Game of Thrones'a ilham veren savaşlar - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
753 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Güller Savaşları’nı kronolojik olarak anlatan video, tartışmalı veraset düzeninin, ihanetlerin ve peş peşe gelen güç değişimlerinin Lancaster ile York arasındaki mücadeleyi nasıl yönlendirdiğini ve Game of Thrones’un bazı bölümlerine nasıl esin verdiğini gösterir. Çatışma VII. Henry’nin evlilik yoluyla iki haneyi birleştirmesiyle biter; zaferlerin, ittifakların ve kraliyet gücünün geçici olabileceği sonucuna varılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. served as the basis for — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler. Tarihî olayların, araştırmaların veya kaynak malzemenin bir kurgu eserine, teoriye ya da tasarıma temel oluşturduğunu anlatmayı öğrenin. Bu ifade, bir şeyin yalnızca kullanıldığını söylemekten daha kesindir ve kaynakla sonraki uyarlama arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir. 2. backing out of his arranged marriage — Phrasal verb’ler. back out of ifadesinin fiziksel olarak geriye gitmek değil, verilmiş bir sözden, anlaşmadan veya belirlenmiş plandan çekilmek anlamına geldiğini kavrayın. IV. Edward’ın kararlaştırılmış evlilikten vazgeçerek bir müttefiki uzaklaştırmasını ve ciddi siyasi sonuçlar doğurmasını anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. as fleeting as the seasons. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Kraliyet gücünü geçip giden mevsimlere benzeterek otoritenin ne kadar çabuk kaybolabileceğini vurgulayan teşbihi anlayın. as…as karşılaştırmalarıyla soyut bir sonucu canlı bir görüntüye dönüştürebilir ve tarihî bir değerlendirmeyi düşündürücü biçimde bitirebilirsiniz.

Bu derste

As far as we know, Kalıp ifadeler

0:06

Bildiğimiz kadarıyla,

Kalıp ifadeler

As far as we know: Bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak

“As far as we know”, ardından gelen iddiayı konuşanın ait olduğu grubun o anda sahip olduğu bilgilerle sınırlar. İddianın grubun bildiklerine göre doğru göründüğünü, ancak eksik kanıt veya ileride düzeltme olasılığının bulunduğunu belirtir. Buradaki “far” fiziksel uzaklık anlamına gelmez. İfadenin tamamını “şu anda bildiklerimize dayanarak” anlamına yakın, temkinli bir tutum ifadesi olarak düşünün.

Alıştırma

Hangi cümle patikanın açık olmasını yalnızca grubun mevcut bilgisine göre doğru bir durum olarak en iyi şekilde sunar?

  1. As far as we know, the trail is open today.
  2. The trail is definitely open today.
  3. We can guarantee that the trail is open today.
Cevabı göster

As far as we know, the trail is open today.

medieval England was never invaded by ice zombies or terrorized by dragons, Dilbilgisi

0:07

Orta Çağ İngilteresi asla buz zombileri tarafından işgal edilmedi veya ejderhalar tarafından terörize edilmedi,

Dilbilgisi

was never invaded by ... or terrorized by ...: Eşgüdümlü edilgen fiiller

“was never invaded by ... or terrorized by ...”, or ile bağlanan iki edilgen fiil öbeği içerir. Özne medieval England ile yardımcı fiil was iki öbek tarafından paylaşılır: medieval England was never [invaded by ice zombies or terrorized by dragons]. Never iki öbeğin tamamını kapsadığı için iki olay da gerçekleşmemiştir. Her by öbeği hemen önündeki ortaçla bağlantılıdır: ice zombies hayali işgalciler, dragons ise hayali korku kaynaklarıdır. Edilgen yapı, saldıranlardan çok İngiltere’nin ne yaşadığına odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir ortak yardımcı fiili eşgüdümlü iki edilgen ortaçla doğru biçimde kullanır?

  1. The bridge was damaged by the storm and repair by local crews.
  2. The bridge was damaging by the storm and repaired by local crews.
  3. The bridge was damaged by the storm and repaired by local crews.
Cevabı göster

The bridge was damaged by the storm and repaired by local crews.

but it was shaken by a power struggle Deyimler

0:14

ama bir iktidar mücadelesiyle sarsıldı

between two noble families

0:16

iki soylu aile arasında

Deyimler

was shaken by a power struggle: iktidar mücadelesiyle ciddi biçimde sarsılmak

Bu cümlede was shaken by edilgen yapıdadır ve mecaz anlamda kullanılır. Özne fiziksel olarak sallanmamıştır; iktidar mücadelesi onu ciddi biçimde istikrarsızlaştırmış veya sarsmıştır. be shaken by + neden kalıbı; kriz, çatışma veya skandalı sarsıntıya yol açan güç olarak sunar. Etki bir ülkeyi, kuruluşu, piyasayı veya topluluğu sarsacak kadar büyük olduğunda kullanılabilir.

Alıştırma

Ciddi ve fiziksel olmayan bir etkiyi göstermek için cümleyi shake fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: The charity ____ a major fraud scandal.

Cevabı göster

was shaken by

spanning generations Dilbilgisi

0:18

nesiller boyu süren

Dilbilgisi

spanning generations: süreyi gösteren, isimden sonra gelen -ing öbeği

spanning generations, power struggle ifadesinden sonra gelen bir present participle öbeğidir. Mücadelenin birden fazla nesil boyunca sürdüğü bilgisini ekler; bu nedenle struggle sözcüğünü niteler ve yeni bir ana fiil görevi görmez. Bu çekimsiz niteleyicinin kendine ait bir zamanı yoktur. Geçmişte geçen bu anlatıda that spanned generations ile benzer bir anlam taşır, ancak arka plan bilgisini daha kısa biçimde sunar.

Alıştırma

that spans three decades ifadesinin isimden sonra gelen tam -ing kısaltmasıyla cümleyi tamamlayın: The documentary follows a research project ____.

Cevabı göster

spanning three decades

and involving a massive cast of characters Kalıp ifadeler

0:20

ve devasa bir karakter kadrosunu içeren

Kalıp ifadeler

a massive cast of characters: çok geniş bir karakter kadrosu

Cast of characters, bir hikâye, oyun, film veya dizideki kişilerin ya da karakterlerin tamamını ifade eder. Massive, bu grubun olağanüstü geniş olduğunu belirtir ve çoğu zaman birçok ilişkinin bulunduğu karmaşık bir hikâyeyi çağrıştırır. Bu ifade, gerçek bir tarihî olaya karışan çok sayıdaki önemli kişiyi de anlatabilir. Böyle kullanıldığında anlatıma hikâye benzeri bir ton verir.

Alıştırma

Hangi cümlede a massive cast of characters en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The novel follows a massive cast of characters across three generations.
  2. The password contains a massive cast of characters from the keyboard.
  3. The theater lobby has a massive cast of characters because it is crowded tonight.
Cevabı göster

The novel follows a massive cast of characters across three generations.

with complex motives

0:23

karmaşık amaçları

and shifting loyalties. Kalıp ifadeler

0:25

ve değişen sadakatleri olan.

Kalıp ifadeler

shifting loyalties: değişen bağlılıklar

Shifting loyalties, bir kişinin desteklediği insanın, grubun, davanın veya tarafın değişmesini ifade eder. Shifting, bağlılığın sabit olmadığını ve zaman içinde başka bir yere yönelebileceğini belirtir; çoğul loyalties biçimi ise çoğu zaman birden fazla kişi, grup veya ilişkiye işaret eder. Siyasi, askerî ve kurumsal anlatılarda bu ifade; değişen ittifakları, taraf değiştirmeleri ve kimin kimi desteklediğine dair belirsizliği açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

"The conflict was shaped by shifting loyalties" cümlesi ne anlama gelir?

  1. İnsanlar aynı tarafa bağlı kalmayı sürdürdü.
  2. İnsanlar çatışmaya olan ilgilerini kaybetti.
  3. İnsanlar zaman içinde destekledikleri tarafı değiştirdi.
Cevabı göster

İnsanlar zaman içinde destekledikleri tarafı değiştirdi.

If that sounds familiar, Anlatım akışı

0:26

Eğer bu kulağa tanıdık geliyorsa,

Anlatım akışı

If that sounds familiar: önceki açıklamayı bir gerekçeye bağlamak

Bu cümlede that, tek bir sözcüğe değil, az önce verilen açıklamanın tamamına gönderme yapar. Sounds familiar, anlatılan fikirlerin dinleyiciye zaten bildiği bir şeyi hatırlatabileceği anlamına gelir. If yan cümleciği hem geçiş hem de ilgi uyandıran bir giriş işlevi görür: bu tanıdıklık hissini kabul eder ve dinleyiciyi benzerliğin nereden geldiğini açıklayan bölüme hazırlar. Yaygın bir kalıp If that sounds familiar, it's because ... biçimindedir.

Alıştırma

Bir konuşmacı az önce karmaşık bir aileler arası iktidar mücadelesini anlattı. If that sounds familiar, neyin işaretidir?

  1. Konuşmacı, sözcüklerin yeterince yüksek sesle söylenip söylenmediğini kontrol etmektedir.
  2. Konuşmacı, açıklamanın tamamının neden tanıdık gelebileceğini anlatmak üzeredir.
  3. Konuşmacı, konuyu ardından gelenlerle bağlantı kurmadan bitirmektedir.
Cevabı göster

Konuşmacı, açıklamanın tamamının neden tanıdık gelebileceğini anlatmak üzeredir.

it's because the historical conflicts

0:29

bunun nedeni tarihi çatışmaların

known as the Wars of the Roses Kültür

0:30

Güller Savaşı olarak bilinen

Kültür

the Wars of the Roses: İngiliz hanedan çatışmalarının tarihsel adı

the Wars of the Roses terimi, Orta Çağ’ın son dönemlerinde İngiltere’de yaşanan bir dizi hanedan çatışmasının geleneksel adıdır. Bu çatışmalarda Lancaster ve York hanedanlarıyla bağlantılı gruplar İngiliz tahtı için mücadele etti. Wars sözcüğü çoğuldur; çünkü ad tek bir savaşı değil, birbiriyle ilişkili bir dizi çatışmayı kapsar. Roses, geleneksel olarak iki hanedanla ilişkilendirilen gül simgelerine gönderme yapar. Burada ifadenin tamamı, çiçekler için yapılan gerçek bir savaş değil, tarihsel bir özel addır.

Alıştırma

Bu cümlede the Wars of the Roses terimi neyi ifade eder?

