Mide ülserinin şaşırtıcı nedeni - Rusha Modi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
617 kelime 133 kel/dk

Video özeti: Barry Marshall’ın kendi üzerinde yaptığı riskli deney, mide ülserleri hakkındaki yanlış açıklamaların çürütülmesine, H. pylori’nin başlıca nedenlerden biri olarak belirlenmesine ve ameliyat gerektirebilen tedavinin antibiyotiklerle dönüşmesine katkı sağladı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Desperate for answers, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Cümle başındaki sıfat öbeğinin, ana eylemden önce öznenin duygusal durumunu ve motivasyonunu nasıl kısa ve etkili biçimde verdiğini anlayın; anlatılarda aciliyet ya da kararlılığı ardından gelen bir karara bağlamak için bu yapıyı kullanın. 2. Yet H. pylori survives the acidic turmoil of the stomach — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yet sözcüğünün, midenin steril olduğu yönündeki eski inanışa ters düşen bir kanıt sunduğunu ve bilimsel açıklamayı bakterinin hayatta kalma mekanizmalarına çevirdiğini fark edin; bir argümandaki belirgin dönüşü işaretlemek için kullanın. 3. but there's value in trusting your proverbial and sometimes literal gut. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Sondaki trust your gut ifadesinin “sezgilerine güvenmek” anlamıyla, hikâyenin merkezindeki gerçek mideyi buluşturan kelime oyununu anlayın; tek bir cümlenin bilimsel ilerleme dersini özetlerken ana konuya mizahla nasıl dönebildiğini ayırt edin.

Bu derste

In 1984,

0:06

1984 yılında,

an enterprising Australian doctor named Barry Marshall decided to take a risk. Kalıp ifadeler

0:08

Barry Marshall adında girişimci bir Avustralyalı doktor bir risk almaya karar verdi.

Kalıp ifadeler

take a risk: belirsiz bir sonucu göze almak

Take a risk, sonuç belirsiz ve zararlı olabilecek olsa bile harekete geçmek anlamına gelen sabit bir fiil-ad eşdizimidir. Burada doktor, bu belirsizliğe rağmen harekete geçmeyi seçiyor. Bu eşdizimde take, bir şeyi fiziksel olarak almak anlamına gelmez. İngilizcede risk normalde take ile kullanılır: take a risk, take the risk veya take a big risk denir; do a risk denmez.

Alıştırma

Sabit take a risk ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: She decided to ____ and open her own shop.

Cevabı göster

take a risk

Too many of his patients were complaining of severe abdominal pain Kalıp ifadeler

0:14

Çok fazla hastası şiddetli karın ağrısından şikayet ediyordu,

due to stomach ulcers, Kalıp ifadeler

0:18

bunun nedeni mide ülseriydi,

Kalıp ifadeler

complain of severe abdominal pain: bir belirtiyi resmî biçimde bildirmek

Complain of + belirti, bir sağlık sorunu yaşadığını bildirmek anlamına gelir. Bu cümlede hastalar şiddetli karın ağrısı yaşadıklarını bildiriyor; doktoru veya tedaviyi eleştirmiyorlar. Were complaining geçmişte devam eden zaman yapısıdır. Bu bildirimlerin anlatılan dönemde sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Resmî tıbbi cümleyi complain of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Several patients were ____ dizziness.

Cevabı göster

complaining of

Kalıp ifadeler

due to stomach ulcers: neden belirtme

Bu cümlede due to stomach ulcers, severe abdominal pain ifadesinin nedenini belirtir. Şikâyet etme eylemini değil, ağrının nedenini açıklar. Burada due to ifadesinden sonra stomach ulcers isim öbeği gelir. “due to + isim öbeği” yapısı tıbbi, bilimsel ve rapor tarzı açıklamalarda yaygındır. Tam bir because yan cümlesine göre genellikle daha resmî ve özlü duyulur.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve because of anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The outdoor event was canceled ____ strong winds.

Cevabı göster

due to

which are sores in the lining of the upper intestinal tract. Dilbilgisi

0:20

ki bu üst bağırsak yolunun zarında oluşan yaralardır.

Dilbilgisi

which are ...: çoğul bir isme tanım ekleme

which, çoğul stomach ulcers ismine geri dönen ve ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik onları hemen üst bağırsak kanalının iç yüzeyindeki yaralar olarak tanımlar; tüm tıbbi duruma gönderme yapmaz. Öncül ulcers çoğul olduğu için fiil are olur. “Çoğul terim, which are ...” kalıbı, açıklayıcı metinlerde bir şeyin adını verip ardından kısa bir tanım eklemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tanımı ilgi sözcüğü ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum displays meteorites, ____ rocks from space.

Cevabı göster

which are

At the time, Kalıp ifadeler

0:24

O zamanlar,

few effective treatments for ulcers existed, Dilbilgisi

0:25

ülserler için etkili olan çok az tedavi mevcuttu,

Kalıp ifadeler

At the time: olayları geçmişteki bir döneme yerleştirmek

At the time, “söz konusu olan belirli dönemde” anlamına gelir. Burada okuyucuyu anlatının geçtiği geçmiş döneme götürür; belirli bir saatten söz etmez. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen bilgi için zaman çerçevesi oluşturur. Günümüzdeki koşulların farklı olabileceği tarihsel ve biyografik anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Biraz önce belirtilen belirli geçmiş döneme gönderme yapan ifadeyi seçin: The museum opened in 1985. ___, the neighborhood had no subway station.

  1. On time
  2. At the time
  3. At times
Cevabı göster

At the time

Dilbilgisi

few effective treatments ... existed: neredeyse hiç tedavi yoktu

few effective treatments for ulcers isim öbeği cümlenin öznesidir; existed ise geçmiş zaman fiilidir. few + çoğul sayılabilen isim + existed yapısı, bu tür şeylerin neredeyse hiç bulunmadığını veya bilinmediğini anlatır. Burada etkili ülser tedavilerinin son derece az olduğu söylenmektedir. Few olumsuz bir bakış açısı taşır: sayı çok az veya yetersiz olarak sunulur. Bu nedenle yalnızca tarafsız bir “bazı” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Neredeyse hiç” anlamına gelen tek bir sözcük kullanın: ____ effective treatments existed, so doctors had very limited options.

Cevabı göster

Few

and many sufferers required hospitalization or even surgery. Kalıp ifadeler

0:28

ve birçok hastanın hastaneye yatması, hatta ameliyat olması gerekiyordu.

Kalıp ifadeler

required hospitalization or even surgery: hastaneye yatış, hatta ameliyat gerektirmek

Bu cümlede required, tıbbi müdahale adlarını doğrudan nesne olarak alır: required hospitalization, hastaların durumunun hastanede yatmayı tıbben gerekli kıldığı anlamına gelir. Hospitalization, hastane binasını değil, hastaneye kabul edilme ve orada tedavi görme sürecini ya da durumunu belirtir. Or even surgery, daha ciddi bir aşamaya geçiş oluşturur. Surgery daha ciddi bir olasılık olarak sunulur; even ise bunun zaten önemli olan hastaneye yatış gereksiniminin ötesine geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, hastanede yatıştan daha ciddi olan ameliyat olasılığına geçen resmî tıbbi ifadeyle tamamlayın: Some patients ____.

Cevabı göster

required hospitalization or even surgery

Desperate for answers, Dilbilgisi

0:33

Cevaplar için çaresiz kalan

Dr. Marshall swallowed a cloudy broth of bacteria Kelime

0:34

Dr. Marshall, bulanık bir bakteri suyunu yuttu,

Dilbilgisi

Desperate for answers: öne alınmış bir sıfat öbeği

Desperate for answers, öne alınmış bir sıfat öbeğidir. Dr. Marshall'ın duygusal durumunu anlatır: Bir açıklamayı çok güçlü biçimde istiyordu ve bunu bulmanın acil olduğunu hissediyordu. Başta yer alması, ardından gelen eylemin nedenini de verir. Öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Dr. Marshall'dır. Öbek answers sözcüğünü betimlemez; for answers, desperate sözcüğünü neyi acilen istediğini belirterek tamamlar.

Alıştırma

Öne alınmış sıfat öbeğini ana cümlenin öznesini anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Desperate for shelter, the hikers ran toward the cabin.
  2. Desperate for shelter, the cabin appeared through the rain.
  3. Desperate for shelter, there was a cabin nearby.
Cevabı göster

Desperate for shelter, the hikers ran toward the cabin.

collected from the stomach of one of his patients. Dilbilgisi

0:39

bu sıvıyı hastalarından birinin midesinden toplamıştı.

Kelime

cloudy broth of bacteria: çorba değil, laboratuvar besiyeri

Bu mikrobiyoloji bağlamında broth, mikroorganizmaları büyütmek için kullanılan besince zengin bir sıvı besiyeri anlamına gelir. cloudy broth of bacteria ifadesi, bakteri içeren bulanık bir sıvı kültürü anlatır; çorba değildir. Cloudy sıvının görünüşünü belirtir: mikroorganizmalar çoğaldıkça sıvı bulanıklaşabilir. Burada tanıdık broth sözcüğünün anlamını bilimsel bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede broth ne anlama geliyor?

