Dünyanın ilk metro sistemi nasıl inşa edildi? - Christian Wolmar: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Londra’nın ilk yer altı demiryolunun halkın kuşkularını, inşaat aksaklıklarını ve giderek ağırlaşan kent içi trafik sorununu nasıl aştığını, ardından dünyadaki metro sistemlerine nasıl ilham verdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But it did. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Son derece kısa bu cümlenin, projenin asla çalışmayacağı yönündeki önceki öngörüyü nasıl tersine çevirdiğini görün. Burada did, work fiilinin yerine geçerek güçlü bir dönüş yaratır ve tarihsel anlatıyı kuşkudan başarıya hızla taşır. 2. called tubes, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Londra’nın yeni ve derindeki hatlarının neden tubes adıyla anıldığını anlayın. Bu ad tünellerin biçimini ve yapım yöntemini yansıtır; ulaşım bilgilerinde ve günlük konuşmalarda Londra Metrosu’na yönelik Britanya’ya özgü göndermeleri tanımak için önemlidir. 3. on the right track. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Demiryolu raylarıyla doğru yönde ilerlemek anlamındaki deyimi birleştiren kapanış söz oyununu fark edin. Bir planın, fikrin veya çalışmanın uygun biçimde geliştiğini belirtirken bu ifadeyi kullanmayı ve demiryolu teması sayesinde burada kazandığı ek etkiyi kavrayın.
Bu derste
It was the dawn of 1863 and London's not yet opened subway system, Deyimler
0:061863'ün ilk günleriydi ve Londra'nın henüz açılmamış olan,
the dawn of 1863: yılın başlangıcını anlatan şafak mecazı
Bu cümlede “the dawn of 1863”, 1863 yılının başlangıcı anlamına gelir. Dawn normalde gün ışığının ilk belirdiği zamanı anlatır; ancak burada kesin bir saat değil, bir mecazdır. “The dawn of + dönem, çağ veya gelişme” yapısı, o dönemi yeni başlıyormuş gibi sunar ve tarihî anlatıma çoğu zaman etkileyici bir açılış havası verir.
Alıştırma
Cümledeki “the dawn of 1863” ne anlama gelir?
- 1863 yılındaki bir günün kesin gün doğumu saati.
- 1863 yılının sonu.
- 1863 yılının başlangıcı.
Cevabı göster
1863 yılının başlangıcı.
the first of its kind in the world, Kalıp ifadeler
0:12dünyada kendi türünün ilk örneği olan metro sistemi
the first of its kind: bir kategorideki en eski örnek
“The first of its kind”, belirli bir türün ilk örneği anlamına gelir. Burada kind “tür” veya “kategori” demektir; its ise anlatılan şeyi gösterir. Bu ifade, o kategoride daha önce hiçbir örneğin ortaya çıkmadığını vurgular. Yenilikçi bir ürün, icat, sistem, tesis veya başarı tanıtılırken sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi açıklama “the first of its kind” ifadesine en uygun karşılıktır?
- Belirli bir kategoride ortaya çıkan en eski örnek.
- İlk ortaya çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın eşsiz olan bir şey.
- Herhangi bir kategori karşılaştırılmadan bir sıralamadaki ilk öğe.
Cevabı göster
Belirli bir kategoride ortaya çıkan en eski örnek.
had the city in an uproar: kamuoyunda güçlü bir tepki yaratmak
had the city in an uproar ifadesinde had, “sahipti” değil, “bir duruma soktu” anlamına gelir. Yapı have + nesne + durum tümlecidir: nesne olan the city, in an uproar ile belirtilen duruma girer. Uproar; öfke, kaygı, protesto veya hararetli tartışma içerebilen gürültülü ve güçlü bir toplu tepkidir. Bu ifade, sıradan hareketlilik veya gürültüden çok daha güçlü bir durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin geçmiş zaman biçimi ve in an uproar durum ifadesiyle tamamlayın: The unexpected ban ____ the whole neighborhood ____.
Cevabı göster
had · in an uproar
Digging a hole under the city and putting a railroad in it Dilbilgisi
0:17Şehrin altında bir çukur açıp içine demiryolu döşemek
Digging ... and putting ...: özne görevindeki bağlı ulaç isim grupları
Digging a hole under the city ve putting a railroad in it, and ile bağlanan iki -ing grubudur. Birlikte cümlenin uzun öznesini oluşturur ve iki aşamayı tek bir plan olarak sunarlar; asıl fiil seemed fiilidir. Burada digging ve putting, eylemleri üzerinde düşünülebilecek şeyler olarak adlandırır. Bunlar ilerleyen zaman fiilleri değil, ulaç isimleridir; ilerleyen yapı, they were digging örneğindeki gibi bir özne ve be biçimi gerektirir.
Alıştırma
Özne görevindeki iki bağlı grubu tamamlamak için plan ve check fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: ____ the route and ____ the supplies can prevent delays.
Cevabı göster
Planning · checking
the stuff of dreams: olağanüstü veya neredeyse gerçek dışı bir şey
The stuff of dreams, sıradan hayattan çok bir rüyaya aitmiş gibi görünen olağanüstü, iddialı veya gerçek dışı bir şeyi anlatır. Bu cümlede fikir, gerçekleşebileceğini hayal etmenin neredeyse imkânsız olduğu bir şey gibi sunulur. Bu ifadede stuff, belirli bir deneyimi oluşturan malzeme veya nitelikleri anlatan soyut ve sayılamayan bir isimdir; fiziksel bir nesne değildir. İfadenin hayranlık ve umut mu yoksa kuşku mu belirttiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the stuff of dreams ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- O kadar olağanüstü ve düşük olasılıklı görünüyordu ki gerçeklikten çok bir rüyaya benziyordu.
- Rüyalar adlı fiziksel bir malzemeden yapılmıştı.
- Herkes uyurken tamamen aynı olayı görmüştü.
Cevabı göster
O kadar olağanüstü ve düşük olasılıklı görünüyordu ki gerçeklikten çok bir rüyaya benziyordu.
scoffed at: küçümseyerek reddetti
Scoff at, bir kişiye veya şeye küçümseyici bir inançsızlıkla tepki vermek demektir. Bu cümlede bardaki müşteriler yalnızca gülmüyor, fikri aptalca veya imkânsız bularak reddediyorlardı. Kalıp scoff at + kişi, fikir, öneri veya başka bir hedef şeklindedir. Scoffed, basit geçmiş zaman biçimidir ve nesneden önce at kullanılması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi scoff at ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The reviewers thought the proposal was ridiculous, so they ____ it.
Cevabı göster
scoffed at
and a local minister accused the railway company Dilbilgisi
0:24ve yerel bir din adamı demiryolu şirketini
accused ... of trying to: accuse someone of doing something kalıbı
Accuse + kişi veya kurum + of + fiilin -ing biçimi, bir kişinin ya da kurumun yanlış bir şey yaptığını veya yapmaya çalıştığını ileri sürmek anlamına gelir. Bu cümlede the railway company suçlanan kurum, trying to break into hell ise din görevlisinin ileri sürdüğü eylemdir. Of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: of trying. Trying to kullanıldığı için suçlama tamamlanmış bir eylemle değil, bir girişimle ilgilidir.
