm kilitleri belirtir. forbade fiilinin doğrudan nesnesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi forbid fiilinin geçmiş biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The school ____ students ____ use phones during the exam.
Cevabı göster
forbade · to
Break into: izinsiz giriş
“Break into”, bir yere, araca ya da korunan sisteme izinsiz, çoğu zaman zor kullanarak veya güvenliği aşarak girmek anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesne into’dan sonra gelir: break into a house veya break into a computer system. Bu cümlede “all locks”, kilitli her türlü engeli veya korunan alanı kısaca ifade eder. Önerilen yasa, polisin erişim sağlamak için kilitleri aşmasını engelleyecektir.
Alıştırma
Cümleyi “yasa dışı olarak veya güvenliği aşarak girmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Someone tried to ____ the office last night.
Cevabı göster
break into
This is where gears turn in government heads. Deyimler
2:20İşte hükümetin kafasındaki çarklar burada dönmeye başlar.
Hükümettekilerin zihninde dişlilerin dönmesi
Cümlede makine benzetmesi kullanılır: dişlilerin dönmeye başlaması, zihinlerin bir sorun üzerinde çalışmaya ve plan oluşturmaya başlamasını temsil eder. “Government heads”, hükümette karar veren kişileri ifade eder; heads ise onların düşünen zihinlerine gönderme yapar. “This is where”, tartışmada bu düşünceyi harekete geçiren noktayı gösterir. Dolayısıyla cümle, gerçek bir makinenin hareket ettiğini değil, yetkililerin bu noktada bir politika fikri geliştirmeye başladığını anlatır.
Alıştırma
“This is where gears turn in government heads,” cümlesinde ne oluyor?
- Hükümet yetkilileri bir politika fikri üzerinde düşünmeye başlıyor.
- Hükümet karar vermeyi bıraktı.
- Yetkililer bir hükümet binasının içinde makine tamir ediyor.
Cevabı göster
Hükümet yetkilileri bir politika fikri üzerinde düşünmeye başlıyor.
If digital locks are physically invulnerable, Anlatım akışı
2:24Eğer dijital kilitler fiziksel olarak savunulamazsa,
maybe they can be made legally vulnerable.
2:26belki de yasal olarak savunmasız hale getirilebilirler.
Physically invulnerable ... legally vulnerable: farklı boyutların karşıtlığı
Cümle, aynı teknolojiyi iki farklı ölçüte göre değerlendirerek koşullu bir sav kurar. Physically invulnerable, teknik saldırılara dayanıklı olmak demektir; legally vulnerable ise bir erişim yolunun tasarıma eklenmesini zorunlu kılan hukuki bir düzenlemeye açık olmak demektir. Physically sözcüğünden legally sözcüğüne ve invulnerable sözcüğünden vulnerable sözcüğüne geçiş, yoğun bir karşıtlık kurar: bir baskı türü işe yaramazsa başka bir tür işe yarayabilir. Made legally vulnerable, yasanın kilidi bizzat kırması anlamına gelmez; yasanın korumayı zayıflatan bir tasarım tercihini zorunlu kılabilmesi anlamına gelir.
Alıştırma
Cümle hangi akıl yürütmeyi ifade ediyor?
- Yasa kilitleri zaten kırdığı için kilitler teknik olarak zayıftır.
- Teknik dayanıklılık sürebilir, ancak hukuki kurallar erişim sağlayan bir zayıflık oluşturulmasını gerektirebilir.
- Fiziksel ve hukuki savunmasızlık tamamen aynı anlama gelir.
Cevabı göster
Teknik dayanıklılık sürebilir, ancak hukuki kurallar erişim sağlayan bir zayıflık oluşturulmasını gerektirebilir.
To require digital locks be built with a keyhole Dilbilgisi
2:29Dijital kilitlerin, anahtarı poliste olan
Require digital locks be built: emir ve gereklilik bildiren yalın fiil
Require digital locks be built ifadesinde require + isim öbeği + fiilin yalın hâli biçimindeki resmî emir ve gereklilik yapısı kullanılır. Digital locks isim öbeği, gerekliliğin neyi kapsadığını belirtir; yan cümle neyin gerekli olduğunu ifade ettiği için be yalın hâlde kalır. Kilitler eylemden etkilendiği için fiilin yalın hâli edilgendir: build değil, be built kullanılır. Burada eksik bir are yoktur; are built çekimli bir bildirme biçimidir ve bu yapının gerektirdiği edilgen yalın biçim değildir.
