Baba Domuz, Peppa ve George'a Uçurtma Uçurmayı Öğretiyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi parkta uçurtma uçurmayı dener, rüzgârın çıkmasını bekler ve ardından ağaca takılan uçurtmayı kurtarmak zorunda kalır. Bu aksilik herkesi çamura bulayınca su birikintilerine atlama yasağı, bütün ailenin katıldığı eğlenceli bir oyuna dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. no matter how fast you run. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: no matter how yapısının ödünleme bildirdiğini anlayın: gerekli bir koşul yoksa eylemin derecesini değiştirmek sonucu değiştirmez. Öğrenci bu kalıpla bir sınırı açıklayabilir, varsayıma karşı çıkabilir veya ne kadar çaba harcanırsa harcansın sonucun aynı kalacağını vurgulayabilir. 2. Watch out for — Öbek fiiller: Sözcükleri ayrı ayrı yorumlamak yerine, ifadeyi belirli bir tehlike ya da engele dikkat edilmesini isteyen acil bir uyarı olarak tanıyın. Trafik, alçak dal, kaygan zemin veya başka somut bir risk konusunda uyarmak için ardından bir isim getirebilirsiniz. 3. After all, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu söylem belirtecinin bir kararı destekleyen ya da fikir değişikliğini makul gösteren ek bir gerekçe sunduğunu fark edin. Bir sonucu, konuşmada tarafların zaten bildiği ilgili bir olguyla ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
a bright sunny day: olumlu bir hava betimlemesi
a bright sunny day ifadesinde bright ve sunny sözcüklerinin ikisi de day sözcüğünü niteler. Sunny bol güneş olduğunu belirtir; bright ise açık bir ışık ve neşeli bir hava katar. Burada bright olumlu bir anlam taşır; “rahatsız edecek kadar göz kamaştırıcı” demek değildir. Kalıp tanımlık + sıfat + sıfat + isim biçimindedir: a + bright + sunny + day. Bu kısa betimleme, bir hikâyede ya da günlük anlatıda ortamı tanıtmak için doğal bir seçimdir.
Alıştırma
a, bright, sunny ve day sözcüklerinden oluşan dört sözcüklük hedef hava ifadesiyle hikâye başlangıcını tamamlayın: It is ____.
Cevabı göster
a bright sunny day
are going to fly: planlanan bir sonraki eylem için be going to
are going to fly içinde are, they ile uyumlu be biçimidir; fly ise fiilin yalın hâlidir. Özne + be + going to + fiilin yalın hâli kalıbı gelecekteki bir eylemi anlatır. Burada kişiler uçurtma uçurmaya önceden niyet etmiştir; bu nedenle be going to, planlanan bir sonraki eylemlerini anlatır. Bir yere gitmekte oldukları anlamına gelmez; going to ifadesinin hemen ardından eylem fiili fly gelir. Aynı kalıp, mevcut kanıtlara dayalı bir gelecek tahmini için de kullanılabilir.
Alıştırma
Planlanmış bu eylemi tamamlamak için be going to yapısını ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: They ____ visit Grandma tomorrow.
Cevabı göster
are going to
fly a kite: İngilizcedeki doğal ifade
Fly a kite, bir uçurtmayı havaya kaldırıp havadayken kontrol etme etkinliği için kullanılan doğal İngilizce ifadedir. Bu cümlede fly eylemi, a kite ise uçuracakları şeyi belirtir. Fly a kite ifadesini tek bir kalıp olarak öğren. İngilizcede bu etkinlik için fly kullanılır; bu yüzden başka bir dildeki fiili kelimesi kelimesine çevirip put ya da play kullanma.
Alıştırma
Cümleyi uçurtma uçurma etkinliğini anlatan doğal ifadeyle tamamla: On windy days, we like to ____ in the park.
