Bluey Oteli | Tam Bölüm! | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ile Bingo, babalarıyla odayı toplarken bunu otel oyununa dönüştürür. Bluey bütün rolleri kendi belirleyince oyun durur; Bingo’nun da karar vermesine ve çılgın yastık olmasına izin verilince yeniden başlar. Sonunda annenin sözü, babanın temizliği bitirmediğini ortaya çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. All good. I got it covered. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu rahat yanıtın hem her şeyin yolunda olduğuna dair güvence verdiğini hem de yardıma gerek olmadığını nazikçe belirttiğini anlayın. Günlük durumlarda bir işin sorumluluğunu üstlenirken dostça bir sınır çizmek için kullanabilirsiniz. 2. You're bossing me around. — Phrasal Verbs: boss someone around ifadesinin yalnızca iş yerinde patron gibi davranmak değil, birine sürekli emir vermek veya yaptıklarını kontrol etmek olduğunu ayırt edin. Ortak bir etkinlikte size karar hakkı tanımayan birine doğrudan itiraz etmek için kullanabilirsiniz. 3. I thought you were going to clean the room. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: thought sözcüğünü izleyen geçmiş zamanlı yan cümlenin, gerçekleşen durumla uyuşmayan önceki bir beklentiye veya plana gönderme yaptığını öğrenin. Birisi yapacağını düşündüğünüz işi yapmadığında, bu kalıbı daha dolaylı ve daha az çatışmacı bir hatırlatma olarak kullanabilirsiniz.
Bu derste
then I'll give you a hand cleaning the room. Kalıp ifadeler
0:30sonra odayı temizlemene yardım ederim.
having a quick shower: have a quick shower kalıbı
Have a quick shower, kısa süren bir duş almak anlamına gelir. Örnekte have, şimdiki zaman yapısındadır: I'm having a quick shower. Britanya İngilizcesinde have a shower özellikle yaygındır. Quick, sürenin kısa olduğunu belirtir. Take a quick shower da doğaldır ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır; ancak fast shower alışılmış bir sözcük birlikteliği değildir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlamak için have, quick ve shower sözcüklerini kullanın: Before the train leaves, I'll ____.
Cevabı göster
have a quick shower
give you a hand: give someone a hand deyimi
Give someone a hand, birine yardım etmek anlamına gelen samimi ve konuşma diline özgü bir deyimdir. Burada I'll give you a hand bir yardım teklifidir; hand sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmaz. Yardım edilecek işi belirtmek için give you a hand with the boxes örneğindeki gibi with + isim ya da give you a hand cleaning the room örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılabilir.
Alıştırma
Give ve hand içeren hedef deyimle cümleyi tamamlayın: Those bags look heavy. Let me ____.
Cevabı göster
give you a hand
All good. I got it covered. — halledebileceğini söylemek
Burada “All good”, “Sorun yok” veya “Endişelenmeye gerek yok” anlamına gelir. Birinin endişesine ya da yardım teklifine yanıt verir; kelimesi kelimesine her şeyin iyi olduğunu bildirmez. “I got it covered”, “Bunu ben halledebilirim, dolayısıyla yardım etmene gerek yok” anlamına gelir. Bu cümlede got, konuyu konuşanın kontrolü altında olan bir durum olarak sunar. Bu şimdiki durum anlamı için, özenli veya uluslararası İngilizcede “I've got it covered” tam biçimi daha açıktır.
Alıştırma
Bu bağlamda “All good. I got it covered.” ne anlama gelir?
- Konuşanın başka birinden sorumluluğu üstlenmesini istediği anlamına gelir.
- Her nesnenin fiziksel olarak örtüldüğü anlamına gelir.
- Sorun olmadığı ve konuşanın konuyu kendisinin halledeceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Sorun olmadığı ve konuşanın konuyu kendisinin halledeceği anlamına gelir.
Did I get? — oyun bağlamında eksiltili soru
“Did I get?” eksiltili bir sorudur: get fiilinden sonra gelen nesne ya da sonuç söylenmez. Hızlı bir çocuk tahmin veya yakalama oyununda herkes eksik olan şeyi bilebilir; bu nedenle soru yaklaşık olarak “Doğru tahmin ettim mi?” ya da “Seni yakaladım mı?” anlamına gelebilir. Kesin anlamı yapılan hareket belirler. Ortak olarak görülen böyle bir hareket yoksa tam bir soru kullan: Doğru bir tahmin veya cevap için “Did I get it right?”, birini yakalama ya da ona dokunma için “Did I get you?” de.
Alıştırma
Bir oyuncu, ortak bir oyun hareketinin olmadığı sıradan bir testi bitirip “Did I get?” diye soruyor. Bu, cevabın doğru olup olmadığını sormanın açık ve standart bir yolu mudur?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
Let's + fiilin yalın hâli: Let's play hotels.
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin başkalarıyla birlikte bir şey yapmasını önermek için kullanılır. Bu cümlede play, birlikte yapılacak etkinliği başlatır. Buradaki play hotels, konuk veya otel çalışanıymış gibi yapılan bir otel rol oyununu anlatır. Gerçek bir otel işletmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Let's ve play kullanarak öneriyi tamamlayın: ____ a board game after lunch.
Cevabı göster
Let's play
have to + fiilin yalın hâli: you have to push the bell
Have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu belirtir. you have to push the bell ifadesinde push, have to sonrasında gelen yalın fiildir. Buradaki gereklilik otel rol oyununun kurallarından kaynaklanır: etkileşim devam etmeden önce zile basmak zorunlu bir adım sayılır. Have to yalnızca ciddi yükümlülükleri değil, oyunlardaki, talimatlardaki ve süreçlerdeki gerekli adımları da anlatabilir.
Alıştırma
'At this game station, you have to push the green button before you begin,' cümlesinde have to neyi gösterir?
- Düğmeye basmak yalnızca bir olasılıktır.
