"Suç ve Ceza"yı neden okumalısınız? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Suç ve Ceza incelemesi, Raskolnikov’un cinayetini ve iç çatışmasını Dostoyevski’nin yaşamı, 19. yüzyıl Rus toplumu ve zekâyı ya da toplumsal faydayı ahlaki sınırların üstüne koyan teorilere yönelik roman eleştirisiyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. drives someone to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Güçlü bir baskının, güdünün veya koşulun birini aşırı bir eyleme yöneltmesini sormayı ve açıklamayı öğrenin; ardından fiil gelen hatalı make someone to kalıbından kaçının. 2. a mock execution — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Dostoyevski’yi derinden etkileyen tarihsel olayı, yani sahnelenmiş bir idamın ardından son anda ilan edilen affı anlayın. Buradaki mock sözcüğünün alay etmek değil, taklit edilmiş veya mizansen anlamına geldiğini ayırt edin. 3. but it's only through / that we learn — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir şeyin hangi araçla anlaşıldığını öne çıkarmak için bu iki parçalı vurgu yapısını kullanın. Burada önceden açıklanmış cinayet değil, ardından gelen toplumsal ve psikolojik çalkantı cezanın gerçek niteliğini ve kurtuluş olasılığını ortaya çıkarır.
Bu derste
What drives someone to kill in cold blood? Notlar
0:06Birini soğukkanlılıkla adam öldürmeye iten nedir?
drive someone to do something: güçlü bir neden birini eyleme iter
Bu soruda drives someone to, güçlü bir nedenin, baskının veya duygunun bir kişiyi harekete geçirmesi anlamına gelir. Soru, cinayetin arkasındaki nedeni araştırır. Yapı drive + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki drive soyut anlamdadır ve araç kullanmak anlamına gelmez; drives veya drove örneklerinde olduğu gibi normal şekilde çekimlenir.
Alıştırma
Cümleyi drive someone to do yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Daniel kept receiving threats. The fear ____ contact the police.
Cevabı göster
drove him to
in cold blood: kasten ve merhametsizce
In cold blood, özellikle birinin öldürülmesi veya ağır biçimde yaralanması söz konusu olduğunda, bir eylemin kasten, acımasızca ve merhametsizce yapıldığını anlatan bir deyimdir. Soruda cinayet, bir kaza veya anlık öfke sonucu değil, kasıtlı ve zalimce yapılmış bir eylem olarak sunulur. Cold blood gerçek kan sıcaklığını ifade etmez. Bu ifade eylemin gerçekleştirilme biçimini yargılar; tek başına eylemin çok önceden planlandığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Kasten ve merhametsizce anlamına gelen deyimle tamamlayın: The report said the defenseless victim had been killed ____.
Cevabı göster
in cold blood
go through someone's mind: akla gelen düşünceler
What goes through the murderer's mind? cümlesinde what, kişinin aklına gelen düşünceleri, görüntüleri veya duyguları temsil eder. Soru, katilin iç dünyasında ne düşündüğünü sorar; through fiziksel bir hareket anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı something/what + go through + iyelik biçimi + mind şeklindedir. Go, zamana ve özneye göre değişir: What went through your mind? geçmişte belirli bir anda akla gelen düşünceleri sorar.
Alıştırma
Soruyu go through someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: What ____ when you heard the sudden crash?
Cevabı göster
went through your mind
and what kind of a society breeds such people? Deyimler
0:12ve nasıl bir toplum böyle insanları yetiştirir?
society breeds such people: koşullar aracılığıyla üretmek anlamında breed
society breeds such people ifadesinde breeds mecaz anlamdadır. Toplum, koşulları belirli bir insan tipinin gelişmesine yol açan bir ortam olarak sunulur; biyolojik üremeden söz edilmez. Bu mecaz, dikkati tek bir kişinin seçimlerinden toplumsal nedenlere kaydırır. Aynı zamanda güçlü ve aşamalı bir neden-sonuç ilişkisi kurabilir: ortam bu insanları yalnızca barındırmaz, onların ortaya çıkmasına da katkıda bulunur.
Alıştırma
Hangi cümlede breed, society breeds such people ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The community raises its children together.
- A culture of secrecy can breed distrust.
- The farmer breeds sheep for wool.
Cevabı göster
A culture of secrecy can breed distrust.
Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky took these questions up Öbek fiiller
0:17Fyodor Mihayloviç Dostoyevski bu soruları ele aldı
take these questions up: bu soruları ele almaya başlamak
Burada took these questions up, “bu soruları tartışmaya veya ele almaya başladı” anlamına gelir. Take up, bir soruya, meseleye ya da konuya ciddi biçimde eğilmeyi anlatabilir; soruları fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. Bu kullanımda take up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne took these questions up örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına ya da took up these questions örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir mutlaka ortaya gelir: took them up.
Alıştırma
Cümleyi take up fiilinin geçmiş zaman biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: The committee delayed the issue, but the members finally ____.
Cevabı göster
took it up
in what would become one of the best-known works of Russian literature, Dilbilgisi
0:21ve bunlar daha sonra Rus edebiyatının en bilinen eserlerinden biri hâline gelecek olan kitapta yer aldı:
what would become one of: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
What burada öncülü kendi içinde bulunan bir ilgi yan cümlesi başlatır: what would become one of the best-known works, “daha sonra en tanınmış eserlerden biri hâline gelecek şey” anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı in edatının nesnesidir. Would become geçmişteki gelecek zamanı anlatır. Anlatı, geçmişteki daha erken bir noktadan daha sonra gerçekleşen bir sonuca bakar. Burada would, bu sonraki gelişmeyi ifade eder; istek veya varsayımsal bir sonuç bildirmez. One of ifadesinden sonra çoğul sayılabilen bir isim gelir; burada bu isim works'tür.
Alıştırma
Cümleyi what ile başlayan ve “daha sonra dönüşen kuruluş” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: In 1998, she joined ____ one of the world's largest charities.
Cevabı göster
what would become
one of the best-known works of Russian literature: en tanınmış eserlerden biri
Bu ifade, eserin Rus edebiyatında en yaygın biçimde tanınan eserler grubuna ait olduğunu anlatır. Eserin tek başına en tanınmış eser olduğunu söylemez. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp one of + the + en üstünlük derecesi veya en yüksek derece bildiren niteleyici + çoğul sayılabilen isim + grubu ya da alanı belirten ifadedir. Daha büyük bir kümeden bir öğe seçildiği için one of sonrasındaki sayılabilen isim çoğul olur: work değil, works.
Alıştırma
one of + the + en üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbını ve popular ile museum sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: This is ____ in the city.
Cevabı göster
one of the most popular museums
First serialized in a literary magazine in 1866, Kültür
0:28İlk kez 1866'da bir edebiyat dergisinde tefrika edilen roman,
First serialized in a literary magazine: ilk olarak bir edebiyat dergisinde tefrika edildi
Serialized, bir eserin tek seferde bütünüyle yayımlanması yerine bölümler hâlinde ve zaman içinde yayımlanması demektir. First serialized in a literary magazine, eserin ilk olarak bir derginin farklı sayılarında parça parça yayımlandığını anlatır. Bu kullanım yayıncılık tarihinde yaygındır. Pek çok 19. yüzyıl romanı, tam bir kitap olarak basılmadan önce dergilerde tefrika edilmiştir; burada serialized, esere bir seri numarası verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yayıncılık bağlamında The novel was serialized in a magazine. ne anlama gelir?
- Dergi tarafından esere bir seri numarası verildi.
- Zaman içinde ayrı bölümler hâlinde yayımlandı.
- Hemen tam bir kitap olarak yayımlandı.
Cevabı göster
Zaman içinde ayrı bölümler hâlinde yayımlandı.
the novel tells the story of Rodion Romanovich Raskolnikov, Kalıp ifadeler
0:32romanın kahramanı Rodion Romanoviç Raskolnikov'un hikâyesini anlatır.
novel tells the story of: bir eserin anlattığı konuyu tanıtmak
Bu cümlede the novel tells the story of ... ifadesi, romanın Raskolnikov’un hayatını ve deneyimlerini anlattığı ya da sunduğu anlamına gelir. Buradaki tell, birine doğrudan bilgi “söylemek” değil, “anlatmak” demektir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp A book/film/play tells the story of + kişi, grup, olay veya konu biçimindedir. Eser özne, the story nesnedir; of ise hikâyenin neyle ilgili olduğunu belirtir.
Alıştırma
“Deneyimlerini anlatır” anlamındaki ifadeyle özeti tamamlayın: The film ____ three friends starting a new life abroad.
Cevabı göster
tells the story of
in abject poverty: aşırı ve sefil yoksulluk içinde
In abject poverty, “aşırı ve sefil bir yoksulluk içinde” anlamına gelir ve çoğu zaman yeterli yiyecek, güvenli barınma veya diğer temel ihtiyaçlardan yoksun olmayı ifade eder. Abject, poverty sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; zarf değildir. Bu ifade, poor veya in poverty sözlerinden çok daha güçlü bir değerlendirme taşır. Yoksunluğu ciddi ve insan onurunu zedeleyen bir durum olarak sunar; bu da cümlenin kasvetli edebî anlatımına uygundur.
Alıştırma
Hangi durum living in abject poverty ifadesiyle doğru biçimde anlatılabilir?
- Bir aile para biriktirmek için daha ucuz bir restoran seçer.
- Bir ailenin düzenli yiyeceğe, güvenli barınağa veya temel sağlık hizmetlerine erişimi yoktur.
- Bir aile yeni televizyon almak için gelecek ayı bekler.
Cevabı göster
Bir ailenin düzenli yiyeceğe, güvenli barınağa veya temel sağlık hizmetlerine erişimi yoktur.
and at the start of the story has run out of funds to continue his studies. Notlar
0:42ve hikâyenin başında öğrenimine devam etmek için parası bitmiştir.
at the start of the story: bilgiyi anlatının başına yerleştirmek
At the start of the story, ardından gelen bilgiyi hikâyenin kendi zaman çizelgesindeki başlangıç aşamasına yerleştirir. Burada karakterin parasız kalma durumunun hikâyenin başında geçerli olduğunu belirtir; birinin gerçek dünyada hikâyeyi anlatmaya başladığı veya hikâyenin yayımlandığı anı anlatmaz. Bir eseri özetlerken bilgileri düzenlemek için at the start of + anlatı eseri veya bölüm yapısını kullanabilirsiniz: at the start of the film, at the start of the novel ya da at the start of the chapter.