Cevabı göster
fly a kite
as fast as he can: as ... as ... can kalıbı
As fast as he can, George'un ulaşabildiği en yüksek hızda, yani kendisi için mümkün olduğu kadar hızlı koştuğunu belirtir. Fast nasıl koştuğunu açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp as + sıfat veya zarf + as + özne + can şeklindedir. Burada can, can run anlamına gelir; run zaten açık olduğu için söylenmez. İkinci as'ten sonraki özne, kimin yeteneğinin sınırı belirlediğini gösterir; karşılaştırma yapılan başka bir kişi ya da şey değildir.
Alıştırma
Cümleyi as ... as ... can kalıbını ve carefully zarfını kullanarak tamamla: Please check the numbers ____.
Cevabı göster
as carefully as you can
won't fly: bir şeyin beklendiği gibi çalışmaması
Cansız bir özne won't + fiilin yalın hâli ile kullanıldığında, won't bir şeyin çalışmadığını veya beklenen sonucu vermediğini anlatabilir. Burada won't fly, biri uçurmaya çalışmasına rağmen uçurtmanın havalanamadığı anlamına gelir. Bu kullanım çoğu zaman şu anda yaşanan bir soruna veya tekrarlanan başarısız denemelere işaret eder. Yalnızca gelecekle ilgili bir tahmin değildir ve uçurtmaya insana özgü bir niyet yüklemez.
Alıştırma
Birkaç denemeden sonra hâlâ çalışmayan bir arabayı en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The car didn't start yesterday.
- The car won't start.
- The car may start tomorrow.
Cevabı göster
The car won't start.
doing it all wrong: yöntemin tamamının yanlış olduğunu söylemek
You're doing it all wrong, kişinin işi yapma biçiminin tamamen yanlış olduğu anlamına gelir. it yapılan etkinliğe gönderme yapar, wrong işin nasıl yapıldığını anlatır ve all olumsuz değerlendirmeyi güçlendirir: yalnızca küçük bir ayrıntı değil, yöntemin tamamı yanlıştır. Bu cümle tarafsız bir gözlem değildir. Karşıdaki kişinin yöntemini doğrudan eleştirir ve ardından bir düzeltme geleceğini gösterir.
Alıştırma
Karar verin: Birisiyle yeni tanıştınız. Onu You're doing it all wrong diyerek düzeltmek genellikle uygun mudur?
- Genellikle uygun değildir; çünkü sert bir eleştiri gibi gelir.
- Genellikle uygundur; çünkü çok kibar bir öneridir.
Cevabı göster
Genellikle uygun değildir; çünkü sert bir eleştiri gibi gelir.
fast enough: sıfat/zarf + enough
fast enough ifadesinde enough, fast zarfından sonra gelir ve “gereken derecede” anlamını taşır. Kalıp “sıfat/zarf + enough” şeklindedir; warm enough ve carefully enough da aynı yapıdadır. Cümle olumsuz olduğu için didn't run fast enough, koşma hızının gerekli düzeye ulaşmadığını belirtir. enough fast denmez.
Alıştırma
quiet ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyun: The room is ____ for the baby to sleep.
Cevabı göster
quiet enough
Now it's my turn: sırada kimin olduğunu söylemek
Now it's my turn, insanların sırayla hareket ettiği bir etkinlikte sıradaki kişinin ben olduğumu belirtir. Buradaki turn, bir kişinin harekete geçme fırsatını anlatan sayılabilen bir isimdir; dönme eylemi anlamında değildir. Sıranın kimde olduğunu göstermek için It's + iyelik + turn yapısını kullanın; It's your turn ve It's Maya's turn buna örnektir. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiilin yalın hâlini ekleyin: It's my turn to read.
Alıştırma
Ben için It's + iyelik + turn yapısıyla tamamlayın: Anna has rolled the dice. Now ____.
Cevabı göster
it's Ben's turn
if there isn't any wind: olumsuz bir koşul
if yan cümlesi, sonucun hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir: rüzgâr yoksa uçurtma uçmaz. there isn't any wind ifadesinde there is varlık bildirir; not ... any ise hiç rüzgâr bulunmadığı anlamına gelir. Gerçekleşmesi olası bir gelecek koşulu anlatılırken İngilizcede if yan cümlesinde genellikle geniş zaman (if there isn't ...), sonuç cümlesinde ise will veya won't (The kite won't ...) kullanılır.