- Düğmeye basma eylemi geçmişte gerçekleşmiştir.
- Düğmeye basmak zorunlu bir adımdır.
Cevabı göster
Düğmeye basmak zorunlu bir adımdır.
might just fix: kesinleşmemiş, rahat bir plan
I might just fix... ifadesinde might, düzeltme işini bir olasılık ya da henüz kesinleşmemiş bir karar olarak sunar. Konuşan kişi bunu yapmayı düşünüyor, yapacağına söz vermiyor. Just, önerilen eylemi küçük, kolay veya o anda rahatça verilmiş bir karar gibi gösterir; burada “az önce” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp might just + fiilin yalın hâli şeklindedir ve bir şeyi yapmaya yönelik kesin olmayan bir fikri anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle müziğin sesini kısmayı kesin bir karar yerine, henüz kesinleşmemiş ve rahatça düşünülen bir fikir olarak sunar?
- I will definitely turn the music down.
- I turned the music down.
- I might just turn the music down.
Cevabı göster
I might just turn the music down.
Let's try again: yeniden denemeyi önermek
Let's try again, konuşan kişinin ve diğer insanların bir kez daha denemesini önermek için kullanılan yaygın bir ifadedir. Let's, let us anlamına gelir ve ardından yalın hâlde try fiili gelir; again ise bir kez daha demektir. Bu ifade iş birliğine açık ve cesaretlendirici duyulur. Bir oyun, alıştırma, konuşma veya cihazı çalıştırma işi planlandığı gibi gitmediğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Herkesi yeniden denemeye davet eden, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first attempt did not work. ____.
Cevabı göster
Let's try again
‘I'd like a room’ ile hizmet ortamında kibarca istekte bulunmak
I'd like, I would like ifadesinin kısaltmasıdır. Burada I'd like a room, konuşanın hangi hizmeti istediğini kibarca belirtir; genel olarak odaları sevdiği anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp I'd like + isim şeklindedir. Would, isteği I want ifadesine göre daha dolaylı yapar; please de ek bir nezaket işareti katar.
Alıştırma
Bu kibar otel isteğini I would like ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ a quiet room, please.
Cevabı göster
I'd like
‘This way, please’ ile birine kibarca yol göstermek
This way, please, birine gitmesi gereken yönü gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada this way, “gösterdiğim yönde” anlamına gelir; “bu yöntemle” anlamına gelmez. Durum, el hareketi veya konuşanın hareketi istenen eylemi açık hâle getirdiği için İngilizcede come ya da follow gibi bir fiil kullanılmayabilir. İfade, “Please come this way.” anlamında kısa ve kibar bir yönlendirme görevi görür.
Alıştırma
Bir görevli, misafirleri masalarına götürmek üzere. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?
- Please stay where you are.
- This way, please.
- Please choose this method.
Cevabı göster
This way, please.
so it's very important that I am not disturbed. Notlar
1:52bu yüzden rahatsız edilmemem çok önemli.
so it's very important that ...: bir nedeni önemli bir sonuca bağlamak
Bu cümlede so, az önce belirtilen durumun sonucunu gösterir. Konuşanın yapması gereken önemli bir iş vardır; bu nedenle sonraki koşul büyük önem taşır. Neden veya durum + so + it's (very) important that + yan cümle kalıbı, arka plan bilgisini bir gerekliliğe bağlar. that ile başlayan yan cümle, tam olarak neyin gerçekleşmesi gerektiğini belirtir; burada bu koşul I am not disturbed ifadesidir.
Alıştırma
Sonuç bölümünü tam olarak hedef kalıpla tamamlayın: The train leaves at six tomorrow, ____ everyone arrives on time.
Cevabı göster
so it's very important that
I am not disturbed: kesintiye uğramamayı anlatan edilgen yapı
I am not disturbed ifadesinde am + geçmiş zaman ortacı disturbed edilgen yapıyı oluşturur: I, eylemden etkilenen kişidir; kesintiye neden olan kişi veya şey belirtilmez. it's very important that ifadesinden sonra gelen yan cümle, yerine gelmesi gereken bir koşulu bildirir: kimse konuşan kişinin işini bölmemelidir. Burada disturbed, dinlenirken, çalışırken veya özel alana ihtiyaç duyarken rahatsız edilmek anlamındadır. Edilgen yapı, kesintiye kimin neden olabileceğine değil, korunması gereken duruma odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadede kullanılan disturb fiilinin tam olumsuz edilgen biçimiyle tamamlayın: Please make sure I ____ during the interview.
Cevabı göster
am not disturbed
of course: bir isteği gönüllü olarak kabul etmek
Bu yanıtta of course, makul bir isteği gönüllü olarak kabul eder. “Elbette, bunu yapabilirim” anlamına gelir; “bunu zaten herkes biliyor” anlamına gelmez. Kısa bir yanıt olarak hemen yardımcı olmaya hazır olunduğunu gösterir ve tek başına söylenen yes'ten daha güven verici gelebilir.
Alıştırma
Bir misafir “Could you bring another towel?” diye soruyor. Sıcak bir tonla verilen “Of course,” yanıtı ne anlatır?
- İsteği memnuniyetle kabul ediyorum.
- İsteği duymadım.
- Bu isteği yerine getirmek imkânsız.
Cevabı göster
İsteği memnuniyetle kabul ediyorum.
maybe too many computers and not enough beds. Dilbilgisi
2:09belki çok fazla bilgisayar var ve yeterli yatak yok.
too many ... and not enough ...: fazlalık ve yetersizliği karşılaştırmak
Too many + çoğul sayılabilen isim, istenenden veya yararlı olandan daha fazla şey bulunduğunu belirtir. Not enough + isim, miktarın ihtiyaç duyulan düzeyin altında olduğunu belirtir. And iki sorunu bir araya getirir: A fazlayken B yetersizdir. Dengesiz bir durumu anlatmak için too many A and not enough B kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Fazlalık ve yetersizlik kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: This office has ____ desks and ____ meeting rooms.
