Büyük Balina Zıplayışı! 🐳 | Balina Gözlemi | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Hayal kırıklığı yaratan bir balina izleme gezisi, balinaların göçü ve annelik bağı üzerine bir derse dönüşür; ardından bir balina beklenmedik biçimde teknenin üzerine düşünce herkes kaçmak zorunda kalır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't whales usually jump out of the water? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu olumsuz sorunun tarafsızca bilgi istemek yerine, konuşanın önceden var olan beklentisini ve gerçekle arasındaki şaşırtıcı uyuşmazlığı sorguladığını öğrenin. Gerçekleşen bir durumun normalde olacağına inandığınız şeyle örtüşmediği anlarda bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. There's nothing a whale mum wouldn't do for her children. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki olumsuz unsurun, bir annenin çocukları için kesinlikle her şeyi yapacağı yönünde güçlü bir olumlu vurgu oluşturduğunu anlayın. Böylece cümleyi gerçek anlamlı bir ret sanmadan yorumlayabilir ve fedakârlığı duygulu biçimde öven ifadeler kurabilirsiniz. 3. Abandon ship! — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Tehlikedeki bir gemiyi herkesin terk etmesini emreden yerleşik acil durum komutunu tanıyın. Denizcilik öykülerinde ve ekran diyaloglarında taşıdığı yüksek aciliyeti hemen kavrayabilir, bunu tekneden inmeye yönelik sıradan bir öneriden ayırabilirsiniz.
Bu derste
up to five bags a day: kesin miktar değil, günlük üst sınır
up to five bags ifadesindeki up to üst sınırı belirtir: mümkün olan en yüksek miktar beş pakettir. Gerçek miktar daha az olabilir; bu nedenle ifade tam olarak beş paket anlamına gelmez. a day, bu sınırın geçerli olduğu zaman aralığını verir. up to + en yüksek miktar + zaman aralığı kalıbı, o süre içinde mümkün olan en yüksek miktarı belirtir.
Alıştırma
Bir uyarıda “The room can hold up to 30 people.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- En fazla otuz kişi olabilir, ancak kişi sayısı daha az olabilir.
- Odada otuzdan fazla kişi bulunabilir.
- Odada her zaman tam olarak otuz kişi vardır.
Cevabı göster
En fazla otuz kişi olabilir, ancak kişi sayısı daha az olabilir.
bad for you: zararlı bir etkiyi anlatmak
These are very bad for you cümlesinde be bad for someone, bir kişi üzerinde zararlı veya sağlıksız bir etkisi olmak demektir. Buradaki for, etkiden kimin zarar gördüğünü belirtir; bir şeyin o kişinin yararına olduğu anlamına gelmez. Bir kişiye, vücudun bir bölümüne veya başka bir şeye zarar veren yiyecekler, alışkanlıklar, etkinlikler ya da koşullar için be bad for kullanılır.
Alıştırma
Sağlık üzerindeki zararlı bir etkiyi anlatan doğal cümleyi seçin.
- Too much sugar is bad to your teeth.
- Too much sugar is bad for your teeth.
- Too much sugar is bad at your teeth.
Cevabı göster
Too much sugar is bad for your teeth.
Only whales should eat these: özneyi sınırlamak
Only + özne + should + fiilin yalın hâli yapısında only özneyi sınırlar. Only whales, bunları yemesi uygun görülen tek grubun balinalar olduğunu belirtir; diğerleri dışarıda bırakılır. Should, eylemi balinaların gerçekte ne yaptığına dair bir ifade olarak değil, tavsiye ya da kural olarak sunar. Bir tavsiyeyi veya izin benzeri bir kuralı tek bir grupla sınırlamak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Kuralı Only + özne + should + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: ____ registered guests ____ use the pool.
Cevabı göster
Only · should
here we go: bir eylemin başladığını bildirmek
Here we go, “şimdi başlıyoruz” veya “sıradaki eylem başlıyor” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözlü işarettir. Okay, here we go cümlesinde konuşan kişi başlamaya hazır olduğunu belirtir. Bu kullanımda here bir yeri göstermez ve go gerçek anlamıyla bir yere gitmeyi anlatmaz. İfadenin tamamını, bir eylemi başlatan konuşma işareti olarak öğrenin.
Alıştırma
Canlı bir gösterime başlamak üzeresiniz. Doğal sözlü işareti tamamlayın: Okay, ____!