Alıştırma
Koşulu if there isn't any ve power ismiyle tamamlayın: The lamp won't turn on ____.
Cevabı göster
if there isn't any power
no matter how fast you run: sonuç değişmez
No matter how fast you run, koşma hızınız değişse bile ana sonucun değişmediğini belirtir. Bir ödünleme anlamı ekler: çok hızlı koşsanız bile rüzgâr olmadan uçurtma yine uçmaz. Kullanılabilir kalıp no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil biçimindedir. Burada fast, nasıl koştuğunuzu açıklar; bu yüzden yan cümle soru değildir ve how fast do you run yerine how fast you run şeklindeki düz cümle sırasını korur.
Alıştırma
Cümleyi no matter how ve loudly we talked sözcükleriyle tamamlayın: The baby stayed asleep ____.
Cevabı göster
no matter how loudly we talked
We just have to wait until the wind picks up a bit. Notlar
1:20Sadece rüzgar biraz çıkana kadar beklemeliyiz.
wait until the wind picks up: bir koşul gerçekleşene kadar beklemek
Wait until + yan cümle, belirtilen olay veya koşul gerçekleşene kadar beklemeye devam etmek ve ancak o zaman sonraki eyleme başlamak demektir. Burada bekleme, rüzgâr güçlendiğinde sona erer. until sonrasında gelecekteki bir olaydan söz ederken İngilizcede until yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: until the wind picks up denir; until the wind will pick up denmez.
Alıştırma
until, the rain ve stop fiilinin geniş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Wait ____.
Cevabı göster
until the rain stops
picks up: “güçlenmek” anlamı
wind özne olduğunda pick up, güçlenmek anlamına gelir. Bu cümlede picks up rüzgârdaki bir değişimi anlatır; bir şeyi kaldırmak veya toplamak anlamına gelmez. Bu geçişsiz anlam, the pace, activity, traffic veya business gibi özneler arttığında ya da daha hareketli hâle geldiğinde de kullanılır. Buradaki tekil özne the wind olduğu için picks, -s eki alır.
Alıştırma
Bu cümlede picks up ne anlama geliyor? Business usually picks up before the holidays.
- bir şeyi bir yerden alır
- daha hareketli hâle gelir
- bir nesneyi kaldırır
Cevabı göster
daha hareketli hâle gelir
a bit: küçük bir dereceyi ifade etmek
“Picks up a bit” ifadesinde a bit, “biraz” veya “küçük bir ölçüde” anlamına gelir. Picks up fiil grubunu niteler; dolayısıyla rüzgârın yalnızca biraz güçlenmesi yeterlidir. Buradaki bit, fiziksel bir parçayı ifade etmez. Bu ifade bir değişimin, niteliğin veya hissin derecesini azaltır. Bu cümledeki gibi fiil grubundan sonra ya da a bit tired örneğindeki gibi derecelendirilebilir bir sıfattan önce kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle suyun yalnızca biraz daha ısındığını ifade eder?
- The water is getting much warmer.
- The water is getting a bit warmer.
- The water is not getting warmer.
Cevabı göster
The water is getting a bit warmer.
getting windy: değişen bir durum için get + sıfat
Getting windy, get + sıfat yapısını kullanır ve burada get “hâle gelmek” anlamındadır. Hava, daha az rüzgârlı bir durumdan rüzgârlı bir duruma geçmektedir; get burada “almak” anlamına gelmez. Şimdiki zaman yapısı is getting, değişimin şu anda sürdüğünü gösterir. Aynı yapı getting dark, getting cold ve getting better gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Şu anda gerçekleşen bir değişimi göstermek için cümleyi get fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The room ____ warmer.