Alıştırma
Accuse fiilinin geçmiş zamanını ve gereken edatı kullanarak kalıbı tamamlayın: The article ____ the contractor ____ hiding safety problems.
Cevabı göster
accused · of
break into hell: abartılı bir dinî metafor
Break into hell, abartılı bir dinî metafordur. Din görevlisi yerin derinliklerinde tünel açmayı cehenneme zorla girmek gibi göstererek demiryolu projesini korkutucu, tehlikeli ve ahlaken yanlışmış gibi sunar. Bu ifade gerçek bir varış noktası veya standart bir mühendislik terimi değildir. Başka metinlere de uygulanabilecek okuma noktası, imkânsız ya da aşırı bir görüntünün gerçek bir planı anlatmak yerine konuşanın tutumunu gösterebileceğini fark etmektir.
Alıştırma
Break into hell bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Demiryolunun planlanan yer altı istasyonunu tarafsız biçimde belirtir.
- Yer altı projesini korkutucu göstermek için abartılı bir dinî görüntü kullanır.
- Bir tünele girmek için teknik talimat verir.
Cevabı göster
Yer altı projesini korkutucu göstermek için abartılı bir dinî görüntü kullanır.
which cost more than 100 million dollars in today's money, Kalıp ifadeler
0:32bugünün parasıyla 100 milyon dolardan fazlaya mal olan projenin
in today's money: yaklaşık güncel para değeriyle
In today's money, geçmişteki bir miktarı günümüzün satın alma gücüne göre yaklaşık karşılığıyla ifade eder. Burada günümüzdeki dinleyicinin tarihî maliyetin büyüklüğünü anlamasına yardımcı olur. Bu ifade farklı dönemlerdeki değerleri karşılaştırır; paranın bugün ödendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta öğretilen ve yaklaşık güncel değeriyle anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The bridge cost one million pounds in 1900, about 150 million pounds ____.
Cevabı göster
in today's money
would never work: başarılı olamazdı
would never work ifadesinde work; başarılı olmak, etkili olmak veya amaçlandığı gibi çalışmak anlamına gelir. Özne the project olduğu için cümle, projenin başarılı olamayacağını öngörür; burada bir işte çalışmaktan söz edilmez. Bu anlam, özne bir plan, yöntem, çözüm, sistem ya da makine olduğunda yaygındır. would tahmini geçmişteki bir bakış açısından verir, never ise yargıyı kesinleştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede work, would never work ifadesindekiyle aynı anlamdadır?
- The artist works in watercolor.
- Maya works at the library on Saturdays.
- The new safety plan may work if everyone follows it.
Cevabı göster
The new safety plan may work if everyone follows it.
But it did.: did ile önceki fiil öbeğinin yerini tutmak
“But it did.” cümlesinde did, önceki bağlamdaki work fiilinin yerini tutar; açık anlam “But the project worked.” cümlesidir. Eylem zaten belli olduğu için İngilizcede tekrarı önlemek amacıyla did kullanılır. Bu çok kısa cümlede baştaki But karşıtlık kurar, did ise önceki kuşkunun tersinin doğru olduğunu onaylar. Bu yapı, bir beklentiyi hızlı ve güçlü biçimde tersine çevirir.
Alıştırma
Herkes eski köprünün dayanmayacağına inanıyordu. En kısa ve güçlü tersine dönüşü hangi cümle verir?
- But it had.
- But it was.
- But it did.
Cevabı göster
But it did.
ventured underground: bilinmeyene doğru ilerlemek
ventured underground ifadesinde ventured, belirsizliğe veya olası bir tehlikeye rağmen bir yere girmek anlamına gelir. Tek başına went sözcüğünde bulunmayan bir cesaret ve keşif duygusu ekler. Burada underground, ventured sözcüğünden sonra yer veya yön bildiren bir zarf olarak kullanılır. İfade, yeni metroya girmeyi bilinmeyene atılan bir adım gibi sunar; ticari bir girişim anlamındaki venture değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede ventured, belirsiz veya riskli bir yere doğru hareketi doğal biçimde anlatır?
- The elevator ventured between the same two floors all day.
- Every morning, Lena ventured to her usual desk.
- Despite the warning, the explorers ventured deeper into the cave.
Cevabı göster
Despite the warning, the explorers ventured deeper into the cave.
on a four-mile stretch of line in London. Kalıp ifadeler
0:46Londra'daki dört millik hat üzerinde yolculuk etme cesaretini gösterdi.
on a four-mile stretch of line: dört millik bir demiryolu bölümünde
Bu cümlede on a four-mile stretch of line, eylemin bir demiryolu hattının kesintisiz dört millik bir bölümünde gerçekleştiğini belirtir. Stretch, uzun ve dar bir şeyin bir bölümünü ifade eden bir isimdir; line ise demiryolu hattını belirtir. Bir sayı ve ölçü birimi, ismin önünde tek bir niteleyici olarak kullanıldığında kısa çizgiyle bağlanır ve birim tekil kalır: a four-mile stretch. Ölçü isimden sonra geldiğinde tam biçim kullanılır: the stretch is four miles long.
Alıştırma
Hangi cümlede stretch sözcüğünden önce birleşik bir uzunluk ifadesi doğru kullanılmıştır?
- The train crosses a ten-miles stretch of track.
- The train crosses a ten-mile stretch of track.
- The train crosses a ten miles stretch of track.
Cevabı göster
The train crosses a ten-mile stretch of track.
the Metropolitan Railway was ready for business. Kalıp ifadeler
0:52Metropolitan Railway hizmet vermeye hazırdı.
was ready for business: faaliyete geçmeye hazırdı
Was ready for business, Metropolitan Railway'in hazırlıklarını tamamladığını ve halka hizmet vermeye başlayabileceğini ifade eder. Buradaki business, bir iş toplantısını veya tek bir ticari anlaşmayı değil, demiryolunun normal hizmetini ya da faaliyetlerini belirtir. Be ready for business kalıbı; bir mağazanın, tesisin, hizmetin veya sistemin açılmaya, yeniden açılmaya ya da faaliyete geçmeye tamamen hazır olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede was ready for business ne anlama gelir?
- Bir iş toplantısı yapmak istiyordu.
- Faaliyetini zaten kalıcı olarak durdurmuştu.
- Faaliyete geçmeye hazırdı.
Cevabı göster
Faaliyete geçmeye hazırdı.
had been desperate to: geçmiş bir olaydan önce var olan acil durum
Desperate to + fiilin yalın hâli, genellikle baskı veya ciddi bir sorun nedeniyle bir şeyi yapmayı çok güçlü ve acil biçimde istemek demektir. Burada acilen bir çözüm bulmak istediklerini anlatır; bütün umutlarını kaybettikleri anlamına gelmek zorunda değildir. Had been bu durumu başka bir geçmiş zamanın veya olayın öncesine yerleştirir. Daha sonra söz edilen geçmiş durumdan önce bu aciliyetin zaten var olduğunu ve çoğu zaman bir süre devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Acil bir isteğin geçmişteki bir olaydan önce zaten var olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Before the repair crew arrived, the residents ____ get clean water.
