Büyük Balina Zıplayışı! 🐳 | Balina Gözlemi | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
241 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Hayal kırıklığı yaratan bir balina izleme gezisi, balinaların göçü ve annelik bağı üzerine bir derse dönüşür; ardından bir balina beklenmedik biçimde teknenin üzerine düşünce herkes kaçmak zorunda kalır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Don't whales usually jump out of the water? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu olumsuz sorunun tarafsızca bilgi istemek yerine, konuşanın önceden var olan beklentisini ve gerçekle arasındaki şaşırtıcı uyuşmazlığı sorguladığını öğrenin. Gerçekleşen bir durumun normalde olacağına inandığınız şeyle örtüşmediği anlarda bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. There's nothing a whale mum wouldn't do for her children. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki olumsuz unsurun, bir annenin çocukları için kesinlikle her şeyi yapacağı yönünde güçlü bir olumlu vurgu oluşturduğunu anlayın. Böylece cümleyi gerçek anlamlı bir ret sanmadan yorumlayabilir ve fedakârlığı duygulu biçimde öven ifadeler kurabilirsiniz. 3. Abandon ship! — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Tehlikedeki bir gemiyi herkesin terk etmesini emreden yerleşik acil durum komutunu tanıyın. Denizcilik öykülerinde ve ekran diyaloglarında taşıdığı yüksek aciliyeti hemen kavrayabilir, bunu tekneden inmeye yönelik sıradan bir öneriden ayırabilirsiniz.

Bu derste

Mmm.

0:02

Mmm.

Wow.

0:04

Vay canına.

Whales eat a lot.

0:05

Balinalar çok yer.

They can eat up to five bags a day. Kalıp ifadeler

0:06

Günde beş paket yiyebilirler.

Kalıp ifadeler

up to five bags a day: kesin miktar değil, günlük üst sınır

up to five bags ifadesindeki up to üst sınırı belirtir: mümkün olan en yüksek miktar beş pakettir. Gerçek miktar daha az olabilir; bu nedenle ifade tam olarak beş paket anlamına gelmez. a day, bu sınırın geçerli olduğu zaman aralığını verir. up to + en yüksek miktar + zaman aralığı kalıbı, o süre içinde mümkün olan en yüksek miktarı belirtir.

Alıştırma

Bir uyarıda “The room can hold up to 30 people.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?

  1. En fazla otuz kişi olabilir, ancak kişi sayısı daha az olabilir.
  2. Odada otuzdan fazla kişi bulunabilir.
  3. Odada her zaman tam olarak otuz kişi vardır.
Cevabı göster

En fazla otuz kişi olabilir, ancak kişi sayısı daha az olabilir.

These are very bad for you. Kalıp ifadeler

0:09

Bunlar sizin için çok zararlı.

Kalıp ifadeler

bad for you: zararlı bir etkiyi anlatmak

These are very bad for you cümlesinde be bad for someone, bir kişi üzerinde zararlı veya sağlıksız bir etkisi olmak demektir. Buradaki for, etkiden kimin zarar gördüğünü belirtir; bir şeyin o kişinin yararına olduğu anlamına gelmez. Bir kişiye, vücudun bir bölümüne veya başka bir şeye zarar veren yiyecekler, alışkanlıklar, etkinlikler ya da koşullar için be bad for kullanılır.

Alıştırma

Sağlık üzerindeki zararlı bir etkiyi anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. Too much sugar is bad to your teeth.
  2. Too much sugar is bad for your teeth.
  3. Too much sugar is bad at your teeth.
Cevabı göster

Too much sugar is bad for your teeth.

Okay, kids?

0:12

Anlaştık mı çocuklar?

Only whales should eat these. Dilbilgisi

0:13

Bunları sadece balinalar yemeli.

