Boşanma: Neden olur? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
899 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Program, farklı bölgelerdeki boşanma oranlarının nasıl değiştiğini karşılaştırıyor; hayat koşulları değiştikçe eşlerin nasıl birbirinden uzaklaşabildiğini açıklıyor ve Çin’deki 30 günlük bekleme uygulamasının ayrılığı önleyip önleyemeyeceğini ya da daha iyi iletişimin daha etkili olup olmadığını değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the trend has reversed, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Önceden yükselen veya düşen bir eğilimin artık ters yönde ilerlediğini bildirmeyi öğrenin. Bu kısa ifade, istatistikleri yorumlarken ve boşanma oranlarını dönemlere göre karşılaştırırken kullanışlıdır; sosyal, ekonomik ve ticari verilere de kolayca aktarılabilir. 2. and although their relationship started well, over time — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Olumlu bir başlangıcın daha sonra gerçekleşen kademeli değişime nasıl bağlandığını fark edin. Bu dizilişle ilişkilerin, kariyerlerin, projelerin veya görüşlerin gelişimini, son sorunu aniden ortaya çıkmış gibi göstermeden anlatabilirsiniz. 3. cooling-off period. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu terimi, sonraki adımdan önce resmen tanınan bir bekleme süresi olarak anlayın. Kararın yeniden değerlendirilebildiği veya anlaşmazlıkların giderilebildiği ayrılık süreçlerinde, hukuki ya da iş görüşmelerinde ve tüketici sözleşmelerinde terimi tanıyıp kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Phil.

0:10

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:11

Ve ben Georgie.

In the words of a famous 1960s pop song, Anlatım akışı

0:13

1960'ların ünlü bir pop şarkısının sözlerinde olduğu gibi,

breaking up is hard to do. Öbek fiiller

0:16

ayrılmak zor bir şeydir.

Anlatım akışı

In the words of...: Bir alıntıyı sunmak

In the words of + kaynak yapısı, bir kişiden, şarkıdan, kitaptan veya başka bir kaynaktan alınan sözleri sunar. Önce kaynağı belirtip ardından alıntıyı ya da kaynağın sözlerini açıkça yansıtan ifadeyi vererek cümledeki bilgiyi düzenler. Buradaki kaynak, 1960'lı yıllardan ünlü bir pop şarkısıdır. Bu ifade, “şarkının sözleriyle söylemek gerekirse” anlamına gelir; sözcüklerin içinde fiziksel bir konum anlatmaz.

Alıştırma

Alıntıyı dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ my coach, "Small steps lead to big changes."

Cevabı göster

In the words of

Öbek fiiller

breaking up: Romantik bir ilişkiyi bitirmek

Romantik ilişkiler bağlamında break up, romantik bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelir. Burada breaking up, bir çiftin ayrılması olayını adlandırır; bir şeyi fiziksel olarak parçalara ayırmak anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından breaking up, öbek fiilin -ing biçimidir ve ifadenin tamamı breaking up is hard to do cümleciğinin öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede breaking up romantik bir ilişkiyi bitirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Maya and Alex are breaking up after five years together.
  2. The phone signal is breaking up inside the tunnel.
  3. The crowd is breaking up after the concert.
Cevabı göster

Maya and Alex are breaking up after five years together.

Divorce,

0:19

Boşanma,

when a married couple who no longer want to be together separate, Dilbilgisi

0:19

artık birlikte olmak istemeyen evli bir çiftin ayrılması,

Dilbilgisi

no longer want to be together: sona ermiş bir geçmiş durum

no longer want to be together ifadesi, çiftin daha önce birlikte kalmak istediğini ancak artık bu isteğin sona erdiğini anlatır. No longer, geçmişteki bir durumdan bugüne geçişte yaşanan değişimi gösterir; burada değişen ilişkinin süresi değil, çiftin şu anki isteğidir. Sıradan bir fiille kullanıldığında no longer genellikle fiilden önce gelir: They no longer live here. Ana fiil be olduğunda ise be'den sonra gelir: They are no longer together.

Alıştırma

Geçmişteki bir durumun artık sona erdiğini gösteren iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: I ____ take the bus to work.

Cevabı göster

no longer

can be one of life's toughest experiences. Dilbilgisi

0:24

hayatın en zor deneyimlerinden biri olabilir.

Dilbilgisi

one of life's toughest experiences: one of + üstünlük derecesi + çoğul isim

one of life's toughest experiences ifadesinde one of, hayattaki en zor deneyimler kümesinden tek bir üyeyi seçer. Bu ifade, söz konusu deneyimin son derece zor olduğunu anlatır; ancak bunun tek zor deneyim veya mutlaka en zor tek deneyim olduğunu söylemez. one of sonrasındaki sayılabilen isim çoğul olur: experience değil, experiences. Karşılaştırma grubu one of the toughest experiences örneğindeki gibi the ile ya da asıl ifadede olduğu gibi life's iyelik yapısıyla belirtilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle one of + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısını doğru kullanır?

  1. That was one of the more exciting games this season.
  2. That was one of the most exciting games this season.
  3. That was one of the most exciting game this season.
Cevabı göster

That was one of the most exciting games this season.

During the 1990s,

0:26

1990'lar boyunca,

divorce rates in Europe and America were the highest in the world,

0:28

Avrupa ve Amerika'daki boşanma oranları dünyadaki en yüksek seviyedeydi,

with almost half of all marriages ending in divorce. Dilbilgisi

0:32

ve evliliklerin neredeyse yarısı boşanmayla sonuçlanıyordu.

Dilbilgisi

with almost half of all marriages ending in divorce: with + isim öbeği + -ing ile bilgi eklemek

with + isim öbeği + -ing kalıbı, tamamlanmış bir ana cümleye onunla ilgili bir durum veya sonuç ekler. Burada almost half of all marriages, ending sözcüğünün mantıksal öznesidir; bu nedenle with yapısının tamamı boşanma oranlarının ne kadar yüksek olduğunu somutlaştırır. Ending, with yapısındaki bir ortaçtır; ikinci bir çekimli fiil değildir. Ana cümlede zaten were vardır. Bu yapı, ana bilgiyle onu destekleyen kısa bir ayrıntıyı tek cümlede birleştirmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle destekleyici bir ayrıntı eklemek için with + isim öbeği + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. Sales rose sharply, with online orders were growing the fastest.
  2. Sales rose sharply, with online orders grew the fastest.
  3. Sales rose sharply, with online orders growing the fastest.
Cevabı göster

Sales rose sharply, with online orders growing the fastest.

But since then,

0:35

Ancak o zamandan beri,

the trend has reversed, Kalıp ifadeler

0:36

eğilim tersine döndü,

and divorce rates in the West have slowed.

