Yeni Yıl Kararları Nedir? 🐷 Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve arkadaşları, yeni yıl kararlarını bütün yıl sürdürülmesi gereken zor görevler sanır. Eğlenceli hedeflerinin yorucu ya da devam ettirilemez olduğunu görünce, yeni yıl kararının ev işlerine yardım etmek gibi gelecek yıl için olumlu ve uygulanabilir bir seçim de olabileceğini öğrenirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. New Year's resolution. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bu ifadeyi yalnızca her gün yapılacak herhangi bir zorluk olarak değil, yılbaşında belirlenen bir hedef veya kişinin kendine verdiği söz olarak anlayın. Yeni alışkanlıklardan, kişisel planlardan ya da birinin önümüzdeki yıl gerçekleştirmek istediği değişikliklerden söz ederken kullanabilirsiniz. 2. aren't about doing / They're about choosing — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir düşüncenin neyle ilgili olduğunu tanımlamak için about sonrasında -ing biçiminin kullanımını öğrenin. not about doing… about choosing… karşıtlığı, yanlış bir anlayışı düzeltmenize, bir kavramın neyi kapsayıp neyi kapsamadığını açıklamanıza ve konuşmayı asıl amaca yöneltmenize yardım eder. 3. Speak for yourself. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Birisi kişisel görüşünü herkes paylaşıyormuş gibi sunduğunda kullanılan bu kalıplaşmış cevabı, samimi ve bazen şakacı bir itiraz olarak tanıyın. Örneğin bir işin kolay olduğu yönündeki başkasına ait değerlendirmenin sizin deneyiminizi temsil etmediğini belirtmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
space hopper: Britanya İngilizcesinde şişme zıplama oyuncağı
Buradaki space hopper, tutacakları olan büyük bir şişme toptur. Çocuk üzerine oturur, tutacakları kavrar ve zıplar. İki sözcük birlikte oyuncağın adını oluşturur. Space burada oyuncağın uzayla bağlantılı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede space hopper nedir?
- uzay yolculuğu için tasarlanmış bir araç
- bir takım sporunda kullanılan küçük bir top
- çocukların üzerine oturup zıpladığı, tutacakları olan büyük bir şişme top
Cevabı göster
çocukların üzerine oturup zıpladığı, tutacakları olan büyük bir şişme top
New Year's resolution: gelecek yıl için bir hedef
New Year's resolution, yeni yılın başında genellikle bir alışkanlık veya kişisel gelişim konusunda kendinize koyduğunuz hedef ya da verdiğiniz sözdür. Bu cümlede resolution, kalıplaşmış ifadenin tamamının bir parçasıdır. Ekran çözünürlüğü veya bir soruna bulunan sıradan çözüm anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, yeni yılın başında belirlenen bir hedefi anlatan ve resolution ile biten ifadeyle tamamlayın: My ____ is to read for twenty minutes every day.
Cevabı göster
New Year's resolution
It's a challenge you have to do for the whole year. Notlar
0:20Bütün yıl boyunca yapman gereken bir meydan okuma.
challenge you have to do içinde have to + fiilin yalın hâli
you have to do sözleri challenge adını açıklar ve bunun dinleyicinin yapması gereken bir meydan okuma olduğunu belirtir. Have to + fiilin yalın hâli; bir kural, görev veya durumdan kaynaklanan gereklilik ya da zorunluluğu ifade eder. Burada have to do, “yapmak zorunda olmak” anlamındadır; bir şeyi yapmaya sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have to ile tamamlayın. Kural, eylemi gerekli kılıyor: Because of the safety rules, you ____ wear a helmet.
Cevabı göster
have to
for the whole year: bir yıllık sürenin tamamı
For bir zaman süresini belirtir. for the whole year ifadesinde, meydan okumanın ne kadar sürdüğünü gösterir. The whole year, söz konusu yılın hiçbir bölümü dışarıda bırakılmadan tamamı demektir. Aynı yapı for the whole day veya for the whole week gibi başka tam dönemlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “yılın tamamı boyunca” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The museum stayed open ____ of 2024.
