Proteine çok mu takıntılıyız? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
932 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, yüksek proteinli ürünlerin gıda pazarlamasında neden öne çıktığını, “sağlık halesinin” besin değeri hakkındaki yargıları nasıl çarpıtabildiğini ve lif konusuna yeniden artan ilginin neden sonuçta dengeli beslenmeyi desteklediğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Cast your eye over — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Raflara, belgelere, listelere veya başka materyallere her ayrıntıyı incelemeden hızlıca bakmayı anlatan bu doğal ifadeyi tanıyıp kullanın; böylece cast ve eye sözcüklerini yanıltıcı biçimde kelimesi kelimesine yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 2. perceiving a food to be healthy — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir kişinin ürünü veya durumu nasıl değerlendirdiğini anlatan resmî perceive + nesne + to be + tümleç yapısını anlayın; bu yapıyı tüketici algılarının mevcut kanıtların tamamını yansıtmayabileceğini açıklarken kullanabilirsiniz. 3. balanced diet, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. Temel bir beslenme terimi olan bu ifadeyi, ana gıda gruplarından uygun yiyecekleri içeren beslenme biçimi olarak anlayın ve genel dengeyi yalnızca protein ya da lif gibi tek bir besine odaklanan eğilimlerle karşılaştırırken kullanın.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

Neil, we're talking about protein today.

0:13

Neil, bugün protein hakkında konuşuyoruz.

Um what type of protein do you usually eat?

0:15

Hmm, genellikle ne tür protein yersin?

Well, I like all kinds of proteins, Kalıp ifadeler

0:18

Şey, her türlü proteini severim,

Kalıp ifadeler

all kinds of proteins: birçok farklı tür

All kinds of, “birçok farklı türde” demektir. Bu cümlede farklı protein türlerini veya kaynaklarını tek tek saymak yerine hepsini bir arada ifade eder. Kalıp all kinds of + isim şeklindedir. all kinds of games örneğindeki gibi çoğul ve sayılabilen bir isimden ya da all kinds of music örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden önce gelebilir. Buradaki kinds, “türler” anlamındaki isimdir; “nazik” anlamındaki kind sıfatı değildir.

Alıştırma

“Birçok farklı türde” anlamına gelen, nottaki ifadeyle tamamlayın: At the zoo, we saw ____ birds.

Cevabı göster

all kinds of

fish, bit of chicken,

0:21

balık, biraz tavuk,

but I think I really like an egg.

0:23

ama sanırım gerçekten yumurtayı seviyorum.

An egg is my favorite kind of protein.

0:26

Yumurta en sevdiğim protein türü.

Oh, I was going to say that too. Dilbilgisi

0:28

Oh, ben de tam bunu söyleyecektim.

Dilbilgisi

was going to say that: geçmişteki bir konuşma niyeti

Was going to say that, “onu söylemeye niyetliydi” veya “tam onu söylemek üzereydi” demektir. Konuşan kişi biraz önceki niyetine dönüp bakar. Too, başka birinin aynı şeyi zaten söylediğini gösterir. Kalıp was/were going to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Geçmişteki bir noktadan bakılan planı veya niyeti anlatır.

Alıştırma

be going to yapısının geçmiş biçimini ve say fiilini kullanarak tamamlayın: I ____ that too, but you spoke first.

Cevabı göster

was going to say

I'm a big fan of breakfast foods Kalıp ifadeler

0:29

Kahvaltılık yiyeceklerin büyük bir hayranıyım

Kalıp ifadeler

I'm a big fan of: bir şeyi çok sevdiğini belirtmek

Bu cümlede I'm a big fan of, “çok severim” anlamına gelir. Buradaki fan, bir şeyi seven ya da destekleyen kişi demektir; elektrikli vantilatör anlamında değildir. Kalıp be + a big fan of + isim, zamir veya -ing biçimidir: I'm a big fan of jazz; She's a big fan of swimming. Basit bir I like cümlesinden daha fazla heves gösterir.

Alıştırma

Bu dersteki “çok sevmek” anlamına gelen, fan sözcüğünü içeren dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm ____ mystery stories.

Cevabı göster

a big fan of

and eggs are my favorite.

0:31

ve yumurtalar favorim.

Well, you can't beat a good breakfast. Deyimler

0:33

Ne de olsa iyi bir kahvaltının yerini hiçbir şey tutamaz.

Deyimler

You can't beat...: mükemmel bir seçimi güçlü biçimde övmek

You can't beat a good breakfast cümlesinde can't beat, “daha iyisi bulunamaz veya seçilemez” anlamına gelir. İyi bir kahvaltıyı güçlü biçimde över; beat burada fiziksel olarak vurmak demek değildir. Buradaki you geneldir: yalnızca dinleyeni değil, herkesi ifade eder. Bir şeyin mükemmel bir seçim veya deneyim olduğunu söylemek için You can't beat + isim grubu kullanılır.

Alıştırma

Bu dersteki iki kelimelik övgü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On a cold evening, you ____ a bowl of hot soup.

Cevabı göster

can't beat

Of all the main food groups such as carbohydrate, fat, and fiber, Kalıp ifadeler

0:36

Karbonhidrat, yağ ve lif gibi tüm temel besin grupları arasında,

Kalıp ifadeler

such as carbohydrate, fat, and fiber: örnek verme

Such as, daha geniş bir kategoriden örnekler verir. Burada carbohydrate, fat ve fiber, ana besin gruplarına örnek olarak sunuluyor. Such as sonrasındaki örnekler genellikle listenin tamamını ifade etmez. Yapı kategori + such as + bir veya daha fazla örnek şeklindedir; örnekler çoğunlukla isim veya isim grubudur.

Alıştırma

Cümleyi örnekleri tanıtan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The museum displays ancient tools ____ axes and knives.

Cevabı göster

such as

it's protein that seems to be most in the news. Notlar

0:40

gündemde en çok yer alan şey protein gibi görünüyor.

Dilbilgisi

it's protein that: it-cleft ile bilgiyi odağa alma

Burada it's protein that..., konuşanın başka bir besin grubuna değil, protein sözcüğüne dikkat çekmek istediği anlamına gelir. Bu bir it-cleft yapısıdır: it is + odaklanan öge + that + mesajın geri kalanı. It yapısal bir sözcüktür; herhangi bir nesneyi göstermez. Cleft çerçevesi çıkarıldığında temel mesaj Protein seems to be most in the news olur. Verilen bilgi benzerdir, ancak it-cleft protein sözcüğünü bilgi odağına yerleştirir.

Alıştırma

The storm ifadesini vurgulamak için it-cleft yapısını tamamlayın. Was ve that kullanın: It ____ caused the delay.

Cevabı göster

was the storm that

Kalıp ifadeler

in the news: medyanın gündeminde olmak

In the news, haber medyasında bildirilmek veya tartışılmak anlamına gelir. Bu cümlede protein, medyanın en çok ilgi gösterdiği konu gibi görünüyor. Bu ifade gerçek anlamlı değildir; hiçbir şey fiziksel olarak haberlerin “içinde” bulunmaz. Genel olarak be in the news, bir şeyin güncel haberlerin konusu olduğunu belirtir.

Alıştırma

Yeni uzay görevinin bütün hafta boyunca medyanın ilgisini gördüğünü hangi cümle anlatır?

  1. The new space mission has been delayed for a week.
  2. The new space mission has been kept secret all week.
  3. The new space mission has been in the news all week.
Cevabı göster

The new space mission has been in the news all week.

In shops and on social media,

0:43

Mağazalarda ve sosyal medyada,

you'll find all kinds of high protein foods being advertised, Kalıp ifadeler

0:45

her türlü yüksek proteinli yiyeceğin reklamının yapıldığını göreceksiniz,

Kalıp ifadeler

high protein foods: isimden önce besin içeriğini belirtmek

High protein foods, çok miktarda protein içeren veya içerdiği söylenerek sunulan gıdalar demektir. High, gıdanın yüksekliğini ya da konumunu değil protein miktarını anlatır. foods sözcüğünden önce high protein bir bileşik niteleyici olarak görev yapar. Özenle düzenlenmiş yazılarda genellikle high-protein foods biçiminde kısa çizgiyle yazılır. Gıda etiketleri ve reklam başlıkları kısa çizgiyi atlayabilir; altyazıda da kısa çizgisiz biçim kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için high ve protein sözcüklerinin standart kısa çizgili biçimini kullanın: She packed a ____ snack for the hike.