Dilbilgisi

Only whales should eat these: özneyi sınırlamak

Only + özne + should + fiilin yalın hâli yapısında only özneyi sınırlar. Only whales, bunları yemesi uygun görülen tek grubun balinalar olduğunu belirtir; diğerleri dışarıda bırakılır. Should, eylemi balinaların gerçekte ne yaptığına dair bir ifade olarak değil, tavsiye ya da kural olarak sunar. Bir tavsiyeyi veya izin benzeri bir kuralı tek bir grupla sınırlamak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Kuralı Only + özne + should + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: ____ registered guests ____ use the pool.

Cevabı göster

Only · should

Oh, so good.

0:17

Oh, çok lezzetli.

Okay, here we go. Kalıp ifadeler

0:20

Tamam, başlıyoruz.

Kalıp ifadeler

here we go: bir eylemin başladığını bildirmek

Here we go, “şimdi başlıyoruz” veya “sıradaki eylem başlıyor” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözlü işarettir. Okay, here we go cümlesinde konuşan kişi başlamaya hazır olduğunu belirtir. Bu kullanımda here bir yeri göstermez ve go gerçek anlamıyla bir yere gitmeyi anlatmaz. İfadenin tamamını, bir eylemi başlatan konuşma işareti olarak öğrenin.

Alıştırma

Canlı bir gösterime başlamak üzeresiniz. Doğal sözlü işareti tamamlayın: Okay, ____!

Cevabı göster

here we go

The whale's been fed now. Dilbilgisi

0:21

Balina şimdi beslendi.

Dilbilgisi

whale's been fed: present perfect edilgende 's, has anlamındadır

“The whale's been fed” ifadesinde whale's, whale has biçiminin kısaltmasıdır. Özne + has/have been + past participle kalıbı present perfect edilgendir: balina eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; fed, feed fiilinin past participle biçimidir. Besleme eylemini tamamlanmış ve sonucu şu an için önemli olarak sunar. 's sonrasında been geldiği için burada has anlamındadır; is ya da iyelik değildir.

Alıştırma

The whale's been fed now. cümlesindeki kısaltmayı doğru şekilde açan cümle hangisidir?

  1. The whale has been fed now.
  2. The whale has fed now.
  3. The whale is being fed now.
Cevabı göster

The whale has been fed now.

Get your camera ready, passenger. Kalıp ifadeler

0:23

Kameranı hazırla, yolcu.

Kalıp ifadeler

Get your camera ready: get + nesne + ready

Get your camera ready, get + nesne + sıfat yapısını kullanır. Burada get, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır; dolayısıyla talimat, kamerayı kullanılabilecek şekilde hazırlamayı ister. Nesne get ile ready arasına gelir: get your camera ready. Bu yapı, yaklaşan bir olaydan önce bir şeyin hazırlanması gerektiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

get, your boarding pass ve ready sözcüklerini kullanarak hatırlatmayı tamamlayın: ____ before boarding begins.

Cevabı göster

Get your boarding pass ready

You're going to see the whale jump. Dilbilgisi

0:25

Balinanın zıplamasını göreceksin.

Dilbilgisi

You're going to ...: beklenen bir gelecek olayı

Be going to + fiilin yalın hâli, gelecekteki bir olayı plan, düzenleme veya şu anda görülen bir kanıt nedeniyle zaten beklenen bir şey olarak sunar. Buradaki You're going to see, konuşanın dinleyiciye birazdan ne olacağını güvenle bildirdiğini anlatır. going to ifadesinden hemen sonra see gibi başka bir fiilin yalın hâli geliyorsa bu bir gelecek zaman yapısıdır; bir yere doğru hareket etme anlamına gelmez.

Alıştırma

Tahmini be going to ile tamamlayın: Look at those dark clouds. It ____ rain.

Cevabı göster

is going to

Dilbilgisi

see the whale jump: see sonrasında nesne + fiilin yalın hâli

see, hear veya watch gibi etken bir algı fiilinden sonra nesne ve ardından to almayan fiilin yalın hâli kullanılır. see the whale jump ifadesinde the whale nesnedir, jump ise fiilin yalın hâlidir; jumps veya to jump kullanılmaz. Bu yapı, algılanan hareketi bütün bir olay olarak sunar.

