IQ testlerinin karanlık tarihi - Stefan C. Dombrowski: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
754 kelime 135 kel/dk

Video özeti: Video, IQ testlerinin eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocukları belirlemek için geliştirilmesinden öjeni politikalarında ve psikiyatrik değerlendirmelerde kullanılmasına uzanan tarihini anlatıyor. Çevrenin etkisini gösteren bulguların zekâya ilişkin kalıtsalcı görüşleri nasıl sorgulattığını açıklıyor ve IQ testlerinin bazı akıl yürütme becerilerini ölçebilse de bir insanın potansiyelini tek bir puanla tanımlayamayacağı sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a battery of tests — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: battery sözcüğünün resmî bağlamda elektrik pili değil, birlikte uygulanan düzenli bir test grubu anlamına gelebileceğini öğrenin. Psikolojik değerlendirmeler, tıbbi incelemeler veya yapılandırılmış test programları konuşulurken bu alana özgü anlamı tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. were challenged on both moral and scientific grounds. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Edilgen biçimdeki challenge fiilinin on ... grounds ile birleşerek bir uygulama ya da iddianın hangi temellerde sorgulandığını nasıl belirttiğini görün. Bu yapı, özellikle akademik, etik ve politik tartışmalarda eleştirinin birden fazla gerekçeye dayandığını açıkça anlatmanızı sağlar. 3. does a good job of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir kişinin, yöntemin veya aracın belirli bir işlevi etkili biçimde yerine getirdiğini, ancak kusursuz ya da her amaç için geçerli olduğunu öne sürmeden değerlendirmek için bu doğal kalıbı kullanın. Burada belirli akıl yürütme becerilerini ölçmek ile kişinin bütün potansiyelini ölçmek arasındaki ayrımı kurar.

Bu derste

In 1905,

0:07

1905'te

psychologists Alfred Binet and Theodore Simon designed a test for children

0:08

psikologlar Alfred Binet ve Theodore Simon, çocuklar için bir test tasarladılar;

who were struggling in school in France. Notlar

0:13

Fransa'da okulda zorlanan çocuklar için.

Dilbilgisi

who were struggling in school: kişiyi belirleyen bir who ilgi cümleciği

Bu cümlede who were struggling in school, children sözcüğünü niteleyen belirleyici bir ilgi cümleciğidir. Testin hangi çocuklar için tasarlandığını belirtir. Who, children sözcüğüne gönderme yapar ve were struggling yapısının öznesidir; bir soru ya da ayrı bir ana cümle başlatmaz. Kişileri bir eylem, durum veya deneyim yoluyla belirlemek için who cümleciğini kişi bildiren bir ismin hemen arkasına getirin; people who need help buna örnektir. Grubu belirlemek için bu cümlecik gerekli olduğunda virgül kullanmayın.

Alıştırma

Çalışanları belirleyen en kısa who ilgi cümleciğiyle cümleyi tamamlayın: The workshop is for employees ____ new to the software.

Cevabı göster

who are

Kalıp ifadeler

struggling in school: akademik güçlük yaşamak

Bu cümlede struggling in school, okul çalışmalarında veya okulun beklentilerini karşılamada güçlük çekmek anlamına gelir. Struggle, zor bir durumla başa çıkmaya çalışmayı anlatır; burada fiziksel bir çatışmayı ifade etmez. Bu ifade, belirli bir dersin veya görevin adını vermek yerine öğrencinin yaşadığı güçlüklerin genel bir görünümünü sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için struggle in school ifadesini doğru biçime getirin: After several low grades, Mia realized she was ____.

Cevabı göster

struggling in school

Designed to determine which children required individualized attention, Notlar

0:16

Hangi çocukların bireyselleştirilmiş ilgiye ihtiyaç duyduğunu belirlemek için tasarlanan

Dilbilgisi

Designed to determine...: cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeği

Designed to determine... edilgen anlam taşıyan, cümle başındaki bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: test veya yöntem bir şeyi belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Buradaki designed yeni bir çekimli fiil değildir. Bu öbek amaçla ilgili arka plan bilgisini kısaltarak verir. Tam bir cümlede öbeğin örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki Designed to... öbeği ana cümlenin öznesini açıkça niteler?

  1. Designed to reduce waste, the new system reuses rainwater.
  2. Designed to reduce waste, the engineers installed the new system.
  3. Designed to reduce waste, rainwater is collected by the engineers.
Cevabı göster

Designed to reduce waste, the new system reuses rainwater.

Kalıp ifadeler

required individualized attention: bireyselleştirilmiş desteğe ihtiyaç duymak

Required individualized attention, her çocuğa göre uyarlanmış destek, yönlendirme veya bakımın gerekli olduğu anlamına gelir. Individualized, yardımın herkes için aynı olmadığını, kişinin ihtiyaçlarına göre uyarlandığını belirtir. Buradaki attention, çocuğun odaklanma becerisini değil, bir eğitimci veya bakım verenin çocuğa gösterdiği ilgiyi ve sunduğu desteği ifade eder. Required, require fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bu desteğin gerekli olduğunu resmî bir tonla belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle desteğin her kişinin ihtiyaçlarına göre uyarlanması gerektiğini belirtir?

  1. All patients receive exactly the same care during recovery.
  2. Some patients must concentrate carefully during recovery.
  3. Some patients require individualized attention during recovery.
Cevabı göster

Some patients require individualized attention during recovery.

their method formed the basis of the IQ test. Kalıp ifadeler

0:21

bu yöntemleri, IQ testinin temelini oluşturdu.

Kalıp ifadeler

formed the basis of: sonraki bir gelişmenin dayandığı temeli göstermek

Bu cümlede formed the basis of, bir şeyin başka bir şey için temel oluşturduğu anlamına gelir. Yöntem önce ortaya çıkmış, IQ testi ise daha sonra bu yöntemin fikirleri veya işlemleri üzerinden geliştirilmiştir. Kalıp A form(s)/formed the basis of B şeklindedir: A daha önce var olan temeldir, B ise onun üzerine kurulan şeydir. Buradaki basis mecazidir; bir nesnenin fiziksel alt kısmını anlatmaz.

Alıştırma

İfadeyi tamamlamak için form fiilinin geçmiş zamanını ve basis sözcüğünü kullanın: Her early experiments ____ the later discovery.

Cevabı göster

formed the basis of

Beginning in the late 19th century, Anlatım akışı

0:25

19. yüzyılın sonlarından başlayarak

Anlatım akışı

Beginning in the late 19th century: tarihsel bir başlangıç noktası belirlemek

Beginning in the late 19th century, giriş niteliğinde bir zaman çerçevesidir. Başlangıç noktasını ana bilgiden önce vererek okuyucunun tarihsel bir gelişmeyi kronolojik sırayla izlemesini sağlar. The late 19th century, 1800'lü yılların son dönemlerini ifade eder. Buradaki Beginning, Starting in ifadesine benzeyen bir giriş öbeğindeki -ing ortaçtır. Şimdiki zamanın hikâyesindeki ana fiil değildir. Bu öbekten ve virgülden sonra normalde bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Devam eden bir gelişmenin başlangıç noktasını belirtmek için Beginning in kullanın: ____ 2015, the library expanded its free classes each year.

Cevabı göster

Beginning in

researchers hypothesized that cognitive abilities like verbal reasoning, Kelime

0:28

araştırmacılar; sözel akıl yürütme,

working memory,

0:32

işleyen bellek

and visual spatial skills reflected an underlying general intelligence, Kelime

0:33

ve görsel-uzamsal beceriler gibi bilişsel yeteneklerin altında yatan genel bir zekayı,

or G factor. Kültür

0:38

yani G faktörünü yansıttığını varsaydılar.

Kelime

verbal reasoning, working memory ve visual spatial skills

Bunlar üç tür bilişsel yetinin adıdır. Verbal reasoning, dili anlama ve dilden sonuç çıkarma yetisidir. Working memory, bilgiyi kullanırken veya değiştirirken kısa süreliğine zihinde tutma yetisidir. Visual spatial skills, şekilleri, konumları, yönleri ve uzamsal ilişkileri anlama yetisidir. Cümlede like, bu üç isim öbeğini cognitive abilities örnekleri olarak tanıtır. Her öbeği tek ve bütün bir teknik terim olarak okuyun; visual spatial yalnızca “görülebilen alan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilişsel yeti terimlerini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Understanding an argument from its wording mainly uses visual spatial skills.
  2. Remembering directions while following them uses working memory.
  3. Judging how a rotated shape will fit mainly uses verbal reasoning.
Cevabı göster

Remembering directions while following them uses working memory.

Kelime

underlying general intelligence: altta yatan genel zekâ

Underlying general intelligence, araştırmacıların çeşitli bilişsel yetilerdeki performansı açıklamaya yardımcı olabileceğini varsaydığı ortak ve daha derin bir zihinsel faktör anlamına gelir. General intelligence, öne sürülen geniş kapsamlı faktördür; underlying ise bu faktörün doğrudan gözlemlenmediğini, söz konusu yetilerdeki örüntülerden çıkarıldığını gösterir. Burada underlying soyut anlamdadır: fiziksel olarak bir şeyin altında bulunmayı değil, “yüzeyin altında olan” veya “temel” bir şeyi ifade eder. Akademik açıklamalarda underlying factor, cause, mechanism veya pattern, görünür sonuçları açıklamak için kullanılan daha derin bir unsurdur.

Alıştırma

Underlying general intelligence ifadesindeki underlying ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak beynin altında bulunan bir zekâ
  2. gözlemlenen birkaç yetiden çıkarılan daha derin bir faktör
  3. yorum gerektirmeden doğrudan görülebilen tek bir yeti
Cevabı göster

gözlemlenen birkaç yetiden çıkarılan daha derin bir faktör

Kültür

G factor: genel zekâ yapısı

Bu cümlede or G factor, an underlying general intelligence ifadesini başka bir adla belirtir. G, general sözcüğünün kısaltmasıdır. Psikometride G faktörü, farklı bilişsel görevlerdeki performansın neden çoğu zaman birbiriyle ilişkili olduğunu açıklamak için önerilen ortak bir boyuttur. Belirli bir soru veya test biçimi değil, kuramsal bir yapıdır.

Alıştırma

Bu cümlede G factor ne anlama geliyor?

  1. Her zekâ testinde bulunan belirli bir soru
  2. Yalnızca görsel-uzamsal yetenek için verilen bir puan
  3. Farklı bilişsel görevlerdeki performansın arkasında bulunduğu öne sürülen genel bir boyut
Cevabı göster

Farklı bilişsel görevlerdeki performansın arkasında bulunduğu öne sürülen genel bir boyut

Simon and Binet designed a battery of tests to measure each of these abilities Kelime

0:40

Simon ve Binet, bu yeteneklerin her birini ölçmek için bir dizi test tasarladı

Kelime

a battery of tests: koordineli bir testler kümesi

a battery of tests ifadesinde battery, tek bir değerlendirme için seçilen ve birlikte kullanılan testler kümesi anlamına gelir. of bölümü, bu kümenin ne içerdiğini belirtir. Bu ifade çoğu zaman testlerin, planlı bir değerlendirmenin parçaları olarak birden fazla yeteneği veya ölçümü kapsadığını düşündürür. Elektrik pili anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi koordineli bir testler kümesini belirten resmî ifadeyle tamamlayın: The clinic used ____ to assess memory, attention, and language.

Cevabı göster

a battery of tests

and combined the results into a single score. Kalıp ifadeler

0:46

ve sonuçları tek bir puanda birleştirdi.