Cevabı göster
is getting
Now that it is windy: sonuca yol açan yeni bir durum
“Now that”, gerçekleşmiş olan ya da artık açık ve ilgili hâle gelen bir durumu anlatır. “Now that it is windy,” bölümünde rüzgârın esmesi, sonraki sonucu mümkün kılan yeni koşuldur. now that ile başlayan yan cümle nedeni, ana cümle ise sonucu verir. Buradaki anlam yaklaşık olarak “çünkü artık hava rüzgârlı”dır; now ve that ayrı ayrı yorumlanmaz.
Alıştırma
Yeni oluşmuş bir nedeni sunmak için “now that” kullanın: ____ the road is clear, we can continue our trip.
Cevabı göster
Now that
quite strong: belirgin bir dereceyi ifade etmek
“Quite”, derecelendirilebilen “strong” sıfatını niteler. Bu cümlede “quite strong”, “oldukça güçlü” veya “epey güçlü” anlamına gelir: rüzgâr açıkça güçlüdür, yalnızca biraz güçlü değildir. quite sözcüğünün tam gücü İngilizce çeşidine, bağlama ve vurguya göre değişebilir. Burada strong ile kullanıldığında belirgin bir dereceyi gösterir; very strong ise yüksek dereceyi daha doğrudan ifade eder.
Alıştırma
Rüzgârın oldukça veya epey güçlü olduğunu en iyi hangi cümle anlatır?
- The wind is not strong.
- The wind is a bit strong.
- The wind is quite strong.
Cevabı göster
The wind is quite strong.
Yes, I am a bit of an expert in these things. Kalıp ifadeler
2:12Evet, bu konularda biraz uzmanımdır.
a bit of an expert: uzmanlık iddiasını yumuşatmak
a bit of an expert ifadesinde a bit of a/an + tekil sayılabilen isim kalıbı, birinin bir ölçüde o tür bir kişi olduğunu belirtir. Konuşmacı bu konuları iyi bildiğini söylüyor; bir uzmanın yalnızca bir parçası olduğunu söylemiyor. Bu ifade, iddiayı daha az doğrudan hâle getirir. Kişi bunu kendisi için kullandığında, özellikle mizahi bir bağlamda, bu yumuşatma yine de şakacı bir özgüven veya hafif bir övünme taşıyabilir.
Alıştırma
Uzmanlık iddiasını yumuşatılmış ve hafif şakacı biçimde ifade etmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I'm ____ when it comes to repairing old radios.
Cevabı göster
a bit of an expert
Watch out for + belirli bir tehlike
Watch out for + isim, belirtilen kişi veya şey tehlikeye, soruna ya da bir engele yol açabileceği için birini dikkatli olması konusunda uyarır. Burada ağaçlar, fark edilip kaçınılması gereken engeldir. For, dikkat edilmesi gereken belirli şeyi gösterir. Watch out for tam bir uyarı ifadesidir; dışarı bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ broken glass near the bin.
Cevabı göster
Watch out for
might get the kite stuck: might get + nesne + sonuç durumu
might get the kite stuck ifadesinde might olası bir riski belirtirken get + nesne + sonuç sözcüğü nesnenin sonunda girdiği durumu gösterir. Bu kalıp, birinin eyleminin uçurtmanın takılı kalmasına yol açabileceği anlamına gelir. Burada get, «elde etmek» demek değildir. the kite etkilenen nesnedir, stuck ise ortaya çıkabilecek sonucu adlandırır; in one daha önce sözü edilen ağaçlardan birinde demektir.
Alıştırma
Uyarıyı get + nesne + stuck yapısıyla, nesne olarak your fingers kullanarak tamamla: Be careful, or you might ____ in the door.
Cevabı göster
get your fingers stuck
I know what I'm doing: endişeye özgüvenli bir yanıt
Bir uyarıya ya da kişinin yeterliliğiyle ilgili bir soruya yanıt olarak söylendiğinde I know what I'm doing yalnızca bilgi sahibi olunduğunu bildirmez. Konuşanın işi yapabileceğinden emin olduğunu ve daha fazla endişe ya da tavsiye istemediğini karşı tarafa anlatır. Ses tonuna ve ilişkiye göre sakin bir özgüven, savunmacılık ya da sabırsızlık gibi duyulabilir. Bu sosyal anlamı yalnızca sözcüklerin düz anlamı değil, bağlam oluşturur.
