Bencil bilginin Japon halk masalı - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
660 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Antik Kyoto’da yaşayan bir bilgin, arınmak ve kegareden kaçınmak için bir Şinto tapınağına tekrar tekrar hac yolculuğu yapar. Bir kadının annesini gömmesine yardım etmek üzere yolundan ayrılınca ruhen terk edilmekten korkar; ancak bir medyum onun iyiliğini kutsar. Böylece kirlenmenin yozlaşmayla aynı olmadığını kavrar ve hastalarla dezavantajlı kişilere yardım etmeye başlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. would walk — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would sonrasında kullanılan fiilin, koşul cümlelerindeki yaygın varsayımsal anlam yerine, geçmişte geçen bir anlatıdaki tekrarlanan alışkanlığı nasıl ifade ettiğini ayırt edin. 2. left his path — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin iki katmanını anlayın: Bilgin, ağlama sesini izlemek için fiziksel olarak rotasından çıkar; aynı zamanda hac yolculuğuna yön veren katı kuraldan simgesel olarak sapar. 3. through a journey of their own. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Anlayışın kişisel deneyim yoluyla kazanıldığını söylemek için bu kalıbı kullanın; of their own, deneyimin başkasından alınamayacağını ve herkesin onu bizzat yaşaması gerektiğini vurgular.

Bu derste

In ancient Kyoto, Anlatım akışı

0:06

Eski Kyoto'da,

Anlatım akışı

In ancient Kyoto: başlangıçta zamanı ve yeri belirtmek

“In ancient Kyoto” hikâyenin başında ortamı belirleyen bir ifadedir. In ortamı tanıtır, Kyoto yeri belirtir, ancient ise o yeri uzak bir tarihsel döneme taşır. İfade, hikâyenin nerede ve yaklaşık olarak ne zaman geçtiğini söyler; günümüz Kyoto’sunu betimlemez. Bir hikâyenin başında In + zaman veya yer ifadesi, arka plan bilgisini özne ve eylemden önce verebilir. Böylece dinleyen kişi karakterlerle tanışmadan önce hikâyenin dünyasına girer.

Alıştırma

Hikâyenin başındaki “In ancient Kyoto” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Modern Kyoto’nun büyüklüğünü anlatır.
  2. Hem yeri hem de tarihsel dönemi belirtir.
  3. Olayın gerçekleştiği kesin tarihi söyler.
  4. Karakterin günümüzdeki tam adresini verir.
Cevabı göster

Hem yeri hem de tarihsel dönemi belirtir.

a devout Shinto scholar lived a simple life, Kültür

0:08

dindar bir Şinto bilgini basit bir hayat yaşardı,

Kültür

devout Shinto scholar: inanç, gelenek ve rol

“a devout Shinto scholar” sözleri aynı anda üç bilgi verir. Scholar temel isimdir: kişi bir alanı veya geleneği ciddi biçimde inceler. Shinto bu alanın Japonya’nın Şinto geleneği olduğunu belirtir, devout ise kişinin bu dine derinden bağlı olduğunu söyler. Bu tanımda kişinin hem bilgisi hem de inancı önemlidir. Bu kimlik, dinî uygulamaların, saflığın ve tabuların karakter için neden özellikle önemli olabileceğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi açıklama “a devout Shinto scholar” ifadesindeki tüm bilgileri içerir?

  1. Tek görevi törenleri yönetmek olan bir rahip.
  2. Din hakkında yeni öğrenmeye başlamış bir okul öğrencisi.
  3. Şinto’ya derinden bağlı olan ve onun geleneklerini inceleyen bir kişi.
  4. Dinle bağlantısı olmayan eski eşya uzmanı.
Cevabı göster

Şinto’ya derinden bağlı olan ve onun geleneklerini inceleyen bir kişi.

but he was often distracted from his prayers by the bustling city. Dilbilgisi

0:11

ama hareketli şehir sık ​​sık dualarında dikkatini dağıtırdı.

Dilbilgisi

was distracted from ... by ...: yarıda kalan odak noktası ve dikkat dağıtan kaynak

was distracted from A by B yapısında A, dikkatin yöneldiği etkinliği veya amacı; B ise dikkatin dağılma nedenini belirtir. Bu cümlede his prayers yarıda kalan odak noktası, the bustling city ise dikkat dağıtan kaynaktır. Edilgen yapı, onun dikkati dağılan kişi olduğunu gösterir. Yapı, be distracted from + odak noktası + by + kaynak şeklinde başka durumlarda da kullanılabilir; onun şehrin dikkatini dağıttığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi was distracted from ... by ... kullanarak tamamlayın: Leo ____ his reading ____ a ringing phone.

Cevabı göster

was distracted from · by

He felt that his neighbors were polluting his soul, Deyimler

0:15

Komşularının ruhunu kirlettiğini hissediyordu

Deyimler

polluting his soul: ruhsal kirlenme mecazı

Polluting his soul, hava, su veya toprağın fiziksel kirlenmesini anlatan pollute fiilini bir kişinin iç dünyasına taşır. Bu bir mecazdır: Komşularının onun ruhsal saflığına zarar verdiğine inanır; ruhuna fiziksel bir madde bulaştırdıklarını düşünmez. Dini anlatım, dışarıdan gelen etkiyi ahlaki veya ruhsal bir kirlenme olarak sunar. Onun saflığa ne kadar değer verdiğini ve şehrin etkisini neden ciddi bir tehdit olarak gördüğünü gösterir.

Alıştırma

The monk feared that greed was polluting his soul cümlesinde polluting his soul ne anlama gelir?

  1. Açgözlülük, kendisini ruhsal açıdan kirlenmiş hissetmesine neden oluyordu.
  2. Açgözlülük, bir odayı temizlerken dikkatini dağıtıyordu.
  3. Açgözlülük, çevresindeki havayı kirletiyordu.
  4. Keşiş fiziksel olarak bedenini yıkıyordu.
Cevabı göster

Açgözlülük, kendisini ruhsal açıdan kirlenmiş hissetmesine neden oluyordu.

and he sought to perform some kind of personal harae Notlar

0:19

ve bir tür kişisel "harae" gerçekleştirmek istiyordu,

Kelime

sought to perform: bir eylemi gerçekleştirmeye çalışmayı anlatan resmî ifade

Burada sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. seek to + fiilin yalın hâli yapısı, “bir şeyi aramak” değil, “bir şeyi yapmaya çalışmak veya bunun için çaba göstermek” anlamına gelir. Bu nedenle he sought to perform, eylemi gerçekleştirmeyi amaçlayıp denediğini gösterir; başarılı olduğunu garanti etmez. Perform fiilinin nesnesi bir ritüel, tören, görev veya prosedür olduğunda anlamı “gerçekleştirmek” ya da “uygulamak”tır. Sought to perform, tried to do ifadesinden daha resmî ve ağırbaşlıdır; tarihsel veya törensel anlatımlara uygundur.

Alıştırma

Cümleyi seek to perform ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The organizers ____ the ceremony respectfully.

Cevabı göster

sought to perform

a purification ritual that would cleanse his body and his mind. Kalıp ifadeler

0:23

bedenini ve zihnini temizleyecek bir arınma ritüeli.

Kültür

personal harae: bireysel bir Şinto arınma ritüeli

Harae, ritüel arınmayı ifade eden Japonca bir Şinto terimidir. Bu nedenle personal harae burada, yalnızca bedeni yıkamak yerine ritüel veya manevi kirliliği gidermeyi amaçlayan bireysel ya da kişinin kendisinin üstlendiği bir arınma eylemini ifade eder. Ardından gelen a purification ritual that would cleanse his body and his mind isim öbeği bir açıklayıcı eşlemedir: harae sözcüğünü daha tanıdık bir İngilizceyle yeniden anlatır. Özel bir kültürel terimin hemen ardından sade bir açıklama geldiğinde bu okuma kalıbı yararlıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda personal harae ne anlama gelir?

  1. Kişisel bir Şinto arınma ritüeli
  2. Tek kişilik bir tiyatro gösterisi
  3. Kutsal bir nesne arayışı
  4. Tek başına yapılan sıradan bir banyo
Cevabı göster

Kişisel bir Şinto arınma ritüeli

Kalıp ifadeler

cleanse his body and his mind: bedenin ve zihnin ritüel olarak arındırılması

“cleanse his body and his mind” ifadesinde his body ve his mind, cleanse fiilinin birbirine bağlanmış iki nesnesidir. Ritüelin hem fiziksel durumunu hem de içsel ya da ruhsal durumunu etkilediği anlatılır. Burada cleanse, kirliliği veya saflığı bozan şeyi kapsamlı, simgesel ya da ruhsal biçimde gidermek demektir. Bu ritüel bağlamında yalnızca tenini yıkamak değil, “arındırmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Bir kişinin fiziksel ve içsel durumunu arındırmayı amaçlayan bir töreni en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The ceremony was meant to cleanse the body and mind.
  2. The ceremony was meant to wash the guests' hands.
  3. The ceremony was meant to clean the floor and walls.
  4. The ceremony was meant to tidy the hall.
Cevabı göster

The ceremony was meant to cleanse the body and mind.

He decided to travel to the revered Hie shrine. Kültür

0:27

Saygıdeğer Hie tapınağına gitmeye karar verdi.

Kültür

revered Hie shrine: büyük saygı gören bir Şinto kutsal alanı

“the revered Hie shrine” ifadesinde revered, mabedin dinî veya kültürel konumu nedeniyle derin saygı gördüğünü anlatır. Bu, yalnızca ünlü veya popüler olmaktan daha güçlü bir anlam taşır. Hie yerin adıdır ve bu Japon Şinto bağlamında shrine, Şinto ibadet yerini ifade eder. Dolayısıyla ifade, varış yerini sıradan bir simge yapı değil, kutsal ve saygı gören bir mekân olarak sunar.

Alıştırma

Cümledeki “the revered Hie shrine” ifadesinin anlamına en uygun açıklama hangisidir?

