Peppa Pig'in Dedektif Kulübü 🐷🕵️♀️ Yepyeni | Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve arkadaşlarının kulüp evindeki dedektiflik oyunu, Baba Pig arabanın anahtarını bulamayınca gerçek bir soruşturmaya dönüşür. Birkaç çözüm denemesi polisi olay yerine getirir; ancak gizem sonunda yalnızca bir cebi kontrol ederek çözülür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I wonder if your detective club can help me find my key. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: I wonder if kalıbının doğrudan bir yardım talebini daha nazik ve daha az baskıcı bir soruya nasıl dönüştürdüğünü anlamayı ve bir sorunun çözümünde birinden kibarca destek isterken bu kalıbı kullanmayı sağlar. 2. If only we had something to do. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: If only sonrasında geçmiş zaman biçiminin sıradan bir koşulu değil, mevcut gerçeğe aykırı bir dileği anlattığını ayırt etmeyi; özlem ya da hafif bir hayal kırıklığını bu yapıyla aktarmayı sağlar. 3. We'll take it from here. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin bir şeyi fiziksel olarak almak yerine sonraki aşamanın sorumluluğunu üstlenmek anlamına geldiğini kavramayı ve bir görevi, hizmet vakasını ya da acil durumu devralırken doğal biçimde kullanmayı sağlar.
Bu derste
Peppa and her friends are playing in their clubhouse.
0:03Peppa ve arkadaşları kulüp evlerinde oynuyorlar.
Let's play detectives: birlikte rol yapma oyunu önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanın ve diğer kişilerin birlikte yapacağı bir eylemi önermenin doğal bir yoludur. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; burada play fiili yalın hâldedir. play detectives ifadesinde play yalnızca “oynamak” ya da “eğlenmek” değil, “rolüne girmek” anlamındadır. Detectives oyundaki rolleri adlandırır; dolayısıyla cümle herkesi dedektif rolü yapmaya çağırır, gerçekten mesleklerinin dedektif olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Korsan rolü yapmak” anlamındaki tam ifadeyle öneriyi tamamlayın: Let's ____ and look for treasure.
Cevabı göster
play pirates
This is our detective club and we will solve mysteries. Kalıp ifadeler
0:09Burası bizim dedektif kulübümüz ve gizemleri çözeceğiz.
solve mysteries: ipuçlarından gerçeği ortaya çıkarmak
Burada solve mysteries, şaşırtıcı olayların arkasındaki gerçeği ipuçları ve akıl yürütme kullanarak ortaya çıkarmak demektir. Solve yalnızca matematikle sınırlı değildir; bir problemin, bulmacanın ya da açıklanamayan bir durumun cevabını bulmak anlamına da gelebilir. Bu eşdizimde mysteries, açıklanması gereken soruları veya olayları ifade eder. Dedektiflik bağlamında solve a mystery, bir vakada ne olduğunu öğrenmek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
“Şaşırtıcı olayların arkasındaki gerçeği bulmak” anlamındaki vurgulanan eşdizimi kullanın: The team follows every clue to ____.
Cevabı göster
solve mysteries
have to find: gereklilik ifade etmek
have to find ifadesinde have to + fiilin yalın hâli gereklilik bildirir: bir şeyi bulmak görevin gereğidir. Find, to’dan sonra yalın hâlde kalır. have to yapısını kiplik işlevi taşıyan tek bir kalıp olarak düşünün. Burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + have/has to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Hedef yapıyı ve lock fiilini kullanarak tamamlayın: Before we leave, we ____ the door.
Cevabı göster
have to lock
Hello, we are important detectives and we need a mystery.
0:21Alo, biz önemli dedektifleriz ve bir gizeme ihtiyacımız var.
They said go outside: konuşmada bir emri doğrudan aktarmak
Burada go outside, tekrarlanan emirdir. Cümle doğrudan anlatım olarak anlaşılır: They said, “Go outside.” Konuşan kişi talimatı aynen tekrar eder; tam bir dolaylı anlatım cümlesi kurmaz. Özenli yazıda alıntı, noktalama işaretleriyle belirtilir. Standart dolaylı anlatım They told us to go outside şeklindedir; told sözcüğünden sonra emrin yöneltildiği kişi, ardından to + fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Hangi cümle “Go outside” emrinin standart dolaylı anlatımıdır?
- They told us go outside.
- They told us to go outside.
- They said us to go outside.
Cevabı göster
They told us to go outside.
We're playing a game: hayalî oyun olduğunu açıklamak
Burada We're playing a game yalnızca yapılan etkinliğin adını söylemez. Suzy'ye gördüğü sıra dışı şeylerin bir hayal oyununun parçası olduğunu ve bu yüzden gerçek olmak zorunda olmadığını anlatır. Birisi hayalî bir durumu gerçek anlamıyla yorumladığında bu tür bir cümle, paylaşılan oyun çerçevesini yeniden kurabilir. Başka bir deyişle, dinleyiciden olanları oyunun kurallarına göre anlamasını ister.
