Rahatla 🛁 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
210 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Tatil odalarına gelen Bluey ile Bingo, ranzaları, dolapları, banyoları ve alışılmadık donanımları heyecanla inceler. Her yeni keşif hayalî bir oyuna dönüşürken anneleri, güneş kremi sürmelerini sağlayıp onları sahile indirmeye tekrar tekrar çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hit the beach. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hit sözcüğünün burada bir şeye vurmak anlamına gelmediğini; sahile gitmeyi veya sahil etkinliklerine başlamayı anlatan samimi bir ifade olduğunu anlayın. Böylece deniz kenarında bir geziyi ya da planı heyecanla önerirken bunu tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. No, I mean, — Konuşma edimbilimi ve tutum: İlk sözlerinizin amaçladığınızdan farklı anlaşıldığını belirtip asıl kastınızı hemen açıklamayı öğrenin. Bu doğal konuşma onarımı, sert görünmeden ve konuşmayı baştan başlatmadan bir soruyu ya da konuşmanın yönünü düzeltmenize yardımcı olur. 3. Let's see if — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir şeyin doğru, mevcut veya kullanılabilir olup olmadığını kontrol etmeyi önermek için bu esnek konuşma kalıbını kullanın. Bir yeri keşfederken, başka bir nesneyi ararken, bir fikri sınarken veya biriyle pratik bir sorunu adım adım çözerken işe yarar.

Bu derste

Oh, which one is our room? Dilbilgisi

0:00

Oh, bizim odamız hangisi?

Dilbilgisi

which one: bilinen seçenekler arasından seçim yapmak

Which one, bilinen, görülen veya daha önce konuşulmuş bir seçenek grubundan tek bir şeyi belirlemesini istemek için kullanılır. Bu cümlede birkaç olası oda vardır ve konuşan kişi hangisinin kendilerine ait olduğunu öğrenmek ister. One, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada which one, which room sorusunun daha kısa biçimidir.

Alıştırma

Bilinen seçenekler arasından seçim yapmak için kullanılan iki sözcüklük ifadeyle soruyu tamamlayın: Three lockers are available. ____ is mine?

Cevabı göster

Which one

Oh, tiles.

0:02

Oh, fayans.

Dump your stuff, Kelime

0:03

Eşyalarınızı bırakın,

Kelime

Dump your stuff: eşyaları hızlıca ve gelişigüzel bırakmak

Burada Dump your stuff, 'eşyalarını düzenlemeden hızlıca bırak' anlamına gelir. Bu bağlamda dump, bir şeyi boşaltmak veya eşyaları çöpe atmak demek değildir. Stuff; çanta ve mont gibi kişisel eşyaları topluca anlatan, resmî olmayan ve sayılamayan bir isimdir. Bu emir cümlesi kısa, hızlı ve samimidir: konuşan kişi, dinleyenin eşyaları dikkatle yerleştirmesini veya düzenlemesini değil, bırakıp devam etmesini ister.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: yakın bir arkadaşınız sırt çantasıyla yeni geldi. 'Dump your stuff by the door' doğal ve samimi bir talimat mıdır?

  1. Hayır, dump yalnızca bir şeyi çöpe atmak anlamına gelebilir.
  2. Evet, bu samimi durumda doğal bir kullanımdır.
Cevabı göster

Evet, bu samimi durumda doğal bir kullanımdır.

sunscreen up, Kelime

0:04

güneş kreminizi sürün,

Kelime

"sunscreen up": bir ismi geçici olarak fiilleştiren gündelik bir komut

Burada sunscreen geçici olarak fiil gibi kullanılır ve “güneş kremi sürmek” anlamına gelir. up parçacığı tamamen hazırlanmış olma fikrini ekler; dolayısıyla bu kısa komut “güneş kremini sür ve hazırlan” demektir. Bu, ismi fiile dönüştüren eğlenceli bir kullanımdır; standart ve yaygın biçimde yerleşmiş bir öbek fiil değildir. Bu kalıp yaratıcı gündelik konuşmaları anlamanıza yardımcı olabilir, ancak her ismin bu şekilde doğal olarak kullanılabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir aile dışarı çıkmaya hazırlanırken Sunscreen up! büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Dışarı çıkmadan önce güneş kremini temizlemek.
  2. Güneş kremi sürüp hazırlanmak.
  3. Güneş kremini başın üzerinde tutmak.
Cevabı göster

Güneş kremi sürüp hazırlanmak.

and let's hit the beach. Deyimler

0:05

ve sahile inelim.

