Havalimanında İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: Bagaj teslimi ve güvenlikten kapıya, binişe, güvenlik talimatlarına, inişe ve bagaj alımına kadar yolculuğu izleyin; alanları, bagaj türlerini ve uçuş durumlarını öğrenin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “check in my bag,” — Öbek fiiller: valizi havayoluna teslim edin ve kontuarda checked bag ile carry-on ayrımını yapın. 2. “on time or delayed.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: durumu sorun; on time programa uygun, in time ise yeterince erken demektir. 3. “Should there be a loss of cabin pressure,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: If there should be ile eşdeğer resmî devrik koşulu güvenlik anonslarında ve resmî uyarılarda tanıyın.
Bu derste
it's Ariannita la Gringa and welcome back to my YouTube channel.
0:01ben Ariannita la Gringa, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz.
guess sonrasında where am I ve where I am
Bağımsız Where am I? sorusunda am fiili, I öznesinden önce gelir. Bu, doğrudan soruların normal sözcük dizilişidir. guess fiilinden sonra yer sorusu daha büyük bir sorunun içine yerleşir. Standart İngilizcede özne–fiil sırası korunur: Can you guys guess where I am today? guess sonrasında where am I kullanmak, doğrudan sorudaki devrik yapıyı korur ve bu yapıda standart değildir.
Alıştırma
where, I ve am sözcüklerini standart iç içe soru sırasına koyun: Can you guess ____?
Cevabı göster
where I am
If you don't want to park your car inside the parking garage
0:19Arabanızı kapalı otoparka park etmek istemiyorsanız
then you can get dropped off by an Uber taxi or by your friend or family member. Öbek fiiller
0:24Uber'la, taksiyle ya da bir arkadaşınız veya aile üyeniz tarafından bırakılabilirsiniz.
get dropped off: araçla götürülüp bir yerde bırakılmak
Get dropped off, başka birinin kullandığı araçla bir yere götürülüp orada araçtan inmek üzere bırakılmak demektir. Bu cümlede aracı Uber sürücüsü, bir arkadaş veya aile üyesi kullanır. get + past participle kalıbı, konuşma dilinde kullanılan edilgen bir yapı oluşturur: yolcu eylemi alan kişidir. Buradaki drop off, ulaşımla ilgili bir öbek fiildir; bir şeyi gerçekten düşürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, başka birinin Mia'yı araçla okula götürüp orada bırakacağı anlamına gelir?
- Mia will get dropped off at school.
- Mia will pick her brother up at school.
- Mia will drive to school and park.
Cevabı göster
Mia will get dropped off at school.
have a flight to catch: kaçırmamanız gereken tarifeli bir uçuş
have a flight to catch ifadesinde catch, tarifeli bir uçuş kalkmadan önce zamanında yetişip uçağa binmek anlamına gelir. İfadenin bütünü, konuşanın kaçırmaması gereken belirli bir uçuşu olduğunu anlatır. Bu kalıp, kalkış saati belli olan ulaşım araçlarıyla sık kullanılır: have + a/an + ulaşım seferi + to catch. Örneğin I have a train to catch denebilir. İfade, bir zaman sınırı olduğunu ve zamanında yola çıkmak gerektiğini de hissettirir.
Alıştırma
Tarifeli bir uçuşun kaçırılmaması gerektiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have to leave now because I ____ at 8:00.
Cevabı göster
have a flight to catch
This is one of the most requested videos on my channel.
0:39Bu, kanalımda en çok istenen videolardan biri.
I'm so excited to teach all of you guys airport vocab.
0:41Hepinize havaalanı terimlerini öğreteceğim için çok heyecanlıyım.
book a flight ticket: seyahatten önce uçak bileti ayırtmak
Burada book, bir şeyi önceden ayarlamak ve ayırtmak anlamına gelen bir fiildir. Book a flight ticket, bir uçuş seçip havaalanına gitmeden önce seyahat düzenlemesini güvence altına almak anlamına gelir. Aynı fiil, book a room ve book a table örneklerinde olduğu gibi önceden ayırtılabilen başka hizmetlerle de kullanılır.
Alıştırma
Uçak biletini önceden ayırtmak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before our vacation, we need to ____ online.
Cevabı göster
book a flight ticket
show up: bir yere varmak veya orada görünmek
Bu cümlede show up, “bir yere varmak” veya “orada görünmek” anlamına gelir. Kişi önceden bilet ayarlamadan havaalanına gider. Show up çoğu zaman varışın kendisini öne çıkarır: varış beklenmedik, geç veya önceden planlanmamış olabilir. Ayrıca yalnızca birinin katıldığını belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi show up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We did not expect Liam, but he ____ at the party anyway.
Cevabı göster
showed up
be sold out: satılacak hiçbir şey kalmamak
Bu cümlede be sold out, mevcut koltukların hepsinin satın alındığını ve başka bir yolcu için koltuk kalmadığını belirtir. Kalıp be + sold out şeklindedir. be fiilinin biçimi zamana ve olasılığa göre is sold out, was sold out veya may be sold out olarak değişir. İfade, mevcut olan her şey satıldıktan sonraki sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be sold out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When we checked on Friday, the school play ____, so we could not buy tickets.
Cevabı göster
was sold out
booking your flight ticket months or weeks in advance Kalıp ifadeler
1:14uçak biletinizi aylar ya da haftalar öncesinden ayırtmak,
in advance: planlanmış bir olaydan önce
In advance, planlanmış bir olaydan veya son tarihten önce anlamına gelir. Bu cümlede rezervasyon uçuştan önce yapılır; ifade fiziksel olarak önde bulunmayı anlatmaz. Bir şeyin ne kadar erken yapıldığını göstermek için zaman miktarı bu ifadenin önüne gelebilir. Months or weeks in advance, uçuştan aylar veya haftalar önce demektir.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki “planlanmış bir olaydan önce” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Please reserve your seat ____.