  1. bakterileri öldüren bir ilaç
  2. mikroorganizmaları büyütmek için kullanılan sıvı besiyeri
  3. yiyecek olarak sunulan hafif bir çorba
Cevabı göster

mikroorganizmaları büyütmek için kullanılan sıvı besiyeri

Dilbilgisi

collected from ... ile kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Burada collected from ..., bacteria sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bakterilerin nereden geldiğini belirtir; alınan Dr. Marshall değil, bakterilerdir. Bu yapı, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçim olan bacteria that were collected from the stomach, bacteria collected from the stomach şeklinde kısaltılabilir. Bu kısa yapı, bilimsel metinlerde ve haberlerde kaynak bilgisini verimli biçimde eklemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği kullanarak yeniden yazın: The water samples that were collected from the river were tested immediately. The water samples ____ were tested immediately.

Cevabı göster

collected from the river

Soon,

0:43

Kısa süre sonra,

Dr. Marshall was experiencing the same abdominal pain, Dilbilgisi

0:43

Dr. Marshall aynı karın ağrısını yaşamaya başladı,

bloating, and vomiting.

0:47

şişkinlik ve kusma da cabasıydı.

Dilbilgisi

was experiencing ...: geçmişte sürmekte olan belirtiler

Was experiencing, was + fiilin -ing biçimiyle kurulan past continuous yapısıdır. Karın ağrısını geçmişte belirli bir anda sürmekte olan bir durum olarak gösterir; böylece belirtiler tamamlanmış tek bir olay değil, devam eden sahnenin parçasıdır. Burada experience, bir belirtiyi “hissetmek veya yaşamak” demektir. “Bilgi ya da beceri kazanmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi experience fiilinin past continuous biçimiyle tamamlayın: At 10 p.m., while the nurse was checking him, the patient ____ severe chest pain.

Cevabı göster

was experiencing

10 days later,

0:50

10 gün sonra,

a camera called an endoscope Kültür

0:51

endoskop adı verilen bir kamera

peered inside his insides. Deyimler

0:53

onun içine baktı.

Kültür

a camera called an endoscope: tıbbi bir terimi tanıtma

İngilizcede endoscope, doktorların vücudun içini görmesini sağlayan tıbbi bir cihaz, yani endoskop demektir. Önce camera olarak tanımlanması kolay bir başlangıç noktası sağlar, ancak bu sıradan bir kamera değildir. A camera called an endoscope ifadesinde called an endoscope, a camera ifadesini niteler ve “endoskop adı verilen” anlamına gelir. Bu adlandırma kalıbı, tanıdık bir açıklama yoluyla bilinmeyen bir terimi tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede a camera called an endoscope neyi ifade ediyor?

  1. karın ağrısını durdurmak için kullanılan bir ilaç
  2. tıbbi cihazların fotoğrafını çekmek için kullanılan sıradan bir kamera
  3. vücudun içine bakmak için kullanılan, endoskop adlı tıbbi bir cihaz
Cevabı göster

vücudun içine bakmak için kullanılan, endoskop adlı tıbbi bir cihaz

Deyimler

peered inside his insides: kişileştirme ve sözcük oyunu

Bu cümlede peered “dikkatle baktı” anlamına gelir, ancak özne bir kameradır. Endoskoba insana özgü dikkatle bakma eyleminin verilmesi onu kişileştirir ve tıbbi incelemeyi daha canlı hâle getirir. Inside “içine” anlamını veren bir edattır; insides ise “bir insanın vücudunun iç kısımları” anlamına gelen, resmî olmayan çoğul bir isimdir. Peered inside his insides içindeki benzer görünümlü sözcükler eğlenceli bir tekrar oluşturur; insides yanlışlıkla yazılmış ikinci bir edat değildir.

Alıştırma

Bu cümlede peered inside his insides nasıl bir etki oluşturur?

  1. Endoskopun yanlışlıkla vücudunun içinde bırakıldığını anlatır.
  2. Insides sözcüğünü “içine” anlamında ikinci bir edat olarak kullanır.
  3. Endoskopun vücudunun içine dikkatle baktığını, kişileştirme ve eğlenceli bir tekrarla anlatır.
Cevabı göster

Endoskopun vücudunun içine dikkatle baktığını, kişileştirme ve eğlenceli bir tekrarla anlatır.

Marshall's stomach was teeming with the same bacteria as his patient. Kalıp ifadeler

0:55

Marshall'ın midesi, hastasıyla aynı bakterilerle kaynıyordu.

Kalıp ifadeler

was teeming with: çok sayıda canlıyla dolu

Be teeming with, “çok sayıda insan, hayvan veya başka canlı barındırmak” anlamına gelir. Buradaki was teeming with, Marshall’ın midesinde hastasındakilerle aynı türden yalnızca birkaç değil, çok sayıda bakteri bulunduğunu anlatır. Teeming çoğu zaman hareket eden, büyüyen veya etkin olan pek çok şeyin canlı bir görüntüsünü oluşturur. Bu nedenle yalnızca had veya contained demekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be teeming with ifadesini doğru biçimde kullanın: Yesterday, after the rain, the garden ____ snails.

Cevabı göster

was teeming with

He'd also developed gastritis

1:00

Ayrıca gastrit de geliştirmişti,

or severe inflammation of the stomach,

1:03

veya midenin şiddetli iltihaplanması,

the hallmark precursor of ulcers. Kelime

1:06

bu da ülserlerin en belirgin öncüsüdür.

Kelime

the hallmark precursor of ulcers: ülserlerin en tipik öncül işareti

Bu cümlede the hallmark precursor of ulcers, gastriti ülserlerden önce görülen en ayırt edici erken durum veya uyarı işareti olarak sunar. Precursor daha önce gelen ve sonraki bir gelişmeye işaret edebilen bir şeyi anlatır; hallmark ise bunun özellikle tipik veya kolayca tanınabilir olduğunu vurgular. Bu ifade sıralama ve önem bildirir, ancak doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak zorunda değildir. Bir şeye precursor demek, onun daha sonra olan şeyi doğrudan meydana getirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the hallmark precursor of ulcers ne anlama geliyor?

  1. ülserleri önlemek için kullanılan bir ilaç
  2. ülserlerle bağlantılı en tipik erken işaret veya durum
  3. her ülserin doğrudan nedeni
Cevabı göster

ülserlerle bağlantılı en tipik erken işaret veya durum

Dr. Marshall's idea challenged a misconception that still persists to this day, Dilbilgisi

1:10

Dr. Marshall'ın fikri, bugün hala var olan bir yanılgıya meydan okudu,

that ulcers are caused by stress, Dilbilgisi

1:15

ülserlerin stresten,

food, or too much stomach acid.

1:18

yiyeceklerden veya çok fazla mide asidinden kaynaklandığı düşüncesine.

Dilbilgisi

challenged a misconception that still persists to this day: bugün hâlâ süren bir yanlış kanıyı sorguladı

Burada challenged, birini yarışmaya davet etmek değil, “kabul edilmiş bir fikri sorgulamak veya ona karşı çıkmak” anlamına gelir. Nesnesi misconception olduğu için Dr. Marshall'ın fikrinin yanlış bir inancı sorguladığı anlatılır. That still persists to this day, misconception sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Yanlış inancın geçmişten bugüne kadar devam ettiğini belirtir; still ve to this day, persists sözcüğüne vurgu ekler.

Alıştırma

Hangi cümlede challenged, challenged a misconception ile aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. Lena challenged her cousin to a swimming race.
  2. The final puzzle challenged everyone in the room.
  3. The new study challenged a misconception about childhood allergies.
Cevabı göster

The new study challenged a misconception about childhood allergies.

Dilbilgisi

are caused by ...: sonucu nedenden önce söylemek

are caused by stress ifadesinde ulcers sonuçtur ve stress nedenlerden biri olarak sunulur. Kalıp sonuç + be + caused + by + neden şeklindedir. Açıklama, etkiyi yaratandan değil etkilenen şeyden başladığı için edilgendir. Bu kalıp bilim ve sağlık açıklamalarında yaygındır. Burada by nedeni gösterir; başka edilgen cümlelerde ise eylemi yapanı gösterebilir.

Alıştırma

Genel açıklamayı cause fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: These stains ____ minerals in the water.

Cevabı göster

are caused by

Marshall thought the culprit was bacterial infections. Kelime

1:21

Marshall, suçlunun bakteriyel enfeksiyonlar olduğunu düşünüyordu.

Kelime

the culprit was ...: bir sorunun asıl nedenini belirtmek

Burada culprit gerçek anlamda bir suçlu demek değildir. Olumsuz bir sonuçtan sorumlu tutulan kişi ya da şeyi, yani sorunun “asıl nedenini” anlatan bir benzetmedir. Cümle, Marshall'ın bakteriyel enfeksiyonların sorumlu olduğuna inandığını söyler. Bir kişiye ya da şeye culprit demek açıklamayı daha canlı kılar ve nedenin şüphe ya da araştırma sonrasında belirlendiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede culprit, bir sorunun asıl nedeni anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The culprit is another word for any result.
  2. After several tests, the faulty sensor turned out to be the culprit.
  3. The clear sky was the culprit behind our lovely picnic.
Cevabı göster

After several tests, the faulty sensor turned out to be the culprit.