Alıştırma

watch + nesne + fiilin yalın hâlini kullanın. Cümleyi the bird ve fly ile tamamlayın: We watched ____ across the lake.

Cevabı göster

the bird fly

Jump?

0:27

Zıplamasını mı?

Oh, man.

0:28

Oh, dostum.

Don't whales usually jump out of the water? Ton ve niyet

0:34

Balinalar genellikle sudan dışarı zıplamaz mı?

Ton ve niyet

Don't whales usually...?: önceden var olan bir beklentiyi ifade etmek

Don't + özne + fiilin yalın hâli...? kalıbı olumsuz bir evet-hayır sorusudur. Burada usually, konuşanın balinaların sudan dışarı sıçramasını zaten olağan bir durum olarak beklediğini gösterir. Beklenen hareket gerçekleşmediği için soru şaşkınlık belirtir ve doğrulama ister. Yani konuşan aslında “Balinaların bunu genellikle yaptığını sanıyordum; şimdi farklı bir durum mu var?” demektedir.

Alıştırma

Kütüphanenin saat dokuzda açılmasını bekliyordunuz ama hâlâ kapalı. Hangi soru bunun beklentinizle çeliştiğini gösterir?

  1. Is the library open now?
  2. Doesn't the library usually open at nine?
  3. What time does the library open?
Cevabı göster

Doesn't the library usually open at nine?

Yeah, that's not going to happen today. Ton ve niyet

0:37

Evet, bugün o olay yaşanmayacak.

Ton ve niyet

that's not going to happen today: bugünkü beklentiyi geçersiz kılmak

That, az önce söz edilen eylem ya da planın yerini tutar. is not going to happen ifadesi, genellikle mevcut duruma dayanarak bunun gerçekleşmeyeceğini doğrudan bildirir. Today, bu öngörüyü içinde bulunulan günle sınırlar. Konuşan bunun bugün olmayacağını söyler, ancak hiçbir zaman olmayacağını söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

Liman kapalı olduğu için bugünkü tekne gezisi mümkün değil. Gezinin hiçbir zaman yapılamayacağını söylemeden yalnızca bugün için mümkün olmadığını doğrudan belirten cevap hangisidir?

  1. That never happens.
  2. That's not going to happen today.
  3. That didn't happen yesterday.
Cevabı göster

That's not going to happen today.

Oh, what?

0:38

Oh, ne?

What?

0:39

Ne?

Yeah, what?

0:40

Evet, ne?

Sorry.

0:41

Üzgünüm.

So, this boat's gone through a huge storm, Öbek fiiller

0:42

Yani bu tekne devasa bir fırtınayı atlattı,

Öbek fiiller

gone through a huge storm: “deneyimlemek” anlamında go through

Bu cümlede gone through, “yaşadı” veya “atlattı” anlamına gelir. Tekne büyük bir fırtınayla karşılaşmıştır; through, fırtınayı yaşanması gereken zorlu bir olay olarak sunar. Vurgu yalnızca fiziksel bir güzergâhtan geçmekte değil, tehlikeyi deneyimlemektedir. Burada boat's, boat has ifadesinin kısaltmasıdır; gone ise go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has gone through + olay, değişim veya zor dönem şeklindedir.

Alıştırma

“Yaşadı” anlamını vermek için cümleyi go through ifadesinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Our town has ____ three severe winters.

Cevabı göster

gone through

braved rough seas, Kelime

0:45

hırçın denizlere göğüs gerdi,

Kelime

braved rough seas: fiil olarak brave

Burada braved, “tehlikeli veya zor bir şeyle cesaretle yüzleşti” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Braved rough seas, teknenin tehlikeli ve fırtınalı deniz koşullarıyla karşılaşıp ilerlemeye devam ettiğini anlatır; teknenin “cesur hâle geldiği” anlamına gelmez. Rough seas, güçlü dalgaların yolculuğu zorlaştırdığı deniz koşullarını anlatan yaygın bir çoğul ifadedir.