Kalıp ifadeler

sonuçları tek bir puanda birleştirmek

Burada combined the results into a single score, birbirinden ayrı birkaç test sonucunun tek bir genel puan oluşturacak şekilde birleştirildiğini anlatır. Kalıp combine A into B şeklindedir: A birleştirilen parçaları, B ise ortaya çıkan yeni sonucu belirtir. Into a single score sonuç tamamlayıcısıdır. Ayrı sonuçların neye dönüştüğünü gösterdiği için cümlenin tam anlamı açısından gereklidir.

Alıştırma

Sonuç kalıbını doğru edatla tamamlayın: The app combines five ratings ____ one overall score.

Cevabı göster

into

Questions were adjusted for each age group, Dilbilgisi

0:49

Sorular her yaş grubuna göre ayarlandı

Dilbilgisi

Sorular her yaş grubuna göre uyarlandı

Questions were adjusted, were + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan geçmiş zaman edilgenidir. Değişikliğe uğrayan questions ögesini öne çıkarır ve değişikliği yapan kişiyi veya kurumu belirtmez. For each age group, soruların her grubun ihtiyaçlarına veya düzeyine göre uyarlandığını anlatır. Yöntem ve süreç açıklamalarında bu yapı, işi kimin yaptığından çok ne yapıldığına odaklanır.

Alıştırma

Süreç açıklamasını adjust fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The reading materials ____ for each ability level.

Cevabı göster

were adjusted

and a child's score reflected how they performed relative to others their age. Kalıp ifadeler

0:52

ve bir çocuğun puanı, kendi yaşındaki diğer çocuklara göre nasıl bir performans gösterdiğini yansıtıyordu.

Kalıp ifadeler

relative to others their age: yaşıtlarla karşılaştırma

Bu cümlede relative to, karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan grubu belirtir. Others their age, çocukla aynı yaştaki diğer kişiler demektir; dolayısıyla puan, çocuğun yaşıtlarına kıyasla nasıl performans gösterdiğini anlatır. Buradaki relative, relative to edat öbeğinin parçasıdır; akraba anlamına gelmez. relative to + karşılaştırma grubu yapısı puan, sıralama, fiyat ve başka değerlendirmeleri yorumlarken kullanılabilir.

Alıştırma

Maya’nın okuma seviyesinin yaşıtlarına göre yüksek olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Her reading level is high relative with others her age.
  2. Her reading level is high relative to others her age.
  3. Her reading level is high related to others her age.
Cevabı göster

Her reading level is high relative to others her age.

Dividing someone's score by their age and multiplying the result by 100 Dilbilgisi

0:57

Birinin puanını yaşına bölüp sonucu 100 ile çarpmak,

yielded the intelligence quotient, Kültür

1:02

zeka bölümünü,

or IQ.

1:04

yani IQ'yu veriyordu.

Dilbilgisi

Dividing ... and multiplying ...: gerund öbeklerinden oluşan birleşik özne

Dividing... ve multiplying..., and ile bağlanan iki İngilizce gerund yani -ing öbeğidir. Birlikte birleşik özneyi oluştururlar; yielded ise ana fiildir. Başlangıçtaki sözcükler emir vermez, eylemleri bir yöntem olarak anlatır. Sıra ifadenin içine kurulmuştur: divide A by B, A’yı B’ye bölmek; multiply A by B ise A’yı B ile çarpmak demektir. Bir süreç ya da adımlar dizisi sonuç üreten unsur olarak sunulduğunda bu yapı sık kullanılır.

Alıştırma

İki hesaplama adımının özne olması için divide ve multiply fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: ____ the total by five and ____ the result by 100 gives the percentage.

Cevabı göster

Dividing · multiplying

Kültür

intelligence quotient, or IQ: or ile kısaltma tanıtma

Intelligence quotient resmî tam terimdir; IQ ise bunun kısaltmasıdır. Bu cümlede or, aynı kavramın başka bir adını tanıtır; iki seçenek sunmaz. Açıklayıcı metinlerde bir terim ilk kez tanıtılırken tam terim, or kısaltma kalıbı sık kullanılır. Daha sonra kısa biçim tek başına kullanılabilir. Quotient, bölme işleminin sonucunu belirten matematiksel bir sözcüktür. Burada intelligence quotient resmî adının bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi or ve artificial intelligence teriminin standart kısaltmasıyla tamamlayın: The device uses artificial intelligence, ____, to recognize speech.

Cevabı göster

or AI

Today, a score of 100 represents the average of a sample population, Kelime

1:06

Bugün 100 puan, örneklem popülasyonunun ortalamasını temsil ediyor,

Kelime

represents the average of a sample population: istatistiksel anlamı

Bu istatistiksel açıklamada represents, 'karşılık gelir' veya 'gösterir' anlamındadır. 100 puan ortalamayı belirten değer olarak kullanılır; bu, herkesin 100 puan aldığı anlamına gelmez. Ortalama, sample population denilen, sonuçları puanı belirlemek veya açıklamak için kullanılan referans grubundan hesaplanır. Burada population, istatistikte incelenen bir grubu ifade eder; bir ülkenin tüm nüfusu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda 'A score of 100 represents the average of a sample population' ne anlama gelir?

  1. Daha büyük population içindeki herkes 100 puan almıştır.
  2. 100 puan, referans grubundaki ortalamaya karşılık gelir.
  3. Puan, bir ülkede kaç kişinin yaşadığını bildirir.
Cevabı göster

100 puan, referans grubundaki ortalamaya karşılık gelir.

with 68% of the population scoring within 15 points of 100. Dilbilgisi

1:11

nüfusun %68'i 100'ün 15 puan altında veya üstünde bir puan alıyor.

Dilbilgisi

scoring within 15 points of 100: with + isim + -ing yapısı

Burada with ek bir durumu tanıtır: 68% of the population isim öbeğidir; scoring within 15 points of 100 ise bu grubun puanlarını açıklayan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Bu yapı, çekimli yükleme sahip yeni bir yan cümle başlatmak yerine ana cümleye istatistiksel bilgiyi kısa ve yoğun biçimde ekler. within 15 points of 100, 100'ün en fazla 15 puan altında veya üstünde olmak demektir; dolayısıyla aralık 85 ile 115'tir.

Alıştırma

Hangi cümle, puan dağılımını ek bilgi olarak vermek için with + isim + şimdiki zaman ortacını doğru kullanır?

  1. The class average was 80, with most students scored within five points of it.
  2. The class average was 80, with most students scoring within five points of it.
  3. The class average was 80, most students score within five points of it.
Cevabı göster

The class average was 80, with most students scoring within five points of it.

Simon and Binet thought the skills their test assessed would reflect general intelligence, Kalıp ifadeler

1:16

Simon ve Binet, testlerinin değerlendirdiği becerilerin genel zekayı yansıtacağını düşündüler,

Kalıp ifadeler

would reflect general intelligence: reflect fiilinin göstermek veya belirtmek anlamı

Bu cümlede reflect, ışığı veya bir görüntüyü geri yansıtmak değil, göstermek ya da belirtmek anlamındadır. Test edilen becerilerin genel zekâ denen soyut özellik hakkında kanıt sağlaması bekleniyordu. Would, sonucu geçmiş zamandaki thought fiilinin bakış açısından sunar: Simon ve Binet, becerilerin genel zekâyı yansıtacağını düşünüyordu. Cümle onların beklentisini aktarır; testin gerçekten bunu yaptığını doğrulamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede reflect, soyut bir durumu göstermek veya ortaya koymak anlamında kullanılmıştır?

  1. The calm lake may reflect the mountains at sunrise.
  2. The shield may deflect light away from the camera.
  3. The survey results may reflect changes in public opinion.
Cevabı göster

The survey results may reflect changes in public opinion.

but both then and now, Kalıp ifadeler

1:22

ancak o zaman da şimdi de

there's no single agreed-upon definition of general intelligence. Kalıp ifadeler

1:24

genel zekanın üzerinde anlaşmaya varılmış tek bir tanımı yoktur.

Kalıp ifadeler

both then and now: geçmişi ve bugünü birlikte kapsamak

Both then and now iki zaman göndermesini eşleştirir: then konuşulan geçmiş dönemi, now ise bugünü gösterir. Ardından gelen ifade her iki zamanda da geçerli olduğu için bu kalıp zaman içindeki sürekliliği vurgular. Bu ifade, both A and B bağıntılı yapısını kullanır. Burada A ve B zaman zarflarıdır ve bütün kalıp, ardından gelen cümlenin zaman çerçevesini belirler.

Alıştırma

Son cümleyi geçmiş dönemle bugünü eşleştiren dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: In 1995, the team used paper memos; today it uses chat apps. ____, clear communication is essential.

Cevabı göster

Both then and now

Kalıp ifadeler

there's no single agreed-upon definition: üzerinde uzlaşılmış tek bir standart yok

Bu yan cümle, ortak standart olarak kabul edilmiş tek bir tanım bulunmadığı anlamına gelir. Farklı tanımlar var olabilir; no single ifadenin kapsamını, bütün tanımların yokluğuna değil, üzerinde uzlaşılmış tek bir sürümün yokluğuna daraltır. agreed-upon, definition sözcüğünden önce gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. İlgili kişiler veya gruplar tarafından kabul edilmiş anlamına gelir ve yan cümlenin temel fiili değil, tek bir niteleyici olarak çalışır.

Alıştırma

Alternatiflerin var olduğunu ancak uzlaşma bulunmadığını göstermek için no single agreed-upon definition ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Researchers use several definitions, so there is no single agreed-upon definition.
  2. Researchers all use the same definition, so there is a single agreed-upon definition.
  3. Researchers have never tried to define the term, so there is no definition at all.
Cevabı göster

Researchers use several definitions, so there is no single agreed-upon definition.

And that left the door open for people to use the test Deyimler

1:29

Ve bu da insanların testi kendi zeka varsayımlarına

in service of their own preconceived assumptions about intelligence. Notlar

1:32

hizmet edecek şekilde kullanmasına kapı araladı.

Deyimler

left the door open for: bir olasılığa kapı aralamak

leave the door open for, bir durumun bir şeyin gerçekleşmesi için fırsat veya imkân yarattığını ya da bu imkânı koruduğunu anlatan bir mecazdır. Bu cümlede önceki bir boşluk, insanların testi zaten sahip oldukları düşünceleri desteklemek için kullanmalarını mümkün kılmıştır; gerçek bir kapıdan söz edilmez. Yapı leave the door open for + isim veya leave the door open for + kişi + to-infinitive biçimindedir. Olasılık tarafsız olabilir, ancak ifade çoğu zaman istenmeyen bir risk veya sonuca işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi, door sözcüğünü içeren ve 'bir şeye imkân yaratmak' anlamına gelen deyimle tamamlayın: A weak password can ____ unauthorized access.

Cevabı göster

leave the door open for

Kalıp ifadeler

in service of: bir amacı desteklemek

in service of, bir şeyin bir amacı desteklemek, ilerletmek veya gerçekleştirmeye yardımcı olmak için kullanıldığı anlamına gelir. Bu cümlede testin kullanılması, insanların zekâ hakkındaki önyargılı varsayımlarını destekler; dolayısıyla ifade, eleştirilen eylemin arkasındaki amacı ortaya çıkarır. İfade genellikle bir eylem, kaynak veya araçtan sonra gelir ve ardından hedefi adlandıran bir isim öbeği kullanılır: use X in service of Y. Burada hizmet sektöründe çalışmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, service sözcüğünü içeren ve 'bir amacı desteklemek' anlamına gelen resmî üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The city redesigned the park ____ greater accessibility.

