Havalimanında İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

Ariannita la Gringa

Öğrenme zorluğu
2.335 kelime 207 kel/dk

Video özeti: Bagaj teslimi ve güvenlikten kapıya, binişe, güvenlik talimatlarına, inişe ve bagaj alımına kadar yolculuğu izleyin; alanları, bagaj türlerini ve uçuş durumlarını öğrenin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “check in my bag,” — Öbek fiiller: valizi havayoluna teslim edin ve kontuarda checked bag ile carry-on ayrımını yapın. 2. “on time or delayed.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: durumu sorun; on time programa uygun, in time ise yeterince erken demektir. 3. “Should there be a loss of cabin pressure,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If there should be ile eşdeğer resmî devrik koşulu güvenlik anonslarında ve resmî uyarılarda tanıyın.

Bu derste

Hey everybody,

0:00

Herkese merhaba,

it's Ariannita la Gringa and welcome back to my YouTube channel.

0:01

ben Ariannita la Gringa, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz.

Can you guys guess where am I today? Dilbilgisi

0:05

Bugün nerede olduğumu tahmin edebilir misiniz?

Dilbilgisi

guess sonrasında where am I ve where I am

Bağımsız Where am I? sorusunda am fiili, I öznesinden önce gelir. Bu, doğrudan soruların normal sözcük dizilişidir. guess fiilinden sonra yer sorusu daha büyük bir sorunun içine yerleşir. Standart İngilizcede özne–fiil sırası korunur: Can you guys guess where I am today? guess sonrasında where am I kullanmak, doğrudan sorudaki devrik yapıyı korur ve bu yapıda standart değildir.

Alıştırma

where, I ve am sözcüklerini standart iç içe soru sırasına koyun: Can you guess ____?

Cevabı göster

where I am

Well,

0:07

Evet,

today I'm at the airport

0:07

bugün havaalanındayım

and I'm going to teach you guys airport vocabulary.

0:09

ve size havaalanı terimlerini öğreteceğim.

And how did I get to the airport?

0:12

Peki havaalanına nasıl geldim?

Well,

0:14

Evet,

today I drove to the airport and I parked my car

0:14

bugün havaalanına arabayla geldim ve arabamı

inside the parking garage.

0:18

kapalı otoparka park ettim.

If you don't want to park your car inside the parking garage

0:19

Arabanızı kapalı otoparka park etmek istemiyorsanız

because it can be expensive,

0:22

çünkü pahalı olabilir,

then you can get dropped off by an Uber taxi or by your friend or family member. Öbek fiiller

0:24

Uber'la, taksiyle ya da bir arkadaşınız veya aile üyeniz tarafından bırakılabilirsiniz.

Öbek fiiller

get dropped off: araçla götürülüp bir yerde bırakılmak

Get dropped off, başka birinin kullandığı araçla bir yere götürülüp orada araçtan inmek üzere bırakılmak demektir. Bu cümlede aracı Uber sürücüsü, bir arkadaş veya aile üyesi kullanır. get + past participle kalıbı, konuşma dilinde kullanılan edilgen bir yapı oluşturur: yolcu eylemi alan kişidir. Buradaki drop off, ulaşımla ilgili bir öbek fiildir; bir şeyi gerçekten düşürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, başka birinin Mia'yı araçla okula götürüp orada bırakacağı anlamına gelir?

  1. Mia will get dropped off at school.
  2. Mia will pick her brother up at school.
  3. Mia will drive to school and park.
Cevabı göster

Mia will get dropped off at school.

And you get dropped off at the departures.

0:29

Gidiş katında inersiniz.

Right now,

0:32

Şu anda

we're at the departures.

0:32

gidiş katındayız.

And today,

0:34

Bugün de

I'm at the airport

0:34

havaalanındayım

because I have a flight to catch Kalıp ifadeler

0:35

çünkü yetişmem gereken bir uçuş var;

to go to Orlando, Florida.

0:37

Florida'nın Orlando şehrine gideceğim.

Kalıp ifadeler

have a flight to catch: kaçırmamanız gereken tarifeli bir uçuş

have a flight to catch ifadesinde catch, tarifeli bir uçuş kalkmadan önce zamanında yetişip uçağa binmek anlamına gelir. İfadenin bütünü, konuşanın kaçırmaması gereken belirli bir uçuşu olduğunu anlatır. Bu kalıp, kalkış saati belli olan ulaşım araçlarıyla sık kullanılır: have + a/an + ulaşım seferi + to catch. Örneğin I have a train to catch denebilir. İfade, bir zaman sınırı olduğunu ve zamanında yola çıkmak gerektiğini de hissettirir.

Alıştırma

Tarifeli bir uçuşun kaçırılmaması gerektiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have to leave now because I ____ at 8:00.

Cevabı göster

have a flight to catch

This is one of the most requested videos on my channel.

0:39

Bu, kanalımda en çok istenen videolardan biri.

I'm so excited to teach all of you guys airport vocab.

0:41

Hepinize havaalanı terimlerini öğreteceğim için çok heyecanlıyım.

So, let's go.

0:44

Öyleyse, haydi başlayalım.

Now,

0:47

Şimdi,

I'm walking through these sliding doors

0:48

bu otomatik kayar kapılardan geçiyorum

and I'm finally inside the airport.

0:49

ve sonunda havaalanının içindeyim.

Before coming to the airport,

0:59

Havaalanına gelmeden önce

you need to book a flight ticket. Kalıp ifadeler

1:01

bir uçak bileti ayırtmanız gerekir.

Kalıp ifadeler

book a flight ticket: seyahatten önce uçak bileti ayırtmak

Burada book, bir şeyi önceden ayarlamak ve ayırtmak anlamına gelen bir fiildir. Book a flight ticket, bir uçuş seçip havaalanına gitmeden önce seyahat düzenlemesini güvence altına almak anlamına gelir. Aynı fiil, book a room ve book a table örneklerinde olduğu gibi önceden ayırtılabilen başka hizmetlerle de kullanılır.

Alıştırma

Uçak biletini önceden ayırtmak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before our vacation, we need to ____ online.

Cevabı göster

book a flight ticket

When you book a flight ticket,

1:03

Uçak bileti ayırttığınızda

you reserve the seat.

1:05

bir koltuk rezerve etmiş olursunuz.

For example,

1:06

Örneğin,

if you want to show up to the airport Öbek fiiller

1:07

havaalanına

without booking a flight ticket,

1:08

uçak bileti ayırtmadan gelirseniz

the seats may be sold out Öbek fiiller

1:10

koltukların hepsi satılmış olabilir

and you may not have a seat on the plane.

1:12

ve uçakta size yer kalmayabilir.

Öbek fiiller

show up: bir yere varmak veya orada görünmek

Bu cümlede show up, “bir yere varmak” veya “orada görünmek” anlamına gelir. Kişi önceden bilet ayarlamadan havaalanına gider. Show up çoğu zaman varışın kendisini öne çıkarır: varış beklenmedik, geç veya önceden planlanmamış olabilir. Ayrıca yalnızca birinin katıldığını belirtmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi show up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We did not expect Liam, but he ____ at the party anyway.

Cevabı göster

showed up

Öbek fiiller

be sold out: satılacak hiçbir şey kalmamak

Bu cümlede be sold out, mevcut koltukların hepsinin satın alındığını ve başka bir yolcu için koltuk kalmadığını belirtir. Kalıp be + sold out şeklindedir. be fiilinin biçimi zamana ve olasılığa göre is sold out, was sold out veya may be sold out olarak değişir. İfade, mevcut olan her şey satıldıktan sonraki sonucu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be sold out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When we checked on Friday, the school play ____, so we could not buy tickets.

Cevabı göster

was sold out

So,

1:13

Bu yüzden

booking your flight ticket months or weeks in advance Kalıp ifadeler

1:14

uçak biletinizi aylar ya da haftalar öncesinden ayırtmak,

will allow you to have a seat on the flight.

1:16

uçuşta bir koltuğunuz olmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

in advance: planlanmış bir olaydan önce

In advance, planlanmış bir olaydan veya son tarihten önce anlamına gelir. Bu cümlede rezervasyon uçuştan önce yapılır; ifade fiziksel olarak önde bulunmayı anlatmaz. Bir şeyin ne kadar erken yapıldığını göstermek için zaman miktarı bu ifadenin önüne gelebilir. Months or weeks in advance, uçuştan aylar veya haftalar önce demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki “planlanmış bir olaydan önce” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Please reserve your seat ____.

Cevabı göster

in advance

I booked my flight 1 month ago

1:19

Ben uçuşumu bir ay önce ayırttım

and I can check in on the app Öbek fiiller

1:21

ve uygulama üzerinden check-in yapabilirim

or I can check in at the airport.

1:23

ya da havaalanında check-in yapabilirim.

Öbek fiiller

check in for a flight: yolcu kayıt işlemi

Burada check in, bir uçuş için yolcu kayıt işlemini tamamlamak ve yolculuk yapacağınızı doğrulamak anlamına gelir. Ardından yöntem veya yer belirtilebilir: check in on the app ya da check in at the airport. Check in tek başına kullanıldığında yolcunun yaptığı kayıt işlemini anlatır. Check in a bag ifadesinde a bag fiilin hemen ardından gelir; bu nedenle ifade, çantayı kayıtlı bagaj olarak havayoluna teslim etmek anlamındadır. Yolcu check-in işlemi ile bagaj teslimi ayrı adımlardır.

Alıştırma

Cümleyi yolcu kayıt işlemini anlatan iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Before the flight, Maya used the airline app to ____.

Cevabı göster

check in

Before heading through security,

1:25

Güvenlikten geçip

going through the departure gates,

1:27

gidiş kapılarına yönelmeden önce

I need to check in my bag, Öbek fiiller

1:29

çantamı teslim etmem gerekiyor,

my suitcase

1:31

yani bavulumu;

because it's too big to fit on the airplane. Dilbilgisi

1:32

çünkü uçağa sığmayacak kadar büyük.