  1. Gül bahçelerinin denetimi için yapılan tek bir savaşı
  2. Adını bir çiçekten alan İngiltere ile Fransa arasındaki bir savaşı
  3. Lancaster ve York hanedanlarının yer aldığı bir dizi İngiliz hanedan çatışmasını
Cevabı göster

Lancaster ve York hanedanlarının yer aldığı bir dizi İngiliz hanedan çatışmasını

served as the basis for much of the drama Kalıp ifadeler

0:33

dramanın büyük kısmına temel oluşturmasıdır

Kalıp ifadeler

served as the basis for: kaynak veya temel belirtmek

“A served as the basis for B”, A'nın B'nin geliştirildiği ana kaynağı, fikirleri, kanıtları veya çerçeveyi sağladığı anlamına gelir. A temeldir; B ise bu temel üzerine oluşturulan şeydir. Bu cümlede Güller Savaşları, dramatik olayların büyük bölümü için önemli kaynak malzeme sağlamıştır. Bu ifade, tarihin yalnızca “kullanıldığını” söylemekten daha güçlü bir temel ilişkisi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi serve as the basis for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The interviews ____ the documentary.

Cevabı göster

served as the basis for

in Game of Thrones. Kültür

0:36

Game of Thrones'taki.

Kültür

Game of Thrones: Güller Savaşları'na uzanan bir popüler kültür köprüsü

Game of Thrones; birbirine rakip soylu aileleri, yönetim mücadeleleri ve ejderhalar ile buzdan ölümsüz yaratıklar gibi doğaüstü unsurlarıyla bilinen bir fantastik dizinin İngilizce adıdır. Bu addan söz edilmesi, izleyiciye tanıdık ve modern bir başvuru noktası sunar; ayrıca bu fantastik görüntülerin tarih anlatısının girişinde neden yer alabildiğini açıklar. Burada bu ad, kurgusal bir öyküyü gerçek tarihle ilişkilendirir: Güller Savaşları, dizideki siyasi ve ailevi çatışmaların büyük bölümünü etkilemiştir. Bu, fantastik olayların gerçekten Orta Çağ İngiltere'sinde yaşandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede neden Game of Thrones'tan söz ediyor?

  1. Tanıdık bir fantastik diziyi gerçek bir tarihî çatışmaya giriş noktası olarak kullanmak için.
  2. Game of Thrones'un Güller Savaşları'nın başka bir adı olduğunu söylemek için.
  3. Ejderhaların Güller Savaşları'na katıldığını iddia etmek için.
Cevabı göster

Tanıdık bir fantastik diziyi gerçek bir tarihî çatışmaya giriş noktası olarak kullanmak için.

The real-life seeds of war Deyimler

0:37

Savaşın gerçek hayattaki tohumları

were sown by the death of King Edward III

0:41

Kral III. Edward'ın ölümüyle ekildi

in 1377.

0:44

1377'de.

Deyimler

seeds of war were sown: ilk nedenler oluşmaya başladı

Bu ifade ekme metaforunu kullanır: seeds ilk nedenleri veya koşulları, were sown ise bunların oluşturulduğunu ya da harekete geçirildiğini anlatır. Savaşın hemen başladığı anlamına gelmez. the seeds of X were sown by Y edilgen kalıbı, Y'yi daha sonraki bir sonucun zeminini hazırlayan olay olarak sunar. Bu kalıp tarihsel ve çözümleyici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir olayın, daha sonra başlayan bir çatışmanın ilk nedenlerini oluşturduğunu anlatır?

  1. The treaty was written after the conflict had ended.
  2. The unfair treaty sowed the seeds of a later conflict.
  3. War broke out as soon as the treaty was signed.
Cevabı göster

The unfair treaty sowed the seeds of a later conflict.

Edward's oldest son

0:46

Edward'ın en büyük oğlu

had died before his father, Dilbilgisi

0:48

babasından önce ölmüştü,

Dilbilgisi

had died before: daha önceki geçmiş olayı belirtmek

Had died, had + geçmiş zaman ortacı died biçimindeki past perfect yapısıdır. Oğlun ölümünü geçmişteki başka bir noktadan, yani babasının ölümünden önceye yerleştirir. before his father ifadesinde died anlaşılır fakat tekrarlanmaz; tam anlam before his father died şeklindedir. before zaten sırayı gösterdiği için simple past bazen aynı sıralamayı ifade edebilir; past perfect ise tarihsel bir anlatıda daha önceki olaya geri dönüşü özellikle açık hale getirir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın raporu toplantı başlamadan önce gönderdiğini açıkça gösterir?

  1. The meeting had started before Maya sent the report.
  2. By the time the meeting started, Maya had sent the report.
  3. Maya sent the report after the meeting had started.
Cevabı göster

By the time the meeting started, Maya had sent the report.

but his 10-year-old son,

0:50

fakat 10 yaşındaki oğlu,

Richard II,

0:52

II. Richard,

succeeded to the throne Kelime

0:53

tahta geçti

ahead of Edward's three surviving sons. Kalıp ifadeler

0:55

Edward'ın hayatta kalan üç oğlunu geçerek.

Kelime

succeeded to the throne: veraset yoluyla hükümdar olmak

succeeded to the throne ifadesinde succeed, “bir hedefe ulaşmak” değil, “bir makam veya unvanın sonraki sahibi olmak” anlamına gelir. İfadenin tamamı, bir kişinin önceki hükümdarın halefi olarak kral veya kraliçe olduğunu belirtir. succeed to + miras alınan makam veya hak yapısı resmîdir ve özellikle tarih metinlerinde görülür. Bu yapı veraset ilişkisini anlatır; to the throne ulaşılan bir yeri değil, devralınan makamı gösterir.

Alıştırma

“Halef olarak hükümdar oldu” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the queen died, her son ____.

Cevabı göster

succeeded to the throne

Kalıp ifadeler

ahead of: sıra veya öncelikte daha önce

Burada ahead of, “öncelik sıralamasında başka birinden önce” anlamına gelir. II. Richard'ın veraset sırasında daha önde olduğunu gösterir; insanların fiziksel olarak nerede durduğunu anlatmaz. Daha genel olarak ahead of + isim veya zamir, bir sıra, sıralama, süreç ya da takvim içindeki konumları karşılaştırır. Hangi tür “önce” anlamını taşıdığını bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede ahead of ne anlama gelir? “Nora was promoted ahead of two senior colleagues.”

  1. Terfi sırasında fiziksel olarak onların önünde durdu.
  2. Seçim sıralamasında onlardan önce terfi etti.
  3. Farklı bir bölümde çalıştığı için terfi etti.
Cevabı göster

Seçim sıralamasında onlardan önce terfi etti.

This skipping of an entire generation Dilbilgisi

0:58

Bütün bir neslin atlanması

left lingering claims to the throne Kalıp ifadeler

1:01

taht üzerinde devam eden hak iddialarına yol açtı

Dilbilgisi

This skipping of an entire generation: adlaştırılmış bir özne

“This skipping of an entire generation”, “skip an entire generation” eylemini bir isim öbeğine dönüştürür ve olayın tamamını “left” fiilinin öznesi yapar. “This”, az önce anlatılan veraset kararına gönderme yapar: hayatta olan bir nesil atlanmıştır. Resmî anlatımlarda bu tür adlaştırma, daha önceki karmaşık bir olayı tartışılabilecek ve bir sonuca bağlanabilecek tek bir konu hâline getirir. Buradaki biçim this + -ing ile kurulmuş eylem adı + of + etkilenen kişi veya şey şeklindedir.

Alıştırma

-ing biçimini ve This ... of yapısını kullanarak “skip the final review” ifadesini adlaştırılmış bir özneye dönüştürün: ____ allowed several errors to remain.

Cevabı göster

This skipping of the final review

Kalıp ifadeler

left lingering claims to the throne: çözümsüz kalan bir sonuç

“left lingering claims to the throne” ifadesinde left, “bir şeyin sonuç olarak varlığını sürdürmesine neden oldu” anlamına gelir. Doğrudan nesnesi, “lingering claims to the throne” isim öbeğinin tamamıdır. Lingering, uzun süre devam eden ve çözüme kavuşmayan iddiaları anlatır. A claim to the throne, bir kişinin hükümdar olma hakkına sahip olduğunu ileri sürmesidir; o kişinin gerçekten hüküm sürdüğünün kanıtı değildir. Bu nedenle ifade, veraset seçimini kalıcı ve çözümsüz bir sorunun nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir olayın, şüphelerin daha sonra da devam etmesine neden olduğunu söyler?

  1. The report resolved every doubt about the results.
  2. The report mentioned doubts that had already disappeared.
  3. The report left lingering doubts about the results.
Cevabı göster

The report left lingering doubts about the results.

among their various offspring,

1:03

onların çeşitli torunları arasında,

particularly the Lancasters,

1:05

özellikle Lancaster'lar,

descended from Edward's third son, Kalıp ifadeler

1:08

Edward'ın üçüncü oğlundan gelen,

and the Yorks,

1:10

ve York'lar,

descended from his fourth son.

1:11

onun dördüncü oğlundan gelen.

Kalıp ifadeler

descended from: aile soyunu belirtme

Descended from Edward's third son, Edward'ın üçüncü oğlunun Lancasterların atası olduğu anlamına gelir; buna paralel diğer ifade Yorkların atasını belirtir. Descended from yalnızca bir grubun nereden geldiğini değil, aile soyunu ifade eder. Virgüllerle ayrılan her ifade kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: the Lancasters, who were descended from Edward's third son. Tekrarlanan yapı, iki aile hakkında paralel arka plan bilgisi verir.

Alıştırma

Aile soyunu belirten bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The family is ____ the settlers recorded in the town's first census.

Cevabı göster

descended from

The name of the ensuing wars Kelime

1:13

Ardından gelen savaşların adı

Kelime

ensuing wars: ardından gelen savaşlar

Ensuing wars, hemen önce sözü edilen olay veya durumun ardından gelen savaşlar demektir. Ensuing, anlatıda daha önce belirlenmiş bir referans noktasından ileriye gider ve sonraki olayların çoğu zaman önceki durumdan geliştiğini düşündürür. Ensuing bir isimden önce kullanılan sıfattır. Resmî anlatılarda bir olaydan daha sonra yaşananlara geçiş sağlar: ensuing wars, ensuing debate, ensuing confusion.

Alıştırma

Bir elektrik kesintisi şehir genelinde sorunlara yol açtı. Hangi devam cümlesi kesintiden sonra ortaya çıkan bir sonucu en iyi anlatır?