Alıştırma

“Cesaretle yüzleşti” anlamını vermek için cümleyi brave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hikers ____ the freezing wind to reach shelter.

Cevabı göster

braved

a tidal wave,

0:46

bir gelgit dalgasına,

and snappy turtles

0:47

ve ısıran kaplumbağalara

to see a whale who lies there eating corn chips? Dilbilgisi

0:48

orada yatıp mısır cipsi yiyen bir balinayı görmek için miydi?

Dilbilgisi

lies there eating: aynı anda yapılan eylem için lie there + V-ing

lie + yer ifadesi + V-ing kalıbı, birinin ya da bir şeyin uzanmış durumda kalırken başka bir eylemi sürdürdüğünü anlatır. lies there eating içinde lies, tekil özne whale ile uyumludur; there yeri gösterir, eating ise aynı anda gerçekleşen eylemi belirtir. Burada lies, “yalan söyler” değil, “uzanır” anlamındadır. There ayrıca balinanın öylece yerinde durduğu bir görüntü oluşturur; bu soruda bu heyecansız görüntü, hayal kırıklığını ve hafif alayı yansıtır.

Alıştırma

Cümleyi lie there + chew ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On the rug, the dog ____ its toy while we clean the room.

Cevabı göster

lies there chewing

It would seem so. Ton ve niyet

0:51

Öyle görünüyor.

Ton ve niyet

It would seem so: temkinli bir onay

It would seem so, “eldeki işaretler söylediğin şeyin doğru olduğunu gösteriyor” anlamına gelir. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini tutar; böylece konuşan kişi onu tekrarlamak zorunda kalmaz. Burada would bir koşul oluşturmaz. İddiayı yumuşatır ve onayı basit bir yes cevabına göre daha dolaylı ve daha az kesin hâle getirir. Ses tonuna bağlı olarak kabullenmişlik veya hafif bir kuru mizah da yansıtabilir.

Alıştırma

Bir iptal duyurusu görüyorsunuz, ancak resmî bir onayınız yok. Biri “So the outdoor concert has been canceled?” diye soruyor. Hangi cevap temkinli biçimde katılır?

  1. Yes, without any doubt.
  2. It would seem it.
  3. It would seem so.
Cevabı göster

It would seem so.

Well, I guess we'll sail back home now. Notlar

0:53

Şey, sanırım artık eve doğru yelken açacağız.

Ton ve niyet

I guess: isteksizce varılan bir sonucu yumuşatmak

I guess + cümle yapısında I guess, ardından gelen ifadeyi yumuşatır. Burada konuşan kişi ciddi bir tahminde bulunmuyor; tekneyle eve dönmenin artık en olası ya da uygulanabilir tek seçenek olduğunu kabul ediyor. Bu ifade kararı daha az kesin gösterir ve tereddüt, hayal kırıklığı veya isteksizce kabullenme anlatabilir. Hangi duygunun daha güçlü olduğunu bağlam ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Açık hava etkinliği iptal edildi. Yeni planın isteksizce kabul edildiğini en iyi hangi cümle gösterir?

  1. I guess we'll go home, then.
  2. I promise we'll go home at exactly six.
  3. We are absolutely thrilled to go home now.
Cevabı göster

I guess we'll go home, then.

Kalıp ifadeler

we'll sail back home: tekneyle eve dönmek

we'll sail back home, “tekneyle eve döneceğiz” anlamına gelir. Sail yolculuk biçimini, back önceki bir yere dönüşü, home ise varış yerini belirtir. Home, kişinin kendi evine doğru hareket anlamına geldiğinde bir hareket fiilinden sonra normalde to olmadan kullanılır. sail back to home değil, sail back home denir.

