Ragnarok bilmecesini çözebilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
735 kelime 157 kel/dk

Video özeti: İskandinav mitolojisiyle çerçevelenen bir bilmece, düğüm ve kenarlardan oluşan bir grafa indirgeniyor. Böylece Euler yolunun Jörmungandr’ın her bölümünden tam bir kez geçmeyi nasıl sağladığı ve yolun uçlarının neden tek dereceli düğümlere bağlı olduğu açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. One powerful way to solve problems is to simplify. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Ayrıntılı akıl yürütme başlamadan önce temel problem çözme stratejisini duyuran tez cümlesini tanıyın. One way to...is to... kalıbını sunumlarda, tartışmacı yazılarda ve adım adım açıklamalarda bir yöntemi açıkça tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. nodes and edges. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu temel graf teorisi terimlerini yalnızca gündelik anlamlarıyla değil, bağlantı noktaları ve onları birleştiren çizgiler olarak anlayın. Böylece fiziksel bir sahneyi veya somut bir rotayı soyut bir matematik ağına dönüştüren açıklamaları izleyebilirsiniz. 3. odd number of edges — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: odd sözcüğünü matematik İngilizcesinde “tek” olarak yorumlayıp ifadeyi Euler yolu koşuluyla ilişkilendirin. Bu kullanımı “tuhaf” anlamından ayırabilir ve düğüm derecesinin olası başlangıç ve bitiş noktalarını nasıl belirlediğini anlatabilirsiniz.

Bu derste

Ragnarok, the fabled end of the world, Notlar

0:06

Dünyanın sonu olduğuna inanılan Ragnarok,

Kültür

Ragnarok: İskandinav mitolojisinde dünyanın sonu

Ragnarok, İskandinav mitolojisindeki dünyanın sonu olayıdır; bir kişinin ya da sıradan bir yerin adı değildir. Felaket niteliğinde son bir çatışmayı ve eski dünyanın yok oluşunu içerir. Bu adın en başta söylenmesi cümleye hemen kıyametvari ve destansı bir ölçek kazandırır. Bir hikâyede bu özel adla karşılaştığınızda, sonrasında gelen tehlikeyi yorumlamak için İskandinav mitolojisindeki anlamını kullanın.

Alıştırma

Bu cümlede Ragnarok neyi ifade ediyor?

  1. Modern bir İskandinav şehri
  2. İskandinav mitolojisindeki dünyanın sonu olayı
  3. Bir İskandinav kralının adı
Cevabı göster

İskandinav mitolojisindeki dünyanın sonu olayı

Kelime

fabled end of the world: yalnızca ünlü değil, efsanevi

fabled end of the world ifadesinde fabled, “efsanelerden bilinen veya efsanelerde övgüyle anlatılan” anlamına gelir. İfadeye mitolojik ve edebî bir ton katar; yalnızca “ünlü” demek değildir ve “uydurulmuş, bu nedenle önemsiz” anlamına da gelmez. Bu sıfat, a fabled city veya a fabled treasure örneklerinde olduğu gibi efsanevi yerleri, kişileri, nesneleri ve olayları anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi ifade bir yere en iyi şekilde efsanevi ve edebî bir nitelik kazandırır?

  1. a fabled city hidden beyond the mountains
  2. a fictional city created for the novel
  3. a famous city with ten million visitors
Cevabı göster

a fabled city hidden beyond the mountains

when giants, monsters, and Norse gods battle for the future. Notlar

0:09

devler, canavarlar ve İskandinav tanrılarının gelecek için savaştığı andır.

Kültür

Norse gods: İskandinav mitolojisinin tanrıları

Norse gods, özellikle Hristiyanlık öncesi İskandinavya ile bağlantılı olan İskandinav mitolojisindeki tanrıları ifade eder. Avrupa’daki bütün tanrılar ya da genel olarak “Batı” mitolojisindeki tanrılar anlamına gelmez. Hikâyelerde, oyunlarda ve filmlerde Odin ve Thor gibi adlar ya da Valhalla gibi bir yer, aynı mitolojik dünyaya işaret eder.

Alıştırma

Bir incelemede Norse gods neyi ifade eder?

  1. İskandinav mitolojisindeki tanrılar
  2. Antik Yunan mitolojisindeki tanrılar
  3. Avrupa geleneklerindeki bütün tanrılar
Cevabı göster

İskandinav mitolojisindeki tanrılar

Kalıp ifadeler

battle for the future: for uğruna mücadele edilen hedefi gösterir

battle for the future ifadesinde for, uğruna mücadele edilen şeyi, yani bundan sonra olacakları belirleme gücünü gösterir. İfade, savaşmak için geleceğe gitmek değil, geleceği şekillendirmek ya da güvence altına almak için savaşmak demektir. battle/fight/compete for + hedef kalıbı, katılımcıların elde etmek, korumak veya belirlemek istediği şeyi adlandırır. fight for freedom ve compete for control bunun örnekleridir.

Alıştırma

Cümleyi battle fiilinin -ing biçimiyle ve mücadele edilen hedefi tanıtan edatla tamamlayın: The two groups are ____ control of the city.

Cevabı göster

battling for

The gods were winning handily until the great serpent Jörmungandr emerged. Notlar

0:14

Büyük yılan Jörmungandr ortaya çıkana kadar tanrılar kolayca kazanıyordu.

Kelime

were winning handily: açık farkla rahatça kazanmak

Burada were winning handily, tanrıların rahat biçimde ve açık bir üstünlükle kazanmakta olduğu anlamına gelir. Handily, avantajlarının ne kadar belirgin olduğunu anlatır; elle yapılan fiziksel bir eylemi belirtmez. Geçmişte devam eden zaman yapısındaki were winning, bunu sürmekte olan bir durum olarak sunar. Yılan ortaya çıkmadan önce bu olumlu durum hâlâ devam ediyordu.

Alıştırma

Hangi cümlede handily doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The Falcons won handily, 84 to 52.
  2. The Falcons won handily after a one-point overtime finish.
  3. She carried the glass handily in her left hand.
Cevabı göster

The Falcons won handily, 84 to 52.

Anlatım akışı

until: durumu değiştiren olayı tanıtmak

Until, devam eden bir durumu o durumun bitiş noktasını belirleyen olaya bağlar. Tanrıların rahat üstünlüğü, Jörmungandr'ın ortaya çıktığı ana kadar sürdü. Hikâye anlatımında bu yapı sık sık bir dönüm noktası yaratır: olaylar bir yönde ilerlerken yeni bir gelişme onları değiştirir. Bu dönüş etkisi yalnızca until sözcüğünden değil, önceki durum ile sonraki olay arasındaki karşıtlıktan doğar.

Alıştırma

Hangi cümlede until, önceki bir durumu sona erdiren olayı tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. Everything was going smoothly until the power went out.
  2. Everything was going smoothly because the power went out.
  3. Everything was going smoothly although the power went out.
Cevabı göster

Everything was going smoothly until the power went out.

Kültür

great serpent Jörmungandr: açıklamadan sonra gelen özel ad

Jörmungandr, İskandinav mitolojisindeki Dünya Yılanı'dır. Burada serpent sıradan bir yılanı değil, belirli bir mitolojik varlığı belirtir. the great serpent Jörmungandr ifadesinde great serpent varlığın ne olduğunu açıklar, Jörmungandr ise özel adını verir. Buradaki great, “mükemmel” değil, “devasa” veya “güçlü” anlamındadır.

Alıştırma

great serpent Jörmungandr ifadesindeki iki bölüm arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. great serpent karakteri tanımlar, Jörmungandr ise adını verir
  2. ifadenin tamamı sıradan bir yılan türünü belirtir
  3. great karakterin adıdır, Jörmungandr ise bir yerin adıdır
Cevabı göster

great serpent karakteri tanımlar, Jörmungandr ise adını verir

It swallowed Valhalla, contorted itself across the land, Notlar

0:19

Yılan Valhalla'yı yuttu, diyarın dört bir yanında kıvrıldı,

Kültür

Valhalla: İskandinav mitolojisindeki özel bir salon

Valhalla, İskandinav mitolojisinde Odin'in yönettiği ve savaşta ölen seçilmiş savaşçılarla ilişkilendirilen özel bir salondur. Bu cümlede bir yer adıdır; şehir ya da kişi adı değildir. Valhalla bazen genel biçimde cennetle karşılaştırılsa da cennet anlamına gelen genel bir sözcük değildir. Cümle, bu belirli mitolojik yeri yılanın yuttuğu bir şey olarak anlatır.

Alıştırma

Bu İskandinav mitolojisi cümlesinde Valhalla neyi ifade eder?

  1. Odin ve savaşta ölen seçilmiş savaşçılarla ilişkili belirli bir mitolojik salon
  2. Bir İskandinav kahramanının kişisel adı
  3. Herhangi bir dindeki cennet için kullanılan genel bir İngilizce sözcük
Cevabı göster

Odin ve savaşta ölen seçilmiş savaşçılarla ilişkili belirli bir mitolojik salon

Kelime

contorted itself across the land: doğal olmayan biçimde bükülmüş bir şekil

Bu cümlede contorted itself, yaratığın kendi bedenini güçlü biçimde bükerek doğal olmayan, ciddi ölçüde bozulmuş bir şekle soktuğu anlamına gelir. Dönüşlü zamir itself, şekli değişenin öznenin kendi bedeni olduğunu gösterir. Across the land, bu bozulmuş şeklin yayıldığı alanı belirtir: bedeni bükülmüş hâlde geniş bir bölgeye uzanır. İfade, bir yerden başka bir yere normal hareketi değil, şekli ve konumu betimler.

Alıştırma

Bu cümlede contorted itself across the land öncelikle neyi gösteriyor?

  1. Şeklini değiştirmeden tek bir yerde kaldı.
  2. Arazinin bir ucundan diğerine normal biçimde yürüdü.
  3. Kendi bedeni doğal olmayan bir şekle büküldü ve arazinin üzerine yayıldı.
Cevabı göster

Kendi bedeni doğal olmayan bir şekle büküldü ve arazinin üzerine yayıldı.

and then merged into one continuous body with no head and no tail. Notlar

0:24

ve ardından başı ya da kuyruğu olmayan, sürekli tek bir bedene dönüştü.