Öbek fiiller

check in my bag: bagajı hava yoluna teslim etmek

Bu cümlede check in my bag, valizi kabine götürmek yerine hava yolu kontuarında teslim edip kargo bölümünde taşıtmak anlamına gelir. Check in, nesnesi bagaj olduğunda ayrılabilen bir öbek fiildir: check the bag in veya check in the bag denebilir. Nesne bir zamirse check it in denir; check in it denmez. ABD havalimanlarında check my bag de yaygındır.

Alıştırma

Check in ifadesini it zamiriyle kullanın. My folded stroller must travel in the cargo hold, so I need to ____ at the airline counter.

Cevabı göster

check it in

Dilbilgisi

too big to fit: eylemi engelleyen aşırı derece

Too + sıfat + to + fiil, bir özelliğin derecesinin aşırı olduğunu ve bu yüzden eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Too big to fit, sığamayacak kadar büyük demektir. Burada fit, mevcut alana girecek kadar uygun boyutta olmak anlamındadır. Too yalnızca very anlamına gelmez; bu derecenin sonucu engellediğini veya imkânsızlaştırdığını da belirtir.

Alıştırma

Kalıbı too, wide ve fit kullanarak tamamlayın. The box cannot go through the doorway. It is ____.

Cevabı göster

too wide to fit

If this suitcase was smaller,

1:35

Bu bavul daha küçük olsaydı

it would be a carry-on. Kelime

1:37

el bagajı olurdu.

Kelime

Sayılabilen bir isim olarak a carry-on

Uçak yolculuğunda a carry-on, uçağın altına verilen bagaj yerine yolcu kabinine alınabilen çanta veya bavuldur. Bu cümlede, bavul daha küçük olsaydı bu kabin bagajı kategorisine girecekti. Burada carry-on tekil ve sayılabilen bir isimdir; bu yüzden yalnızca carry-on değil, a carry-on denir. a carry-on suitcase örneğinde olduğu gibi başka bir ismin önünde niteleyici olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede carry-on tekil ve sayılabilen bir isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. This suitcase is carry-on.
  2. This suitcase is an carry-on.
  3. This suitcase is a carry-on.
Cevabı göster

This suitcase is a carry-on.

But,

1:39

Ama

I'm allowed to have one personal item. Kelime

1:39

bir kişisel eşya alma hakkım var.

This is a backpack

1:41

Bu bir sırt çantası

and I'm allowed to have another carry-on suitcase.

1:43

ve ayrıca bir kabin boy bavul alma hakkım da var.

Kelime

Hava yolu kurallarında one personal item

Hava yolu kurallarında one personal item, yolcunun kabine alabileceği küçük bir çanta veya benzer bir parça demektir. Bu genellikle koltuk altına sığan bir sırt çantası, el çantası ya da dizüstü bilgisayar çantasıdır. Bu, belirli bir bagaj kategorisinin adıdır; sahip olduğunuz her eşyayı anlatan genel bir ifade değildir. Bu cümlede sırt çantası personal item hakkını, carry-on suitcase ise ayrı bir hakkı kullanır.

Alıştırma

Bir hava yolu one personal item ve one carry-on hakkı veriyor. Hangi seçenek personal item kategorisine en uygun olur?

  1. Üst bagaj bölmesine konan bir bavul
  2. Koltuk altına sığan küçük bir sırt çantası
  3. Check-in kontuarında teslim edilen bir bavul
Cevabı göster

Koltuk altına sığan küçük bir sırt çantası

But,

1:46

Ama

because this suitcase is too big,

1:46

bu bavul çok büyük olduğu için

let's go ahead and check it in.

1:47

haydi onu bagaja verelim.

As I said before,

1:49

Daha önce de söylediğim gibi,

I have to check in this huge suitcase

1:50

bu kocaman bavulu

at the counter

1:52

kontuarda teslim etmem gerekiyor

because this suitcase will not fit in the overhead bins Kelime

1:53

çünkü bu bavul

inside the airplane.

1:57

uçağın içindeki baş üstü dolaplarına sığmayacak.

Kelime

overhead bins: baş üstü bagaj dolapları

Overhead bins, uçakta yolcu koltuklarının üstünde bulunan kapalı eşya bölmeleridir. Bu cümlede bin, çöp kutusu anlamına gelmez; overhead, bu bölmelerin başın üstünde olduğunu belirtir. Küçük el bagajları sığıyorsa bir overhead bin içine konabilir. Fazla büyük bir valizin ise genellikle bagaja verilmesi gerekir.

Alıştırma

Havaalanı İngilizcesinde overhead bins nedir?

  1. Bagaja verilen valizleri getiren bantlar
  2. Check-in kontuarının yanındaki çöp kutuları
  3. Yolcu koltuklarının üstündeki eşya bölmeleri
Cevabı göster

Yolcu koltuklarının üstündeki eşya bölmeleri

So,

1:58

Bu yüzden

it will have to go underneath the airplane.

1:58

uçağın altındaki bagaj bölümüne gitmesi gerekecek.

I also have to check in and get my boarding pass Kelime

2:00

Ayrıca check-in yapıp biniş kartımı almam gerekiyor

at the counter.

2:03

kontuardan.

Kelime

boarding pass: biniş kartı

Boarding pass, bir uçuş için check-in yaptıktan sonra alınan basılı veya dijital belgedir. Genellikle uçuş, kapı, koltuk ve biniş saati gibi bilgileri gösterir. Bu cümlede konuşan kişi belgeyi hava yolu kontuarından alır. Boarding pass, havaalanındaki işlemler sırasında, özellikle biniş kapısında gösterilir veya okutulur.

Alıştırma

Havaalanı İngilizcesinde boarding pass nedir?

  1. Bagaja verilen valize takılan etiket
  2. Check-in sonrasında uçağa binmek için kullanılan basılı veya dijital belge
  3. Uçakta satın alınan yemeğin fişi
Cevabı göster

Check-in sonrasında uçağa binmek için kullanılan basılı veya dijital belge

Now,

2:04

Şimdi,

I will check in my bag,

2:04

çantamı teslim edeceğim,

but where do I go?

2:06

ama nereye gitmeliyim?

You have to check in your bag with your airline.

2:07

Çantanızı kendi hava yolu şirketinize teslim etmelisiniz.

I'm going to check in my bag with my airline Frontier.

2:10

Ben çantamı hava yolu şirketim Frontier'a teslim edeceğim.

But,

2:13

Ama

this airport has a ton of different options for airlines.

2:14

bu havaalanında pek çok farklı hava yolu seçeneği var.

They have Frontier,

2:17

Frontier var,

they have Allegiant,

2:18

Allegiant var,

Delta,

2:19

Delta,

American Airlines,

2:20

American Airlines,

Southwest, and many more.

2:21

Southwest ve daha niceleri.

Let's go check in my bag

2:23

Haydi çantamı teslim edelim

and check in for my boarding pass with Frontier.

2:24

ve Frontier'da check-in yapıp biniş kartımı alalım.

Now,

2:31

Şimdi,

I'm approaching the ticket counter

2:31

bilet kontuarına yaklaşıyorum;

to check in my bag.

2:33

çantamı teslim edeceğim.

It's time to check my bag.

2:34

Çantamı teslim etme zamanı.

For security reasons,

2:36

Güvenlik nedeniyle

I can't record people working inside the airport.

2:38

havaalanında çalışan insanları kayda alamıyorum.

Here's my ID.

2:42

İşte kimliğim.

You can go ahead and place your bag on the scale. Kalıp ifadeler

2:43

Çantanızı tartının üzerine koyabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

place your bag on the scale ifadesinin anlamı ve kullanımı

Bu havaalanı talimatında place your bag on the scale, çantayı ağırlık ölçen tartının üzerine koymak anlamına gelir. Place fiildir, your bag nesnedir ve on the scale çantanın nereye konacağını gösterir. Burada scale, ağırlığı ölçen bir tartıdır. place + nesne + on + yüzey kalıbı, dikkatli ve açık bir yerleştirme talimatı verirken kullanılabilir.

Alıştırma

Bir hava yolu kontuarında görevli, bavulunuzu tartı makinesinin üzerine koymanızı istiyor. En doğal talimat hangisidir?

  1. Please place the scale on your bag.
  2. Please place your bag on the scale.
  3. Please place your bag beside the scale.
Cevabı göster

Please place your bag on the scale.

My bag is on the scale

2:45

Çantam tartının üzerinde

and it weighs 31 and a half pounds.

2:47

ve 31,5 pound geliyor.

If my bag would have weighed over 40 pounds, Dilbilgisi

2:49

Çantam 40 pounddan ağır gelseydi

I would have had to pay a fee.

2:52

ek ücret ödemem gerekirdi.

Dilbilgisi

Standart üçüncü koşul: If ... had weighed ..., ... would have had to ...

Konuşmacı geçmişte gerçekleşmemiş bir koşulu anlatıyor: çanta 40 poundun üzerinde değildi, dolayısıyla ücret alınmadı. Standart İngilizcedeki üçüncü koşul cümlesinde if yan cümlesi past perfect kullanır: If my bag had weighed over 40 pounds. Sonuç cümlesi would have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: I would have had to pay a fee. Bu sıradan gerçek dışı koşulda if cümlesindeki would have weighed yapısından kaçının.

Alıştırma

Standart üçüncü koşul cümlesini tamamlayın. If cümlesinde weigh, sonuç bölümünde have to pay kullanın: If my suitcase ____ more than 50 pounds, I ____ an extra fee.

Cevabı göster

had weighed · would have had to pay

Any lithium batteries,

2:54

Bu çantada lityum pil,

e-cigarettes,

2:55

elektronik sigara

medicine in this bag?

2:56

ya da ilaç var mı?

No.

2:57

Hayır.

There you go.

2:58

Buyurun.

I just checked in my luggage

2:59

Bagajımı az önce teslim ettim

and now I have to go through security Kalıp ifadeler

3:01

ve şimdi güvenlikten geçmem gerekiyor

to get to my gate.