Alıştırma
Bu sahnede We're playing a game ifadesinin temel işlevi nedir?
- Suzy'ye oyunu kazandığını söyler.
- Oyunun az önce bittiğini söyler.
- Tuhaf davranışların hayalî oyunun bir parçası olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Tuhaf davranışların hayalî oyunun bir parçası olduğunu açıklar.
Uh only problem is it's actually time for us to go home. Notlar
0:45Şey, tek sorun şu ki aslında eve gitme vaktimiz geldi.
only problem is: bir engeli dile getirmek
only problem is konuşmayı olumlu ya da kabul edilebilir bir konudan pratik bir engele yöneltir. Konuşmacının önce olumlu havayı kabul edip ardından dinleyiciyi hayal kırıklığına uğratabilecek bir haberi sunmasını sağlar. Daha eksiksiz kalıp The only problem is that + cümlecik şeklindedir. Günlük konuşmada baştaki the ve bağlantı kuran that sözcükleri atılabilir. Burada only, tam olarak tek bir sorun bulunduğuna ilişkin dikkatli bir iddia olmak zorunda değildir; sonraki noktayı ana istisna olarak sunar.
Alıştırma
Bir plana olumlu tepki verdikten sonra pratik bir engeli en iyi hangi cümle sunar?
- The only problem is that the last bus leaves at six.
- For example, the last bus leaves at six.
- The good news is that the last bus leaves at six.
Cevabı göster
The only problem is that the last bus leaves at six.
it's actually time for us to go home: It's time for someone to... kalıbı
It's time for + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, belirtilen kişinin eylemi şimdi ya da çok yakında yapması gerektiğini anlatır. Bu cümlede for us, harekete geçmesi gerekenlerin “biz” olduğunu; to go home ise yapılacak eylemi belirtir. Actually, dinleyenlerin istediği veya beklediği şeyle gerçek durum arasındaki karşıtlığı gösterir. Burada oyun bitmek zorunda olduğu için artık gitme vaktinin geldiği, pek hoş karşılanmayan gerçeğini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi It's time for + kişi + to kalıbıyla tamamlayın: It's ____ leave now.
Cevabı göster
time for us to
You can come back to the clubhouse tomorrow. Öbek fiiller
0:53Yarın kulüp evine tekrar gelebilirsiniz.
come back: ayrıldıktan sonra geri gelmek
Come back, bir kişinin daha önce bulunduğu yere dönmesi veya o yeri daha sonra yeniden ziyaret etmesi anlamına gelen bir öbek fiildir. Back, ayrıldıktan sonra geri dönme anlamını ekler. Bu cümlede tomorrow, dinleyenin ertesi gün kulüp binasına dönebileceğini gösterir.
Alıştırma
“Buraya geri dönmek” anlamındaki hedef iki sözcüklü öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The librarian says, 'We're closing now, but you can ____ tomorrow.'
Cevabı göster
come back
car's locked içindeki 's: iyelik değil, is
The car's locked cümlesinde car's, car is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki 's, is fiilidir; locked ise arabanın şu an kilitli olduğunu ve normal şekilde açılamadığını anlatır. 's işlevini belirlemek için ardından ne geldiğine bakın. Burada locked, durum bildiren be locked yapısını oluşturur. Bu nedenle 's iyelik bildirmez ve cümle “arabanın kilidi” anlamına gelmez.
Alıştırma
The car's locked cümlesinde 's ne anlama gelir?
- is anlamına gelir.
- İyelik bildirir.
- has anlamına gelir.
Cevabı göster
is anlamına gelir.
don't seem to have: yumuşatılmış bir olumsuzluk
Don't seem to have, “görünüşe göre sahip değilim” ya da “galiba bende yok” anlamına gelir. Konuşan kişi, olabilecek en kesin iddiayı kurmak yerine mevcut duruma bakarak bir değerlendirme yapar. I don't have the key ile karşılaştırıldığında seem to, anahtarın daha sonra bulunabilme olasılığını açık bırakır ve mahcup edici bir açıklamayı yumuşatır. Buradaki seem, görsel bir görünüşü değil, kanıtlara dayanan bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Dersteki dört sözcüklü yumuşatma kalıbını kullanın: I ____ the updated schedule.