Alıştırma
Require + isim öbeği + fiilin yalın hâli yapısına göre mark fiilinin edilgen yalın biçimiyle kuralı tamamlayın: The safety code requires every emergency exit ____ clearly.
Cevabı göster
be marked
Cümle sonundaki surely ile ironik kuşku
Surely normalde bir şeyi kesin veya şüphe edilmesi çok zor olarak sunar. Ancak bu cümlenin sonunda, sistemin güvenli olduğunu yalnızca doğrulamaz. Öncesindeki highly secure, top secret ve for emergencies only şeklindeki kesin vaatler, surely ifadesine kuşkucu ve ironik bir hava verir. Konuşan kişi kendinden emin güvenceleri tekrar ederken bunlara güvenilmemesi gerektiğini ima eder. Surely ifadesini doğru yorumlamak için sözcüğün düz anlamdaki kesinliğini çevresindeki iddialar ve tonla karşılaştırın.
Alıştırma
Bu cümlenin sonundaki surely büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Dijital kilitlerin nasıl çalıştığına dair somut ayrıntılar ister.
- Güvenlik vaadinin güvenilir olduğunu içtenlikle doğrular.
- Vaadi ironik biçimde tekrar ederken aynı zamanda ondan kuşku duyar.
Cevabı göster
Vaadi ironik biçimde tekrar ederken aynı zamanda ondan kuşku duyar.
to ban citizens from owning perfect digital locks, Dilbilgisi
2:41vatandaşların kusursuz dijital kilitlere sahip olmasını yasaklamak,
ban citizens from owning: ban + kişi + from + -ing
ban citizens from owning ifadesinde ban resmî bir yasağı belirtir. Citizens kısıtlanan gruptur; from owning ise yapmalarına izin verilmeyen eylemi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp ban + kişi veya grup + from + -ing şeklindedir. Burada from, ban fiilinin gerektirdiği bir edattır; kaynak veya köken bildirmez. Kısıtlanan kişi ya da grubu ban fiilinden sonra, -ing biçimini ise from edatından sonra kullanın.
Alıştırma
ban + kişi + from + -ing yapısını kullanarak cümledeki iki boşluğu tamamlayın: The library has ____ visitors ____ bringing food into the archive room.
Cevabı göster
banned · from
to require companies manufacture their devices with keyholes,
2:44şirketlerin cihazlarını anahtar delikleriyle üretmelerini şart koşmak,
is an idea that many many governments are interested in.
2:47birçok hükümetin ilgilendiği bir fikirdir.
and into your papers should let police into your phone.
2:53telefonunuza da girmesine izin vermesi gerektiğine işaret ediyor.
point out that: bir iddiaya dikkat çekmek
Point out that, konuşanın başkalarının fark etmesini veya dikkatle değerlendirmesini istediği bir ifadeyi sunar. Burada hükûmetlerin görüşünü yalnızca söylenmiş bir söz olarak değil, konuyla ilgili önemli bir nokta olarak aktarır. Yapı point out that + yan cümledir. Ardından gelen olgu, neden veya sorunun önemli, gözden kaçmış ya da bir savı destekliyor olabileceğini belirtir; parmakla bir şeyi göstermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Omar'ın önemli bir olguya dikkat çektiğini en iyi hangi ifade gösterir? Omar wanted to ___ the cheapest option had the highest repair costs.
- point out that
- point to
- say that
Cevabı göster
point out that
warrant: yasal yetki veren bir emir
Burada warrant sayılabilen bir hukuk ismidir: polise bir yeri aramak gibi belirli bir eylemi yapma yetkisi veren resmî belge veya emir anlamına gelir. Which lets police... ilgi cümlesi, bu emrin neye izin verdiğini açıklar. Cümle, ev ve belgeler için verilen arama emri düşüncesini telefona erişime genişletir. Burada warrant genel bir söz veya garanti anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hukuk ismiyle tamamlayın: Before searching the flat, the police applied for a ____.