Cevabı göster

in service of

Kelime

preconceived assumptions: kanıtlardan önce oluşmuş varsayımlar

Preconceived assumptions, ilgili olgular veya kanıtlar gerektiği gibi değerlendirilmeden önce oluşmuş inançlar ya da başlangıç kabulleridir. Preconceived sözcüğü eleştirel bir anlam katar: varsayımlar önce gelir ve daha sonraki kanıtların nasıl yorumlanacağını etkileyebilir. Bu cümlede ifade, zekâ hakkındaki fikirlerin önceden sabitlendiğini ve bir şeyin bu fikirleri tarafsızca sınamak yerine onları desteklemek için kullanıldığını düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede preconceived assumptions ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. tekrarlanan testlerle desteklenen sonuçlar
  2. kanıtlar gerektiği gibi değerlendirilmeden önce kabul edilen fikirler
  3. daha fazla kanıt toplanırken açık bırakılan sorular
Cevabı göster

kanıtlar gerektiği gibi değerlendirilmeden önce kabul edilen fikirler

What started as a way to identify those who needed academic help Dilbilgisi

1:37

Akademik yardıma ihtiyacı olanları tespit etmenin bir yolu olarak başlayan şey,

quickly became used to sort people in other ways, Kelime

1:42

kısa sürede insanları başka şekillerde sınıflandırmak için kullanılmaya başlandı;

Dilbilgisi

What started as... quickly became used...: amacın değişmesi

What started as a way to identify those who needed academic help bir isim cümleciğidir. Cümleciğin tamamı became fiilinin öznesidir ve what, ‘... olan şey’ anlamına gelir; dolayısıyla bu bir soru değildir. What started as X quickly became used to Y kalıbı amaç değişimini anlatır: bir şey X olarak başlar, ardından insanlar onu Y yapmak için kullanmaya başlar. Bu edilgen yapıda used to ifadesini fiilin yalın hâli izler ve geçmiş alışkanlığı değil, ‘o amaçla kullanılmayı’ belirtir. Quickly yeni kullanımın ne kadar kısa sürede ortaya çıktığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi What started as... quickly became used to... kalıbıyla tamamlayın: ____ a simple website ____ share emergency updates.

Cevabı göster

What started as · quickly became used to

Kelime

sort people: insanları bir ölçüte göre sınıflandırmak

Bu cümlede sort people, insanları belirli bir ölçüte göre sınıflandırmak veya ayırmak anlamına gelir. Buradaki sort, fiziksel nesneleri düzenlemek anlamında değildir. Eylemi yapan bir test, algoritma veya kurum olduğunda bu ifade, bir sistemin insanları fırsatlarını ya da gördükleri muameleyi etkileyen kategorilere yerleştirdiğini düşündürebilir. Other ways, kullanımın asıl amacın ötesine geçtiğini gösterir ve eleştirel bir okumayı destekler.

Alıştırma

Hangi cümlede sort, “insanları bir ölçüte göre sınıflandırmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hiring system sorts applicants according to their test scores.
  2. The assistant sorts the application forms by date.
  3. The applicants sort out the chairs before the interview.
Cevabı göster

The hiring system sorts applicants according to their test scores.

often in service of deeply flawed ideologies. Kalıp ifadeler

1:46

genellikle derinden kusurlu ideolojilerin hizmetinde.

Kalıp ifadeler

in service of deeply flawed ideologies: resmî ve güçlü eleştiri

In service of, “bir amacı desteklemeye veya ilerletmeye yardımcı olmak” anlamına gelir. Burada söz konusu uygulamaların, konuşanın ciddi biçimde kusurlu bulduğu ideolojileri, yani düzenli düşünce sistemlerini, çoğu zaman desteklediğini anlatır. Deeply, flawed sözcüğünün derecesini güçlendirir; dolayısıyla eleştiri, ideolojilerin yalnızca kusursuz olmadığını söylemekten çok daha serttir. İfadenin bütünü resmî ve güçlü biçimde eleştirel bir tona sahiptir.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün anlamını ve tonunu en iyi korur?

  1. Eylemler bazen birkaç kuruluşa rutin yardım sağladı.
  2. Eylemler, ciddi ölçüde kusurlu inanç sistemlerinin ilerlemesine çoğu zaman yardımcı oldu.
  3. Eylemler yalnızca küçük kusurları olan fikirleri çoğu zaman destekledi.
Cevabı göster

Eylemler, ciddi ölçüde kusurlu inanç sistemlerinin ilerlemesine çoğu zaman yardımcı oldu.

One of the first large-scale implementations occurred in the United States during World War I, Kelime

1:50

İlk büyük çaplı uygulamalardan biri Birinci Dünya Savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşti;

Kelime

first large-scale implementations: ilk büyük ölçekli uygulamalar

first large-scale implementations ifadesi, bir yöntem veya sistemin geniş bir nüfus ya da büyük bir kuruluş genelinde gerçekten kullanıldığı en eski örneklerden bazılarını anlatır. Buradaki implementations fikirleri veya planları değil, gerçek hayattaki uygulamaları ifade eder. one of the first + çoğul isim yapısı, bu örneği en eski örnekler arasına yerleştirir; bunun tek ya da mutlak anlamda ilk örnek olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede implementation, bir sistemi büyük ölçekte gerçekten kullanıma koymak anlamındadır?

  1. The nationwide implementation of the new system began in June.
  2. The nationwide development of the new system began in June.
  3. The nationwide discussion of the new system began in June.
Cevabı göster

The nationwide implementation of the new system began in June.

when the military used an IQ test to sort recruits Kelime

1:55

ordu, askerleri sınıflandırmak

and screen them for officer training.

1:59

ve onları subaylık eğitimi için elemeye tabi tutmak amacıyla bir IQ testi kullandığında.

Kelime

sort recruits and screen them for officer training: asker adaylarını sınıflandırmak ve değerlendirmek

Sort recruits, silahlı kuvvetlere yeni katılan kişileri sınav sonuçlarına dayalı gruplar gibi kategorilere ayırmak anlamına gelir. Screen them for officer training ise aynı asker adaylarını bu programa uygun veya katılmaya hak sahibi olup olmadıklarına karar vermek için değerlendirmek demektir; them, recruits sözcüğüne gönderme yapar. Paralel kullanılan iki fiil farklı eylemleri anlatır: sort “Hangi grup?” sorusunu, screen someone for something ise “Bu kişi gereklilikleri karşılıyor mu?” sorusunu yanıtlar. Burada screen, ekran anlamındaki isim değil, değerlendirmek veya kontrol etmek anlamındaki fiildir.

Alıştırma

Cümleyi sort ve screen fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The agency first ____ applicants by experience, then ____ them for security-sensitive jobs.

Cevabı göster

sorts · screens

At that time, many people believed in eugenics, Kültür

2:02

O dönemde birçok insan öjeniye inanıyordu;

Kültür

believed in eugenics: itibarını yitirmiş bir ideolojiyi benimsemek

Burada believe in, bir düşünceyi doğru ya da değerli kabul edip ilkelerini desteklemek demektir. Bu nedenle believed in eugenics, birçok kişinin terimi yalnızca bilmesi değil, öjeni ideolojisini benimsemesi anlamına gelir. Öjeni, arzu edilir diye etiketlenen özellikleri artırmak ve arzu edilmez diye etiketlenenleri azaltmak amacıyla insan üremesini kontrol etmeye çalışan, itibarını yitirmiş bir ideolojidir. Zorla kısırlaştırma da dâhil olmak üzere ayrımcı politikaları haklı göstermek için kullanılmıştır. Cümle tarihî bir inancı aktarmakta, onu onaylamamaktadır.

Alıştırma

Bu cümledeki believed in eugenics ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Tarafsız bir tıbbi test yapmışlardı.
  2. Yalnızca eugenics terimini duymuşlardı.
  3. Öjeni ideolojisini benimsemiş ve desteklemişlerdi.
Cevabı göster

Öjeni ideolojisini benimsemiş ve desteklemişlerdi.

the idea that desirable and undesirable genetic traits Kelime

2:05

bu, arzu edilen ve edilmeyen genetik özelliklerin

could and should be controlled in humans through selective breeding. Notlar

2:09

insanlarda seçici üreme yoluyla kontrol edilebileceği ve edilmesi gerektiği fikriydi.

Kelime

desirable and undesirable genetic traits: değer yargısı yüklü etiketler

İfade, genetik özellikleri kelimenin tam anlamıyla istenen veya istenmeyen olarak etiketler. Bu cümlede bu etiketler, bazı kalıtsal insan özelliklerinin teşvik edilmeye, diğerlerinin ise azaltılmaya değer olduğu yönündeki öjenik inancı ifade eder. Burada desirable ve undesirable, tarafsız bilimsel kategoriler değil, değer yargılarıdır. Cümle bu ideolojiyi aktarmakta; insan özelliklerinin bu şekilde sıralanmasını onaylamamaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede desirable ve undesirable, genetik özellikler hakkında ne ifade ediyor?

  1. Hangi özelliklerin sözde daha tercih edilir olduğuna dair değer yargılarını ifade ederler.
  2. Özelliklerin kolay ölçülüp ölçülemediğini gösterirler.
  3. Herkes tarafından kabul edilen tarafsız bilimsel kategorilerdir.
Cevabı göster

Hangi özelliklerin sözde daha tercih edilir olduğuna dair değer yargılarını ifade ederler.

Dilbilgisi

could and should be controlled: yapılabilirlikten yapılması gerekene

Could be controlled, bu genetik özelliklerin kontrol edilmesinin mümkün veya uygulanabilir olduğunu söyler. Should be controlled ise onları kontrol etmenin doğru ya da gerekli bir davranış olduğunu söyler. İki kiplik fiil, edilgen be controlled yapısını ortak kullanır. could ile should yan yana getirildiğinde ifade, “ne yapılabilir?” iddiasından “ne yapılmalıdır?” iddiasına geçer. İkinci iddia mantıken birinciden çıkmaz; bu nedenle iki anlamı tek bir “mümkün” anlamına indirgemeden korumak gerekir.

Alıştırma

Bu cümleye en uygun yorum hangisidir: The safety rules could and should be updated?

  1. Kurallar geçmişte güncellenmiştir, ancak değişiklik isteğe bağlıdır.
  2. Kuralların güncellenmesi mümkündür ve konuşan kişi bunun yapılması gerektiğini savunur.
  3. Kuralların güncellenmesi imkânsızdır, ancak konuşan kişi bunun zorunlu olduğunu söyler.
Cevabı göster

Kuralların güncellenmesi mümkündür ve konuşan kişi bunun yapılması gerektiğini savunur.

Kültür

selective breeding: kalıtsal özellikleri desteklemek için ebeveynleri seçmek

Selective breeding, belirli kalıtsal özelliklerin sonraki nesillerde daha yaygın hâle gelmesi amacıyla hangi canlıların üreyeceğinin bilinçli olarak seçilmesidir. Burada breeding, eğitim veya alıştırma değil, üreme anlamına gelir. Hayvanlar ve bitkiler için standart bir yetiştirme terimidir. İnsanlara uygulandığında öjeniyle yakından bağlantılıdır ve zorlama, ayrımcılık ve üreme hakları konusunda ciddi kaygılar doğurur.

Alıştırma

Selective breeding ne anlama gelir?