Cevabı göster

high-protein

from shakes and yogurts to chocolate. Dilbilgisi

0:49

shake'lerden ve yoğurtlardan tutun da çikolataya kadar.

Dilbilgisi

from shakes and yogurts to chocolate: from ... to ... aralık kalıbı

from A to B kalıbı bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada A shakes and yogurts, B ise chocolate olduğundan ifade, ürün türlerinin çok çeşitli olduğunu gösterir; bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. İki uç arasındaki her ögenin sayılması gerekmez. Birkaç örnekle bir kümenin ne kadar geniş olduğunu göstermek istediğinizde from ... to ... kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

from ... to ... aralık kalıbını tamamlayın: The camp offers activities ____ painting ____ football.

Cevabı göster

from · to

Here's Ruth Alexander,

0:52

İşte Ruth Alexander,

presenter of BBC World Service program The Food Chain.

0:53

BBC World Service programı The Food Chain'in sunucusu.

Cast your eye over most aisles in the supermarkets now Deyimler

0:57

Şu an süpermarketlerdeki çoğu reyona göz attığınızda

Deyimler

Cast your eye over: bir şeye hızlıca bakmak

Cast your eye over, “bir şeye hızlıca bakmak” anlamına gelir. Bu cümlede izleyiciden süpermarket koridorlarını gözden geçirip genel bir eğilimi fark etmesi istenir; her ürünü tek tek incelemesi değil. Bu, cast your eye over + nesne yapısına sahip sabit bir deyimdir. Nesne a list, a report, a display veya an area olabilir. Buradaki cast, alışılmış gerçek anlamı olan “fırlatmak” anlamını taşımaz.

Alıştırma

“Hızlıca bakmak” anlamındaki vurgulanan dört sözcüklük deyimle tamamlayın: Before we choose a game, ____ this short list.

Cevabı göster

cast your eye over

and you'll see high-protein products in abundance. Kalıp ifadeler

1:00

yüksek proteinli ürünlerin bolca bulunduğunu göreceksiniz.

Kalıp ifadeler

in abundance: bol miktarda bulunmak

In abundance, “çok miktarda bulunan veya mevcut olan” demektir. Burada yüksek proteinli ürünlerin çok olduğunu ve kolayca bulunabildiğini anlatır. Abundance bir isimdir; bu yüzden kalıp ifade in abundance şeklindedir. Tek bir nesnenin fiziksel büyüklüğünü değil, miktarın ya da arzın bolluğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi abundance ile kurulan ve “bol miktarda” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Wildflowers grow ____ near the lake.

Cevabı göster

in abundance

Pasta made with lentils and chickpeas rather than wheat flour, Dilbilgisi

1:03

Buğday unu yerine mercimek ve nohuttan yapılan makarna,

Dilbilgisi

rather than wheat flour: seçilmeyen alternatifi belirtmek

Rather than, “ve ... değil” veya “yerine” anlamına gelir. Wheat flour ifadesini kullanılmayan seçenek olarak gösterir; makarna lentils and chickpeas ile yapılmıştır. Rather than paralel seçenekleri bağlayabilir. Burada lentils and chickpeas seçeneği wheat flour seçeneğiyle karşılaştırılır ve iki taraf da isim öbeğidir. İki tarafta aynı dil bilgisi biçimini kullanmak karşıtlığı açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi rather ile başlayan iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: We chose fruit ____ cake.

Cevabı göster

rather than

bread fortified with beans and pulses. Notlar

1:07

fasulye ve bakliyatlarla güçlendirilmiş ekmek.

Kalıp ifadeler

bread fortified with beans and pulses: fortified with kullanımı

bread fortified with beans and pulses ifadesinde fortified with, besin değerini artırmak için ekmeğe ne eklendiğini belirtir. Gıda dilinde fortify, besin maddeleri veya besin açısından zengin malzemeler eklemek demektir; burada savunmayı güçlendirmek şeklindeki askerî anlamda kullanılmaz. Fortified with beans and pulses, bread sözcüğünü niteleyen bir past participle öbeğidir. bread that is fortified with beans and pulses yapısının kısaltılmış hâlidir ve with eklenen maddeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fortified ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The cereal is ____ iron to increase its nutritional value.

Cevabı göster

fortified with

Kelime

pulses: yenebilir kuru baklagil tohumları

Gıda ve tarım bağlamında pulses; mercimek, nohut, kuru bezelye ve pek çok kuru fasulye gibi baklagil bitkilerinin yenebilen kuru tohumlarını ifade eder. beans and pulses ifadesindeki anlamı budur; kalp atışı veya elektrik sinyali anlamına gelmez. Günlük gıda dilinde bu kategori, resmî tarım tanımlarına göre daha esnek kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pulses yenebilen kuru baklagil tohumları anlamında kullanılmıştır?

  1. Electrical signals can travel as pulses.
  2. The nurse checked my pulse.
  3. Lentils and chickpeas are pulses.
Cevabı göster

Lentils and chickpeas are pulses.

Ruth cast her eye over the supermarket shelves.

1:10

Ruth süpermarket raflarına göz atıyor.

If you cast your eye over something,

1:13

Eğer bir şeye göz atarsanız ('cast your eye over'),

you take a quick look at it.

1:15

ona hızlıca bir bakmış olursunuz.

What she sees are protein products in abundance.

1:16

Onun gördüğü şey, bolca bulunan protein ürünleri.

In other words, in large quantities. Anlatım akışı

1:20

Başka bir deyişle, büyük miktarlarda.

Anlatım akışı

In other words: bir fikri açıkça yeniden ifade etmek

In other words, ardından gelen bölümün önceki fikri yeniden ifade edeceğini veya açıklığa kavuşturacağını gösteren bir söylem belirtecidir. Normalde ayrı bir düşünceyi başlatmaz. Genellikle yeniden ifade edilen açıklamadan önce, çoğu zaman cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanılır. Aynı mesajı daha kolay anlaşılır hâle getirmek veya pratik sonucunu belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

In ile başlayan üç kelimelik hedef belirteçle tamamlayın: The lesson is online today. ____, do not go to the classroom.

Cevabı göster

In other words

Products which already contain protein like yogurt are repackaged as high-protein, Kelime

1:22

Yoğurt gibi zaten protein içeren ürünler yüksek proteinli olarak yeniden ambalajlanırken,

Kelime

are repackaged as high-protein: eski bir ürünü yeni bir satış özelliğiyle sunmak

Edilgen yapı be repackaged as + etiket, bir şeyin yeni bir kimlik veya satış özelliğiyle yeniden sunulduğu anlamına gelir. Burada as high-protein, zaten protein içeren ürünleri pazarlamak için kullanılan etiketi belirtir. Repackage fiziksel ambalajın değiştirilmesini anlatabilir; ancak pazarlamada adın, mesajın veya konumlandırmanın değiştirilmesi anlamına da gelebilir. Bu ifade tek başına ürüne fazladan protein eklendiğini söylemez.

Alıştırma

Aynı şeyin yeni bir kimlikle pazarlandığını anlatmak için repackaged as ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The same game was repackaged from a learning app.
  2. The same game was repackaged as a learning app.
  3. The same game was repackaged by a learning app.
Cevabı göster

The same game was repackaged as a learning app.

while other items have extra protein added, Dilbilgisi

1:28

diğer ürünlere ekstra protein ekleniyor,

Dilbilgisi

have extra protein added: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin bir eyleme maruz kaldığını gösterir. have extra protein added ifadesinde extra protein nesnedir; added ise ona uygulanan eylemi anlatır. Bu cümlede özne yiyecek ürünleri olduğu için ifade, üretim sırasında oluşturulan bir özelliği anlatır: birisi ürünlere protein ekler. Ürünler bu eylemi kendileri yapmaz. Başka bağlamlarda aynı yapı, have a bike repaired örneğindeki gibi bir işi başkasına yaptırmayı da gösterebilir.

Alıştırma

have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını tamamlamak için add fiilinin doğru biçimini kullanın: The cereal has extra iron ____ during production.