Kalıp ifadeler

merged into one continuous body: merge into + sonuç

Burada merged into one continuous body, daha önce ayrı olan parçaların birleşerek tek ve kesintisiz bir bütün hâline geldiği anlamına gelir. Continuous, ortaya çıkan sonucun ayrı boşlukları veya iç sınırları olmadığını belirtir. merge into + sonuç yapısı, bir şeyin birleşmeden sonra neye dönüştüğünü söyler. Into yeni sonucu gösterdiği için önemlidir: parçalar merged into one body.

Alıştırma

Hangi cümle, birleşmenin yeni sonucunu belirtmek için merge into kullanıyor?

  1. The two files merge into one document.
  2. The files merge automatically.
  3. The smaller file merges with the main file.
Cevabı göster

The two files merge into one document.

Dilbilgisi

with no head and no tail: with ile eksik özellikleri belirtme

With no head and no tail, one continuous body ifadesine bir durum veya özellik ekleyen bir with öbeğidir. Burada with, 'birlikte' değil, 'sahip olan' veya 'şu özellikle nitelenen' anlamındadır. Her iki ismin önünde de no kullanılması, iki eksikliğin her birini açıkça belirtir: gövdenin ne başı ne de kuyruğu vardır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp isim + with no X and no Y şeklindedir.

Alıştırma

Ne penceresi ne de kapısı olan bir binayı hangi öbek doğal biçimde anlatır?

  1. a building with no windows and no doors
  2. a building with not windows and not doors
  3. a building and no windows with no doors
Cevabı göster

a building with no windows and no doors

As it begins to digest Valhalla, Dilbilgisi

0:29

Yılan Valhalla'yı sindirmeye başlarken,

an exhausted Odin explains that he has just enough power Dilbilgisi

0:32

yorgun düşmüş Odin, canavara son bir şimşek çakacak

to strike the creature with one final bolt of lightning. Kalıp ifadeler

0:36

gücü zar zor kaldığını açıklar.

Dilbilgisi

As it begins to...: eş zamanlı bir zaman arka planı oluşturma

Burada As it begins to digest Valhalla bir zaman yan cümlesidir. Yeni başlayan bir eylemi arka plan olarak sunarken ana cümle olan an exhausted Odin explains... temel olayı aktarır. Bu bağlamda as, 'çünkü' değil, '-dığında' veya '-irken' anlamındadır. Genellikle aynı zaman diliminde gelişen iki eylemi birbirine bağlar; önce arka planı, ardından ana bilgiyi verir.

Alıştırma

'As the train begins to move, Maya waves goodbye' cümlesinde as nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Maya, tren hareket etmeye başlamadan önce el sallar.
  2. Trenin hareketi ve Maya'nın el sallaması aynı gelişen zaman diliminde gerçekleşir.
  3. Tren hareket etmeye başladığı için Maya el sallar.
Cevabı göster

Trenin hareketi ve Maya'nın el sallaması aynı gelişen zaman diliminde gerçekleşir.

Dilbilgisi

has just enough power to: bir şeyi yapacak kadar gücü ancak olmak

has just enough power to strike... ifadesinde has, elde bulunan bir kaynak olan power sözcüğünü sunar; to ile kurulan mastar da bu kaynağın neyi mümkün kıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp have/has + just enough + kaynak adı + to + fiil şeklindedir. Just enough, miktarın gereken en düşük düzeye ulaştığını ancak çok az pay kaldığını ya da hiç pay kalmadığını anlatır. Burada eylem yapılabilir, fakat ancak ucu ucuna; gücün bol olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle telefonun yüklemeyi tamamlayabileceğini, fakat sonrasında neredeyse hiç pil gücü kalmayacağını anlatır?

  1. The phone has more than enough power to finish the upload.
  2. The phone has just enough power to finish the upload.
  3. The phone has enough powerful to finish the upload.
Cevabı göster

The phone has just enough power to finish the upload.

Kalıp ifadeler

one final bolt of lightning: bir yıldırımı doğal biçimde saymak

one final bolt of lightning ifadesinde bolt, belirgin tek bir yıldırım çizgisini veya boşalmasını saymak için kullanılan bir isimdir. Lightning normalde sayılamayan bir isimdir; bu nedenle İngilizcede a lightning yerine a/one + bolt of lightning kalıbı kullanılır. Final, bunun bu türdeki son yıldırım olduğunu belirtir. Bu ifadede bolt, metal bağlantı parçasını değil yıldırımı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir yıldırımın ağaca çarpmasını doğal biçimde anlatır?

  1. A lightning struck the tree.
  2. A piece of lightning struck the tree.
  3. A bolt of lightning struck the tree.
Cevabı göster

A bolt of lightning struck the tree.

If you magnify his blast with your fabled hammer Mjölnir, Notlar

0:40

Eğer onun bu gücünü efsanevi çekicin Mjölnir ile büyütürsen,

Kalıp ifadeler

magnify his blast with ...: nesne ve kullanılan araç

magnify his blast with ... ifadesinde magnify fiildir; his blast doğrudan nesne, yani gücü artırılan şeydir. with Mjölnir ise onu güçlendirmek için kullanılan aracı belirtir. Magnify çoğu zaman bir şeyi daha büyük göstermek anlamına gelir; ancak bir etkiyi, gücü veya önemi artırmak anlamında da kullanılabilir. Burada bir saldırının gücünü artırmak için hayal gücüne dayalı biçimde kullanılmıştır.

Alıştırma

“The technician magnified the crack with a digital microscope,” cümlesinde “with a digital microscope” neyi belirtir?

  1. Büyütülen çatlağı
  2. Çatlağın ne kadar büyük göründüğünü
  3. Çatlağı büyütmek için kullanılan aracı
Cevabı göster

Çatlağı büyütmek için kullanılan aracı

Kültür

fabled hammer Mjölnir: efsanevi bir çekicin özel adı

Mjölnir, İskandinav mitolojisinde Thor'un çekicinin özel adıdır. Belirli bir efsanevi silahtır; bir marka veya genel olarak çekici ifade eden bir sözcük değildir. fabled hammer Mjölnir isim grubunda fabled hammer nesnenin ne tür olduğunu açıklar, Mjölnir ise onu adıyla tanımlar. Thor, gök gürültüsü ve şimşekle olan bilinen bağlantısı, bu fantastik bağlamda çekicin bir enerji patlamasını neden güçlendirebildiğini açıklar.

Alıştırma

the fabled hammer Mjölnir ifadesinde Mjölnir nedir?

  1. Şimşek anlamına gelen bir sözcük
  2. Efsanevi bir çekicin özel adı
  3. Sıradan çekiçlerin ticari markası
Cevabı göster

Efsanevi bir çekicin özel adı

it should pierce the massive serpent.

0:44

bu devasa yılanı delebilirsin.

Dilbilgisi

If ..., it should ... ile olası bir koşul sonucu

If + geniş zamanda verilen koşul, ... should + fiilin yalın hâli yapısı, olası bir koşulu beklenen bir sonuca bağlar. Bu cümlede Mjölnir ile saldırıyı güçlendirmek koşuldur; pierce ise ardından gerçekleşmesi beklenen sonucu anlatır. Buradaki should, bir görev veya tavsiye değil, “olması beklenir” ya da “büyük olasılıkla olur” anlamındadır. Bir plana veya hesaba dayanan güveni gösterir, ancak will kadar kesin değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede should, bir koşul gerçekleştiğinde ortaya çıkması muhtemel sonucu tahmin ediyor?

  1. If the router is offline, you should restart it.
  2. If we restart the router, it should connect within a minute.
  3. The router should not be left in direct sunlight.
Cevabı göster

If we restart the router, it should connect within a minute.

You'll run with super speed along the serpent's body

0:47

Yılanın bedeni boyunca süper bir hızla koşacaksın,

when you hold your hammer high,

0:50

çekicini havaya kaldırdığında,

Odin will strike it with lightning, Kalıp ifadeler

0:52

Odin şimşekle ona vuracak

Kalıp ifadeler

strike it with lightning: hedefi ve kullanılan gücü belirtmek

Strike it with lightning, yıldırımı güç olarak kullanıp ona vurmak anlamına gelir. Kalıp strike + nesne + with + güç, silah veya araç şeklindedir: it zamiri darbeyi alan nesnedir, with lightning ise kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki with, yıldırımın eyleme yalnızca eşlik ettiği anlamına gelmez. Neyle? sorusunu yanıtlar. Aynı kalıp hem fiziksel araçlarla hem de yönlendirilmiş güçlerle kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi strike fiilinin geçmiş zaman biçimi ve kullanılan gücü belirten edatla tamamlayın: Yesterday, the robot ____ the metal door ____ a laser beam.

Cevabı göster

struck · with

and split Jörmungandr open at that point. Dilbilgisi

0:54

ve Jörmungandr'ı tam o noktadan ikiye yaracak.

Dilbilgisi

split Jörmungandr open: open sonucu gösterir

split Jörmungandr open ifadesinde split eylemi, Jörmungandr nesneyi, open ise bu eylemin ortaya çıkardığı durumu anlatan sıfatı gösterir. Bu, fiil + nesne + sonuç tümleci yapısıdır: yarma eylemi Jörmungandr'ı açık bir durumda bırakır. Open önemlidir çünkü sonucu açıkça belirtir. Split tek başına yarma veya ayırma eylemini anlatır; split ... open ise bir şeyin zorlanarak ya da kırılarak açık duruma gelmesini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “açık duruma gelme” sonucunu anlatan sıfatla tamamlayın: The pressure split the sealed container ____.

Cevabı göster

open

Then, you'll need to continue running along its body Kalıp ifadeler

0:57

Ardından, onun bedeni boyunca koşmaya devam etmelisin

until every part of it is destroyed. Dilbilgisi

1:00

ta ki yılanın her bir parçası yok edilene kadar.

Kalıp ifadeler

continue running along its body: bir güzergâh boyunca eylemi sürdürmek

Continue running, zaten sürmekte olan bir eylemi yapmaya devam etmek demektir; running, continue sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Along its body güzergâhı ekler ve uzun gövdeyi takip edilecek bir yol olarak sunar. Burada along, yalnızca yolun üzerinde ya da yanında sabit bir konumu değil, o yolun bir bölümünden başka bir bölümüne hareket etmeyi anlatır. Continue + -ing + along + güzergâh yapısı, bir alanda belirli bir yol boyunca süren hareketi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, yürüyüşçülerin nehri güzergâh olarak izleyip hareket etmeyi sürdürdüğünü en açık biçimde anlatır?

