Irk efsanesi 3 dakikada çürütüldü: İngilizce çalışma notları

Vox

Öğrenme zorluğu
565 kelime 196 kel/dk

Video özeti: ABD'deki ırk kategorileri politikalarla değişir; tek genetik temeli olmasa da gerçek sonuçlar doğurur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "bought into" — Öbek fiiller: satın almak değil, bir fikri kabul etmek demektir; insanların ırk teorilerini benimsemesini anlayın. 2. "one drop of African ancestry," — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: tarihsel bir ölçütü adlandırır; eyalet sınırını geçmenin resmî ırk etiketini neden değiştirebildiğini görün. 3. "This, of course, does not mean that the concept of race isn't hugely important" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iç içe olumsuzluğu çözün; toplumsal olarak kurulmuş bir kategori yine de ciddi sonuçlar yaratabilir.

Bu derste

You may think you know exactly what race you are, Dilbilgisi

0:01

Tam olarak hangi ırka mensup olduğunuzu bildiğinizi düşünebilirsiniz,

Dilbilgisi

what race you are ifadesindeki bildirme cümlesi dizilişi

know exactly what race you are ifadesinde what race you are, what ile başlayan dolaylı soru yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı know fiilinin nesnesidir ve kişinin bildiğini düşündüğü şeyi belirtir. Daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde bulunduğu için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: what + isim + özne + be. know, wonder veya ask gibi fiillerden sonra what race you are kullanılır; what race are you kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede knows fiilinden sonra dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. She knows what time does the meeting start.
  2. She knows what time starts the meeting.
  3. She knows what time the meeting starts.
Cevabı göster

She knows what time the meeting starts.

but how would you prove it if someone disagreed with you? Dilbilgisi

0:03

ama biri sizinle aynı fikirde değilse bunu nasıl kanıtlardınız?

Dilbilgisi

Varsayımsal how would ... if ... yapısı

How would you prove it, hayalî bir itiraz durumunda dinleyicinin bunu hangi yöntemle kanıtlayabileceğini sorar. Would, belirlenmiş bir planı sormak yerine soruyu varsayımsal hâle getirir. if someone disagreed with you bölümündeki disagreed geçmiş zaman biçimindedir, ancak daha önce gerçekleşmiş bir anlaşmazlığı anlatmaz. Ana cümledeki would + fiilin yalın hâli ile if yan cümlesindeki geçmiş zaman, şimdi veya gelecekle ilgili gerçek dışı ya da belirsiz bir durumu sunar. Buradaki soru aynı zamanda sorgulayıcıdır: İddia sorgulansaydı dinleyici hangi kanıtı sunabilirdi?

Alıştırma

Hangi soru komitenin reddini varsayımsal bir durum olarak ele alıyor?

  1. How will you defend the proposal if the committee rejects it?
  2. How did you defend the proposal when the committee rejected it?
  3. How would you defend the proposal if the committee rejected it?
Cevabı göster

How would you defend the proposal if the committee rejected it?

The fact is, even though race drives a lot of social and political outcomes, Notlar

0:06

Gerçek şu ki ırk, pek çok toplumsal ve siyasi sonucu şekillendirse de

race isn't real.

0:10

aslında gerçek değildir.

Anlatım akışı

The fact is, ile Ana Noktayı Sunmak

The fact is, konuşanın giriş kısmını geride bırakıp temel iddiasını kesin bir şekilde ortaya koyduğunu gösterir. Burada race isn't real ifadesini dinleyicinin odaklanması gereken sonuç olarak sunar. Bu ifade bilgiyi düzenler ve kesinlik katar, ancak iddiayı tek başına kanıtlamaz. Bu ifadeyi duyduğunuzda temel noktanın hemen ardından geleceğini anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Bazı ön açıklamalardan sonra konuşanın kesin ana sonucunu en açık biçimde duyuran başlangıç hangisidir?

  1. The fact is,
  2. For example,
  3. By the way,
Cevabı göster

The fact is,

Dilbilgisi

Gerçek Bir Durumu Kabul Etmek İçin even though

even though, ana cümleyle çelişiyor gibi görünen ancak onu geçersiz kılmayan bir gerçeği tanıtır. Konuşan kişi ırkın önemli toplumsal ve siyasi etkileri olduğunu kabul eder, ancak yine de onun biyolojik olarak sabit veya nesnel biçimde tanımlanmış bir kategori olmadığı yönündeki temel iddiayı sürdürür. Yapı even though + yan cümle, ana cümle veya ana cümle + even though + yan cümle olabilir. Anlamı bu gerçeğe rağmen şeklindedir; çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

Yağmuru yalnızca bir olasılık değil, bilinen bir gerçek olarak sunan bağlacı seçin: “We finished the game, ___ it was raining heavily.”

  1. even though
  2. even if
  3. because
Cevabı göster

even though

Kalıp ifadeler

birçok toplumsal ve siyasi sonucu şekillendirir

Bu cümlede drives, “güçlü biçimde şekillendirir veya oluşmasına yardımcı olur” anlamındadır; “araç kullanır” anlamına gelmez. Özne olan race, gerçek toplumsal ve siyasi sonuçların arkasındaki güçlü bir etken olarak sunulur. X drives Y outcomes kalıbı analitik yazılarda yaygındır. Yalnızca X'in Y ile bağlantılı olduğunu söylemekten daha güçlü bir nedensellik iddiası taşır; ancak X'in tek neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: Stable housing ____ better health outcomes.