Alıştırma
Hangi cümle bir karakterin durumunu anlatının başlangıç aşamasına açıkça yerleştirir?
- When the novelist starts speaking, Amir lives with his aunt.
- At the publication of the novel, Amir lives with his aunt.
- At the start of the novel, Amir lives with his aunt.
Cevabı göster
At the start of the novel, Amir lives with his aunt.
has run out of funds: hiç para kalmaması
Has run out of funds, belirli bir amaç için kullanılabilecek paranın tamamının harcandığı ve hiç para kalmadığı anlamına gelir. Buradaki run sözcüğü gerçek anlamıyla “koşmak” değildir; run out of, ardından tükenen kaynağın geldiği bir fiil ifadesidir. Yapı, özne + has/have run out of + kaynak şeklindedir. Has run, İngilizcede present perfect yapıdadır; tükenme şimdi ya da ilgili hikâye noktasından önce gerçekleşmiştir ve sonucu hâlâ önemlidir. Funds, money sözcüğünden daha resmîdir ve genellikle eğitim, proje veya kuruluş için ayrılmış parayı anlatır.
Alıştırma
Kullanılabilir paranın tamamının tükendiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research team cannot buy more equipment because it ____.
Cevabı göster
has run out of funds
Letters from his rural home only add to his distress Kalıp ifadeler
0:47Kırsaldaki evinden gelen mektuplar,
only add to his distress: sıkıntısını daha da artırmak
only add to his distress ifadesindeki add to, “zaten var olan bir duyguyu veya sorunu artırmak ya da kötüleştirmek” demektir. his distress, şiddetlenen olumsuz durumu belirtir; burada bir şeyin gerçek anlamda bir yere eklenmesi söz konusu değildir. Only sonucu sınırlar: mektuplar onu teselli etmez veya durumu iyileştirmez; tek etkileri sıkıntısını artırmaktır. Kullanılabilir kalıp only add to + zaten var olan bir sorun, maliyet, baskı, kafa karışıklığı veya olumsuz duygudur.
Alıştırma
Hangi cümle, ek bir gecikmenin hayal kırıklığını daha da artırdığını ve hiçbir işe yaramadığını anlatır?
- The extra delay only revealed our frustration.
- The extra delay only distracted us from our frustration.
- The extra delay only added to our frustration.
Cevabı göster
The extra delay only added to our frustration.
when he realizes how much his mother and sister have sacrificed for his success. Dilbilgisi
0:50annesinin ve kız kardeşinin onun başarısı için ne kadar fedakârlık yaptığını anladıkça üzüntüsünü artırmaktadır.
realizes how much ... have sacrificed: ne kadar fedakârlık yaptıklarını anlamak
realizes how much his mother and sister have sacrificed ifadesinde, how much ile başlayan yan tümce realizes fiilinin tamamlayıcısıdır. How much fedakârlığın derecesini gösterir ve bağlam bu derecenin büyük olduğunu anlatır; fiyat sormaz. Kullanılabilir realize veya understand + how much + özne + fiil kalıbı, bir şeyin derecesinin farkına varmayı ifade eder. Bu, ana cümlenin içine yerleşmiş bir yan tümce olduğu için düz cümle sırasını kullanır: how much + özne + yardımcı fiil veya fiil. Burada his mother and sister, have sacrificed ifadesinden önce gelir. Doğrudan soruda ise devrik soru sırası kullanılır: How much have they sacrificed?
Alıştırma
Hangi cümle, understands fiilinden sonra cümle içine yerleşmiş how much yan tümcesini doğru kullanır?
- She understands how much did her parents do for her.
- She understands how much have her parents done for her.
- She understands how much her parents have done for her.
Cevabı göster
She understands how much her parents have done for her.
Increasingly desperate after selling the last of his valuables to an elderly pawnbroker, Notlar
0:56Son değerli eşyalarını yaşlı bir tefeciye sattıktan sonra giderek umutsuzluğa kapılan Raskolnikov,
Increasingly desperate after: sıkıştırılmış bir anlatı başlangıcı
Cümlenin başındaki increasingly desperate, giderek güçlenen bir durumu anlatır. after ile başlayan ifade, bu duruma yol açan ve muhtemelen onu ağırlaştıran önceki olayı ekler; selling arka plandır, ana eylem değildir. Bu, sıkıştırılmış bir anlatı başlangıcıdır. Virgülden sonra gelen ana cümlenin öznesinin hem çaresiz kişi hem de değerli eşyaları satan kişi olduğu anlaşılır. Burada after, ayrı bir öznesi olmayan bir fiili getirdiği için fiil -ing biçimini alır: after selling.
Alıştırma
Sıkıştırılmış başlangıç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Increasingly nervous after hearing the news, Maya called her friend.
- Increasingly nervous after heard the news, Maya called her friend.
- Increasingly nervous after hearing the news, the phone rang in Maya's hand.
Cevabı göster
Increasingly nervous after hearing the news, Maya called her friend.
elderly pawnbroker: değerli eşyalar karşılığında borç veren yaşlı bir rehinci
Pawnbroker, değerli eşyaları teminat kabul ederek kısa vadeli borç veren kişi veya işletmedir. Müşteri bir eşyayı teminat olarak bırakır ve borcu ödeyerek geri alabilir; eşya geri alınmazsa rehinci onu satabilir. Burada elderly, rehincinin yaşını anlatır. Bu kişi genel anlamda bir broker değildir; mesleği, karakterin para almak için neden değerli eşyalarını ona götürdüğünü açıklar. Hikâyede bu kadın, Raskolnikov'un daha sonra öldürdüğü kişidir ve onun maddi çaresizliğini ilerideki suçla ilişkilendirir.
Alıştırma
Pawnbroker sözcüğüne en uygun tanım hangisidir?
- Hasarlı mücevherleri onaran işçi
- Birçok piyasada müşterileri için işlemler ayarlayan aracı
- Değerli eşyalar karşılığında borç veren kişi veya işletme
Cevabı göster
Değerli eşyalar karşılığında borç veren kişi veya işletme
he resolves on a plan to murder and rob her. Kalıp ifadeler
1:01onu öldürüp soymaya yönelik bir plan yapmaya karar verir.
resolve on a plan: kesin ve resmî bir karar vermek
Bu cümlede resolves on a plan, “belirli bir planı benimsemeye kesin olarak karar verir” anlamına gelir. on edatı neyin seçildiğini gösterir; resolve burada “çözmek” demek değildir. Resolve on resmî ve edebî bir ifadedir; düşünüp değerlendirdikten sonra gösterilen kararlılığı vurgular. Günlük İngilizcede decide on a plan daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için resolve on ifadesini doğru zamanda kullanın: After weeks of debate, the committee ____ a final plan.
Cevabı göster
resolved on
But the impact of carrying out this unthinkable act Öbek fiiller
1:05Ancak bu akıl almaz eylemi gerçekleştirmenin etkisi
carry out: bir planı veya eylemi uygulamaya koymak
Burada carrying out, “gerçekleştirmek veya uygulamaya koymak” anlamına gelir. Nesnesi olan this unthinkable act, planlanan cinayet ve soygunu ifade eder; bu öbek fiziksel olarak bir nesneyi dışarı taşımak anlamına gelmez. Carry out ayrılabilen bir öbek fiildir: carry out the plan veya carry the plan out denebilir. Nesne bir zamirse zamir ortada olmalıdır: carry it out denir, carry out it denmez. Carrying, the impact of + -ing yapısında of edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için carry out ifadesini doğru biçimde kullanın: The engineers will ____ the safety test tomorrow.
Cevabı göster
carry out
proves to be more than he was prepared for. Notlar
1:09onun hazırlıklı olduğundan çok daha fazlası olur.
proves to be: sonradan ... olduğu ortaya çıkmak
Proves to be, sonraki olayların bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu ya da neye dönüştüğünü göstermesi anlamına gelir. Bu cümlede, sonradan ortaya çıkan sonucu tanıtır: durumun, onun hazırlıklı olduğu şeyden daha fazlası olduğu anlaşılır. Temel yapı subject + prove(s)/proved to be + tamamlayıcıdır; tamamlayıcı bir isim veya sıfat olabilir. Bu ifade birinin kanıt sunarak bir iddiayı kanıtlamasını değil, bir özelliğin ya da sonucun zamanla ortaya çıkmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi prove to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The experiment ____ harder to control than expected.
Cevabı göster
proved to be
more than he was prepared for: önceki hazırlığının ötesinde
More than he was prepared for, bir deneyimin, sonucun veya baskının onun beklediği ya da karşılaşmaya hazır olduğu düzeyi aştığını anlatır. More than burada yalnızca miktarları karşılaştırmaz; gerçek durumu onun önceki hazırlığıyla karşılaştırır. Prepared for bağlama göre zihinsel, duygusal veya pratik hazırlık anlamına gelebilir. For kelimesinin nesnesi durumdan anlaşılır; bu nedenle ifade for ile biter.
Alıştırma
Yeni işin Maya’nın önceki hazırlığını aştığını doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The first day at the new job was more than Maya was prepared for.
- The first day at the new job was more than Maya was prepared.
- The first day at the new job was more Maya prepared for.
Cevabı göster
The first day at the new job was more than Maya was prepared for.
Though the novel is sometimes cited as one of the first psychological thrillers, Notlar
1:12Roman bazen ilk psikolojik gerilim türlerinden biri olarak gösterilse de
is sometimes cited as: dışarıdan yapılan bir sınıflandırmayı aktarmak
is sometimes cited as, eleştirmenlerin, akademisyenlerin veya başka kaynakların romanı nasıl sunduğunu aktarır: onu bir kategorinin örneği veya üyesi olarak anarlar. Buradaki cite, tam sözcükleri alıntılamaktan veya kaynakçada bir eser belirtmekten daha geniş bir anlama sahiptir. Kalıp be + sıklık zarfı + cited as + isim öbeği şeklindedir. Edilgen yapı sınıflandırmayı yapan kişileri isimsiz bırakırken sometimes iddiayı sınırlar: bu tanım bazı tartışmalarda görülür, ancak hepsinde görülmek zorunda değildir.
Alıştırma
“Örnek olarak anılmak” anlamındaki cite fiilinin iki sözcüklük biçimini yazın: The bridge is often ____ a model of sustainable design.
Cevabı göster
cited as
its scope reaches far beyond Raskolnikov's inner turmoil. Kalıp ifadeler
1:17kapsamı Raskolnikov'un iç kargaşasının çok ötesine ulaşır.
