Böbrek taşlarına ne sebep olur? - Arash Shadman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
600 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, çözünmüş bileşiklerin nasıl kristalleşerek böbrek taşı oluşturduğunu, hareket eden taşların neden şiddetli ağrıya yol açtığını, tedavinin boyuta göre nasıl değiştiğini ve su tüketimiyle beslenmenin riski nasıl azaltabileceğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Unless the problem is addressed, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: unless sözcüğünün olumsuz bir koşul kurduğunu, edilgen is addressed yapısının ise odağı işlemi yapandan çok sorunda tuttuğunu anlayabilirsiniz. Bu resmî kalıbı, tıbbi, teknik veya toplumsal bir mesele ele alınmadığında doğacak sonuçları açıklamak için kullanabilirsiniz. 2. high-intensity pulses of focused ultrasonic energy — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Yoğun bir teknik isim öbeğini, ana sözcüğün pulses olduğunu belirleyip high-intensity ile of focused ultrasonic energy bölümlerini güç, biçim ve kaynağı açıklayan katmanlar olarak okuyarak çözümlemeyi öğrenebilirsiniz. Bu beceri, bilimsel metinlerdeki benzer sıkıştırılmış ifadeleri anlamanızı sağlar. 3. in the first place? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Buradaki anlamın gerçek bir “ilk yer” değil, bir şeyin en başta ortaya çıkmasını önlemek olduğunu fark edebilirsiniz. Ayrıca tedavi veya sonuçlardan korunma yollarına ve temel nedenlere doğal biçimde geçmek için bunu retorik soru olarak kullanabilirsiniz.

Bu derste

The biggest kidney stone on record weighed more than a kilogram and was 17 cm in diameter. Notlar

0:07

Kaydedilmiş en büyük böbrek taşı bir kilogramdan ağırdı ve 17 cm çapındaydı.

Kalıp ifadeler

on record: belgelenmiş kayıtlar içinde

Bu cümlede on record, the biggest üstünlük ifadesinin kapsamını sınırlar. “Resmî olarak belgelenmiş tüm vakalar arasında” anlamına gelir; dolayısıyla iddia, şimdiye kadar var olmuş bütün böbrek taşlarını değil, bilinen kayıtları temel alır. Bu kalıp çoğunlukla üstünlük ifadelerinden sonra gelir: the hottest day on record, the fastest time on record. En uç değere ilişkin iddianın hangi veri grubuna dayandığını gösterir.

Alıştırma

“Resmî olarak belgelenmiş vakalar arasında” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This was the driest spring ____.

Cevabı göster

on record

Dilbilgisi

more than a kilogram: bir miktarı aşmak

More than a kilogram, ağırlığın bir kilogramdan fazla olduğu anlamına gelir; tam olarak bir kilogram buna dâhil değildir. More than, alt sınırı belirleyen sayı veya ölçüden önce gelir. more than + miktar yapısı ağırlık, süre, mesafe, para ve ölçülebilen başka miktarlarla kullanılabilir: more than two hours, more than ten miles.

Alıştırma

Hangi cümle paketin toplam ağırlığının beş kilogramı aştığını belirtir?

  1. The package weighs five kilograms more than the old one.
  2. The package weighs exactly five kilograms.
  3. The package weighs more than five kilograms.
Cevabı göster

The package weighs more than five kilograms.

Kalıp ifadeler

17 cm in diameter: merkezden geçen çapı belirtmek

17 cm in diameter, nesnenin merkezinden geçerek bir kenardan karşı kenara 17 santimetre ölçüldüğü anlamına gelir. Diameter, bir daireyi veya küreyi merkezinden geçen düz bir çizgi boyunca ölçen mesafedir; alanı, ağırlığı veya nesnenin genel uzunluğunu anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp be + number + unit + in diameter şeklindedir. Yuvarlak ya da yaklaşık yuvarlak nesneler ve borular gibi dairesel kesitler için kullanılır.

Alıştırma

“Merkezden geçerek ölçülen” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The circular sign is 60 cm ____.

Cevabı göster

in diameter

The patient didn't actually swallow a stone the size of a coconut. Kalıp ifadeler

0:16

Hasta aslında hindistan cevizi büyüklüğünde bir taşı yutmamıştı.

Kalıp ifadeler

the size of a coconut: boyutu tanıdık bir nesneyle karşılaştırmak

a stone the size of a coconut ifadesinde the size of a coconut, stone sözcüğünden sonra gelir ve taşın ne kadar büyük olduğunu anlatır. Konuşan kişi, boyutun kolayca gözde canlanması için tanıdık bir nesneyi görsel ölçü olarak kullanır. Bu karşılaştırma genellikle yaklaşıktır ve yalnızca boyutla ilgilidir. Taşın Hindistan cevizi olduğu veya birinin Hindistan cevizi yuttuğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp noun + the size of + familiar object şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle balonun yaklaşık olarak bir karpuz kadar büyük olduğunu anlatır?

  1. They saw a balloon the size of a watermelon.
  2. They saw a balloon inside a watermelon.
  3. They saw a balloon made from a watermelon.
Cevabı göster

They saw a balloon the size of a watermelon.

Kidney stones form inside the body,

0:20

Böbrek taşları vücudun içinde oluşur,

but unfortunately,

0:23

ama ne yazık ki,

they're extremely painful to get out. Dilbilgisi

0:24

onları çıkarmak son derece acı vericidir.

Dilbilgisi

extremely painful to get out: sıfat + to-infinitive

Burada they're, kidney stones ifadesine gönderme yapar. they're extremely painful to get out ifadesinde taşlar, birinin vücuttan çıkardığı veya vücudun dışına attığı şeydir. Daha açık biçimi şöyledir: It is extremely painful to get the kidney stones out. Burada get out, dışarıya çıkmak değil, taşları vücuttan çıkarmak veya atmak anlamındadır. subject + be + adjective + to-infinitive kalıbı, özneyle ilgili bir eylemi değerlendirir. The splinter is painful to remove cümlesinde the splinter, remove fiilinin anlamca nesnesidir. Extremely, painful sözcüğünün derecesini büyük ölçüde güçlendirir.

Alıştırma

Bir şeyi çıkarma eylemini değerlendirmek için sıfat + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The splinter was painfully remove.
  2. The splinter was painful to remove.
  3. The splinter was pain to removing.
Cevabı göster

The splinter was painful to remove.

A kidney stone is a hard mass of crystals Kelime

0:28

Böbrek taşı, sert bir kristal kütlesidir

that can form in the kidneys,

0:31

ve böbreklerde,

ureters, bladder, or urethra.

0:33

üreterlerde, mesanede veya üretrada oluşabilir.

Kelime

a hard mass of crystals: tek parça hâlinde katı bir madde kütlesi

a hard mass of crystals ifadesinde mass, sıkı ve tek parça hâlindeki bir madde yığını veya kütlesi anlamına gelir. Hard bunun sertliğini, of crystals ise neyden oluştuğunu belirtir. Bu ifade böbrek taşını, kristallerin bir araya gelerek oluşturduğu katı bir parça olarak tanımlar. a/an + adjective + mass of + material kalıbı, a tangled mass of roots örneğinde olduğu gibi tek bir gövde hâlinde toplanmış bir şeyi anlatmak için kullanışlıdır. Buradaki mass; kalabalık, bilimde ölçülen madde miktarı veya dinî ayin anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifadede mass, tek bir madde gövdesi anlamında kullanılmıştır?

  1. a Mass at the cathedral
  2. a tangled mass of roots
  3. the mass of the planet
Cevabı göster

a tangled mass of roots

Urine contains compounds that consist of calcium, Kalıp ifadeler

0:36

İdrar kalsiyum,

sodium, potassium, oxalate,

0:39

sodyum, potasyum, oksalat,

uric acid, and phosphate.

0:42

ürik asit ve fosfattan oluşan bileşikler içerir.

Kalıp ifadeler

consist of: bir bütünün parçalarını belirtmek

consist of yapısında özne bütünü, of sonrasındaki sözcükler ise bu bütünün parçalarını veya bileşenlerini belirtir. Bu cümlede compounds bütündür; listelenen maddeler de onun bileşenleridir. İfade, compounds hakkında daha fazla bilgi veren that consist of... yan cümlesinde yer alır. Başka durumlara uygulanabilen kalıp A consists of B şeklindedir; özne çoğul olduğunda consist of kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and a first-aid pack.