Cevabı göster

drives

One of the first people to attempt to categorize humans according to race Dilbilgisi

0:12

İnsanları ırklarına göre sınıflandırmaya çalışan ilk kişilerden biri,

was a German scientist around 1776.

0:15

1776 dolaylarında bunu yapan bir Alman bilim insanıydı.

Dilbilgisi

sınıflandırmaya çalışan ilk kişilerden biri

one of the first + çoğul isim + to-infinitive yapısı, bir kişinin bir işi erken yapan küçük bir grubun içinde olduğunu belirtir. Bu dikkatli bir ifadedir: kişi öncülerden biridir, ancak mutlaka tek ve mutlak ilk kişi değildir. One of the first people to attempt to categorize humans according to race ifadesinin tamamı was fiilinin öznesidir. one of the first sonrasında people gibi çoğul bir isim kullanılır; ancak ana fiil one ile uyum sağladığı için burada was doğrudur.

Alıştırma

Leo'nun erken ulaşan bir grubun içinde olduğunu, ancak kesinlikle tek ilk kişi olduğunu iddia etmeden gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: Leo was ____ volunteers to arrive.

Cevabı göster

one of the first

He came up with five different groups Öbek fiiller

0:19

Beş farklı grup ortaya koydu;

Öbek fiiller

came up with: bir fikir bulmak veya önermek

Bu cümlede came up with, “yarattı veya tasarladı” anlamına gelir. Beş kategorili bir sistem geliştirmiştir; ifade yukarı doğru hareketi anlatmaz. Tekrar kullanılabilen yapı come up with + fikir, plan, ad, açıklama veya başka bir düşünce ürünüdür. Came geçmiş zaman biçimidir ve with sonrasındaki isim öbeği neyin üretildiğini veya önerildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bir fikir bulmak veya üretmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After a long discussion, Maya finally ____ a solution everyone could accept.

Cevabı göster

came up with

according to physical appearance

0:21

bunları fiziksel görünüme

and geographic origin of their ancestors.

0:22

ve atalarının coğrafi kökenine göre belirledi.

Americans of European descent Kelime

0:25

Avrupa kökenli Amerikalılar da

eagerly bought into this type of thinking Öbek fiiller

0:26

bu tür bir düşünceyi hevesle benimsedi;

around the same time.

0:28

hem de hemen hemen aynı dönemde.

Kelime

of European descent: Avrupa kökenli olmayı anlatmak

Of European descent, Americans sözcüğünü niteler ve soy geçmişini anlatır: Bu kişilerin aileleri veya ataları Avrupa’dan gelmiştir. Kişilerin kendilerinin Avrupa’da doğduğunu ya da yakın zamanda göç ettiğini söylemez. Tekrar kullanılabilen yapı person or people + of + yer veya grup sıfatı + descent biçimindedir; of Korean descent buna bir örnektir. Burada descent aile kökeni demektir; aşağı doğru hareket, vatandaşlık veya mevcut ikamet yeri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kadın Brezilya’da doğmuştur, Kanada vatandaşıdır ve büyükanne ile büyükbabası Japonya’dandır. Hangi ifade onun soy geçmişini anlatır?

  1. of Japanese descent
  2. born in Japan
  3. a Japanese citizen
Cevabı göster

of Japanese descent

Öbek fiiller

bought into: bir fikri kabul etti ve ona inandı

Bought into, buy into öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şeye para ödemek değil, bir düşünce biçimini kabul edip ona inanmak anlamına gelir. Eagerly zarfı, bu kabulün aktif ve istekli olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda kullanılabilen kalıp buy into + fikir, teori, açıklama, plan veya sistem şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “kabul edip inanmak” anlamındaki buy into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Although the theory was popular, Maya never ____ it.

Cevabı göster

bought into

Some historians have said the idea that there were different races

0:30

Bazı tarihçilere göre, farklı ırkların var olduğu fikri

helped them resolve the contradiction Kalıp ifadeler

0:33

onların şu çelişkiyi çözmesine yardımcı oldu:

between a natural right to freedom

0:34

doğuştan gelen özgürlük hakkı

and the fact of slavery.

0:36

ile kölelik gerçeği arasındaki çelişkiyi.

Kalıp ifadeler

resolve the contradiction between A and B: A ile B arasındaki çelişkiyi çözmek

Resolve the contradiction between A and B, görünüşte bağdaşmayan iki iddiayı, ilkeyi veya olguyu tutarlı hâle getirmek ya da aralarındaki uyumsuzlukla başa çıkmanın bir yolunu bulmak anlamına gelen resmî bir kalıptır. Burada ırk düşüncesi, insanların doğal bir özgürlük hakkını savunurken kölelik gerçeğini de kabul etmelerine imkân veren bir gerekçe olarak sunulur. Bu ifade, onların düşüncelerindeki tutarsızlığı nasıl yönettiklerini anlatır; köleliğin veya yarattığı adaletsizliğin gerçekten çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Cümleyi resolve the contradiction between kalıbını kullanarak tamamlayın: The committee revised the rule to ____ equal access and the limited number of seats.

Cevabı göster

resolve the contradiction between

If whites were their own distinct category, Dilbilgisi

0:38

Beyazlar ayrı ve kendilerine özgü bir kategoriyse,

then they could feel a lot better Kalıp ifadeler

0:40

o zaman vicdanlarını çok daha kolay rahatlatabilirlerdi,

about denying freedom to people Kelime

0:41

özgürlükten mahrum bıraktıkları insanları

who they labeled black

0:43

“siyah” diye yaftalayarak

and decided were fundamentally different.

0:44

ve onların temelden farklı olduğuna karar vererek.

