Ülkelerin İçindeki Ülkeler: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
382 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, yalnızca bir kara komşusu olan ülkeleri Vatikan, San Marino ve Lesotho'dan Gambiya, Güney Kore, Birleşik Krallık ve Kanada'ya kadar karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When it comes to neighbors, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Örnek veya karşılaştırmalara geçmeden önce tartışılacak yönü belirleyin. 2. as surrounded as any nation can get. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as...as...can get ile bir durumun mümkün olan en yüksek düzeye yaklaştığını anlatın. 3. the Channel — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun Manş Denizi'nin Britanya'daki adı olduğunu ve tünelle bağlantısını öğrenerek kazılmış kara sınırı şakasını anlayın.

Bu derste

When it comes to neighbors, Kalıp ifadeler

0:00

Komşular söz konusu olduğunda,

most countries have several options like north to Canada or south to Mexico,

0:01

çoğu ülkenin kuzeyde Kanada veya güneyde Meksika gibi birkaç seçeneği vardır,

but there are countries that don't have this freedom of choice. Kalıp ifadeler

0:05

ancak bu seçme özgürlüğüne sahip olmayan ülkeler de var.

Kalıp ifadeler

When it comes to neighbors: komşu ülkeler söz konusu olduğunda

When it comes to + isim öbeği, o konuyu ele aldığımızda veya o konu hakkında konuştuğumuzda anlamına gelir. Burada neighbors, tartışılan yönü belirtir ve odağı her ülkenin hangi ülkelerle sınır komşusu olduğuna daraltır. Bu, konuyu çerçeveleyen bir ifadedir; come fiilinin gerçek anlamdaki kullanımı değildir. neighbors yerine başka bir konu getirilebilir: When it comes to cost, ...

Alıştırma

Cümleyi konuyu çerçeveleyen kalıp ifadeyle tamamlayın: ____ online safety, strong passwords matter.

Cevabı göster

When it comes to

Kalıp ifadeler

have this freedom of choice: bu seçim özgürlüğüne sahip olmak

Freedom of choice, gerçek seçenekler arasından seçim yapabilme yeteneği anlamına gelir. have this freedom of choice ifadesinde have, bu yeteneğe sahip olmak veya bundan yararlanmak anlamındadır; this ise daha önce belirtilen farklı komşu ülke seçeneklerine gönderme yapar. Tam cümledeki don't have this freedom of choice, bazı ülkelerin bu coğrafi seçeneklere sahip olmadığını söyler. Bir ülkenin hangi ülkelerin komşusu olacağını seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle öğrencilerin üç çalışma planı arasından seçim yapabilmesini doğal biçimde vurgular?

  1. Students have real freedom of choice in selecting one of three study plans.
  2. Students have real choice freedom in selecting one of three study plans.
  3. Students are free from choosing a study plan.
Cevabı göster

Students have real freedom of choice in selecting one of three study plans.

Not because they're islands, Dilbilgisi

0:08

Adalardan oluştukları için değil,

but because they're trapped in another country. Deyimler

0:09

başka bir ülkenin içine hapsoldukları için.

Dilbilgisi

Not because A, but because B: bir nedeni düzeltmek

Not because A, but because B yapısında ilk because yan cümlesi konuşmacının reddettiği nedeni, ikinci yan cümle ise gerçek nedeni verir. Burada ada olmaları açıklama olarak açıkça reddedilir; asıl neden, coğrafi olarak başka tek bir ülke tarafından tamamen çevrelenmiş olmalarıdır. Bu yapı iki nedeni sadece sıralamak için değil, beklenen bir açıklamayı düzeltmek için kullanılır. Dinleyiciyi olası bir tahminden konuşmacının kabul ettiği nedene yönlendirir.

Alıştırma

Düzeltmeyi iki neden bağlayıcısıyla tamamlayın. İki rota da aynı süreyi alıyor: We took the river path ____ it was faster, ____ it was quieter.

Cevabı göster

not because · but because

Deyimler

Coğrafi bir metafor olarak trapped in another country

Burada trapped, mekânsal bir metafordur. Ülke gerçek anlamda tutsak değildir; kara sınırları başka tek bir ülke tarafından tamamen çevrelenmiştir ve her tarafında o ülke vardır. Daha genel olarak be trapped in, bir yerden, durumdan veya sistemden çıkmak ya da onu değiştirmek için çok az yol bulunması anlamına gelebilir. Sözcük kısıtlanmayı vurgular; mutlaka fiziksel tutsaklık anlamına gelmez.