3:03

ki kapıma ulaşabileyim.

Kalıp ifadeler

Havaalanında go through security

Bu cümlede go through security, biniş kapıları alanına girmeden önce havaalanındaki güvenlik taramasını tamamlamak demektir. Burada security, genel anlamda güvende olmayı değil, güvenlik kontrol noktasını ve işlemini belirtir. go through + bir kontrol noktası veya işlem yapısı, bunu yolculuk sırasında tamamlanması gereken bir adım olarak sunar. Havaalanındaki adımların sırasını anlatırken veya güvenlik kontrolünün nerede olduğunu sorarken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After checking my bag, I need to ____ before I walk to my gate.

Cevabı göster

go through security

But,

3:04

Ama

how do I get through security?

3:05

güvenlikten nasıl geçeceğim?

I need my ID

3:06

Kimliğime ihtiyacım var

and I also need my boarding pass,

3:08

ve biniş kartıma da ihtiyacım var;

which is on my phone.

3:10

o da telefonumda.

For my ID,

3:11

Kimlik olarak

I will just use my driver's license

3:12

yalnızca ehliyetimi kullanacağım

because I am traveling domestically, Kelime

3:14

çünkü yurt içinde seyahat ediyorum;

which means I am traveling within the United States.

3:17

bu da Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde seyahat ettiğim anlamına geliyor.

Kelime

traveling domestically: tek bir ülkenin içinde seyahat etmek

Bu cümlede traveling domestically, uluslararası bir sınırı geçmek yerine tek bir ülkenin içinde seyahat etmek demektir. Yolculuk ABD sınırları içinde kaldığı için domestically, seyahatin gerçekleştiği alanı belirtir. Dilbilgisi bakımından domestically, traveling sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Hangi ülkenin kastedildiği yolculuğun referans noktasına bağlıdır; bu nedenle sözcük her zaman “Amerika Birleşik Devletleri içinde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya, Chicago'dan Miami'ye uçuyor ve Amerika Birleşik Devletleri dışına çıkmıyor. Hangi cümle yolculuğunu doğru biçimde anlatır?

  1. She is traveling domestically.
  2. She is traveling between two countries.
  3. She is traveling internationally.
Cevabı göster

She is traveling domestically.

But,

3:19

Ama

if I were to travel internationally, Dilbilgisi

3:20

yurt dışına seyahat edecek olsaydım,

like going to Europe

3:22

örneğin Avrupa'ya

or going to Latin America,

3:23

ya da Latin Amerika'ya giderken,

I would need a passport,

3:24

pasaporta ihtiyacım olurdu,

not an ID.

3:26

kimliğe değil.

Dilbilgisi

if I were to travel internationally: yurt dışına seyahat edecek olsaydım

if I were to travel internationally ifadesinde if + özne + were to + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir gelecek durumunu anlatır. Were varsayım yapısının bir parçasıdır; seyahatin geçmişte gerçekleştiğini göstermez. Sonuç bölümünde genellikle would kullanılır: I would need a passport. if I travel ile karşılaştırıldığında were to, durumu daha ihtiyatlı, uzak bir olasılık veya açıkça varsayımsal gösterir.

Alıştırma

Cümleyi travel fiilinin resmî varsayım biçimiyle tamamlayın: If Maya ____ overseas next year, she would apply for a passport.

Cevabı göster

were to travel

Now that I have both my boarding pass

3:27

Artık hem biniş kartım

and my ID,

3:29

hem de kimliğim yanımda olduğuna göre

I am ready to pass through security

3:30

güvenlikten geçmeye

and head to my gate.

3:32

ve kapıma gitmeye hazırım.

Before going through security,

3:39

Güvenlikten geçmeden önce

I need to empty my water bottles

3:40

su şişelerimi boşaltıp

and pour them in this drain.

3:42

sularını bu gidere dökmem gerekiyor.

No liquids are allowed through security.

3:44

Güvenlikten hiçbir sıvı geçirilemez.

I just passed through security

3:51

Az önce güvenlikten geçtim;

where they checked my ID

3:53

orada kimliğimi kontrol ettiler

and they also scanned my bag

3:54

ve çantamı da

through their X-ray machines.

3:57

röntgen cihazlarından geçirdiler.

And as you can see,

3:58

Gördüğünüz gibi

the process was a little bit quick.

3:59

işlem biraz hızlıydı.

I felt kind of rushed,

4:01

Biraz acele ettiriliyormuş gibi hissettim,

so I came over here to this area

4:02

bu yüzden buradaki bu alana geldim

and now I'm going to put my jacket back on Öbek fiiller

4:04

ve şimdi ceketimi yeniden giyeceğim

because I had to take this off to get through security

4:07

çünkü güvenlikten geçmek için bunu çıkarmam gerekti,

Öbek fiiller

put my jacket back on ... take this off: ceketimi tekrar giymek ve çıkarmak

Take this off ceketi çıkarmak demektir. Put my jacket back on ise çıkarılan ceketi yeniden giymek demektir; back önceki duruma dönüşü gösterir. Zamir kullanıldığında nesneyi öbek fiilin içine yerleştirin: take it off ve put it back on. İsim kullanıldığında take the jacket off ve put the jacket back on doğal yapılardır.

Alıştırma

put ... back on ve take ... off yapılarını kullanın; gerektiğinde zamanı değiştirin: Mia had removed her coat during lunch. Before going outside, Mia ____. When she came back indoors, she ____.

Cevabı göster

put her coat back on · took it off

and I'm going to put my shoes on

4:09

ayakkabılarımı da giyeceğim

because you're not allowed to walk through security with your shoes.

4:11

çünkü ayakkabılarınızla güvenlikten geçmenize izin verilmiyor.

Now that I've passed through security,

4:17

Artık güvenlikten geçtiğime göre

I have to go find my gate

4:18

kapımı bulmam gerekiyor

and to get to my gate,

4:20

ve kapıma ulaşmak için

I have to go downstairs

4:21

aşağı kata inmem gerekiyor

using these escalators.

4:23

bu yürüyen merdivenleri kullanarak.

And then,

4:27

Sonra da

I have to take another set of escalators.

4:27

başka bir yürüyen merdiven grubunu kullanmam gerekiyor.

So,

4:30

O hâlde

come along with me.

4:30

benimle gelin.

Now,

4:35

Şimdi,

I have to check where my gate's at. Kelime

4:36

kapımın nerede olduğunu kontrol etmem gerekiyor.

Kelime

where my gate's at: Gündelik konuşmada sonda at

where my gate's at ifadesinde gate's, gate is yapısının kısaltmasıdır; iyelik biçimi değildir. Bu bölüm check fiilinden sonra gelen gömülü bir where yan cümlesidir, bu yüzden düz cümle sırasını korur: where my gate is denir, where is my gate denmez. At sözcüğünü sona koymak, özellikle Amerikan İngilizcesindeki gündelik konuşmada yaygındır. Kapının konumunu sorar; where my gate is ise aynı anlamı daha tarafsız ve kısa biçimde verir.

Alıştırma

Gündelik cümleyi sona gelen edatla tamamlayın: I need to find out where my gate's ____.

Cevabı göster

at

Where is my gate?

4:38

Kapım nerede?

So,

4:39

Yani,

I can check to see my gate

4:39

kapımı kontrol edebilirim

and see it on my boarding pass.

4:41

ve onu biniş kartımda görebilirim.

My gate is A16

4:43

Kapım A16.

or I can go and look at these big screens

4:45

Ya da gidip bu büyük ekranlara bakabilirim;

that says departures

4:48

üzerlerinde “Gidişler” yazıyor.

and look for my destination.

4:49

Buradan gideceğim yeri arayabilirim.

So,

4:51

Yani,

I'm going to Orlando

4:51

Orlando'ya gidiyorum,

and my airline is Frontier

4:52

hava yolu şirketim Frontier

and then I see that my gate is A16.

4:54

ve burada kapımın A16 olduğunu görüyorum.

It departs at 9:29 p.m.

4:56

Uçak saat 21.29'da kalkıyor

and I can check if my flight is on time or delayed. Kalıp ifadeler

4:58

ve uçuşumun zamanında mı yoksa rötarlı mı olduğunu kontrol edebilirim.

Kalıp ifadeler

on time or delayed: Uçuş durumu

On time, planlanan saatte anlamına gelir. Delayed ise planlanandan daha geç anlamındadır. Burada ikisi de is sözcüğünden sonra gelen olası uçuş durumlarıdır. Bir uçuşun hâlâ programa uygun hareket etmesi bekleniyorsa kalkıştan önce ekranda on time yazabilir. Delayed uçuşun geç olacağını bildirir, ancak kaç dakika gecikeceğini söylemez.

Alıştırma

Uçak programa uygun olarak tam 21.29'da kalktı. Hangi durum bilgisi doğrudur?

  1. The flight was delayed.
  2. The flight was in time.
  3. The flight was on time.
Cevabı göster

The flight was on time.

But,

5:01

Ama

right now,

5:01

şu anda

it's on time.

5:02

zamanında görünüyor.

Now that I know that my gate is A16,

5:02

Kapımın A16 olduğunu artık bildiğime göre

there are two ways to get there.

5:05

oraya ulaşmanın iki yolu var.

So,

5:07

Yani,

I can walk there using the moving walkways, Kelime

5:07

yürüyen bantları kullanarak oraya gidebilirim,

like these people are doing right now,

5:10

tıpkı şu anda bu insanların yaptığı gibi.

or the second way is using the train system

5:12

İkinci yol ise tren sistemini kullanarak

to get there.

5:15

oraya gitmek.

Kelime

the moving walkways: yürümek için motorlu yollar

Moving walkway, havaalanlarında ve diğer büyük binalarda sık görülen motorlu bir yürüyen yoldur. Üzerinde durup sizi taşımasını bekleyebilir ya da üzerinde yürümeye devam edebilirsiniz. Bu cümlede moving walkways, trene binmeye alternatif olarak varış noktasına giden bir yol sunuyor. Walkways sözcüğünün çoğul olması, rotada birden fazla bölüm bulunabileceğini gösterir.

