Eko-anksiyeteniz var mı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, iklim değişikliğinin yalnızca gezegenin değil, özellikle gençlerde kaygıya yol açarak ruh sağlığının da zarar görmesine neden olduğunu açıklıyor. Ardından daha kesin bilimsel bilginin, ortak eylemin ve yeşil işlerin çaresizlik duygusunun yerine amaç duygusu koyabileceğini ele alıyor ve onlarca yıl sonra yeniden görülen nadir bir Avustralya kertenkelesi haberiyle bitiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Eco-anxiety — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gezegenin geleceğine ilişkin keder, suçluluk, korku veya umutsuzluğu anlatan bu birleşik terimi anlayın; doğrudan afet yaşamaktan kaynaklanan kaygıyla karıştırmadan haberlerde ve ruh sağlığı tartışmalarında tanıyın. 2. an absolutely different ball game. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yeni bilginin bir durumu, koşullarını ya da uygulanabilir seçenekleri temelden değiştirdiğini anlatan bu spor metaforunu tanıyın ve günümüz iklim bilimini geçmişteki belirsizlikle karşılaştırırken kullanın. 3. Being part of the solution, not the problem, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yapıcı katılımı sorunu büyütmenin karşısına koyan bu güçlü karşıtlıktan yararlanın ve iklim eylemine katılmanın çaresizlik hissini azaltabileceği savını nasıl desteklediğini anlayın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Switch on the TV or read a newspaper Öbek fiiller
0:12Televizyonu açtığınızda veya bir gazete okuduğunuzda
and it's full of bad news about the environment. Kalıp ifadeler
0:14çevre hakkında kötü haberlerle dolu olduğunu görürsünüz.
switch on: elektrikli bir cihazı çalıştırmak
Switch on, elektrikli veya elektronik bir cihazı çalıştırmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Switch on the TV ifadesinde on, fiilin bir parçasıdır; konum bildirmez. Yaygın bir yapı switch on + cihaz şeklindedir. Nesne iki sözcüğün arasına yerleştirilse bile bu iki sözcük tek bir eylemi ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef phrasal verb ile tamamlayın: It is getting dark. Please ____ the desk lamp.
Cevabı göster
switch on
full of bad news: be full of + isim öbeği yapısı
Be full of + isim öbeği, bir yerin, şeyin veya içeriğin bir şeyden çok miktarda barındırdığını ifade eder. Burada it's full of bad news, televizyonda ya da gazetede yer alan içeriğin çevreyle ilgili çok sayıda olumsuz haber içerdiği anlamına gelir. Of, özneyi neyin doldurduğunu belirtir; bu nedenle full of bad news bütün bir kalıptır. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is full of, was full of ve benzeri.
Alıştırma
Cümleyi be full of yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The website ____ useful advice for new cyclists.
Cevabı göster
is full of
But climate change is damaging more than just the planet's health. Kalıp ifadeler
0:17Ancak iklim değişikliği sadece gezegenin sağlığına zarar vermekle kalmıyor.
more than just: kapsamı genişletmek
more than just + isim öbeği yapısı “yalnızca … değil” anlamına gelir. Konunun veya etkinin az önce belirtilen unsurun ötesine geçtiğini gösterir. Bu cümlede iklim değişikliği gezegenin sağlığına zarar verirken insan sağlığını da etkiliyor. Buradaki more than, ölçülebilir bir miktarı karşılaştırmaz. Just, ilk unsurun tek başına kapsamı fazla daralttığını gösterir; sonraki yan cümle çoğu zaman also veya too ile başka bir yön ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede more than just, etkinin tek bir alanla sınırlı olmadığını göstermek için kullanılmıştır?
- The new policy affects more than just prices; it also changes how shops operate.
- The new policy affects prices by more than ten percent.
- The new policy affects just prices and nothing else.
Cevabı göster
The new policy affects more than just prices; it also changes how shops operate.
A growing number of people around the world Kalıp ifadeler
0:24Dünya çapında giderek artan sayıda insan
are experiencing something psychiatrists are calling eco-anxiety. Dilbilgisi
0:26psikiyatristlerin eko-anksiyete olarak adlandırdığı bir durumu deneyimliyor.
A growing number of: artış eğilimini belirtmek
A growing number of + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir grubun büyüklüğünün zamanla arttığı anlamına gelir. Vurgu, grubun zaten büyük olmasından çok yükseliş eğilimindedir. Burada eko-kaygı yaşayan insanların sayısı giderek artıyor. Growing, people sözcüğünü değil number sözcüğünü niteler. Bu a number of yapısında cümle grubun üyelerine işaret ettiği için fiil normalde çoğuldur; bu nedenle people are doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle, treni kullanan işe gidip gelenlerin sayısının arttığını doğru biçimde ifade eder?
- A growing number of commuters are using the train.
- A growing number of commuters is using the train.
- A growing number commuters are using the train.
Cevabı göster
A growing number of commuters are using the train.
something psychiatrists are calling eco-anxiety: call + nesne + ad kalıbı
Temel adlandırma kalıbı call + nesne + ad biçimindedir: Bir kişi, bir kişiye, şeye veya fikre belirli bir ad verir. Burada psychiatrists adlandıranları, something adlandırılan olguyu, eco-anxiety ise verilen adı gösterir. Bu yüzden calling, “telefon etmek” değil, “adlandırmak” anlamındadır. psychiatrists are calling eco-anxiety sözleri, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Atılan ilgi sözcüğü geri konduğunda yapı something that psychiatrists are calling eco-anxiety olur. Bu, something sözcüğünün adlandırmayı yapanlardan neden önce geldiğini açıklar.
Alıştırma
Adlandırma cümlesini call fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Researchers ____ this effect the rebound effect.