0:38

ve Batı'daki boşanma oranları yavaşladı.

Kalıp ifadeler

the trend has reversed: eğilim tersine döndü

The trend has reversed, bir eğilimin yön değiştirip ters yöne dönmesi demektir. Örneğin bir yükseliş düşüşe, bir düşüş de büyümeye dönüşebilir. Buradaki reverse, bir aracın geri gitmesini değil, verilerin veya olayların yönünü anlatır. Has reversed biçimindeki present perfect, değişimin önceki bir zamandan sonra gerçekleştiğini ve şu anki durumla bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yönün tersine döndüğünü belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of falling demand, ____, and orders are now rising.

Cevabı göster

the trend has reversed

Meanwhile, however, Anlatım akışı

0:41

Ancak bu arada,

the number of couples divorcing in other parts of the world is on the rise. Kalıp ifadeler

0:42

dünyanın diğer bölgelerinde boşanan çiftlerin sayısı artıyor.

Anlatım akışı

Meanwhile, however, ile eş zamanlı bir karşıtlık kurmak

Meanwhile, dikkati yaklaşık olarak aynı dönemde gerçekleşen başka bir duruma yöneltir. Burada konu, daha önce ele alınan dünyanın bir bölgesindeki eğilimden başka bölgelerdeki eğilime geçer. However karşıtlık bildirir. Birlikte kullanılan Meanwhile, however, okuyucuya aynı dönemdeki diğer tarafa bakmasını ve oradaki eğilimin farklı olduğunu fark etmesini söyler. Bu ikili karşılaştırmayı düzenler; meanwhile burada yalnızca zaman bildiren bir sözcük değildir.

Alıştırma

Online sales were slowing in the north. Hangi devam cümlesi aynı dönemde başka bir bölgeye en uygun şekilde geçer ve karşıt bir eğilim belirtir?

  1. As a result, they were growing rapidly in the south.
  2. Meanwhile, however, they were growing rapidly in the south.
  3. For example, they were growing rapidly in the south.
Cevabı göster

Meanwhile, however, they were growing rapidly in the south.

Kalıp ifadeler

Yükselen bir eğilim için is on the rise kullanmak

Be on the rise, artıyor olmak veya daha yaygın hâle gelmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. On sözcüğünden sonra gelen rise bir isimdir; bu nedenle ifade fiziksel bir konumdan ziyade yükselen bir eğilimi anlatır. Cümlede dil bilgisel özne tekil olan the number ifadesidir, bu yüzden fiil is olur: the number ... is on the rise. Çoğul bir özneyle be değişir: Prices are on the rise.

Alıştırma

Cümleyi eğilim olarak artıyor anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Demand for electric bikes ____.

Cevabı göster

is on the rise

In this program,

0:46

Bu programda,

we'll be hearing how divorce is talked about in different countries. Dilbilgisi

0:47

farklı ülkelerde boşanma hakkında nasıl konuşulduğunu duyacağız.

Dilbilgisi

how divorce is talked about: how ile kurulan edilgen dolaylı soru yan cümlesi

Burada how divorce is talked about, insanların boşanma hakkında konuşma biçimini anlatan gömülü, yani dolaylı bir soru yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı hearing ifadesinin nesnesidir. divorce eylemden etkilenen öge olduğu için yan cümlede edilgen is talked about yapısı kullanılır. Dolaylı soruda how sonrasında bildirme cümlesi dizilişi gelir: how + özne + be + geçmiş zaman ortacı. how is divorce talked about gibi doğrudan soru dizilişi kullanılmaz.

Alıştırma

Raporun, konunun okullarda ele alınma biçimini açıkladığını anlatmak için dolaylı how yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The report explains how is the issue discussed in schools.
  2. The report explains how does the issue discuss in schools.
  3. The report explains how the issue is discussed in schools.
Cevabı göster

The report explains how the issue is discussed in schools.

And as usual,

0:51

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary.

0:52

bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

But first,

0:55

Ama önce,

I have a question for you, Georgie.

0:56

sana bir sorum var, Georgie.

In Britain,

0:59

İngiltere'de,

one day of the year in particular

1:00

yılın belirli bir günü

is known by divorce lawyers and relationship counselors Dilbilgisi

1:02

boşanma avukatları ve ilişki danışmanları tarafından

as Divorce Day.

1:05

Boşanma Günü (Divorce Day) olarak bilinir.

Dilbilgisi

is known by ... as Divorce Day: belirli bir grubun kullandığı ad

Burada is known by divorce lawyers and relationship counselors as Divorce Day, bu meslek gruplarının o günü bildiğini ve ondan Divorce Day adıyla söz ettiğini anlatır. Edilgen yapıda by, etiketi kullanan veya tanıyan grubu; as ise etiketin kendisini belirtir. Adlandırma için temel kalıp be known as + ad veya kimliktir. Bu adı kimin kullandığı önemliyse by öbeği eklenebilir: bir şey + be known by + grup + as + ad.

Alıştırma

Cümleyi be known by ... as ... kalıbıyla tamamlayın: The small beach ____ local surfers ____ Turtle Cove.

Cevabı göster

is known by · as

But which day is it?

1:07

Peki ama hangi gündür?

A,

1:09

A,

Christmas Day.

1:10

Noel Günü.

B,

1:11

B,

the first Monday of the New Year.

1:12

Yeni Yılın ilk Pazartesisi.

Or C,

1:15

Veya C,

Midsummer's Day,

1:15

Yaz Ortası Günü,

the 24th of June.

1:16

24 Haziran.

Um I think Divorce Day is the first Monday of the year.

1:18

Hımm, bence Boşanma Günü yılın ilk Pazartesisidir.

Okay, Georgie.

1:22

Tamam, Georgie.

We'll find out if that's the correct answer later in the program.

1:23

Bunun doğru cevap olup olmadığını programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Getting married very young

1:28

Çok genç evlenmek

and differences between partners' backgrounds or interests

1:30

ve eşlerin geçmişleri veya ilgi alanları arasındaki farklar

are two common causes for couples to grow apart. Öbek fiiller

1:33

çiftlerin birbirinden uzaklaşmasının iki yaygın nedenidir.

Öbek fiiller

grow apart: zamanla birbirinden uzaklaşmak

Grow apart, iki kişinin ilgi alanları, deneyimleri veya hayatları farklı yönlerde geliştiği için duygusal olarak zamanla birbirine daha az yakın hâle gelmesi demektir. Bu cümlede, bir çiftin ilişkisinde yaşanabilecek uzun vadeli bir değişimi anlatır. Buradaki grow, zaman içinde gerçekleşen bir süreci gösterir; fiziksel büyüme anlamına gelmez. İnsanlar belirgin bir tartışma, resmî bir ayrılık veya iletişimin tamamen kesilmesi olmadan da grow apart olabilir.