  1. Sıradan bir anıt yapı
  2. Hie adlı kalabalık bir alışveriş merkezi
  3. İnsanların saygı duymadığı ünlü bir yer
  4. Dinî öneme sahip, saygı gören bir Şinto mabedi
Cevabı göster

Dinî öneme sahip, saygı gören bir Şinto mabedi

The trip was an arduous climb that took all day, Kelime

0:31

Yolculuk bütün gün süren zorlu bir tırmanıştı,

Kelime

arduous climb: zor ve yorucu bir tırmanış

Arduous climb, çok fazla fiziksel çaba gerektiren ve çoğu zaman uzun süren zorlu bir tırmanışı ifade eder. Burada arduous, bütün gün süren yolculuğun yalnızca biraz zahmetli değil, yorucu ve güç olduğunu vurgular. Aynı sıfat, sürekli çaba gerektiren bir görevi, yolculuğu veya süreci de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi arduous climb olarak tanımlanabilir?

  1. Bir kurtarma ekibi buzlu bir dağa tırmanarak yorucu altı saat geçirir.
  2. Bir çocuk defteri için bir çıkartma seçer.
  3. Bir aile asansörle ikinci kata çıkar.
Cevabı göster

Bir kurtarma ekibi buzlu bir dağa tırmanarak yorucu altı saat geçirir.

but he was glad for the solitude it afforded him, Kelime

0:35

ancak kendisine sunduğu yalnızlıktan memnundu,

Kelime

solitude it afforded him: afford kelimesinin “sağlamak” anlamı

The solitude it afforded him, “yolculuğun veya tırmanışın ona verdiği yalnız kalma zamanı” demektir. Burada afforded, “sağladı” veya “sundu” anlamındadır; yeterli paraya sahip olmakla ilgili değildir. Temel yapı afford + kişi + şey biçimindedir: it afforded him solitude. İfade the solitude that it afforded him şeklinde genişletilebilir; ilgi sözcüğü that atılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede afford, “yeterli paraya sahip olmak” değil, “sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hotel was more than they could afford.
  2. The new schedule afforded Maya more time to practice.
  3. We cannot afford a new computer this year.
Cevabı göster

The new schedule afforded Maya more time to practice.

and the peace he felt upon returning home was profound. Kalıp ifadeler

0:39

ve eve döndüğünde hissettiği huzur derindi.

Kalıp ifadeler

upon returning home: resmî bir zaman bağlantısı

Bu cümlede upon returning home, “eve döndüğünde” veya “eve döner dönmez” anlamına gelir. Buradaki upon zaman ilişkisi kurar; “üstünde” şeklindeki mekânsal anlamı taşımaz. upon + -ing kalıbı, ana olayın zaman arka planını verir. returning eylemini yapan kişinin he, yani he felt içinde belirtilen aynı kişi olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Resmî upon + -ing kalıbını ve arrive fiilini kullanın: ____ at the library, Leo returned his books.

Cevabı göster

Upon arriving

The scholar was determined to maintain this clarity for as long as possible, Kalıp ifadeler

0:43

Bilgin bu berraklığı mümkün olduğu kadar uzun süre korumaya kararlıydı

Kalıp ifadeler

determined to maintain this clarity: kararlı bir niyet

was determined to maintain this clarity, bilginin bu içsel berraklık durumunu elinden geldiğince uzun süre korumaya kesin olarak karar verdiğini anlatır. this clarity önceki bağlamdaki içsel berraklığı ifade eder; görsel keskinlik anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be determined to + fiilin yalın hâlidir. Buradaki maintain, “bir durumu sürdürmek” demektir; bu yüzden yalnızca makine veya sistemlerle değil, clarity, focus, calm ve balance gibi soyut isimlerle de doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

be determined to + maintain kalıbını geçmiş zamanda kullanın: Nina ____ her focus during the final round.

Cevabı göster

was determined to maintain

Kalıp ifadeler

for as long as possible: süreyi en üst düzeye çıkarmak

For as long as possible, “koşulların izin verdiği en uzun süre boyunca” anlamına gelir. Burada for, maintain eyleminin süresini belirtir; long ise bu sürenin uzunluğunu gösterir. Yapı as + sıfat veya zarf + as possible şeklindedir. as long as possible içindeki iki as de korunmalıdır. Yalnızca en üst düzeye çıkarılmak istenen şey değiştiğinde long değiştirilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphanenin koşulların izin verdiği en uzun süre boyunca açık kalacağını anlatır?

  1. The library will stay open as much as possible.
  2. The library will stay open as soon as possible.
  3. The library will stay open for as long as possible.
  4. The library will stay open for long as possible.
Cevabı göster

The library will stay open for as long as possible.

and resolved to make this pilgrimage another 99 times. Kalıp ifadeler

0:48

ve bu hacılığa 99 kez daha çıkmaya karar verdi.

Kalıp ifadeler

resolved to make this pilgrimage: kesin ve resmî bir taahhüt

Resolved to make this pilgrimage, resolve to + fiilin yalın hâli yapısını make a pilgrimage kalıbıyla birleştirir. Resolved to, düşünülerek verilmiş kesin bir kararı; make a pilgrimage ise kutsal veya manevi açıdan önemli bir yere yolculuk etmeyi anlatır. Buradaki make sözcüğü gerçek anlamıyla “üretmek” demek değildir. This, hikâyede daha önce bilinen bir hac yolculuğuna gönderme yapar ve ifadenin tamamı bu yolculuğu ciddi bir taahhüt olarak sunar.

Alıştırma

resolved to ve make a pilgrimage kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After recovering, she ____ to the mountain temple.

Cevabı göster

resolved to make a pilgrimage

He would walk the path alone, Dilbilgisi

0:53

Yolda tek başına yürüyecekti,

Dilbilgisi

Geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık olarak would walk

Geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede would walk, onun bu yolda tek başına yürüme eylemini geçmişte tekrar tekrar yaptığını belirtir. Burada “yürüyecek” anlamına gelmez ve herhangi bir koşul da ifade edilmez. Geçmiş zaman çerçevesi belli olduğunda would + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatabilir. Bu kullanım, bir hikâyede birinin düzenli olarak yaptığı şeyler sıralanırken özellikle yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede would walk geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatır?

  1. Mia said she would walk to the lake the next day.
  2. Mia would walk to the lake if the rain stopped.
  3. Would Mia walk to the lake with us?
  4. When Mia was twelve, she would walk to the lake every morning.
Cevabı göster

When Mia was twelve, she would walk to the lake every morning.

ignoring any distractions in his quest for balance Kalıp ifadeler

0:55

denge arayışında dikkat dağıtıcı hiçbir şeye aldırış etmeyecek

Kalıp ifadeler

in his quest for balance: önemli bir hedefin peşinden gitmek

In his quest for balance, “dengeyi elde etmek için ciddi ve kararlı biçimde çabalarken” anlamına gelir. in someone's quest for + isim yapısı, ismi önemli bir hedef olarak sunar ve başka bir eylemi bu arayışın içine yerleştirir. Quest yalnızca oyunlardaki görev anlamıyla sınırlı değildir. Genel anlatı ve yorumlarda a quest for something, çoğu zaman denge, gerçek veya adalet gibi soyut bir hedef için sürdürülen arayış ya da çabayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi quest for ile tamamlayın: Her lifelong ____ justice inspired the whole community.

Cevabı göster

quest for

and never straying from his purpose. Deyimler

0:58

ve amacından asla sapmayacaktı.

Deyimler

never straying from his purpose: hedeften asla sapmamak

Burada stray from mecazidir. Bir kişi gerçek anlamda bir yoldan sapabilir; ancak his purpose soyut bir hedeftir. Bu yüzden never straying from his purpose, dikkat dağıtıcı şeylerin ya da zorlukların onu bu hedeften uzaklaştırmadığı anlamına gelir. Bu imge, amacı izlenecek bir rota gibi gösterir. Yalnızca nerede yürüdüğünü değil, yönünü değiştirmeden hedefine odaklanmayı sürdürdüğünü anlatır.

Alıştırma

Burada never straying from his purpose ne anlatıyor?

  1. Yürüdüğü gerçek patikadan hiç ayrılmadı.
  2. Hedefinin ne olduğuna henüz karar vermemişti.
  3. Dikkat dağıtıcı şeylerin onu hedefinden uzaklaştırmasına asla izin vermedi.
  4. Hedefini kimseye açıklamayı reddetti.
Cevabı göster

Dikkat dağıtıcı şeylerin onu hedefinden uzaklaştırmasına asla izin vermedi.

The man was true to his word, Deyimler

1:01

Adam sözüne sadıktı,

Deyimler

was true to his word: sözünü tutmak

Be true to one's word, kişinin yapacağını söylediği şeyi yapması anlamına gelen bir deyimdir. Burada word tek bir sözcüğü değil, bir söz veya güvenceyi ifade eder; his ise bu sözü veren kişiyi belirtir. Geçmiş zamandaki was true to his word, söz yerine getirildikten sonra geriye dönük bir değerlendirme yapar. Çoğu zaman kişinin güvenilir olduğunu kanıtladığını belirten olumlu bir yargı taşır.

Alıştırma

Cümleyi be true to one's word deyimiyle tamamlayın ve biçimi Maya'ya uyarlayın: Maya promised to call, and she ____ by phoning that evening.

Cevabı göster

was true to her word

and as days stretched into weeks, Anlatım akışı

1:03

ve günler haftalara dönüşürken,

Anlatım akışı

as days stretched into weeks: hikâyeyi zamanda ilerletmek

Bu cümlede as, “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Days stretched into weeks, bir şeyin o kadar uzun sürdüğünü anlatır ki başlangıçta günlerle sayılan süre, sonunda haftalarla sayılır hâle gelir. Stretched burada zamanla ilgili bir benzetmedir; fiziksel olarak çekip uzatma anlamına gelmez. Başa yerleştirilen bu yan cümle, ardından gelen eylem için uzun bir zaman arka planı oluşturur. Anlatıcı böylece olay yaşanmayan pek çok günü atlayabilir ve her günü ayrı ayrı anlatmadan sürenin uzunluğunu gösterebilir.

Alıştırma

“as days stretched into weeks” giriş yan cümlesi bir hikâyede ne işe yarar?

  1. Eylemin aniden sona erdiği kesin bir günü belirtir.
  2. Birinin takvimi fiziksel olarak çekip uzattığını söyler.
  3. Sonraki eylem devam ederken uzun bir sürenin geçtiğini gösterir.
Cevabı göster

Sonraki eylem devam ederken uzun bir sürenin geçtiğini gösterir.

he walked through driving rain and searing sun. Kalıp ifadeler

1:05

şiddetli yağmurda ve kavurucu güneşte yürüdü.