Cevabı göster
for the whole year
Mine's bouncing: tek başına kullanılan iyelik zamiri mine
Mine's içindeki mine, bağlamdan zaten anlaşılan my New Year's resolution ifadesinin yerini alır; böylece isim öbeği tekrarlanmaz. 's, is anlamına gelir. Bu nedenle Mine's bouncing, My New Year's resolution is bouncing ile aynı anlamdadır. Mine bir iyelik zamiridir. “Benimki” veya “bana ait olan şey” anlamında tek başına kullanılabilir; my ise bir isimden önce gelmelidir.
Alıştırma
B'nin yanıtını Mine is ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın. A: Your ball is rolling. B: ____ bouncing.
Cevabı göster
Mine's
Peppa and her friends are going to make their own New Year's resolutions. Dilbilgisi
0:33Peppa ve arkadaşları kendi yeni yıl kararlarını alacaklar.
are going to make: planlanmış bir gelecek eylemi
Are going to make, be going to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Kararların oluşturulmasını geleceğe yönelik bir plan veya niyet olarak gösterir. Peppa and her friends öznesi çoğuldur; bu nedenle be, are olur ve make yalın hâlde kalır. Burada going to bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Planlanan eylem make fiilidir.
Alıştırma
Gelecek planını tamamlamak için be going to yapısının açık biçimini ve make fiilini kullanın: Mia and Leo bought paper and string. They ____ a kite tomorrow.
Cevabı göster
are going to make
score a gazillion goals: gol sayısını eğlenceli biçimde abartmak
Futbol gibi sporlarda score goals, topu kaleye sokarak gol atmayı anlatan doğal ifadedir. A gazillion gerçek ve kesin bir sayı değil, “çok büyük bir sayı” anlamına gelen uydurma bir miktar sözüdür. Burada score a gazillion goals, konuşanın atmayı planladığı gol sayısını eğlenceli biçimde abartır. Ölçülebilir bir hedefi değil, güçlü bir özgüveni veya heyecanı ifade eder.
Alıştırma
Konuşan score a gazillion goals derken neyi kastediyor?
- Çok fazla sayıda kale direği yapmak.
- Çok fazla sayıda gol atmak.
- Tam olarak bir milyar gol atmak.
Cevabı göster
Çok fazla sayıda gol atmak.
talk in gobbledygook: anlamsız veya kafa karıştırıcı bir dille konuşmak
Gobbledygook, anlamsız ya da anlaşılması çok zor olacak kadar karmaşık bir dil demektir. Talk in gobbledygook ifadesinde in, gobbledygook sözünü kullanılan dil türü olarak gösterir. Burada konuşan, eğlenmek için bilerek anlamsız sesler çıkarmayı planlar; gobbledygook gerçek bir dilin adı değildir. Bu sözcük, jargonla dolu konuşmaları veya yazıları eleştirmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede gobbledygook doğal biçimde kullanılmıştır?
- Please translate this sentence from English into gobbledygook.
- She is studying gobbledygook as a foreign language.
- The instructions were full of gobbledygook, so I couldn't understand them.
Cevabı göster
The instructions were full of gobbledygook, so I couldn't understand them.
I think my New Year's resolution will be to jump in muddy puddles. Notlar
1:05Sanırım benim yeni yıl kararım çamurlu su birikintilerinde zıplamak olacak.
will be to jump: gelecekteki bir hedefin içeriğini belirtmek
will be to jump ifadesinde will be, kararı onun somut içeriğini veren eyleme bağlar. Kalıp şöyledir: hedef veya görev belirten ifade + will be + to + fiilin yalın hâli: My goal will be to learn. Buradaki to, jump fiilinden önce gelen mastar işaretidir; edat değildir. Aynı kalıp bir hedefin, görevin, rolün ya da sonraki adımın içeriğini belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi will be to ve check fiiliyle tamamlayın: Our next step ____ the schedule.
Cevabı göster
will be to check
jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinin içinde zıplamak
Jump in muddy puddles, sığ ve çamurlu su birikintilerinin içine atlayıp inmek veya içlerinde oynayarak zıplamak ve çoğu zaman su sıçratmak demektir. In, etkinliğin su birikintilerinin içinde gerçekleştiğini; muddy ise suya toprak karıştığını belirtir. Çoğul muddy puddles ifadesi, belirli tek bir su birikintisini değil, genel bir etkinliği anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların su birikintilerinin içinde zıplayıp oynadığını söylüyor?