Deyimler

"hit the beach": “plaja gitmek” anlamında gündelik bir ifade

hit the beach ifadesinde hit, “vurmak” değil, “gitmek” veya “varıp keyfini çıkarmaya başlamak” anlamına gelir. Let's hit the beach, oraya gidip geziyi başlatmak için enerjik bir öneridir. Bu yolculuk anlamı hit the road gibi yerleşmiş birkaç gündelik birleşimde görülür. Ancak hit, her yer adının önünde go to yerine serbestçe kullanılamaz.

Alıştırma

Hangi cümle Let's hit the beach before noon? ile aynı anlama gelir?

  1. Let's go to the beach before noon.
  2. Let's leave the beach before noon.
  3. Let's clean the beach before noon.
Cevabı göster

Let's go to the beach before noon.

Bingo,

0:08

Bingo,

what is it?

0:08

bu nedir?

Bunk beds! Kelime

0:10

Ranzalar!

Kelime

Bunk beds: üst üste yerleştirilmiş yataklar

Bunk beds ifadesi, yan yana durmak yerine üst üste yerleştirilmiş iki veya daha fazla yatağı anlatır. Bütün üniteye a bunk bed, her bir yatma yerine ise a bunk denebilir: üstteki the top bunk, alttaki de the bottom bunk olur.

Alıştırma

Hangi seçenek bunk beds ifadesini açıklar?

  1. Üst üste yerleştirilmiş yataklar
  2. Yan yana yerleştirilmiş iki yatak
  3. Tek bir ekstra geniş yatak
Cevabı göster

Üst üste yerleştirilmiş yataklar

Bunk beds!

0:12

Ranzalar!

Can I have the top? Ton ve niyet

0:14

Üstte ben yatabilir miyim?

Ton ve niyet

Can I have the top?: üst ranzayı istemek

Can I have ...?, bir şeyi almak ya da kullanmak için gündelik dilde kullanılan bir rica biçimidir. Burada have, “almasına veya kullanmasına izin verilmek” anlamındadır; yani konuşan kişi belirli bir yatma yerini istemektedir. Bu, have fiilinin “yemek” anlamındaki kullanımı değildir. The top, az önce bunk beds ifadesi geçtiği için the top bunk yerine kullanılmıştır. İngilizcede bağlamdan açıkça anlaşılan bir isim sık sık atılır; ancak bu bağlam yoksa the top bunk denmelidir.

Alıştırma

Can I have ...? ifadesini kullanarak bu koltuk ricasını tamamlayın: ____ the window seat?

Cevabı göster

Can I have

If you like. Ton ve niyet

0:15

İstersen.

Ton ve niyet

Rahat bir izin ifadesi olarak If you like.

Burada If you like., “Evet, yapabilirsin” veya “Benim için sorun değil” demenin rahat bir yoludur. Karar karşıdaki kişiye bırakılır. if ile başlasa da bu kısa yanıtın asıl amacı bir koşul koymak değildir. Bir isteği kabul eder ve “istediğin buysa” anlamına gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Can I open the window?” diye soruyor. Sizin için sorun değil ve kararı ona bırakmak istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. If you like.
  2. I'd rather you didn't.
  3. You have to.
Cevabı göster

If you like.

Thanks.

0:15

Teşekkürler.

Oh, look, a present.

0:17

Oh, bak, bir hediye.

What?

0:18

Ne?