Initially,

1:25

Başlangıçta,

his idea was considered crazy Dilbilgisi

1:26

fikri çılgınca kabul edildi

by the brightest medical minds on the planet.

1:28

gezegendeki en zeki tıp uzmanları tarafından bile.

Dilbilgisi

was considered crazy by ...: bir değerlendirmeyi ve kaynağını aktarmak

Was considered crazy, consider fiilinin edilgen biçimidir. Burada insanların onun fikrini çılgınca bulduğu anlamına gelir; crazy, değerlendirmeyi yapan insanları değil fikri niteler. by ile başlayan ifade bir yeri değil, değerlendirmenin kaynağını belirtir. The brightest medical minds on the planet, dünyanın en seçkin tıp uzmanları demektir; minds sözcüğü gerçek anlamda beyinleri değil, çok zeki düşünürleri veya uzmanları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi consider fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The plan ____ unrealistic by the review panel.

Cevabı göster

was considered

But in 2005,

1:32

Ancak 2005 yılında,

he and Dr. Robin Warren received the ultimate validation Kalıp ifadeler

1:33

o ve Dr. Robin Warren nihai onayı aldılar,

when they were awarded the Nobel Prize for medicine. Dilbilgisi

1:37

Nobel Tıp Ödülü'ne layık görüldüklerinde.

Kalıp ifadeler

received the ultimate validation: en güçlü takdiri kazanmak

receive validation ifadesinde validation, bir fikrin, başarının veya çabanın değerli ya da güvenilir kabul edildiğini gösteren dışarıdan gelen takdir veya destek anlamına gelir. Bir düğme veya sıradan bir form kontrolü değil, soyut bir onaylamadır. Ultimate, mümkün olan en güçlü veya en belirleyici dereceyi ifade eder. Bu cümlede Nobel Ödülü, çalışmalarının en güçlü şekilde takdir edilmesi olarak sunulur; ancak ifade tek başına her ayrıntının hiçbir kuşkuya yer bırakmadan kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede received the ultimate validation ne anlama gelir?

  1. Çevrim içi bir form göndermek için sıradan bir izin aldılar.
  2. Çalışmaları mümkün olan en güçlü takdiri gördü.
  3. Tören saatini doğrulayan bir mesaj aldılar.
Cevabı göster

Çalışmaları mümkün olan en güçlü takdiri gördü.

Dilbilgisi

when they were awarded the Nobel Prize: zaman yan cümlesi ve edilgen yapı

when ile başlayan yan cümle, nihai doğrulamanın gerçekleştiği zamanı gösterir. Bu doğrulamayı belirgin bir dönüm noktasına, yani Nobel Ödülü'nün alınmasına bağlar. were awarded ifadesinde geçmiş zaman edilgen yapı was/were + past participle kalıbını izler. Award burada bir fiildir: özne olan they, ödülü alan kişileri belirtir; ödülü veren kuruluşun adı söylenmeyebilir. Ödülü verenden çok alıcı veya resmî sonuç önemli olduğunda bu yapı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi award fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: At last night's ceremony, the two researchers ____ the prize.

Cevabı göster

were awarded

Our stomachs are J-shaped organs

1:42

Midemiz J şeklinde bir organdır,

with surprisingly intricate ecosystems Kalıp ifadeler

1:45

şaşırtıcı derecede karmaşık ekosistemlere sahip,

awash in hormones and chemicals. Deyimler

1:47

hormonlar ve kimyasallarla dolup taşan.

Kalıp ifadeler

with surprisingly intricate ecosystems: karmaşık bir iç ağ

with surprisingly intricate ecosystems edat öbeği, midelerin bir özelliğini ekler: beklenenden çok daha karmaşık sistemler içerirler. Intricate, birbirine bağlı birçok parçadan oluşan anlamına gelir. Ecosystem yalnızca ormanları veya okyanusları anlatmaz. Etkileşim hâlindeki canlıların, kimyasalların ve diğer unsurların oluşturduğu bir ağı da tanımlayabilir. Buradaki bilimsel ifade mideyi gerçek anlamda açık hava yaşam alanı olarak değil, karmaşık bir iç sistem olarak sunar.

Alıştırma

Cümlede intricate ecosystems neyi ifade ediyor?

  1. Midenin içindeki basit ve boş alanlar.
  2. Birçok parçası birbiriyle etkileşen karmaşık ağlar.
  3. Fiziksel olarak midenin içinde bulunan açık hava yaşam alanları.
Cevabı göster

Birçok parçası birbiriyle etkileşen karmaşık ağlar.

Deyimler

awash in: şaşırtıcı miktarda şeyle dolu

Awash in, “bir şeyle büyük miktarda dolu veya kaplı olmak” anlamına gelir. Burada midedeki ekosistemlerin her yanında hormonlar ve kimyasallar bulunduğunu anlatarak bolluğu canlı bir biçimde gösterir; gerçek anlamda yıkamadan söz etmez. Yapı içinde awash in hormones and chemicals, ecosystems sözcüğünü niteleyen bir sıfat öbeğidir. Genel olarak X is awash in Y kalıbı, Y’nin X boyunca bol ve yaygın olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Şaşırtıcı derecede büyük miktarda bir şeyle dolu” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the surprise announcement, social media was ____ rumors.

Cevabı göster

awash in

The stomach is under constant attack by digestive enzymes, Deyimler

1:50

Mide sürekli olarak sindirim enzimleri,

bile, proteins, microbes,

1:54

safra, proteinler, mikroplar

and the stomach's own acid.

1:57

ve midenin kendi asidinin saldırısı altındadır.

Deyimler

is under constant attack by: sürekli zararı saldırı olarak anlatmak

Is under constant attack by, mideyi sanki bir savaşta hedefmiş gibi sunar. Burada sindirim maddelerinin ve mikropların mideyi sürekli olarak zarar verme ihtimali bulunan etkilere maruz bıraktığı anlamına gelir; bilinçli bir saldırgan veya gerçek bir savaş yoktur. be under attack yapısı, etkilenen hedefin durumunu anlatır; by kaynağı belirtir ve constant baskının sürdüğünü ya da tekrarlandığını vurgular.

Alıştırma

“Sürekli olarak zararlı baskıyla karşılaşmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The coastal road is ____ powerful waves during every winter storm.

Cevabı göster

under constant attack by

In response, Anlatım akışı

2:00

Buna yanıt olarak,

it produces bicarbonate, mucus, and phospholipids called prostaglandins

2:01

bikarbonat, mukus ve prostaglandin adı verilen fosfolipitler üretir

to maintain the integrity of its own lining. Kalıp ifadeler

2:06

kendi zarının bütünlüğünü korumak için.

Anlatım akışı

In response, ...: bir tepkiyi veya önlemi belirtmek

In response, önceki bir sorunun, olayın veya uyaranın neden olduğu eylemi ya da değişikliği belirtir. Açıklamayı önceki durumdan, bu durum nedeniyle ortaya çıkan tepkiye veya alınan önleme taşır. Burada response, bir kişinin soruya cevap vermesini değil, biyolojik bir savunma tepkisini ifade eder. Bu ifade, neden-sonuç açıklamasının bir sonraki adımını takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir durumu ortaya çıkan bir eylemle bağlamak için In response kullanan cümleyi seçin.

  1. The river began to rise. In response, the bridge had two lanes.
  2. The river began to rise. In response, the town painted the bridge last year.
  3. The river began to rise. In response, the town closed the bridge.
Cevabı göster

The river began to rise. In response, the town closed the bridge.

Kalıp ifadeler

to maintain the integrity of its own lining: bir amacı ifade etmek

to maintain the integrity of its own lining, listelenen maddelerin neden üretildiğini açıklayan amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Maintain the integrity of, bir yapıyı bütün, sağlam ve düzgün çalışabilir durumda tutmak anlamına gelir. Bu cümlede integrity fiziksel veya yapısal bütünlük demektir; dürüstlük ya da güçlü ahlaki karakter anlamına gelmez. Its own lining, korunan iç yüzeyin öznenin kendisine ait olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bir yapıyı koruma anlamında maintain the integrity of ifadesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. Regular inspections help maintain the color of the bridge.
  2. Regular inspections help maintain the integrity of the bridge.
  3. Regular inspections help maintain the reputation of the bridge.
Cevabı göster

Regular inspections help maintain the integrity of the bridge.

This delicate balance is constantly regulated

2:09

Bu hassas denge sürekli olarak düzenlenir

and referred to as mucosal defense. Kalıp ifadeler

2:13

ve mukozal savunma olarak adlandırılır.

Kalıp ifadeler

be referred to as: bir ad veya terim tanıtmak

Bu cümlede and referred to as mucosal defense, daha önce açıklanan hassas dengeye bir ad verir. Be referred to as, “adıyla anılmak” veya “olarak adlandırılmak” anlamına gelir ve teknik bir terim tanıtılırken sık kullanılır. and sözcüğü referred ile regulated fiillerini bağlar ve iki fiil de daha önceki is yardımcı fiilini paylaşır. Adlandırma kalıbının tamamı refer to A as B, edilgen biçimi ise A is referred to as B şeklindedir. Hem to hem de as korunmalıdır; as, B adını tanıtır.

Alıştırma

be referred to as ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: This change from liquid water to water vapor ____ evaporation.

