Kurmalı Bingo | Babam Bırakıyor | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
205 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Baba, Bluey’yi okula yetiştirmeye çalışırken eğlenceli Kurmalı Bingo ritüeli için durur. Bluey, oyunu atlamanın onlara zaman kazandırıp kazandırmayacağını sorar; ancak konuşma, bu oyunun yeni bir arkadaşlığın başlamasını sağladığını ve küçük bir seçimin kalıcı bir sonuç doğurabileceğini ortaya koyar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Come on, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadenin birinden kelimenin gerçek anlamıyla yaklaşmasını istemek yerine onu cesaretlendirmek veya acele ettirmek için kullanılabileceğini anlayın. Günlük etkileşimlerde bağlam ve tonlamaya bakarak destek, ısrar ya da hafif sabırsızlık bildirdiği durumları ayırt edebilirsiniz. 2. If we didn't play / would we — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmişteki bir eylem gerçekleşmeseydi sonucun nasıl değişebileceğini sormak için bu koşul yapısını kullanın. Yakın zamanda alınan bir kararı değerlendirirken hayal edilen alternatifi olası sonucuyla ilişkilendirmenizi sağlar. 3. forever and ever and ever. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: ever tekrarının “sonsuza dek” fikrini güçlendirip söze çocuksu bir duygu kattığını fark edin. Her ever sözcüğünü ayrı ayrı yorumlamak yerine, bu sevecen ve eğlenceli abartıyı bütün bir ifade olarak anlayabilir ve kullanabilirsiniz.

Bu derste

Bingo, walk straight.

0:01

Bingo, düz yürü.

Come on, it's not hard. Ton ve niyet

0:04

Hadi ama, bu zor değil.

Ton ve niyet

Come on: cesaretlendirme ve hafifçe üsteleme

Burada Come on, dinleyiciyi denemeye devam etmesi için cesaretlendiren ve hafifçe harekete geçiren bir ünlemdir. Dinleyiciden kelimenin gerçek anlamıyla yaklaşmasını istemez. Bu ifade konuşmayı ya da eylemi ilerletir. Etkisi ses tonuna ve bağlama bağlıdır; bu cümlede dostça bir cesaretlendirme anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede Come on sözünün temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciyi denemeye devam etmesi için cesaretlendirir.
  2. Dinleyiciyi bir etkinliğe resmî olarak davet eder.
  3. Dinleyiciden yaklaşmasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi denemeye devam etmesi için cesaretlendirir.

Oh man, we are late.

0:07

Oh dostum, geciktik.

See you Bingo.

0:09

Görüşürüz Bingo.

Bit of sunscreen. Kalıp ifadeler

0:12

Biraz güneş kremi.

Kalıp ifadeler

Bit of sunscreen: a bit of ifadesinin günlük konuşmadaki kısaltması

Bit of sunscreen gündelik konuşmada kullanılan eksiltili bir parçadır. a bit of sunscreen şeklinde anlaşılır ve az miktarda güneş kremi demektir. Buradaki bit, a bit of miktar ifadesinin bir parçasıdır; fiil değildir. Eylem ve nesne bağlamdan açık olduğu için konuşan kişi a tanımlığını ve tam cümlenin geri kalanını söylemez. İnsanlar günlük bir işi yaparken bu tür kısaltılmış ifadeleri sık kullanır.

Alıştırma

Gündelik parçanın standart biçimini tamamlayın: ____ sunscreen.

Cevabı göster

a bit of

All right, keep it real Bingo. Deyimler

0:13

Pekâlâ, uslu dur Bingo.

Deyimler

keep it real: şakacı ve argo bir veda sözü

Keep it real, “olduğun gibi kal” ya da “kendin ol” demenin çok samimi ve argo bir yoludur. Genellikle bir nesneyi gerçek hâlde tutmaya yönelik kelimesi kelimesine bir talimat değildir. Burada Bingo'ya söylenen şakacı bir veda sözü işlevi görür. Yetişkin, dürüstlük konusunda ciddi bir uyarı vermek yerine, komiklik yaratmak için havalı ve yetişkinlere özgü gibi duyulan bir ifadeyi kullanır.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede keep it real ifadesini ne amaçla kullanıyor?

  1. Bir şeyin gerçek olduğunu kanıtlamaya yönelik ciddi bir talimat vermek
  2. keep it real ifadesini yaklaşık olarak “kendin ol” anlamına gelen şakacı ve argo bir veda sözü olarak kullanmak
  3. Bingo'yu yalan söylememesi için resmî biçimde uyarmak
Cevabı göster

keep it real ifadesini yaklaşık olarak “kendin ol” anlamına gelen şakacı ve argo bir veda sözü olarak kullanmak

Dad.