Cevabı göster

added

often in the form of beans and pulses. Kalıp ifadeler

1:31

genellikle fasulye ve bakliyat şeklinde.

Kalıp ifadeler

often in the form of: belirli bir biçimi belirtme

in the form of ifadesi, bir şeyin ortaya çıktığı veya sunulduğu belirli biçimi, türü ya da yolu açıklar. Burada often, eklenen proteinin genellikle fasulye ve bakliyat biçiminde sunulduğunu gösterir. Bu ifadede form, bir şeyin sunulma veya gerçekleşme biçimi anlamına gelir; doldurulan bir form anlamında değildir. Genel bir fikrin ardından onun belirli biçimini açıklarken bu kalıp kullanışlıdır.

Alıştırma

“Belirli bir tür olarak sunulan” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: The winner received a prize ____ a travel voucher.

Cevabı göster

in the form of

Protein is big business. Deyimler

1:34

Protein büyük bir iş kapısıdır.

Deyimler

Protein is big business: big business ifadesinin mecazi anlamı

Burada big business gerçek anlamda kullanılmaz. Proteinle bağlantılı ürün ve hizmetlerin çok para kazandırabilen büyük bir pazar oluşturduğu anlamına gelir. Burada Protein tüm iş alanını adlandırır. Proteinin kendisinin bir şirket olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ‘büyük ve değerli bir sektör’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Mobile gaming is ____.

Cevabı göster

big business

Our bodies need protein for health and to build muscle.

1:36

Vücudumuzun sağlık ve kas yapmak için proteine ihtiyacı vardır.

But with all this focus on protein, Anlatım akışı

1:39

Ancak proteine bu kadar odaklanmışken,

Anlatım akışı

with all this focus on protein: bir geçiş için arka plan oluşturma

With all this focus on protein, proteine gösterilen yoğun ilgiyi bir sonraki düşüncenin arka planı olarak sunar. Burada with, ‘bu durum göz önüne alındığında’ demektir; ‘birlikte’ veya ‘taşıyarak’ anlamına gelmez. But sözcüğünden sonra gelen bu ifade, protein üzerindeki önceki vurgudan bir soruya, kaygıya veya farklı görüşe geçiş sağlar. Bu bir giriş ifadesidir, bu nedenle ardından bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir konuya gösterilen yoğun ilgiyi yeni bir kaygının arka planı yapmak için aynı yapıyı kullanıyor?

  1. But with all this focus on speed, are we forgetting safety?
  2. Please bring your notes on speed to the safety meeting.
  3. We focus on speed, and safety is important too.
Cevabı göster

But with all this focus on speed, are we forgetting safety?

are we forgetting about other important nutrients such as fiber?

1:41

lif gibi diğer önemli besin maddelerini unutuyor muyuz?

That's what we'll be discussing in this program, Anlatım akışı

1:45

Bu programda tartışacağımız konu da bu,

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing... ile konuyu önceden bildirmek

That's what, az önce sözü edilen soruya veya konuya gönderme yapar. Bu yapıda what, ‘… olan şey’ anlamına gelir; dolayısıyla cümle yeni bir nesne tanıtmaz. Cümlenin geri kalanı programın konusunu önceden bildirir: sıradaki tartışma daha önce sözü edilen soruya veya konuya odaklanacaktır. Bu yapı, sunucunun, öğretmenin veya konuşmacının önceki bağlamı sıradaki içeriğe bağlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunucu az önce ‘Why do leaves change color?’ diye sordu. Hangi cümle bu soruya geri gönderme yapıp onu bugünün konusu olarak duyurur?

  1. That's where we'll be filming today.
  2. That's when we'll be meeting today.
  3. That's what we'll be discussing today.
Cevabı göster

That's what we'll be discussing today.

hearing some useful new words and phrases.

1:47

bu sırada bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler duyacağız.

But first, I have a question for you, Georgie. Anlatım akışı

1:50

Ama önce sana bir sorum var, Georgie.

Anlatım akışı

But first: önce yapılacak bir adım eklemek

But first, daha önce belirtilen sırada kısa bir değişiklik yapılacağını gösterir. Konuşmacı sıradaki ana konuyu veya eylemi erteler ve ondan önce yapılacak bir şey ekler. First burada önemi değil, süreçteki sırayı belirtir. Eklenen adım bittikten sonra konuşmacı asıl plana dönebilir.

Alıştırma

Önce yapılacak bir adım ekleyen, bu dersteki iki kelimelik geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We'll leave in a minute. ____, check that you have your ticket.

Cevabı göster

But first

The popularity of protein started with bodybuilders Öbek fiiller

1:53

Proteinin popülaritesi vücut geliştiriciler

Öbek fiiller

started with bodybuilders: başlangıç grubunu belirtmek

started with bodybuilders, proteinin popülerliğinin vücut geliştiricilerle başladığını ya da ilk olarak onlarla ilişkilendirildiğini anlatır. Buradaki with, trendin başlangıcıyla bağlantılı grubu tanıtır; bir araç belirtmez. Genel olarak start with, bir süreçteki veya gelişimdeki ilk kişiyi, şeyi ya da adımı belirtir. Bu cümledeki started, trendin nasıl başladığını geçmiş zamanda anlatır.

Alıştırma

start with ifadesinin bir sürecin ilk unsurunu belirttiği cümleyi seçin.

  1. Let's start with the easiest question.
  2. The tour starts from the main gate.
  3. The timer starts at noon.
Cevabı göster

Let's start with the easiest question.

and people working out in gyms Öbek fiiller

1:56

ve spor salonlarında antrenman yapan kişilerle başladı,

Öbek fiiller

working out: egzersiz yapmak

working out, özellikle zindeliği, gücü veya sağlığı geliştirmek için fiziksel aktivite yaparak egzersiz yapmak demektir. people working out in gyms ifadesinde working out, öbek fiil work out'un -ing biçimidir ve insanların ne yaptığını açıklar. Spor salonu bağlamı burada egzersiz anlamını belirler. Bu kullanım bir sorunu çözmek veya anlamak anlamında değildir.

Alıştırma

work out ifadesinin egzersiz yapmak anlamına geldiği cümleyi seçin.

  1. We need to work out a better plan.
  2. Can you work out the answer before dinner?
  3. They work out at the gym after school.
Cevabı göster

They work out at the gym after school.

who ate extra protein to gain muscle. Kalıp ifadeler

1:58

ki onlar kas kazanmak için ekstra protein tüketiyorlardı.

Kalıp ifadeler

to gain muscle: amaç ve doğal kelime birlikteliği

to gain muscle ifadesinde to, fazladan protein tüketmenin amacını belirtir: amaç vücuttaki kas kütlesini artırmaktır. Burada gain, “daha fazlasını elde etmek veya artırmak” anlamına gelir; “bir yarışmayı kazanmak” anlamında değildir. gain muscle, spor ve beslenme bağlamlarında doğal bir kelime birlikteliğidir. Muscle genel olarak kas kütlesini ifade ettiğinde İngilizcede çoğunlukla sayılamayan bir isim olarak kullanılır; bu yüzden gain muscles yerine gain muscle denir.

Alıştırma

Düzenli egzersizin amacının kas kütlesini artırmak olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. She exercises regularly to earn muscle.
  2. She exercises regularly to gain muscle.
  3. She exercises regularly to win muscle.
Cevabı göster

She exercises regularly to gain muscle.

Irishman Patrick Callahan is a big name in the protein muscle world, Deyimler

2:00

İrlandalı Patrick Callahan protein ve kas dünyasında büyük bir isim,

Deyimler

a big name in...: bir alandaki tanınmış ve etkili kişi

a big name in the protein muscle world ifadesindeki a big name, o alanda çok tanınan ve çoğu zaman etkili olan bir kişiyi anlatır. Name burada kişinin yazılı adı değil, itibarı ve toplumdaki tanınırlığı anlamına gelir. Kalıp be a big name in + alan veya sektör şeklindedir. in sonrasındaki sözler kişinin hangi alanda ünlü olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade spor, iş dünyası, bilim ve eğlence gibi alanlara kolayca aktarılabilir.

