Baba Domuz, Peppa ve George'a Uçurtma Uçurmayı Öğretiyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
392 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın ailesi parkta uçurtma uçurmayı dener, rüzgârın çıkmasını bekler ve ardından ağaca takılan uçurtmayı kurtarmak zorunda kalır. Bu aksilik herkesi çamura bulayınca su birikintilerine atlama yasağı, bütün ailenin katıldığı eğlenceli bir oyuna dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. no matter how fast you run. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: no matter how yapısının ödünleme bildirdiğini anlayın: gerekli bir koşul yoksa eylemin derecesini değiştirmek sonucu değiştirmez. Öğrenci bu kalıpla bir sınırı açıklayabilir, varsayıma karşı çıkabilir veya ne kadar çaba harcanırsa harcansın sonucun aynı kalacağını vurgulayabilir. 2. Watch out for — Öbek fiiller: Sözcükleri ayrı ayrı yorumlamak yerine, ifadeyi belirli bir tehlike ya da engele dikkat edilmesini isteyen acil bir uyarı olarak tanıyın. Trafik, alçak dal, kaygan zemin veya başka somut bir risk konusunda uyarmak için ardından bir isim getirebilirsiniz. 3. After all, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu söylem belirtecinin bir kararı destekleyen ya da fikir değişikliğini makul gösteren ek bir gerekçe sunduğunu fark edin. Bir sonucu, konuşmada tarafların zaten bildiği ilgili bir olguyla ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu küçük erkek kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:09

Ve bu Baba Domuz.

Peppa Pig

0:13

Peppa Pig

Flying a Kite.

0:20

Uçurtma Uçurmak.

It is a bright sunny day. Kalıp ifadeler

0:24

Parlak, güneşli bir gün.

Kalıp ifadeler

a bright sunny day: olumlu bir hava betimlemesi

a bright sunny day ifadesinde bright ve sunny sözcüklerinin ikisi de day sözcüğünü niteler. Sunny bol güneş olduğunu belirtir; bright ise açık bir ışık ve neşeli bir hava katar. Burada bright olumlu bir anlam taşır; “rahatsız edecek kadar göz kamaştırıcı” demek değildir. Kalıp tanımlık + sıfat + sıfat + isim biçimindedir: a + bright + sunny + day. Bu kısa betimleme, bir hikâyede ya da günlük anlatıda ortamı tanıtmak için doğal bir seçimdir.

Alıştırma

a, bright, sunny ve day sözcüklerinden oluşan dört sözcüklük hedef hava ifadesiyle hikâye başlangıcını tamamlayın: It is ____.

Cevabı göster

a bright sunny day

Peppa and her family are in the park.

0:26

Peppa ve ailesi parkta.

They are going to fly a kite. Notlar

0:31

Uçurtma uçuracaklar.

Dilbilgisi

are going to fly: planlanan bir sonraki eylem için be going to

are going to fly içinde are, they ile uyumlu be biçimidir; fly ise fiilin yalın hâlidir. Özne + be + going to + fiilin yalın hâli kalıbı gelecekteki bir eylemi anlatır. Burada kişiler uçurtma uçurmaya önceden niyet etmiştir; bu nedenle be going to, planlanan bir sonraki eylemlerini anlatır. Bir yere gitmekte oldukları anlamına gelmez; going to ifadesinin hemen ardından eylem fiili fly gelir. Aynı kalıp, mevcut kanıtlara dayalı bir gelecek tahmini için de kullanılabilir.

Alıştırma

Planlanmış bu eylemi tamamlamak için be going to yapısını ve be fiilinin doğru biçimini kullanın: They ____ visit Grandma tomorrow.

Cevabı göster

are going to

Kalıp ifadeler

fly a kite: İngilizcedeki doğal ifade

Fly a kite, bir uçurtmayı havaya kaldırıp havadayken kontrol etme etkinliği için kullanılan doğal İngilizce ifadedir. Bu cümlede fly eylemi, a kite ise uçuracakları şeyi belirtir. Fly a kite ifadesini tek bir kalıp olarak öğren. İngilizcede bu etkinlik için fly kullanılır; bu yüzden başka bir dildeki fiili kelimesi kelimesine çevirip put ya da play kullanma.

Alıştırma

Cümleyi uçurtma uçurma etkinliğini anlatan doğal ifadeyle tamamla: On windy days, we like to ____ in the park.

Cevabı göster

fly a kite

George is going to fly the kite first.

0:36

Uçurtmayı önce George uçuracak.

George runs as fast as he can. Dilbilgisi

0:40

George elinden geldiğince hızlı koşuyor.

