Dark Web'de Gerçekten Yaşanan Bu Korkutucu Şeyler: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video: Dark Web ile Deep Web'i ayırıyor; anonim yönlendirmeyi ve aramalardaki görünmezliği açıklıyor; yasa dışı pazar, rahatsız edici içerik, polis ve riskleri ele alıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. 'the likes of' (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Bilinen örnekleri konuşma dilinde, listenin tam olduğunu ima etmeden sunun. 2. 'had his hand in the dark cookie jar' (deyimler ve mecazlı ifadeler): Bu yaratıcı birleşimi gerçek kavanoz değil, suça katılım ve sonunda açığa çıkma olarak okuyun. 3. 'With traffic bouncing through' (dil bilgisi ve cümle kalıpları): with + isim + -ing yapısının ana cümle öncesinde arka plan veya neden verdiğini anlayıp çok düğümlü rotayı yavaşlıkla bağlayın.
Bu derste
Get a free audiobook with a 30-day trial today
0:02Bugün 30 günlük ücretsiz deneme ile ücretsiz bir sesli kitap edinin
Beneath the surface: görünüşün altındaki gizli gerçek
Bu cümlede Beneath the surface mecaz anlamda kullanılmıştır. World Wide Web'in görünür ve tanıdık kısmını bir yüzey gibi ele alır ve onun altında bulunan, daha az görünür alanlara işaret eder; fiziksel bir yüzeyi ya da yalnızca bir internet sitesinin ekrandaki arayüzünü ifade etmez. Daha genel olarak beneath the surface, dış görünüşten anlaşılmayan gerçekleri, duyguları, nedenleri veya sorunları ortaya koyar. Görünürde olanla gerçekte var olan arasındaki karşıtlığa çoğu zaman zemin hazırlar.
Alıştırma
Bir şirket dışarıdan başarılı görünüyor, ancak ciddi nakit akışı sorunları ortaya çıkıyor. Bu gizli gerçeği en iyi hangi ifade anlatır?
- at a glance
- on the surface
- beneath the surface
Cevabı göster
beneath the surface
at first glance: geçici bir ilk izlenim
At first glance, ardından gelen betimlemeyi kesinleşmiş bir sonuç değil, ilk izlenim olarak çerçeveleyen bir söylem belirtecidir. Burada dark web'i önce karanlık ve suçla ilişkili bir dünya olarak sunarken daha sonra verilecek bilgilerin bu tabloyu karmaşıklaştırabileceğini işaret eder. Bu ifade, gerçekten görülen şeylerin yanı sıra soyut konularla da kullanılabilir. Konuşan veya yazan kişinin erken bir yargıyı sınırlamasına ve düzeltme, karşılaştırma ya da daha ayrıntılı bir incelemeye hazırlanmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, “glance” içeren ve daha sonra değişebilecek bir ilk izlenimi belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “____, the software looks complicated, but it becomes intuitive after a few minutes.”
Cevabı göster
At first glance
compare the latest recipes for the preparation of human meat,
0:25insan eti hazırlamak için en son tarifleri karşılaştırabilir
But how easy is it to access this netherworld? Dilbilgisi
0:33Peki bu yeraltı dünyasına erişmek ne kadar kolay?
how easy is it to access: zorluk derecesini sormak
How easy is it to access ...? bir şeye erişmenin ne kadar kolay veya zor olduğunu sorar. Yapı how + sıfat + be + it + to mastarı şeklindedir. It biçimsel öznedir; to access ise değerlendirilen eylemi belirtir. Bu doğrudan bir soru olduğu için özne-fiil devrikliği gerekir: it is değil, is it kullanılır.
Alıştırma
Soruyu hedef yapıyla tamamlayın: “____ the software?”
Cevabı göster
How easy is it to install
on some dark forum to gain access to the dark web, Kalıp ifadeler
0:38karanlık bir forumdaki şüpheli bir şahıstan özel izin almamız mı gerekiyor,
gain access to: giriş veya kullanım izni ya da imkânı elde etmek
Gain access to, bir yere girme ya da bir kaynağı kullanma, görüntüleme veya edinme yeteneğini veya iznini elde etmek anlamına gelen nötr ile resmî arası sabit bir ifadedir. Burada access isimdir; to ise yeri veya kaynağı tanıtır. Bu ifade bir şeye sahip olmayı değil, ona girme veya onu kullanma izninin ya da imkânının elde edilmesini vurgular. Aktarılabilir kalıp gain access to + isim veya isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi “kullanma izni veya imkânı elde etmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: “After approval, you will ____ the private database.”
Cevabı göster
gain access to
find out just what ...: gömülü sorularda sözcük sırası
find out ifadesinden sonra gelen just what strange content populates this dark underworld gömülü bir sorudur: bağımsız bir soru sormak yerine keşfedilecek bilginin ne olduğunu belirtir. What strange content, populates fiilinin öznesidir; this dark underworld ise nesnesidir. Gömülü sorular genellikle doğrudan sorulardaki devrik yapı yerine bildirme cümlesi sırasını korur. Buradaki just, what ifadesini tam olarak ne anlamıyla güçlendirir ve cevaba yönelik bir beklenti oluşturur.
Alıştırma
Sensör bilinmeyen bir sinyal kaydetti. find out sonrasında gömülü bir soru kullanarak sensörün ne algıladığını doğru biçimde soran cümleyi seçin.
- We need to find out just what the sensor detected.
- We need to find out just what did the sensor detect.
- We need to find out just what detected the sensor.