Cevabı göster
don't seem to have
Until I find my keys: bir kısıtlamanın zaman sınırı
Until, mevcut kısıtlamanın sona erebileceği zaman sınırını belirtir. Bu cümlede we can't go home kısıtlaması anahtarların bulunduğu ana kadar sürer; until, after anlamına gelmez. Until ile başlayan yan cümle geleceğe gönderme yaptığında İngilizcede normalde geniş zaman kullanılır: until I find denir, until I will find denmez. Gelecek anlamı durumun bütününden gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, ödev bitmeden dışarı çıkmanın mümkün olmadığını anlatır?
- After I finish my homework, I can't go outside.
- Until I finish my homework, I can't go outside.
- Until I will finish my homework, I can't go outside.
Cevabı göster
Until I finish my homework, I can't go outside.
Uh I wonder if your detective club can help me find my key. Notlar
1:21Şey, acaba dedektif kulübünüz anahtarımı bulmama yardım edebilir mi?
I wonder if... can...: nazik ve dolaylı bir ricada bulunmak
I wonder if... nazik ve dolaylı bir rica başlatabilir. Bu cümlede konuşan kişi yalnızca kulübün yeteneğini merak etmiyor; kulüpten anahtarı bulmasına yardım etmesini istiyor. Rica, bir olasılık sorusu biçiminde sunulduğunda konuşan kişi daha az buyurgan duyulur ve dinleyene cevap verme alanı bırakır. Yeniden kullanılabilen kalıp I wonder if you can + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Nazik ricayı I wonder if... ve can kullanarak tamamlayın: ____ help me carry this box.
Cevabı göster
I wonder if you can
help me find: help + kişi + fiilin yalın hâli
Help fiilinden sonra yardımı alan kişi ve eylemi belirten fiilin yalın hâli gelebilir: help + kişi + fiilin yalın hâli. help me find ifadesinde me yardımı alan kişiyi, find ise eylemi belirtir. help me to find de denebilir, ancak to kullanılmayan biçim çok doğaldır. Burada -ing biçimini kullanmayın: help me finding bu yapıya uymaz.
Alıştırma
Cümleyi help + us + move fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Could you ____ this table?
Cevabı göster
help us move
must be somewhere around here: güçlü çıkarım bildiren must
Must be, burada ipuçlarına dayanan güçlü bir çıkarımı anlatır: konuşan kişi anahtarın bu civarda olduğundan emindir. Bir kural veya zorunluluk ifade etmez. Somewhere around here, “yakınlarda, yeri tam olarak bilinmeyen bir yerde” anlamına gelir. Tam konum bilinmez, ancak konuşan kişi anahtarın yakında olduğunu düşünür.
Alıştırma
Hangi cümlede must zorunluluk değil, güçlü bir çıkarım ifade eder?
- You must finish your homework before dinner.
- You must wear a seat belt in the car.
- Her bedroom light is on, so she must be awake.
Cevabı göster
Her bedroom light is on, so she must be awake.
If we all crawl around looking on our hands and knees, Notlar
1:37Eğer hepimiz ellerimiz ve dizlerimiz üzerinde emekleyerek ararsak,
on our hands and knees: eller ve dizler yerde
On one's hands and knees, iki elin ve iki dizin yere değdiği duruşu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede our, we öznesiyle uyumludur. Birisi emeklerken, alçalarak bir şey ararken veya yere yakın çalışırken kullanılır. Sözcükleri ayrı ayrı konumlar olarak değil, tek bir duruş olarak anlayın.
Alıştırma
Bu duruşu anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: She looked under the sofa on her ____.
Cevabı göster
hands and knees
If ... might ... ile olası bir sonuç anlatmak
if ile başlayan yan cümle, bir koşulu ya da denenecek eylemi verir: herkesin emekleyerek etrafa bakması. Ana cümledeki we might find it ise olası sonucu belirtir. Burada might geçmiş zamanı değil, sonucun kesin olmadığını gösterir. will kullanılırsa sonuç çok daha beklenir ya da kesin görünür.
Alıştırma
Kayıp eşya bölümüne bakmayı denenebilecek bir eylem, şapkayı bulmayı da belirsiz bir sonuç olarak veren cümleyi seçin.
- If we check the lost-and-found, we will definitely find your hat.
- If we check the lost-and-found, we might find your hat.
- Because we checked the lost-and-found, we found your hat.
Cevabı göster
If we check the lost-and-found, we might find your hat.
We do not crawl around on our hands and knees.
1:45Biz ellerimiz ve dizlerimiz üzerinde emeklemeyiz.
Maybe there's a way to open the car without a key. Dilbilgisi
1:52Belki arabayı anahtarsız açmanın bir yolu vardır.
there's a way to open: açmanın bir yolu olduğunu belirtmek
there's a way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın bir yöntemi olduğunu belirtir. Buradaki way “yol” değil, “yöntem” anlamındadır; to open ise yöntemin hedeflediği eylemi gösterir. Cümlenin başındaki Maybe kesinliği azaltır: konuşan kişi yöntemi bildiğini kesin olarak söylemez, olası bir çözüm önerir. Aynı yapı birçok günlük soruna çözüm düşünürken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir yöntemin var olduğunu anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: There must be ____ fix the broken lamp.