Alıştırma
Bir arkadaşı Sam'i merdivenin dengesiz olduğu konusunda uyarıyor. Sam, "I know what I'm doing." diye yanıt veriyor. Sam büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bunu halledebilirim, bu yüzden endişelenmeyi ya da bana tavsiye vermeyi bırak.
- Ne yapmaya çalıştığımı unuttum.
- Her adımı bana açıklamanı istiyorum.
Cevabı göster
Bunu halledebilirim, bu yüzden endişelenmeyi ya da bana tavsiye vermeyi bırak.
get the kite down: bir şeyi yüksek bir yerden aşağı indirmek
Bu cümlede get the kite down, “yüksek bir yerde takılı kalan uçurtmayı aşağı indirmek” demektir. Get sözcüğünden sonra nesne the kite gelir; down ise sonucu gösterir: uçurtma sonunda daha alçak bir konuma gelir. Kullanılabilir kalıp get + nesne + down şeklindedir. Gerçek eylem almak, çekmek veya nesneyi indirmek için başka bir yol bulmak olabilir; ifade, bu sonuca ulaşmaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne + down kalıbıyla tamamlayın: The toy plane is stuck on top of the cupboard. Can you ____ for me?
Cevabı göster
get it down
muddy puddle: sıfat + isim
Muddy puddle, içinde veya çevresinde çamur bulunan küçük bir su birikintisidir. Muddy puddle ifadesinde muddy, puddle ismini niteleyen sıfattır. Mud, ıslak toprağı yani çamuru adlandıran isimdir. Muddy bununla ilgili sıfattır; iki d ile yazılır ve “çamurla kaplı” ya da “çamur içeren” demektir. Puddle ismi şeyin ne olduğunu, muddy ise nasıl olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için muddy ile “küçük bir su birikintisi” anlamındaki doğru ismi kullanın: After the rain, the children splashed in a ____.
Cevabı göster
muddy puddle
Peppa and George love to jump in muddy puddles.
2:55Peppa ve George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
İzin istemek için Can we ...? Please?
Burada Can we jump...? çocukların fiziksel olarak atlayıp atlayamadığını sormaz; izin ister. Dinleyen kişi evet ya da hayır deme yetkisine sahipse Can + özne + fiilin yalın hâli bir izin talebi olabilir. Ayrı söylenen Please?, talep yapıldıktan sonra onu güçlendirir. Olgusal bir sorunun parçası olmaktan çok, karşı tarafın evet demesi için ek bir yalvarış gibi duyulur.
Alıştırma
Çocuklar bu cümleyle temel olarak ne yapıyor?
- Atlamak için izin istiyorlar.
- Fiziksel olarak atlayıp atlayamadıklarını soruyorlar.
- Başka birine atlamasını söylüyorlar.
Cevabı göster
Atlamak için izin istiyorlar.
don't want you covered in mud: want + nesne + past participle
Burada want + nesne + past participle, konuşanın istediği ya da istemediği bir durumu anlatır. You, want fiilinin nesnesidir; covered in mud ise you'nun istenmeyen durumunu betimler. Covered anlamca edilgendir: kişinin üzerinde çamur vardır. Bu, you'nun başka bir şeyi etkin biçimde çamurla kapladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcüklerle ve want + nesne + past participle yapısıyla cümleyi tamamlayın: I don't want ____ during the move. (the new table / damage)
Cevabı göster
the new table damaged
Stand back: geri çekilip güvenli mesafeyi korumak
Stand back, bir şeyden uzaklaşıp güvenli bir mesafe bırakmaya yönelik doğrudan bir talimattır. Burada çocukların, Baba Pig yakında tehlikeli olabilecek bir şey yapmadan önce geri çekilmeleri gerekir. Bu öbek fiilde back hareketin yönünü gösterir. “Birinin arkasında durmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir çalışan ağır bir kutuyu taşımak üzere. Hangi cümle yakındaki insanlara açıkça uzaklaşmalarını söyler?