Alıştırma

İki kişinin ilişkilerini resmen bitirdiğini söylemeden, zamanla birbirlerine daha az yakın hâle geldiklerini anlatan cümle hangisidir?

  1. After the conversation, Maya and Lena broke up.
  2. Maya and Lena separated and moved into different homes.
  3. Over the years, Maya and Lena grew apart.
Cevabı göster

Over the years, Maya and Lena grew apart.

Today,

1:37

Günümüzde,

Marina Adshade is a professor at the University of British Columbia,

1:37

Marina Adshade, British Columbia Üniversitesi'nde bir profesördür

who studies the economics of sex and relationships.

1:42

ve seks ile ilişkilerin ekonomisini inceler.

But her life has a very different beginning,

1:45

Ancak hayatının çok farklı bir başlangıcı vardı,

as she told BBC World Service program The Global Story.

1:48

BBC World Service'in The Global Story programında anlattığı gibi.

I married really young.

1:53

Gerçekten çok genç evlendim.

I had no education.

1:54

Hiç eğitim almamıştım.

I married somebody who was older than me, Dilbilgisi

1:56

Benden daha yaşlı,

who had a lot of education,

1:58

çok eğitimli biriyle evlendim,

and our relationship worked well for a while.

1:59

ve ilişkimiz bir süre iyi yürüdü.

Dilbilgisi

somebody who..., who...: bir kişiyi anlatan iki yan cümle

who ile başlayan iki yan cümle de aynı öncülü, yani somebody sözcüğünü açıklar. İlk yan cümle bu kişinin konuşandan daha yaşlı olduğunu söyler; ikincisi ise aynı kişinin iyi eğitim aldığını ekler. İkinci who yeni bir kişiyi tanıtmaz. who sözcüğünü tekrarlamak, daha önce belirtilen bir kişiyle ilgili başka bir bilgiyi doğrudan eklemeyi sağlar. Buradaki virgül, ikinci yan cümlenin ek bilgi olduğunu gösterir; ancak who hâlâ somebody sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı kişi hakkında iki bilgi eklemek için iki who yan cümlesi kullanır?

  1. We interviewed a scientist who studies coral reefs and a writer who creates books for children.
  2. We interviewed a scientist while a writer created books for children.
  3. We interviewed a scientist who studies coral reefs, who also writes books for children.
Cevabı göster

We interviewed a scientist who studies coral reefs, who also writes books for children.

Um and then in my late 20s, Kelime

2:03

Hımm, ve sonra 20'li yaşlarımın sonlarında,

I decided to go back to school. Kalıp ifadeler

2:04

okula geri dönmeye karar verdim.

Kelime

in my late 20s: yaklaşık bir yaş aralığı

In my late 20s, konuşan kişinin 20 ile 29 arasındaki yaş aralığının son bölümünde, yaklaşık 27–29 yaşlarında olduğu dönemi anlatır. Kesin bir yaş değil, bir aralık verir; late bu on yıllık yaş aralığının son kısmını belirtir. Kalıp in + iyelik belirleyicisi + early/mid/late + çoğul yaş onluğu şeklindedir; in her early 30s buna bir örnektir. Buradaki my, yaş aralığını konuşan kişiye bağlar.

Alıştırma

Cümleyi in + iyelik belirleyicisi + late + 20s kalıbıyla tamamlayın: He moved abroad ____.

Cevabı göster

in his late 20s

Kalıp ifadeler

go back to school: örgün eğitime yeniden başlamak

Go back to school burada bir süre eğitimden uzak kaldıktan sonra örgün eğitime yeniden başlamak anlamına gelir. Odak noktası yalnızca bir okul binasına geri gitmek değil, yeniden öğrenci olmak veya öğrenime devam etmektir. Kurumsal faaliyeti anlatan bu kullanımda school normalde artikel almaz. Eğitim düzeyini bağlam belirler; bu nedenle üniversiteyi, yüksekokulu veya başka bir resmî eğitim programını ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi go back to school ile tamamlayın: After working in retail for eight years, Omar decided to ____ and train as a nurse.

Cevabı göster

go back to school

I no longer wanted to be a stay-at-home mother, Kelime

2:06

Artık ev hanımı bir anne olmak istemiyordum,

which was what I was doing in my 20s.

2:08

ki bu 20'li yaşlarım boyunca yaptığım şeydi.

Kelime

stay-at-home mother: evde sürekli bakım sorumluluğunu üstlenen anne

Bu cümlede a stay-at-home mother, günlük temel görevi çocuklarıyla ve evle ilgilenmek olan anneyi ifade eder. Bu ifade, annenin bir kereliğine tesadüfen evde bulunmasını değil, süregelen bir aile düzenini anlatır. stay-at-home, mother sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle üç sözcük kısa çizgilerle birleştirilir.

Alıştırma

Hangi cümlede stay-at-home mother, süregelen bir aile rolünü belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Leila works from home as an engineer, so stay-at-home mother means remote employee.
  2. Leila stayed home with a cold today, so she became a stay-at-home mother.
  3. Leila became a stay-at-home mother while her children were young.
Cevabı göster

Leila became a stay-at-home mother while her children were young.

And that change in our situation

2:11

Ve durumumuzdaki bu değişiklik

for us just became completely unresolvable. Kelime

2:14

bizim için tamamen çözülemez bir hal aldı.

Kelime

became completely unresolvable: çözülmesi imkânsız bir duruma ulaşmak

Bu cümlede became completely unresolvable, durumun ilgili kişilerin artık uygulanabilir bir çözüm göremediği noktaya kadar değiştiğini ifade eder. completely bu yargıyı daha güçlü ve kesin hâle getirir. become + adjective kalıbı bir durum değişikliğini belirtir. Durum önceden mutlaka çözülemez değildi, ancak zamanla o noktaya ulaştı.

Alıştırma

Hangi cümle, bir çatışmanın uygulanabilir hiçbir çözümün kalmadığı bir duruma dönüştüğünü anlatır?

  1. After every proposed compromise failed, the conflict became completely unresolvable.
  2. The conflict was difficult, so the team kept looking for a solution.
  3. The conflict remained unresolved, but both sides will meet again tomorrow.
Cevabı göster

After every proposed compromise failed, the conflict became completely unresolvable.

And I think this is true for a lot of marriages

2:16

Ve bence bu birçok evlilik için geçerli

because people's situation changes over their lives.

2:19

çünkü insanların durumları yaşamları boyunca değişiyor.

Maybe they want children,

2:21

Belki çocuk istiyorlar,

then maybe they change their minds. Kalıp ifadeler

2:23

sonra belki fikirlerini değiştiriyorlar.