Cevabı göster
here we go
whale's been fed: present perfect edilgende 's, has anlamındadır
“The whale's been fed” ifadesinde whale's, whale has biçiminin kısaltmasıdır. Özne + has/have been + past participle kalıbı present perfect edilgendir: balina eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; fed, feed fiilinin past participle biçimidir. Besleme eylemini tamamlanmış ve sonucu şu an için önemli olarak sunar. 's sonrasında been geldiği için burada has anlamındadır; is ya da iyelik değildir.
Alıştırma
The whale's been fed now. cümlesindeki kısaltmayı doğru şekilde açan cümle hangisidir?
- The whale has been fed now.
- The whale has fed now.
- The whale is being fed now.
Cevabı göster
The whale has been fed now.
Get your camera ready: get + nesne + ready
Get your camera ready, get + nesne + sıfat yapısını kullanır. Burada get, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır; dolayısıyla talimat, kamerayı kullanılabilecek şekilde hazırlamayı ister. Nesne get ile ready arasına gelir: get your camera ready. Bu yapı, yaklaşan bir olaydan önce bir şeyin hazırlanması gerektiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
get, your boarding pass ve ready sözcüklerini kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: ____ before boarding begins.
Cevabı göster
Get your boarding pass ready
You're going to ...: beklenen bir gelecek olayı
Be going to + fiilin yalın hâli, gelecekteki bir olayı plan, düzenleme veya şu anda görülen bir kanıt nedeniyle zaten beklenen bir şey olarak sunar. Buradaki You're going to see, konuşanın dinleyiciye birazdan ne olacağını güvenle bildirdiğini anlatır. going to ifadesinden hemen sonra see gibi başka bir fiilin yalın hâli geliyorsa bu bir gelecek zaman yapısıdır; bir yere doğru hareket etme anlamına gelmez.
Alıştırma
Tahmini be going to ile tamamlayın: Look at those dark clouds. It ____ rain.
Cevabı göster
is going to
see the whale jump: see sonrasında nesne + fiilin yalın hâli
see, hear veya watch gibi etken bir algı fiilinden sonra nesne ve ardından to almayan fiilin yalın hâli kullanılır. see the whale jump ifadesinde the whale nesnedir, jump ise fiilin yalın hâlidir; jumps veya to jump kullanılmaz. Bu yapı, algılanan hareketi bütün bir olay olarak sunar.
Alıştırma
watch + nesne + fiilin yalın hâlini kullanın. Cümleyi the bird ve fly ile tamamlayın: We watched ____ across the lake.
Cevabı göster
the bird fly
Don't whales usually jump out of the water? Ton ve niyet
0:34Balinalar genellikle sudan dışarı zıplamaz mı?
Don't whales usually...?: önceden var olan bir beklentiyi ifade etmek
Don't + özne + fiilin yalın hâli...? kalıbı olumsuz bir evet-hayır sorusudur. Burada usually, konuşanın balinaların sudan dışarı sıçramasını zaten olağan bir durum olarak beklediğini gösterir. Beklenen hareket gerçekleşmediği için soru şaşkınlık belirtir ve doğrulama ister. Yani konuşan aslında “Balinaların bunu genellikle yaptığını sanıyordum; şimdi farklı bir durum mu var?” demektedir.
Alıştırma
Kütüphanenin saat dokuzda açılmasını bekliyordunuz ama hâlâ kapalı. Hangi soru bunun beklentinizle çeliştiğini gösterir?
- Is the library open now?
- Doesn't the library usually open at nine?
- What time does the library open?
Cevabı göster
Doesn't the library usually open at nine?
that's not going to happen today: bugünkü beklentiyi geçersiz kılmak
That, az önce söz edilen eylem ya da planın yerini tutar. is not going to happen ifadesi, genellikle mevcut duruma dayanarak bunun gerçekleşmeyeceğini doğrudan bildirir. Today, bu öngörüyü içinde bulunulan günle sınırlar. Konuşan bunun bugün olmayacağını söyler, ancak hiçbir zaman olmayacağını söylemek zorunda değildir.
Alıştırma
Liman kapalı olduğu için bugünkü tekne gezisi mümkün değil. Gezinin hiçbir zaman yapılamayacağını söylemeden yalnızca bugün için mümkün olmadığını doğrudan belirten cevap hangisidir?
- That never happens.
- That's not going to happen today.
- That didn't happen yesterday.
Cevabı göster
That's not going to happen today.