- Turn your back, please.
- Stand up, please.
- Stand back, please.
Cevabı göster
Stand back, please.
Please be careful: nazik bir güvenlik uyarısı vermek
Please be careful, dikkat etmeyi ve tehlike ya da hatalardan kaçınmayı isteyen nazik bir uyarıdır. Burada konuşan kişi Baba Pig'in güvenliği için endişelenir. Please uyarıyı yumuşatır; böylece ifade bir emir gibi daha az duyulur. Be careful kişiden o andan itibaren dikkatli davranmasını ister.
Alıştırma
Arkadaşınız ıslak bir zeminden geçmek üzere. Hangi uyarı kibar ve doğaldır?
- Please be quiet on the wet floor.
- Please be careful on the wet floor.
- Please sit down on the wet floor.
Cevabı göster
Please be careful on the wet floor.
Just a bit further: biraz daha mesafe
Just a bit further, “aynı yönde kısa bir mesafe daha devam et” demektir. Just ve a bit, istenen hareketin küçük ve kolay olduğunu hissettirirken further mesafeye biraz daha ekler. Bu, konuşmada kullanılan eksiltili bir yönergedir: hareket zaten açık olduğu için move, reach veya go gibi sözcükler söylenmez. Burada further fiziksel mesafeyi anlatır; kesin yönü durum belirler.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sandalyeyi duvara doğru götürüyor ve onu kısa bir mesafe daha hareket ettirmesi gerekiyor. Ne söyleyebilirsiniz?
- Just a bit further.
- At the beginning.
- Much too far.
Cevabı göster
Just a bit further.
Daddy Pig, you are much too heavy for that branch. Dilbilgisi
3:29Baba Domuz, o dal için çok ağırsın.
much too heavy for...: sınırın çok ötesinde ağır
Much too + sıfat, bir özelliğin kabul edilebilir, uygun veya güvenli sınırı büyük ölçüde aştığını anlatır. Much, too sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle much too heavy, too heavy ifadesinden daha güçlüdür ve yalnızca very heavy anlamına gelmez. For that branch, değerlendirmedeki ölçütü belirtir: dalın taşıyabileceği ağırlıkla karşılaştırıldığında Baba Domuz aşırı ağırdır.
Alıştırma
Hava yolu şirketinin sınırı 23 kg, ancak bir valiz 40 kg geliyor. Hangi cümle aşırı ağırlığı doğal ve güçlü biçimde ifade eder?
- The suitcase is much too heavy to check in.
- The suitcase is very heavy, but it can still be checked in.
- The suitcase is too much heavy to check in.
Cevabı göster
The suitcase is much too heavy to check in.
Nonsense. ile güçlü bir reddediş
Bir yanıt olarak Nonsense., “Bu doğru ya da makul değil” anlamına gelir. Konuşanın bilmediğini söylemesi yerine, diğer kişinin iddiasını doğrudan reddeder. Burada tek başına kullanılması güçlü bir özgüven gösterir ve uyarıyı bir kenara iter. Bu küçümseyici güç, ifadenin anlamının bir parçasıdır; yalnızca tarafsız bir fikir ayrılığı değildir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınız “Küçük bir hatam her şeyi mahvetti” diyor. Hangi yanıt bu iddiayı güçlü biçimde reddeder?
- Nonsense. One small mistake did not ruin everything.
- Could you say that again?
- I'm not sure what happened.
Cevabı göster
Nonsense. One small mistake did not ruin everything.
exactly how heavy I am: dolaylı soruda düz cümle dizilişi
I know exactly how heavy I am cümlesinde exactly how heavy I am, know fiilinden sonra yer alan bir dolaylı sorudur. Soruyu doğrudan sormak yerine “How heavy am I?” sorusunun kesin yanıtını ifade eder. Gömülü bir soru düz cümle dizilişini kullanır: how heavy + özne + be. Bu nedenle doğru biçim how heavy I am şeklindedir. How heavy am I? dizilişi yalnızca doğrudan soruda kullanılır. Exactly, konuşanın kesin ölçüyü bildiğini vurgular.