Dilbilgisi

If ... were ..., then ... could ... varsayım yapısı

if yan cümlesi, sınıflandırmayı geçmişe ait kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, varsayımsal veya doğrulanmamış bir öncül olarak sunmak için were geçmiş biçimini kullanır. Whites öznesi çoğul olduğu için were sıradan geçmiş zaman uyumuna da uygundur; varsayımsal anlamı if ... then yapısının tamamı verir. then yan cümlesi hayal edilen sonucu gösterir. Could, daha az rahatsız hissetmenin mümkün olduğunu, ancak kesin olmadığını anlatır. Bu bağlamda konuşmacı, baskıyı haklı göstermek için kullanılan zararlı bir düşünce biçimini açıklamakte, onu onaylamamaktadır.

Alıştırma

Bu cümledeki yapıyı en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Doğrulanmamış bir öncül ve olası bir sonuç sunar.
  2. Geçmişte doğrulanmış iki olayı aktarır.
  3. Doğrudan bir emir verir ve ardından söz verir.
Cevabı göster

Doğrulanmamış bir öncül ve olası bir sonuç sunar.

Kalıp ifadeler

feel a lot better about + -ing: bir eylem konusunda çok daha iyi hissetmek

Feel better about something, bir şeyi düşünürken daha rahat, daha az endişeli veya daha az suçlu hissetmek demektir. A lot, better ifadesinin derecesini güçlendirir. Burada, baskı uygulayanların özgürlüğü ellerinden alma konusundaki rahatsızlığının azalmasını anlatır; eylemin ahlaki açıdan daha iyi hâle geldiğini söylemez. About bir edattır, bu nedenle denying bir gerund biçimidir: about + -ing. Bu yapıda about sonrasında mastar değil, isim veya -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, eylemden 'sonra' değil eylem 'hakkında' anlamına gelen edatla tamamlayın: Maya felt a lot better ____ asking for more time once her manager explained the policy.

Cevabı göster

about

Kelime

people who they labeled black: label + nesne + kategori

Burada labeled, “bir kategoriye ait olarak sınıflandırmak veya tanımlamak” anlamında kullanılan bir fiildir. people who they labeled black ifadesinde who, people sözcüğüne gönderme yapar ve labeled fiilinin nesnesidir; black ise atanan kategoriyi belirten nesne tümlecidir. Kalıp label + nesne + kategori şeklindedir, bu nedenle as kullanılması şart değildir. Bu kullanım, kategoriyi tarafsız bir öz tanımlamadan çok başka kişiler veya kurumlar tarafından dışarıdan uygulanmış bir sınıflandırma olarak gösterebilir. Buradaki tarihsel tartışmada, bir ırk kategorisinin nasıl dayatıldığını ve ardından bir grubu temelde farklı göstermek için nasıl kullanıldığını anlatır.

Alıştırma

label + nesne + kategori kalıbını kullanarak cümleyi label fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The inspector ____ the building unsafe.

Cevabı göster

labeled

But, as political priorities change,

0:46

Ancak siyasi öncelikler değiştikçe,

definitions of race in America

0:48

Amerika'daki ırk tanımları da

adjust right along with them. Kalıp ifadeler

0:50

onlarla birlikte değişir.

Kalıp ifadeler

right along with them: vurgulu paralel değişim

Burada them, political priorities ifadesine gönderme yapar. Right along with them, ırk tanımlarının bu önceliklerle aynı doğrultuda, zamanlamalarını veya yönlerini yakından takip ederek değişmesi anlamına gelir. Right, along with ifadesini güçlendirir; “doğru” ya da left sözcüğünün karşıtı olan yön anlamında değildir. Bir şey gelişirken, yükselirken, düşerken veya değişirken başka bir şey de onunla birlikte benzer biçimde hareket ediyorsa right along with kullanılır. Bu ifade paralel hareketi vurgular, ancak tek başına değişikliklerden birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “yakından aynı doğrultuda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: As demand rose, prices climbed ____ it.

Cevabı göster

right along with

For example, if you were of Mexican birth

0:52

Örneğin, Meksika doğumlu

or ancestry in the United States in 1929,

0:54

ya da Meksika kökenliyseniz, 1929'da ABD'de

you were considered white.

0:57

beyaz sayılıyordunuz.

Then the 1930 census changed that Kültür

0:58

Ardından 1930 nüfus sayımında bu sınıflandırma

to non-white to limit immigration.

1:00

göçü sınırlamak için “beyaz olmayan” şeklinde değiştirildi.

Kültür

Resmî bir sınıflandırma sistemi olarak “the 1930 census”

Bu cümlede “the 1930 census”, insanları sayma eyleminden daha fazlasını ifade eder. Sakinleri kaydetmek için kullanılan resmî kategoriler de dâhil olmak üzere ABD hükümetinin nüfus sayımı sistemini anlatır. Bu nedenle nüfus sayımının “changed that to non-white” yaptığı söylendiğinde değişen şey, gruba uygulanan resmî etikettir. İnsanların soyları veya fiziksel özellikleri değişmemiştir. Bu okuma, bir kurumun ya da belgenin adının onunla bağlantılı kural ve kararları temsil ettiği kullanımları tanımanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede “the 1930 census” neyi temsil ediyor?