Alıştırma

Zemin seviyesindeki motorlu yolları belirten, öğrendiğiniz çoğul ifadeyle tamamlayın: We can use ____ to reach the far gates.

Cevabı göster

the moving walkways

To use the train,

5:16

Treni kullanmak için

I will go through the tunnel

5:17

tünelden geçeceğim;

to get to all gates.

5:18

bu tünel tüm kapılara gidiyor.

There's only two gates,

5:19

Yalnızca iki kapı bölümü var:

gate A and gate B.

5:20

A kapısı ve B kapısı.

The next train is arriving in 30 seconds.

5:22

Bir sonraki tren 30 saniye içinde geliyor.

The train is now arriving

5:24

Tren şimdi geliyor

and I'm ready to get on. Öbek fiiller

5:25

ve binmeye hazırım.

Öbek fiiller

get on: büyük veya ortak kullanılan ulaşım araçlarına binmek

Get on; tren, otobüs, uçak veya başka bir büyük ya da ortak kullanılan araca binmek anlamına gelir. Bu cümlede tren gelmiştir ve konuşan kişi binmeye hazırdır. Kalıp get on + araç biçimindedir; get on the bus buna örnektir. Hangi araçtan söz edildiği durumdan zaten belliyse, özgün cümledeki gibi get on tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Otobüse binmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanarak tamamlayın: The bus is here, so let's ____.

Cevabı göster

get on

Do you think it's cool that there is a train

5:32

Burada bir tren olması sizce de harika değil mi,

that will lead me to my gate?

5:34

hem de beni kapıma götürecek bir tren?

Let me know down below.

5:36

Aşağıya yorum yazıp bana söyleyin.

I just got off the train

5:39

Trenden az önce indim

and now I'm at gate A

5:41

ve şimdi A kapısı bölümündeyim;

and I have to walk a little bit more

5:43

kapıma ulaşmak için

to get to my gate.

5:44

biraz daha yürümem gerekiyor.

I have finally reached the A gates

5:49

Sonunda A kapılarına ulaştım

and now I have to go up the escalator

5:51

ve şimdi yürüyen merdivenle

one more time.

5:53

bir kez daha yukarı çıkmam gerekiyor.

I'm finally at gate A.

5:58

Sonunda A kapısı bölümündeyim.

I still have to walk all the way to get to gate A16, Kalıp ifadeler

6:00

A16 kapısına ulaşmak için hâlâ sonuna kadar yürümem gerekiyor,

Kalıp ifadeler

all the way: son noktaya kadar bütün mesafe

Bu cümlede all the way, “kalan mesafenin tamamı boyunca, varış noktasına kadar” anlamına gelir. Walk fiilini niteler ve A16 kapısının hâlâ yakın olmadığını vurgular. Bu ifade zarf görevi görür; “bütün yollar” anlamına gelen bir isim grubu değildir. Bir hareket veya etkinlikle kullanılarak son noktaya kadar devam etme vurgulanabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bütün mesafe boyunca” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The children walked ____ to the top of the hill.

Cevabı göster

all the way

but all around me are different types of restaurants

6:03

ama etrafımda farklı türde restoranlar

and fast food chains,

6:06

ve fast food zincirleri var;

like Subway,

6:07

Subway,

Vino Volo,

6:08

Vino Volo gibi,

and they have a pizzeria right here.

6:09

hemen burada da bir pizzacı var.

This honestly feels like a mall

6:11

Burası gerçekten bir alışveriş merkezini andırıyor

and I'm glad they have a lot of different restaurants

6:13

ve çok sayıda farklı restoran olmasına sevindim

because people like to eat inside the airport

6:15

çünkü insanlar uçağa binmeden önce

before getting on their plane.

6:17

havaalanında yemek yemeyi seviyor.

Not only do they have restaurants inside the gate area, Dilbilgisi

6:22

Kapı alanında yalnızca restoranlar yok,

they also have a mini market

6:26

küçük bir market

or just a store

6:28

ya da sadece bir mağaza da var

Dilbilgisi

Not only do ... they also have: cümle başında Not only ile devrik yapı

Not only ... also iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguyu ek, çoğu zaman şaşırtıcı bir bilgi olarak sunar. Burada restoranlar ilk bilgidir; küçük market veya mağaza ise eklenen bilgidir. Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce yer alır: Not only do they have.... İkinci yan cümle normal sıraya döner: they also have.... Özneye ve zamana göre do, does, did veya başka bir yardımcı fiil seçilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle başındaki Not only doğru kullanılmıştır?

  1. Not only does the library lend books, but does it also offer free classes.
  2. Not only does the library lend books, but it also offers free classes.
  3. Not only the library lends books, but it also offers free classes.
Cevabı göster

Not only does the library lend books, but it also offers free classes.

and it's called Over-the-Rhine Kültür

6:29

ve adı Over-the-Rhine.

because in Cincinnati,

6:31

Çünkü Cincinnati'de,

in the center of the city,

6:32

şehrin merkezinde,

there's a part called Over-the-Rhine

6:33

Over-the-Rhine adlı bir bölge var

and it's famous

6:35

ve burası meşhur;

because it's right in the middle of the city.

6:36

çünkü şehrin tam ortasında.

Kültür

Cincinnati'de Bir Yer Adı Olarak Over-the-Rhine

Over-the-Rhine, Cincinnati'nin merkezindeki tarihî bir mahallenin özel adıdır. Bu cümlede konuşmacı, söz konusu adın bu yerel bölgeden geldiğini açıklıyor. Tirelerle bağlanan ifadenin tamamını tek bir yer adı olarak düşünün; over + the + Rhine şeklindeki sıradan kelimeler olarak yorumlamayın. Böylece kelime kelime çevirmek yerine yerel kültürle bağlantısını anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede Over-the-Rhine neyin adıdır?

  1. Cincinnati şehrinin tamamı
  2. Ren Nehri'ni geçen bir güzergâh
  3. Cincinnati'nin merkezindeki bir mahalle
Cevabı göster

Cincinnati'nin merkezindeki bir mahalle

Right now,

6:38

Şu anda

I'm inside this store

6:38

bu mağazanın içindeyim

and they have souvenirs from Cincinnati.

6:40

ve burada Cincinnati'den hediyelik eşyalar var.

They have things like Skyline Chili,

6:42

Skyline Chili gibi ürünler var;

which is basically a famous franchise here,

6:44

bu, aslında burada ünlü bir restoran zinciri.

and they also have our famous sports teams,

6:47

Ayrıca ünlü spor takımlarımızın ürünleri de var;

like the Bengals football team,

6:49

Bengals Amerikan futbolu takımı,

the FC Cincinnati soccer team,

6:51

FC Cincinnati futbol takımı

as well as the Reds baseball team.

6:52

ve Reds beyzbol takımı gibi.

Talking about airport vocabulary,

6:54

Havaalanı terimlerinden söz etmişken,

it may be hard to enjoy some of your favorite content

6:56

en sevdiğiniz içeriklerden bazılarının keyfini çıkarmak zor olabilir

when traveling abroad. Kalıp ifadeler

6:59

yurt dışında seyahat ederken.

Kalıp ifadeler

Travel Abroad, Travel to Abroad Değil

Traveling abroad, kendi ülkenizden başka bir ülkeye seyahat etmek veya başka bir ülkede yolculuk yapmak anlamına gelir. Bu cümlede, yolculuk sırasında kendi ülkenizin dışında olma durumu anlatılıyor. Abroad bir zarftır, bu nedenle doğrudan travel fiilinden sonra gelir: travel abroad. abroad kelimesinden önce to kullanmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede abroad doğru kullanılmıştır?

  1. Our soccer team may travel abroad next year.
  2. Our soccer team may travel to abroad next year.
  3. Our soccer team may travel at abroad next year.
Cevabı göster

Our soccer team may travel abroad next year.

You may not have access to content Kalıp ifadeler

7:01

Bazı içeriklere erişemeyebilirsiniz;

that you're used to in your home country. Dilbilgisi

7:02

kendi ülkenizde izlemeye alıştığınız içeriklere.

Kalıp ifadeler

have access to + isim veya -ing biçimi

Have access to, “bir şeyi elde edebilmek, bir yere girebilmek ya da bir şeyi kullanabilmek veya bunlara izinli olmak” anlamına gelir. Bu cümlede not have access to content, alışılmış bazı içeriklerin kullanılamayabileceğini belirtir. Burada access bir isim, to ise bir edattır. Ardından bir isim, zamir veya isim görevi gören -ing biçimi gelebilir: have access to the library, have access to it ya da have access to using the app.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: At our school, the children ____ tablets for class.

Cevabı göster

have access to

Dilbilgisi

you're used to: be used to + isim veya -ing biçimi

Be used to, “bir şeye aşina veya alışkın olmak” anlamına gelir. that you're used to içinde that, content sözcüğüne gönderme yapar ve to edatı ilgi cümleciğinin sonunda kalır. Bu cümlecik, içeriğin size tanıdık geldiğini belirtir. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: be used to the weather, be used to it ya da be used to watching videos. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: I am used to..., she was used to....

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın artık erken kalkmaya alışkın olduğunu belirtir?

  1. Mia is used to waking up early.
  2. Mia used to wake up early.
Cevabı göster

Mia is used to waking up early.

That's why I want to talk to you about today's sponsor,

7:04

İşte bu yüzden bugünkü sponsorumuzdan söz etmek istiyorum:

NordVPN.

7:07

NordVPN.

NordVPN is one of the world's largest VPN providers.

7:08

NordVPN, dünyanın en büyük VPN sağlayıcılarından biridir.

Using NordVPN will give you access to content

7:12

NordVPN kullanarak şu içeriklere erişebilirsiniz:

blocked in countries

7:14

bazı ülkelerde engellenen

or not available in your home country.

7:16

veya kendi ülkenizde kullanılamayan içeriklere.

