Eko-anksiyeteniz var mı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
902 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Program, iklim değişikliğinin yalnızca gezegenin değil, özellikle gençlerde kaygıya yol açarak ruh sağlığının da zarar görmesine neden olduğunu açıklıyor. Ardından daha kesin bilimsel bilginin, ortak eylemin ve yeşil işlerin çaresizlik duygusunun yerine amaç duygusu koyabileceğini ele alıyor ve onlarca yıl sonra yeniden görülen nadir bir Avustralya kertenkelesi haberiyle bitiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Eco-anxiety — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gezegenin geleceğine ilişkin keder, suçluluk, korku veya umutsuzluğu anlatan bu birleşik terimi anlayın; doğrudan afet yaşamaktan kaynaklanan kaygıyla karıştırmadan haberlerde ve ruh sağlığı tartışmalarında tanıyın. 2. an absolutely different ball game. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yeni bilginin bir durumu, koşullarını ya da uygulanabilir seçenekleri temelden değiştirdiğini anlatan bu spor metaforunu tanıyın ve günümüz iklim bilimini geçmişteki belirsizlikle karşılaştırırken kullanın. 3. Being part of the solution, not the problem, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yapıcı katılımı sorunu büyütmenin karşısına koyan bu güçlü karşıtlıktan yararlanın ve iklim eylemine katılmanın çaresizlik hissini azaltabileceği savını nasıl desteklediğini anlayın.

Bu derste

6 Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:06

Merhaba, ben BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:10

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:10

Ve ben Beth.

Switch on the TV or read a newspaper Öbek fiiller

0:12

Televizyonu açtığınızda veya bir gazete okuduğunuzda

and it's full of bad news about the environment. Kalıp ifadeler

0:14

çevre hakkında kötü haberlerle dolu olduğunu görürsünüz.

Öbek fiiller

switch on: elektrikli bir cihazı çalıştırmak

Switch on, elektrikli veya elektronik bir cihazı çalıştırmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Switch on the TV ifadesinde on, fiilin bir parçasıdır; konum bildirmez. Yaygın bir yapı switch on + cihaz şeklindedir. Nesne iki sözcüğün arasına yerleştirilse bile bu iki sözcük tek bir eylemi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef phrasal verb ile tamamlayın: It is getting dark. Please ____ the desk lamp.

Cevabı göster

switch on

Kalıp ifadeler

full of bad news: be full of + isim öbeği yapısı

Be full of + isim öbeği, bir yerin, şeyin veya içeriğin bir şeyden çok miktarda barındırdığını ifade eder. Burada it's full of bad news, televizyonda ya da gazetede yer alan içeriğin çevreyle ilgili çok sayıda olumsuz haber içerdiği anlamına gelir. Of, özneyi neyin doldurduğunu belirtir; bu nedenle full of bad news bütün bir kalıptır. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is full of, was full of ve benzeri.

Alıştırma

Cümleyi be full of yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The website ____ useful advice for new cyclists.

Cevabı göster

is full of

But climate change is damaging more than just the planet's health. Kalıp ifadeler

0:17

Ancak iklim değişikliği sadece gezegenin sağlığına zarar vermekle kalmıyor.

It's affecting human health too.

0:21

İnsan sağlığını da etkiliyor.

Kalıp ifadeler

more than just: kapsamı genişletmek

more than just + isim öbeği yapısı “yalnızca … değil” anlamına gelir. Konunun veya etkinin az önce belirtilen unsurun ötesine geçtiğini gösterir. Bu cümlede iklim değişikliği gezegenin sağlığına zarar verirken insan sağlığını da etkiliyor. Buradaki more than, ölçülebilir bir miktarı karşılaştırmaz. Just, ilk unsurun tek başına kapsamı fazla daralttığını gösterir; sonraki yan cümle çoğu zaman also veya too ile başka bir yön ekler.

Alıştırma

Hangi cümlede more than just, etkinin tek bir alanla sınırlı olmadığını göstermek için kullanılmıştır?

  1. The new policy affects more than just prices; it also changes how shops operate.
  2. The new policy affects prices by more than ten percent.
  3. The new policy affects just prices and nothing else.
Cevabı göster

The new policy affects more than just prices; it also changes how shops operate.

A growing number of people around the world Kalıp ifadeler

0:24

Dünya çapında giderek artan sayıda insan

are experiencing something psychiatrists are calling eco-anxiety. Dilbilgisi

0:26

psikiyatristlerin eko-anksiyete olarak adlandırdığı bir durumu deneyimliyor.

Kalıp ifadeler

A growing number of: artış eğilimini belirtmek

A growing number of + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir grubun büyüklüğünün zamanla arttığı anlamına gelir. Vurgu, grubun zaten büyük olmasından çok yükseliş eğilimindedir. Burada eko-kaygı yaşayan insanların sayısı giderek artıyor. Growing, people sözcüğünü değil number sözcüğünü niteler. Bu a number of yapısında cümle grubun üyelerine işaret ettiği için fiil normalde çoğuldur; bu nedenle people are doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle, treni kullanan işe gidip gelenlerin sayısının arttığını doğru biçimde ifade eder?

  1. A growing number of commuters are using the train.
  2. A growing number of commuters is using the train.
  3. A growing number commuters are using the train.
Cevabı göster

A growing number of commuters are using the train.

Dilbilgisi

something psychiatrists are calling eco-anxiety: call + nesne + ad kalıbı

Temel adlandırma kalıbı call + nesne + ad biçimindedir: Bir kişi, bir kişiye, şeye veya fikre belirli bir ad verir. Burada psychiatrists adlandıranları, something adlandırılan olguyu, eco-anxiety ise verilen adı gösterir. Bu yüzden calling, “telefon etmek” değil, “adlandırmak” anlamındadır. psychiatrists are calling eco-anxiety sözleri, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Atılan ilgi sözcüğü geri konduğunda yapı something that psychiatrists are calling eco-anxiety olur. Bu, something sözcüğünün adlandırmayı yapanlardan neden önce geldiğini açıklar.

Alıştırma

Adlandırma cümlesini call fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Researchers ____ this effect the rebound effect.

Cevabı göster

call

Eco-anxiety involves feeling grief, guilt, fear, or hopelessness Notlar

0:31

Eko-anksiyete, iklim değişikliği nedeniyle gezegenin geleceği hakkında

about the future of the planet due to climate change. Kalıp ifadeler

0:36

keder, suçluluk, korku veya umutsuzluk hissetmeyi içerir.