Alıştırma

Lena'nın moda sektöründe ünlü ve etkili olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Lena writes her name in large letters.
  2. Lena knows several big names in fashion.
  3. Lena is a big name in fashion.
Cevabı göster

Lena is a big name in fashion.

but do you know who he is?

2:05

ama onun kim olduğunu biliyor musun?

Is he A, the owner of a company which makes protein shakes?

2:07

O, A şıkkı, protein shake'leri yapan bir şirketin sahibi mi?

B, the winner of the 2024 Mr. Universe bodybuilding contest? Kültür

2:11

B şıkkı, 2024 Bay Kâinat vücut geliştirme yarışmasının galibi mi?

Kültür

2024 Mr. Universe vücut geliştirme yarışması

Mr. Universe, bir vücut geliştirme yarışması için kullanılan addır. Yarışmacılar kas gelişimi, oran ve sahne sunumu gibi ölçütlere göre değerlendirilir; bu nedenle winner yarışmanın şampiyonunu belirtir. Burada Mr. Universe özel addır; astronomiyle ilgili bir unvan değildir. Bu bilgi, ifadenin kaslar, fitness ve protein konularıyla neden bağlantılı olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede Mr. Universe neyi ifade ediyor?

  1. Bir astronomi ödülüdür.
  2. Bir vücut geliştirme yarışmasının adıdır.
  3. Bir protein tozu markasıdır.
Cevabı göster

Bir vücut geliştirme yarışmasının adıdır.

Or C, the scientist who discovered a new protein in outer space?

2:16

Yoksa C şıkkı, uzayda yeni bir protein keşfeden bilim insanı mı?

Ooh, I'm going to say Patrick Callahan is the winner of Ton ve niyet

2:20

Ooh, sanırım Patrick Callahan'ın

the 2024 Mr. Universe bodybuilding contest.

2:24

2024 Bay Kâinat vücut geliştirme yarışmasının galibi olduğunu söyleyeceğim.

Ton ve niyet

I'm going to say... ile temkinli bir cevap verme

Bir soru-cevap ya da tahmin sırasında I'm going to say, konuşanın seçtiği cevabı sunar. Yaklaşık olarak “cevabım...” veya “tahminim...” demektir. Bir miktar belirsizlik gösterdiği için iddiayı yumuşatır. Burada be going to, daha sonra konuşma planını anlatmaz. Konuşan cevabı şimdi vermektedir.

Alıştırma

Tahmini yumuşatmak için bu dersteki dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: Hmm, ____ the answer is B.

Cevabı göster

I'm going to say

Okay, we'll find out if you're right at the end. Öbek fiiller

2:28

Tamam, haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: yeni bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak

Burada find out, “henüz bilinmeyen bir şeyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Cevap şu anda bilinmiyor, ancak sonunda öğrenilecek. Bu öbek fiil; kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya bir sonucu bekleyerek yeni bilgi edinmeye odaklanır. Dışarıdaki bir şeyi fiziksel olarak bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “yeni bir bilgi öğrenmek” anlamına gelen öbek fiili yazın: Check the notice to ____ when the game starts.

Cevabı göster

find out

Marketing campaigns that promote sales of high-protein food are certainly working. Kalıp ifadeler

2:32

Yüksek proteinli yiyeceklerin satışını teşvik eden pazarlama kampanyaları kesinlikle işe yarıyor.

Kalıp ifadeler

that promote sales of...: ürün satışını artırmayı anlatan bir ilgi yan cümlesi

That promote sales of..., marketing campaigns ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Hangi kampanyalardan söz edildiğini, yani satın alımları artıran kampanyaları açıklar. Ticari bir ifade olan promote sales of + product yapısında promote “artmasına yardımcı olmak”, sales of + product ise “o ürünün satışı” anlamına gelir. Buradaki promote, bir kişiyi işte daha yüksek bir pozisyona yükseltmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ilgi yan cümlesi ifadesiyle tamamlayın: The company created online ads ____ its new game.

Cevabı göster

that promote sales of

Sales of protein products make around 7 billion pounds globally. Kelime

2:37

Protein ürünlerinin satışı küresel çapta yaklaşık 7 milyar sterline ulaşıyor.

Kelime

make around 7 billion pounds: yaklaşık 7 milyar sterlin gelir sağlamak

Burada make + bir para miktarı, parayı “üretmek” değil, o kadar para “kazandırmak” anlamına gelir. Özne sales olduğu için cümle dünya çapındaki satış gelirinden söz eder. Around sayının yaklaşık olduğunu, globally ise kapsamın dünya geneli olduğunu gösterir. Başka bir cümlede make + bir miktar, paranın gelir mi yoksa kâr mı olduğunu açıklamayabilir; bu ayrım önemliyse daha kesin bir ifade kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi make around ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The school fair ____ three thousand pounds from ticket sales.

Cevabı göster

made around

Here's Scott Dicker from SPINS,

2:42

İşte SPINS firmasından Scott Dicker,

a market research company in Chicago,

2:44

Chicago'da bir pazar araştırma şirketi bu,

talking with BBC program The Food Chain.

2:46

ve BBC programı The Food Chain'e konuşuyor.

So, sometimes carbs are good, Anlatım akışı

2:50

Yani, bazen karbonhidratlar iyidir,

sometimes they're bad for consumers,

2:52

bazen de tüketiciler için kötüdür,

sometimes fat is good,

2:53

bazen yağ iyidir,

sometimes it's bad for consumers,

2:55

bazen de tüketiciler için kötüdür,

but protein seems to have this continuous health halo on it. Kelime

2:56

ancak proteinin üzerinde sürekli bir 'sağlık halesi' var gibi görünüyor.

Anlatım akışı

sometimes ... sometimes ...: tekrarlanan karşıtlıklar kurmak

Tekrarlanan sometimes X is good, sometimes X is bad kalıbı, zıt değerlendirmeleri yan yana koyar. Aynı kalıp önce karbonhidratlara, sonra yağa uygulanır; böylece dinleyen kişi birbiriyle eşleşen iki karşıtlığı takip edebilir. Bu paralel tekrar, ardından gelen but protein... bölümünü hazırlar. Karbonhidratlar ve yağ için iyi ile kötü arasında değişen değerlendirmeler, proteinin sürekli sağlık halesine sahip olmasını bir istisna gibi gösterir. Bu tekrar, bağlantısız gerçekleri sıralamak yerine düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede tekrarlanan sometimes ... sometimes ... kalıbı ne işe yarıyor?

  1. Bir düşünce oluşturmadan birbiriyle ilgisiz dört gerçek verir.
  2. Protein farklı olarak sunulmadan önce iyi ve kötü arasında tekrarlanan karşıtlıklar kurar.
  3. Karbonhidratların ve yağın tüketiciler için her zaman kötü olduğunu söyler.
Cevabı göster

Protein farklı olarak sunulmadan önce iyi ve kötü arasında tekrarlanan karşıtlıklar kurar.

Kelime

continuous health halo: kalıcı olumlu sağlık imajı

Burada continuous health halo, proteinin genel olarak sağlıklı görünmesini sağlayan ve uzun süre devam eden olumlu bir izlenimdir. Health halo, sağlıklı görünen tek bir özellik ya da iddia insanların yiyeceğin veya besin ögesinin tamamı hakkındaki değerlendirmesini etkilediğinde oluşur. Halo burada mecazdır; gerçek bir ışık halkasını değil, çekici bir itibarı anlatır. Continuous, bu olumlu imajın yalnızca kısa bir süre görünmek yerine devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Zaman içinde devam eden olumlu bir sağlık imajını anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: This ingredient still has a ____.

Cevabı göster

continuous health halo

Unlike carbs, that's carbohydrates, Kelime

3:00

Karbonhidratların ve yağın aksine,

Kelime

Unlike: karşılaştırma noktasını tanıtmak

Unlike, “-den farklı olarak” ya da “-den farklı” anlamına gelir. Unlike carbs ifadesi karbonhidratları karşılaştırma noktası olarak sunar ve sıradaki düşüncenin farklı bir şeyi anlatacağını bildirir. Unlike'tan sonra karşılaştırmada kullanılan kişi veya şey gelir. Örneğin: Unlike my old bike, this one is light. Burada carbs, carbohydrates sözcüğünün gündelik ve kısa biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi “-den farklı olarak” anlamındaki ders sözcüğüyle tamamlayın: ____ the old model, this phone has a removable battery.