  1. üremeyi etkilemeden kalıtsal özellikleri gözlemlemek
  2. belirli kalıtsal özellikleri desteklemek için hangi bireylerin üreyeceğini bilinçli olarak seçmek
  3. seçilmiş bireyleri istenen bir davranışı öğrenene kadar eğitmek
Cevabı göster

belirli kalıtsal özellikleri desteklemek için hangi bireylerin üreyeceğini bilinçli olarak seçmek

There were many problems with this line of thinking, Deyimler

2:14

Bu düşünce tarzının pek çok sorunu vardı;

Deyimler

this line of thinking: bağlantılı bir akıl yürütme biçimi

line of thinking ifadesinde line mecaz anlamda kullanılır. İfade, bir sonuca götüren düşünce veya adımlar bütününü, yani bağlantılı bir akıl yürütme biçimini anlatır. Fiziksel bir çizgi anlamına gelmez. Burada this, daha önce ele alınan öjeniyle ilgili akıl yürütmeye gönderme yapar. there were problems with this line of thinking denmesi, bu akıl yürütmenin kusurlu olduğunu değerlendirir ve konuşmacının belirli sorunları sıralamasına zemin hazırlar.

Alıştırma

İngilizce 'This line of thinking ignores important evidence,' cümlesinde line of thinking ne anlama gelir?

  1. Bir yüzeye çizilmiş görünür bir çizgi
  2. Bağlantılı bir akıl yürütme biçimi
  3. Bekleyen insanların oluşturduğu sıra
Cevabı göster

Bağlantılı bir akıl yürütme biçimi

among them the idea that intelligence was not only fixed and inherited, Dilbilgisi

2:17

bunların arasında zekanın sadece sabit ve kalıtsal olduğu değil,

but also linked to a person's race.

2:21

aynı zamanda kişinin ırkıyla da bağlantılı olduğu fikri yer alıyordu.

Dilbilgisi

not only fixed and inherited, but also linked to: paralel bir ikinci noktayı ekleyip vurgulamak

Eşleşen not only...but also yapısı, iki paralel betimlemeyi birbirine bağlar ve ikincisine ek vurgu yapar. Burada iki bölüm de intelligence was ifadesini tamamlar: it was not only fixed and inherited, but also linked to a person's race. Bu iddialar the idea that... yapısının içinde yer aldığı için cümle, eleştirilen bir düşünceyi aktarmaktadır; iddiaların doğru olduğunu söylememektedir. Başka bağlamlarda da aynı yapıyı ikinci bir paralel özellik, eylem veya olgu eklemek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

not only...but also yapısını tamamlayın: The new library is ____ quiet ____ easy to reach.

Cevabı göster

not only · but also

Under the influence of eugenics, Kalıp ifadeler

2:24

Öjeni etkisi altında

scientists used the results of the military initiative to make erroneous claims Kalıp ifadeler

2:26

bilim insanları, ordunun girişiminden elde edilen sonuçları kullanarak,

Kalıp ifadeler

Under the influence of ...: bir eylemi şekillendiren etkiyi belirtme

Under the influence of eugenics, öjeni düşüncelerinin bilim insanlarının yaptıklarını etkilediği anlamına gelir. Bu ifade, eylemin arkasındaki etkiyi önce vermek için ana cümlenin önünde yer alır; buradaki under fiziksel bir konumu değil, mecazi bir ilişkiyi anlatır. Aktarılabilir kalıp under the influence of + kişi, fikir, kültür veya maddedir. Sonraki ögeyi önemli bir etki kaynağı olarak gösterir, ancak bunun tek neden olduğunu zorunlu olarak belirtmez.

Alıştırma

Mentorunun onu etkilediğini anlatan dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ her mentor, Maya began to question the old method.

Cevabı göster

Under the influence of

that certain racial groups were intellectually superior to others. Kelime

2:31

belirli ırksal grupların diğerlerinden entelektüel olarak daha üstün olduğuna dair hatalı iddialarda bulundular.

Kalıp ifadeler

make erroneous claims: yanlış olduğuna hükmedilen iddiaları dile getirme

Make erroneous claims, yanlış olan iddiaları dile getirmek veya ileri sürmek anlamına gelir. Make a claim yerleşik bir eşdizimdir; bu nedenle make burada fiziksel olarak bir şey yaratmak ya da üretmek demek değildir. Erroneous, gerçekler, veriler veya akıl yürütmedeki sorunlar nedeniyle iddiaların yanlış olduğunu belirten resmî bir sıfattır. Ardından gelen that-yan cümlesi iddianın içeriğini verebilir: make the claim that .... Bu cümledeki that certain racial groups ... bölümü, hatalı iddiaların tam olarak ne söylediğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle bir raporun birkaç yanlış iddia sunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. The report made several erroneous claims about the study's results.
  2. The report did several erroneous claims about the study's results.
  3. The report built several erroneous claims about the study's results.
Cevabı göster

The report made several erroneous claims about the study's results.

Kelime

intellectually superior to: resmî ve ayrımcı olabilecek bir sıralama

Intellectually superior to, “daha yüksek zihinsel yeteneğe sahip olmak” anlamına gelir. Intellectually karşılaştırılan alanın zihinsel yetenek olduğunu belirtirken superior to resmî bir sıralama kurar; superior sözcüğünden sonra than değil, to gelir. Buradaki ifade, çevresindeki anlatımın reddettiği yanlış bir ırksal hiyerarşiyi aktarıyor. Nesnel bir gerçek veya konuşanın desteklediği bir görüş olarak sunulmuyor. Bu yapı bütün grupları sıralamak için kullanıldığında ciddi bir ayrımcı anlam taşır.

Alıştırma

Bu cümlede intellectually superior to nasıl bir işlev görüyor?

  1. Belirli ırksal grupların diğerlerinden daha yüksek zihinsel yeteneğe sahip olduğu yönündeki ayrımcı bir iddiayı aktarır.
  2. Belirli grupların fiziksel olarak diğer grupların üstünde bulunduğunu söyler.
  3. Bütün grupların aynı eğitim olanaklarına sahip olduğunu tarafsız biçimde belirtir.
Cevabı göster

Belirli ırksal grupların diğerlerinden daha yüksek zihinsel yeteneğe sahip olduğu yönündeki ayrımcı bir iddiayı aktarır.

Without taking into account that many of the recruits tested Dilbilgisi

2:35

Teste tabi tutulan askerlerin birçoğunun

were new immigrants to the United States

2:39

Amerika Birleşik Devletleri'ne yeni göç etmiş,

who lacked formal education or English language exposure, Kelime

2:41

örgün eğitimden veya İngilizce diline maruz kalmaktan yoksun kişiler olduğunu hesaba katmadan,

Kelime

lacked formal education or English language exposure: örgün eğitimden veya İngilizceyle temastan yoksun olmak

Bu cümlede lacked formal education or English language exposure, göçmenlerin çok az örgün eğitim aldığını ya da İngilizceyi duyma, okuma veya kullanma fırsatlarının az olduğunu anlatır. Formal education düzenli okul eğitimini; English language exposure ise kişinin çevresinde İngilizceyle temas etmesini ifade eder, tanıtım veya medyada görünürlük anlamına gelmez. Lack burada geçişli bir fiildir; eksik olan şey doğrudan ardından gelir: lack education ve lack exposure. Fiil olan lack'ten sonra of eklenmez; of, a lack of something isim yapısında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi lack fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many rural schools ____ access to specialized equipment.

Cevabı göster

lack

they created an erroneous intelligence hierarchy of ethnic groups. Kelime

2:45

etnik grupların hatalı bir zeka hiyerarşisini yarattılar.

Dilbilgisi

Without taking into account that...: göz ardı edilen bir gerçeği sunmak

Without taking into account that..., “… olduğu gerçeğini hesaba katmadan” anlamına gelir. Without bir edattır; bu nedenle take, taking ulaç biçiminde kullanılır. Ardından gelen that yan cümlesi göz ardı edilen belirli gerçeği açıklar. İfade cümlenin başında kullanıldığında, önemli bilgiler dışarıda bırakıldığı için ana cümledeki sonucu veya eylemi kusurlu olarak çerçeveler. Böylece yöntemsel eksikliği ortaya çıkan sonuçtan önce sunar.

Alıştırma

Cümleyi “… olduğu gerçeğini hesaba katmadan” anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: The review reached a weak conclusion ____ several files were missing.

Cevabı göster

without taking into account that

Kelime

erroneous intelligence hierarchy of ethnic groups: etnik grupların hatalı zekâ hiyerarşisi

erroneous intelligence hierarchy of ethnic groups ifadesi, etnik grupları sözde farklı zekâ düzeylerine yerleştiren hatalı bir sistemi anlatır. Hierarchy yalnızca bir kategori kümesini değil, yüksekten düşüğe bir sıralamayı belirtir; erroneous ise bu sıralamanın yanlış olduğunu açıkça söyler. Bu cümlede söz konusu isim öbeği created fiilinin nesnesidir. Bu kullanım, sıralamanın insanlar tarafından oluşturulduğunu gösterirken erroneous, konuşmacının bunu geçerli bir gerçek olarak kabul etmek yerine reddettiğini belirtir.

Alıştırma

erroneous intelligence hierarchy of ethnic groups ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Etnik grup adlarının alfabetik sırada verildiği tarafsız bir liste.
  2. Etnik grupları sözde farklı zekâ düzeylerine yerleştiren hatalı bir sıralama.
  3. Etnik gruplar arasındaki doğal zekâ farklarının kanıtlanmış bir açıklaması.
Cevabı göster

Etnik grupları sözde farklı zekâ düzeylerine yerleştiren hatalı bir sıralama.

The intersection of eugenics and IQ testing Kalıp ifadeler

2:50

Öjeni ve IQ testinin kesişimi

Kalıp ifadeler

the intersection of eugenics and IQ testing: soyut bir kesişim alanı

Burada the intersection of eugenics and IQ testing, iki konunun birbiriyle bağlantı kurduğu ve birbirini etkilediği alan anlamına gelir. Intersection sözcüğü soyut anlamda kullanılmıştır; yolların kesiştiği fiziksel bir yeri anlatmaz. the intersection of X and Y kalıbı akademik ve toplumsal tartışmalarda sık kullanılır. İki alan, düşünce veya sistem etkileşime girdiğinde ne olduğunu ele alarak konuyu çerçeveler.

Alıştırma

'İki alanın buluştuğu ve birbirini etkilediği yer' anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The seminar examines ____ medicine and law.

Cevabı göster

the intersection of

influenced not only science, Dilbilgisi

2:53

sadece bilimi değil,

but policy as well.

2:55

aynı zamanda politikayı da etkiledi.

Dilbilgisi

not only science, but policy as well: kapsamı ikinci ögeye genişletme

not only science, but policy as well ifadesinde not only etkilenen ilk alanı sunar, but ... as well ise ikinci bir alan ekler. Böylece iddianın kapsamı genişler: etki hem bilime hem de politikalara ulaşmıştır. Science ve policy, influenced fiilinin nesneleridir; bu nedenle fiili tekrar etmeye gerek yoktur. Yeniden kullanılabilen verb + not only X but Y as well kalıbında X ve Y aynı dil bilgisel biçimde olmalıdır.

Alıştırma

not only ... but ... as well kalıbını tamamlayın: The new rule affects ____ large companies ____ small businesses ____.