So, this boat's gone through a huge storm, Öbek fiiller
0:42Yani bu tekne devasa bir fırtınayı atlattı,
gone through a huge storm: “deneyimlemek” anlamında go through
Bu cümlede gone through, “yaşadı” veya “atlattı” anlamına gelir. Tekne büyük bir fırtınayla karşılaşmıştır; through, fırtınayı yaşanması gereken zorlu bir olay olarak sunar. Vurgu yalnızca fiziksel bir güzergâhtan geçmekte değil, tehlikeyi deneyimlemektedir. Burada boat's, boat has ifadesinin kısaltmasıdır; gone ise go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has gone through + olay, değişim veya zor dönem şeklindedir.
Alıştırma
“Yaşadı” anlamını vermek için cümleyi go through ifadesinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Our town has ____ three severe winters.
Cevabı göster
gone through
braved rough seas: fiil olarak brave
Burada braved, “tehlikeli veya zor bir şeyle cesaretle yüzleşti” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Braved rough seas, teknenin tehlikeli ve fırtınalı deniz koşullarıyla karşılaşıp ilerlemeye devam ettiğini anlatır; teknenin “cesur hâle geldiği” anlamına gelmez. Rough seas, güçlü dalgaların yolculuğu zorlaştırdığı deniz koşullarını anlatan yaygın bir çoğul ifadedir.
Alıştırma
“Cesaretle yüzleşti” anlamını vermek için cümleyi brave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hikers ____ the freezing wind to reach shelter.
Cevabı göster
braved
to see a whale who lies there eating corn chips? Dilbilgisi
0:48orada yatıp mısır cipsi yiyen bir balinayı görmek için miydi?
lies there eating: aynı anda yapılan eylem için lie there + V-ing
lie + yer ifadesi + V-ing kalıbı, birinin ya da bir şeyin uzanmış durumda kalırken başka bir eylemi sürdürdüğünü anlatır. lies there eating içinde lies, tekil özne whale ile uyumludur; there yeri gösterir, eating ise aynı anda gerçekleşen eylemi belirtir. Burada lies, “yalan söyler” değil, “uzanır” anlamındadır. There ayrıca balinanın öylece yerinde durduğu bir görüntü oluşturur; bu soruda bu heyecansız görüntü, hayal kırıklığını ve hafif alayı yansıtır.
Alıştırma
Cümleyi lie there + chew ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On the rug, the dog ____ its toy while we clean the room.
Cevabı göster
lies there chewing
It would seem so: temkinli bir onay
It would seem so, “eldeki işaretler söylediğin şeyin doğru olduğunu gösteriyor” anlamına gelir. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini tutar; böylece konuşan kişi onu tekrarlamak zorunda kalmaz. Burada would bir koşul oluşturmaz. İddiayı yumuşatır ve onayı basit bir yes cevabına göre daha dolaylı ve daha az kesin hâle getirir. Ses tonuna bağlı olarak kabullenmişlik veya hafif bir kuru mizah da yansıtabilir.
Alıştırma
Bir iptal duyurusu görüyorsunuz, ancak resmî bir onayınız yok. Biri “So the outdoor concert has been canceled?” diye soruyor. Hangi cevap temkinli biçimde katılır?
- Yes, without any doubt.
- It would seem it.
- It would seem so.
Cevabı göster
It would seem so.
I guess: isteksizce varılan bir sonucu yumuşatmak
I guess + cümle yapısında I guess, ardından gelen ifadeyi yumuşatır. Burada konuşan kişi ciddi bir tahminde bulunmuyor; tekneyle eve dönmenin artık en olası ya da uygulanabilir tek seçenek olduğunu kabul ediyor. Bu ifade kararı daha az kesin gösterir ve tereddüt, hayal kırıklığı veya isteksizce kabullenme anlatabilir. Hangi duygunun daha güçlü olduğunu bağlam ve ses tonu gösterir.
Alıştırma
Açık hava etkinliği iptal edildi. Yeni planın isteksizce kabul edildiğini en iyi hangi cümle gösterir?
- I guess we'll go home, then.
- I promise we'll go home at exactly six.
- We are absolutely thrilled to go home now.
Cevabı göster
I guess we'll go home, then.
we'll sail back home: tekneyle eve dönmek
we'll sail back home, “tekneyle eve döneceğiz” anlamına gelir. Sail yolculuk biçimini, back önceki bir yere dönüşü, home ise varış yerini belirtir. Home, kişinin kendi evine doğru hareket anlamına geldiğinde bir hareket fiilinden sonra normalde to olmadan kullanılır. sail back to home değil, sail back home denir.
Alıştırma
sail, back ve home sözcüklerini doğal sırayla boşluğa yerleştirin: After our island trip, we'll ____ before sunset.