  1. Göçle ilgili özel bir kamuoyu araştırması
  2. Resmî nüfus sayımı sistemi ve bu sistemin ırksal sınıflandırma kuralları
  3. Sayılan kişilerin soylarının değişmesi
Cevabı göster

Resmî nüfus sayımı sistemi ve bu sistemin ırksal sınıflandırma kuralları

Later, when the US needed to increase its labor force

1:02

Daha sonra ABD'nin iş gücünü artırması gerektiğinde,

during World War II,

1:05

yani İkinci Dünya Savaşı sırasında,

these people were switched back to white. Öbek fiiller

1:06

bu insanlar yeniden beyaz kategorisine geçirildi.

Öbek fiiller

“switched back to white”: önceki kategoriye dönüş

“Were switched back to white” edilgen yapıdadır. Dışarıdan bir otoritenin bu insanların resmî kategorisini değiştirerek onları yeniden white kategorisine koyduğu anlamına gelir. switch someone or something back to + durum, kategori veya ayar kalıbı, birini ya da bir şeyi önceki seçeneğe geri döndürmek anlamına gelir. Back, kategorinin daha önce white olduğunu; to white ise değişiklik sonucundaki kategoriyi belirtir. Burada insanların fiziksel olarak değişmesi değil, yeniden sınıflandırılması anlatılır.

Alıştırma

Bu edilgen cümleyi tamamlamak için switch back to ifadesini doğru biçimde kullanın: When the free trial ended, the account was ____ the basic plan.

Cevabı göster

switched back to

And what it took to be black Dilbilgisi

1:08

Üstelik birini siyah saymak için gereken ölçütler

once varied so wildly throughout the country,

1:09

bir zamanlar ülke genelinde inanılmaz ölçüde değişiyordu:

from 1/4 to 1/16

1:12

Afrika kökenli olma oranı dörtte birden on altıda bire,

to the infamous one drop of African ancestry, Kültür

1:14

hatta kötü şöhretli “tek damla” kuralına kadar uzanıyordu;

that people could actually change races

1:17

bu yüzden insanlar gerçekten ırk değiştirebiliyordu,

just by crossing state lines. Dilbilgisi

1:20

hem de yalnızca bir eyalet sınırını geçerek.

Dilbilgisi

what it took to be black: sınıflandırma için gereken ölçütler

Bu cümlede what it took to be black, gömülü bir isim yan cümleciğidir ve varied fiilinin öznesidir. “Bir kişinin siyah olarak sınıflandırılması için karşılaması gereken ölçütler” anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeyin alınmasını veya ne kadar zaman geçtiğini anlatmaz. what it takes/took to + fiil kalıbı, “bir şeyi yapmak veya bir şeye dönüşmek için gereken koşullar, nitelikler ya da çaba” anlamına gelir. Gömülü bir yapı olduğu için what did it take değil, bildirme cümlesi dizilişiyle what it took kullanılır.

Alıştırma

qualify fiilini ve geçmiş zamanlı what it took to kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ for the program varied from year to year.

Cevabı göster

What it took to qualify

Kültür

one drop of African ancestry: tarihsel tek damla kuralı

Buradaki one drop of African ancestry, ABD tarihindeki “tek damla kuralına” gönderme yapar: Bilinen herhangi bir Afrika kökeninin bir kişiyi siyah olarak sınıflandırmak için yeterli olduğu yönündeki, bazen yasa veya geleneklerle uygulanan ırkçı düşüncedir. Drop burada mecazidir; gerçek bir kan damlasını değil, son derece küçük miktarda bir soy bağını anlatır. İfadenin 1/4 ve 1/16 oranlarının yanında verilmesi, ırksal sınıflandırma eşiklerinin eyaletler arasında ne kadar keyfî biçimde değiştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede “one drop of African ancestry” ne anlama geliyor?

  1. Her eyalette tam olarak on altıda bir Afrika kökeni şartı vardı.
  2. Bir kişinin nerede yaşadığını kanıtlamak için gerçek bir kan örneği gerekiyordu.
  3. Bilinen herhangi bir Afrika kökeni, bir kişiyi siyah olarak sınıflandırmak için yeterli sayılıyordu.
Cevabı göster

Bilinen herhangi bir Afrika kökeni, bir kişiyi siyah olarak sınıflandırmak için yeterli sayılıyordu.

Dilbilgisi

just by crossing state lines: just by + -ing yapısı

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by crossing state lines, insanların farklı bir ırksal kategoriye “nasıl” yerleştirilebildiğini anlatır. Just, yalnızca bu tek eylemin yeterli olduğu yönündeki şaşırtıcı anlamı ekler. Change races, resmî sınıflandırmanın değişmesini ironik biçimde kısaca ifade eder; biyolojik bir değişim anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca kartı okutmanın kapıyı açmak için yeterli olduğunu söylüyor?

  1. The door unlocked just after you tapped your card.
  2. You were tapping your card while the door was unlocking.
  3. You can unlock the door just by tapping your card.
Cevabı göster

You can unlock the door just by tapping your card.

Then suddenly in 2000,

1:22

Derken 2000 yılında hükümet aniden

the government decided that Americans

1:24

Amerikalıların

could be more than one race

1:26

birden fazla ırka mensup olabileceğine karar verdi

and added a multi-racial category

1:27

ve “çok ırklı” kategorisini

to the census.

1:29

nüfus sayımına ekledi.

This has left many Americans Dilbilgisi

1:31

Bu durum pek çok Amerikalının

scratching their heads when it comes Notlar

1:32

kafasını karıştırdı; özellikle de

to selecting who they are.

1:34

kim olduğunu seçme konusunda.