Alıştırma

“The small state is trapped in another country,” cümlesindeki trapped, bir coğrafya açıklamasında büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Coğrafi olarak başka tek bir ülke tarafından çevrelenmiştir.
  2. Başka bir ülkenin hükûmeti tarafından hapse atılmıştır.
  3. Kara sınırı olmayan bir ada ülkesidir.
Cevabı göster

Coğrafi olarak başka tek bir ülke tarafından çevrelenmiştir.

For example, tiny Vatican City,

0:11

Örneğin, minik Vatikan Şehri,

which fits inside of not just Italy, but also just Rome. Dilbilgisi

0:13

sadece İtalya'nın değil, tek başına Roma'nın bile içine sığıyor.

Dilbilgisi

not just Italy, but also just Rome ifadesinde just sözcüğünün iki görevi

Not just A, but also B iki gerçeği bağlar ve ikisinin de doğru olduğunu vurgular. Burada söz konusu yerin İtalya’nın içinde olduğu, ayrıca daha şaşırtıcı ve daha belirli olarak Roma’nın içinde de bulunduğu söylenir. İki just farklı görevler üstlenir. not just Italy bölümündeki just, eşli yapı olan not just ... but also ... kalıbının parçasıdır. just Rome bölümünde ise “yalnızca Roma” anlamına gelir ve alanı sınırlar; sabit kalıbın fazladan bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi iki gerçeği de koruyan eşli yapıyla tamamlayın. İkinci just zaten verilmiştir ve “yalnızca” anlamına gelir: This species lives ____ in Canada, ____ in just one valley in the United States.

Cevabı göster

not just · but also

How Vatican City got surrounded is complicated, but not unique. Dilbilgisi

0:17

Vatikan Şehri'nin nasıl etrafının sarıldığı konusu karmaşıktır ama tek örnek bu değildir.

Dilbilgisi

got surrounded: get edilgeni

Got surrounded bir get edilgenidir: got + geçmiş zaman ortacı surrounded. Özne çevreleme eylemini yapmamıştır; başka şeyler onun çevresinde bulunur hâle gelmiştir. Get edilgeni bir olayı veya yeni bir duruma geçişi vurgular. Burada Vatikan tarihsel bir süreç sonucunda çevrili hâle gelmiştir; got, onun bir şeyi elde ettiği ya da aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi surround fiilinin geçmiş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın: Yesterday, our car ____ by a crowd after the match.

Cevabı göster

got surrounded

For there's also the Republic of San Marino,

0:20

Çünkü bir de San Marino Cumhuriyeti var,

home to 30,000 citizens, Kalıp ifadeler

0:22

30.000 vatandaşa ev sahipliği yapan bu ülkeyi de

which Italy also completely surrounds.

0:23

İtalya tamamen çevrelemiş durumdadır.

Kalıp ifadeler

home to 30,000 citizens: 30.000 vatandaşın yaşadığı yer

Burada home to 30,000 citizens, “30.000 vatandaşın yaşadığı yer” anlamına gelir. be home to kalıbı bir yeri insanların, kuruluşların, hayvanların veya nesnelerin bulunduğu yer olarak tanıtır. Virgülden sonra gelen home to ... San Marino hakkında kısa bir ek bilgi verir. which is home to 30,000 citizens şeklinde genişletilebilir; which is ifadesinin çıkarılması bilgiyi daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “bulunduğu yerdir” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The old library is ____ a valuable collection of maps.

Cevabı göster

home to

Italy, apparently,

0:26

Görünüşe göre İtalya,

is a country that likes countries in its country.

0:27

kendi ülkesinin içinde ülkeler olmasını seven bir ülke.

But trapping nations is not just Italy's thing, Deyimler

0:29

Ancak diğer ülkeleri içine hapsetmek sadece İtalya'ya özgü değil,

for there's also Lesotho in South Africa,

0:31

çünkü Güney Afrika'nın içinde Lesotho da bulunuyor,

which is both the largest encircled country at 70 times Vatican City's size Dilbilgisi

0:33

ki burası Vatikan Şehri'nin 70 katı büyüklüğüyle etrafı çevrili en büyük ülke

and the most populated with over 2 million citizens.