  1. The hikers continued walking along the river until sunset.
  2. The hikers continued walking across the river until sunset.
  3. The hikers continued standing by the river until sunset.
Cevabı göster

The hikers continued walking along the river until sunset.

Dilbilgisi

until every part of it is destroyed: ulaşılması gereken bitiş koşulu

Bu cümlede until, devam eden eylemi sona erdiren koşulu bildirir. Koşma, her parça yok edilene kadar sürer; until koşmanın ne zaman başladığını söylemez. Every part of it is destroyed edilgen bir yan cümledir. Vurgu, yok etme işini kimin yaptığına değil, tüm parçalar için gerekli sonucun tamamlanmasına yöneliktir. Continue veya keep doing something until a result is reached kalıbı kurallarda ve yönergelerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi yönerge, tamamlanmış edilgen bir sonucu eylemin sona erme koşulu yapmak için until kullanıyor?

  1. Keep sanding the board until every rough edge is removed.
  2. Keep sanding the board before every rough edge is removed.
  3. Keep sanding the board because every rough edge is removed.
Cevabı göster

Keep sanding the board until every rough edge is removed.

You can't run over the same section twice, Kelime

1:03

Aynı bölümün üzerinden iki kez koşamazsın,

Kelime

run over the same section: bir güzergâh bölümünden geçmek

Burada run over, bir güzergâh bölümünün üzerinden geçmek veya bu bölüm boyunca ilerlemek anlamındadır. The same section nesnesi ve hareket bağlamı, güzergâh anlamını seçtirir: kural, aynı bölümden birden fazla kez geçilemeyeceğini söyler. Run over başka anlamlara da gelir. Araçla ilgili bir bağlamda nesne bir insan veya hayvansa genellikle araçla çarpıp üzerinden geçmek anlamındadır. Burada kastedilen çarpışma anlamı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede run over örnektekiyle aynı güzergâh üzerinden geçme anlamındadır?

  1. The runners must run over every marked section once.
  2. The driver might run over the traffic cone.
  3. The runners must wait beside every marked section.
Cevabı göster

The runners must run over every marked section once.

or you'll fall into the already blasted part of the snake. Anlatım akışı

1:06

yoksa yılanın zaten parçalanmış olan kısmına düşersin.

Anlatım akışı

or you'll fall...: sonuç bildiren or

Burada or, “aksi hâlde” anlamına gelir. Önceki kuralı, bu kurala uyulmamasının sonucuna bağlar: daha önce patlatılmış kısma düşersin. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “talimat/gerekli eylem + or + istenmeyen sonuç” şeklindedir. İkinci yan cümle başka bir seçenek sunmaz; bir uyarı verir.

Alıştırma

Hangi cümlede or, bir talimata uymamanın sonucunu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Save your work now, or you may lose it.
  2. The work is complete, or nearly complete.
  3. You may save your work or print it.
Cevabı göster

Save your work now, or you may lose it.

But you can make multiple passes through points Kalıp ifadeler

1:09

Ama yaratığın kendi bedeninin kesiştiği noktalardan

where the creature intersects its own body. If you leave any portion unzapped, Notlar

1:12

birden fazla kez geçebilirsin. Eğer elektrik çarpmamış tek bir yer bırakırsan,

Kalıp ifadeler

make multiple passes through points: belirli noktalardan birden çok kez geçmek

make multiple passes through points ifadesinde pass, bir alandan bir kez geçme, tarama veya bir tur yapma anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Bu yüzden multiple ile çoğul passes kullanılır; through points ise geçilen konumları belirtir. Bu yapı tekrarlanan hareketi, taramayı, kontrolü veya işlemeyi anlatabilir. Burada passes, bir şeyin kaç kez geçtiğini ifade eder; sınavı geçme veya giriş kartı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede passes, tekrarlanan tarama veya kontrol turları anlamında sayılabilen bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. The software made three passes through the file to find errors.
  2. The visitors showed their security passes at the gate.
  3. Elena passes the library on her way home.
Cevabı göster

The software made three passes through the file to find errors.

Kelime

intersects its own body: kendiyle kesişen bir yol

Burada intersects “kesişir” veya “üzerinden geçer” anlamındadır. Yaratığın bedeni, aynı bedenin başka bir kısmıyla kesişerek bir kesişim noktası oluşturan bir çizgi ya da yol gibi ele alınır. Bu bağlamda intersect, yalnızca touch demekten daha kesindir: bedenin kısımlarını sadece birbirine değen yüzeyler olarak değil, kesişen veya üst üste gelen çizgiler ya da yollar olarak gösterir.

Alıştırma

Kesişen iki güzergâhı anlatmak için intersect fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The two routes remain parallel near the station.
  2. The two routes end on opposite sides of the city.
  3. The two routes intersect near the station.
Cevabı göster

The two routes intersect near the station.

Jörmungandr will magically regenerate. Kelime

1:18

Jörmungandr sihirli bir şekilde kendini yenileyecektir.

Dilbilgisi

leave any portion unzapped: leave + nesne + durum

Burada leave “ayrılmak” anlamına gelmez. leave + nesne + durum tamamlayıcısı kalıbını izler: any portion nesnedir, unzapped ise o kısmın içinde kaldığı durumu anlatır. Bu nedenle koşul, “herhangi bir kısım elektrik darbesi almamış halde kalırsa” anlamına gelir. Unzapped, bu bağlamda un- + zapped birleşiminden oluşturulmuş bir sıfattır. Burada zapped “elektrik veya enerjiyle vurulmuş” demektir; dolayısıyla unzapped “vurulmamış” anlamına gelir. Aynı kalıpta, nesnenin sonuçta içinde kaldığı durumu anlatmak için sıfat veya ortaç kullanılabilir.

Alıştırma

Kapının açık kalması anlamında leave + nesne + durum kalıbını kullanan cümle hangisidir?

  1. Please don't open the door before turning on the air conditioner.
  2. Please don't leave the door open while the air conditioner is on.
  3. Please don't walk through the open door while the air conditioner is on.
Cevabı göster

Please don't leave the door open while the air conditioner is on.

Kelime

magically regenerate: sihirle yeniden oluşmak

Burada regenerate, hasar gördükten veya kaybolduktan sonra yeniden oluşmak anlamına gelir. magically ise bunun normal bir biyolojik süreçle değil, sihir yoluyla gerçekleştiğini açıklar. Bu fiil; yeni doku, kaybedilmiş bir vücut bölümü veya yeniden dolan bir oyun kaynağı gibi bir şeyin tekrar üretilmesine odaklanır. Yalnızca durumun iyileşmesini belirtmekten daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümlede regenerate, kaybedilen bir vücut bölümünün yeniden oluştuğunu anlatır?

  1. Some lizards can protect a tail from injury.
  2. Some lizards can regenerate a lost tail.
  3. Some lizards can recover after losing a tail.
Cevabı göster

Some lizards can regenerate a lost tail.

Odin's last power will be spent, Dilbilgisi

1:20

Odin'in son gücü de tükenecek

Dilbilgisi

will be spent: bir kaynak tamamen tüketilecek

Will be spent, spend fiilinin gelecek zaman edilgen biçimidir: will + be + geçmiş zaman ortacı. Odin's last power eylemden etkilenen kaynaktır; bu nedenle cümle, gücü kimin kullandığından çok o güce ne olacağına odaklanır. Burada spent yalnızca para harcanması değil, hiçbir şey kalmayana kadar kullanılması anlamına gelir. last power ile birlikte kullanıldığında bu kullanımdan sonra hiç güç kalmayacağını belirtir.

Alıştırma

Kalan kaynağın tamamen kullanıldığını göstermek için cümleyi spend fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: By the end of the rescue, all their remaining energy will be ____.

Cevabı göster

spent

and Valhalla will fall forever.

1:23

ve Valhalla sonsuza dek düşecektir.

What path can you take to destroy the serpent? Anlatım akışı

1:25

Yılanı yok etmek için hangi yolu seçebilirsin?

Anlatım akışı

What path can you take ...?: rota bulma görevini ortaya koymak

“What path can you take ...?” önceki kurguyu çözülmesi gereken somut bir probleme dönüştürür. What ile başlayan soru uygulanabilir bir rota ister; “to destroy the serpent” ise bu rotanın ulaşması gereken amacı belirtir. Buradaki “path”, hikâyeyi matematiğe bağlar: hem hikâye dünyasındaki bir rota hem de çizge modelindeki bir yoldur. Bu nedenle soru, kuralları ve kısıtları açıklama aşamasından çözüm arama aşamasına geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir dizi koşulu en açık biçimde rota bulma görevine dönüştürür?

  1. Why do city parks close at night?
  2. What route can we take to visit every checkpoint exactly once?
  3. The checkpoints are marked on the map.
Cevabı göster

What route can we take to visit every checkpoint exactly once?

One powerful way to solve problems is to simplify. Anlatım akışı

1:36

Sorunları çözmenin etkili yollarından biri basitleştirmektir.

Anlatım akışı

One ... way to ... is to ...: strateji sunma kalıbı

“One way to do A is to do B” kalıbı bir strateji sunar. İlk to-infinitive hedefi, ikincisi ise yöntemi belirtir. “One”, bunun yararlı bir seçenek olduğunu gösterir; mutlaka tek yöntem olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede “simplify”, bir problemi daha kolay modellemek ve analiz etmek için temel ilişkileri etkilemeyen ayrıntıları çıkarmak anlamına gelir. Cümle bir tez cümlesi işlevi görür: önce ana stratejiyi belirtir, ardından açıklama bu stratejinin nasıl kullanılacağını gösterir.

Alıştırma

One way to ... is to ... kalıbını tamamlayın: One way ____ reduce mistakes is ____ check your work.

Cevabı göster

to · to

And in this case, Anlatım akışı

1:40

Ve bu durumda,

Anlatım akışı

in this case: konuyu mevcut durumla sınırlandırmak

Burada in this case, “şu anda ele alınan belirli durumda” anlamına gelir. Hukuki bir davadan söz etmez; case burada bir durum veya koşullar bütünü demektir. Cümlenin başına yakın kullanıldığında söylem belirleyicisi görevi görür: genel bir noktayı mevcut örneğe indirger ve sonraki ifadenin özellikle burada geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede in this case genel bir kuralı mevcut durumla sınırlandırmak için kullanılmıştır?