Cevabı göster

not only · but · as well

In 1924,

2:57

1924'te

the state of Virginia created policy allowing for the forced sterilization of people with low IQ scores, Notlar

2:59

Virginia eyaleti, düşük IQ puanına sahip kişilerin zorla kısırlaştırılmasına izin veren bir politika oluşturdu;

Kalıp ifadeler

allowing for the forced sterilization: politikanın verdiği izin

Bu cümlede allowing for, ‘izin vermek veya bir şeyin gerçekleşmesini kurumsal olarak mümkün kılmak’ anlamındadır. -ing yan cümlesi policy sözcüğünü niteler ve politikanın hukuken ya da kurumsal olarak neyi mümkün kıldığını belirtir: zorla kısırlaştırmayı. Allow for, allow for delays örneğinde olduğu gibi ‘bir şeyi hesaba katmak’ anlamına da gelebilir. Ancak burada ardından politika tarafından izin verilen bir eylem gelir; bu nedenle o yorum cümlenin ciddi anlamını zayıflatır ve çarpıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede allow for, ‘bir eylemi izinli veya mümkün hâle getirmek’ anlamındadır?

  1. The schedule allows for unexpected delays.
  2. The permit allows for outdoor dining on weekends.
  3. The teacher allowed Maya to leave early.
Cevabı göster

The permit allows for outdoor dining on weekends.

Kültür

forced sterilization: özgür ve bilgilendirilmiş onayın olmaması

Forced sterilization, kişinin özgür ve bilgilendirilmiş onayı olmadan onu kalıcı olarak üreyemez hâle getirmeyi amaçlayan bir işlemin uygulanması, yani ‘zorla kısırlaştırma’ demektir. Forced, gerçek bir seçimin bulunmadığını gösterir; burada sterilization kişinin üreme kapasitesinin sona erdirilmesini ifade eder. Bu cümlede ifade, Virginia politikasının düşük IQ puanlarına göre sınıflandırılan kişiler üzerinde mümkün kıldığı zorlayıcı bir öjeni uygulamasını adlandırır. Bu, bedensel özerkliğin ve insan haklarının ciddi biçimde ihlalidir; ekipmanın sterilize edilmesi değildir.

Alıştırma

Bu tarihsel politika bağlamında forced sterilization ne anlama gelir?

  1. Bir kişiyi özgür ve bilgilendirilmiş onayı olmadan kalıcı olarak üreyemez hâle getirmek
  2. Bir kişinin zekâ testine girmesini zorunlu kılmak
  3. Mikropları gidermek için tıbbi ekipmanı dezenfekte etmek
Cevabı göster

Bir kişiyi özgür ve bilgilendirilmiş onayı olmadan kalıcı olarak üreyemez hâle getirmek

a decision the United States Supreme Court upheld. Kelime

3:06

bu, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi'nin de onadığı bir karardı.

Kelime

uphold a decision: kararı hukuken geçerli bırakmak

Hukuk bağlamında uphold a decision, bir mahkemenin kararı inceleyip geçerliliğini sürdürmesine izin vermesi anlamına gelir. Burada Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi önceki kararı bozmadı. Ad öbeğinin tam biçimi a decision (that) the United States Supreme Court upheld şeklindedir. İlgi zamiri that düşürülmüştür; a decision, upheld fiilinin nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi uphold fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the appeal, the court ____ the original ruling.

Cevabı göster

upheld

In Nazi Germany,

3:10

Nazi Almanyası'nda

the government authorized the murder of children based on low IQ. Kültür

3:12

hükümet, çocukların düşük IQ'ya dayalı olarak öldürülmesine onay verdi.

Kültür

authorized the murder ... based on low IQ: resmî onay ve kullanılan ölçüt

Authorized the murder, hükümetin resmî yetkisini kullanarak öldürme eylemini onaylaması ve buna izin vermesi anlamına gelir. Yetkililerin bunu yalnızca önerdiği, tartıştığı veya engelleyemediği anlamına gelmez. Based on low IQ, çocukların öldürülmek üzere hedef alınmasında kullanılan ayrımcı ölçütü belirtir. Nazi Almanyası hakkındaki bu cümlede ifade, kurumsal sorumluluğu devlete yükler ve test puanlarının ölümcül zulme dayanak yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the government authorized the murder ne anlama geliyor?

  1. Hükümet öldürme eylemine resmî onay verdi.
  2. Hükümet öldürme eylemini ancak sonradan öğrendi.
  3. Hükümet IQ testlerinin tartışılmasını önerdi.
Cevabı göster

Hükümet öldürme eylemine resmî onay verdi.

Following the Holocaust and the Civil Rights Movement, Kültür

3:17

Holokost'un ve Sivil Haklar Hareketi'nin ardından

the discriminatory uses of IQ tests

3:20

IQ testlerinin ayrımcı amaçlarla kullanılması,

were challenged on both moral and scientific grounds. Kalıp ifadeler

3:22

hem ahlaki hem de bilimsel gerekçelerle sorgulandı.

Kültür

Following the Holocaust and the Civil Rights Movement: zaman çerçevesini kuran bir ifade

Burada Following, “-den sonra” anlamına gelen bir edattır. Cümlenin başındaki ifade, IQ testlerinin ayrımcı kullanımlarına daha sonra yöneltilen itirazları iki büyük tarihsel gelişmenin sonrasına yerleştirir; fiziksel olarak birinin arkasından gitmek ya da ona eşlik etmek anlamına gelmez. Holokost, ırkçı ve öjenik ideolojinin yıkıcı sonuçlarını ortaya koyarken Sivil Haklar Hareketi de ırk ayrımcılığına ve eşitsiz kurumlara yönelik itirazları güçlendirdi. Bu, sonraki dönemde ahlaki ve bilimsel incelemenin neden arttığını anlamak için gereken asgari arka plandır.

Alıştırma

Başlangıçtaki ifadede Following hangi ilişkiyi anlatır?

  1. Her iki olayın bütün aşamaları boyunca
  2. Bu tarihsel olaylar ve toplumsal hareketlerden sonra
  3. Bu hareketlerdeki insanların fiziksel olarak arkasından giderken
Cevabı göster

Bu tarihsel olaylar ve toplumsal hareketlerden sonra

Kalıp ifadeler

were challenged on both moral and scientific grounds: itiraz için iki tür gerekçe

were challenged edilgen bir yapıdır: IQ testlerinin ayrımcı kullanımları itirazla karşılaşmış veya sorgulanmıştır. Buradaki challenge, bunların kabul edilebilirliğine ya da geçerliliğine karşı çıkmak anlamındadır. on ... grounds bir itirazın dayandığı gerekçeyi belirtir. both moral and scientific grounds, uygulamaların iki ayrı tür nedenle sorgulandığını gösterir: etik açıdan kabul edilebilir olup olmadıkları ve bilimsel açıdan sağlam olup olmadıkları. Burada grounds, toprak değil “nedenler” veya “gerekçeler” anlamındadır.

Alıştırma

on both ... grounds resmî kalıbını kullanarak, legal sözcüğünü önce ve ethical sözcüğünü sonra getirerek cümleyi tamamlayın: The policy was challenged ____.

Cevabı göster

on both legal and ethical grounds

Scientists began to gather evidence of environmental impacts on IQ. Notlar

3:26

Bilim insanları, çevrenin IQ üzerindeki etkilerine dair kanıtlar toplamaya başladı.

Kalıp ifadeler

began to gather evidence: kanıt toplamaya başlamak

Bu cümlede began to gather evidence, bilim insanlarının bir sonucu destekleyebilecek bilgileri toplamaya ve biriktirmeye başladığı anlamına gelir. Gather, insanları veya nesneleri bir araya getirmek anlamına gelebilir; ancak evidence ile kullanıldığında gözlemlerden, verilerden, deneylerden veya kaynaklardan yararlı materyal toplamak demektir. Bu ifade, kanıt oluşturma sürecinin başladığını gösterir; sonucun kesin olarak kanıtlandığını göstermez. evidence of + olgu yapısı, kanıtın neye işaret ettiğini veya neyle ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik hedef eşdizimle tamamlayın: The research team began to ____ from several independent studies.

Cevabı göster

gather evidence

Kelime

environmental impacts on IQ: çevresel koşulların IQ üzerindeki etkileri

Environmental impacts on IQ, çevre ve yaşam koşullarının IQ üzerinde yaratabileceği etkiler demektir. impact(s) on + isim yapısında on'dan sonraki isim etkilenen şeydir; dolayısıyla burada etkilenen IQ'dur. Bu araştırma bağlamında environmental geniş bir anlam taşır. Yalnızca kirliliği veya doğal çevreyi değil; eğitim, beslenme, sağlık hizmetleri, aile kaynakları ve diğer sosyal ya da gelişimsel koşulları da kapsayabilir.

Alıştırma

Cümlede environmental impacts on IQ ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca kirliliğin IQ üzerinde yarattığı etkiler
  2. IQ'nun doğal çevre üzerinde yarattığı etkiler
  3. Eğitim, beslenme, sağlık hizmetleri ve yaşam koşulları dâhil olmak üzere çevredeki koşulların IQ üzerindeki etkileri
Cevabı göster

Eğitim, beslenme, sağlık hizmetleri ve yaşam koşulları dâhil olmak üzere çevredeki koşulların IQ üzerindeki etkileri

For example,

3:31

Örneğin,

as IQ tests were periodically recalibrated over the 20th century, Dilbilgisi

3:32

IQ testleri 20. yüzyıl boyunca periyodik olarak yeniden kalibre edildikçe,

Dilbilgisi

as IQ tests were periodically recalibrated: as ile zaman arka planı kurma

Burada as, bir şey olurken ya da zaman içinde değişirken kullanılan bir zaman arka planı oluşturur. IQ testlerinin tekrar tekrar yeniden kalibre edilmesini ana cümlede anlatılan gelişmeyle ilişkilendirir. Bu bağlamda as sözcüğünü öncelikle because anlamında yorumlamak uygun değildir. Were periodically recalibrated edilgen yapıdadır. İnsanların testlerin puanlama ölçeklerini veya normlarını belirli aralıklarla ayarladığını anlatır. periodically, bunun sürekli değil zaman zaman gerçekleştiği anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekteki as sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Testleri benzer bir şeyle karşılaştırır.
  2. Yeniden kalibrasyonun sonraki sonucun açık nedeni olduğunu belirtir.
  3. Bir sürecin ilerlemekte olduğu zaman arka planını oluşturur.
Cevabı göster

Bir sürecin ilerlemekte olduğu zaman arka planını oluşturur.

new generations scored consistently higher Dilbilgisi

3:37

yeni nesiller eski testlerde

on old tests than each previous generation.

3:40

her önceki nesilden istikrarlı bir şekilde daha yüksek puanlar aldı.

Dilbilgisi

scored consistently higher on old tests than ...: test sonuçlarını karşılaştırma

score higher on a test than another group kalıbı, bir testte diğer gruptan daha yüksek puan almak anlamına gelir. Burada scored geçmiş zamandadır, on old tests kullanılan testleri belirtir ve than karşılaştırılan grubu tanıtır. Consistently, bu örüntünün yalnızca bir kez değil tekrar tekrar görüldüğünü anlatır. Each previous generation, yeni kuşaklardan önce gelen kuşakları ifade eder; aynı kişilerin daha önce girdiği bir testi ifade etmez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı geçmiş zamanlı score consistently higher on the test than kalıbıyla tamamlayın: For five years in a row, Group A ____ Group B.

