Olimpiyatların antik kökenleri - Armand D'Angour: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, Olimpiyat Oyunları’nın antik Olympia’da Zeus’u onurlandıran bir festivalden ve MÖ 776’da kayda geçen ilk oyunlardan başlayıp yarışma dallarının çoğalması ve MS 391’de yasaklanması üzerinden, 1896’da Atina’daki modern canlanışına ve günümüzde küresel bir spor yarışması oluşuna uzanan tarihini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What began as / has today become — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir kurumun başlangıçtaki biçimiyle bugünkü kimliğini veya ölçeğini karşılaştırmayı öğrenin. Bu ikili yapı; tarihsel değişimi, kariyer gelişimini ve kuruluş ya da projelerin dönüşümünü açık biçimde anlatmak için kullanılabilir. 2. bid a fond farewell to — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir şeye sevgiyle veya üzüntüyle veda etmeyi anlatan resmî ve edebî ifadeyi tanıyın. Bir dönemin, geleneğin, etkinliğin ya da uzun süre devam etmiş bir faaliyetin sona erişini aktarırken kullanabilirsiniz. 3. Citius, Altius, Fortius. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Geleneksel olarak “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamında yorumlanan Latince Olimpiyat sloganını tanıyın. Böylece spor yayınlarında, törenlerde, tarih anlatılarında ve başka medya içeriklerindeki Olimpiyat göndermelerini anlayabilirsiniz.
Bu derste
Thousands of years in the making: sonucun arkasındaki uzun oluşum sürecini vurgulamak
In the making, bir şeyin zaman içinde şekillenmesi, gelişmesi veya hazırlanması anlamına gelir. Burada Thousands of years in the making, günümüzdeki etkinliği binlerce yıl süren bir sürecin sonucu olarak sunar; bir nesnenin üretilmekte olduğunu anlatmaz. Zaman dilimi + in the making kalıbı, bir sonucun arkasındaki sürecin ne kadar sürdüğünü vurgular. Buradaki gibi etkileyici bir başlık veya giriş sözü olarak tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Planın gelişmesinin yıllar sürdüğünü belirtmek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The new park was five years ____.
Cevabı göster
in the making
What began as part of a religious festival honoring the Greek god Zeus in the rural Greek town of Olympia Notlar
0:14Kırsal Yunan kasabası Olympia'da Yunan tanrısı Zeus'u onurlandıran dini bir festivalin parçası olarak başlayan şey,
religious festival honoring the Greek god Zeus: Olimpiya'daki kutsal bir kutlama
Bu ifade, Antik Yunan dininin baş tanrısı Zeus'u onurlandırmak için düzenlenen dini bir töreni anlatır. Burada festival, yalnızca modern bir eğlence etkinliği değil, düzenli biçimde yapılan kutsal bir kutlamadır. Olimpiya, antik Olimpiyat Oyunları'nın düzenlendiği yerdi. Bu arka plan, oyunların yalnızca spor olarak değil, Olimpiya'daki dini yaşamın ve ibadetin bir parçası olarak başladığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifadeye en uygun yorum hangisidir?
- Zeus'un adını taşıyan modern bir eğlence festivali.
- Zeus'un sporcu olarak katıldığı bir spor yarışması.
- Zeus'u onurlandırmak için düzenlenen kutsal bir kutlama.
Cevabı göster
Zeus'u onurlandırmak için düzenlenen kutsal bir kutlama.
has today become the greatest show of sporting excellence on Earth. Anlatım akışı
0:21bugün Dünya üzerindeki sportif mükemmelliğin en büyük gösterisi haline geldi.
What began as ... has today become: başlangıçtan bugüne değişimi göstermek
What began as ... has today become ... kalıbı, geçmişteki bir kimliği günümüzdeki sonuçla karşılaştırır. Bu cümlede What began as part of a religious festival ... bölümünün tamamı öznedir; has today become ise aynı şeyin bugün ne olduğunu anlatır. Burada what, olan şey anlamındadır; dolayısıyla cümle bir soru değildir. Present perfect yapısındaki has become, geçmişteki başlangıcı bugüne bağlar. Today vurguyu artırır ancak isteğe bağlıdır: What began as X has become Y.
Alıştırma
Başlangıçtan bugüne uzanan kalıbı vurgulanan yapıyla tamamlayın: ____ a neighborhood book club ____ a nationwide literacy charity.