Dilbilgisi

as fast as he can: as ... as ... can kalıbı

As fast as he can, George'un ulaşabildiği en yüksek hızda, yani kendisi için mümkün olduğu kadar hızlı koştuğunu belirtir. Fast nasıl koştuğunu açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp as + sıfat veya zarf + as + özne + can şeklindedir. Burada can, can run anlamına gelir; run zaten açık olduğu için söylenmez. İkinci as'ten sonraki özne, kimin yeteneğinin sınırı belirlediğini gösterir; karşılaştırma yapılan başka bir kişi ya da şey değildir.

Alıştırma

Cümleyi as ... as ... can kalıbını ve carefully zarfını kullanarak tamamla: Please check the numbers ____.

Cevabı göster

as carefully as you can

But the kite won't fly. Kelime

0:45

Ama uçurtma uçmuyor.

Kelime

won't fly: bir şeyin beklendiği gibi çalışmaması

Cansız bir özne won't + fiilin yalın hâli ile kullanıldığında, won't bir şeyin çalışmadığını veya beklenen sonucu vermediğini anlatabilir. Burada won't fly, biri uçurmaya çalışmasına rağmen uçurtmanın havalanamadığı anlamına gelir. Bu kullanım çoğu zaman şu anda yaşanan bir soruna veya tekrarlanan başarısız denemelere işaret eder. Yalnızca gelecekle ilgili bir tahmin değildir ve uçurtmaya insana özgü bir niyet yüklemez.

Alıştırma

Birkaç denemeden sonra hâlâ çalışmayan bir arabayı en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The car didn't start yesterday.
  2. The car won't start.
  3. The car may start tomorrow.
Cevabı göster

The car won't start.

George, you're doing it all wrong. Ton ve niyet

0:51

George, hepsini yanlış yapıyorsun.

Ton ve niyet

doing it all wrong: yöntemin tamamının yanlış olduğunu söylemek

You're doing it all wrong, kişinin işi yapma biçiminin tamamen yanlış olduğu anlamına gelir. it yapılan etkinliğe gönderme yapar, wrong işin nasıl yapıldığını anlatır ve all olumsuz değerlendirmeyi güçlendirir: yalnızca küçük bir ayrıntı değil, yöntemin tamamı yanlıştır. Bu cümle tarafsız bir gözlem değildir. Karşıdaki kişinin yöntemini doğrudan eleştirir ve ardından bir düzeltme geleceğini gösterir.

Alıştırma

Karar verin: Birisiyle yeni tanıştınız. Onu You're doing it all wrong diyerek düzeltmek genellikle uygun mudur?

  1. Genellikle uygun değildir; çünkü sert bir eleştiri gibi gelir.
  2. Genellikle uygundur; çünkü çok kibar bir öneridir.
Cevabı göster

Genellikle uygun değildir; çünkü sert bir eleştiri gibi gelir.

You didn't run fast enough. Dilbilgisi

0:56

Yeterince hızlı koşmadın.

Dilbilgisi

fast enough: sıfat/zarf + enough

fast enough ifadesinde enough, fast zarfından sonra gelir ve “gereken derecede” anlamını taşır. Kalıp “sıfat/zarf + enough” şeklindedir; warm enough ve carefully enough da aynı yapıdadır. Cümle olumsuz olduğu için didn't run fast enough, koşma hızının gerekli düzeye ulaşmadığını belirtir. enough fast denmez.

Alıştırma

quiet ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyun: The room is ____ for the baby to sleep.

Cevabı göster

quiet enough

Now it's my turn. Kalıp ifadeler

0:58

Şimdi sıra bende.

Kalıp ifadeler

Now it's my turn: sırada kimin olduğunu söylemek

Now it's my turn, insanların sırayla hareket ettiği bir etkinlikte sıradaki kişinin ben olduğumu belirtir. Buradaki turn, bir kişinin harekete geçme fırsatını anlatan sayılabilen bir isimdir; dönme eylemi anlamında değildir. Sıranın kimde olduğunu göstermek için It's + iyelik + turn yapısını kullanın; It's your turn ve It's Maya's turn buna örnektir. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiilin yalın hâlini ekleyin: It's my turn to read.

Alıştırma

Ben için It's + iyelik + turn yapısıyla tamamlayın: Anna has rolled the dice. Now ____.

Cevabı göster

it's Ben's turn

Peppa runs as fast as she can.

1:00

Peppa elinden geldiğince hızlı koşuyor.

But the kite still won't fly.

1:06

Ama uçurtma hala uçmuyor.

The kite won't fly if there isn't any wind, Dilbilgisi

1:14

Eğer hiç rüzgar yoksa uçurtma uçmaz,

Dilbilgisi

if there isn't any wind: olumsuz bir koşul

if yan cümlesi, sonucun hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir: rüzgâr yoksa uçurtma uçmaz. there isn't any wind ifadesinde there is varlık bildirir; not ... any ise hiç rüzgâr bulunmadığı anlamına gelir. Gerçekleşmesi olası bir gelecek koşulu anlatılırken İngilizcede if yan cümlesinde genellikle geniş zaman (if there isn't ...), sonuç cümlesinde ise will veya won't (The kite won't ...) kullanılır.