Cevabı göster

consists of

If the levels of these particles get too high, Kalıp ifadeler

0:45

Eğer bu parçacıkların seviyesi çok yükselirse

or if urine becomes too acidic or basic, Kelime

0:48

veya idrar çok asidik veya bazik hale gelirse,

the particles can clump together and crystallize. Kalıp ifadeler

0:51

parçacıklar bir araya toplanıp kristalleşebilir.

Kalıp ifadeler

get too high: kabul edilebilir düzeyin üstüne çıkmak

Burada get, bir duruma gelmek anlamındadır: parçacık düzeyleri daha düşük bir durumdan daha yüksek bir duruma geçer. High, uzaydaki bir konumu değil, ölçülen bir miktarın veya düzeyin yüksekliğini anlatır. Too, düzeyin güvenli veya kabul edilebilir sınırı geçtiğini belirtir. Bu nedenle get too high hem değişimi hem de aşırılığı ifade eder ve ardından gelebilecek zararlı sonuca zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi get too high ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: If the water levels ____, the road may flood.

Cevabı göster

get too high

Kelime

too acidic or basic: basic sözcüğünün kimyasal anlamı

too acidic or basic ifadesinde acidic ve basic, birbirine zıt kimyasal özellikleri adlandırır. Basic, “alkali” veya “pH ölçeğinin bazik tarafında” demektir; “basit” ya da “temel” anlamına gelmez. Ortak too her iki sıfatı da niteler: idrar fazla asidik de fazla bazik de olabilir. urine, pH, solution veya reactions gibi yakındaki kimya ipuçlarını kullanarak basic sözcüğünün bu özel anlamını tanıyabilirsin.

Alıştırma

Kimya cümlesi “The solution is basic.” içinde basic ne anlama gelir?

  1. Anlaması kolaydır.
  2. Yalnızca giriş düzeyinde bilgi içerir.
  3. Alkali özellik gösterir.
Cevabı göster

Alkali özellik gösterir.

Kalıp ifadeler

clump together and crystallize: bağlantılı bir süreç

clump together and crystallize ifadesi, birbirine bağlı bir süreci anlatır. Clump together, ayrı parçacıkların daha büyük kümeler hâlinde bir araya gelmesi; crystallize ise düzenli katı yapıya sahip kristaller oluşturması demektir. İki fiilin yalın biçimi and ile bağlanır ve the particles öznesini paylaşır. can sözcüğünden sonra iki fiil de yalın biçimde kalır. Bu yapı, bilimsel bir açıklamada bağlantılı iki değişimi kısa biçimde anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Yeni bilim cümlesini dersteki süreç ifadesiyle tamamla: As seawater evaporates, salt particles may ____.

Cevabı göster

clump together and crystallize

Unless the problem is addressed, Dilbilgisi

0:56

Sorun çözülmediği sürece,

the crystals will gradually grow over a few weeks, Kalıp ifadeler

0:58

kristaller birkaç hafta,

months, or even years,

1:01

aylar veya hatta yıllar boyunca yavaş yavaş büyüyecek

forming a detectable stone. Dilbilgisi

1:03

ve tespit edilebilir bir taş oluşturacaktır.

Dilbilgisi

Unless the problem is addressed: istisna koşulu ve edilgen yapı

Unless, ana cümledeki sonucu engelleyebilecek koşulu belirtir. Bu cümle, sorun ele alınmazsa kristallerin büyümeye devam edeceği anlamına gelir. Olumlu bir koşul bildiren if ile aynı değildir. Is addressed edilgen yapıdadır: problem, eylemden etkilenen ögedir. Burada address adres yazmak değil, bir sorunu ele almak veya sorunla ilgilenmek demektir. Unless + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, koşul yerine getirilmezse ortaya çıkacak gelecekteki bir sonucu anlatır.

Alıştırma

Uyarıyı unless ve repair fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ the leak ____, the damage will spread.

Cevabı göster

Unless · is repaired

Kalıp ifadeler

over a few weeks, months, or even years: zamana yayılan değişim

Over a few weeks, months, or even years, kristallerin büyümesini belirli bir zaman aralığına yayar. Over + zaman dilimi, tek bir anda gerçekleşen bir şeyi değil, o dönem boyunca gelişen kademeli bir değişimi, tekrarlanan olayları veya birikimi anlatmak için doğal bir yapıdır. Liste, zaman ölçeğini haftalardan aylara, ardından yıllara doğru genişletir. Even, years seçeneğinin en uzun ve daha şaşırtıcı olasılık olduğunu göstererek sürecin çok yavaş olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, belirli bir dönem boyunca gerçekleşen kademeli bir değişimi doğru biçimde anlatır?

  1. The paint slowly faded over several months.
  2. The paint slowly faded on several months.
  3. The paint slowly faded at several months.
Cevabı göster

The paint slowly faded over several months.

Dilbilgisi

forming a detectable stone: sonuç bildiren bir -ing öbeği

Virgülden sonra gelen forming a detectable stone, önceki sürecin sonucunu belirten bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Kristaller yavaş yavaş büyür ve bunun sonucunda tespit edilebilen bir taş oluşturur. Forming, çekimli yeni bir ana fiil değildir. Önceki cümleciğe bağlıdır ve “bu da tespit edilebilir bir taşın oluşmasıyla sonuçlanır” düşüncesini kısaltır. Bilimsel açıklamalarda neden-sonuç zincirini göstermek için sık kullanılan bir yapıdır.

Alıştırma

Önceki olayın sonucunu bir -ing öbeğiyle doğal biçimde gösteren cümleyi seçin.

  1. The storm damaged several power lines, left hundreds of homes without electricity.
  2. The storm damaged several power lines, leaves hundreds of homes without electricity.
  3. The storm damaged several power lines, leaving hundreds of homes without electricity.
Cevabı göster

The storm damaged several power lines, leaving hundreds of homes without electricity.

Calcium oxalate is the most common type of crystal to form this way

1:07

Kalsiyum oksalat, bu şekilde oluşan en yaygın kristal türüdür

and accounts for about 80% of kidney stones. Kalıp ifadeler

1:12

ve böbrek taşlarının yaklaşık %80'ini oluşturur.

Kalıp ifadeler

accounts for about 80%: yaklaşık bir payı belirtmek

Accounts for about 80%, “bütünün yaklaşık %80’ini oluşturur” anlamına gelir. Özne, ölçülen kategoriyi; yüzde ise bu kategorinin bütün içindeki payını belirtir. Yani kalsiyum oksalat, böbrek taşlarının yaklaşık beşte dördünü oluşturur. About, %80’in kesin değil yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Electric vehicles ____ about 15% of new car sales.

Cevabı göster

account for

Less common kidney stones are made of calcium phosphate or uric acid. Kalıp ifadeler

1:16

Daha az yaygın böbrek taşları kalsiyum fosfat veya ürik asitten oluşur.

Kalıp ifadeler

are made of: bileşimi açıklamak

Burada are made of, “...den oluşmak” anlamındadır ve taşları hangi kimyasal maddenin oluşturduğunu belirtir. Yapı be made of + malzeme veya bileşendir. Be fiili özneyle uyum sağlar: kidney stones çoğuldur, bu yüzden are kullanılır. Bu yapı günlük malzemeleri ve yiyeceklerdeki bileşenleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be made of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: These laboratory containers ____ glass.

Cevabı göster

are made of

A slightly different type of stone,

1:21

Magnezyum, amonyum, fosfat veya struvit

made of the minerals magnesium, ammonium, phosphate,

1:23

gibi minerallerden oluşan biraz farklı bir taş türü,

or struvite, can be caused by bacterial infection. Dilbilgisi

1:26

bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanabilir.

Dilbilgisi

can be caused by bacterial infection: olası bir nedeni belirtmek

Can be caused by bacterial infection, bakteriyel enfeksiyonun bu taş türünün olası nedenlerinden biri olduğunu belirtir. Yapı, modal can + edilgen be caused + by + neden biçimindedir; özne eylemi yapanı değil, sonucu gösterir. Can kesinlik değil, olasılık bildirir. Bu edilgen neden-sonuç yapısı, bir duruma ve onun olası nedenine odaklanan bilimsel veya tıbbi açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi can be caused by ile tamamlayın: This skin irritation ____ an allergic reaction.