Cevabı göster
What began as · has today become
the greatest show of sporting excellence on Earth: en üstünlükle yapılan görkemli övgü
Bu isim öbeği become fiilinin tümlecidir; bu nedenle cümlenin günümüzdeki duruma ilişkin temel değerlendirmesini taşır. En üstünlük bildiren the greatest ve çok geniş bir kapsam belirten on Earth, etkinliği dünya çapında önemli gösterir. sporting excellence ise olağanüstü atletik yetenek ve başarı anlamına gelir. Burada show, tiyatro oyunu değil, halka açık büyük bir sergileme veya vitrin anlamındadır. Bu ifade, belgesellerde ya da tanıtım anlatılarında sıkça görüldüğü gibi bilinçli biçimde görkemli ve hayranlık doludur; nesnel olarak doğrulanmış kesin bir sıralama vermek yerine güçlü bir etki yaratır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Etkinliği olağanüstü atletik yeteneğin sergilendiği görkemli, dünya çapında bir vitrin olarak sunar.
- Etkinliği sporcuların sahnelediği bir tiyatro oyunu olarak tanımlar.
- Belirtilmiş ölçütlere dayanan tarafsız ve ölçülebilir bir sıralama verir.
Cevabı göster
Etkinliği olağanüstü atletik yeteneğin sergilendiği görkemli, dünya çapında bir vitrin olarak sunar.
inception date: resmî bir başlangıç tarihi
Inception date, bir kuruluşun, projenin, sistemin veya uzun süreli bir etkinliğin başladığı tarihi ifade eder. Bu ifadede inception, tarihin türünü belirtmek için date sözcüğünün önünde isim olarak kullanılır. Burada MÖ 776, söz konusu edilen geleneksel başlangıç yılı olarak gösterilir. Bu resmî ifade, başlangıcı günlük bir programdaki sıradan başlama zamanı olarak değil, yerleşik bir tarihsel veya kurumsal nokta olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede inception date doğal biçimde kullanılmıştır?
- Our bus has an inception date of 8:15.
- The report lists the foundation's inception date as June 3, 1985.
- What is the inception date of tonight's movie?
Cevabı göster
The report lists the foundation's inception date as June 3, 1985.
became the basis for the Greeks' earliest calendar, Kalıp ifadeler
0:29Yunanlıların en eski takviminin temelini oluşturdu
became the basis for + isim: … için temel hâline geldi
Become the basis for + isim, daha sonra ortaya çıkan bir şeyin temeli, kaynağı veya yol gösteren dayanağı hâline gelmek anlamına gelir. Özne daha önceki olguyu, fikri ya da olayı belirtir; for sonrasındaki isim ise bunun desteklediği sonucu veya sistemi belirtir. Burada daha önceki tarih, Yunanların en eski takvimini düzenleyen temel olarak sunulur. Yapı, yönü açıkça gösterir: önceki bir kaynaktan sonraki bir sonuca doğru.
Alıştırma
Hangi cümle, anket sonuçlarının daha sonraki bir plan için temel sağladığı anlamına gelir?
- The survey results were based on the new plan.
- The survey results became the basis for the new plan.
- The new plan became the basis for the survey results.
Cevabı göster
The survey results became the basis for the new plan.
where time was marked in 4-year increments called Olympiads. Kültür
0:32ve burada zaman, Olimpiyatlar adı verilen 4 yıllık artışlarla işaretleniyordu.
4-year increments called Olympiads: tarihsel bir zaman birimi
Bu cümlede 4-year increments, zamanı ölçmek için kullanılan dört yıllık sabit birimlerdir; called Olympiads ise bu birimlerin adını belirtir. Antik Yunan kronolojisinde bir Olympiad, Olimpiyat Oyunları'nın bir düzenlenişinden bir sonrakine kadar geçen dört yıllık dönemdi. Burada Olympiads, tek tek müsabakaları veya yarışları değil, zaman dönemlerini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede Olympiads ne anlama geliyor?
- Oyunlardaki tek bir yarış
- Zaman birimi olarak kullanılan dört yıllık bir dönem
- Sporcuların antrenman yaptığı bir bina
Cevabı göster
Zaman birimi olarak kullanılan dört yıllık bir dönem
Why, it's ... ile cevabı dramatik biçimde açıklama
Buradaki Why bir neden sormaz. Virgülle ayrılmış bir söylem belirleyicisidir; Why, it's ... cevabı şaşkınlık, kendinden eminlik veya teatral bir havayla sunar. Bunu, cevabı dramatik biçimde ortaya çıkaran bir kullanım olarak anlayın. Ton bakımından Well, it's ... veya Why, of course ... ifadelerine benzer. Why sözcüğünü bire bir çevirmek gerekmez; işlevi neden sormak değil, tonu biçimlendirmektir.
Alıştırma
Bu cümlede Why ne yapıyor?
- Konuşanın cevabı bilmediğini gösterir.
- Cevabı dramatik biçimde sunar.
- Oyunların neden var olduğunu sorar.