Cevabı göster
warrant
Eviniz kalenizdir
Bu söz, evi bir kaleye benzetir: ev, içinde yaşayan kişinin denetiminde olan ve istenmeyen girişlere karşı korunan bir yerdir. Burada, insanların kendi evlerinde güçlü mahremiyet ve güvenlik haklarına sahip olduğu yönündeki geleneksel İngiliz düşüncesini çağrıştırır. Bu koruma mutlak değildir. Ardından gelen but sınırı ortaya koyar: ihtiyaç acilse ve yasa izin veriyorsa polis yine de zorla içeri girebilir.
Alıştırma
Cümledeki your home is your castle neyi ifade ediyor?
- Her ev tahkim edilmiş bir kale gibi inşa edilmelidir.
- Polis hiçbir koşulda bir eve giremez.
- Eviniz güçlü biçimde korunan özel bir alandır, ancak yasal giriş yine de mümkün olabilir.
Cevabı göster
Eviniz güçlü biçimde korunan özel bir alandır, ancak yasal giriş yine de mümkün olabilir.
But there's no battering ram to crack open a well-locked phone Öbek fiiller
3:01Ancak iyi kilitlenmiş bir telefonu bir arama iznine uymak için kırıp açacak
İyi kilitlenmiş bir telefonu crack open ile açmak
Crack open ifadesinde crack, bir engeli aşmak için güç, beceri veya sürekli çaba kullanma anlamı katar; open ise sonucu, yani açılmayı anlatır. Well-locked phone söz konusu olduğunda bu engel telefonun güvenliğidir. İfade burada mecazidir: ekranı veya kasayı kırmak değil, korunan verilere erişmek anlamına gelir.
Alıştırma
Notta yer alan iki sözcüklü öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Without the password, investigators could not ____ the encrypted phone.
Cevabı göster
crack open
to comply with a warrant: arama emrine uymak
Burada to comply with a warrant, geçerli bir arama kararının gerektirdiği şekilde hareket etmek demektir; bu cümlede telefondaki bilgilere erişmeye çalışmayı ifade eder. Comply with, bir gerekliliğe uymak veya onu karşılamak anlamına gelir. Kişisel olarak aynı fikirde olmayı ya da onaylamayı değil, bir yükümlülüğe uymayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi comply with ve doğru mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The provider released the records ____.
Cevabı göster
to comply with the warrant
we all ideally want police to crack digital locks sometimes,
3:09hepimiz ideal olarak polisin bazen dijital kilitleri kırmasını isteriz,
but at our current level on the tech tree, Kültür
3:14ancak teknoloji ağacındaki mevcut seviyemizde,
at our current level on the tech tree: teknoloji ağacındaki mevcut seviyemizde
Teknoloji ağacı, daha ileri teknolojiler veya yetenekler kullanılabilir hâle gelmeden önce belirli bir teknoloji ya da yeteneğin açılması gereken bir oyun sistemidir. Burada konuşmacı bunu insanlığın mevcut teknik kapasitesi için bir mecaz olarak kullanıyor. At our current level, şu anda sahip olduğumuz araç ve bilgilerle istenen yeteneğin henüz açılmadığını belirtir; bu yeteneğin ileride kesinlikle var olacağını vaat etmez.
Alıştırma
Konuşmacı at our current level on the tech tree derken neyi kastediyor?
- Gelecekteki bütün teknolojiler kesinlikle sabit bir sırayla icat edilecek.
- Şu anda mevcut olan teknolojiyle bu yeteneğe henüz ulaşmış değiliz.
- Ağaç şeklindeki bir şemanın yanında duruyoruz.
Cevabı göster
Şu anda mevcut olan teknolojiyle bu yeteneğe henüz ulaşmış değiliz.
something a skilled coder can build at home,
3:22yetenekli bir kodlayıcının evde yapabileceği bir şeydir,
“are made of math” ifadesinin mecazlı anlamı
Burada are made of math bir mecazdır. Dijital kilitler fiziksel olarak matematikten yapılmaz; çalışma biçimleri, kodla ifade edilebilen matematiksel kurallar tarafından oluşturulur ve tanımlanır. be made of + isim kalıbı, bir şeyin temelindeki yapıyı canlı ve gerçek anlam dışı bir biçimde de anlatabilir. Burada kilit yalnızca fiziksel bir nesne olarak değil, yeniden uygulanabilecek bir yöntem olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede are made of math ne anlama geliyor?
- Kilitler yalnızca matematik dersleri sırasında çalışabilir.