Cevabı göster
in advance
check in for a flight: yolcu kayıt işlemi
Burada check in, bir uçuş için yolcu kayıt işlemini tamamlamak ve yolculuk yapacağınızı doğrulamak anlamına gelir. Ardından yöntem veya yer belirtilebilir: check in on the app ya da check in at the airport. Check in tek başına kullanıldığında yolcunun yaptığı kayıt işlemini anlatır. Check in a bag ifadesinde a bag fiilin hemen ardından gelir; bu nedenle ifade, çantayı kayıtlı bagaj olarak havayoluna teslim etmek anlamındadır. Yolcu check-in işlemi ile bagaj teslimi ayrı adımlardır.
Alıştırma
Cümleyi yolcu kayıt işlemini anlatan iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Before the flight, Maya used the airline app to ____.
Cevabı göster
check in
check in my bag: bagajı hava yoluna teslim etmek
Bu cümlede check in my bag, valizi kabine götürmek yerine hava yolu kontuarında teslim edip kargo bölümünde taşıtmak anlamına gelir. Check in, nesnesi bagaj olduğunda ayrılabilen bir öbek fiildir: check the bag in veya check in the bag denebilir. Nesne bir zamirse check it in denir; check in it denmez. ABD havalimanlarında check my bag de yaygındır.
Alıştırma
Check in ifadesini it zamiriyle kullanın. My folded stroller must travel in the cargo hold, so I need to ____ at the airline counter.
Cevabı göster
check it in
too big to fit: eylemi engelleyen aşırı derece
Too + sıfat + to + fiil, bir özelliğin derecesinin aşırı olduğunu ve bu yüzden eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Too big to fit, sığamayacak kadar büyük demektir. Burada fit, mevcut alana girecek kadar uygun boyutta olmak anlamındadır. Too yalnızca very anlamına gelmez; bu derecenin sonucu engellediğini veya imkânsızlaştırdığını da belirtir.
Alıştırma
Kalıbı too, wide ve fit kullanarak tamamlayın. The box cannot go through the doorway. It is ____.
Cevabı göster
too wide to fit
Sayılabilen bir isim olarak a carry-on
Uçak yolculuğunda a carry-on, uçağın altına verilen bagaj yerine yolcu kabinine alınabilen çanta veya bavuldur. Bu cümlede, bavul daha küçük olsaydı bu kabin bagajı kategorisine girecekti. Burada carry-on tekil ve sayılabilen bir isimdir; bu yüzden yalnızca carry-on değil, a carry-on denir. a carry-on suitcase örneğinde olduğu gibi başka bir ismin önünde niteleyici olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede carry-on tekil ve sayılabilen bir isim olarak doğru kullanılmıştır?
- This suitcase is carry-on.
- This suitcase is an carry-on.
- This suitcase is a carry-on.
Cevabı göster
This suitcase is a carry-on.
and I'm allowed to have another carry-on suitcase.
1:43ve ayrıca bir kabin boy bavul alma hakkım da var.
Hava yolu kurallarında one personal item
Hava yolu kurallarında one personal item, yolcunun kabine alabileceği küçük bir çanta veya benzer bir parça demektir. Bu genellikle koltuk altına sığan bir sırt çantası, el çantası ya da dizüstü bilgisayar çantasıdır. Bu, belirli bir bagaj kategorisinin adıdır; sahip olduğunuz her eşyayı anlatan genel bir ifade değildir. Bu cümlede sırt çantası personal item hakkını, carry-on suitcase ise ayrı bir hakkı kullanır.
Alıştırma
Bir hava yolu one personal item ve one carry-on hakkı veriyor. Hangi seçenek personal item kategorisine en uygun olur?
- Üst bagaj bölmesine konan bir bavul
- Koltuk altına sığan küçük bir sırt çantası
- Check-in kontuarında teslim edilen bir bavul
Cevabı göster
Koltuk altına sığan küçük bir sırt çantası
overhead bins: baş üstü bagaj dolapları
Overhead bins, uçakta yolcu koltuklarının üstünde bulunan kapalı eşya bölmeleridir. Bu cümlede bin, çöp kutusu anlamına gelmez; overhead, bu bölmelerin başın üstünde olduğunu belirtir. Küçük el bagajları sığıyorsa bir overhead bin içine konabilir. Fazla büyük bir valizin ise genellikle bagaja verilmesi gerekir.
Alıştırma
Havaalanı İngilizcesinde overhead bins nedir?
- Bagaja verilen valizleri getiren bantlar
- Check-in kontuarının yanındaki çöp kutuları
- Yolcu koltuklarının üstündeki eşya bölmeleri
Cevabı göster
Yolcu koltuklarının üstündeki eşya bölmeleri
boarding pass: biniş kartı
Boarding pass, bir uçuş için check-in yaptıktan sonra alınan basılı veya dijital belgedir. Genellikle uçuş, kapı, koltuk ve biniş saati gibi bilgileri gösterir. Bu cümlede konuşan kişi belgeyi hava yolu kontuarından alır. Boarding pass, havaalanındaki işlemler sırasında, özellikle biniş kapısında gösterilir veya okutulur.
Alıştırma
Havaalanı İngilizcesinde boarding pass nedir?
- Bagaja verilen valize takılan etiket
- Check-in sonrasında uçağa binmek için kullanılan basılı veya dijital belge
- Uçakta satın alınan yemeğin fişi
Cevabı göster
Check-in sonrasında uçağa binmek için kullanılan basılı veya dijital belge
You have to check in your bag with your airline.
2:07Çantanızı kendi hava yolu şirketinize teslim etmelisiniz.
I'm going to check in my bag with my airline Frontier.
2:10Ben çantamı hava yolu şirketim Frontier'a teslim edeceğim.
this airport has a ton of different options for airlines.
2:14bu havaalanında pek çok farklı hava yolu seçeneği var.
and check in for my boarding pass with Frontier.
2:24ve Frontier'da check-in yapıp biniş kartımı alalım.
I can't record people working inside the airport.
2:38havaalanında çalışan insanları kayda alamıyorum.