Cevabı göster

can be caused by

And even rarer stones can result from genetic disorders or certain medications. Kalıp ifadeler

1:31

Hatta genetik bozukluklar veya belirli ilaçlar nedeniyle daha da nadir taşlar ortaya çıkabilir.

Kalıp ifadeler

can result from: bir sonucu nedenine bağlamak

Can result from, “bir şeyden kaynaklanabilir” veya “bir şey nedeniyle oluşabilir” anlamına gelir. Özne olası sonucu, from sonrasındaki isim öbeği ise olası nedeni belirtir. Can modal fiili bunun kesin bir neden değil, olası bir açıklama olduğunu gösterir. Result from özellikle resmî, bilimsel ve analitik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi can result from ile tamamlayın: Some headaches ____ dehydration.

Cevabı göster

can result from

A kidney stone can go undetected Kalıp ifadeler

1:38

Bir böbrek taşı, hareket etmeye başlayana kadar

until it starts to move. Dilbilgisi

1:40

fark edilmeyebilir.

Kalıp ifadeler

can go undetected: fark edilmeden kalmak

Can go undetected, “keşfedilmeden veya fark edilmeden kalabilir” anlamına gelir. Burada go fiziksel hareket anlamına gelmez; undetected ile birlikte bağlayıcı fiil olarak çalışır ve zaman içinde süren bir durumu anlatır. Go + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, bir şeyin beklenen ilgiyi ya da müdahaleyi görmeden sürmesini sıkça anlatır. Go unnoticed ve go unanswered buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi go undetected ile tamamlayın: A tiny leak can ____ for months before anyone notices it.

Cevabı göster

go undetected

Dilbilgisi

until it starts to move: devam eden bir durumun bitiş noktası

Until it starts to move, önceki durumun sona erdiği noktayı gösterir: böbrek taşı hareketin başladığı ana kadar fark edilmeden kalabilir. Buradaki it, a kidney stone ifadesini karşılar. Gelecekteki veya gerçekleşmesi mümkün bir olaydan söz eden until zaman yan cümlesinde İngilizce genellikle will start yerine geniş zamanı (starts) kullanır. Until, yalnızca bir olayın diğerinden önce olmasını değil, önceki durumun ne kadar sürdüğünü vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, kütüphanenin son ziyaretçi ayrılana kadar açık kalacağını söyler?

  1. The library will open after the last visitor leaves.
  2. The library will close before the last visitor leaves.
  3. The library will stay open until the last visitor leaves.
Cevabı göster

The library will stay open until the last visitor leaves.

When a stone travels through the kidney and into the ureter, Kalıp ifadeler

1:43

Bir taş böbrekten geçip üretere girdiğinde,

Kalıp ifadeler

travels through ... and into ...: kesintisiz bir güzergâh

Travels through the kidney and into the ureter, kesintisiz tek bir güzergâhı anlatır. Through, böbreği taşın içinden geçtiği alan olarak; into ise üreteri taşın girdiği yer olarak gösterir. Burada travels yalnızca “hareket eder” anlamındadır. Aynı fiili through ... ve into ... biçimindeki iki yol ifadesi izler; ilki güzergâhın ortasındaki alanı, ikincisi ise varış yerini belirtir.

Alıştırma

Ara alandan geçmeyi anlatan sözcükle başlayıp varış yerinin içine girmeyi anlatan sözcükle güzergâhı tamamlayın: The train travels ____ the tunnel and ____ the station.

Cevabı göster

through · into

its sharp edges scratch the walls of the urinary tract. Kelime

1:47

keskin kenarları idrar yollarının duvarlarını çizer.

Kelime

urinary tract: idrarın geçtiği organ ve kanallar

Urinary tract, yani idrar yolları, idrarı üreten, taşıyan, depolayan ve vücuttan atan, birbirine bağlı organ ve kanallardan oluşan sistemdir. Bu cümlede keskin nesne, bu sistemin iç yüzeylerini çizer. Tıbbi birleşik ifadelerde tract, respiratory tract ve digestive tract örneklerinde olduğu gibi, birbirine bağlı organ veya kanallardan oluşan bir vücut sistemini anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede urinary tract ne anlama gelir?

  1. İdrarın geçtiği organ ve kanallar
  2. Yalnızca idrarın depolandığı mesane
  3. Bir hastanın hareketlerini takip etmek için kullanılan rota
Cevabı göster

İdrarın geçtiği organ ve kanallar

Nerve endings embedded in this tissue Kelime

1:52

Bu dokuya gömülü sinir uçları,

Kelime

nerve endings: sinir liflerinin uç kısımları

Nerve endings, sinir liflerinin uç kısımlarıdır. Duyusal sinir uçları ağrı, sıcaklık, basınç veya dokunmayı algılayabilir; burada bu uçların dokunun içinde bulunduğu anlatılır. Bu birleşik isimde nerve, endings sözcüğünün ne tür uçları anlattığını belirtir; çoğul endings ise çok sayıda uç nokta olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümle parçasında nerve endings ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Sinyalleri alabilen veya aktarabilen sinir uçları
  2. Sinirlerle ilgili bir hikâyenin son olayları
  3. Tüm vücutta uzanan eksiksiz sinirler
Cevabı göster

Sinyalleri alabilen veya aktarabilen sinir uçları

transmit excruciating pain signals through the nervous system. Kalıp ifadeler

1:55

sinir sistemi aracılığıyla dayanılmaz acı sinyalleri iletir.

Kalıp ifadeler

transmit excruciating pain signals: dayanılmaz ağrı sinyalleri iletmek

transmit excruciating pain signals ifadesinde transmit, bir şeyi bir yerden veya sistemin bir bölümünden başka bir yere aktarmak anlamına gelir. Transmit + signals, bilginin sinirler veya teknolojik sistemler boyunca nasıl ilerlediğini anlatan doğal bir bilimsel kullanımdır. Excruciating, son derece şiddetli ve neredeyse dayanılmaz bir ağrıyı anlatır. İfade bütünüyle, sinir sisteminin çok şiddetli ağrıyı temsil eden sinyalleri taşıdığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bilimsel kelime birleşimini en doğal biçimde kullanıyor ve son derece şiddetli bir ağrıyı anlatıyor?

  1. The damaged nerves transmit mildly uncomfortable signals to the brain.
  2. The damaged nerves transmit excruciating pain signals to the brain.
  3. The damaged nerves mail excruciating pain signals to the brain.
Cevabı göster

The damaged nerves transmit excruciating pain signals to the brain.

And the scratches can send blood flowing into the urine. Dilbilgisi

1:59

Ve çizikler idrara kan akmasına neden olabilir.

Dilbilgisi

send + nesne + -ing + yön

Buradaki send, postayla göndermek değil, bir şeye neden olmak anlamındadır. Çizikler kanın akmaya başlamasına ve idrara karışmasına neden olur. Yapı send + nesne + -ing + yön veya sonuç şeklindedir: blood nesnedir, flowing ortaya çıkan hareketi anlatır, into the urine ise yönü veya varış noktasını belirtir. Bu yapı, bir olayın bir şeyi harekete geçirdiği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

send fiilinin geçmiş zaman biçimi + the boxes + sliding kullanarak cümleyi tamamlayın: The sudden stop ____ across the bus floor.

Cevabı göster

sent the boxes sliding

This can be accompanied by symptoms of nausea, Kalıp ifadeler

2:03

Buna bulantı,

vomiting, and a burning sensation while urinating. Kelime

2:06

kusma ve idrar yaparken yanma hissi gibi belirtiler eşlik edebilir.

Kalıp ifadeler

can be accompanied by symptoms of: birlikte görülebilecek belirtileri anlatma

Bu cümlede can be accompanied by symptoms of, asıl durumun of sözcüğünden sonra belirtilen semptomlarla birlikte görülebileceğini anlatır. Burada accompanied, birinin başka birine fiziksel olarak eşlik etmesi anlamında değildir. can olasılık bildirir; kesinlik bildirmez. Yapı be accompanied by + isim şeklindedir ve symptoms of olası belirtilerin listesini başlatır.

Alıştırma

Resmî tıbbi cümleyi can be accompanied by symptoms of ile tamamlayın: This reaction ____ swelling and itching.