Cevabı göster
had been desperate to
to reduce the terrible congestion on the roads. Kalıp ifadeler
1:00yollardaki o korkunç tıkanıklığı azaltmak için.
reduce the terrible congestion: ciddi trafik sıkışıklığını hafifletmek
Reduce + isim, bir şeyin miktarını, seviyesini veya şiddetini düşürmek demektir. Buradaki congestion, çok fazla aracın neden olduğu kalabalık yol durumudur; bu nedenle reduce the terrible congestion, ciddi yol sıkışıklığını daha hafif hâle getirmek anlamına gelir ve mutlaka tamamen ortadan kaldırmak demek değildir. Terrible, congestion sözcüğünün derecesini güçlendiren bir sıfattır; yeniden kullanılabilen reduce congestion kalıbının zorunlu bir parçası değildir. Reduce severe traffic congestion örneğinde olduğu gibi fiil ile isim arasına başka niteleyiciler gelebilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: The city opened a train line to ____ on the bridge.
Cevabı göster
reduce the terrible congestion
London, at the time the world's largest and most prosperous city,
1:04O dönemde dünyanın en büyük ve en refah şehri olan Londra,
was in a permanent state of gridlock Kalıp ifadeler
1:08yolları tıkayan arabalar, seyyar satıcılar, inekler ve işe gidip gelenlerle
in a permanent state of gridlock: trafiğin sürekli kilitlenmiş olduğu durum
Bu cümlede in a permanent state of gridlock, yolların uzun süre ciddi biçimde tıkandığını ve trafiğin neredeyse hiç ilerleyemediğini anlatır. Permanent, sorunun sürekliymiş gibi göründüğünü güçlü ve belki de abartılı biçimde belirtir; mutlaka kelimenin tam anlamıyla sonsuza kadar süreceği anlamına gelmez. in a state of + isim kalıbı, bir kişinin, yerin veya sistemin içinde bulunduğu durumu anlatır. State sözcüğünden önce permanent gibi bir sıfat eklenebilir. Gridlock, sıradan yoğun trafikten daha güçlüdür: Genellikle tıkalı yollar veya kavşaklar birbirini etkilediği için trafik akışının neredeyse durduğunu belirtir.
Alıştırma
Ciddi trafik tıkanıklığının sürekliymiş gibi göründüğünü anlatan altı kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: For years, downtown was ____.
Cevabı göster
in a permanent state of gridlock
costermongers: geçmişteki Britanyalı sokak satıcıları
Costermongers, costermonger sözcüğünün çoğuludur. Costermonger, geçmişte Britanya'da genellikle bir araba, el arabası veya tezgâhtan sokakta meyve ve sebze satan kişileri anlatan tarihî bir sözcüktür. Bu listede, kalabalık sokaktaki insan gruplarından birini adlandırır ve geçmişteki bir Britanya şehrinin görüntüsünü oluşturmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir tarih kitabında kime costermonger denirdi?
- Sokakta meyve ve sebze satan biri
- Malların maliyetini hesaplayan bir çalışan
- Her gün bir ofise giden biri
Cevabı göster
Sokakta meyve ve sebze satan biri
jamming the roads: jam fiilinin trafiği tıkama anlamı
“jamming the roads” ifadesinde jam, “trafiğin serbestçe ilerleyemeyeceği kadar yolu doldurmak veya tıkamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. İnsanlar ve araçlar tıkanıklığa neden olur; roads ise tıkanan nesnedir. -ing biçimi bunu sürmekte olan bir etki olarak gösterir. Jam fiilinin anlamını nesne belirlemeye yardımcı olur: road veya street ile kullanıldığında trafik engelini anlatır; meyve reçeli ya da doğaçlama müzik anlamına gelmez.
Alıştırma
“jamming the roads” ifadesinde “jamming” ne anlama gelir?
- trafiğin serbestçe ilerleyemeyeceği şekilde yolları tıkamak
- yolları meyve reçeliyle kaplamak
- yollarda doğaçlama müzik çalmak
Cevabı göster
trafiğin serbestçe ilerleyemeyeceği şekilde yolları tıkamak
It had been a Victorian visionary, Charles Pearson, Dilbilgisi
1:16Demiryollarını yeraltına yerleştirme fikrini ilk düşünen kişi,
who first thought of putting railways under the ground.
1:20Victoria döneminin vizyonerlerinden Charles Pearson'dı.
It had been ... who ...: bir kişiyi vurgulayan it-cleft
“It had been + vurgulanan kişi + who + yan cümle” bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu cümlesidir. “a Victorian visionary, Charles Pearson” bölümünü özellikle öne çıkarır ve fikri ilk düşünen kişinin o olduğunu belirtir. Buradaki it belirli bir nesneye gönderme yapmaz; vurgu kalıbının bir parçasıdır. Tarafsız biçimi “Charles Pearson had first thought of putting railways under the ground.” olur. Vurgulu cümle, “Who first thought of it?” gibi örtük bir soruyu yanıtlar. Had been, be fiilinin past perfect biçimidir ve geçmişteki daha sonraki bir noktadan geriye bakarak birini belirleyen anlatılara uyar.
Alıştırma
Yanlış atfı düzelten past perfect it-cleft cümlesini tamamlayın: The report credited Leo, but ____ Nora ____ first spotted the error.
Cevabı göster
it had been · who
He'd lobbied for underground trains throughout the 1840s, Kelime
1:231840'lar boyunca yeraltı trenleri için lobi faaliyeti yürütmüştü,
lobbied for: bir kararı etkilemeye çalışmak
Lobby for + bir öneri, politika veya proje, karar verme yetkisi olan kişileri bunu desteklemeye ikna etmeye çalışmak demektir. Buradaki lobbied for underground trains, onun yer altı demir yolu fikrine resmî veya toplumsal destek kazandırmak için etkin biçimde çalıştığını anlatır. Bu cümlede lobby, belirli bir amaçla kararları etkilemeyi anlatan bir fiildir; bina girişindeki salon anlamına gelen isim değildir. Throughout the 1840s, bu çabanın 1840'ların tamamı boyunca sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lobby for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several town meetings, local families ____ a safer crossing near the school.
Cevabı göster
lobbied for
but opponents thought the idea was impractical
1:27ancak muhalifler bu fikrin pratik olmadığını düşündüler,
since the railroads at the time only had short tunnels under hills.
1:29çünkü o zamanki demiryolları sadece tepelerin altında kısa tünellere sahipti.
How could you get a railway through the center of a city? Anlatım akışı
1:34Bir şehrin merkezinden demiryolunu nasıl geçirebilirdiniz?
How could you get ...?: yanıttan önce problemi çerçevelemek
Bu soru temel mühendislik problemini ortaya koyar: bir demir yolunu kalabalık bir şehir merkezinden geçirmenin yolunu bulmak. Get + nesne + through + yer yapısı, nesnenin o yerden geçmesini sağlamak veya buna olanak vermek demektir. Bu anlatımda konuşan kişi izleyiciden yanıt beklemez. Soru problemi çerçeveler ve ardından gelen çözüme açık bir geçiş oluşturur. Önce soru sorup sonra yanıt verme düzeni, açıklamadaki bilgileri düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu sorunun anlatımdaki temel işlevi nedir?