Kalıp ifadeler

change their minds: önceki bir fikir veya kararı değiştirmek

Change one's mind, önceki bir görüşü, planı veya kararı farklı bir görüş ya da kararla değiştirmek demektir. Bu cümlede önce çocuk isteyip daha sonra farklı bir karar verebilirler; buradaki mind fiziksel beyni değil, niyeti veya kararı anlatır. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I change my mind, she changes her mind ve they change their minds. Buradaki they gibi çoğul bir öznede, her kişi kendi fikrini değiştirdiği için minds normalde çoğul kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, çoğul we öznesine uygun change one's mind ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We had chosen the blue design, but after the review, we ____ and selected the green one.

Cevabı göster

changed our minds

Marina started her married life as a stay-at-home mom,

2:25

Marina evlilik hayatına, evde çocuklarına bakıp ev işleriyle ilgilenen bir kadın olan

a woman who stays home to take care of the children and manage the household. Kalıp ifadeler

2:29

ev hanımı bir anne (stay-at-home mom) olarak başladı.

Kalıp ifadeler

take care of the children and manage the household: evdeki iki sorumluluk

Take care of the children, çocukların günlük ihtiyaçlarıyla, güvenliğiyle ve gözetimiyle ilgilenmek demektir. Manage the household ise yemek, temizlik, programlar ve faturalar gibi evin işlemesini sağlayan işleri ve kaynakları düzenlemek anlamına gelir. İki fiil öbeği and ile bağlanır ve önceki to sözcüğünü paylaşır: to take care of ... and manage .... Buradaki manage, ev yaşamını düzenleme sorumluluğunu üstlenmek demektir; bir şirketi yönetmek veya aile bireylerini kontrol etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle hem çocuk bakımından hem de evin işleyişinden sorumlu olmayı doğal biçimde anlatır?

  1. Jordan takes care of the children and manages the household.
  2. Jordan takes care the children and manages the household.
  3. Jordan cares the children and manages at the household.
Cevabı göster

Jordan takes care of the children and manages the household.

Marina married an older man,

2:33

Marina daha yaşlı bir adamla evlenmişti,

and although their relationship started well, Anlatım akışı

2:35

ve ilişkileri iyi başlamış olsa da,

over time they developed different ideas about what they wanted from life. Kalıp ifadeler

2:39

zamanla hayattan ne istediklerine dair farklı fikirler geliştirdiler.

Anlatım akışı

although their relationship started well ... over time: iyi bir başlangıçtan aşamalı değişime

although their relationship started well yan cümlesi önce olumlu bir başlangıç noktasını kabul eder. İyi başlangıcı tüm cümlenin sonucu olarak sunmak yerine okuyucuyu karşıt bir ana fikre hazırlar. Ardından over time zaman çizgisini ileri taşır ve sonraki farklılığın yavaş yavaş geliştiğini gösterir. Bu iki bölüm birlikte bilgiyi “iyi bir başlangıçtan sonra gelen aşamalı bir değişim” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Olumlu bir başlangıcın ardından gelen aşamalı ve karşıt değişimi doğru biçimde veren cümle hangisidir?

  1. Although the course started well, but over time the workload became overwhelming.
  2. Although the course started well, over time the workload became overwhelming.
  3. Because the course started well, over time the workload became overwhelming.
Cevabı göster

Although the course started well, over time the workload became overwhelming.

Kalıp ifadeler

what they wanted from life: hayata dair daha geniş beklenti ve hedefler

What they wanted from life, onların nasıl bir gelecek, deneyim, değerler ve yaşam biçimi istediğini anlatır. From life burada gerçek anlamda kullanılmaz; düşünceyi kişinin hayata dair daha geniş beklenti ve hedefleri olarak çerçeveler. Bu cümlede what ile başlayan yan cümle about sözcüğünden sonra gelir ve düşüncelerinin içeriğini açıklar. Gömülü bir yan cümle olduğu için what did they want değil, düz cümle sırası olan what they wanted kullanılır.

Alıştırma

“They discussed what they wanted from life.” cümlesinde ne konuşuluyor?

  1. O gün satın almak istedikleri şeyler
  2. Hayata dair daha geniş beklenti ve hedefleri
  3. Hayatın kendisinin onlara gerçek anlamda vereceği nesneler
Cevabı göster

Hayata dair daha geniş beklenti ve hedefleri

Marina and her husband changed their minds.

2:43

Marina ve kocası fikirlerini değiştirdiler (changed their minds).

They changed an earlier decision they had made.

2:46

Daha önce verdikleri bir kararı değiştirdiler.

Growing apart is one of the most frequently given reasons for divorce.

2:49

Birbirinden uzaklaşmak, boşanma için en sık verilen nedenlerden biridir.

And eventually,

2:53

Ve sonunda,

Marina and her husband's problems became unresolvable,

2:54

Marina ve kocasının sorunları çözülemez (unresolvable) hale geldi,

not able to be fixed or satisfactorily ended.

2:58

yani düzeltilemez veya tatmin edici bir şekilde bitirilemez oldu.

Marina's experience is typical of someone who finds themselves Kalıp ifadeler

3:01

Marina'nın deneyimi, kendisini artık yürümeyen bir evliliğin

trapped in a marriage that no longer works.

3:04

içine hapsolmuş bulan tipik birinin deneyimidir.

Kalıp ifadeler

finds themselves trapped in a marriage: kendini bir evlilikte sıkışmış bulmak

Bu cümlede finds themselves trapped in a marriage, kişinin ayrılması zor bir evlilikte olduğunu fark etmesi ya da kendisini böyle bir durumda bulması anlamına gelir. Buradaki find, ‘aramak’ değildir. Kalıp find + dönüşlülük zamiri + tümleç şeklindedir; trapped kişinin içinde bulunduğu son durumu anlatır. Someone dilbilgisel olarak tekildir ama cinsiyet belirtmez; bu yüzden themselves, tekil they kullanımının bir parçasıdır ve someone'a gönderme yapar. Başka durumlara da uygulanabilen find oneself trapped in + durum kalıbı, kişinin zaten içinde bulunduğu sırada fark ettiği istenmeyen bir çıkmazı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi find oneself trapped in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the company closed, Maya ____ a cycle of debt.

Cevabı göster

found herself trapped in

Yet, unfortunately,

3:07

Ancak ne yazık ki,

due to economic or emotional reasons, Kalıp ifadeler

3:08

ekonomik veya duygusal nedenlerden dolayı,

many people stay trapped.

3:11

birçok insan hapsolmuş halde kalıyor.