Cevabı göster
sail back home
Um, how about I put a show about whales on the TV? Notlar
0:58Şey, televizyonda balinalarla ilgili bir program açmama ne dersiniz?
How about I + fiilin yalın hâli: eylemi kendiniz yapmayı teklif etmek
“How about I + fiilin yalın hâli...?” konuşanın kendisinin yapacağı bir eylemi önermek için kullanılan günlük bir kalıptır. Burada konuşan kişi olası bir çözüm sunar; yaklaşık olarak “Bunu ben yapsam yardımcı olur mu?” anlamındadır. I, yan cümlenin öznesidir; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli gelir: How about I put...? Soru, karşı tarafa fikri kabul veya reddetme fırsatı verir; konuşan kişinin nasıl biri olduğuna dair görüş sormaz.
Alıştırma
Bir kutuyu kendiniz taşımayı teklif etmek istiyorsunuz. Hangi cümle doğru ve doğaldır?
- How about I carry this box for you?
- How about me carry this box for you?
- How about I carrying this box for you?
Cevabı göster
How about I carry this box for you?
put a show ... on the TV: bir TV programını oynatmaya başlamak
Bu cümlede put, bir medya içeriğini seçmek veya oynatmaya başlamak anlamına gelir. a show about whales nesnesi put sözcüğünden sonra gelir; on the TV ise içeriğin nerede gösterileceğini belirtir: put + içerik + on the TV. Burada televizyon cihazının üzerine fiziksel olarak bir şey koymaktan söz edilmez. Nesne bir program, film veya benzer bir içerik olduğunda put it on the TV, içeriği televizyonda görünür hâle getirip oynatmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
“Bir çizgi filmi oynatmaya başlamak” anlamını vermek için isteği put ... on the TV ile tamamlayın: Could you ____ for the children?
Cevabı göster
put a cartoon on the TV
It's got to be done: konuşma dilinde edilgen gereklilik
Bu cümlede It's, It is değil It has kısaltmasıdır. Has got to gereklilik bildirir: işin tamamlanması gerekir. Be done edilgen yapıdadır: odak, işi kimin yaptığına değil işin tamamlanmasına yöneliktir. have/has got to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeye mutlaka işlem yapılması gerektiğini konuşma dilinde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi it's got to be kısaltmalı kalıbı ve repair fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The window is broken, so ____ by tonight.
Cevabı göster
it's got to be repaired
no argument here: katılmayı bildiren samimi bir ifade
No argument here, You will get no disagreement from me anlamına gelen eksiltili bir yanıttır. Konuşan kişi öneriyi veya görüşü kabul eder ve aslında I agree demiş olur. Here, fiziksel bir yeri değil, konuşan kişinin bu konuşmadaki tarafını veya konumunu belirtir. Argument bu kullanımda sürmekte olan bir kavga değil, itiraz ya da karşı görüş anlamındadır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız mola vermeyi öneriyor ve siz tamamen katılıyorsunuz. Hangi yanıt no argument here ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- No argument here—a short break sounds good.
- No argument here—I refuse to take a break.
- No argument here—the room has no furniture.
Cevabı göster
No argument here—a short break sounds good.
I'm sorry ... was no good: özür dileyip sorunu belirtmek
Burada I'm sorry özrü başlatır; the whale trip was no good yan cümlesi de özrün neyle ilgili olduğunu belirtir. Bu yapı özrü belirli bir gerçekle ilişkilendirir ve yalnızca genel bir sorry sunmak yerine müşterinin hayal kırıklığı yaratan deneyimini kabul eder. Was no good günlük ve resmî olmayan bir ifadedir; gezinin kötü veya başarısız olduğu anlamına gelir. Deneyimin niteliğini ya da sonucunu değerlendirir, gezinin ahlaken kötü olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi yanıt hem özür diliyor hem de belirli sorunu açıklıyor?
- I'm sorry the delivery was late.
- The delivery was late.
- I'm sorry.
Cevabı göster
I'm sorry the delivery was late.
Here's your money back: para iadesini teslim etmek
Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve konuşan kişi bir şeyi verirken veya sunarken sıkça kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi diğer kişiye para vermektedir. Your money back, kişinin parasının iade olarak geri verildiği anlamına gelir. Back, paranın asıl sahibine geri dönmesini gösterir; bir şeyin arka tarafı anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Para iadesini teslim ederken kullanılan dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tour was cancelled, so ____.