You can go ahead and place your bag on the scale. Kalıp ifadeler
2:43Çantanızı tartının üzerine koyabilirsiniz.
place your bag on the scale ifadesinin anlamı ve kullanımı
Bu havaalanı talimatında place your bag on the scale, çantayı ağırlık ölçen tartının üzerine koymak anlamına gelir. Place fiildir, your bag nesnedir ve on the scale çantanın nereye konacağını gösterir. Burada scale, ağırlığı ölçen bir tartıdır. place + nesne + on + yüzey kalıbı, dikkatli ve açık bir yerleştirme talimatı verirken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir hava yolu kontuarında görevli, bavulunuzu tartı makinesinin üzerine koymanızı istiyor. En doğal talimat hangisidir?
- Please place the scale on your bag.
- Please place your bag on the scale.
- Please place your bag beside the scale.
Cevabı göster
Please place your bag on the scale.
Standart üçüncü koşul: If ... had weighed ..., ... would have had to ...
Konuşmacı geçmişte gerçekleşmemiş bir koşulu anlatıyor: çanta 40 poundun üzerinde değildi, dolayısıyla ücret alınmadı. Standart İngilizcedeki üçüncü koşul cümlesinde if yan cümlesi past perfect kullanır: If my bag had weighed over 40 pounds. Sonuç cümlesi would have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: I would have had to pay a fee. Bu sıradan gerçek dışı koşulda if cümlesindeki would have weighed yapısından kaçının.
Alıştırma
Standart üçüncü koşul cümlesini tamamlayın. If cümlesinde weigh, sonuç bölümünde have to pay kullanın: If my suitcase ____ more than 50 pounds, I ____ an extra fee.
Cevabı göster
had weighed · would have had to pay
Havaalanında go through security
Bu cümlede go through security, biniş kapıları alanına girmeden önce havaalanındaki güvenlik taramasını tamamlamak demektir. Burada security, genel anlamda güvende olmayı değil, güvenlik kontrol noktasını ve işlemini belirtir. go through + bir kontrol noktası veya işlem yapısı, bunu yolculuk sırasında tamamlanması gereken bir adım olarak sunar. Havaalanındaki adımların sırasını anlatırken veya güvenlik kontrolünün nerede olduğunu sorarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After checking my bag, I need to ____ before I walk to my gate.
Cevabı göster
go through security
which means I am traveling within the United States.
3:17bu da Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde seyahat ettiğim anlamına geliyor.
traveling domestically: tek bir ülkenin içinde seyahat etmek
Bu cümlede traveling domestically, uluslararası bir sınırı geçmek yerine tek bir ülkenin içinde seyahat etmek demektir. Yolculuk ABD sınırları içinde kaldığı için domestically, seyahatin gerçekleştiği alanı belirtir. Dilbilgisi bakımından domestically, traveling sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Hangi ülkenin kastedildiği yolculuğun referans noktasına bağlıdır; bu nedenle sözcük her zaman “Amerika Birleşik Devletleri içinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya, Chicago'dan Miami'ye uçuyor ve Amerika Birleşik Devletleri dışına çıkmıyor. Hangi cümle yolculuğunu doğru biçimde anlatır?
- She is traveling domestically.
- She is traveling between two countries.
- She is traveling internationally.
Cevabı göster
She is traveling domestically.
if I were to travel internationally: yurt dışına seyahat edecek olsaydım
if I were to travel internationally ifadesinde if + özne + were to + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir gelecek durumunu anlatır. Were varsayım yapısının bir parçasıdır; seyahatin geçmişte gerçekleştiğini göstermez. Sonuç bölümünde genellikle would kullanılır: I would need a passport. if I travel ile karşılaştırıldığında were to, durumu daha ihtiyatlı, uzak bir olasılık veya açıkça varsayımsal gösterir.
Alıştırma
Cümleyi travel fiilinin resmî varsayım biçimiyle tamamlayın: If Maya ____ overseas next year, she would apply for a passport.
Cevabı göster
were to travel
because I had to take this off to get through security
4:07çünkü güvenlikten geçmek için bunu çıkarmam gerekti,
put my jacket back on ... take this off: ceketimi tekrar giymek ve çıkarmak
Take this off ceketi çıkarmak demektir. Put my jacket back on ise çıkarılan ceketi yeniden giymek demektir; back önceki duruma dönüşü gösterir. Zamir kullanıldığında nesneyi öbek fiilin içine yerleştirin: take it off ve put it back on. İsim kullanıldığında take the jacket off ve put the jacket back on doğal yapılardır.
Alıştırma
put ... back on ve take ... off yapılarını kullanın; gerektiğinde zamanı değiştirin: Mia had removed her coat during lunch. Before going outside, Mia ____. When she came back indoors, she ____.
Cevabı göster
put her coat back on · took it off
because you're not allowed to walk through security with your shoes.
4:11çünkü ayakkabılarınızla güvenlikten geçmenize izin verilmiyor.
I have to take another set of escalators.
4:27başka bir yürüyen merdiven grubunu kullanmam gerekiyor.
where my gate's at: Gündelik konuşmada sonda at
where my gate's at ifadesinde gate's, gate is yapısının kısaltmasıdır; iyelik biçimi değildir. Bu bölüm check fiilinden sonra gelen gömülü bir where yan cümlesidir, bu yüzden düz cümle sırasını korur: where my gate is denir, where is my gate denmez. At sözcüğünü sona koymak, özellikle Amerikan İngilizcesindeki gündelik konuşmada yaygındır. Kapının konumunu sorar; where my gate is ise aynı anlamı daha tarafsız ve kısa biçimde verir.
Alıştırma
Gündelik cümleyi sona gelen edatla tamamlayın: I need to find out where my gate's ____.
Cevabı göster
at
and I can check if my flight is on time or delayed. Kalıp ifadeler
4:58ve uçuşumun zamanında mı yoksa rötarlı mı olduğunu kontrol edebilirim.
on time or delayed: Uçuş durumu
On time, planlanan saatte anlamına gelir. Delayed ise planlanandan daha geç anlamındadır. Burada ikisi de is sözcüğünden sonra gelen olası uçuş durumlarıdır. Bir uçuşun hâlâ programa uygun hareket etmesi bekleniyorsa kalkıştan önce ekranda on time yazabilir. Delayed uçuşun geç olacağını bildirir, ancak kaç dakika gecikeceğini söylemez.