Kalıp ifadeler

due to economic or emotional reasons: ekonomik veya duygusal nedenleri belirtmek

Due to economic or emotional reasons, ‘ekonomik veya duygusal nedenlerden dolayı’ anlamına gelir. Birçok insanın neden sıkışıp kaldığını açıklar. Burada due to ifadesinden sonra economic or emotional reasons isim öbeği gelir. Nedeni özne ve fiil içeren tam bir yan cümleyle vermek için because they lack financial support örneğindeki gibi because kullanılır. Due to, nispeten resmî açıklama ve analizlerde yaygındır.

Alıştırma

Due to ifadesini doğru kullanan tamamlamayı seçin: The flight was delayed _____.

  1. due to the fog was thick
  2. due to thick fog
  3. because thick fog
Cevabı göster

due to thick fog

So,

3:13

Peki,

what can be done?

3:13

ne yapılabilir?

Now,

3:15

Şu anda,

some countries are looking to the authorities, Kalıp ifadeler

3:16

bazı ülkeler bir çözüm için

rather than the couple themselves, Anlatım akışı

3:18

çiftin kendisinden ziyade

Anlatım akışı

rather than the couple themselves: çiftin kendisinden ziyade

Rather than, bir kenara bırakılan seçeneği tanıtır. Tam cümlede önceki seçenek the authorities öne çıkarılırken rather than the couple themselves çifti seçenek dışı bırakır. Böylece sorumluluğun veya beklentinin hangi tarafa yöneldiği açıklık kazanır. themselves sözcüğündeki -self biçimi burada vurgu işlevi görür: çiftin yerine başka birinin değil, doğrudan çiftin kendisinin kastedildiğini gösterir. Bu nedenle yalnızca the couple demekten daha güçlü bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi rather than ile tamamlayın: The council chose to repair the bridge ____ close it.

Cevabı göster

rather than

for a solution.

3:20

yetkililere başvuruyor.

Kalıp ifadeler

look to the authorities ... for a solution: çözüm için yetkililere bel bağlamak

look to someone for something kalıbı, gerekli şeyi sağlaması için bir kişiye ya da kuruma güvenmek veya bunu ondan beklemek anlamına gelir. Burada bazı ülkeler çözümü yetkililerin sağlamasını bekliyor; look to yalnızca gözleri onlara çevirmeyi anlatmaz. Yapı look to + yardım veya yönlendirme beklenen taraf + for + ihtiyaç duyulan şey biçimindedir; örneğin look to experts for advice. Sorumluluğun veya umudun kime bağlandığını göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi look to ... for ... ile tamamlayın: When the rules are unclear, staff ____ their manager ____ guidance.

Cevabı göster

look to · for

Here,

3:22

Burada,

Lucy Hockings, presenter of BBC World Service's The Global Story,

3:22

BBC World Service'in The Global Story sunucusu Lucy Hockings

and divorce counselor Joanna Gosling

3:27

ve boşanma danışmanı Joanna Gosling

discuss a new strategy being used in China.

3:30

Çin'de kullanılan yeni bir stratejiyi tartışıyor.

There was an interesting thing they did in China where they introduced this cooling-off period. Kelime

3:33

Çin'de ilginç bir şey yaptılar; bu bekleme süresini uyguladılar.

Kelime

cooling-off period: resmî bir yeniden düşünme süresi

Cooling-off period, bir karar kesinleşmeden veya bir sonraki adıma geçilmeden önce beklenmesi için resmî olarak belirlenen süredir. İnsanlara yeniden düşünme fırsatı verir ya da bir anlaşmazlığın yatışmasını sağlar. Burada Çin'deki bir boşanma sürecinde yer alan bekleme süresini ifade eder. Bu ifade sözleşmelerde, işçi-işveren görüşmelerinde ve başka resmî süreçlerde de kullanılır; buradaki cooling-off, havanın soğuması anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cooling-off period resmî anlamıyla doğru kullanılmıştır?

  1. We put the hot soup in a cooling-off period before dinner.
  2. The contract gives customers a fourteen-day cooling-off period in which to cancel the agreement.
  3. The forecast says there will be a cooling-off period after the heatwave.
Cevabı göster

The contract gives customers a fourteen-day cooling-off period in which to cancel the agreement.

So,

3:38

Yani,

the government enforced this. Kelime

3:38

hükümet bunu zorunlu kıldı.

Kelime

government enforced this: bir kurala uyulmasını sağlamak

the government enforced this cümleciğinde the government özne, enforced geçmiş zaman fiili, this ise daha önce sözü edilen cooling-off period uygulamasını gösterir. Bir yasayı, kuralı, politikayı veya zorunluluğu enforce etmek, bunun uygulanmasını ve buna uyulmasını sağlamak için yetki kullanmak demektir. Bir uygulamayı yürürlüğe koymaktan veya teşvik etmekten daha güçlüdür; odak noktası zorunlu uyumdur.

Alıştırma

Cümleyi enforce fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The city announced a parking ban and then ____ it by issuing fines.

Cevabı göster

enforced

Does that work when the government intervenes in a situation like this Kelime

3:41

Hükümetin böyle bir duruma müdahale etmesi

and makes people behave or do things in a certain way? Dilbilgisi

3:46

ve insanları belirli bir şekilde davranmaya veya bir şeyler yapmaya zorlaması işe yarıyor mu?

Kelime

government intervenes in a situation: üçüncü taraf müdahalesi

Intervene in a situation, dışarıdan bir taraf olarak bir soruna veya çatışmaya girip olanları etkilemeye çalışmak anlamına gelir. Bu cümlede hükümet yalnızca katılım göstermiyor; yetkisini kullanarak özel bir ilişki sorununa müdahale ediyor. Kalıp intervene in + situation, dispute, conflict veya problem şeklindedir. Bu ifade genellikle durumun artık kontrol, yardım veya önleme gerektirdiğini ima eder.

Alıştırma

Cümleyi intervene fiilinin doğru biçimi ve genellikle aldığı edatla tamamlayın: A neutral mediator ____ the dispute before it became violent.

Cevabı göster

intervened in

Dilbilgisi

makes people behave or do things in a certain way: make + nesne + fiilin yalın biçimi

Make + nesne + fiilin yalın biçimi, bir kişinin veya şeyin nesneyi harekete geçirmesi, ondan bir eylem istemesi ya da onu zorlaması anlamına gelir. Buradaki makes people behave or do things in a certain way, hükümetin eylemlerinin insanları belirlenmiş bir şekilde davranmaya yöneltip yöneltemeyeceğini sorar. Etken cümlede nesneden sonra to olmadan fiilin yalın biçimi kullanılır: make people behave doğrudur, make people to behave değildir. Behave ve do, or ile bağlanmıştır ve ikisi de makes people bölümünü paylaşır.