  1. The lawyer described the case to the judge.
  2. Keep the camera in its case when you travel.
  3. Most repairs need a new part, but in this case, tightening one screw is enough.
Cevabı göster

Most repairs need a new part, but in this case, tightening one screw is enough.

we can focus our attention on the two things Kalıp ifadeler

1:41

yolumuz için önemli olan iki şeye

that are important for our path,

1:44

dikkatimizi odaklayabiliriz:

Kalıp ifadeler

focus our attention on: dikkati belirli bir hedefe yöneltmek

focus our attention on ifadesi, fark ettiğimiz ya da düşündüğümüz şeyi bilinçli olarak belirli bir konuya yöneltmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, tartışmayı yol açısından önemli olan iki şeyle sınırlar. Kalıp focus + iyelik belirleyicisi + attention + on + hedef şeklindedir. Dikkatin kime ait olduğuna göre iyelik belirleyicisini değiştirin: focus my attention on, focus your attention on veya focus their attention on.

Alıştırma

focus + attention kalıbını doğru edatla tamamlayın: During the review, let's focus our attention ____ the two biggest risks.

Cevabı göster

on

intersections, and the stretches of snake between them. Kelime

1:46

kesişim noktaları ve bu noktalar arasındaki yılan kısımları.

Kelime

intersections ... the stretches of snake between them: noktalar ve bağlantı bölümleri

Burada intersections, yılanın izlediği yolun kendisiyle kesiştiği noktalardır. The stretches of snake between them, bir kesişimden diğerine uzanan kesintisiz gövde bölümleridir. Stretch burada “kesintisiz bir uzunluk veya bölüm” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir; them ise intersections sözcüğünü karşılar. Bu iki ifade birlikte bir görüntüyü basit bir ağ modeline dönüştürür: kesişimler nokta, onları bağlayan yılan bölümleri ise bağlantı görevi görür. Böylece gündelik mekân sözcükleri matematiksel bir yapının parçalarını adlandırabilir.

Alıştırma

Bu modelde “intersections, and the stretches of snake between them” neyi temsil ediyor?

  1. Birbirine bağlı olmayan birkaç ayrı yılan.
  2. Kesişim noktaları ve bu noktaları bağlayan kesintisiz yılan gövdesi bölümleri.
  3. Yılanın durup gövdesini esnettiği yerler.
Cevabı göster

Kesişim noktaları ve bu noktaları bağlayan kesintisiz yılan gövdesi bölümleri.

Or, as they're referred to in graph theory, Notlar

1:50

Veya graf teorisinde adlandırıldıkları şekliyle,

Kültür

in graph theory: graph sözcüğünün matematiksel anlamı

Graf teorisi, noktalardan ve bunlar arasındaki bağlantılardan oluşan ağları inceleyen matematik alanıdır. Buradaki graph, verileri göstermek için kullanılan çubuk ya da çizgi grafik değil, soyut bir ağdır. in graph theory edat öbeği, kullanılan terimlerin ait olduğu alanı belirtir. Ardından gelen nodes ve edges gibi adların graf teorisindeki teknik anlamlarıyla kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede in graph theory içindeki graph ne anlama geliyor?

  1. Düğümlerden ve kenarlardan oluşan soyut bir ağ.
  2. Verileri göstermek için kullanılan çubuk ya da çizgi grafik.
  3. Elle çizilmiş herhangi bir resim.
Cevabı göster

Düğümlerden ve kenarlardan oluşan soyut bir ağ.

nodes and edges. Kelime

1:53

düğümler ve ayrıtlar.

Kalıp ifadeler

as they're referred to in graph theory: alana özgü adları tanıtmak

Burada as they're referred to in graph theory, “grafik teorisinin onlara verdiği adları kullanırsak” anlamına gelir. nodes and edges adları, araya giren as yan cümlesinin hemen ardından gelir. Daha doğrudan bir biçimi şöyledir: “They are referred to as nodes and edges in graph theory.” Bir şeyin nasıl adlandırıldığını belirtmek için be referred to as + ad yapısını kullanın. Bu yapı özellikle resmî veya alana özgü terimleri tanıtırken kullanılır. Bu adlandırma kullanımında referred to yalnızca “bahsedildi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi refer fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This effect is ____ the placebo effect.

Cevabı göster

referred to as

Kelime

nodes and edges: graf teorisindeki noktalar ve bağlantılar

Graf teorisinde nodes, bir ağdaki noktalar veya nesnelerdir; edges ise bunlar arasındaki bağlantılardır. Bir edge çizgi olarak gösterilebilir, ancak temel görevi iki düğüm arasındaki ilişkiyi temsil etmektir. Bu sahnede kesişimler nodes, kesişimler arasındaki bölümler ise edges olarak modellenir. Burada edge yalnızca fiziksel bir nesnenin dış kenarı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi eşleştirme graf teorisinde nodes ve edges terimlerini doğru kullanıyor?

  1. Şehirleri nodes, onları bağlayan yolları edges olarak adlandırmak.
  2. Yolları nodes, şehirleri edges olarak adlandırmak.
  3. Hem şehirleri hem de yolları edges olarak adlandırmak.
Cevabı göster

Şehirleri nodes, onları bağlayan yolları edges olarak adlandırmak.

The edges are important because they're what we need to travel.

1:55

Ayrıtlar önemlidir çünkü yolculuk edeceğimiz yerler onlardır.

And the nodes matter because they connect the edges

1:59

Düğümler de önemlidir çünkü ayrıtları birbirine bağlarlar

and are where we may need to make choices Dilbilgisi

2:02

ve ayrıttan ayrıta koşarken

Dilbilgisi

where we may need to make choices: bir yerde ne olduğunu açıklamak

where we may need to make choices yan cümlesi, daha önce sözü edilen yerlerin işlevini orada olabilecek şey üzerinden açıklayarak are fiilini tamamlar: bu noktalarda bir seçim yapmak gerekebilir. Burada where yalnızca bir yer belirtmez; yeri, orada gerçekleşen eylemle ilişkilendirir. may need to kesinlik değil olasılık bildirir. Bu noktalardan birinde seçim yapma gereği doğabilir, ancak bunun her noktada olması kesin değildir.

Alıştırma

O yerde ne olduğunu açıklamak için cümleyi where ile tamamlayın: The checkout counter is ____ customers pay.

Cevabı göster

where

as we run from edge to edge.

2:05

seçim yapmamız gerekebilecek yerlerdir.

This simplification into nodes and edges Anlatım akışı

2:07

Bu düğüm ve ayrıt basitleştirmesi,

Anlatım akışı

This simplification into nodes and edges: önceki bir adımı özetlemek

This simplification, daha önce anlatılan işlemi tek bir fikir hâline getirmek için this + önceki bilgiyi özetleyen bir ad yapısını kullanır. simplification adı önceki işleme bir etiket verir; this ise yeni bir adım tanıtmak yerine o işleme geri gönderme yapıldığını gösterir. into nodes and edges sadeleştirmenin sonucunu veya aldığı biçimi belirtir. Önceki açıklama adlandırılınca konuşmacı onu akıl yürütmenin sonraki bölümü için başlangıç noktası olarak kullanabilir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, ilk cümledeki işleme geri gönderme yapmak için this + özetleyen bir ad yapısını kullanır?

  1. We removed duplicate entries. This cleanup made the list easier to analyze.
  2. We removed duplicate entries. That list is stored in the archive.
  3. We removed duplicate entries. This happened after lunch.
Cevabı göster

We removed duplicate entries. This cleanup made the list easier to analyze.

leaves us with a ubiquitous and important mathematical object Notlar

2:10

bizi graf veya ağ olarak bilinen,

Kelime

ubiquitous and important mathematical object: soyut bir varlığa yönelik resmî değerlendirme

Ubiquitous, “hemen hemen her yerde bulunan veya karşılaşılan” demektir. Bu ifadede ubiquitous ve important, mathematical object ifadesini niteleyen eş görevli sıfatlardır: konuşan kişi bu tür bir varlığın matematiğin genelinde hem yaygın hem de önemli olduğunu söyler. Bir mathematical object; sayı, küme, fonksiyon veya çizge gibi matematikte incelenen soyut bir varlıktır. Buradaki object, dokunulabilen fiziksel bir şey olmak zorunda değildir.

Alıştırma

A ubiquitous and important mathematical object ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. dokunulabildiği için önemli olan nadir bir nesne
  2. yalnızca tek bir yerde bulunan fiziksel bir sınıf aracı
  3. yaygın ve önemli olan soyut bir matematiksel varlık
Cevabı göster

yaygın ve önemli olan soyut bir matematiksel varlık

known as a graph or network. Kalıp ifadeler

2:14

yaygın ve önemli bir matematiksel nesneyle baş başa bırakır.

Kalıp ifadeler

leaves us with: bir süreç nihai bir sonuç doğurur

leave someone with something yapısında leave, “bir süreç veya olaydan sonra birinin bir şeye sahip olmasına ya da bir durumla karşı karşıya kalmasına neden olmak” demektir. Burada leaves us with, önceki sürecin sonucunu tanıtır: elimizde kalan sonuç bir çizge ya da ağdır. Yapı özne + leave + kişi + with + sonuç şeklindedir. Özne bir eylem, hesaplama, seçim veya olay olabilir; sonuç ise geriye kalan bir şey ya da yeni bir çıkarım olabilir. Bir kişinin gerçekten uzaklaşması anlamına gelmez.

Alıştırma

leave someone with something hedef yapısını us ile kullanarak cümleyi tamamlayın: After the refund, that ____ enough money for lunch.

Cevabı göster

leaves us with

Kalıp ifadeler

known as a graph or network: teknik adları tanıtmak

be known as + ad kalıbı, “... olarak adlandırılmak” veya “kabul edilmiş adı ... olmak” anlamına gelir. Bir terimi, etiketi, takma adı, kimliği veya kategoriyi tanıtan edilgen bir yapıdır. Altyazı parçasındaki known as, aynı tür yapı için iki ad sunar. Burada graph, matematik ve bilgisayar alanındaki anlamıyla kullanılır: köşelerden, yani düğümlerden, ve kenarlardan oluşan bir yapı. “Çizelge” anlamına gelmez; network başka bir ad olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “... olarak adlandırılmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The aurora borealis is ____ the northern lights.