I think it's soap.

0:19

Sanırım bu sabun.

Have you got one? Dilbilgisi

0:21

Sende de var mı?

Dilbilgisi

Have you got one? ile şu anki sahipliği sormak

Have you got one? cümlesinde have got, “sahip olmak” anlamına gelir. Bu soru, dinleyicinin o nesneye şu anda sahip olup olmadığını sorar; buradaki got, geçmişte onu edinme eylemini anlatmaz. One, daha önce sözü edilen tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer; böylece ismin tekrarlanmasına gerek kalmaz.

Alıştırma

Have you got ...? ve one kullanarak bu günlük Britanya İngilizcesi sorusunu tamamlayın: I need a charger. ____?

Cevabı göster

Have you got one

I'll see.

0:22

Bakayım.

Yes.

0:23

Evet.

Bluey,

0:25

Bluey,

we've got cupboards.

0:26

dolaplarımız var.

Coat hangers.

0:30

Askılar.

Are they all ours?

0:31

Bunların hepsi bizim mi?

Yes.

0:32

Evet.

Wow.

0:33

Vay canına.

Here, wait.

0:36

Gel, bekle.

I'll stand on this.

0:37

Bunun üstüne çıkacağım.

What is that?

0:38

O nedir?

I don't know.

0:39

Bilmiyorum.

Let's pretend it's an oven. Dilbilgisi

0:40

Fırınmış gibi davranalım.

Dilbilgisi

Ortak bir hayalî durum kurmak için Let's pretend ...

Let's pretend ..., birlikte bir şey hayal etmeyi ve oyun ya da etkinlik sırasında uydurulan bir durumu gerçek kabul etmeyi önerir. Burada konuşan kişi nesneyi fırın olarak düşünmeyi önerir; bunun gerçekten fırın olduğunu söylemez. Bu kalıpta pretend ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir: Let's pretend + it is .... Aynı kalıp roller, yerler veya olaylar belirlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hayalî oyun önerisini dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ the sofa is a pirate ship.

Cevabı göster

Let's pretend

Okay.

0:42

Tamam.

And we can be mermaids.

0:43

Ve denizkızı olabiliriz.

Mermaid waiter,

0:47

Denizkızı garson,

may I have a pie, please? Ton ve niyet

0:49

bir turta alabilir miyim, lütfen?

Ton ve niyet

May I have ..., please? ile kibarca istekte bulunmak

May I have + isim, please? birinden size bir şey vermesini veya sunmasını kibarca istemenin bir yoludur. Burada may izin istemeye yarar, have ise almak veya size sunulması anlamına gelir; soru yetenekle ilgili değildir. may ifadesinden sonra have fiilinin yalın biçimini kullanın. Please isteği daha nazik yapar ve sonda yer alabilir; yazıda genellikle istekle arasına virgül konur.

Alıştırma

Bir fırında, kibar isteği dersteki kalıpla tamamlayın: “____ two rolls, please?”

Cevabı göster

May I have

Oh, yes.

0:51

Oh, evet.

I'll just cook it. Ton ve niyet

0:51

Hemen pişiriyorum.

Ton ve niyet

I'll just ...: hızlı ve kolay bir karar

I'll just cook it. cümlesinde I'll (= I will), eylemi o anda verilmiş bir karar veya söz olarak sunar: konuşan kişi sıradaki iş olarak onu pişirecektir. Buradaki just, eylemi hızlı, kolay ve zahmetsiz gösterir. Yalnızca “sadece” anlamına gelmez; I'll just + fiilin yalın hâli yapısında anlık bir yanıtın rahat ve güven verici duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Kararın hızlı ve kolay olduğunu göstermek için yanıtı I'll just ile tamamlayın: The soup is cold. ____ heat it up.

Cevabı göster

I'll just

It will be ready soon, mermaid. Kalıp ifadeler

0:56

Yakında hazır olacak, denizkızı.