Cevabı göster

can be accompanied by symptoms of

Kelime

a burning sensation while urinating: belirtiyi ve ne zaman oluştuğunu anlatma

A burning sensation, sıcaklık, batma veya yanma gibi hissedilen fiziksel bir duyumdur; vücudun gerçekten yandığı anlamına gelmez. Burada bir belirtinin adıdır. While urinating, idrar yapma sırasında anlamına gelir. -ing yapılı yan cümle hissin ne zaman oluştuğunu belirtir; tıbbi bağlamda idrar yapan kişinin bu belirtiyi yaşayan kişi olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Klinik belirti bildirimini a burning sensation while urinating ile tamamlayın: The patient reported ____.

Cevabı göster

a burning sensation while urinating

If a stone gets big enough to actually block the flow of urine, Notlar

2:10

Eğer bir taş idrar akışını gerçekten engelleyecek kadar büyürse,

Dilbilgisi

gets big enough to actually block: gereken dereceye ulaşmak

gets big enough ifadesinde get “bir hâle gelmek”, big enough ise “gerektiği kadar büyük” anlamındadır. adjective + enough + to + verb yapısı, bir özelliğin bir sonucu veya eylemi mümkün kılacak düzeye ulaştığını anlatır. Burada to actually block, bu büyüklüğün mümkün kıldığı sonucu belirtir. Actually yalnızca büyümeyi değil, gerçekten engelleme etkisinin ortaya çıkmasını vurgular; ancak ifade bir if koşul cümleciğinde bulunduğu için tüm anlatım koşula bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi adjective + enough + to + verb yapısıyla tamamlamak için tall ve reach sözcüklerini kullanın: Leo is ____ the top shelf.

Cevabı göster

tall enough to reach

Kalıp ifadeler

block the flow of urine: normal hareketi durdurmak

Block the flow of urine, “idrarın normal yolu boyunca hareket etmesini engellemek” anlamına gelir. Block bir fiildir; the flow of urine ise idrarı hareket eden bir sıvı olarak anlatır. Tıkanıklık bu hareketi azaltabilir veya tamamen durdurabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen block the flow of + noun kalıbında isim, su veya hava gibi neyin hareket ettiğini belirtir. Bir engel bu harekete müdahale ettiğinde bu kalıp kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için block the flow of ifadesini kullanın: A pile of leaves can ____ water in the drain.

Cevabı göster

block the flow of

it can create an infection or backflow Kelime

2:14

enfeksiyon veya geri akış yaratabilir

and damage the kidneys themselves.

2:17

ve böbreklerin kendisine zarar verebilir.

Kelime

create an infection or backflow: create fiilinin “neden olmak” anlamı

create an infection or backflow ifadesindeki create, sanatsal ya da yararlı bir şey üretmek değil, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamındadır. Tıbbi bir sorunun doğurabileceği iki zararlı sonucu tanıtır. Backflow, bir sıvının normal yönünün tersine hareket etmesidir. Bu bağlamda idrarın geriye doğru akabileceğini belirtir ve böbreklerin nasıl zarar görebileceğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede create an infection or backflow ne anlama gelir?

  1. Sağlıklı böbrek dokusu üretmek ve idrar akışını iyileştirmek.
  2. Vücuttaki tüm sıvıların hareketini durdurmak.
  3. Enfeksiyona neden olmak veya idrarın yanlış yönde akmasına yol açmak.
Cevabı göster

Enfeksiyona neden olmak veya idrarın yanlış yönde akmasına yol açmak.

But most kidney stones don't become this serious

2:21

Ancak çoğu böbrek taşı bu kadar ciddi hale gelmez

or even require invasive treatment. Kelime

2:23

veya invaziv bir tedavi gerektirmez.

Kelime

Tıp İngilizcesinde require invasive treatment

Require invasive treatment, “vücudun içine giren bir tedaviye ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Require oldukça resmî bir fiildir ve ardından ihtiyaç duyulan şey doğrudan gelir: require + isim öbeği. Tıpta invasive, kesi, delme veya yerleştirilen bir alet gibi yollarla vücudun içine girmeyi içeren bir işlemi anlatır. Tedavinin nasıl uygulandığını belirtir; otomatik olarak büyük bir ameliyat anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “vücudun içine giren bir tedaviye ihtiyaç duymak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Most mild cases do not ____.

Cevabı göster

require invasive treatment

Masses less than 5 mm in diameter Kalıp ifadeler

2:27

Çapı 5 mm'den küçük kütleler

will usually pass out of the body on their own. Kalıp ifadeler

2:30

genellikle vücuttan kendi başlarına atılır.

Kalıp ifadeler

less than 5 mm in diameter: kesin bir boyut sınırı

Less than 5 mm in diameter, nesnenin çapının 5 milimetreden küçük olduğu anlamına gelir. less than kesin bir üst sınır belirttiği için tam 5 mm bu aralığa dahil değildir. In diameter hangi boyutun ölçüldüğünü gösterir: yaklaşık olarak yuvarlak bir nesnenin merkezinden geçen genişlik. Yeniden kullanılabilen kalıp less than + sayı ve birim + in diameter şeklindedir.

Alıştırma

Kesin bir 3 cm sınırı belirtmek için less than + sayı ve birim + in diameter kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The button is ____.

Cevabı göster

less than 3 cm in diameter

Kalıp ifadeler

pass out of the body on their own: müdahale olmadan dışarı çıkmak

Burada pass out of the body, vücudun içinden dışına doğru hareket etmek anlamına gelir. İfade pass + out of the body şeklinde ayrılır; bu nedenle bu cümlede pass “bayılmak” anlamında değildir. On their own, yardım veya tıbbi müdahale olmadan anlamına gelir. Burada masses küçük taşları belirten çoğul özne olduğu için their bu taşlara gönderme yapar; ifadenin tamamı taşların genellikle doğal yolla atıldığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle çok küçük böbrek taşlarının tıbbi müdahale olmadan vücuttan çıkabileceği anlamına gelir?

  1. Very small kidney stones may be removed from the body during a procedure.
  2. Very small kidney stones may pass out of the body on their own.
  3. A patient may pass out while the kidney stones remain in the body.
Cevabı göster

Very small kidney stones may pass out of the body on their own.

A doctor will often simply recommend drinking large amounts of water Dilbilgisi

2:33

Bir doktor genellikle süreci hızlandırmaya yardımcı olmak için

to help speed the process along Öbek fiiller

2:37

sadece bol miktarda su içmeyi

and maybe taking some painkillers.

2:39

ve belki de biraz ağrı kesici almayı önerecektir.

Dilbilgisi

recommend drinking: recommend + -ing biçimi

recommend fiilinden hemen sonra bir eylem geliyorsa -ing biçimi kullanılır: recommend doing something. Bu cümlede drinking, doktorun önerdiği eylemdir. Eylemi kimin yapması gerektiğini belirtmek için I recommend that you drink more water. örneğindeki gibi recommend that + subject + base verb kullanılır. Standart İngilizcede bu anlamda recommend to drink veya recommend someone to do something kullanılmaz.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri doğru biçime getirerek İngilizce cümleyi tamamlayın: During hot weather, doctors often ____ more water. (recommend, drink)

Cevabı göster

recommend drinking

Öbek fiiller

speed the process along: bir süreci daha hızlı ilerletmek

Speed the process along, sürecin daha hızlı ilerlemesini veya tamamlanmasını sağlamak demektir. Burada speed fiildir, the process nesnesidir ve along ilerleme fikrini ekler. Yeniden kullanılabilen kalıp speed + object + along şeklindedir. Nesne genellikle inceleme, başvuru, proje veya iyileşme süreci gibi zaman içinde ilerleyen bir şeydir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için speed + object + along kalıbını ve parantez içindeki sözcükleri kullanın: Extra staff can ____. (the review process)

Cevabı göster

speed the review process along

If the stone is slightly larger,

2:43

Eğer taş biraz daha büyükse,

medications like alpha blockers can help by relaxing the muscles in the ureter Notlar

2:45

alfa blokerler gibi ilaçlar üreterdeki kasları gevşeterek

Kültür

medications like alpha blockers: bir ilaç sınıfı örneği verme

medications like alpha blockers ifadesinde like, “such as”, yani “gibi” veya “örneğin” anlamındadır. alpha blockers ifadesini daha geniş medications kategorisinin bir örneği olarak sunar; “hoşlanmak” anlamına gelmez. Alpha blockers, yani alfa blokerler, tek bir marka değil bir ilaç sınıfıdır. Bu cümleyi anlamak için gereken tıbbi bilgi, üreter kaslarının gevşemesinin bir taşın daha kolay geçmesine yardımcı olabileceğidir.