Cevabı göster
We need to find out just what the sensor detected.
First of all: bir açıklamaya başlamak
First of all, açıklamanın nereden başladığını dinleyiciye gösteren bir söylem düzenleyicisidir. Burada, daha sonraki ayrımlar ve örneklerden önce temel tanım sorusunu sunar. Genellikle en önemlisi anlamına değil, ilk nokta veya adım olarak anlamına gelir. Konuşmacı daha sonra secondly ile ikinci bir noktayı belirtmese bile ilk noktayı başlatabilir.
Alıştırma
En önemli soru olduğunu ileri sürmeden açıklamayı ilk temel soruyla başlatan üç sözcüklü düzenleyiciyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, what problem are we trying to solve?
Cevabı göster
First of all
The Dark Web forms a small part of the Deep Web Kalıp ifadeler
0:55Karanlık Web, Derin Web'in küçük bir bölümünü oluşturur
forms a small part of: bir bütünün bileşenini anlatmak
Burada forms a small part of, bir şeyin daha büyük bir bütünün yalnızca sınırlı bir bölümünü oluşturduğu anlamına gelir. Özne bileşeni, of'tan sonraki isim grubu ise daha büyük bütünü belirtir. Small, bileşenin payının küçük olduğunu vurgular. Bir şeyin bileşimini anlatırken form veya forms ... part of kullanabilirsiniz. Daha basit olan be part of ifadesine göre bütünün nasıl oluştuğuna biraz daha fazla odaklanır. Buradaki form, “oluşturmak” anlamındaki fiildir; “form” veya “biçim” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Online advertising ____ the museum's total income.
Cevabı göster
forms a small part of
indexed by search engines: aranabilir bir veri tabanına eklenme
Burada indexed, bir web sayfasının arama motoru tarafından işlendikten sonra motorun aranabilir veri tabanına eklenmesi anlamına gelir. Edilgen is indexed by search engines ifadesi, web sayfasını bu eyleme maruz kalan öğe olarak gösterir. Not indexed, o arama motorunda yapılan sıradan aramaların sayfayı dizinden sonuç olarak getirmeyeceği anlamına gelir. Bu ifade tek başına sayfanın var olmadığı, silindiği veya başka bir yolla erişilemeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki teknik fiille tamamlayın: The page is online, but it will not appear in this search engine's results because it has not been ____.
Cevabı göster
indexed
Temsilî örnekleri tanıtan the likes of
Bu cümlede the likes of, bir kategorinin tanınmış veya temsil niteliği taşıyan üyelerini tanıtır. Google, Yahoo ve Bing sıradan arama motorlarının örnekleridir; dolayısıyla ifade burada such as anlamına gelir. Kalıp the likes of + kişi, kuruluş veya şey biçimindedir. Konuşanın listenin eksiksiz olduğunu ileri sürmeden kolayca tanınan örnekler vermesini sağlar. Buradaki likes çoğul bir isimdir; like fiili veya sosyal medya beğenileri değildir.
Alıştırma
Cümleyi “şunun gibi tanınmış örnekler” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The festival has attracted ____ Beyoncé and Coldplay.
Cevabı göster
the likes of
Eksik bırakılan bir listeyi kapatan and so forth
Listenin sonundaki and so forth, aynı türden başka öğelerin de eklenebileceğini ancak bunların adlarının verilmediğini gösterir. Arama motoru örneklerinden sonra kullanıldığında, diğer benzer arama motorlarının da kapsandığı anlamına gelir. And so on gibi listeyi kapatan bir ifade olarak işlev görür. Buradaki forth, olayların zaman bakımından daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi forth ile biten üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The workshop covers planning, budgeting, risk management, ____.
Cevabı göster
and so forth
as we usually use the main search engines to surf our content.
1:08bu, sıradan internet kullanıcısı için haritası çıkarılmamış bir bölgedir.
Bilinmeyen bir alan için mecaz olarak uncharted territory
Uncharted territory kelime anlamıyla henüz haritası çıkarılmamış toprak demektir. Burada ise sıradan kullanıcıların nasıl keşfedeceklerini bilmedikleri ve alışılmış arama yöntemleriyle bulamadıkları bir internet alanını anlatan mecazdır. İfade, durumu güvenilir bir harita olmadan yapılan keşif gibi sunar: deneyim veya yerleşik yönlendirme az olduğu için belirsizlik ve risk çağrıştırır. İleriye giden yolun henüz net olmadığı her yeni teknoloji, alan veya durum için kullanılabilir.
Alıştırma
Yerleşik yönlendirmenin az olduğu bir alanı anlatan iki sözcüklü mecazla cümleyi tamamlayın: Regulating brain-computer interfaces is still ____ for many governments.
Cevabı göster
uncharted territory
Eşit düğümler arasında doğrudan alışveriş için peer-to-peer networks
Genellikle P2P networks olarak kısaltılan peer-to-peer networks, katılan cihaz veya programların eş olarak davrandığı sistemlerdir. Yalnızca tek bir merkezi sunucuya bağımlı olmak yerine birbirlerine doğrudan kaynak sağlayabilir ve birbirlerinden kaynak alabilirler. Bu cümlede ifade, Deep Web'in bazı bölümlerini keşfederken kullanılan bir ağ mimarisini belirtir. Buradaki peer, aynı yaştaki kişi değil, ağdaki eşit konumlu bir katılımcı veya düğüm demektir.