Kalıp ifadeler

will be ready soon: tamamlanması için kısa bir bekleyiş

Bu cümlede it, yemeği ifade eder. Will be ready soon, yemeğin şu anda hazır olmadığını ancak kısa bir bekleyişten sonra pişmiş ve yenmeye hazır olacağını anlatır. Yapı, will + be + ready biçimindedir ve ardından soon gelir. Sonucun tam olarak ne olduğu özneye bağlıdır: bir sipariş tamamlanabilir, bir oda kullanılabilir hâle gelebilir ve bir dosyanın işlenmesi bitebilir.

Alıştırma

Güncellemeyi will be ready soon ile tamamlayın: The meeting room ____.

Cevabı göster

will be ready soon

Ready, girls?

0:59

Hazır mısınız kızlar?

Ding.

1:00

Çın.

Ready.

1:01

Hazır.

No, I mean, Ton ve niyet

1:01

Hayır, demek istediğim,

are you ready to go down to the beach? Kalıp ifadeler

1:02

sahile inmeye hazır mısınız?

Ton ve niyet

Anında düzeltme için No, I mean,

No, I mean, karşı tarafın önceki sözleri yanlış anladığını belirtir. No bu yorumu reddeder; bir isteği reddetmez. I mean konuşanın asıl iletmek istediği mesajı başlatır ve genellikle hemen ardından daha açık bir ifade gelir. Burada mean, “söylemek istemek” anlamındaki fiildir; “kaba veya kötü kalpli” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Biri sizin salı dediğinizi sanıyor, ancak siz perşembeyi kastettiniz. Hangi yanıt yanlış anlamayı açıkça düzeltir?

  1. No, I mean Thursday, not Tuesday.
  2. Yes, Tuesday is fine with me.
  3. No, Thursday has been canceled.
Cevabı göster

No, I mean Thursday, not Tuesday.

Kalıp ifadeler

go down to the beach: yön bakışı eklemek

go down to the beach ifadesinde go hareketi belirtir, to ise varış yerini tanıtır. Down, konuşanın rotayı nasıl gözünde canlandırdığını ekler: plaj daha aşağıda, bir güzergâh boyunca ileride veya yerel olarak “down” diye düşünülen bir yönde olabilir. İfade yine de plaja gitmek anlamına gelir. Down, ölçülebilir bir yükseklik azalmasını kesin olarak göstermez; tanıdık ve ortak bir mekânsal bakış açısını yansıtabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Let's go down to the café after lunch." diyor. Down büyük olasılıkla ne ekliyor?

  1. Kafenin fiziksel olarak yerin altında olduğu düşüncesi
  2. Gezinin iptal edildiği düşüncesi
  3. Güzergâh boyunca veya down olarak görülen bir yere doğru yön hissi
Cevabı göster

Güzergâh boyunca veya down olarak görülen bir yere doğru yön hissi

Have you sunscreened?

1:04

Güneş kremi sürdünüz mü?

Uh, no.

1:05

Ih, hayır.

Uh, come on. Ton ve niyet

1:06

Uh, hadi ama.

Ton ve niyet

come on: birini hemen harekete geçmeye yönlendirmek

Burada come on, hemen harekete geç veya acele et anlamına gelen, konuşma diline özgü samimi bir dürtüdür. Konuşan kişi, diğer kişinin oyalanmayı bırakıp harekete geçmesini istiyor; ondan kelimenin gerçek anlamıyla kendisine yaklaşmasını istemiyor. Aynı sözler teşvik edici, şakacı, bezgin veya sabırsız duyulabilir. Hangi tutumun kastedildiğini bağlam ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede come on birini hemen harekete geçmeye teşvik etmek için kullanılmıştır?

  1. Please come over for dinner on Friday.
  2. Come on, or we'll miss the train.
  3. The stage lights come on at eight.
Cevabı göster

Come on, or we'll miss the train.

The sunscreen's in the bathroom.

1:07

Güneş kremi banyoda.

Let's go.

1:09

Hadi gidelim.