Alıştırma

medications like alpha blockers ifadesindeki like ne işe yarar?

  1. alpha blockers ifadesinin mümkün olan tek ilaç olduğunu söyler.
  2. like sözcüğünü “hoşlanmak” anlamındaki fiil olarak kullanır.
  3. alpha blockers ifadesini bir ilaç türü örneği olarak sunar.
Cevabı göster

alpha blockers ifadesini bir ilaç türü örneği olarak sunar.

Dilbilgisi

help by relaxing: by + -ing yöntemi açıklar

help by relaxing the muscles ifadesinde by + -ing, yöntemi veya işleyiş mekanizmasını açıklar: ilaçlar kasları gevşetme yoluyla yardımcı olur. Bu yapı “Nasıl yardımcı oluyorlar?” sorusunu yanıtlar. by sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli veya to + fiil değil, -ing biçimi kullanılır: by relax ya da by to relax değil, by relaxing denir. Burada relaxing the muscles, kasların gerginliğini azaltmak anlamına gelir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kullanarak cümleyi help by + -ing yapısıyla tamamlayın: Thick curtains can ____ outside light. (block)

Cevabı göster

help by blocking

and making it easier for the stone to get through. Dilbilgisi

2:50

ve taşın geçişini kolaylaştırarak yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

make it easier for ... to ...: birinin bir şeyi yapmasını kolaylaştırmak

make + it + sıfat + for + isim + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir eylemi daha kolay ya da daha zor hâle getirdiğini anlatır. Burada making it easier, taşın geçme zorluğunu azaltmak anlamındadır. it, make fiilinden sonra nesne yerini tutan geçici bir nesnedir. Asıl değerlendirilen eylem for the stone to get through bölümüdür. make it easier for someone or something to do something kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi make it easier for ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: The new ramp ____ wheelchair users to enter the building.

Cevabı göster

makes it easier for

Another medication called potassium citrate can help dissolve the stones Notlar

2:53

Potasyum sitrat adlı başka bir ilaç,

Kültür

ilaç adı olarak potassium citrate

Potassium citrate bir kimyasal bileşiğin adıdır. Bu cümlede ilaç olarak tanıtıldığı için iki sözcüğü, taşla ilgili ayrı ayrıntılar olarak değil, tek bir ilaç adı olarak okumak gerekir. İdrarın kimyasal yapısını değiştirir ve bazı taş türlerine yardımcı olabilir. can help ifadesi olası bir yararı belirtir; her taşı çözeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede potassium citrate neyi ifade ediyor?

  1. Bir ilaç veya kimyasal bileşiğin adıdır.
  2. İdrarı taşıyan tüpün başka bir adıdır.
  3. Taşın boyutunu belirten bir ölçüdür.
Cevabı göster

Bir ilaç veya kimyasal bileşiğin adıdır.

Kalıp ifadeler

dissolve the stones: dissolve + nesne

Bu cümlede dissolve the stones, “taşların parçalanarak çözeltiye geçmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada dissolve geçişli bir fiildir; eylemden etkilenen şey doğrudan fiilden sonra gelir: dissolve + the stones. can help dissolve yapısında help fiilinden sonra dissolve yalın fiil biçiminde gelir. Help to dissolve da dil bilgisi açısından doğrudur; ancak to kullanılmayan biçim, özellikle Amerikan İngilizcesinde çok yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “bir katının çözeltiye geçmesini sağlamak” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: A special treatment can ____ the mineral deposits over time.

Cevabı göster

dissolve

by creating a less acidic urine. Dilbilgisi

2:58

idrarı daha az asidik hale getirerek taşların çözülmesine yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

by creating a less acidic urine: by + -ing ile yöntem anlatımı

by + -ing yapısı, bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Burada by creating a less acidic urine, taşların çözünmesine yardım eden mekanizmayı belirtir: ilaç idrar ortamını değiştirir. Less acidic karşılaştırmalı bir ifadedir. Öncekine veya başka bir duruma göre asitlik düzeyinin daha düşük olduğunu anlatır; ortamın mutlaka alkali olduğu anlamına gelmez. Bu teknik ifadede a less acidic urine, idrarı belirli bir tür veya durum olarak sunar.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için remove fiilini by + -ing yapısında kullanın: The filter improves air quality ____ dust from the air.

Cevabı göster

by removing

For medium-sized stones,

3:02

Yaklaşık 10 mm'ye kadar olan

up to about 10 mm, Kalıp ifadeler

3:04

orta büyüklükteki taşlar için

Kalıp ifadeler

up to about 10 mm: yaklaşık bir üst sınır

Bu ifadede up to bir aralığın üst sınırını belirlerken about sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Bu nedenle taşlar daha küçük olabilir ve üst sınır kabaca 10 mm'dir; her taşın tam olarak 10 mm olduğu anlamına gelmez. İki düşünce de önemli olduğunda up to about + sayı yapısını kullanın: bir üst sınır vardır, ancak belirtilen sınır bir tahmindir.

Alıştırma

Yaklaşık bir üst sınırı belirten üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hike can take ____ six hours.

Cevabı göster

up to about

one option is pulverizing them with soundwaves Kelime

3:06

seçeneklerden biri onları ses dalgalarıyla toz haline getirmektir.

Kelime

pulverizing them with soundwaves: eylem, nesne ve araç

Pulverizing them, taşları çok küçük parçalara ayıracak şekilde ezmek anlamına gelir; them daha önce sözü edilen orta büyüklükteki taşları ifade eder. Pulverize, çok kapsamlı bir parçalama anlattığı için break fiilinden daha güçlü ve daha kesindir. With soundwaves, eylemi gerçekleştirmek için kullanılan aracı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp pulverize + nesne + with + araç veya kuvvet şeklindedir.

Alıştırma

Tamamen ezmeyi anlatmak için pulverize + nesne + with + araç yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The machine pulverizes the dry clay for high-pressure jets.
  2. The machine breaks the dry clay with high-pressure jets.
  3. The machine pulverizes the dry clay with high-pressure jets.
Cevabı göster

The machine pulverizes the dry clay with high-pressure jets.

Extracorporeal shockwave lithotripsy uses high-intensity pulses Notlar

3:10

Vücut Dışı Şok Dalgası Litotripsisi,

of focused ultrasonic energy aimed directly at the stone. Kalıp ifadeler

3:15

doğrudan taşa yöneltilmiş odaklanmış ultrasonik enerjinin yüksek yoğunluklu atımlarını kullanır.

Kültür

Extracorporeal shockwave lithotripsy: bir tedavi adı

“Extracorporeal shockwave lithotripsy”, vücudun dışından bir taşa odaklanmış şok dalgaları göndererek taşı daha küçük parçalara ayıran tedavinin standart tıbbi adıdır. Bu cümlede ifadenin tamamını tek bir isim öbeği ve uses fiilinin öznesi olarak ele alın. Her sözcüğü ayrı ayrı çevirmeniz gerekmez; ardından gelen fiil bu tedavinin ne kullandığını açıklar.

Alıştırma

“Extracorporeal shockwave lithotripsy” ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Taşı her zaman büyük bir kesiyle çıkaran bir ameliyat
  2. Kulağın içindeki sesleri ölçen bir görüntüleme testi
  3. Vücudun dışından gönderilen odaklanmış şok dalgalarıyla taşı parçalayan bir tedavi
Cevabı göster

Vücudun dışından gönderilen odaklanmış şok dalgalarıyla taşı parçalayan bir tedavi

Kelime

high-intensity pulses of focused ultrasonic energy ifadesinin yapısı

Öbeğin temel ismi pulses sözcüğüdür; sürekli bir akış değil, kısa enerji atımları anlamına gelir. High-intensity, pulses sözcüğünü niteler ve atımların ne kadar güçlü olduğunu belirtir. of ile başlayan bölüm, atımların neden oluştuğunu gösterir: focused ultrasonic energy; burada focused ve ultrasonic sözcüklerinin ikisi de energy sözcüğünü niteler. Yoğun bir teknik isim öbeğini çözmek için önce temel ismi bulun, ardından niteleyicileri katmanlar hâlinde ekleyin: pulses, sonra high-intensity pulses ve son olarak pulses of focused ultrasonic energy.