Cevabı göster
Cevabı dramatik biçimde sunar.
or so thought the ancient Greeks. Anlatım akışı
0:43ya da en azından antik Yunanlılar böyle düşünüyordu.
fosters excellence: üstün başarının gelişmesini desteklemek
Burada foster, “bir şeyin zaman içinde gelişmesine yardımcı olmak” anlamına gelir. Rekabet, foster excellence sağlayabilen, yani üstün yetenek veya performansın gelişmesine yardımcı olabilen bir koşul olarak sunulur. Excellence fiziksel bir nesne değil, soyut bir niteliktir. Aktarılabilir kalıp foster + soyut isim şeklindedir. İsim, geliştirilen niteliği veya durumu belirtir; foster creativity, foster trust ve foster independence buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede foster excellence hedeflenen soyut anlamıyla kullanılmıştır?
- Well-designed lessons can foster excellence in the classroom.
- The hotel can foster our luggage until noon.
- The shelf can foster excellence beside the trophies.
Cevabı göster
Well-designed lessons can foster excellence in the classroom.
or so thought the ancient Greeks: önceki iddiayı belirli bir gruba atfetmek
Burada so, önceki iddianın tamamının, yani Competition fosters excellence. cümlesinin yerini tutar. Ardından ifade, bu inanca sahip kişilerin Antik Yunanlar olduğunu belirtir. Böylece onların görüşünü anlatıcının kendi tutumundan ayırır. So sözcüğünden sonra thought + özne sırası gelir; bu, anlatısal bir devrik yapıdır. Daha az belirgin sıra or so the ancient Greeks thought biçimindedir. Her iki biçimde de ifade geriye dönerek önceki iddiayı sınırlar ve kabaca “ya da en azından Antik Yunanlar böyle düşünüyordu” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede or so thought the ancient Greeks ifadesinin temel işlevi nedir?
- Antik Yunanların iddianın herkes için doğru olduğunu kanıtladığını söyler.
- Önceki iddiayı Antik Yunanlara atfeder, fakat anlatıcının kayıtsız şartsız görüşü olarak sunmaz.
- Antik Yunanlara rekabet hakkında doğrudan bir soru sorar.
Cevabı göster
Önceki iddiayı Antik Yunanlara atfeder, fakat anlatıcının kayıtsız şartsız görüşü olarak sunmaz.
In addition to: başka bir kategori eklemek
In addition to bir öğeyi tanıtır ve aynı türden başka bir öğenin ekleneceğini bildirir. Burada sporting events ilk kategoridir ve bu ifade dinleyiciyi başka yarışma türlerine hazırlar. Bu ifadede to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: in addition to music; in addition to singing. Hemen ardından fiilin yalın biçimini kullanmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede bir etkinlikten önce in addition to doğru kullanılmıştır?
- In addition to painting, Leo enjoys photography.
- In addition painting, Leo enjoys photography.
- In addition to paint, Leo enjoys photography.
Cevabı göster
In addition to painting, Leo enjoys photography.
contests were held for music, singing, and poetry. Kalıp ifadeler
0:47müzik, şarkı söyleme ve şiir yarışmaları da düzenleniyordu.
contests were held for: yarışma kategorilerini belirtmek
Contests were held for + kategori, o alanlarda yarışmaların düzenlendiği anlamına gelir. Burada music, singing ve poetry yarışma kategorilerini belirtir. Were held, hold fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Düzenleyenden çok yarışmalara odaklanır. Etkinlik dilinde hold, elle tutmak değil, düzenlemek veya gerçekleştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu kategorilerde yarışmaların düzenlendiğini belirten, üç sözcüklü basit geçmiş zaman edilgen ifadesiyle cümleyi tamamlayın: At the school fair, contests ____ painting and photography.
Cevabı göster
were held for
in classical literary works like Homer's Iliad and Virgil's Aeneid. Kültür
0:53Homeros'un İlyada'sı ve Virgil'in Aeneid'i gibi klasik edebi eserlerde.
Homer's Iliad and Virgil's Aeneid: yazarlar ve eserler
Homer's Iliad, Homeros’un yazdığı İlyada; Virgil's Aeneid ise Vergilius’un yazdığı Aeneis demektir. 's iyelik biçimi, her yazarı yazdığı eserle ilişkilendirir; sıradan bir kişisel eşyayı anlatmaz. İlyada ve Aeneis klasik epik şiirlerdir. Burada adlarının verilmesi, antik yarışmalarla ilgili anlatım için okuyucuyu eski edebî kaynaklara yönlendirir.
Alıştırma
“Homer's Iliad and Virgil's Aeneid” ifadesindeki iyelik biçimleri neyi gösterir?
- Bu eserler Homeros ve Vergilius’a ait sıradan eşyalardı.
- Homeros İlyada’yı, Vergilius ise Aeneis’i yazdı.
- Homeros ve Vergilius aynı modern spor hikâyesindeki kahramanlardı.
Cevabı göster
Homeros İlyada’yı, Vergilius ise Aeneis’i yazdı.