- The children are jumping over the muddy puddles.
- The children are jumping in the muddy puddles.
- The children are jumping beside the muddy puddles.
Cevabı göster
The children are jumping in the muddy puddles.
just have to: yalnızca tek bir şey yapmak gerek
Burada just have to, “yalnızca yapmak zorunda olmak” veya “sadece yapması gerek” anlamındadır. Just gerekliliğin kapsamını daraltır: birkaç tane bulmak gerekli olan tek sonraki adım gibi sunulur, bu yüzden iş basit ve yapılabilir görünür. Kalıp just have to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede just, “az önce” anlamına gelmez; have to ile anlatılan gerekliliği niteler.
Alıştırma
Hangi cümlede just have to, “yalnızca tek bir şey yapmak gerek” anlamındadır?
- You just have to press the green button.
- You have just pressed the green button.
- You had to press the green button just now.
Cevabı göster
You just have to press the green button.
Danny Dog is muddling his numbers and getting very tired. Kelime
1:25Köpek Danny sayıları karıştırıyor ve çok yoruluyor.
muddling his numbers: sayıları birbirine karıştırmak
Muddling his numbers, sayarken sayıları veya sayıların sırasını birbirine karıştırmak demektir. Muddle, yalnızca yanlış yaptığını söylemekten daha belirgindir; bilgilerin zihninde birbirine girdiğini anlatır. Burada muddling, “karıştırmak” anlamındaki muddle fiilinin -ing biçimidir. “Çamurlu” veya “çamurla kirletmek” anlamındaki muddy ile ilgili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede muddling her numbers ne anlama gelir? Mia is muddling her numbers as she counts the tickets.
- Yazılı sayıların üzerini çamurla kaplıyor.
- Sayıları veya sıralarını birbirine karıştırıyor.
- Her sayıyı doğru sayıyor.
Cevabı göster
Sayıları veya sıralarını birbirine karıştırıyor.
Candy Cat's roars have given Emily Elephant a fright. Kalıp ifadeler
1:33Kedi Candy'nin kükremeleri Fil Emily'yi korkuttu.
give someone a fright: birini aniden korkutmak
Have given Emily Elephant a fright, give + someone + a fright kalıbını kullanır. Bir şeyin Emily Elephant'ı aniden korkuttuğu veya ürküttüğü anlamına gelir. Fright bir isimdir ve kişiyi belirten söz give ile a fright arasına gelir. Fiil zamana göre give, gave veya have given biçimine dönüşebilir; kalıbın geri kalanı aynı kalır.
Alıştırma
Cümleyi give someone a fright ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The balloon burst behind Leo and ____.
Cevabı göster
gave him a fright
has lost: şimdiki sonuç
Has lost, has + geçmiş zaman ortacı lost ile kurulan present perfect biçimidir. Kaybetme olayının şimdiden önce gerçekleştiğini söyler ve şimdiki sonucu vurgular: zıplama topu hâlâ kayıptır veya şu anda kullanılamamaktadır. Emily Elephant gibi üçüncü tekil şahıs öznelerle has kullanılır. Odak, kaybın ne zaman gerçekleştiği değil, şu anki durumu nasıl etkilediğidir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir kaybı şu anda da devam eden bir sorunun nedeni olarak sunar?
- Maya lost her keys yesterday, but she found them later.
- Maya has lost her keys, so she cannot open the door.
- Maya loses her keys every week.
Cevabı göster
Maya has lost her keys, so she cannot open the door.
Can you see any ...? — No, I can't.: soru ve kısa olumsuz cevap
Can you see any + çoğul isim? dinleyenin o türden bir veya daha fazla şey görüp göremediğini sorar. Bu evet-hayır sorusunda any belirli bir sayı bildirmez; herhangi bir şey olup olmadığını açık bırakır. No, I can't. can kullanılan bir soruya verilen kısa olumsuz cevaptır. Özne tekrarlanır ve can olumsuz biçimde kullanılır; ana fiil öbeği zaten anlaşıldığı için söylenmez: No, I can't (see any muddy puddles).
Alıştırma
Any ve can fiilinin kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: Can you see ____ lights? No, I ____.