Kalıp ifadeler

driving rain and searing sun: aşırı hava koşullarını canlı anlatmak

Driving rain, rüzgârın şiddetle savurduğu ve çoğu zaman insanlara çapraz vuran yoğun yağmurdur. Driving burada araç kullanmakla ilgili değildir. Searing sun, yakıyormuş gibi hissettirecek kadar güçlü güneş ışığı veya sıcaklık anlamına gelir. Bu paralel ikili, birbiriyle zıt ama aynı derecede ağır iki koşulu anlatır: şiddetli yağışlı hava ve aşırı sıcak. Birlikte, değişen hava koşullarına dayanmanın canlı bir görüntüsünü oluştururlar.

Alıştırma

Hangi cümle aşırı hava koşullarını anlatmak için iki niteleyiciyi de doğal biçimde kullanıyor?

  1. The hikers enjoyed a mild searing sun after a light driving rain.
  2. The hikers kept moving through driving rain and under a searing sun.
  3. The hikers kept moving through searing rain and under a driving sun.
Cevabı göster

The hikers kept moving through driving rain and under a searing sun.

Over time, his devotion revealed the invisible world of spirits, Notlar

1:09

Zamanla bağlılığı, bizimkilerle birlikte var olan

Anlatım akışı

Over time: kademeli değişime zaman çerçevesi vermek

Over time, cümlenin başında kullanılan bir zaman zarfı ifadesidir. Ardından gelen sonucu belirli bir süre içinde yavaş yavaş ortaya çıkan bir şey olarak çerçeveler. Böylece dinleyici, bağlılığının ani bir keşfe yol açmak yerine zamanla biriken bir etkisi olduğunu anlar. Buradaki time belirli bir saati değil, uzun süren bir süreci ifade eder. Bu ifade bir beceride, ilişkide, durumda veya düşüncede meydana gelen değişimi anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Over time ifadesini kademeli bir değişimi anlatmak için kullanıyor?

  1. At noon, the paint suddenly spilled.
  2. Over time, the paint faded in the sunlight.
  3. For two minutes, the paint stayed wet.
Cevabı göster

Over time, the paint faded in the sunlight.

which exists alongside our own.

1:14

görünmez ruhlar dünyasını ortaya çıkardı.

Kültür

the invisible world of spirits: görünmeyen ruhsal bir âlem

The invisible world of spirits, normalde görülemeyen ve ruhsal varlıkların yaşadığı ya da bu varlıklardan oluşan bir âlemi ifade eder. Bu cümlede spirits, alkollü içkiler değil, doğaüstü veya ruhsal varlıklar anlamındadır. Sonraki yan cümle bu âlemin insan dünyasının yanında var olduğunu söyler. Burada gerekli olan Şinto etkili en temel arka plan şudur: Hikâye, ruhsal varlıkların ve gündelik görünür gerçekliğin birlikte var olduğunu kabul eder.

Alıştırma

Bu cümlede the invisible world of spirits ne anlama geliyor?

  1. henüz haritası çıkarılmamış uzak bir ülke
  2. insan dünyasının yanında var olan, ruhsal varlıklara ait görünmez bir âlem
  3. saklanmış bir alkollü içki stoğu
Cevabı göster

insan dünyasının yanında var olan, ruhsal varlıklara ait görünmez bir âlem

He began to sense the kami, Kültür

1:17

"Kami"leri hissetmeye başladı;

Kültür

the kami: Şintoizmdeki kutsal varlıklar

the kami ifadesinde, Şintoizmdeki kutsal varlıkları, tanrısal varlıkları ya da ruhani mevcudiyetleri anlatan Japonca kökenli kami sözcüğü kullanılır. Bu cümlede ifade sense fiilinin nesnesidir: kişi doğadaki bu kutsal varlıkları algılamaya başlamaktadır. Kami geniş kapsamlı kültürel bir kategoridir. Bir kami doğal bir unsurla, bir güçle, saygı duyulan bir atayla veya başka bir kutsal olguyla bağlantılı olabilir; sözcük yalnızca tek bir varlık türünü adlandırmaz.

Alıştırma

Bu cümlede the kami neyi ifade ediyor?

  1. Her dinî gelenekte aynı olan tek bir yüce Tanrı
  2. Yalnızca ölmüş insanların hayaletleri
  3. Şintoizmdeki ruhani varlıklar veya kutsal mevcudiyetler
Cevabı göster

Şintoizmdeki ruhani varlıklar veya kutsal mevcudiyetler

which animated the rocks underfoot, Kelime

1:19

ayakların altındaki kayaları canlandıran,

the breeze that cooled him,

1:21

onu serinleten meltemi

and the animals grazing in the fields.

1:23

ve tarlalarda otlayan hayvanları.

Kelime

animated the rocks underfoot: ayaklarının altındaki kayalara yaşam veya ruh vermek

Burada animated, animate fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve yaşam, canlılık ya da ruh kazandırmak anlamına gelir. İlgi zamiri which önceki the kami ifadesine gönderme yaparak kami'leri kayaları ruhani açıdan canlı hissettiren güç olarak sunar. The rocks underfoot, onun ayaklarının altındaki kayalar demektir. Bu, animate fiilinin resmî ve edebî anlamıdır; film yapımında bir şeyi hareketli animasyona dönüştürmek anlamı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede animated, altyazıdakiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. A shared sense of hope animated the exhausted crowd.
  2. The children watched an animated movie after dinner.
  3. The designer animated the logo for the opening screen.
Cevabı göster

A shared sense of hope animated the exhausted crowd.

Still, he spoke to no one, Anlatım akışı

1:26

Yine de kimseyle konuşmadı,

spirit or human.

1:29

ne ruh ne insan.

Anlatım akışı

spoke to no one, spirit or human: kategoriler ekleyerek olumsuzluğu güçlendirmek

Spoke to no one tam bir olumsuzluk bildirir: hiç kimseyle konuşmadı. Ardından gelen spirit or human, no one kapsamındaki iki olası kategoriyi belirtir; iki kişi arasında seçim yapıldığı anlamına gelmez. Kategorileri olumsuz ifadenin arkasına yerleştiren anlatıcı, tam bir yalıtılmışlık düşüncesini güçlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen no one, X or Y kalıbı, “X ya da Y olsun, tek bir kişi bile değil” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, iki kategorinin de istisna olmadığını vurgulamak için aynı no one, X or Y kalıbını kullanıyor?

  1. She trusted no one, friend or stranger.
  2. She trusted either a friend or a stranger.
  3. She trusted no one because strangers frightened her.
Cevabı göster

She trusted no one, friend or stranger.

He was determined to avoid contact with those who had strayed from the path and become polluted with kegare. Notlar

1:30

Yoldan sapan ve "kegare" ile kirlenenlerle temastan kaçınmaya kararlıydı.

Kalıp ifadeler

avoid contact with: bir kişi ya da şeyle temastan kaçınmak

Avoid contact with, bir kişiye ya da nesneye dokunmaktan, yaklaşmaktan, onunla etkileşime girmekten veya başka bir şekilde maruz kalmaktan kaçınmak demektir. Yapıda avoid sözcüğünden sonra contact ismi gelir; with ise temasın kaçınıldığı kişiyi veya şeyi tanıtır. Buradaki contact, telefon ya da mesaj yoluyla iletişimden daha geniştir. Bu dinî bağlamda karakter, o kişilerle kurulan her türlü temasın ritüel kirliliğe yol açabileceğini düşünür.

Alıştırma

Güvenlik talimatını avoid contact with ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Visitors should ____ the damaged electrical wires.

Cevabı göster

avoid contact with

Deyimler

had strayed from the path: doğru yoldan sapmıştı

Bu cümlede had strayed from the path bir mecazdır: Bu kişiler gerçek bir yolda kaybolmamış, doğru kabul edilen ahlaki veya dini yoldan uzaklaşmıştır. Past perfect biçimindeki had strayed, bu sapmanın onun daha sonra o kişilerden kaçınma kararından önce gerçekleştiğini gösterir. Daha genel olarak stray from; ilkelerden, bir plandan veya amaçlanan yönden uzaklaşmayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi stray from ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the adviser stepped in, the committee ____ its founding principles.

Cevabı göster

had strayed from

Kültür

become polluted with kegare: Şinto inancındaki ritüel saflık kaybına uğramak

Burada become polluted with kegare, Şintoizmde bir tür ritüel saflık kaybı olan kegare durumuna girmek anlamına gelir. Hikâyenin dini çerçevesinde bu durum ölüm, hastalık veya şiddetle temasla ilişkilendirilebilir. Buradaki polluted; kirli hava, su veya kimyasallarla ilgili değildir. Arınma gerektirebilen ritüel bir saflık kaybını anlatır; kişinin sonsuza kadar kötü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede become polluted with kegare ne anlama geliyor?

  1. Bir fabrikanın kirlettiği havayı soludular.
  2. Sıradan kirle kaplandılar.
  3. Şintoizmle ilişkili bir ritüel saflık kaybı durumuna girdiler.
Cevabı göster

Şintoizmle ilişkili bir ritüel saflık kaybı durumuna girdiler.

This taboo of defilement hung over the sick and deceased, Notlar

1:38

Bu kirlilik tabusu, hastaların ve ölenlerin

Kültür

taboo of defilement: saf olmama durumuyla bağlantılı katı bir yasak

taboo of defilement, birinin ya da bir şeyin saf olmayan hâle gelebileceği düşüncesine dayanan güçlü bir toplumsal veya dinî yasağı ifade eder. Taboo, kişisel bir hoşnutsuzluktan çok daha güçlüdür; defilement burada sıradan kir değil, törensel, ruhsal ya da ahlaki saflığın bozulmasıdır. Bu cümlede ifade, hastaların ve ölülerin neden güçlü bir kısıtlamanın altında görüldüğünü açıklar. of defilement sözleri, sözü edilen tabunun türünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede taboo of defilement ne anlama gelir?