Even mythical heroes appreciate a good contest every now and then, Kalıp ifadeler
0:58Efsanevi kahramanlar bile ara sıra iyi bir yarışmadan hoşlanırlar,
every now and then: ara sıra gerçekleşen sıklık
Every now and then, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelir. Bir olayın birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını ve sabit bir programa bağlı bulunmadığını anlatır. İfadenin tamamı sıklık belirten bir zarf öbeği olarak kullanılır. Örnekte mitolojik kahramanların iyi bir yarışmadan ne sıklıkta hoşlandığını belirtir. Genellikle cümlenin sonunda yer alır, ancak başta da kullanılabilir: Every now and then, I reread that book.
Alıştırma
Cümleyi “ara sıra” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: I bake bread ____.
Cevabı göster
every now and then
wouldn't you say? ile onay istemek
wouldn't you say?, bir yorumun ardından dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet etmek için kullanılır ve Don’t you think? ifadesine benzer. Tek yönlü bir ifadeyi ortak bir gözleme dönüştürür. Konuşan kişi genellikle karşısındakinin aynı fikirde olmasını bekler; bu yüzden bu, tamamen açık uçlu bir bilgi sorusu değildir. Ses tonuna göre samimi veya şakacı duyulabilir ya da dinleyici üzerinde hafif bir onay baskısı oluşturabilir.
Alıştırma
Bir yorumdan sonra gelen wouldn't you say? ifadesinin en yaygın amacı nedir?
- Karşı tarafa yanıt hakkı vermeden konuşmayı bitirmek
- Dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet etmek
- Ayrıntılı bir olgu raporu istemek
Cevabı göster
Dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet etmek
featured just one event: feature fiilinin “içermek” anlamı
featured just one event ifadesinde featured, “önemli bir parça olarak içerdi veya sundu” anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiildir. Özne the ancient Greek Olympics, nesne ise just one event olduğundan cümle, ilk Olimpiyatlarda yalnızca bu etkinliğin bulunduğunu anlatır. Özne ve nesne anlamı açık hâle getirir. Bir etkinlik bir yarışma dalını sunabilir; bu nedenle burada eğlence dünyasındaki “bir sanatçıya önemli bir rol verdi” anlamı kullanılmamıştır.
Alıştırma
“İçerdi veya sundu” anlamını vermek için feature fiilinin geçmiş zamanını kullanın: The science fair ____ a robot-building contest.
Cevabı göster
featured
But over time: kademeli değişimi belirtmek
Bu cümlede But over time, açıklamayı daha önceki ve daha sınırlı bir durumdan daha sonra gelişen duruma taşır. But önceki durumla karşıtlık kurarken over time değişimin bir anda değil, yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. Bu, bir tarihi veya süreci düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce başlangıç noktası anlatılır, ardından sonraki büyümeyi, eklemeleri veya diğer değişiklikleri tanıtmak için but over time kullanılır.
Alıştırma
İkinci cümleyi en uygun şekilde başlatan ve değişimin kademeli olduğunu gösteren geçiş ifadesi hangisidir? At first, the club had only five members. ___ it grew to more than a hundred.
- And at first,
- But over time,
- But overnight,
Cevabı göster
But over time,
and even a foot race where the competitors wore a full suit of armor Kalıp ifadeler
1:18ve hatta yarışmacıların tam bir zırh giydiği bir yaya koşusu gibi yeni ve heyecan verici yarışmalar
a full suit of armor: eksiksiz bir zırh takımı
A full suit of armor, vücudu korumak için giyilen eksiksiz bir zırh takımını ifade eder. Burada suit, modern bir takım elbise değil, birlikte giyilen parçalardan oluşan bir takımdır. Armor, koruyucu donanım anlamındayken genellikle sayılamayan bir isimdir. Eksiksiz bir takımı saymak için a suit of armor kullanılır; full ise temel parçaların hepsinin bulunduğunu vurgular.
Alıştırma
Şövalyenin eksiksiz bir zırh takımı giydiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The knight wore a full business suit.
- The knight wore a full suit of armor.
- The knight wore an armor.
Cevabı göster
The knight wore a full suit of armor.
enticed many hopeful champions into the Olympic stadium. Kalıp ifadeler
1:22birçok umutlu şampiyonu Olimpiyat stadyumuna çekti.
enticed many hopeful champions into ...: şampiyon olmayı umut eden birçok kişiyi … içine çekti
entice someone into + bir yer veya etkinlik kalıbı, çekici bir şeyin kişiyi bir yere girmeye, katılmaya ya da harekete geçmeye yönelttiğini anlatır. Burada yeni yarışmalar, şampiyon olmayı hedefleyen kişilere Olimpiyat stadyumuna girip yarışmaları için bir neden verdi. Entice, nötr attract fiiline göre eyleme daha çok odaklanır: bir seçimi etkileyecek kadar güçlü bir teşvik veya ayartma anlatır. Çekicilik aldatıcı ya da riskliyse olumsuz duyulabilir; ancak bu cümlede yalnızca olumlu bir heyecanı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi entice fiilinin geçmiş zamanı ve doğru edatla tamamlayın: The discount ____ several customers ____ trying the new service.