  1. The previous traffic chaos had ended before the blackout.
  2. The ensuing traffic chaos lasted until midnight.
  3. The upcoming traffic chaos might happen if another blackout occurs.
Cevabı göster

The ensuing traffic chaos lasted until midnight.

comes from the symbols associated with the two families, Kalıp ifadeler

1:16

iki aileyle ilişkilendirilen sembollerden gelir,

Kalıp ifadeler

the symbols associated with ...: isimden sonra gelen niteleyici isim öbeği

“the symbols associated with the two families” ifadesinde associated with the two families, symbols sözcüğünden sonra gelen ve isim öbeğini daraltan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Yaklaşık olarak “the symbols that are associated with the two families” anlamına gelir. associated with, tanınan, algılanan veya tematik bir bağlantıyı anlatır; mutlaka sahiplik ya da yaratma anlamı taşımaz. Aynı yapı bir grubun, markanın, yerin veya düşüncenin bir sembolle bağlantısını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Yeşil rengin doğayla bağlantılı olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The color green is often associated with nature.
  2. The color green is often associating with nature.
  3. The color green is often associated to nature.
Cevabı göster

The color green is often associated with nature.

the white rose of York, Kültür

1:19

York'un beyaz gülü,

and the red rose of Lancaster.

1:20

ve Lancaster'ın kırmızı gülü.

Kültür

the white rose of York ... the red rose of Lancaster: eşleştirilmiş tarihî semboller

“the white rose of York” ve “the red rose of Lancaster” ifadelerinin her biri tarihî bir sembolü adlandıran isim öbeğidir: beyaz gül York Hanedanı ile, kırmızı gül ise Lancaster Hanedanı ile ilişkilidir. Buradaki of, geleneksel bir bağlılığı gösterir; mutlaka fiziksel sahiplik anlamına gelmez. Bu iki sembol, Wars of the Roses (Güller Savaşı) adının kaynağıdır. Güller tarihî anlatıdaki sembollerdir; çatışmaya neden olan gerçek nesneler değildir.

Alıştırma

Burada açıklanan tarihî eşleştirmeye göre hangi ilişki doğrudur?

  1. The white rose represented Lancaster, and the red rose represented York.
  2. The white rose was only a flower, and neither family had a symbolic rose.
  3. The white rose represented York, and the red rose represented Lancaster.
Cevabı göster

The white rose represented York, and the red rose represented Lancaster.

The Lancasters first gained the throne Kalıp ifadeler

1:23

Lancaster'lar tahtı ilk kez ele geçirdi

Kalıp ifadeler

first gained the throne: ilk kez tahta geçti

Bu tarihî cümlede gained the throne, hükümdarlık makamını ve yönetme hakkını elde etmek anlamına gelir. Buradaki throne mecazidir; fiziksel taht koltuğunu değil, hükümdarlığı ifade eder. First, Lancaster Hanedanı'nın tacı ilk kez elinde tuttuğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen gain the throne ifadesi, hükümdar veya yönetici hanedan olmak anlamına geldiği için get power ifadesinden daha özeldir.

Alıştırma

Bu cümlede gained the throne ne anlama gelir? After years of conflict, the prince gained the throne.

  1. pahalı bir kraliyet koltuğu satın aldı
  2. hükümdar oldu ve yönetme hakkını elde etti
  3. düşük düzeyli bir devlet görevi aldı
Cevabı göster

hükümdar oldu ve yönetme hakkını elde etti

when Richard II

1:26

II. Richard'ın

was deposed by his cousin Kelime

1:27

kuzeni tarafından tahttan indirildiğinde

Henry IV

1:29

IV. Henry

in 1399.

1:30

1399'da.

Kelime

was deposed: tahttan indirildi

Was deposed, depose fiilinin edilgen biçimidir. II. Richard'ın krallık makamından zorla uzaklaştırıldığı anlamına gelir; by his cousin Henry IV, bu uzaklaştırmayı gerçekleştiren veya buna neden olan kişiyi belirtir. Edilgen biçim, odağı gücünü kaybeden hükümdarda tutar. Depose, remove fiilinden daha özeldir çünkü özellikle bir hükümdarın veya devlet başkanının yüksek yetkili konumunu kaybetmesini ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum The president was deposed cümlesiyle en iyi anlatılır?

  1. Başkan görev süresinin sonunda emekli olmayı seçti.
  2. Başkan bir seçimi daha kazandı.
  3. İktidarı ele geçiren bir grup başkanı görevden zorla uzaklaştırdı.
Cevabı göster

İktidarı ele geçiren bir grup başkanı görevden zorla uzaklaştırdı.

Despite sporadic unrest, Dilbilgisi

1:31

Aralıklı huzursuzluklara rağmen,

their reign remained secure

1:34

hükümdarlıkları güvende kaldı

until 1422,

1:36

1422'ye kadar,

Dilbilgisi

Despite sporadic unrest: despite + isim öbeği

Despite sporadic unrest, cümle başında kullanılan bir ödün ifadesidir. Önce ara sıra ve farklı yerlerde çıkan karışıklık engelini kabul eder, ardından ana cümlede daha az beklenen sonucu verir: hükümdarlık yine de sağlam kalmıştır. Yeniden kullanılabilen kalıp despite + isim öbeği veya -ing biçimidir. Belirtilen zorluğa rağmen ana durumun geçerliliğini koruduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite bir isim öbeğinin hemen önünde doğru kullanılmıştır?

  1. Although several setbacks, the team met the deadline.
  2. Despite several setbacks, the team met the deadline.
  3. Despite the team faced several setbacks, it met the deadline.
Cevabı göster

Despite several setbacks, the team met the deadline.

when Henry V's death in a military campaign

1:37

V. Henry'nin bir askeri seferde ölümünün

left an infant Henry VI Dilbilgisi

1:41

bebek VI. Henry'yi bıraktığı

as king.

1:43

kral olarak.

Dilbilgisi

left an infant Henry VI as king: leave + nesne + as + rol

Burada left yalnızca “bir yerden ayrıldı” anlamına gelmez; “bir olaydan sonra belirli bir durumun kalmasına yol açtı” anlamındadır. Henry V's death nedendir, an infant Henry VI nesnedir ve as king, Henry VI’nın sonuçta sahip olduğu rolü belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp leave + nesne + as + rol biçimindedir. Bir değişim, kayıp, istifa veya benzer bir olaydan sonra kimin ya da neyin hangi rolde kaldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayın yol açtığı yeni durumu leave + nesne + as + rol yapısıyla anlatır?

  1. The director's departure left Priya as the department's only supervisor.
  2. The departing director left Priya to supervise the department alone.
  3. The departing director left Priya a detailed note.
Cevabı göster

The director's departure left Priya as the department's only supervisor.

Weak-willed and dominated by advisors, Kelime

1:44

İradesi zayıf olan ve danışmanları tarafından yönetilen

Kelime

Weak-willed and dominated by advisors: iradesi zayıf ve danışmanlarının hâkimiyeti altında

Weak-willed, kişinin kendi kararlarının arkasında duracak iradeden yoksun olduğunu belirtir. Dominated by advisors, danışmanların yalnızca tavsiye vermediğini, onun üzerinde denetleyici bir etki kurduğunu anlatır. Bu iki paralel betimleme, onu siyasi açıdan başkalarına bağımlı ve kendi başına kararlı hareket edemeyen biri olarak gösterir. Ana cümleden önce gelen sıkıştırılmış bir betimleme olarak bu ifade, normalde ardından gelen ana cümlenin öznesini niteler. Weak-willed birleşik bir sıfattır; dominated ise onun maruz kaldığı kontrolü anlatan geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Weak-willed and dominated by advisors ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Danışmanlarına danıştıktan sonra kendi kararlarını güvenle veriyordu.
  2. Danışmanlarının hiçbir tavsiyesini dinlemeyi kabul etmiyordu.
  3. Kararlılıktan yoksundu ve danışmanları tarafından kontrol ediliyordu.
Cevabı göster

Kararlılıktan yoksundu ve danışmanları tarafından kontrol ediliyordu.

Henry was eventually convinced to marry Margaret of Anjou Dilbilgisi

1:47

Henry, sonunda Anjou'lu Margaret ile evlenmeye ikna edildi

Dilbilgisi

was eventually convinced to marry: sonunda evlenmeye ikna edildi

Was convinced to marry, convince someone to marry yapısının edilgen biçimidir. Birisi Henry'yi evlenmeye ikna etmiştir; Henry ikna eden değil, ikna edilen kişidir. Bu yapı, kararın yalnızca Henry'nin kendi girişiminden değil, dışarıdan gelen bir etkiden kaynaklandığını gösterir. Eventually, sonucun ancak belli bir süre veya ikna sürecinden sonra ortaya çıktığını belirtir. İkna eden kişi söylenmediği için anlatı Henry'yi ve nihai sonucu öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi eventually ve convince fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After several conversations, Maya ____ join the debate team.

Cevabı göster

was eventually convinced to

to gain French support.

1:51

Fransız desteğini kazanmak için.

Margaret was beautiful, ambitious,

1:52

Margaret güzel, hırslı

and ruthless in persecuting any threat Kalıp ifadeler

1:56

ve herhangi bir tehdidi cezalandırmada acımasızdı

to her power.

1:58

kendi gücüne karşı.

Kalıp ifadeler

ruthless in persecuting threats to her power: iktidar tehditlerine acımasızca zulmetmek

Ruthless in + -ing, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirirken hiç acıma ya da kendini sınırlama göstermediğini anlatır. Burada Margaret'ın muhalefete yaklaşımı ağır biçimde eleştirilir; ifade yalnızca onun katı veya kararlı olduğu anlamına gelmez. Persecuting any threat to her power, otoritesini tehlikeye attığını düşündüğü herhangi bir kişi ya da gruba tekrar tekrar ve sert biçimde saldırmak veya baskı uygulamak demektir. Buradaki threat, mutlaka şiddet tehdidinde bulunan biri değil, siyasi bir rakip veya hizip olabilir.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün anlamını en doğru şekilde korur?

  1. She firmly but fairly answered anyone who criticized her.
  2. She mercilessly and repeatedly suppressed anyone she saw as a danger to her authority.
  3. She feared that someone would make a violent threat against her.
Cevabı göster

She mercilessly and repeatedly suppressed anyone she saw as a danger to her authority.

And she distrusted Richard of York

1:59

Ve York'lu Richard'a güvenmiyordu

most of all. Kalıp ifadeler

2:01

hepsinden çok.

Kalıp ifadeler

most of all: karşılaştırmadaki en güçlü öğeyi belirtmek

Most of all, karşılaştırmadaki diğer herkesten veya her şeyden daha fazla anlamına gelir. Yorklu Richard'ı Margaret'ın en çok kuşku duyduğu kişi olarak öne çıkarır; Richard'ın onun kuşku duyduğu tek kişi olduğu anlamına gelmez. Bu ifade genellikle bir cümlenin sonunda yer alır ve bir listeyi ya da örtük karşılaştırmayı, bir kişiyi, şeyi, nedeni veya duyguyu en güçlü öğe olarak vurgulayarak tamamlar. Karşılaştırmanın kapsamı bağlamdan belliyse diğer öğelerin hepsinin adını vermek gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I enjoy every subject, but I like history ____.