- İzleyiciden hemen eksiksiz bir demir yolu tasarımı hazırlamasını ister.
- Konuşan kişinin şehir merkezinin nerede olduğunu bilmediğini gösterir.
- Sonraki açıklamanın çözeceği bir problemi çerçeveler.
Cevabı göster
Sonraki açıklamanın çözeceği bir problemi çerçeveler.
The answer was a simple system called cut and cover. Kültür
1:38Cevap "aç-kapa" adı verilen basit bir sistemdi.
cut and cover: bir tünel inşa etme yöntemi
Bu cümlede cut and cover, sığ bir tünel inşa etme yönteminin adıdır. İşçiler yüzeyden bir hendek açar, tüneli bu hendeğin içinde inşa eder ve ardından üstteki alanı yeniden doldurur veya kapatır. İfadenin tamamı tek bir mühendislik terimidir; birbirinden ayrı iki günlük talimat değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek cut-and-cover yöntemini doğru açıklar?
- Yüzeyden bir hendek açılır, tünel içine inşa edilir ve ardından zemin yeniden kapatılır.
- Raylar doğrudan bir yolun üzerine döşenir ve geçici bir çatıyla kapatılır.
- Yüzey açılmadan tamamen yer altında derin bir tünel delinir.
Cevabı göster
Yüzeyden bir hendek açılır, tünel içine inşa edilir ve ardından zemin yeniden kapatılır.
construct a tunnel out of brick archways, Kalıp ifadeler
1:44tuğla kemerlerden bir tünel inşa etmek,
construct A out of B: B'yi kullanarak A'yı inşa etmek
construct A out of B kalıbı, B'yi malzeme veya bileşen olarak kullanıp A'yı inşa etmek anlamına gelir. Burada A, a tunnel; B ise brick archways ifadesidir. Yani tünel, bir dizi tuğla kemerden oluşturulur. Bu kalıpta out of, tamamlanmış nesnenin neyden yapıldığını belirtir. İçeriden dışarıya doğru hareket anlamına gelmez. Construct, build sözcüğünden daha resmîdir ve mühendislik açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede out of, yapımda kullanılan malzemeyi veya parçaları belirtir?
- The engineer looked out of the window at the bridge.
- The visitors walked out of the museum before closing time.
- The volunteers constructed a garden bench out of old wooden boards.
Cevabı göster
The volunteers constructed a garden bench out of old wooden boards.
and then refill the hole over the newly built tunnel.
1:47ve ardından yeni inşa edilen tünelin üzerindeki çukuru yeniden doldurmak zorundaydı.
and required the demolition of buildings above the tunnels, Kelime
1:52ve tünellerin üzerindeki binaların yıkılmasını gerektirdiği için,
required the demolition of buildings: zorunlu bir yıkımı resmî biçimde ifade etmek
Bu cümlede required the demolition of buildings, işin devam edebilmesi için binaların kasıtlı olarak yıkılmasının zorunlu olduğunu anlatır. Demolition sıradan bir hasar değil, planlı yıkım veya kaldırma işlemidir. Yapı require + isim öbeği şeklindedir. Burada the demolition of buildings gerekli eylemi adlandırır; of buildings ise neyin yıkıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede demolition büyük bir yapının planlı olarak kaldırılması anlamında doğru kullanılmıştır?
- The rail project required the demolition of a small paint scratch.
- The rail project required the demolition of a brief power outage.
- The rail project required the demolition of two unsafe warehouses.
Cevabı göster
The rail project required the demolition of two unsafe warehouses.
On one occasion, a heavy rainstorm flooded the nearby sewers Anlatım akışı
2:01Bir keresinde şiddetli bir yağmur fırtınası yakındaki kanalizasyonları taşırdı
On one occasion: belirli bir olayı anlatmaya başlamak
On one occasion belirli bir zamanda veya bir keresinde anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı genel bir açıklamadan belirli bir olaya ya da örneğe taşır. Burada occasion resmî bir etkinlik veya tören değil, bir olay ya da örnek anlamındadır. Virgül, cümle başındaki bu zaman ifadesini cümlenin geri kalanından ayırır.
Alıştırma
Geçmişteki belirli bir olayı tanıtan, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the school's fire alarm rang during lunch.
Cevabı göster
On one occasion
burst through: bir engeli aniden ve güçlü biçimde yarıp geçmek
“Burst through”, bir engeli aniden ve güçlü biçimde yarıp geçmek demektir. Bu cümlede yağmur suyu kazı alanına yavaşça değil, zorlayarak girer. “Burst” fiilinin şimdiki ve geçmiş zaman biçimi aynıdır: “burst”; “bursted” denmez. burst through + engel veya açıklık kalıbı ateş, insanlar ya da ışık için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle suyun bir engeli aniden ve güçlü biçimde geçtiğini en iyi gösterir?
- Water burst through the weakened wall and flooded the basement.
- Water pooled beside the weakened wall without crossing it.
- Water slowly leaked from a faucet into a bucket.
Cevabı göster
Water burst through the weakened wall and flooded the basement.
delaying ... by ...: sonuç bildiren bir -ing öbeği
“Delaying the project by several months”, önceki yan cümlede anlatılan olayın sonucunu veren -ing'li bir ortaç öbeğidir. Selin projeyi birkaç ay geciktirdiği anlamına gelir; delaying yeni bir özne veya ayrı bir ana eylem başlatmaz. delay + nesne + by + süre yapısında by, bir şeyin ne kadar geciktiğini gösterir. Sonuç bildiren -ing öbeğini virgülden sonra kullanmak, olay ile sonucunu kısa ve öz biçimde bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle fırtınanın sonucunu göstermek için -ing öbeğini doğru kullanır?
- The storm damaged the road, delaying the repairs by two weeks.
- The storm damaged the road because the repairs were delayed by two weeks.
- The storm damaged the road, so the repairs were delayed by two weeks.
Cevabı göster
The storm damaged the road, delaying the repairs by two weeks.
But as soon as the Metropolitan Railway opened, Dilbilgisi
2:10Ancak Metropolitan Railway açılır açılmaz,
as soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olay olur
as soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve bu yan cümledeki olay gerçekleştiğinde sonraki olayın hemen gerçekleştiğini anlatır. Burada demiryolunun açılması, Londralıların hemen verdiği tepkinin zamanını belirler. as soon as + özne + fiil yapısının tamamını kullanın. İki as de gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi hemen olduğunda anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Nora will feed the cat ____ she gets home.
Cevabı göster
as soon as
Londoners rushed in to ride the new trains. Öbek fiiller
2:13Londralılar yeni trenlere binmek için akın etti.
rushed in to ride: bir amaçla hızla içeri girmek
rushed in, istekli ya da acil bir şekilde hızla içeri girdiler anlamına gelir. In, bağlamdan zaten anlaşılan yerin içine doğru hareketi gösteren bir yön parçacığıdır; bu nedenle ardından bir isim gelmesi gerekmez. Mastar olan to ride, içeri girmenin amacını belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı rush in to + fiilin yalın hâlidir: bir şey yapmak için hızla içeri girmek.