Alıştırma
Cihazların verileri doğrudan paylaştığı bir ağı anlatan kısa çizgili teknik terimle cümleyi tamamlayın: The file-sharing tool uses a ____ instead of routing every transfer through one central server.
Cevabı göster
peer-to-peer network
Identities and locations of users on the Dark Web
1:18Karanlık Web'deki kullanıcıların kimlikleri ve konumları
are kept secret through a layered encryption technology.
1:21katmanlı bir şifreleme teknolojisi aracılığıyla gizli tutulur.
contains nothing bone-chillingly sinister,
1:26tüyler ürpertici derecede uğursuz hiçbir şey içermese de,
Ödünlemeli karşıtlık için While + yan cümle
Bu cümlede While, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: yazar önce Deep Web içeriğinin çoğunun korkutucu ya da uğursuz olmadığını kabul eder, ardından buna zıt bir sınırlama sunar. Buradaki While yaklaşık olarak “although” anlamındadır; “…… olduğu sırada” anlamında değildir. Bu kalıp, savı “While + kabul edilen gerçek, zıtlık bildiren ana cümle” biçiminde düzenler. Baştaki yan cümle düşünceyi tek başına tamamlamaz; virgül, karşıtlığın ana cümlede verileceğini gösterir.
Alıştırma
Örnekte “While”, kendi yan cümlesi ile ardından gelen ana cümle arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
- Bir karşıtlık sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Ana cümlenin nedenini verir.
Cevabı göster
Bir karşıtlık sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
members-only websites: erişimi üyelerle sınırlı siteler
members-only, erişimin üye olan kişilerle sınırlı olduğu anlamına gelir. Bir uygunluk koşulunu belirtir; üyelik ücretsiz veya ücretli olabilir ve bu etiket tek başına gizlilik ya da yasa dışılık anlamına gelmez. websites sözcüğünden önce members-only bir bileşik sıfat olarak kullanılır. Kısa çizgi, sözcükleri tek bir niteleyicide birleştirerek only sözcüğünün siteleri kimlerin kullanabileceğini sınırladığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, örnekteki “üyelerle sınırlı” anlamına gelen kısa çizgili ifadenin aynısıyla tamamlayın: The online archive is a ____ website.
Cevabı göster
members-only
and therefore considered morally questionable
1:36ve bu nedenle ahlaki açıdan şüpheli kabul edilen içeriğin
is considered to belong to the dark side of the Deep Web, Dilbilgisi
1:38Derin Web'in karanlık tarafına,
is considered to belong to: bir sınıflandırmayı hüküm olarak aktarmak
Özne + be considered + to-mastar edilgen yapısında özne, hakkında hüküm verilen şeydir; mastar ise hükmün içeriğini belirtir. Burada is considered to belong to, insanların anonim içeriği Deep Web'in karanlık tarafının bir parçası olarak sınıflandırdığı anlamına gelir. Bu ifade, sınıflandırmayı konuşmacının tartışılmaz gerçeği olarak sunmak yerine genel ya da belirtilmemiş bir görüşe bağlar. Aynı yapı, sınıflandırmaları temkinli biçimde aktarmak için kullanılabilir: X is considered to belong to category Y.
Alıştırma
Cümleyi hedef edilgen sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Based on the available evidence, this manuscript ____ the early medieval period.
Cevabı göster
is considered to belong to
the Dark Web isn't the same as the Dark Internet,
1:43Karanlık Web, Karanlık İnternet ile aynı şey değildir,
To further confuse matters: ek karmaşıklığı haber vermek
To further confuse matters, cümlenin başında yer alan ve sıradaki bilginin etkisini yorumlayan bir ifadedir: zaten anlaşılması güç olan bir duruma yeni bir kafa karışıklığı kaynağı ekler. Dinleyiciye başka bir ayrımın veya karmaşık unsurun geleceğini bildirerek açıklamayı düzenler. Buradaki to-mastar, konuşmacının gerçek amacını ifade etmez; konuşmacı kafa karıştırmaya çalışmıyordur. Further daha önce var olan karmaşıklığa gönderme yapar, matters ise konuşulan durum veya mesele anlamındadır.
Alıştırma
Özellikle kafa karışıklığının arttığını bildiren geçiş ifadesini seçin. Bağlam: İki planın özellikleri zaten birbirine çok benziyor ve adları da neredeyse aynı.
- To further confuse matters,
- To sum up,
- To make matters worse,
Cevabı göster
To further confuse matters,
Kısa bir ek açıklama olarak The latter being ...
İki kişi ya da şey az önce anıldığında the latter bunlardan ikincisini belirtir. Burada Dark Web’i değil, Dark Internet’i gösterir. the latter isim öbeğinin ardından being ve bir açıklama gelir. Bu bir bağımsız yapıdır: yeni bir tam cümle kurmadan veya ismi tekrarlamadan arka plan bilgisi ekler. Daha açık ve uzun biçimi şöyle olurdu: ..., and the latter is the place where scientists store raw data for research.
Alıştırma
İkinci seçeneğe gönderme yapan kısa ve resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: We compared the bus and the train, ____ faster during rush hour.
Cevabı göster
the latter being
supposed to be able to track some of the characters Dilbilgisi
1:52bu anonim Karanlık Web alanının arkasındaki
Bir iddiayı sınırlayan In theory,
In theory, yakındaki bir iddiayı kurallara, planlara veya ideal koşullara göre doğru kabul edilen bir ifade olarak sunar. Sonucun gerçek hayatta doğrulandığını söylemez. Burada are sözcüğünden sonra eklenir ve kurumların bu yeteneğe sahip olması gerektiği yönündeki iddianın tamamını çerçeveler. Dinleyiciyi gerçekte olanlarla kurulabilecek bir karşıtlığa hazırlar. Virgüller, bunun öznenin bir parçası değil, iddia üzerine parantez içi bir yorum olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The battery should, ____, last ten hours, but real-world use is often shorter.