Cevabı göster

scored consistently higher on the test than

This phenomenon,

3:43

Flynn etkisi olarak bilinen

known as the Flynn effect, Kültür

3:44

bu fenomen,

happened much too fast to be caused by inherited evolutionary traits. Dilbilgisi

3:46

kalıtsal evrimsel özelliklerden kaynaklanamayacak kadar hızlı gerçekleşti.

Kültür

known as the Flynn effect: yerleşik bir terimi tanıtmak

known as the Flynn effect, önceki isim öbeği olan this phenomenon için yerleşik adı veren indirgenmiş edilgen bir yan cümledir. which is known as the Flynn effect ile aynı anlamdadır. Virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir; dolayısıyla bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine tam kalır. Flynn etkisi, standartlaştırılmış zekâ testlerindeki ortalama puanların nesiller boyunca yükseldiğine ilişkin gözlemdir. Bu ifade, konuşmacının uydurduğu bir etiketi değil, psikometride kabul gören bir terimi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “adı verilen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The process, ____ photosynthesis, allows plants to use light.

Cevabı göster

known as

Dilbilgisi

much too fast to be caused by: bir nedeni elemek

too + sıfat/zarf + to-mastar yapısı, bir derecenin mastarın belirttiği sonucun mümkün olacağı sınırı aştığını anlatır. Burada too fast to be caused by inherited evolutionary traits, değişimin bu özelliklerle makul biçimde açıklanamayacak kadar hızlı gerçekleştiği anlamına gelir. To be caused edilgendir ve öne sürülen nedeni tanıtır. Much, too sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle much too fast yalnızca “çok hızlı” değil, “aşırı derecede hızlı” demektir. Hız, nedensel bir açıklamayı elemek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “X’in neden olamayacağı kadar hızlı” anlamına gelen yedi sözcüklü yapıyla tamamlayın: The wall cracked ____ normal settling.

Cevabı göster

much too fast to be caused by

Instead, the cause was likely environmental, Anlatım akışı

3:51

Bunun yerine, neden muhtemelen çevreseldi;

improved education, better healthcare, and better nutrition.

3:54

gelişmiş eğitim, daha iyi sağlık hizmetleri ve daha iyi beslenme.

Anlatım akışı

Instead, the cause was likely environmental: reddedilen açıklamanın yerine yenisini koymak

Instead, konuşanın önceki bir açıklamayı başka bir açıklamayla değiştirdiğini gösterir. Önceki düşünce, yani kalıtsal bir evrimsel neden olduğu fikri reddedilmiştir; bu yüzden cümle çevresel nedenleri daha olası alternatif olarak sunar. Cümlenin başındaki Instead, savı “önceki açıklama değil, bunun yerine bu açıklama” biçiminde düzenler. Yalnızca başka bir neden eklemez. likely, kesinlik yerine olasılık bildirerek iddiayı temkinli tutar.

Alıştırma

Hangi cümle bir açıklamayı reddedip ardından onun yerine başka bir açıklama getiriyor?

  1. The data were not lost because of user error. Similarly, a software bug caused the problem.
  2. The data were not lost because of user error. Instead, a software bug caused the problem.
  3. The data were not lost because of user error. In addition, a software bug caused the problem.
Cevabı göster

The data were not lost because of user error. Instead, a software bug caused the problem.

In the mid-20th century,

3:59

20. yüzyılın ortalarında

psychologists also attempted to use IQ tests to evaluate things other than general intelligence, Kalıp ifadeler

4:01

psikologlar, IQ testlerini genel zeka dışında şeyleri değerlendirmek için de kullanmaya çalıştılar;

particularly schizophrenia, depression, and other psychiatric conditions. Kelime

4:07

özellikle şizofreni, depresyon ve diğer psikiyatrik durumları.

Kalıp ifadeler

things other than general intelligence: bir kategoriyi hariç tutmak

things other than general intelligence ifadesinde other than, “bir kategorinin dışında olan veya o kategoriyi hariç tutan” anlamına gelir. İfade, genel zekâ olmayan şeyleri belirtir; başka bir genel zekâ türü anlamına gelmez. Kalıp isim + other than + hariç tutulan öğe veya kategori şeklindedir. Burada things geniş kapsamlı isimdir, general intelligence hariç tutulan kategoridir ve ardından gelen psikiyatrik durumlar bu kategorinin dışında kalanlara örnek verir.

Alıştırma

“Bu kategorinin dışında olan veya bu kategoriyi hariç tutan” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum displays works ____ paintings.

Cevabı göster

other than

Kelime

psychiatric conditions: resmî bir klinik terim

“Psychiatric conditions”, psikiyatri alanına giren sağlık durumlarını kapsayan resmî bir üst terimdir. Bu cümlede şizofreni ve depresyon bu kategoriye örnektir. “Psychiatric” anlamı klinik bağlamdaki ruh sağlığıyla sınırlar; “conditions” ise “diseases” sözcüğünden daha geniş kapsamlıdır. Bu ifade genellikle sıradan ve kısa süreli üzüntü ya da stres duygusunu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede “psychiatric conditions” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Psikiyatri alanındaki klinik açıdan önemli durumlar için kullanılan resmî bir terim
  2. Yalnızca fiziksel yaralanmalar için kullanılan bir terim
  3. Her türlü kısa süreli üzüntü veya stres duygusu için kullanılan gündelik bir terim
Cevabı göster

Psikiyatri alanındaki klinik açıdan önemli durumlar için kullanılan resmî bir terim

These diagnoses relied in part on the clinical judgment of the evaluators Notlar

4:13

Bu teşhisler kısmen değerlendiricilerin klinik yargılarına dayanıyordu

Kalıp ifadeler

relied in part on: kısmen dayanmak

“Relied in part on”, “kısmen dayanıyordu” anlamına gelir. Yapı, rely on + kişi, şey veya kaynak biçimindedir; in part ise dayanma derecesini sınırlar. Burada klinik yargı, tanıların dayanaklarından biriydi ancak tek dayanak olmak zorunda değildi. in part çıkarılırsa bağımlılık daha güçlü ve daha az dikkatli sınırlandırılmış gibi anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi “kısmen bağlıdır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The final grade ____ class participation; two written exams provide the rest.

Cevabı göster

relies in part on

Kelime

clinical judgment: bilgiye dayalı profesyonel klinik değerlendirme

Clinical judgment, klinisyenlerin veya eğitimli değerlendiricilerin belirtiler, sağlık geçmişi, gözlemler ve test sonuçları gibi vakaya ilişkin bilgileri kullanarak yaptığı, bilgiye dayalı profesyonel bir değerlendirmedir. Burada judgment, uzman değerlendirmesi anlamına gelir; mahkeme kararı veya gelişigüzel kişisel görüş anlamına gelmez. Cümle, tanıların yalnızca test puanlarına ya da sabit bir kurala değil, kısmen değerlendiricilerin profesyonel değerlendirmesine de dayandığını söylüyor.

Alıştırma

Bu cümlede clinical judgment ne anlama geliyor?

  1. Bir mahkemenin verdiği hukuki karar
  2. Eğitimli değerlendiricilerin yaptığı, bilgiye dayalı klinik değerlendirme
  3. Bir değerlendiricinin dayanaksız kişisel tercihi
Cevabı göster

Eğitimli değerlendiricilerin yaptığı, bilgiye dayalı klinik değerlendirme

and used a subset of the tests used to determine IQ, Kelime

4:17

ve IQ'yu belirlemek için kullanılan testlerin bir alt kümesini kullanıyordu;

a practice later research found does not yield clinically useful information. Kalıp ifadeler

4:22

bu, daha sonraki araştırmaların klinik olarak yararlı bilgi sağlamadığını bulduğu bir uygulamaydı.

Kelime

a subset of the tests: daha büyük bir kümenin parçası

A subset of the tests, daha büyük ve eksiksiz bir test kümesinden seçilen bazı testler anlamına gelir. Alt kümedeki her test asıl kümeye aittir; subset daha düşük kaliteli veya daha kolay bir test grubu demek değildir. of the tests bölümü, daha büyük kümenin hangisi olduğunu belirtir. Burada değerlendiriciler, IQ'yu belirlemek için kullanılan testlerin yalnızca bir kısmını kullanmıştır.

Alıştırma

a subset of the tests ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Tam kümedeki testlerin bazıları, ancak tümü olmak zorunda değil
  2. Her zaman daha kolay ve daha düşük kaliteli bir test grubu
  3. Tamamen ayrı bir test grubu
Cevabı göster

Tam kümedeki testlerin bazıları, ancak tümü olmak zorunda değil

Kalıp ifadeler

yield clinically useful information: yararlı bir sonuç üretmek

Bu cümlede yield, sonuç olarak üretmek veya sağlamak anlamına gelen resmî bir fiildir. İfade, daha sonraki araştırmaların bu uygulamanın klinik kararlar için yararlı bilgi üretmediğini gösterdiğini anlatır. yield sözcüğünden sonra information, evidence veya results gibi bir sonuç adı geldiğinde, o sonucu ortaya çıkarmak anlamında kullanılır. Bu anlam, boyun eğmek anlamındaki geçişsiz yield fiilinden ve üretilen miktar anlamındaki yield isminden farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi resmî sonuç fiili yield ile tamamlayın: The new test did not ____ reliable evidence.

Cevabı göster

yield

Today,

4:27

Bugün,

IQ tests employ many similar design elements and types of questions as the early tests, Kelime

4:28

IQ testleri ilk testlerle aynı tasarım öğelerini ve soru türlerini kullanıyor,

Kelime

employ design elements: employ fiilinin resmî kullanımı

Burada employ, kullanmak veya yararlanmak anlamına gelen resmî bir fiildir. IQ tests öznedir; design elements and types of questions ise testlerin kullandığı şeylerdir. İnsan işe almaktan söz edilmez. Nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Nesne bir yöntem, strateji, teknik veya tasarım ögesi gibi insan olmayan bir şeyse employ genellikle kullanmak anlamına gelir. Nesne bir kişi veya iş gücüyse genellikle işe almak veya iş vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede employ ne anlama gelir? The report employs three methods to check the data.

  1. kaldırır
  2. işçi olarak işe alır
  3. kullanır
Cevabı göster

kullanır

though we have better techniques for identifying potential bias in the test. Anlatım akışı

4:34

ancak testteki potansiyel önyargıyı belirlemek için daha iyi tekniklerimiz var.

Anlatım akışı

though we have better techniques: sınırlayıcı bir karşıt bilgi eklemek

Burada though, ana ifadeye ödünleyici bir karşıt bilgi ekler. Testler ilk testlerle hâlâ birçok ortak özellik taşır, ancak olası yanlılığı bulmaya yönelik modern yöntemler gelişmiştir. Though ile başlayan yan cümle, ilk bölümden çıkarılması gereken sonucu sınırlar: benzerlik olması hiçbir şeyin gelişmediği anlamına gelmez. Bu bölüm ana cümleyle mantıksal olarak bağlantılıdır; ilgisiz bir ek bilgi değildir.

Alıştırma

Cümledeki though yan cümlesi ne işe yarar?

  1. İlk ifadeyi sınırlandıran karşıt bir bilgi ekler.
  2. İlk ifadeyle ilgisi olmayan ayrı bir konu açar.
  3. IQ testlerinin ilk testlere neden benzediğini açıklar.
Cevabı göster

İlk ifadeyi sınırlandıran karşıt bir bilgi ekler.