Cevabı göster
any · can't
Everyone is finding their New Year's resolutions quite hard. Dilbilgisi
2:04Herkes yeni yıl kararlarını oldukça zor buluyor.
finding ... quite hard: find + nesne + sıfat
Burada find + nesne + sıfat, deneyim sonucunda bir kişi veya şeyin belirli bir niteliğe sahip olduğunu düşünmek ya da değerlendirmek anlamına gelir. Nesne their New Year's resolutions, hard ise bu kararları uygulamanın ne kadar zor olduğunu anlatır. Finding burada kararları bulup ortaya çıkarmak anlamına gelmez. Cümle herkesin şu anki deneyimini anlatmak için şimdiki zamanın sürekli biçimi olan is finding yapısını kullandığından find, -ing biçimindedir. Quite burada hard sözcüğünü güçlendirir ve oldukça anlamına gelir.
Alıştırma
Bulmacanın oldukça zor geldiğini anlatmak için find + nesne + sıfat yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- I find this puzzle quite difficulty.
- I find quite difficult this puzzle.
- I find this puzzle quite difficult.
Cevabı göster
I find this puzzle quite difficult.
New Year's reservations: New Year's resolutions ile karıştırılması
Bu cümlede New Year's reservations, New Year's resolutions ifadesinin çocukça karıştırılmış hâlidir. New Year's resolution, gelecek yıl için belirlenen bir hedef veya verilen bir söz demektir; yanlış kelimenin kullanılması da espriyi oluşturur. Reservation genellikle rezervasyon anlamına gelir. Reservations çoğul hâli ise şüphe veya çekince anlamına da gelebilir. Yeni Yıl hedefi anlamına gelmez.
Alıştırma
Reservation ve New Year's resolutions ifadelerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- We made a reservation at the restaurant and then discussed our New Year's resolutions.
- We reserved our New Year's resolutions at the restaurant.
- We made a resolution at the restaurant and then discussed our New Year's reservations.
Cevabı göster
We made a reservation at the restaurant and then discussed our New Year's resolutions.
New Year's resolutions aren't about doing these sorts of challenges. Notlar
2:27Yeni yıl kararları bu tür meydan okumalar yapmakla ilgili değildir.
these sorts of challenges: şeyleri türlerine göre gruplamak
Bu cümlede these sorts of challenges, “bu türden zorlu görevler” anlamına gelir. Daha önce sözü edilen etkinlikleri tek tek yeniden adlandırmak yerine türlerine göre birlikte gruplar. Burada sort, “tür” veya “çeşit” anlamına gelen bir isimdir. Sayılabilen çoğul isim kullanılan bu örnekte these ile sorts uyumludur ve challenges da çoğuldur. Bu, sort of ifadesinin “biraz” anlamındaki gündelik kullanımı değildir.
Alıştırma
“this sort of game” ifadesini standart çoğul biçimine çevirerek cümleyi tamamlayın: I don't enjoy ____.
Cevabı göster
these sorts of games
Aren't they?: şaşkınlık ve doğrulama isteği
“Aren't they?” olumsuz biçimde kurulmuş bir evet-hayır sorusudur. Burada konuşan kişi, yeni yıl kararlarının bu tür zorlu görevlerle ilgili olduğunu düşünüyordu. Tersini duyunca bu soruyla şaşkınlığını gösterir ve doğrulama ister. they zamiri, çoğul New Year's resolutions ifadesine gönderme yapar. Olumsuz biçim, konuşan kişinin “Yes, they are” yanıtına daha yakın olduğunu düşündürür; ancak gerçek yanıt yine olgulara bağlıdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The shops aren't open today.” diyor. Siz onların açık olmasını bekliyordunuz. “Aren't they?” büyük olasılıkla ne ifade eder?
- Dükkânları saymaya yönelik sakin bir istek.
- Şaşkınlık ve doğrulama isteği.
- Dükkânları kapatma talimatı.
Cevabı göster
Şaşkınlık ve doğrulama isteği.
They're about choosing nice things to do in the next year.