Kelime

Eco-anxiety: çevre ve iklim sorunlarıyla bağlantılı kaygı

Eco-anxiety, “çevreyle ilgili” anlamındaki eco- ile “kaygı” anlamındaki anxiety sözcüklerini birleştirir. Çevresel zarar veya iklim değişikliğiyle bağlantılı kaygı ya da duygusal sıkıntıyı ifade eder. Bu cümlede keder, suçluluk, korku ve umutsuzluk, terimin gezegenin geleceğiyle ilgili çeşitli zor duyguları kapsayabildiğini gösterir; yalnızca kısa süreli sıradan bir endişeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede eco-anxiety ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. sıradan bir randevuyla ilgili kısa süreli endişe
  2. çevre veya iklimle ilgili endişelere bağlı kaygı
  3. ekosistemler üzerine bilimsel bir çalışma
Cevabı göster

çevre veya iklimle ilgili endişelere bağlı kaygı

Dilbilgisi

involves feeling: involve + fiilin -ing biçimi

Involve, bir şeyi gerekli ya da olağan bir parça olarak “içermek” anlamına gelir. involve + fiilin -ing biçimi, içeriğe dâhil olan eylemi, süreci veya deneyimi belirtir. Burada involves feeling... ifadesi, içerebileceği duyguları sıralayarak eco-anxiety kavramını tanımlar. Bu anlamda involve sözcüğünden hemen sonra bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: involve feeling denir, involve to feel denmez. Bu yapı, kavramları tanımlamak ve bir işin ya da durumun neleri içerdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The job involves ____ the equipment every morning.

Cevabı göster

checking

Kalıp ifadeler

due to climate change: due to + isim öbeği

Due to, “-den dolayı” anlamına gelir ve bir durumun ya da duygunun nedenini belirtir. Tam cümlede due to climate change, kederin, suçluluğun, korkunun veya umutsuzluğun nedeninin iklim değişikliği olduğunu gösterir. Due to ifadesinden sonra due to climate change örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeği gelir. Kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyi doğrudan başlatmaz. Bu ifade, raporlar ve haberler gibi tarafsız veya resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede due to doğru kullanılmıştır?

  1. The flight was due to thick fog delayed.
  2. The flight was delayed due to the fog was thick.
  3. The flight was delayed due to thick fog.
Cevabı göster

The flight was delayed due to thick fog.

Of course, direct victims of climate change suffer most.

0:39

Elbette iklim değişikliğinin doğrudan mağdurları en çok acıyı çekiyor.

Flood survivors experience depression and anxiety,

0:43

Sel felaketinden kurtulanlar depresyon ve anksiyete yaşıyor,

and people breathing polluted air are at a higher risk of dementia. Kalıp ifadeler

0:46

ve kirli havayı soluyan insanlar daha yüksek bunama riski altında.

Kalıp ifadeler

be at a higher risk of + isim veya -ing biçimi

Be at a higher risk of + isim veya -ing biçimi, istenmeyen bir sonuçla karşılaşma olasılığının başka bir gruba ya da olağan bir referans düzeyine göre daha yüksek olması demektir. Burada of edatının tanıttığı sonuç dementia'dır. Bu kalıp daha yüksek bir olasılığı anlatır, kesin bir sonucu değil. Bu yapıda risk isimdir; bilinçli olarak risk almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle işitme kaybının daha olası olduğunu ancak kesin olmadığını söyler?

  1. People who work without ear protection are willing to risk hearing loss.
  2. People who work without ear protection are at a higher risk of hearing loss.
  3. People who work without ear protection will definitely lose their hearing.
Cevabı göster

People who work without ear protection are at a higher risk of hearing loss.

But according to the Institute of Psychiatrists, Kalıp ifadeler

0:51

Ancak Psikiyatri Enstitüsü'ne göre,

just reading about the state of the planet in the news is causing stress and anxiety. Kelime

0:54

sadece haberlerde gezegenin durumu hakkında okumak bile stres ve anksiyeteye neden oluyor.

Kalıp ifadeler

according to the Institute of Psychiatrists: kaynak belirtme

According to + kaynak, ardından gelen bilgiyi o kaynağa dayandırır. Burada cümlenin başındaki ifade, sonraki iddianın kaynağının Institute of Psychiatrists olduğunu gösterir. Bu ifade cümlenin başına yerleştirildiğinde ardından gelen yan cümlenin tamamını çerçeveler: Okur, iddiayı kaynaksız sunulan bir sonuç olarak değil, aktarılan bilgi olarak anlamalıdır.

Alıştırma

Bir yazar, iddianın kaynağının rapor olduğunu söylemek istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. According to the report, air quality has improved.
  2. I agree with the report that air quality has improved.
  3. In my opinion, air quality has improved.
Cevabı göster

According to the report, air quality has improved.

Kelime

the state of the planet: state şu anki durum anlamında

the state of the planet ifadesinde state, gezegenin şu anki durumu veya koşulları anlamına gelir. Bu bağlamda özellikle çevresel ve iklimsel koşulları ifade eder. the state of + something kalıbı, bir şeyin nasıl olduğunu veya ne durumda bulunduğunu anlatır. Burada state, siyasi bir bölge ya da ülke anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki the state of the planet ne anlama geliyor?

  1. gezegenin şu anki durumu
  2. gezegeni kontrol eden bir ülke
  3. gezegen üzerindeki siyasi bir bölge
Cevabı göster

gezegenin şu anki durumu

In this program on eco-anxiety,

0:59

Eko-anksiyete üzerine olan bu programda,

we'll be learning some useful vocabulary related to this worrying topic,

1:02

bu endişe verici konuyla ilgili bazı faydalı kelimeler öğreneceğiz,

and hopefully be hearing some happier environmental news as well.

1:06

ve umarım biraz daha mutlu edici çevre haberleri de duyarız.

I hope so, Neil.

1:10

Umarım, Neil.

With so much bad news,

1:11

Bu kadar çok kötü haber varken,

it's sometimes hard to feel optimistic about the future.

1:12

gelecek hakkında iyimser hissetmek bazen zor olabiliyor.

Well, here's a question about some good climate news for a change. Deyimler

1:15

Peki, değişiklik olsun diye işte iyi bir iklim haberi hakkında bir soru.

Deyimler

for a change: alışılmış düzenden farklı olarak

for a change, “bu kez genellikle olandan farklı bir şekilde” demektir. Good climate news for a change, iklim haberlerinin genelde kötü ya da kaygı verici olduğunu, ancak bu haberin farklı olduğunu ima eder. Bu ifade olağan düzenle bir karşıtlık kurar. “Bir değişiklik yaratmak amacıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede for a change, olağan rutinin dışına çıkıldığını gösterir?