Cevabı göster
a way to
ring the police: Britanya İngilizcesinde “polisi aramak”
Britanya İngilizcesinde ring + kişi veya kurum, o kişiyi ya da kurumu telefonla aramak anlamına gelebilir. Bu nedenle ring the police, polisi telefonla aramak demektir; polisi veya bir çanı çınlatmak anlamına gelmez. Bu ifade polisi aramayı düşünülebilecek seçeneklerden biri olarak sunar. Cümledeki could, öneriyi bir emirden daha dolaylı hâle getirir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bu cümlede ring the police ne anlama gelir?
- make the police ring
- give the police a ring to wear
- call the police
Cevabı göster
call the police
This is the police station: telefonda bir kurumu tanıtmak
Telefonda This is + kişi veya kurum adı, kimin konuştuğunu ya da hangi yerin telefonu açtığını belirtir. Burada This is the police station, “Polis merkezine ulaştınız” anlamına gelir. This, konuşanın önündeki bir binayı göstermez. Telefonun diğer ucundaki kişi veya kurumu tanıtır.
Alıştırma
Bir kütüphane çalışanı telefonu açıyor. Hangi cümle kurumu en doğal biçimde belirtir?
- This library is calling you.
- That library is across the street.
- This is Green Street Library.
Cevabı göster
This is Green Street Library.
Slow day today: az iş veya etkinlik
Slow day today, It's a slow day today. cümlesinin günlük konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. Bir iş yeri veya ticari ortamda a slow day, az müşteri, telefon, vaka ya da görev olan bir günü anlatır. Buradaki slow, etkinlik düzeyinin düşük olduğunu belirtir. Zamanın daha yavaş ilerlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kafe çalışanı “It's a slow day today.” diyor. Ne demek istiyor?
- Bugünün normalden daha fazla saati var.
- Bugün herkes düşük hızda hareket ediyor.
- Bugün çok fazla müşteri veya görev yok.
Cevabı göster
Bugün çok fazla müşteri veya görev yok.
Şimdiki zamana yönelik bir dilek için If only we had...
Burada If only + özne + geçmiş zaman biçimi, şimdiki durumun farklı olmasına yönelik güçlü bir dileği ifade eder. Konuşanların yapacak hiçbir şeyi yoktur; bu nedenle If only we had something to do, şimdi yapabilecekleri bir etkinlik olmasını diledikleri anlamına gelir. Had biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Geçmiş biçimi, şimdiki gerçekliğe olan uzaklığı gösterir. If only çoğu zaman hayal kırıklığı, üzüntü veya özlem taşır ve tam bir koşul cümlesi kurmadan bağımsız bir ünlem olarak kullanılabilir.
Alıştırma
If only + geçmiş zaman biçimini kullanarak şimdiye yönelik dileği tamamlayın: ____ more time to finish this today.
Cevabı göster
If only I had
Şu anda bulunamayan bir eşya için Where have I put...?
Where have I put...? şu anda bir şeyi bulamadığınızda ve onu daha önce nereye koyduğunuzu sorduğunuzda kullanılır. Present perfect yapıdaki have put, önceki eylemi şimdiki sonucuna bağlar: eşya şu anda kayıptır. Soru kalıbı Where + have/has + özne + geçmiş zaman ortacı? şeklindedir. Put düzensiz bir fiildir; yalın hâli, simple past biçimi ve geçmiş zaman ortacı put şeklindedir. Bu nedenle have I put zaten tamamlanmış bir yapıdır; putted veya başka bir geçmiş zaman eki gerekmez.
Alıştırma
Anahtarlarınızı şu anda bulamıyorsunuz. Present perfect soruyu tamamlayın: Where ____ my keys?
Cevabı göster
have I put
Daddy Pig's phone is locked inside the car. Kalıp ifadeler
2:22Baba Domuz'un telefonu arabanın içinde kilitli kaldı.
be locked inside + bir yer: içeride kilitli kalmak
Be locked inside + bir yer, bir kişinin veya nesnenin kilitli ve kapalı bir alanın içinde olduğunu anlatır. Bu yüzden kişi dışarı çıkamaz veya nesneye dışarıdan ulaşılamaz. Burada telefon kilitli arabanın içindedir ve Baba Pig telefonu alamaz. Be locked ortaya çıkan kilitli durumu anlatır; inside ise öznenin kilitli alanın iç tarafında olduğunu gösterir.
Alıştırma
Ofis kilitli ve çantan hâlâ içeride. Çantanın durumunu hangi cümle doğru anlatır?