Alıştırma
Cümleyi rush fiilinin geçmiş biçimi, yön parçacığı ve amaç belirteciyle tamamlayın: When the museum doors opened, the visitors ____ see the new exhibit.
Cevabı göster
rushed in to
The Metropolitan quickly became a vital part of London's transport system. Kalıp ifadeler
2:16Metropolitan, kısa sürede Londra'nın ulaşım sisteminin hayati bir parçası haline geldi.
a vital part of: vazgeçilmez bir bileşen
A vital part of, daha büyük bir bütünün içindeki vazgeçilmez bir bileşeni ifade eder. Bu cümlede Metropolitan'ın Londra ulaşım sisteminin işleyişi için çok önemli hâle geldiğini belirtir; vital burada kelimesi kelimesine «canlı» değil, «son derece önemli» demektir. Yaygın kalıp be, become veya remain + a vital part of + bir sistem, grup, süreç ya da etkinlik biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki «bir bütünün vazgeçilmez bileşeni» anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Reliable communication is ____ emergency response.
Cevabı göster
a vital part of
and new suburbs grew around the stations. Kalıp ifadeler
2:22ve istasyonların etrafında yeni banliyöler büyüdü.
grew around the stations: bir merkezin çevresinde gelişmek
Grew around the stations, yeni banliyölerin istasyonların çevresindeki alanlarda zamanla oluşup genişlediği anlamına gelir. Grew, grow fiilinin geçmiş zamanıdır; ancak burada biyolojik büyümeyi değil, yerleşim yerlerinin gelişmesini anlatır. grow around + merkezî bir yer kalıbı; evlerin, işletmelerin veya toplulukların o yeri merkez alarak geliştiğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın geçmiş zamanıyla tamamlayın: A lively neighborhood ____ the new station.
Cevabı göster
grew around
Big department stores opened next to the railroad
2:25Demiryolunun yanına büyük büyük mağazalar açıldı
and the railway company even created attractions
2:28ve demiryolu şirketi turistleri trenle çekmek için
bring in tourists: ziyaretçi çekmek
Burada bring in tourists, turistlerin gelmesini sağlamak, yani turist çekmek demektir. Demiryoluyla bağlantılı turistik yerin trenle gelen kişi sayısını artırması beklenir; kimse turistleri kelimenin gerçek anlamıyla içeri taşımamaktadır. Bring in çoğu zaman yararlı bir akış yaratmayı anlatır. İnsanları çekmek ya da para, gelir veya iş sağlamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “ziyaretçi çekmek” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: A new aquarium could ____ during the winter.
Cevabı göster
bring in tourists
London's subway system covered 80 kilometers, Kelime
2:38Londra'nın metro sistemi 80 kilometreyi kapsadı,
Within 30 years: 30 yıllık sürenin sonuna kadar
Within 30 years bir üst zaman sınırı belirler. Metro, belirtilen uzunluğa 30 yıllık dönem sona ermeden önce ya da en geç dönemin sonunda ulaştı; dolayısıyla bu gelişme 30 yıldan daha kısa sürmüş olabilir. within + zaman dilimi yapısı, bir sonuca en geç ne kadar sürede ulaşıldığını anlatır. Eylemin tam olarak bütün dönem boyunca devam ettiğini söylemez.
Alıştırma
En fazla beş yıllık bir süre belirtmek için within ve zaman dilimini kullanın: The city plans to finish the new line ____.
Cevabı göster
within five years
cover + bir mesafe: covered 80 kilometers
covered 80 kilometers ifadesindeki cover, o mesafe boyunca uzanmak veya o kadar geniş bir erişime sahip olmak anlamına gelir. Metro ağı 80 kilometre boyunca uzanıyordu; 80 kilometrelik bir alanı saklamıyor veya üzerine bir şey örtmüyordu. Bu kullanım bir güzergâhın, ağın, hizmetin veya yolculuğun ne kadar uzağa eriştiğini anlatır. Mesafe, cover fiilinin kapsadığı uzanımı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede cover ne anlama geliyor? The new bus route covers nearly thirty kilometers from north to south.
- Yolun tamamının üstüne bir çatı koyar.
- Bu mesafe boyunca uzanır.
- Bu mesafeyi görünmez hâle getirir.
Cevabı göster
Bu mesafe boyunca uzanır.
with lines in the center of town running in tunnels Dilbilgisi
2:41şehir merkezindeki hatlar tünellerde ilerlerken
with lines ... running ... and suburban trains operating ...: with + isim + -ing
Bu ifade, ana cümleye arka plan bilgisi eklemek için with + isim + -ing yapısını kullanır. lines ... running merkezdeki hatların nasıl çalıştığını, suburban trains operating ise banliyö trenlerinin nasıl çalıştığını anlatır; and bu iki paralel kısmı birleştirir. Running ve operating burada sıfat-fiil işlevindeki participle biçimleridir; ana çekimli fiiller değildir. Her -ing biçimi hemen önündeki ismi açıklar. Böylece konuşan kişi iki çalışma ayrıntısını kısa bir ek yapıda toplayabilir.
Alıştırma
Yapıyı tamamlamak için wait ve help fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The station was crowded, with passengers ____ for trains and staff ____ travelers.
Cevabı göster
waiting · helping
on embankments: yükseltilmiş demiryolu dolguları üzerinde
Bu demiryolu bağlamında on embankments, rayların çoğunlukla sıkıştırılmış toprak ya da taştan yapılan uzun ve yükseltilmiş yapıların üzerinden geçtiği anlamına gelir. Bir dolgu, demiryolunu veya yolu çevredeki zeminden yüksekte tutup destekler. Burada embankment yalnızca bir nehrin doğal kıyısı demek değildir. Temel fikir, hattı taşıyan ve genellikle mühendislik yoluyla yapılmış yükseltilmiş bir yapıdır.
Alıştırma
Hangi açıklama "The railway runs on an embankment" cümlesine en uygundur?
- Raylar, toprak veya taştan yapılmış yükseltilmiş bir yapı tarafından desteklenir.
- Trenler yer altındaki bir tünelin içinde ilerler.
- Raylar her nehrin doğal kıyısını takip eder.
Cevabı göster
Raylar, toprak veya taştan yapılmış yükseltilmiş bir yapı tarafından desteklenir.
and everyone wanted to be connected to the system. Kalıp ifadeler
2:50ve herkes sisteme bağlanmak istiyordu.
be connected to the system: bir ağa bağlı olmak
Bu cümlede be connected to the system, ulaşım ağının bir parçası olmak ve bu ağa erişebilmek anlamına gelir. Şehir büyüdükçe insanlar yaşadıkları bölgelerin demiryolu sistemine bağlanmasını istiyordu. Yapı be connected to + bir ağ, sistem veya cihaz şeklindedir. Connected, bağlantı kurulduktan sonraki durumu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır; buradaki bağlantı duygusal değil, işlevseldir.
Alıştırma
Cümleyi be connected to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The new clinic will be ____ the city's power grid.