Alıştırma
Uçak programa uygun olarak tam 21.29'da kalktı. Hangi durum bilgisi doğrudur?
- The flight was delayed.
- The flight was in time.
- The flight was on time.
Cevabı göster
The flight was on time.
the moving walkways: yürümek için motorlu yollar
Moving walkway, havaalanlarında ve diğer büyük binalarda sık görülen motorlu bir yürüyen yoldur. Üzerinde durup sizi taşımasını bekleyebilir ya da üzerinde yürümeye devam edebilirsiniz. Bu cümlede moving walkways, trene binmeye alternatif olarak varış noktasına giden bir yol sunuyor. Walkways sözcüğünün çoğul olması, rotada birden fazla bölüm bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
Zemin seviyesindeki motorlu yolları belirten, öğrendiğiniz çoğul ifadeyle tamamlayın: We can use ____ to reach the far gates.
Cevabı göster
the moving walkways
get on: büyük veya ortak kullanılan ulaşım araçlarına binmek
Get on; tren, otobüs, uçak veya başka bir büyük ya da ortak kullanılan araca binmek anlamına gelir. Bu cümlede tren gelmiştir ve konuşan kişi binmeye hazırdır. Kalıp get on + araç biçimindedir; get on the bus buna örnektir. Hangi araçtan söz edildiği durumdan zaten belliyse, özgün cümledeki gibi get on tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Otobüse binmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiili kullanarak tamamlayın: The bus is here, so let's ____.
Cevabı göster
get on
I still have to walk all the way to get to gate A16, Kalıp ifadeler
6:00A16 kapısına ulaşmak için hâlâ sonuna kadar yürümem gerekiyor,
all the way: son noktaya kadar bütün mesafe
Bu cümlede all the way, “kalan mesafenin tamamı boyunca, varış noktasına kadar” anlamına gelir. Walk fiilini niteler ve A16 kapısının hâlâ yakın olmadığını vurgular. Bu ifade zarf görevi görür; “bütün yollar” anlamına gelen bir isim grubu değildir. Bir hareket veya etkinlikle kullanılarak son noktaya kadar devam etme vurgulanabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bütün mesafe boyunca” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The children walked ____ to the top of the hill.
Cevabı göster
all the way
and I'm glad they have a lot of different restaurants
6:13ve çok sayıda farklı restoran olmasına sevindim
Not only do they have restaurants inside the gate area, Dilbilgisi
6:22Kapı alanında yalnızca restoranlar yok,
Not only do ... they also have: cümle başında Not only ile devrik yapı
Not only ... also iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguyu ek, çoğu zaman şaşırtıcı bir bilgi olarak sunar. Burada restoranlar ilk bilgidir; küçük market veya mağaza ise eklenen bilgidir. Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce yer alır: Not only do they have.... İkinci yan cümle normal sıraya döner: they also have.... Özneye ve zamana göre do, does, did veya başka bir yardımcı fiil seçilir.
Alıştırma
Hangi cümlede cümle başındaki Not only doğru kullanılmıştır?
- Not only does the library lend books, but does it also offer free classes.
- Not only does the library lend books, but it also offers free classes.
- Not only the library lends books, but it also offers free classes.
Cevabı göster
Not only does the library lend books, but it also offers free classes.
Cincinnati'de Bir Yer Adı Olarak Over-the-Rhine
Over-the-Rhine, Cincinnati'nin merkezindeki tarihî bir mahallenin özel adıdır. Bu cümlede konuşmacı, söz konusu adın bu yerel bölgeden geldiğini açıklıyor. Tirelerle bağlanan ifadenin tamamını tek bir yer adı olarak düşünün; over + the + Rhine şeklindeki sıradan kelimeler olarak yorumlamayın. Böylece kelime kelime çevirmek yerine yerel kültürle bağlantısını anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede Over-the-Rhine neyin adıdır?
- Cincinnati şehrinin tamamı
- Ren Nehri'ni geçen bir güzergâh
- Cincinnati'nin merkezindeki bir mahalle
Cevabı göster
Cincinnati'nin merkezindeki bir mahalle
it may be hard to enjoy some of your favorite content
6:56en sevdiğiniz içeriklerden bazılarının keyfini çıkarmak zor olabilir
Travel Abroad, Travel to Abroad Değil
Traveling abroad, kendi ülkenizden başka bir ülkeye seyahat etmek veya başka bir ülkede yolculuk yapmak anlamına gelir. Bu cümlede, yolculuk sırasında kendi ülkenizin dışında olma durumu anlatılıyor. Abroad bir zarftır, bu nedenle doğrudan travel fiilinden sonra gelir: travel abroad. abroad kelimesinden önce to kullanmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede abroad doğru kullanılmıştır?
- Our soccer team may travel abroad next year.
- Our soccer team may travel to abroad next year.
- Our soccer team may travel at abroad next year.
Cevabı göster
Our soccer team may travel abroad next year.
that you're used to in your home country. Dilbilgisi
7:02kendi ülkenizde izlemeye alıştığınız içeriklere.
have access to + isim veya -ing biçimi
Have access to, “bir şeyi elde edebilmek, bir yere girebilmek ya da bir şeyi kullanabilmek veya bunlara izinli olmak” anlamına gelir. Bu cümlede not have access to content, alışılmış bazı içeriklerin kullanılamayabileceğini belirtir. Burada access bir isim, to ise bir edattır. Ardından bir isim, zamir veya isim görevi gören -ing biçimi gelebilir: have access to the library, have access to it ya da have access to using the app.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: At our school, the children ____ tablets for class.
Cevabı göster
have access to
you're used to: be used to + isim veya -ing biçimi
Be used to, “bir şeye aşina veya alışkın olmak” anlamına gelir. that you're used to içinde that, content sözcüğüne gönderme yapar ve to edatı ilgi cümleciğinin sonunda kalır. Bu cümlecik, içeriğin size tanıdık geldiğini belirtir. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: be used to the weather, be used to it ya da be used to watching videos. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: I am used to..., she was used to....
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın artık erken kalkmaya alışkın olduğunu belirtir?
- Mia is used to waking up early.