Cevabı göster

Unlike

and fat, consumers don't see any downside to eating protein. Kalıp ifadeler

3:03

tüketiciler protein tüketmenin hiçbir dezavantajını görmüyor.

Kalıp ifadeler

any downside to eating: downside to sonrasında -ing biçimi

Bu cümlede any downside to eating protein, “protein tüketmekle bağlantılı herhangi bir dezavantaj veya olumsuz etki” anlamına gelir. Consumers don't see any, tüketicilerin böyle bir dezavantaj olmadığına inandığını gösterir. downside to doing something yapısında to, eylemi tanıtan bir edattır. Ardından fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: downside to eating; downside to eat değil.

Alıştırma

eat fiilinin doğru biçimini kullanın: One downside to ____ too quickly is stomach pain.

Cevabı göster

eating

Scott says protein has a health halo,

3:07

Scott, proteinin bir sağlık halesine ('health halo') sahip olduğunu söylüyor,

a marketing term which describes perceiving a food to be healthy Dilbilgisi

3:10

bu, bir yiyeceği sağlıklı algılamayı tanımlayan bir pazarlama terimidir,

based on a single feature, Kalıp ifadeler

3:14

tek bir özelliğine dayanarak,

Dilbilgisi

perceiving a food to be healthy: perceive + nesne + to be + tamamlayıcı

Perceiving a food to be healthy, perceive + nesne + to be + tamamlayıcı kalıbını kullanır. A food nesnedir; to be healthy ise gıdaya atfedilen durumu açıklayan tamamlayıcıdır. Buradaki perceive, bir şeyi yalnızca duyularla fark etmek değil, “bir şey hakkında yargıya varmak” anlamındadır. Bu yapı, birinin nesneyi nasıl gördüğünü aktarır.

Alıştırma

Hangi cümle perceive + nesne + to be + tamamlayıcı yapısını doğru kullanıyor?

  1. Many shoppers perceive the product as to be healthy.
  2. Many shoppers perceive to be the product healthy.
  3. Many shoppers perceive the product to be healthy.
Cevabı göster

Many shoppers perceive the product to be healthy.

Kalıp ifadeler

based on a single feature: yargının dayanağını belirtmek

Based on a single feature, yargının hangi kanıta dayandığını gösterir. Burada bir yiyeceğin sağlıklı olduğu yargısı yalnızca tek bir özelliğe bağlıdır. based on + isim öbeği yapısı, bir sonucun arkasındaki bilgiyi, kanıtı veya ölçütü belirtir. Bu kullanımda on fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “tek bir özelliği dayanak olarak kullanmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The judgment was ____ one feature.

Cevabı göster

based on

such as being organic, gluten-free,

3:16

örneğin organik veya glütensiz olması,

or in this case, high-protein,

3:18

ya da bu durumda yüksek proteinli olması gibi,

even if its overall nutritional value is poor. Dilbilgisi

3:20

genel besin değeri düşük olsa bile.

Dilbilgisi

even if ... is poor: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, normalde sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir koşul sunar; ancak sonuç yine de gerçekleşebilir. Buna ödünleme koşulu denir. Burada genel besin değerinin düşük olması, daha önce söz edilen hatalı yargıyı engellemeyecektir. even if + yan cümle yapısını, koşul doğru olsa da ana sonuç geçerliliğini koruduğunda kullanın. Bu yapı neden değil, ödünleme bildirir; dolayısıyla because anlamına gelmez.

Alıştırma

Yağmur yalnızca bir olasılıktır ve planı değiştirmeyecektir. En uygun cümleyi seçin.

  1. The match will continue even though it is raining.
  2. The match will continue because it might rain.
  3. The match will continue even if it rains.
Cevabı göster

The match will continue even if it rains.

Yes, food which used to be considered unhealthy Dilbilgisi

3:23

Evet, eskiden sağlıksız olarak kabul edilen yiyecekler

Dilbilgisi

used to be considered unhealthy: geçmişteki edilgen bir değerlendirme

Used to, geçmişte doğru olan ancak şimdi değiştiği ya da en azından artık doğru kabul edilmediği anlaşılan bir durumu gösterir. Buradaki be considered unhealthy, 'insanlar tarafından sağlıksız olarak değerlendirilmek' demektir; dolayısıyla tüm ifade yiyecek hakkındaki eski bir görüşü anlatır. Yapı used to + fiilin yalın biçimidir. Bu fiil be olduğunda ve ardından geçmiş zaman ortacı geldiğinde geçmişe ait edilgen bir yapı oluşur: used to be + geçmiş zaman ortacı. Yapı, eylemi veya değerlendirmeyi yapan kişiye değil, bunlara maruz kalan şeye odaklanır.

Alıştırma

'İnsanlar geçmişte burayı tehlikeli buluyordu' anlamını vermek için cümleyi tam used to + edilgen yapısıyla tamamlayın: This neighbourhood ____ unsafe, but its reputation has changed.

Cevabı göster

used to be considered

is now called healthy just because a spoonful of protein powder's been added. Notlar

3:27

şimdi sadece bir kaşık protein tozu eklendiği için sağlıklı olarak adlandırılıyor.

Anlatım akışı

just because: tek bir nedeni sorgulamak

Just because, neden bildiren a spoonful of protein powder's been added yan cümlesini başlatır. Just, dayanağı bu tek gerçekle sınırlar: yiyecek yalnızca bu nedenle sağlıklı olarak adlandırılmaktadır. Bu cümledeki ifade biçimi, bu nedenin sonucu desteklemek için fazla zayıf olduğu izlenimini verir. Dinleyiciyi tek bir malzeme eklenmesinden genel healthy etiketine geçişi sorgulamaya yöneltir; buradaki just, 'yalnızca' demektir, 'kısa süre önce' değil.

Alıştırma

Hangi cümle just because kullanarak tek ve yetersiz bir nedeni sorguluyor?

  1. Don't reject the idea just because it sounds unusual.
  2. I heard the idea just after lunch.
  3. I rejected the idea because it was impossible to carry out.
Cevabı göster

Don't reject the idea just because it sounds unusual.

Dilbilgisi

protein powder's been added: 's = has

protein powder's been added ifadesinde 's, has sözcüğünün kısaltılmış biçimidir; bu nedenle tam biçim protein powder has been added olur. Burada 's bir iyelik eki değildir. has/have been + fiilin üçüncü hâli kalıbı, present perfect'ın edilgen yapısıdır. Buradaki has been added, ekleme işinin tamamlandığını ve sonucunun şu anda önemli olduğunu belirtir; eklemeyi kimin yaptığı söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi has been ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The broken window____ repaired.

Cevabı göster

's been

So, could our modern obsession with protein Kelime

3:31

Peki, modern zamanlardaki bu protein takıntımız

Kelime

obsession with protein: aşırı odaklanma

our modern obsession with protein ifadesinde obsession, sıradan bir ilgi değil, son derece güçlü ve sürekli bir odaklanma anlamına gelir. Konuşan kişi, günümüzde insanların proteine gereğinden fazla önem veriyor olabileceğini ima eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp obsession with + isim veya -ing biçimidir. an obsession with fitness ve an obsession with winning buna örnektir.

Alıştırma

“our modern obsession with protein” ifadesi neyi ima eder?

  1. Günümüzde insanlar artık proteinle ilgilenmiyor.
  2. Günümüzde insanlar proteine gereğinden fazla odaklanıyor olabilir.
  3. Günümüzde insanların proteine karşı küçük ve sıradan bir ilgisi var.
Cevabı göster

Günümüzde insanlar proteine gereğinden fazla odaklanıyor olabilir.

mean that we ignore other important food groups like fiber?

3:34

lif gibi diğer önemli besin gruplarını görmezden geldiğimiz anlamına gelebilir mi?

NHS surgeon and blogger Dr. Karan Rajan

3:38

NHS cerrahı ve blog yazarı Dr. Karan Rajan

thinks so and explains why here

3:41

böyle düşünüyor ve nedenini burada açıklıyor,

to Ruth Alexander on BBC World Service program The Food Chain.

3:43

BBC World Service programı The Food Chain'den Ruth Alexander'a.