Ödünleme arka planı kuran Though
Though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: yazar, romanın bazen ilk psikolojik gerilim eserlerinden biri olarak sınıflandırıldığını kabul eder, ardından ana cümlede kapsamının daha geniş olduğu yönündeki daha önemli iddiayı verir. Kalıp Though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Though ile başlayan bölüm reddedilmez; ana cümlenin olası bir sınırlamayı veya beklentiyi düzeltmesi için arka plan oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir dezavantajı kabul edip ardından daha önemli olumlu yargıyı verir?
- Though the route was longer, it was safer.
- The route was longer, so it took more time.
- Because the route was longer, it was safer.
Cevabı göster
Though the route was longer, it was safer.
scope reaches far beyond: soyut bir kapsamı sınırın ötesine taşımak
Bu cümlede its scope reaches far beyond, eserin ele aldığı konuların Raskolnikov'un içsel çalkantısının çok ötesine uzandığını anlatır. Scope, konuların veya meselelerin soyut kapsamıdır; reaches burada fiziksel bir hareket değildir. X's scope reaches far beyond Y kalıbı önce Y'nin konunun bir parçası olduğunu kabul eder, ardından çok daha fazlasının kapsandığını belirterek aşırı dar bir bakışı düzeltir.
Alıştırma
'Belirtilen sınırın çok ötesine uzanır' anlamındaki üç sözcüklü ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The course's scope ____ basic grammar.
Cevabı göster
reaches far beyond
From dank taverns to dilapidated apartments and claustrophobic police stations, Anlatım akışı
1:21İzbe meyhanelerden köhne apartmanlara ve klostrofobik karakollara kadar,
From dank taverns to ...: mekân çeşitliliğini bir çerçeveye oturtmak
Burada From ... to ... birden fazla mekânı bir kapsam olarak düzenler. Birinin gerçekten izlediği bir rotayı anlatmaz. Başlangıçtaki ifade dank taverns ile başlayıp to sonrasındaki iki mekâna —dilapidated apartments ve claustrophobic police stations— uzanarak hikâye dünyasının ne kadar geniş olduğunu gösterir. Bu tür bir kapsam ifadesi ana cümleden önce kullanıldığında, okuyucuya önce örnekleri veya sınırları verir; ardından ana cümle bunların tümü için neyin geçerli olduğunu açıklar. Buradaki gibi, to sonrasına bağlaçla birleştirilmiş bir liste gelebilir.
Alıştırma
Vurgulanan From ... to ... kapsam çerçevesini her boşluğa bir sözcük yazarak tamamlayın: ____ neighborhood cafés ____ national chains, the guide compares how businesses serve their customers.
Cevabı göster
From · to
the underbelly of 19th century St. Petersburg is brought to life by Dostoyevsky's searing prose. Notlar
1:26Dostoyevski'nin keskin üslubu 19. yüzyıl St. Petersburg'unun karanlık tarafını canlandırır.
the underbelly of 19th century St. Petersburg: kentin gizli karanlık yüzü
Bu cümlede the underbelly of 19th century St. Petersburg, yoksulluk, suç, yolsuzluk ve diğer ağır toplumsal gerçekler gibi kentin gizli ve saygın olmayan yönünü anlatan bir mecazdır. Fiziksel bir bölümü veya haritadaki bir alanı adlandırmaz. underbelly bir kent, toplum veya sektör için kullanıldığında, saygın görünen yüzeyin altındaki sorunlara işaret eder ve güçlü, olumsuz ve eleştirel bir değerlendirme katar.
Alıştırma
Hangi cümlede underbelly, örnektekiyle aynı eleştirel ve mecazi anlamda kullanılmıştır?
- The mechanic inspected the bus's underbelly for damage.
- The investigation exposed the industry's corrupt underbelly.
- The veterinarian gently checked the dog's underbelly.
Cevabı göster
The investigation exposed the industry's corrupt underbelly.
is brought to life: yazıyla canlı biçimde sunulmak
Bu cümlede is brought to life, Dostoyevski'nin düzyazısıyla bir şeyin canlı ve inandırıcı biçimde sunulması anlamına gelir. Okur kentin karanlık yüzünü açıkça hayal edebilir; hiçbir şey gerçek anlamda ölümden dönmez. Etken kalıp bring + something + to life biçimindedir. Burada edilgen be brought to life kullanıldığı için odak, canlı biçimde sunulan şeydedir; by, yaratıcıyı veya yaratıcı aracı tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘canlı ve inandırıcı biçimde sunuldu’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Through the actor's performance, the historical figure was ____ on screen.
Cevabı göster
brought to life
Dostoyevsky's searing prose: yoğun ve sarsıcı yazı
Bu edebiyat eleştirisinde searing, çok güçlü duygusal veya eleştirel etkiye sahip bir prose türünü anlatır. Sözcük mecazidir: Yazı fiziksel olarak sıcak değil, acı verecek kadar keskin veya güçlüdür. Prose, şiir biçiminde olmayan olağan yazılı dili ifade eder ve burada Dostoyevski'nin roman üslubunu anlatır. Dostoyevsky's searing prose iyelik öbeği, ortamı canlandıran gücün onun yazısı olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The memoir is praised for its searing prose.” cümlesinde searing prose ne anlama gelir?
- Ateş hakkında şiir
- Güçlü bir duygusal etkisi olmayan açık yazı
- Yoğun duygusal veya eleştirel güce sahip yazı
Cevabı göster
Yoğun duygusal veya eleştirel güce sahip yazı
We're introduced to characters such as Marmeladov, Kalıp ifadeler
1:33Marmeladov gibi karakterlerle tanışırız;
We're introduced to: anlatıya yeni bir karakter katmak
Bir hikâye özetinde We're introduced to, hikâyenin bir kişiyi okura veya izleyiciye ilk kez sunduğu anlamına gelir. We, izleyici ya da okur kitlesini ifade eder; insanların mutlaka yüz yüze tanıştığını göstermez. Kalıp be introduced to + kişi, yer, konu veya fikir şeklindedir. Edilgen yapı, odağı kitlenin sırada karşılaşacağı şeye yöneltir; bu yüzden incelemelerde ve açıklamalarda akıcı bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Okurların bir hikâye karakteriyle ilk kez karşılaştığını anlatan edilgen ifadeyi yazın: In chapter one, readers are ____ the main character.
Cevabı göster
introduced to
a miserable former official who has drank his family into ruin, Dilbilgisi
1:36alkol yüzünden ailesini mahveden zavallı bir eski yetkili
has drank his family into ruin: fiil + nesne + into + sonuç yapısı
Bu cümlede drink + his family + into ruin, verb + object + into + result kalıbını kullanır. Fiilin belirttiği eylem, nesnenin into'dan sonra gösterilen duruma girmesine neden olur. Buradaki anlam, onun ailesiyle birlikte içki içmesi değil, içki alışkanlığının ailesini ekonomik ve toplumsal çöküşe sürüklemesidir. Altyazıda has drank deniyor; ancak standart İngilizcede has'ten sonra geçmiş zaman ortacı kullanılır: has drunk his family into ruin. Bu düzeltme sonuç yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Sonuç kalıbını drive, the business ve debt kullanarak tamamlayın: Years of careless borrowing have ____.
Cevabı göster
driven the business into debt
an unhinged and lecherous nobleman: son derece olumsuz bir karakter tasviri
Unhinged ve lecherous, nobleman sözcüğünü birlikte niteleyen sıralı sıfatlardır. Unhinged, onu zihinsel veya duygusal olarak dengesiz, tehlikeli ve kontrolünü kaybetmiş biri olarak gösterir; lecherous ise onu rahatsız edici derecede aşırı cinsel ilgi gösteren biri olarak anlatır. Bu iki sözcük birlikte son derece olumsuz ve tehditkâr bir izlenim yaratır. Nobleman yalnızca toplumsal konumunu, yani soylu sınıfına mensup bir erkek olduğunu belirtir. Ahlaken asil olduğu anlamına gelmez; bu yüzden toplumsal konumu ile karakteri ayrı değerlendirilmelidir.
Alıştırma
Hangi yorum bu tasvire en uygun düşer?
- Tarafsız bir tıbbi tanı koyar ve toplumsal konumdan hiç söz etmez.
- Ahlaken asil bir erkeğin neşeli ve romantik olduğunu söyler.
- Soylu sınıfından bir erkeği dengesiz ve rahatsız edici derecede şehvet düşkünü olarak sunar.
Cevabı göster
Soylu sınıfından bir erkeği dengesiz ve rahatsız edici derecede şehvet düşkünü olarak sunar.
their moral innocence stands in stark contrast to the depravity of those around them, Kalıp ifadeler
1:49ailenin ahlaki masumiyeti etraflarındakilerin ahlaksızlığıyla tam bir tezat oluşturur;
A stands in stark contrast to B: A ile B arasındaki keskin karşıtlık
A stands in stark contrast to B kalıbı, A ile B'nin çok açık ve çarpıcı biçimde farklı olduğunu anlatır. Burada onların ahlaki masumiyeti, çevrelerindeki insanların yozlaşmışlığıyla karşı karşıya konur. Stark, contrast sözcüğünü güçlendirir; burada sözcüğün gerçek anlamıyla çıplak veya boş değil, keskin ve açıkça görülebilir demektir. Bu yapı, karşılaştırılabilir iki niteliği, durumu ya da eğilimi yan yana koymaya yarar.
Alıştırma
Cümleyi stands in stark contrast to kalıbının aynısını kullanarak tamamlayın: The quiet library ____ the noisy cafeteria.
Cevabı göster
stands in stark contrast to
even as their fates grow increasingly intertwined. Notlar
1:55hatta kaderleri giderek daha da iç içe geçer.
even as: eşzamanlı karşıtlık
Even as, ana durumla aynı dönemde gerçekleşen bir şeyi tanıtırken karşıtlık ya da şaşkınlık anlamı da katar. Bu cümlede onların ahlaki özellikleri keskin biçimde farklı kalırken kaderleri giderek daha çok birbirine bağlanır. Bu ifade, zıt yönlere ilerliyor gibi görünen iki gelişmenin birlikte sürmesini sıkça anlatır. Hem zaman bakımından örtüşme hem de bir gerçeğin diğerini ortadan kaldırmaması anlamındaki ödünleme ilişkisi anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle eşzamanlı iki gelişme arasındaki beklenmedik karşıtlığı en iyi gösterir?
- The team remained confident even as the deadline drew closer.
- The team remained confident because the deadline was extended.
- The team remained confident after the deadline had passed.