Dilbilgisi

has left many Americans scratching their heads: leave + nesne + -ing

Leave + nesne + fiilin -ing biçimi, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi devam eden bir duruma ya da tepkiye soktuğunu veya o durumda bıraktığını anlatabilir. Has left many Americans scratching their heads ifadesinde many Americans nesnedir; scratching ise bunun sonucunda oluşan tepkiyi açıklar. Has left, sonucun şimdi de geçerli olduğunu gösterir. Scratching their heads, “kafası karışmış olmak” anlamına gelen bir deyimdir; mutlaka fiziksel olarak başını kaşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Leave + nesne + -ing yapısını bir sözcükle tamamlayın: The unclear instructions have ____ several users wondering what to do.

Cevabı göster

left

Deyimler

scratching their heads: şaşkın ve kararsız olmak

Burada scratching their heads, neyi seçeceklerinden emin olamayıp şaşkınlık yaşamaları anlamına gelir. Bu bağlamda deyimseldir; gerçekten başlarını kaşımaları gerekmez. Yapı has left + kişiler + -ing öbeğidir: durum, birçok Amerikalıyı bu şaşkınlık tepkisi içinde bırakmıştır. Başka cümlelerde iyelik sözcüğünü kişiye göre değiştirin: I scratch my head, buna karşılık they scratch their heads.

Alıştırma

“Kafası karışmış hissetmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The contradictory directions left the tourists ____.

Cevabı göster

scratching their heads

Kalıp ifadeler

when it comes to selecting: konuyu -ing biçimiyle daraltmak

when it comes to selecting, geniş bir tartışmayı bir kimlik kategorisi seçme görevine indirger. when it comes to X kalıbı, bir yere fiziksel olarak yaklaşmak değil, “X düşünüldüğünde” veya “X söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; bu nedenle selecting doğrudur: when it comes to selecting denir, when it comes to select denmez.

Alıştırma

“Söz konusu olduğunda” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____ choosing a password, length matters.

Cevabı göster

When it comes to

As many as 6.2% of census respondents Kalıp ifadeler

1:35

Nüfus sayımına katılanların yüzde 6,2'si gibi yüksek bir oranı

selected some other race

1:38

“başka bir ırk” seçeneğini

in the 2010 survey.

1:40

2010 anketinde işaretledi.

Kalıp ifadeler

As many as 6.2%: bir sayıyı dikkat çekici derecede yüksek sunmak

As many as 6.2% ifadesinde as many as, yüzde 6,2'yi dikkat çekici derecede yüksek bir sayı olarak sunar. Bildirilen değer yine yüzde 6,2'dir; ifade ayrıca konuşanın bu sayının dikkate değer olduğu yönündeki değerlendirmesini aktarır. Aktarılabilir kalıp, sayı insan veya sayılabilir nesneleri gösterdiğinde kullanılan as many as + number yapısıdır. Burada yüzde, nüfus sayımına katılan kişileri temsil ettiği için many dolaylı olarak insanlara gönderme yapar.

Alıştırma

Cümlede As many as 6.2% neyi ifade ediyor?

  1. Konuşan yüzde 6,2'yi dikkat çekici derecede yüksek bir değer olarak sunuyor.
  2. Konuşan yüzde 6,2'yi eşit bir yüzdeyle karşılaştırıyor.
  3. Konuşan yüzde 6,2'nin yalnızca olası bir üst sınır olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan yüzde 6,2'yi dikkat çekici derecede yüksek bir değer olarak sunuyor.

The idea that someone might look one way Anlatım akışı

1:42

Birinin belli bir şekilde görünüp

and identify another way,

1:44

kendisini başka bir şekilde tanımlayabileceği

or that they might be really hard

1:45

ya da onu

to place in a racial category, Kelime

1:47

bir ırk kategorisine yerleştirmenin çok zor olabileceği fikri

is not new.

1:48

yeni değil.

Anlatım akışı

look one way and identify another way: kısa ve paralel bir karşıtlık

someone might look one way and identify another way dizisi, ortak özne ve kiplik yapısı someone might sonrasında iki paralel fiil öbeği kullanır. Look one way kişinin başkalarına nasıl göründüğünü, identify another way ise kişinin kendi kimliğini nasıl anladığını veya tanımladığını anlatır. One way ... another way iki farklı sonucu işaretleyerek karşıtlığı kısa ve yoğun biçimde kurar. Burada identify doğrudan nesne almaz ve kişinin kendini tanımlaması anlamına gelir; way fiziksel bir rota değil, bir biçim veya sonuç ifade eder.

Alıştırma

“Jordan may look one way to other people and identify another way,” cümlesinde one way ... another way neyi düzenler?

  1. Jordan'ı tanımaya çalışan iki başka kişi.
  2. Dış görünüş ile kişinin kendi kimliği arasındaki karşıtlık.
  3. Jordan'ın gidebileceği iki fiziksel rota.
Cevabı göster

Dış görünüş ile kişinin kendi kimliği arasındaki karşıtlık.

Kelime

Birini ırksal bir kategoriye yerleştirmek

Burada place, birini bir sınıflandırma sistemi içinde kategorize etmek veya nereye ait olduğuna karar vermek anlamına gelir. Fiziksel değil, soyut bir kullanımdır: kişinin nasıl algılandığına dayanarak ona ırksal bir kategori atanmasından söz edilir. be hard to place yapısında kişi, sınıflandırılması zor olan örtük nesnedir. İfade, gözlemcinin bir etiket seçmekte zorlanmasına odaklanır; kişinin kendine ait bir kimliği olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Several survey responses were hard to place in a single category,” cümlesinde “place in a category” ne anlama gelir?