Cevabı göster

is referred to as

Since the mid-1800s, Kalıp ifadeler

2:16

1800'lerin ortalarından itibaren,

doctors thought stress alone caused most stomach ulcers. Dilbilgisi

2:18

doktorlar sadece stresin çoğu mide ülserine neden olduğunu düşünüyorlardı.

Kalıp ifadeler

Since the mid-1800s: tarihsel bir başlangıç noktası belirtmek

Since the mid-1800s, 1800 ile 1899 arasındaki yılların yaklaşık orta kısmını başlangıç noktası olarak gösterir. Doktorların bu görüşünün o dönemde başladığını ve tarihsel anlatının daha sonraki bir dönemine kadar sürdüğünü ifade eder. Burada since sözcüğünden sonra bir zaman dönemini belirten isim grubu gelir; bu nedenle since, “o zamandan itibaren” anlamında bir zaman edatıdır. Bir yan cümle başlatan ve because anlamına gelen neden bağlacı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, günümüze kadar süren bir durumun başlangıç noktasını since ile belirtir?

  1. Since the lake is remote, scientists visit it by boat.
  2. Since the 1990s, scientists have monitored the lake.
  3. For the 1990s, scientists have monitored the lake.
Cevabı göster

Since the 1990s, scientists have monitored the lake.

Dilbilgisi

stress alone: tek başına stres

stress alone ifadesinde alone, stress sözcüğünden sonra gelir ve başka hiçbir etken katkıda bulunmadan yalnızca stresin kendisi anlamını verir. stress adını niteler; stresin yalnız olduğu ya da kendini yalnız hissettiği anlamına gelmez. Alone, neden-sonuç iddiasını güçlendirir: Doktorlar, tek başına stresin mide ülserlerinin çoğuna neden olmak için yeterli olduğunu düşünüyordu. Genel olarak ad + alone yapısı tek bir etkenin yeterli olduğunu vurgular; olumsuz bir cümlede ise bu etkenin tek başına yeterli olmadığını gösterebilir.

Alıştırma

Tek bir etkenin yeterli olmadığını göstermek için cümleyi alone ile tamamlayın: Good intentions ____ cannot solve the problem.

Cevabı göster

alone

Patients were given antidepressants or tranquilizers Dilbilgisi

2:23

Hastalara antidepresanlar veya sakinleştiriciler verildi

and told to visit health spas.

2:27

ve sağlık kaplıcalarını ziyaret etmeleri söylendi.

Dilbilgisi

were given ... and told to ...: eşgüdümlü edilgen eylemler

Were given ... and told to ... aynı alıcıya, yani Patients sözcüğüne bağlı iki edilgen eylemi eşgüdümlü olarak birleştirir. Tek bir were yardımcı fiili iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır: Patients were given ... ve Patients were told .... Bu anlatım, ilacı veya talimatı kimin verdiğine değil, hastalara ne yapıldığına odaklanır. İkinci eylemde etkin yapı tell someone to do something, edilgen yapı olan someone is told to do something biçimine dönüşür.

Alıştırma

Eşgüdümlü yapıyı tamamlamak için give fiilinin edilgen biçimini kullanın: The visitors ____ maps and told to wait outside.

Cevabı göster

were given

This belief eventually shifted to the related notion Anlatım akışı

2:30

Bu inanç sonunda ilgili bir kavrama kaydı

of spicy foods and stress as culprits. Kelime

2:33

baharatlı yiyeceklerin ve stresin suçlu olduğu düşüncesine.

Anlatım akışı

This belief eventually shifted to ...: bir düşüncedeki değişimi izlemek

This belief daha önce sözü edilen bir düşünceye gönderme yapar; böylece eski bilgi, tümü tekrar edilmeden sonraki bilgiye bağlanır. Eventually shifted to, düşüncenin zaman içinde değiştiğini gösterir; to’dan sonraki sözler ise daha yeni düşünceyi tanıtır. Burada shifted fiziksel bir hareketi değil, soyut bir değişimi anlatır. Bu kalıp; inanç, teori, tutum veya ilgi odağındaki değişimleri izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Odak değişimini göstermek için shift fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: Over time, the discussion ____ ways to save water.

Cevabı göster

shifted to

Kelime

spicy foods and stress as culprits: sorumlu tutulan nedenler

Bu ifadede culprits mecaz anlamda kullanılır. Culprit sözcüğü gerçek anlamıyla bir suçtan veya yanlış davranıştan sorumlu kişidir; ancak burada baharatlı yiyecekler ile stres, bir soruna yol açmakla suçlanan etkenler olarak sunulur. Nedenlere culprits demek, açıklamayı sorumlunun ne olduğunu bulmaya dönüştürür. Çoğul biçim olan culprits, adı verilen iki etkenle uyumludur.

Alıştırma

"A loose wire was the culprit behind the power failure," cümlesinde culprit ne anlama gelir?

  1. Sorundan sorumlu neden
  2. Tesadüfen yakında bulunan bir nesne
  3. Sorunu onaran kişi
Cevabı göster

Sorundan sorumlu neden

Yet no convincing study has ever demonstrated Notlar

2:37

Yine de hiçbir inandırıcı çalışma hiçbir zaman kanıtlamadı,

that emotional upset,

2:40

duygusal çalkantıların,

psychological distress,

2:42

psikolojik sıkıntının

or spicy food directly causes ulcer disease.

2:44

veya baharatlı yiyeceklerin doğrudan ülser hastalığına neden olduğunu.

Anlatım akışı

Yet no convincing study has ever demonstrated: karşıt kanıta geçişi belirtmek

Cümlenin başındaki Yet, savı önceki bir inanç veya beklentiden uzaklaştırıp buna karşı çıkan kanıta yöneltir. Burada önceki görüş, stresin veya baharatlı yiyeceklerin ülsere neden olduğunu ileri sürmüş olabilir; ancak Yet sonrasındaki yan cümle, ikna edici araştırmaların bu doğrudan neden-sonuç ilişkisini ortaya koymadığını söyler. Bu kalıp bilgiyi önce inanç veya beklenti, ardından buna ters düşen kanıt gelecek şekilde düzenler: X may be widely believed. Yet Y has not been demonstrated. Bu nedenle Yet, ek bir destek noktası değil, karşıtlık işaretidir.

Alıştırma

Hangi seçenekte ikinci cümle, ilk cümledeki beklentiye açıkça karşı çıkmaktadır?

  1. Many people expected the treatment to work. Yet no careful study has shown a benefit.
  2. Many people expected the treatment to work. Moreover, no careful study has shown a benefit.
  3. Many people expected the treatment to work. Therefore, no careful study has shown a benefit.
Cevabı göster

Many people expected the treatment to work. Yet no careful study has shown a benefit.

Dilbilgisi

no convincing study has ever demonstrated: bugüne kadar güvenilir kanıt yok

no convincing study öznesi zaten olumsuzdur: no, ikna edici tek bir çalışma bile bulunmadığı anlamına gelir. Has ever demonstrated present perfect yapısını kullanır; bu nedenle kanıt aranan zaman aralığı geçmişten ilgili şimdiki noktaya kadar uzanır. no + isim + has ever + geçmiş zaman ortacı birlikte kanıt hakkında güçlü bir iddia oluşturur: bu sürenin tamamında belirtilen ölçütü karşılayan hiçbir çalışma iddiayı kanıtlamamıştır. no zaten olumsuz anlam verdiği için not eklenmez.

Alıştırma

Bugüne kadar hiçbir güvenilir testin iddiayı doğrulamadığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. No reliable test has ever confirmed the claim.
  2. No reliable test has not confirmed the claim.
  3. No reliable test ever confirms the claim.
Cevabı göster

No reliable test has ever confirmed the claim.

By the mid-20th century,

2:50

20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde,

it was widely accepted that excess hydrochloric acid Dilbilgisi

2:51

aşırı hidroklorik asidin

prompted the stomach to eat itself. Deyimler

2:55

midenin kendini yemeye sevk ettiği yaygın olarak kabul ediliyordu.

Dilbilgisi

it was widely accepted that...: geniş bir uzlaşıyı aktarmak

it was widely accepted that... kalıbında it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Gerçekte kabul edilen düşünceyi that yan cümlesi açıklar. Edilgen yapı, bu düşünceyi benimseyen kişileri belirtmez ve uzlaşının ne kadar yaygın olduğuna odaklanır. Özellikle belirli bir dönemle ilişkilendirilen baskın bir görüşü aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef kişisiz edilgen ifadeyle tamamlayın: At the time, it ____ the new policy would reduce costs.

Cevabı göster

was widely accepted that

Deyimler

prompted the stomach to eat itself: kendi kendine verilen zararın kişileştirilmesi

prompt + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin nesnenin bir eylem yapmasına neden olduğunu veya bu eylemi tetiklediğini anlatır. Burada fazla asit tetikleyici, mide ise etkilenen nesne olarak sunulur. Eat itself, kasıtlı bir eylem değil kişileştirmedir. Midenin kendi asitli içeriğinin mide zarına zarar verebileceği düşüncesini canlı ve basit biçimde anlatır; itself, the stomach ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Bu cümlede prompted the stomach to eat itself ne anlama gelir?