  1. Let's take the bus for a change; we normally walk.
  2. I need some change for the bus fare.
  3. The council changed the bus route after the review.
Cevabı göster

Let's take the bus for a change; we normally walk.

In Australia,

1:19

Avustralya'da,

an animal thought to be extinct Dilbilgisi

1:20

soyunun tükendiği sanılan bir hayvan

has been spotted for the first time in over 50 years. Kelime

1:22

50 yıldan uzun bir süre sonra ilk kez görüldü.

Dilbilgisi

thought to be extinct: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Thought to be extinct, an animal ifadesinden sonra gelen ve onu niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. “Soyunun tükendiği düşünülen” anlamına gelir ve an animal that was thought to be extinct biçiminde açılabilir. Thought cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil öbeği has been spotted’dır. Bu kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, arka plan bilgisini bir isim öbeğinin içine sıkıştırır; bu nedenle haber ve bilim yazılarında sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede bir isimden sonra kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği ve ayrıca ayrı bir ana fiil vardır?

  1. The painting believed to be lost was found in an attic.
  2. Experts believed the painting to be lost.
  3. The painting was believed to be lost.
Cevabı göster

The painting believed to be lost was found in an attic.

Kelime

has been spotted: bir şeyin görüldüğünü bildirmek

Burada spot, genellikle bulunması kolay olmayan bir kişiyi, hayvanı veya nesneyi “fark etmek, görmek” anlamındaki bir fiildir. Has been spotted, present perfect’in edilgen yapısıdır: Birisi hayvanı görmüştür, ancak haber gören kişiden çok görülme olayına odaklanır. Buradaki spotted, “beneklerle kaplı” anlamına gelmez. Cümle bir görülme olayını bildirir; tek başına hayvanın yakalandığı veya bilimsel olarak yeniden keşfedildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Haberi spot fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The missing dog ____ near the station.

Cevabı göster

has been spotted

But what is the animal?

1:25

Peki bu hayvan nedir?

Is it A, a shark,

1:28

A, bir köpekbalığı mı,

B, a lizard,

1:29

B, bir kertenkele mi,

or C, a parrot?

1:31

yoksa C, bir papağan mı?

Mm, I'll guess it's a shark.

1:33

Hımm, köpekbalığı olduğunu tahmin edeceğim.

Okay, Beth.

1:35

Tamam, Beth.

I'll reveal the answer later.

1:35

Cevabı daha sonra açıklayacağım.

Unsurprisingly,

1:38

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

many of those suffering from eco-anxiety are young people. Dilbilgisi

1:39

eko-anksiyete çekenlerin çoğu gençler.

Dilbilgisi

many of those suffering from...: those + -ing yapısı

many of those suffering from eco-anxiety ifadesinde those insanların yerini tutan bir zamirdir; ardından gelen sözler hangi insanların kastedildiğini belirtir. many of those, o gruptaki insanların çoğu anlamına gelir; those burada fiziksel uzaklık bildirmez. suffering from eco-anxiety biçimindeki -ing yapısı those sözcüğünü niteler. Bu yapı, many of those people who are suffering from eco-anxiety ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve resmî açıklamalarla haber metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

“Dışarıda bekleyen insanlar” anlamını vermek için those + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Those are waiting outside will be admitted first.
  2. Those wait outside will be admitted first.
  3. Those waiting outside will be admitted first.
Cevabı göster

Those waiting outside will be admitted first.

When BBC Radio 4 program Woman's Hour

1:43

BBC Radio 4'ün Woman's Hour programı

spoke with veteran environmentalist Judy Ling Wong, Kelime

1:46

deneyimli çevreci Judy Ling Wong ile konuştuğunda,

they asked her if she was worried for young people today.

1:49

ona bugünün gençleri için endişelenip endişelenmediğini sordular.

Kelime

veteran environmentalist: veteran çok deneyimli anlamında

veteran environmentalist ifadesinde veteran, environmentalist sözcüğünü niteler ve çevreyle ilgili konularda uzun yıllar çalışmış, önemli deneyime sahip birini anlatır. Veteran ayrıca daha önce silahlı kuvvetlerde görev yapmış kişi anlamında bir isim olabilir. Ancak ardından gelen rol adı environmentalist ve röportaj bağlamı burada deneyim anlamını seçer; askerî bir geçmiş ima edilmez.

Alıştırma

a veteran journalist ifadesindeki veteran ne anlama gelir?

  1. yalnızca askerî konularda haber yapan bir gazeteci
  2. mesleğinde uzun yıllara dayanan deneyimi bulunan bir gazeteci
  3. mesleğe yeni başlamış bir gazeteci
Cevabı göster

mesleğinde uzun yıllara dayanan deneyimi bulunan bir gazeteci

I have tremendous compassion for them Kalıp ifadeler

1:54

Onlara karşı muazzam bir şefkat (compassion) duyuyorum

because what a mess we have left the world in, Dilbilgisi

1:56

çünkü dünyayı ne kadar berbat bir duruma (what a mess) soktuk,

Kalıp ifadeler

tremendous compassion for: birine yönelik çok güçlü bir şefkat ve merhamet

have tremendous compassion for them ifadesinde compassion, başka birinin acısına karşı duyulan derin ve şefkatli bir yaklaşımı anlatır; tremendous ise bu duygunun çok güçlü olduğunu gösterir. Kalıp have compassion for + kişi veya grup şeklindedir. for, duygunun kime yöneldiğini gösterir; bu nedenle compassion for them doğaldır, compassion to them değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede compassion, feel sonrasında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After hearing about their loss, Maya felt deep compassion for the family.
  2. After hearing about their loss, Maya felt deep compassion to the family.
  3. After hearing about their loss, Maya felt deep compassion at the family.
Cevabı göster

After hearing about their loss, Maya felt deep compassion for the family.

Dilbilgisi

what a mess: What a + tekil isim ünlemi

what a mess ifadesinde what bir soru değil, ünlem başlatır. Konuşan kişi durumun çok düzensiz veya kötü yönetilmiş olduğuna dair güçlü bir değerlendirme yapar. Kalıp What a + (sıfat) + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Ardından What a mess we have left the world in! örneğindeki gibi özne ve fiil gelebilir.

Alıştırma

Bir ünlem oluşturmak için boşluğu What ile başlayan tam iki kelimeyle doldurun: ____ mess the puppy has made in the kitchen!