Cevabı göster
The team remained confident even as the deadline drew closer.
their fates grow increasingly intertwined: kaderleri giderek iç içe geçiyor
Bu cümlede their fates grow increasingly intertwined, karakterlerin yaşamlarının ve nihai sonuçlarının giderek daha sıkı biçimde birbirine bağlandığını ifade eder. Intertwined burada mecazidir: seçimlerinin ve sonuçlarının artık ayrı ayrı anlaşılamayacağını düşündürür. Grow, giderek bir duruma gelmek anlamında bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve ardından intertwined sıfatı gelir. Increasingly ise bu bağlantının zamanla güçlendiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi grow increasingly intertwined yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over the years, the two researchers' careers ____.
Cevabı göster
grew increasingly intertwined
This bleak portrait of Russian society: Rus toplumunun bu kasvetli portresi
Burada portrait, bir kişinin çizilmiş resmi değil, genel bir tasvir anlamına gelir. İfade, bir eserin Rus toplumunu sunuş biçimini mecazi bir resim gibi ele alır. Bleak, bu resmi sert, kasvetli ve pek umut vermeyen bir tasvir olarak değerlendirir. Of Russian society neyin tasvir edildiğini belirtir; dolayısıyla tüm ad öbeği, bu toplumun karanlık ve karamsar bir tasviri anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede portrait genel bir sanatsal tasvir anlamında, bleak ise bu tasviri sert ve umutsuz olarak değerlendirmek için kullanılmıştır?
- The documentary provides a population count for a town after the factories closed.
- The museum displays a portrait of the mayor beside a bleak gray wall.
- The documentary offers a bleak portrait of a town after the factories closed.
Cevabı göster
The documentary offers a bleak portrait of a town after the factories closed.
reflects the author's own complex life experiences and evolving ideas. Kalıp ifadeler
2:01yazarın kendi karmaşık yaşam deneyimlerini ve gelişen fikirlerini yansıtır.
reflects the author's own complex life experiences: reflect fiilinin soyut anlamı
Bu cümlede reflects, “gösterir veya yansıtır” anlamındadır. Eserdeki temalar ya da fikirler, yazarın karmaşık yaşam deneyimleriyle bir bağlantıyı ortaya koyar; burada ayna veya ışık söz konusu değildir. A reflects B kalıbı edebiyat ve medya analizinde yaygındır. A'da B'nin etkisinin ya da altta yatan bir gerçeğin görülebildiğini belirtir; ancak eserin her ayrıntısının kelimesi kelimesine otobiyografik olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede reflect “göstermek veya yansıtmak” anlamında kullanılmıştır?
- The editor reflects on the article before publishing it.
- The lake reflects the mountains at sunset.
- The memoir reflects the author's experiences of migration.
Cevabı göster
The memoir reflects the author's experiences of migration.
As a young writer who left behind a promising military career, Öbek fiiller
2:06Umut verici bir askerî kariyeri geride bırakan genç bir yazar olarak,
left behind a promising military career: önceki bir kariyer yolunu geride bırakmak
Burada left behind, “geride bırakıp vazgeçti” anlamındadır. Yazar askerî kariyerini sona erdirip farklı bir yaşam yoluna yöneldi; bu ifade bir eşyayı yanlışlıkla bir yerde unuttuğu anlamına gelmez. Promising, career sözcüğünü niteler ve kariyerin gelecekte başarılı olma potansiyelinin yüksek olduğunu belirtir. İfade bütünüyle, yazarın zaten başarısız olan bir kariyeri değil, değerli bir fırsatı bıraktığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi left ile başlayan ve “geride bırakıp vazgeçti” anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After years in finance, Lena ____ her secure career to train as a nurse.
Cevabı göster
left behind
Fyodor had been attracted to ideas of socialism and reform Kalıp ifadeler
2:10Fyodor sosyalizm ve reform fikirlerinin cazibesine kapılmıştı
had been attracted to ideas of ...: daha önceki düşünsel ilgi
Bu cümlede had been attracted to ideas of socialism and reform, sosyalizm ve reform fikirlerinin Fyodor'a çekici geldiğini veya onda düşünsel ilgi uyandırdığını anlatır. Buradaki attracted mecazidir; romantik ya da fiziksel bir çekimden söz etmez. Past perfect yapıdaki had been attracted, bu ilginin anlatıdaki daha sonraki başka bir geçmiş olaydan önce var olduğunu gösterir. Aktarılabilir be attracted to ideas of + ideoloji veya hareket kalıbı, kişinin o düşünceyi tamamen benimsediğini söylemeden düşünsel bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be attracted to yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: Before she joined the group, she ____ ideas of political reform.
Cevabı göster
had been attracted to
joined a circle of intellectuals: sosyal grup anlamında circle
Joined a circle of intellectuals ifadesinde circle, üyeleri ortak ilgi alanları, fikirler veya ilişkilerle birbirine bağlı olan sosyal ya da düşünsel bir grubu anlatır. Geometrik bir şekli ifade etmez. Joined, onun bu grubun bir parçası olduğunu veya grubun etkinliklerine katılmaya başladığını gösterir. Circle çoğu zaman gayriresmîdir ve resmî üyelik sistemi olmayabilir; dolayısıyla ifade tek başına resmî bir kuruluşa girdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Circle hangi cümlede gayriresmî bir sosyal veya düşünsel grup anlamındadır?
- The dancers formed a circle around the stage.
- She became part of a circle of young writers who met every Friday.
- Use a compass to draw a circle on the page.
Cevabı göster
She became part of a circle of young writers who met every Friday.
to discuss radical texts banned by the imperial government. Kültür
2:16imparatorluk hükûmeti tarafından yasaklanan radikal metinleri tartıştığı bir gruba katılmıştı.
radical texts banned by the imperial government: siyasi risk
Dostoyevski'nin gençliğini anlatan bu bölümde radical texts, büyük siyasi veya toplumsal değişimleri savunan metinlerdir. Geçmiş zaman ortacı öbeği banned by the imperial government, texts sözcüğünü niteler; buradaki imperial government, bu metinleri resmen yasaklayan Rus İmparatorluğu hükümetidir. Bu sözcükler birlikte siyasi tehlikeyi açıklar: bu tür metinleri tartışmak, kurulu düzene meydan okumak olarak görülebilir ve gözetim ya da tutuklanmayla sonuçlanabilirdi. Burada radical, mevcut sisteme meydan okuyan anlamındadır; günlük dildeki olumlu “mükemmel” anlamında değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadedeki siyasi riski en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- Metinler köklü değişim çağrısı yapıyordu ve imparatorluk makamları tarafından resmen yasaklanmıştı.
- Metinlere yalnızca olağan dışı derecede uzun oldukları için radikal denmişti.
- Metinler, imparatorluk makamlarının resmen desteklediği zararsız eğlence eserleriydi.
Cevabı göster
Metinler köklü değişim çağrısı yapıyordu ve imparatorluk makamları tarafından resmen yasaklanmıştı.
Upon exposure: gizli bir şey ortaya çıktığında
Upon exposure, “gizli faaliyet keşfedildiğinde” ya da “ortaya çıkar çıkmaz” anlamına gelen kısa ve resmî bir zaman ifadesidir. Burada upon sözcüğünden sonra exposure adı gelir; cümle başındaki bu öbek, ana cümledeki sonucun gerçekleşme zamanını belirler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp upon + ad veya ulaçtır. exposure bağlama göre yorumlanmalıdır: burada güneş ışığına ya da bir maddeye maruz kalmayı değil, gizli bir şeyin keşfedilmesini anlatır.
Alıştırma
Resmî cümleyi tamamlamak için upon + exposure adını kullanın: ____, the secret operation ended.
Cevabı göster
Upon exposure
members of this group, including Dostoyevsky, were arrested.
2:22aralarında Dostoyevski'nin de bulunduğu grup üyeleri tutuklandı.
were sentenced to death: hukuki edilgen yapı
Bu hukuki kullanımda sentence, “resmî olarak bir cezaya hükmetmek” anlamında bir fiildir. Were sentenced geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: bu kişiler mahkemenin kararını veren değil, karara maruz kalan taraftır. Kullanılabilir kalıp be sentenced to + ceza şeklindedir. Burada to death, cezanın idam olduğunu gösterir; başka bağlamlarda be sentenced to five years in prison örneğindeki gibi hapis süresi gelebilir. “Cümle” anlamındaki sentence ismi bu kullanımdan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi sentence fiilinin edilgen biçimi ve belirtilen cezayla tamamlayın: The prisoner was ____. Ceza: ölüm cezası.
Cevabı göster
sentenced to death
only to be subjected to a mock execution and last minute pardon from the tsar. Notlar
2:28ancak sahte bir infaza ve son dakikada çardan gelen bir affa maruz kaldılar.
only to be subjected to: beklenmedik bir sonuç
Only to + mastar, önceki bir olaya dönerek sonrasında gerçekleşeni beklenmedik, çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan veya sarsıcı bir sonuç olarak sunar. “Amacıyla” anlamına gelmez ve buradaki only bir sayıyı ya da miktarı sınırlamaz. Be subjected to edilgen bir yapıdır ve “bir şeyi yaşamaya veya geçirmeye zorlanmak” anlamına gelir. Özellikle rahatsız edici ya da dayatılmış testler, kontroller, işlemler, baskılar ve benzeri süreçlerle sık kullanılır. İki yapı birlikte şaşırtıcı sonraki gelişmeyi anlatır: son anda affedilmeden önce sahte bir infaza maruz bırakıldılar.
Alıştırma
Cümleyi “ama beklenmedik biçimde geçirmek zorunda kaldılar” anlamındaki only to + edilgen yapıyla tamamlayın: The visitors expected a quick entrance, ____ a two-hour security screening.
Cevabı göster
only to be subjected to
a mock execution: sahte infaz
A mock execution, gerçek bir infaz gibi görünmesi için düzenlenen, ancak mahkûmun gerçekte öldürülmediği sahte bir infazdır. Kişi ölmek üzere olduğuna inanabilir; bu nedenle yaşadığı korku gerçek ve çok yoğun olabilir. Burada mock, “canlandırılmış” veya “gerçek olmayan” anlamında bir sıfattır. Birini küçümsemek ya da onunla alay etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede a mock execution ne anlama geliyor?
- infazların yasal olup olmadığına dair halka açık bir tartışma
- insanlar mahkûma gülerken gerçekleştirilen bir infaz
- mahkûmun gerçekte öldürülmediği, sahnelenmiş bir infaz
Cevabı göster
mahkûmun gerçekte öldürülmediği, sahnelenmiş bir infaz
last minute pardon from the tsar: çarın son anda verdiği af
Last minute pardon from the tsar, çarın cezayı mümkün olan son anda resmî olarak durdurduğu anlamına gelir. Burada last minute bir deyimdir: tam olarak altmış saniye öncesini değil, artık çok geç olmasından hemen önceki anı anlatır. Pardon, cezayı kaldıran resmî bir merhamet ve af kararıdır. Tsar, İmparatorluk Rusyası’nın hükümdarının unvanıydı; bu yüzden from the tsar affı kimin verdiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede last minute pardon from the tsar ne anlama geliyor?