Cevabı göster
too many · not enough
Do you mind?: Rahatsızlığı belirterek durmasını istemek
Do you mind? tek başına kullanıldığında, kelime anlamıyla birinin itirazı olup olmadığını sorar. Ancak rahatsız edici veya sınırı aşan bir davranıştan sonra söylendiğinde, karşıdaki kişiden durmasını ya da daha düşünceli davranmasını isteyen dolaylı bir rica işlevi görür. Tarafsız bir evet-hayır cevabı istemek yerine sınır koyar. Hey, şikâyetten önce karşıdaki kişinin dikkatini çeker. Tam olarak hangi davranışın istenmediği durumdan anlaşılır; konuşanın ne kadar rahatsız olduğu ise ses tonundan belli olur.
Alıştırma
Bir yabancı sandalyenizi sürekli itiyor. “Hey, do you mind?” diyorsunuz. Ne yapıyorsunuz?
- Yabancıya devam etmesi için izin vermek.
- Rahatsızlık gösterip yabancıdan durmasını istemek.
- Yabancının hangi etkinliği tercih ettiğini sormak.
Cevabı göster
Rahatsızlık gösterip yabancıdan durmasını istemek.
This will do nicely: Uygun bir seçeneği kabul etmek
This will do nicely ifadesinde do, 'amaç için yeterli veya uygun olmak' anlamına gelir. Will do, mevcut ihtiyacı karşılayan bir seçeneği kabul etmenin yaygın bir yoludur; asıl vurgu gelecekte yapılacak bir eyleme değil, uygunluğa yöneliktir. Nicely, onayı daha sıcak ve olumlu hâle getirir: seçenek yalnızca güçlükle kabul edilebilir değil, oldukça uygundur.
Alıştırma
Ev sahibi size sessiz bir köşe masası öneriyor ve siz “This will do nicely.” diye cevap veriyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?
- Masa yardım almadan bir iş yapacaktır.
- Masayı kabul edip etmeyeceğinize henüz karar vermediniz.
- Masa ihtiyaçlarınıza çok uygundur.
Cevabı göster
Masa ihtiyaçlarınıza çok uygundur.
isn't very comfy: hafif ve gündelik bir şikâyet
Comfy, özellikle bedensel rahatlıktan söz ederken kullanılan, comfortable sözcüğüne göre daha gündelik bir seçenektir. Burada yastığın yeterince rahat hissettirmediğini anlatır. Not very + sıfat yapısı olumsuz bir görüşü çoğu zaman yumuşatır. Isn't very comfy hafif bir şikâyet gibi duyulur; yastığın son derece rahatsız edici olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sandalyeyle ilgili hafif ve gündelik bir şikâyet ifade eder?
- The chair isn't very comfy.
- The chair is extremely uncomfortable.
- The chair doesn't very comfort me.
Cevabı göster
The chair isn't very comfy.
See you in the morning, sir: nazik bir vedalaşma
See you + gelecekteki bir zaman, yaygın bir vedalaşma kalıbıdır. O zaman kişiyle yeniden görüşmeyi beklediğinizi anlatır; see burada birine bakma yönünde gerçek bir talimat değildir. Bu vedalaşmada in the morning bir sonraki sabahı ifade eder. Sir, bir erkeğe yönelik saygılı bir hitaptır ve ifadeye resmiyet ya da hizmet ortamına özgü bir nezaket katar.
Alıştırma
Bir sonraki görüşmenin sabah olacağını belirtmek için See you in + part of day kalıbıyla vedalaşmayı tamamlayın: Good night. ____, sir.
Cevabı göster
See you in the morning
please see that I am not disturbed until then. Ton ve niyet
2:46lütfen o zamana kadar rahatsız edilmememi sağlayın.
please see that...: Bir Sonucun Sağlanmasını İsteyen Resmî Rica
see that + yan cümle yapısında see, gözle “görmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” veya “gerekli düzenlemeyi üstlenmek” anlamına gelir. Edilgen I am not disturbed bölümü, dinleyenden konuşanın kimse tarafından rahatsız edilmemesini sağlamasını ister. until then bu düzenlemenin daha önce belirtilen zamana kadar sürmesini ifade eder. Aktarılabilir kalıp, birinden resmî biçimde bir sonucu sağlamasını istemek için Please see that + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Resmî ve geleneksel see that kalıbını tamamlayın: Please ____ the waiting room is kept quiet.
Cevabı göster
see that
won't be ... at all: Olumsuzluğu Güçlendirmek
not ... at all yapısında at all, olumsuzluğu “hiçbir şekilde değil” ya da “biraz bile değil” anlamında güçlendirir. Buradaki won't be crazy at all, won't be crazy ifadesinden daha güçlü bir reddetmedir. At all genellikle olumsuz yan cümlenin sonuna yakın gelir. Aktarılabilir kalıp özne + olumsuz fiil + niteleme + at all şeklindedir; örneğin The task isn't difficult at all.
Alıştırma
not ... at all kalıbını tamamlayın: The exam wasn't difficult ____.
Cevabı göster
at all
I am terribly sorry about this: güçlü ve saygılı bir özür
I am terribly sorry about this, belirli bir sorun için güçlü bir özürdür. Burada terribly, “çok” veya “son derece” anlamında dereceyi artırır; özrün kötü olduğu anlamına gelmez. About this, konuşulmakta olan sorunu gösterir. Cümlenin tamamındaki sir ise saygı ve resmiyet katar. Böylece konuşan kişi hem sorunu kabul etmeye hem de karşısındakini sakinleştirmeye çalışır.
Alıştırma
Cümledeki “I am terribly sorry about this” nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan kişi özrün kötü biçimde yapıldığını söylüyor.
- Konuşan kişi yalnızca sorunu anlatıyor ve hiçbir sorumluluk kabul etmiyor.