  1. Hasta insanları yıkamayla ilgili bir kural
  2. Dağınık yerlerden kişisel olarak hoşlanmama
  3. Saf olmama durumuyla bağlantılı güçlü bir toplumsal veya dinî yasak
Cevabı göster

Saf olmama durumuyla bağlantılı güçlü bir toplumsal veya dinî yasak

Deyimler

hung over the sick and deceased: süren olumsuz bir etki

hung over the sick and deceased ifadesinde hung over mecaz anlamda kullanılır. Tabu, insanların üzerindeki karanlık bir bulut veya gölge gibi anlatılır; yani baskısı ve olumsuz etkisi onların üzerinde sürmektedir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp something negative hangs/hung over someone or something şeklindedir. Özne tehdit, korku, kuşku ya da başka bir yüktür; over’dan sonraki kişi veya şey ise bundan etkilenendir.

Alıştırma

Cümleyi hang over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The possibility of bad news ____ the family all evening.

Cevabı göster

hung over

as well as those who defiled the land or committed violent crimes. Kalıp ifadeler

1:42

yanı sıra toprağı kirleten veya şiddet suçları işleyenlerin de üzerindeydi.

Kalıp ifadeler

committed violent crimes: commit + crime eşdizimi

Burada committed violent crimes, “fiziksel güç veya güç kullanma tehdidi içeren suçlar işledi” demektir. Hukuk ve suçla ilgili İngilizcede commit fiili çoğunlukla crime sözcüğünü nesne olarak alır. Bu yan cümlede committed, commit fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bu kişilerin ne yaptığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi commit fiilinin geçmiş biçimi ve violent crimes ile tamamlayın: The report says the armed group ____ during the conflict.

Cevabı göster

committed violent crimes

Of all the threats to the scholar's quest for spiritual purity, Anlatım akışı

1:47

Bilginin ruhsal saflık arayışına yönelik tüm tehditler arasında,

kegare was by far the greatest. Kalıp ifadeler

1:51

kegare açık ara en büyüğüydü.

Anlatım akışı

Of all the threats to ...: karşılaştırma aralığını belirlemek

Of all the threats to ... karşılaştırılan grubun tamamını, yani “... için tüm tehditler arasında” anlamındaki aralığı belirlemek için başta gelir. Ana cümle daha sonra bu grubun en uç üyesini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Of all + çoğul isim öbeği, + özne + en üstünlük derecesidir. Karşılaştırma aralığını ana noktadan önce vererek bilgiyi düzenler; burada by far en üstünlük anlamını daha da güçlendirir.

Alıştırma

Of all ile başlayın ve karşılaştırma aralığını belirlemek için the routes we checked ifadesini kullanın: ____, the river path is the shortest.

Cevabı göster

Of all the routes we checked

Kalıp ifadeler

by far the greatest: üstünlük derecesini güçlendirme

by far, the greatest üstünlük yapısını güçlendirir. Burada kegare'nin yalnızca en büyük tehdit olmadığını, diğerlerinin tümünü açık ara geride bıraktığını anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp by far + the + en üstünlük derecesidir. Örneğin by far the best ve by far the most difficult denir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “açık ara” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This was ____ the most difficult part of the project.

Cevabı göster

by far

After paying his respects for the 80th time, Kalıp ifadeler

1:54

80. kez saygısını sunduktan sonra,

Kalıp ifadeler

After paying his respects: resmî olarak saygı gösterdikten sonra

After paying his respects, “resmî bir şekilde saygısını gösterdikten sonra” demektir. After + -ing yapısı bu eylemin sonraki olaydan önce gerçekleştiğini gösterir. Pay one's respects kalıplaşmış bir ifadedir; iyelik sözcüğü kişiye göre pay my, your, his, her, our veya their respects şeklinde değişir. Tapınak bağlamında bu ifade, bir ibadet veya hürmet eylemini tamamlamayı anlatır. Pay burada para ödemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ifadeyle ve They öznesine uyan iyelik sözcüğüyle tamamlayın: They stopped at the grave to ____.

Cevabı göster

pay their respects

he set out for home once more. Öbek fiiller

1:57

bir kez daha eve doğru yola çıktı.

Öbek fiiller

set out for home: bir varış yerine doğru yola çıkmak

set out for home ifadesinde set out bir yolculuğa başlamak anlamına gelir; for ise varış yerini belirtir. İfadenin tamamı, onun yeniden eve doğru yola çıktığını anlatır. Bir yere doğru yolculuğa başlamayı vurgularken set out for + varış yeri kullanılır. Bu ifadede home tanımlık almaz: set out for the home değil, set out for home denir.

Alıştırma

Cümleyi set out ve varış yerinden önce kullanılan edatla tamamlayın: The hikers ____ the shelter before sunset.

Cevabı göster

set out for

But as darkness fell, Anlatım akışı

2:00

Ancak karanlık çökerken,

Anlatım akışı

as darkness fell: değişen bir zaman arka planı kurmak

as darkness fell ifadesinde as, cümlede daha sonra olanların zaman arka planını verir. Darkness fell, gün ışığının azalıp gecenin geldiğini anlatır; karanlık fiziksel olarak düşmemiştir. Bu ifade bir hikâye cümlesinin başında kullanıldığında sahneyi akşam vaktine taşır. Ayrıca eylemin veya havanın değişmek üzere olduğunu da gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki zaman çerçevesi ne anlama geliyor? As darkness fell, the campers turned on their lanterns.

  1. Fenerler gökyüzünün kararmasına neden oldu.
  2. Kampçıların yakınına koyu renkli bir nesne düştü.
  3. Kampçılar fenerlerini yakarken hava kararıyordu.
Cevabı göster

Kampçılar fenerlerini yakarken hava kararıyordu.

he heard strained sobs in the night air. Kalıp ifadeler

2:02

gece havasında boğuk hıçkırıklar duydu.

Kalıp ifadeler

strained sobs: gergin ve zorlanarak çıkan hıçkırıklar

Burada strained, hıçkırıkların nasıl duyulduğunu anlatır: gergin, zorlanarak çıkan ve bastırılmış. Ağlama rahatça dışarı çıkmaz; bu sıfat sesteki duygusal ya da fiziksel zorlanmayı hissettirir. Bu, strained sözcüğünün sesle ilgili anlamıdır; strained muscle ifadesindeki kas incinmesi anlamı değildir. Aynı düşünce strained voice veya strained laughter için de geçerlidir: ses rahat değil, zoraki gelir.

Alıştırma

'Her strained voice showed that she was trying not to cry,' cümlesinde strained nasıl bir sesi anlatıyor?

  1. Bacak kasının incinmesinden kaynaklanan bir ses
  2. Tamamen rahat duyulan neşeli bir ses
  3. Gergin ve zorlanarak çıkan bir ses
Cevabı göster

Gergin ve zorlanarak çıkan bir ses

The scholar tried to push forward and ignore the moans, Öbek fiiller

2:06

Bilgin ilerlemeye ve inlemeleri görmezden gelmeye çalıştı,

Öbek fiiller

push forward: engellere rağmen ilerlemeyi sürdürmek

Bu cümlede push forward, bir şey ilerlemeyi zorlaştırsa bile yol almaya devam etmek demektir. push sözcüğünden sonra nesne gelmediği için bilgin bir şeyi itmiyor; devam etmek için çaba gösteriyor. Aynı yapı soyut durumlarda da kullanılabilir. push forward with a plan, sorunlara rağmen bir plan üzerinde çalışmayı sürdürmek demektir. Bir şey nesne olduğunda push the plan forward da denebilir; bu, planı ilerletmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi push forward ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two failed experiments, the researchers ____ with their study.

Cevabı göster

pushed forward

but the desperate cries overwhelmed him. Kelime

2:10

ancak çaresiz çığlıklar ona ağır geldi.

Kelime

desperate cries overwhelmed him: direnilemeyecek kadar güçlü

Cümlenin öznesi olan desperate cries, ona etki eden güçtür. Overwhelmed him, haykırışların sesi ve duygusunun onun sakin biçimde başa çıkamayacağı, direnemeyeceği veya görmezden gelemeyeceği kadar güçlü olduğunu anlatır. Daha genel olarak overwhelm, bir şeyin miktarı ya da şiddeti kişinin başa çıkma kapasitesini aştığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi overwhelm fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The sudden flood of noise ____ the child, who covered his ears.

Cevabı göster

overwhelmed

Grimacing, he left his path to follow the sound to its source. Notlar

2:13

Yüzünü buruşturarak, sesi kaynağına kadar takip etmek için yolundan ayrıldı.

Deyimler

left his path: gerçek bir rota ve yol gösteren bir yaşam biçimi

Gerçek anlamıyla left his path, sesi takip edebilmek için üzerinde ilerlediği rotadan ayrıldığını anlatır. Ancak path daha önce onun amacı ve kurallarıyla da ilişkilendirildiği için eylemin ikinci bir anlamı vardır: nasıl yaşaması gerektiğine ilişkin inancından uzaklaşmaktadır. Aynı sözler, dışarıdaki yön değişikliğiyle iç dünyasındaki karar değişikliğini birleştirir.

Alıştırma

left his path bu cümleye hangi anlamı katar?

  1. Tüm inançlarından sonsuza dek vazgeçtiğini kanıtlar.
  2. Yalnızca yolun nerede olduğunu unuttuğunu söyler.
  3. Hem rota değişikliğini hem de ona yön veren kurallardan uzaklaşmasını gösterir.
Cevabı göster

Hem rota değişikliğini hem de ona yön veren kurallardan uzaklaşmasını gösterir.

Kalıp ifadeler

follow the sound to its source: sesi kaynağına kadar takip etmek

Follow the sound, hareket ederken sesi rehber olarak kullanmak demektir. To its source ise varış noktasını, yani sesi çıkaran yeri, kişiyi veya şeyi belirtir. Başka durumlara da aktarılabilen follow + a sound or other clue + to its source kalıbı, bir sesi ya da başka bir ipucunu başladığı yere kadar izlemek anlamına gelir. Buradaki source, sesin kaynağıdır; bilgi kaynağı olarak kullanılan bir kitap, internet sitesi veya kişi değildir.

Alıştırma

Cümleyi follow the sound to its source ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hearing a faint chirp, Leo ____ and found a trapped bird behind the cabinet.

Cevabı göster

followed the sound to its source

He soon came to a cramped cottage with a woman crumpled outside. Notlar

2:19

Kısa süre sonra, dışarıda bir kadının yığılıp kaldığı dar bir kulübeye geldi.