Alıştırma

Cümleyi follow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new safety rule makes every visitor ____ the marked path.

Cevabı göster

follow

If nothing changes in the dynamic between two people, Dilbilgisi

3:49

İki kişi arasındaki dinamikte hiçbir şey değişmezse,

Dilbilgisi

If nothing changes...: iki kişi arasındaki etkileşimin değişmemesi koşulu

If nothing changes... daha sonra gelen sonucun koşulunu belirleyen bir if yan cümlesidir: sonuç yalnızca durum aynı kalırsa geçerlidir. Gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulundan söz ederken İngilizcede if sonrasında normalde will change değil, geniş zaman biçimi changes kullanılır. Buradaki the dynamic between two people, iki kişinin nasıl iletişim kurduğu, tepki verdiği veya kontrolü paylaştığı gibi tekrarlanan etkileşim biçimini anlatır. Fiziksel kuvvet anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, olası bir gelecek koşulunu if yan cümlesiyle doğru kuruyor ve dynamic sözcüğünü etkileşim biçimi anlamında kullanıyor?

  1. If nothing will change in the team dynamic, the same conflict returned yesterday.
  2. If nothing changes in the team dynamic, the same conflict will return.
  3. If nothing changes the team dynamic, the same conflict will return.
Cevabı göster

If nothing changes in the team dynamic, the same conflict will return.

being told that they've got to cool off and wait a bit longer, Notlar

3:52

sakinleşmeleri ve biraz daha beklemeleri gerektiğinin söylenmesinin,

Dilbilgisi

being told that...: özne olarak edilgen -ing öbeği

being told that... being + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen bir -ing öbeğidir. Bilgi veya talimat alma deneyimini isim gibi işleyen bir birime dönüştürür; bu nedenle öbeğin tamamı daha büyük bir cümlenin öznesi olabilir. Burada that they've got to cool off and wait a bit longer, söylenen mesajın içeriğini verir. being told, sürerlik bildiren bir zamanın ana fiili değildir; daha büyük cümlenin tamamlanması için bu öbeğin hâlâ bir ana yükleme ihtiyacı vardır.

Alıştırma

Hangi cümlede edilgen bir -ing öbeği özne olarak kullanılmıştır?

  1. Being told to wait without an explanation can be frustrating.
  2. They were told to wait without an explanation.
  3. Telling the visitors to wait can be frustrating.
Cevabı göster

Being told to wait without an explanation can be frustrating.

Kalıp ifadeler

they've got to cool off and ...: sonraki eylemden önce güçlü bir gereklilik

They've got to, they have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve they have to gibi güçlü bir gereklilik veya zorunluluk belirtir. Cool off burada mecaz anlamdadır: fiziksel olarak serinlemek değil, yoğun duygulardan sonra sakinleşmek demektir. and, cool off ile wait a bit longer eylemlerini bağlar; dolayısıyla ikisi de onların yapması gereken şeyler olarak sunulur. Bu yapı, bir sonraki adımdan önce duyguların yatışmasına imkân veren bir arayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi have got to ve cool off kullanarak tamamlayın: After the argument, they ____ before making a decision.

Cevabı göster

have got to cool off

I don't think it's going to make them suddenly realize that they want to be together.

3:55

onların birdenbire birlikte olmak istediklerini anlamalarını sağlayacağını sanmıyorum.

It might be an idea for states to invest in communication programs for these couples Ton ve niyet

3:59

Devletlerin bu çiftler için iletişim programlarına yatırım yapması iyi bir fikir olabilir,

because that's invariably why relationships fall apart. Öbek fiiller

4:03

çünkü ilişkilerin parçalanmasının nedeni her zaman budur.

Ton ve niyet

It might be an idea for ... to ...: temkinli bir öneri

It might be an idea for + eylemi yapacak kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli, bir eylemi değerlendirilmeye değer bir olasılık olarak sunar. Bu cümlede for states eylemi kimin yapacağını, to invest in communication programs ise önerilen eylemi belirtir. Might ve an idea öneriyi yumuşatır. Konuşmacı bir fikrin var olup olmadığını sorgulamıyor ve emir vermiyor; temkinli bir öneri sunarak tartışmaya alan açıyor.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli öneri yapısıyla tamamlayın: ____ the school to keep the library open later during exams.

Cevabı göster

It might be an idea for

Öbek fiiller

invariably why relationships fall apart: ilişkilerin dağılma nedeni hakkında güçlü bir iddia

Fall apart, kelime anlamıyla bir şeyin parçalara ayrılmasını anlatır; ancak ilişkilerle kullanıldığında bağların zayıflayıp ilişkinin sonunda sona ermesi anlamına gelir. Burada relationships fall apart, fiziksel bir nesnenin parçalanmasını değil, çiftlerin ilişkilerinin bozulmasını ifade eder. Invariably, why ile belirtilen nedeni güçlendirir. Konuşmacı, az önce söz edilen iletişim sorununu ilişkilerin her zaman sona ermesinin nedeni olarak sunar. Bu, often veya usually ile yapılacak genellemeden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede fall apart, bir ilişkinin zamanla sona ermesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The technician took the machine apart for cleaning.
  2. After months of mistrust, their partnership began to come together.
  3. After months of mistrust, their partnership began to fall apart.
Cevabı göster

After months of mistrust, their partnership began to fall apart.

In response to rising divorce rates, Anlatım akışı

4:07

Artan boşanma oranlarına yanıt olarak,

Anlatım akışı

In response to rising divorce rates: eylemi tetikleyen durumu belirtmek

In response to + isim öbeği, bir durumu eylem veya kararın tetikleyicisi olarak sunar. Burada rising divorce rates, ardından açıklanan politika eylemini doğuran durum olarak çerçevelenir. Bu nedenle response yalnızca sözlü bir cevap değil, uygulamaya yönelik bir tepki anlamındadır. Cümlenin başına yerleştirilip ardından virgül getirildiğinde bu ifade, ana cümleden önce neden ve tepki bağlamını verir. Haber, politika ve iş dünyası metinlerinde bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Eylemi bilinçli bir tepki olarak sunan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ safety concerns, the museum limited visitor numbers.

Cevabı göster

In response to

in 2021,

4:09

2021 yılında,

the Chinese government introduced a 30-day cooling-off period

4:10

Çin hükümeti ayrılmak isteyen çiftler için

for couples wanting to separate.

4:14

30 günlük bir bekleme süresi (cooling-off period) getirdi.

A cooling-off period is a period of time in which two groups who are arguing

4:16

Bekleme süresi, tartışan iki grubun

can try to improve the situation before taking further action. Kalıp ifadeler

4:21

daha fazla harekete geçmeden önce durumu iyileştirmeye çalışabilecekleri bir zaman dilimidir.