And do you think we're paying enough attention to fiber? Kalıp ifadeler

3:48

Peki, life yeterince dikkat ettiğimizi düşünüyor musunuz?

Kalıp ifadeler

pay enough attention to: yeterince dikkat edilip edilmediğini sormak

Pay attention to, bir şeyi fark etmek, dikkatle düşünmek veya ona önem vermek anlamına gelir. Dikkat edilen konu, sabit edat olan to'dan sonra gelir: pay attention to fiber. Burada enough, sayılamayan attention isminden önce gelir ve dikkat düzeyinin yeterli olup olmadığını sorar. pay + miktar belirten bir sözcük + attention to kalıbı, pay more attention to ve pay less attention to örneklerindeki gibi kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi pay attention to ve enough kullanarak tamamlayın: Are we ____ the warning signs?

Cevabı göster

paying enough attention to

Historically, probably not.

3:51

Tarihsel olarak, muhtemelen hayır.

I think the tide is turning Deyimler

3:53

Bence rüzgar tersine dönüyor,

Deyimler

the tide is turning: genel durumun yön değiştirmesi

The tide is turning bir deyimdir. Genel durumun, eğilimin veya destek dengesinin farklı bir yöne doğru ilerlemeye başladığını anlatır. Bu değişim çoğu zaman karşı tarafın veya karşıt eğilimin daha güçlü olduğu bir dönemden sonra gerçekleşir. I think the tide is turning ifadesinde konuşan kişi, değişimin artık başlamış olduğuna dair temkinli bir görüş belirtir. Burada ifade mecazidir: tide gerçek deniz gelgitini anlatmaz ve is turning tamamlanmış bir sonucu değil, sürmekte olan bir değişimi gösterir.

Alıştırma

Kamuoyuyla ilgili bir tartışmada the tide is turning ne anlama gelir?

  1. Bir kişi neye inandığını unuttu.
  2. Deniz daha dalgalı hâle geliyor.
  3. Görüşlerin genel yönü değişmeye başlıyor.
Cevabı göster

Görüşlerin genel yönü değişmeye başlıyor.

and there's more people interested in fiber

3:54

artık life ilgi duyan daha fazla insan var

and optimizing their fiber intake Kalıp ifadeler

3:56

ve lif alımlarını optimize etmeye çalışıyorlar,

Kalıp ifadeler

optimizing their fiber intake: alımı uygun bir düzeye ayarlamak

Burada optimizing their fiber intake, tükettikleri lif miktarını bir sağlık hedefine daha uygun olacak şekilde ayarlamak demektir. Beslenme bağlamında intake, giriş değil, vücuda yiyecek veya içecekle alınan miktardır. Optimize, uygun ve etkili bir düzey bulmaya odaklanır. Otomatik olarak mümkün olduğunca fazla lif tüketmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, lif alımını yalnızca mümkün olduğunca yükseltmek yerine uygun bir düzeye ayarlamak anlamına gelir?

  1. They want to remove fiber from their diet.
  2. They want to maximize their fiber intake.
  3. They want to optimize their fiber intake.
Cevabı göster

They want to optimize their fiber intake.

and fiber maxing even to trend on TikTok. Notlar

3:58

hatta lif maksimizasyonu TikTok'ta bile trend oluyor.

Kelime

fiber maxing: lif alımını bilinçli olarak yüksek bir düzeye çıkarmak

Fiber maxing, besinlerle alınan lif miktarını bilinçli olarak yüksek bir düzeye çıkarmak anlamına gelen, sosyal medyada kullanılan gayriresmî bir terimdir. Bu genellikle lif oranı yüksek yiyecekleri daha fazla seçmekle yapılır. Maxing, bir ölçüyü çok yüksek bir düzeye çıkarma fikrini verir. Bu ifade bir akımın veya uygulamanın adıdır; kesin bir tıp terimi ya da matematiksel bir maksimum değildir.

Alıştırma

Sosyal medyadaki bir sağlık gönderisinde fiber maxing genellikle ne anlama gelir?

  1. Besinlerle alınan lif miktarını bilinçli olarak yüksek bir düzeye çıkarmak
  2. Giysilerdeki liflerin uzunluğunu ölçmek
  3. Her öğünden lif oranı yüksek yiyecekleri çıkarmak
Cevabı göster

Besinlerle alınan lif miktarını bilinçli olarak yüksek bir düzeye çıkarmak

Kültür

trend on TikTok: platformda popüler hâle gelmek

Burada trend, “popüler hâle gelmek veya çok ilgi görmek” anlamında bir fiildir. Bir konu, ifade, video ya da davranış trend olabilir. On TikTok bunun hangi platformda popülerleştiğini belirtir. Bu cümlede ifade, fiber maxing adlı sağlık teriminin bir sosyal medya platformunda daha geniş ilgi gördüğü bilgisini ekler. Grafik üzerindeki bir eğilim çizgisini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede trend on TikTok ne anlama geliyor? “The recipe started to trend on TikTok.”

  1. Kimse görmeden önce TikTok'tan kaldırıldı.
  2. TikTok'ta popüler hâle geldi ve çok ilgi gördü.
  3. TikTok'ta bir grafik çizgisine dönüştürüldü.
Cevabı göster

TikTok'ta popüler hâle geldi ve çok ilgi gördü.

What is fiber maxing?

4:01

Lif maksimizasyonu nedir?

Fiber maxing is, you know,

4:03

Lif maksimizasyonu, bilirsiniz,

as it suggests, similar to the protein maxing trend Notlar

4:06

adından da anlaşılacağı gibi, protein maksimizasyonu trendine benzer şekilde,

Anlatım akışı

as it suggests: bir adı açıklamayla ilişkilendirmek

Burada as it suggests, “o adın gösterdiği gibi” demektir. it sözcüğü daha önce geçen fiber maxing adına gönderme yapar; bir kişiye değil. Bu ifade bilgiyi düzenler: sıradaki açıklamanın adın kendisinden çıkarılabileceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Bu parçada as it suggests ne işe yarıyor? “The label Quick Clean appears on the menu. As it suggests, the cycle lasts only fifteen minutes.”

  1. Bir kişinin sonucu doğrudan emrettiğini söyler.
  2. Önceki etiketi ardından gelen açıklamaya bağlar.
  3. Önceki etiketle ilgisiz bir bilgi sunar.
Cevabı göster

Önceki etiketi ardından gelen açıklamaya bağlar.

Kalıp ifadeler

similar to the protein maxing trend: iki trendi karşılaştırma

Similar to, bir şeyin başka bir şeyle önemli özellikler paylaştığını belirtir. Burada konuşmacı mevcut fikri protein alımını en üst düzeye çıkarma trendiyle ilişkilendirir, ancak iki trendin tamamen aynı olduğunu söylemez. Karşılaştırılan unsur to sözcüğünden sonra gelir: similar to the trend. Bu yapıda kullanılan sabit edat to'dur. To korunmalıdır; standart İngilizcede bu anlamda similar with kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi similar ve doğru edatla tamamlayın: This pattern is ____ the one we saw yesterday.

Cevabı göster

similar to

where people are trying to maximize their fiber intake Kalıp ifadeler

4:08

insanların lif alımlarını maksimize etmeye çalıştığı bir şeydir,

Kalıp ifadeler

trying to maximize their fiber intake: en yüksek miktarı hedeflemek

Trying to maximize their fiber intake, insanların mümkün olduğunca çok lif tüketmeye çalıştıkları anlamına gelir. try to + fiilin yalın biçimi, zaten elde edilmiş bir sonucu değil, bir hedefi veya girişimi anlatır. Maximize, nesne olarak ölçülebilen bir şey alır. Burada intake tüketilen miktar anlamındadır; bu nedenle maximize their fiber intake, mümkün veya uygulanabilir en yüksek alım miktarını hedef olarak belirler.

Alıştırma

"They are trying to maximize their fiber intake." İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yediklerini değiştirmeden yalnızca lif alımlarını ölçüyorlar.
  2. Daha az lif tüketmeye çalışıyorlar.
  3. Mümkün olduğunca çok lif tüketmeye çalışıyorlar.
Cevabı göster

Mümkün olduğunca çok lif tüketmeye çalışıyorlar.

with little hacks or tricks or tips that they could do,

4:12

yapabilecekleri küçük pratik çözümler, hileler veya ipuçlarıyla,

whether it's, you know, adding certain seeds or nuts to snacks.