Cevabı göster
call
about the future of the planet due to climate change. Kalıp ifadeler
0:36keder, suçluluk, korku veya umutsuzluk hissetmeyi içerir.
Eco-anxiety: çevre ve iklim sorunlarıyla bağlantılı kaygı
Eco-anxiety, “çevreyle ilgili” anlamındaki eco- ile “kaygı” anlamındaki anxiety sözcüklerini birleştirir. Çevresel zarar veya iklim değişikliğiyle bağlantılı kaygı ya da duygusal sıkıntıyı ifade eder. Bu cümlede keder, suçluluk, korku ve umutsuzluk, terimin gezegenin geleceğiyle ilgili çeşitli zor duyguları kapsayabildiğini gösterir; yalnızca kısa süreli sıradan bir endişeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede eco-anxiety ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- sıradan bir randevuyla ilgili kısa süreli endişe
- çevre veya iklimle ilgili endişelere bağlı kaygı
- ekosistemler üzerine bilimsel bir çalışma
Cevabı göster
çevre veya iklimle ilgili endişelere bağlı kaygı
involves feeling: involve + fiilin -ing biçimi
Involve, bir şeyi gerekli ya da olağan bir parça olarak “içermek” anlamına gelir. involve + fiilin -ing biçimi, içeriğe dâhil olan eylemi, süreci veya deneyimi belirtir. Burada involves feeling... ifadesi, içerebileceği duyguları sıralayarak eco-anxiety kavramını tanımlar. Bu anlamda involve sözcüğünden hemen sonra bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: involve feeling denir, involve to feel denmez. Bu yapı, kavramları tanımlamak ve bir işin ya da durumun neleri içerdiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The job involves ____ the equipment every morning.
Cevabı göster
checking
due to climate change: due to + isim öbeği
Due to, “-den dolayı” anlamına gelir ve bir durumun ya da duygunun nedenini belirtir. Tam cümlede due to climate change, kederin, suçluluğun, korkunun veya umutsuzluğun nedeninin iklim değişikliği olduğunu gösterir. Due to ifadesinden sonra due to climate change örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeği gelir. Kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyi doğrudan başlatmaz. Bu ifade, raporlar ve haberler gibi tarafsız veya resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede due to doğru kullanılmıştır?
- The flight was due to thick fog delayed.
- The flight was delayed due to the fog was thick.
- The flight was delayed due to thick fog.
Cevabı göster
The flight was delayed due to thick fog.
Of course, direct victims of climate change suffer most.
0:39Elbette iklim değişikliğinin doğrudan mağdurları en çok acıyı çekiyor.
Flood survivors experience depression and anxiety,
0:43Sel felaketinden kurtulanlar depresyon ve anksiyete yaşıyor,
and people breathing polluted air are at a higher risk of dementia. Kalıp ifadeler
0:46ve kirli havayı soluyan insanlar daha yüksek bunama riski altında.
be at a higher risk of + isim veya -ing biçimi
Be at a higher risk of + isim veya -ing biçimi, istenmeyen bir sonuçla karşılaşma olasılığının başka bir gruba ya da olağan bir referans düzeyine göre daha yüksek olması demektir. Burada of edatının tanıttığı sonuç dementia'dır. Bu kalıp daha yüksek bir olasılığı anlatır, kesin bir sonucu değil. Bu yapıda risk isimdir; bilinçli olarak risk almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle işitme kaybının daha olası olduğunu ancak kesin olmadığını söyler?
- People who work without ear protection are willing to risk hearing loss.
- People who work without ear protection are at a higher risk of hearing loss.
- People who work without ear protection will definitely lose their hearing.
Cevabı göster
People who work without ear protection are at a higher risk of hearing loss.
But according to the Institute of Psychiatrists, Kalıp ifadeler
0:51Ancak Psikiyatri Enstitüsü'ne göre,
just reading about the state of the planet in the news is causing stress and anxiety. Kelime
0:54sadece haberlerde gezegenin durumu hakkında okumak bile stres ve anksiyeteye neden oluyor.
according to the Institute of Psychiatrists: kaynak belirtme
According to + kaynak, ardından gelen bilgiyi o kaynağa dayandırır. Burada cümlenin başındaki ifade, sonraki iddianın kaynağının Institute of Psychiatrists olduğunu gösterir. Bu ifade cümlenin başına yerleştirildiğinde ardından gelen yan cümlenin tamamını çerçeveler: Okur, iddiayı kaynaksız sunulan bir sonuç olarak değil, aktarılan bilgi olarak anlamalıdır.
Alıştırma
Bir yazar, iddianın kaynağının rapor olduğunu söylemek istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- According to the report, air quality has improved.
- I agree with the report that air quality has improved.
- In my opinion, air quality has improved.
Cevabı göster
According to the report, air quality has improved.
the state of the planet: state şu anki durum anlamında
the state of the planet ifadesinde state, gezegenin şu anki durumu veya koşulları anlamına gelir. Bu bağlamda özellikle çevresel ve iklimsel koşulları ifade eder. the state of + something kalıbı, bir şeyin nasıl olduğunu veya ne durumda bulunduğunu anlatır. Burada state, siyasi bir bölge ya da ülke anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki the state of the planet ne anlama geliyor?
- gezegenin şu anki durumu
- gezegeni kontrol eden bir ülke
- gezegen üzerindeki siyasi bir bölge
Cevabı göster
gezegenin şu anki durumu
we'll be learning some useful vocabulary related to this worrying topic,
1:02bu endişe verici konuyla ilgili bazı faydalı kelimeler öğreneceğiz,
and hopefully be hearing some happier environmental news as well.
1:06ve umarım biraz daha mutlu edici çevre haberleri de duyarız.
it's sometimes hard to feel optimistic about the future.