Alıştırma

Koşulu if there isn't any ve power ismiyle tamamlayın: The lamp won't turn on ____.

Cevabı göster

if there isn't any power

no matter how fast you run. Dilbilgisi

1:17

ne kadar hızlı koşarsan koş.

Dilbilgisi

no matter how fast you run: sonuç değişmez

No matter how fast you run, koşma hızınız değişse bile ana sonucun değişmediğini belirtir. Bir ödünleme anlamı ekler: çok hızlı koşsanız bile rüzgâr olmadan uçurtma yine uçmaz. Kullanılabilir kalıp no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil biçimindedir. Burada fast, nasıl koştuğunuzu açıklar; bu yüzden yan cümle soru değildir ve how fast do you run yerine how fast you run şeklindeki düz cümle sırasını korur.

Alıştırma

Cümleyi no matter how ve loudly we talked sözcükleriyle tamamlayın: The baby stayed asleep ____.

Cevabı göster

no matter how loudly we talked

Oh.

1:19

Oh.

We just have to wait until the wind picks up a bit. Notlar

1:20

Sadece rüzgar biraz çıkana kadar beklemeliyiz.

Dilbilgisi

wait until the wind picks up: bir koşul gerçekleşene kadar beklemek

Wait until + yan cümle, belirtilen olay veya koşul gerçekleşene kadar beklemeye devam etmek ve ancak o zaman sonraki eyleme başlamak demektir. Burada bekleme, rüzgâr güçlendiğinde sona erer. until sonrasında gelecekteki bir olaydan söz ederken İngilizcede until yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: until the wind picks up denir; until the wind will pick up denmez.

Alıştırma

until, the rain ve stop fiilinin geniş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Wait ____.

Cevabı göster

until the rain stops

Öbek fiiller

picks up: “güçlenmek” anlamı

wind özne olduğunda pick up, güçlenmek anlamına gelir. Bu cümlede picks up rüzgârdaki bir değişimi anlatır; bir şeyi kaldırmak veya toplamak anlamına gelmez. Bu geçişsiz anlam, the pace, activity, traffic veya business gibi özneler arttığında ya da daha hareketli hâle geldiğinde de kullanılır. Buradaki tekil özne the wind olduğu için picks, -s eki alır.

Alıştırma

Bu cümlede picks up ne anlama geliyor? Business usually picks up before the holidays.

  1. bir şeyi bir yerden alır
  2. daha hareketli hâle gelir
  3. bir nesneyi kaldırır
Cevabı göster

daha hareketli hâle gelir

Kelime

a bit: küçük bir dereceyi ifade etmek

“Picks up a bit” ifadesinde a bit, “biraz” veya “küçük bir ölçüde” anlamına gelir. Picks up fiil grubunu niteler; dolayısıyla rüzgârın yalnızca biraz güçlenmesi yeterlidir. Buradaki bit, fiziksel bir parçayı ifade etmez. Bu ifade bir değişimin, niteliğin veya hissin derecesini azaltır. Bu cümledeki gibi fiil grubundan sonra ya da a bit tired örneğindeki gibi derecelendirilebilir bir sıfattan önce kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle suyun yalnızca biraz daha ısındığını ifade eder?

  1. The water is getting much warmer.
  2. The water is getting a bit warmer.
  3. The water is not getting warmer.
Cevabı göster

The water is getting a bit warmer.

Oh.

1:24

Oh.

Look!

1:28

Bakın!

It's getting windy. Dilbilgisi

1:29

Rüzgar çıkıyor.

Dilbilgisi

getting windy: değişen bir durum için get + sıfat

Getting windy, get + sıfat yapısını kullanır ve burada get “hâle gelmek” anlamındadır. Hava, daha az rüzgârlı bir durumdan rüzgârlı bir duruma geçmektedir; get burada “almak” anlamına gelmez. Şimdiki zaman yapısı is getting, değişimin şu anda sürdüğünü gösterir. Aynı yapı getting dark, getting cold ve getting better gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Şu anda gerçekleşen bir değişimi göstermek için cümleyi get fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The room ____ warmer.

Cevabı göster

is getting

Now that it is windy, Dilbilgisi

1:31

Artık rüzgar olduğuna göre,

the kite can fly.

1:32

uçurtma uçabilir.

Dilbilgisi

Now that it is windy: sonuca yol açan yeni bir durum

“Now that”, gerçekleşmiş olan ya da artık açık ve ilgili hâle gelen bir durumu anlatır. “Now that it is windy,” bölümünde rüzgârın esmesi, sonraki sonucu mümkün kılan yeni koşuldur. now that ile başlayan yan cümle nedeni, ana cümle ise sonucu verir. Buradaki anlam yaklaşık olarak “çünkü artık hava rüzgârlı”dır; now ve that ayrı ayrı yorumlanmaz.