- Mia used to wake up early.
Cevabı göster
Mia is used to waking up early.
That's why I want to talk to you about today's sponsor,
7:04İşte bu yüzden bugünkü sponsorumuzdan söz etmek istiyorum:
NordVPN is one of the world's largest VPN providers.
7:08NordVPN, dünyanın en büyük VPN sağlayıcılarından biridir.
Using NordVPN will give you access to content
7:12NordVPN kullanarak şu içeriklere erişebilirsiniz:
NordVPN keeps your data private and secure online
7:38NordVPN, çevrim içiyken verilerinizi gizli ve güvende tutar;
by hiding ... protecting ...: yöntemi açıklama
Burada by, “bir eylem yoluyla” anlamına gelir. Önce sonuç verilir: NordVPN verileri gizli ve güvende tutar. Ardından by ile başlayan bölüm bunun nasıl yapıldığını açıklar. by sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır. Hiding ve protecting paralel eylemlerdir; ikisi de aynı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Bir sonucun nasıl gerçekleştiğini açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The filter keeps the water clean by remove dirt.
- The filter keeps the water clean by removing dirt.
- The filter keeps the water clean because removing dirt.
Cevabı göster
The filter keeps the water clean by removing dirt.
here using my link nordvpn.com/ariannitalagringa.
7:57bunun için nordvpn.com/ariannitalagringa bağlantımı kullanın.
on top of a 2-year plan: plana ek bir süre
Burada on top of, “zaten var olan bir şeye ek olarak” anlamına gelir. Temel teklif iki yıllık bir plandır ve buna dört ay daha eklenir. Bu, konum değil ekleme bildiren soyut bir kullanımdır: aylar fiziksel olarak planın üstünde değildir. on top of + isim yapısı, var olan bir miktara, maliyete, göreve veya avantaja başka bir şey eklemek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle hizmet bedelinin bilet fiyatına eklendiği anlamına gelir?
- The booking site charges a service fee on top of the ticket price.
- The booking site charges a service fee instead of the ticket price.
- The booking site includes the service fee in the ticket price.
Cevabı göster
The booking site charges a service fee on top of the ticket price.
30-day money-back guarantee. Kalıp ifadeler
8:0330 günlük para iade garantisi sayesinde hiçbir risk yok.
30-day money-back guarantee: para iadesi sözü
30-day money-back guarantee, müşterinin 30 gün içinde para iadesi talep edebileceğine dair satıcı tarafından verilen bir sözdür. Bu reklamda hizmeti satın almayı daha az riskli gösterir. 30-day bölümü süre sınırını belirler, money-back ise garantinin para iadesiyle ilgili olduğunu gösterir. Bu ifade hizmeti otomatik olarak ücretsiz yapmaz; para iadesi yine de teklif koşullarına bağlı olabilir.
Alıştırma
Hangi teklif müşterinin 30 gün içinde para iadesi isteyebileceğini belirtir?
- a 30-day money-back guarantee
- a 30-day free trial
- a 30-day warranty
Cevabı göster
a 30-day money-back guarantee
let's move on to learn more airport vocab. Öbek fiiller
8:05daha fazla havaalanı terimi öğrenmeye devam edelim.
Let's move on to: sonraki konuya geçmek
Let's move on to, bir bölümün bittiğini ve yeni bir bölümün başladığını belirtir. Sonraki sözler yeni etkinliği, yani havaalanıyla ilgili daha fazla kelime öğrenmeyi açıklar. Let's, geçişi dinleyicileri de içeren samimi bir öneri hâline getirir. Burada move on, fiziksel olarak ileri gitmek değil, konuyu değiştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Konuşmacı takvimi anlatmayı bitirmiş ve bütçe konusunu tanıtmak istiyor. Hangi cümle doğal bir geçiştir?
- We've covered the schedule, so let's move on from the budget.
- We've covered the schedule, so let's move on to the budget.
- We've covered the schedule, so let's go back to the budget.
Cevabı göster
We've covered the schedule, so let's move on to the budget.
so I'm just going to go walk on the moving walkway.
8:20bu yüzden yürüyen bandın üzerinde yürüyeceğim.
made it to my gate: zorluktan sonra başarıyla ulaşmak
made it to my gate ifadesindeki made it to, kişinin kapısına ulaşmayı başardığı anlamına gelir. Varışı yalnızca tarafsız bir olay olarak değil, çaba, zaman veya şans gerektiren bir başarı olarak sunar. Finally, sürecin uzun sürdüğünü veya geciktiğini göstererek bu hissi güçlendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp make it to + yer veya etkinlik biçimindedir; make it to the airport ve make it to class buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede make it to, bir zorluktan sonra başarıyla varmayı anlatacak şekilde doğru kullanılmıştır?
- After two canceled buses, Mia finally made to the station.
- After two canceled buses, Mia finally made it at the station.
- After two canceled buses, Mia finally made it to the station.
Cevabı göster
After two canceled buses, Mia finally made it to the station.
but that doesn't mean I can get here at 9:30 p.m.
8:37ama bu, buraya 21.30'da gelebileceğim anlamına gelmiyor.
boarding time: yolcuların uçağa binmeye başladığı saat
Boarding time, yolcuların uçağa binmeye başlamasının planlandığı saattir. Uçağın ayrılmasının planlandığı departure time saatinden önce gelir. Bu nedenle saat 21.30'daki bir kalkış, kapıya saat 21.30'da gelebileceğiniz anlamına gelmez. Biniş saatinde, tercihen daha erken, orada olmalısınız; çünkü biniş işlemi kalkıştan önce sona erebilir.
Alıştırma
Biniş kartınızda boarding time 19.40, departure time ise 20.15 olarak yazıyor. Kapıda ne zaman hazır olmalısınız?
- En geç saat 19.40'ta; çünkü binişin o saatte başlaması planlanıyor.
- Saat 20.15'ten sonra; çünkü yolcular kalkıştan sonra uçağa biner.
- Saat 20.15'te; çünkü biniş kalkış saatinde başlar.
Cevabı göster
En geç saat 19.40'ta; çünkü binişin o saatte başlaması planlanıyor.
so I'm going to look for things to eat at this airport.