0:14

Baba.

Yes mate. Kelime

0:15

Efendim canım.

Kelime

mate: dostça ve samimi bir hitap sözü

Buradaki mate, dinleyiciye doğrudan seslenmek için kullanılan bir hitap sözüdür. Yes, mate, karşıdaki kişiye samimi ve dostça söylenen bir “evet” anlamındadır; mate kişinin işini veya kelimesi kelimesine bir ortaklığı anlatmaz. Bu kullanım özellikle Avustralya ve Britanya İngilizcesinde yaygındır. Bir arkadaşa, çocuğa ve bazen yabancı birine hitap etmek için kullanılabilir; sıcaklık bağlam ve ses tonundan gelir.

Alıştırma

Yes, mate. cümlesinde mate ne işe yarıyor?

  1. Dinleyicinin konuşanın eşi olduğunu söylemek
  2. mate kullanarak dinleyiciye dostça ve samimi biçimde hitap etmek
  3. Dinleyicinin resmî rolünü adlandırmak
Cevabı göster

mate kullanarak dinleyiciye dostça ve samimi biçimde hitap etmek

You didn't do Wind Up Bingo.

0:16

Kurmalı Bingo yapmadın.

Ah, look mate, I got to get Bluey to school. Kalıp ifadeler

0:19

Ah, bak tatlım, Bluey'i okula bırakmam lazım.

Kalıp ifadeler

get Bluey to school: get + kişi + to + yer

get Bluey to school ifadesinde get, “birinin bir yere ulaşmasını sağlamak” anlamına gelir. Konuşan kişi Bluey'yi okula götürmeli veya başka bir şekilde oraya ulaştığından emin olmalıdır. Tekrar kullanılabilecek yapı get + kişi + to + yer şeklindedir. Burada get, “almak” ya da “elde etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Maya'nın havaalanına ulaşmasını sağlamak” anlamını vermek için get, Maya ve the airport ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: I need to ____ by six.

Cevabı göster

get Maya to the airport

But you always do Wind Up Bingo.

0:22

Ama sen hep Kurmalı Bingo yaparsın.

I know, it's just we're running late, kiddo. Notlar

0:24

Biliyorum, sadece geç kaldık ufaklık.

Ton ve niyet

it's just: bir açıklamayı yumuşak biçimde sunmak

I know, it's just we're running late cümlesinde it's just, konuşan kişinin karşı tarafın istediği gibi devam edememesinin nedenini açıklar. Doğal anlamı yalnızca “sadece” değil, “mesele şu ki” veya “şöyle ki” ifadelerine yakındır. Gündelik konuşmada that sık sık atılır: it's just (that) we're running late. Bu ifade konuşmada yumuşatıcı görevi görür. Önce anlayış gösterilir, ardından bir kısıtlama belirtilir; böylece açıklama daha az sert duyulur.

Alıştırma

Hangi cümlede it's just bir açıklamayı yumuşatmak için kullanılmıştır?

  1. The package arrived just yesterday.
  2. I'd come with you; it's just I have to finish this report.
  3. It's just five minutes past noon.
Cevabı göster

I'd come with you; it's just I have to finish this report.

Kalıp ifadeler

running late: planlanan zamanın gerisinde olmak

Running late, planlanan zamanın gerisinde olmak ve bu nedenle beklenenden daha geç varabilecek olmak demektir. Buradaki running, ayakla koşmak anlamına gelmez. Bu ifade bir kişiyi veya programı anlatabilir: bir kişi randevusuna giderken running late olabilir; bir toplantı veya otobüs de running late olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, «planlanan zamanın gerisinde» anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The bus was due five minutes ago, so it is ____.

Cevabı göster

running late

But how will I get in the door?

0:27

Ama o zaman kapıdan nasıl gireceğim?

Okay.

0:33

Tamam.

Hooray!

0:34

Yaşasın!

Let's aim you up. Öbek fiiller

0:35

Hadi seni hedefleyelim.

Öbek fiiller

aim you up: birini belirli bir yöne çevirmek

Bu sahnede aim you up, seni amaçlanan yöne bakacak şekilde döndürmek ya da konumlandırmak demektir. You yönü ayarlanan kişidir; başkasının nişan aldığı hedef değildir. Sözcükler fiil + nesne + parçacık düzenini izler: aim + you + up. Nesne zamiri you, fiil ile up arasına gelir. Ancak tüm ifade fiziksel bir hareketi anlatan, bağlama bağlı ve oyunlu bir söyleyiştir; yaygın bir kalıp ifade değildir.