  1. Katılımcılardan bir kimlik seçmelerini istemek
  2. Yanıtları bir etiket altında sınıflandırmak
  3. Yanıtları fiziksel bir yere taşımak
Cevabı göster

Yanıtları bir etiket altında sınıflandırmak

This is why there was a public debate

1:49

Bu yüzden kamuoyunda şu soru tartışıldı:

about whether MSNBC's Karen Finney

1:51

MSNBC'den Karen Finney

could say she was black,

1:53

siyah olduğunu söyleyebilir miydi?

or how we can't even agree Kalıp ifadeler

1:54

Hatta anlaşamıyoruz bile,

on the racial label assigned

1:55

hangi ırk etiketinin verilmesi gerektiği konusunda,

to the president of the United States.

1:56

söz konusu kişi Amerika Birleşik Devletleri başkanı olduğunda.

Kalıp ifadeler

can't even agree on: bir konuda bile anlaşamamak

Agree on, belirli bir konu, seçenek veya plan hakkında aynı karara ya da sonuca varmak anlamına gelir. Buradaki nesne ırksal etikettir: insanlar hangi etiketin geçerli olduğu konusunda ortak bir yargıya varamaz. Even vurgu ekler ve bu anlaşmazlığın şaşırtıcı olduğunu ya da özellikle temel bir noktayı ilgilendirdiğini gösterir: bu konuda bile anlaşamazlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak ve özneyi we yerine the organizers yaparak cümleyi tamamlayın: After hours of discussion, the organizers still ____ a date for the meeting.

Cevabı göster

can't even agree on

Of course, many people feel their racial

1:59

Elbette birçok insan, ırksal

identity is very clear and very permanent.

2:01

kimliğinin son derece net ve kalıcı olduğunu düşünür.

But the fact that some people have changed theirs

2:03

Ancak bazı insanların ırksal kimliğini değiştirmiş olması

and that no one can really argue with them

2:05

ve kimsenin buna gerçekten itiraz edememesi,

shows how shaky the very idea of race is. Dilbilgisi

2:07

ırk fikrinin kendisinin ne kadar sallantılı olduğunu gösteriyor.

Dilbilgisi

shows how shaky the very idea of race is: gömülü how yan cümlesinde sözcük sırası

how shaky the very idea of race is, shows fiilinden sonra gelen ve derece bildiren gömülü bir yan cümledir. Kanıtların, ırk fikrinin kendisinin ne kadar istikrarsız veya belirsiz sınırlara sahip olduğunu ortaya koyduğu anlamına gelir; shaky burada fiziksel değil, mecazi anlamdadır. Bu yapı doğrudan bir soru değil, bir ifadenin parçası olduğu için düz cümle sırasını kullanır: how + sıfat + özne + fiil. shows how shaky the very idea of race is denir; shows how shaky is the very idea of race denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede show fiilinden sonra gömülü how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. The repeated errors show how unreliable the method is.
  2. The repeated errors show how unreliable is the method.
Cevabı göster

The repeated errors show how unreliable the method is.

This is all because there isn't a race

2:10

Bütün bunların nedeni, ırka özgü bir

chromosome in our DNA that people

2:12

kromozomun DNA'mızda bulunmamasıdır; insanların

can point to. Öbek fiiller

2:14

işaret edip gösterebileceği böyle bir kromozom yoktur.

Öbek fiiller

point to: bir şeyi kanıt olarak göstermek

Bu cümlede point to, yalnızca parmakla bir yönü göstermek değil, belirli bir şeyi kanıt olarak göstermek anlamına gelir. Anlatılmak istenen, DNA'da sabit ırk kategorilerinin kanıtı olarak gösterilebilecek tek bir “ırk kromozomu” olmadığıdır. Yapı point to + kanıt, işaret, neden veya sonuç şeklindedir. that people can point to ifadesinde that, to edatının nesnesidir; bu yüzden İngilizcede to edatının ilgi yan cümlesinin sonunda bırakılması doğaldır.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz ve “kanıt olarak işaret etmek” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fingerprints found at both locations ____ the same suspect.

Cevabı göster

point to

It simply doesn't exist.

2:15

Böyle bir şey kesinlikle yok.

When the medical community links race Kalıp ifadeler

2:17

Tıp camiası ırkı

to health outcomes,

2:19

sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirdiğinde,

it's really just using race as a Kalıp ifadeler

2:20

aslında ırkı yalnızca

substitute for other factors,

2:22

başka etkenlerin yerine kullanır;

Kalıp ifadeler

“links race to health outcomes” bir ilişki iddiası olarak

“Links A to B”, A’yı B ile bağlantılı veya ilişkili olarak sunmak anlamına gelir. Bu cümlede tıp camiası ırk ile sağlık sonuçları arasındaki ilişkiyi anlatıyor; ifade, ırkın bu sonuçlara kendisinin neden olduğunu otomatik olarak söylemez. Yapı link + nesne + to + ilgili sonuç veya etkendir. Link araştırma ve haber metinlerinde sık kullanılır; gözlemlenen veya öne sürülen bir ilişkiyi, tam bir nedensellik iddiasında bulunmadan anlatmaya yarar.

Alıştırma

Bir etkenin diğerine doğrudan neden olduğunu söylemeden bağlantı bildiren cümle hangisidir?

  1. The study treats irregular sleep as the only cause of lower concentration.
  2. The study proves that irregular sleep directly causes lower concentration.
  3. The study links irregular sleep to lower concentration.
Cevabı göster

The study links irregular sleep to lower concentration.