Alıştırma

Yeni oluşmuş bir nedeni sunmak için “now that” kullanın: ____ the road is clear, we can continue our trip.

Cevabı göster

Now that

The wind is quite strong now. Kelime

1:37

Rüzgar şu an oldukça güçlü.

Kelime

quite strong: belirgin bir dereceyi ifade etmek

“Quite”, derecelendirilebilen “strong” sıfatını niteler. Bu cümlede “quite strong”, “oldukça güçlü” veya “epey güçlü” anlamına gelir: rüzgâr açıkça güçlüdür, yalnızca biraz güçlü değildir. quite sözcüğünün tam gücü İngilizce çeşidine, bağlama ve vurguya göre değişebilir. Burada strong ile kullanıldığında belirgin bir dereceyi gösterir; very strong ise yüksek dereceyi daha doğrudan ifade eder.

Alıştırma

Rüzgârın oldukça veya epey güçlü olduğunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The wind is not strong.
  2. The wind is a bit strong.
  3. The wind is quite strong.
Cevabı göster

The wind is quite strong.

Wind is very strong now.

1:41

Rüzgar şu an çok güçlü.

George!

1:43

George!

Thank you, Daddy.

1:48

Teşekkürler, Baba.

Daddy Pig flies the kite.

1:51

Baba Domuz uçurtmayı uçuruyor.

Hooray!

1:53

Yaşasın!

Higher, higher.

1:56

Daha yükseğe, daha yükseğe.

Daddy Pig flies the kite very well.

2:05

Baba Domuz uçurtmayı çok iyi uçuruyor.

Wow!

2:10

Vay canına!

Yes, I am a bit of an expert in these things. Kalıp ifadeler

2:12

Evet, bu konularda biraz uzmanımdır.

Kalıp ifadeler

a bit of an expert: uzmanlık iddiasını yumuşatmak

a bit of an expert ifadesinde a bit of a/an + tekil sayılabilen isim kalıbı, birinin bir ölçüde o tür bir kişi olduğunu belirtir. Konuşmacı bu konuları iyi bildiğini söylüyor; bir uzmanın yalnızca bir parçası olduğunu söylemiyor. Bu ifade, iddiayı daha az doğrudan hâle getirir. Kişi bunu kendisi için kullandığında, özellikle mizahi bir bağlamda, bu yumuşatma yine de şakacı bir özgüven veya hafif bir övünme taşıyabilir.

Alıştırma

Uzmanlık iddiasını yumuşatılmış ve hafif şakacı biçimde ifade etmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I'm ____ when it comes to repairing old radios.

Cevabı göster

a bit of an expert

Watch out for the trees. Öbek fiiller

2:18

Ağaçlara dikkat et.

Öbek fiiller

Watch out for + belirli bir tehlike

Watch out for + isim, belirtilen kişi veya şey tehlikeye, soruna ya da bir engele yol açabileceği için birini dikkatli olması konusunda uyarır. Burada ağaçlar, fark edilip kaçınılması gereken engeldir. For, dikkat edilmesi gereken belirli şeyi gösterir. Watch out for tam bir uyarı ifadesidir; dışarı bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ broken glass near the bin.

Cevabı göster

Watch out for

You might get the kite stuck in one. Dilbilgisi

2:20

Uçurtmayı birine takabilirsin.

Dilbilgisi

might get the kite stuck: might get + nesne + sonuç durumu

might get the kite stuck ifadesinde might olası bir riski belirtirken get + nesne + sonuç sözcüğü nesnenin sonunda girdiği durumu gösterir. Bu kalıp, birinin eyleminin uçurtmanın takılı kalmasına yol açabileceği anlamına gelir. Burada get, «elde etmek» demek değildir. the kite etkilenen nesnedir, stuck ise ortaya çıkabilecek sonucu adlandırır; in one daha önce sözü edilen ağaçlardan birinde demektir.

Alıştırma

Uyarıyı get + nesne + stuck yapısıyla, nesne olarak your fingers kullanarak tamamla: Be careful, or you might ____ in the door.

Cevabı göster

get your fingers stuck

Don't worry.

2:22

Endişelenme.

I know what I'm doing. Ton ve niyet

2:23

Ne yaptığımı biliyorum.

Ton ve niyet

I know what I'm doing: endişeye özgüvenli bir yanıt

Bir uyarıya ya da kişinin yeterliliğiyle ilgili bir soruya yanıt olarak söylendiğinde I know what I'm doing yalnızca bilgi sahibi olunduğunu bildirmez. Konuşanın işi yapabileceğinden emin olduğunu ve daha fazla endişe ya da tavsiye istemediğini karşı tarafa anlatır. Ses tonuna ve ilişkiye göre sakin bir özgüven, savunmacılık ya da sabırsızlık gibi duyulabilir. Bu sosyal anlamı yalnızca sözcüklerin düz anlamı değil, bağlam oluşturur.