1:12gelecek hakkında iyimser hissetmek bazen zor olabiliyor.
Well, here's a question about some good climate news for a change. Deyimler
1:15Peki, değişiklik olsun diye işte iyi bir iklim haberi hakkında bir soru.
for a change: alışılmış düzenden farklı olarak
for a change, “bu kez genellikle olandan farklı bir şekilde” demektir. Good climate news for a change, iklim haberlerinin genelde kötü ya da kaygı verici olduğunu, ancak bu haberin farklı olduğunu ima eder. Bu ifade olağan düzenle bir karşıtlık kurar. “Bir değişiklik yaratmak amacıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede for a change, olağan rutinin dışına çıkıldığını gösterir?
- Let's take the bus for a change; we normally walk.
- I need some change for the bus fare.
- The council changed the bus route after the review.
Cevabı göster
Let's take the bus for a change; we normally walk.
has been spotted for the first time in over 50 years. Kelime
1:2250 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez görüldü.
thought to be extinct: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Thought to be extinct, an animal ifadesinden sonra gelen ve onu niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. “Soyunun tükendiği düşünülen” anlamına gelir ve an animal that was thought to be extinct biçiminde açılabilir. Thought cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil öbeği has been spotted’dır. Bu kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, arka plan bilgisini bir isim öbeğinin içine sıkıştırır; bu nedenle haber ve bilim yazılarında sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede bir isimden sonra kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği ve ayrıca ayrı bir ana fiil vardır?
- The painting believed to be lost was found in an attic.
- Experts believed the painting to be lost.
- The painting was believed to be lost.
Cevabı göster
The painting believed to be lost was found in an attic.
has been spotted: bir şeyin görüldüğünü bildirmek
Burada spot, genellikle bulunması kolay olmayan bir kişiyi, hayvanı veya nesneyi “fark etmek, görmek” anlamındaki bir fiildir. Has been spotted, present perfect’in edilgen yapısıdır: Birisi hayvanı görmüştür, ancak haber gören kişiden çok görülme olayına odaklanır. Buradaki spotted, “beneklerle kaplı” anlamına gelmez. Cümle bir görülme olayını bildirir; tek başına hayvanın yakalandığı veya bilimsel olarak yeniden keşfedildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Haberi spot fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The missing dog ____ near the station.
Cevabı göster
has been spotted
many of those suffering from eco-anxiety are young people. Dilbilgisi
1:39eko-anksiyete çekenlerin çoğu gençler.
many of those suffering from...: those + -ing yapısı
many of those suffering from eco-anxiety ifadesinde those insanların yerini tutan bir zamirdir; ardından gelen sözler hangi insanların kastedildiğini belirtir. many of those, o gruptaki insanların çoğu anlamına gelir; those burada fiziksel uzaklık bildirmez. suffering from eco-anxiety biçimindeki -ing yapısı those sözcüğünü niteler. Bu yapı, many of those people who are suffering from eco-anxiety ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve resmî açıklamalarla haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
“Dışarıda bekleyen insanlar” anlamını vermek için those + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Those are waiting outside will be admitted first.
- Those wait outside will be admitted first.
- Those waiting outside will be admitted first.
Cevabı göster
Those waiting outside will be admitted first.
they asked her if she was worried for young people today.
1:49ona bugünün gençleri için endişelenip endişelenmediğini sordular.
veteran environmentalist: veteran çok deneyimli anlamında
veteran environmentalist ifadesinde veteran, environmentalist sözcüğünü niteler ve çevreyle ilgili konularda uzun yıllar çalışmış, önemli deneyime sahip birini anlatır. Veteran ayrıca daha önce silahlı kuvvetlerde görev yapmış kişi anlamında bir isim olabilir. Ancak ardından gelen rol adı environmentalist ve röportaj bağlamı burada deneyim anlamını seçer; askerî bir geçmiş ima edilmez.
Alıştırma
a veteran journalist ifadesindeki veteran ne anlama gelir?
- yalnızca askerî konularda haber yapan bir gazeteci
- mesleğinde uzun yıllara dayanan deneyimi bulunan bir gazeteci
- mesleğe yeni başlamış bir gazeteci
Cevabı göster
mesleğinde uzun yıllara dayanan deneyimi bulunan bir gazeteci
I have tremendous compassion for them Kalıp ifadeler
1:54Onlara karşı muazzam bir şefkat (compassion) duyuyorum
because what a mess we have left the world in, Dilbilgisi
1:56çünkü dünyayı ne kadar berbat bir duruma (what a mess) soktuk,
tremendous compassion for: birine yönelik çok güçlü bir şefkat ve merhamet
have tremendous compassion for them ifadesinde compassion, başka birinin acısına karşı duyulan derin ve şefkatli bir yaklaşımı anlatır; tremendous ise bu duygunun çok güçlü olduğunu gösterir. Kalıp have compassion for + kişi veya grup şeklindedir. for, duygunun kime yöneldiğini gösterir; bu nedenle compassion for them doğaldır, compassion to them değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede compassion, feel sonrasında doğal biçimde kullanılmıştır?
- After hearing about their loss, Maya felt deep compassion for the family.
- After hearing about their loss, Maya felt deep compassion to the family.
- After hearing about their loss, Maya felt deep compassion at the family.
Cevabı göster
After hearing about their loss, Maya felt deep compassion for the family.
what a mess: What a + tekil isim ünlemi
what a mess ifadesinde what bir soru değil, ünlem başlatır. Konuşan kişi durumun çok düzensiz veya kötü yönetilmiş olduğuna dair güçlü bir değerlendirme yapar. Kalıp What a + (sıfat) + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Ardından What a mess we have left the world in! örneğindeki gibi özne ve fiil gelebilir.