0:37

ve 2 milyonu aşkın vatandaşıyla en kalabalık olanıdır.

Deyimler

not just Italy's thing: yalnızca İtalya'ya özgü değil

Bu cümlede someone's thing, bir kişi veya grupla güçlü biçimde ilişkilendirilen bir etkinliği, tarzı, ilgiyi ya da tipik davranışı anlatır. Bu nedenle not just Italy's thing, bu durumun yalnızca İtalya'ya özgü olmadığını belirtir. Ülke bir insan gibi ele alındığı için cümle eğlenceli bir ton kazanır. İtalya'nın ülkeleri bilerek tuzağa düşürdüğü söylenmiyor; bir ülkenin başka bir ülkeyi tamamen çevrelemesi coğrafi durumu mizahi biçimde anlatılıyor.

Alıştırma

“Community clean-ups are not just the council's thing; local shops join in too,” cümlesinde not just the council's thing ne anlama gelir?

  1. Belediye meclisi etkinlikten hoşlanmıyor.
  2. Etkinlik yalnızca belediye meclisiyle sınırlı değildir.
  3. Etkinliği yalnızca belediye meclisinin yapmasına izin veriliyor.
Cevabı göster

Etkinlik yalnızca belediye meclisiyle sınırlı değildir.

Dilbilgisi

hem en büyük ... hem de en kalabalık

Bu cümlede both ... and, aynı ülkeye ait iki üstünlük bildiren betimlemeyi bağlar: ülke, tamamen başka bir ülkeyle çevrili ülkelerin en büyüğü ve aynı zamanda en kalabalığıdır. both, and sonrasında eşit derecede önemli ikinci bir özelliğin geleceğini bildirir. Dengeli yapı both + birinci öge + and + ikinci öge şeklindedir. İki bağlı bölümü dil bilgisi açısından olabildiğince paralel tutun; burada ikisi de the + üstünlük biçimiyle başlar.

Alıştırma

Tam olarak iki başarıyı eşit biçimde kapsayan tarafsız ikili bağlaçla cümleyi tamamlayın: “The museum is ____ the city's oldest attraction ____ its most visited landmark.”

Cevabı göster

both · and

The thing that makes these three countries' borders bizarre Dilbilgisi

0:40

Bu üç ülkenin sınırlarını tuhaf kılan şey,

is that any path in or out

0:42

giriş ya da çıkış için kullanılan tüm yolların

must go through the one and only neighbor they have. Kalıp ifadeler

0:44

sahip oldukları tek komşudan geçmek zorunda olmasıdır.

Dilbilgisi

The thing that makes X Y is that Z: bir özelliğin nedenini açıklamak

Cümle, dikkat çekici bir özelliğe neyin yol açtığını açıklamak için The thing that makes X Y is that Z kalıbını kullanır. X konu, Y açıklanan özellik, Z ise temel gerçektir. Burada X these three countries' borders, Y bizarre, Z ise her ülkeye giren veya ülkeden çıkan bütün yolların o ülkenin tek komşusundan geçmek zorunda olmasıdır. Kalıp açıklamayı is that sonrasına bırakarak dinleyicinin önce hangi özelliğe odaklanacağını anlamasını sağlar. İki that aynı dil bilgisi görevini üstlenmez: biri thing sözcüğünün betimlemesine aittir, diğeri ise is sonrasında açıklamayı başlatır.

Alıştırma

“The thing that makes the room useful is that it can be divided in two,” cümlesindeki iki that hangi görevleri üstlenir?

  1. İlki thing sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini, ikincisi açıklamayı veren cümleciği başlatır.
  2. İlki açıklamayı verir; ikincisi thing sözcüğünü niteler.
  3. İkisi de listedeki eşit iki ögeyi bağlar.
  4. İkisi de thing sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciklerini başlatır.
Cevabı göster

İlki thing sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini, ikincisi açıklamayı veren cümleciği başlatır.

Kalıp ifadeler

one and only: tek olmayı güçlü biçimde vurgulama

Kalıplaşmış one and only ifadesi “tam olarak bir tane, ikincisi yok” anlamına gelir. only sözcüğüne göre daha güçlü, bazen de biraz dramatik bir vurgu yapar. the one and only neighbor ifadesinde kalıbın tamamı tekil neighbor ismini niteler. and sözcüğü tek bir kalıp içindeki sözcükleri bağlar; ikinci bir komşu eklemez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “tek olan, ikincisi bulunmayan” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: This is the ____ copy signed by the author.