Alıştırma

Bu sahnede "Let's aim you up" ne anlama geliyor?

  1. Bir şeyi hedef olarak diğer kişiye yöneltmek.
  2. Diğer kişiyi döndürüp amaçlanan yöne bakacak şekilde konumlandırmak.
  3. Diğer kişiden bir hedef seçmesini istemek.
Cevabı göster

Diğer kişiyi döndürüp amaçlanan yöne bakacak şekilde konumlandırmak.

Wind, wind, wind, wind,

0:36

Kur, kur, kur, kur,

and one for good luck. Kalıp ifadeler

0:39

ve bir tane de şans için.

Kalıp ifadeler

one for good luck: uğur olsun diye bir kez daha

one for good luck, beklenen miktardan sonra bir şey daha eklemek ya da bir hareketi bir kez daha yapmak anlamına gelir. one sözcüğünün neyi temsil ettiğini bağlam gösterir; burada ayrı bir nesneyi değil, kurma hareketinin bir kez daha yapılmasını anlatır. Konuşan kişi bu ek hareketi küçük bir uğur ritüeli gibi sunar. Tonu şakacıdır: Hareketin şansı garanti ettiğini iddia etmez, yalnızca şans dileğini ifade eder.

Alıştırma

Şans getirmesi için fazladan bir kez daha yapmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After two practice kicks, Ava says, "I'll take ____ before the match."

Cevabı göster

one for good luck

Wind, and release.

0:40

Kur ve bırak.

See you Wind Up Bingo.

0:44

Görüşürüz Kurmalı Bingo.

See you.

0:46

Görüşürüz.

Oh man, we're so late.

0:47

Oh dostum, çok geciktik.

Dad?

0:51

Baba?

Yeah mate.

0:52

Efendim canım.

If we didn't play Wind Up Bingo just then, Notlar

0:53

Az önce Kurmalı Bingo oynamasaydık,

would we still be late?

0:55

yine de geç kalır mıydık?

Dilbilgisi

If we didn't ... would we ...?: hayalî bir koşul ve sonucu

Bu soruda If we didn't play ... hayalî bir alternatif kurar: O eylemin gerçekleşmediğini varsayalım. Onların oynamadığını söyleyen bir ifade değildir. would we, bu varsayılan koşulda sonucun ne olacağını sorar. Kullanılabilir kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, would + özne + fiilin yalın biçimi? şeklindedir. Genellikle bir durumu varsayımsal ya da bilinen gerçeğe aykırı olarak gösterir. still, aynı sonucun — geç kalmanın — devam edip etmeyeceğini sorar.

Alıştırma

Soruyu didn't ... would ... varsayım kalıbıyla tamamlayın: If we ____ leave now, ____ we miss the opening scene?

Cevabı göster

didn't · would

Kelime

just then: kısa süre önceki kesin anı belirtmek

Burada just then, “kısa süre önceki tam o anda” anlamına gelir. Wind Up Bingo oynadıkları ana geri gönderme yapar; dolayısıyla soru, o belirli eylemin yine geç kalıp kalmayacakları sonucunu değiştirip değiştirmediğini sorar. Just, then ile belirtilen zamanı daha kesin hâle getirir. Bu ifade geçmişte anlatılan bir hikâyedeki belirli bir anı da gösterebilir; bu yüzden her zaman “az önce” demek değildir. Zamanı bağlam belirler.

Alıştırma

Örnekte just then ne anlama geliyor?

  1. Kısa süre önceki tam o anda
  2. Ondan sonra, sıradaki olay olarak
  3. Geçmişte belirtilmemiş bir zamanda
Cevabı göster

Kısa süre önceki tam o anda

Well, probably not as late. Dilbilgisi

0:57

Şey, muhtemelen bu kadar geç kalmazdık.

Dilbilgisi

not as late: hiç geç olmamak değil, daha düşük bir derece

Not as + sıfat, bir derecenin karşılaştırma noktasından daha düşük olduğunu anlatır. Burada not as late, yine de geç kalabileceklerini ama şu ankine kıyasla daha az geç kalacaklarını ifade eder. Karşılaştırmanın sonundaki as ... bölümü, karşılaştırma noktası konuşmadan anlaşıldığı için atılmıştır: probably not as late as we are now. Karşılaştırma zaten açıksa bu tür bir eksiltme doğaldır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tam olarak not as + sıfat + as yapısıyla tamamlayın. “Geç, fakat daha düşük derecede” anlamını koruyun: We got home late, but ____ yesterday.

Cevabı göster

not as late as

So, why did you play it then?

0:59

O zaman neden oynadın?

Hmm, I don't know.

1:01

Hmm, bilmiyorum.