Alıştırma

sail, back ve home sözcüklerini doğal sırayla boşluğa yerleştirin: After our island trip, we'll ____ before sunset.

Cevabı göster

sail back home

Aw.

0:55

Ah.

Aw, kids.

0:56

Ah, çocuklar.

Look.

0:57

Bakın.

Um, how about I put a show about whales on the TV? Notlar

0:58

Şey, televizyonda balinalarla ilgili bir program açmama ne dersiniz?

Ton ve niyet

How about I + fiilin yalın hâli: eylemi kendiniz yapmayı teklif etmek

“How about I + fiilin yalın hâli...?” konuşanın kendisinin yapacağı bir eylemi önermek için kullanılan günlük bir kalıptır. Burada konuşan kişi olası bir çözüm sunar; yaklaşık olarak “Bunu ben yapsam yardımcı olur mu?” anlamındadır. I, yan cümlenin öznesidir; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli gelir: How about I put...? Soru, karşı tarafa fikri kabul veya reddetme fırsatı verir; konuşan kişinin nasıl biri olduğuna dair görüş sormaz.

Alıştırma

Bir kutuyu kendiniz taşımayı teklif etmek istiyorsunuz. Hangi cümle doğru ve doğaldır?

  1. How about I carry this box for you?
  2. How about me carry this box for you?
  3. How about I carrying this box for you?
Cevabı göster

How about I carry this box for you?

Kalıp ifadeler

put a show ... on the TV: bir TV programını oynatmaya başlamak

Bu cümlede put, bir medya içeriğini seçmek veya oynatmaya başlamak anlamına gelir. a show about whales nesnesi put sözcüğünden sonra gelir; on the TV ise içeriğin nerede gösterileceğini belirtir: put + içerik + on the TV. Burada televizyon cihazının üzerine fiziksel olarak bir şey koymaktan söz edilmez. Nesne bir program, film veya benzer bir içerik olduğunda put it on the TV, içeriği televizyonda görünür hâle getirip oynatmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

“Bir çizgi filmi oynatmaya başlamak” anlamını vermek için isteği put ... on the TV ile tamamlayın: Could you ____ for the children?

Cevabı göster

put a cartoon on the TV

Yeah!

1:02

Evet!

TV!

1:03

Televizyon!

It's got to be done. Kalıp ifadeler

1:03

Mecburen yapılacak.

Kalıp ifadeler

It's got to be done: konuşma dilinde edilgen gereklilik

Bu cümlede It's, It is değil It has kısaltmasıdır. Has got to gereklilik bildirir: işin tamamlanması gerekir. Be done edilgen yapıdadır: odak, işi kimin yaptığına değil işin tamamlanmasına yöneliktir. have/has got to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeye mutlaka işlem yapılması gerektiğini konuşma dilinde belirtir.

Alıştırma

Cümleyi it's got to be kısaltmalı kalıbı ve repair fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The window is broken, so ____ by tonight.

Cevabı göster

it's got to be repaired

Oh, no argument here. Ton ve niyet

1:05

Oh, itirazım yok.

Ton ve niyet

no argument here: katılmayı bildiren samimi bir ifade

No argument here, You will get no disagreement from me anlamına gelen eksiltili bir yanıttır. Konuşan kişi öneriyi veya görüşü kabul eder ve aslında I agree demiş olur. Here, fiziksel bir yeri değil, konuşan kişinin bu konuşmadaki tarafını veya konumunu belirtir. Argument bu kullanımda sürmekte olan bir kavga değil, itiraz ya da karşı görüş anlamındadır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız mola vermeyi öneriyor ve siz tamamen katılıyorsunuz. Hangi yanıt no argument here ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. No argument here—a short break sounds good.
  2. No argument here—I refuse to take a break.
  3. No argument here—the room has no furniture.
Cevabı göster

No argument here—a short break sounds good.

Um, okay, customer.

1:06

Şey, tamam, müşteri.