Cevabı göster
here's your money back
Whales travel extremely long distances into warm waters Kalıp ifadeler
1:15Balinalar sıcak sulara doğru son derece uzun mesafeler katederler
travel extremely long distances: son derece uzun mesafeler kat etmek
Travel long distances, birinin veya bir şeyin geniş bir alan boyunca hareket ettiğini söylemenin doğal bir yoludur. Extremely, long sözcüğünün derecesini güçlendirir; yani balinalar çok uzağa gider. Distances, hedefi değil, kat edilen mesafeyi belirtir. Into warm waters ise nereye gittiklerini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi "çok büyük mesafeler boyunca hareket etmek" anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Some migratory birds ____ each year.
Cevabı göster
travel extremely long distances
to have their babies: amaç ve doğum anlamını ifade etmek
To have their babies bir amaç mastarıdır; balinaların neden sıcak sulara gittiğini açıklar. To'dan sonra fiilin yalın biçimi olan have gelir. Bu bağlamda have babies, yavru dünyaya getirmek anlamındadır. Yalnızca bebeklere sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi "yavrularını dünyaya getirmek için" anlamındaki dört sözcüklük amaç ifadesiyle tamamlayın: The seals come ashore ____.
Cevabı göster
to have their babies
They stay with them all the way back to the colder waters. Kalıp ifadeler
1:24Soğuk sulara dönene kadar tüm yol boyunca onlarla birlikte kalırlar.
all the way back to: dönüş yolunun tamamı
All the way back to + yer, “o yere ulaşana kadar dönüş yolculuğunun tamamı boyunca” anlamına gelir. Back to dönüş varış noktasını belirtir; all the way ise eylemin tüm mesafe boyunca sürdüğünü ekler. Bu cümlede stay with them, daha soğuk sulara yapılan yolculuğun tamamında devam eder. Way belirli bir yolu değil, güzergâhın veya mesafenin tamamını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için all, the, way, back ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: Maya stayed with me ____ my apartment.
Cevabı göster
all the way back to
Gee, those whales sure are good mums. Notlar
1:28Vay canına, bu balinalar gerçekten iyi annelermiş.
sure are: konuşmada güçlü vurgu
Sure are ifadesinde sure, cümledeki yargıyı güçlü biçimde vurgulayan bir zarftır. Those whales sure are good mums, konuşanın bu balinaların iyi anneler olduğu görüşüne güçlü biçimde katıldığını gösterir; sure burada “emin” anlamındaki sıfat değildir. Kullanılabilir kalıp özne + sure + fiildir. Be ile özne + sure + am/is/are kullanılır; They sure are helpful. buna örnektir. Başka bir ana fiille sure fiilden önce gelir: They sure work hard.
Alıştırma
Bu cümlede sure ne işe yarıyor: Those neighbors sure are friendly.
- Onların cana yakın olup olmadığını sorar.
- Onların cana yakın olduğu yargısını güçlü biçimde vurgular.
- Onların tehlikeden korunduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Onların cana yakın olduğu yargısını güçlü biçimde vurgular.
mums: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde “anneler”
Mums, mum sözcüğünün çoğuludur. Mum; Britanya, Avustralya ve diğer bazı İngilizce çeşitlerinde mother yerine kullanılan günlük bir sözcüktür. Burada dişi balinaları anne olarak tanımlar ve yavrularına iyi bakmalarını över. Amerikan İngilizcesinde yaygın yazım mom, çoğulu ise moms şeklindedir. Mum bölgesel bir biçimdir; yazım hatası değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede, “anneler” anlamındaki samimi sözcüğün Britanya İngilizcesinde yaygın olan yazımı kullanılmıştır?
- Those whales are good mothers.
- Those whales are good moms.
- Those whales are good mums.
Cevabı göster
Those whales are good mums.
You can't help but admire that motherly bond. Notlar
1:31Bu anne-çocuk bağına hayran kalmamak elde değil.
You can't help but admire: can't help but + fiilin yalın hâli
Can't help but + fiilin yalın hâli yapısı, bir tepkinin doğal geldiğini veya ondan kaçınmanın neredeyse imkânsız olduğunu anlatır. You can't help but admire, hayranlık duygusunun kendiliğinden ortaya çıktığı anlamına gelir. Buradaki but, kalıplaşmış yapının bir parçasıdır; normal bir karşıtlık kurmaz. But sözcüğünden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: admire doğrudur; admiring veya to admire kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi can't help but + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Whenever Leo tells that joke, I ____.