Alıştırma
Parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak dolaylı soruyu tamamlayın: The scale shows ____. (exactly / how heavy / the suitcase / is)
Cevabı göster
exactly how heavy the suitcase is
It's only mud: only ile sorunu önemsiz göstermek
It's only mud cümlesinde only, durumu çamura bulaşmaktan daha ciddi olmayan bir şey gibi gösterir. Konuşan kişi diğerlerini rahatlatır: çamur temizlenebilir, bu yüzden fazla endişelenmeye gerek yoktur. Burada only, çamurun miktarını değil, sorunun ne olduğunu sınırlar. “Bu sadece çamur” anlamına gelir; “çok az çamur var” anlamına gelmez.
Alıştırma
"It's only mud" cümlesindeki only nasıl bir tutum ifade eder?
- Çok az miktarda çamur var.
- Hiç çamur yok.
- Bu sadece çamur olduğu için durum çok ciddi değil.
Cevabı göster
Bu sadece çamur olduğu için durum çok ciddi değil.
now that we're all muddy: yeni bir durumu gerekçe olarak kullanmak
Now that + yan cümle, zaten gerçekleşmiş ve ardından gelen ifadeyle ilgili olan bir durumu tanıtır. Burada now that we're all muddy, herkesin zaten çamura bulandığını belirtir. Bu yan cümle aynı zamanda isteği gerekçeli bir sav gibi düzenler: kaçınmak istedikleri sonuç zaten gerçekleştiği için konuşan kişi su birikintisine atlamayı daha makul gösterir. Now that çoğu zaman yalnızca “şu anda” değil, “durum artık böyle olduğuna göre” anlamına gelir.
Alıştırma
"Now that the road is clear, we can leave" cümlesinde ilk yan cümle ne işe yarar?
- Yolun daha sonra açılıp açılmayacağını sorar.
- Zaten doğru olan bir durumu yola çıkmanın nedeni olarak sunar.
- Yalnızca şimdiki zamanı belirtir ve yola çıkmakla hiçbir bağlantı kurmaz.
Cevabı göster
Zaten doğru olan bir durumu yola çıkmanın nedeni olarak sunar.
I suppose so: tereddütlü kabul
Bu yanıtta I suppose so, “evet, ama tamamen istekli ya da emin değilim” anlamına gelir. Konuşan kişi isteği kabul eder, ancak yanıtı basit bir Yes kadar kesin veya hevesli değil; daha tereddütlü ya da kabullenmiş duyulur. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini alır ve tekrarı önler. Başka bağlamlarda I suppose so, “bunun muhtemelen doğru olduğunu düşünüyorum” anlamına gelebilir; hangi anlamın geçerli olduğunu soru ya da istek belirler.
Alıştırma
Birisi bir isteği “I suppose so” diyerek kabul ettiğinde en olası tutumu nedir?
- Heyecanlı ve hevesli bir kabul.
- Kesin bir ret.
- Tereddütlü veya biraz isteksiz bir kabul.
Cevabı göster
Tereddütlü veya biraz isteksiz bir kabul.
After all: önceki kararı destekleyen bir gerekçe eklemek
Burada After all, az önce verilen kararı destekleyen bir olguyu sunar. “Bu önemli gerekçe hatırlandığında” veya “bu olgu önemli olduğu için” anlamı taşır. Bilgiyi şu sırayla düzenler: önce karar ya da iddia gelir, ardından After all destekleyici gerekçeyi sunar. Bir şeyin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“After all, you can't get any muddier” cümlesinde “After all” ne işe yarar?
- Az önce verilen kararı destekleyen bir gerekçe sunar.
- Kararı bir soruya dönüştürür.