- according to the theory
- in practice
- in theory
Cevabı göster
in theory
supposed to be able to: beklenen ancak doğrulanmamış kapasite
be supposed to bir kural, görev veya tasarıma dayanan beklentiyi, be able to ise bir şeyi yapabilme kapasitesini ifade eder. Birlikte supposed to be able to, bu kapasitenin var olmasının beklendiğini fakat uygulamada kanıtlanmadığını anlatır. Bu cümlede in theory ve ardından gelen karşıtlık, kurumsal beklentiler ile gerçek performans arasındaki olası farkı vurgular. Devlet kurumlarından beklenen bir kapasite bildirilmektedir; kurumlara emir verilmemektedir.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to + be able to yapısıyla tamamlayın: According to the building plan, this safety door ____ unlock automatically during a power failure, but yesterday it stayed shut.
Cevabı göster
is supposed to be able to
hit the jackpot: beklenmedik büyük bir atılım
Hit the jackpot, kelime anlamıyla kumarda en büyük ödülü kazanmayı ifade eder. Burada mecazi anlamdadır: Araştırmacılar zaman zaman beklenmedik ölçüde değerli bir sonuç elde eder veya büyük bir atılım gerçekleştirir. Bu deyim, yalnızca succeed veya get lucky demekten daha güçlüdür. Para ya da kumar söz konusu olmasa bile, getirisi çok büyük olan nadir bir sonucu anlatır.
Alıştırma
Beklenmedik ölçüde büyük bir başarıyı anlatan ders deyimiyle cümleyi tamamlayın: After months of searching the archive, Maya finally ____: one letter answered every question.
Cevabı göster
hit the jackpot
was found dead in a Thai police cell
2:08istihbarat teşkilatlarının yerini tespit etmesinin ardından
after intelligence agencies discovered his whereabouts.
2:10bir Tayland polis hücresinde ölü bulundu.
He had been running a massive Dark Web marketplace Dilbilgisi
2:13AlphaBay adlı yeraltı web sitesinde uyuşturucu,
and other contraband on the underground website AlphaBay.
2:17devasa bir Karanlık Web pazarı işletiyordu.
had been running: daha sonraki bir geçmiş noktadan önce süren faaliyet
Had been running, past perfect continuous yapısı olan had been + fiil-ing biçimini kullanır. İşletme eylemini, yetkililerin onu bulması gibi daha sonraki bir geçmiş noktadan önce belirli bir süre devam etmiş bir faaliyet olarak sunar. Buradaki running, koşmak değil, pazarı yönetmek veya işletmek anlamındadır. Bu zaman, geçmişteki bir referans noktasından geriye bakar; faaliyetin günümüzde de sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
Daha sonraki bir geçmiş olaydan önceki süreyi vurgulamak için cümleyi run fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: By the time the café closed last year, Mina ____ it for a decade.
Cevabı göster
had been running
amassed a fortune: kademeli olarak büyük bir servet biriktirmek
Amassed a fortune, zaman içinde kademeli olarak çok büyük bir servet biriktirmek anlamına gelir. Amass, tek seferlik bir ödeme almaktan ziyade zamanla toplama sürecini ve sonunda ulaşılan büyük miktarı vurgular. Amass geçişli bir fiildir; bu nedenle a fortune onun doğrudan nesnesidir. In Bitcoin, servetin hangi biçimde tutulduğunu belirtir. Bu eş dizimin resmî tonu haber, biyografi ve iş dünyası anlatılarına uygundur.
Alıştırma
Derste geçen ve ‘kademeli olarak büyük bir servet biriktirdi’ anlamına gelen resmî eş dizimle cümleyi tamamlayın: Over several decades, the investor ____ through careful, long-term investments.
Cevabı göster
amassed a fortune
when the law finally caught up with him. Öbek fiiller
2:32elini karanlık kurabiye kavanozuna daldırmış bulunuyordu.
had his hand in the dark cookie jar ifadesindeki kelime oyunu
Bu, standart ve kalıplaşmış bir deyim değil, kasıtlı olarak yaratılmış bir suç metaforudur. “Bir şeye karışmak” anlamındaki have a hand in something ile “dürüst olmayan bir şey yaparken yakalanmak” anlamındaki be caught with one's hand in the cookie jar ifadelerini birleştirir. Burada dark, cookie jar imgesini karanlık ağı çağrıştıracak şekilde değiştirir. Birleşik imge, Cazes'in yasa dışı faaliyetlere katıldığını ve yakalanmasına yol açabilecek açıklar bıraktığını düşündürür; ortada gerçek bir kavanoz yoktur.
Alıştırma
Örnekte had his hand in the dark cookie jar neyi düşündürüyor?
- Tarayıcı cookie dosyalarını fiziksel bir kapta saklıyordu.
- İnternette biriyle karşılıklı olarak son gelişmeleri konuştu.
- Müfettişlerin ilgisiz bir suçu çözmesine yardım etti.
- Karanlık ağdaki suçlara karışmış ve yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.