Alıştırma

“High-intensity pulses of focused ultrasonic energy” ifadesinde tüm öbeğin temel ismi hangi sözcüktür?

  1. pulses
  2. focused
  3. intensity
  4. energy
Cevabı göster

pulses

Kalıp ifadeler

aimed directly at the stone: kesin bir hedef belirtme

Bu cümlede aimed directly at the stone, yüksek yoğunluklu enerji darbelerini açıklayan geçmiş zaman ortacı yapısında bir ifadedir. Darbelerin dosdoğru taşa yöneltildiğini, yani hedeflerinin taş olduğunu belirtir. aim at + hedef yapısı, eylemin neye yöneldiğini gösterir. Fiziksel bir yönü veya a program aimed at reducing waste örneğindeki gibi soyut bir hedefi anlatabilir. Directly, yönün ya da amaçlanan hedefin kesin olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi aimed directly at ile tamamlayın: The narrow beam was ____ the marked spot.

Cevabı göster

aimed directly at

The pulses create vibrations inside the stone itself

3:21

Atımlar taşın kendi içinde titreşimler yaratır

and small bubbles jostle it.

3:25

ve küçük baloncuklar onu sarsar.

These combined forces crush the stone Notlar

3:28

Bu birleşik kuvvetler taşı,

Anlatım akışı

These combined forces: önceki nedenleri bir araya getirme

These, hemen önce açıklanan titreşimlerin ve kabarcıkların etkilerine gönderme yapar. Combined, okuyucuya bu etkileri birlikte değerlendirmesini söyler; forces ise bu gruba tek bir özet ad verir. Bu işaret sözcüğü + özetleyici isim yapısı, önceki ayrıntıları tek bir özne hâlinde toplar. Böylece önceki açıklama tekrarlanmadan bu özneden doğrudan sonuca — burada crush the stone — geçilebilir.

Alıştırma

These combined forces bu açıklamada nasıl bir işlev görür?

  1. Daha önce hiç ele alınmamış tamamen yeni bir kuvvet sunar.
  2. Daha önce belirtilen etkileri, sonraki sonucun tek bir nedeni olarak bir araya getirir.
  3. Önceki etkilerin ayrı ayrı gerçekleştiğini ve ortak bir sonuç yaratmadığını söyler.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen etkileri, sonraki sonucun tek bir nedeni olarak bir araya getirir.

into smaller pieces that can pass out of the body more easily.

3:31

vücuttan daha kolay atılabilen daha küçük parçalara ayırır.

Dilbilgisi

crush the stone into smaller pieces: into sonucu belirtir

crush the stone into smaller pieces ifadesinde crush eylemi, the stone değişen nesneyi, smaller pieces ise sonucu belirtir. Burada into, nesnenin girdiği bir yeri değil, neye dönüştüğünü gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp verb + object + into + result şeklindedir: bir eylem, bir şeyi başka bir biçime veya bir dizi parçaya dönüştürür.

Alıştırma

Değişimin sonucunu belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: The machine crushed the ice ____ small pieces.

Cevabı göster

into

But zapping a stone with sound Kelime

3:37

Ancak bir taşı sesle vurmak,

doesn't work as well if it's simply too big. Dilbilgisi

3:38

taş basitçe çok büyükse o kadar da işe yaramaz.

Kelime

zapping a stone with sound: tedavinin gündelik bir anlatımı

Burada zapping a stone with sound, bir taşı tedavi edip parçalamak için ses dalgası enerjisi uygulamayı anlatan gündelik ve canlı bir ifadedir. With sound kullanılan aracı belirtir. Zap çoğu zaman bir enerji patlamasıyla bir şeyi hızlıca yapma düşüncesini çağrıştırır. Tıbbi bağlam, buradaki enerjinin ses olduğunu gösterir; bu nedenle zap tek başına sıradan bir ses ya da elektrik şoku anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede zapping a stone with sound ne anlama geliyor?

  1. Özellikle taşın elektrikle tedavi edilmesi anlamına gelir.
  2. Taşı tedavi edip parçalamak için ses dalgası enerjisi kullanılmasını gündelik biçimde anlatır.
  3. Taşın doğal olarak yüksek bir ses çıkardığını söyler.
Cevabı göster

Taşı tedavi edip parçalamak için ses dalgası enerjisi kullanılmasını gündelik biçimde anlatır.

Dilbilgisi

doesn't work as well if: belirli bir koşulda azalan etkililik

Bu cümlede doesn't work as well, bir şeyin daha az etkili olduğu anlamına gelir. Sonucu daha iyi ya da normal bir sonuçla karşılaştırır; yöntemin tamamen başarısız olduğunu söylemez. X doesn't work as well if + koşul kalıbı, X'in hangi durumda daha az etkili olduğunu açıklar. Burada if it's simply too big, taşa ses dalgaları uygulamanın başarısını azaltan koşulu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, çok soğuk havanın cihazın verimini azalttığını ancak cihazın tamamen durduğunu söylemediğini belirtir?

  1. The device works just as well if the weather is very cold.
  2. The device doesn't work if the weather is very cold.
  3. The device doesn't work as well if the weather is very cold.
Cevabı göster

The device doesn't work as well if the weather is very cold.

So sometimes more invasive treatments are necessary.

3:42

Bu yüzden bazen daha invaziv tedaviler gerekir.

A rigid tube called a stent Kültür

3:46

Stent adı verilen sert bir tüp,

Kültür

A rigid tube called a stent: betimleme ve adlandırma

Bu ifadede called a stent, tube sözcüğünü niteler ve tüpün teknik adını verir. Kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a rigid tube that is called a stent. Bu, bilimsel açıklamalarda yaygın bir kalıptır: önce bilinmeyen bir şey sıradan sözcüklerle anlatılır, ardından called + terim eklenir. Bu bağlamda stent, üreter gibi vücuttaki bir kanala yerleştirilerek kanalın açık kalmasına yardımcı olan tıbbi bir destektir.

Alıştırma

Teknik adı tanıtmak için called kullanın: A small device ____ a sensor detects movement.

Cevabı göster

called

can be placed in the ureter to expand it. Dilbilgisi

3:49

genişletmek için üretere yerleştirilebilir.

Dilbilgisi

can be placed ... to expand it: edilgen eylem ve amaç

Can be placed, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Eylemi kimin yaptığını belirtmeden, cümlenin öznesine uygulanabilecek olası bir eylemi anlatır. In the ureter yer bilgisini verir. To expand it, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır ve nesnenin oraya neden yerleştirildiğini açıklar. Buradaki it, the ureter ifadesine gönderme yapar; çünkü oraya yerleştirilen bir cihaz üreteri genişletebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede can + edilgen yapı + amaç bildiren to-infinitive doğru kullanılmıştır?

  1. A filter can be placed in the tank for clean the water.
  2. A filter can place in the tank to clean the water.
  3. A filter can be placed in the tank to clean the water.
Cevabı göster

A filter can be placed in the tank to clean the water.

Optical fibers can deliver laser pulses to break up the stone. Notlar

3:52

Optik lifler taşı parçalamak için lazer atımları iletebilir.

Kalıp ifadeler

can deliver laser pulses: deliver fiilinin teknik anlamı

Burada deliver, bir şeyi ihtiyaç duyulan yere taşımak veya göndermek anlamına gelir. Optik fiberler lazer darbelerini taşa yönlendirir; deliver, paket teslimatını değil, darbelerin hedefe ulaşmasını vurgular. Teknik ve tıbbi İngilizcede deliver fiilinin nesnesi sıklıkla energy, a signal, radiation veya a dose olur. deliver + gönderilen şey + to + hedef kalıbı, neyin nereye gönderildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede deliver, can deliver laser pulses ifadesindekiyle aynı teknik anlamda kullanılmıştır?

  1. The actor can deliver the final line with great emotion.
  2. The fiber can deliver laser pulses to the treatment area.
  3. The courier can deliver the parcel this afternoon.
Cevabı göster

The fiber can deliver laser pulses to the treatment area.

Öbek fiiller

break up the stone: taşı daha küçük parçalara ayırmak

break up the stone ifadesinde break up, katı bir nesneyi daha küçük parçalara ayırmak demektir. Burada lazer darbeleri taşı parçalar; ifade bir ilişkiyi bitirmek anlamında değildir. break up, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isimse hem break up the stone hem de break the stone up kullanılabilir. Nesne zamirse break ile up arasına gelir: break it up; break up it denmez.