- My bag is outside the locked office.
- My bag is locked inside the office.
- I am locked out of the office.
Cevabı göster
My bag is locked inside the office.
Grampy Rabbit, can I use your phone? Ton ve niyet
2:28Büyükbaba Tavşan, telefonunu kullanabilir miyim?
Can I use your phone?: izin istemek
Can I use your phone? cümlesi Can I + fiilin yalın hâli...? yapısını kullanır. Buradaki can fiziksel yeteneği sormaz; izin ister. Konuşan kişi, telefonun sahibinin bu eyleme izin vermesini istemektedir. Başkasının eşyasıyla kullanılan use, o eşyayı belirli bir amaç için geçici olarak kullanmak anlamına gelir. Bu nedenle Can I use...? doğal bir günlük ricadır; eşyanın konuşan kişiye ait olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bir arkadaşına yönelik bu ricayı Can I use...? yapısıyla tamamla: ____ your charger for a minute?
Cevabı göster
Can I use
old chap: samimi ve eski moda bir Britanya hitabı
Bu cümlede old chap, “dostum” veya “eski dostum” gibi samimi bir hitaptır. Buradaki old, karşıdaki kişinin gerçekten yaşlı olduğunu söylemez. Bu ifade konuşana belirgin biçimde Britanyalı, eski moda ve biraz teatral bir hava verir. Yaş hakkında gerçek bilgi vermek yerine karakterin konuşma tarzını gösterir.
Alıştırma
“Sorry, old chap.” cümlesindeki old chap ne anlatıyor?
- Samimi ve bilerek eski moda kullanılan Britanya tarzı bir hitap
- Dinleyicinin yaşına yönelik ciddi bir eleştiri
- Her yaşlı yabancı için kullanılan resmî bir unvan
Cevabı göster
Samimi ve bilerek eski moda kullanılan Britanya tarzı bir hitap
left my phone at home: leave + nesne + yer
Burada left, konuşan kişi telefonu yanında getirmediği için telefonun evde kaldığı anlamına gelir. Leave fiilinden sonraki nesne geride kalan şeydir; yer ifadesi de onun nerede kaldığını söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı leave + nesne + yer şeklindedir. Left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Anahtarlarınızın hâlâ evde olduğunu söylemek için leave fiilini geçmiş zamanda kullanın: I ____, so I can't open the office door.
Cevabı göster
left my keys at home
But looks like there's a phone in the clubhouse. Dilbilgisi
2:34Ama kulüp evinde bir telefon var gibi görünüyor.
looks like there's...: ipuçlarından bir durumu çıkarma
Looks like + yan cümle, gördüğün veya bildiğin ipuçlarından hareketle hızlı bir gözlem ya da çıkarım belirtir. Burada looks like there's a phone, ipuçlarına göre orada bir telefon var demektir; looks fiziksel benzerlik anlatmaz. Tam biçim It looks like there's a phone şeklindedir. Günlük konuşmada baştaki It sıkça atılır ve Looks like... kalır. like sonrasındaki yan cümle, doğru gibi görünen durumu bildirir.
Alıştırma
Cümleyi “Görünüşe göre ... var” anlamındaki belirtilen günlük kalıpla tamamla: ____ a package at the door.
Cevabı göster
Looks like there's
this thing: görünür bir nesne için gündelik bir ad
This thing, “bu nesne” veya “bu şey” anlamına gelir. Konuşan kişi nesnenin tam adını bilmiyorsa, unutmuşsa ya da ad önemli değilse thing kullanabilir; çünkü dinleyen kişi hangi nesnenin kastedildiğini durumdan anlayabilir. Bu ifade gündelik ve genel bir ifadedir. Tek başına nesnenin gizemli olduğu anlamına gelmez; burada yalnızca konuşanın kullanmak istediği nesneyi işaret eder.
Alıştırma
How do I use this thing? cümlesinde this thing ifadesinin temel görevi nedir?
- Konuşan kişi nesnenin resmî teknik adını veriyor.
- Konuşan kişi nesnenin gizemli olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi, tam adını bilmediği veya adını önemli görmediği görünür bir nesneden gündelik biçimde söz ediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, tam adını bilmediği veya adını önemli görmediği görünür bir nesneden gündelik biçimde söz ediyor.
made of wood: bir şeyin hangi malzemeden yapıldığını söylemek
Be made of + malzeme, bir nesnenin hangi malzemeden oluştuğunu belirtir. made of wood ifadesinde wood malzemenin adıdır; made, tahtanın yaptığı bir eylemi anlatmaz. Be fiilinin biçimi özneye veya zamana göre is made of ve was made of gibi değişir. Malzeme bitmiş nesnede hâlâ açıkça ayırt edilebiliyorsa made of kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi made of + malzeme kullanarak tamamlayın: The chair is ____.