Cevabı göster

one and only

But now take a look at the Gambia, Kalıp ifadeler

0:47

Ama şimdi Gambiya'ya bir bakın,

Kalıp ifadeler

take a look at: dikkati bir şeye yöneltme

Take a look at, bir şeye “bakmak” veya onu “incelemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir şeyi gerçekten eline almak anlamına gelmez. Emir biçimindeki take a look at the Gambia ifadesinde konuşmacı, dinleyicileri dikkatlerini yeni bir örneğe çevirmeye davet eder. Bu nedenle ifade, açıklama ve sunumlarda sözlü geçiş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Öğretmenin cümlesini, bu dersteki dikkati bir nesneye yönelten dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Now, ____ this map.

Cevabı göster

take a look at

which excluding that tiny ocean border,

0:49

o küçücük okyanus sınırı sayılmazsa,

is as surrounded as any nation can get. Dilbilgisi

0:51

bir ülkenin olabileceği kadar çepeçevre sarılmış durumdadır.

Dilbilgisi

as surrounded as any nation can get: gerçekçi bir maksimum

as + sıfat + as ... can get kalıbı yalnızca iki şeyin aynı derecede olduğunu karşılaştırmaz. Niteliği, ikinci as'ten sonra belirtilen kişi veya şey için gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek dereceye yaklaştırır. Burada as surrounded as any nation can get, ülkenin bir ulus için mümkün olan neredeyse en yüksek derecede çevrili olduğu anlamına gelir. Küçük deniz sınırı ülkenin tam anlamıyla her yönden kapalı olmasını engellediği için ifade mutlak bir iddia değil, gerçekçi bir üst sınır verir.

Alıştırma

Hangi cümle kulübenin gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek ıssızlık derecesine yakın olduğunu söyler?

  1. The cabin is as remote as the village.
  2. The cabin is as remote as a place can get.
  3. The cabin is very far from the village.
Cevabı göster

The cabin is as remote as a place can get.

If we amend the previous rule to every land route, Kelime

0:53

Eğer önceki kuralı her türlü kara yolunu kapsayacak şekilde değiştirirsek,

Kelime

amend the previous rule: mevcut bir kuralı resmen değiştirmek

Amend, mevcut bir kuralda, belgede, teklifte veya yasada değişiklik yapmak ve onu aynı temel unsur olarak yürürlükte tutmak anlamına gelen resmî bir fiildir. Tek başına tamamen iptal etmek anlamına gelmez. amend the previous rule to every land route ifadesinde to, kuralın değiştirilmiş kapsamını tanıtır: önceki kuralı tüm kara yollarını ilgilendirecek biçimde değiştirmek. Daha açık biçimleri amend the rule to cover every land route veya amend the rule to say every land route şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, mevcut bir politikayı iptal etmek yerine değiştirmek anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The committee voted to ____ the policy so it also covers online meetings.

Cevabı göster

amend

now we've made a category of single-neighbored nations,

0:55

şimdi tek komşulu ülkeler kategorisini oluşturmuş oluruz;

which includes all four of these

0:58

bu kategori bu dördünün tamamını

and countries like Portugal,

1:00

ve Portekiz gibi ülkeleri de kapsar,

where the only way in or out is through Spain. Dilbilgisi

1:01

ki oraya girip çıkmanın tek yolu İspanya'dan geçmektir.

Dilbilgisi

the only way in or out is through ...: tek güzergâhı belirtmek

the only way ... is ... kalıbı, bir güzergâhı veya yöntemi mevcut tek seçenek olarak gösterir. Burada way “güzergâh” anlamındadır ve through Spain tamamlayıcısı kullanılması gereken yolu belirtir. In or out, into or out of Portugal ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu bağlamda karadan yolculuk söz konusudur: yolcu İspanya'dan geçmek zorundadır. Through, “üzerinden” veya “içinden geçerek” demektir; Portekiz'in İspanya'nın içinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi the only way in or out is ... kalıbıyla tamamlayın: At night, ____ the main gate.

Cevabı göster

the only way in or out is through

Who else is on this list?

1:04

Bu listede başka kimler var?