So,

7:17

Böylece

you will have more opportunities

7:18

daha fazla fırsatınız olur

to learn a new language,

7:19

yeni bir dil öğrenmek için,

like I did,

7:20

tıpkı benim yaptığım gibi,

when I traveled to Poland

7:21

Polonya'ya seyahat ettiğimde

a couple of months ago.

7:22

birkaç ay önce.

I wanted to keep practicing my Spanish,

7:23

İspanyolca pratik yapmaya devam etmek istiyordum

but I couldn't watch my favorite series,

7:25

ama en sevdiğim diziyi izleyemiyordum:

El Señor de los Cielos.

7:28

El Señor de los Cielos'u.

But,

7:29

Ama

then I remembered,

7:29

sonra hatırladım:

I have NordVPN.

7:30

NordVPN'im vardı.

I turned it on

7:32

Onu açtım

and I switched the country to Colombia

7:32

ve ülkeyi Kolombiya olarak değiştirdim.

and I was able to keep learning Spanish

7:34

Böylece İspanyolca öğrenmeye devam edebildim

through this series.

7:36

bu dizi sayesinde.

Additionally,

7:37

Ayrıca

NordVPN keeps your data private and secure online

7:38

NordVPN, çevrim içiyken verilerinizi gizli ve güvende tutar;

by hiding your IP address, Dilbilgisi

7:41

IP adresinizi gizler,

protecting your credit card info,

7:43

kredi kartı bilgilerinizi korur,

emails,

7:44

e-postalarınızı korur

and anything else you put online.

7:45

ve internette paylaştığınız diğer her şeyi de.

Dilbilgisi

by hiding ... protecting ...: yöntemi açıklama

Burada by, “bir eylem yoluyla” anlamına gelir. Önce sonuç verilir: NordVPN verileri gizli ve güvende tutar. Ardından by ile başlayan bölüm bunun nasıl yapıldığını açıklar. by sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır. Hiding ve protecting paralel eylemlerdir; ikisi de aynı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl gerçekleştiğini açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The filter keeps the water clean by remove dirt.
  2. The filter keeps the water clean by removing dirt.
  3. The filter keeps the water clean because removing dirt.
Cevabı göster

The filter keeps the water clean by removing dirt.

If you want to improve a language

7:47

Bir dili geliştirmek için

by watching a game,

7:48

bir maç,

movie, or series

7:49

film ya da dizi izlemek istiyorsanız

that is not available in your country,

7:50

ama bunlara ülkenizde erişilemiyorsa,

you can watch them using NordVPN.

7:52

NordVPN ile izleyebilirsiniz.

You can get four extra months

7:54

Dört ay daha kazanabilirsiniz

on top of a 2-year plan Kalıp ifadeler

7:56

iki yıllık plana ek olarak;

here using my link nordvpn.com/ariannitalagringa.

7:57

bunun için nordvpn.com/ariannitalagringa bağlantımı kullanın.

Kalıp ifadeler

on top of a 2-year plan: plana ek bir süre

Burada on top of, “zaten var olan bir şeye ek olarak” anlamına gelir. Temel teklif iki yıllık bir plandır ve buna dört ay daha eklenir. Bu, konum değil ekleme bildiren soyut bir kullanımdır: aylar fiziksel olarak planın üstünde değildir. on top of + isim yapısı, var olan bir miktara, maliyete, göreve veya avantaja başka bir şey eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle hizmet bedelinin bilet fiyatına eklendiği anlamına gelir?

  1. The booking site charges a service fee on top of the ticket price.
  2. The booking site charges a service fee instead of the ticket price.
  3. The booking site includes the service fee in the ticket price.
Cevabı göster

The booking site charges a service fee on top of the ticket price.

It's risk-free with NordVPN's

8:01

NordVPN'in

30-day money-back guarantee. Kalıp ifadeler

8:03

30 günlük para iade garantisi sayesinde hiçbir risk yok.

Kalıp ifadeler

30-day money-back guarantee: para iadesi sözü

30-day money-back guarantee, müşterinin 30 gün içinde para iadesi talep edebileceğine dair satıcı tarafından verilen bir sözdür. Bu reklamda hizmeti satın almayı daha az riskli gösterir. 30-day bölümü süre sınırını belirler, money-back ise garantinin para iadesiyle ilgili olduğunu gösterir. Bu ifade hizmeti otomatik olarak ücretsiz yapmaz; para iadesi yine de teklif koşullarına bağlı olabilir.

Alıştırma

Hangi teklif müşterinin 30 gün içinde para iadesi isteyebileceğini belirtir?

  1. a 30-day money-back guarantee
  2. a 30-day free trial
  3. a 30-day warranty
Cevabı göster

a 30-day money-back guarantee

Now,

8:05

Şimdi,

let's move on to learn more airport vocab. Öbek fiiller

8:05

daha fazla havaalanı terimi öğrenmeye devam edelim.

Öbek fiiller

Let's move on to: sonraki konuya geçmek

Let's move on to, bir bölümün bittiğini ve yeni bir bölümün başladığını belirtir. Sonraki sözler yeni etkinliği, yani havaalanıyla ilgili daha fazla kelime öğrenmeyi açıklar. Let's, geçişi dinleyicileri de içeren samimi bir öneri hâline getirir. Burada move on, fiziksel olarak ileri gitmek değil, konuyu değiştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Konuşmacı takvimi anlatmayı bitirmiş ve bütçe konusunu tanıtmak istiyor. Hangi cümle doğal bir geçiştir?

  1. We've covered the schedule, so let's move on from the budget.
  2. We've covered the schedule, so let's move on to the budget.
  3. We've covered the schedule, so let's go back to the budget.
Cevabı göster

We've covered the schedule, so let's move on to the budget.

I'm still heading to my gate

8:07

Hâlâ kapıma doğru gidiyorum

and there are two ways to get there.

8:09

ve oraya ulaşmanın iki yolu var.

So,

8:10

Yani,

I can just go on this moving walkway

8:11

doğrudan bu yürüyen banda binebilirim

or I can just walk on the ground

8:13

ya da yerde normal şekilde yürüyebilirim;

like these people are doing right behind me.

8:15

tıpkı hemen arkamdaki bu insanlar gibi.

Let me know down below what you guys prefer.

8:17

Sizin hangisini tercih ettiğinizi aşağıya yazın.

Personally,

8:19

Şahsen

I'm pretty tired,

8:19

oldukça yorgunum,

so I'm just going to go walk on the moving walkway.

8:20

bu yüzden yürüyen bandın üzerinde yürüyeceğim.

Come along with me.

8:23

Benimle gelin.

I finally made it to my gate A16 Deyimler

8:30

Sonunda A16 kapıma ulaştım

Deyimler

made it to my gate: zorluktan sonra başarıyla ulaşmak

made it to my gate ifadesindeki made it to, kişinin kapısına ulaşmayı başardığı anlamına gelir. Varışı yalnızca tarafsız bir olay olarak değil, çaba, zaman veya şans gerektiren bir başarı olarak sunar. Finally, sürecin uzun sürdüğünü veya geciktiğini göstererek bu hissi güçlendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp make it to + yer veya etkinlik biçimindedir; make it to the airport ve make it to class buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede make it to, bir zorluktan sonra başarıyla varmayı anlatacak şekilde doğru kullanılmıştır?

  1. After two canceled buses, Mia finally made to the station.
  2. After two canceled buses, Mia finally made it at the station.
  3. After two canceled buses, Mia finally made it to the station.
Cevabı göster

After two canceled buses, Mia finally made it to the station.

and I'm 1 hour early.

8:33

ve bir saat erken geldim.

My plane departs at 9:30 p.m.,

8:35

Uçağım saat 21.30'da kalkıyor

but that doesn't mean I can get here at 9:30 p.m.

8:37

ama bu, buraya 21.30'da gelebileceğim anlamına gelmiyor.

Normally,

8:41

Normalde

boarding time is 30 minutes before Kelime

8:41

kalkış saatinizden 30 dakika önce

your departing time.

8:44

uçağa biniş başlar.

Kelime

boarding time: yolcuların uçağa binmeye başladığı saat

Boarding time, yolcuların uçağa binmeye başlamasının planlandığı saattir. Uçağın ayrılmasının planlandığı departure time saatinden önce gelir. Bu nedenle saat 21.30'daki bir kalkış, kapıya saat 21.30'da gelebileceğiniz anlamına gelmez. Biniş saatinde, tercihen daha erken, orada olmalısınız; çünkü biniş işlemi kalkıştan önce sona erebilir.

Alıştırma

Biniş kartınızda boarding time 19.40, departure time ise 20.15 olarak yazıyor. Kapıda ne zaman hazır olmalısınız?

  1. En geç saat 19.40'ta; çünkü binişin o saatte başlaması planlanıyor.
  2. Saat 20.15'ten sonra; çünkü yolcular kalkıştan sonra uçağa biner.
  3. Saat 20.15'te; çünkü biniş kalkış saatinde başlar.
Cevabı göster

En geç saat 19.40'ta; çünkü binişin o saatte başlaması planlanıyor.

So,

8:45

Bu yüzden

a good recommendation,

8:45

size iyi bir tavsiye:

don't be late for boarding time.

8:47

Uçağa biniş saatine geç kalmayın.

Make sure to get here early.

8:48

Buraya erken geldiğinizden emin olun.

Also,

8:50

Ayrıca

I'm getting kind of hungry,

8:51

biraz acıkmaya başladım,

so I'm going to look for things to eat at this airport.

8:52

bu yüzden bu havaalanında yiyecek bir şeyler arayacağım.

Normally,

9:02

Normalde

if you buy food or ice cream

9:03

havaalanında yiyecek ya da dondurma

at the airport,

9:05

satın alırsanız

it's a lot more expensive Dilbilgisi

9:06

çok daha pahalı olur,

compared to the regular prices,

9:07

normal fiyatlarla karşılaştırıldığında,

like in my city.

9:09

örneğin benim şehrimdekilerle.