Alıştırma
Bir ünlem oluşturmak için boşluğu What ile başlayan tam iki kelimeyle doldurun: ____ mess the puppy has made in the kitchen!
Cevabı göster
What a
leave the world in ...: leave + nesne + in + sonuç durumu
Bu düşüncenin daha olağan söz dizimi We have left the world in a mess şeklindedir. leave + nesne + in + durum yapısı, bir eylemin nesneyi sonuç olarak o durumda bırakmasını veya o durumda kalmasına yol açmasını ifade eder. Burada konuşan kişi, dünyayı düzensizlik içinde bırakmaktan sorumlu gruba kendisini de dahil eder. Ünlem what a mess ile başladığı için a mess, we have left the world in ifadesinden önce gelir. Bu nedenle in sonda kalır: the world ile sonuç durumunu hâlâ birbirine bağlar; yalnızca bir yeri belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimi ve sonuç durumunu getiren edatla tamamlayın: The argument ____ everyone ____ an awkward position.
Cevabı göster
left · in
But of course, you know, the science is so advanced now.
2:02Ancak elbette biliyorsunuz, bilim artık çok gelişti.
So it is an absolutely different ball game. Deyimler
2:13Yani bu tamamen farklı bir durum (different ball game).
an absolutely different ball game: tamamen farklı bir durum
A different ball game, karşılaştırıldığı durumdan önemli ölçüde farklı olan bir durumu anlatan bir deyimdir. Genellikle koşullar, ölçek, zorluk veya gerekli yaklaşım değiştiğinde kullanılır. Deyimin sabit kısmı a different ball game ifadesidir. Absolutely, different sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşan kişi bunun yalnızca küçük bir farklılık olmadığını anlatır. Spor imgesi mecazidir; gerçek bir oyundan söz edilmez.
Alıştırma
Managing a national chain is a different ball game from running one small shop cümlesinde a different ball game ne anlama gelir?
- Koşulları veya gereklilikleri önemli ölçüde farklı olan bir durumdur.
- Yalnızca küçük ve önemsiz bir değişikliktir.
- Gerçek bir spor karşılaşmasıdır.
Cevabı göster
Koşulları veya gereklilikleri önemli ölçüde farklı olan bir durumdur.
getting on with it: işe başlamak veya işi sürdürmek
Getting on with it, bağlamdan zaten belli olan işe başlamak ya da o işi sürdürmek demektir. Buradaki it, ele alınması gereken mevcut işi gösterir; ifade, dikkati tartışma veya gecikmeden eyleme çevirir. Aynı ifade, It is about getting on with it. örneğindeki gibi emir vermeden eyleme odaklanmayı anlatabilir. Get on with it. gibi bir emir cümlesinde ise birini harekete geçmesi için sıkıştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi 'bilinen işe başlamak veya devam etmek' anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: We have agreed on the plan, so let's ____.
Cevabı göster
get on with it
and the young people are the furthest ahead in this. Kelime
2:20ve gençler bu konuda en önde yer alıyor.
the furthest ahead: en büyük farkla önde olmak
The furthest ahead ifadesinde ahead, önde bulunma konumunu daha fazla ilerleme, hazırlık veya gelişmişlik için bir benzetme olarak kullanır. Far sözcüğünün üstünlük derecesi olan furthest, karşılaştırılan grup içinde en büyük farkla önde olmayı belirtir. Bu cümlede karşılaştırma fiziksel konumla değil, in this ifadesinin gösterdiği konuyla ilgilidir: gençler diğer gruplardan daha ileride gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi furthest ve ahead kullanılarak oluşturulan hedef üstünlük ifadesiyle tamamlayın: Of all the teams, ours is ____ with the project.
Cevabı göster
the furthest ahead
and they're impassioned to do something about it. Kelime
2:26ve bu konuda bir şeyler yapmak için tutkuyla dolular (impassioned).
see the future as theirs: see A as B kalıbı
see A as B kalıbında see, yalnızca “gözle görmek” değil, “A’yı B olarak değerlendirmek” veya “öyle görmek” anlamına gelir. A değerlendirilen kişi ya da şeydir; B ise ona atfedilen kimlik, rol veya niteliktir. Burada A the future, B ise theirs sözcüğüdür. Theirs, their future anlamına gelen bir iyelik zamiridir; dolayısıyla ifade, geleceği onlara ait ve onları doğrudan ilgilendiren bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi see A as B kalıbıyla tamamlayın: Many residents ____ the community garden ____ the heart of the neighborhood.
Cevabı göster
see · as
impassioned to do something about it: eyleme yönelten güçlü duygu
Impassioned, güçlü duygu, coşku veya inançla dolu olmayı ya da bunları göstermeyi anlatır. Bu cümlede they're impassioned, kişileri duygusal olarak harekete geçmiş gösterir; to do something about it ise bu enerjinin hangi eyleme yöneldiğini belirtir. Do something about it, az önce sözü edilen durumla ilgilenmek ya da onu iyileştirmek için harekete geçmek demektir. Bu ifade tek başına öfkeli oldukları anlamına gelmez; ana fikir, yoğun duygunun eylem için motivasyon sağlamasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede impassioned to do something about it ne anlama geliyor?
- Öfkeliler ve harekete geçmemeye karar verdiler.
- Konuyu yalnızca biraz merak ediyorlar.
- Güçlü bir coşku hissediyor ve harekete geçmek istiyorlar.
Cevabı göster
Güçlü bir coşku hissediyor ve harekete geçmek istiyorlar.
to emphasise that the planet is in bad shape.
2:41'ne büyük karmaşa' (what a mess) ifadesini kullanıyor.
to intensify the thing you're talking about.