Cevabı göster
made of wood
Let me have a go: denemek için fırsat istemek
Have a go, “denemek” veya “sırayla bir kez yapmak” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Let me have a go cümlesinde go, “bir deneme” anlamındaki sayılabilen bir isimdir; bir yere gitmeyi anlatan fiil değildir. Let me + fiilin yalın hâli, konuşanın bir şeyi kendisinin yapmasını önerir. Burada deneme fırsatı istemenin doğrudan ve samimi bir yoludur.
Alıştırma
a go içeren gündelik Britanya İngilizcesi ifadesini kullanın: This jar is stuck. Let me ____.
Cevabı göster
have a go
do have: olumlu cümlede vurgu yapan do
Olumlu bir cümlede, fiilin yalın hâlinden önce gelen do ifadeyi vurgular. I do have... kişinin bir şeye gerçekten veya kesinlikle sahip olduğunu belirtir; buradaki do ana eylem fiili değil, yardımcı fiildir. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Yardımcı fiili özneye ve zamana uygun seçin, ardından gelen fiili yalın hâlde tutun: She does know; I did call.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do + yalın hâldeki like fiiliyle tamamlayın: I ____ your idea, even if I sounded unsure earlier.
Cevabı göster
do like
Grampy Rabbit has the loudest voice in the world. Dilbilgisi
2:52Büyükbaba Tavşan dünyadaki en gür sese sahiptir.
the loudest voice in the world: en üstünlük kapsamı ve abartı
The + en üstünlük derecesindeki sıfat + isim + kapsam kalıbı, bir şeyin bir grup veya yer içinde en yüksek dereceye sahip olduğunu belirtir. Loud sözcüğü loudest olur ve in the world karşılaştırma kapsamını gösterir. Burada tüm dünyayı kapsam olarak kullanmak eğlenceli bir abartıdır. Ölçülmüş ve doğrulanabilir bir dünya sıralaması yerine sesin son derece yüksek olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın sesinin sınıfındaki diğer tüm seslerden daha yüksek olduğunu söyler?
- Mia has the loudest voice in her class.
- Mia has one of the loudest voices in her class.
- Mia has a louder voice than Leo.
Cevabı göster
Mia has the loudest voice in her class.
calling for help: yardım istemek
Call for help, başkalarının yardıma gelmesini istemek veya bunu yüksek sesle haykırmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede someone's calling şimdiki zamanda kullanılır çünkü yardım çağrısı o anda devam etmektedir. For edatı ifadenin bir parçasıdır: call for help denir, call help denmez. Buradaki call mutlaka telefon etmek anlamına gelmez; yakındaki biri gelip yardım etsin diye seslenmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi call ile başlayan ve “başkalarından yardım istemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you are trapped and cannot get out, ____.
Cevabı göster
call for help
We've got ourselves a job: artık yapacak bir işimiz var
We've got ourselves a job, “Artık ilgilenmemiz gereken bir görev var” anlamına gelir. Burada got, have anlamındadır; job ise yeni bir ücretli pozisyonu değil, ortaya çıkan belirli bir işi ya da görevi anlatır. Gündelik have got + dönüşlülük zamiri + isim kalıbında dönüşlülük zamiri, konuşanın kendi tarafı için bir şeyi yeni bulduğu veya elde ettiği hissini verir. Temel anlam için ourselves gerekli değildir; burada duyuruyu daha canlı ve biraz memnun kılar.
Alıştırma
Bir ekip çözülmesi gereken bir sorunu yeni fark ettiğinde We've got ourselves a job en doğal olarak ne anlama gelir?
- Ekibin her üyesi yeni bir ücretli pozisyon kabul etti.
- Ekip kendi üzerinde bir görev gerçekleştirdi.
- Artık ilgilenmemiz gereken bir görev var ve konuşan kişi memnun ya da enerjik duyuluyor.
Cevabı göster
Artık ilgilenmemiz gereken bir görev var ve konuşan kişi memnun ya da enerjik duyuluyor.
be locked out of: dışarıda kalıp içeri girememek
Be locked out of + yer, kilitli bir yerin dışında kalıp içeri girememek demektir. Bu cümlede konuşan kişi arabanın dışındadır ve arabaya giremez. Locked, be fiilinden sonra gelen geçmiş zaman ortacıdır ve ortaya çıkan durumu anlatır. Out of, kişinin giremediği yeri belirtir; kişinin içeriden dışarı çıkarılıp kilitlenmesi eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Kilitli bir yerin dışında kalıp içeri girememeyi anlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: I forgot my keys, so I'm ____ my apartment.