They're no longer used to diagnose psychiatric conditions, Kalıp ifadeler

4:39

Artık psikiyatrik durumları teşhis etmek için kullanılmıyorlar,

Kalıp ifadeler

no longer used to diagnose: önceki bir kullanımın sona ermesi

No longer, bir durumun geçmişte geçerli olduğunu ancak artık geçerli olmadığını belirtir. Burada are ... used edilgen yapıdadır ve to diagnose amacı belirtir; dolayısıyla ifade, IQ testlerinin artık teşhis amacıyla kullanılmadığını söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be + no longer + used to + fiilin yalın hâlidir. Önceki kullanım amacı sona ermiş bir aracı, yöntemi veya uygulamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için no longer, use fiilinin edilgen biçimi ve diagnose kullanın: This outdated checklist is ____ patients.

Cevabı göster

no longer used to diagnose

but a similarly problematic practice using subtest scores Notlar

4:42

ancak alt test puanlarını kullanan benzer şekilde sorunlu bir uygulama

is still sometimes used to diagnose learning disabilities

4:46

birçok uzmanın tavsiyesine rağmen

Kelime

subtest scores: daha büyük bir testin bölümlerinden alınan puanlar

Subtest scores, daha büyük bir testin ayrı ve daha küçük bölümlerinden alınan puanlardır. sub- ön eki, her subtest ögesinin tam testin bir bileşeni olduğunu gösterir. Bunlar ana testin yerine geçen bir testin puanları değildir ve testin genel puanı ya da toplam puanı olmak zorunda da değildir. Bu cümlede ifade, teşhis uygulamasında kullanılan bölüm düzeyindeki puanları belirtir.

Alıştırma

Hangi açıklama subtest scores ifadesine en iyi karşılık gelir?

  1. Daha büyük bir testin ayrı bölümlerinden alınan puanlar
  2. Testin tamamını gösteren tek bir genel puan
  3. Ana testin yerine geçen bir testten alınan puanlar
Cevabı göster

Daha büyük bir testin ayrı bölümlerinden alınan puanlar

against the advice of many experts. Kalıp ifadeler

4:51

öğrenme güçlüklerini teşhis etmek için hala bazen kullanılmaktadır.

Anlatım akışı

a similarly problematic practice: yeni bir eleştiriyi önceki eleştiriye bağlamak

a similarly problematic practice ifadesinde similarly, bu uygulamayı daha önce ele alınan bir uygulamayla ilişkilendirir. Okura iki uygulamanın benzer bir açıdan sorunlu olduğunu anlatır; yalnızca uygulamanın nasıl gerçekleştirildiğini belirtmez. Bu ifade, önceki eleştiriyi yeni bir örneğe taşıyarak savın düzenlenmesine yardımcı olur. similarly, problematic gibi değerlendirme içeren bir sıfatı nitelediğinde şu soruları sorun: Neye benziyor ve hangi açıdan? Buradaki ortak yön, her ikisinin de sorunlu olmasıdır.

Alıştırma

a similarly problematic practice ifadesinde similarly nasıl bir işlev görür?

  1. Bu uygulamayı önceki bir uygulamayla ilişkilendirir ve ikisinin de benzer bir açıdan sorunlu olduğunu söyler.
  2. Uygulamanın önceki tartışmayla ilgisiz olduğunu belirtir.
  3. Uygulamanın her seferinde aynı biçimde gerçekleştirildiğini söyler.
Cevabı göster

Bu uygulamayı önceki bir uygulamayla ilişkilendirir ve ikisinin de benzer bir açıdan sorunlu olduğunu söyler.

Kalıp ifadeler

against the advice of many experts: uzmanların tavsiyesine aykırı davranmak

Bu cümlede against the advice of many experts, birçok uzman kullanılmamasını önerdiği hâlde uygulamanın hâlâ kullanıldığı anlamına gelir. Against, eylem ile tavsiye arasındaki çatışmayı gösterir. against the advice of + kişi veya grup yapısı, o kişinin ya da grubun tavsiye ettiğinin tersine hareket etmek demektir. Bu ifade is still sometimes used to diagnose bölümünü niteler; uzmanların birbirleriyle mücadele ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Doktorların tavsiyesine aykırı davrandığını belirten bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: She returned to training ____ her doctors.

Cevabı göster

against the advice of

Psychologists around the world still use IQ tests to identify intellectual disability, Kelime

4:53

Dünyanın dört bir yanındaki psikologlar hala zihinsel engeli belirlemek için IQ testleri kullanıyor

Kelime

intellectual disability: resmî bir tanı ve destek terimi

Intellectual disability; klinik, psikolojik, eğitimsel ve destek hizmetleri bağlamlarında kullanılan resmî bir terimdir. Gelişim döneminde başlayan, hem zihinsel işlevlerde hem de uyumsal davranışlarda belirgin sınırlılıkları ifade eder. Bu cümlede identify, profesyonel değerlendirmeyi anlatır. IQ testi zihinsel işlevler hakkında kanıt sağlayabilir, ancak tek bir düşük puan intellectual disability durumunu tek başına belirlemez. Bu terim kişinin değerini veya potansiyelini değil, bir durumu tanımlar.

Alıştırma

Hangi ifade intellectual disability terimini doğru ve saygılı biçimde kullanıyor?

  1. Intellectual disability, her türlü öğrenme güçlüğünün gayriresmî adıdır.
  2. Düşük test puanı alan herkesin intellectual disability durumu vardır.
  3. Intellectual disability, hem zihinsel işlevler hem de uyumsal davranışlar dikkate alınarak değerlendirilen resmî bir durumdur.
Cevabı göster

Intellectual disability, hem zihinsel işlevler hem de uyumsal davranışlar dikkate alınarak değerlendirilen resmî bir durumdur.

and the results can be used to determine appropriate educational support, Kelime

4:59

ve sonuçlar uygun eğitim desteğini,

job training, and assisted living.

5:03

mesleki eğitimi ve destekli yaşamı belirlemek için kullanılabilir.

Kelime

uygun eğitim desteği, mesleki eğitim ve destekli yaşam

Bu cümle, test sonuçlarının belirlenmesine yardımcı olabileceği üç pratik destek türünü resmî bir dille sıralar: kişinin ihtiyaçlarına uygun eğitim desteği, iş için eğitim ve destekli yaşam. Assisted living, bazı günlük faaliyetlerde yardım sağlarken kişinin belirli ölçüde bağımsız kalmasına olanak veren destekli bir konut veya bakım düzenlemesidir. Kelimesi kelimesine “hayatta kalmasına yardım edilmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede assisted living ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir destek hizmeti bulunmayan sıradan bir ev
  2. Bazı günlük faaliyetlerde yardım sağlayan destekli bir yaşam düzenlemesi
  3. Hayatta kalmayı öğreten kısa bir kurs
Cevabı göster

Bazı günlük faaliyetlerde yardım sağlayan destekli bir yaşam düzenlemesi

IQ test results have been used to justify horrific policies Dilbilgisi

5:06

IQ test sonuçları, korkunç politikaları

and scientifically baseless ideologies. Kelime

5:11

ve bilimsel dayanaktan yoksun ideolojileri haklı çıkarmak için kullanıldı.

Dilbilgisi

have been used to justify: haklı göstermek için kullanılmıştır

Have been used, present perfect'ın edilgen biçimidir: have + been + geçmiş zaman ortacı. İnsanların geçmişte bir veya daha fazla kez IQ testi sonuçlarını kullandığını belirtir ve bu geçmişi mevcut tartışmayla ilişkili tutar; tek başına kullanımın hâlâ devam ettiğini söylemez. To justify amacı belirtir: politikaları ve ideolojileri makul, kabul edilebilir veya doğruymuş gibi sunmak. Burada justify yalnızca “açıklamak” değil, “sözde geçerli bir gerekçe sağlamak” veya “meşrulaştırmak” anlamına gelir. Edilgen yapı, sonuçları kimin kullandığından çok nasıl kullanıldıklarına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Old statistics ____ unfair policies.

Cevabı göster

have been used to justify

Kelime

scientifically baseless ideologies: bilimsel temeli olmayan ideolojiler

scientifically baseless ideologies ifadesinde baseless, “sağlam bir temelden veya destekleyici kanıttan yoksun” anlamına gelir. Burada scientifically eleştirinin kapsamını daraltır: ideolojilerin geçerli bir bilimsel temeli yoktur. Bu ifade, söz konusu fikirleri destekleyen dayanaklar hakkında güçlü ve eleştirel bir değerlendirmedir. Buradaki base, fiziksel bir yer değil, bir iddianın dayanağıdır; bu nedenle baseless “üs binası ya da merkezi olmayan” demek değildir.

Alıştırma

Örnekteki scientifically baseless ideologies ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Fiziksel bir araştırma merkezi olmayan kuruluşlar
  2. Anlaşılması zor, ancak güçlü biçimde desteklenen bilimsel teoriler
  3. Bilimsel kanıttan veya geçerli bir bilimsel temelden yoksun düşünce sistemleri
Cevabı göster

Bilimsel kanıttan veya geçerli bir bilimsel temelden yoksun düşünce sistemleri

That doesn't mean the test itself is worthless. Anlatım akışı

5:14

Bu, testin kendisinin değersiz olduğu anlamına gelmez.

Anlatım akışı

That doesn't mean...: aşırı güçlü bir sonucu engellemek

That doesn't mean, konuşanın reddettiği bir sonucu ifade eder. Buradaki that, IQ testi sonuçlarının zararlı politikaları ve bilimsel temeli olmayan ideolojileri desteklemek için kullanılmış olduğu gerçeğine gönderme yapar; ancak bu geçmiş tek başına testin değersiz olduğunu kanıtlamaz. Başka durumlara aktarılabilecek akıl yürütme kalıbı A is true, but that doesn't mean B şeklindedir. A'yı kabul ederken B'nin aşırı güçlü bir çıkarım olarak sunulmasını engeller.

Alıştırma

Aşırı güçlü bir sonucu engelleyen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The sample is small, but ____ the study is useless.

Cevabı göster

that doesn't mean

In fact, Anlatım akışı

5:17

Aslında

Anlatım akışı

In fact: Önceki Söyleneni Düzeltme veya Güçlendirme

In fact bir söylem belirtecidir: Dinleyiciye sıradaki ifadenin olası bir izlenimi düzelteceğini, önceki bir iddiayı güçlendireceğini veya konuyu daha kesin biçimde anlatacağını bildirir. Bu bölümde anlatımı, bir teste yönelik genel bir eleştiriden testin neyi iyi ölçebildiğine ilişkin somut bir gerçeğe yöneltir. Bu nedenle boş bir dolgu sözü değil, bilgiyi düzenleyen bir işarettir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi ilk izlenimi düzeltmek veya güçlendirmek için In fact kullanıyor?

  1. The map looks simple. In fact, it contains several layers of detailed data.
  2. The map looks simple. In fact, the guide bought it yesterday.
  3. The map looks simple. In fact, fold it along the dotted line.
Cevabı göster

The map looks simple. In fact, it contains several layers of detailed data.

it does a good job of measuring the reasoning and problem-solving skills it sets out to. Notlar

5:18

ölçmeyi amaçladığı akıl yürütme ve problem çözme becerilerini ölçmede iyi bir iş çıkarıyor.

Kalıp ifadeler

does a good job of: Bir Görevin Ne Kadar İyi Yapıldığını Değerlendirmek

do a good job of + isim veya -ing biçimi, bir görevi etkili şekilde yerine getirmek anlamına gelir. Cümlede does a good job of measuring, testin belirtilen becerileri ne kadar iyi ölçtüğünü değerlendirir; bir işe sahip olmak veya ücretli bir işi tamamlamak anlamına gelmez. Burada of bir edattır, bu nedenle ardından isim-fiil görevindeki measuring gelir. Bu kalıp do/does/did a good job of doing something şeklinde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak do a good job of kalıbıyla ve do fiilinin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: This guide ____ explaining difficult terms in plain English.