Cevabı göster

known as

We just need to figure out how to travel Öbek fiiller

2:17

Tek yapmamız gereken, matematikçilerin Euler yolu olarak adlandırdığı,

Öbek fiiller

need to figure out: bir yanıta veya yönteme ulaşmak

need to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir çözüm veya yöntem bulmak anlamındaki bir öbek fiildir. Anlamı, figure ve out sözcüklerinin ayrı anlamlarından kurulmaz. Figure out ardından bir ad veya soru sözcüklü yan cümle alabilir. Figure out how to travel ifadesinde how to travel, bulunması gereken hareket yöntemini belirtir. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: figure it out deyin, figure out it demeyin.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “düşünerek çözmek veya anlamak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We need to ____ how to fit all the boxes in the car.

Cevabı göster

figure out

what mathematicians call an Eulerian path, Notlar

2:20

her ayrıttan tam olarak bir kez geçen

Anlatım akışı

what mathematicians call an Eulerian path: uzmanların adlandırma kalıbı

Buradaki what bir soru başlatmaz; isim gibi işleyen birleşik bir ilgi tümcesi başlatır. Yapının tamamı “matematikçilerin Euler yolu dediği şey” anlamına gelir. Mathematicians, call fiilinin öznesidir; an Eulerian path ise o şeye verilen addır. what + kişi veya grup + call + ad kalıbı, daha önce sözü edilen bir şeyi uzmanların ya da başka bir grubun kullandığı adla ilişkilendirir. Tüm yan cümle, daha büyük bir cümlede isim gibi işlev görür.

Alıştırma

astronomers sözcüğünü uzman grubu olarak kullanıp what + uzmanlar + call kalıbıyla cümleyi tamamlayın: This is ____ a red giant.

Cevabı göster

what astronomers call

Kültür

Eulerian path: her kenardan tam olarak bir kez geçen yol

Eulerian path, yani Euler yolu, bir grafın her kenarından tam olarak bir kez geçen graf kuramı rotasıdır. Bir düğüm birden fazla kez ziyaret edilebilir; kural düğümlerle değil, kenarlarla ilgilidir. Eulerian sıfatı matematikçi Leonhard Euler'in adından gelir. Bu ifade herhangi bir yolu değil, kesin bir graf kuramı terimini belirtir.

Alıştırma

Hangi açıklama bir Eulerian path ile eşleşir?

  1. Her düğümü tam olarak bir kez ziyaret eden rota.
  2. Her kenarı tam olarak bir kez kullanan rota.
  3. İki düğümü birbirine bağlayan herhangi bir rota.
Cevabı göster

Her kenarı tam olarak bir kez kullanan rota.

which traces every edge exactly once. Kelime

2:23

rotayı nasıl kat edeceğimizi bulmaktır.

Kelime

traces every edge exactly once: her kenarı tam olarak bir kez izlemek

Burada traces, bir çizgedeki çizgi boyunca “ilerlemek” veya “çizginin şeklini takip etmek” anlamındadır. Bu nedenle traces every edge, yolun çizgedeki bütün kenarlardan geçtiğini belirtir; bir kişiyi bulmak için izini sürmek anlamına gelmez. Exactly once temel kısıtlamadır: her kenar yalnızca bir kez kullanılmalı, hiçbir kenar atlanmamalı veya iki kez kullanılmamalıdır. Every edge ve exactly once birlikte kuralın tamamını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle hiçbir kenarın atlanmadığını veya birden fazla kez kullanılmadığını belirtir?

  1. The route traces one edge exactly once.
  2. The route traces every edge exactly once.
  3. The route traces every edge at least once.
Cevabı göster

The route traces every edge exactly once.

Instead of looking at the path as a whole, Dilbilgisi

2:27

Yola bir bütün olarak bakmak yerine,

let's zoom in on a single node. Öbek fiiller

2:30

tek bir düğüme odaklanalım.

Dilbilgisi

Instead of looking at ... as a whole: ……e bir bütün olarak bakmak yerine

Instead of + isim ya da fiilin -ing biçimi, kullanılmayan seçeneği tanıtır. Burada instead of looking, yolu analiz etmenin bir yöntemini bir kenara bırakır ve diğer yönteme, yani tek bir düğüme yakından bakmaya geçiş hazırlar. As a whole, “tek ve eksiksiz bir bütün olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Looking at the path as a whole, yolun bir parçası yerine tamamını ele almak demektir.

Alıştırma

Instead of ifadesinden sonra look fiilinin doğru biçimini kullanın: Instead of ____ at the painting as a whole, focus on one corner.

Cevabı göster

looking

Öbek fiiller

Let's zoom in on ...: genel görünümden bir ayrıntıya geçmek

Bu cümlede let's zoom in on ... mecazi anlamda kullanılır. “Dikkat alanımızı daraltıp ... kısmını daha yakından inceleyelim” demektir; mutlaka kamerayla ya da ekrandaki görüntüyü büyütmeyle ilgili değildir. Kalıp, let's zoom in on + belirli bir konu veya bölüm biçimindedir. Açıklamayı genel görünümden daha küçük bir ayrıntıya taşır.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicilere tüm süreçten tek bir ayrıntıya geçmelerini doğal biçimde söyler?

  1. Let's zoom out to see the whole process.
  2. Let's zoom in on the final step of the process.
  3. Let's zoom in the final step of the process.
Cevabı göster

Let's zoom in on the final step of the process.

During some moment in your run,

2:32

Koşunun belli bir anında,

you'll enter that node, and then exit it. Kelime

2:34

o düğüme girecek ve sonra oradan çıkacaksın.

Kelime

Enter that node, and then exit it: bir graf üzerinde düğümden geçmek

Burada enter ve exit, bir graf üzerindeki yol izlenirken gerçekleşen hareketi anlatır. Bir kenar boyunca o düğüme ulaşıp ardından ondan uzaklaşarak devam edersiniz; düğüm gerçek bir oda değildir. Bu iki fiil, soyut bir rotayı yönlü bir hareket olarak gözünüzde canlandırmayı kolaylaştırır. Enter a node varışı, exit it ise ayrılışı belirtir; it, daha önceki that node ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Bir graf açıklamasında “you'll enter that node, and then exit it” ne anlama gelir?

  1. Düğümü grafa ekler ve sonra silersiniz.
  2. Bir kenar boyunca düğüme ulaşır ve sonra ondan uzaklaşarak devam edersiniz.
  3. Düğüm adlı gerçek bir odaya girer ve sonra çıkarsınız.
Cevabı göster

Bir kenar boyunca düğüme ulaşır ve sonra ondan uzaklaşarak devam edersiniz.

That takes care of two edges. Öbek fiiller

2:37

Bu iki ayrıt demektir.

Öbek fiiller

takes care of two edges: iki kenarı ele alır

Bu cümlede takes care of, iki kenarla ilgili gerekeni “ele almak”, “halletmek” veya tamamlamak anlamına gelir. Kenarlar bir problemin ya da hesabın parçasıdır; dolayısıyla ifade burada onlara bakım yapmak anlamına gelmez. That, az önce açıklanan adıma gönderme yapar. take care of + görev/sorun/ayrıntı kalıbı, söz konusu işin ele alındığını söylemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Derste geçen ve “ele almak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyi yazın: A short meeting should ____ the scheduling problem.

Cevabı göster

take care of

If you enter again, you'll need to exit again, too, Dilbilgisi

2:39

Eğer tekrar girersen, yine çıkman gerekecek,

which requires another pair of edges.

2:43

bu da başka bir çift ayrıt gerektirir.

Dilbilgisi

If you enter..., you'll need to exit...: zorunlu bir sonuç

if yan cümlesi gerçek ve mümkün bir koşul ortaya koyar: yeniden girmek. Ana cümle ise gerekli sonucu verir: yeniden çıkmak da gerekecektir. Yeniden kullanılabilen kalıp If + geniş zaman, ... will need to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki need to bir öneriyi değil, kuraldan doğan zorunluluğu ifade eder. again tekrarı belirtirken too, yeni girişle birlikte çıkma gereğinin de ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

Kuralı stop ve need sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If the machine ____ again, you'll ____ restart the test, too.

Cevabı göster

stops · need to

So every point along your path will have edges that come in pairs. Kalıp ifadeler

2:46

Böylece yolun boyunca geçtiğin her noktanın çiftler halinde ayrıtları olacaktır.

Kalıp ifadeler

come in pairs: çiftler hâlinde bulunmak

Bu cümlede come in pairs, “ikişerli gruplar hâlinde bulunmak veya düzenlenmek” anlamına gelir. Come, kenarların hangi biçimde ortaya çıktığını anlatır; burada “içeri girmek” anlamına gelmez. That come in pairs ilgi cümleciği edges sözcüğünü niteler. Bu yapı, doğal olarak ikişerli biçimde sağlanan veya bulunan nesneleri, özellikleri ya da sonuçları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle pillerin ikişerli olarak sağlandığını söyler?

  1. These batteries come in several sizes.
  2. These batteries come in two boxes.
  3. These batteries come in pairs.
Cevabı göster

These batteries come in pairs.

One edge in each pair will function as entrance, Kalıp ifadeler

2:51

Her çiftteki ayrıtlardan biri giriş işlevi görecek,

Kalıp ifadeler

function as entrance: giriş işlevi görmek

Burada function bir fiildir. Function as, “bir şeyin rolünü üstlenmek” veya “bir şey olarak kullanılmak” anlamına gelir; dolayısıyla bir kenar giriş rolünü üstlenir. Artikelsiz entrance sözcüğü, rolü belirten kısa bir teknik etiket olarak kullanılmıştır. Sayılabilen tek bir girişten söz eden bağımsız ve gündelik bir cümlede function as an entrance genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle pratik bir rolü anlatmak için function as ifadesini doğru kullanır?

  1. The curtain can function a room divider.
  2. The curtain can function as divide the room.
  3. The curtain can function as a room divider.
Cevabı göster

The curtain can function as a room divider.

the other as exit.

2:54

diğeri ise çıkış işlevi.

And that means that the number of edges

2:56

Ve bu da, her bir düğümden çıkan

coming out of every node must be even. Notlar

2:58

ayrıt sayısının çift olması gerektiği anlamına gelir.

Kelime

must be even: sayının çift olmasını gerektirmek

must be even ifadesinde even, “2'ye kalansız bölünebilen” anlamına gelen matematiksel bir sıfattır. Özne the number of edges olduğu için koşul, bu sayının 0, 2, 4, 6 ve benzeri bir sayı olması gerektiğini belirtir. must be + adjective yapısı gerekli bir koşulu ifade eder. Buradaki must, bir kişinin emrinden değil, kural veya akıl yürütmeden kaynaklanır. Bu sayısal bağlamda even, “düz” anlamına gelmez ve vurgu ekleyen bir sözcük olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Matematiksel koşulu vurgulanan ifadedeki sıfatla tamamlayın: A whole number divisible by two must be ____.