Cevabı göster
Karanlık ağdaki suçlara karışmış ve yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.
caught up with him: gecikmiş sonuçlar
Burada catch up with someone, kaçınılan veya ertelenen bir şeyin sonunda kişiye ulaşıp onu etkilemesi anlamına gelir. The law, soruşturma ve tutuklama dâhil olmak üzere kolluk sistemini temsil eder; dolayısıyla cümle, hukuki sonuçların sonunda Cazes'e ulaştığını söyler. Bu anlam, fiziksel takip imgesinin genişletilmesidir: kişi bir süre önde kalıyor gibi görünebilir, ancak bir sorun, geçmişteki bir eylem veya onun sonucu eninde sonunda aradaki mesafeyi kapatır. Onunla buluşup haber alışverişinde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda etkilemeye başladı” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After years of ignoring the problem, the consequences finally ____ her.
Cevabı göster
caught up with
Rather than face extradition to a Western prison, Dilbilgisi
2:34Cazes, Batı'daki bir hapishaneye iade edilmekle yüzleşmek yerine,
Cazes chose to commit suicide in a Thai holding cell
2:37yerel polisler tarafından bulunduğu bir Tayland nezarethanesinde
Rather than face: seçilmeyen eylemle karşıtlık kurma
Rather than + to almayan yalın fiil, reddedilen veya kaçınılan bir eylemi belirtir. Buradaki face, yüzleşmek ya da bir durumu yaşamak anlamındadır: Cazes, Batı'daki bir hapishaneye iade edilmekle yüzleşmeyi seçmedi. İfade cümlenin başına geldiğinde, ana cümledeki eylemin hangi alternatife karşı anlaşılacağını önceden belirler: rather than do A, someone does B. Yalın fiilin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi ‘yerine’ anlamına gelen iki sözcüklü başlangıç ifadesiyle tamamlayın: ____ argue with the customer, Leo offered a refund.
Cevabı göster
Rather than
the faint of heart: kolayca korkan insanlar
The faint of heart, kolayca korkan, sarsılan veya bunalan insanları anlatan bir deyimdir. isn't for the faint of heart uyarısında, Dark Web'in bu tür insanlar için fazla rahatsız edici veya tehlikeli olabileceği söylenir. Faint burada gerçekten bayılmayı veya tıbbi bir kalp rahatsızlığını anlatmaz. İfade bir insan tipini tanımlar; not for the faint of heart kalıbının tamamı ise bir deneyimin cesaret veya dayanıklılık gerektirdiği uyarısını verir.
Alıştırma
Uyarıyı deyimle tamamlayın: This documentary contains graphic surgery footage, so it is not ____.
Cevabı göster
for the faint of heart
make a living: geçimini sağlamak
Make a living, genellikle bir iş, işletme veya başka bir sürekli faaliyet yoluyla kişinin geçimini sağlayacak parayı kazanması demektir. Buradaki living, hayatta olma eylemi değil, «geçim» anlamındaki bir isimdir. Bu cümlede ifade, bazı kişilerin o gizli çevrim içi dünyadan gelir elde ettiğini ve muhtemelen tehlikeli ya da yasa dışı faaliyetlerde bulunduğunu ima eder. Yaygın kullanımlar arasında make a living as a designer ve make a living by repairing bikes bulunur.
Alıştırma
«Kendini geçindirecek kadar para kazanmak» anlamındaki kalıbı tamamlayın: After years of training, Lena can finally make a ____ as a chef.
Cevabı göster
living
internetin karanlık kuytularına yolculuk
Take a trip down into, bundan sonraki açıklamayı bir yolculuk olarak sunar. Konuşmacı gerçek bir gezi önermiyor; down ve into, çevrim içi içerikler arasında soyut biçimde ilerlemeyi gizli bir yere doğru iniyormuş gibi hissettirir. The dark recesses of the internet, internetin belirsiz, görülmesi zor ve muhtemelen rahatsız edici kısımları demektir. Buradaki recesses, uzaktaki gizli derinlikleri ifade eder; böylece imgenin tamamı izleyiciyi normalde göz önünde olmayan içeriklerin keşfine hazırlar.
Alıştırma
"The report takes readers into the dark recesses of the industry," cümlesinde "dark recesses" neyi düşündürür?
- Sektörün gizli ve muhtemelen rahatsız edici kısımları
- Sektörün en popüler halka açık etkinlikleri
- Sektörün altında bulunan fiziksel odalar
Cevabı göster
Sektörün gizli ve muhtemelen rahatsız edici kısımları
and controlled animal products.
3:02ve kontrollü hayvansal ürünlerin yasadışı ticareti için bir mekandır.
and if you're thinking of taking a trip there,
3:12ve eğer oraya bir yolculuk yapmayı düşünüyorsanız,
Yaratıcı bir deyim olarak brush cyber shoulders with
Brush cyber shoulders with, brush shoulders with deyiminin teknoloji temalı ve eğlenceli bir yeniden yazımıdır. Burada insanlarla çevrim içi ortamda karşılaşmak veya kısa süreli temas kurmak anlamına gelir; shoulders mecaz olarak kalır, cyber ise teması dijital bir ortama taşır. İfade, planlanmış bir ilişkiden çok tesadüfi yakınlığı anlatır. Bu cümlede siteyi ziyaret etmenin kullanıcıyı toplumdan dışlanmış ya da suçla ilişkili gruplarla karşı karşıya getirebileceği konusunda uyarı yapar.
Alıştırma
"Players can brush virtual shoulders with celebrities inside the game," cümlesinde brush virtual shoulders with ne anlama gelir?
- Geçmek için ünlüleri fiziksel olarak itmeleri gerekir.