Okay, Mum.

1:10

Tamam anne.

I want to start relaxing. Dilbilgisi

1:11

Ben rahatlamaya başlamak istiyorum.

Dilbilgisi

want to start relaxing: want to + start + fiil-ing

want to start relaxing iki fiil yapısını birleştirir. Want sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli gelir; bu yüzden want to start, konuşanın bir etkinliğe başlamak istediğini gösterir. Burada start sözcüğünden sonra -ing biçimindeki relaxing gelir. Relaxing, başlayan etkinliği belirtir; start sözcüğünü niteleyen bir sıfat değildir. Yeniden kullanılabilen yapı want to start + fiil-ing biçimidir. Start to relax da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu cümlede -ing yapısı kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi want to + start + read fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: I ____ more often.

Cevabı göster

want to start reading

Oh, wow.

1:13

Oh, vay canına.

Bathtub.

1:14

Küvet.

Woah.

1:15

Oha.

Bingo, what's this?

1:16

Bingo, bu ne?

I don't know.

1:17

Bilmiyorum.

The toilet's got a ribbon?

1:18

Tuvalette kurdele mi var?

Maybe it won a prize. Kalıp ifadeler

1:20

Belki bir ödül kazanmıştır.

Kalıp ifadeler

won a prize: win a prize ifadesinin geçmiş biçimi

Win a prize, birinin yarışma, müsabaka veya değerlendirme sürecindeki başarısı sayesinde ödül kazanmasını anlatan doğal fiil ve isim eşleşmesidir. Won, win fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle won a prize, ödülün geçmişte kazanıldığını belirtir. Burada konuşan kişi, nesnenin ödül kazandığını şakayla karışık hayal ediyor. Fikir bir şaka olsa da kullanılan eşleşme normaldir.

Alıştırma

Cümleyi win a prize ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Her photograph ____ in the school competition.

Cevabı göster

won a prize

Yeah,

1:22

Evet,

the best toilet in the world. Dilbilgisi

1:22

dünyanın en iyi tuvaleti.

Dilbilgisi

the best ... in the world: vurgulu bir üstünlük yapısı

The best + isim + in the world bir üstünlük yapısıdır. Normalde best kelimesinden önce the gelir; in the world ise karşılaştırma grubunu, yani dünyadaki o türden her şeyi belirtir. Gündelik konuşmada bu iddia çoğu zaman ölçülmüş bir dünya sıralamasından çok duygu veya mizah ifade eder. Bu cümlede ona the best toilet in the world denmesi, bilinçli bir abartıyla şakayı sürdürür.

Alıştırma

Abartılı iltifatı tamamlamak için the best ... in the world yapısının tamamını kullanın: This is ____ cake ____!

Cevabı göster

the best · in the world

I congratulations, Dilbilgisi

1:24

Seni tebrik ederim,

your ribbon.

1:25

kurdelen için.

Dilbilgisi

I congratulations ve standart kutlama ifadeleri

I congratulations standart İngilizce değildir. Congratulations, kalıplaşmış bir ünlem olarak kullanılan bir addır; bu nedenle I sözcüğünden sonra fiil görevi göremez. Birini kutlamak için Congratulations! deyin veya I congratulate you. örneğindeki gibi congratulate fiilini kullanın. Bu sahnedeki sıra dışı biçim, bir çocuğun dil bilgisi hatası gibi duyulur; bunu anlayın ancak standart bir kalıp olarak kullanmayın.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size kazandığı bir ödülü gösteriyor. Onu kutlamak için hangi seçenek standart ve doğaldır?

  1. I congratulates!
  2. I congratulations!
  3. Congratulations!
Cevabı göster

Congratulations!

Oh, oh, I want to rip one.

1:29

Oh, oh, ben de bir tane koparmak istiyorum.

Hmm, can't see another one.

1:31

Hmm, başka göremiyorum.

Let's see if there's another toilet. Kalıp ifadeler

1:34

Başka bir tuvalet var mı bakalım.