Kalıp ifadeler

came to a cramped cottage: daracık bir kulübeye geldi

Bu yolculuk anlatısında came to a cramped cottage, rahatsız edecek kadar dar bir kulübeye ulaştı anlamına gelir. Came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir; to ise a cramped cottage ifadesini varış noktası olarak tanıtır. Anlatıcı bu yapıyla karakteri hikâyedeki bir sonraki yere taşır.

Alıştırma

Bu cümlede came to ne anlama geliyor? Nora came to a narrow bridge at dusk.

  1. Köprünün üzerinde bilinci yerine geldi.
  2. Köprüye ulaştı.
  3. Köprüyü hatırladı.
Cevabı göster

Köprüye ulaştı.

Kelime

a woman crumpled outside: çökmüş bir duruşu anlatan crumpled

a woman crumpled outside ifadesinde crumpled, kadının bedenini yere çökmüş, içine kapanmış ya da güçsüz bir halde uzanmış olarak betimler. Görünüşünü kısa ve yoğun biçimde anlatır; outside ise bulunduğu yeri belirtir. Crumpled çoğunlukla ezilip katlanmış kâğıt veya kumaşı anlatır. Bir insan için kullanıldığında bu şekil düşüncesini beden duruşuna taşır; kişinin gerçekten kâğıt gibi kırıştığı anlamına gelmez. Sıkıntı veya güç kaybı sezdirir, ancak nedenini tek başına açıklamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede crumpled, bir insanın çökmüş duruşunu doğal biçimde anlatır?

  1. After the race, Nina wrinkled to the ground.
  2. After the race, Nina folded the ground.
  3. After the race, Nina crumpled to the ground.
Cevabı göster

After the race, Nina crumpled to the ground.

Filled with pity, Dilbilgisi

2:25

Acımayla dolan

the scholar implored the woman to share her sorrow. Kelime

2:26

bilgin, kadından üzüntüsünü paylaşmasını rica etti.

Dilbilgisi

Filled with pity: öznenin duygusunu anlatan cümle başı ortaç öbeği

Filled with pity, bilginin kadına yalvardığı sıradaki duygusal durumunu anlatır. Ana cümleden önce gelerek ayrı bir cümleye gerek kalmadan onu harekete geçiren duyguyu gösterir. Filled with pity ifadesinin anlaşılabilen öznesi, ana cümlenin öznesi olan the scholar'dır. Yapı, Because he was filled with pity, ... ile yakın anlamdadır; eylemi yapan pity değildir. Bu kalıbı kullanırken baştaki öbek, ardından gelen özneyi mantıksal olarak betimlemelidir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak Filled with relief başlangıç öbeğiyle tamamlayın: ____, Maya called her family.

Cevabı göster

Filled with relief

Kelime

implored ... to share her sorrow: içten bir yakarış

implore someone to do something kalıbı, birinden bir şeyi yapmasını çok içten ve ısrarla istemek, yani ona yalvarmak demektir. Bu cümlede implored, bilginin isteğini sıradan bir rica değil, duygusal açıdan acil ve derin bir şefkat taşıyan bir yakarış olarak gösterir. Burada share her sorrow, üzüntüsünü ve buna neyin yol açtığını anlatarak başka birinin kendisini anlamasını sağlamak demektir. Üzüntüyü iki kişi arasında bölüştürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede implored en doğal şekilde kullanılmıştır?

  1. Emma implored the cashier to give her a receipt.
  2. Jay implored his sister to pass him a napkin.
  3. The lost hikers implored the rescue team to come back for them.
Cevabı göster

The lost hikers implored the rescue team to come back for them.

She explained that her mother had just died, Dilbilgisi

2:29

Kadın annesinin yeni öldüğünü

Dilbilgisi

had just died: daha önce gerçekleşen geçmiş olay

Had just died, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı died. Hikâyedeki referans noktası geçmişteki explained eylemidir ve ölüm bu noktadan önce gerçekleşmiştir. Just, had ile died arasında yer alır ve önceki olayın açıklama anına göre çok kısa süre önce gerçekleştiğini gösterir. Böylece past perfect, zaman çizgisini geçmişteki bir olaydan daha önceki bir geçmiş olaya taşır.

Alıştırma

Hangi cümle trenin biz varmadan kısa süre önce ayrıldığını doğru biçimde gösterir?

  1. By the time we arrived, the train has just left.
  2. By the time we arrived, the train just leaves.
  3. By the time we arrived, the train had just left.
Cevabı göster

By the time we arrived, the train had just left.

but no one would help her with the burial. Kalıp ifadeler

2:32

ancak cenazede kimsenin ona yardım etmeyeceğini açıkladı.

Kalıp ifadeler

help her with the burial: help someone with something yapısı

Help someone with something, bir kişiye bir görev, sorun veya konu hakkında yardım etmek anlamına gelir. help her with the burial ifadesinde her yardım alan kişiyi, the burial ise yardım gereken konuyu belirtir. Yardım gereken konu bir isim veya isim öbeğiyle belirtiliyorsa with bu konuyu help fiiline bağlar. With doğrudan atılamaz; help her the burial standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Cümleyi help someone with something yapısını kullanarak tamamlayın: Could you help me ____ this science project?

Cevabı göster

with

At that news, his heart sank. Deyimler

2:35

Bu haberle yüreği sızladı.

Deyimler

his heart sank: ani korku veya hayal kırıklığı

His heart sank, kişinin aniden korku, hayal kırıklığı veya derin bir endişe hissettiğini anlatan bir deyimdir. Kalbin fiziksel olarak aşağıya hareket etmesini değil, duyguların birden düşmesini anlatır. At that news tepkiyi başlatan şeyi gösterir: bu duyguya haber neden olmuştur. someone's heart sank yapısı, kötü bir haberin veya kaygı verici bir keşfin kişinin duygularını bir anda değiştirdiği hikâyelerde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi one's heart sank deyimiyle tamamlayın: When I realized I had lost my wallet, ____.

Cevabı göster

my heart sank

Touching the body would defile his spirit, Dilbilgisi

2:39

Cesede dokunmak ruhunu kirletecek,

Dilbilgisi

Touching the body would defile his spirit: özne görevindeki -ing yapısı

Touching the body, özne görevinde kullanılan bir -ing yapısıdır; would defile his spirit ise yüklem bölümüdür. Bu yapı eylemi bir fikir, yani cesede dokunma eylemi olarak sunar. Burada Touching, önünde “özne + be biçimi” bulunmadığı için devam eden bir eylemi anlatmaz. would defile, karakterin inandığı dinî tabu kapsamında varsayılan sonucu belirtir: Cesede dokunsaydı ruhu törensel açıdan kirlenirdi. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Doing something + would + base verb şeklindedir. Bir eylemi ve onun varsayılan ya da bağlama bağlı sonucunu sunar.

Alıştırma

Eylemi özne yapmak için ignore fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the warning would put everyone at risk.

Cevabı göster

Ignoring

draining his life force and leaving him forsaken by the kami. Notlar

2:41

yaşam gücünü tüketecek ve kamilerin onu terk etmesine neden olacaktı.

Deyimler

draining his life force: soyut tükenmeyi anlatan drain

draining his life force ifadesinde drain mecaz anlamdadır. Yaşam gücünü çekilip azaltılabilen bir kaynak gibi gösterir; bu nedenle ifade, bir kaptan sıvı boşaltmayı değil, onun yaşamsal enerjisini yavaş yavaş tüketmeyi veya elinden almayı anlatır. Aynı anlam energy, strength, money, time ve resources için de kullanılabilir. Bu imge, kaybedilen şeyi ve geride kalan zayıflık ya da tükenmişlik hâlini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi drain fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The long journey was ____ her energy.

Cevabı göster

draining

Dilbilgisi

leaving him forsaken: sonucu gösteren bir -ing öbeği

leaving him forsaken by the kami ifadesindeki leaving, bir yerden ayrılmak anlamına gelmez. Onu ortaya çıkan bir durumda bırakmak anlamına gelir. Yapı leave + nesne + nesne tamamlayıcısıdır: him nesnedir; forsaken by the kami ise onun sonuçtaki durumunu, yani Japon geleneğindeki ilahi ruhlar veya tanrılar olan kamiler tarafından terk edilmiş olmasını anlatır. Bu -ing öbeği, önceki eylemin doğurduğu sonucu ekler. Başka cümlelerde de önce bir olay anlatılıp ardından leaving + kişi veya şey + yeni durum ile sonuç gösterilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir olayın sonucunu leaving + nesne + tamamlayıcı yapısıyla anlatıyor?

  1. The storm destroyed the only bridge, leaving the village cut off.
  2. The storm was leaving the area when the bridge collapsed.
  3. The villagers were leaving the village when the storm began.
Cevabı göster

The storm destroyed the only bridge, leaving the village cut off.

But as he listened to her cries,

2:46

Ama kadının ağlamalarını dinledikçe,

his sympathy soared. Deyimler

2:48

şefkati arttı.

Deyimler

his sympathy soared: hızlı ve büyük artışı anlatan soar

Buradaki soared mecaz anlamdadır. Onun merhameti fiziksel olarak yukarı hareket etmedi; kadının feryatlarını duydukça çok kısa sürede çok daha güçlü hâle geldi. Soar; bir duygunun, fiyatın, sayının, sıcaklığın veya seviyenin keskin ve çoğu zaman çarpıcı biçimde yükselmesini anlatabilir. Rose veya increased ile karşılaştırıldığında genellikle daha fazla hız, büyüklük ve canlılık hissi verir.

Alıştırma

Hangi cümlede soar, hızlı ve çarpıcı bir artış anlamındaki mecaz kullanımıyla en doğal biçimde yer alıyor?

  1. The eagle soared above the valley in the morning.
  2. Ticket demand soared slightly over several months.
  3. Demand for concert tickets soared after the band announced one final show.
Cevabı göster

Demand for concert tickets soared after the band announced one final show.

And so, Anlatım akışı

2:50

Ve böylece,

they buried the old woman together to ensure her safe passage into the spirit world. Kültür

2:52

yaşlı kadının ruhlar dünyasına güvenli bir şekilde geçişini sağlamak için onu birlikte gömdüler.