- Konuşan kişi sorun için güçlü ve saygılı biçimde özür diliyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi sorun için güçlü ve saygılı biçimde özür diliyor.
I should say so: eleştiri içeren güçlü onay
I should say so kalıplaşmış bir yanıttır; konuşanın bir şey söylemesi gerektiğini belirten gerçek anlamlı bir cümle değildir. Burada “Elbette” veya “Zaten böyle olması gerekir” gibi bir anlama gelir. Bir özre yanıt olarak kullanıldığında çoğu zaman eleştiri de taşır: Konuşan kişi özrün gerekli olduğunu kabul eder ve karşı tarafın açıkça üzgün olması gerektiğini ima eder. Well, yanıtı daha düşünüp tartan veya yargılayan bir tona sokabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız, “I'm sorry I sent the report to the wrong client.” diyor. Siz “I should say so.” diye yanıtlıyorsunuz. Ne ima ediyorsunuz?
- Bu özür açıkça gerekli ve ben hâlâ hatayı eleştiriyorum.
- Hiçbir yargı katmadan tarafsız ve dostça onaylıyorum.
- Herhangi bir hata olup olmadığından emin değilim.
Cevabı göster
Bu özür açıkça gerekli ve ben hâlâ hatayı eleştiriyorum.
It won't happen again: sorunun tekrarlanmasını önleme sözü
It won't happen again, az önce sözü edilen sorunun veya hatanın tekrarlanmayacağına dair kesin bir sözdür. It o olaya gönderme yapar, won't geleceği gösterir ve again tekrarlanma anlamı katar. Bir özürden sonra bu cümle yalnızca bir tahmin değildir; konuşanın sorumluluk aldığını ve sorunun yeniden yaşanmasını önlemeyi amaçladığını gösterir.
Alıştırma
Bir özürden sonra It won't happen again. genellikle hangi işlevi görür?
- Sorunun hâlâ devam ettiğini söyler.
- Sorunun daha önce yaşanıp yaşanmadığını sorar.
- Aynı sorunun tekrarlanmayacağına söz verir.
Cevabı göster
Aynı sorunun tekrarlanmayacağına söz verir.
please see that it doesn't: see that ve eksiltili doesn't
please see that it doesn't ifadesindeki see that, “bakmak” değil, “olmasını sağlamak” anlamına gelir. Konuşan kişi dinleyiciden belirli bir sonucu güvence altına almasını ister. Doesn't eksiltili kullanılmıştır: daha önce söylenen doesn't happen again ifadesinin yerini tutar. İngilizcede eksik eylem önceki cümleden açıkça anlaşılıyorsa tekrarlanan fiil öbeği çıkarılabilir.
Alıştırma
Yanıtı see that ve happen again tekrarını önleyen eksiltili biçimle tamamlayın: “I promise the fault won't happen again.” “Please ____.”
Cevabı göster
see that it doesn't
the middle of the night: gecenin bir yarısı
The middle of the night, çoğu insanın normalde uyuduğu çok geç bir gece saatini anlatan kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Tam olarak gece yarısını belirtmek zorunda değildir. Bu cümlede yalnızca zamanı bildirmez; durumun alışılmadık derecede geç veya uygunsuz bir saatte yaşandığını vurgular. Şikâyetlerde, uyarılarda ve anlatılarda da benzer şekilde kullanılır.
Alıştırma
Şikâyeti çok geç bir gece saatini anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Why are you calling me in ____?
Cevabı göster
the middle of the night
does sound pretty good: kulağa gerçekten oldukça iyi geliyor
Burada does, sound fiilinin yalın biçiminden önce gelen vurgulu bir yardımcı fiildir. Görüşe güç katar: konuşan kişi fikrin gerçekten çekici geldiğini kabul eder veya vurgular. Pretty burada derece bildiren bir zarftır ve oldukça anlamına gelir; bu nedenle pretty good, güzel bir şekilde iyi değil, oldukça iyi demektir. Vurgulu does sonrasında ana fiil yalın biçimde kalır: does sound denir, does sounds denmez. Sounds pretty good ile karşılaştırıldığında bu yapı genellikle fikir değişikliğini, bir noktayı kabul etmeyi veya şüpheye verilen yanıtı düşündürür.
Alıştırma
Yanıtı vurgulu does ve sound fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: I wasn't sure at first, but your plan ____.
Cevabı göster
does sound pretty good
As long as I'm up: mevcut bir durumu gerekçe olarak kullanmak
Bu cümlede As long as I'm up, I'm up durumunu zaten gerçek olan bir durum olarak sunar: konuşan kişi uyanıktır veya yataktan kalkmıştır. since I'm already up ifadesine yakındır; böylece bu durum, sonraki kararın gerekçesi olur. As long as çoğu zaman provided that, yani ‘şu koşulla ki’ anlamına gelir. Ancak burada bağlam, ifadenin görevini değiştirir. Zaten var olan bir durum ile might as well birleşerek ‘durum zaten böyle olduğuna göre sonraki eylem mantıklı’ düşüncesini oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede As long as I'm up ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi haberler yayınlanırken uyumaya devam etmeyi planlar.
- Konuşan kişi yalnızca daha sonra uyanırsa harekete geçecektir.
- Konuşan kişi zaten uyanıktır ve bu gerçeği gerekçe olarak kullanır.
Cevabı göster
Konuşan kişi zaten uyanıktır ve bu gerçeği gerekçe olarak kullanır.
I might as well watch: pratik bir seçim
I might as well watch, mevcut durum göz önüne alındığında haberleri izlemenin mantıklı veya uygun bir seçim olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi bu konuda özellikle heyecanlı değildir; düşünce daha çok ‘izlememek için iyi bir neden yok’ veya ‘o hâlde izleyeyim’ anlamına yakındır. Yapı, özne + might as well + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada might as well, karar vermeyi anlatan tek bir ifade olarak çalışır; bu yüzden might yalnızca izleme eyleminin belirsiz olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi might as well ve walk fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The last bus has gone, so we ____ home.