- Rus imparatorunun emrettiği bir dakikalık erteleme
- mahkûmun Rus imparatorundan özür dilemesinin istenmesi
- ceza uygulanmadan hemen önce Rus imparatorunun cezayı resmî olarak kaldırması
Cevabı göster
ceza uygulanmadan hemen önce Rus imparatorunun cezayı resmî olarak kaldırması
Dostoyevsky spent the next four years in a Siberian labor camp Notlar
2:33Dostoyevski, serbest bırakılmadan önce Sibirya'daki bir çalışma kampında dört yıl geçirdi.
Dostoyevsky spent the next four years in: bir süreyi bir yerde geçirmek için spend + süre + in
Bu cümlede spent, para harcamak değil, bir zaman dilimini geçirmek anlamındadır. Kalıp spend + süre + in + yer şeklindedir: Dostoyevski bu dört yılı kampta yaşayarak geçirmiştir. the next four years, anlatıda gelinen noktanın hemen ardından gelen dört yıllık dönemi belirtir. Bu kalıp biyografilerde ve anlatılarda zaman çizgisini ilerletirken kişinin o dönemde nerede yaşadığını söylemek için kullanılır.
Alıştırma
Sonraki iki yılı bir yerde geçirmek anlamını veren spend + süre + in kalıbıyla cümleyi tamamlayın: After moving abroad, Maya ____ a small coastal town.
Cevabı göster
spent the next two years in
a Siberian labor camp: sıradan bir çalışma kampı değil, zorla çalıştırmalı tutukluluk
A Siberian labor camp, Sibirya’da mahkûmların ceza olarak çalışmaya zorlandığı bir gözaltı ya da tutukluluk kampını ifade eder. Bu tarihsel bağlamda labor, normal ücretli bir iş veya gönüllü eğitim değil, tutukluluk altında zorla çalıştırılma anlamındadır. Siberian yeri belirtmenin yanı sıra yaşananların ağırlığını da aktarır: Sibirya uzak bölgelere sürgün, aşırı soğuk ve ağır hapishane koşullarıyla ilişkilendirilirdi. Bu nedenle ifade, bir kamptaki sıradan istihdamı değil, yıllarca süren ceza ve tutukluluğu anlatır.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede a Siberian labor camp ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- mahkûmların tutulduğu ve çalışmaya zorlandığı bir kamp
- insanların mesleki beceriler öğrendiği bir yaz programı
- ücretli inşaat işçileri için geçici bir kamp
Cevabı göster
mahkûmların tutulduğu ve çalışmaya zorlandığı bir kamp
before being released: indirgenmiş edilgen zaman yan cümlesi
Before being released, indirgenmiş bir edilgen zaman yan cümlesidir. Before daha önceki dönemi belirtir; being released ise örtük kişinin serbest bırakma eylemine maruz kaldığını gösterir. Yapı before + being + geçmiş zaman ortacı biçimindedir. Tam biçimi before he was released ifadesine yakındır. Being released yapısının örtük öznesi ana cümlede söz edilen özneyle aynı olduğunda bu indirgenmiş biçim kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘serbest bırakılmadan önce’ anlamındaki indirgenmiş edilgen ifadeyle tamamlayın: The prisoner spent two years in custody ____.
Cevabı göster
before being released
The experience left him with a far more pessimistic view of social reform, Kalıp ifadeler
2:41Bu deneyim onun sosyal reform hakkında çok daha kötümser bir görüşe sahip olmasına neden oldu
The experience left him with ...: leave someone with ile bir sonuç belirtmek
The experience left him with ... ifadesinde left, “ondan ayrıldı” değil, “onun bir şeye sahip olmasına veya onu korumasına neden oldu” anlamındadır. The experience neden, him etkilenen kişi, with sonrasındaki isim öbeği ise ortaya çıkan görüştür. Aktarılabilir kalıp olay veya eylem + leave + kişi + with + sonuç biçimindedir. Sonuç bir duygu, inanç, sorun veya sınırlı kaynak olabilir ve çoğu zaman neden sona erdikten sonra da devam eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘onun sahip olmasına neden oldu’ anlamındaki leave + kişi + with kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The frightening experience ____ a fear of deep water.
Cevabı göster
left her with
far more pessimistic view of ...: çok daha karamsar bir görüş
far more pessimistic ifadesinde more, pessimistic sıfatının karşılaştırmalı biçimini kurar; far ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Birlikte, kişinin görüşünün eskisine göre çok daha karamsar hâle geldiğini anlatırlar. Buradaki far fiziksel uzaklığı değil, dereceyi belirtir. a far more pessimistic view of social reform isim öbeğinin tamamı, değişen görüşün konusunu gösterir. far + karşılaştırmalı yapı büyük bir farkı, a view of + konu yapısı ise bir görüşün hangi konuyla ilgili olduğunu belirtmek için başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: Compared with her first forecast, the new report presents a ____ view of the economy.
Cevabı göster
far more pessimistic
and his focus shifted towards spiritual concerns. Kalıp ifadeler
2:45ve odak noktası ruhani meselelere kaydı.
focus shifted towards ...: odak … yönüne kaydı
His focus shifted towards ... ifadesi, dikkatini verdiği ana konunun değiştiğini anlatır. Shift burada mecaz anlamdadır: Odak fiziksel olarak hareket etmemiş, başka bir alan daha önemli hâle gelmiştir. Kalıp someone's focus shifts/shifted toward(s) + isim şeklindedir. Bu cümlede spiritual concerns yeni ilgi alanıdır ve manevi, dinî veya iç dünyayla ilgili konuları ifade eder.
Alıştırma
Yerel tarihin müzenin yeni ana ilgi alanı hâline geldiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The museum's focus shifted local history.
- The museum's focus shifted toward local history.
- The museum's focus shifted toward to local history.
Cevabı göster
The museum's focus shifted toward local history.
expounded on: bir konuyu ayrıntılı biçimde açıklamak
Expound on something, bir konuyu kapsamlı ve düzenli biçimde açıklamak ya da tartışmak demektir. he expounded on his belief ifadesinde on, ayrıntılı olarak ele aldığı konuyu tanıtır ve expound on + konu kalıbının bir parçasıdır. Bu ifade, onun inancından yalnızca söz etmediğini, onu destekleyici ayrıntılarla geliştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede expound on doğal ve alışılmış resmî anlamıyla kullanılmıştır?
- The professor expounded on the ethical theory during the lecture.
- The professor expounded the audience on the ethical theory.
- Maya expounded on her name by saying only, 'Maya.'
Cevabı göster
The professor expounded on the ethical theory during the lecture.
his belief that ...: neye inandığını belirtmek
his belief that ... yapısında that ile başlayan yan cümle, inancın içeriğini verir; kişinin tam olarak neye inandığını söyler. Buradaki that bir yan cümle işaretleyicisidir. Ayrı bir konu başlatmaz ve ilgi zamiri gibi bir ismin yerine geçmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp belirleyici ya da iyelik yapısı + belief + that + tam cümlecik biçimindedir; örneğin her belief that people can change. Bu yapı, bütün bir önermeyi tartışılabilecek bir fikir hâline getirdiği için analizlerde ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
That cümleciğinin inancın içeriğini belirttiği cümleyi seçin.
- She defended her belief that every child deserves respect.
- She defended her belief in every child.
- She defended her belief about every child.
Cevabı göster
She defended her belief that every child deserves respect.
could never satisfy the contradictory yearnings of the human soul. Kelime
2:57insan ruhunun çelişkili arzularını asla tatmin edemeyeceği inancını
utopian Western philosophies: idealleştirilmiş toplum tasavvurları
Burada utopian Western philosophies, ideal biçimde düzenlenmiş bir toplum ve büyük toplumsal gelişmeler tasarlayan Batılı düşünce sistemlerini genel olarak adlandırır. Tek bir belirli okulun ya da bütün Batı felsefesinin adı değildir. Utopian yalnızca olumlu bir iyi olma fikrinden fazlasını ifade eder. Bu eleştirel bağlamda, gerçek insan ihtiyaçlarının karmaşıklığına uymayacak kadar idealleştirilmiş bir tasavvuru ima eder.
Alıştırma
Utopian Western philosophies burada ne anlama geliyor?
- Toplumun son derece idealleştirilmiş tasavvurları etrafında kurulan Batılı düşünce sistemleri
- Hiçbir ayrım yapılmadan bütün Batı felsefesi
- Yalnızca bireysel psikolojiyle ilgilenen Batılı kuramlar
Cevabı göster
Toplumun son derece idealleştirilmiş tasavvurları etrafında kurulan Batılı düşünce sistemleri
contradictory yearnings of the human soul: çatışan içsel arzular
Contradictory yearnings, kişiyi birbiriyle bağdaşmayan yönlere çeken derin ve kalıcı arzulardır; bu nedenle birini bütünüyle tatmin etmek diğerine ters düşebilir. Yearnings, wants sözcüğünden daha güçlü ve daha edebîdir. Burada the human soul, mutlaka ayrı bir dinî varlık anlamına gelmeden insanların içsel duygusal ve manevi yaşamını geniş biçimde ifade eder. İfadenin tamamı iç çatışmayı soyut ve edebî bir şekilde anlatır.
Alıştırma
Contradictory yearnings of the human soul burada ne anlama geliyor?
- Herkes tarafından kabul edilen dinî kurallar
- Birbiriyle çatışan derin içsel arzular
- Kolayca karşılanabilen basit günlük ihtiyaçlar
Cevabı göster
Birbiriyle çatışan derin içsel arzular
Crime and Punishment was conceived and completed the following year, Kalıp ifadeler
3:01Suç ve Ceza ertesi yıl tasarlanıp tamamlandı ve
was conceived and completed: fikirden tamamlanmış esere
Bu yaratıcı bağlamda was conceived, romanın önce bir fikir veya tasarı olarak şekillendiğini; completed ise bitmiş eserin ortaya çıktığını anlatır. Conceive burada hamilelikle ilgili anlamında kullanılmamıştır. İki geçmiş zaman ortacı da was yardımcı fiilini paylaşır; bu nedenle was conceived and completed sıralı bir edilgen yapıdır. İlk fikir ve bitmiş eser olmak üzere iki aşamayı tek bir kısa anlatımda birleştirir.