Anlatım akışı

And so: Bir nedenden sonuca geçmek

Cümlenin başındaki And so, sırada gelen şeyin az önce açıklanan durumdan kaynaklandığını gösterir. Burada anlatıyı önceki bir neden, karar veya duygu değişiminden bunun sonucunda yapılan eyleme taşır. Bu kullanımda so, “bu nedenle” veya “sonuç olarak” anlamına gelir. Hikâyenin akışını düzenler; so tired gibi ifadelerde derece bildiren so değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle sonuca geçişi tamamlayın: The alarm did not ring. ____, Maya arrived late.

Cevabı göster

And so

Kültür

ensure her safe passage into the spirit world: Amaç ve ölüm sonrası inancını anlatmak

ensure her safe passage into the spirit world sözleri, defin işlemiyle amaçlanan sonucu belirtir. Önündeki to ile birlikte mastar yapısı amaç bildirir: cenazenin gömülmesinin kadının ruhlar dünyasına güvenle girmesine yardımcı olacağına inanırlar. Ensure “gerçekleşmesini güvenceye almak”, safe passage ise güvenli ve başarılı bir geçiş demektir. Bu ifade ölümü ruhani bir âleme yapılan yolculuk gibi sunar. Seyahat bileti ya da sıradan fiziksel bir yolculuktan değil, dinî, mitolojik veya öykü dünyasına ait bir inançtan söz eder.

Alıştırma

Bu cümlede to ensure her safe passage into the spirit world ne anlama gelir?

  1. Ona sıradan bir yolculuk için bilet almak
  2. Ruhlar dünyasını daha güvenli bir yer hâline getirmek
  3. Ölüm sonrası dünyaya güvenle ulaşmasını sağlamaya yardımcı olmak
Cevabı göster

Ölüm sonrası dünyaya güvenle ulaşmasını sağlamaya yardımcı olmak

The burial was complete,

2:59

Defin işlemi tamamlandı,

but the taboo of death weighed heavily on the scholar. Deyimler

3:00

ancak ölüm tabusu bilginin üzerinde ağır bir baskı oluşturdu.

Deyimler

weighed heavily on the scholar: ağır bir zihinsel yük oluşturmak

weighed heavily on the scholar, ölüm tabusunun bilgine ciddi ve sürekli bir zihinsel baskı yüklediği anlamına gelir. Cümle, tabuyu onun üzerine çöken ağır bir yük gibi gösterir; weighed burada fiziksel ağırlık ölçmek anlamına gelmez. something weighs or weighed heavily on someone kalıbı; bir sorumluluk, sır, suçluluk duygusu veya zor düşünce birini sürekli rahatsız ettiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sırrın yıllarca birine ciddi bir zihinsel baskı yaşattığını doğal biçimde anlatır?

  1. The secret weighed him heavily for years.
  2. The secret weighed heavily on him for years.
  3. The secret measured heavily on him for years.
Cevabı göster

The secret weighed heavily on him for years.

How could he have been so foolish to shirk his most important rule Notlar

3:04

En önemli kuralından kaçacak

Ton ve niyet

How could he have been so foolish: geçmişteki davranış için kendini suçlama

How could he have been so foolish burada gerçek bir açıklama isteği değildir. Bilginin kendi tepkisini gösteren retorik bir sorudur: geçmişteki aptalca davranışı karşısında şaşkındır ve bundan büyük pişmanlık duyar. How could + özne + have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, zaten gerçekleşmiş bir şeye dönüp bakar. Bu kullanımda how could, yetenek veya yöntem sormak yerine olanlara inanamama duygusunu ifade eder.

Alıştırma

Geçmişteki bir hata için kendini suçlayan soruyu How could ... have ... kalıbıyla tamamlayın: ____ so rude to Maya?

Cevabı göster

How could I have been

Kelime

shirk his most important rule: bir yükümlülükten bilerek kaçmak

Bu cümlede shirk, kişinin sorumlu olduğu bir şeyi yapmaktan bilerek kaçınması demektir. Shirk his most important rule, kurala uymayı onun yüzleşmediği bir yükümlülük olarak gösterir; bu nedenle yalnızca bir hatayı anlatmak yerine suçlayıcı bir anlam taşır. Bir kuraldan söz ederken daha yaygın fiil break'tir. Burada shirk, dikkati kuralın kendisinden onu uygulama sorumluluğuna kaydırır.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin görevden bilerek kaçındığını en açık biçimde anlatır?

  1. He shirked his responsibility and left the work to someone else.
  2. He forgot the meeting time after losing his calendar.
  3. He broke a minor rule while trying to follow the instructions.
Cevabı göster

He shirked his responsibility and left the work to someone else.

and corrupt his divine journey? Deyimler

3:08

ve ilahi yolculuğunu yozlaştıracak kadar nasıl bu kadar aptal olabilmişti?

Deyimler

corrupt his divine journey: ruhsal saflığını bozmak

Burada corrupt, bir şeyin ahlaki veya ruhsal saflığını bozmak anlamına gelen bir fiildir. Konuşan kişi yolculuğu kutsal kabul ettiği için corrupt his divine journey, yolculuğun ruhsal amacını kirletmek veya ahlaki bütünlüğünü bozmak demektir. Bu soyut bir kullanımdır: yolculuk yalnızca gecikmiyor veya fiziksel olarak zarar görmüyor. Endişe, yanlış bir davranışın yolculuğun temsil ettiği anlamı değiştirmesidir.

Alıştırma

Bu cümlede corrupt his divine journey ne anlama geliyor?

  1. Yolculuğu ahlaki veya ruhsal açıdan kirletmek
  2. Gezi planını içeren dijital bir dosyaya zarar vermek
  3. Programını değiştirerek yolculuğu geciktirmek
Cevabı göster

Yolculuğu ahlaki veya ruhsal açıdan kirletmek

After a tormented night,

3:11

Eziyet dolu bir gecenin ardından,

he resolved to go back to the shrine to cleanse himself. Kelime

3:13

kendini arındırmak için tapınağa geri dönmeye karar verdi.

Kelime

to cleanse himself: dönüşlü yapıyla ritüel arınma

Burada to cleanse himself, tapınağa geri dönmenin amacını belirtir. Himself dönüşlü bir zamirdir: arınma eylemini yapan kişi ile arındırılan kişi aynıdır. Tapınak bağlamında cleanse, yalnızca bedendeki kiri yıkamak değil, kişinin kendisini ritüel veya ruhsal açıdan arındırması anlamına gelir. Cleanse + dönüşlü zamir yapısı, bir kişinin kendisinde bulunduğunu hissettiği bir kirliliği kendinden uzaklaştırdığını gösterebilir.

Alıştırma

Örnekte to cleanse himself ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kendisini ritüel veya ruhsal açıdan arındırmak istiyordu.
  2. Tapınak binasını temizlemek istiyordu.
  3. Başka birinin onu yıkamasını bekliyordu.
Cevabı göster

Kendisini ritüel veya ruhsal açıdan arındırmak istiyordu.

To his surprise, Anlatım akışı

3:18

Şaşkınlık içinde,

Anlatım akışı

To his surprise: beklenmedik bir sonucu tanıtmak

To his surprise, ardından gelen bilgiyi onun için beklenmedik bir şey olarak çerçeveleyen bir giriş ifadesidir. Başta kullanılması, dinleyeni veya okuru onun beklentisini bozan bir sonuca hazırlar ve çoğu zaman anlatıda bir dönüşü işaret eder. Yapı, to + iyelik belirleyicisi + duygu adı şeklindedir: to my surprise, to her relief, to their disappointment. Bu kalıp yapıda to hareket veya yön bildirmez.

Alıştırma

Sonucun hepimizi şaşırttığını belirten kalıp ifadeyi kullanın: ____, the missing cat came home that night.

Cevabı göster

To our surprise

the usually quiet temple was filled with people,

3:19

genellikle sessiz olan tapınağın insanlarla dolu olduğunu,

all gathering around a medium who communicated directly with the kami. Kültür

3:23

hepsinin doğrudan kamilerle iletişim kuran bir medyumun etrafında toplandığını gördü.

Kültür

a medium who communicated directly with the kami: medium sözcüğünün ruhani anlamı

Burada medium, ruhlarla veya ilahi varlıklarla iletişim kurabildiğine inanılan bir kişiyi, yani bir medyumu ifade eder; orta büyüklükte bir şey demek değildir. who communicated directly with the kami ilgi cümleciği, bu kişiye atfedilen yeteneği belirtir. Kami, Şinto ile bağlantılı Japonca bir terimdir. Tanrıları, ruhları veya kutsal varlıkları ifade edebilir; dolayısıyla bu ifade medyumu ruhani dünyaya özel erişimi olan biri olarak sunar.

Alıştırma

Altyazıda a medium ne anlama geliyor?

  1. Ruhlarla veya ilahi varlıklarla iletişim kurabildiğine inanılan kişi
  2. Haberleri veya başka bilgileri taşıyan bir araç
  3. Ne büyük ne de küçük olan bir nesne
Cevabı göster

Ruhlarla veya ilahi varlıklarla iletişim kurabildiğine inanılan kişi

The man hid himself,

3:28

Adam kendini gizledi,

not daring approach in case anyone glimpse his polluted soul. Dilbilgisi

3:30

kirli ruhunu birinin görebileceği ihtimaline karşı yaklaşmaya cesaret edemedi.

Dilbilgisi

not daring approach: daring to approach ile dare not approach

Amaçlanan anlam, birinin yaklaşmaktan çok korkmasıdır; approach burada fiildir. Ancak not daring approach, yazıldığı şekliyle modern standart İngilizcede doğru değildir. -ing biçimi daring kullanıldığında doğal yapı not daring to approach olur. to sözcüğünün olmayabileceği düşüncesi, dare fiilinin kiplik fiile benzeyen başka bir yapıya da sahip olmasından kaynaklanabilir. Bu farklı yapıda dare temel biçimde kalır ve ardından to almayan bir fiil gelir: He dare not approach.

Alıştırma

Cümleyi dare ve approach fiillerinin standart -ing yapısıyla tamamlayın: Not ____, he stayed by the door.