- Kilitler matematiksel kurallarla tanımlanır ve uygulanır.
- Kilidin donanımı matematik adlı bir maddeden üretilir.
Cevabı göster
Kilitler matematiksel kurallarla tanımlanır ve uygulanır.
is pretty close to trying to ban an idea. Deyimler
3:27bir fikri yasaklamaya çalışmaya oldukça yakındır.
Yaklaşık karşılaştırma olarak “is pretty close to trying...”
Bu karşılaştırmada pretty, quite yani “oldukça” anlamına gelir; close to ise önemli bir pratik açıdan benzer olmayı ifade eder. to edatından sonra trying gibi -ing biçimi gelir. Konuşmacı, dijital kilitleri yasaklamanın ve bir fikri yasaklamanın her bakımdan aynı olduğunu iddia etmez. Matematiksel bir yöntem öğrenilip yeniden oluşturulabildiği için bu benzetme, onu tamamen ortadan kaldırmayı toplumdan bir fikri kaldırmak kadar zor gösterir.
Alıştırma
Hangi ifade cümledeki pretty close to sözünün anlamını ve gücünü en iyi korur?
- İki girişim pratik etkileri bakımından oldukça benzerdir, ancak mutlaka tamamen aynı değildir.
- Girişimlerden biri diğerinden yalnızca birkaç dakika sonra gerçekleşecektir.
- İki girişim mümkün olan her bakımdan bütünüyle aynıdır.
Cevabı göster
İki girişim pratik etkileri bakımından oldukça benzerdir, ancak mutlaka tamamen aynı değildir.
Alaycı bir karşılık olarak “Good luck with that.”
“Good luck with that.” samimi bir iyi dilek olabilir, ancak burada konuşanın gerçekçi bulmadığı bir plana verilen soğuk ve alaycı bir tepkidir. Gerçek bir teşvik sunmak yerine “Bunun işe yarayacağını sanmıyorum” anlamına gelir. Alaycı anlam yalnızca sözcüklerden değil, çevresindeki argümandan ve söyleyiş biçiminden doğar. Destekleyici bir bağlamda aynı cümle tamamen samimi olabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I’ll finish a six-month project tonight.” diyor. Siz de düz ve kuşkulu bir tonla “Good luck with that.” diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan samimi biçimde yardım teklif ediyor.
- Konuşan planın işe yarayacağını düşünmüyor.
- Konuşan planın başarılı olacağından emin.
Cevabı göster
Konuşan planın işe yarayacağını düşünmüyor.
But even were it possible to successfully ban perfect digital locks Dilbilgisi
3:32Ancak bir ülkede kusursuz dijital kilitleri başarıyla yasaklamak
Even were it possible to...: resmî devrik koşul yapısı
“Were it possible to...” ifadesi, “if it were possible to...” anlamına gelen devrik bir koşul yapısıdır. Were fiili özne olan it’in önüne geçer ve if düşürülür. Bu bir soru değil, bildirimdir. Even koşula ödünleyici bir anlam katar: yazar, elverişli ama kuşkulu bir varsayımı geçici olarak kabul eder ve ardından gelen sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. Bu resmî yapı argümanlarda yaygındır.
Alıştırma
“Even if it were possible” ile eşdeğer olan resmî devrik koşulu tamamlayın: Even ____ possible to replace every old bridge at once, the work would still take years.
Cevabı göster
were it
a Xanadu bureaucracy of the seraphim incorruptible: ideal hükûmet imgesi
Kasıtlı olarak görkemli kurulan bu imgede Xanadu hayalî bir cenneti, seraphim ise yüksek rütbeli melekleri temsil eder. Edebî söz diziminde incorruptible, seraphim sözcüğünden sonra gelir; yine de melekleri niteler. Bu, gerçek bir kurumun adı değildir. Konuşan kişi uç bir en iyi durum varsayımı kurar: mümkün olan en iyi ve en dürüst hükûmeti hayal edin.
Alıştırma
Vurgulanan ifade dinleyiciden neyi hayal etmesini istiyor?
- Xanadu adlı bir yerde bulunan gerçek bir devlet dairesi
- Adı bilinen tarihî kişilerin gizlice yönettiği bir hükûmet
- Kusursuz derecede temiz bir hükûmetin abartılı imgesi
Cevabı göster
Kusursuz derecede temiz bir hükûmetin abartılı imgesi
upon which computing and Internet-ing is built.