4:15

mesela atıştırmalıklara belirli tohumları veya kuruyemişleri eklemek gibi.

Many people pay more attention to protein than fiber in their diet. Dilbilgisi

4:19

Pek çok insan diyetlerinde life kıyasla proteine daha fazla dikkat ediyor.

Dilbilgisi

pay more attention to A than B: A'ya B'den daha fazla dikkat etmek

pay more attention to A than B, A'ya B'den daha fazla dikkat verildiği anlamına gelir. Bu cümlede insanlar liften çok proteine odaklanır. than sözcüğünden sonra tekrarlanacak pay attention to ifadesi yeniden söylenmese de anlaşılır. Daha tam biçimi Many people pay more attention to protein than they do to fiber. şeklindedir. Bu eksiltme cümleyi daha kısa ve öz yapar.

Alıştırma

Cümleyi pay more attention to A than B kalıbını tam olarak kullanarak tamamlayın: Many drivers ____ speed ____ fuel use.

Cevabı göster

pay more attention to · than

But Dr. Karan thinks the tide is turning,

4:23

Fakat Dr. Karan rüzgarın tersine döndüğünü ('the tide is turning') düşünüyor,

an idiom which means that things are changing.

4:26

bu da işlerin değişmekte olduğu anlamına gelen bir deyimdir.

In part, this is thanks to a new trend from America called fiber maxing, Anlatım akışı

4:28

Bu kısmen, Amerika'dan gelen lif maksimizasyonu adlı yeni bir trend sayesinde oluyor;

Anlatım akışı

In part, this is thanks to: birden fazla nedenden birini belirtmek

Cümlenin başındaki In part, ardından gelen açıklamanın kapsamını sınırlar: bu akım sonucun yalnızca bir bölümünü açıklar, tamamını değil. Başka nedenlerin de bulunabileceğini gösterir. this sözcüğü az önce belirtilen sonuca gönderme yapar, is thanks to ise bu sonucun nedenlerinden birini tanıtır. İfade bütünüyle bilgiyi önce sonuç, ardından kısmi bir neden gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? In part, the team's improvement is thanks to better training.

  1. Daha iyi eğitim gelişmenin nedenlerinden biridir, ancak başka nedenler de olabilir.
  2. Daha iyi eğitimin gelişme üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır.
  3. Daha iyi eğitim gelişmenin mümkün olan tek nedenidir.
Cevabı göster

Daha iyi eğitim gelişmenin nedenlerinden biridir, ancak başka nedenler de olabilir.

consuming lots of fiber by eating fiber-rich foods Kalıp ifadeler

4:33

lif açısından zengin yiyecekler tüketerek bolca lif almayı

and supplements for their health benefits.

4:36

ve sağlığa olan faydaları için takviyeler kullanmayı içeriyor.

Kalıp ifadeler

eating fiber-rich foods and supplements: lif bakımından zengin yiyecekler ve takviyeler tüketmek

fiber-rich foods, bol miktarda lif içeren yiyecekler demektir. Burada -rich, “çok miktarda içeren” anlamına gelir; “varlıklı” anlamına gelmez. Bu birleşik sıfat bir isimden önce kullanıldığında normalde kısa çizgi alır: fiber-rich foods. Supplements, beslenmeye ek besin öğeleri katmak için alınan ürünlerdir. and sözcüğü, fiber-rich foods ile supplements ifadelerini iki olası lif kaynağı olarak birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen birleşik sıfatın aynısıyla tamamlayın: Whole-grain cereal can be a ____ breakfast choice.

Cevabı göster

fiber-rich

Dr. Karan also gives some hacks, Kelime

4:38

Dr. Karan ayrıca bazı pratik çözümler ('hacks') sunuyor,

good solutions or pieces of advice

4:41

yani iyi çözümler ya da tavsiyeler veriyor

Kelime

pratik ipuçları anlamındaki hacks

Burada hacks, bir işi kolaylaştıran hızlı ve pratik ipuçları ya da akıllıca yöntemler anlamına gelir. Hemen ardından gelen good solutions or pieces of advice sözleri bu anlamı gösterir. Hack, bir bilgisayar sistemine izinsiz girmek anlamına da gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır. Doğru anlamı seçmek için konuya ve yakındaki sözcüklere bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede hacks, pratik ipuçları anlamında kullanılmıştır?

  1. She hacks thick branches with an axe.
  2. The security team investigated several hacks on the website.
  3. These simple packing hacks can save you time.
Cevabı göster

These simple packing hacks can save you time.

to help boost your fiber intake. Kalıp ifadeler

4:43

lif alımınızı artırmaya yardımcı olmak için.

Kalıp ifadeler

help boost your fiber intake: lif alımını artırmaya yardımcı olmak

Bu cümlede boost your fiber intake, tükettiğiniz lif miktarını artırmak demektir. Buradaki boost, bir miktarı veya düzeyi yükseltmek anlamındadır; bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. help boost yapısında boost, fiilin yalın hâlidir. help to boost da denebilir. Baştaki to amaç bildirir; dolayısıyla ifade, bir eylemin desteklemeyi amaçladığı sonucu açıklar.

Alıştırma

Fasulyenin tükettiğiniz lif miktarını artırmaya yardımcı olabileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Adding beans can help boosting your fiber intake.
  2. Adding beans can help lift your fiber intake.
  3. Adding beans can help boost your fiber intake.
Cevabı göster

Adding beans can help boost your fiber intake.

For example, adding seeds and nuts to meals.

4:45

Örneğin, yemeklere tohum ve kuruyemiş eklemek.

In fact, the healthiest diet is probably a balanced diet, Kelime

4:49

Aslında en sağlıklı beslenme tarzı muhtemelen dengeli bir diyettir,

Kelime

a balanced diet: dengeli beslenme

Bu cümlede a balanced diet, farklı türde yiyecekleri ve besin öğelerini uygun miktarlarda içeren bir beslenme biçimi demektir. Yalnızca tek bir yiyeceğe veya besin öğesine odaklanan bir beslenme değildir. Balanced, beslenmenin genel karışımını anlatır. Yiyeceklerin ağırlık veya konum bakımından fiziksel olarak dengede olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama a balanced diet ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Yalnızca tek tür yiyecek tüketme biçimi
  2. Farklı yiyecekleri ve besin öğelerini uygun miktarlarda içeren bir beslenme biçimi
  3. Tabakların ağırlığının tamamen aynı olduğu bir öğün
Cevabı göster

Farklı yiyecekleri ve besin öğelerini uygun miktarlarda içeren bir beslenme biçimi

one containing items from all the major food groups.

4:52

tüm ana besin gruplarından yiyecekler içeren bir diyet.

But, I'm still intrigued by your question, Neil. Kalıp ifadeler

4:56

Ama sorduğun soru hala aklımda, Neil.

Kalıp ifadeler

be intrigued by your question: kafa karışıklığı değil, merak

Bu cümlede be intrigued by your question, sorunun konuşanın dikkatini çektiği ve daha fazlasını öğrenme isteği uyandırdığı anlamına gelir. by edatı bu merakın nedenini tanıtır. Intrigued, confused demek değildir. Bir açıklamayı ya da cevabı keşfetme isteği taşıyan ilgili bir merakı anlatır.

Alıştırma

I'm intrigued by your question burada ne anlama geliyor?

  1. Artık soruyla ilgilenmiyorum.
  2. Soru beni meraklandırdı ve daha fazlasını öğrenmek istiyorum.
  3. Soruyu anlamam tamamen imkânsız.
Cevabı göster

Soru beni meraklandırdı ve daha fazlasını öğrenmek istiyorum.

Isn't it time you revealed the answer? Ton ve niyet

4:58

Artık cevabı açıklamanın zamanı gelmedi mi?