Dilbilgisi

normal fiyatlarla karşılaştırıldığında çok daha pahalı

“A lot”, “more expensive” karşılaştırma yapısını güçlendirir. Bir şeyin yalnızca pahalı olduğunu değil, fiyat farkının büyük olduğunu anlatır. “Compared to the regular prices” karşılaştırmanın ölçütünü belirtir. Burada havaalanı fiyatları, konuşanın şehrindeki normal fiyatlarla karşılaştırılıyor. Bu yapı büyüklük, zorluk ve başka özellikleri karşılaştırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “a lot” + “more expensive” + “compared to” kullanarak tamamlayın: The airport sandwich is ____ the same sandwich downtown.

Cevabı göster

a lot more expensive compared to

There are some restaurants in this gate area,

9:10

Bu kapı alanında birkaç restoran var

but they didn't really call my attention. Kelime

9:13

ama pek ilgimi çekmediler.

Kelime

catch my attention ile call my attention to something arasındaki fark

Bu cümlede “call my attention”, restoranların konuşanın dikkatini çektiğini veya ilgisini uyandırdığını anlatmak için kullanılmıştır. İngilizcedeki standart ve doğal kalıp “catch my attention”dır. Bu nedenle doğal biçim şöyledir: “They didn’t really catch my attention.” “Call someone’s attention to something” farklı bir yapıdır. Bir kişinin dikkatini bilinçli olarak bir gerçeğe, soruna veya ayrıntıya yöneltmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “catch my attention” ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The bright red sign immediately ____.

Cevabı göster

caught my attention

So,

9:15

Bu yüzden

I'm going to have ice cream for dinner.

9:15

akşam yemeğinde dondurma yiyeceğim.

Yes,

9:17

Evet,

ice cream for dinner.

9:18

akşam yemeğinde dondurma.

I just got one scoop Kalıp ifadeler

9:19

Az önce bir top

of cookies and cream ice cream

9:20

kurabiye ve krema aromalı dondurma aldım

at Graeter's

9:22

Graeter's'tan

and it cost $6.10.

9:22

ve fiyatı 6,10 dolardı.

Kalıp ifadeler

one scoop of cookies and cream ice cream: bir top cookies and cream dondurma

One scoop of miktarı belirtir: dondurma kaşığıyla alınan yuvarlak bir porsiyon. Tat ve yiyecek adından önce gelir. Cookies and cream burada tek bir tat adıdır ve ice cream ifadesinin önünde bir bütün olarak kullanılır. Sipariş, bir top cookies-and-cream aromalı dondurma anlamına gelir; cookies ile cream ayrı ayrı sipariş edilmemiştir.

Alıştırma

Hangi sipariş cookies and cream tadında tek porsiyon dondurma ister?

  1. I'd like two scoops of cookies and cream ice cream, please.
  2. I'd like one scoop of cookies and cream ice cream, please.
  3. I'd like one scoop of vanilla ice cream with a cookie, please.
Cevabı göster

I'd like one scoop of cookies and cream ice cream, please.

Normally,

9:25

Normalde

the price would be around $4 or $5,

9:25

fiyatı 4 ya da 5 dolar civarında olurdu

but of course,

9:28

ama elbette

here at the airport,

9:29

burada, havaalanında

it's a bit more expensive.

9:30

biraz daha pahalı.

Right now,

9:31

Şimdi

I'm just going to take my time, Deyimler

9:32

acele etmeden

eat my ice cream,

9:33

dondurmamı yiyeceğim

and wait for my plane to arrive

9:34

ve uçağımın gelmesini bekleyeceğim.

Deyimler

take my time: acele etmeden ilerlemek

Take my time, bir şeyi rahat ve acele etmeden yapmak anlamına gelen bir deyimdir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I take my time, you take your time ve she takes her time. Burada konuşan kişi, dondurmasını yerken ve beklerken acele etmesi gerekmediğini söylüyor. İfade, zamanı gerçekten almak veya ona sahip olmakla değil, yapılan işin hızıyla ilgilidir.

Alıştırma

Bugün son teslim tarihin yok. Cümleyi bu derste öğrendiğin ve «acele etmemek» anlamına gelen tam deyimle tamamla: I'll ____ and check every detail.

Cevabı göster

take my time

and then I'm going to head to my gate

9:37

Sonra kapıma

once again

9:38

yeniden gideceğim,

and then board the airplane

9:39

ardından uçağa bineceğim

and show you guys the airplane

9:41

ve size uçağı

and what's inside.

9:42

ve içinde neler olduğunu göstereceğim.

This plane just landed 10 minutes ago.

9:43

Bu uçak daha 10 dakika önce indi.

Before boarding the plane,

9:46

Uçağa binmeden önce

I have to wait for the passengers

9:47

yolcuların

to exit the airplane.

9:49

uçaktan inmesini beklemem gerekiyor.

During this time,

9:50

Bu sırada

the airplane is refueling

9:51

uçağa yakıt ikmali yapılıyor

and the workers inspect inside

9:52

ve çalışanlar uçağın içini

and outside the plane

9:54

ve dışını kontrol ederek

to make sure it's ready to take off again. Öbek fiiller

9:55

yeniden kalkışa hazır olduğundan emin oluyor.

Öbek fiiller

Bir uçak için take off

Burada take off, ‘yerden ayrılıp uçmaya başlamak’ anlamına gelir. Uçak yeniden uçabilmesi için hazırlanmaktadır. Havacılık bağlamı, kıyafet çıkarmak anlamını değil bu anlamı seçmemizi sağlar. Uçuş anlamında take off, doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir: the plane takes off. Ready to take off yapısında to, fiilin yalın biçimini başlatır; take off doğrudan nesne almaz.

Alıştırma

‘Yerden ayrılıp uçmaya başlamak’ anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The plane is ready to ____.

Cevabı göster

take off

I just got my ice cream

9:57

Dondurmamı daha yeni aldım

and I don't even have enough time

9:58

ve onu yiyecek kadar bile vaktim yok

to eat it because my plane is boarding right now.

10:00

çünkü şu anda uçağıma yolcu alınıyor.

So,

10:03

Yani

when you board a plane, Kelime

10:03

uçağa binerken

you board by group number. Kalıp ifadeler

10:04

grup numarasına göre binersiniz.

You board by your group.

10:06

Kendi grubunuzla binersiniz.

Kelime

board a plane: board + taşıt

Burada board, yolculuk öncesinde bir uçağa binmek anlamına gelen bir fiildir. Doğrudan nesne alır: board + taşıt. Board ile a plane arasına edat gelmez. Aynı yapı board the train veya board the bus örneklerinde olduğu gibi başka toplu taşıma araçlarıyla da kullanılır. Bu fiil özellikle ulaşım duyurularında ve yolculuk talimatlarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede taşıta binme fiili board doğru kullanılmıştır?

  1. Passengers may board the plane now.
  2. Passengers may get on the plane now.
  3. Passengers may board on the plane now.
Cevabı göster

Passengers may board the plane now.

Kalıp ifadeler

board by group number: çağrılan gruplara göre uçağa binmek

Burada board, “uçağa binmek” anlamında bir fiildir. by group number ifadesi, hava yolunun sırayı nasıl belirlediğini anlatır: her yolcunun bir biniş grubu vardır ve gruplar birbiri ardına çağrılır. Grup numarası koltuk numarası değildir. Grubunuz çağrılana kadar bekleyin, ardından uçağa binmek için sıraya girin.

Alıştırma

Havaalanında “Passengers board by group number” ne anlama gelir?

  1. Yolcular, biniş grupları çağrıldığında uçağa girer.
  2. Yolcular, gruplarıyla aynı numaraya sahip koltuğa oturur.
  3. Yolcular, uçağa girdikten sonra istedikleri grubu seçer.
Cevabı göster

Yolcular, biniş grupları çağrıldığında uçağa girer.

So,

10:08

Yani,

my group number is group eight.

10:08

benim grup numaram sekiz.

So,

10:10

Dolayısıyla

I'm the last group.

10:10

ben son gruptayım.

I'll be last to board the plane.

10:11

Uçağa en son ben bineceğim.

But,

10:12

Ama

if you're in business class Kelime

10:13

business class'ta

or first class,

10:14

ya da first class'taysanız

you'll be the first group

10:15

ilk grupta olursunuz

to board the plane.

10:16

uçağa binmek için.

And because I'm in economy,

10:17

Ben ekonomi sınıfında olduğum için

that's why I'm the last one.

10:19

en son binen kişi benim.

Kelime

business class or first class: uçak kabin sınıfları

Business class ve first class, uçaktaki kabin türleridir. Genellikle economy class bölümünden daha pahalıdır ve yolculara daha fazla alan ve hizmet sunar. Hava yolları çoğu zaman bu yolcuların daha erken binmesine izin verir. Bu cümlede economy, economy class ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu adlar biniş grubunu veya koltuk numarasını değil, kabin ya da bilet ücreti kategorisini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede economy, kabin sınıfı anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Ülkenin ekonomisi uçağa ilk önce bindi.
  2. Economy bölümünde uçuyorum, yani biletim economy class için.
  3. Koltuk numaram economy.
Cevabı göster

Economy bölümünde uçuyorum, yani biletim economy class için.

Come along with me.

10:20

Benimle gelin.

Let's go walk inside and board the plane.

10:21

Haydi içeri girip uçağa binelim.

A.

10:24

A.

Wow.

10:24

Vay canına.

Okay.

10:25

Tamam.

Never mind.

10:25

Neyse.

Words.

10:26

Kelimeler.

Can't do it.

10:27

Söyleyemiyorum.

Oh,

10:29

Aa,

I saw that.

10:29

onu gördüm.

Thank you.

10:29

Teşekkür ederim.

Thanks.

10:30

Sağ olun.

As I said before,

10:31

Daha önce de söylediğim gibi,

it's very important to board the plane early

10:32

uçağa erken binmek

and get here early

10:35

ve buraya erken gelmek çok önemli

because it's 9:03 and we're already boarding the plane.