2:46'ne ... ama' (what a something) ifadesini kullanabilirsiniz.
you might say, what a nice surprise.
2:52ne güzel bir sürpriz (what a nice surprise) diyebilirsiniz.
The science on climate change is much more accurate than it used to be.
2:56İklim değişikliği ile ilgili bilim eskisine göre çok daha doğru.
we know that moving away from fossil fuels would be a big help. Öbek fiiller
3:01fosil yakıtlardan uzaklaşmanın büyük bir yardım olacağını biliyoruz.
moving away from fossil fuels: bağımlılığı aşamalı olarak azaltmak
Bu cümlede moving away from fossil fuels, kömür, petrol ve doğal gaz gibi yakıtlara bağımlılığı aşamalı olarak azaltıp başka enerji kaynaklarına yönelmek anlamına gelir. Bir yerden fiziksel olarak uzaklaşmayı değil, uygulama veya bağımlılık ilişkisindeki değişimi anlatır. move away from + isim kalıbı eski bir politika, alışkanlık, teknoloji veya iş modelinden aşamalı geçişi anlatabilir. Buradaki -ing biçimi bu geçişi yardımcı olacak şey olarak sunar.
Alıştırma
move away from ifadesini şimdiki zamanın devam eden biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: The school is gradually ____ printed worksheets and using more digital materials.
Cevabı göster
moving away from
the set of circumstances that controls how a situation occurs.
3:08yani bir durumun nasıl gerçekleştiğini kontrol eden şartlar bütününü.
Knowing exactly how to stop climate change has impassioned young people. Dilbilgisi
3:12İklim değişikliğini nasıl durduracaklarını tam olarak bilmek gençleri 'tutkulu' (impassioned) hale getirdi.
Knowing exactly how to stop... özne olarak
Knowing exactly how to stop climate change, isim görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı has impassioned young people yükleminin öznesidir ve bu bilgiye sahip olma durumunu ifade eder. Knowing burada devam eden zamanın bir parçası değildir; önünde be fiilinin hiçbir biçimi yoktur. Yeniden kullanılabilen kalıp Knowing how to + fiilin yalın hâli + tekil fiildir; Knowing how to listen helps buna örnektir. -ing öbeğinin tamamını tek bir fikir olarak değerlendirin; bu nedenle genellikle tekil fiil kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan öbek hangisidir? ____ helps people act safely in an emergency.
- Knowing how to respond calmly
- Know how to respond calmly
- Is knowing how to respond calmly
Cevabı göster
Knowing how to respond calmly
They feel strongly motivated to take action,
3:16Harekete geçmek için güçlü bir motivasyon hissediyorlar,
taking action may be one of the most powerful antidotes to eco-anxiety. Deyimler
3:21harekete geçmek eko-anksiyeteye karşı en güçlü panzehirlerden biri olabilir.
As it turns out: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği tanıtmak
As it turns out, sonraki cümlenin daha sonra ortaya çıkan bir gerçeği veya sonucu verdiğini gösteren bir söylem bağlayıcısıdır. Dinleyiciyi, önceki bir varsayımı düzelten ya da hafif bir şaşkınlık yaratan bilgiye hazırlar. Burada turn out fiziksel olarak dönmek değil, “sonuçta öyle olduğu anlaşılmak” veya “ortaya çıkmak” anlamına gelir. İfadenin tamamı cümle başında kullanıldığında, yeni ortaya çıkan bilgiden önce genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi, daha sonra öğrenilen bir gerçeği tanıtan bu dersteki üç kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: ____, the café had been open all day.
Cevabı göster
As it turns out
The most powerful antidotes to eco-anxiety: rahatlama anlatan bir panzehir benzetmesi
Antidote sözcüğü gerçek anlamıyla bir zehrin etkisini gideren maddedir. Burada one of the most powerful antidotes to eco-anxiety ifadesi, harekete geçmeyi çevre sorunlarıyla ilgili kaygıyı azaltmanın veya gidermenin en etkili yollarından biri olarak gösteren bir benzetmedir; gerçek bir ilaçtan söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı, an antidote to + zararlı durumu veya etkiyi adlandıran isim ya da isim öbeğidir. Cümlede one of the most... kullanıldığı için isim çoğul olmalıdır: antidotes.
Alıştırma
Hangi cümle an antidote to yapısını, bir sorunu gidermeye yardımcı olan bir şeyi anlatmak için mecaz olarak kullanır?
- The afternoon slump began after a short walk.
- A short walk can be an antidote to an afternoon slump.
- The doctor kept the antidote in a locked cabinet.
Cevabı göster
A short walk can be an antidote to an afternoon slump.
Actually doing something to combat climate change reduces feelings of helplessness. Kelime
3:26İklim değişikliğiyle mücadele etmek için gerçekten bir şeyler yapmak çaresizlik duygularını azaltır.
combat climate change: büyük bir sorunla mücadeleyi anlatan resmî fiil
combat climate change ifadesinde combat, ciddi bir tehdide veya zararlı bir soruna karşı güçlü biçimde harekete geçmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Burada kelimenin gerçek anlamıyla askerî çatışmayı ifade etmez. Bu fiil resmî ve güçlü bir tona sahiptir; haberlerde, politikalarda, araştırmalarda ve kamusal tartışmalarda yaygındır. Yapı combat + isim şeklindedir: combat climate change. Combat sonrasında against kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede combat doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?
- We need to combat this five-minute delay.
- The new programme aims to combat against online fraud.
- The new programme aims to combat online fraud.
Cevabı göster
The new programme aims to combat online fraud.
Here's Judy Ling Wong again speaking with BBC Radio 4's Woman's Hour.