Cevabı göster

even

Kalıp ifadeler

coming out of every node: her düğümden dışarı uzanan

Tam ifadede coming out of every node, edges sözcüğünü niteler: Kenarlar her düğümden dışarı doğru uzanıyor veya bağlanıyor gibi gösterilir. -ing yan cümlesi edges sözcüğünden sonra gelir ve hangi kenarların sayıldığını belirtir. Burada come out of, uzamsal veya şemaya ilişkin bir anlam taşır; “yayımlanmak” ya da “kamuya açıklanmak” anlamında değildir. Görünür bağlantıyı anlatır; tek başına, grafikteki kenarların oklarla belirtilen resmî bir yönü olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “bir yerden dışarı uzanmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Count the pipes ____ the side of the tank.

Cevabı göster

coming out of

There are just two exceptions, the start and end points, Anlatım akışı

3:02

Sadece iki istisna vardır: başlangıç ve bitiş noktaları;

Anlatım akışı

Yalnızca iki istisna var... başlangıç ve bitiş noktaları

Bu cümle önce kaç istisna olduğunu belirtir, ardından the start and end points isim öbeğiyle bunların ne olduğunu açıklar. İkinci öbek, two exceptions ifadesini yeniden adlandırır; böylece dinleyen kişi genel kuralı, kurala uymayan durumlardan hızla ayırabilir. Burada just “yalnızca” anlamındadır: istisnaları tam olarak ikiyle sınırlar ve “az önce” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: There is/are just [number] exception(s), [specific case(s)].

Alıştırma

Hangi seçenek yalnızca bir görevin kurala uymadığını doğal biçimde belirtip ardından bu görevi adlandırır?

  1. Every task is automatic. There is just one exception, the final step.
  2. Every task is automatic. There just has one exception, the final step.
  3. Every task is automatic. There is one just exception, the final step.
Cevabı göster

Every task is automatic. There is just one exception, the final step.

where you can exit without entering or vice versa. Kalıp ifadeler

3:06

buradan girmeden çıkabilir veya tam tersini yapabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

girmeden çıkmak ya da tam tersi

without + -ing kalıbı, without'tan sonra gelen -ing eyleminin gerçekleşmediğini gösterir. exit without entering, içeri girmeden çıkmak demektir. vice versa, bütün düşünceyi tekrarlamak yerine iki eylemi tersine çevirmenizi söyler. Burada enter without exiting durumunu da ekler. Başka bir eylem değildir; ters ilişkinin de geçerli olduğunu kısa yoldan anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle vice versa ifadesini iki yeteneğin açık bir biçimde tersine çevrilmesini anlatmak için kullanır?

  1. Some people can vice versa music from reading to playing.
  2. Some people can read music without playing it, or vice versa.
  3. Some people can read music vice versa without playing it.
Cevabı göster

Some people can read music without playing it, or vice versa.

If we look at the network formed by the serpent again,

3:10

Yılanın oluşturduğu ağa tekrar bakarsak

and number how many edges emerge from each node, Kelime

3:13

ve her bir düğümden kaç ayrıt çıktığını numaralandırırsak,

Kelime

number how many edges: fiil olarak kullanılan number

Burada number, “sayı” anlamındaki isim değil, fiildir. Yönerge, izleyiciden her düğümden uzanan kenarların sayısını belirlemesini ve büyük olasılıkla bu sayıyı yazmasını ister. how many yan cümlesi bulunacak miktarı belirtir: how many edges emerge from each node. Bu çizge bağlamında emerge from, kenarların düğümden dışarı doğru uzanması veya çıkması anlamına gelir.

Alıştırma

“number how many edges emerge from each node” ifadesinde number ne işlev görür?

  1. İzleyiciye her düğümün kenar sayısını belirlemesini veya kaydetmesini söyleyen bir fiildir.
  2. Bir düğümün yanına yazılan rakamı belirten bir isimdir.
  3. Her kenara farklı bir sıra numarası vermek anlamına gelir.
Cevabı göster

İzleyiciye her düğümün kenar sayısını belirlemesini veya kaydetmesini söyleyen bir fiildir.

a pattern jumps out that fits what we just saw. Deyimler

3:16

az önce gördüğümüz şeyle uyuşan bir örüntü göze çarpar.

Deyimler

a pattern jumps out: örüntünün hemen belirginleşmesi

a pattern jumps out ifadesinde jumps out mecazidir: örüntü hemen belirginleşir veya gözlemcinin dikkatini çeker. Gerçekte hiçbir şey sıçramaz. that fits what we just saw ilgi tümcesi pattern sözcüğünü açıklar. Yeni fark edilen örüntünün hemen önce gözlemlenen kanıt veya örnekle uyuştuğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, jump ile kurulan ve “hemen belirginleşmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the results are sorted, one pattern ____.

Cevabı göster

jumps out

Every node has an even number of edges emerging from it, Dilbilgisi

3:20

İki tanesi dışında,

except two.

3:24

her düğümden çıkan çift sayıda ayrıt vardır.

Dilbilgisi

Every node ... except two: genel bir kuralı ve istisnalarını belirtmek

Cümle önce Every node has... ile genel bir kural verir: Kural, ilke olarak düğümlerin tamamı için geçerlidir. Sondaki except two ifadesi daha sonra iki düğümü bu kuralın dışında bırakır. except two ifadesinde nodes sözcüğü bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez. every...except... yapısını okurken, kuralın kapsamına karar vermeden önce istisnayı hesaba katın.

Alıştırma

"Every lab passed the safety check, except two." cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yalnızca iki laboratuvar güvenlik kontrolünü geçti.
  2. İki laboratuvar dışında bütün laboratuvarlar güvenlik kontrolünü geçti.
  3. Bütün laboratuvarlar istisnasız güvenlik kontrolünü geçti.
Cevabı göster

İki laboratuvar dışında bütün laboratuvarlar güvenlik kontrolünü geçti.

So one of these must be the start of your route, Dilbilgisi

3:25

Yani bunlardan biri rotanın başlangıcı olmalı,

and the other the end.

3:28

diğeri ise bitiş noktası.

Dilbilgisi

one of these ... and the other ...: iki role dağıtım yapmak

one of these ... and the other ... daha önce belirlenmiş iki şeyi iki farklı role dağıtır. one of these ikisinden birini seçer; the other ise bu ikili grupta geriye kalan üyeyi belirtir. and the other the end bölümünde must be söylenmez. Tam biçim and the other must be the end şeklindedir. Bu paralel eksiltme tekrarı önlerken start ve end arasındaki dengeyi korur.

Alıştırma

Standart one...the other... eşleştirmesini tamamlayın: Of the two keys, one opens the office, and ____ the storage room.

Cevabı göster

the other

Interestingly enough, Anlatım akışı

3:30

İlginçtir ki,

Anlatım akışı

Interestingly enough: dikkate değer bir sonucu belirtmek

Interestingly enough cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki olgunun ya da sonucun ilginç, beklenmedik veya özellikle dikkat çekici olduğunu bildirir. Buradaki enough, yeterli miktar anlamına gelmez. İfadeyi tek bir bütün olarak düşünün: ardından gelen bilgiyi değerlendirir ve öne çıkarır.

Alıştırma

Dikkate değer bir sonucu tanıtan söylem belirtecini tamamlayın: Interestingly ____, the less expensive design was more reliable.

Cevabı göster

enough

any connected network that has exactly two nodes Dilbilgisi

3:32

tek sayıda ayrıtı olan tam olarak iki düğümü bulunan

with an odd number of edges Kelime

3:35

herhangi bir bağlantılı ağ da

Kelime

odd number of edges: matematik terimi olarak odd

odd number of edges ifadesinde odd, “2'ye tam bölünmeyen” demektir: kenar sayısı 1, 3, 5 ve benzeri olur. Burada odd, kenarların kendisini değil, sayısını niteler. Bu matematiksel koşulda “garip” anlamına gelmez.

Alıştırma

Beş kenar tek bir düğümde buluşuyor. Hangi cümle bu sayıyı matematiksel İngilizcede doğru ifade eder?

  1. The node has a strange number of edges.
  2. The node has an odd number of edges.
  3. The node has an even number of edges.
Cevabı göster

The node has an odd number of edges.

will also contain an Eulerian path.

3:37

içinde bir Euler yolu barındırır.

Dilbilgisi

any ... that ... will ...: genel bir kural belirtmek

Bu cümle genel bir kural belirtmek için any + isim + sınırlayıcı that yan cümlesi + will + sonuç yapısını kullanır. Any connected network, that yan cümlesinde belirtilen koşulu karşılayan her bağlantılı ağ anlamına gelir. That has exactly two nodes with an odd number of edges ilgi yan cümlesi hangi ağların kapsama girdiğini sınırlar. Will also contain, kuralın garanti ettiği sonucu belirtir; will burada öncelikle geleceğe yönelik bir tahmin değildir.

Alıştırma

Cümle hangi genellemeyi ifade ediyor?

  1. Belirtilen koşulu karşılayan her bağlantılı ağ bir Euler yolu içerir.
  2. Hiçbir koşulla sınırlandırılmamış tek bir ağ bir Euler yolu içerebilir.
  3. Tek sayıda kenara sahip kaç düğümü olduğuna bakılmaksızın her ağ bir Euler yolu içerir.
Cevabı göster

Belirtilen koşulu karşılayan her bağlantılı ağ bir Euler yolu içerir.

The same is true if there are no nodes with an odd number of edges. Anlatım akışı

3:40

Aynısı, tek sayıda ayrıtı olan hiçbir düğüm yoksa da geçerlidir.

Anlatım akışı

The same is true: bir sonucu başka bir koşula genişletmek

The same is true, daha önce belirtilmiş bir sonuca gönderme yapar ve bu sonucun yeni durumda da geçerli olduğunu söyler. Böylece sonucun tamamını tekrarlamak gerekmez. Burada ardından gelen if yan cümlesi yeni koşulu sunar. Bu ifade, önceki sonucu başka bir koşul grubuna taşıyarak düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Bir raporda az önce “The refund rule applies to purchases made in the store.” denildi. Hangi cümle bu kuralı çevrim içi alışverişlere doğal biçimde genişletir?