Cevabı göster
connected to
too dense with ... for ...: bir şeyi kullanıma elverişsiz kılan koşul
Bu cümlede become too dense with ... for ..., şehirdeki binaların, kanalizasyon hatlarının ve elektrik kablolarının aç-kapa tekniğini artık uygulanamaz hâle getirecek kadar sıklaştığını anlatır. become bir durum değişikliğini, with ise şehirde yoğun olarak bulunan şeyleri gösterir. too + sıfat + for + isim kalıbı, bir koşulun söz konusu kişinin, nesnenin veya yöntemin başa çıkabileceği düzeyi aştığını belirtir. with öbeği bu koşulu oluşturan şeyi gösterebilir. Buradaki for the cut and cover technique, uygunluğu değerlendirilen yöntemi belirtir; neden bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp too dense with ... for ile tamamlayın: The soil was ____ rocks ____ the small drill to work.
Cevabı göster
too dense with · for
had to be devised: geçmişteki zorunluluğu anlatan edilgen yapı
had to be devised, bir şeyin düşünülüp geliştirilmesi veya tasarlanması gerektiğini ifade eder. had to geçmişteki zorunluluğu gösterir; yeni sistem eylemden etkilendiği için be devised edilgen yapıdadır. Edilgen yapı, sistemi oluşturan kişiler yerine gerekli olan sisteme odaklanır. devise nispeten resmî bir fiildir ve dikkatle düşünülerek bir çözüm üretildiğinde plan, method, strategy veya system gibi sözcüklerle sık kullanılır.
Alıştırma
had to ve devise kullanarak edilgen cümleyi tamamlayın: A safer evacuation plan ____.
Cevabı göster
had to be devised
Using a machine called the Greathead Shield, Kültür
3:04Greathead Kalkanı adlı bir makine kullanılarak,
the Greathead Shield: erken dönem bir tünel açma makinesi
The Greathead Shield, yer altında derin ve yaklaşık olarak dairesel tüneller kazmak için kullanılan erken dönem kalkanlı tünel açma makinelerinden birinin özel adıdır. Buradaki Shield, elde taşınan bir kalkan anlamına gelmez. Kazı ilerlerken çalışma alanını destekleyen ve koruyan ekipmanı ifade eder. Bu nedenle cümle, sokak yüzeyinden hendek açmayı değil, derin tünel yapımını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede the Greathead Shield neyi ifade ediyor?
- Bir tren istasyonunun etrafındaki duvarı
- İşçilerin elinde taşıdığı bir kalkanı
- Tünel kazmak için kullanılan bir makineyi
Cevabı göster
Tünel kazmak için kullanılan bir makineyi
a team of just 12 workers could bore through the earth, Kelime
3:07sadece 12 işçiden oluşan bir ekip toprağı delebiliyor,
bore through the earth: yer altında kazarak ilerlemek
Burada bore through the earth, toprağı delerek veya kazarak ilerlemek anlamına gelir. Bore, could sözcüğünden sonra gelen yalın fiildir; through ise toprağı ekibin içinden ilerlediği malzeme olarak gösterir. Bu, bore fiilinin mühendislikteki kullanımıdır. Bored sözcüğünün ilgisizlik veya sıkılma hissini anlatan bir sıfat olduğu yaygın be bored ifadesinden farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir makinenin kayanın içinden bir geçit açabileceğini doğru biçimde ifade eder?
- The machine can be bored by the rock.
- The machine can bored through the rock.
- The machine can bore through the rock.
Cevabı göster
The machine can bore through the rock.
carving deep underground tunnels through the London clay. Kültür
3:11Londra kili boyunca derin yeraltı tünelleri oyabiliyordu.
London clay: Londra'nın altındaki belirli bir jeolojik tabaka
Burada London clay, şehrin herhangi bir yerindeki sıradan toprak değil, Londra'nın altında bulunan ve kil bakımından zengin olan belirli bir jeolojik tabakayı ifade eder. Bu ifade, derin tünellerin hangi yer altı malzemesinin içinden kazıldığını belirtir. Bu tabakanın nispeten düzenli yapısı, birçok alanı kalkanlı tünel açma yöntemi için uygun hâle getirdi. Bu bilgi, Londra'nın altında derin tünellerin nasıl kazılabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede London clay ne anlama geliyor?
- Çömlek yapmak için Londra'ya getirilen kil
- Londra'nın altındaki belirli bir jeolojik kil tabakası
- Londra sokaklarındaki sıradan çamur
Cevabı göster
Londra'nın altındaki belirli bir jeolojik kil tabakası
These new lines, called tubes, were at varying depths, Kültür
3:15"Tüp" adı verilen bu yeni hatlar farklı derinliklerdeydi,
called tubes: Londra'nın derin yer altı hatlarının adı
called tubes ifadesi, bu yeni hatlara verilen adı ekleyen kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. which were called tubes biçiminde açılabilir; cümlenin ana bilgisi hatların farklı derinliklerde olduğudur. Londra ulaşımı bağlamında tubes, yeni derin yer altı demiryolu hatlarını ifade eder. Bu ad, tüp biçimindeki tünellerinden gelmiştir; dolayısıyla burada sıradan borular anlamına gelmez. Günümüzde the Tube, Londra metrosunun yaygın adlarından biridir.
Alıştırma
Bu cümlede tubes nedir?
- Londra'nın yeni derin yer altı demiryolu hatları
- Yer üstündeki caddelerde giden trenler
- Su taşıyan sıradan borular
Cevabı göster
Londra'nın yeni derin yer altı demiryolu hatları
but usually about 25 meters deeper than the cut and cover lines. Dilbilgisi
3:19ancak genellikle aç-kapa hatlarından yaklaşık 25 metre daha derindeydi.
25 meters deeper than: belirli bir derinlik farkını anlatma
25 meters deeper than ifadesinde ölçü, farkın ne kadar olduğunu göstermek için karşılaştırma sıfatından önce gelir. Kalıp number + unit + comparative + than şeklindedir: A is 25 meters deeper than B, A'nın derinliğinin B'ninkinden 25 metre fazla olduğu anlamına gelir; A'nın toplam derinliğinin 25 metre olduğu anlamına gelmez. Burada about, 25 metrenin yaklaşık bir değer olduğunu belirtir ve the cut and cover lines karşılaştırma noktasıdır. Deeper, daha karmaşık olmayı değil, yüzeyin fiziksel olarak daha altında bulunmayı anlatır.
Alıştırma
Beş metrelik derinlik farkını anlatmak için cümleyi deep sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The new tunnel is ____ the old one.
Cevabı göster
five meters deeper than
This meant their construction didn't disturb the surface Kelime
3:23Bu, inşalarının yüzeyi rahatsız etmediği
didn't disturb the surface: zeminde fiziksel etki oluşturmamak
didn't disturb the surface ifadesinde disturb, bir şeyin mevcut durumunu fiziksel olarak bozmak, değiştirmek veya zarar vermek anlamındadır. Buradaki surface, yer altı çalışmasının üzerindeki toprağın en üst katmanını ifade eder; bir nesnenin dış görünüşünü değil. Olumsuz didn't biçimi, inşaatın bu etkiden kaçındığını gösterir. Daha genel olarak disturb, yalnızca insanlarla değil, soil veya sediment gibi fiziksel ya da çevresel nesnelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir inşaat raporunda The drilling didn't disturb the surface ne anlama gelir?