Cevabı göster
locked out of
Good thing + cümle: bir şeyin iyi ki olduğunu söylemek
Good thing + cümle, cümlede anlatılan olayın şanslı veya yararlı olduğunu söylemenin günlük bir yoludur. Burada aramış olmanızın iyi bir sonuç verdiği belirtilir; thing fiziksel bir nesne anlamına gelmez. Tam biçim It is a good thing that + cümle yapısıdır. Günlük konuşmada It's a ve that çoğu zaman atılır; ardından gelen cümle normal olumlu cümle sırasını korur: Good thing you called.
Alıştırma
“Neyse ki” anlamındaki günlük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ we brought an umbrella; it's pouring.
Cevabı göster
Good thing
We'll take it from here: sonraki adımları devralmak
Take it from here, bir durumun veya görevin sorumluluğunu mevcut aşamadan itibaren devralıp ilgilenmeye devam etmek demektir. Bu cümlede it fiziksel bir nesneyi değil, durumun tamamını anlatır; here ise bir yeri değil, «sürecin bu noktasından itibaren» anlamını taşır. We'll, devir teslimi açıkça belirtir: konuşanın grubu bundan sonra olacakları kendisinin halledeceğini söyler, bu nedenle diğer kişinin görevi yönetmeye devam etmesi gerekmez.
Alıştırma
Bir onarım ekibi hasarlı kabloyu inceledi ve şimdi işin geri kalanının sorumluluğunu kabul ediyor. Hangi yanıt devir teslimi en iyi şekilde tamamlar?
- Thanks for showing us the damaged cable. We'll look at it from here.
- Thanks for showing us the damaged cable. We'll take it over here.
- Thanks for showing us the damaged cable. We'll take it from here.
Cevabı göster
Thanks for showing us the damaged cable. We'll take it from here.
I've lost it: şimdiki sonucu anlatan present perfect
I've lost it, present perfect kullanır: I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; lost ise lose fiilinin past participle biçimidir. Kaybetme daha önce gerçekleşmiştir, fakat odak şimdiki sonuçtadır: konuşanın nesne artık elinde değildir ve onu bulamamaktadır. Bu yapı, kaybın tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemeden önceki bir olayı şimdiki durumla bağlar.
Alıştırma
Cümleyi lose fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: I can't unlock the door because I ____ my key.
Cevabı göster
have lost
This might sound very silly, but...: nezaket amaçlı yumuşatıcı giriş
“This might sound very silly, but...”, fazla basit, mahcup edici ya da kırıcı görünebilecek bir öneri veya sorudan önce kullanılan yumuşatıcı bir ifadedir. Burada “this”, cepleri kontrol etmeyle ilgili sonraki soruyu gösterir. Dolayısıyla “silly”, karşıdaki kişiyi değil, konuşanın kendi sorusunun nasıl duyulabileceğini niteler. Konuşan kişi, sorunun bariz görünebileceğini baştan kabul ederek bunun farkında olduğunu gösterir ve karşısındakini küçümsüyormuş gibi görünme riskini azaltır. “Might” değerlendirmeyi kesinlikten uzaklaştırırken “but”, yine de dikkate değer bir öneriyi sunar.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızdan çok basit bir nedeni kontrol etmesini, onu küçümsüyormuş gibi görünmeden istemek istiyorsunuz. Hangi giriş en uygundur?
- This might sound very silly, but have you checked whether the cable is plugged in?
- Obviously, you forgot to plug in the cable.
- You were silly not to check whether the cable is plugged in.
Cevabı göster
This might sound very silly, but have you checked whether the cable is plugged in?
looked in all the obvious places: nerede arama yapıldığı
“look in + yer” yapısında “in”, içi aranan kabı veya alanı belirtir. Buradaki “all the obvious places”, cepler gibi bir kişinin doğal olarak önce kontrol edeceği bütün yerler anlamına gelir. “Looked”, “have you” ifadesinden sonra kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla soru, aramanın şu ana kadar yapılıp yapılmadığını sorar. “Looked in” bir arama eylemini anlatır; “içeride gibi görünüyordu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle mutfak çekmecelerinin arama yeri, yedek anahtarın ise aranan hedef olduğunu doğru biçimde anlatır?
- Have you looked at the kitchen drawers for the spare key?
- Have you looked in the kitchen drawers for the spare key?
- Have you looked for the kitchen drawers in the spare key?
Cevabı göster
Have you looked in the kitchen drawers for the spare key?
That's funny. ifadesinin “tuhaf veya beklenmedik” anlamı
Bu cümlede funny, “güldüren” değil, “tuhaf” veya “beklenmedik” anlamındadır. That's funny., konuşanın beklediği duruma uymayan bir keşfe verilen hafif bir tepkidir. Anlamı bağlam belirler. Sıra dışı bir keşiften sonra funny, “tuhaf” anlamına gelir; bir şaka veya komik olaydan sonra ise genellikle “komik” anlamındadır.