- Hemen ünlü olacaklardır.
- Sanal vücut parçaları tasarlayacaklardır.
- Dijital ortamda ünlülerle kısa süreli karşılaşabilirler.
Cevabı göster
Dijital ortamda ünlülerle kısa süreli karşılaşabilirler.
Anlatısal tersine dönüş için Just when ... another one pops up
Just when you think you've discovered ... konuşmacının olabilecek en kötü örneğe ulaştığı beklentisini kurar. Ana cümle olan another one pops up bu beklentiyi hemen tersine çevirir: başka bir internet sitesi aniden ortaya çıkar. Yeniden kullanılabilir kalıp Just when + beklenen son nokta veya iyileşme, + beklenmedik olay biçimindedir. Bilgiyi hazırlık ve ardından tersine dönüş olarak düzenler; another tekrarlanma anlamı katar, pops up ise yeni olayın ani hissedilmesini sağlar.
Alıştırma
Just when ... another ... tersine dönüş kalıbını tamamlayın: "____ we thought the last technical issue was fixed, ____ one popped up."
Cevabı göster
Just when · another
A 2014 study carried out by the University of Portsmouth Öbek fiiller
3:222014 yılında Portsmouth Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma
carried out by: araştırma dilinde kısaltılmış edilgen niteleyici
Burada carried out, yürütülmüş veya gerçekleştirilmiş anlamına gelir. Çalışmaya ne yapıldığını belirtir; bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımak anlamına gelmez. carried out by the University of Portsmouth ifadesi, which was carried out by the University of Portsmouth edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Carried out, study sözcüğünü niteler; by ise araştırmayı yürüten kuruluşu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için carry out ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: The safety checks were ____ by trained engineers.
Cevabı göster
carried out
Other brands of sick content include animal porn
3:29Diğer hastalıklı içerik türleri arasında hayvan pornosu
It is also a place for hackers to hang out. Öbek fiiller
3:35Burası aynı zamanda bilgisayar korsanlarının takıldığı bir yerdir.
hang out: bir yerde rahat biçimde zaman geçirmek
Burada hang out, çoğunlukla başka insanlarla rahat ve resmiyetten uzak biçimde zaman geçirmek anlamına gelir. Hang out edilen yer fiziksel veya çevrim içi olabilir; dolayısıyla cümle, bilgisayar korsanlarının bu çevrim içi alanda toplanmasını veya zaman geçirmesini anlatır. Hang out tek bir deyimsel fiil olarak çalışır; anlamı hang fiilinin gerçek anlamı değildir. Yaygın kalıplar hang out with someone ve hang out at/in a place şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede hang out, çevrim içi ortamda rahat ve sosyal biçimde zaman geçirmek anlamında kullanılmıştır?
- Leo hangs around the station because his train is delayed.
- Leo and his friends hang out in a group chat after school.
- Leo hangs his wet coat out to dry.
Cevabı göster
Leo and his friends hang out in a group chat after school.
In a strange twist of cyber fate: siber kaderin garip bir cilvesi
In a strange twist of cyber fate, ardından gelen durumu beklenmedik bir rol değişimi olarak sunar: çevrimiçi ortamda suçlu taraf olarak görülmesi beklenebilecek gruplar, bunun yerine dikkatlerini başka suçlulara yöneltir. Bilinen deyim a twist of fate’tir ve olayların öngörülemeyen bir şekilde değişmesi anlamına gelir. Cyber sözcüğünün eklenmesi temaya uygun bir kelime oyunudur; deyimi çevrimiçi ortama bağlar, ancak teknolojinin kaderi gerçekten değiştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede in a strange twist of cyber fate neyi gösteriyor?
- Grupların planlarını değiştiren teknik bir arıza
- Çevrimiçi ortamla bağlantılı beklenmedik bir tersine dönüş
- Tüm çevrimiçi grupların aynı şekilde davrandığının garantisi
Cevabı göster
Çevrimiçi ortamla bağlantılı beklenmedik bir tersine dönüş
Have been known to: belgelenmiş veya bildirilmiş davranışlar
Have been known to + fiilin yalın hâli, bir davranışı gözlemlenmiş veya bildirilmiş örnekleri bulunan bir durum olarak sunar. Burada bazı grupların zaman zaman başka grupları hedef aldığı ve ortaya çıkardığı belirtilir; bütün grupların bunu yaptığını ya da sürekli yaptığını ileri sürmez. Present perfect have been, önceki vakaları grupların bugünkü itibarıyla veya onlar hakkında şu anda bilinenlerle ilişkilendirir. Known to kanıtı veya itibarı anlatır; know how to ifadesindeki beceri anlamını taşımaz.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen temkinli present perfect yapısıyla raporu tamamlayın: This model ____ overheat during long charging sessions.
Cevabı göster
has been known to
polices itself: fiil olarak police
Burada polices, davranışları izlemek ve denetlemek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Itself dönüşlü zamiri, denetimin Dark Web'in içinden geldiğini ve yine aynı topluluğa yöneldiğini gösterir. in some instances ifadesi iddiayı belirli durumlarla sınırlar. Cümle, Dark Web'in tek bir resmî polis teşkilatına sahip olduğunu veya iç denetimin kapsamlı ve güvenilir olduğunu öne sürmez.
Alıştırma
police fiilini ve dönüşlü bir zamiri kullanarak cümleyi tamamlayın: The volunteer-run forum ____ by removing scam accounts.