Kalıp ifadeler

Bir şeyi kontrol etmek için Let's see if ...

Let's see if ..., bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmeyi veya öğrenmeyi önermek için kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Buradaki see, yalnızca gözle görmek değil, kontrol etmek veya öğrenmek anlamına gelir. If sözcüğünden sonra kontrol edilen durumu belirtmek için düz cümle söz dizimi kullanılır: Let's see if there's another toilet. Bu kalıp bir şeyin var olup olmadığını, çalışıp çalışmadığını veya kullanılabilir olup olmadığını kontrol etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The flashlight may need new batteries. ____ it works.

Cevabı göster

Let's see if

All right.

1:36

Pekala.

How are we? Ton ve niyet

1:36

Nasılsınız?

Ton ve niyet

How are we? ile grubun ilerlemesini kontrol etme

Bu sahnede How are we?, “Nasıl gidiyoruz?” anlamına gelir. Konuşan kişi sağlık durumunu sormak yerine grubun ne kadar hazır olduğunu veya işin nasıl ilerlediğini kontrol eder. we kullanımı, durumu paylaşılan bir iş gibi gösterir. Bu nedenle soru daha sıcak ve doğrudan bir talep kadar baskıcı olmayan bir şekilde duyulabilir. Sorunun hazırlıkla mı yoksa ilerlemeyle mi ilgili olduğu ortak bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Bir aile dışarı çıkmak için hazırlanıyor. İçlerinden biri “How are we?” diye soruyor. Büyük olasılıkla neyi kontrol ediyor?

  1. Herkesin neredeyse hazır olup olmadığını
  2. Tanımadıkları birinin sağlığının iyi olup olmadığını
  3. Ailenin soyadının ne olduğunu
Cevabı göster

Herkesin neredeyse hazır olup olmadığını

Hey.

1:37

Hey.

Oh, hang on. Öbek fiiller

1:39

Oh, bekleyin.

Öbek fiiller

hang on: birinden kısa süre beklemesini istemek

Burada hang on, “bir dakika bekle” veya “dur” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Konuşan kişi bir şeyi fark etmiş ya da hatırlamıştır ve devam eden şeyi kısa süreliğine durdurur. Kısa bir yönerge işlevi görür. Anlamı hang ve on kelimelerinin fiziksel anlamlarından oluşmaz; hang on ifadesinin “bekle” mi yoksa gerçek anlamda mı kullanıldığını çevredeki bağlam gösterir.

Alıştırma

“Bir dakika bekle” anlamındaki konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “____, I need to check the address.”

Cevabı göster

Hang on

In here.

1:42

Burada.

It's got one.

1:44

Bunda bir tane var.

Congratulations, toilet. Ton ve niyet

1:46

Tebrikler, tuvalet.

Ton ve niyet

Congratulations, + ad veya hitap

Congratulations, + ad veya hitap, birine başarısından ya da iyi haberinden dolayı sevindiğinizi doğrudan söylemenin bir yoludur. Virgül, doğrudan kime seslenildiğini gösterir; burada toilet bu hitap konumundadır. Bu cümlede tuvalet, bir şey başarmış bir insan gibi ele alınır. Bu kişileştirme cümleyi şakaya dönüştürür. Gerçek hayattaki sıradan bir kutlamada virgülden sonra genellikle bir kişinin adı veya hitap biçimi gelir.

Alıştırma

Mia az önce bir yarışı kazandı. Doğrudan ona söylenecek en doğal cümle hangisidir?

  1. Good luck, Mia!
  2. Welcome, Mia!
  3. Congratulations, Mia!
Cevabı göster

Congratulations, Mia!

Bingo, look.

1:49

Bingo, bak.

Woah.

1:51

Oha.

Bathtub.

1:53

Küvet.

It's a triangle.

1:54

Bu bir üçgen.

And it's got a microphone.

1:57

Ve bir mikrofonu var.

La, la, la, la.

1:59

La, la, la, la.