Alıştırma
Bir şeyin fikir olarak oluşturulup tamamlandığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The documentary was ____ in less than a year.
Cevabı göster
conceived and completed
picking up on: önceki bir temayı sürdürüp geliştirmek
Burada picking up on, zaten var olan temaları ele alıp sürdürmek, yansıtmak veya geliştirmek anlamına gelir. Bu soyut bir kullanımdır; bir şeyi fiziksel olarak yerden kaldırmayı anlatmaz. Picking up on, eserin bu temalarla ne yaptığını ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Bu anlamda nesneden önce on zorunludur: pick up on a theme, clue, comment, or signal.
Alıştırma
Dersin öbek fiilini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The second episode ____ a clue from the opening scene.
Cevabı göster
picks up on
In many ways: bir genellemeyi ölçülü biçimde sınırlamak
In many ways, ardından gelen yargıyı tanıtır ve kapsamını sınırlar. Yargının çeşitli yönlerden veya bakış açılarından ele alındığında geçerli olduğunu belirtir. İfade in every way demediği için istisnalara yer bırakır ve genellemeyi daha ölçülü hâle getirir. Buradaki ways, gerçek yolları değil yönleri veya bakış açılarını ifade eder.
Alıştırma
In many ways, ardından gelen yargı hakkında ne belirtir?
- Hiçbir istisna olmadan her ayrıntıda tamamen doğrudur.
- Çeşitli bakış açılarından doğrudur, ancak her bakımdan doğru olması gerekmez.
- Birden fazla gerçek yolla ilgilidir.
Cevabı göster
Çeşitli bakış açılarından doğrudur, ancak her bakımdan doğru olması gerekmez.
the novel follows a common narrative thread Anlatım akışı
3:09roman, gelecek vaat eden bir gencin kent yaşamının tehlikeleri tarafından
the novel follows a common narrative thread: hikâye yapısını anlatan bir çizgi mecazı
a common narrative thread ifadesindeki thread, hikâyenin içinden geçen ve bölümlerini birbirine bağlayan bir eylem, tema veya gelişim çizgisini anlatan mecazdır. Common, bu tür bir kalıbın birçok hikâyede görüldüğünü belirtir. The novel follows this thread, romanın bu tanıdık düzenleme kalıbı boyunca geliştiği veya bu kalıbı kullandığı anlamına gelir. İfade, daha fazla ayrıntı verilmeden önce okura geniş bir yapısal çerçeve sunar.
Alıştırma
Cümleyi “hikâyeyi birbirine bağlayan tanıdık bir anlatı kalıbı kullanır” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The novel ____ in which an outsider finally finds a home.
Cevabı göster
follows a common narrative thread
where a promising youth is seduced and corrupted by the dangers of urban life. Anlatım akışı
3:12baştan çıkarıldığı ve yozlaştırıldığı ortak bir anlatı izler.
gelecek vadeden bir genç şehir hayatına kapılıp yozlaşır
Bu yan cümle, bütün bir olay örgüsünü tanınabilir bir anlatı kalıbı olarak sunar: büyük potansiyeli olan bir genç şehir hayatının çekimine kapılır, ardından karakteri ya da değerleri zarar görür. Bilgi, karakterin başlangıçtaki parlak geleceğinden ayartılmaya ve sonunda yozlaşmaya doğru ilerler; yalnızca tek bir olay aktarılmaz. Edilgen is seduced and corrupted by fiilleri, genci dışarıdan gelen bir gücün, yani şehir hayatının tehlikelerinin etkisi altına yerleştirir. Burada seduced, geniş anlamıyla “çekilip yanlış yola sürüklenmek” demektir; mutlaka cinsel baştan çıkarma anlamına gelmez. Bu geniş anlamı fark etmek, yan cümleyi şehir yaşamının yozlaştırdığı bir hikâye olarak görmeyi sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan anlatı kalıbını en iyi hangi yorum açıklar?
- Bir genç şehre taşındıktan sonra yalnızca romantik bir eş bulur.
- Bir şehir, gencin değerlerini değiştirmeden ona yararlı bir eğitim verir.
- Yetenekli bir genç şehrin ayartıcı yönlerine kapılır ve ahlaki bütünlüğünü zamanla kaybeder.
Cevabı göster
Yetenekli bir genç şehrin ayartıcı yönlerine kapılır ve ahlaki bütünlüğünü zamanla kaybeder.
But its social critique cuts far deeper. Deyimler
3:17Ancak toplumsal eleştirisi çok daha derindir.
toplumsal eleştiri çok daha derine iner
Cuts far deeper, fiziksel derinliği mecaz olarak kullanır. Toplumsal eleştiri gerçek anlamda hiçbir şeyi kesmez; yüzeydeki tanıdık hikâyenin düşündürebileceğinden daha temel toplumsal sorunlara ulaşır. Far, karşılaştırma biçimi deeper'ı güçlendirir; dolayısıyla fark küçük değil, büyüktür. But, daha önceki tanıdık olay örgüsü kalıbından eser hakkındaki bu daha güçlü yargıya geçişi gösterir. But ile karşılaştırma yapısı birlikte önceki açıklamayı referans noktası hâline getirir: olay örgüsü geleneksel görünebilir, ancak eleştiri bunun çok ötesine geçer.
Alıştırma
İncelemeyi dersteki derinlik mecazıyla tamamlayın: The plot seems familiar, but its social critique ____.
Cevabı göster
cuts far deeper
rationalizes that: Tartışmalı bir seçimi makul gösterme
Burada rationalizes that, Raskolnikov'un ahlaken sorunlu bir düşünceyi kabul edilebilir göstermek için kullandığı gerekçeyi sunar. Düşünceyi nesnel biçimde analiz ettiği anlamına gelmez; asıl nedeni gizlemek veya suçluluk duygusunu azaltmak için kendini haklı çıkardığını düşündürür. Yapı rationalize that + yan cümle biçimindedir. Rationalize ayrıca bir isim veya -ing biçimi alabilir: rationalize a choice; rationalize breaking a rule.
Alıştırma
“She rationalizes that copying one answer will not matter” cümlesi neyi ima eder?
- Kopyalamanın nasıl yapıldığını tarafsız biçimde açıklıyor.
- Bir cevabı kopyalamak için kulağa makul gelen bir bahane buluyor.
- Kaç cevabı kopyaladığını nesnel biçimde hesaplıyor.
Cevabı göster
Bir cevabı kopyalamak için kulağa makul gelen bir bahane buluyor.
at the cost of the exploitative pawnbroker's death Kalıp ifadeler
3:23sömürücü tefecinin ölümü pahasına da olsa,
at the cost of: Bir şeyi başka bir şeyi feda ederek kazanmak
At the cost of + isim veya -ing biçimi, bir kazancın kayıp, fedakârlık ya da zararlı bir sonuç doğurarak veya bunları kabul ederek elde edildiğini anlatır. Örnekte cost bir para miktarı değildir; rehincinin ölümü, istenen sonuca ulaşmak için ödenen ağır bedel olarak gösterilir. Bu ifade çoğu zaman konuşanın bu değiş tokuşu ciddi veya kaygı verici gördüğünü belirtir; success at the cost of health örneğinde olduğu gibi.
Alıştırma
Zararlı bir fedakârlığı vurgulayan ifadeyi seçin: The app became easier to use, but it did so ___ users' privacy.
- on behalf of
- in addition to
- at the cost of
Cevabı göster
at the cost of
a net benefit to society: kazançlarla zararları tartmak
A net benefit to society, olumlu ve olumsuz etkilerin ikisi de hesaba katıldıktan sonra genel sonucun toplum açısından olumlu olması demektir. Buradaki net, maliyetler veya zararlar çıkarıldıktan sonra kalan dengeyi ifade eder; interneti ya da fiziksel bir ağı ifade etmez. Bu cümlede ifade, ahlaki bir meseleyi toplumun toplam kazanç ve kayıplarının hesabı olarak çerçeveler. Bir eylemi haklı saymak için faydacı tarzda bir gerekçe sunar; herkesin yarar göreceği ya da hiçbir zararlı etkinin olmayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
"The policy would be a net benefit to society" ne iddia ediyor?
- Genel olarak topluma sağladığı avantajlar dezavantajlarından daha ağır basardı.
- Her insana tamamen aynı şekilde yardımcı olurdu.
- Hiçbir maliyet veya zararlı etki oluşturmazdı.
Cevabı göster
Genel olarak topluma sağladığı avantajlar dezavantajlarından daha ağır basardı.
In doing so: önceki bir eyleme gönderme yapmak
In doing so ifadesinde so, hemen önce belirtilen bir eylemin yerine geçer. Bağlama göre “bunu yaparken” veya “bunu yaparak” anlamına gelebilir; doing so yeni bir eylem ortaya koymaz. Bir yan cümlenin başına getirildiğinde önceki eylemi ardından gelen sonuç, anlam veya değerlendirmeye bağlar ve daha uzun bir fiil öbeğinin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Şunu okuyun: "Leo apologized to the team. In doing so, he helped rebuild trust." doing so neye gönderme yapıyor?
- Leo'nun yeni ve ilgisiz bir eyleme başlaması.
- Leo'nun ekipten özür dilemesi.
- Ekibin Leo olmadan güveni yeniden kurması.
Cevabı göster
Leo'nun ekipten özür dilemesi.
he echoes the doctrines of egoism and utilitarianism Notlar
3:30Dostoyevski'nin çağdaşı birçok entelektüelin benimsediği
echoes the doctrines of: akıl yürütmeyi yerleşik düşüncelerle ilişkilendirmek
Bu cümlede echoes, “önceki düşüncelere benzeyen veya onları tekrarlayan fikirler ifade eder” anlamındadır. Nesnesi the doctrines of egoism and utilitarianism olduğundan, cümle onun akıl yürütmesini bu düşünce sistemleriyle ilişkilendirir; tekrarlanan bir sesten söz etmez. Doctrines, düzenli ve sistemli ilke ya da öğreti kümelerini belirtir. Oldukça resmî olan bu ifade, onun akıl yürütmesini sıradan bir görüşe benzetmek yerine yerleşik düşüncelerle bağlantılı gösterir.
Alıştırma
Bir eleştirmen, “Her argument echoes the doctrines of classical liberalism.” diye yazıyor. Bu cümle ne anlama gelir?
- Bu, onun o sistemi resmî olarak incelediğini ve sistemin her bölümünü kabul ettiğini kanıtlıyor.