Cevabı göster

does a good job of

Öbek fiiller

sets out to: fiilin düşürüldüğü amaç ifadesi

Set out to do something, “bir şeyi yapmayı amaçlamak veya o hedefle işe koyulmak” anlamına gelir. Burada IQ testi, ölçmeyi amaçladığı becerileri ölçmektedir. Cümle to ile biter çünkü tekrarlanan measure fiili düşürülmüştür; tam biçim the skills it sets out to measure şeklindedir. Eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa İngilizcede mastar işareti to bırakılıp arkasındaki fiil söylenmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın. Tekrarlanan measures fiili to sonrasında düşürülmüştür: The software measures exactly what it ____.

Cevabı göster

sets out to

But that isn't the same thing as measuring a person's potential. Notlar

5:23

Ancak bu, bir kişinin potansiyelini ölçmekle aynı şey değildir.

Kalıp ifadeler

isn't the same thing as: iki düşünceyi ayırmak

A isn't the same thing as B, A ile B'nin eş değer kabul edilmemesi gerektiğini anlatır. Bu cümlede belirli akıl yürütme ve problem çözme becerilerini ölçmek, bir kişinin genel potansiyelini ölçmekle aynı değildir. Bir etkinliği adlandırırken as sonrasında measuring a person's potential örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Bu ifade aşırı genellemeyi engeller ancak A ile B'nin tamamen ilgisiz olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi iki düşünceyi açıkça ayıran, bu dersteki beş kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Being busy ____ being productive.

Cevabı göster

isn't the same thing as

Kelime

a person's potential: mevcut sonuçlar değil, gelecekteki kapasite

A person's potential, bir kişinin gelecekte geliştirebileceği veya gerçekleştirebileceği yetenek ve olasılıkları ifade eder. Kişinin şu anda gösterebildiklerinden veya daha önce başardıklarından daha geniş bir alanı kapsar. Burada ifade, henüz tam olarak gerçekleşmemiş geniş bir kapasiteyi adlandırır. Bir test sonucu mevcut performans hakkında bilgi verebilir, ancak otomatik olarak bu potansiyelin eksiksiz bir ölçüsü sayılmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a person's potential ne anlama gelir?

  1. kişinin tek bir testteki mevcut sonucu
  2. kişinin gelecekte geliştirebileceği olasılıklar ve yetenekler
  3. kişinin daha önce elde ettiği her şey
Cevabı göster

kişinin gelecekte geliştirebileceği olasılıklar ve yetenekler

Though there are many complicated political, historical, scientific, and cultural issues wrapped up in IQ testing, Notlar

5:28

IQ testinde pek çok karmaşık politik, tarihi, bilimsel ve kültürel mesele yer alsa da

Deyimler

wrapped up in IQ testing: bir konuyla sıkı biçimde iç içe olan meseleler

Wrapped up in IQ testing, issues sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler: konuyla derinden bağlantılı ve ondan ayrılması zor meseleleri belirtir. Siyasi, tarihsel, bilimsel ve kültürel meseleler, IQ testleri hakkındaki daha geniş tartışmanın bir parçasıdır. Bu, fiziksel olarak paketlenme anlamına gelmeyen bir mecazdır. issues, questions veya concerns gibi soyut isimlerle kullanıldığında basit bir bağlantıdan çok karmaşık bir iç içe geçmişlik anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan mecazla cümleyi tamamlayın: Several legal and ethical issues are ____ the company's merger decision.

Cevabı göster

wrapped up in

more and more researchers agree on this point Kalıp ifadeler

5:36

giderek daha fazla araştırmacı bu noktada hemfikir oluyor

Kalıp ifadeler

more and more researchers: sürekli artan bir sayı

More and more + çoğul sayılabilen isim, bu kişi veya şeylerin sayısının zaman içinde arttığını belirtir. Burada more and more researchers, bu noktada hemfikir olan araştırmacıların sayısının giderek arttığını anlatır. More and more yapısını tekrarlanan tek bir karşılaştırma kalıbı olarak düşünün. more and more evidence örneğinde olduğu gibi sayılamayan bir isimden veya more and more important örneğindeki gibi artan dereceyi gösteren bir sıfattan önce de gelebilir.

Alıştırma

Sayının arttığını belirten tekrarlı karşılaştırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ families are using solar power.

Cevabı göster

More and more

and reject the notion that individuals can be categorized by a single numerical score. Notlar

5:38

ve bireylerin tek bir sayısal puanla kategorize edilebileceği fikrini reddediyor.

Dilbilgisi

Though there are...: ana noktadan önce gelen ödünleme

Though ile başlayan bölüm bir ödünleme yan cümlesidir. IQ testlerinin birçok karmaşık mesele içerdiğini kabul eder, ancak cümlenin ana sonucunu bildirmez. Virgülden sonra ana cümle more and more researchers agree ile başlar. Yeniden kullanılabilen kalıp Though A, B biçimindedir: A'nın doğru veya konuyla ilgili olduğu kabul edilirken konuşmacının asıl ileri sürmek istediği nokta B'dir.

Alıştırma

Bir zorluğu kabul ettikten sonra ana noktayı belirtmek için Though A, B kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Though the evidence is limited, the team found the result worth investigating.
  2. Though the evidence is limited, but the team found the result worth investigating.
  3. Though the evidence limited, the team finding the result worth investigating.
Cevabı göster

Though the evidence is limited, the team found the result worth investigating.

Kalıp ifadeler

reject the notion that: bir fikri resmî biçimde reddetmek

Reject the notion that..., that ile başlayan yan cümlede ifade edilen fikri kabul etmemek demektir. Bu cümlede reddedilen fikir, tek bir puanın bireyleri sınıflandırabileceğidir. Bu ifade yalnızca bir fikirden hoşlanmamayı göstermez; fikri, konuşanın geçerli kabul etmediği bir iddia olarak sunar. Açık bir karşı çıkış başlatmak için tekrar kullanılabilen bir kalıptır.

Alıştırma

Bir fikri kabul etmemeyi anlatan hedef resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The article ____ success depends only on talent.

Cevabı göster

rejects the notion that

Kelime

categorized by a single numerical score: sınıflandırma ölçütünü belirtmek

Be categorized by + criterion, söz konusu ölçüte göre sıralanmak veya sınıflandırılmak demektir. Burada by a single numerical score, bireyleri sınıflandırmak için kullanılan tek dayanağı belirtir; single, belirtilen dayanağın başka bilgi içermediğini vurgular. Edilgen yapı, odağı sınıflandırmayı yapan kişi veya sistem yerine sınıflandırılan bireylerde tutar. Cümlenin bütünü, tek puana dayalı bu yaklaşımı reddeder.

Alıştırma

Hangi cümle, başvuruları sınıflandırmak için aciliyet düzeyini ölçüt olarak gösterir?

  1. The applications are categorized by their level of urgency.
  2. The applications are categorized into three urgency groups.
  3. The applications are categorized as urgent.
Cevabı göster

The applications are categorized by their level of urgency.

Speaking of questionable testing practices, Anlatım akışı

5:46

Şüpheli test uygulamalarından bahsetmişken,

should we get rid of standardized testing altogether? Notlar

5:48

standartlaştırılmış testlerden tamamen kurtulmalı mıyız?

Anlatım akışı

Speaking of: ilgili bir konuya geçmek

Speaking of + bir isim öbeği, önceki fikrin konuşmacıya bu konuyu hatırlattığını gösterir. Az önce söylenen bir şeyi alır ve ilgili bir konuya geçiş için köprü olarak kullanır. Burada questionable testing practices, önceki tartışmayı standardized testing hakkındaki yeni bir soruya bağlar. Speaking of konuşmayı düzenler; kelimesi kelimesine birinin o anda konuştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Önceki konuşmacı az önce bir sınıf gezisinden söz etti. İlgili bir konuyu açmak için bu dersteki iki sözcüklü hedef geçişle cümleyi tamamlayın: ____ school trips, have you returned the permission form?

Cevabı göster

Speaking of

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak, ortadan kaldırmak veya sona erdirmek anlamına gelen üç sözcüklü kalıplaşmış bir ifadedir. Burada nesnesi standardized testing olduğundan, soru bu sınav sisteminin tamamen kaldırılıp kaldırılmaması gerektiğini sorar. Yapı get rid of + bir isim öbeğidir. Zamana veya dil bilgisine göre get değişir—got rid of, will get rid of, should get rid of—ancak nesneden önce rid of birlikte kalır.

Alıştırma

Cümleyi, istenmeyen dosyaları kaldırmak anlamına gelen bu dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these outdated files.

Cevabı göster

get rid of

Kelime

standardized testing: genel sınav sistemi

Standardized testing, sonuçların karşılaştırılabilmesi için sınavların tutarlı koşullarda uygulanması ve aynı kurallarla puanlanması uygulamasını ya da sistemini ifade eder. Burada testing, bir etkinliği belirten sayılamayan isimdir: soru tek bir sınavı değil, bütün uygulamayı kaldırmayı ele alır. Standardized, herkesin aynı puanı alması veya sınavın yalnızca sıradan olması anlamına gelmez. Uygulama ve puanlamanın standartlaştırılmış prosedürleri izlediğini belirtir. Altogether, get rid of ifadesini güçlendirerek bu uygulamanın bütünüyle kaldırılıp kaldırılmaması gerektiğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi tek tip sınavların genel sistemini belirten terimle tamamlayın: The report examines the effects of ____ on classroom teaching.

Cevabı göster

standardized testing

Find out what these tests actually measure with this video,

5:52

Bu testlerin aslında neyi ölçtüğünü bu videoyla öğrenin,

or learn more about the infamous and oft-misused Rorschach test with this video. Kültür

5:56

veya bu videoyla kötü şöhretli ve sıklıkla yanlış kullanılan Rorschach testi hakkında daha fazla bilgi edinin.

Kültür

infamous and oft-misused Rorschach test: kötü şöhret ve yanlış kullanım

Rorschach test, kişinin simetrik mürekkep lekesi görüntülerinde ne gördüğünü söylediği ve yanıtların daha sonra yorumlandığı, belirli bir adı olan psikolojik değerlendirmedir. Bu kısa arka plan, test sözcüğünün sıradan bir okul sınavını değil, belirli bir psikolojik değerlendirmeyi ifade ettiğini gösterir. Infamous yalnızca çok ünlü değil, olumsuz nedenlerle tanınmış demektir. Oft-misused, often misused ifadesinin daha kısa ve edebî biçimidir. Bu niteleyiciler birlikte eleştiri bildirir: test, kısmen insanların onu tartışmalı biçimlerde kullanması veya yorumlaması nedeniyle iyi bilinir.

Alıştırma

Infamous and oft-misused Rorschach test ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Rorschach testi, insanların sık sık başarısız olduğu sıradan bir okul sınavıdır.
  2. Rorschach testi, kısmen sık sık tartışmalı biçimlerde kullanıldığı veya yorumlandığı için iyi bilinir.
  3. Rorschach testi, yorumları her zaman kesin olduğu için büyük övgü görür.
Cevabı göster

Rorschach testi, kısmen sık sık tartışmalı biçimlerde kullanıldığı veya yorumlandığı için iyi bilinir.