Alıştırma
Biri gözlüğünü buzdolabında bulup “That's funny.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Gözlüğün önemsiz olduğunu düşünüyorlardır.
- Az önce çok komik bir şaka duymuşlardır.
- Bu keşif tuhaf ve beklenmediktir.
Cevabı göster
Bu keşif tuhaf ve beklenmediktir.
didn't even know + yan cümle: şaşırtıcı bir bilgisizliği vurgulamak
Didn't even know + yan cümle, konuşanın bir şeyi bilmediğini ve bunu bilmemiş olmasını şaşırtıcı bulduğunu anlatır. Even, bu durumu bilinmemesi özellikle beklenmedik bir şey olarak vurgular. Know fiilinden sonra normal düz cümle söz dizimine sahip tam bir yan cümle gelir: I had pockets; did I have pockets değil. Buradaki had, didn't know tarafından kurulan geçmiş zaman bakış açısına uyar. O sırada doğru olan durumu anlatır ve ceplerin şimdi yok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Didn't, even ve know sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ this jacket had an inside pocket.
Cevabı göster
didn't even know
Kısa bir kapanış duyurusu olarak Mystery solved.
Mystery solved., kafa karıştıran bir sorunun artık cevabı olduğunu bildiren kısa ve yaygın bir ifadedir. Bir araştırmayı, aramayı veya küçük bir sorunu tamamlanmışlık hissiyle bitirir. The mystery has been solved. cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Eksik sözcükler durumdan anlaşılır; bu yüzden solved, gizemin artık çözülmüş durumda olduğunu anlatır. Birine gizemi çözmesini söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede Mystery solved. doğal bir kapanış duyurusu olarak kullanılmıştır?
- The keys were in my other bag—mystery solved.
- We still have no idea where the keys are—mystery solved.
- Please begin looking for the keys—mystery solved.
Cevabı göster
The keys were in my other bag—mystery solved.
All thanks to the quick thinking of these young children. Kalıp ifadeler
3:58Hepsi bu küçük çocukların hızlı düşünmesi sayesinde.
All thanks to the quick thinking: hızlı ve etkili bir tepkiye güçlü biçimde paye vermek
All thanks to X, iyi bir sonucun övgüsünü X'in hak ettiği anlamına gelir. All bu övgüyü özellikle güçlendirir; to sözcüğünden sonra the quick thinking of these young children örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeği gelir. Quick thinking, özellikle ani bir durumda neyin önemli olduğunu hızla fark edip gecikmeden yararlı bir karar vermek demektir. Yalnızca düşünme eyleminin fiziksel hızını değil, etkili bir tepkiyi över.
Alıştırma
Hangi cümle iyi bir sonucu doğal biçimde hızlı ve etkili bir tepkiye bağlıyor?
- The dog was rescued, all thanks to Ava's quick thinking.
- The dog was rescued, all thanks to Ava's month of slow planning.
- The dog is still lost, so Ava's quick thinking solved everything.
Cevabı göster
The dog was rescued, all thanks to Ava's quick thinking.
I wish we had...: şimdiki gerçekliğe aykırı bir dilek
I wish + geçmiş zaman biçimi, şu anki gerçeğin farklı olmasına yönelik bir dileği anlatır. Burada I wish we had a clubhouse. cümlesi, konuşanın ve grubunun bir kulüp binası istediğini ancak şu anda böyle bir yerlerinin olmadığını belirtir. Had biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Wish sonrasındaki geçmiş zaman biçimi, şimdiki gerçeklikle araya mesafe koyar.
Alıştırma
Şu anda yeterince boş zamanınız olmadığını göstermek için cümleyi wish + özne + have fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ more free time.
Cevabı göster
wish I had
It's called...: bir ad veya tanım belirtmek
It's called + ad veya tanım, insanların bir şeyi bu şekilde adlandırdığını belirtir. Bu, call fiilinin ad verme anlamındaki edilgen biçimidir: it adı verilen şeydir, the police station ise called sonrasında gelen addır. Buradaki called, telefon etti anlamına gelmez. I called the police station cümlesinde called, etken geçmiş zaman fiilidir ve polis karakoluna telefon ettim anlamına gelebilir; is called ise bir adı veya tanımı tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi be called yapısının şimdiki zamandaki edilgen adlandırma biçimiyle tamamlayın: This game ____ Star Trail.
Cevabı göster
is called
Yes, but the police station doesn't have a slide or a swing.
4:13Evet, ama polis karakolunda kaydırak veya salıncak yok.
Yes, our clubhouse is the best in the whole world.
4:18Evet, bizim kulüp evimiz tüm dünyadaki en iyisi.