  1. Doktorlar mideye sindirim yapmasını söyleyen yazılı bir yönlendirme verdi.
  2. Mide, kendi vücudundaki yiyeceği bilinçli olarak tüketmeye karar verdi.
  3. Fazla asidin midenin kendi zarında hasarı tetiklediği düşünülüyordu.
Cevabı göster

Fazla asidin midenin kendi zarında hasarı tetiklediği düşünülüyordu.

Fervent proponents of this idea were referred to as the acid mafia. Notlar

2:58

Bu fikrin ateşli savunucuları asit mafyası olarak adlandırılıyordu.

Kelime

Fervent proponents: ateşli ve kararlı savunucular

Proponent, bir fikri, planı veya politikayı kamuoyu önünde destekleyen ya da savunan kişidir. Fervent, bu desteğin özellikle güçlü, coşkulu ve derinden hissedildiğini belirtir. Bu nedenle fervent proponents, yalnızca biraz katılan kişileri anlatmaz. Bu ifade desteğin yoğunluğunu anlatır. Görüşün doğru olup olmadığını veya bu kişilerin uzmanlık bilgisine sahip olup olmadığını göstermez.

Alıştırma

Bu bağlamda fervent proponents ne anlama gelir?

  1. Bir fikrin doğru olup olmadığını profesyonel olarak sınayan kişiler
  2. Bir fikre karşı tarafsız tutum alan kişiler
  3. Bir fikri güçlü ve etkin biçimde destekleyen kişiler
Cevabı göster

Bir fikri güçlü ve etkin biçimde destekleyen kişiler

Kalıp ifadeler

were referred to as ...: bir ad veya etiketi aktarmak

Were referred to as, refer to someone or something as something yapısının geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Kalıp be + referred to as + ad, terim veya etiket şeklindedir; özne adı veren değil, kendisine o ad verilen taraftır. Burada the acid mafia, diğer insanların savunucular için kullandığı etikettir. Bu yapı söz konusu adlandırmayı aktarır; etiketi tek başına konuşanın doğrudan tanımı olarak sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi refer to as yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The research group ____ the Harbor Circle.

Cevabı göster

was referred to as

Deyimler

the acid mafia: bir gruba yönelik iğneleyici etiket

Bu cümlede the acid mafia, asit teorisini hararetle savunanlar için kullanılan iğneleyici ve mecazi bir lakaptır. Acid onların desteklediği düşünceyi belirtirken mafia, güçlü, kendi içinde sıkı bağları olan ve karşıt görüşlere direnen bir grup çağrışımı ekler. Gerçek bir suç örgütü anlamına gelmez. Bu etiket resmî bir kuruluşun adını vermek yerine, grubun etkisine ve davranışına yönelik eleştirel bir tutum gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the acid mafia ne anlama geliyor?

  1. Asit ticareti yapan gerçek bir suç grubu
  2. Asit teorisinin etkili savunucuları için kullanılan iğneleyici bir lakap
  3. Mide asidini inceleyen resmî bir tıp kuruluşu
Cevabı göster

Asit teorisinin etkili savunucuları için kullanılan iğneleyici bir lakap

The biggest hole in this theory Deyimler

3:03

Bu teorideki en büyük boşluk

was that antacids only provide temporary relief. Kalıp ifadeler

3:05

antiasitlerin sadece geçici bir rahatlama sağlamasıydı.

Deyimler

The biggest hole in this theory: önemli bir zayıflığı belirlemek

Burada a hole in a theory, ciddi bir zayıflığı anlatan bir mecazdır: teorinin açıklayamadığı, kanıt sunamadığı veya tutarsız biçimde ele aldığı bir nokta. Biggest bunun en önemli zayıflık olduğunu belirtir. The biggest hole in X is that ... kalıbı önce fikrin zayıf yönünü belirtir, ardından that yan cümlesiyle sorunun tam olarak ne olduğunu açıklar. Böylece eleştiri genel bir yargıdan somut bir gerekçeye ilerler.

Alıştırma

Vurgulanan mecazla cümleyi tamamlayın: The biggest ____ is that it cannot explain the new evidence.

Cevabı göster

hole in this theory

Kalıp ifadeler

provide temporary relief: belirtileri sınırlı bir süre hafifletmek

Provide relief, ağrıyı, rahatsızlığı veya diğer belirtileri azaltmak anlamına gelir. Temporary bu faydayı kısa bir süreyle sınırlar; dolayısıyla provide temporary relief, altta yatan nedenin ortadan kaldırıldığını iddia etmez. Bu cümlede only bu sınırlamayı daha da vurgular: antasitler belirtileri hafifletebilir, ancak cümle onların hastalığı iyileştirdiğini söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede provide temporary relief ifadesinin anlamını en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Belirtilerin bir daha geri dönmesini engeller.
  2. Sorunun nedenini kalıcı olarak ortadan kaldırır.
  3. Nedenin ortadan kalktığını söylemeden belirtileri sınırlı bir süre azaltır.
Cevabı göster

Nedenin ortadan kalktığını söylemeden belirtileri sınırlı bir süre azaltır.

We now know

3:09

Artık biliyoruz ki

that some rare ulcers are indeed caused by too much hydrochloric acid,

3:10

bazı nadir ülserlere gerçekten de çok fazla hidroklorik asit neden olur,

but they make up less than 1% of all cases. Öbek fiiller

3:15

ancak bunlar tüm vakaların %1'inden daha azını oluşturur.

Öbek fiiller

make up less than 1% of all cases: bir oranı ifade etmek

İstatistiklerde make up, bir bütünün belirli bir kısmını oluşturmak anlamına gelir. Özne parçayı belirtir; make up sonrasındaki yüzde ya da kesir, bu parçanın bütündeki payını gösterir. Buradaki they, fazla hidroklorik asidin neden olduğu nadir ülserleri ifade eder. Bunlar tüm ülser vakalarının yüzde birinden azını oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede make up belirli bir oranı oluşturmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Please make up a story for the game.
  2. The two friends made up after the argument.
  3. Women make up 60% of the research team.
Cevabı göster

Women make up 60% of the research team.

Dr. Marshall and Dr. Warren pinpointed a spiral-shaped bacteria called Helicobacter pylori Notlar

3:19

Dr. Marshall ve Dr. Warren, Helicobacter pylori adı verilen sarmal şekilli bir bakteriyi,

or H. pylori as the real offender.

3:26

ya da H. pylori'yi asıl suçlu olarak saptadılar.

Kelime

pinpointed ... as the real offender: gerçek nedeni kesin olarak belirlemek

pinpoint A as B kalıbı, genellikle araştırma, test veya analizden sonra A'nın B olduğunu çok kesin biçimde belirlemek demektir. Bu cümlede H. pylori'yi adlandıran uzun isim grubu A, the real offender ise B'dir. Burada offender mecazidir. Suç işlemiş bir kişiyi değil, hastalıktan veya sorundan sorumlu olan şeyi, yani gerçek nedeni anlatır.

Alıştırma

Cümleyi pinpoint A as B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: After several tests, the mechanic ____ a cracked hose ____ the cause of the leak.

Cevabı göster

pinpointed · as

Kültür

Helicobacter pylori or H. pylori: tam ad ve kısaltma

called Helicobacter pylori bölümü bakterinin adını verir. Ardından or, H. pylori biçimini aynı adın kısaltılmış hâli olarak tanıtır; ikinci bir bakteriyi anlatmaz. H. pylori biçiminde H., Helicobacter cins adını temsil eder; pylori ise değişmeden kalır. Bilimsel ve tıbbi metinler, daha sonra kısaltmayı açıkça kullanabilmek için çoğu zaman önce tam adı verir.

Alıştırma

Bu cümlede Helicobacter pylori or H. pylori ne anlama geliyor?

  1. İki farklı bakteri
  2. Bir bakteri ve bir ilaç
  3. Aynı bakteri adının tam ve kısaltılmış biçimleri
Cevabı göster

Aynı bakteri adının tam ve kısaltılmış biçimleri

H. pylori is one of humanity's oldest and most frequent companions, Deyimler

3:30

H. pylori, insanlığın en eski ve en sık yoldaşlarından biridir,

having joined us at least 50,000 years ago Dilbilgisi

3:35

bize en az 50.000 yıl önce katıldı

and now found in 50% of people.

3:38

ve şimdi insanların %50'sinde bulunuyor.

Deyimler

one of humanity's oldest and most frequent companions: H. pylori'nin kişileştirilmesi

Bu cümlede companions, H. pylori'yi çok uzun zamandır insanlığın yanında bulunan ve birçok insanda görülen bir varlık gibi kişileştirir. Oldest bu ilişkinin ne kadar eski olduğunu, most frequent ise bakterinin ne kadar yaygın olduğunu vurgular. Bu ifade, bakterinin dost canlısı veya yararlı olduğu ya da bilinçli olarak insanlara eşlik etmeyi seçtiği anlamına gelmez. Uzun süreli biyolojik bir ilişkiyi, uzun zamandır birlikte olunan bir yol arkadaşı imgesine dönüştürür. one of + çoğul isim kalıbı da H. pylori'yi daha büyük bir grubun bir üyesi olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede companions sözcüğü temel olarak neyi anlatır?