Cevabı göster
enticed · into
events known as the pentathlon: pentatlon olarak bilinen yarışmalar
events known as the pentathlon ifadesinde known as, birleşik grubun kabul görmüş adını tanıtır: bu yarışmalar pentathlon olarak adlandırılır. Bu, events that are known as the pentathlon anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Pentatlon, beş yarışmadan oluşan tek bir birleşik müsabakadır; penta- ön eki “beş” anlamına gelir. Tek tek yarışmalardan biri değildir. Bu bağlamda sıralanan beş yarışma koşu, atlama, güreş, cirit atma ve disk atmadır.
Alıştırma
Bu bağlamda "events known as the pentathlon" ne anlama gelir?
- Beş yarışmadan oluşan grup pentatlon olarak adlandırılır.
- Her yarışma ayrı bir pentatlon türüdür.
- Beş yarışma pentatlon sayesinde ünlüdür.
Cevabı göster
Beş yarışmadan oluşan grup pentatlon olarak adlandırılır.
and the pankration, a no-holds-barred fight Notlar
1:38ve hiçbir kuralın olmadığı bir dövüş olan pankrasyon,
pankration: Antik Yunan’a ait bir dövüş sporu
Pankration, vuruşları ve boğuşmayı birleştiren Antik Yunan’a ait bir dövüş sporunun adıdır. Bu cümlede belirli bir müsabakayı adlandırır; ardından eklenen a no-holds-barred fight ifadesi, yarışmanın çok az kısıtlaması olduğunu açıklar. pankration kelimesini, herhangi bir modern dövüş karşılaşmasını anlatan genel bir İngilizce sözcük olarak değil, tarihî bir spor terimi olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede pankration neyin adıdır?
- Antik Yunan’a ait bir dövüş sporu
- Modern bir yüzme yarışı
- Geleneksel bir Yunan dansı
Cevabı göster
Antik Yunan’a ait bir dövüş sporu
a no-holds-barred fight: çok az kısıtlaması olan bir dövüş
No-holds-barred, dövüş dilinden gelen kalıplaşmış bir birleşik sıfattır. Güreşte a hold is barred denirse o tutuş yasaktır; bu nedenle no holds barred, neredeyse hiçbir hareketin yasak olmadığı anlamına gelir. Burada a no-holds-barred fight, pankration’ı çok az kısıtlaması olan bir dövüş olarak tanımlar. Bu ifade mecaz anlamda da kullanılır. Bir tartışma, rekabet, röportaj veya eleştiri no-holds-barred diye nitelenirse çok az kısıtlama veya özdenetim taşıdığı ve çoğu zaman sert ya da acımasız olduğu anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve neredeyse hiç özdenetim veya sınır olmaması anlamına gelen kalıplaşmış birleşik sıfatla tamamlayın: The candidates held a ____ debate on live television.
Cevabı göster
no-holds-barred
where only biting and eye gouging were prohibited, Kelime
1:41ki burada sadece ısırmak ve göz oymak yasaktı,
biting and eye gouging were prohibited: resmî kural dili
Geçmiş zamandaki edilgen yapı were prohibited, bir kuralın bu iki eyleme izin vermediğini anlatır. Biting and eye gouging birleşik öznedir; iki eylem olduğu için were kullanılır. Cümle, kuralı kimin koyduğuna değil, kuralların neyi yasakladığına odaklanır. Only, kısıtlamaların özellikle az olduğunu vurgular: yasaklanan eylemler yalnızca bunlardı. Kurallar yasak davranışları sıralarken bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Resmî laboratuvar kuralını prohibit fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: Food and drinks ____ in the laboratory.
Cevabı göster
are prohibited
And victorious they were: dramatik vurgu için sıfatın öne alınması
Normal sözcük dizilişi And they were victorious. şeklindedir. Burada were fiilinin sıfat tamamlayıcısı olan victorious başa alınmıştır. Bu öne alma, kimin ne zaman kazandığını değiştirmeden sonucu vurgular. Bir tahminin veya hazırlığın ardından victorious they were dizilişi, beklenen sonucun gerçekleştiğini güçlü biçimde doğrular. Cümleye dramatik ve öyküleyici bir kapanış verir.
Alıştırma
And victorious they were. cümlesindeki öne alınmış dizilişin temel etkisi nedir?
- Onların galip gelip gelmediğini sorar.
- Beklenen zaferi güçlü biçimde doğrular ve sona dramatik bir vurgu katar.
- Daha sonra galip gelebileceklerini söyler.
Cevabı göster
Beklenen zaferi güçlü biçimde doğrular ve sona dramatik bir vurgu katar.