3:31İşte yine BBC Radio 4'ün Woman's Hour programında konuşan Judy Ling Wong.
when the Institute of Psychiatry published its special issue on climate anxiety, Kelime
3:37Psikiyatri Enstitüsü iklim anksiyetesi üzerine özel sayısını yayımladığında,
publish a special issue on + konu: tematik bir özel sayı yayımlamak
Yayıncılık bağlamında a special issue, bir derginin veya benzer bir süreli yayının seçilmiş tek bir konu etrafında düzenlenen ve genellikle birbiriyle ilgili birkaç yazıyı bir araya getiren özel sayısıdır. Burada published its special issue on climate anxiety, iklim kaygısı hakkında tematik bir sayı yayımlamak anlamına gelir. publish a special issue on + konu yapısında on, sayının konusunu tanıtır. Buradaki issue, süreli bir yayının sayısı veya baskısıdır; sorun anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu yayıncılık bağlamında 'a special issue on climate anxiety' ne anlama gelir?
- seçilmiş tek bir konu hakkında birkaç yazı içeren bir sayı
- enstitünün çözmesi gereken ciddi bir sorun
- bir araştırmacıya gönderilen özel bir mesaj
Cevabı göster
seçilmiş tek bir konu hakkında birkaç yazı içeren bir sayı
one of the papers pointed out is that if you can do something about it, Öbek fiiller
3:42makalelerden birinin işaret ettiği şey şuydu: eğer bu konuda bir şeyler yapabilirseniz,
pointed out: bir gerçeğe dikkat çekmek
Pointed out, point out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir makalenin önemli bir bulguya veya fikre dikkat çektiğini bildirir; out, öbek fiilin bir parçasıdır ve yön belirtmez. point out + isim öbeği veya point out that + tam cümlecik yapısı kullanılabilir: The paper pointed out a flaw; The paper pointed out that the method was limited.
Alıştırma
Cümleyi point out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety review ____ that two exits were blocked.
Cevabı göster
pointed out
can do something about it: bir sorunla ilgili harekete geçebilmek
Can do something about it, “bir sorun veya durumla ilgili harekete geçebilmek” anlamına gelir. Buradaki eylemin rastgele bir etkinlik olması değil, sorunu ele alması, yönetmesi veya iyileştirmesi beklenir. it daha önce bilinen soruna gönderme yapar; about it ise bu sorunu eylemin hedefi olarak gösterir. can, eylemin mümkün olduğu veya birinin bunu yapabilecek güce sahip olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Yanıtı can do something about it ile tamamlayın: A: The classroom gets too hot in the afternoon. B: Tell the office; they ____.
Cevabı göster
can do something about it
if you feel part of the movement to change things or to stabilise things, Kalıp ifadeler
3:46eğer kendinizi bir şeyleri değiştirmeye veya istikrara kavuşturmaya yönelik hareketin bir parçası hissederseniz,
feel part of the movement: ortak bir davanın parçası olduğunu hissetmek
Feel part of the movement, ortak bir hedefe yönelik kolektif bir çabaya ait olduğunuzu ve bu çabanın içinde yer aldığınızı hissetmek demektir. Feel part of kişisel bir bağlılık duygusunu ifade eder; resmî üyelik gerektirmez. Buradaki movement, değişim veya başka bir ortak amaç için yürütülen örgütlü ya da geniş kapsamlı toplumsal çabayı ifade eder; fiziksel hareket anlamına gelmez. Bu ifade, hem çabaya katılan insanlarla hem de çabanın amacıyla özdeşleşmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bir toplum kampanyası konuşulurken “She feels part of the movement” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir makinenin fiziksel hareketini hissedebiliyor.
- İnsanların başka bir binaya taşınmasını izliyor.
- Aynı hedef için çalışan daha geniş bir grupla bağlantılı hissediyor.
Cevabı göster
Aynı hedef için çalışan daha geniş bir grupla bağlantılı hissediyor.
you know, at the moment the government is trying to reach net zero by 2050 Kültür
3:52biliyorsunuz, şu anda hükümet 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmaya çalışıyor
reach net zero by 2050: iklim hedefi ve son tarih
Net zero, sera gazı salımları ile atmosferden uzaklaştırılan sera gazlarının genel olarak dengelendiği bir iklim politikası hedefidir. Genellikle önce salımların mümkün olduğunca azaltılması beklenir. Bu ifade, her kaynağın hiç salım yapmadığı anlamına gelmez. Reach net zero by 2050, bu dengeye en geç 2050 yılına kadar ulaşmak demektir. By bir son tarih belirler; dolayısıyla hedef daha erken de gerçekleştirilebilir. Sürecin 2050’de başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The country aims to reach net zero by 2050” cümlesini en iyi hangi ifade açıklar?
- Ülke salım azaltımlarını 2050’den sonra değerlendirmeye başlayacak.
- Ülke, salımları azaltmayı ve kalan salımları atmosferden uzaklaştırılan gazlarla en geç 2050 yılına kadar dengelemeyi hedefliyor.
- Ülke yalnızca 2050 yılı boyunca tüm sera gazı salımlarını tamamen durdurmayı planlıyor.