- Onun savı, yerleşik bir düşünce sistemiyle ilişkili ilkeleri yansıtıyor.
- Onun sesi sözcüklerin ses olarak tekrarlanmasına neden oluyor.
Cevabı göster
Onun savı, yerleşik bir düşünce sistemiyle ilişkili ilkeleri yansıtıyor.
egoism ve utilitarianism: kişisel çıkar ve genel refah
Burada egoism ve utilitarianism, gündelik kişilik tanımları değil, etik görüşlerin adlarıdır. Egoism, eylemi yapan kişinin kendi çıkarına merkezi bir rol verir: türüne göre insanın kişisel çıkarla güdülendiğini açıklayabilir veya kişinin kendi iyiliğini gözetmesi gerektiğini savunabilir. Utilitarianism, eylemleri genel refah üzerindeki sonuçlarına göre değerlendirir ve genellikle etkilenen herkesi eşit biçimde dikkate alır. Açıklanan savda bu iki etiket, kişisel avantaj ve toplumsal yarar sağladığı iddiası olmak üzere iki farklı gerekçelendirme biçimine işaret eder; ancak savın iki kuramdan birini eksiksiz ya da doğru biçimde açıkladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir eylemi esas olarak etkilenen herkesin genel refahı üzerindeki sonuçlarına göre değerlendiren etik görüşe en uygun terim hangisidir?
- self-confidence
- egoism
- utilitarianism
Cevabı göster
utilitarianism
embraced by many of Dostoyevsky's contemporary intellectuals. Kelime
3:34egoizm ve faydacılık doktrinlerini yansıtır.
embraced by many of Dostoyevsky's contemporary intellectuals: Dostoyevski'nin çağdaşı entelektüeller tarafından benimsenen
Burada embraced, bir düşüncenin kabul edildiği, desteklendiği veya isteyerek benimsendiği anlamına gelir. Bu, embrace fiilinin mecazi kullanımıdır; fiziksel olarak sarılmak anlamına gelmez. Bu parça edilgen yapıdadır: açıkça belirtilmeyen düşünce benimsenen şeydir ve by many of Dostoyevsky's contemporary intellectuals onu kabul eden kişileri belirtir. Contemporary, Dostoyevski'nin yaşadığı dönemde yaşayan demektir; günümüz entelektüellerini ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede embrace örnektekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- At the reunion, Maya embraced her aunt.
- The research team embraced the new method after seeing the results.
- The committee briefly mentioned the new method.
Cevabı göster
The research team embraced the new method after seeing the results.
And in believing that his intelligence allows him to transcend moral taboos, Notlar
3:38Raskolnikov zekâsının ahlaki tabuları aşmasına izin verdiğine inanarak
in believing that: bir inancı temel olarak çerçevelemek
In believing that yapısı, in + -ing biçimindeki believing + inanılan şeyin içeriğini veren that yan tümcesinden oluşur. Buradaki in bir yeri belirtmez. Bu inanca sahip olmayı, sonrasında gelenlerle bağlantılı zihinsel durum veya temel olarak çerçeveler. Bir yan tümcenin başında in + -ing, ‘bunu yapma sürecinde’ veya ‘bunu yaparak’ anlamına gelebilir. Kesin nedensellik derecesini bağlam belirler; buradaki anlam ‘buna inanarak’ ifadesine yakındır, ‘içinde’ anlamına değil.
Alıştırma
Cümle başındaki In believing that ne işe yarar?
- Konuşanın tam sözlerinden oluşan doğrudan bir alıntı başlatır.
- Kişinin bir şeye yalnızca bir yerin içindeyken inanabildiğini söyler.
- Bu inanca sahip olmayı, sonrasında gelenlerle bağlantılı zihinsel temel veya durum olarak sunar.
Cevabı göster
Bu inanca sahip olmayı, sonrasında gelenlerle bağlantılı zihinsel temel veya durum olarak sunar.
allows him to transcend moral taboos: allow + nesne + to-infinitive yapısı
Allow + nesne + to + fiilin yalın hâli, bir kişi ya da şeyin bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir. Burada his intelligence özne, him eylemi yapabilen kişi, to transcend ise onun yapabileceğini düşündüğü eylemdir. Transcend, soyut bir sınırın ötesine geçmek anlamına gelen resmî bir fiildir. Moral taboos, yapılmaması gerektiği konusunda toplumda köklü biçimde kabul gören ahlaki yasaklardır. Bu yüzden ifade, zekânın onu sıradan ahlaki kısıtlamaların üstüne çıkardığı yönündeki inancını sunar; bu inancın haklı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi allow + people + to transcend yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Education ____ inherited prejudices.
Cevabı göster
allows people to transcend
cuts himself off from: kişinin kendisini bilinçli olarak ayırması
Cut oneself off from someone or something, kişinin kendisiyle bir kişi ya da şey arasında ayrılık yaratması ve normal iletişimi veya erişimi kesmesi anlamına gelir. Dönüşlü zamir özneye göre değişir: I cut myself off, she cuts herself off ve they cut themselves off. Burada from edatının nesnesi his own humanity olduğundan ayrılık fiziksel değil, psikolojik ve ahlakidir. İfade, onun insani duygularla ve ortak ahlaki sınırlarla bağını kendi eylemiyle kaybettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi cut oneself off from ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the argument, Maya deliberately ____ her closest friends.
Cevabı göster
cut herself off from
Yet although the book is deeply concerned with morality, Notlar
3:47Yine de kitap ahlakla derinden ilgilense de
Yet although: genel karşıtlık ve ödünleme
Yet although... yapısında yet, yeni cümleyi önceki düşünceye bağlayarak genel bir karşıtlık belirtir. Although ise ardından gelen gerçeği kabul eden bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Although ile başlayan bölüm, daha sonra gelecek ana yargıyı geçersiz kılmaz. Bu iki sözcüğü iki ayrı but gibi değil, bir bütün olarak “Yine de ... olsa da” biçiminde anlayın.
Alıştırma
Yet + although ile cümleyi tamamlayın: The team had little experience. ____ the task was difficult, they finished on time.
Cevabı göster
Yet although
be deeply concerned with morality: ahlakı ana konu olarak ele almak
Burada is deeply concerned with morality, kitabın ahlaki meselelere ciddi biçimde odaklandığını veya ahlakı önemli bir konu olarak ele aldığını belirtir. Concerned bu bağlamda “endişeli” anlamına gelmez. be concerned with + konu kalıbı; bir kitabın, filmin, araştırmanın veya tartışmanın neyi ele aldığını resmî bir dille anlatırken yaygındır. Deeply, konunun yalnızca geçerken anılmadığını, derinlemesine işlendiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, belgeselin iklim değişikliğini bir konu olarak incelediğini doğal biçimde ifade eder?
- The documentary is deeply concerned about climate change.
- The documentary is deeply concerned with climate change.
- The documentary deeply concerns with climate change.
Cevabı göster
The documentary is deeply concerned with climate change.
Crime and Punishment never comes across as merely moralizing, Notlar
3:50Suç ve Ceza hiçbir zaman sadece ahlak dersi veren bir kitap olarak görülmez.
never comes across as: algılanan izlenimi anlatmak
Bu cümlede never comes across as, “okuyuculara hiçbir zaman ... izlenimi vermez” anlamındadır. Come across as bir kişinin, eserin, mesajın veya davranışın başkaları tarafından nasıl algılandığını anlatır; bu nedenle bir özelliği nesnel gerçek olarak sunmak yerine gözlemcinin izlenimine odaklanır. Yapı come across as + sıfat, isim öbeği veya -ing biçimidir. Burada as algılanan özelliği getirir, never ise bu izlenimin oluşmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi come across as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even when he disagrees, his feedback never ____ hostile.
Cevabı göster
comes across as
merely moralizing: vaazcı ahlak yargısına yönelik eleştiri
Merely moralizing ifadesinde merely “yalnızca” anlamına gelir ve yargıyı, eserin izleyiciye vaaz vermekten başka bir şey yapmadığı düşüncesiyle sınırlar. Moralizing, insanlara neyin doğru veya yanlış olduğunu aşırı basitleştirilmiş, kendini haklı gören ya da vaaz verir gibi bir tavırla söylemeyi anlatır; bu yüzden çoğunlukla eleştirel bir anlam taşır. Bir eser, doğru ve yanlışa ilişkin soruları veya ilkeleri, yani morality konusunu inceleyebilir ama moralizing olmak zorunda değildir. İfadenin tamamı, romanın basit bir ahlak dersinden ibaret olduğu düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Bir eleştirmen bir filmi merely moralizing diye tanımlıyor. Hangi eleştiriyi yapıyor?
- Ahlaki sorularla hiçbir bağlantısı yoktur.
- Doğru ve yanlışla ilgili karmaşık soruları farklı açılardan inceler.
- İzleyiciye doğru ve yanlış hakkında aşırı basitleştirilmiş biçimde yalnızca vaaz verir.
Cevabı göster
İzleyiciye doğru ve yanlış hakkında aşırı basitleştirilmiş biçimde yalnızca vaaz verir.
with each character given their own distinctive and convincing voice. Dilbilgisi
3:54Her karaktere kendine özgü ve ikna edici bir ses verilmiştir.
with each character given ...: with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı
with + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, ana cümleye eşlik eden bir durum ekler. Burada each character, with'ten sonra gelen isim öbeğidir. Her karakter eylemi yapan değil, kendisine ses verilen taraf olduğu için given geçmiş zaman ortacıdır. Edebiyat değerlendirmelerinde voice yalnızca fiziksel sesi değil, bir karakterin kolayca tanınabilen konuşma ve bakış açısını ifade etme biçimini de anlatabilir. Bu ifade, önceki değerlendirmenin doğru olmasını sağlayan bir özelliği göstererek o değerlendirmeyi destekler.
Alıştırma
Edilgen with yapısını give fiiliyle tamamlayın: The discussion remained balanced, with every participant ____ enough time to speak.
Cevabı göster
given
One of the most remarkable things about Crime and Punishment Kalıp ifadeler
3:59Suç ve Ceza ile ilgili en dikkat çekici şeylerden biri de
One of the most remarkable things about ...: öne çıkan bir özelliği tanıtmak
one of the most + üstünlük sıfatı + çoğul isim + about ... kalıbı, yüksek değer verilen daha geniş bir özellik grubundan birini seçer. Burada konuşanın Crime and Punishment'ın özellikle dikkat çekici bir yönünü söylemek üzere olduğunu, bunun eserin tek dikkat çekici yönü olmadığını belirtir. one of, bir grubun bir üyesi anlamına geldiği için ardından gelen sayılabilen isim çoğul olur: things. Ancak tüm öznenin merkezindeki sözcük tekil one olduğu için tamamlanmış cümlede normalde tekil fiil kullanılır: One of the most remarkable things about the novel is its narrator.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için thing sözcüğünün doğru biçimini seçin: One of the most remarkable ____ about this town is its public library.