Nobody tops: kimsenin daha iyi olmadığını söylemek
Burada tops, “daha iyi olmak” ya da “geride bırakmak” anlamına gelir ve top fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Nobody tops the local baker Coroebus, yapılan karşılaştırmada Coroebus'u kimsenin geçemeyeceği kişi olarak gösterir. nobody tops + kişi veya şey kalıbı güçlü bir sıralama yargısı kurar: tops sözcüğünden sonra gelen kişi ya da şey en iyi olarak sunulur.
Alıştırma
Öğrenilen kalıbı aynen kullanarak güçlü sıralama ifadesini tamamlayın: ____ our science teacher at making hard ideas clear.
Cevabı göster
Nobody tops
tore away: bir şeyi kuvvetle çekip çıkarmak
Tore away, tear away fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şeyi kuvvetle çekip çıkarmak anlamına gelir; dolayısıyla his loincloth çıkarılan şeydir. Away yalnızca yön bildirmez, ayırıp çıkarma anlamının bir parçasıdır. Nesne bir isimse tore away his loincloth ve tore his loincloth away yapılarının ikisi de mümkündür. Zamir kullanıldığında zamiri fiil ile away arasına getirin: tore it away; tore away it denmez.
Alıştırma
Mina sıkışmış perdeyi yerinden çıkana kadar sertçe çekti. Hangi cümle hareketi en iyi anlatır?
- Mina looked away from the curtain.
- Mina took the curtain with her.
- Mina tore away the curtain.
Cevabı göster
Mina tore away the curtain.
so he could: amaç belirtme
Burada so he could, önceki eylemin amacını belirtir: o eylem, engelsiz biçimde yarışmayı mümkün kılmak için yapılmıştır. Yalnızca “ve bunun sonucunda” değil, “yapabilsin diye” anlamına gelir. Yaygın kalıp eylem + so + özne + can/could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Ana eylem geçmişte geçen bir anlatının parçasıysa could; şimdiki veya gelecekteki amaçlar için çoğunlukla can kullanılır.
Alıştırma
Amaç belirtmek için cümleyi so + özne + could ile tamamlayın: Lena saved the map offline ____ find the trail without a signal.
Cevabı göster
so she could
inaugurating the ancient Greek tradition of competing in the nude. Kültür
2:08ve antik Yunan'da çıplak yarışma geleneğini başlatan kişi.
inaugurating ... competing in the nude: bir geleneğin başlangıcını belirtme
Inaugurating, “resmî olarak başlatmak veya kurmak” anlamına gelir. -ing yan cümlesi önceki eyleme dönerek onun tarihsel sonucunu sunar: anlatıcı, o eylemi bir geleneğin başlangıcı olarak gösterir. Gelenek, competing in the nude olarak tanımlanır. In the nude, “üzerinde giysi olmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; bir giysinin adı değildir. Burada anlatıcının sözünü ettiği antik Yunan uygulamasına gönderme yapılır.
Alıştırma
Hangi cümlede inaugurate, “resmî olarak başlatmak veya yeni bir dönemi açmak” anlamında doğal kullanılmıştır?
- The treaty inaugurated a new era of cooperation.
- Mina inaugurated her homework after dinner.
- Sam inaugurated his sandwich at noon.
Cevabı göster
The treaty inaugurated a new era of cooperation.
Now there's a winning streak if ever we've seen one. Deyimler
2:13Eğer bugüne kadar bir galibiyet serisi gördüysek, işte bu onlardan biri.
a winning streak if ever we've seen one: vurgulu ve esprili bir niteleme
Winning streak normalde sporda veya başka bir yarışmada art arda gelen galibiyetler demektir. Burada anlatıcı, uzun süre devam eden bir geleneği spor terimiyle şakacı biçimde adlandırıyor; gerçek bir galibiyet-mağlubiyet kaydı saymıyor. X if ever we've seen one kalıbı, “bu, X'in çok belirgin bir örneği” demektir. Bu nitelemeyi güçlü biçimde doğrular ve yorumu canlı ya da abartılı gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede winning streak neden esprili geliyor?
- Bir yarışmada art arda kazanılan galibiyetlerin tam sayısını veriyor.
- Uzun süre devam eden bir geleneği, sporda art arda kazanılan zaferler gibi gösteriyor.
- Geleneğin yalnızca tek bir etkinlik boyunca sürdüğünü söylüyor.
Cevabı göster
Uzun süre devam eden bir geleneği, sporda art arda kazanılan zaferler gibi gösteriyor.
all good things must end: kaçınılmaz bir sonu haber vermek
All good things must end, keyifli, başarılı veya değerli deneyimlerin sonsuza kadar sürmeyeceğini anlatan yaygın bir sözdür. Burada must, iyi bir şeyi bitirme zorunluluğunu değil, sonun kaçınılmaz olduğunu ifade eder. Bir hikâyenin yeni bölümünün başında But all good things must end bir geçiş işlevi görür: dinleyiciye az önce anlatılan keyifli veya başarılı dönemin bitmek üzere olduğunu ve hikâyenin yön değiştireceğini bildirir.