- Sondaj, toprağın en üst katmanını önemli ölçüde bozmadı.
- Sondaj, tünelin dış görünüşünü değiştirmedi.
- Sondaj, konuşan işçileri rahatsız etmedi.
Cevabı göster
Sondaj, toprağın en üst katmanını önemli ölçüde bozmadı.
and it was possible to dig under buildings.
3:26ve binaların altından kazı yapmanın mümkün olduğu anlamına geliyordu.
that half a dozen more lines were built in the next 20 years. Kelime
3:36önümüzdeki 20 yıl içinde yarım düzine daha hat inşa edildi.
proved so successful that: yüksek dereceyi sonucuna bağlamak
proved so successful ifadesinde prove, “sonradan ... olduğu anlaşılmak” anlamında bir bağ fiili olarak kullanılır. Ardından successful sıfatı gelir; burada bir kişinin bir iddiayı kanıtlamak için delil sunduğu anlamına gelmez. so + adjective + that-clause kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada hat çok başarılı olmuş ve that ile başlayan bölüm bunun sonucunu, yani daha fazla hattın yapılmasını, belirtmiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede prove bağ fiil olarak ve so ... that kalıbıyla bir sonucu göstermek için doğru kullanılmıştır?
- The service proved such popular that more trains were added.
- The service proved so popularity that more trains were added.
- The service proved so popular that more trains were added.
Cevabı göster
The service proved so popular that more trains were added.
half a dozen: altıyı günlük bir yuvarlak sayı olarak ifade etmek
A dozen on iki demektir; dolayısıyla half a dozen ifadesinin kelime anlamı altıdır. İngilizce konuşanlar bunu rahat ve yuvarlak bir sayı ifadesi olarak da kullanır; bu yüzden teknik olmayan bir bağlamda “altı veya yaklaşık altı” anlamını verebilir. half a dozen more lines ifadesinde more, “ilave” demektir: daha önce var olan hatların sayısına yaklaşık altı hat eklenmiştir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “altı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ordered ____ more chairs for the meeting.
Cevabı göster
half a dozen
to burrow several lines under London's river, the Thames. Kelime
3:43Londra'nın nehri Thames'in altına birkaç hat oymak için bile kullanıldı.
burrow several lines under London's river, the Thames: Thames'in altından birkaç hat kazmak
Burada burrow, tünel yapımını canlı bir şekilde anlatmak için kullanılır. Makinelerin toprağın içinde ilerleyerek kazdığı bir görüntü oluşturur; bu nedenle burrow several lines under... hayvanları yer altına göndermek değil, bir şeyin altından birkaç demiryolu hattı için tünel kazmak anlamına gelir. Bu cümlede lines metro hatlarını belirtir. London's river, the Thames nehrin adının Thames olduğunu açıklar; under ise hatların nehir yatağının altından geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede burrow several lines under the Thames ne anlama gelir?
- Thames'in altından birkaç demiryolu hattı için tünel kazmak
- Thames'in yüzeyine birkaç demiryolu hattı döşemek
- Kazıcı hayvanları mevcut demiryolu tünellerine göndermek
Cevabı göster
Thames'in altından birkaç demiryolu hattı için tünel kazmak
of their own: her birinin kendine ait olan
Of their own, şehirlerin başka birinin sistemini kullanmak yerine kendilerine ait metro sistemleri olduğunu belirtir. Çoğul şehir listesi ve had all built ifadesi, her şehri kendi sistemine sahip olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + of + iyelik sözcüğü + own şeklindedir: a room of my own, a plan of her own veya subways of their own. Own, ayrı ya da bağımsız sahiplik fikrini güçlendirir; bu kalıpta fiil olan own değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bağımsız olarak bana ait” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After years of sharing a desk, I finally have a workspace ____.
Cevabı göster
of my own
using underground rails to combat congestion, Kalıp ifadeler
4:00tıkanıklıkla mücadele etmek için yeraltı raylarını kullanıyorsa,
using underground rails to combat congestion: trafik sıkışıklığıyla mücadele etmek için yer altı demiryollarını kullanmak
Using underground rails kullanılan yöntemi belirtir; to combat congestion ise amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve şehirlerin bu yöntemi neden kullandığını açıklar. Burada combat gerçek anlamda bir savaşmayı ifade etmez. Sorun çözmeye yönelik resmî dilde combat + sorun, sorunu kontrol etmek veya azaltmak için güçlü adımlar atmak demektir. Bu nedenle combat congestion, trafik sıkışıklığıyla ciddi biçimde mücadele etmeyi anlatan güçlü ve doğal bir kalıptır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü resmî kalıpla tamamlayın: The city added bus lanes to ____.
Cevabı göster
combat congestion
we can thank Charles Pearson and the Metropolitan Railway Dilbilgisi
4:03Charles Pearson ve Metropolitan Railway'e
for getting us started on the right track. Deyimler
4:06bizi doğru yola soktukları için teşekkür edebiliriz.
thank someone for getting us started: başlamamıza yardım eden birine teşekkür etmek
thank + kişi + for + isim/-ing yapısı, teşekkürün nedenini belirtir. Cümlede Charles Pearson ve Metropolitan Railway teşekkür edilen kişi ve kuruluştur; for getting us started ise onların katkısını açıklar. for bir edat olduğu için ardından to get değil, getting kullanılır. Get someone started, bir kişinin veya sürecin başlamasına yardım etmek demektir. Burada yalnızca bu öncülere yüz yüze teşekkür edilmiyor; günümüzdeki yer altı demiryolu sistemlerine uzanan gelişmenin başlangıcı onların katkısı olarak gösteriliyor.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. for sözcüğünden sonra organize fiilinin -ing biçimini kullanın: We should thank Lena ____ the event.
Cevabı göster
for organizing
on the right track: doğru yön ve demiryolu kelime oyunu
On the right track, “doğru yönde ilerlemek” veya “başarıya ulaşması muhtemel bir yöntem kullanmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede getting us started on the right track, ilk adımın sonraki ilerlemeyi iyi bir yöne taşıdığını belirterek bu adımı övüyor. Track aynı zamanda “demiryolu rayı” anlamına gelir. Video metro ve demiryollarını anlattığı için bu deyim hafif bir kelime oyunu oluşturur: konuyu hem iyi ilerleme şeklindeki mecaz anlamla hem de gerçek ray görüntüsüyle bitirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Your solution is ____, so keep working on it.
Cevabı göster
on the right track
When we make lessons about the innovations that have changed the world, Kalıp ifadeler
4:10Dünyayı değiştiren yenilikler hakkında dersler hazırlarken
the innovations that have changed the world: dünyayı değiştiren yenilikler
The innovations that have changed the world, toplum veya insan yaşamı üzerinde büyük ve geniş kapsamlı etkisi olmuş yenilikler anlamına gelir. “That have changed the world” bölümü, konuşanın hangi innovations sözcüğünden söz ettiğini belirten bir ilgi cümleciğidir. Changed the world genellikle genel bir değerlendirmedir; her insanın veya yerin gerçekten değiştiği iddiası değildir. Derin veya uzun süreli bir etkiyi vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede the innovations that have changed the world en doğal olarak ne anlama gelir?