Cevabı göster
things
is its ability to thrill Kalıp ifadeler
4:02ana cinayetin ayrıntılarının ilk perdede ortaya çıkmasına rağmen
its ability to thrill: ability to + fiil ile etkiyi anlatmak
Buradaki its, söz konusu esere gönderme yapar. ability to + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin ne yapabildiğini veya hangi etkiyi yaratabildiğini anlatan bir isim yapısıdır. its ability to thrill, eserin okuru ya da izleyiciyi heyecanlandırma, germe ve içine çekme gücü demektir. Bu kullanımda thrill, etkilenen kişileri açıkça belirtmez; bağlamdan bunların okurlar veya izleyiciler olduğu anlaşılır. Yalnızca bir eğlence aracının yarattığı fiziksel heyecanı değil, bir eserin oluşturduğu duygusal etkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi ability to ve thrill fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The game's ____ players of all ages keeps it popular.
Cevabı göster
ability to thrill
despite the details of the central murder being revealed in the first act. Notlar
4:03heyecanlandırma yeteneğidir.
despite + isim veya -ing biçimi
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen durumun ana sonucu engellemesi ya da zayıflatması beklenebilir, ancak bu gerçekleşmez. Bu cümlede cinayetin ayrıntılarının erken açıklanması gerilimi ortadan kaldıracakmış gibi görünür; yine de eser izleyiciyi veya okuru heyecanlandırabilir. Despite bir ilgeçtir; bu nedenle ardından bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir. Burada the details of the central murder being revealed in the first act uzun, isim görevli bir tümleçtir. the details were revealed gibi tam ve çekimli bir yan cümleden önce although ya da despite the fact that kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite the traffic was heavy, Nina arrived on time.
- Despite the traffic, Nina arrived on time.
- Despite of the traffic, Nina arrived on time.
Cevabı göster
Despite the traffic, Nina arrived on time.
being revealed: despite sonrasında edilgen -ing yan cümlesi
Being revealed, being + past participle kalıbını izler. Reveal fiilini edilgen bir olay olarak sunar: details eylemden etkilenen taraftır; yani ayrıntıları bir kişi veya bir şey açıklar. Despite sonrasında daha geniş olan the details of the central murder being revealed ifadesi, isim gibi işleyen bir -ing yan cümlesidir. Cümlenin geri kalanında belirtilen sonucu engellemeyen bir durumu adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi change fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The coach was upset about the schedule ____ without warning.
Cevabı göster
being changed
the first act: açılıştaki yapısal bölüm
Tiyatroda act, eserin önemli bir yapısal bölümüdür; the first act ise açılış bölümüdür. Film veya hikâye çözümlemelerinde eleştirmenler bu terimi anlatının başlangıçtaki kurulum aşaması için de kullanabilir. Burada in the first act, açıklamanın eserin erken bir bölümünde yapıldığını gösterir. Act, bir karakterin gerçekleştirdiği eylem veya bir hükûmetin kabul ettiği yasa anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir incelemede “The mystery is established in the first act” ne anlama gelir?
- Gizem, açılıştaki yapısal bölümde kurulur.
- Gizem, kabul edilen ilk yasayla kurulur.
- İlk harekete geçen karakter gizemi kurar.
Cevabı göster
Gizem, açılıştaki yapısal bölümde kurulur.
but it's only through Dostoyevsky's gripping account Notlar
4:11ama sadece Dostoyevski'nin sürükleyici anlatımı sayesinde,
Dostoyevsky's gripping account: sürükleyici bir anlatım
Gripping, dikkati bırakmayacak kadar ilgi çekici veya heyecan verici demektir. Burada account, olayların sözlü ya da yazılı anlatımıdır; dolayısıyla Dostoyevsky's gripping account, Dostoyevski'nin son derece ilgi çekici anlatımı anlamına gelir. Gripping sıfatı anlatımın etkisini değerlendirir: anlatım, dinleyiciyi veya okuru kendine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede account anlatım anlamına gelir ve gripping doğal biçimde kullanılmıştır?
- The payment was taken from his bank account.
- The witness gave a gripping account of the rescue.
- She created a secure account for the website.
Cevabı göster
The witness gave a gripping account of the rescue.
of the ensuing social and psychological turmoil Kelime
4:13ardından gelen sosyal ve psikolojik çalkantılara dair,
ensuing social and psychological turmoil: ardından gelen toplumsal ve psikolojik çalkantı
Burada ensuing, bir olayın sonucu olarak sonradan meydana gelen anlamındadır. Çalkantıyı önceki olaylara bağlar; yalnızca daha geç bir zamanda gerçekleştiğini söylemez. Turmoil ciddi karışıklık, istikrarsızlık veya sıkıntı anlamına gelir. Hem social hem de psychological sözcükleri onu nitelediği için ifade, toplumdaki dışsal bozulmayı ve yoğun içsel sıkıntıyı birlikte kapsar; yalnızca kamusal düzensizlikle sınırlı değildir.
Alıştırma
Burada ensuing social and psychological turmoil neyi anlatıyor?
- Önceki olaylardan sonra gelen ciddi kamusal bozulma ve içsel sıkıntı
- Aynı anda gerçekleşen sıradan sorunlar
- Yalnızca kamusal alanlardaki görünür düzensizlik
Cevabı göster
Önceki olaylardan sonra gelen ciddi kamusal bozulma ve içsel sıkıntı
that we learn the true nature of his punishment Kalıp ifadeler
4:17onun cezasının gerçek doğasını öğreniriz
It's only through ... that we learn: tek yolu vurgulama
It is only through X that Y vurgu yapısı, Y'yi mümkün kılan araç veya yol olarak X'i öne çıkarır. Burada Dostoyevski'nin anlatımı, cezanın gerçek niteliğini öğrenmemizin tek yolu olarak sunulur. X uzun olsa bile through X bir edat öbeğidir; cümlenin öznesi değildir. Ana eylem, that yan cümlesindeki we learn ... bölümünde yer alır. Baştaki but, önceki düşünceyle karşıtlık kurar.
Alıştırma
careful observation ifadesini tek yol olarak sunan vurgu yapısını tamamlayın: It is ____ careful observation ____ we notice the pattern.
Cevabı göster
only through · that
the true nature of his punishment: cezasının gerçek niteliği
the true nature of X yapısında nature, doğal dünya değil, X'in gerçek niteliği veya temel özellikleri anlamına gelir. İfade, görünüşün ötesine geçerek X'in aslında ne olduğunu veya gerçekte nasıl işlediğini gösterir. Burada his punishment yalnızca resmî bir cezanın adından daha geniştir. Yaşadığı derin psikolojik ve duygusal sonuçları da kapsar; bu nedenle cezanın true nature niteliğini öğrenmek, onun bütün gerçekliğini anlamak demektir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The report finally revealed ____ the threat.
Cevabı göster
the true nature of
the possibility of redemption: ahlaki açıdan yeniden başlama ihtimali
Bu cümlede the possibility of redemption, yanlış yapan birinin hâlâ pişman olabileceği, verdiği zararı telafi edebileceği ve ahlaki hayatını yeniden kurabileceği anlamına gelir. Buradaki redemption, suçluluktan veya ahlaki başarısızlıktan kurtulmayı anlatan ciddi ve soyut bir düşüncedir. the possibility of + isim yapısı, bir şeyi kesin bir sonuç olarak değil, gerçekleşebilecek bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle ifade, kurtuluşun kesinlikle olacağını söylemeden değişim umudunu açık bırakır.
Alıştırma
Hangi cümlede redemption, yanlış yaptıktan sonra kişinin hayatını ahlaki açıdan yeniden kurması anlamında kullanılmıştır?
- She forgave him immediately, although he refused to change.
- Customers can complete coupon redemption at the checkout.
- The former thief devoted his life to helping others and searched for redemption.
Cevabı göster
The former thief devoted his life to helping others and searched for redemption.
You can download a free audio version of Crime and Punishment from audible.com/ted-ed.
4:25audible.com/teded adresinden Suç ve Ceza'nın ücretsiz sesli versiyonunu indirebilirsiniz.
Anthony Heald's gripping narration animates each character with delightful precision. Deyimler
4:32Anthony Heald'ın sürükleyici anlatımı her karakteri zevkli bir hassasiyetle canlandırıyor.
animates each character: her karaktere hayat verir
Burada animates each character, anlatıcının performansının her karaktere enerji, kişilik ve canlı bir varlık kazandırdığı anlamına gelir. İfade mecazidir: Anlatım, dinleyicinin hayalinde karakterleri yaşıyormuş gibi hissettirir. Fiil kalıbı animate + nesne şeklindedir. Eleştirilerde bir ses, performans veya üslup; bir karakteri, sahneyi ya da öyküyü canlı ve etkileyici hâle getirdiğinde bu eylem animate ile anlatılabilir.
Alıştırma
‘Her rolü canlı hissettirir’ anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle eleştiriyi tamamlayın: Her expressive narration ____ in the radio drama.
Cevabı göster
animates each character
as you sink deeper and deeper into Dostoevsky's moral quagmire. Deyimler
4:39Dostoyevski'nin ahlaki çıkmazına daha da derinlere dalarken.
Dostoyevski'nin ahlaki bataklığına gittikçe daha derin batmak
Cümle, Dostoyevski'nin ahlaken karmaşık kurmaca dünyasını, içinden çıkılması zor, yumuşak ve bataklık bir zemin olan quagmire olarak sunuyor. Burada moral quagmire, sıradan bir su birikintisi veya gerçek bir yer değil, basit bir cevabı olmayan ve içinden çıkılması zor, karmaşık bir etik durum anlamına gelir. deeper and deeper biçiminde karşılaştırma derecesinin tekrarlanması, sürekli bir artış gösterir. Okurun katılımını giderek daha yoğun hissettirir ve ahlaki sorunların çözülmesinin gittikçe zorlaştığını düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle, giderek kötüleşen bir etik durum için deeper and deeper into a moral quagmire ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The cover-up drew the officials deeper and deeper into a moral quagmire.
- A little rain made one shallow puddle, creating a moral quagmire.
- Picking a blue pen instead of a black one drew Leo deeper and deeper into a moral quagmire.
Cevabı göster
The cover-up drew the officials deeper and deeper into a moral quagmire.