Alıştırma

Bir kalıp çikolatadan artık it zamiriyle söz ediliyor. Hangi cümlede break up doğru kullanılmıştır?

  1. The cook can break it into up small pieces.
  2. The cook can break up it into small pieces.
  3. The cook can break it up into small pieces.
Cevabı göster

The cook can break it up into small pieces.

Stones can also be surgically removed Kelime

3:57

Taşlar ayrıca, hastanın sırtındaki veya kasığındaki bir kesiden

Kelime

be surgically removed: ameliyatla çıkarılmayı anlatan edilgen yapı

be surgically removed ifadesinde be removed edilgen yapıdadır: taşlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Surgically, çıkarma işleminin nasıl yapıldığını, yani ameliyatla yapıldığını belirten bir zarftır. be + durum zarfı + past participle kalıbı, eylemi kimin yaptığından çok yöntemin önemli olduğu durumlarda kullanışlıdır. can ile birlikte can be surgically removed, ameliyatla çıkarmayı başka bir olası tedavi seçeneği olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, doktorların hasarlı dokuyu ameliyatla çıkarabileceğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The damaged tissue may surgically remove.
  2. The damaged tissue may be surgical removing.
  3. The damaged tissue may be surgically removed.
Cevabı göster

The damaged tissue may be surgically removed.

through an incision in the patient's back or groin. Kalıp ifadeler

3:59

ameliyatla da çıkarılabilir.

Kalıp ifadeler

through an incision: cerrahi giriş yolunu anlatmak

Bu tıbbi ifadede through, bir aletin veya işlemin izlediği yolu gösterir: cerrahi olarak açılmış bir açıklıktan geçer. Incision, ameliyat için bilinçli olarak yapılan kesidir. through + an opening yapısı, bir şeyin bir alana nasıl girdiğini veya ulaştığını anlatır. Ardından gelen in the patient's back or groin ifadesi, kesinin nerede olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The surgeon inserted the camera ____ near the knee.

Cevabı göster

through an incision

What about just avoiding kidney stones in the first place? Notlar

4:04

Peki en baştan böbrek taşlarından kaçınmaya ne dersiniz?

Anlatım akışı

What about just avoiding ... in the first place?: soruyla konu değiştirmek

What about + -ing yapısı bir seçenek veya yeni bir bakış açısı sunar. Burada konuşmacı, açıklamayı böbrek taşlarının tedavisinden önlenmesine geçirmek için bu soruyu kullanır; yalnızca evet ya da hayır cevabı istemek yerine tartışmayı düzenler. Just, önerinin basit ve doğrudan duyulmasını sağlar; in the first place ise sorun ortaya çıkmadan önce anlamına gelir. Birlikte, “Sorunun hiç ortaya çıkmasını önlemeye ne dersiniz?” düşüncesini verirler.

Alıştırma

What about just avoiding kidney stones in the first place? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuyu böbrek taşlarını tedavi etmekten onları önlemeye kaydırır.
  2. Böbrek taşlarının fiziksel olarak nerede bulunduğunu sorar.
  3. Başka bir yön önermeden konuyu kapatır.
Cevabı göster

Konuyu böbrek taşlarını tedavi etmekten onları önlemeye kaydırır.

Deyimler

in the first place: bir şeyin en başta gerçekleşmesini önlemek

Bu soruda in the first place, “daha gerçekleşmeden” veya “en baştan” anlamına gelir. Konuşan kişi, böbrek taşları oluştuktan sonra onlarla uğraşmak yerine oluşmalarını önermektedir. Aynı ifade Why did this happen in the first place? örneğinde olduğu gibi ilk nedene de gönderme yapabilir. Bağlam, ifadenin en baştan önlemeyi mi yoksa bir şeyin başlangıçtaki nedenini mi anlattığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the first place, bir sorunu gerçekleşmeden önlemek anlamında kullanılmıştır?

  1. The team finished in first place.
  2. At first, the pipes seemed fine.
  3. Better insulation can stop the pipes from freezing in the first place.
Cevabı göster

Better insulation can stop the pipes from freezing in the first place.

For people prone to them, Kelime

4:08

Taş oluşumuna yatkın kişiler için,

Kelime

people prone to them: bir sorun yaşama olasılığı yüksek kişiler

Prone to, özellikle zararlı veya istenmeyen bir şeyi yaşama ya da yapma olasılığının yüksek olması demektir. Burada them, kidney stones ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla people prone to them, böbrek taşı geliştirme olasılığı diğer insanlardan daha yüksek olan kişiler anlamına gelir. Prone to yapısındaki to bir edattır. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: prone to headaches, prone to them ve prone to making mistakes.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some runners are ____ developing knee pain.

Cevabı göster

prone to

their doctor may recommend drinking plenty of water, Kalıp ifadeler

4:09

doktorları, sonuçta ağrılı taşlara dönüşen

Kalıp ifadeler

drinking plenty of water: sayılamayan isimle kullanılan plenty of

Plenty of water, “bol ve yeterli miktarda su” anlamına gelir. Plenty of, sayılamayan water isminin hemen önüne gelebilir; bu nedenle ifade günlük sağlık tavsiyelerinde doğal duyulur. Drinking plenty of water bir eylemi adlandırır. Burada drinking ile başlayan -ing yapısı, doktorun önerdiği eylemi belirten bir isim-fiil öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi, açıklamadaki “bol ve yeterli miktarda su tüketmek” anlamına gelen -ing öbeğiyle tamamlayın: The nurse recommended ____ during the heat wave.

Cevabı göster

drinking plenty of water

which dilutes the calcium oxalate, and other compounds Dilbilgisi

4:12

kalsiyum oksalat ve diğer bileşikleri seyreltmek için

Dilbilgisi

which dilutes ...: önceki düşüncenin sonucunu eklemek

Burada which, önceki eylem olan drinking plenty of water ifadesine gönderme yapar ve bu eylemin ne yaptığını ekler: kalsiyum oksalatı ve diğer bileşikleri seyreltir. Yan cümle bir ismi belirlemek yerine ek bilgi verdiği için sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. “Virgül + which cümleciği” yalnızca bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına ilişkin açıklama yapabilir. Bu yapı önce temel tavsiyeyi verir, ardından onun sonucunu veya işleyişini ekler.

Alıştırma

Önceki eylemin tamamına gönderme yapan ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: He apologized immediately, ____ calmed everyone down.

Cevabı göster

which

that eventually build up into painful stones. Öbek fiiller

4:15

bol su içmelerini önerebilir.

Öbek fiiller

build up into painful stones: birikerek bir sonuca dönüşme

Burada build up into, “yavaş yavaş birikip sonunda bir şey oluşturmak” anlamına gelir. Madde bir anda ağrılı taşlara dönüşmez; birikme süreci bu sonuca yol açar. Tekrar kullanılabilecek yapı A builds up into B şeklindedir. Build up aşamalı birikme sürecini, into ise oluşan yeni biçimi veya sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi aşamalı birikme ve nihai sonucu anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: Over time, mineral deposits can ____ hard lumps.

Cevabı göster

build up into

Foods like potato chips,

4:20

Patates cipsi,

spinach, rhubarb, and beets

4:21

ıspanak, ravent ve pancar gibi yiyecekler

are high in oxalate, Kalıp ifadeler

4:24

oksalat açısından zengindir,

so doctors might advise limiting them. Dilbilgisi

4:26

bu yüzden doktorlar bunların sınırlandırılmasını tavsiye edebilir.

Kalıp ifadeler

are high in oxalate: bir maddenin miktarının yüksek olduğunu belirtme

Be high in + madde, “o maddeden yüksek miktarda içermek” anlamına gelir. Burada are high in oxalate, belirtilen yiyeceklerin görece yüksek miktarda oksalat içerdiğini anlatır. Özneye uygun be biçimini kullanın: çoğul özne Foods, are gerektirir. Aynı yapı, is high in fiber veya are high in sugar örneklerinde olduğu gibi besinler ve diğer bileşenlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be high in yapısı ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: These crackers ____ sodium.

Cevabı göster

are high in

Dilbilgisi

advise limiting them: advise + -ing kalıbı

advise limiting them ifadesinde advise fiilinden sonra bir eylemi önermek için -ing biçimindeki limiting gelir. Them, limiting fiilinin nesnesidir ve daha önce sıralanan oksalat oranı yüksek yiyecekleri belirtir; tavsiyeyi alan kişi değildir. Tavsiyeyi alan kişi cümlede belirtilmediğinde advise doing something kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi advise ve limit fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Doctors may ____ sugary drinks.