Well, there's Monaco, which must go through France,

1:05

Fransa'dan geçmek zorunda olan Monako var,

Qatar through Saudi Arabia,

1:07

Suudi Arabistan üzerinden Katar,

Denmark through Germany,

1:09

Almanya üzerinden Danimarka,

South Korea through North Korea,

1:10

Kuzey Kore üzerinden Güney Kore,

though South Korea might as well be an island nation for most practical travel purposes, Notlar

1:11

gerçi Güney Kore pratik seyahat amaçları için bir ada ülkesi de sayılabilir,

Dilbilgisi

might as well be: pratik eş değerlik

X might as well be Y kalıbında konuşan kişi, kelimenin tam anlamıyla doğru olmayan bir tanımı pratikte gerçeğe eş değer sayabilir. Güney Kore bir ada değildir, ancak sıradan uluslararası kara yolculuğu o kadar kısıtlıdır ki söz konusu seyahat amacı bakımından bir ada gibi işlev görür. Bu, sonuca dayalı bir karşılaştırmadır; öneri değildir ve coğrafya hakkında belirsizlik ifade etmez. Kalıp çoğu zaman “burada pratikteki fark önemsenmeyecek kadar küçüktür” anlamına gelir.

Alıştırma

'With no internet access, this laptop might as well be a typewriter,' cümlesinde might as well be ne anlama gelir?

  1. Birisi dizüstü bilgisayarın daktiloya dönüşmesini öneriyor.
  2. Dizüstü bilgisayarın gerçekten bir daktilo olup olmadığı belirsiz.
  3. Bu amaç bakımından dizüstü bilgisayar pratikte bir daktiloya eş değerdir.
Cevabı göster

Bu amaç bakımından dizüstü bilgisayar pratikte bir daktiloya eş değerdir.

Kalıp ifadeler

for most practical travel purposes: bir yargıyı pratik seyahat bağlamıyla sınırlamak

Burada for most practical travel purposes, karşılaştırmayı Güney Kore’ye gidip gelmenin pratik yönüyle sınırlar. İfade, “insanların gerçekçi olarak nasıl seyahat edebildiğini düşündüğümüzde” anlamına gelir; “birinin seyahate çıkma amacı nedeniyle” anlamına gelmez. Bu çerçeve, iddianın kesin bir coğrafi ifadeye dönüşmesini önler: Güney Kore kelimenin gerçek anlamıyla bir ada değildir, ancak bu belirli seyahat bağlamında ada gibi işleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçek hayattaki seyahat durumlarının çoğuna göre değerlendirildiğinde” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: With no road or rail connection across the border, the region functions like an island ____.

Cevabı göster

for most practical travel purposes

East Timor and Papua New Guinea both through Indonesia,

1:16

Doğu Timor ve Papua Yeni Gine'nin ikisi de Endonezya üzerinden,

Brunei through Malaysia,

1:18

Brunei ise Malezya üzerinden geçiyor,

and there are two sets of twins.

1:19

ve iki de ikiz var.

There's the Dominican Republic,

1:21

Dominik Cumhuriyeti var,

whose only neighbor is Haiti,

1:23

tek komşusu Haiti olan,

and Haiti,

1:24

ve tek komşusu

whose only neighbor is the Dominican Republic.

1:25

Dominik Cumhuriyeti olan Haiti.

And the second set is Ireland through the United Kingdom

1:27

İkinci set ise Birleşik Krallık üzerinden İrlanda

and the United Kingdom through Ireland.

1:30

ve İrlanda üzerinden Birleşik Krallık'tır.

A side note here, Anlatım akışı

1:32

Burada küçük bir not,

Anlatım akışı

Söylem işareti olarak “A side note here”

“A side note here” bir söylem işaretidir. Dinleyicilere, konuşmacının ilgili bir bilgi eklemek için ana çizgiden kısa süreliğine ayrılacağını bildirir. side sözcüğü bilginin doğruluğunu veya yararlılığını değil, yapı içindeki yerini anlatır. Bu ek bilgiden sonra dinleyiciler konuşmacının ana konuya dönmesini bekleyebilir.

Alıştırma

Bir açıklamada “A side note here” neyin işaretini verir?