Cevabı göster
might as well walk
Try the TV again: bir cihazı yeniden denemek
Bu cümlede Try the TV, “televizyonu çalıştırmayı ya da kullanmayı dene” anlamına gelir. Televizyonu açmak gibi kesin eylem söylenmez, çünkü durumdan ne olduğu anlaşılır. Again, birinin daha önce bir kez denediğini ve şimdi yeniden denemesinin istendiğini gösterir.
Alıştırma
Televizyon ilk denemede açılmadı. “Try the TV again.” birinden ne yapmasını istiyor?
- Aynı programı baştan izlemek.
- Televizyonu yenisiyle değiştirmek.
- Televizyonu çalıştırmak için bir kez daha denemek.
Cevabı göster
Televizyonu çalıştırmak için bir kez daha denemek.
a wild storm kept banging people's heads into the bed. Dilbilgisi
4:07vahşi bir fırtına insanların kafasını sürekli yatağa vurdu.
Today on the news: haber yayını tarzında bir açılış
Today on the news, haber yayını tarzında bir giriş ifadesidir. Burada on the news, “bugünkü haber programının veya haber kapsamının bir parçası olarak” anlamına gelir ve virgülden sonraki sözler haber olarak sunulur. Bu ifadeyi başa koymak cümleyi bir haber anonsu gibi çerçeveler. Bu sahnede konuşanın sıradan bir hikâye anlatmak yerine haber sunucusunu taklit ettiğini gösterir.
Alıştırma
“Today on the news,” cümlenin başında hangi görevi görür?
- Haber tarzındaki yayının neleri ele alacağını tanıtır.
- İzleyicilere bugünkü haber programının iptal edildiğini söyler.
- Televizyonun ne zaman satın alındığını açıklar.
Cevabı göster
Haber tarzındaki yayının neleri ele alacağını tanıtır.
kept banging ... into ... ile tekrarlanan çarpmaları anlatmak
Kept banging, keep fiilinin geçmiş zamanını ve ardından fiilin -ing biçimini kullanarak çarpmanın sürdüğünü veya tekrarlandığını gösterir. Fırtınanın etkisini tek bir çarpma olarak değil, devam eden bir süreç olarak anlatır. bang someone's head into something yapısında someone's head hareket ettirilen bölümdür; sondaki ifade ise çarpılan yüzeyi belirtir. kept banging people's heads into the bed ifadesinin tamamı, fırtınanın yol açtığı güçlü ve tekrarlanan çarpmaları anlatır.
Alıştırma
Tekrarlanan çarpmaları anlatmak için keep + -ing ve bang A into B yapılarını kullanın: During the storm, the waves ____ the small boat ____ the dock.
Cevabı göster
kept banging · into
Konuya dönüş geçişi olarak back to the news
Back to the news eksiltili bir geçiş ifadesidir ve dikkatimizi yeniden haberlere çevirelim anlamına gelir. Bir kesinti veya yan konu sona erdiğinde konuşmacı, programın asıl konusunun yeniden başladığını belirtmek için bu ifadeyi kullanır. Burada back bilgi akışını düzenler; normalde fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp back to + konu veya görev şeklindedir; back to the lesson ve back to work buna örnektir.
Alıştırma
Gündeme dönmek için back to + konu yapısını kullanın: We have answered the side question. Now, ____.
Cevabı göster
back to the agenda
You're bossing me around: baskıcı emirlere karşı bir yakınma
Boss someone around, birine baskıcı bir tavırla sürekli ne yapması gerektiğini söylemek demektir. Around burada deyimsel fiilin bir parçasıdır; gerçek bir hareket yönünü anlatmaz. You're bossing me around. cümlesindeki şimdiki zaman, davranışın şu anda gerçekleştiğini veya içinde bulunulan dönemde tekrarlandığını gösterir. Konuşan kişi talimatları tarafsızca anlatmaz; karşısındaki kişinin fazla baskıcı olmasından yakınır.
Alıştırma
“She keeps bossing me around” ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Benden ara sıra kibarca yardım istiyor.
- Bana baskıcı bir tavırla sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyor.
- Yöneticisiyle birlikte ofiste dolaşıyor.
Cevabı göster
Bana baskıcı bir tavırla sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyor.
come back this instant: gecikmeye izin vermeyen sert bir emir
Come back this instant, “hemen geri dön” anlamına gelen bir emir cümlesidir. Come back emri ifade eder, this instant ise süreyi “tam şimdi” olarak güçlendirir: kişinin gecikmeden dönmesi beklenir. You öznesi söylenmez, ancak anlaşılır. Önce Slobberdobba adının söylenmesi kimin itaat etmesi gerektiğini belirtir. Please kullanılmamasıyla birlikte bu ifade sıradan bir rica değil, sert bir emir hâline gelir.
Alıştırma
Bir ebeveyn “Come back this instant!” diye bağırıyor. Ne demek istiyor?
- Kendisi için uygun olduğunda dönebilir.
- Hemen dönmesi gerekir; gecikme kabul edilmez.
- Kısa bir süre bekledikten sonra dönmelidir.
Cevabı göster
Hemen dönmesi gerekir; gecikme kabul edilmez.
Always people shouting at each other: there are ifadesinin düşürülmesi
Always people shouting at each other, konuşma diline özgü bir cümle parçasıdır. Tam biçimi There are always people shouting at each other. şeklindedir. There are kısmını düşürüp always sözcüğünü başa almak, özenle kurulmuş bir ifade sunmak yerine sürekli tekrarlanan izlenimi öne çıkarır. Bu kısa söyleyiş, hızlı ve biraz bıkkın bir yorum gibi duyulur.
Alıştırma
Bu cümle parçasını standart ve tam bir cümleye dönüştürün: ____ always people shouting at each other.