I'm sorry the whale trip was no good. Ton ve niyet

1:08

Balina gezisi kötü geçtiği için üzgünüm.

Ton ve niyet

I'm sorry ... was no good: özür dileyip sorunu belirtmek

Burada I'm sorry özrü başlatır; the whale trip was no good yan cümlesi de özrün neyle ilgili olduğunu belirtir. Bu yapı özrü belirli bir gerçekle ilişkilendirir ve yalnızca genel bir sorry sunmak yerine müşterinin hayal kırıklığı yaratan deneyimini kabul eder. Was no good günlük ve resmî olmayan bir ifadedir; gezinin kötü veya başarısız olduğu anlamına gelir. Deneyimin niteliğini ya da sonucunu değerlendirir, gezinin ahlaken kötü olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi yanıt hem özür diliyor hem de belirli sorunu açıklıyor?

  1. I'm sorry the delivery was late.
  2. The delivery was late.
  3. I'm sorry.
Cevabı göster

I'm sorry the delivery was late.

Here's your money back. Kalıp ifadeler

1:10

İşte paranızı iade ediyorum.

Kalıp ifadeler

Here's your money back: para iadesini teslim etmek

Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve konuşan kişi bir şeyi verirken veya sunarken sıkça kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi diğer kişiye para vermektedir. Your money back, kişinin parasının iade olarak geri verildiği anlamına gelir. Back, paranın asıl sahibine geri dönmesini gösterir; bir şeyin arka tarafı anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Para iadesini teslim ederken kullanılan dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tour was cancelled, so ____.

Cevabı göster

here's your money back

Thanks.

1:11

Teşekkürler.

We're going to watch TV now.

1:12

Şimdi televizyon izleyeceğiz.

What?

1:14

Ne?

On me?

1:15

Üstümde mi?

Whales travel extremely long distances into warm waters Kalıp ifadeler

1:15

Balinalar sıcak sulara doğru son derece uzun mesafeler katederler

Kalıp ifadeler

travel extremely long distances: son derece uzun mesafeler kat etmek

Travel long distances, birinin veya bir şeyin geniş bir alan boyunca hareket ettiğini söylemenin doğal bir yoludur. Extremely, long sözcüğünün derecesini güçlendirir; yani balinalar çok uzağa gider. Distances, hedefi değil, kat edilen mesafeyi belirtir. Into warm waters ise nereye gittiklerini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi "çok büyük mesafeler boyunca hareket etmek" anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Some migratory birds ____ each year.

Cevabı göster

travel extremely long distances

to have their babies. Kelime

1:20

yavrularını doğurmak için.

Kelime

to have their babies: amaç ve doğum anlamını ifade etmek

To have their babies bir amaç mastarıdır; balinaların neden sıcak sulara gittiğini açıklar. To'dan sonra fiilin yalın biçimi olan have gelir. Bu bağlamda have babies, yavru dünyaya getirmek anlamındadır. Yalnızca bebeklere sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi "yavrularını dünyaya getirmek için" anlamındaki dört sözcüklük amaç ifadesiyle tamamlayın: The seals come ashore ____.

Cevabı göster

to have their babies

Aw, so cute.

1:22

Oh, çok sevimli.

They stay with them all the way back to the colder waters. Kalıp ifadeler

1:24

Soğuk sulara dönene kadar tüm yol boyunca onlarla birlikte kalırlar.

Kalıp ifadeler

all the way back to: dönüş yolunun tamamı

All the way back to + yer, “o yere ulaşana kadar dönüş yolculuğunun tamamı boyunca” anlamına gelir. Back to dönüş varış noktasını belirtir; all the way ise eylemin tüm mesafe boyunca sürdüğünü ekler. Bu cümlede stay with them, daha soğuk sulara yapılan yolculuğun tamamında devam eder. Way belirli bir yolu değil, güzergâhın veya mesafenin tamamını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için all, the, way, back ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: Maya stayed with me ____ my apartment.