Alıştırma

Bir arkadaşı Sam'i merdivenin dengesiz olduğu konusunda uyarıyor. Sam, "I know what I'm doing." diye yanıt veriyor. Sam büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Bunu halledebilirim, bu yüzden endişelenmeyi ya da bana tavsiye vermeyi bırak.
  2. Ne yapmaya çalıştığımı unuttum.
  3. Her adımı bana açıklamanı istiyorum.
Cevabı göster

Bunu halledebilirim, bu yüzden endişelenmeyi ya da bana tavsiye vermeyi bırak.

Oh dear.

2:28

Aman tanrım.

Daddy Pig has got the kite caught in a tree.

2:29

Baba Domuz uçurtmayı bir ağaca taktırdı.

Oh no.

2:32

Oh hayır.

Oh.

2:38

Oh.

Don't worry, George.

2:42

Endişelenme, George.

Daddy will get the kite down. Öbek fiiller

2:44

Baba uçurtmayı aşağı indirecek.

Öbek fiiller

get the kite down: bir şeyi yüksek bir yerden aşağı indirmek

Bu cümlede get the kite down, “yüksek bir yerde takılı kalan uçurtmayı aşağı indirmek” demektir. Get sözcüğünden sonra nesne the kite gelir; down ise sonucu gösterir: uçurtma sonunda daha alçak bir konuma gelir. Kullanılabilir kalıp get + nesne + down şeklindedir. Gerçek eylem almak, çekmek veya nesneyi indirmek için başka bir yol bulmak olabilir; ifade, bu sonuca ulaşmaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + down kalıbıyla tamamlayın: The toy plane is stuck on top of the cupboard. Can you ____ for me?

Cevabı göster

get it down

Hooray!

2:46

Yaşasın!

Uh yes.

2:49

Hımm evet.

Careful.

2:52

Dikkatli ol.

There's a big muddy puddle. Kalıp ifadeler

2:53

Büyük, çamurlu bir su birikintisi var.

Kalıp ifadeler

muddy puddle: sıfat + isim

Muddy puddle, içinde veya çevresinde çamur bulunan küçük bir su birikintisidir. Muddy puddle ifadesinde muddy, puddle ismini niteleyen sıfattır. Mud, ıslak toprağı yani çamuru adlandıran isimdir. Muddy bununla ilgili sıfattır; iki d ile yazılır ve “çamurla kaplı” ya da “çamur içeren” demektir. Puddle ismi şeyin ne olduğunu, muddy ise nasıl olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için muddy ile “küçük bir su birikintisi” anlamındaki doğru ismi kullanın: After the rain, the children splashed in a ____.

Cevabı göster

muddy puddle

Peppa and George love to jump in muddy puddles.

2:55

Peppa ve George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Can we jump in the puddle? Ton ve niyet

2:57

Su birikintisinde zıplayabilir miyiz?

Please?

2:59

Lütfen?

Ton ve niyet

İzin istemek için Can we ...? Please?

Burada Can we jump...? çocukların fiziksel olarak atlayıp atlayamadığını sormaz; izin ister. Dinleyen kişi evet ya da hayır deme yetkisine sahipse Can + özne + fiilin yalın hâli bir izin talebi olabilir. Ayrı söylenen Please?, talep yapıldıktan sonra onu güçlendirir. Olgusal bir sorunun parçası olmaktan çok, karşı tarafın evet demesi için ek bir yalvarış gibi duyulur.

Alıştırma

Çocuklar bu cümleyle temel olarak ne yapıyor?

  1. Atlamak için izin istiyorlar.
  2. Fiziksel olarak atlayıp atlayamadıklarını soruyorlar.
  3. Başka birine atlamasını söylüyorlar.
Cevabı göster

Atlamak için izin istiyorlar.

No, I don't want you covered in mud. Dilbilgisi

3:01

Hayır, çamur içinde kalmanızı istemiyorum.

Dilbilgisi

don't want you covered in mud: want + nesne + past participle

Burada want + nesne + past participle, konuşanın istediği ya da istemediği bir durumu anlatır. You, want fiilinin nesnesidir; covered in mud ise you'nun istenmeyen durumunu betimler. Covered anlamca edilgendir: kişinin üzerinde çamur vardır. Bu, you'nun başka bir şeyi etkin biçimde çamurla kapladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle ve want + nesne + past participle yapısıyla cümleyi tamamlayın: I don't want ____ during the move. (the new table / damage)

Cevabı göster

the new table damaged

Oh.

3:04

Oh.

Stand back, children. Öbek fiiller

3:05

Geri durun çocuklar.