Cevabı göster

daring to approach

Dilbilgisi

in case anyone glimpse: bir riski önceden düşünmek

In case, önlem alınmasına neden olan korkulan bir olasılığı belirtir. Kişi, biri ruhunu bir anlığına görebilir diye yaklaşmaya cesaret edemez; ifade, birinin onu gerçekten gördüğünü söylemez. Glimpse burada 'kısaca görmek' anlamında bir fiildir. Anyone sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi olan glimpse kullanılması, cümleye belirgin bir edebî hava verir.

Alıştırma

Cümleyi önlem anlamı veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia saved a copy ____ the file disappeared.

Cevabı göster

in case

But the medium had other ways of seeing, Deyimler

3:35

Ancak medyumun başka görme yolları vardı

Deyimler

other ways of seeing: görme duyusunun ötesinde algı

Burada other ways of seeing yalnızca fiziksel olarak başka bir konumdan bakmak anlamına gelmez. Seeing, sıradan gözlerin ortaya çıkaramadığı bir şeyi algılamak veya bilmek anlamına gelecek şekilde genişletilmiştir. Kişi bir medyum olduğu için bu dolaylı ifade, açıkça adlandırmadan doğaüstü bir algıyı ima eder. Böylece cümle sezdiren ve gizemli havasını korur.

Alıştırma

Bu cümlede other ways of seeing büyük olasılıkla neyi ima ediyor?

  1. Medyum, sıradan gözlerin ortaya çıkaramadığı şeyleri algılayabilir.
  2. Medyumun başka bir yerde durması gerekir.
  3. Medyum gözlüğünü değiştirmek ister.
Cevabı göster

Medyum, sıradan gözlerin ortaya çıkaramadığı şeyleri algılayabilir.

and called him forward from the crowd. Öbek fiiller

3:37

ve onu kalabalığın içinden öne çağırdı.

Öbek fiiller

called him forward: birini öne çağırmak

Called him forward, ondan kalabalıktaki yerinden ayrılıp öne gelmesini istemek veya bunu ona söylemek anlamına gelir. Him hareket eden kişiyi, forward ise hareketin yönünü gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp call + kişi + forward biçimindedir: ortamda görevli veya yetkili biri, bir kişiyi öne yaklaşması için çağırır.

Alıştırma

Çağrılan kişi Lena olacak şekilde, geçmiş zamanlı call + kişi + forward kalıbıyla cümleyi tamamlayın: At the awards ceremony, the host ____ to receive her medal.

Cevabı göster

called Lena forward

Ready to be forsaken, Dilbilgisi

3:39

Terk edilmeye hazır olan

Dilbilgisi

Ready to be forsaken: cümle başında kullanılan edilgen bir sıfat öbeği

Ready to be forsaken, ana cümleden önce gelen bir sıfat öbeğidir. Ana cümlenin öznesini, olası bir sonuca önceden hazırlanmış durumda gösterir. To be forsaken edilgen bir mastar yapısıdır; özne eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan kişidir. İfade, başka birini terk etmeye hazırlanmak değil, başka biri tarafından terk edilmeye veya reddedilmeye hazır olmak demektir.

Alıştırma

Ready to be forsaken ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Başka birinin onu terk etmesine hazırlıklıydı.
  2. Başka birini terk etmeye hazırlanıyordu.
  3. Başka birini kalmaya ikna etmeye hazırdı.
Cevabı göster

Başka birinin onu terk etmesine hazırlıklıydı.

the scholar approached the holy woman,

3:41

bilgin kutsal kadına yaklaştı,

but the medium merely smiled. Ton ve niyet

3:44

ancak medyum sadece gülümsedi.

Ton ve niyet

merely smiled: yalnızca bir gülümseme, daha sert bir tepki yok

merely smiled ifadesinde merely, “sadece” veya “bundan başka hiçbir şey yapmadan” anlamına gelir. Medyumun tepkisini gülümsemekle sınırlar: onu kınamak, reddetmek ya da terk etmek yerine gülümser. Gülümsemenin kendisinin küçük veya zayıf olduğu anlamına gelmez. Daha sert bir tepki beklendiği için merely, gülümsemenin beklenmedik biçimde kabul edici ve rahatlatıcı görünmesini sağlar. Daha genel olarak merely, beklenen daha büyük bir eylemle gerçekte gerçekleşen daha küçük veya daha nazik eylem arasında karşıtlık kurabilir.

Alıştırma

Bu cümlede merely smiled neyi vurguluyor?

  1. Tekrar tekrar gülümsedi.
  2. Gülümsemesi fiziksel olarak çok küçüktü.
  3. Olumsuz tepki vermek yerine gülümsemekten başka hiçbir şey yapmadı.
Cevabı göster

Olumsuz tepki vermek yerine gülümsemekten başka hiçbir şey yapmadı.

She took his impure hand in hers and whispered a blessing only he could hear, Notlar

3:47

Adamın kirli elini ellerinin arasına aldı ve sadece onun duyabileceği bir kutsama fısıldayarak

Kalıp ifadeler

took his impure hand in hers: hers, her hand yerine kullanılır

take someone's hand in + bir iyelik zamiri yapısı, başka birinin elini kendi elinde tutmak anlamına gelir. Burada hers, her hand yerine geçen bir iyelik zamiridir; böylece yazar hand sözcüğünü tekrarlamaz. Took, onun elini çıkarıp aldığı veya alıp götürdüğü anlamına gelmez. Impure sıfatı, elin temiz olmayan veya murdar bir şey olarak görüldüğünü belirtir. Kadının bu eli isteyerek tutması kabul, teselli ve yakınlık anlatır.

Alıştırma

hand sözcüğünü tekrarlamamak için bir iyelik zamiri kullanın: Maya took the frightened child's hand in ____ and led him outside.

Cevabı göster

hers

Dilbilgisi

a blessing only he could hear: düşürülmüş nesne ilgi zamiri

a blessing only he could hear ifadesinde only he could hear, blessing sözcüğünü niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. hear fiilinin nesnesi olan ilgi zamiri düşürülmüştür; tam biçim a blessing that only he could hear olur. Eksik ilgi zamiri nesne görevinde olduğu için bu düşürme günlük İngilizcede doğaldır. Only, he sözcüğünden önce gelir; dolayısıyla vurgu dinleyenin kim olduğundadır: kutsamayı başka hiç kimse duyamazdı. Bu, onun yalnızca bir kutsama fısıldadığı anlamına gelmez. Bu sahnede yapı, kutsamayı özel ve kişisel kılar.

Alıştırma

Hangi tam biçim, düşürülen ilgi zamirini anlamı değiştirmeden doğru şekilde ekler?

  1. She whispered a blessing that only he could hear.
  2. She whispered the only blessing that he could hear.
  3. Only she whispered a blessing that he could hear.
Cevabı göster

She whispered a blessing that only he could hear.

thanking him for his kindness. Ton ve niyet

3:53

nezaketi için ona teşekkür etti.

Ton ve niyet

thanking him for his kindness: thank someone for something yapısı

thank someone for something yapısında thank fiilinden sonra teşekkür edilen kişi, for sözcüğünden sonra ise teşekkür nedeni gelir. Burada thanking, önceki eyleme bağlı bir -ing yan cümlesidir: kadın kutsamayı fısıldarken ona nezaketi için de teşekkür eder. Onun davranışına kindness demek, yalnızca nazik bir teşekkür eklemekten fazlasıdır. Kadın, yapılanı düşünceli ve iyi bir davranış olarak değerlendirerek impure sözcüğünün ima ettiği olumsuz düşünceyi tersine çevirir. Bu nedenle teşekkür, sadece toplumsal nezaket değil, davranışın iyi olduğuna dair onay da taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, yararlı bir davranışı takdir etmek için thank someone for + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. The neighbor thanked Maya for carrying the groceries.
  2. The neighbor thanked for Maya carrying the groceries.
  3. The neighbor thanked Maya to carry the groceries.
Cevabı göster

The neighbor thanked Maya for carrying the groceries.

In that moment, Anlatım akışı

3:56

O an,

the scholar discovered a great spiritual secret.

3:57

bilgin büyük bir ruhsal sır keşfetti.

Anlatım akışı

In that moment ile anlatıdaki dönüm noktasını belirtmek

In that moment cümlenin başında zamanı belirleyen bir ifadedir; ancak burada yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu söylemez. Dikkati, bilginin anlayışının değiştiği kesin ana yöneltir. Bir anlatıda bu ifade, önceki olayları bir fark edişe, karara veya dönüm noktasına bağlayabilir. Ardından gelen bilgi, o anın önemli sonucu olarak sunulur.

Alıştırma

Örnekte In that moment ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Bir fark edişin gerçekleştiği kesin anı vurgular.
  2. Özel bir değişimin olmadığı geniş bir zaman aralığı verir.
  3. Keşfin birçok kez gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Bir fark edişin gerçekleştiği kesin anı vurgular.

Contamination and corruption are two very different things. Kelime

4:01

Kirlenme ve yozlaşma iki çok farklı şeydir.

Kelime

Contamination ve corruption: birbirinden çok farklı iki şey

Contamination, bir şeyin istenmeyen bir madde ya da etkiyle temas ederek saf olmayan veya güvensiz bir hâle gelmesi demektir. Corruption ise dürüstlüğün ya da bütünlüğün kaybıdır: bir kişi, kurum veya sistem dürüstlüğünü yitirir, ahlaken bozulur ya da yozlaşır. Konuşan, bunların two very different things olduğunu söyleyerek dıştan bulaşmayı içsel ahlaki bozulmayla bir tutmayı güçlü biçimde reddeder. Cümle iki kavramı ayırır; sözcüklerin birbirinin yerine geçebileceğini söylemez.

Alıştırma

contamination ve corruption sözcüklerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: Food can become unsafe through ____, while bribery is a form of ____.

Cevabı göster

contamination · corruption

Filled with insight, Dilbilgisi

4:07

İçgörüyle dolan

Dilbilgisi

Filled with insight: cümle başında past participle öbeği

Filled with insight, ardından gelen ana cümlede adı geçen kişinin durumunu anlatan, past participle yapısındaki bir öbektir. Burada insight derin bir anlayış anlamına gelir; dolayısıyla öbek, bilginin artık güçlü ve yeni bir kavrayışa sahip olduğunu gösterir. Ana cümleden önce yer aldığında bu öbek, sonraki eylemin arka planındaki durumu verir. Because he was filled with insight biçiminde tam bir yan cümleye dönüştürülebilir, ancak kısa biçim daha özlü ve edebîdir. Filled with burada mecazidir; kişi bir kap gibi fiziksel olarak doldurulmaz.