Cevabı göster
There are
got to get back to making ...: kesintiye uğrayan bir işe dönmek
Burada got to, "have to" veya "must", yani zorunluluk anlamındadır; get back to ise "ara verdikten sonra bir etkinliğe dönüp devam etmek" demektir. I got to get back to... bütünü, konuşanın arayı sonlandırıp görevine devam etmesi gerektiğini belirtir. Get back to making ifadesinde to bir edattır. Bu nedenle ardından fiilin yalın biçimi make değil, -ing biçimi making gelir. Make the bed, çarşaf ve örtüleri düzgün biçimde yerleştirerek yatağı toplamak demektir.
Alıştırma
Akşam yemeğini hazırlarken ara verdiniz. Cümleyi got to get back to + -ing kalıbıyla tamamlayın: I've ____ dinner.
Cevabı göster
got to get back to making
We've not finished hotels: şu anda hâlâ tamamlanmamış
We've not finished, present perfect yapısının olumsuz biçimidir: we've = we have ve ardından not + geçmiş zaman ortacı finished gelir. Daha önce başlayan bir etkinliği, şu anda hâlâ tamamlanmamış olmasıyla ilişkilendirir. Buradaki hotels, paylaşılan oyun bağlamından dolayı gerçek ve inşaatı sürmekte olan otel binaları olarak değil, etkinliğin adı veya teması olarak anlaşılır.
Alıştırma
We've not finished burada nasıl bir zaman ilişkisi anlatıyor?
- Etkinlik ilk kez daha sonra başlayacak.
- Etkinlik daha önce başladı ve şu anda hâlâ tamamlanmadı.
- Etkinlik, sona ermiş bir geçmiş zaman döneminde tamamlandı.
Cevabı göster
Etkinlik daha önce başladı ve şu anda hâlâ tamamlanmadı.
you better sort it out with Bingo: sorunu çözmeye yönelik güçlü bir öğüt
Sort it out, iki kişinin de bildiği bir sorunu, anlaşmazlığı veya karışıklığı çözmek anlamına gelir. it zamiri bu bilinen meseleyi belirtir ve sort ile out arasına gelir; with Bingo ise dinleyenin konuşması veya iş birliği yapması gereken kişiyi gösterir. You better, you'd better veya you had better ifadesinin günlük ve gayriresmî biçimidir. Güçlü bir öğüt verir ve dinleyen hiçbir şey yapmazsa sorun çıkabileceğini de ima edebilir.
Alıştırma
“Bilinen sorunu Lena'yla birlikte çözmek” anlamındaki derste geçen dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: You should ____ Lena before tomorrow's meeting.
Cevabı göster
sort it out with
You have to let her make some decisions, Ton ve niyet
5:00Onun da bazı kararlar almasına izin vermelisin,
You have to let her make some decisions: have to + let + nesne + fiilin yalın hâli
Bu cümlede have to, kararları paylaşmayı sıradan bir öneri olarak değil, gerekli bir davranış olarak sunar. Konuşan kişi, adil olmak için ona da biraz karar hakkı verilmesi gerektiğini dinleyene söylüyor. Let, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: let her make denir, let her to make denmez. Make a decision, ne yapılacağını seçmeyi anlatan yaygın bir kalıptır. Some ise sayıyı belirtmez ve her şeye onun karar vermesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni cümleyi have to + let + Sam + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: To make the plan fair, you ____ choose one activity.
Cevabı göster
have to let Sam
You have to keep playing or Dad will stop playing. Dilbilgisi
5:08Oynamaya devam etmelisin yoksa Baba da oynamayı bırakacak.
You have to ... or ... will ...: or ile “aksi takdirde” anlamı
Burada or, eşit iki seçenek sunmaz. “Aksi takdirde” anlamına gelir: İlk yan cümle dinleyenin ne yapması gerektiğini, ikinci yan cümle ise bu eylem yapılmazsa ortaya çıkacak sonucu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp You have to do A, or B will happen biçimindedir. Bu yapı bir if not koşulunu kısaltır: If you do not keep playing, Dad will stop playing.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “aksi takdirde” anlamına gelen tek sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Back up your files, ____ you may lose them.
Cevabı göster
or
I'll do anything: yalvarırken sunulan büyük bir taviz
Bu yalvarışta I'll do anything, konuşanın istediği sonuca ulaşmak için çok büyük bir taviz vermeye hazır olduğu anlamına gelir. I'll do biçimi bir teklif ya da söz sunarken anything, teklifi özellikle sınırsızmış gibi gösterir. Buradaki anything genellikle tamamen gerçek anlamlı olmaktan çok vurgu amaçlıdır. Cümle, mümkün olan her işi yapmaya yönelik dikkatle tanımlanmış bir söz değil, aciliyet ya da çaresizlik anlatır.
Alıştırma
Duygusal bir yalvarışta “I'll do anything” en çok ne anlatır?
- Konuşan, istediği sonucu elde etmek için güçlü ve kasıtlı olarak geniş bir teklifte bulunuyor.
- Konuşan, mümkün olan her görevi zaten tamamlamış.
- Konuşan, herhangi bir taviz vermeyi reddediyor.
Cevabı göster
Konuşan, istediği sonucu elde etmek için güçlü ve kasıtlı olarak geniş bir teklifte bulunuyor.
But I wanna be...: kendi seçimini korumak
Burada cümle başındaki But, diğer kişinin fikrini yalnızca reddetmez. Konuşanın çekincesine geçiş yapar: konuşan etkinliğe katılabilir ama ne olacağını seçmekte yine de ısrar eder. But I want/wanna... kalıbı, farklı bir isteği sunmadan önce teklifin bir kısmına yanıt verdiği için resmî olmayan pazarlıklarda kullanışlıdır. Wanna, want to ifadesinin çok samimi konuşma biçimidir; bu nedenle wanna be, want to be anlamına gelir.
Alıştırma
“But I wanna be a crazy pillow,” cümlesinde But ne işe yarar?