Kalıp ifadeler

“using race as a substitute for other factors” ikame yapısı olarak

“Use A as a substitute for B”, A’yı B’nin yerine kullanmak anlamına gelir. A ikame edilen şeydir; B ise normalde kullanılacak veya dikkate alınacak unsurdur. Burada race, başka etkenlerin yerine geçen bir unsur olarak ele alınıyor. Bu ifade böyle bir kestirme yolu eleştirir: race, soy ve yaşanmış toplumsal deneyimler gibi etkenlerle birlikte görülebilir veya onları temsil edebilir, ancak bu etkenlerle aynı şey değildir.

Alıştırma

Bir şeyin başka bir şeyin yerine geçtiğini göstermek için use A as a substitute for B yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. During the outage, the battery pack was used as a substitute for the main power source.
  2. During the outage, the battery pack was linked to the main power source.
  3. During the outage, the battery pack represented the main power source in the diagram.
Cevabı göster

During the outage, the battery pack was used as a substitute for the main power source.

such as where your ancestors came

2:23

örneğin atalarınızın nereden geldiği

from or the experiences of people

2:25

ya da bazı insanların yaşadığı deneyimler gibi;

who may have been put in the Dilbilgisi

2:27

bu insanlar sizinle

same racial group as you.

2:28

aynı ırksal gruba yerleştirilmiş olabilir.

Dilbilgisi

may have been put: modal perfect edilgen yapı

may have been put yapısında may olasılığı belirtir, have been olayı şimdiki zamandan önceye yerleştirir ve put edilgen yapıda geçmiş zaman ortacıdır. Yardımcı fiillerin sırası modal + have + been + geçmiş zaman ortacıdır. İnsanlar bu kategoriyi kendileri seçmiş olmayabilir. İfade, başkalarının onları dinleyiciyle aynı ırksal gruba sınıflandırmış olabileceğini söyler; sınıflandırmayı yapan kişi veya kurum belirtilmez.

Alıştırma

Geçmişte gerçekleşmiş olabilecek belirsiz bir sınıflandırmayı göstermek için cümleyi put fiilinin modal perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: “Some applicants ____ in the wrong category.”

Cevabı göster

may have been put

Dorothy Roberts explains that sickle

2:30

Dorothy Roberts, orak

cell anemia is a prime example of this. Kalıp ifadeler

2:31

hücreli aneminin bunun en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu açıklıyor.

Kalıp ifadeler

a prime example of this: güçlü kanıt sunmak

A prime example of this, az önce belirtilen görüşü özellikle açık veya temsil gücü yüksek biçimde gösteren bir örnek anlamına gelir. Burada prime, “ilk” ya da matematikteki sıfat değil, “mükemmel” veya “en karakteristik” anlamındadır. İfade, genel bir iddiadan somut kanıta geçmeye yardımcı olur. This önceki düşünceye gönderme yapar; bu nedenle okuyucu veya dinleyicinin o düşünceyi belirleyebilmesi gerekir.

Alıştırma

Cümleyi, özellikle açık ve temsil gücü yüksek bir örneği belirten ders ifadesiyle tamamlayın: “The bridge’s survival during the earthquake is ____ effective engineering.”

Cevabı göster

a prime example of

The disease is linked to areas

2:34

Bu hastalık,

with high rates of malaria,

2:35

sıtma oranının yüksek olduğu bölgelerle bağlantılıdır;

which includes some parts of Europe

2:37

bu bölgeler Avrupa'nın bazı kesimlerini

and Asia in addition to Africa.

2:38

ve Afrika'nın yanı sıra Asya'nın bazı kesimlerini de kapsar.

It's not actually about race at all. Dilbilgisi

2:40

Aslında bunun ırkla hiçbir ilgisi yoktur.

Dilbilgisi

aslında ırkla hiç ilgisi yok

Bu ifade, ırkın gerçek açıklama olmadığını söyler ve actually, dinleyicinin daha önce oluşturmuş olabileceği bir yorumu düzeltir. Not ... at all olumsuzluğu güçlendirir; hiçbir şekilde ya da hiç anlamı verir, bazen anlamı vermez. Bu cümlede reddedilen şey, ırkın açıklama olmasıdır; hastalığın veya sağlık farklılıklarının varlığı reddedilmez.

Alıştırma

Bir kişi “The conflict is not actually about money at all.” diyor. Ne yapıyor?

  1. Paranın tek sorun olduğunu doğrulamak
  2. Paranın eşit derecede önemli birkaç nedenden biri olduğunu söylemek
  3. Paranın gerçek sorun olduğu düşüncesini düzeltmek ve bunun sorun olduğunu güçlü biçimde reddetmek
Cevabı göster

Paranın gerçek sorun olduğu düşüncesini düzeltmek ve bunun sorun olduğunu güçlü biçimde reddetmek

This, of course, does not mean Dilbilgisi

2:42

Elbette bu,

that the concept of race

2:44

ırk kavramının

isn't hugely important in our lives.

2:45

hayatımızda son derece önemli olmadığı anlamına gelmez.

Dilbilgisi

does not mean that ... isn't hugely important

Bu cümlede olumsuzluğun kapsamını anlamak önemlidir. Dıştaki does not mean bir çıkarımı reddeder; içteki isn't hugely important ise reddedilen sonucu belirtir. Burada konuşmacı, ırk için tek bir biyolojik temel bulunmamasının, ırkın toplumsal hayatta önemsiz olduğu anlamına gelmediğini söyler. Cümle aşırı bir yorumu engeller; önceki noktayı ortadan kaldırmaz ve ırkın gerçek etkileri veya önemi olmadığını söylemez.

Alıştırma

Bir koç “A slow start does not mean that the team isn't capable.” diyor. Ne anlatıyor?