Cevabı göster

all the way back to

Gee, those whales sure are good mums. Notlar

1:28

Vay canına, bu balinalar gerçekten iyi annelermiş.

Dilbilgisi

sure are: konuşmada güçlü vurgu

Sure are ifadesinde sure, cümledeki yargıyı güçlü biçimde vurgulayan bir zarftır. Those whales sure are good mums, konuşanın bu balinaların iyi anneler olduğu görüşüne güçlü biçimde katıldığını gösterir; sure burada “emin” anlamındaki sıfat değildir. Kullanılabilir kalıp özne + sure + fiildir. Be ile özne + sure + am/is/are kullanılır; They sure are helpful. buna örnektir. Başka bir ana fiille sure fiilden önce gelir: They sure work hard.

Alıştırma

Bu cümlede sure ne işe yarıyor: Those neighbors sure are friendly.

  1. Onların cana yakın olup olmadığını sorar.
  2. Onların cana yakın olduğu yargısını güçlü biçimde vurgular.
  3. Onların tehlikeden korunduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Onların cana yakın olduğu yargısını güçlü biçimde vurgular.

Kültür

mums: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde “anneler”

Mums, mum sözcüğünün çoğuludur. Mum; Britanya, Avustralya ve diğer bazı İngilizce çeşitlerinde mother yerine kullanılan günlük bir sözcüktür. Burada dişi balinaları anne olarak tanımlar ve yavrularına iyi bakmalarını över. Amerikan İngilizcesinde yaygın yazım mom, çoğulu ise moms şeklindedir. Mum bölgesel bir biçimdir; yazım hatası değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede, “anneler” anlamındaki samimi sözcüğün Britanya İngilizcesinde yaygın olan yazımı kullanılmıştır?

  1. Those whales are good mothers.
  2. Those whales are good moms.
  3. Those whales are good mums.
Cevabı göster

Those whales are good mums.

You can't help but admire that motherly bond. Notlar

1:31

Bu anne-çocuk bağına hayran kalmamak elde değil.

Dilbilgisi

You can't help but admire: can't help but + fiilin yalın hâli

Can't help but + fiilin yalın hâli yapısı, bir tepkinin doğal geldiğini veya ondan kaçınmanın neredeyse imkânsız olduğunu anlatır. You can't help but admire, hayranlık duygusunun kendiliğinden ortaya çıktığı anlamına gelir. Buradaki but, kalıplaşmış yapının bir parçasıdır; normal bir karşıtlık kurmaz. But sözcüğünden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: admire doğrudur; admiring veya to admire kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi can't help but + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Whenever Leo tells that joke, I ____.

Cevabı göster

can't help but laugh

Kalıp ifadeler

that motherly bond: şefkatli ve koruyucu bir bağ

That motherly bond, bir anne ile yavrusu arasında görülen yakın duygusal bağı ifade eder. Motherly sözcüğü bakım ve koruma anlamı katarken bond burada güçlü bir ilişki demektir; finansal bir tahvil ya da fiziksel bir yapıştırıcı anlamına gelmez. İşaret sözcüğü that, daha önce gösterilmiş veya anlatılmış olan bir bağa gönderme yapar. Bu ifade, anne sıcaklığı ve koruması taşıyan yakın bir bakım ilişkisini de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede that motherly bond ne anlama geliyor?

  1. Yakın, şefkatli ve koruyucu bir duygusal bağ
  2. Bir annenin sahip olduğu finansal yatırım
  3. Bir annenin kullandığı yapıştırıcı
Cevabı göster

Yakın, şefkatli ve koruyucu bir duygusal bağ

Dad, we can't hear the TV.

1:33

Baba, televizyonun sesini duyamıyoruz.

There's nothing a whale mum wouldn't do for her children. Dilbilgisi

1:35

Bir balina annesinin çocukları için yapmayacağı hiçbir şey yoktur.