- Hiçbir çekince olmadan tamamen kabul edildiğini gösterir.
- Önceki tekliften sonra kişisel bir koşul veya seçim sunar.
- Yastıkların tehlikeli olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Önceki tekliften sonra kişisel bir koşul veya seçim sunar.
I have ... here for you: Hazır Bir Nesneyi Sunmak
I have a new pillow here for you cümlesinde here, yastığın orada ve el altında olduğunu; for you ise dinleyen kişi için ayrıldığını gösterir. I have + nesne + here for you kalıbı, bir nesneyi verilmeye ya da kullanılmaya hazır olarak sunar. Yalnızca bir şeye sahip olunduğunu belirten cümleyi yardımsever bir teklife dönüştürür.
Alıştırma
I have a clean towel here for you cümlesinde here for you ne anlatır?
- Havlu yakında ve dinleyen kişi için hazır.
- Dinleyen kişinin havluyu bulup satın alması gerekiyor.
- Konuşan kişi havluya eskiden sahipti ama artık sahip değil.
Cevabı göster
Havlu yakında ve dinleyen kişi için hazır.
Don't worry, ...: Açıklamadan Önce Güvence Vermek
Don't worry, it's not a crazy pillow. cümlesinde konuşan kişi, it's not a crazy pillow açıklamasını yapmadan önce Don't worry diyerek dinleyeni sakinleştirir. Bu sıralama, konuşan kişinin endişeyi fark ettiğini ve yalnızca dinleyene karşı çıkmak yerine bu endişeyi gidermeye çalıştığını gösterir. Tekrar kullanılabilecek kalıp Don't worry, + belirli bir neden, söz veya eylemdir. İkinci kısım, durumun neden güvenli ya da yönetilebilir olduğunu açıklamalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle önce güven verip ardından açıklama yapma kalıbını doğal biçimde kullanır?
- Don't worry, the dog is friendly.
- Be careful, the dog may bite.
- I know you are worried, but let's discuss it tomorrow.
Cevabı göster
Don't worry, the dog is friendly.
That's a plus: plus sözcüğünün avantaj anlamı
“that's a plus” ifadesinde a plus, “bir avantaj” ya da “yararlı bir ek özellik” anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Matematikteki işaret ya da toplama işlemi değildir. Bir özelliğin bir durum hakkındaki genel değerlendirmeni daha olumlu yaptığını belirtmek için “that's a plus” kullanılır. Bu, ölçülü bir olumlu yorum gibi duyulabilir: o nokta yardımcı olur, ancak bütün kararı tek başına belirlemez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “ek bir avantaj” anlamına gelen hedef isim öbeğiyle tamamlayın: The hotel is far from downtown, but free parking is ____.
Cevabı göster
a plus
My oh my: oyuncu ve dramatik bir ünlem
“My oh my”, güçlü bir şaşkınlık, hayranlık veya bazen endişe gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. İfadeyi bir bütün olarak anlamak gerekir; iki my sözcüğü de sahiplik bildirmez. Burada, bir şeyin ne kadar rahat olduğuna verilen coşkulu tepkiyi başlatır. Şaşkınlığın olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu ardından gelen sözler gösterir; bu nedenle ünlem tek başına duygunun tam olarak ne olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Oyuncu ve dramatik tepkiyi dersteki ünlemle tamamlayın: ____, this magic trick is amazing!
Cevabı göster
My oh my
not wriggly at all: olumsuzluğu güçlendirme
not wriggly at all ifadesinde not, wriggly sıfatını olumsuz yapar; at all ise bu olumsuzluğu güçlendirir. İfadenin tamamı yalnızca “çok hareketli değil” değil, “hiç kıpır kıpır değil” anlamına gelir. Wriggly, sürekli kıvrılan veya huzursuz küçük hareketler yapan birini ya da bir şeyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp not + sıfat + at all şeklindedir. Örneğin not difficult at all, “hiç zor değil” demektir. Burada and, bu olumsuz tanımı very comfortable ifadesine bağlar.
Alıştırma
bumpy sözcüğünü not + sıfat + at all sıralamasıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The train ride was ____.
Cevabı göster
not bumpy at all
I best go: I’d best go ifadesinin gayriresmî kısaltması
I best go, tam biçimi I had best go olan I’d best go ifadesinin belirgin derecede gayriresmî ve kısaltılmış hâlidir. Bu cümlede “artık uyumaya gitme vaktimin geldiğini düşünüyorum” veya “şimdi uyumaya gitmek mantıklı olur” anlamına gelir. Best, konuşanın go eylemini ne kadar iyi yaptığını anlatmaz. had best kalıbında best sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın hâli gelir: best go, best leave, best wait. Araya to getirilmez ve -ing biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Samimi bir diyalogda biri “I best get home before dark.” diyor. Ne demek istiyor?
- Hava kararmadan eve gitmem gerektiğini düşünüyorum.
- Hava kararmadan eve gittim.
- Eve gitme konusunda diğer insanlardan daha iyiyim.
Cevabı göster
Hava kararmadan eve gitmem gerektiğini düşünüyorum.
That's odd: beklenmedik bir şeye verilen hafif tepki
That's odd, bir şey beklediğiniz gibi olmadığında verilen kısa bir tepkidir. Buradaki odd, “tuhaf” veya “biraz ters giden” anlamındadır; “tek sayı” anlamında değildir. Genellikle güçlü bir suçlama yerine hafif bir şaşkınlık veya kuşku gösterir. Ardından ne olduğunu kontrol etmek ya da başka bir soru sormak doğal olur.
Alıştırma
That's odd hangi durumda hafif bir kuşkuyu doğal biçimde ifade eder?
- Lezzetli bir yemeği övmek istiyorsunuz.
- Birinden çift sayıları saymasını istiyorsunuz.
- Kilitlediğiniz bir kapının şimdi açık olduğunu fark ediyorsunuz.