Cevabı göster
polices itself
Other questionable content to be found on the Dark Web
3:53Karanlık Web'de bulunan diğer şüpheli içerikler
Whether A or B ... is open to conjecture yapısı
Whether ... or ... iki alternatifi bir isim cümleciği içine yerleştirir. Bu cümlecikte the sites öznesi offer ... ve are ... tarafından ortak kullanılır; ardından cümleciğin tamamı is open to conjecture yapısının dilbilgisel öznesi olur. Tek bir çözümlenmemiş sorunu temsil ettiği için ana fiil tekildir: is. Bu şekilde kullanılan whether cümleciğinde bildirme cümlesi dizilişi korunur: whether the sites offer denir, whether do the sites offer denmez. Open to conjecture, cevabın belirsiz olduğunu ve yalnızca tahmin yürütülebileceğini belirten resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Resmî alternatif yapısını tamamlayın: ____ the message was sent by mistake ____ as a warning is open to conjecture.
Cevabı göster
Whether · or
is open to conjecture: hâlâ varsayıma açık olmak
is open to conjecture ifadesindeki open, bir konunun kesinleşmediğini ve bu nedenle tahmine açık olduğunu; conjecture ise eksik kanıtlardan hareketle oluşturulan bir sonucu anlatır. Bu ifade, eldeki kanıtların kesin bir yanıtı desteklemediğini belirtir. Burada özne, whether A or B yan cümlesinin tamamıdır. whether A or B is open to conjecture kalıbı seçenekleri çözüme kavuşmamış olarak sunarken gerekçeli tahmine de yer bırakır; yalnızca nobody knows demekten daha analitik bir üsluba sahiptir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Whether the cause was human error or a software defect remains open to conjecture. Buradaki open to conjecture ne anlama geliyor?
- Araştırmacılar her türlü açıklamayı kabul etmeye istekli.
- Kanıtlar henüz kesin bir sonucu desteklemiyor.
- Olgular halka açık hâle getirildi.
Cevabı göster
Kanıtlar henüz kesin bir sonucu desteklemiyor.
Travel on the dark side is notoriously slow,
4:09Karanlık tarafta seyahat etmek bilindiği üzere yavaştır,
so don't be expecting a lightning-fast dark vacation in hell. Dilbilgisi
4:12bu yüzden cehennemde şimşek hızında bir karanlık tatil beklemeyin.
don't be expecting: beklentiyi düşüren gündelik uyarı
Don't be expecting, don't + be + -ing yapısıyla kurulan olumsuz bir emir cümlesidir. Hâlihazırda devam eden bir beklentiyi bildirmez; dinleyiciye, gelecekte olacaklar hakkında böyle bir beklenti oluşturmamasını veya sürdürmemesini söyler. Daha basit olan don't expect ile karşılaştırıldığında ilerleyen yapı, uyarıyı daha konuşma diline özgü kılar ve beklentinin süregelen bir zihinsel durum olmasına odaklanır. Bu cümlede beklentiyi düşürür; abartılı lightning-fast dark vacation in hell ifadesi de alaycı bir mizah katar.
Alıştırma
Gerçekçi olmayan bir beklentiyi düşüren, konuşma diline özgü olumsuz ilerleyen emirle cümleyi tamamlayın: The mountain road is icy, so ____ a quick drive home.
Cevabı göster
don't be expecting
With traffic bouncing through the computers of volunteer networks, Dilbilgisi
4:15Gönüllü ağların bilgisayarları arasında seken trafikle birlikte,
With traffic bouncing through: with + isim + -ing yapısı
With traffic bouncing through the computers of volunteer networks, with + isim + -ing biçimiyle kurulmuş bir arka plan ifadesidir. Traffic isimdir; bouncing ise ana cümledeki süreç devam ederken trafiği hareket halinde gösterir. Burada bouncing mecazidir: veriler ağdaki bir bilgisayardan diğerine aktarılmaktadır. Bu ifade önce devam eden aktarım yolunu arka plan olarak verir, ardından ana cümle trafiğe ne olduğunu açıklar: trafik şifrelenir ve proxy sunucuları üzerinden yönlendirilir.
Alıştırma
Arka plan ifadesini wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: With several fans ____ outside, the hall felt crowded.
Cevabı göster
waiting
meaning some pages will sit there haunting you
4:22bu da bazı sayfaların sonsuzluk gibi görünen bir süre boyunca
know that technically it's not that difficult to get there.
4:29oraya ulaşmanın teknik olarak o kadar da zor olmadığını bilin.
dip your toe in this murky pond: temkinli bir ilk deneme
Dip your toe in this murky pond, bilinen bir su imgesini genişletir. Dip your toe in, daha ileri gidip gitmemeye karar vermeden önce bir şeyi dikkatli ve küçük ölçekte denemek anlamına gelir; burada pond, karanlık ağı keşfetmeyi temsil eder. Murky ise bu alanın belirsiz, riskli veya rahatsız edici olduğu hissini ekler. Bu ifade onay değil, tereddüt ve temkin anlatır; ayrıca suyla ilgili gerçek bir talimat değildir. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp dip one's toe in/into + etkinlik, alan veya deneyim biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın çevrim içi ticareti dikkatli ve düşük bağlılıkla ilk kez denediğini gösterir?
- Lena dipped her toe into online trading with a practice account.
- Lena dived straight into online trading with all her savings.
- Lena stayed completely away from online trading.
Cevabı göster
Lena dipped her toe into online trading with a practice account.