  1. Online purchases are the same objects.
  2. The same is true for online purchases.
  3. The same sentence is written for online purchases.
Cevabı göster

The same is true for online purchases.

In that case, Anlatım akışı

3:44

Bu durumda,

Anlatım akışı

In that case: Önceki bir koşulu sonucuna bağlamak

In that case, hemen önce belirtilen bir duruma veya koşula gönderme yapar. “Eğer bu doğruysa” ya da “bu durumda” anlamına gelir ve ardından bu duruma dayanan bir sonuç, karar veya öneri geleceğini gösterir. Burada case, bir kap ya da hukuki dava değil, “durum” anlamındadır. Bu ifade önceki bilgiyi sonraki adımla bağlayarak mantık ilişkisini düzenler.

Alıştırma

Bir otel görevlisi “The last shuttle has already left.” diyor. Bu gerçeği temel alarak bir karar sunan en uygun yanıt hangisidir?

  1. In that case, I'll take a taxi.
  2. At any rate, I'll take a taxi.
  3. For example, I'll take a taxi.
Cevabı göster

In that case, I'll take a taxi.

the path starts and ends in the same spot. Kalıp ifadeler

3:45

yol aynı noktada başlar ve biter.

Kalıp ifadeler

The path starts and ends in the same spot: Aynı başlangıç ve bitiş noktası

Bu cümlecik, yolun başlangıç ve bitiş noktalarının aynı yerde olduğunu anlatır; yani yol kapalı bir rota oluşturur veya başladığı yere geri döner. Starts and ends, in the same spot yer ifadesini ortak kullanır. Burada spot, bir iz veya leke değil, “yer” ya da “konum” anlamındadır. Bu ortak yapı şu kısa kalıbı oluşturur: X starts and ends in ya da at the same place.

Alıştırma

Bir patikanın başlangıç ve bitiş noktasının aynı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The forest trail starts and ends in the same spot.
  2. The forest trail crosses the same spot twice.
  3. The forest trail starts in one spot and ends in another.
Cevabı göster

The forest trail starts and ends in the same spot.

So knowing that, Anlatım akışı

3:49

Bunu bilerek,

Anlatım akışı

So knowing that: bilinen bilgiyi bir sonraki adıma temel yapmak

Burada So knowing that daha önce ortaya konmuş bir olguya ya da sonuca gönderme yapar. Yaklaşık olarak “yani, bu bilgiyi akılda tutarak” anlamına gelir ve konuşanın bu bilgiyi sıradaki adımın temeli olarak kullanacağını gösterir. Knowing that bağımsız bir eylem değil, cümle başında kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. Örtük öznesi normalde ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynıdır: So knowing that, we can ...

Alıştırma

Bilinen olguyu bir sonraki adımın temeli yapan, know fiilinden türetilmiş iki sözcüklü İngilizce -ing ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The road ahead is closed. So ____, we can take the bridge instead.

Cevabı göster

knowing that

let's return to our full graph.

3:50

tam grafiğimize dönelim.

We can begin by taking care of this edge here.

3:52

Şuradaki ayrıtı ele alarak başlayabiliriz.

Now, we can zigzag back and forth across the whole snake Kalıp ifadeler

3:55

Şimdi, sona ulaşana kadar

until we reach the end.

4:00

yılanın üzerinde zikzak çizerek ilerleyebiliriz.

Kalıp ifadeler

can zigzag back and forth: bir yandan diğer yana tekrarlanan hareket

Can bunun olası bir hareket biçimi olduğunu gösterir. Zigzag burada fiildir ve art arda keskin dönüşler içeren bir çizgi boyunca hareket etmek anlamına gelir; back and forth ise bir taraftan ya da yönden diğerine tekrarlanan geçişleri vurgular. Can zigzag back and forth bir bütün olarak kıvrımlı ve dönüşümlü bir rota üzerindeki uzamsal hareketi anlatır. Buradaki back and forth, tekrarlanan bir tartışmayı veya kararsızlığı değil, uzaydaki yönü ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, bir bisikletçinin rota boyunca tekrar tekrar bir yandan diğer yana yön değiştirmesini anlatır?

  1. The cyclist can ride in a straight line through the cones.
  2. The cyclist can zigzag back and forth through the cones.
  3. The cyclist can stop beside the cones.
Cevabı göster

The cyclist can zigzag back and forth through the cones.

And that's just one solution. Anlatım akışı

4:01

Ve bu sadece bir çözüm.

Anlatım akışı

That's just one solution: diğer seçeneklere yer bırakmak

Konuşan kişi bir sorunu çözmenin bir yolunu sunduktan sonra And that's just one solution, açıklamanın bu bölümünü kapatırken tartışmayı açık tutar. one solution, bu yöntemi olası alternatiflerden biri olarak sunar. Burada just, one solution ifadesini sınırlar: “birkaç olasılıktan yalnızca biri” demektir. Çözümün önemsiz ya da etkisiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“that's just one solution” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Çözüm, dikkate alınamayacak kadar önemsizdir.
  2. İşe yarayabilecek tek çözüm budur.
  3. Bu olası çözümlerden biridir ve başka çözümler de olabilir.
Cevabı göster

Bu olası çözümlerden biridir ve başka çözümler de olabilir.

It helps to be systematic, Kalıp ifadeler

4:03

Sistemli olmak işe yarar,

Kalıp ifadeler

It helps to be systematic: yumuşak bir pratik öneri

It helps to be systematic, düzenli ve adım adım ilerlemenin bir işi kolaylaştırdığı ya da daha etkili hâle getirdiği anlamına gelir. Özne olan it belirli bir kişiye veya şeye gönderme yapmaz; bir değerlendirme başlatır, to be systematic ise neyin yararlı olduğunu belirtir. It helps to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi emir hâline getirmeden pratik öneri sunar. Burada helps, birinin başka birine yardım etmesi değil, “yararlı olmak” anlamındadır.

Alıştırma

Düzenli bir yaklaşımın yararlı olduğunu söyleyen, dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: When checking a long report, ____ systematic.

Cevabı göster

it helps to be

but you're likely to happen upon many others Öbek fiiller

4:05

ancak koşuya nereden başlayıp nerede bitireceğini bildiğinde

once you know where to begin and end your run. Dilbilgisi

4:08

diğer birçok rotayı da kolayca bulman olasıdır.

Öbek fiiller

you're likely to happen upon: olasılık ve tesadüfi keşif

Be likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu belirtir. Örnekte you're likely to, ardından gelen olayın büyük olasılıkla gerçekleşeceğini gösterir. Happen upon + isim öbeği, önceden aramayı planlamadan birine veya bir şeye tesadüfen rastlamak ya da bir şeyi keşfetmek anlamına gelir. Nesne upon sözcüğünden sonra gelir; bu nedenle you're likely to happen upon... ifadesi “bir şeyi beklenmedik şekilde bulman muhtemel” demektir. İfade kelimesi kelimesine “bir şeyin üstünde olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hem olasılığı hem de planlanmamış bir keşfi ifade etmek için cümleyi likely to happen upon ile tamamlayın: On a walk through the old district, you're ____ a quiet courtyard.

Cevabı göster

likely to happen upon

Dilbilgisi

once you know where to begin and end your run: sonuç için koşul belirlemek

Burada once, bir koşul karşılanır karşılanmaz veya karşılandıktan sonra anlamına gelen bir bağlaçtır. Koşul, parkurun nerede başlayıp nerede bittiğini bilmektir; bu kullanımda once “bir kez” anlamına gelmez. once yan cümlesi bağımlıdır: koşulu veya zaman noktasını belirler, ana cümle ise sonucu ifade eder. Tam altyazıdaki gibi ana cümleden sonra gelebilir veya önce gelebilir: Once you know the route, planning is easier.

Alıştırma

Hangi cümlede once, “bir koşul karşılandıktan sonra” anlamında kullanılmıştır?

  1. I visited that museum once.
  2. She read the message once more.
  3. Once you save the file, you can close the program.
Cevabı göster

Once you save the file, you can close the program.

You hold your hammer high at the opportune moment, Kalıp ifadeler

4:11

Uygun anda çekicini yükseğe kaldırırsın,

Kalıp ifadeler

at the opportune moment: harekete geçmek için uygun zaman

At the opportune moment, planlanan bir eylem için özellikle uygun veya avantajlı bir zamanda anlamına gelir. At edatı zamanı belirtir ve edat öbeğinin tamamı çekici ne zaman havaya kaldırdığını açıklar. Opportune, zamanlamanın bir amaca ne kadar uygun olduğunu değerlendirir. Tek başına bir şeyin şans sayesinde gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “harekete geçmek için en uygun zamanda” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The campaign released its announcement ____.

Cevabı göster

at the opportune moment

and Odin sends the world-saving surge of lightning at you. Dilbilgisi

4:14

ve Odin dünyayı kurtaracak o güçlü yıldırımı sana gönderir.

Dilbilgisi

the world-saving surge of lightning: bileşik niteleyici olarak world-saving

World-saving, world ismi ile saving adlı -ing biçiminden oluşan, kısa çizgili bir bileşik sıfattır. Surge kelimesinden önce tek bir niteleyici olarak görev yapar ve “dünyayı kurtarabilecek” ya da “dünyayı kurtarması amaçlanan” anlamına gelir. Tüm öbeğin ana ismi surge kelimesidir. Ardından gelen of lightning, söz konusu enerji türünü belirtir. Kısa çizgi, world-saving ifadesinin tek bir niteleme birimi olarak anlaşılmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi ifade, world-saving surge ile aynı “isim + -ing” bileşik niteleyici yapısını doğru kullanır?

  1. a saving-time tool
  2. a time saving-tool
  3. a time-saving tool
Cevabı göster

a time-saving tool

Then,

4:18

Ardından,

you run like you've never run before. Deyimler

4:18

hiç koşmadığın kadar hızlı koşarsın.

Deyimler

run like you've never run before: daha önce görülmemiş bir çabayla koşmak

Run like you've never run before bilinçli bir abartıdır: her zamankinden daha hızlı, daha çok çaba göstererek veya daha kararlı koşmak anlamına gelir. Kişinin daha önce hiç koşmadığı anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, fiil + like you've never + past participle yani fiilin üçüncü hâli + before şeklindedir. Birini bir eylemi daha önce görülmemiş bir yoğunlukla yapmaya teşvik eder.

Alıştırma

“Her zamankinden daha fazla enerjiyle” anlamını veren tam vurgu kalıbıyla motive edici cümleyi tamamlayın: Tonight, dance ____.