Cevabı göster

What a

Dilbilgisi

leave the world in ...: leave + nesne + in + sonuç durumu

Bu düşüncenin daha olağan söz dizimi We have left the world in a mess şeklindedir. leave + nesne + in + durum yapısı, bir eylemin nesneyi sonuç olarak o durumda bırakmasını veya o durumda kalmasına yol açmasını ifade eder. Burada konuşan kişi, dünyayı düzensizlik içinde bırakmaktan sorumlu gruba kendisini de dahil eder. Ünlem what a mess ile başladığı için a mess, we have left the world in ifadesinden önce gelir. Bu nedenle in sonda kalır: the world ile sonuç durumunu hâlâ birbirine bağlar; yalnızca bir yeri belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimi ve sonuç durumunu getiren edatla tamamlayın: The argument ____ everyone ____ an awkward position.

Cevabı göster

left · in

our generation and the generation before.

1:59

bizim neslimiz ve bizden önceki nesil.

But of course, you know, the science is so advanced now.

2:02

Ancak elbette biliyorsunuz, bilim artık çok gelişti.

Very much in the past,

2:05

Geçmişte çoğu zaman,

the science would say, yes, we think perhaps...

2:07

bilim, evet, belki öyle düşünüyoruz derdi...

we perhaps have this models...

2:10

belki bu modellere sahibiz...

so now we have the exact science.

2:11

ama artık kesin bilime sahibiz.

So it is an absolutely different ball game. Deyimler

2:13

Yani bu tamamen farklı bir durum (different ball game).

Deyimler

an absolutely different ball game: tamamen farklı bir durum

A different ball game, karşılaştırıldığı durumdan önemli ölçüde farklı olan bir durumu anlatan bir deyimdir. Genellikle koşullar, ölçek, zorluk veya gerekli yaklaşım değiştiğinde kullanılır. Deyimin sabit kısmı a different ball game ifadesidir. Absolutely, different sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla konuşan kişi bunun yalnızca küçük bir farklılık olmadığını anlatır. Spor imgesi mecazidir; gerçek bir oyundan söz edilmez.

Alıştırma

Managing a national chain is a different ball game from running one small shop cümlesinde a different ball game ne anlama gelir?

  1. Koşulları veya gereklilikleri önemli ölçüde farklı olan bir durumdur.
  2. Yalnızca küçük ve önemsiz bir değişikliktir.
  3. Gerçek bir spor karşılaşmasıdır.
Cevabı göster

Koşulları veya gereklilikleri önemli ölçüde farklı olan bir durumdur.

We actually know what to do now.

2:16

Artık tam olarak ne yapmamız gerektiğini biliyoruz.

It is about getting on with it, Öbek fiiller

2:18

Mesele bunu hayata geçirmekte,

Öbek fiiller

getting on with it: işe başlamak veya işi sürdürmek

Getting on with it, bağlamdan zaten belli olan işe başlamak ya da o işi sürdürmek demektir. Buradaki it, ele alınması gereken mevcut işi gösterir; ifade, dikkati tartışma veya gecikmeden eyleme çevirir. Aynı ifade, It is about getting on with it. örneğindeki gibi emir vermeden eyleme odaklanmayı anlatabilir. Get on with it. gibi bir emir cümlesinde ise birini harekete geçmesi için sıkıştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi 'bilinen işe başlamak veya devam etmek' anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: We have agreed on the plan, so let's ____.

Cevabı göster

get on with it

and the young people are the furthest ahead in this. Kelime

2:20

ve gençler bu konuda en önde yer alıyor.

Kelime

the furthest ahead: en büyük farkla önde olmak

The furthest ahead ifadesinde ahead, önde bulunma konumunu daha fazla ilerleme, hazırlık veya gelişmişlik için bir benzetme olarak kullanır. Far sözcüğünün üstünlük derecesi olan furthest, karşılaştırılan grup içinde en büyük farkla önde olmayı belirtir. Bu cümlede karşılaştırma fiziksel konumla değil, in this ifadesinin gösterdiği konuyla ilgilidir: gençler diğer gruplardan daha ileride gösterilir.

Alıştırma

Cümleyi furthest ve ahead kullanılarak oluşturulan hedef üstünlük ifadesiyle tamamlayın: Of all the teams, ours is ____ with the project.

Cevabı göster

the furthest ahead

They can see the future as theirs Dilbilgisi

2:23

Geleceği kendi gelecekleri olarak görebiliyorlar

and they're impassioned to do something about it. Kelime

2:26

ve bu konuda bir şeyler yapmak için tutkuyla dolular (impassioned).

Dilbilgisi

see the future as theirs: see A as B kalıbı

see A as B kalıbında see, yalnızca “gözle görmek” değil, “A’yı B olarak değerlendirmek” veya “öyle görmek” anlamına gelir. A değerlendirilen kişi ya da şeydir; B ise ona atfedilen kimlik, rol veya niteliktir. Burada A the future, B ise theirs sözcüğüdür. Theirs, their future anlamına gelen bir iyelik zamiridir; dolayısıyla ifade, geleceği onlara ait ve onları doğrudan ilgilendiren bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi see A as B kalıbıyla tamamlayın: Many residents ____ the community garden ____ the heart of the neighborhood.

Cevabı göster

see · as

Kelime

impassioned to do something about it: eyleme yönelten güçlü duygu

Impassioned, güçlü duygu, coşku veya inançla dolu olmayı ya da bunları göstermeyi anlatır. Bu cümlede they're impassioned, kişileri duygusal olarak harekete geçmiş gösterir; to do something about it ise bu enerjinin hangi eyleme yöneldiğini belirtir. Do something about it, az önce sözü edilen durumla ilgilenmek ya da onu iyileştirmek için harekete geçmek demektir. Bu ifade tek başına öfkeli oldukları anlamına gelmez; ana fikir, yoğun duygunun eylem için motivasyon sağlamasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede impassioned to do something about it ne anlama geliyor?

  1. Öfkeliler ve harekete geçmemeye karar verdiler.
  2. Konuyu yalnızca biraz merak ediyorlar.
  3. Güçlü bir coşku hissediyor ve harekete geçmek istiyorlar.
Cevabı göster

Güçlü bir coşku hissediyor ve harekete geçmek istiyorlar.

Judy feels compassion,

2:30

Judy 'şefkat' (compassion) hissediyor,

a strong feeling of sympathy for young people

2:31

gençler için güçlü bir sempati duygusu

and the wish for them not to suffer.

2:34

ve onların acı çekmemesi dileği.

She blames older generations

2:36

Daha yaşlı nesilleri suçluyor

and uses the phrase what a mess

2:38

ve gezegenin kötü durumda olduğunu vurgulamak için

to emphasise that the planet is in bad shape.