Cevabı göster

most of all

York had been the king's close advisor

2:02

York, kralın yakın danışmanıydı

and loyal general,

2:05

ve sadık bir generali,

but was increasingly sidelined by the queen, Kelime

2:06

ancak giderek kraliçe tarafından dışlandı,

Kelime

was increasingly sidelined: giderek daha fazla kenara itiliyordu

Burada was sidelined edilgen bir ifadedir ve York'un önemli nüfuz ve karar alma konumlarından uzaklaştırıldığını anlatır. Yalnızca görmezden gelindiğini söylemekten daha belirgindir: gücün merkezindeki rolü azaltılmıştır. increasingly zaman içinde kademeli bir değişim gösterir; dolayısıyla cümle bu dışlanmanın giderek güçlendiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi was increasingly sidelined ile tamamlayın: As the new directors took control, Maya ____ from key decisions.

Cevabı göster

was increasingly sidelined

who promoted her favorite supporters

2:09

kraliçe en sevdiği destekçilerini terfi ettirdi

like the Earls of Suffolk and Somerset.

2:12

Suffolk ve Somerset Kontları gibi.

York's criticism of their inept handling Kalıp ifadeler

2:14

York'un onların beceriksiz yönetimini eleştirmesi

of the war against France

2:16

Fransa'ya karşı savaştaki

Kalıp ifadeler

inept handling of the war against France: Fransa'ya karşı savaşın beceriksizce yönetilmesi

inept handling of the war against France, Fransa'ya karşı savaşın ciddi biçimde beceriksiz veya yetersiz bir şekilde yönetilmesi demektir. inept, handling sözcüğünün niteliğini değerlendirir; savaşın kendisini tanımlamaz. Yeniden kullanılabilen yapı adjective + handling of + matter şeklindedir. Bu yapı, bir krizin, projenin, soruşturmanın veya politikanın nasıl yönetildiğini değerlendirmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi inept handling of ile tamamlayın: The review criticized the committee's ____ the budget crisis.

Cevabı göster

inept handling of

led to his exclusion from court Dilbilgisi

2:18

onun saraydan dışlanmasına yol açtı

and transfer to Ireland.

2:20

ve İrlanda'ya transfer edilmesine.

Dilbilgisi

led to his exclusion ... and transfer ...: eş görevli iki sonuç

Led to, ardından gelen kısmı York'un eleştirisinin sonucu olarak sunar. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından eş görevli iki isim öbeği gelir: his exclusion from court ve transfer to Ireland. Exclusion from court, bir mahkemeden çıkarılmak değil, kraliyet sarayı ve onun siyasi çevresinden dışlanmak demektir. Transfer to Ireland ikinci sonuçtur. İyelik belirleyicisi his, eş görevli iki ismin ikisini de doğal olarak niteler: his exclusion ve his transfer.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A wiring fault ____ a citywide power outage.

Cevabı göster

led to

Meanwhile, mounting military failures Anlatım akışı

2:22

Bu arada artan askeri başarısızlıklar

Anlatım akışı

Meanwhile, mounting military failures: aynı anda kötüleşen başka bir gelişme

Meanwhile, anlatımı az önce ele alınan olaylarla aynı dönemde gerçekleşen başka bir gelişmeye geçirir. Bu gelişmenin daha sonra olduğunu söylemek yerine, açıklamayı paralel ilerleyen çizgiler hâlinde düzenler. Mounting, military failures ifadesini niteler ve başarısızlıkların biriktiğini ya da daha ciddi hâle geldiğini belirtir. Bu sözcükler birlikte, açıklamada giderek kötüleşen başka bir çizgi açar.

Alıştırma

Aynı anda gelişen ve giderek ciddileşen başka bir soruna en iyi geçiş yapan cümle hangisidir?

  1. For example, one newspaper criticized the government.
  2. Afterward, public anger began only once the war had ended.
  3. Meanwhile, public anger was mounting across the country.
Cevabı göster

Meanwhile, public anger was mounting across the country.

and corrupt rule by Margaret and her allies

2:25

ve Margaret ile müttefiklerinin yozlaşmış yönetimi

caused widespread discontent. Kalıp ifadeler

2:29

yaygın hoşnutsuzluğa neden oldu.

Kalıp ifadeler

widespread discontent: birçok kişinin paylaştığı hoşnutsuzluk

Bu cümlede widespread discontent, yöneticilerden duyulan hoşnutsuzluğun yalnızca birkaç kişinin ayrı şikâyetleriyle sınırlı kalmayıp birçok kişi tarafından paylaşıldığı anlamına gelir. widespread, duygunun ne kadar geniş bir kesime yayıldığını anlatır; discontent ise bir durumdan duyulan memnuniyetsizliği belirten resmî ve sayılamayan bir isimdir. Haber ve tarih metinlerinde bu kalıp, hoşnutsuzluğu toplumsal ya da siyasi baskı oluşturabilecek ortak bir duygu olarak sunar. widespread, herkesin aynı şekilde hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede widespread discontent ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Herkes durumu destekliyor.
  2. Hoşnutsuzluk birçok kişi tarafından paylaşılıyor.
  3. Bir kişinin küçük bir şikâyeti var.
Cevabı göster

Hoşnutsuzluk birçok kişi tarafından paylaşılıyor.

And in the midst of this chaos, Kalıp ifadeler

2:31

Ve bu kaosun ortasında,

Kalıp ifadeler

in the midst of this chaos: düzensizlik hâlâ sürerken

Bu cümlede in the midst of this chaos, bu düzensizlik hâlâ sürerken anlamına gelir. Bu edat öbeği, sıradaki olayı ya da eylemi zor durum bittikten sonraya değil, hâlâ devam ettiği zamana yerleştirir. Yapı in the midst of + isim veya isim öbeği biçimindedir. Gerçek bir fiziksel çevreyi anlatabilir ya da buradaki gibi chaos, a crisis veya a major change türünde soyut bir durumu çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ the confusion, Maya kept giving clear instructions.

Cevabı göster

In the midst of

Richard of York

2:33

York'lu Richard

returned with an army

2:34

bir orduyla döndü

to arrest Somerset

2:36

Somerset'i tutuklamak

and reform the court. Kelime

2:37

ve sarayı reforme etmek için.

Kelime

reform the court: hukuk mahkemesini değil kraliyet sarayını reforme etmek

Bu cümlede reform the court, hükümdarın sarayını; yani hükümdarın çevresindeki haneyi, danışmanları ve siyasi çevreyi değiştirmek veya yeniden düzenlemek demektir. Bir mahkeme salonunu ya da hukuk sistemini değiştirmek anlamına gelmez. Reform fiili, var olan bir kurumu iyileştirmeyi veya yeniden yapılandırmayı anlatır; kurumu tamamen ortadan kaldırmayı anlatmaz. Burada konu, saray yönetimi ve siyasi güçtür.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede reform the court en yakın olarak ne anlama gelir?

  1. ceza hâkimlerinin kullandığı usulleri değiştirmek
  2. tenis maçlarının oynandığı bir binayı yeniden tasarlamak
  3. hükümdarın danışmanlarının ve siyasi çevresinin nasıl örgütlendiğini değiştirmek
Cevabı göster

hükümdarın danışmanlarının ve siyasi çevresinin nasıl örgütlendiğini değiştirmek

Initially unsuccessful,

2:39

Başlangıçta başarısız olsa da,

he soon got his chance Kalıp ifadeler

2:41

kısa süre sonra şansını yakaladı

Kalıp ifadeler

soon got his chance: kısa süre sonra harekete geçme fırsatını buldu

Soon got his chance, genellikle bekledikten veya bunu umduktan sonra harekete geçme fırsatını elde ettiği anlamına gelir. Bir anlatıda bu ifade çoğu zaman bir dönüm noktasını gösterir: kişi sonunda yapmak istediği şeyi yapabilir. Soon, fırsatın daha önce sözü edilen olaydan kısa süre sonra geldiğini belirtir. Get a chance günlük konuşmada ve hikâye anlatımında doğal bir ifadedir; burada chance rastgele bir kaza değil, fırsat anlamındadır.

Alıştırma

get one's chance ifadesinin doğru biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: After weeks of rehearsal, Maya finally ____ perform at the school concert.

Cevabı göster

got her chance to

when he was appointed protector Kültür

2:42

koruyucu olarak atandığında

of the realm

2:43

diyarın

Kültür

appointed protector of the realm: hükümdar adına yönetmek üzere resmen atanmak

Bu tarihsel bağlamda protector of the realm, hükümdar ülkeyi yönetemediğinde onun adına yönetme yetkisi verilen kişinin resmî makamıdır. Bu makam kişiye naipliğe benzer yetkiler verir, ancak onu kral yapmaz. was appointed sözleri, bu yetkinin miras yoluyla geçmediğini, resmî bir atamayla verildiğini gösterir. Böylece ifade, hükümdar tacı elinde tutarken makam sahibinin hükûmeti yönetebilmesini veya sarayda reform yapabilmesini açıklar.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda appointed protector of the realm ne anlama gelir?

  1. Hükümdar adına yönetmek üzere kendisine resmen yetki verildi.
  2. Yalnızca hükümdarı şahsen korumak için atandı.
  3. Tacı miras aldı ve kral oldu.
Cevabı göster

Hükümdar adına yönetmek üzere kendisine resmen yetki verildi.

after Henry suffered a mental breakdown. Kalıp ifadeler

2:44

Henry sinir krizi geçirdikten sonra.

Kalıp ifadeler

suffered a mental breakdown: ciddi bir ruhsal çöküş yaşamak

suffered a mental breakdown ifadesinde suffered, sıkıntı verici bir şey yaşamak anlamına gelir ve olay bildiren a mental breakdown ad öbeğini doğrudan nesne olarak alır. İfade, kişinin başa çıkma veya normal işlevlerini sürdürme yetisini ciddi biçimde bozan ağır bir psikolojik kötüleşmeyi anlatır. Mental breakdown günlük dilde kullanılan teknik olmayan bir ifadedir; kesin bir tıbbi tanı değildir. Kısa süreli stres, üzüntü veya yorgunluktan çok daha ağır bir durumu belirtir.

Alıştırma

Jordan suffered a mental breakdown en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Jordan'ın birkaç dakika hafifçe gerildiği anlamına gelir.
  2. Jordan'ın başa çıkma veya işlevini sürdürme yetisinde ciddi bir çöküş yaşadığı anlamına gelir.
  3. Jordan'ın bir kemiğinin kırıldığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Jordan'ın başa çıkma veya işlevini sürdürme yetisinde ciddi bir çöküş yaşadığı anlamına gelir.