Cevabı göster

advise limiting

Even though calcium is often found in stones, Dilbilgisi

4:29

Kalsiyum taşlarda sıklıkla bulunsa da,

Dilbilgisi

Even though ...: ödünleme ilişkisi kurmak

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. Yan cümle calcium is often found in stones gerçeğini kabul ederken ana cümlenin beklenen sonuçtan farklı bir bilgi vereceğini işaret eder. Tam yapıda even though sonrasında normalde kendi öznesi ve fiili bulunan bir yan cümle gelir. Buradaki virgül, baştaki bağımlı cümlenin mesajı tamamlamadığını ve ardından ana cümlenin gelmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir gerçeğin ardından beklenmedik bir sonuç vermek için even though ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Even though the medicine tasted bitter, Mia took it.
  2. Even though of the medicine's bitter taste, Mia took it.
  3. Even though the bitter medicine, Mia took it.
Cevabı göster

Even though the medicine tasted bitter, Mia took it.

calcium in foods and beverages can actually help Anlatım akışı

4:32

yiyecek ve içeceklerdeki kalsiyum aslında,

Anlatım akışı

can actually help: actually ile bir beklentiyi düzeltmek

can actually help ifadesinde actually, sonucun taşlarda kalsiyum bulunduğuna dair önceki sözün oluşturduğu beklentiye ters olduğunu gösterir. Konuşmacı, kalsiyumun yalnızca taş oluşumuna yol açtığı düşüncesini desteklemek yerine, yiyeceklerden alınan kalsiyumun yararlı olabileceğini söyler. Açıklamalarda actually genellikle bir düzeltmeyi düzenler: önce bir varsayım olası görünür, ardından actually şaşırtıcı veya daha doğru bilgiyi getirir. Can bunun kesinlik değil, olasılık bildirdiğini gösterir.

Alıştırma

Actually sözcüğünü açıkça belirtilmiş bir beklentinin tersine çıkan sonucu sunmak için en net biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Many people expect the task to be difficult, but it can actually be quite simple.
  2. The task is actually quite simple.
  3. I actually checked the instructions twice.
Cevabı göster

Many people expect the task to be difficult, but it can actually be quite simple.

by binding to oxalate in the digestive tract Kalıp ifadeler

4:35

emilip böbreklere ulaşmadan önce sindirim sistemindeki oksalata bağlanarak

Kalıp ifadeler

binding to oxalate: by sonrasında bind to

Bind to, bir şeye tutunmak veya onunla birleşmek anlamına gelir. Binding to oxalate, kalsiyumun sindirim sisteminde oksalatla birleşmesini anlatır. Daha geniş yapı by + fiil-ing şeklindedir ve bir sonucun hangi yöntemle oluştuğunu açıklar. By bir edat olduğu için bind, binding olur; to ise bind to fiil-edat kalıbının parçası olarak kalır.

Alıştırma

Cümleyi bind to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This material cleans the water by ____ harmful chemicals.

Cevabı göster

binding to

before it can be absorbed and reach the kidneys. Dilbilgisi

4:38

yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

before it can be absorbed and reach the kidneys: önceki bir adım sonraki sonucu engeller

Before bir zaman yan cümlesi başlatır. Buradaki it, oxalate yani oksalatı gösterir: önceki süreç, oksalat emilip ardından böbreklere ulaşma fırsatı bulmadan önce etkisini gösterir. Bilimsel açıklamalarda before hem olayların sırasını hem de önceki bir adımın sonraki sonucu nasıl engellediğini gösterebilir. Can'den sonra be absorbed ve reach eş görevli fiil öbekleridir. Be absorbed edilgen, reach ise etkendir ve ikisi de can yardımcı fiilini paylaşır: can be absorbed and can reach the kidneys.

Alıştırma

Bir filtrenin parçacıkların motora girmesini engellediğini before yan cümlesiyle doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The filter catches the particles before they can enter the engine.
  2. The filter catches the particles before them can enter the engine.
  3. The filter catches the particles before can they enter the engine.
Cevabı göster

The filter catches the particles before they can enter the engine.

If you do end up with a kidney stone, Öbek fiiller

4:42

Eğer eninde sonunda bir böbrek taşına yakalanırsanız,

Öbek fiiller

do end up with: vurgulanan bir nihai sonuç

End up with + isim, bir sürecin sonunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi elde etmek veya bir durumla karşılaşmak anlamına gelir. Sonuç çoğu zaman planlanmamış ya da istenmemiştir. Buradaki a kidney stone isim öbeği, nihai tıbbi sonucu belirtir. Do burada vurgu yapan yardımcı fiildir; yapmak anlamına gelmez. If you do end up with ... yapısı, daha tarafsız olan If you end up with ... yapısına göre ‘eğer bu sonunda gerçekten olursa’ anlamını vurgular.

Alıştırma

Vurgu yapan do ve end up with kullanarak cümleyi tamamlayın: If you ____ a flat tire, call for help.

Cevabı göster

do end up with

you're not alone. Ton ve niyet

4:44

yalnız değilsiniz.

Ton ve niyet

You're not alone: fiziksel eşlik değil, duygusal destek

Bu cümlede you're not alone, başka insanların da benzer şekilde zor, kaygı verici veya utandırıcı bir deneyim yaşadığını anlatarak dinleyeni rahatlatır. Genellikle ortak bir deneyimden söz eder; fiziksel olarak yakında birinin bulunduğu anlamına gelmez. Bu ifade, kişinin bu durumu yaşayan tek kişi olduğu hissini azaltarak duygusal destek sunar. Sorunun kolay olduğunu veya çözüldüğünü garanti etmez.

Alıştırma

Birisi teselli etmek için You're not alone dediğinde büyük olasılıkla neyi kasteder?

  1. Başkaları da benzer bir şey yaşadı, bu yüzden kendini yalnız hissetmek zorunda değilsin.
  2. Sorunun benzersiz ve seni kimse anlayamaz.
  3. Şu anda seninle aynı odada mutlaka biri var.
Cevabı göster

Başkaları da benzer bir şey yaşadı, bu yüzden kendini yalnız hissetmek zorunda değilsin.

Data suggest that rates are rising, Anlatım akışı

4:46

Veriler, oranların arttığını gösteriyor,

Anlatım akışı

Data suggest that ...: kanıtı önce sunan temkinli yapı

Data suggest that ... yapısı önce kanıtın kaynağını belirtir, ardından kanıtın desteklediği sonucu sunar. Bu cümlede rates are rising, verilerin desteklediği eğilimdir. suggest fiili iddiayı temkinli kılar: veriler sonuca işaret eder ancak onu kesin olarak doğru ilan etmez. Kanıtı önce veren bu yapı araştırma, haber ve açıklayıcı yazılarda yaygındır.

Alıştırma

İlk bulguyu bildirmek için kanıtı önce sunan temkinli yapıyı en iyi hangi cümle kullanır?

  1. The new schedule definitely eliminates delays, although no data have been collected.
  2. The early data suggest that the new schedule may reduce delays.
  3. The early data prove that the new schedule will eliminate all delays.
Cevabı göster

The early data suggest that the new schedule may reduce delays.

but that world record probably won't be broken anytime soon. Kalıp ifadeler

4:48

ancak bu dünya rekoru muhtemelen yakın zamanda kırılmayacak.

Kalıp ifadeler

world record ... probably won't be broken anytime soon: dünya rekoru muhtemelen yakın zamanda kırılmayacak

Break a world record, daha önce resmî olarak kaydedilmiş en iyi sonucu aşmak demektir. Burada won't be broken edilgen yapıdadır: odak, gelecekte rekoru kırabilecek kişide değil, record sözcüğündedir. Probably tahmini daha az kesin hâle getirir ve “muhtemelen” anlamını katar. probably won't be broken anytime soon ifadesinin tamamında anytime soon, “yakın gelecekte” demektir; dolayısıyla konuşan kişi rekorun daha uzun bir süre kırılamayacağını düşünüyor.

Alıştırma

Cümleyi won't, break fiilinin edilgen biçimi ve anytime soon ile tamamlayın: No runner has come close to this sprint record, so it probably ____.

Cevabı göster

won't be broken anytime soon