- Gezegenin şeklini fiziksel olarak değiştiren yenilikler.
- Toplum üzerinde geniş veya uzun süreli etkileri olan yenilikler.
- Yalnızca bir kişiyi kısa bir an etkileyen küçük değişiklikler.
Cevabı göster
Toplum üzerinde geniş veya uzun süreli etkileri olan yenilikler.
that will make the world a better place? Kalıp ifadeler
4:19dünyayı daha iyi bir yer yapacak bir şey icat edecek?
make the world a better place: dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek
Bu cümlede make the world a better place, toplumun ve insanların yaşamlarının iyileşmesini sağlamak demektir. İcadın dünyaya yarar sağlayacağını anlatır; gezegeni kelimenin tam anlamıyla bir yere dönüştürmekten söz etmez. Kalıp make + nesne + nesne tümlecidir: make [the world] [a better place]. a better place ad öbeği, the world için ortaya çıkan yeni durumu belirtir.
Alıştırma
Yaygın vizyon ifadesini tamamlayın: The team hopes its work will ____.
Cevabı göster
make the world a better place
And how can we help make space for those ideas to be heard? Deyimler
4:21Ve bu fikirlerin duyulmasına alan açmak için nasıl yardımcı olabiliriz?
help make space for those ideas to be heard: bu fikirlerin duyulmasına yer açılmasına yardımcı olmak
Burada make space for mecazidir: bir tartışmada veya sistemde bir şeyin ilgi görüp değerlendirilmesi için olanak yaratmak demektir. Fiziksel olarak boş yer açmayı anlatmaz. for those ideas to be heard bölümündeki to be heard edilgen bir mastardır. Yaratılan fırsatın ne olduğunu belirtir: fikirler ifade edilebilir ve ciddiye alınabilir. help sözcüğünden sonra make, help + fiilin yalın hâli kalıbında genellikle to almadan kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede make space for, kişilerin veya fikirlerin duyulması için fırsat yaratmak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The room has space for twenty chairs.
- We moved the table to make space for a larger chair.
- A well-run meeting makes space for quieter voices to be heard.
Cevabı göster
A well-run meeting makes space for quieter voices to be heard.
That's where our student voice initiative TED-Ed Clubs comes in. Notlar
4:26Öğrenci sesi girişimimiz TED-Ed Kulüpleri tam da burada devreye giriyor.
That's where ... comes in: yardımcı olacak kişi veya çözümü tanıtmak
That's where X comes in, X’in işe yaradığı ya da bir rol üstlendiği noktanın burası olduğunu anlatır. where, az önce sözü edilen durum veya ihtiyaca gönderme yapar; gerçek bir yeri belirtmesi gerekmez. Bu cümlede TED-Ed Clubs, söz konusu ihtiyacı karşılayabilecek girişim olarak tanıtılır. comes in, kendi rolünü oynamaya başlamak anlamındadır; bir odaya girmek anlamında değildir.
Alıştırma
That's where ... yapısını tamamlayın: We need an easier way to organize the work. That's where this app ____.
Cevabı göster
comes in
student voice initiative: öğrencilerin fikirlerini ve katılımını destekleyen planlı bir çalışma
Eğitim bağlamında student voice, öğrencilerin görüşlerini ve fikirlerini ifade etme, ayrıca öğrenimlerini ya da okul yaşamlarını etkileyen kararlara gerçekten katılma fırsatlarını anlatır. Voice burada mecazidir; konuşurken çıkan fiziksel ses anlamında değildir. Initiative, bir hedefe ulaşmak için düzenlenen çalışma veya programdır. Bu nedenle student voice initiative, öğrencilerin kendilerini ifade etme ve katılma olanaklarını artırmayı amaçlar.
Alıştırma
Bir eğitim yazısında student voice initiative ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- öğrencilere daha yüksek sesle şarkı söylemeyi öğreten bir kurs
- öğrencilerin fikirlerini ifade etmesine ve katılım göstermesine yardımcı olan bir program
- öğrencilerin seslerinin nasıl çıktığını kaydeden bir cihaz
Cevabı göster
öğrencilerin fikirlerini ifade etmesine ve katılım göstermesine yardımcı olan bir program
Whether inventing ways to recycle Styrofoam Dilbilgisi
4:30İster straforu geri dönüştürmenin yollarını bulmak olsun
İki durumu sunan Whether ... or ... yapısı
Whether ... or ... iki durumu sunar ve ardından gelen ana yargının her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada farklı buluş türlerini kapsar; hangi seçeneğin doğru olduğunu sormaz. Ortak kalıp inventing ways to ifadesidir. Paralel eylemler recycle Styrofoam ve detect silent heart attacks olduğundan İngilizcede ikinci eylemden önce inventing ways to kısmını tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
whether ... or ... kalıbını iki sözcükle tamamlayın: ____ Ava travels by bus ____ by train, she arrives before nine.
Cevabı göster
Whether · or
silent heart attacks: çok az belirgin belirti veya hiç belirti olmaması
Silent heart attacks, çok az belirgin ve tipik belirti gösteren ya da hiç göstermeyen kalp krizleridir; bu nedenle kişi kriz geçirdiğini fark etmeyebilir. Bu tıbbi ifadede silent, fark edilmeyen veya açıkça hissedilmeyen anlamındadır; sesle ilgili değildir. Silent, hafif, zararsız veya önemsiz anlamına gelmez. Durumun ne kadar ciddi olduğunu değil, uyarı işaretlerini fark etmenin ne kadar zor olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede silent heart attacks ne anlama geliyor?
- çok az belirgin ve tipik belirti gösteren veya hiç göstermeyen kalp krizleri
- dikkat gerektirmeyen zararsız kalp atışı değişiklikleri
- hiç ses çıkarmadan gerçekleşen kalp krizleri
Cevabı göster
çok az belirgin ve tipik belirti gösteren veya hiç göstermeyen kalp krizleri
young people around the world are brimming with brilliant ideas. Deyimler
4:35dünyanın dört bir yanındaki gençler harika fikirlerle dolup taşıyor.
are brimming with brilliant ideas: parlak fikirlerle dolup taşmak
be brimming with + bir şey kalıbı, “bir şeyle tamamen dolu olmak” veya “ondan çok miktarda bulundurmak” anlamına gelir. Bu görüntü, bir kabın üst kenarı anlamındaki brim sözcüğünden gelir: brimming, bir şeyin o kenara kadar dolu olduğu izlenimini verir. Buradaki görüntü mecazidir. Gençlerin çok sayıda mükemmel ve yaratıcı fikri vardır; gerçekte taşan bir şey yoktur. Brilliant, ışığı veya parlaklığı değil, fikirlerin ne kadar iyi olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be brimming with yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, after the workshop, the team ____ creative ideas.
Cevabı göster
was brimming with
to learn more about developing and sharing student ideas
4:44ve öğrenci fikirlerini geliştirme ve paylaşma hakkında daha fazla bilgi edinin,