Just did.

1:03

Öyle işte.

But what if you didn't? Dilbilgisi

1:07

Peki ya oynamasaydın?

What would happen then?

1:09

O zaman ne olurdu?

Dilbilgisi

what if you didn't?: bilinen eylemi söylemeden başka bir olasılığı sormak

what if you didn't? ifadesinde what if, o eylemi yapmadığınız hayalî bir alternatifi ortaya koyar: Böyle olsaydı ardından ne olurdu? Didn't olumsuzluğu taşırken asıl eylem söylenmez. Önceki bağlama göre tam düşünce what if you didn't play it? şeklindedir. Dinleyen kişi eylemi kolayca anlayabiliyorsa İngilizcede tekrarlanan fiil grubu atılabilir.

Alıştırma

Maya daha önce 'I can call the shop.' dedi. Leo'nun, Maya'nın aramamayı seçmesiyle ilgili sorusunu tamamlayın. what if ve didn't kullanın, ancak call the shop ifadesini tekrarlamayın: But ____?

Cevabı göster

what if you didn't

Probably nothing I suppose. Ton ve niyet

1:10

Sanırım muhtemelen hiçbir şey.

Ton ve niyet

I suppose: cevabı daha az kesin hâle getirmek

Burada I suppose yaklaşık olarak I think ya da I guess anlamına gelir. Probably nothing ifadesinin kesin bir cevap değil, konuşanın tahmini olduğunu gösterir. Cümlenin sonunda kullanılan I suppose, sonradan eklenen bir çekince gibi duyulur ve yargıyı yumuşatır. Bu cümlede resmî bir varsayım ortaya koymaz.

Alıştırma

"The parcel will probably arrive tomorrow, I suppose" cümlesinin sonundaki I suppose ne işe yarar?

  1. Paketin mutlaka geleceğini garanti eder.
  2. Tahminin daha az kesin duyulmasını sağlar.
  3. Dinleyenden bir koşul hayal etmesini ister.
Cevabı göster

Tahminin daha az kesin duyulmasını sağlar.

Bingo would just walk through the door instead.

1:12

Bingo onun yerine kapıdan yürüyerek girerdi.

Yes, she would.

1:14

Evet, öyle yapardı.

Wouldn't be as fun though. Ton ve niyet

1:16

Ama o kadar eğlenceli olmazdı.

Ton ve niyet

Cümle sonundaki though ile hafif karşıtlık

Bu cümlede though, küçük bir karşıtlık eklemek için sonda kullanılır: Oynamadan içeri girmek mümkün olabilir, ama bu daha az eğlenceli olurdu. “Yine de” veya “ama gene de” anlamını sonradan eklenen gündelik bir yorum gibi verir. Cümle sonundaki though, kendisinden önceki yan tümce hakkında yorum yapar; ardından başka bir yan tümce başlatmaz. Bu yapı, önce ana düşünceyi söyleyip ardından bir sınırlamayı veya çekinceyi yumuşakça eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen, cümle sonunda kullanılan gündelik karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: The café was crowded. We found a table, ____.

Cevabı göster

though

Yeah.

1:17

Evet.

I'm glad you did play it. Dilbilgisi

1:22

Oynadığın için sevindim.

Dilbilgisi

did play: olumlu cümlede vurgulu did

Buradaki did play, “gerçekten oynadı” veya “hakikaten oynadı” anlamına gelir. Yardımcı fiil did, geçmiş zamandaki olumlu cümleye vurgu ekler; ikinci bir eylem ifade etmez. Geçmiş zamanı did taşıdığı için asıl fiil yalın hâlde kalır: did play doğrudur, did played değildir. Bu yapı bir olguyu doğrularken veya onu bir şüphe, inkâr ya da daha önce sözü edilen başka bir olasılıkla karşılaştırırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Eylemin gerçekten gerçekleştiğini göstermek için vurgulu did + bring kullanın: Maya thought Leo might forget the tickets, but he ____ them before they left.

Cevabı göster

did bring

Yeah, me too.

1:23

Evet, ben de.

Me three. Deyimler

1:26

Ben de.

Deyimler

Me three: Me too'dan sonra kullanılan esprili bir yanıt

Me three, Me too kalıbından esprili biçimde türetilmiş bir ifadedir. Bir kişi Me too dedikten sonra üçüncü bir kişi Me three diyerek kendisinin de aynı fikirde olduğunu veya aynı şekilde hissettiğini anlatabilir. Espri, too sözcüğünü aynı telaffuza sahip two sayısı gibi düşünüp saymaya three ile devam etmeye dayanır. Burada three bir miktar belirtmez.