  1. H. pylori'nin insanlara her zaman yardım eden dost canlısı bir organizma olduğunu.
  2. H. pylori'nin çok uzun zamandır insanlarla birlikte var olduğunu ve yaygın bulunduğunu.
  3. İnsanların H. pylori'yi bilinçli olarak bir gruba davet ettiğini.
Cevabı göster

H. pylori'nin çok uzun zamandır insanlarla birlikte var olduğunu ve yaygın bulunduğunu.

Dilbilgisi

having joined us ... and now found ...: geçmiş ve bugünkü arka planı eklemek

Virgülden sonraki ifade, iki yeni tam cümle kurmadan H. pylori hakkında iki arka plan bilgisi ekler. İki bölüm de ana cümlenin öznesini açıklar: having joined us ... daha eski geçmişi, now found ... ise bugünkü durumu verir. Having + geçmiş zaman ortacı, ana zamandan önce tamamlanmış bir şeyi gösterir. Found burada edilgendir: H. pylori insanlarda bulunur. Bu bağlanmış yapıda found sözcüğünden önce being kullanılmamıştır. Joined us da kişileştirmedir; kelimenin gerçek anlamıyla bir gruba girmek değil, insanlarla bağlantılı olarak yaşamaya başlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı özne hakkında daha eski bir geçmişi ve bugünkü edilgen durumu eklemek için ortaçlı bir ifadeyi doğru kullanır?

  1. Having opened in 1902, tourists now protect the bridge as a historic site.
  2. The bridge still serves the town, having opened in 1902 and now protected as a historic site.
  3. The bridge still serves the town, having opens in 1902 and now protecting as a historic site.
Cevabı göster

The bridge still serves the town, having opened in 1902 and now protected as a historic site.

Previously,

3:41

Önceden,

we thought the stomach was sterile Kelime

3:42

midenin steril olduğunu düşünüyorduk,

on account of it being such an acidic, Kalıp ifadeler

3:44

o kadar asidik,

hostile environment.

3:46

düşmanca bir ortam olması nedeniyle.

Kelime

sterile: mikroorganizma içermeyen

Bu tıbbi bağlamda sterile, “canlı mikroorganizma içermeyen” anlamına gelir. Buradaki düşünce, midenin yalnızca temiz görünmesi değil, içinde hiç mikrop bulunmadığının sanılmasıdır. Sterile ayrıca “üreyemeyen” anlamına da gelebilir; ancak stomach, acidic ve hostile environment sözcükleri burada mikrobiyolojik anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

“Canlı mikroorganizma içermeyen” anlamındaki sözcükle cümleyi tamamlayın: Before the operation, all instruments must remain ____.

Cevabı göster

sterile

Kalıp ifadeler

on account of ...: bir nedeni belirtmek

On account of, because of veya due to anlamına gelir. Bir nedeni belirtir ve ardından bir isim öbeği ya da isim gibi işlev gören başka bir yapı gelir. Bu cümlede it being such an acidic, hostile environment, nedeni belirten bir -ing yan cümleciğidir; it, the stomach ifadesine gönderme yapar. on account of ifadesini nedeni bağlayan tek bir kalıp olarak okuyun; account sözcüğünü banka kaydı veya hesabı anlamında düşünmeyin.

Alıştırma

Cümleyi because of anlamındaki daha resmî, üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ the high winds.

Cevabı göster

on account of

Yet H. pylori survives the acidic turmoil of the stomach Notlar

3:48

Yine de H. pylori midenin asidik kargaşasında hayatta kalır,

with a variety of features that disrupt mucosal defense in its favor. Kalıp ifadeler

3:52

mukozal savunmayı kendi lehine bozan çeşitli özelliklerle.

Anlatım akışı

Yet H. pylori survives the acidic turmoil of the stomach: beklentinin tersine bir gerçeği işaret etmek

Cümlenin başındaki Yet, ancak ya da yine de anlamına gelir. H. pylori'nin hayatta kalmasının, midenin sert asidik koşullarının oluşturduğu beklentiyle çeliştiğini gösterir. Böylece Yet, açıklamayı bir tersine dönüş şeklinde düzenler: önce bir beklenti makul görünür, ardından önemli bir gerçek bu beklentiye ters düşer. Bu tür bir geçişten sonra genellikle şaşırtıcı sonucun nasıl mümkün olduğu açıklanır.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, ilk cümlenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir gerçeği Yet ile sunar?

  1. The cave was thought to be lifeless. Therefore, no one expected microbes there.
  2. The cave was thought to be lifeless. Yet microbes were found deep inside it.
  3. The cave was thought to be lifeless. For example, it had no sunlight.
Cevabı göster

The cave was thought to be lifeless. Yet microbes were found deep inside it.

Deyimler

the acidic turmoil of the stomach: zorlu asidik ortamı canlı biçimde anlatan bir benzetme

Turmoil genellikle büyük bir karışıklık veya çalkantı hâli demektir. Burada mecaz olarak kullanılır: acidic, turmoil sözcüğünü niteler; of the stomach ise bu zorlu koşulların nerede olduğunu belirtir. Bu ifade, midenin asidik ortamını sert ve çalkantılı hissettirir. Siyasi bir kargaşayı gerçek anlamda anlatmaz ve mide sıvısının gözle görülür biçimde şiddetle hareket ettiğini iddia etmez.

Alıştırma

the acidic turmoil of the stomach ifadesi bu cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Midenin siyasi bir çatışmaya katıldığını söyler.
  2. Belirli bir mide sıvısının resmî tıbbi adını verir.
  3. Midenin asidik koşullarını canlı bir biçimde zorlu ve çalkantılı olarak gösterir.
Cevabı göster

Midenin asidik koşullarını canlı bir biçimde zorlu ve çalkantılı olarak gösterir.

Kalıp ifadeler

disrupt ... in its favor: bir savunmayı zayıflatıp avantaj sağlamak

disrupt mucosal defense, mide mukozasının koruyucu bariyerini bozmak veya zayıflatmak anlamına gelir. in its favor, sonucun kimin yararına olduğunu gösterir: bu bozulma, its ile belirtilen organizmanın yararına olan koşullar oluşturur. Burada its, mucosal defense ifadesine değil H. pylori'ye gönderme yapar. Genel olarak change or influence something in someone's favor, bir şeyi değiştirerek veya etkileyerek durumu bir kişi, grup ya da organizma için daha avantajlı hâle getirmek demektir.

Alıştırma

Değişikliğin daha küçük takımlara yarar sağladığını göstermek için cümleyi in ... favor ile tamamlayın: The new rule shifted the balance ____.

Cevabı göster

in the smaller teams' favor

For example, Anlatım akışı

3:57

Örneğin,

it produces an enzyme called urease Kültür

3:58

üreaz adı verilen bir enzim üretir,

that helps protect it from the surrounding gastric acid. Kelime

4:01

bu da onu çevresindeki mide asidinden korumaya yardımcı olur.

Anlatım akışı

For example: genel bir ifadeyi belirli bir örneğe bağlamak

For example, sonraki ifadenin hemen önce söylenen daha genel bir ifadeyi destekleyen veya açıklayan belirli bir örnek olduğunu gösterir. Burada üreaz üretme ayrıntısı, daha önce belirtilen özelliklerden birini açıklar; yeni bir konu başlatmaz. Bu işareti gördüğünüzde örneği önceki genel düşünceyle ilişkilendirin. Kendi yazınızda, önceki iddiaya gerçekten uyan belirli bir örnekten önce kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle çifti, genel ifadenin belirli bir örneğini sunmak için For example kullanır?

  1. Some animals are active at night. For example, the library has new computers.
  2. Some animals are active at night. For example, many owls hunt after sunset.
  3. Some animals are active at night. For example, this means every animal is nocturnal.
Cevabı göster

Some animals are active at night. For example, many owls hunt after sunset.

Kültür

enzyme called urease: called ile belirli bir enzim adını belirtme

Enzim, kimyasal bir tepkimeyi hızlandıran bir maddedir. Urease bu enzimin özel adıdır; Türkçede üreaz denir. Üreyi parçalar ve amonyak oluşmasına yardımcı olarak bakterinin çevresini daha az asidik hâle getirir. an enzyme called urease ifadesinde called urease, enzyme sözcüğünden sonra gelir ve onun adını belirtir. Burada called, “adı verilen” demektir; “telefonla iletişim kurulan” anlamına gelmez.

Alıştırma

an enzyme called urease ifadesindeki called ne anlama gelir?

  1. Enzim urease tarafından üretilir.
  2. Enzimin adı urease'dir.
  3. Enzim urease'i telefonla arar.
Cevabı göster

Enzimin adı urease'dir.

Kelime

gastric acid: mide asidi için kullanılan resmî tıp terimi

Gastric acid, midedeki asit yani mide asidi anlamına gelir. Gastric, “mideyle ilgili” anlamında bir sıfattır; bu nedenle ifade genel olarak asidi değil, özellikle mide asidini belirtir. protect it from the surrounding gastric acid ifadesinde from, organizmanın neye karşı korunduğunu belirtirken surrounding, asidin organizmanın çevresinde olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir tıbbi açıklama için en uygundur?

  1. The medicine reduces every kind of acid.
  2. The medicine reduces gastric acid production.
  3. The medicine cuts down on stomach acid.
Cevabı göster

The medicine reduces gastric acid production.