2:35Gelecek yıl yapılacak güzel şeyleri seçmekle ilgilidir.
aren't about doing ... They're about choosing: odağı düzeltme
X isn't/aren't about doing A. It's/They're about doing B kalıbı önce yanlış bir düşünceyi reddeder, sonra asıl odağı veya amacı belirtir. Burada odak, meydan okumalar yapmaktan gelecek yıl yapılacak güzel şeyleri seçmeye geçer. About bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde genellikle -ing biçimi kullanılır: about doing ve about choosing; about do veya about choose kullanılmaz.
Alıştırma
Not about ...; about ... karşıtlığını tamamlayın: The game is ____ winning; it's ____ having fun.
Cevabı göster
not about · about
helping with the washing up: Britanya İngilizcesinde bulaşık yıkamaya yardım etmek
Britanya İngilizcesinde the washing up, yıkanması gereken tabak, bardak ve çatal bıçakları ya da bunları yıkama işini ifade eder. Bu nedenle helping with the washing up, bu işe yani bulaşık yıkamaya yardım etmek demektir; çamaşır yıkamak veya yıkanmak anlamına gelmez. Help with ifadesinden sonra bir şeyin veya işin adı gelir. Burada the washing up yapılan işin adıdır; helping ise Things like ifadesinden sonra gelen -ing biçimli bir etkinliktir.
Alıştırma
Cümleyi, ‘bulaşıkları yıkamaya yardım etmek’ anlamındaki vurgulanan Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: After dinner, I usually ____.
Cevabı göster
help with the washing up
tidying your room: odadaki eşyaları düzene koymak
Tidying your room, odanın düzenli görünmesi için kıyafetleri, kitapları, oyuncakları ve diğer eşyaları doğru yerlerine koymak demektir. Tidy, dağınıklığı kaldırıp eşyaları düzenlemeye odaklanır; yüzeyleri yıkamak veya kiri temizlemek anlamına gelmek zorunda değildir. Tidying, tidy fiilinin -ing biçimidir. Or ifadesinden sonra önceki etkinlik listesini sürdürür; dolayısıyla bütün düşünce Things like ... tidying your room. şeklindedir.
Alıştırma
Kıyafetler ve kitaplar yerinde değil, ancak odada toz veya kir yok. Hangi cümle eşyaları düzene koymayı en kesin biçimde ister?
- Please paint your room before your friends arrive.
- Please tidy your room before your friends arrive.
- Please clean your room before your friends arrive.
Cevabı göster
Please tidy your room before your friends arrive.
That sounds much easier than scoring a gazillion goals. Dilbilgisi
2:50Bu kulağa zilyon tane gol atmaktan çok daha kolay geliyor.
That sounds much easier than...: seçeneklerin ne kadar zor göründüğünü karşılaştırmak
That sounds... yapısında sound, “ses çıkarmak” değil, “az önce duyulanlara göre ... gibi görünmek” anlamında bir bağ fiilidir. Konuşan kişi, bir fikri duyduğu açıklamaya dayanarak değerlendirir. Yapı sound + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir. Burada easier than iki işi karşılaştırır; much ise easier ifadesini güçlendirerek farkın küçük değil, büyük olduğunu gösterir. Bu kalıp planları, önerileri veya görevleri karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Sounds kullanarak ve “çok daha kolay” anlamını vererek cümleyi tamamlayın: Taking the train ____ driving in rush-hour traffic.
Cevabı göster
sounds much easier than
Speak for yourself.: sizin adınıza söylenen bir görüşü reddetmek
Speak for yourself. “Bu senin için doğru olabilir ama benim için değil” anlamına gelen kalıplaşmış bir yanıttır. Birisi kişisel bir duygu veya görüşü başkaları da paylaşıyormuş gibi sunduğunda buna karşı çıkmak için kullanılır. Burada gerçek anlamıyla kişinin kendi adına konuşmasını isteyen bir talimat değildir. Konuşmada, yanıt veren kişinin konumunu diğer kişinin iddiasından ayırır ve şakacı, meydan okuyan veya kızgın bir tonda söylenebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “We all hate rainy days” diyor, ancak siz yağmuru seviyorsunuz. Hangi yanıt doğrudan “Beni bu görüşe dahil etme” anlamına gelir?
- That's true for everyone.
- Speak for yourself.
- I agree with you.
Cevabı göster
Speak for yourself.