2:41

'ne büyük karmaşa' (what a mess) ifadesini kullanıyor.

You can use the phrase what a something

2:44

Konuştuğunuz şeyi pekiştirmek için

to intensify the thing you're talking about.

2:46

'ne ... ama' (what a something) ifadesini kullanabilirsiniz.

For example,

2:49

Örneğin,

if someone gives you a birthday present,

2:50

birisi size bir doğum günü hediyesi verirse,

you might say, what a nice surprise.

2:52

ne güzel bir sürpriz (what a nice surprise) diyebilirsiniz.

But Judy is optimistic.

2:54

Fakat Judy iyimser.

The science on climate change is much more accurate than it used to be.

2:56

İklim değişikliği ile ilgili bilim eskisine göre çok daha doğru.

For example,

3:00

Örneğin,

we know that moving away from fossil fuels would be a big help. Öbek fiiller

3:01

fosil yakıtlardan uzaklaşmanın büyük bir yardım olacağını biliyoruz.

Öbek fiiller

moving away from fossil fuels: bağımlılığı aşamalı olarak azaltmak

Bu cümlede moving away from fossil fuels, kömür, petrol ve doğal gaz gibi yakıtlara bağımlılığı aşamalı olarak azaltıp başka enerji kaynaklarına yönelmek anlamına gelir. Bir yerden fiziksel olarak uzaklaşmayı değil, uygulama veya bağımlılık ilişkisindeki değişimi anlatır. move away from + isim kalıbı eski bir politika, alışkanlık, teknoloji veya iş modelinden aşamalı geçişi anlatabilir. Buradaki -ing biçimi bu geçişi yardımcı olacak şey olarak sunar.

Alıştırma

move away from ifadesini şimdiki zamanın devam eden biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: The school is gradually ____ printed worksheets and using more digital materials.

Cevabı göster

moving away from

Science has changed the ball game,

3:05

Bilim 'oyun alanını' (ball game) değiştirdi,

the set of circumstances that controls how a situation occurs.

3:08

yani bir durumun nasıl gerçekleştiğini kontrol eden şartlar bütününü.

Knowing exactly how to stop climate change has impassioned young people. Dilbilgisi

3:12

İklim değişikliğini nasıl durduracaklarını tam olarak bilmek gençleri 'tutkulu' (impassioned) hale getirdi.

Dilbilgisi

Knowing exactly how to stop... özne olarak

Knowing exactly how to stop climate change, isim görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı has impassioned young people yükleminin öznesidir ve bu bilgiye sahip olma durumunu ifade eder. Knowing burada devam eden zamanın bir parçası değildir; önünde be fiilinin hiçbir biçimi yoktur. Yeniden kullanılabilen kalıp Knowing how to + fiilin yalın hâli + tekil fiildir; Knowing how to listen helps buna örnektir. -ing öbeğinin tamamını tek bir fikir olarak değerlendirin; bu nedenle genellikle tekil fiil kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan öbek hangisidir? ____ helps people act safely in an emergency.

  1. Knowing how to respond calmly
  2. Know how to respond calmly
  3. Is knowing how to respond calmly
Cevabı göster

Knowing how to respond calmly

They feel strongly motivated to take action,

3:16

Harekete geçmek için güçlü bir motivasyon hissediyorlar,

and as it turns out, Anlatım akışı

3:19

ve ortaya çıktığı üzere,

taking action may be one of the most powerful antidotes to eco-anxiety. Deyimler

3:21

harekete geçmek eko-anksiyeteye karşı en güçlü panzehirlerden biri olabilir.

Anlatım akışı

As it turns out: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği tanıtmak

As it turns out, sonraki cümlenin daha sonra ortaya çıkan bir gerçeği veya sonucu verdiğini gösteren bir söylem bağlayıcısıdır. Dinleyiciyi, önceki bir varsayımı düzelten ya da hafif bir şaşkınlık yaratan bilgiye hazırlar. Burada turn out fiziksel olarak dönmek değil, “sonuçta öyle olduğu anlaşılmak” veya “ortaya çıkmak” anlamına gelir. İfadenin tamamı cümle başında kullanıldığında, yeni ortaya çıkan bilgiden önce genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi, daha sonra öğrenilen bir gerçeği tanıtan bu dersteki üç kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: ____, the café had been open all day.

Cevabı göster

As it turns out

Deyimler

The most powerful antidotes to eco-anxiety: rahatlama anlatan bir panzehir benzetmesi

Antidote sözcüğü gerçek anlamıyla bir zehrin etkisini gideren maddedir. Burada one of the most powerful antidotes to eco-anxiety ifadesi, harekete geçmeyi çevre sorunlarıyla ilgili kaygıyı azaltmanın veya gidermenin en etkili yollarından biri olarak gösteren bir benzetmedir; gerçek bir ilaçtan söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı, an antidote to + zararlı durumu veya etkiyi adlandıran isim ya da isim öbeğidir. Cümlede one of the most... kullanıldığı için isim çoğul olmalıdır: antidotes.

Alıştırma

Hangi cümle an antidote to yapısını, bir sorunu gidermeye yardımcı olan bir şeyi anlatmak için mecaz olarak kullanır?

  1. The afternoon slump began after a short walk.
  2. A short walk can be an antidote to an afternoon slump.
  3. The doctor kept the antidote in a locked cabinet.
Cevabı göster

A short walk can be an antidote to an afternoon slump.

Actually doing something to combat climate change reduces feelings of helplessness. Kelime

3:26

İklim değişikliğiyle mücadele etmek için gerçekten bir şeyler yapmak çaresizlik duygularını azaltır.

Kelime

combat climate change: büyük bir sorunla mücadeleyi anlatan resmî fiil

combat climate change ifadesinde combat, ciddi bir tehdide veya zararlı bir soruna karşı güçlü biçimde harekete geçmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Burada kelimenin gerçek anlamıyla askerî çatışmayı ifade etmez. Bu fiil resmî ve güçlü bir tona sahiptir; haberlerde, politikalarda, araştırmalarda ve kamusal tartışmalarda yaygındır. Yapı combat + isim şeklindedir: combat climate change. Combat sonrasında against kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede combat doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. We need to combat this five-minute delay.
  2. The new programme aims to combat against online fraud.
  3. The new programme aims to combat online fraud.
Cevabı göster

The new programme aims to combat online fraud.

Here's Judy Ling Wong again speaking with BBC Radio 4's Woman's Hour.

3:31

İşte yine BBC Radio 4'ün Woman's Hour programında konuşan Judy Ling Wong.