10:36

çünkü saat 21.03 ve biz uçağa binmeye çoktan başladık.

I'm walking inside the airplane.

10:39

Uçağın içinde yürüyorum.

Hi.

10:42

Merhaba.

That is a flight attendant. Kelime

10:43

O bir kabin görevlisi.

Kelime

Flight attendant: cinsiyet ayrımı yapmayan kabin görevi adı

Flight attendant, uçak kabininde çalışan ve yolcuların güvenliğine ve rahatına yardımcı olan mürettebat üyesidir. Bu cümlede ifade, kişinin mesleğini belirtir. İngilizcede bu unvan cinsiyet açısından tarafsızdır ve her cinsiyetten kişi için kullanılabilir.

Alıştırma

Uçak kabininde yolculara yardım eden bir mürettebat üyesi için kullanılan standart ve cinsiyet ayrımı yapmayan meslek adı hangisidir?

  1. gate agent
  2. pilot
  3. flight attendant
Cevabı göster

flight attendant

He is walking down the aisle Kalıp ifadeler

10:44

Koridorda ilerliyor

and is checking to see if the carry-on bags

10:46

ve kabin bagajlarının

fit inside the overhead bins.

10:48

baş üstü dolaplarına sığıp sığmadığını kontrol ediyor.

Kalıp ifadeler

Walking down the aisle: bir geçit boyunca ilerlemek

Walking down the aisle, koltuk sıraları arasındaki geçit boyunca ilerlemek anlamına gelir. Buradaki down, bir güzergâh boyunca ilerlemeyi belirtir; kişinin daha alçak bir seviyeye indiği anlamına gelmez. Bu kalıp, uçak, tren veya tiyatro gibi aisle bulunan her yerde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede aisle, koltuk sıraları arasındaki geçit anlamında kullanılmıştır?

  1. We sailed around the isle before sunset.
  2. We walked down the aisle to find our seats.
  3. We walked down the stairs to the platform.
Cevabı göster

We walked down the aisle to find our seats.

To fasten your seat belt, Kalıp ifadeler

10:50

Emniyet kemerinizi bağlamak için

insert the flat metal end into the buckle.

10:51

düz metal ucu tokaya sokun.

Kalıp ifadeler

fasten your seat belt: emniyet kemerini bağlamak

Fasten your seat belt, emniyet kemerini tokaya takarak sabitlemek demektir. Bu güvenlik talimatında fasten, kemere yalnızca dokunmayı veya kemeri tutmayı değil, bağlama işlemini tamamlamayı anlatır. Fasten burada 'sağlam biçimde sabitlemek veya kapatmak' anlamındadır. Daha hızlı hareket etme fikriyle ilgili değildir.

Alıştırma

Güvenlik talimatını fasten kullanılan standart ifadeyle tamamlayın: Before the car moves, please ____.

Cevabı göster

fasten your seat belt

To adjust,

10:53

Ayarlamak için

pull on the loose strap.

10:54

boştaki kayışı çekin.

And to release,

10:55

Açmak içinse

lift up on the top of the buckle.

10:55

tokanın üst kısmını yukarı kaldırın.

Should there be a loss of cabin pressure, Dilbilgisi

10:57

Kabin basıncının düşmesi durumunda

oxygen masks will drop from the overhead compartments

10:59

oksijen maskeleri baş üstü bölmelerinden aşağı düşecektir;

throughout the cabin and inside all lavatories.

11:01

bunlar kabinin tamamında ve tüm tuvaletlerde bulunur.

Dilbilgisi

Should there be ...: resmî devrik koşul

Should there be a loss..., If there should be a loss.... ile aynı anlama gelir. Cümlede should, there sözcüğünün önüne getirilir ve if çıkarılır; buna koşul cümlesinde devrik yapı denir. Buradaki should bir tavsiye vermez ve soru sormaz. Gerçekleşmesi mümkün ancak genellikle düşük olasılıklı veya istenmeyen bir olayı sunar; ana cümle de o durumda ne olacağını belirtir.

Alıştırma

Resmî bildirimi Should ile başlayan devrik bir koşulla tamamlayın: ____ a power outage, the emergency lights will turn on automatically.

Cevabı göster

Should there be

In the event of a water evacuation, Kalıp ifadeler

11:03

Suya tahliye durumunda

remove the life vest underneath your seat

11:04

koltuğunuzun altındaki can yeleğini çıkarın;

when instructed to do so by a crew member. Dilbilgisi

11:06

bunu bir mürettebat üyesi talimat verdiğinde yapın.

Kalıp ifadeler

In the event of: resmî koşul ifadesi

“In the event of + isim öbeği”, “belirtilen durum gerçekleşirse” demektir. Burada talimatın koşulunu belirtir: can yeleği yalnızca suya tahliye gerçekleşirse çıkarılır. Buradaki event, planlanmış bir etkinlik veya kutlama değil, gerçekleşmesi mümkün bir olay anlamındadır. Bu resmî ifade, acil durum veya kural temelli bir koşulu hızlıca fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Resmî güvenlik duyurusunu bu açıklamadaki ifadeyle tamamlayın: ____ a power outage, emergency lights will turn on.

Cevabı göster

In the event of

Dilbilgisi

when instructed to do so: kısaltılmış edilgen yan cümle ve eylemin yerine kullanma

“When instructed”, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve “when you are instructed” anlamına gelir. Anlaşılan özne, ana talimatta hitap edilen aynı “you” öznesidir; kısa ve resmî bir anlatım için are atılır. “Do so”, daha önce belirtilen eylemin yerini alır; burada bu eylem remove the life vest ifadesidir. Tüm fiil öbeğinin tekrarlanmasını önler, bu yüzden dinleyen kişi tam olarak ne yapılacağını anlamak için önceki eyleme bakmalıdır.

Alıştırma

“open the sealed envelope” ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yapıyla resmî talimatı tamamlayın: Open the sealed envelope only ____ by the examiner.

Cevabı göster

when instructed to do so

Pull the red strap to open the container,

11:08

Kutuyu açmak için kırmızı kayışı çekin,

remove the pouch,

11:09

keseyi çıkarın

and pull the tab to one side to remove the vest.

11:10

ve yeleği çıkarmak için kulakçığı bir yana çekin.

Place the vest over your head,

11:13

Yeleği başınızdan geçirin,

wrap the strap around your waist,

11:14

kayışı belinize dolayın

and insert the end into the buckle.

11:16

ve ucunu tokaya sokun.

Then,

11:18

Ardından

pull the strap to tighten it.

11:18

sıkılaştırmak için kayışı çekin.

The flight attendant gave us a safety demonstration Kalıp ifadeler

11:19

Kabin görevlisi bize bir güvenlik gösterimi yaptı;

where she showed us how to buckle our seat belts,

11:22

bu gösterimde emniyet kemerlerimizi nasıl bağlayacağımızı,

wear an oxygen mask,

11:25

oksijen maskesini nasıl takacağımızı

and use a life vest.

11:26

ve can yeleğini nasıl kullanacağımızı gösterdi.

Kalıp ifadeler

Uçakta a safety demonstration

Burada a safety demonstration, kalkıştan önce bir kabin görevlisinin yolculara güvenlik için ne yapacaklarını gösterdiği sunumdur. Emniyet kemerini bağlamak, oksijen maskesi takmak ve can yeleği kullanmak bunun parçalarıdır. Demonstration, bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek anlamına gelir. Bu ifadede halka açık protesto anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu havacılık bağlamında a safety demonstration ne anlama gelir?

  1. Havayolu güvenliğiyle ilgili bir protesto
  2. Yolcuların uçağa binmeden önce geçmesi gereken bir sınav
  3. Uçağın güvenlik prosedürlerinin açıklanması ve gösterilmesi
Cevabı göster

Uçağın güvenlik prosedürlerinin açıklanması ve gösterilmesi

This aircraft safety card

11:27

Bu uçak güvenlik kartı

gives you more information

11:29

size ayrıntılı bilgi verir

on the location of exits

11:30

çıkışların konumları

and emergency equipment

11:32

ve acil durum ekipmanlarının

on the airplane.

11:33

uçaktaki yerleri hakkında.

Before landing,

11:34

İnmeden önce

I want to show you what the bathroom

11:35

size tuvaletin

looks like on the airplane.

11:37

uçakta nasıl göründüğünü göstermek istiyorum.

It's a bit small and cramped.

11:38

Biraz küçük ve dar.

The plane just landed

11:40

Uçak az önce indi

and right now,

11:42

ve şu anda

I'm sitting in the middle seat. Kelime

11:43

orta koltukta oturuyorum.

This is the window seat,

11:44

Bu, pencere kenarındaki koltuk;

obviously,

11:46

tabii ki,

because it's right next to the window.

11:46

çünkü pencerenin hemen yanında.

Kelime

middle seat ve window seat

Middle seat, normal bir koltuk bölümünde diğer koltukların arasında bulunan koltuktur. Window seat, uçağın duvarı ve penceresinin yanındaki koltuktur. Üçüncü yaygın ad aisle seat olup koridorun yanındaki koltuğu belirtir. Bu ifadelerde konum belirten bir sözcük seat sözcüğünden önce gelir. Bunları koltuk numarası vermeden bir yeri belirtmek veya istemek için kullanın.

Alıştırma

Cümleyi standart uçak koltuğu adıyla tamamlayın: I'd like a ____, please, because I want to sit next to the window.

Cevabı göster

window seat

And now,

11:48

Şimdi

I'm going to grab my carry-on bag

11:48

kabin bagajımı alıp

and exit the plane.

11:51

uçaktan çıkacağım.

This is a row of seats

11:52

Bu bir koltuk sırası

and now,

11:53

ve şimdi

I'm going to take my bag

11:54

çantamı alacağım

from the overhead bin

11:56

baş üstü dolabından

and exit the plane.

11:57

ve uçaktan çıkacağım.

I just arrived in Orlando.

12:06

Orlando'ya az önce vardım.