Öbek fiiller

Stand back: geri çekilip güvenli mesafeyi korumak

Stand back, bir şeyden uzaklaşıp güvenli bir mesafe bırakmaya yönelik doğrudan bir talimattır. Burada çocukların, Baba Pig yakında tehlikeli olabilecek bir şey yapmadan önce geri çekilmeleri gerekir. Bu öbek fiilde back hareketin yönünü gösterir. “Birinin arkasında durmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çalışan ağır bir kutuyu taşımak üzere. Hangi cümle yakındaki insanlara açıkça uzaklaşmalarını söyler?

  1. Turn your back, please.
  2. Stand up, please.
  3. Stand back, please.
Cevabı göster

Stand back, please.

Please be careful, Daddy Pig. Ton ve niyet

3:08

Lütfen dikkatli ol, Baba Domuz.

Ton ve niyet

Please be careful: nazik bir güvenlik uyarısı vermek

Please be careful, dikkat etmeyi ve tehlike ya da hatalardan kaçınmayı isteyen nazik bir uyarıdır. Burada konuşan kişi Baba Pig'in güvenliği için endişelenir. Please uyarıyı yumuşatır; böylece ifade bir emir gibi daha az duyulur. Be careful kişiden o andan itibaren dikkatli davranmasını ister.

Alıştırma

Arkadaşınız ıslak bir zeminden geçmek üzere. Hangi uyarı kibar ve doğaldır?

  1. Please be quiet on the wet floor.
  2. Please be careful on the wet floor.
  3. Please sit down on the wet floor.
Cevabı göster

Please be careful on the wet floor.

I know what I'm doing.

3:12

Ne yaptığımı biliyorum.

Please be careful.

3:21

Lütfen dikkatli ol.

Just a bit further, Daddy. Kalıp ifadeler

3:24

Biraz daha ileri, Baba.

Kalıp ifadeler

Just a bit further: biraz daha mesafe

Just a bit further, “aynı yönde kısa bir mesafe daha devam et” demektir. Just ve a bit, istenen hareketin küçük ve kolay olduğunu hissettirirken further mesafeye biraz daha ekler. Bu, konuşmada kullanılan eksiltili bir yönergedir: hareket zaten açık olduğu için move, reach veya go gibi sözcükler söylenmez. Burada further fiziksel mesafeyi anlatır; kesin yönü durum belirler.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sandalyeyi duvara doğru götürüyor ve onu kısa bir mesafe daha hareket ettirmesi gerekiyor. Ne söyleyebilirsiniz?

  1. Just a bit further.
  2. At the beginning.
  3. Much too far.
Cevabı göster

Just a bit further.

Daddy Pig, you are much too heavy for that branch. Dilbilgisi

3:29

Baba Domuz, o dal için çok ağırsın.

Dilbilgisi

much too heavy for...: sınırın çok ötesinde ağır

Much too + sıfat, bir özelliğin kabul edilebilir, uygun veya güvenli sınırı büyük ölçüde aştığını anlatır. Much, too sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle much too heavy, too heavy ifadesinden daha güçlüdür ve yalnızca very heavy anlamına gelmez. For that branch, değerlendirmedeki ölçütü belirtir: dalın taşıyabileceği ağırlıkla karşılaştırıldığında Baba Domuz aşırı ağırdır.

Alıştırma

Hava yolu şirketinin sınırı 23 kg, ancak bir valiz 40 kg geliyor. Hangi cümle aşırı ağırlığı doğal ve güçlü biçimde ifade eder?

  1. The suitcase is much too heavy to check in.
  2. The suitcase is very heavy, but it can still be checked in.
  3. The suitcase is too much heavy to check in.
Cevabı göster

The suitcase is much too heavy to check in.

Nonsense. Ton ve niyet

3:33

Saçmalık.

Ton ve niyet

Nonsense. ile güçlü bir reddediş

Bir yanıt olarak Nonsense., “Bu doğru ya da makul değil” anlamına gelir. Konuşanın bilmediğini söylemesi yerine, diğer kişinin iddiasını doğrudan reddeder. Burada tek başına kullanılması güçlü bir özgüven gösterir ve uyarıyı bir kenara iter. Bu küçümseyici güç, ifadenin anlamının bir parçasıdır; yalnızca tarafsız bir fikir ayrılığı değildir.

Alıştırma

Yakın bir arkadaşınız “Küçük bir hatam her şeyi mahvetti” diyor. Hangi yanıt bu iddiayı güçlü biçimde reddeder?

  1. Nonsense. One small mistake did not ruin everything.
  2. Could you say that again?
  3. I'm not sure what happened.
Cevabı göster

Nonsense. One small mistake did not ruin everything.

I know exactly how heavy I am. Dilbilgisi

3:34

Tam olarak ne kadar ağır olduğumu biliyorum.