You know,

3:37

Biliyorsunuz,

when the Institute of Psychiatry published its special issue on climate anxiety, Kelime

3:37

Psikiyatri Enstitüsü iklim anksiyetesi üzerine özel sayısını yayımladığında,

Kelime

publish a special issue on + konu: tematik bir özel sayı yayımlamak

Yayıncılık bağlamında a special issue, bir derginin veya benzer bir süreli yayının seçilmiş tek bir konu etrafında düzenlenen ve genellikle birbiriyle ilgili birkaç yazıyı bir araya getiren özel sayısıdır. Burada published its special issue on climate anxiety, iklim kaygısı hakkında tematik bir sayı yayımlamak anlamına gelir. publish a special issue on + konu yapısında on, sayının konusunu tanıtır. Buradaki issue, süreli bir yayının sayısı veya baskısıdır; sorun anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu yayıncılık bağlamında 'a special issue on climate anxiety' ne anlama gelir?

  1. seçilmiş tek bir konu hakkında birkaç yazı içeren bir sayı
  2. enstitünün çözmesi gereken ciddi bir sorun
  3. bir araştırmacıya gönderilen özel bir mesaj
Cevabı göster

seçilmiş tek bir konu hakkında birkaç yazı içeren bir sayı

one of the papers pointed out is that if you can do something about it, Öbek fiiller

3:42

makalelerden birinin işaret ettiği şey şuydu: eğer bu konuda bir şeyler yapabilirseniz,

Öbek fiiller

pointed out: bir gerçeğe dikkat çekmek

Pointed out, point out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir makalenin önemli bir bulguya veya fikre dikkat çektiğini bildirir; out, öbek fiilin bir parçasıdır ve yön belirtmez. point out + isim öbeği veya point out that + tam cümlecik yapısı kullanılabilir: The paper pointed out a flaw; The paper pointed out that the method was limited.

Alıştırma

Cümleyi point out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety review ____ that two exits were blocked.

Cevabı göster

pointed out

Öbek fiiller

can do something about it: bir sorunla ilgili harekete geçebilmek

Can do something about it, “bir sorun veya durumla ilgili harekete geçebilmek” anlamına gelir. Buradaki eylemin rastgele bir etkinlik olması değil, sorunu ele alması, yönetmesi veya iyileştirmesi beklenir. it daha önce bilinen soruna gönderme yapar; about it ise bu sorunu eylemin hedefi olarak gösterir. can, eylemin mümkün olduğu veya birinin bunu yapabilecek güce sahip olduğu anlamını ekler.

Alıştırma

Yanıtı can do something about it ile tamamlayın: A: The classroom gets too hot in the afternoon. B: Tell the office; they ____.

Cevabı göster

can do something about it

if you feel part of the movement to change things or to stabilise things, Kalıp ifadeler

3:46

eğer kendinizi bir şeyleri değiştirmeye veya istikrara kavuşturmaya yönelik hareketin bir parçası hissederseniz,

Kalıp ifadeler

feel part of the movement: ortak bir davanın parçası olduğunu hissetmek

Feel part of the movement, ortak bir hedefe yönelik kolektif bir çabaya ait olduğunuzu ve bu çabanın içinde yer aldığınızı hissetmek demektir. Feel part of kişisel bir bağlılık duygusunu ifade eder; resmî üyelik gerektirmez. Buradaki movement, değişim veya başka bir ortak amaç için yürütülen örgütlü ya da geniş kapsamlı toplumsal çabayı ifade eder; fiziksel hareket anlamına gelmez. Bu ifade, hem çabaya katılan insanlarla hem de çabanın amacıyla özdeşleşmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Bir toplum kampanyası konuşulurken “She feels part of the movement” en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir makinenin fiziksel hareketini hissedebiliyor.
  2. İnsanların başka bir binaya taşınmasını izliyor.
  3. Aynı hedef için çalışan daha geniş bir grupla bağlantılı hissediyor.
Cevabı göster

Aynı hedef için çalışan daha geniş bir grupla bağlantılı hissediyor.

you feel much better.

3:50

çok daha iyi hissediyorsunuz.

And also,

3:51

Ve ayrıca,

you know, at the moment the government is trying to reach net zero by 2050 Kültür

3:52

biliyorsunuz, şu anda hükümet 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmaya çalışıyor

Kültür

reach net zero by 2050: iklim hedefi ve son tarih

Net zero, sera gazı salımları ile atmosferden uzaklaştırılan sera gazlarının genel olarak dengelendiği bir iklim politikası hedefidir. Genellikle önce salımların mümkün olduğunca azaltılması beklenir. Bu ifade, her kaynağın hiç salım yapmadığı anlamına gelmez. Reach net zero by 2050, bu dengeye en geç 2050 yılına kadar ulaşmak demektir. By bir son tarih belirler; dolayısıyla hedef daha erken de gerçekleştirilebilir. Sürecin 2050’de başlayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The country aims to reach net zero by 2050” cümlesini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Ülke salım azaltımlarını 2050’den sonra değerlendirmeye başlayacak.
  2. Ülke, salımları azaltmayı ve kalan salımları atmosferden uzaklaştırılan gazlarla en geç 2050 yılına kadar dengelemeyi hedefliyor.
  3. Ülke yalnızca 2050 yılı boyunca tüm sera gazı salımlarını tamamen durdurmayı planlıyor.
Cevabı göster

Ülke, salımları azaltmayı ve kalan salımları atmosferden uzaklaştırılan gazlarla en geç 2050 yılına kadar dengelemeyi hedefliyor.

and all that and they committed to creating 2 million new green jobs. Notlar

3:58

ve tüm bunlar için 2 milyon yeni yeşil istihdam yaratma taahhüdünde bulundular.

Kalıp ifadeler

committed to creating...: commit to + -ing yapısı

committed to creating... ifadesindeki commit to, bir şeyi yapacağına kesin bir şekilde söz vermek veya bunu yapma konusunda net bir yükümlülük üstlenmek anlamına gelir. Genellikle yalnızca bir plana sahip olmaktan daha güçlü ve kesin bir tutum ifade eder. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki creating gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp commit to + isim veya -ing biçimidir: commit to the plan; commit to reducing waste.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The company committed to ____ its plastic waste. (reduce)

Cevabı göster

reducing

Kelime

new green jobs: çevresel hedefleri destekleyen yeni işler

Green jobs, çevreyi korumaya, kaynakları daha sürdürülebilir biçimde kullanmaya veya düşük karbonlu ekonomiye geçişi desteklemeye yardımcı olan işlerdir. new green jobs ifadesinde new, jobs sözcüğünü niteler; green ise işlerin çevresel yönünü anlatır. Burada green gerçek bir rengi ifade etmez. Kapsama giren işler politikaya veya kuruma göre değişebilir; temel fikir, yapılan işin çevresel hedeflere anlamlı bir katkı sağlamasıdır.