Kalıp ifadeler

before taking further action: daha ileri bir adım atmadan önce

before taking further action ifadesinde before, bir olayın sonraki adımdan daha önce gerçekleştiğini gösterir ve ardından -ing biçimindeki taking gelir. Bu adımı atacak kişi veya grup, cümlenin bağlamından anlaşılır. Take action, “bir duruma karşılık olarak somut bir şey yapmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir birlikteliktir. Further action ek bir işlem veya sonraki adım demektir; take burada gerçek anlamıyla “almak” değildir.

Alıştırma

Cümleyi “başka bir şey yapmadan önce” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The company will review all the evidence ____.

Cevabı göster

before taking further action

However, it's unusual for governments to intervene, Dilbilgisi

4:25

Ancak hükümetlerin müdahale etmesi (intervene),

to become involved in people's private lives this way. Kalıp ifadeler

4:28

insanların özel hayatlarına bu şekilde dahil olması alışılmadık bir durumdur.

Dilbilgisi

It's unusual for governments to intervene: hükümetlerin müdahale etmesi alışılmadık bir durumdur

It's unusual for governments to intervene, It is + sıfat + for + isim öbeği + to-mastar yapısını izler. It biçimsel öznedir; alışılmadık olarak değerlendirilen asıl durum hükümetlerin müdahale etmesidir. Bu yapı önce kısa bir değerlendirme verir, daha uzun olan eylemi ise sona yerleştirir. Burada unusual, bu tür bir devlet müdahalesinin yaygın olmadığını belirtir; cümlenin ilerleyen kısmındaki to become involved ise intervene sözcüğünü açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, durumun yaygın olmadığını anlatan dersteki başlangıç ifadesiyle tamamlayın: ____ the library to be this quiet on a Saturday.

Cevabı göster

It's unusual for

Kalıp ifadeler

become involved in people's private lives: başkalarının özel hayatlarına dahil olmak

Become involved in, bir şeye katılmama durumundan bir meseleye dahil olmaya veya o meseleye girmeye geçişi anlatır. Yapı become involved in + isim veya -ing biçimidir. Burada people's private lives; ilişkiler, aile meseleleri ve kişisel kararlar gibi özel yaşam alanını ifade eder, özel mülkiyet sayılan hayatlar anlamına gelmez. Bu politika bağlamında ifade, müdahaleyi normalde bireylere bırakılan bir alana girmek olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi become, involved ve doğru edatı kullanarak tamamlayın: The press should not ____ the actor's private life.

Cevabı göster

become involved in

Joanna doubts a cooling-off period will work, Dilbilgisi

4:32

Joanna, bir bekleme süresinin işe yarayacağından şüpheli,

Dilbilgisi

doubts ... will work: doubt + yan cümle

Doubt fiilinden sonra düz cümle dizilişindeki bir içerik yan cümlesi doğrudan gelebilir: özne + doubt(s) + özne + fiil. Burada a cooling-off period will work, Joanna'nın sorguladığı önermedir. Bu yan cümlede work, çalışmak değil etkili olmak anlamındadır. Joanna doubts it will work, bir miktar belirsizlik bırakmakla birlikte onun muhtemelen amaçlanan sonucu vermeyeceğini düşündüğünü ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede doubt sonrasında bir yan cümle doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Lena doubts will the new rule solve the problem.
  2. Lena doubts the new rule will solve the problem.
  3. Lena is doubt the new rule will solve the problem.
Cevabı göster

Lena doubts the new rule will solve the problem.

especially as the main reason for relationships failing is non-communication. Anlatım akışı

4:35

özellikle de ilişkilerin başarısız olmasının ana nedeni iletişimsizlik olduğundan.

Anlatım akışı

especially as: özellikle önemli bir nedeni belirtmek

Bu cümlede especially as, konuşanın önceki düşüncesine daha fazla ağırlık kazandıran nedeni sunar. “Özellikle de ... olduğu için” anlamına gelir: iletişimsizliğin ilişkilerin başarısız olmasının ana nedenlerinden biri olması, önceki kaygıyı daha ikna edici kılar. Burada as zaman değil, neden bildirir. Ardından gelen yan cümleyi, önceki düşüncenin neden özellikle önemli olduğunu açıklayan bir bölüm olarak okuyun; aynı anda gerçekleşen bir olay olarak değil.

Alıştırma

"The cancellation is frustrating, especially as no one explained why," cümlesinde especially as ne işe yarar?

  1. İptali başka bir olayla karşılaştırır.
  2. Yaşanan rahatsızlık için özellikle önemli bir neden sunar.
  3. İptalin ne zaman gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Yaşanan rahatsızlık için özellikle önemli bir neden sunar.

She says a lack of communication is invariably, well,

4:40

İletişimsizliğin değişmez bir şekilde (invariably), yani,

always the reason for divorce.

4:44

her zaman boşanma nedeni olduğunu söylüyor.

On the plus side, by communicating openly, Notlar

4:47

İyi tarafı, açıkça iletişim kurarak,

maybe with the professional help of a relationship counselor,

4:50

belki bir ilişki danışmanının profesyonel yardımıyla,

saving a marriage is possible. Dilbilgisi

4:53

bir evliliği kurtarmak mümkündür.

Anlatım akışı

On the plus side: olumlu bir noktaya geçmek

On the plus side, bir sorun ya da dezavantajdan olumlu veya yararlı bir noktaya geçildiğini belirtir. Bu cümlede tartışmayı, bir uzak kalma döneminin neden işe yaramayabileceğinden açık iletişimin evliliği kurtarabileceği ihtimaline yöneltir. Bu ifadeyi dengeli bir tartışma düzenlemek için kullanın: önce bir dezavantajdan veya zorluktan söz edin, ardından bir fayda, umut ya da olumlu etken sunmak için On the plus side ifadesini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi On the plus side ile tamamlayın: "The commute is longer. ____, I can work from home three days a week."

Cevabı göster

On the plus side

Dilbilgisi

by communicating openly: by + -ing ile yöntem belirtmek

By communicating openly, by + -ing yapısındaki bir öbeğin parçasıdır. Sonucu mümkün kılabilecek yöntemi belirtir: ilgili kişiler dürüst ve açık bir şekilde iletişim kurar. Buradaki by, “aracılığıyla” veya “bu yöntemi kullanarak” anlamındadır; bir yerin yanında olmayı anlatmaz. By kelimesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir. Bu ifade “Bu nasıl gerçekleşebilir?” sorusuna cevap verir ve cümlenin sonunda da kullanılabilir: Saving a marriage is possible by communicating openly.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by + -ing yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. By to set a clear alarm, Leo remembered to submit the form.
  2. By setting a clear alarm, Leo remembered to submit the form.
  3. By set a clear alarm, Leo remembered to submit the form.
Cevabı göster

By setting a clear alarm, Leo remembered to submit the form.