However, less than a year later, Anlatım akışı

2:47

Ancak, bir yıldan kısa bir süre sonra,

Anlatım akışı

However, less than a year later: karşıtlık ve zaman atlaması

However, ardından gelen bilginin önceki durumla veya beklentiyle karşıt olduğunu gösterir. less than a year later ise zaman çizelgesini bir yıldan daha kısa bir süre ileri taşır. Bu iki parça cümlenin başında birlikte kullanıldığında zaman akışını sıkıştırır ve dinleyiciyi olaylarda hızlı bir değişime hazırlar. Bu yapı tarih ve haber anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Bu giriş, dinleyiciye bundan sonra ne beklemesi gerektiğini anlatır?

  1. Sonraki olay bir yıl içinde gerçekleşir ve önceki durumla karşıtlık oluşturur.
  2. Anlatıcı bir kelimeyi tanımlamak için zaman akışını durdurur.
  3. Sonraki olay uzun bir süre sonra önceki durumu tekrarlar.
Cevabı göster

Sonraki olay bir yıl içinde gerçekleşir ve önceki durumla karşıtlık oluşturur.

Henry suddenly recovered

2:50

Henry aniden iyileşti

and the queen convinced him

2:51

ve kraliçe onu ikna etti

to reverse York's reforms. Kelime

2:53

York'un reformlarını geri almaya.

Kelime

to reverse York's reforms: önceki reformları geri almak

to reverse York's reforms ifadesinde reverse, daha önce yürürlüğe konmuş reformları geri almak veya geçersiz kılmak anlamına gelir. Reformların etkisini ya da yönünü değiştirmeyi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak geriye hareket ettirmek anlamında değildir. Bu kullanım karar, politika, hüküm ve reform gibi resmî işlemlerle yaygındır. Önceki bir yönelimin tersine çevrildiğini belirttiği için change fiilinden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümlede reverse, önceki resmî bir işlemi geçersiz kılmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The court reversed the earlier ruling.
  2. The editor revised the final paragraph.
  3. The driver reversed slowly out of the garage.
Cevabı göster

The court reversed the earlier ruling.

York fled and raised an army once more, Kalıp ifadeler

2:55

York kaçtı ve bir kez daha ordu kurdu,

Kalıp ifadeler

raised an army: asker toplayıp bir savaş gücü kurmak

Raise an army ifadesinde raise, insanları askere alıp bir askerî güç hâlinde örgütlemek anlamına gelir. Bir orduyu fiziksel olarak yukarı kaldırmak anlamına gelmez; odak, gücü oluşturmak veya seferber etmektir. Bu eşdizim tarihî ve askerî anlatılarda yaygındır. Bir hükümdarın, hükûmetin veya grubun bir savaş gücü kurmasını ya da toplamasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi raise an army eşdiziminin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years in exile, the prince returned and ____ to challenge the ruler.

Cevabı göster

raised an army

though he was unable to directly seize the throne. Dilbilgisi

2:58

tahtı doğrudan ele geçiremese de.

Dilbilgisi

though he was unable to: ödünlemeli bir sınırlama eklemek

Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: ana cümlenin oluşturabileceği beklentiyle çelişen bir gerçeği kabul eder. Burada bir ordu kurmak beklenen başarıya yol açmadı. Was unable to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi başaramadığını belirtir. Burada though yan cümlesi ana cümleden sonra geldiği için önce York'un ne yaptığı söylenir, ardından temel sınırlama eklenir.

Alıştırma

Cümleyi though, she zamiri ve was unable to kalıbıyla tamamlayın: Nina submitted the project, ____ fix every error.

Cevabı göster

though she was unable to

He managed to be reinstated as protector Dilbilgisi

3:01

Koruyucu olarak görevine iade edilmeyi başardı

Dilbilgisi

managed to be reinstated as: zorluklardan sonra eski bir göreve dönmek

managed to, sonucun zorluklara veya dirence rağmen elde edildiğini gösterir. Ardından gelen edilgen mastar be reinstated as, “önceki bir göreve veya role resmen geri getirilmek” anlamına gelir. managed to be reinstated as protector bir bütün olarak, onun eski görevini geri almayı başardığını anlatır. Edilgen yapı, onu görevine hangi yetkili makamın geri getirdiğini belirtmez. Kullanılabilir kalıp manage to be + past participle + as + görev veya roldür.

Alıştırma

Cümleyi, zorlu bir süreçten sonra eski bir göreve dönmeyi anlatan tam ifadeyle tamamlayın: Following a successful appeal, Noah ____ project lead.

Cevabı göster

managed to be reinstated as

and have himself and his heirs Dilbilgisi

3:04

ve kendisini ve mirasçılarını

designated to succeed Henry.

3:06

Henry'nin yerine geçecek şekilde belirletti.

Dilbilgisi

have himself and his heirs designated to succeed Henry: have + nesne + past participle

Kalıp have + nesne + past participle şeklindedir: have [himself and his heirs] [designated]. Burada have “ayarlamak veya gerçekleşmesini sağlamak” anlamına gelir; designated ise nesneye yapılan işlemi anlatır. Resmî belirlemeyi kendisi yapmamış, yetkili kişilerin bu kararı vermesini sağlamıştır. to succeed Henry mastarı, onların ne yapmak üzere belirlendiğini açıklar: Henry’den sonra onun yerini almak. Bu kalıpta succeed someone, yalnızca “başarılı olmak” değil, “bir görevde birinin ardından gelmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, Elena’nın adını resmî listeye yetkili birine eklettiğini anlatmak için have + nesne + past participle yapısını doğru kullanır?

  1. Elena had her name add to the official list.
  2. Elena had her name added to the official list.
  3. Elena had added her name to the official list.
Cevabı göster

Elena had her name added to the official list.

But instead of a crown, Anlatım akışı

3:08

Ancak bir taç yerine,

York's head acquired a pike

3:10

York'un kafası bir mızrağa geçirildi

Anlatım akışı

But instead of a crown ... acquired a pike: kara mizahlı bir tersine dönüş

But instead of birbirine keskin biçimde zıt iki sonucu karşı karşıya getirir: York'un hedefi bir taç, yani krallıktı; ama sonunda payına bir mızrak düştü. Buradaki pike uzun bir mızraktır ve cümle, kesik başının halka teşhir edilmek üzere mızrağa geçirildiğini ima eder. York's head acquired a pike bilerek gerçek anlamın dışında kullanılmıştır. Bir baş kendi başına hiçbir şey edinemez; head sözcüğünü özne yapmak, York'un siyasi yenilgisini ve ölümünü soğuk, kara mizahlı bir tersine dönüşte yoğunlaştırır.

Alıştırma

Cümle hangi sonucu ima ediyor?

  1. York tacı istedi, ancak öldürüldü ve başı bir mızrak üzerinde teşhir edildi.
  2. York tahtı istemek yerine bir silah seçti.
  3. York'a kraliyet hediyesi olarak hem taç hem de mızrak verildi.
Cevabı göster

York tacı istedi, ancak öldürüldü ve başı bir mızrak üzerinde teşhir edildi.

after he was killed in battle

3:13

savaşta öldürüldükten sonra

with the queen's loyalists.

3:15

kraliçeye sadık olanlarla yaptığı.

His young son took up the claim Öbek fiiller

3:17

Küçük oğlu iddiayı devraldı

Öbek fiiller

took up the claim: hak iddiasını devralıp sürdürmek

took up the claim ifadesinde take up, mevcut bir hak iddiasını devralıp onu takip etmeyi sürdürmek anlamına gelir. Buradaki claim, bir hak veya unvana yönelik taleptir. Oğul bu talebi devam ettirir; cümle, hakkı zaten kazandığı anlamına gelmez. Aynı düşünce take up a cause, take up the fight ve take up a challenge ifadelerinde de görülür: Bir kişi bir konuda etkin sorumluluk almaya başlar veya bu sorumluluğu sürdürür.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “mevcut talebi devralıp takip etmeyi sürdürdü” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Her uncle had claimed ownership of the farm for years. After he died, she ____.

Cevabı göster

took up the claim

and was crowned Edward IV.

3:19

ve IV. Edward olarak taç giydi.

Edward enjoyed great military success Kalıp ifadeler

3:21

Edward büyük askeri başarılar elde etti

Kalıp ifadeler

enjoyed great military success: success ile kullanılan resmî enjoy

Burada enjoyed, “sahipti” ya da “elde etti” anlamındadır; “keyif aldı” anlamında değildir. Cümle, Edward’ın askerî alanda çok başarılı olduğunu söyler. Bu resmî yapı enjoy + olumlu bir soyut isim biçimindedir. success, support, popularity veya access gibi sözcüklerle kullanılır ve olumlu sonucu ya da durumu öznenin sahip olduğu bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi enjoy great success ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The small company ____ after launching its first product.

Cevabı göster

enjoyed great success

against the Lancasters.

3:24

Lancaster'lara karşı.

Henry was captured,

3:26

Henry esir alındı,

while Margaret fled into exile Kalıp ifadeler

3:27

Margaret ise sürgüne kaçarken

Kalıp ifadeler

fled into exile: kaçmak ve sürgün hayatına girmek

Fled, flee fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yani Margaret orada kalmak güvenli olmadığı için hızla kaçtı. Into exile bu kaçışın sonucunu gösterir: evinden ayrıldı ve güvenli ya da özgür biçimde dönemeden uzakta yaşamaya başladı. Bu ifade darbe, savaş ve zulüm anlatılarında yaygındır. Exile, zorlama veya tehlike nedeniyle uzakta yaşama durumudur; hapis ya da sıradan bir yolculuk değildir.

Alıştırma

Cümleyi flee into exile ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the coup made staying unsafe, the opposition leader ____.

Cevabı göster

fled into exile

with their reportedly cruel son,

3:29

zalim olduğu söylenen oğulları,

Edward of Westminster.

3:31

Westminster'lı Edward ile.

But the newly crowned king

3:33

Fakat yeni taç giyen kral

made a tragic political mistake Kalıp ifadeler

3:35

trajik bir siyasi hata yaptı

by backing out of his arranged marriage Öbek fiiller

3:37

ayarlanmış evliliğinden cayarak

with a French princess

3:40

bir Fransız prensesiyle olan

to secretly marry the widow

3:41

gizlice bir dulla evlenmek için

of a minor noble.

3:42

alt rütbeli bir soylunun.

Öbek fiiller

backing out of his arranged marriage: bir taahhütten vazgeçmek

Back out of, bir şeyi kabul ettikten veya o konuda söz verdikten sonra vazgeçmek anlamına gelir. Backing out of his arranged marriage, daha önce yapılmış olan evlilik düzenlemesini terk ettiğini anlatır; fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi ifade etmez. Backing biçimindeki -ing eki, sözcüğün by sonrasında kullanılmasından kaynaklanır ve bütün ifade hataya yol açan eylemi belirtir. Arranged marriage, başkaları veya aileler tarafından planlanan evliliktir; burada planlanan evlilik gerçekleşmeden önce ondan vazgeçilmesi anlatılır.