Cevabı göster

like you've never danced before

If you can pull this off, Öbek fiiller

4:21

Eğer bunu başarabilirsen,

Öbek fiiller

can pull this off: zor bir şeyi başarmak

Pull something off zor, riskli veya şaşırtıcı bir şeyi başarmak anlamına gelir. Bu nedenle can pull this off, “bu zor işi başarıyla yapabilmek” demektir; burada bir nesneyi çekmek şeklindeki gerçek anlam kullanılmaz. Burada this, nesne görevindeki bir zamirdir. Ayrılabilen bu phrasal verb ile zamir pull ve off arasına gelir: pull this off veya pull it off denir; pull off it denmez.

Alıştırma

Cümleyi pull it off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Everyone doubted us, but we ____.

Cevabı göster

pulled it off

surely nothing could stop the might of the Norse gods. Dilbilgisi

4:22

İskandinav tanrılarının kudretini kesinlikle hiçbir şey durduramaz.

Dilbilgisi

surely nothing could stop: varsayımsal bir durumda kesin bir yargı

Surely nothing could stop... son derece kendinden emin bir yargı sunar: konuşan kişi söz konusu gücü durdurmanın imkânsız olduğunu düşünür. Surely güçlü bir kesinlik belirtirken nothing yargıyı mutlak hâle getirir. Buradaki could yalnızca geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. Hayalî veya hikâye içindeki bir durumda neyin mümkün olacağını ifade eder. Anlatıda bu kadar güçlü bir kesinlik, dinleyiciyi daha sonraki bir ters köşeye veya ironik sürprize de hazırlayabilir.

Alıştırma

surely nothing could stop the might of the Norse gods cümlesinde could ne ifade eder?

  1. Birinden tanrıları durdurmasını isteyen kibar bir rica.
  2. Hayalî bir durumda mümkün olan bir yetenek.
  3. Yalnızca geçmişte kullanılmış bir yetenek.
Cevabı göster

Hayalî bir durumda mümkün olan bir yetenek.

And if something like that were out there, Dilbilgisi

4:26

Ve eğer dışarıda böyle bir şey olsaydı,

slouching its way towards you, Deyimler

4:28

sinsi sinsi sana doğru gelseydi,

Deyimler

slouching its way towards you: canlı ve kişileştirilmiş hareket

Bu cümlede slouching its way towards you, yaklaşan şeye insana özgü bir duruş kazandırır. Slouch genellikle omuzları düşük, enerjisiz biçimde oturan, duran veya hareket eden birini anlatır; burada ise bir şeyin yavaş, beceriksiz ve ağır biçimde ilerlediğini düşündürür. Fiil + iyelik belirleyicisi + way + yön yapısı, fiilin belirttiği tarzda ilerlemeyi anlatır. Its hareket eden şeye gönderme yapar; way ise hareket yapısının bir parçasıdır ve gerçek bir yol anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi slouch + iyelik belirleyicisi + way ile kurulan canlı ifadeyle tamamlayın: The tired robot came ____ toward us.

Cevabı göster

slouching its way

well,

4:30

şey,

that would be a story for another day. Deyimler

4:30

o da başka bir günün hikayesi olurdu.

Dilbilgisi

if ... were ... that would be: varsayımsal koşul ve sonuç

Cümle, if + özne + were..., özne + would... varsayım kalıbını kullanır. If yan cümlesi gerçek olduğu bilinmeyen bir şeyi hayal eder; ana cümle ise bu hayalî koşulun sonucunu verir. Were burada geçmişteki gerçek bir varlığı bildirmez. Gerçeklikten uzaklığı belirtir. That, hayal edilen durumun tamamına gönderme yapar; would be ise bu durumun ne anlama geleceğini söyler.

Alıştırma

Resmî were...would varsayım kalıbını tamamlayın. be ve visit fiillerini kullanın: If the museum ____ open tonight, we ____ after dinner.

Cevabı göster

were · would visit

Deyimler

that would be a story for another day: bir konuyu sonraya bırakmak

Bu cümlede that would be a story for another day, yan bir konuyu kapatır: Konuşan kişi bunun şimdi açıklanmayacağını ve belki daha sonra ele alınacağını söyler. Ayrıca biraz merak da bırakabilir. Another day genellikle gerçek bir randevu veya kesin bir söz değildir. Burada would, ifadeyi daha az keskin hâle getirir ve ona düşünceli, hafifçe öyküleyici bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi bu yan konuyu sonraya bırakan deyimle tamamlayın: How we found the hidden room is ____.

Cevabı göster

a story for another day

Fortunately,

4:33

Neyse ki,

you can prepare for that fateful day by using Brilliant. Kalıp ifadeler

4:34

Brilliant'ı kullanarak o kader gününe hazırlanabilirsin.

Kalıp ifadeler

can prepare for that fateful day: kader belirleyici bir güne hazırlanmak

Can prepare for ... ifadesi, for'dan sonra belirtilen olaya önceden hazırlanmanın mümkün olduğunu anlatır. Yapı can + prepare fiilinin yalın hâli + for + isim öbeğidir. Burada that fateful day, ciddi ve uzun süreli sonuçlar doğurması beklenen belirli bir günü anlatır. Fateful yalnızca future anlamına gelmez ve mutlaka ölümcül demek değildir; dramatik tonu olayı olağanüstü önemli gösterir.

Alıştırma

“We prepared for that fateful day” cümlesinde fateful neyi ima eder?

  1. Günün önemli ve uzun süreli sonuçları olabilir.
  2. Gün sadece gelecekteki herhangi bir zamandır.
  3. Gün kesinlikle birinin ölümüne yol açacaktır.
Cevabı göster

Günün önemli ve uzun süreli sonuçları olabilir.

Brilliant is a problem-solving-based platform Dilbilgisi

4:38

Brilliant, matematik, bilim ve bilgisayar bilimi alanlarında

Dilbilgisi

birleşik niteleyici olarak problem-solving-based platform

Problem-solving-based platform ifadesinde problem-solving-based, platform isminden önce gelen tek bir birleşik niteleyicidir. Platformun problem çözme etkinliğine veya yöntemine dayandığını anlatır; cümlede ayrı bir eylem değildir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp X-based + isim biçimindedir. Kısa çizgiler, sözcükleri isimden önce tek bir niteleyici olarak birleştirir; research-based methods ve project-based learning buna örnektir.

Alıştırma

Problem solving ve based sözcüklerinden tek bir birleşik niteleyici oluşturup cümleyi tamamlayın: The app is a ____ platform.

Cevabı göster

problem-solving-based

that has over 60 courses in math,

4:41

60'tan fazla kurs içeren,

science, and computer science.

4:43

problem çözmeye dayalı bir platformdur.

Its course library will let you brush up on mathematical fundamentals Öbek fiiller

4:45

Kurs kütüphanesi, matematiksel temellerini tazelemeni

Öbek fiiller

let you brush up on mathematical fundamentals: matematiğin temellerini gözden geçirmenizi sağlamak

let + kişi + fiilin yalın hâli yapısı, birinin bir şey yapmasına izin vermek veya bunu yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Bu nedenle let you brush denir; let you to brush denmez. Brush up on, daha önce öğrenilmiş ancak kısmen unutulmuş olabilecek bilgi veya becerileri yeniden gözden geçirip tazelemek demektir. Buradaki mathematical fundamentals, matematiğin temel fikir ve becerileridir.

Alıştırma

Cümleyi “daha önce öğrenilmiş bir şeyi gözden geçirmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A weekend course will let you ____ your conversational Spanish.

Cevabı göster

brush up on

or forge ahead into subjects you've never studied before. Deyimler

4:50

ya da daha önce hiç çalışmadığın konularda ilerlemeni sağlayacak.

Deyimler

forge ahead into subjects you've never studied before: daha önce çalışılmamış konulara kararlılıkla ilerlemek

Forge ahead, yol zor olabilecek olsa bile enerji ve kararlılıkla ilerlemeyi veya gelişmeyi sürdürmek anlamına gelir. Burada into, girilen yeni alanı, yani öğrencinin daha önce hiç çalışmadığı konuları gösterir. Bu ifadede forge mecazidir. “Sahte bir kopya yapmak” anlamına gelmez; ifade, yeni konular öğrenmeyi yeni bir bölgeye kararlılıkla ilerlemek gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi “yeni bir alana kararlılıkla ilerlemek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Despite the difficult start, the researchers chose to ____ an unfamiliar field.

Cevabı göster

forge ahead into

Visit brilliant.org/teded to check it out, Öbek fiiller

4:54

İncelemek için brilliant.org/teded adresini ziyaret et,

Öbek fiiller

check it out: anlamı ve zamirin konumu

Bu cümlede check it out, “ziyaret et, bak veya hakkında daha fazla bilgi edin” anlamına gelir. Bir web sitesine, ürüne, videoya ya da yere ilgi göstermeye yönelik yaygın bir davettir; out, phrasal verb’ün parçasıdır ve “dışarı” yönünü belirtmez. Bu anlamda check out ayrılabilir. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: check it out denir, check out it denmez. İsim olan bir nesne ise out’tan sonra veya ortada kullanılabilir: check out the website ya da check the website out.

Alıştırma

Hangi cümle birine yeni bir sergiyi ziyaret etmesini doğal biçimde önerir?

  1. You should it check out.
  2. You should check out it.
  3. You should check it out.
Cevabı göster

You should check it out.

and the first 800 33 of you to visit using that link

4:57

ve bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişiden biriysen

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kalıp ifadeler

5:01

yıllık premium üyelik ücretinde %20 indirim kazan.

Kalıp ifadeler

will receive 20% off...: indirimin hesaplanması

Will receive, indirimi gelecekte elde edilecek bir avantaj olarak sunar. receive 20% off the annual premium subscription fee ifadesinde 20% off, normal ücretten %20 çıkarılması anlamına gelir; dolayısıyla müşteri asıl tutarın %80’ini öder. Yeniden kullanılabilen yapı percentage + off + indirime giren ürün veya fiyattır: 20% off the subscription fee. Buradaki off, bir fiyat indirimi anlatır; uzaklaşma ya da bir şeyi kapatma anlamına gelmez.

Alıştırma

Yıllık bir plan $100 tutuyor. Reklamda “20% off the annual subscription fee.” yazıyor. Ne kadar ödersiniz?

  1. $120
  2. $20
  3. $80
Cevabı göster

$80