Dilbilgisi

saving a marriage is possible: -ing öbeğini özne olarak kullanma

Saving a marriage, -ing biçimindeki bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı cümlenin öznesi olarak görev yapar. Bir evliliği koruma eylemini, hakkında konuşulabilecek veya değerlendirilebilecek bir şey olarak adlandırır. Is possible, bu eylemi değerlendiren yüklemdir. Bu yapı süreklilik bildiren bir fiil değildir: -ing biçimi öznenin temel kelimesidir ve be fiilinden sonra başka bir -ing fiili değil, possible gelir. Cümle, eylemin kendisinin mümkün olduğunu belirtir.

Alıştırma

-ing öbeğini süreklilik bildiren bir fiilin parçası olarak değil, özne olarak kullanan cümleyi seçin.

  1. She is reading before bed.
  2. I am reading before bed.
  3. Reading before bed helps me relax.
Cevabı göster

Reading before bed helps me relax.

I think it's time you reveal the answer to your question, Phil. Ton ve niyet

4:55

Sanırım sorunun cevabını açıklama zamanın geldi, Phil.

Ton ve niyet

I think it's time you reveal: birini harekete geçmeye yönlendirmek

I think it's time you reveal... yalnızca zamandan söz etmez; karşı tarafı şimdi harekete geçmeye yönlendirir. Burada konuşan kişi, Phil'i cevabı vermeye teşvik ederek konuşmayı ilerletiyor. I think, bu yönlendirmeyi kişisel bir görüş gibi sunar ve doğrudan bir emrin sertliğini azaltır. Yine de it's time, eylemin artık yapılması gerektiğini veya gecikmiş olduğunu ima edebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi I think it's time you reveal the answer derken esas olarak ne yapıyor?

  1. Karşı tarafı cevabı şimdi vermeye nazikçe yönlendirmek
  2. Cevabı bulmanın ne kadar süreceğini sormak
  3. Cevabın zaten açıklandığını bildirmek
Cevabı göster

Karşı tarafı cevabı şimdi vermeye nazikçe yönlendirmek

You asked about Divorce Day in Britain,

4:59

İngiltere'deki Boşanma Günü'nü sormuştun,

and I guessed it was the first Monday of the New Year.

5:02

ve ben Yeni Yılın ilk Pazartesisi olduğunu tahmin etmiştim.

Good guess, Georgie,

5:05

İyi tahmin, Georgie,

because that's the correct answer.

5:06

çünkü doğru cevap bu.

Divorce Day is the first Monday of the year.

5:08

Boşanma Günü yılın ilk Pazartesisidir.

Okay, let's recap the vocabulary we've learnt in this program, Anlatım akışı

5:12

Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

starting with stay-at-home mom,

5:17

ev hanımı anne (stay-at-home mom) ile başlayarak,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: gözden geçirmeye geçişi belirtmek

Let's recap the vocabulary, daha önce ele alınmış kelimelerin kısaca gözden geçirileceğini bildirir. Ana tartışmadan özet bölümüne geçildiğini göstererek programdaki bilgileri düzenler. Let's, konuşan kişi ile dinleyicinin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Recap, her ayrıntıyı baştan tekrarlamak yerine en önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümle bir toplantının sonunda kısa bir gözden geçirmeye geçileceğini doğal biçimde belirtir?

  1. Before we finish, let's recap the main decisions.
  2. Before we finish, let's introduce a completely new topic.
  3. Before we finish, let's repeat every word from the meeting.
Cevabı göster

Before we finish, let's recap the main decisions.

a phrase for a woman who stays home to care for her children

5:19

çocuklarına bakmak ve ev işlerini yönetmek için

and manage the household.

5:22

evde kalan bir kadını tanımlayan bir ifade.

If you change your mind,

5:24

Eğer change your mind (fikrini değiştirirsen),

you change an earlier decision you made or opinion you had.

5:25

daha önce verdiğin bir kararı veya sahip olduğun bir fikri değiştirirsin.

If a problem is unresolvable,

5:29

Bir sorun unresolvable (çözülemez) ise,

it cannot be satisfactorily solved or fixed.

5:32

tatmin edici bir şekilde çözülemez veya düzeltilemez.

A cooling-off period is a period of time

5:35

Cooling-off period (bekleme süresi) bir zaman dilimidir

for two people to try to resolve their differences.

5:37

iki kişinin farklılıklarını çözmeye çalışması için.

It can also mean an agreed length of time Kelime

5:40

Ayrıca, birinin

in which someone can change their mind

5:43

satın almayı kabul ettiği bir şey hakkında

about something they've agreed to buy.

5:45

fikrini değiştirebileceği üzerinde anlaşılmış bir süre anlamına da gelebilir.

Kelime

It can also mean ... change their mind: tüketici sözleşmelerinde cooling-off period

Burada It, daha önce sözü edilen cooling-off period ifadesine gönderme yapar. Tüketici işlemleri veya sözleşmeler bağlamında cooling-off period, bir kişi bir şeyi satın almayı kabul ettikten sonra kararını yeniden değerlendirebildiği ve geçerli kurallar izin veriyorsa satın alımı iptal edebildiği belirli bir süredir. Bu nedenle change their mind, yalnızca yeni bir görüş edinmek değil, satın alma kararından dönmek anlamına gelir. Also, duyguların yatışması için verilen bir aranın dışında cooling-off period ifadesinin bu ek anlamının da bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Tüketici işlemleri veya sözleşmeler bağlamında cooling-off period ne anlama gelir?

  1. Mağaza politikasına göre istenmeyen bir ürünün geri gönderilebileceği süre
  2. Ürün kusurlarının garanti kapsamında olabileceği süre
  3. Alıcının kabul edilmiş bir satın alımı yeniden değerlendirip iptal edebileceği süre
Cevabı göster

Alıcının kabul edilmiş bir satın alımı yeniden değerlendirip iptal edebileceği süre

To intervene means to become involved in a difficult situation

5:47

To intervene (müdahale etmek), zor bir duruma

in order to improve it.

5:51

onu iyileştirmek için dahil olmak demektir.

And finally, the adverb invariably means always.

5:52

Ve son olarak invariably zarfı her zaman anlamına gelir.

Once again, our 6 minutes are up.

5:57

Yine 6 dakikamız doldu.

But remember to join us again next time

5:59

Ancak bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın

for more trending topics and useful vocabulary.

6:01

daha fazla trend olan konular ve faydalı kelimeler için.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.