3:49bilgisayar ve internetin üzerine inşa edildiği temeldir.
the foundation upon which ... is built: bir şeyin üzerine kurulduğu temel
the foundation upon which ... is built kalıbı bir yapı kurma benzetmesi kullanır. Sonraki etkinliğin veya sistemin adı verilen temele bağlı olduğunu anlatır; built gerçek bir inşaatı değil, mecazı ifade eder. Upon which, yaklaşık olarak “üzerine” anlamına gelen resmî bir ilgi ifadesidir. Burada unbreakable digital locks, aşılamaz olarak sunulan dijital korumalardır. Computing ve Internet-ing ifadelerinin bunlara bağlı olduğu söylenir. Internet-ing, internette çeşitli işler yapmayı anlatan eğlenceli bir türetmedir; standart bir teknik terim değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak the foundation upon which ... is built resmî kalıbını kullanarak tamamlayın: Reliable evidence is the foundation ____ a fair decision is built.
Cevabı göster
upon which
all of this is possible because of unbreakable digital locks.
3:54tüm bunlar kırılamaz dijital kilitler sayesinde mümkündür.
They've existed since computers filled rooms, Anlatım akışı
3:58Bilgisayarların odaları doldurduğu zamanlardan beri vardılar,
since ... but now ... ile geçmişten bugüne karşıtlık kurmak
Burada since, günümüze kadar devam eden bir şeyin başlangıç dönemini gösterir: Bu dijital kilitler, bilgisayarların odaları doldurduğu çağdan beri var. Buradaki since, because yani “çünkü” anlamına gelmez. filled rooms ve in our pockets görüntüleri, tarihsel değişimi fiziksel ölçek üzerinden düzenler. But now, bu uzun süreklilikten değişmiş bir bugüne geçiş yapar: Bilgisayarlar taşınabilir ve kişisel hâle gelmiştir.
Alıştırma
Dersteki iki bağlantı unsuruyla zaman karşıtlığını tamamlayın: The library has offered printed maps ____ it opened, ____ visitors can also use its mobile app.
Cevabı göster
since · but now
we rely on those locks to protect the content of our lives, Anlatım akışı
4:02hayatlarımızın içeriğini,
the content of our lives ... the content of our minds ifadesindeki paralel yapı
Konuşmacı the content of our ... kalıbını tekrarlar ve yalnızca son ismi değiştirir: önce lives, ardından minds. Bu paralel yapı cümleye ritim verir ve ikinci ifadeyi ilkinin ötesine atılmış bilinçli bir adım gibi hissettirir. Buradaki content geniş anlamlıdır; yalnızca eğlence veya medya içeriğiyle sınırlı değildir. Lives kişisel kayıtları ve deneyimleri, minds ise özel düşünce ve fikirleri gösterir. Daha dışta olandan daha içsel olana geçiş, korunan şeyin önemini artırır.
Alıştırma
Hangi cümle geniş bir kamusal kaygıdan daha kişisel bir kaygıya geçmek için paralel tekrarı en iyi şekilde kullanıyor?
- The new law will shape the future of our country, the future of our children.
- Our country has a future because children live here.
- The new law will shape our country and may affect children.
Cevabı göster
The new law will shape the future of our country, the future of our children.
Bir ödünleme ifadesi olarak “even with the best of intentions”
Even with the best of intentions ifadesi bir ödünleme kurar: eylemi gerçekleştiren kişilerin içtenlikle iyi niyetli olabileceğini kabul eder. Even karşıtlığı güçlendirir. Cümlenin geri kalanı sonucu niyetten ayrı değerlendirir. İyi niyet tehlikeyi ortadan kaldırmaz; bu nedenle ifade, konuşanın ilgili kişileri kötü niyetli olmakla suçlamadan sonucu eleştirmesine olanak verir.
Alıştırma
Cümleyi iyi niyeti kabul eden kalıplaşmış ödünleme ifadesiyle tamamlayın: “____, a rule meant to help can still cause harm.”
Cevabı göster
Even with the best of intentions
The nature of a keyhole is to be cracked, Anlatım akışı
4:13Bir anahtar deliğinin doğası kırılmaktır,
and the nature of the internet is to bring demons to the door.
4:16ve internetin doğası şeytanları kapıya getirmektir.