8:52bu yüzden bu havaalanında yiyecek bir şeyler arayacağım.
normal fiyatlarla karşılaştırıldığında çok daha pahalı
“A lot”, “more expensive” karşılaştırma yapısını güçlendirir. Bir şeyin yalnızca pahalı olduğunu değil, fiyat farkının büyük olduğunu anlatır. “Compared to the regular prices” karşılaştırmanın ölçütünü belirtir. Burada havaalanı fiyatları, konuşanın şehrindeki normal fiyatlarla karşılaştırılıyor. Bu yapı büyüklük, zorluk ve başka özellikleri karşılaştırmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “a lot” + “more expensive” + “compared to” kullanarak tamamlayın: The airport sandwich is ____ the same sandwich downtown.
Cevabı göster
a lot more expensive compared to
catch my attention ile call my attention to something arasındaki fark
Bu cümlede “call my attention”, restoranların konuşanın dikkatini çektiğini veya ilgisini uyandırdığını anlatmak için kullanılmıştır. İngilizcedeki standart ve doğal kalıp “catch my attention”dır. Bu nedenle doğal biçim şöyledir: “They didn’t really catch my attention.” “Call someone’s attention to something” farklı bir yapıdır. Bir kişinin dikkatini bilinçli olarak bir gerçeğe, soruna veya ayrıntıya yöneltmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “catch my attention” ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The bright red sign immediately ____.
Cevabı göster
caught my attention
one scoop of cookies and cream ice cream: bir top cookies and cream dondurma
One scoop of miktarı belirtir: dondurma kaşığıyla alınan yuvarlak bir porsiyon. Tat ve yiyecek adından önce gelir. Cookies and cream burada tek bir tat adıdır ve ice cream ifadesinin önünde bir bütün olarak kullanılır. Sipariş, bir top cookies-and-cream aromalı dondurma anlamına gelir; cookies ile cream ayrı ayrı sipariş edilmemiştir.
Alıştırma
Hangi sipariş cookies and cream tadında tek porsiyon dondurma ister?
- I'd like two scoops of cookies and cream ice cream, please.
- I'd like one scoop of cookies and cream ice cream, please.
- I'd like one scoop of vanilla ice cream with a cookie, please.
Cevabı göster
I'd like one scoop of cookies and cream ice cream, please.
take my time: acele etmeden ilerlemek
Take my time, bir şeyi rahat ve acele etmeden yapmak anlamına gelen bir deyimdir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I take my time, you take your time ve she takes her time. Burada konuşan kişi, dondurmasını yerken ve beklerken acele etmesi gerekmediğini söylüyor. İfade, zamanı gerçekten almak veya ona sahip olmakla değil, yapılan işin hızıyla ilgilidir.
Alıştırma
Bugün son teslim tarihin yok. Cümleyi bu derste öğrendiğin ve «acele etmemek» anlamına gelen tam deyimle tamamla: I'll ____ and check every detail.
Cevabı göster
take my time
to make sure it's ready to take off again. Öbek fiiller
9:55yeniden kalkışa hazır olduğundan emin oluyor.
Bir uçak için take off
Burada take off, ‘yerden ayrılıp uçmaya başlamak’ anlamına gelir. Uçak yeniden uçabilmesi için hazırlanmaktadır. Havacılık bağlamı, kıyafet çıkarmak anlamını değil bu anlamı seçmemizi sağlar. Uçuş anlamında take off, doğrudan nesne almayan bir öbek fiildir: the plane takes off. Ready to take off yapısında to, fiilin yalın biçimini başlatır; take off doğrudan nesne almaz.
Alıştırma
‘Yerden ayrılıp uçmaya başlamak’ anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The plane is ready to ____.
Cevabı göster
take off
board a plane: board + taşıt
Burada board, yolculuk öncesinde bir uçağa binmek anlamına gelen bir fiildir. Doğrudan nesne alır: board + taşıt. Board ile a plane arasına edat gelmez. Aynı yapı board the train veya board the bus örneklerinde olduğu gibi başka toplu taşıma araçlarıyla da kullanılır. Bu fiil özellikle ulaşım duyurularında ve yolculuk talimatlarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede taşıta binme fiili board doğru kullanılmıştır?
- Passengers may board the plane now.
- Passengers may get on the plane now.
- Passengers may board on the plane now.
Cevabı göster
Passengers may board the plane now.
board by group number: çağrılan gruplara göre uçağa binmek
Burada board, “uçağa binmek” anlamında bir fiildir. by group number ifadesi, hava yolunun sırayı nasıl belirlediğini anlatır: her yolcunun bir biniş grubu vardır ve gruplar birbiri ardına çağrılır. Grup numarası koltuk numarası değildir. Grubunuz çağrılana kadar bekleyin, ardından uçağa binmek için sıraya girin.
Alıştırma
Havaalanında “Passengers board by group number” ne anlama gelir?
- Yolcular, biniş grupları çağrıldığında uçağa girer.
- Yolcular, gruplarıyla aynı numaraya sahip koltuğa oturur.
- Yolcular, uçağa girdikten sonra istedikleri grubu seçer.
Cevabı göster
Yolcular, biniş grupları çağrıldığında uçağa girer.
business class or first class: uçak kabin sınıfları
Business class ve first class, uçaktaki kabin türleridir. Genellikle economy class bölümünden daha pahalıdır ve yolculara daha fazla alan ve hizmet sunar. Hava yolları çoğu zaman bu yolcuların daha erken binmesine izin verir. Bu cümlede economy, economy class ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu adlar biniş grubunu veya koltuk numarasını değil, kabin ya da bilet ücreti kategorisini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede economy, kabin sınıfı anlamında doğru kullanılmıştır?
- Ülkenin ekonomisi uçağa ilk önce bindi.
- Economy bölümünde uçuyorum, yani biletim economy class için.
- Koltuk numaram economy.
Cevabı göster
Economy bölümünde uçuyorum, yani biletim economy class için.
because it's 9:03 and we're already boarding the plane.
10:36çünkü saat 21.03 ve biz uçağa binmeye çoktan başladık.