H. pylori can make over 1,500 proteins,

4:04

H. pylori 1.500'den fazla protein yapabilir,

many of which are dedicated to maximizing its virulence. Kalıp ifadeler

4:08

bunların birçoğu onun virülansını en üst düzeye çıkarmaya adanmıştır.

Kalıp ifadeler

many of which are dedicated to maximizing ...: amaç ve yapı

Many of which, daha önce geçen 1.500'den fazla proteine gönderme yapar ve bu grubun birçok üyesinin daha sonra açıklanan işlevi taşıdığını belirtir. Burada be dedicated to, insanlara özgü bir bağlılığı değil, belirli bir amaca tahsis edilmiş olmayı ifade eder. To bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki maximizing gelir. Virulence, bir patojenin hastalığa yol açma yeteneğidir. Vurgulanan yan cümlenin tamamı, proteinlerin çoğunun bu yeteneği mümkün olduğunca artırma işlevi gördüğünü söyler.

Alıştırma

Vurgulanan be dedicated to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: These machines are ____ sorting recycled plastic.

Cevabı göster

dedicated to

We still have unanswered questions, Kalıp ifadeler

4:13

Hala cevaplanmamış sorularımız var,

like why specific people develop ulcers at particular times. Dilbilgisi

4:15

belirli insanların neden belirli zamanlarda ülser geliştirdiği gibi.

Kalıp ifadeler

We still have unanswered questions: hâlâ bilinmeyenleri belirtmek

Have unanswered questions, henüz yanıtı bulunmamış sorular veya meseleler olduğunu belirtir. Araştırma bağlamında questions yalnızca birinin sesli olarak sorduğu cümleleri değil, incelenmesi gereken araştırma sorunlarını da ifade edebilir. Still, hâlihazırda bilinenlere rağmen bu yanıtsızlık durumunun devam ettiğini gösterir. Bu ifade, yanıt bulmanın imkânsız olduğunu ileri sürmeden mevcut bilginin sınırlarını belirtir.

Alıştırma

Bir araştırmada birkaç ipucu bulundu, ancak araştırmacılar belirtilerin neden geri döndüğünü henüz bilmiyor. Bu sınırı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Researchers still have unanswerable questions about why the symptoms return.
  2. Researchers have already answered every question about why the symptoms return.
  3. Researchers still have unanswered questions about why the symptoms return.
Cevabı göster

Researchers still have unanswered questions about why the symptoms return.

Dilbilgisi

why specific people develop ulcers: dolaylı soru yapısında sözcük sırası

why specific people develop ulcers at particular times yan cümlesi, dolaylı bir soru yapısıdır: dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine tartışılan bir sorunun içeriğini belirtir. Buradaki like, “örneğin” anlamına gelir ve bu sorulardan birini tanıtır. Why ile kurulan dolaylı soru yan cümlesinde düz cümle sırası kullanılır: why + özne + fiil. Bu nedenle why specific people develop denir; doğrudan sorudaki gibi yardımcı fiil do öznenin önüne getirilmez.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle dolaylı soruyu tamamlayın: Scientists are studying ____. (why / some volcanoes / erupt suddenly)

Cevabı göster

why some volcanoes erupt suddenly

However, Anlatım akışı

4:20

Ancak,

we do know individual genetics,

4:21

bireysel genetiğin,

other medical problems,

4:23

diğer tıbbi sorunların,

use of certain medications,

4:25

bazı ilaçların kullanımının,

smoking, and the genetic diversity of Helicobacter strains,

4:27

sigaranın ve Helicobacter suşlarının genetik çeşitliliğinin

all play a role. Kalıp ifadeler

4:31

hepsinin rol oynadığını biliyoruz.

Anlatım akışı

However, we do know: belirsizlikten bilinen bir gerçeğe geçiş

However, önceki belirsizlikle karşıtlık kurar ve açıklamayı bilinen kanıtlara yöneltir. Böylece ileti dengelenir: bazı ayrıntılar hâlâ yanıtsızdır, ancak yararlı bazı gerçekler belirlenmiştir. we do know ifadesinde do, yalın fiil know’dan önce gelen vurgulu bir yardımcı fiildir. Burada “bir eylem yapmak” anlamına gelmez; “gerçekten biliyoruz” anlamını verir ve bilinen bilgiye geçişi güçlendirir.

Alıştırma

The exact mechanism is still unclear. Hangi cümle kesin olarak bilinen bir gerçeğe en iyi geçişi sağlar?

  1. Similarly, we may wonder whether sunlight affects the body.
  2. However, we do know that sunlight helps the body produce vitamin D.
  3. For example, the exact mechanism is still unclear.
Cevabı göster

However, we do know that sunlight helps the body produce vitamin D.

Kalıp ifadeler

all play a role: katkıda bulunan birden çok etkeni özetlemek

Bu cümlede all, önceki listede yer alan her bir etkene gönderme yapar. They all play a role, her etkenin açıklanan duruma katkıda bulunduğu anlamına gelir. Burada role, tiyatroda canlandırılan bir rolü değil, katkı veya etkiyi ifade eder. Birden fazla etken sıralandıktan sonra all play a role listeyi tamamlar ve dinleyene her maddenin aynı açıklamanın bir parçası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi all play a role ve gerekli edatla tamamlayın: Good soil, water, and sunlight ____ healthy plant growth.

Cevabı göster

all play a role in

In particular, Anlatım akışı

4:33

Özellikle,

certain pain medications used to reduce inflammation in joints Dilbilgisi

4:34

eklemlerdeki iltihabı azaltmak için kullanılan bazı ağrı kesicilerin

have been discovered to work with H. pylori Kalıp ifadeler

4:39

H. pylori ile birlikte çalışarak

to create more severe stomach ulcers.

4:42

daha şiddetli mide ülserleri yarattığı keşfedilmiştir.

Anlatım akışı

In particular: genel bir noktadan temel bir örneğe odaklanmak

In particular, odağı belirten bir söylem işaretleyicisidir. Önceki genel etkenler listesini belirli ağrı kesicilere indirger ve bu madde hakkında ek ayrıntı verileceğini gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında okuyucuyu genel bir ifadeden seçilmiş bir örneğe veya duruma yönlendirir. Ardından gelen virgül, işaretleyiciyi odaklanan bilgiden ayırır; bu ifade fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

İki İngilizce cümleyi okuyun ve In particular ifadesinin görevini seçin: Several things can make a room quieter. In particular, thick curtains can reduce outside noise.

  1. Odayı daha sessiz hâle getirmekle ilgisiz yeni bir konu başlatır.
  2. Perdelerin belirli bir fiziksel konumda olduğunu söyler.
  3. Kalın perdeleri özellikle ilgili bir örnek olarak seçer.
Cevabı göster

Kalın perdeleri özellikle ilgili bir örnek olarak seçer.

Dilbilgisi

medications used to reduce inflammation: edilgen geçmiş zaman ortacı nitelemesi

medications used to reduce inflammation in joints isim grubunda used to reduce inflammation in joints, medications sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. İlaçların hangi amaçla kullanıldığını belirtir ve medications that are used to reduce inflammation in joints şeklinde açılabilir. Burada used, use fiilinin edilgen anlam taşıyan biçimidir; used to geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz. “İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı” biçimindeki bu kısa kalıp, bir şey hakkında teknik bilgi verirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

medications used to reduce inflammation isim grubundaki used to reduce inflammation yapısını doğru biçimde açan ifade hangisidir?

  1. that are reducing inflammation
  2. that are used to reduce inflammation
  3. that used to reduce inflammation
Cevabı göster

that are used to reduce inflammation

Kalıp ifadeler

have been discovered to work with H. pylori: birleşik etkilerle ilgili bir bulgu

Have been discovered to, iddiayı bir tahmin olarak değil, araştırmayla daha önce elde edilmiş bir bulgu olarak sunar. Burada work with H. pylori, ilaçlarla bakterinin birlikte etki göstermesi veya etkilerini birleştirerek sonucu oluşturması anlamına gelir. Bilinçli bir iş birliğini anlatmaz.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda have been discovered to work with H. pylori ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Araştırmalar, ilaçlarla H. pylori'nin sonucu etkilemek üzere birlikte etki gösterdiğini ortaya koymuştur.
  2. İlaçlar H. pylori ile bilinçli olarak iş birliği yapar.
  3. Araştırmacılar ilaçları üretmek için H. pylori kullanır.
Cevabı göster

Araştırmalar, ilaçlarla H. pylori'nin sonucu etkilemek üzere birlikte etki gösterdiğini ortaya koymuştur.

Dr. Marshall ended up being fine Öbek fiiller

4:45

Dr. Marshall sonuç olarak iyiydi,

Öbek fiiller

ended up being fine: son sonucu anlatmak

End up + -ing yapısı, bir sürecin ardından ortaya çıkan son sonucu anlatır. Özellikle sonuç başta belirsiz veya beklenmedik olduğunda kullanılır. Ended up, bu sonucu geçmiş zamana yerleştirir. Bu cümlede being fine, Dr. Marshall'ın deneyden sonra iyi ve güvende olduğu anlamına gelir. Up, end up öbek fiilinin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez.