  1. Konuşmacı ana çizginin dışında kısa bir ilgili bilgi ekleyecek.
  2. Konuşmacı daha önce söylediği her şeyi düzeltiyor.
  3. Konuşmacı açıklamayı hemen bitiriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı ana çizginin dışında kısa bir ilgili bilgi ekleyecek.

while there are tons of British places around the world, Kelime

1:33

dünya çapında tonlarca İngiliz bölgesi olmasına rağmen,

Kelime

tons of: çok sayıda demenin gayriresmî bir yolu

Bu cümlede tons of, “çok büyük sayıda” anlamına gelir. Ağırlıktan söz etmez; konuşmacı dünyanın çeşitli yerlerinde Britanya’yla bağlantılı çok sayıda yer bulunduğunu gayriresmî biçimde vurgular. tons of + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim kalıbı “çok” anlamında kullanılabilir. Örneğin tons of books ve tons of time denebilir.

Alıştırma

tons of British places ifadesinde tons of ne anlama gelir?

  1. ağırlığı ölçülen yerler
  2. çok büyük sayıda
  3. tam olarak bin
Cevabı göster

çok büyük sayıda

some of which border other nations, Dilbilgisi

1:35

ki bunların bazıları diğer milletlerle sınır komşusudur,

Dilbilgisi

some of which: bir grubun bir bölümünü anlatmak

Some of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, world sözcüğüne değil önceki çoğul isim öbeği British places ifadesine gönderme yapar; some of ise bu grubun yalnızca bir bölümünü belirtir. Bu nedenle cümlecik, bu yerlerin yalnızca bazılarının başka ülkelerle sınırı olduğunu söyler. Nesneler için yeniden kullanılabilen kalıp “miktar + of which + fiil” biçimindedir: some of which are..., many of which have... veya none of which need.... Yeni bir cümle başlatmadan virgülden sonra ek bilgi verir.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklük yapının aynısıyla tamamlayın: The box held six cameras, ____ had batteries.

Cevabı göster

some of which

these are not part of the United Kingdom.

1:37

bunlar Birleşik Krallık'ın bir parçası değildir.

It's complicated.

1:39

Durum biraz karışık.

Though, if you wanted to, Ton ve niyet

1:40

Yine de isterseniz,

you could argue that the United Kingdom technically

1:41

Birleşik Krallık'ın teknik olarak

dug a land border under the Channel to the continent, Notlar

1:43

Manş Denizi'nin altından kıtaya doğru bir kara sınırı kazdığını iddia edebilirsiniz,

Deyimler

dug a land border: mizahi bir fiil-nesne eşleşmesi

Normalde kazılan şey sınır değil, tüneldir. Dug a land border, Manş Tüneli'ni kazmanın aynı zamanda denizin altında bir kara sınırı oluşturduğu izlenimini kasıtlı olarak verir. Beklenmedik fiil-nesne eşleşmesi şakayı oluşturur. Gerçek bir inşaat projesini sınırlar hakkındaki bir anlatıma uyacak şekilde yeniden biçimlendirir; standart bir coğrafya ifadesi değildir ve işçilerin gerçekten bir sınırı kazdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede dug a land border neden komiktir? After the tunnel opened, the comedian joked that the workers had dug a land border under the sea.

  1. İşçilerin topraktan oluşan ve resmen tanınan bir sınır keşfettiğini söyler.
  2. Tünel kazmayı, işçiler bir sınır kazmış gibi anlatır.
  3. İşçilerin yanlışlıkla başka bir ülkede kazı yaptığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Tünel kazmayı, işçiler bir sınır kazmış gibi anlatır.

Kültür

the Channel: the English Channel için kullanılan Britanya İngilizcesine özgü kısa ad

Britanya İngilizcesinde the Channel genellikle İngiltere’nin güneyi ile Fransa’nın kuzeyi arasındaki English Channel, yani Manş Denizi anlamına gelir. Büyük C harfi ve belirli tanımlık the, bunun genel bir kanal değil, bilinen bir coğrafi ad olduğunu gösterir. Bu cümlede under the Channel, güzergâhı bu denizin altından geçirip Avrupa ana karasına yöneltir. Yakındaki France sözü de hangi yerin kastedildiğini doğrular.

Alıştırma

Britanya’ya ait bir seyahat haberinde “The ferry crossed the Channel” cümlesindeki the Channel büyük olasılıkla ne demektir?