Some users recommend putting a strip of tape over your webcam
4:35Bazı kullanıcılar internette gezinirken karanlık gözlerin sizi izlemesini önlemek için
to prevent dark eyes from watching you as you surf. Dilbilgisi
4:38web kameranızın üzerine bir şerit bant yapıştırmanızı tavsiye eder.
prevent dark eyes from watching you: prevent + nesne + from + -ing yapısı
Yapı prevent + nesne + from + -ing şeklindedir. Nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini veya bir değişime uğramasını engellemek anlamına gelir. Bu cümlede dark eyes ifadesi nesnedir ve from edatından sonra watching ulaç biçimi kullanılmalıdır. Dark eyes, gizlice izleyebilecek kişileri insanlaştırılmış bir imgeyle anlatır. Bu nedenle bant, onların web kamerası üzerinden sizi izlemesini engellemeye yönelik bir önlem olarak sunulur. Aynı yapı güvenlik, sağlık, teknoloji ve günlük tavsiyelerdeki önlemler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: A screen lock can prevent other people ____ your messages.
Cevabı göster
from reading
Komplo kültürü klişesi olarak A tinfoil hat
Popüler kültürde tinfoil hat, yani alüminyum folyo şapka; gözetlenme, komplolar veya zihin kontrolü konusunda aşırı korkuları olan kişilerle ilişkilendirilen bir klişedir. Bu imge gerçek bir koruyucu araçtan çok paranoyayı çağrıştırır. Burada also optional, saçma şapkayı web kamerasını bantla kapatma yönündeki daha gerçekçi önerinin yanına koyar. Bu karşıtlık kara mizah yaratır ve konuşanın gerçekten koruyucu bir başlık önermediğini, abartılı güvenlik kaygısıyla alay ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda "A tinfoil hat is also optional" esas olarak neyi gösterir?
- Gözetlenme ve komplo teorileriyle ilgili korkuları mizahi biçimde abartır.
- Web kamerasının metal altında daha iyi çalışacağı anlamına gelir.
- Web kamerasını güvence altına almak için bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem sunar.
Cevabı göster
Gözetlenme ve komplo teorileriyle ilgili korkuları mizahi biçimde abartır.
even more disturbing than the things we already mentioned.
4:48çok daha rahatsız edici bir şeyler keşfedebileceğiniz konusunda uyarılmış olun.
You could be one click away from something Kalıp ifadeler
4:51Dünya algınızı sonsuza dek değiştirecek
that will change your perception of the world forever.
4:52bir şeyden sadece bir tık uzakta olabilirsiniz.
Be one click away from: yalnızca bir tıklama uzakta olmak
Be one click away from ifadesinde one click, bir kişiyle internetteki bir şey arasında kalan tek adımı belirtir. be + mesafe veya adım + away from kalıbı, belirtilen mesafe ya da çabadan sonra bir şeye ulaşılabileceğini veya bir sonucun gerçekleşebileceğini anlatır; uzaklaşmak anlamına gelmez. Buradaki could olasılık bildirir: tek bir tıklama, kişiyi dünya görüşünü değiştirebilecek bir içerikle karşılaştırabilir; ancak her tıklamanın bunu yapacağı ileri sürülmez.
Alıştırma
Cümleyi one içeren dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety guide is ____ the home page.
Cevabı göster
one click away from
There is so much more that could be said about the Dark Web
4:55Karanlık Web hakkında söylenebilecek daha çok şey var
and if you want a more in-depth look into it, Kalıp ifadeler
4:58ve eğer ona daha derinlemesine bir bakış atmak isterseniz,
A more in-depth look into: daha derinlemesine bir inceleme
A more in-depth look into isim öbeğinde look, gözleri fiziksel olarak bir yerin içine yöneltme eylemini değil, inceleme veya araştırmayı ifade eder. In-depth bu incelemenin ayrıntılı olduğunu belirtir; into ise incelenen konuyu getirir. More karşılaştırma yapar: önerilen belgesel, daha önce sunulan kısa anlatımın ötesine geçen bir kaynak olarak gösterilir. Aktarılabilir kalıp a/an + sıfat + look into + konu biçimindedir ve take, provide, offer veya want gibi fiillerle sık kullanılır.
Alıştırma
Öneriyi “daha ayrıntılı bir inceleme” anlamındaki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For ____ the issue, read the full report.
Cevabı göster
a more in-depth look into
suggest listening to: suggest + -ing ve listen to
suggest listening to ifadesinde suggest fiilinden sonra -ing biçimindeki listening gelir. Bir etkinlik iyi bir fikir olarak önerilirken suggest + -ing kalıbı kullanılır. Bu yapı emir değil, öneri bildirir. Buradaki to, listen to fiil kalıbına aittir ve a documentary nesnesini getirir. suggest fiilinden sonra gelen bir mastar işareti değildir; bu yüzden suggest to listen to + noun değil, suggest listening to + noun yapısını koruyun.
Alıştırma
Öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: For a balanced overview, I ____ both interviews before choosing a side.
Cevabı göster
suggest listening to
Audible is offering our listeners a free audiobook
5:04Audible, dinleyicilerimize 30 günlük deneme üyeliği ile birlikte
so you can check out this book risk-free.
5:07böylece bu kitabı risksiz bir şekilde inceleyebilirsiniz.
Audiobooks are a great sidekick for summer activities
5:13Sesli kitaplar yaz aktiviteleri için harika birer yoldaştır;
and browse the unmatched selection of audio programs.
5:24ve sesli programların rakipsiz seçeneklerine göz atın.