Flight attendant: cinsiyet ayrımı yapmayan kabin görevi adı
Flight attendant, uçak kabininde çalışan ve yolcuların güvenliğine ve rahatına yardımcı olan mürettebat üyesidir. Bu cümlede ifade, kişinin mesleğini belirtir. İngilizcede bu unvan cinsiyet açısından tarafsızdır ve her cinsiyetten kişi için kullanılabilir.
Alıştırma
Uçak kabininde yolculara yardım eden bir mürettebat üyesi için kullanılan standart ve cinsiyet ayrımı yapmayan meslek adı hangisidir?
- gate agent
- pilot
- flight attendant
Cevabı göster
flight attendant
Walking down the aisle: bir geçit boyunca ilerlemek
Walking down the aisle, koltuk sıraları arasındaki geçit boyunca ilerlemek anlamına gelir. Buradaki down, bir güzergâh boyunca ilerlemeyi belirtir; kişinin daha alçak bir seviyeye indiği anlamına gelmez. Bu kalıp, uçak, tren veya tiyatro gibi aisle bulunan her yerde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede aisle, koltuk sıraları arasındaki geçit anlamında kullanılmıştır?
- We sailed around the isle before sunset.
- We walked down the aisle to find our seats.
- We walked down the stairs to the platform.
Cevabı göster
We walked down the aisle to find our seats.
fasten your seat belt: emniyet kemerini bağlamak
Fasten your seat belt, emniyet kemerini tokaya takarak sabitlemek demektir. Bu güvenlik talimatında fasten, kemere yalnızca dokunmayı veya kemeri tutmayı değil, bağlama işlemini tamamlamayı anlatır. Fasten burada 'sağlam biçimde sabitlemek veya kapatmak' anlamındadır. Daha hızlı hareket etme fikriyle ilgili değildir.
Alıştırma
Güvenlik talimatını fasten kullanılan standart ifadeyle tamamlayın: Before the car moves, please ____.
Cevabı göster
fasten your seat belt
oxygen masks will drop from the overhead compartments
10:59oksijen maskeleri baş üstü bölmelerinden aşağı düşecektir;
throughout the cabin and inside all lavatories.
11:01bunlar kabinin tamamında ve tüm tuvaletlerde bulunur.
Should there be ...: resmî devrik koşul
Should there be a loss..., If there should be a loss.... ile aynı anlama gelir. Cümlede should, there sözcüğünün önüne getirilir ve if çıkarılır; buna koşul cümlesinde devrik yapı denir. Buradaki should bir tavsiye vermez ve soru sormaz. Gerçekleşmesi mümkün ancak genellikle düşük olasılıklı veya istenmeyen bir olayı sunar; ana cümle de o durumda ne olacağını belirtir.
Alıştırma
Resmî bildirimi Should ile başlayan devrik bir koşulla tamamlayın: ____ a power outage, the emergency lights will turn on automatically.
Cevabı göster
Should there be
when instructed to do so by a crew member. Dilbilgisi
11:06bunu bir mürettebat üyesi talimat verdiğinde yapın.
In the event of: resmî koşul ifadesi
“In the event of + isim öbeği”, “belirtilen durum gerçekleşirse” demektir. Burada talimatın koşulunu belirtir: can yeleği yalnızca suya tahliye gerçekleşirse çıkarılır. Buradaki event, planlanmış bir etkinlik veya kutlama değil, gerçekleşmesi mümkün bir olay anlamındadır. Bu resmî ifade, acil durum veya kural temelli bir koşulu hızlıca fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Resmî güvenlik duyurusunu bu açıklamadaki ifadeyle tamamlayın: ____ a power outage, emergency lights will turn on.
Cevabı göster
In the event of
when instructed to do so: kısaltılmış edilgen yan cümle ve eylemin yerine kullanma
“When instructed”, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve “when you are instructed” anlamına gelir. Anlaşılan özne, ana talimatta hitap edilen aynı “you” öznesidir; kısa ve resmî bir anlatım için are atılır. “Do so”, daha önce belirtilen eylemin yerini alır; burada bu eylem remove the life vest ifadesidir. Tüm fiil öbeğinin tekrarlanmasını önler, bu yüzden dinleyen kişi tam olarak ne yapılacağını anlamak için önceki eyleme bakmalıdır.
Alıştırma
“open the sealed envelope” ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yapıyla resmî talimatı tamamlayın: Open the sealed envelope only ____ by the examiner.
Cevabı göster
when instructed to do so
and pull the tab to one side to remove the vest.
11:10ve yeleği çıkarmak için kulakçığı bir yana çekin.
The flight attendant gave us a safety demonstration Kalıp ifadeler
11:19Kabin görevlisi bize bir güvenlik gösterimi yaptı;
where she showed us how to buckle our seat belts,
11:22bu gösterimde emniyet kemerlerimizi nasıl bağlayacağımızı,
Uçakta a safety demonstration
Burada a safety demonstration, kalkıştan önce bir kabin görevlisinin yolculara güvenlik için ne yapacaklarını gösterdiği sunumdur. Emniyet kemerini bağlamak, oksijen maskesi takmak ve can yeleği kullanmak bunun parçalarıdır. Demonstration, bir şeyin nasıl yapıldığını göstermek anlamına gelir. Bu ifadede halka açık protesto anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu havacılık bağlamında a safety demonstration ne anlama gelir?
- Havayolu güvenliğiyle ilgili bir protesto
- Yolcuların uçağa binmeden önce geçmesi gereken bir sınav
- Uçağın güvenlik prosedürlerinin açıklanması ve gösterilmesi
Cevabı göster
Uçağın güvenlik prosedürlerinin açıklanması ve gösterilmesi
middle seat ve window seat
Middle seat, normal bir koltuk bölümünde diğer koltukların arasında bulunan koltuktur. Window seat, uçağın duvarı ve penceresinin yanındaki koltuktur. Üçüncü yaygın ad aisle seat olup koridorun yanındaki koltuğu belirtir. Bu ifadelerde konum belirten bir sözcük seat sözcüğünden önce gelir. Bunları koltuk numarası vermeden bir yeri belirtmek veya istemek için kullanın.