Alıştırma
Keyifli deneyimlerin sonunda biteceğini anlatan yaygın sözle cümleyi tamamlayın: Our vacation was wonderful, but ____.
Cevabı göster
all good things must end
Roma din tarihinde banned pagan practices
Burada pagan practices, Roma'nın geleneksel ve Hristiyanlık dışı dinleriyle bağlantılı dinsel tören ve gelenekleri ifade eder. Bu ifade, İmparator Theodosius'un neyi yasakladığını belirtir; bu bağlamda pagan, genel bir hakaret değil, tarihsel bir din sınıflandırmasıdır. Cümle, yasağı Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığa yöneldiği döneme yerleştirir. Antik Olimpiyat festivali geleneksel dinle bağlantılı olduğu için bu uygulamaların yasaklanması Oyunları da tehlikeye atabilirdi.
Alıştırma
Bu cümlede pagan practices ne anlama geliyor?
- Roma'nın geleneksel Hristiyanlık dışı dinleriyle bağlantılı dinsel gelenekler
- Spor karşılaşmalarını düzenleme kuralları
- İmparatorun kişisel olarak sevmediği günlük alışkanlıklar
Cevabı göster
Roma'nın geleneksel Hristiyanlık dışı dinleriyle bağlantılı dinsel gelenekler
so the world soon bid a fond farewell to the Olympic Games. Deyimler
2:25bu yüzden dünya kısa süre sonra Olimpiyat Oyunları'na sevgiyle veda etti.
bid a fond farewell to: sıcak ve resmî bir veda
bid a fond farewell to + isim yapısı, ‘birine veya bir şeye sıcak ve sevgi dolu biçimde veda etmek’ anlamına gelir. Bu cümlede bid, ‘ifade etmek, sunmak’ anlamındaki geçmiş zaman fiilidir; ‘para teklif etmek’ anlamına gelmez. Fond ise ayrılığa sevgi ve hüzün katar. Dünya, sanki herkes Olimpiyat Oyunları'na veda ediyormuş gibi kişileştirilir. Bu anlatım, yalnızca Oyunların sona erdiğini söylemek yerine onların ortadan kalkışını önemli ve duygusal gösterir.
Alıştırma
Sıcak ve resmî bir veda için vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the retirement ceremony, the staff ____ their beloved principal.
Cevabı göster
bid a fond farewell to
But just like those early pankration athletes, Anlatım akışı
2:30Ancak tıpkı o ilk pankrasyon atletleri gibi,
just like those early pankration athletes: sonraki yargıyı benzetmeyle çerçevelemek
Cümlenin başına getirilen just like those early pankration athletes ifadesi bir benzetme kurar. Dinleyenin, sporcuların dayanıklılığını sonraki yargıya taşımasını sağlar: Olimpiyatlar da bir kenara itildikten sonra geri dönebilmiştir. Bilgiyi düzenleme açısından just like ... daha önce belirtilen bir ayrıntıya dönerek onu yeni bir düşünce için çerçeve yapar. Burada sporcular hakkında yeni bir bilgi başlamaz; ifade, But ile kurulan karşıtlık içinde ardından gelen temel yargıyı hazırlar.
Alıştırma
Cümlenin başındaki just like those early pankration athletes ifadesi ne işe yarıyor?
- Pankration karşılaşmalarının nasıl yapıldığına dair yeni bir açıklama başlatır.
- Pankrationun yeniden canlanan Olimpiyatlarda bir spor dalı olduğunu söyler.
- Sporcuların dayanıklılığını Olimpiyatların geri dönüşünü anlamak için bir çerçeve olarak kullanır.
Cevabı göster
Sporcuların dayanıklılığını Olimpiyatların geri dönüşünü anlamak için bir çerçeve olarak kullanır.
can't keep a good one down: bir aksilikten sonra yeniden ayağa kalkmak
can't keep a good one down ifadesinde keep ... down, birini ya da bir şeyi baskı altında tutmaya devam etmek veya toparlanmasını engellemek demektir. Cümle, güçlü, değerli ya da dayanıklı bir kişi veya şeyin yaşadığı olumsuzluktan sonra eninde sonunda yeniden ayağa kalkacağını anlatır. Bu kullanım, yaygın You can't keep a good man down sözünün uyarlanmış hâlidir. One, bağlamdan kim veya ne olduğu anlaşılan belirli bir kişi ya da şeyin yerini alır; burada söz, bir kurum olarak Olimpiyatlara mecazi biçimde uygulanır. Down fiziksel bir konumu değil, yenilmiş veya baskı altında kalmış bir durumu anlatır.
Alıştırma
Son cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The neighborhood theater reopened to sold-out shows after two difficult years. You ____.