Alıştırma

Back out of ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: Mia had agreed to buy the shop, but she ____ the deal the day before signing.

Cevabı göster

backed out of

Kalıp ifadeler

made a tragic political mistake: yıkıcı bir siyasi kararı değerlendirmek

Make a mistake, bir hata yapmak veya hata işlemek anlamındaki standart sözcük birleşimidir. Burada made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; political ise hatanın iktidar, yönetim veya siyasi stratejiyle ilgili olduğunu belirtir. Tragic, değerlendirmeyi çok daha güçlü hâle getirir: karar yalnızca talihsiz değildir, yıkıcı veya son derece zararlı sonuçlara yol açmıştır. Ardından gelen by + -ing yapısı, hatayı oluşturan eylemi belirtir.

Alıştırma

Make fiilinin geçmiş zamanını kullanın ve tragic ile political sıfatlarını doğru sıraya koyun: The ruler ____ by ignoring every warning.

Cevabı göster

made a tragic political mistake

This alienated his most powerful ally, Kelime

3:44

Bu onun en güçlü müttefikini uzaklaştırdı,

Kelime

alienated his most powerful ally: önemli bir ittifaka zarar vermek

alienated his most powerful ally ifadesindeki alienated, en güçlü destekçisinin kendisini dışlanmış hissetmesine, desteğini çekmesine veya hatta düşmanca davranmasına neden olmak anlamına gelir. Daha önce destekleyici olan bir ilişkinin zarar gördüğünü anlatır; yalnızca kısa süreli bir öfkeyi belirtmez. Alienate geçişli bir fiildir; bu nedenle eylemden etkilenen kişi veya grup nesne olur: alienate + someone. Burada This önceki eylemi, his most powerful ally ise desteği zarar gören kişiyi gösterir.

Alıştırma

Okuyun: A leader ignored repeated warnings from his closest supporter. This alienated his most powerful ally. Ne oldu?

  1. Müttefikin uzaklaşmasına veya düşmanca davranmasına neden oldu.
  2. Müttefiki yabancı bir ülkeye gönderdi.
  3. Müttefike daha fazla yetki verdi.
Cevabı göster

Müttefikin uzaklaşmasına veya düşmanca davranmasına neden oldu.

the Earl of Warwick.

3:47

Warwick Kontu'nu.

Warwick allied with the Lancasters, Kalıp ifadeler

3:49

Warwick, Lancaster'larla ittifak kurdu,

Kalıp ifadeler

allied with the Lancasters: ally fiil olarak

allied with the Lancasters ifadesinde ally, güçlerini birleştirmek veya biriyle ittifak kurmak anlamında bir fiildir. Allied basit geçmiş zaman biçimidir ve with ittifak kurulan kişi ya da grubu tanıtır. İsim olarak an ally, sizin tarafınızda olan bir kişi, grup veya ülke demektir. Cümlede fiil kullanılmıştır: Warwick, Lancaster hanedanıyla güçlerini birleştirme eylemini gerçekleştirmiştir.

Alıştırma

Cümleyi ally with ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To compete with a national chain, the local bookstore ____ a nearby coffee shop.

Cevabı göster

allied with

turned Edward's jealous younger brother George Kalıp ifadeler

3:51

Edward'ın kıskanç küçük kardeşi George'u kışkırttı

against him,

3:54

ona karşı,

Kalıp ifadeler

turn someone against someone: birini başka birine karşı kışkırtmak

Turn someone against someone, ilk kişinin ikinci kişiye karşı çıkmaya veya ona güvenmemeye başlamasına neden olmak demektir; bu çoğu zaman ikna, yönlendirme ya da zarar verici bilgiler yoluyla olur. turn + kişi + against + kişi/grup kalıbında turn'den sonraki nesne, tutumu değişen kişidir. Burada etkilenen kişi George'dur ve him bağlamda Edward'ı gösterir. İfade fiziksel bir dönüşü değil, bağlılık veya tutum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

turn someone against someone kalıbını geçmiş zamanda tamamlayın: The false rumor ____ the team ____ their coach.

Cevabı göster

turned · against

and even briefly managed to restore Henry Dilbilgisi

3:55

ve hatta kısa süreliğine Henry'yi tahta geri getirmeyi başardı

as king.

3:58

kral olarak.

Dilbilgisi

briefly managed to restore Henry as king: Henry'yi kısa süreliğine yeniden kral yapmayı başardı

manage to + fiil, genellikle zorluklara rağmen bir şeyi yapmayı başarmak demektir. restore + kişi + as + rol, birini daha önce üstlendiği bir role geri getirmek anlamına gelir; bu nedenle managed to restore Henry as king, çabanın başarılı olduğunu ve Henry'nin yeniden kral yapıldığını belirtir. briefly, geri getirilen durumun ne kadar sürdüğünü anlatır: Henry yalnızca kısa bir süre yeniden kral olmuştur. Onu geri getirme eyleminin hızlı yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Önceki bir role dönüşü anlatan manage to restore someone as yapısını tamamlayın: After weeks of negotiation, the board ____ Lena ____ chair.

Cevabı göster

managed to restore · as

But it didn't last. Anlatım akışı

3:59

Ama uzun sürmedi.

Anlatım akışı

But it didn't last. ile anlatıda hızlı bir dönüş yapmak

Bu cümlede it, hemen önce sözü edilen kısa süreli iktidara dönüşü belirtir; last ise zaman içinde devam etmek demektir. But it didn't last, umut veren durumun hızla sona erdiğini hemen bildirir. Bu düşünceyi bağımsız ve çok kısa bir cümleyle vermek anlatının hızını değiştirir. But, önceki başarının yarattığı olumlu beklentiyi tersine çevirir ve hikâyenin yeniden olumsuz bir yöne ilerleyeceğini gösterir.

Alıştırma

Başarılı bir durumun hızla sona erdiğini kısa bir cümleyle gösteren devam hangisidir?

  1. The rescue plan worked at first. But it didn't last.
  2. The rescue plan worked at first. But it did last.
  3. The rescue plan worked at first. It continued for years.
Cevabı göster

The rescue plan worked at first. But it didn't last.

Edward recaptured the throne,

4:01

Edward tahtı geri aldı,

the Lancaster prince was killed in battle,

4:03

Lancaster prensi savaşta öldürüldü,

and Henry himself died in captivity Kalıp ifadeler

4:05

ve Henry'nin kendisi de esarette öldü

not long after.

4:08

çok geçmeden.

Kalıp ifadeler

died in captivity: özgürlüğünden yoksunken ölmek

Died in captivity, Henry'nin tutulduğu veya özgürce ayrılmasının engellendiği sırada öldüğü anlamına gelir. In captivity, ölüm anındaki durumunu anlatır; tek başına belirli bir yeri ya da ölüm nedenini söylemez. Captivity, prison sözcüğünden daha geniş kapsamlıdır. Savaş esiri olarak tutulmayı, tutsaklığı veya başka bir kapatılma biçimini içerebilir. Bu nedenle tam yerin normal bir hapishane olmadığı tarihsel anlatılarda kullanışlıdır.

Alıştırma

The commander died in captivity cümlesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Tutulurken ve özgür değilken öldü.
  2. Birini yakaladığı için öldü.
  3. Serbest bırakıldıktan sonra öldü.
Cevabı göster

Tutulurken ve özgür değilken öldü.

The rest of Edward IV's reign was peaceful,

4:09

IV. Edward'ın saltanatının geri kalanı huzurluydu,

but upon his death in 1483, Kalıp ifadeler

4:13

ama 1483'teki ölümünün ardından,

Kalıp ifadeler

but upon his death: dönüm noktasını belirten resmî zaman ifadesi

Upon his death, upon + his death isim öbeğinden oluşan bir edatlı zaman ifadesidir. Burada “öldüğünde” veya “ölümünün hemen ardından” anlamına gelir ve tam bir zaman yan cümlesini kısa biçimde ifade eder. But, bu zaman ifadesini önceki barış dönemiyle bağlar ve karşıtlık gösterir: onun ölümü, durumun sonrasında değiştiği dönüm noktasıdır.

Alıştırma

upon / the ambassador's / arrival parçalarından resmî bir isim öbeği oluşturarak cümleyi tamamlayın: ____, the ceremony began.

Cevabı göster

Upon the ambassador's arrival

the bloodshed resumed. Kalıp ifadeler

4:15

kan dökülmeye yeniden başlandı.

Kalıp ifadeler

bloodshed resumed: ciddi şiddet yeniden başladı

Bloodshed, özellikle savaş, ayaklanma veya siyasi çatışmalardaki şiddet içeren öldürme ve yaralamaları anlatan sayılamayan bir isimdir. Gerçek anlamda kan damlalarını değil, şiddetin bütününü ifade eder. Resumed, “bir kesintiden sonra yeniden başladı” demektir. Bu nedenle the bloodshed resumed, önceki şiddetin bir süre durup sonra yeniden başladığını anlatır; şiddetin ilk kez ortaya çıktığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi durum The bloodshed resumed cümlesiyle en iyi özetlenir?

  1. Ateşkesten sonra çatışmalar yeniden başladı.
  2. Orada ilk kez şiddet çıktı.
  3. İki kişi sakin ve şiddet içermeyen bir tartışmayı sürdürdü.
Cevabı göster

Ateşkesten sonra çatışmalar yeniden başladı.

Though his 12-year-old son was due to succeed him, Dilbilgisi

4:17

12 yaşındaki oğlu onun yerine geçecek olsa da,

Dilbilgisi

was due to succeed him: onun yerine geçmesi bekleniyordu

Be due to + fiilin yalın hâli, bir şeyin planlandığını veya gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Burada was due to succeed him, normal veraset düzenine göre oğlunun onun yerini almasının beklendiği anlamına gelir. Bu kullanımda succeed geçişli bir fiildir. succeed someone, “birinin makamını veya unvanını devralmak” demektir. “Başarılı olmak” anlamına gelmez ve him önünde edat kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi be due to succeed ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the retiring manager next month.