Alıştırma

İklim ve istihdam tartışmalarında green jobs genellikle ne anlama gelir?

  1. yalnızca ilkbaharda bulunan işler
  2. çalışanların yeşil üniforma giymesini gerektiren işler
  3. çevrenin korunmasını veya düşük karbonlu bir ekonomiyi destekleyen işler
Cevabı göster

çevrenin korunmasını veya düşük karbonlu bir ekonomiyi destekleyen işler

Now,

4:03

Şimdi,

if young people and activists think about this,

4:03

eğer gençler ve aktivistler bunu düşünürlerse,

if you have a green job,

4:07

eğer yeşil bir işiniz varsa,

you're actually dedicating your entire working life to building a green sustainable future. Notlar

4:09

aslında tüm 'çalışma hayatınızı' (working life) yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye adıyorsunuz demektir.

Kalıp ifadeler

dedicate your entire working life to building...: tüm çalışma hayatını inşa etmeye adamak

dedicate A to B kalıbı; zaman, enerji veya kariyer gibi A unsurunu bir amaca adamak anlamına gelir. Burada A, your entire working life; amaç ise building a green sustainable future ifadesidir. Böylece iş, bütün bir kariyer boyunca süren ciddi bir bağlılık olarak sunulur. dedicate A to doing something yapısındaki to, mastarın bir parçası değil, bir edattır. Bu nedenle ardından fiil gelirse to building biçiminde -ing alır; to build kullanılmaz. Entire, çalışma hayatının tamamını kapsadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She dedicated her career to ____ endangered animals.

Cevabı göster

protecting

Kelime

working life: çalışma hayatında geçirilen yaşam dönemi

Working life, bir kişinin istihdamda veya mesleki faaliyette bulunduğu yaşam dönemini ifade eder ve genellikle çalışma hayatına girişten emekliliğe kadar düşünülür. your entire working life ifadesindeki entire, bu dönemin tamamının kastedildiğini gösterir. Bu ifade, yaşamın uzun bir evresini adlandırır; kişinin işteki günlük deneyiminin kalitesini veya yalnızca bir iş günündeki çalışma saatlerini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede working life ne anlama gelir? Many people change careers several times during their working life.

  1. bir kişinin çalışarak geçirdiği yaşam dönemi
  2. bir makinenin yararlı çalışma ömrü
  3. bir iş yerindeki günlük yaşamın kalitesi
Cevabı göster

bir kişinin çalışarak geçirdiği yaşam dönemi

And that has a huge effect on your psychology. Kalıp ifadeler

4:14

Ve bunun psikolojiniz üzerinde muazzam bir etkisi vardır.

Kalıp ifadeler

have a huge effect on: üzerinde çok büyük etkisi olmak

have a huge effect on ifadesi, bir şeyde çok büyük bir değişime yol açmak veya onu güçlü biçimde etkilemek anlamına gelir. Yapı have + a/an + sıfat + effect + on + etkilenen kişi ya da şey biçimindedir. Burada has, that öznesine uyar; huge etkinin gücünü gösterir ve your psychology etkilenen unsurdur. Bu yapıda effect bir isimdir. Bu cümlede your psychology, akademik bir alanı değil, zihinsel durumunu ve düşünme biçimlerini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak tamamlayın: A supportive teacher can ____ a teenager's confidence.

Cevabı göster

have a huge effect on

Judy urges young people to join a movement,

4:19

Judy gençleri bir 'harekete' (movement) katılmaya teşvik ediyor,

a group of people who share the same beliefs and ideas.

4:22

aynı inançları ve fikirleri paylaşan bir grup insana.

Being part of the solution, Deyimler

4:26

Sorunun değil,

not the problem,

4:28

çözümün bir parçası olmak,

Deyimler

Being part of the solution, not the problem: sorunun değil, çözümün parçası olmak

Being part of the solution, not the problem, yapıcı bir rol üstlenmek anlamına gelir: seçimlerin sorunu yaratmak, sürdürmek veya kötüleştirmek yerine durumu iyileştirmeye yardımcı olur. Bu ifade, bir kişinin kelimenin gerçek anlamıyla çözüm olduğunu değil, bir duruş ve sorumluluk seçtiğini anlatır. being kullanılması, be part of the solution yapısını bir -ing yan cümlesine dönüştürür; böylece bu rol veya davranış biçimi bir fikir olarak ele alınabilir. Karşıtlıkta, the problem öncesinde part of ifadesi tekrar anlaşılır: part of the solution, not part of the problem.

Alıştırma

Yapıcı davranışı teşvik etmek için kullanılan karşıtlığı tam olarak tamamlayın: Let's be part of ____, not ____.

Cevabı göster

the solution · the problem

helps reduce anxiety.

4:29

anksiyeteyi azaltmaya yardımcı olur.

And with new green jobs,

4:31

Ve yeni yeşil işlerle,

young people can protect the environment their entire working life,

4:32

gençler çevreyi tüm 'çalışma hayatları' (working life) boyunca koruyabilirler,

the period of life spent in employment between leaving school and retirement.

4:36

yani okuldan ayrılma ile emeklilik arasında istihdamda geçirilen yaşam süresince.

And Judy's hopefulness is shared.

4:41

Ve Judy'nin umudu paylaşılıyor.

Recent polls showed that the majority of people are worried about climate change

4:43

Son anketler, insanların çoğunluğunun iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu

and are prepared to make changes. Kalıp ifadeler

4:48

ve değişiklik yapmaya hazır olduğunu gösterdi.

Kalıp ifadeler

are prepared to make changes: harekete geçmeye hazır veya istekli olmak

Be prepared to do something, bir şeyi yapmaya hazır veya istekli olmak demektir. Buradaki are prepared to make changes, insanların harekete geçmeye hazır olduğunu anlatır; değişikliğin çoktan gerçekleştiğini söylemez. Yapı be + prepared + to-infinitive biçimindedir. Bağlama göre prepared, istekliliği, uygulamadaki hazırlığı ya da her ikisini vurgulayabilir.

Alıştırma

Bir anket, bölge sakinlerinin alışkanlıklarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak başladıklarını söylemiyor. Sonucu en iyi hangi cümle aktarır?

  1. Most residents are preparing to change their daily habits.
  2. Most residents have changed their daily habits.
  3. Most residents are prepared to change their daily habits.
Cevabı göster

Most residents are prepared to change their daily habits.