Paralel “The nature of X is to...” yan cümleleri
Tekrarlanan The nature of X is to... kalıbı, cümleyi dengeli iki sav hâlinde düzenler. İlk sav, bir giriş noktasının onu kırmaya yönelik girişimleri çektiğini söyler; ikincisi ise internetin saldırganları bu giriş noktasına getirdiğini söyleyerek uyarıyı genişletir. Paralel ritim, iki riski tek ve kaçınılmaz bir sonuç gibi hissettirir. Burada nature ahlaki karakteri değil, yapısal bir eğilimi ifade eder. Keyhole, bilinçli olarak oluşturulmuş bir giriş yolunun mecazıdır; demons imgesi ise kötü niyetli saldırganları temsil eder. Is to be cracked, girişe ne olduğunu edilgen bir mastarla; is to bring ise internetin ne yaptığını etken bir mastarla anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede “The nature of X is to...” kalıbının tekrarlanmasının temel etkisi nedir?
- Birbiriyle bağlantılı iki sonucu yapısal eğilimler olarak sunar ve uyarıyı akılda kalıcı kılar.
- Birbiriyle ilgisiz iki gözlemi tarafsız bir teknik üslupla bildirir.
- Anahtar deliklerinin ve internetin insana özgü ahlaki karakteri olduğunu söyler.
Cevabı göster
Birbiriyle bağlantılı iki sonucu yapısal eğilimler olarak sunar ve uyarıyı akılda kalıcı kılar.
There's no way to build: uygulanabilir hiçbir yöntem olmadığını belirtmek
There's no way to + fiilin yalın hâli, eylemi gerçekleştirmek için uygulanabilir hiçbir yöntem veya yol bulunmadığını belirtir. Burada to build, imkânsız olduğu düşünülen hedefi gösterir. Cümle, belirli bir kişinin bu kilidi yapacak beceriye sahip olmadığını değil, böyle bir kilidin genel olarak uygulanabilir olup olmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no way to kalıbını ve bir kısaltmayı kullanarak tamamlayın: ____ build a perfectly secure system.
Cevabı göster
There's no way to
that only angels can open and demons cannot: mecazi bir iki grup karşıtlığı kurmak
that only angels can open and demons cannot ilgi cümleciği, dijital kilit için hayal edilen erişim kuralını açıklar. Angels ve demons, güvenilir ve iyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları temsil eden mecazi etiketlerdir; gerçek anlamda dinî varlıkları belirtmez. Birbirine paralel only angels can open ve demons cannot [open] bölümleri, düşünceyi iki grup arasında keskin bir karşıtlık olarak düzenler. Anlamı zaten belli olduğu için cannot sonrasında tekrarlanan open fiili düşürülür. Böylece güvenlik sorunu kolayca anlaşılır: bir erişim mekanizması kullanıcıları ahlaki niyetlerine göre ayıramaz.
Alıştırma
that only angels can open and demons cannot cümleciği cümlede ne yapar?
- Kilidin gerçek anlamda doğaüstü varlıklar için tasarlandığını söyler.
- Kötü niyetli kullanıcıların kilidi daha kolay açabildiğini açıklar.
- İyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları ayıran bir erişim kuralı hayal eder.
Cevabı göster
İyi niyetli kullanıcılarla kötü niyetli kullanıcıları ayıran bir erişim kuralı hayal eder.
Anyone saying otherwise is either ignorant of the mathematics
4:28Aksini söyleyen herkes ya matematikten habersizdir
less of an angel than they appear: göründüğü kadar iyi olmamak
Burada angel, tamamen iyi, dürüst veya iyi niyetli bir insanı anlatan bir benzetmedir. İfade, iyi görünen birinin gerçekte verdiği izlenim kadar nazik veya güvenilir olmayabileceğini söyler. less of a/an + isim + than ... yapısı, bir kişinin veya şeyin belirli bir tanıma ne ölçüde uyduğunu gösterir. Burada than they appear, than they appear to be anlamındadır. They tekildir ve anyone saying otherwise ifadesine gönderme yapar; karşılaştırma dini bir kimliği değil, o kişinin karakterini veya niyetini sorgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için expert sözcüğünü less of a/an + noun + than hedef yapısında kullanın: He speaks confidently online, but he may be ____ his followers think.
Cevabı göster
less of an expert than