Alıştırma

Endişe verici bir düşmenin ardından Mia'nın sonunda iyi olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. After the fall, Mia ended up being fine.
  2. After the fall, Mia ended being fine up.
  3. After the fall, Mia ended up to be fine.
Cevabı göster

After the fall, Mia ended up being fine.

after his famous, albeit dangerous, Kelime

4:47

tehlikeli de olsa meşhur,

experiment.

4:50

deneyinin ardından.

Kelime

famous, albeit dangerous: kısa ve resmî bir ödünleme

Albeit, although anlamına gelir; ancak genellikle tam bir yan cümle yerine kısa ve eksiltili bir ögeyi başlatır. Burada dangerous sıfatını başlatır. Araya giren bölüm, famous tanımını sınırlar: deney ünlüydü ama aynı zamanda tehlikeliydi. Virgüller, bu kısa ödünleme açıklamasını isim öbeği içinde bir ara bilgi olarak işaretler.

Alıştırma

Cümleyi albeit ve expensive sıfatıyla tamamlayın: The camera was reliable, ____.

Cevabı göster

albeit expensive

He ingested a course of antibiotics Kelime

4:51

Bir kür antibiyotik yuttu,

Kelime

ingested a course of antibiotics: tam tedaviyi anlatan resmî dil

Burada ingested, bir şeyi yutarak vücuda almak anlamına gelir; a course of antibiotics ise belirli bir süre boyunca uygulanan antibiyotik tedavisinin tamamını ifade eder. Bu ifade planlı bir tedaviyi anlatır, bütün ilaçların tek seferde yutulduğunu değil. Bu tıbbi kullanımda course, bir tedavi süreci anlamına gelir; okul dersi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a course of antibiotics ne anlama gelir?

  1. antibiyotikler hakkında bilgi veren bir ders
  2. belirli bir süre boyunca uygulanan antibiyotik tedavisinin tamamı
  3. tek seferde alınan bir miktar antibiyotik
Cevabı göster

belirli bir süre boyunca uygulanan antibiyotik tedavisinin tamamı

similar to the ones taken now for ulcers. Dilbilgisi

4:53

şu anda ülser için alınanlara benzer.

Dilbilgisi

the ones taken now for ulcers: çoğul bir ismin yerine kullanma

The ones, daha önce sözü edilen çoğul sayılabilir isim antibiotics yerine kullanılır; böylece isim tekrarlanmaz. Taken now for ulcers, ones sözcüğünden sonra gelen ve hangi antibiyotiklerin kastedildiğini belirten bir geçmiş zaman ortacı grubudur. that are taken now for ulcers biçiminde açılabilir; bu nedenle bütün ifadenin anlamı similar to the antibiotics that are taken now for ulcers ile aynıdır. The ones antibiyotikleri ifade eder, hastaları veya ülserleri değil.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve elektrikli otomobillerde kullanılan bataryalar anlamına gelen ifade hangisidir? These batteries are similar to ___ in electric cars.

  1. the one used
  2. the ones used
  3. the ones using
Cevabı göster

the ones used

To be treated by simple antibiotics is a modern triumph Notlar

4:57

Basit antibiyotiklerle tedavi edilmek modern bir zaferdir

for a disease that previously needed surgery.

5:01

eskiden ameliyat gerektiren bir hastalık için.

Dilbilgisi

To be treated by simple antibiotics: özne olan edilgen mastar öbeği

To be treated by simple antibiotics, to be + geçmiş zaman ortacı yapısında edilgen bir mastar öbeğidir. Öbeğin tamamı is fiilinin öznesidir ve değerlendirilen durumu, yani basit antibiyotiklerle tedavi görmeyi adlandırır. Buradaki to, “-mek için” anlamına gelmez. Cümle başındaki bir mastar öbeği isim öbeği gibi özne olabilir. Resmî açıklamalarda bu yapı, bir eylemi veya olasılığı önce sunup ardından değerlendirmeyi sağlar.

Alıştırma

Örnekte To be treated by simple antibiotics hangi dil bilgisi görevindedir?

  1. Başka bir eylemin amacını açıklar.
  2. Mastar öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir.
  3. Antibiyotik kullanılması için emir verir.
Cevabı göster

Mastar öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir.

Kalıp ifadeler

a modern triumph for a disease...: büyük bir tıbbi başarı

A modern triumph, modern tıbbın büyük bir başarısına yönelik güçlü bir övgüdür. Triumph burada mecazidir: oyun veya yarışmadaki bir galibiyeti değil, zor bir tıbbi soruna karşı elde edilen önemli bir başarıyı anlatır. For a disease that previously needed surgery, bu başarının hangi tıbbi sorun açısından önemli olduğunu belirtir. that previously needed surgery ilgi cümleciği, eski cerrahi tedaviyi günümüzde basit antibiyotik kullanımına karşıt hâle getirerek değişimin neden dikkat çekici olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte a modern triumph ne anlama geliyor?

  1. Özel bir önemi olmayan sıradan bir tedavi
  2. Hastalığın kendisinin kazandığı bir zafer
  3. Modern tıbbi tedavide büyük bir başarı
Cevabı göster

Modern tıbbi tedavide büyük bir başarı

Marshall's work also reminded us Anlatım akışı

5:04

Marshall'ın çalışmaları ayrıca bize şunu hatırlattı:

that scientific progress is not always smooth, Kalıp ifadeler

5:07

bilimsel ilerleme her zaman pürüzsüz değildir,

but there's value in trusting your proverbial Deyimler

5:10

ancak mecazi anlamda içgüdülerinize güvenmenin değeri vardır,

and sometimes literal gut.

5:13

ve bazen kelimenin tam anlamıyla bağırsaklarınıza da.

Anlatım akışı

Marshall's work also reminded us: hikâyeden genel bir derse geçiş

Marshall's work also reminded us, odağı bir kişinin belirli çalışmasından genel bir derse taşır. Ardından gelen that yan cümlesi, dinleyicinin hikâyeden çıkarması gereken dersi belirtir. Konuşmalarda, bilimsel yazılarda ve hikâye sonuçlarında remind someone that..., bir kanıtı veya olayı daha geniş bir çıkarıma bağlayarak bilgiyi düzenleyebilir. Burada reminded, acil bir görevi hatırlatma anlamına gelmez; also ise bu dersin önceki noktalara eklenen başka bir düşünce olduğunu gösterir.

Alıştırma

Açıklamanın bu noktasında 'Marshall's work also reminded us' ne işe yarıyor?

  1. Bir randevu hakkında acil bir hatırlatma yapar.
  2. Konuyla ilgisiz yeni bir kişiyi tanıtır.
  3. Belirli bir hikâyeden daha geniş bir derse geçer.
Cevabı göster

Belirli bir hikâyeden daha geniş bir derse geçer.

Kalıp ifadeler

scientific progress is not always smooth: inişli çıkışlı bir süreci anlatmak

Burada smooth, bir sürecin nasıl ilerlediğini anlatır: kolay, düzenli veya büyük sorunlardan uzak demektir. Yan cümle, bilimsel ilerlemenin aksilikler, hatalar veya gecikmeler içerebileceğini söyler; fiziksel bir yüzeyden söz etmez. Not always kısmi olumsuzluktur. Sürecin bazı zamanlarda iyi, bazı zamanlarda kötü ilerleyebileceği anlamına gelir; bu yüzden never kadar kesin değildir. Aynı yapı projeleri, öğrenmeyi, ilişkileri veya planları anlatabilir.

Alıştırma

'The project was not always smooth' ne anlama gelir?

  1. Proje bazı zorluklar yaşadı, ancak bazı bölümleri iyi gitmiş olabilir.
  2. Projede yapılan bir şeyin yüzeyi pürüzlüydü.
  3. Proje hiçbir zaman iyi gitmedi.
Cevabı göster

Proje bazı zorluklar yaşadı, ancak bazı bölümleri iyi gitmiş olabilir.

Deyimler

mecazi ve bazen gerçek anlamdaki gut'a güvenmek

Trust your gut, “sezgine güven” anlamına gelen bir deyimdir. Burada proverbial gut, sözcüğün bilinen mecazi anlamını; literal gut ise gerçek mideyi veya sindirim sistemini ifade eder. Bu iki anlam bir kelime oyunu yaratır. Cümle, sezginin değerli olabileceğini söylerken gut sözcüğünün bedensel anlamına kısa süreli geçiş yapar ve bu düşünceyi mide hastalıkları konusuna esprili biçimde bağlar. There's value in + gerund yapısı, bir eylemin bir yararı veya değeri olduğunu anlatır.

Alıştırma

“your proverbial and sometimes literal gut” bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Sindirim sisteminin kendi başına karar verebildiğini iddia eder.
  2. Sezgi düşüncesini gerçek sindirim sistemine yapılan bir göndermeyle birleştirir.
  3. Bilimsel kanıtların her zaman göz ardı edilip içgüdünün tercih edilmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Sezgi düşüncesini gerçek sindirim sistemine yapılan bir göndermeyle birleştirir.

Did you enjoy this lesson?

5:16

Bu dersten keyif aldınız mı?

If so,

5:17

Öyleyse,

please consider supporting our nonprofit mission by visiting patreon.com/teded.

5:18

lütfen patreon.com/teded adresini ziyaret ederek kâr amacı gütmeyen misyonumuzu desteklemeyi düşünün.