Finally, some good news.

4:50

Sonunda bazı iyi haberler.

And speaking of good news, Anlatım akışı

4:52

Ve iyi haberlerden bahsetmişken,

what was the answer to your question, Neil?

4:53

sorunuzun cevabı neydi, Neil?

Anlatım akışı

speaking of good news: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of + isim öbeği, mevcut konuşmayı bağlantılı bir konuya taşıyan bir söylem işaretleyicisidir. Bu cümlede speaking of good news, iyi haber düşüncesini cevabı sormak için bir köprü olarak kullanır. Bir konuşma yapmak anlamına gelmez. Genellikle yan cümlenin başında yer alır; ardından virgül ve bağlantılı soru ya da yorum gelir.

Alıştırma

Cümleyi speaking of ile tamamlayın: ____ travel, have you booked your ticket?

Cevabı göster

Speaking of

I asked which extinct animal has recently been spotted in Australia.

4:55

Yakın zamanda Avustralya'da hangi nesli tükenmiş hayvanın görüldüğünü sormuştum.

You guessed it was a shark,

5:00

Sen bir köpekbalığı olduğunu tahmin ettin,

which was the wrong answer.

5:02

ki bu yanlış cevaptı.

Actually,

5:04

Aslında,

it was a lizard,

5:04

o bir kertenkeleydi,

the earless grassland dragon,

5:06

kulaksız otlak ejderhası,

a native to East Australia that was last seen in the wild in 1969. Notlar

5:08

en son 1969'da vahşi doğada görülen Doğu Avustralya'ya özgü bir canlı.

Kelime

a native to East Australia: bir türün doğal kökenini belirtmek

Bu cümlede a native to East Australia, doğal kökeni ve doğal yayılış alanı Avustralya'nın doğusu olan bir hayvanı ifade eder. Bu söz öbeği, the earless grassland dragon hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir eşleme görevindedir. Bir türü tekrar kullanılabilir bir yapıyla tanımlamak için standart kalıp, The lizard is native to eastern Australia. örneğindeki gibi be native to + yer şeklindedir. Native to doğal kökeni anlatır; türün şu anda tesadüfen o yerde yaşadığını söylemekle sınırlı değildir.

Alıştırma

“This frog is native to the island” cümlesi özellikle neyi belirtir?

  1. Ada, kurbağanın doğal köken bölgesinin bir parçasıdır.
  2. Kurbağa yakın zamanda adaya getirilmiştir.
  3. Kurbağa adada görülmüştür, ancak kökeni bilinmemektedir.
Cevabı göster

Ada, kurbağanın doğal köken bölgesinin bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

last seen in the wild in 1969: doğrulanmış en son doğal ortam gözlemi

Last seen in the wild in 1969, hayvanın doğal yaşam alanında doğrulanmış en son gözleminin 1969'da yapıldığı anlamına gelir. Seen, was last seen edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle odak gözlemci değil, hayvan ve gözlem kaydıdır. In the wild, hayvanat bahçesi veya üretme merkezi gibi tutsaklık ortamlarıyla karşıtlık kurar. İfade bilinen son gözlemi bildirir; tek başına türün 1969'da yok olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“The bird was last seen in the wild in 2004” cümlesinden güvenle hangi sonuca varılabilir?

  1. 2004, kuşun doğal yaşam alanındaki doğrulanmış en son gözlem yılıdır.
  2. Kuşun 2004'ten beri kesinlikle yalnızca hayvanat bahçelerinde hayatta kaldığı bilinmektedir.
  3. Kuşun neslinin tükendiği 2004 yılında resmen ilan edilmiştir.
Cevabı göster

2004, kuşun doğal yaşam alanındaki doğrulanmış en son gözlem yılıdır.

Okay,

5:13

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this program on eco-anxiety, Anlatım akışı

5:14

eko-anksiyete ile ilgili bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Let's recap: kısa bir tekrarı başlatmak

Let's recap, dinleyicileri az önce ele alınan önemli bilgileri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Bu cümlede ana konudan program sonundaki kelime tekrarına geçildiğini gösterir. Kalıp let's recap + isim öbeğidir. Recap, temel noktaları kısa bir tekrar içinde toplamak anlamına gelir; bütün dersi baştan sona yeniden anlatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa bir tekrarı başlatan geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Before we finish, ____ the three decisions we made today.

Cevabı göster

let's recap

starting with compassion,

5:18

şefkat (compassion) ile başlayalım,

a strong feeling of sympathy and the wish for people not to suffer.

5:20

güçlü bir sempati duygusu ve insanların acı çekmemesi dileği.

The phrase what a something is used to intensify the thing you're talking about.

5:25

'Ne ... ama' (what a something) ifadesi bahsettiğiniz şeyi pekiştirmek için kullanılır.

For example,

5:31

Örneğin,

what a mess,

5:32

ne büyük karmaşa (what a mess),

or what a nice surprise.

5:33

veya ne güzel bir sürpriz (what a nice surprise).

The ball game refers to the set of circumstances that controls how a situation happens.

5:35

Durum (ball game), bir durumun nasıl gerçekleştiğini kontrol eden şartlar bütününü ifade eder.

If you're impassioned,

5:41

Eğer 'tutkulu' (impassioned) iseniz,

you're emotionally motivated to do something.

5:42

bir şeyler yapmak için duygusal olarak motive olmuşsunuzdur.

A movement is a group of people with the same beliefs,

5:45

Hareket (movement), aynı inançlara,

ideas, and aims.

5:48

fikirlere ve amaçlara sahip bir grup insandır.

And finally,

5:49

Ve son olarak,

your working life is the period of life spent in employment

5:50

çalışma hayatınız (working life), okuldan ayrılma ile emeklilik arasında

between leaving school and retirement.

5:54

istihdamda geçen yaşam süresidir.

Once again,

5:56

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

5:57

6 dakikamız doldu.

Deyimler

minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi

our 6 minutes are up ifadesi, programa ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Buradaki up, “yukarıda” değil, sürenin bittiği veya tükendiği anlamındadır. Kalıp süre + be up şeklindedir. Minutes çoğul olduğu için are kullanılır; özne time olduğunda Time is up denir. Bu ifade genellikle mevcut etkinliğin artık durması veya kapanması gerektiğini de belirtir.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us again next time here on 6 Minute English.

5:58

Bir dahaki sefere burada, 6 Minute English'te bize tekrar katılın.

Goodbye for now.

6:02

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:03

Görüşürüz.

6 Minute English from the BBC.

6:04

BBC'den 6 Minute English.