  1. Koç takımın zaten kazandığını söylüyor
  2. Yavaş başlangıç takımın yetenekli olmadığını kanıtlar
  3. Bu gerçek, takımın yetenekli olmadığına kanıt olarak görülmemelidir
Cevabı göster

Bu gerçek, takımın yetenekli olmadığına kanıt olarak görülmemelidir

The racial categories to which we're assigned Dilbilgisi

2:47

Bize atanan ırksal kategoriler

can determine real life experiences.

2:49

gerçek hayattaki deneyimlerimizi belirleyebilir.

Dilbilgisi

categories to which we're assigned: edat + which

categories to which we're assigned ifadesinde which, categories sözcüğüne gönderme yapar. to edatı assign someone to a category kalıbının parçasıdır; insanlar sınıflandırmayı alan taraf olduğu için we're assigned edilgen yapıdadır. to sözcüğünü which'in önüne getirmek, categories ile ilişkiyi açıkça gösteren resmî bir ilgi cümleciği oluşturur. Daha konuşma diline yakın İngilizcede edat genellikle sona gider: categories which we're assigned to.

Alıştırma

Cümleyi edatın öne alındığı resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The guide lists the teams ____ new volunteers are assigned.

Cevabı göster

to which

They can drive political outcomes

2:51

Siyasi sonuçları şekillendirebilirler

and they can even make the Kalıp ifadeler

2:53

ve hatta

difference between life and death.

2:54

yaşamla ölüm arasındaki farkı bile yaratabilirler.

Kalıp ifadeler

make the difference between life and death: belirleyici bir etken

make the difference between A and B yapısında make the difference, hangi sonucun gerçekleşeceğini belirleyen kritik etken olmak demektir. Bir farkı tespit etmek ya da açıklamak anlamına gelmez. İki uçtaki life ve death, sonucu olabilecek en ciddi düzeye taşır. Bu yeniden kullanılabilir kalıp, success ve failure gibi daha az uç sonuçları karşılaştırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir etkenin iki sonuçtan hangisinin gerçekleşeceğini belirleyebileceğini göstermek için hedef kalıbı kullanıyor?

  1. A chart can show the difference between this year and last year.
  2. An editor can tell the difference between formal and informal wording.
  3. Good preparation can make the difference between a smooth launch and a chaotic one.
Cevabı göster

Good preparation can make the difference between a smooth launch and a chaotic one.

But understanding that racial categories

2:56

Ancak ırksal kategorilerin

are made up can give us Notlar

2:58

insanlar tarafından kurgulandığını anlamak, bize

an important perspective on where racism

2:59

ırkçılığın en başta nereden

came from in the first place. Kalıp ifadeler

3:01

doğduğuna dair önemli bir bakış açısı kazandırabilir.

Öbek fiiller

are made up: ırksal kategoriler toplumsal olarak oluşturulmuştur

“are made up” ifadesindeki made up burada insanlar ve toplum tarafından yaratılmış veya oluşturulmuş demektir. Bu, kategorilerin insan tercihlerinden bağımsız olarak doğal biçimde var olan, değişmez ayrımlar olmadığını belirtir. Bu ifade bir toplumsal sistemin nasıl oluştuğunu anlatır; kategorilerin daha küçük parçalardan oluştuğu anlamına gelmez. Bu oluşumu fark etmek, ırkçılığı insan eylemleriyle şekillenmiş bir geçmişi ve kökeni olan bir olgu olarak anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

“racial categories are made up” cümlesinde made up ne anlama gelir?

  1. insanlar tarafından bir toplumsal sistem olarak oluşturulmuş
  2. birkaç fiziksel parçadan oluşan
  3. makyajla hazırlanmış
Cevabı göster

insanlar tarafından bir toplumsal sistem olarak oluşturulmuş

Kalıp ifadeler

give us an important perspective on: bir konuyu anlamak için bakış açısı

“give someone an important perspective on something” yapısı, birinin bir konuyu yararlı bir açıdan anlamasına veya yorumlamasına yardımcı olmak demektir. Burada us bakış açısını alan kişiyi gösterir; “on where racism came from” ise bu bakış açısıyla incelememize yardımcı olan soruyu belirtir. Bu ifade birine bakacağı fiziksel bir yer vermek anlamına gelmez. Buradaki perspective, bir konu hakkında düşünme biçimi veya onu yorumlama çerçevesidir; dolayısıyla bu anlayış, ırkçılığın kökenlerini görme biçimimizi değiştirir.

Alıştırma

Bu cümlede “give us an important perspective on” ne işe yarıyor?

  1. Bir konuyu anlamak için yararlı bir yol sunar
  2. Bakabileceğimiz fiziksel bir yer verir
  3. Her soruya kesin cevabı verir
Cevabı göster

Bir konuyu anlamak için yararlı bir yol sunar

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk nedeni araştırmak

Bu cümlede in the first place, dikkati en eski kaynağa veya ilk nedene geri çeker. where racism came from ifadesini güçlendirerek ırkçılığın başlangıçta nasıl ortaya çıktığına odaklanır; bir sıra veya derecelendirmeden söz etmez. Odak noktası sonraki olaylar değil de temel nedense, bir şeyin neden, nasıl veya nerede başladığını soran cümlelerde bu ifadeyi kullanabilirsiniz. Eleştirel ifadelerde We should not have agreed in the first place. örneğindeki gibi “en başta” veya “başından beri” anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi ilk nedeni vurgulayan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did the committee reject the proposal ____?

Cevabı göster

in the first place