Alıştırma

Baştaki past participle öbeğini ana cümlenin öznesini anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Filled with relief, the door closed behind Nora.
  2. Relief filled with, Nora closed the door.
  3. Filled with relief, Nora closed the door.
Cevabı göster

Filled with relief, Nora closed the door.

the scholar set himself back on his journey, Öbek fiiller

4:08

bilgin yeniden yolculuğuna çıktı,

Öbek fiiller

set himself back on his journey: yolculuğa devam etmek

set himself back on his journey ifadesinde back, on his journey ile birlikte anlaşılır: daha önceki bir güzergâha veya etkinliğe dönüşü gösterir. İfadenin bütünü, bilginin kendi çabasıyla yeniden harekete geçip yolculuğunu sürdürdüğü anlamına gelir. Himself, eylemin bilinçli ve kişinin kendi yönlendirmesiyle yapıldığı duygusunu ekler. İfadeyi set himself back kısmında bölerek yorumlamayın. Set someone back genellikle birini geciktirmek, ilerlemesini geriletmek veya ona para harcatmak anlamındaki farklı bir phrasal verb'dür. Burada on his journey yapıyı değiştirir ve kastedilen anlam resumed his journey, yani “yolculuğuna devam etti”dir.

Alıştırma

Bu cümlede set himself back on his journey ne anlama gelir? After a short rest, the traveler set himself back on his journey.

  1. Yolculuğuna bilinçli olarak devam etti.
  2. Yolculuğunun ücretini ödedi.
  3. Yolculuğunu geciktirdi.
Cevabı göster

Yolculuğuna bilinçli olarak devam etti.

but this time he stopped to help those he met. Dilbilgisi

4:11

ancak bu kez tanıştığı insanlara yardım etmek için durdu.

Dilbilgisi

stopped to help ile stopped helping arasındaki fark

stopped to help ifadesinde stopped, başka bir eyleme ara verildiğini ya da o eylemin bitirildiğini; to help ise durmanın amacını belirtir. Karşılaştığı insanlara yardım edebilmek için yapmakta olduğu şeye ara verdi. Genel olarak stop to + fiilin yalın hâli, bir işi bırakıp başka bir işi yapmak demektir. Burada help, sona eren eylem değil, sonradan başlayan eylemdir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın yaşlı komşusuna yardım etmek için başka bir eyleme ara verdiğini anlatır?

  1. Maya continued helping her older neighbor carry the bags.
  2. Maya stopped helping her older neighbor carry the bags.
  3. Maya stopped to help her older neighbor carry the bags.
Cevabı göster

Maya stopped to help her older neighbor carry the bags.

He began to see the beauty of the spirit world everywhere he went, Kalıp ifadeler

4:14

Gittiği her yerde, daha önce uzak durduğu şehirde bile

even in the city he'd previously shunned. Anlatım akışı

4:18

ruhlar dünyasının güzelliğini görmeye başladı.

Kalıp ifadeler

began to see the beauty: değeri fark etmeye başlamak

began to see the beauty ifadesindeki see yalnızca gözle görme anlamına gelmez. Fark etmek veya değerini anlamaya başlamak anlamındadır; dolayısıyla ifade, onun ruhlar dünyasının güzelliğini ve değerini anlamaya başladığını gösterir. See, see the value veya see the point örneklerinde olduğu gibi soyut bir fikirle de kullanılabilir. Bu kullanım genellikle anlayışta ya da tutumda bir değişiklik gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede see, gözle görmek yerine fark etmek veya anlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora watched the presentation from the front row.
  2. After hearing the full plan, Nora began to see its value.
  3. From the hill, Nora could see the lights below.
Cevabı göster

After hearing the full plan, Nora began to see its value.

Anlatım akışı

even in the city he'd previously shunned: en beklenmedik yeri belirtmek

Even in, everywhere he went şeklindeki geniş kapsam içinde şehri özellikle beklenmedik bir yer olarak sunar. Güzelliği görmeye yönelik yeni bakışı artık daha önce çok düşük bir olasılık gibi görünen bir yeri de kapsar; bu nedenle cümlenin sonu bakış açısındaki değişimi vurgular. I'd previously shunned ilgi cümleciği, şehrin neden şaşırtıcı olduğunu açıklar. Burada he'd, he had anlamındadır; shunned ise yalnızca sevmemeyi değil, bilerek uzak durmayı ifade eder.

Alıştırma

even in the city he'd previously shunned cümleye hangi anlamı katar?

  1. Onun hâlâ şehre girmeyi bilerek reddettiğini söyler.
  2. Şehri, artık güzelliği gördüğü özellikle beklenmedik bir yer olarak gösterir.
  3. Şehrin güzelliği gördüğü tek yer olduğunu söyler.
Cevabı göster

Şehri, artık güzelliği gördüğü özellikle beklenmedik bir yer olarak gösterir.

Others cautioned that he risked kegare, Kelime

4:21

Diğerleri onun kegare riski taşıdığı konusunda uyardılar,

Kelime

cautioned that he risked kegare: caution that + risk + isim

Cautioned that ciddi bir uyarının içeriğini verir: diğerleri onun zararlı bir sonuçla karşılaşabileceğini söylemiştir. Burada caution, uyarmak veya dikkatli olmasını öğütlemek anlamındadır; cezalandırmak anlamına gelmez. Risked burada bir fiildir ve kegare adı doğrudan ardından gelir: he risked kegare. Dil bilgisi bakımından risk geçişli bir fiildir, bu nedenle sonrasına of eklenmez. Kegare, Şinto düşüncesindeki törensel kirlilik veya saflığını yitirme durumunu ifade eder. Cümle, diğerlerinin neyi tehlike olarak gördüğünü aktarır; bu tehlikenin gerçek olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi risk fiilinin geçmiş zaman biçimi ve hemen ardından serious injury gelecek şekilde tamamlayın: By entering the unstable tunnel, the rescuers ____.

Cevabı göster

risked serious injury

but he never told them why he so freely mingled with the sick and disadvantaged, Kelime

4:24

ancak hastalar ve dezavantajlı kişilerle neden bu kadar özgürce karıştığını onlara hiç söylemedi,

Kelime

so freely mingled with: insanlarla hiç çekinmeden kaynaşmak

Mingle with, insanların arasında dolaşıp onlarla konuşmak veya sosyal etkileşim kurmak anlamına gelir. Bu cümlede maddeleri birbirine karıştırmayı değil, hasta ve dezavantajlı kişilerle insan olarak iletişim kurmayı anlatır. Freely, bunu açıkça, tereddüt etmeden ve sosyal mesafe koymadan yaptığını gösterir. So bu davranış biçimini güçlendirir: açıklanması gereken nokta, neden bu kadar rahat davrandığıdır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın alanda dolaşıp gönüllülerle sosyal etkileşim kurduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. At the community fair, Maya mingled the volunteers from every neighborhood.
  2. At the community fair, Maya mingled to volunteers from every neighborhood.
  3. At the community fair, Maya mingled with volunteers from every neighborhood.
Cevabı göster

At the community fair, Maya mingled with volunteers from every neighborhood.

Kelime

the sick and disadvantaged: gruplar için the + sıfat

The + sıfat yapısı, bazı sıfatları insan gruplarını belirten adlara dönüştürebilir. Burada the sick hasta insanları, the disadvantaged ise sosyal, ekonomik veya başka açılardan bazı avantajlardan yoksun insanları belirtir. Bu cümlede tek bir the, sick ve disadvantaged sıfatlarını birlikte tanıtır. Bu ifadeler genellikle çoğul anlam taşır ve bu nedenle çoğul fiil alır: The sick need care. Adı belirtilmeyen tek bir kişiyi değil, genel olarak grupları anlatırlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubu belirtmek için the + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. An unemployed are looking for new opportunities.
  2. The unemployed is looking for new opportunities.
  3. The unemployed are looking for new opportunities.
Cevabı göster

The unemployed are looking for new opportunities.

for He knew that people could only truly understand harae through a journey of their own. Notlar

4:28

çünkü insanların harae'yi ancak kendi yolculukları aracılığıyla gerçekten anlayabileceklerini biliyordu.

Anlatım akışı

for He knew that: for ile açıklayıcı bir neden eklemek

Buradaki for, because veya for the reason that anlamına gelen bir eş görevli bağlaçtır. for He knew that ... yan cümlesi önceki ifadeye dönerek onun nedenini açıklar; amaç ya da alıcı belirtmez. Bu kullanım bilgiyi önce ifade, sonra açıklama biçiminde düzenler. Yaygın kalıp tam ifade, for + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede for, önceki cümleciğin nedenini ekleyen bir neden bağlacı olarak kullanılmıştır?

  1. Mira left for the harbor.
  2. The lantern stayed lit, for Mira had added fresh oil.
  3. The lantern was for Mira.
Cevabı göster

The lantern stayed lit, for Mira had added fresh oil.

Kalıp ifadeler

through a journey of their own: kişisel deneyim yoluyla anlamak

Through, anlamaya götüren araç veya süreci belirtir: insanlar yalnızca bilgi dinleyerek değil, bir yolculuktan geçerek anlar. A journey of their own, kişisel olarak kendilerinin deneyimlemesi gereken bir yolculuk demektir. a/an + isim + of + iyelik + own kalıbında of their own kişisel veya bireysel bir deneyimi vurgular; gerçek anlamda bir yola sahip olduklarını söylemez.

Alıştırma

Yolculuğu yalnız yaptığını değil, yolculuğun kişisel olarak ona ait bir deneyim olduğunu göstermek için cümleyi of one's own yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Lina wanted a personal experience, so she went on a journey ____.

Cevabı göster

of her own

Dive deeper into traditional Japanese culture

4:39

Geleneksel Japon kültürünü, antik dramatik sanat olan kabuki hakkındaki

with this video on the ancient dramatic art of kabuki,

4:42

bu video ile daha derinlemesine keşfedin

or find out how fishermen bragged about their giant catches

4:45

veya fotoğrafın icadından önce

before the invention of photography

4:48

balıkçıların devasa avlarıyla nasıl övündüklerini

with this video on gyotaku.

4:50

gyotaku hakkındaki bu video ile öğrenin.