Dilbilgisi

exactly how heavy I am: dolaylı soruda düz cümle dizilişi

I know exactly how heavy I am cümlesinde exactly how heavy I am, know fiilinden sonra yer alan bir dolaylı sorudur. Soruyu doğrudan sormak yerine “How heavy am I?” sorusunun kesin yanıtını ifade eder. Gömülü bir soru düz cümle dizilişini kullanır: how heavy + özne + be. Bu nedenle doğru biçim how heavy I am şeklindedir. How heavy am I? dizilişi yalnızca doğrudan soruda kullanılır. Exactly, konuşanın kesin ölçüyü bildiğini vurgular.

Alıştırma

Parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak dolaylı soruyu tamamlayın: The scale shows ____. (exactly / how heavy / the suitcase / is)

Cevabı göster

exactly how heavy the suitcase is

There.

3:37

İşte.

Hooray!

3:39

Yaşasın!

Daddy Pig has rescued the kite.

3:40

Baba Domuz uçurtmayı kurtardı.

Oh dear.

3:46

Aman tanrım.

Everyone is covered in mud.

3:47

Herkes çamur içinde kaldı.

It's only mud. Ton ve niyet

3:51

Sadece çamur.

Ton ve niyet

It's only mud: only ile sorunu önemsiz göstermek

It's only mud cümlesinde only, durumu çamura bulaşmaktan daha ciddi olmayan bir şey gibi gösterir. Konuşan kişi diğerlerini rahatlatır: çamur temizlenebilir, bu yüzden fazla endişelenmeye gerek yoktur. Burada only, çamurun miktarını değil, sorunun ne olduğunu sınırlar. “Bu sadece çamur” anlamına gelir; “çok az çamur var” anlamına gelmez.

Alıştırma

"It's only mud" cümlesindeki only nasıl bir tutum ifade eder?

  1. Çok az miktarda çamur var.
  2. Hiç çamur yok.
  3. Bu sadece çamur olduğu için durum çok ciddi değil.
Cevabı göster

Bu sadece çamur olduğu için durum çok ciddi değil.

Luckily, Daddy Pig hasn't hurt himself.

3:56

Neyse ki Baba Domuz kendine zarar vermedi.

And the kite is out of the tree.

3:59

Ve uçurtma ağaçtan kurtuldu.

Hooray!

4:00

Yaşasın!

Mummy, now that we're all muddy, Ton ve niyet

4:04

Anne, madem hepimiz çamur olduk,

can we jump in the puddle?

4:07

su birikintisinde zıplayabilir miyiz?

Ton ve niyet

now that we're all muddy: yeni bir durumu gerekçe olarak kullanmak

Now that + yan cümle, zaten gerçekleşmiş ve ardından gelen ifadeyle ilgili olan bir durumu tanıtır. Burada now that we're all muddy, herkesin zaten çamura bulandığını belirtir. Bu yan cümle aynı zamanda isteği gerekçeli bir sav gibi düzenler: kaçınmak istedikleri sonuç zaten gerçekleştiği için konuşan kişi su birikintisine atlamayı daha makul gösterir. Now that çoğu zaman yalnızca “şu anda” değil, “durum artık böyle olduğuna göre” anlamına gelir.

Alıştırma

"Now that the road is clear, we can leave" cümlesinde ilk yan cümle ne işe yarar?

  1. Yolun daha sonra açılıp açılmayacağını sorar.
  2. Zaten doğru olan bir durumu yola çıkmanın nedeni olarak sunar.
  3. Yalnızca şimdiki zamanı belirtir ve yola çıkmakla hiçbir bağlantı kurmaz.
Cevabı göster

Zaten doğru olan bir durumu yola çıkmanın nedeni olarak sunar.

I suppose so. Ton ve niyet

4:09

Sanırım evet.

Ton ve niyet

I suppose so: tereddütlü kabul

Bu yanıtta I suppose so, “evet, ama tamamen istekli ya da emin değilim” anlamına gelir. Konuşan kişi isteği kabul eder, ancak yanıtı basit bir Yes kadar kesin veya hevesli değil; daha tereddütlü ya da kabullenmiş duyulur. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini alır ve tekrarı önler. Başka bağlamlarda I suppose so, “bunun muhtemelen doğru olduğunu düşünüyorum” anlamına gelebilir; hangi anlamın geçerli olduğunu soru ya da istek belirler.

Alıştırma

Birisi bir isteği “I suppose so” diyerek kabul ettiğinde en olası tutumu nedir?

  1. Heyecanlı ve hevesli bir kabul.
  2. Kesin bir ret.
  3. Tereddütlü veya biraz isteksiz bir kabul.
Cevabı göster

Tereddütlü veya biraz isteksiz bir kabul.

After all, you can't get any muddier. Notlar

4:11

Ne de olsa, daha fazla çamurlanamazsınız.

Anlatım akışı

After all: önceki kararı destekleyen bir gerekçe eklemek

Burada After all, az önce verilen kararı destekleyen bir olguyu sunar. “Bu önemli gerekçe hatırlandığında” veya “bu olgu önemli olduğu için” anlamı taşır. Bilgiyi şu sırayla düzenler: önce karar ya da iddia gelir, ardından After all destekleyici gerekçeyi sunar. Bir şeyin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“After all, you can't get any muddier” cümlesinde “After all” ne işe yarar?