Now,

12:08

Şimdi

I'm ready to go to the baggage claim Kelime

12:08

bagaj alım alanına gitmeye

and look for my checked bag. Kelime

12:10

ve teslim ettiğim çantamı aramaya hazırım.

Kelime

the baggage claim: gelen yolcuların bagajlarını aldığı yer

Baggage claim, gelen yolcuların uçağın kargo bölümünde taşınan bagajlarını aldığı havalimanı alanıdır. Bu cümlede go to the baggage claim, inişten sonra bu bagaj teslim alanına gitmek anlamına gelir. Buradaki claim, havalimanındaki yerin sabit adının bir parçasıdır. Hukuki bir hak iddiasında bulunmayı değil, bagajı teslim almayı anlatır.

Alıştırma

Gelen yolcuların teslim ettikleri bagajları aldığı alanı belirten havalimanı ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After landing, follow the signs to the ____.

Cevabı göster

baggage claim

Kelime

my checked bag: uçağın kargo bölümünde taşınan bagajım

Checked bag, uçuştan önce havayoluna verdiğiniz bagajdır. Havayolu bunu uçağın kargo bölümünde taşır ve siz inişten sonra teslim alırsınız. Buradaki checked, bagajın yolculuk sırasındaki durumunu anlatır. Bagajın kareli desenli olduğu ya da yalnızca birinin onu kontrol ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Havayoluna vererek uçağın kargo bölümünde taşıttığınız bagajı hangi ifade anlatır?

  1. checked bag
  2. carry-on bag
  3. baggage claim
Cevabı göster

checked bag

Right behind me,

12:12

Hemen arkamda

there's this huge sign that says terminals

12:13

üzerinde kocaman “Terminaller”

and bag claim.

12:15

ve “Bagaj Alım” yazan bir tabela var.

So,

12:16

Yani

in case you get lost, Dilbilgisi

12:16

kaybolursanız

you can find out where to go.

12:17

nereye gideceğinizi bulabilirsiniz.

Dilbilgisi

in case you get lost: bir olasılığa karşı hazırlanmak

In case, olası bir sorunu belirtir ve birinin neden önceden hazırlık yaptığını açıklar. Burada kaybolmak yalnızca bir olasılıktır; kesinlikle gerçekleşeceği söylenmez. Yararlı bilgi sorun ortaya çıkmadan önce hazırdır ve gerektiğinde kullanılabilir. Bu yapı önlem bildirmek için kullanışlıdır: do X in case Y happens.

Alıştırma

Yürüyüşte sinyali kaybedebileceğiniz için önceden çevrimdışı bir harita indiriyorsunuz. Bu önlemi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Download an offline map in case you lose signal.
  2. Download an offline map if you lose signal.
  3. Download an offline map because you always lose signal.
Cevabı göster

Download an offline map in case you lose signal.

So,

12:19

Yani,

you can go to a terminal, Kelime

12:20

bir terminale

a different gate.

12:21

ya da farklı bir kapıya gidebilirsiniz.

Kelime

a terminal ... a different gate: geniş alan ve uçağa binme noktası

Havaalanında terminal, hizmetlerin ve birçok kapının bulunduğu büyük bir bina veya ana bölüm anlamına gelir. Gate ise belirli bir uçuş için bekleme ve uçağa binme noktasıdır. Başka bir terminale gitmek farklı bir büyük alana geçmek anlamına gelebilirken, farklı bir gate'e gitmek yalnızca uçağa binilecek kesin yeri değiştirmek demektir.

Alıştırma

Biniş kartınızda Terminal 3, Gate 18 yazıyor. Gate 18 neyi belirtir?

  1. Havaalanı binasının tamamı veya büyük bir bölümü
  2. Bagaj alım alanı
  3. Yolcuların uçağa bindiği kesin yer
Cevabı göster

Yolcuların uçağa bindiği kesin yer

There's three different gates,

12:22

Üç farklı kapı bölümü var:

A, B, and C.

12:23

A, B ve C.

And to get to a different terminal

12:24

Farklı bir terminale

or to the bag claim,

12:26

ya da bagaj alım alanına gitmek için

we need to go on the train.

12:27

trene binmemiz gerekiyor.

So,

12:29

O hâlde

come along with me.

12:29

benimle gelin.

This airport,

12:32

Bu havaalanında

I can't just walk to a terminal.

12:33

bir terminale yürüyerek gidemiyorum.

I have to take a train.

12:35

Trene binmem gerekiyor.

Right now,

12:37

Şu anda

I'm inside the train.

12:37

trenin içindeyim.

But,

12:38

Ama

in Cincinnati,

12:38

Cincinnati'de

I can walk to a different terminal

12:39

farklı bir terminale

or to the baggage claim.

12:41

ya da bagaj alım alanına yürüyebilirim.

Right now,

12:52

Şu anda

I'm in the baggage claim

12:53

bagaj alım alanındayım

and I'm waiting for my checked bag to arrive.

12:54

ve teslim ettiğim çantamın gelmesini bekliyorum.

And my first impression of Orlando Airport Kalıp ifadeler

12:57

Orlando Havaalanı hakkındaki ilk izlenimim,

is that it's a lot bigger

12:59

buranın çok daha büyük olduğu yönünde,

compared to the Cincinnati Airport

13:01

Cincinnati Havaalanı'na kıyasla;

because I had to walk a lot

13:02

çünkü çok yürümem gerekti

to get to the baggage claim.

13:04

bagaj alım alanına ulaşmak için.

Kalıp ifadeler

My first impression of ... is that ... ile ilk izlenimi ifade etme

my first impression of X is that + yan cümle kalıbı, X hakkındaki ilk görüşü ifade eder. that sonrasındaki yan cümle bu görüşün ne olduğunu açıklar. Burada konuşan kişi, ilk deneyimine dayanarak havalimanının büyüklüğüyle ilgili başlangıç niteliğinde bir değerlendirme yapıyor. First impression, daha fazla zaman veya bilgiyle bu görüşün değişebileceğini gösterir.

Alıştırma

İlk görüş bildiren iki parçalı kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: “____ the new library ____ it feels bright and welcoming.”

Cevabı göster

My first impression of · is that

Now that I have my suitcase

13:12

Bavulumu artık

from the baggage claim,

13:14

bagaj alım alanından aldığıma göre

I'm already finished.

13:15

işim bitti.

I'm at my final destination

13:16

Nihai varış noktama geldim

and I'm ready to get out of the airport.

13:18

ve havaalanından çıkmaya hazırım.

Right now,

13:20

Şu anda

I'm outside the airport.

13:21

havaalanının dışındayım.

This is the arrival section,

13:22

Burası gelen yolcu bölümü,

the arrivals area, Kelime

13:24

yani gelen yolcu alanı;

where people will wait for someone

13:25

burada insanlar birinin

to pick them up. Öbek fiiller

13:27

kendilerini almaya gelmesini bekler.

Kelime

The arrivals area: havalimanının geliş alanı

Havalimanında the arrivals area, yolcuların uçakları indikten sonra kullandığı bölümdür. Yolcular terminalden burada çıkar veya kendilerini almaya gelen kişiyle burada buluşur. Tabelalarda Arrivals genellikle çoğul biçimde yazılır ve bu havalimanı bölümünün adı olarak kullanılır. Cümledeki arrival section, daha standart olan arrivals area ifadesini açıklayan bir sözdür.

Alıştırma

Arkadaşınızın uçağı indi ve terminalden çıktıktan sonra onunla buluşmak için havalimanına gidiyorsunuz. Hangi bölüme gitmelisiniz?

  1. the baggage claim
  2. the departures area
  3. the arrivals area
Cevabı göster

the arrivals area

Öbek fiiller

pick them up: anlamı ve zamirin yeri

Bu cümlede to pick them up, varış alanına gidip yeni gelen kişileri karşılamak ve genellikle arabayla oradan götürmek anlamına gelir. Birini yerden kaldırmayı değil, bulunduğu yerden götürmek üzere almaya gelmeyi anlatır. Pick up, nesnesi bir kişi olduğunda ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim iki konumda da kullanılabilir: pick Maya up veya pick up Maya. Bir zamir mutlaka iki parçanın arasına gelir: pick them up; pick up them denmez.

Alıştırma

pick up ve us zamirini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: Our flight lands at nine, and Dad will ____.

Cevabı göster

pick us up

Well,

13:27

Evet,

I don't have anyone to pick me up,

13:28

beni almaya gelecek kimse yok,

so I ordered an Uber

13:29

bu yüzden bir Uber çağırdım

and now,

13:31

ve şimdi

I will wait for the Uber to arrive.

13:32

Uber'in gelmesini bekleyeceğim.

Thank you guys for coming along

13:33

Benimle geldiğiniz

with me and traveling with me.

13:35

ve benimle seyahat ettiğiniz için teşekkür ederim.

I had such a great time Dilbilgisi

13:36

Hepinize havaalanı terimlerini öğretirken

teaching all of you airport vocabulary.

13:38

çok güzel vakit geçirdim.

Dilbilgisi

had such a great time teaching: have a great time + -ing yapısı

Had such a great time teaching, konuşanın öğretme etkinliğinden çok keyif aldığını anlatır. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; such ise a great time ifadesini daha güçlü hâle getirir. Keyif veren etkinliği belirtmek için have/had such a great time + fiilin -ing biçimi kullanılır. Teaching bu yapının parçasıdır; önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için geçmişte devam eden zamanın parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için have such a great time ifadesinin geçmiş biçimini ve explore fiilinin -ing biçimini kullanın: We ____ the museum yesterday.

Cevabı göster

had such a great time exploring

Let me know down below

13:40

Bugün neler öğrendiğinizi

what you guys learned today.

13:41

aşağıya yorum olarak yazın.

Go ahead and like,

13:42

Haydi, videoyu beğenin,

subscribe,

13:43

kanala abone olun

and I'll see you guys

13:44

ve sizinle

for next week's video.

13:45

gelecek haftaki videoda görüşürüz.

Bye.

13:46

Hoşça kalın.