Cevabı göster
can't keep a good one down
the modern Olympic Games kicked off in Athens, Greece. Öbek fiiller
2:40modern Olimpiyat Oyunları Yunanistan'ın Atina kentinde başladı.
kicked off: bir etkinlik başladı
“Kicked off”, “kick off” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “başladı” anlamına gelir: başlayan etkinlik Olimpiyat Oyunlarıdır, bu nedenle ifade doğrudan nesne almadan kullanılmıştır. Bu ifade, bir spor karşılaşmasını vuruşla başlatma fikrinden gelir; ancak bir etkinliğin, toplantının, projenin veya kampanyanın başlamasını anlatmak için mecaz olarak da kullanılır. Burada gerçek bir tekme atma eylemi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi “başlamak” anlamındaki kick off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The science fair ____ at nine yesterday.
Cevabı göster
kicked off
bring international world-class athletes together Öbek fiiller
2:47uluslararası dünya standartlarındaki sporcuları bir araya getiriyor,
bring ... together: insanları bir araya getirmek veya bağlamak
Bring + nesne + together, insanların veya grupların buluşmasını, bağlantı kurmasını ya da birlikte çalışmasını sağlamak anlamına gelir. Cümlede uzun nesne international world-class athletes, bring ile together arasındadır. Together bu yapının anlamını tamamlar; yalnızca sporcuların nerede olduğunu belirtmez. Aynı yapı, insanların fiziksel olarak toplanmasını veya ortak bir etkinliğin bağ kurmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bring ... together ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The neighborhood festival ____ families from many cultures ____.
Cevabı göster
brings · together
by the thousands ... by the billions: yaklaşık miktar ölçeğini ifade etmek
by the thousands ve by the billions ifadelerinde by the + çoğul sayı sözcüğü yaklaşık bir büyüklük düzeyi belirtir. Sayı tam olarak 1.000 ya da 1 milyar değildir; binler ya da milyarlar düzeyindedir. Burada iki ifade ölçek bakımından karşıtlık kurar: sporcular binlerle, taraftarlar ise milyarlarla sayılır. Bu kalıp, kaç kişinin ya da şeyin geldiğini, katıldığını, satıldığını veya karşılık verdiğini göstermek için genellikle fiilden sonra gelir.
Alıştırma
Yaklaşık birkaç bin biletin satıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Tickets sold by thousands of in the first hour.
- Tickets sold by three thousands in the first hour.
- Tickets sold by the thousands in the first hour.
Cevabı göster
Tickets sold by the thousands in the first hour.
for the world's foremost sporting competition. Kelime
2:55dünyanın önde gelen spor müsabakası için.
foremost: önem veya konum bakımından en yüksek
Foremost, belirli bir alanda en önemli, en saygın veya en etkili anlamına gelir. the world's foremost sporting competition ifadesinde yarışmayı dünya çapında en yüksek konuma sahip spor müsabakası olarak sunar. fore- öne çıkma veya “önde olma” fikrini çağrıştırabilse de burada foremost zaman ya da sırayı değil, önem veya konumu derecelendirir.
Alıştırma
Foremost sözcüğünü “en önemli veya önde gelenler arasında” anlamında doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The institute is one of the world's foremost centers for climate research.
- The institute is foremost than the other centers.
- The institute opened foremost in 1985.
Cevabı göster
The institute is one of the world's foremost centers for climate research.
Citius, Altius, Fortius: Olimpiyat mottosu
Citius, Altius, Fortius geleneksel Olimpiyat mottosunun Latince biçimidir. “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelir ve her sözcük bir karşılaştırma bildirir. Bu cümlede motto, gelişme ve önceki düzeyi aşma şeklindeki Olimpiyat idealini anlatır. Üç sözcüğü İngilizce kişi adları, spor dalları ya da sıradan İngilizce kelimeler olarak değil, tek bir kalıplaşmış kültürel alıntı olarak düşünün.
Alıştırma
Geleneksel “Citius, Altius, Fortius” mottosu ne anlama gelir?
- Run, Jump, Win
- Fairer, Safer, Friendlier
- Faster, Higher, Stronger
Cevabı göster
Faster, Higher, Stronger
Three cheers for ...: kutlama çağrısı
Three cheers for + kişi, grup, etkinlik veya şey, bir topluluğu birini ya da bir şeyi kutlamaya veya onurlandırmaya çağıran kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede sona coşkulu ve kutlayıcı bir ton katar. Burada cheers, onay belirten tezahüratlar anlamına gelir. İçkiyi, kadeh kaldırırken söylenen “Cheers!” sözünü ya da samimi bir e-posta kapanışını ifade etmez.
Alıştırma
Burada öğretilen tam ifadeyle toplu kutlama çağrısını tamamlayın: ____ our volunteers!
Cevabı göster
Three cheers for