Cevabı göster
can't help but laugh
that motherly bond: şefkatli ve koruyucu bir bağ
That motherly bond, bir anne ile yavrusu arasında görülen yakın duygusal bağı ifade eder. Motherly sözcüğü bakım ve koruma anlamı katarken bond burada güçlü bir ilişki demektir; finansal bir tahvil ya da fiziksel bir yapıştırıcı anlamına gelmez. İşaret sözcüğü that, daha önce gösterilmiş veya anlatılmış olan bir bağa gönderme yapar. Bu ifade, anne sıcaklığı ve koruması taşıyan yakın bir bakım ilişkisini de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede that motherly bond ne anlama geliyor?
- Yakın, şefkatli ve koruyucu bir duygusal bağ
- Bir annenin sahip olduğu finansal yatırım
- Bir annenin kullandığı yapıştırıcı
Cevabı göster
Yakın, şefkatli ve koruyucu bir duygusal bağ
There's nothing a whale mum wouldn't do for her children. Dilbilgisi
1:35Bir balina annesinin çocukları için yapmayacağı hiçbir şey yoktur.
There's nothing ... wouldn't do: her şeyi yapmaya hazır olmak
There's nothing + özne + wouldn't do kalıbında iki olumsuz unsur bulunur: nothing ve wouldn't. Bunlar birlikte, öznenin mümkün olan her eylemi yapmaya hazır olduğunu belirtir; daha basit bir ifadeyle, özne her şeyi yapar. Bu, sevgiyi, sadakati veya kararlılığı övmek için kullanılan vurgulu bir anlatımdır. Bu cümlede balina annenin yavruları için her türlü çabayı göstermeye hazır olduğu söylenir; yapacak işi olmadığı söylenmez.
Alıştırma
“Maya erkek kardeşini korumak için her şeyi yapar” anlamındaki çift olumsuzluk kalıbını tamamlayın: There's ____ Maya ____ to protect her brother.
Cevabı göster
nothing · wouldn't do
That whale's more jumpy than the one we saw. Dilbilgisi
1:44Bu balina bizim gördüğümüzden çok daha hareketli.
more jumpy than: karşılaştırma yapmak
more + sıfat + than kalıbı iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır. Burada more jumpy o balinayı betimler, than ise daha önce görülen balinayı karşılaştırma noktası olarak tanıtır. Jumpy genellikle gergin veya kolay ürken anlamına gelir. Balinayla ilgili bu eğlenceli bağlamda jump sözcüğünü de çağrıştırır; dolayısıyla konuşan kişi balinanın sıçramaya daha yatkın göründüğünü de kastedebilir.
Alıştırma
Altyazıdaki more jumpy than nasıl bir karşılaştırma yapıyor?
- Daha önce görülen balina, o balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.
- O balina, daha önce görülen balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.
- İki balina da aynı ölçüde ürkek veya sıçramaya yatkın görünüyor.
Cevabı göster
O balina, daha önce görülen balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.
their young: hayvan yavrularını belirten isim olarak young
Their young ifadesinde young, bir hayvanın yavruları veya soyundan gelenler anlamında kullanılan bir isimdir. Their bir iyelik belirleyicisidir; dolayısıyla ifade o hayvanların yavrularını belirtir. Bu isim biçimi değişmez: their young, -s eklenmeden bir veya birden fazla yavruyu ifade edebilir. Bu zaten tam bir isim öbeğidir; ardından başka bir isim bekleyen young sıfatı değildir.
Alıştırma
Young sözcüğünü hayvan yavruları anlamında bir isim olarak kullanın: Many animals protect ____.
Cevabı göster
their young
“Abandon ship!”: gemiyi terk etmeye yönelik acil durum emri
“Abandon ship!”, gemi ciddi tehlikedeyken gemideki herkese gemiyi derhal terk etmesini söyleyen kalıplaşmış bir acil durum emridir. Burada abandon, bir plan veya fikirden yalnızca “vazgeçmek” değil, “geride bırakıp ayrılmak” anlamındadır. Bu kalıplaşmış emirde ship, önünde a veya the olmadan kullanılır. Filmlerde, oyunlarda veya komedilerde bu emir, bir durum aniden felaket gibi görünmeye başladığında dramatik biçimde kullanılabilir. Gerçek bir gemi olmasa bile acilen kaçma fikrini taşır.
Alıştırma
Ciddi tehlike altındaki bir gemiyi herkesin derhal terk etmesi gerektiğinde kullanılan kalıplaşmış acil durum emrini tamamlayın: “____!”
Cevabı göster
Abandon ship