Cevabı göster
Ülke, salımları azaltmayı ve kalan salımları atmosferden uzaklaştırılan gazlarla en geç 2050 yılına kadar dengelemeyi hedefliyor.
and all that and they committed to creating 2 million new green jobs. Notlar
3:58ve tüm bunlar için 2 milyon yeni yeşil istihdam yaratma taahhüdünde bulundular.
committed to creating...: commit to + -ing yapısı
committed to creating... ifadesindeki commit to, bir şeyi yapacağına kesin bir şekilde söz vermek veya bunu yapma konusunda net bir yükümlülük üstlenmek anlamına gelir. Genellikle yalnızca bir plana sahip olmaktan daha güçlü ve kesin bir tutum ifade eder. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki creating gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp commit to + isim veya -ing biçimidir: commit to the plan; commit to reducing waste.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The company committed to ____ its plastic waste. (reduce)
Cevabı göster
reducing
new green jobs: çevresel hedefleri destekleyen yeni işler
Green jobs, çevreyi korumaya, kaynakları daha sürdürülebilir biçimde kullanmaya veya düşük karbonlu ekonomiye geçişi desteklemeye yardımcı olan işlerdir. new green jobs ifadesinde new, jobs sözcüğünü niteler; green ise işlerin çevresel yönünü anlatır. Burada green gerçek bir rengi ifade etmez. Kapsama giren işler politikaya veya kuruma göre değişebilir; temel fikir, yapılan işin çevresel hedeflere anlamlı bir katkı sağlamasıdır.
Alıştırma
İklim ve istihdam tartışmalarında green jobs genellikle ne anlama gelir?
- yalnızca ilkbaharda bulunan işler
- çalışanların yeşil üniforma giymesini gerektiren işler
- çevrenin korunmasını veya düşük karbonlu bir ekonomiyi destekleyen işler
Cevabı göster
çevrenin korunmasını veya düşük karbonlu bir ekonomiyi destekleyen işler
you're actually dedicating your entire working life to building a green sustainable future. Notlar
4:09aslında tüm 'çalışma hayatınızı' (working life) yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye adıyorsunuz demektir.
dedicate your entire working life to building...: tüm çalışma hayatını inşa etmeye adamak
dedicate A to B kalıbı; zaman, enerji veya kariyer gibi A unsurunu bir amaca adamak anlamına gelir. Burada A, your entire working life; amaç ise building a green sustainable future ifadesidir. Böylece iş, bütün bir kariyer boyunca süren ciddi bir bağlılık olarak sunulur. dedicate A to doing something yapısındaki to, mastarın bir parçası değil, bir edattır. Bu nedenle ardından fiil gelirse to building biçiminde -ing alır; to build kullanılmaz. Entire, çalışma hayatının tamamını kapsadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She dedicated her career to ____ endangered animals.
Cevabı göster
protecting
working life: çalışma hayatında geçirilen yaşam dönemi
Working life, bir kişinin istihdamda veya mesleki faaliyette bulunduğu yaşam dönemini ifade eder ve genellikle çalışma hayatına girişten emekliliğe kadar düşünülür. your entire working life ifadesindeki entire, bu dönemin tamamının kastedildiğini gösterir. Bu ifade, yaşamın uzun bir evresini adlandırır; kişinin işteki günlük deneyiminin kalitesini veya yalnızca bir iş günündeki çalışma saatlerini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede working life ne anlama gelir? Many people change careers several times during their working life.
- bir kişinin çalışarak geçirdiği yaşam dönemi
- bir makinenin yararlı çalışma ömrü
- bir iş yerindeki günlük yaşamın kalitesi
Cevabı göster
bir kişinin çalışarak geçirdiği yaşam dönemi
And that has a huge effect on your psychology. Kalıp ifadeler
4:14Ve bunun psikolojiniz üzerinde muazzam bir etkisi vardır.
have a huge effect on: üzerinde çok büyük etkisi olmak
have a huge effect on ifadesi, bir şeyde çok büyük bir değişime yol açmak veya onu güçlü biçimde etkilemek anlamına gelir. Yapı have + a/an + sıfat + effect + on + etkilenen kişi ya da şey biçimindedir. Burada has, that öznesine uyar; huge etkinin gücünü gösterir ve your psychology etkilenen unsurdur. Bu yapıda effect bir isimdir. Bu cümlede your psychology, akademik bir alanı değil, zihinsel durumunu ve düşünme biçimlerini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak tamamlayın: A supportive teacher can ____ a teenager's confidence.
Cevabı göster
have a huge effect on
Judy urges young people to join a movement,
4:19Judy gençleri bir 'harekete' (movement) katılmaya teşvik ediyor,
a group of people who share the same beliefs and ideas.
4:22aynı inançları ve fikirleri paylaşan bir grup insana.
Being part of the solution, not the problem: sorunun değil, çözümün parçası olmak
Being part of the solution, not the problem, yapıcı bir rol üstlenmek anlamına gelir: seçimlerin sorunu yaratmak, sürdürmek veya kötüleştirmek yerine durumu iyileştirmeye yardımcı olur. Bu ifade, bir kişinin kelimenin gerçek anlamıyla çözüm olduğunu değil, bir duruş ve sorumluluk seçtiğini anlatır. being kullanılması, be part of the solution yapısını bir -ing yan cümlesine dönüştürür; böylece bu rol veya davranış biçimi bir fikir olarak ele alınabilir. Karşıtlıkta, the problem öncesinde part of ifadesi tekrar anlaşılır: part of the solution, not part of the problem.
Alıştırma
Yapıcı davranışı teşvik etmek için kullanılan karşıtlığı tam olarak tamamlayın: Let's be part of ____, not ____.
Cevabı göster
the solution · the problem
young people can protect the environment their entire working life,
4:32gençler çevreyi tüm 'çalışma hayatları' (working life) boyunca koruyabilirler,
the period of life spent in employment between leaving school and retirement.
4:36yani okuldan ayrılma ile emeklilik arasında istihdamda geçirilen yaşam süresince.