Dilbilgisi

There's nothing ... wouldn't do: her şeyi yapmaya hazır olmak

There's nothing + özne + wouldn't do kalıbında iki olumsuz unsur bulunur: nothing ve wouldn't. Bunlar birlikte, öznenin mümkün olan her eylemi yapmaya hazır olduğunu belirtir; daha basit bir ifadeyle, özne her şeyi yapar. Bu, sevgiyi, sadakati veya kararlılığı övmek için kullanılan vurgulu bir anlatımdır. Bu cümlede balina annenin yavruları için her türlü çabayı göstermeye hazır olduğu söylenir; yapacak işi olmadığı söylenmez.

Alıştırma

“Maya erkek kardeşini korumak için her şeyi yapar” anlamındaki çift olumsuzluk kalıbını tamamlayın: There's ____ Maya ____ to protect her brother.

Cevabı göster

nothing · wouldn't do

Whoa!

1:42

Oha!

That whale's more jumpy than the one we saw. Dilbilgisi

1:44

Bu balina bizim gördüğümüzden çok daha hareketli.

Dilbilgisi

more jumpy than: karşılaştırma yapmak

more + sıfat + than kalıbı iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır. Burada more jumpy o balinayı betimler, than ise daha önce görülen balinayı karşılaştırma noktası olarak tanıtır. Jumpy genellikle gergin veya kolay ürken anlamına gelir. Balinayla ilgili bu eğlenceli bağlamda jump sözcüğünü de çağrıştırır; dolayısıyla konuşan kişi balinanın sıçramaya daha yatkın göründüğünü de kastedebilir.

Alıştırma

Altyazıdaki more jumpy than nasıl bir karşılaştırma yapıyor?

  1. Daha önce görülen balina, o balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.
  2. O balina, daha önce görülen balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.
  3. İki balina da aynı ölçüde ürkek veya sıçramaya yatkın görünüyor.
Cevabı göster

O balina, daha önce görülen balinadan daha ürkek veya sıçramaya daha yatkın görünüyor.

They teach their young how to Kelime

1:46

Yavrularına nasıl

Kelime

their young: hayvan yavrularını belirten isim olarak young

Their young ifadesinde young, bir hayvanın yavruları veya soyundan gelenler anlamında kullanılan bir isimdir. Their bir iyelik belirleyicisidir; dolayısıyla ifade o hayvanların yavrularını belirtir. Bu isim biçimi değişmez: their young, -s eklenmeden bir veya birden fazla yavruyu ifade edebilir. Bu zaten tam bir isim öbeğidir; ardından başka bir isim bekleyen young sıfatı değildir.

Alıştırma

Young sözcüğünü hayvan yavruları anlamında bir isim olarak kullanın: Many animals protect ____.

Cevabı göster

their young

Huh?

1:48

Hı?

The whale landed on the boat!

1:57

Balina teknenin üstüne düştü!

Abandon ship! Deyimler

1:59

Gemiyi terk edin!

Deyimler

“Abandon ship!”: gemiyi terk etmeye yönelik acil durum emri

“Abandon ship!”, gemi ciddi tehlikedeyken gemideki herkese gemiyi derhal terk etmesini söyleyen kalıplaşmış bir acil durum emridir. Burada abandon, bir plan veya fikirden yalnızca “vazgeçmek” değil, “geride bırakıp ayrılmak” anlamındadır. Bu kalıplaşmış emirde ship, önünde a veya the olmadan kullanılır. Filmlerde, oyunlarda veya komedilerde bu emir, bir durum aniden felaket gibi görünmeye başladığında dramatik biçimde kullanılabilir. Gerçek bir gemi olmasa bile acilen kaçma fikrini taşır.

Alıştırma

Ciddi tehlike altındaki bir gemiyi herkesin derhal terk etmesi gerektiğinde kullanılan kalıplaşmış acil durum emrini tamamlayın: “____!”

Cevabı göster

Abandon ship