  1. Az önce verilen kararı destekleyen bir gerekçe sunar.
  2. Kararı bir soruya dönüştürür.
  3. Eylemin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Az önce verilen kararı destekleyen bir gerekçe sunar.

Dilbilgisi

can't get any muddier: en yüksek dereceye ulaşmak

Olumsuz can't get any + karşılaştırma sıfatı kalıbında any, “herhangi biri” veya “herhangi bir tür” değil, “birazcık bile daha” anlamına gelir. Bu kalıp, bir özelliğin pratikteki veya hayal edilen sınırına zaten ulaştığını gösterir. Burada get “hâle gelmek” anlamındadır ve muddier, muddy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. You can't get any muddier, zaten o kadar çamurlu olduklarını ve daha da çamurlu olmanın imkânsız göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi can't get any ve close sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: These front-row seats are as near to the stage as possible, so we ____.

Cevabı göster

can't get any closer

And I think Daddy Pig is going to be doing the washing. Notlar

4:15

Ve sanırım çamaşırları Baba Domuz yıkayacak.

Dilbilgisi

is going to be doing: gelecekte devam eden bir etkinlik

Tekrar kullanılabilen kalıp özne + am/is/are going to be + fiil-ing şeklindedir. Bu kalıp bir etkinliği gelecekteki bir zaman dilimine yerleştirir ve yalnızca gelecekteki bir eylemi adlandırmak yerine kişiyi o eylemin ortasında veya onunla meşgul olarak gösterir. Bu cümlede çamaşır yıkama işi şimdi yapılmıyor. Konuşan kişi, herkesin çamura bulanmasının sonucunu tahmin ediyor: Baba Pig daha sonra çamaşırları yıkamakla meşgul olacak.

Alıştırma

Cümleyi be going to be doing kalıbı ve study fiiliyle tamamlayın: At eight tonight, Maya ____ for her exam.

Cevabı göster

is going to be studying

Kalıp ifadeler

doing the washing: çamaşır yıkama işini yapmak

doing the washing ifadesinde doing fiildir, the washing ise bir ev işinin adıdır. İfadenin tamamı çamaşırları yıkamak veya bir parti çamaşırla ilgilenmek anlamına gelir; burada bu işi Baba Pig’in yapması bekleniyor. do the washing ifadesini kalıplaşmış bir ev işi ifadesi olarak birlikte düşünün. Washing burada isimdir, tek başına kullanılan bir fiil değildir.

Alıştırma

Giysileri yıkamak anlamındaki Britanya İngilizcesi ev işi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On Saturday morning, Mia is ____ while Leo washes the dishes.

Cevabı göster

doing the washing

Oh.

4:18

Oh.

Peppa and George love jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:24

Peppa ve George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.

Kalıp ifadeler

jumping up and down: tekrarlanan dikey hareket

jumping up and down ifadesinde up and down birlikte kullanılan bir yön ifadesidir. Zıplama hareketinin tekrarlandığını anlatır: beden yukarı çıkar, aşağı iner ve bunu yeniden yapar. Hareket fiilleriyle kullanıldığında up and down, iki yön veya yer arasında tekrarlanan hareketi de anlatabilir. Bu çifti birbiriyle ilgisiz iki hareket olarak değil, tek bir tekrarlı hareket kalıbı olarak anlayın.

Alıştırma

Tekrarlanan dikey hareketi gösteren üç sözcüklü yön ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The fans were jumping ____ when their team scored.

Cevabı göster

up and down

Mummy and Daddy love jumping up and down in muddy puddles.

4:30

Anne ve Baba çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.

Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.

4:34

Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Jumping up and down in muddy puddles

4:39

Çamurlu su birikintilerinde zıplamak

is just as much fun as flying the kite. Dilbilgisi

4:41

uçurtma uçurmak kadar eğlencelidir.

Dilbilgisi

just as much fun as: iki etkinliğin aynı ölçüde eğlenceli olması

Bu cümlede just as much fun as, çamurlu su birikintilerinde zıplamanın uçurtma uçurmakla aynı ölçüde keyif verdiğini anlatır. Karşılaştırılan şey eğlence miktarıdır; birinin ne kadar yükseğe, hızlı ya da enerjik biçimde hareket ettiği değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp A is (just) as much fun as B şeklindedir. Burada fun sayılamayan bir isim olduğu için much ile kullanılır; just ise düzeylerin eşit olduğunu vurgular. A ve B, Jumping ... ve flying ... örneklerinde olduğu gibi -ing biçimleriyle anlatılan etkinlikler olabilir.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen beş kelimelik kalıpla karşılaştırmayı tamamlayın: Building a blanket fort can be ____ playing a video game.

Cevabı göster

just as much fun as