Ton ve niyet

Isn't it time you revealed...: geçmiş zaman biçimiyle harekete geçmeye teşvik etmek

Isn't it time you revealed the answer? birini şimdi harekete geçmeye teşvik etmek için kullanılan olumsuz bir sorudur. Reveal the answer emrinden daha dolaylıdır, ancak yine de bunun artık gerçekleşmesi gerektiği mesajını verebilir. Isn't it time + özne + geçmiş zamanlı fiil kalıbı, eylemi zamanı gelmiş veya biraz gecikmiş bir şey olarak sunar. Revealed geçmiş zaman biçimindedir, ancak cevabın zaten açıklandığı anlamına gelmez; istenen eylem hâlâ şimdiki zamanla veya yakın gelecekle ilgilidir.

Alıştırma

Şimdi yapılması gereken bir eylemi anlatan bu kalıpta reveal fiilinin doğru biçimini kullanın: Isn't it time you ____ the winner?

Cevabı göster

revealed

I asked you who the Irishman Patrick Callahan was.

5:00

Sana İrlandalı Patrick Callahan'ın kim olduğunu sormuştum.

And I said he was the winner of the Mr. Universe contest.

5:05

Ben de onun Bay Kâinat yarışmasının galibi olduğunu söylemiştim.

And you were correct.

5:08

Ve haklıydın.

Yay.

5:10

Yaşasın.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this episode. Anlatım akışı

5:11

Tamam, bu bölümde öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim.

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: tekrara geçişi belirtmek

Let's recap the vocabulary we've learned, grubu daha önce öğrenilen kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Burada recap, ana noktaları özetlemek veya gözden geçirmek anlamına gelen bir fiildir. Bu ifade bölümün akışını da düzenler: yeni içeriğin anlatımından kısa bir tekrara geçildiğini gösterir. Let's kullanımı geçişi kapsayıcı yapar; konuşan kişi dinleyenleri birlikte gözden geçirmeye çağırır.

Alıştırma

Cümleyi let's recap ile tamamlayın: Before we finish, ____ the three main points.

Cevabı göster

let's recap

If you cast your eye over something,

5:15

Eğer bir şeye göz atarsanız ('cast your eye over'),

you have a quick look at it.

5:17

ona hızlıca bir bakmış olursunuz.

If something is in abundance,

5:19

Eğer bir şey bolca ('in abundance') bulunuyorsa,

there's a lot or more than enough of it.

5:20

ondan çok fazla veya fazlasıyla var demektir.

A health halo refers to overestimating Kalıp ifadeler

5:23

Bir sağlık halesi ('health halo'), gereğinden fazla abartmayı ifade eder;

Kalıp ifadeler

A health halo refers to ...: bir kavramı tanımlamak

A health halo refers to ... ifadesinde A health halo, tanımlanan kavramdır. Tek bir şeyi belirttiği için fiil refers biçimindedir. Ardından gelen to, kavramın ne anlama geldiğini açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp X refers to Y şeklindedir: X açıklanan kelime, etiket veya fikirdir; Y ise onun anlamıdır. Buradaki to, refer to fiil kalıbının bir parçasıdır ve hareket yönü göstermez.

Alıştırma

Tanımı refers to ile tamamlayın: In this book, the word habitat ____ an animal's natural home.

Cevabı göster

refers to

how healthy an item is

5:25

bir ürünün ne kadar sağlıklı olduğunu

based on a single feature

5:27

tek bir özelliğine dayanarak,

such as being low in calories, Kalıp ifadeler

5:29

örneğin düşük kalorili,

Kalıp ifadeler

being low in calories: be low in + bileşen kalıbı

being low in calories ifadesindeki low in calories, bir yiyeceğin nispeten az kalori sağladığı anlamına gelir. in edatı burada konuşulan içeriği veya ölçüm alanını belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Being, be fiilinin -ing biçimidir. such as ifadesinden sonra bu özelliği bir örnek olarak sunar. be low in + besin öğesi veya gıda bileşeni kalıbı, bir şeyin bu bileşenden nispeten az miktarda içerdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be low in kalıbıyla tamamlayın: This yogurt is ____ added sugar.

Cevabı göster

low in

gluten-free, or high in protein.

5:31

glütensiz veya yüksek proteinli olması gibi.

The idiom The tide is turning

5:33

'Rüzgar tersine dönüyor' ('The tide is turning') deyimi,

means that things are changing.

5:35

işlerin değişmekte olduğu anlamına gelir.

The trend fiber maxing means people intentionally

5:37

Lif maksimizasyonu ('fiber maxing') trendi, insanların bilinçli olarak

consume lots of fiber

5:41

bolca lif tüketmesi anlamına gelir,

by eating fiber-rich foods and supplements

5:42

lif açısından zengin yiyecekler ve takviyeler yiyerek,

for their health benefits.

5:45

sağlığa olan faydaları için.

And finally, a hack is a good solution

5:46

Ve son olarak, bir 'hack', iyi bir pratik çözüm

or piece of advice.

5:49

veya tavsiyedir.

Once again, our Six Minutes are up, Deyimler

5:50

Bir kez daha, Altı Dakikamızın sonuna geldik,

Deyimler

our Six Minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Our six minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini ve programın bitmesi gerektiğini belirtir. Bu zaman ifadesinde up, yukarı hareket etmek değil, tükenmiş veya bitmiş anlamındadır. Burada our six minutes çoğul bir isim öbeği olarak ele alınır ve bu nedenle are kullanılır. Tekil time sözcüğüyle Time is up denir. Ayrılan süre + be up kalıbı, hiç zaman kalmadığını duyurur.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini belirtmek için cümleyi be up kalıbıyla tamamlayın: Stop writing—your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

but here's another hack for you.

5:52

ama işte size başka bir pratik tavsiye.

Remember, you can find worksheets, quizzes,

5:54

Unutmayın; çalışma sayfaları, testler

and loads more resources to improve your English Kelime

5:57

ve İngilizcenizi geliştirmek için daha birçok kaynağı

Kelime

loads more resources: çok sayıda ek kaynak

Bu cümlede loads “çok fazla” anlamına gelir; bu yüzden loads more resources “çok sayıda ek kaynak” demektir. More, bu kaynakların daha önce sözü edilen çalışma kâğıtlarına ve kısa sınavlara eklendiğini gösterir; loads ise eklenen miktarın büyük olduğunu vurgular. Kullanılabilir kalıp loads more + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim şeklindedir. Örneğin loads more games ve loads more time denebilir. Buradaki loads, yük veya taşınan eşya anlamındaki isim değil, miktar belirten samimi bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede loads more çok sayıda ek şeyi ifade eder?

  1. We found loads of books in the upstairs room.
  2. We loaded more books into the van.
  3. We found loads more books in the upstairs room.
Cevabı göster

We found loads more books in the upstairs room.

over on our website bbclearningenglish.com. Kelime

6:00

bbclearningenglish.com adlı web sitemizde bulabilirsiniz.

Kelime

over on our website: dikkati web sitesine yönlendirmek

Over on our website, dinleyicinin dikkatini mevcut video veya programdan internetteki başka bir yere yönelten samimi bir işaret ifadesidir. On gerçek konumu belirtir; over ise “orada, şu diğer yerde” şeklinde konuşma diline özgü bir his katar. “Web sitesinin üstünde” anlamına gelmez. Kullanılabilir over on + platform, sayfa veya yer kalıbı, insanları bir web sitesine, kanala veya sosyal medya hesabına yönlendirirken sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyiciyi internetteki başka bir yere yönlendirmek için over on ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The bonus lesson is under our website.
  2. The bonus lesson is above our website.
  3. The bonus lesson is over on our website.
Cevabı göster

The bonus lesson is over on our website.

See you there soon,

6:03

Yakında orada görüşmek üzere,

but for now, it's goodbye. Ton ve niyet

6:04

ama şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

But for now, it's goodbye: geçici bir kapanış vedası

But, önceki konudan kapanışa geçiş yapar. For now “şimdilik” demektir; bu nedenle veda kalıcı değil, yalnızca şu an içindir. It's goodbye, sunucu üslubuyla artık bitirme ve vedalaşma zamanının geldiğini söyler. Cümlenin tamamı net bir kapanış yaparken konuşmacı ile dinleyicilerin yeniden buluşabileceğini de düşündürür.

Alıştırma

Kapanışı, derste geçen ve “yalnızca bu seferlik” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We'll share more news tomorrow, but ____, it's goodbye.

Cevabı göster

for now

Goodbye.

6:06

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.