Cevabı göster
Kilitlediğiniz bir kapının şimdi açık olduğunu fark ediyorsunuz.
get back here: geri dönmeye yönelik doğrudan bir emir
Get back here, birine ya da bir şeye konuşanın bulunduğu yere dönmesini söyleyen bir emir cümlesidir. Bu emirde get hareketi, back geri dönmeyi, here ise varış yerini belirtir. Çoğu emir cümlesinde olduğu gibi you öznesi söylenmez. Cümle doğrudandır; bu eğlenceli replikte bir yastıkla konuşulması emri komik kılar, ancak yapının kendisi acil veya sert duyulabilir.
Alıştırma
get ile başlayan, here ile biten ve konuşanın yanına dönmek anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle acil emri tamamlayın: ____! You forgot your coat.
Cevabı göster
Get back here
Here it is: tek bir nesneyi bulup göstermek
Here it is, aranan tek bir şey bulunduğunda veya yeri gösterildiğinde kullanılan yaygın bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi battaniyeyi bulduğu için ifade “İşte burada, buldum” anlamına gelir. Here dikkati konuma çeker; it ise tekil olan my blanket ifadesine gönderme yapar. Birden fazla nesne için Here they are. kullanılır.
Alıştırma
Kayıp bir anahtarı aradıktan sonra onu masada görüyorsunuz ve eline vermeden yalnızca gösteriyorsunuz. Ne dersiniz?
- Here it is.
- Here they are.
- Here you are.
Cevabı göster
Here it is.
Wait a minute: durup yeni bir fark edişi belirtmek
Wait a minute, kelime anlamıyla birinden kısa süre beklemesini isteyebilir; ancak konuşmada sık sık bir söylem belirleyicisi olarak da kullanılır: konuşan kişi bir şeyi aniden fark etmiş, hatırlamış veya ondan şüphe etmeye başlamıştır. Burada “Dur, bir şey yanlış olabilir” anlamına gelir. Bu kullanımda minute tam olarak altmış saniye bekleneceğini belirtmez. İfade, o anki eylemi veya düşünce akışını durdurur ve dinleyiciyi yeni bir gözlem ya da düzeltmeye hazırlar.
Alıştırma
Durup ani bir fark edişi belirtmek için bu dersteki ifadeyle tepkiyi tamamlayın: ____—this receipt includes an extra charge.
Cevabı göster
Wait a minute
run away, bedstuff: nesnelere verilen oyunbaz bir emir
Run away bir emir cümlesidir: konuşan kişi birine ya da bir şeye kaçmasını veya uzaklaşmasını söyler. Virgülden sonraki bedstuff, doğrudan seslenilen şeydir. Yatak eşyaları gerçekten bir emre uyamayacağı için bu söz, yastık, battaniye ve benzeri eşyaları oyundaki karakterler gibi kişileştirir. Bedstuff burada samimi ve pek yaygın olmayan toplu bir addır; bu sıra dışı sesleniş eğlenceli ve abartılı bir etki yaratır.
Alıştırma
“Ah, run away, bedstuff.” sözündeki eğlenceli kişileştirmeyi oluşturan nedir?
- Konuşan kişi yatak eşyalarına, sanki duyup kaçabilirlermiş gibi emir verir.
- Konuşan kişi birinin yataktan çoktan ayrıldığını söyler.
- Konuşan kişi yatak eşyalarının yıkanması için resmî talimatlar verir.
Cevabı göster
Konuşan kişi yatak eşyalarına, sanki duyup kaçabilirlermiş gibi emir verir.
I'll catch you with my net: anlık bir hareketin ilanı
I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. Burada will, takvime bağlanmış veya önceden planlanmış bir işi anlatmaz. Takip sürerken konuşan kişi bir sonraki hareketini o anda ilan eder: “Seni yakalayacağım.” Oyun içinde bu söz, canlı bir meydan okuma veya şakacı bir tehdit gibi de duyulur. Catch you with my net, yakalama aracı olarak ağın kullanıldığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp catch + kişi veya şey + with + araç biçimindedir.
Alıştırma
Bir kovalamaca oyununda I'll catch you esas olarak ne anlatır?
- Takvimde düzenli olarak gerçekleşen bir olay.
- Kovalamacadan önce bitmiş bir hareket.
- Konuşan kişinin o anda ilan ettiği bir hareket.
Cevabı göster
Konuşan kişinin o anda ilan ettiği bir hareket.
I'm coming to get you: Kovalamacada “Seni yakalayacağım”
Bir kovalamacada I'm coming to get you, “seni yakalayabilmek için yaklaşıyorum” anlamına gelir. Şimdiki zaman yapısı olan I'm coming, eylemin başlamış veya başlamak üzere olduğu hissini verir; to get you ise amacı belirtir. Burada get, “elde etmek” değil, “yakalamak” demektir. Aynı cümle bir oyunda şakacı bir meydan okuma, gergin bir sahnede ise gerçek bir tehdit gibi duyulabilir. Kastedilen anlamı durum, kişiler arasındaki ilişki ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Bir yakalamaca oyununda, başka bir oyuncuya onu yakalamak için yaklaştığınızı doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- I'm coming to receive you!
- I'm coming to pick you up!
- I'm coming to get you!
Cevabı göster
I'm coming to get you!
I thought you were going to...: Gerçekleşmemiş görünen önceki bir plan
I thought you were going to clean the room, başka birinin planıyla ilgili daha önceki bir düşünceyi anlatır. Thought bu düşünceyi geçmişe yerleştirir; were going to clean ise o geçmiş noktadan sonra gerçekleşmesi beklenen eylemi anlatır. Konuşmada bu yapı çoğu zaman yalnızca bir düşünceyi bildirmekten fazlasını yapar. Oda hâlâ temizlenmemişse kişiye planını dolaylı olarak hatırlatabilir ve şaşkınlık, hayal kırıklığı veya hafif eleştiri ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi be going to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: I thought you ____ call me after class.
Cevabı göster
were going to