Alıştırma

Bu diyalogda Me three ne anlama geliyor?

  1. Üçüncü konuşmacı da aynı fikirdedir ve sayı esprisini devam ettirir.
  2. Konuşmacı bir şeyden üç tane istemektedir.
  3. Konuşmacı bir sayının telaffuzunu düzeltmektedir.
Cevabı göster

Üçüncü konuşmacı da aynı fikirdedir ve sayı esprisini devam ettirir.

Because that was the first time I met Bingo. Anlatım akışı

1:28

Çünkü Bingo ile ilk o zaman tanışmıştım.

Anlatım akışı

Because that was the first time I met Bingo: önceki bir olayın neden önemli olduğunu açıklamak

Because, konuşanın önceki sözünün nedenini verir: önceki olay önemlidir çünkü konuşanın Bingo'yla ilk kez tanışmasını sağlamıştır. Hikâyenin yapısında bu cümle yeni bir konu başlatmak yerine önceki kısma dönüp bakar. Daha önceki küçük bir eylemi sonradan ortaya çıkan önemiyle ilişkilendirir ve konuşanın bu olaydan neden memnun olduğunu açıklayarak hikâyeyi tamamlar.

Alıştırma

Bu Because cümlesinin hikâyedeki temel görevi nedir?

  1. Farklı bir olay hakkında ilgisiz bir hikâye başlatır.
  2. Önceki söze dönerek olayın neden önemli olduğunu açıklar.
  3. Tanışmanın nasıl gerçekleştiğini adım adım anlatır.
Cevabı göster

Önceki söze dönerek olayın neden önemli olduğunu açıklar.

See you.

1:30

Görüşürüz.

Hey, can you wind me back up please? Notlar

1:36

Hey, beni tekrar kurar mısın lütfen?

Ton ve niyet

Can you ... please? ile kibarca rica etmek

Bu cümlede can you ... please? bir ricada bulunur: konuşan kişi, karşısındakinin onu yeniden kurmasını ister. Asıl amaç, karşıdaki kişinin bunu yapabilecek durumda olup olmadığını sormak değildir. Kalıp Can you + fiilin yalın hâli ... + please? şeklindedir. Soru biçimi emri yumuşatır, please ise nezaket katar. Böylece basit bir istek doğrudan ama kibar biçimde ifade edilir.

Alıştırma

Can you ... please? kalıbını kullanarak ricayı tamamlayın: ____ pass me that book, ____?

Cevabı göster

Can you · please

Öbek fiiller

wind me back up: gerçek anlamda kurmak ve zamirin yeri

Burada wind me back up, ‘yeniden hareket edebilmem için hayalî kurma anahtarımı tekrar çevir’ anlamına gelir. Konuşan kişi, kurmalı bir oyuncakmış gibi davranır. Back, önceki çalışır duruma geri dönmeyi ifade eder. Gerçek anlamdaki wind ... up ayrılabilir. Nesne bir zamirse wind ile up arasına gelmelidir: wind me up veya wind it up denir, wind up me denmez. Back eklendiğinde doğal sıra wind me back up olur.

Alıştırma

Kurmalı bir oyuncak durmuş. wind, it, back ve up sözcüklerini doğal sıraya koyarak ricayı tamamlayın: The toy has stopped. Can you ____?

Cevabı göster

wind it back up

Wind, wind, wind, wind, wind.

1:42

Kur, kur, kur, kur, kur.

Bingo is my friend now.

1:54

Bingo artık benim arkadaşım.

And I hope we're friends forever and ever and ever. Kalıp ifadeler

1:57

Ve umarım sonsuza, sonsuza, sonsuza dek arkadaş oluruz.

Kalıp ifadeler

forever and ever and ever: duygusal vurguyu artıran tekrar

“Forever and ever”, “sonsuza dek” anlamını duygulu bir biçimde güçlendiren yerleşik bir ifadedir. Bir “and ever” daha eklemek duyguyu daha da yoğunlaştırır: konuşan kişi arkadaşlığın hiç bitmemesini içtenlikle umut eder. Tekrarlanan “ever” sözcükleri farklı zaman dilimlerini anlatmaz. Tekrar, “sonsuza dek” düşüncesini uzatır ve ifadeye sıcak, oyunbaz ya da dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede “forever and ever and ever” ne işe yarıyor?

  1. Üç farklı zaman dilimini adlandırır.
  2. Konuşan kişinin arkadaşlığın yakında biteceğini düşündüğünü gösterir.
  3. Arkadaşlığın hiç bitmemesi dileğini güçlendirir.
Cevabı göster

Arkadaşlığın hiç bitmemesi dileğini güçlendirir.