- Eylemin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Az önce verilen kararı destekleyen bir gerekçe sunar.
can't get any muddier: en yüksek dereceye ulaşmak
Olumsuz can't get any + karşılaştırma sıfatı kalıbında any, “herhangi biri” veya “herhangi bir tür” değil, “birazcık bile daha” anlamına gelir. Bu kalıp, bir özelliğin pratikteki veya hayal edilen sınırına zaten ulaştığını gösterir. Burada get “hâle gelmek” anlamındadır ve muddier, muddy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. You can't get any muddier, zaten o kadar çamurlu olduklarını ve daha da çamurlu olmanın imkânsız göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi can't get any ve close sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: These front-row seats are as near to the stage as possible, so we ____.
Cevabı göster
can't get any closer
And I think Daddy Pig is going to be doing the washing. Notlar
4:15Ve sanırım çamaşırları Baba Domuz yıkayacak.
is going to be doing: gelecekte devam eden bir etkinlik
Tekrar kullanılabilen kalıp özne + am/is/are going to be + fiil-ing şeklindedir. Bu kalıp bir etkinliği gelecekteki bir zaman dilimine yerleştirir ve yalnızca gelecekteki bir eylemi adlandırmak yerine kişiyi o eylemin ortasında veya onunla meşgul olarak gösterir. Bu cümlede çamaşır yıkama işi şimdi yapılmıyor. Konuşan kişi, herkesin çamura bulanmasının sonucunu tahmin ediyor: Baba Pig daha sonra çamaşırları yıkamakla meşgul olacak.
Alıştırma
Cümleyi be going to be doing kalıbı ve study fiiliyle tamamlayın: At eight tonight, Maya ____ for her exam.
Cevabı göster
is going to be studying
doing the washing: çamaşır yıkama işini yapmak
doing the washing ifadesinde doing fiildir, the washing ise bir ev işinin adıdır. İfadenin tamamı çamaşırları yıkamak veya bir parti çamaşırla ilgilenmek anlamına gelir; burada bu işi Baba Pig’in yapması bekleniyor. do the washing ifadesini kalıplaşmış bir ev işi ifadesi olarak birlikte düşünün. Washing burada isimdir, tek başına kullanılan bir fiil değildir.
Alıştırma
Giysileri yıkamak anlamındaki Britanya İngilizcesi ev işi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On Saturday morning, Mia is ____ while Leo washes the dishes.
Cevabı göster
doing the washing
Peppa and George love jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:24Peppa ve George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.
jumping up and down: tekrarlanan dikey hareket
jumping up and down ifadesinde up and down birlikte kullanılan bir yön ifadesidir. Zıplama hareketinin tekrarlandığını anlatır: beden yukarı çıkar, aşağı iner ve bunu yeniden yapar. Hareket fiilleriyle kullanıldığında up and down, iki yön veya yer arasında tekrarlanan hareketi de anlatabilir. Bu çifti birbiriyle ilgisiz iki hareket olarak değil, tek bir tekrarlı hareket kalıbı olarak anlayın.
Alıştırma
Tekrarlanan dikey hareketi gösteren üç sözcüklü yön ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The fans were jumping ____ when their team scored.
Cevabı göster
up and down
Mummy and Daddy love jumping up and down in muddy puddles.
4:30Anne ve Baba çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.
Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.
4:34Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
just as much fun as: iki etkinliğin aynı ölçüde eğlenceli olması
Bu cümlede just as much fun as, çamurlu su birikintilerinde zıplamanın uçurtma uçurmakla aynı ölçüde keyif verdiğini anlatır. Karşılaştırılan şey eğlence miktarıdır; birinin ne kadar yükseğe, hızlı ya da enerjik biçimde hareket ettiği değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp A is (just) as much fun as B şeklindedir. Burada fun sayılamayan bir isim olduğu için much ile kullanılır; just ise düzeylerin eşit olduğunu vurgular. A ve B, Jumping ... ve flying ... örneklerinde olduğu gibi -ing biçimleriyle anlatılan etkinlikler olabilir.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen beş kelimelik kalıpla karşılaştırmayı tamamlayın: Building a blanket fort can be ____ playing a video game.
Cevabı göster
just as much fun as