Cevabı göster

is due to succeed

Edward's younger brother Richard III

4:20

Edward'ın küçük kardeşi III. Richard

declared his nephews illegitimate Kelime

4:23

yeğenlerini gayrimeşru ilan etti

Kelime

declared his nephews illegitimate: declare + nesne + sıfat

Declare + nesne + sıfat yapısı, nesnenin belirli bir statüye sahip olduğunu resmî olarak bildirmek anlamına gelir. declared his nephews illegitimate ifadesinde his nephews nesnedir; illegitimate ise onlara verilen statüyü açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Tarihî bir veraset bağlamında illegitimate, meşru doğum veya mirasçı statüsünün hukuk tarafından tanınmadığını belirtir. Bu ifade, yeğenlerin yasa dışı bir eylemde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

declare + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The court declared the agreement invalid.
  2. The court declared the agreement to invalid.
  3. The court declared that invalid the agreement.
Cevabı göster

The court declared the agreement invalid.

due to their father's secret marriage. Kalıp ifadeler

4:25

babalarının gizli evliliği nedeniyle.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: neden belirtme

Bu parçada due to nedeni belirtir. Ardından their father's secret marriage isim öbeği geldiği için gizli evliliğin bağlamda anlatılan sonucun nedeni olduğunu ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp due to + isim öbeği şeklindedir. Burada because of ile aynı işlevdedir; tek başına tam bir yan cümleyi başlatmaz.

Alıştırma

Nedeni belirtmek için due to kullanarak cümleyi tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

He assumed the regency himself Kültür

4:27

Naipliği kendisi üstlendi

Kültür

assumed the regency himself: naiplik yetkisini bizzat üstlenmek

Burada assume, “varsaymak” değil, “üstlenmek” veya “kontrolünü ele almak” anlamına gelir. Regency, hükümdarın genellikle küçük yaşta veya uzakta olması nedeniyle yönetemediği dönemde onun adına yönetme yetkisi ya da bu yönetim dönemidir. Bu nedenle assume the regency, naiplik görevini ve yetkisini resmen üstlenmek demektir. Himself vurgu yapar: bu yetkiyi başka birine bırakmak yerine bizzat kendisi üstlenmiştir. Siyasi bir anlatıda bu ifade, yönetimin kontrolüne doğru atılmış doğrudan bir adımı gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda He assumed the regency himself ne anlama gelir?

  1. Naip olarak yönetme yetkisini bizzat kendisi üstlendi.
  2. Başka birinin naip olduğunu varsaydı.
  3. Monarşiyi bizzat kendisi sona erdirdi.
Cevabı göster

Naip olarak yönetme yetkisini bizzat kendisi üstlendi.

and threw the boys in prison. Kalıp ifadeler

4:30

ve çocukları hapse attı.

Kalıp ifadeler

threw the boys in prison: zor kullanarak hapsetmek

Throw someone in prison, birini hapse atmak anlamına gelir. Bu cümlede threw sözcüğü gerçek anlamda kullanılmaz; kimse fiziksel olarak havaya fırlatılmamaktadır. Tarafsız bir anlatımla karşılaştırıldığında throw fiili, hapse atma eylemini ani, zorlayıcı veya sert gösterir. Çoğu zaman konuşanın yetkilinin davranışına olumsuz baktığını da hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi throw someone in prison ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dictator ____ the reporters ____ prison for criticizing him.

Cevabı göster

threw · in

Though no one knows what ultimately became of them, Deyimler

4:32

Nihayetinde onlara ne olduğu bilinmese de,

Deyimler

what ultimately became of: birinin nihai akıbetini sormak

What became of someone or something, bir kişiye ya da şeye daha sonra ne olduğunu, özellikle de akıbeti veya nerede olduğu bilinmediğinde anlatır. what ultimately became of them dolaylı sorusunda ultimately sözcüğü nihai sonucu vurgular. became of yapısını sabit kalıbın bir parçası olarak düşünün; bu yapı onların başka bir şeye dönüştüğü anlamına gelmez. Ayrıca bu, knows sonrasında gelen dolaylı bir soru olduğu için sözcük sırası what ... became of them olarak kalır ve did kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi become, ultimately ve bilinmeyen nihai akıbeti soran sabit ifadeyle tamamlayın: No one knows ____ the missing expedition.

Cevabı göster

what ultimately became of

after a while the princes disappeared

4:35

bir süre sonra prensler ortadan kayboldu

and Richard's power seemed secure.

4:37

ve Richard'ın gücü güvende görünüyordu.

But his downfall would come only two years later Dilbilgisi

4:39

Ama onun çöküşü sadece iki yıl sonra gelecekti

Dilbilgisi

his downfall would come: geçmişten bakılan gelecek

Would + come fiilinin yalın hâli, his downfall ifadesini, yani onun gücünü kaybetmesini veya çöküşünü, geçmişteki daha erken bir noktaya göre gelecekte gerçekleşecek bir olay olarak sunar. Anlatıcı sonucu bilir, ancak geçici olarak o geçmiş noktada durup ileriye bakar; only two years later ne kadar süre kaldığını belirtir. Bu, tarih ve biyografi anlatılarında daha sonraki gelişmeleri önceden haber vermek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Buradaki would koşul veya istek bildirmez; daha sonra olanları önceden göstererek zaman çizgisini düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede would, geçmişteki bir bakış açısından daha sonraki bir olayı sunmak için kullanılmıştır?

  1. She will join the laboratory next year and will later lead it.
  2. She joined the laboratory in 2008 and would later lead it.
  3. She joined the laboratory in 2008 and now leads it.
Cevabı göster

She joined the laboratory in 2008 and would later lead it.

from across the narrow sea Kültür

4:43

dar denizin ötesinden

of the English Channel.

4:45

Manş Denizi'nin.

Kültür

from across the narrow sea of the English Channel: karşı kıyıdan

Manş Denizi, İngiltere'nin güneyi ile Fransa'nın kuzeyi arasındaki nispeten dar deniz şerididir. From across the narrow sea of the English Channel ifadesinde from kaynağı belirtirken across bu kaynağın suyun karşı tarafında olduğunu gösterir. Buraya narrow sea denmesi aynı anda iki fikri vurgular: Manş Denizi İngiltere'yi Avrupa ana karasından ayırır, ancak karşı kıyı yine de yakındır. Anlatıda bu ifade, İngiltere dışından gelen bir şeyi denizaşırı ama çok uzakta değilmiş gibi gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda ifade en güçlü biçimde neyi anlatır?

  1. Kaynak uçsuz bucaksız bir okyanusun ötesinde, İngiltere'den son derece uzaktaydı.
  2. Kaynak Manş Denizi'nin karşı kıyısındaydı: İngiltere'nin dışındaydı ama yine de yakındı.
  3. Kaynak İngiltere'nin merkezindeydi ve herhangi bir deniz geçişi gerekmiyordu.
Cevabı göster

Kaynak Manş Denizi'nin karşı kıyısındaydı: İngiltere'nin dışındaydı ama yine de yakındı.

Henry Tudor was a direct descendant Kelime

4:46

Henry Tudor doğrudan bir soyundandı

of the first Duke of Lancaster,

4:49

ilk Lancaster Dükü'nün,

Kelime

A direct descendant of: doğrudan soy hattını izlemek

Bu cümlede a direct descendant of, Henry Tudor'un ilk Lancaster Dükü'ne kadar uzanan kesintisiz bir ebeveyn-çocuk soy zincirinde yer aldığını belirtir. Direct, yalnızca aynı aileyle bir bağlantıyı değil, düz bir soy hattını vurgular. Aktarılabilir kalıp person + be + a direct descendant of + ancestor şeklindedir. Soyun önemli olduğu şecere, biyografi ve tarihsel iddialarda yaygındır.

Alıştırma

Bir atanın doğrudan soy hattından gelen kişiyi anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Elena is ____ the island's first governor.

Cevabı göster

a direct descendant of

raised in exile Kalıp ifadeler

4:51

sürgünde büyümüş

after his father's death

4:52

babasının ölümünden sonra

in a previous rebellion.

4:53

önceki bir isyanda.

Kalıp ifadeler

Raised in exile: yurttan uzakta sürgünde yetişmek

Raised, raise fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve burada edilgen anlam taşır: onu başka insanlar büyütmüştür. Daha geniş cümlede raised in exile, and was raised in exile ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve özne olarak Henry Tudor anlaşılır. In exile, çoğunlukla siyasi nedenlerle geri dönmek olanaksız veya tehlikeli olduğu için kişinin yurdundan uzakta yaşaması demektir. Bu nedenle ifade hem onun yetişmesini hem de bunu çevreleyen zorunlu siyasi durumu anlatır; yalnızca raised abroad anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi raised içeren edilgen ifadeyle tamamlayın: Because returning home was unsafe, Daniel ____ until he was eighteen.

Cevabı göster

was raised in exile

With Richard III's power grab Notlar

4:55

III. Richard'ın güç gaspıyla

causing a split in the York faction,

4:57

York hizbinde bir bölünmeye neden olmasıyla,

Dilbilgisi

With + isim + -ing ile arka plan durumunu verme

Girişteki ifade with + isim öbeği + şimdiki zaman ortacı (-ing) yapısını izler. Richard III's power grab, causing fiilinin mantıksal öznesidir; causing a split ise bu iktidarı ele geçirme hamlesinin doğurduğu sonucu anlatır. with ifadesinin tamamı, ardından gelen ana cümleye arka plan sağlar. “Bu durum mevcutken” gibi bir düşünceyi daha kısa bir giriş ifadesine sıkıştırır. with'ten sonraki isim eylemi etkin biçimde yapıyor veya eyleme neden oluyorsa -ing kullanılır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve with + noun + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the airport delayed several flights. (thick fog / cover the runway)

Cevabı göster

With thick fog covering the runway

Kelime

power grab: denetimi ele geçirmeye yönelik eleştirel bir tanım

Power grab, denetimi ele geçirme veya artırma girişimini anlatan birleşik bir isimdir ve genellikle bunun hızlı, saldırgan ya da yeterli gerekçeden yoksun olduğunu ima eder. Grab, bir şeyi kişinin kendisi için kapması görüntüsünü eklediğinden ifade tarafsız değildir. Burada III. Richard'ın hamlesini tartışmalı ve kişisel çıkara dayalı olarak niteler; ayrıca bu hamlenin neden bölünmeye yol açtığını açıklar. İfade, konuşanın veya yazarın eleştirisini gösterir; yalnızca iktidarın el değiştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Richard III's power grab” ifadesindeki power grab ne anlama gelir?

  1. İktidarı ele geçirme veya yoğunlaştırma girişimine yönelik eleştirel bir tanımdır.
  2. İktidarı temsil eden bir nesneyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelir.
  3. Yetkinin düzenli biçimde devredilmesi için kullanılan tarafsız bir terimdir.
Cevabı göster

İktidarı ele geçirme veya yoğunlaştırma girişimine yönelik eleştirel bir tanımdır.

Henry won support for his royal claim. Kalıp ifadeler

4:59

Henry kraliyet iddiası için destek kazandı.