Recent polls showed that the majority of people are worried about climate change
4:43Son anketler, insanların çoğunluğunun iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu
and are prepared to make changes. Kalıp ifadeler
4:48ve değişiklik yapmaya hazır olduğunu gösterdi.
are prepared to make changes: harekete geçmeye hazır veya istekli olmak
Be prepared to do something, bir şeyi yapmaya hazır veya istekli olmak demektir. Buradaki are prepared to make changes, insanların harekete geçmeye hazır olduğunu anlatır; değişikliğin çoktan gerçekleştiğini söylemez. Yapı be + prepared + to-infinitive biçimindedir. Bağlama göre prepared, istekliliği, uygulamadaki hazırlığı ya da her ikisini vurgulayabilir.
Alıştırma
Bir anket, bölge sakinlerinin alışkanlıklarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak başladıklarını söylemiyor. Sonucu en iyi hangi cümle aktarır?
- Most residents are preparing to change their daily habits.
- Most residents have changed their daily habits.
- Most residents are prepared to change their daily habits.
Cevabı göster
Most residents are prepared to change their daily habits.
speaking of good news: bağlantılı bir konuya geçmek
Speaking of + isim öbeği, mevcut konuşmayı bağlantılı bir konuya taşıyan bir söylem işaretleyicisidir. Bu cümlede speaking of good news, iyi haber düşüncesini cevabı sormak için bir köprü olarak kullanır. Bir konuşma yapmak anlamına gelmez. Genellikle yan cümlenin başında yer alır; ardından virgül ve bağlantılı soru ya da yorum gelir.
Alıştırma
Cümleyi speaking of ile tamamlayın: ____ travel, have you booked your ticket?
Cevabı göster
Speaking of
I asked which extinct animal has recently been spotted in Australia.
4:55Yakın zamanda Avustralya'da hangi nesli tükenmiş hayvanın görüldüğünü sormuştum.
a native to East Australia that was last seen in the wild in 1969. Notlar
5:08en son 1969'da vahşi doğada görülen Doğu Avustralya'ya özgü bir canlı.
a native to East Australia: bir türün doğal kökenini belirtmek
Bu cümlede a native to East Australia, doğal kökeni ve doğal yayılış alanı Avustralya'nın doğusu olan bir hayvanı ifade eder. Bu söz öbeği, the earless grassland dragon hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir eşleme görevindedir. Bir türü tekrar kullanılabilir bir yapıyla tanımlamak için standart kalıp, The lizard is native to eastern Australia. örneğindeki gibi be native to + yer şeklindedir. Native to doğal kökeni anlatır; türün şu anda tesadüfen o yerde yaşadığını söylemekle sınırlı değildir.
Alıştırma
“This frog is native to the island” cümlesi özellikle neyi belirtir?
- Ada, kurbağanın doğal köken bölgesinin bir parçasıdır.
- Kurbağa yakın zamanda adaya getirilmiştir.
- Kurbağa adada görülmüştür, ancak kökeni bilinmemektedir.
Cevabı göster
Ada, kurbağanın doğal köken bölgesinin bir parçasıdır.
last seen in the wild in 1969: doğrulanmış en son doğal ortam gözlemi
Last seen in the wild in 1969, hayvanın doğal yaşam alanında doğrulanmış en son gözleminin 1969'da yapıldığı anlamına gelir. Seen, was last seen edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle odak gözlemci değil, hayvan ve gözlem kaydıdır. In the wild, hayvanat bahçesi veya üretme merkezi gibi tutsaklık ortamlarıyla karşıtlık kurar. İfade bilinen son gözlemi bildirir; tek başına türün 1969'da yok olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“The bird was last seen in the wild in 2004” cümlesinden güvenle hangi sonuca varılabilir?
- 2004, kuşun doğal yaşam alanındaki doğrulanmış en son gözlem yılıdır.
- Kuşun 2004'ten beri kesinlikle yalnızca hayvanat bahçelerinde hayatta kaldığı bilinmektedir.
- Kuşun neslinin tükendiği 2004 yılında resmen ilan edilmiştir.
Cevabı göster
2004, kuşun doğal yaşam alanındaki doğrulanmış en son gözlem yılıdır.
let's recap the vocabulary we've learned from this program on eco-anxiety, Anlatım akışı
5:14eko-anksiyete ile ilgili bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap: kısa bir tekrarı başlatmak
Let's recap, dinleyicileri az önce ele alınan önemli bilgileri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlede ana konudan program sonundaki kelime tekrarına geçildiğini gösterir. Kalıp let's recap + isim öbeğidir. Recap, temel noktaları kısa bir tekrar içinde toplamak anlamına gelir; bütün dersi baştan sona yeniden anlatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa bir tekrarı başlatan geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the three decisions we made today.
Cevabı göster
let's recap
a strong feeling of sympathy and the wish for people not to suffer.
5:20güçlü bir sempati duygusu ve insanların acı çekmemesi dileği.
The phrase what a something is used to intensify the thing you're talking about.
5:25'Ne ... ama' (what a something) ifadesi bahsettiğiniz şeyi pekiştirmek için kullanılır.
The ball game refers to the set of circumstances that controls how a situation happens.
5:35Durum (ball game), bir durumun nasıl gerçekleştiğini kontrol eden şartlar bütününü ifade eder.
you're emotionally motivated to do something.
5:42bir şeyler yapmak için duygusal olarak motive olmuşsunuzdur.
your working life is the period of life spent in employment
5:50çalışma hayatınız (working life), okuldan ayrılma ile emeklilik arasında
minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi
our 6 minutes are up ifadesi, programa ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Buradaki up, “yukarıda” değil, sürenin bittiği veya tükendiği anlamındadır. Kalıp süre + be up şeklindedir. Minutes çoğul olduğu için are kullanılır; özne time olduğunda Time is up denir. Bu ifade genellikle mevcut etkinliğin artık durması veya kapanması gerektiğini de belirtir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
Join us again next time here on 6 Minute English.
5:58Bir dahaki sefere burada, 6 Minute English'te bize tekrar katılın.