  1. bir televizyon kanalı
  2. çevrim içi bir sohbet grubu
  3. Britanya ile Avrupa ana karası arasındaki Manş Denizi
Cevabı göster

Britanya ile Avrupa ana karası arasındaki Manş Denizi

presumably to be closer to France, Ton ve niyet

1:46

muhtemelen Fransa'ya daha yakın olmak için,

her best friend ever.

1:47

yani o "en iyi arkadaşına".

Ton ve niyet

Though, if you wanted to, you could argue that: katmanlı yumuşatma

Başlangıç, iddiayı yumuşatan üç ifadeyi üst üste kullanır. Though bir dönüşü ya da sonradan eklenen düşünceyi getirir; if you wanted to bu bakış açısını seçmeyi isteğe bağlı kılar; you could argue that ise bunu konuşanın bütünüyle desteklediği bir gerçek değil, ileri sürülebilecek bir görüş olarak sunar. Bu katmanlar birlikte, tartışmaya açık, şakacı veya abartılı bir yorumu kesin konuşmadan ortaya atmaya yarar. Burada tünele land border denmesinin resmî bir sınıflandırma değil, mizahi bir bakış açısı olduğunu gösterirler.

Alıştırma

Bir rehber az önce kasabada müze olmadığını söyledi. Rehberin sonraki cümlesinin başlangıcı nasıl bir tutum ifade ediyor? Though, if you wanted to, you could argue that the footpath is the town's unofficial museum.

  1. Konuşmacı dinleyiciye patikayı değiştirmek isteyip istemediğini soruyor.
  2. Konuşmacı fikri kesin bir gerçek değil, olası ve şakacı bir yorum olarak sunuyor.
  3. Konuşmacı resmen kabul edilmiş bir sınıflandırma bildiriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı fikri kesin bir gerçek değil, olası ve şakacı bir yorum olarak sunuyor.

Ton ve niyet

presumably ... her best friend ever: ciddi görünen çıkarım ve abartıyla kurulan ironi

Presumably, kulağa makul gelen bir çıkarım sunar: sözde amaç Fransa’ya daha yakın olmaktır. to be closer to France ifadesi amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Her, United Kingdom’ı bir kadın gibi kişileştirir; her best friend ever ise bilerek aşırıya kaçan bir övgüdür. Britanya ve Fransa sık sık tarihsel rakipler olarak anlatıldığı için bu övgü tarafsız bir gerçek değildir. Ciddi görünen çıkarım ile abartı birleşerek ironi yaratır: konuşmacı dostluğu içtenlikle övmek yerine bu gerekçeyle alay eder.

Alıştırma

Bu cümle hangi tutumu ifade ediyor? “Presumably Ben took the last cookie to save us from eating too much—how thoughtful of him.”

  1. Konuşmacı, Ben’in gerçekten düşünceli davrandığına inanıyor.
  2. Konuşmacı, Ben’in herhangi bir kurabiye yiyip yemediğinden emin değil.
  3. Konuşmacı, görünüşte cömert bir açıklamayla Ben’in bencil davranışıyla alay ediyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, görünüşte cömert bir açıklamayla Ben’in bencil davranışıyla alay ediyor.

Finally,

1:49

Son olarak,

there's one more country in this category,

1:49

bu kategoride bir ülke daha var,

Canada,

1:52

Kanada,

the largest single-neighbored nation in the world. Dilbilgisi

1:53

dünyadaki tek komşusu olan en büyük ülke.

Dilbilgisi

tek kara komşusu olan ülkeler arasında dünyada yüz ölçümü en büyük ülke

the largest single-neighbored nation ifadesinde largest, large sıfatının en üstünlük derecesidir. The, bir karşılaştırma grubundaki tek birinci öğeyi belirtirken single-neighbored karşılaştırılan ülke türünü tanımlar. Burada largest, yalnızca bir kara komşusu olan ülkeler içinde yüz ölçümü en büyük olanı ifade eder. in the world, karşılaştırma kapsamını bütün dünya olarak belirler. Yeniden kullanılabilen yapı the + en üstünlük derecesindeki sıfat + (diğer niteleyiciler) + isim + in the world şeklindedir. Bir şeyin belirli bir özellik açısından dünya çapında ilk sırada olduğunu anlatır.

Alıştırma

Şu İngilizce parçaları doğru sıraya koyun: the; fastest; land animal; in the world. Cümleyi tamamlayın: The cheetah is ____.

Cevabı göster

the fastest land animal in the world