Kalıp ifadeler

won support for his royal claim: taht iddiası için destek kazanmak

Win support for something, insanları bir fikri, planı veya iddiayı onaylamaya, ona yardım etmeye ya da onun tarafında yer almaya ikna ederek destek kazanmak demektir. Burada won, win fiilinin geçmiş zaman biçimidir; for his royal claim ise desteğin neye verildiğini gösterir. A royal claim, kişinin taht üzerinde hakkı olduğunu ileri sürmesidir. Bu ifade, desteğin en baştan var olmadığını, çaba veya ikna yoluyla kazanıldığını düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi win support for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After presenting the evidence, the researchers ____ their proposal.

Cevabı göster

won support for

Raising an army in France, Dilbilgisi

5:02

Fransa'da bir ordu toplayarak,

Dilbilgisi

Raising an army in France: cümle başında kullanılan bir -ing yapısı

Raising an army in France, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı yan yapısıdır. Ardından gelen tam ana cümleye arka plan bilgisi ekler: ana cümlenin öznesi aynı zamanda orduyu kuran kişi olarak anlaşılır. Raise an army, bir orduyu askere alıp örgütlemek demektir; onu fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Burada bu yapı, ordu kurmayı sonraki eyleme hazırlık olarak sunar ve anlatımı daha kısa tutar. -ing biçimi tek başına her zaman sonra anlamını vermez; eylemlerin sırası bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümle başındaki -ing yapısının örtük öznesiyle ana cümlenin öznesinin doğru biçimde eşleştiği cümle hangisidir?

  1. Gathering enough supplies, the journey was ready to begin.
  2. Gathering enough supplies, the weather suddenly worsened.
  3. Gathering enough supplies, the climbers began their journey.
Cevabı göster

Gathering enough supplies, the climbers began their journey.

he crossed the Channel in 1485

5:04

1485'te Kanal'ı geçti

and quickly defeated Richard's forces.

5:07

ve Richard'ın güçlerini hızla mağlup etti.

And by marrying Elizabeth of York, Dilbilgisi

5:09

Ve York'lu Elizabeth ile evlenerek,

Dilbilgisi

by marrying Elizabeth of York ...: yöntemi ifade etmek

by marrying Elizabeth of York, by + -ing yapısıdır. “Sonuca nasıl ulaşıldı?” sorusuna cevap verir ve Elizabeth ile evlenmeyi, cümlenin geri kalanında anlatılan sonucu sağlayan yöntem olarak gösterir. by sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: by marrying doğrudur, by marry yanlıştır. Bu yapı yalnızca zamanı değil, yöntemi vurgular; -ing eyleminin varsayılan öznesi genellikle ana cümlenin öznesiyle aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi by + -ing yapısıyla tamamlayın ve share fiilini doğru biçimde kullanın: The team finished early ____ the work.

Cevabı göster

by sharing

elder sister of the disappeared princes,

5:12

kaybolan prenslerin ablası,

the newly crowned Henry VII

5:15

yeni taç giyen VII. Henry

joined the two roses, Deyimler

5:17

iki gülü birleştirdi,

Deyimler

joined the two roses ...: rakip hanedanların birleşmesini anlatan mecaz

Bu tarihsel imge içinde the two roses, Lancaster ve York hanedanlarını ifade eder; bu hanedanların armaları kırmızı ve beyaz güllerle ilişkilendirilmiştir. Burada sıradan iki çiçekten söz edilmez. Bu nedenle joined the two roses, iki rakip kraliyet hanedanının tek bir siyasi ve hanedansal birlik içinde bir araya getirilmesi anlamına gelir. Bu ifade tarihsel bir ittifakı kısa ve güçlü bir imgeye dönüştürür ve Güller Savaşı adını çağrıştırır.

Alıştırma

Tarihsel cümlede joined the two roses ne anlama gelir?

  1. İki mevsimin aynı anda ortaya çıktığını anlattı.
  2. Rakip iki kraliyet hanedanının birleşmesini simgeledi.
  3. Bir bahçedeki iki çiçeği bir araya getirdi.
Cevabı göster

Rakip iki kraliyet hanedanının birleşmesini simgeledi.

finally ending nearly a century of war. Dilbilgisi

5:19

neredeyse bir asırlık savaşı sonunda bitirerek.

Dilbilgisi

finally ending ...: sonuç gösteren bir -ing öbeği

Finally ending nearly a century of war, önceki ana cümledeki eylemin sonucunu gösteren -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Tam bağlamda önceki eylem, sonuç olarak yaklaşık yüz yıllık savaşı sona erdirmiştir. Bu öbek yeni ve bağımsız bir olay başlatmaz. Ana eylem ile onun sonucunu tek bir cümlede birleştirir. Finally, sonucun uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiğini vurgular; nearly a century ise yüz yıldan biraz daha kısa bir süre demektir.

Alıştırma

Hangi cümle ana eylemin doğrudan sonucunu göstermek için -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. After years of talks, the countries signed a treaty, finally the border dispute.
  2. After years of talks, the countries signed a treaty, finally ending the border dispute.
  3. After years of talks, the countries signed a treaty, finally ended the border dispute.
Cevabı göster

After years of talks, the countries signed a treaty, finally ending the border dispute.

We often think of historical wars Anlatım akışı

5:23

Tarihsel savaşları sıklıkla düşünürüz

as decisive conflicts

5:26

belirleyici çatışmalar olarak

Anlatım akışı

We often think of ... as ...: yaygın bir varsayımı tanıtmak

We often think of A as B kalıbı, bir grubun A’yı yaygın olarak B şeklinde gördüğü veya sınıflandırdığı anlamına gelir. Burada historical wars A, decisive conflicts ise B konumundadır. Often istisnalara yer bırakırken kapsayıcı we, dinleyiciyi bu görüşü tanıdık bir düşünce olarak kabul etmeye davet eder. Söylem düzeninde konuşmacı bu görüşü mutlaka nihai iddia olarak değil, başlangıç varsayımı olarak sunar. Bu hazırlık, görüşün daha sonra sınırlandırılmasına veya sorgulanmasına zemin hazırlar; bu, savları ve açıklamaları düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Burada We often think of historical wars as decisive conflicts ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Farklı savaşları kronolojik olarak sıralar.
  2. Daha fazla tartışma gerektirmeyen, tamamen kanıtlanmış bir sonuç bildirir.
  3. Konuşmacının daha sonra sınırlandırabileceği veya sorgulayabileceği tanıdık bir varsayım sunar.
Cevabı göster

Konuşmacının daha sonra sınırlandırabileceği veya sorgulayabileceği tanıdık bir varsayım sunar.

with clearly defined winners and losers, Kalıp ifadeler

5:28

açıkça tanımlanmış kazananlar ve kaybedenleri olan,

Kalıp ifadeler

clearly defined winners and losers: kazananların ve kaybedenlerin açıkça belli olması

Clearly defined, sonucun birbirinden ayrı kategorilere kolayca ayrılabildiğini anlatır. clearly defined winners and losers ifadesinde kimin başarılı, kimin başarısız olduğu konusunda pek kuşku yoktur; ifade sonucu belirsizliğe yer bırakmayacak biçimde sunar. Defined burada sıfat görevinde kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır ve clearly onu niteler. clearly defined + isim kalıbı, sınırları kolayca ayırt edilen roller, hedefler, kurallar veya sorumluluklar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Sonucun kimin kazandığı ve kimin kaybettiği konusunda kuşku bırakmadığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The competition ended with ____.

Cevabı göster

clearly defined winners and losers

but the Wars of the Roses,

5:30

ama Güller Savaşı,

like the fiction they inspired, Anlatım akışı

5:32

ilham verdikleri kurgu gibi,

Anlatım akışı

like the fiction they inspired: parantez niteliğinde bir karşılaştırma

Like the fiction they inspired, parantez niteliğinde bir karşılaştırmadır. the Wars of the Roses ile bu savaşların ilham verdiği kurmacayı yan yana getirir; they, the Wars of the Roses ifadesine gönderme yapar ve fiction sözcüğünden sonra ilgi zamiri that düşürülmüştür. Virgüller, karşılaştırmanın ek bilgi olduğunu gösterir. Ana cümle the Wars of the Roses ile başlar ve ikinci virgülden sonra devam eder; bu nedenle araya giren ifade çıkarıldığında ana dilbilgisel çerçeve bozulmaz. Söylemdeki görevi, ardından gelen iddiayı ikisine de uygulamadan önce tarihi, onunla ilişkili kurmacayla bağlamaktır.

Alıştırma

like the fiction they inspired ifadesi cümlede ne yapar?

  1. Tarihî savaşların aslında kurmaca olduğunu söyler.
  2. Ana cümlenin tek öznesini the Wars of the Roses yerine kurmaca yapar.
  3. Ana cümle çerçevesini bozmadan tarihî savaşlarla bunlara dayanan kurmaca arasında bir karşılaştırma ekler.
Cevabı göster

Ana cümle çerçevesini bozmadan tarihî savaşlarla bunlara dayanan kurmaca arasında bir karşılaştırma ekler.

show us that victories can be uncertain, Dilbilgisi

5:34

bize zaferlerin belirsiz olabileceğini gösteriyor,

Dilbilgisi

victories can be uncertain: can be ile genel olasılık

victories can be uncertain ifadesinde can, yetenek değil, genel olasılık bildirir. Çoğul özne geniş kapsamlı bir yargı kurar: neyin zafer sayıldığı ya da bir zaferin neye yol açacağı her zaman açık veya güvence altında değildir. İsim öbeği + can be + sıfat kalıbı, bir durumun her zaman doğru olduğunu söylemek yerine mümkün olduğunu belirtir. can kiplik fiilinden sonra is veya are değil, yalın biçim olan be kullanılır.

Alıştırma

Bu genel yargıyı can + be kullanarak tamamlayın: Even well-designed systems ____ unreliable under pressure.

Cevabı göster

can be

alliances unstable,

5:37

ittifakların istikrarsız,

and even the power of kings

5:38

ve hatta kralların gücünün

as fleeting as the seasons. Deyimler

5:41

mevsimler kadar gelip geçici olduğunu.

Deyimler

as fleeting as the seasons: geçiciliği anlatan bir benzetme

As fleeting as the seasons, bir benzetme kurmak için as + sıfat + as karşılaştırma yapısını kullanır. Fleeting, yalnızca kısa süre devam edip hızla geçip gitmek anlamına gelir. İfade, kralların gücünün de mevsimlerden daha kalıcı olmadığını söyler. Siyasi gücü geçip değişen mevsimlerle karşılaştıran cümle, soyut bir düşünceyi canlı bir görüntüye dönüştürür: kraliyet otoritesi bile geçicidir. Benzetme ayrıca düşünceye edebî ve sorgulayıcı bir kapanış verir.

Alıştırma

Benzetmeyi hedef ifade as fleeting as ile tamamlayın: Her confidence was ____ the applause.

Cevabı göster

as fleeting as