Alıştırma
Cümleyi standart uçak koltuğu adıyla tamamlayın: I'd like a ____, please, because I want to sit next to the window.
Cevabı göster
window seat
the baggage claim: gelen yolcuların bagajlarını aldığı yer
Baggage claim, gelen yolcuların uçağın kargo bölümünde taşınan bagajlarını aldığı havalimanı alanıdır. Bu cümlede go to the baggage claim, inişten sonra bu bagaj teslim alanına gitmek anlamına gelir. Buradaki claim, havalimanındaki yerin sabit adının bir parçasıdır. Hukuki bir hak iddiasında bulunmayı değil, bagajı teslim almayı anlatır.
Alıştırma
Gelen yolcuların teslim ettikleri bagajları aldığı alanı belirten havalimanı ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After landing, follow the signs to the ____.
Cevabı göster
baggage claim
my checked bag: uçağın kargo bölümünde taşınan bagajım
Checked bag, uçuştan önce havayoluna verdiğiniz bagajdır. Havayolu bunu uçağın kargo bölümünde taşır ve siz inişten sonra teslim alırsınız. Buradaki checked, bagajın yolculuk sırasındaki durumunu anlatır. Bagajın kareli desenli olduğu ya da yalnızca birinin onu kontrol ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Havayoluna vererek uçağın kargo bölümünde taşıttığınız bagajı hangi ifade anlatır?
- checked bag
- carry-on bag
- baggage claim
Cevabı göster
checked bag
in case you get lost: bir olasılığa karşı hazırlanmak
In case, olası bir sorunu belirtir ve birinin neden önceden hazırlık yaptığını açıklar. Burada kaybolmak yalnızca bir olasılıktır; kesinlikle gerçekleşeceği söylenmez. Yararlı bilgi sorun ortaya çıkmadan önce hazırdır ve gerektiğinde kullanılabilir. Bu yapı önlem bildirmek için kullanışlıdır: do X in case Y happens.
Alıştırma
Yürüyüşte sinyali kaybedebileceğiniz için önceden çevrimdışı bir harita indiriyorsunuz. Bu önlemi en iyi hangi cümle ifade eder?
- Download an offline map in case you lose signal.
- Download an offline map if you lose signal.
- Download an offline map because you always lose signal.
Cevabı göster
Download an offline map in case you lose signal.
a terminal ... a different gate: geniş alan ve uçağa binme noktası
Havaalanında terminal, hizmetlerin ve birçok kapının bulunduğu büyük bir bina veya ana bölüm anlamına gelir. Gate ise belirli bir uçuş için bekleme ve uçağa binme noktasıdır. Başka bir terminale gitmek farklı bir büyük alana geçmek anlamına gelebilirken, farklı bir gate'e gitmek yalnızca uçağa binilecek kesin yeri değiştirmek demektir.
Alıştırma
Biniş kartınızda Terminal 3, Gate 18 yazıyor. Gate 18 neyi belirtir?
- Havaalanı binasının tamamı veya büyük bir bölümü
- Bagaj alım alanı
- Yolcuların uçağa bindiği kesin yer
Cevabı göster
Yolcuların uçağa bindiği kesin yer
and I'm waiting for my checked bag to arrive.
12:54ve teslim ettiğim çantamın gelmesini bekliyorum.
And my first impression of Orlando Airport Kalıp ifadeler
12:57Orlando Havaalanı hakkındaki ilk izlenimim,
My first impression of ... is that ... ile ilk izlenimi ifade etme
my first impression of X is that + yan cümle kalıbı, X hakkındaki ilk görüşü ifade eder. that sonrasındaki yan cümle bu görüşün ne olduğunu açıklar. Burada konuşan kişi, ilk deneyimine dayanarak havalimanının büyüklüğüyle ilgili başlangıç niteliğinde bir değerlendirme yapıyor. First impression, daha fazla zaman veya bilgiyle bu görüşün değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
İlk görüş bildiren iki parçalı kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: “____ the new library ____ it feels bright and welcoming.”
Cevabı göster
My first impression of · is that
The arrivals area: havalimanının geliş alanı
Havalimanında the arrivals area, yolcuların uçakları indikten sonra kullandığı bölümdür. Yolcular terminalden burada çıkar veya kendilerini almaya gelen kişiyle burada buluşur. Tabelalarda Arrivals genellikle çoğul biçimde yazılır ve bu havalimanı bölümünün adı olarak kullanılır. Cümledeki arrival section, daha standart olan arrivals area ifadesini açıklayan bir sözdür.
Alıştırma
Arkadaşınızın uçağı indi ve terminalden çıktıktan sonra onunla buluşmak için havalimanına gidiyorsunuz. Hangi bölüme gitmelisiniz?
- the baggage claim
- the departures area
- the arrivals area
Cevabı göster
the arrivals area
pick them up: anlamı ve zamirin yeri
Bu cümlede to pick them up, varış alanına gidip yeni gelen kişileri karşılamak ve genellikle arabayla oradan götürmek anlamına gelir. Birini yerden kaldırmayı değil, bulunduğu yerden götürmek üzere almaya gelmeyi anlatır. Pick up, nesnesi bir kişi olduğunda ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim iki konumda da kullanılabilir: pick Maya up veya pick up Maya. Bir zamir mutlaka iki parçanın arasına gelir: pick them up; pick up them denmez.
Alıştırma
pick up ve us zamirini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: Our flight lands at nine, and Dad will ____.
Cevabı göster
pick us up
had such a great time teaching: have a great time + -ing yapısı
Had such a great time teaching, konuşanın öğretme etkinliğinden çok keyif aldığını anlatır. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; such ise a great time ifadesini daha güçlü hâle getirir. Keyif veren etkinliği belirtmek için have/had such a great time + fiilin -ing biçimi kullanılır. Teaching bu yapının parçasıdır; önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için geçmişte devam eden zamanın parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için have such a great time ifadesinin geçmiş biçimini ve explore fiilinin -ing biçimini kullanın: We ____ the museum yesterday.
Cevabı göster
had such a great time exploring