Telefonunuz Sizi Nasıl Değiştiriyor?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
566 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Araştırma ve veriler, akıllı telefonun beden, beyin ve uyku üzerindeki etkileriyle bilgiye erişimdeki rolünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. put your phone down. — Öbek fiiller: Burada cihazı yalnızca koymak değil, kullanmayı bırakmak demektir; sürükleyici bir etkinlikten uzaklaşma güçlüğünü anlatır. 2. have a harder time falling asleep — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have a harder time doing karşılaştırmasını öğrenin; falling asleep ile uykuya geçişi, be asleep ile uykuda olmayı ayırın. 3. there's no denying that — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Diğer tarafı kabul ettikten sonra, kanıtlar kesin bir tonu destekliyorsa bu güçlü sonucu kullanın.

Bu derste

Of the 7 billion people on

0:00

Dünya'daki 7 milyar insanın

Earth, roughly 6 billion own a cellphone,

0:01

yaklaşık 6 milyarı cep telefonu sahibi.

which is pretty shocking given that Dilbilgisi

0:04

Şu gerçek düşünüldüğünde bu oldukça şaşırtıcı:

only 4 and a half billion

0:06

Yalnızca 4,5 milyar insan

have access to a working toilet. Kalıp ifadeler

0:07

kullanılabilir bir tuvalete erişebiliyor.

Dilbilgisi

given that: Bir değerlendirmenin dayanağını sunma

Bu cümlede given that, yalnızca 4,5 milyar insanın çalışan bir tuvalete erişimi olduğu bilinen gerçeğini sunar. Bu gerçek, çok daha yüksek olan cep telefonu sahibi sayısını pretty shocking diye değerlendirmeye temel oluşturur. Yapı given that + yan cümlecik şeklindedir. Çoğu zaman '…… gerçeği göz önüne alındığında' anlamına gelir ve dinleyiciden ana cümleyi değerlendirirken bu arka plan bilgisini kullanmasını ister; bir şeyin birine verildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte given that nasıl bir işlev görüyor?

  1. Tuvalete erişimin insanların cep telefonu sahibi olmasına doğrudan neden olduğunu gösterir.
  2. Cep telefonu sahibi sayısının birine verildiğini söyler.
  3. Cep telefonu sahibi sayısını şaşırtıcı bulmak için kullanılan bilinen bir gerçeği sunar.
Cevabı göster

Cep telefonu sahibi sayısını şaşırtıcı bulmak için kullanılan bilinen bir gerçeği sunar.

Kalıp ifadeler

have access to: Sahip olmadan kullanabilme

Have access to, bir kişinin bir şeyi kullanma veya elde etme fırsatına, iznine ya da pratik imkânına sahip olması demektir. Burada çalışan bir tuvaleti kullanabilmeyi anlatır; her kişinin bir tuvalete sahip olduğunu söylemez. have access to + isim yapısında access bir isimdir ve to gerekli edattır. Bu yapı hizmetler, yerler, teknoloji, bilgi ve diğer kaynaklar hakkında konuşurken kullanışlıdır.

Alıştırma

Çalışanların laboratuvarı kullanmaya izinli olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The employees ____ the lab after 6 p.m.

Cevabı göster

have access to

So, how are these popular gadgets Anlatım akışı

0:09

Peki, bu popüler cihazlar

changing your body and brain?

0:11

bedeninizi ve beyninizi nasıl değiştiriyor?

Anlatım akışı

Konuşmanın yol haritası olarak So, how are these popular gadgets ...? sorusu

Burada So, önceki genel bilgilerden izleyicinin kendi deneyimiyle ilgili bir soruya geçildiğini gösterir. These popular gadgets, daha önce sözü edilen cep telefonlarını ifade eder. Konuşmacı dinleyicilerden o anda cevap beklememektedir. Soru konuşmanın yol haritasını çizer: changing your body and brain, daha sonra açıklanacak beden ve beyin başlıklarını önceden gösterir. Bilimsel sunumlarda doğrudan bir soru odağı değiştirebilir, dinleyicilere kişisel olarak seslenebilir ve ardından gelecek yapıyla ilgili beklenti oluşturabilir.

Alıştırma

Konuşmanın bu bölümünde vurgulanan sorunun temel görevi nedir?

  1. Her izleyiciyi hemen yüksek sesle cevap vermeye davet etmek
  2. Odağı izleyiciye çevirmek ve beden-beyin yapısını önceden göstermek
  3. İzleyicinin hangi cihazı satın almak istediğini sormak
Cevabı göster

Odağı izleyiciye çevirmek ve beden-beyin yapısını önceden göstermek

If you're looking down at your phone right now,

0:13

Şu anda telefonunuza doğru eğilip bakıyorsanız,

your spine angle is equivalent to that of an 8-year-old child Dilbilgisi

0:15

omurganızın eğimi, sekiz yaşındaki bir çocuğun

sitting on your neck,

0:18

boynunuzda oturmasına eşdeğer bir yük oluşturuyor.

Dilbilgisi

Dengeli bir karşılaştırma için is equivalent to that of

is equivalent to that of yapısında equivalent to, değer, etki veya derece bakımından eşit anlamına gelir. Burada karşılaştırılan şey omurga açısı ve bu açının temsil ettiği yük etkisidir; gerçekten orada bir çocuk bulunduğu söylenmez. That, daha önce geçen tekil isim öbeği spine angle yerine kullanılır. Of, karşılaştırmanın ikinci tarafını oluşturan karşılık gelen açıya veya etkiye sahip kişi ya da şeyi tanıtır. Bu yapı ismin tekrarını önler ve resmî karşılaştırmanın iki tarafını paralel tutar: bir şeyin açısı veya etkisi, başka bir şeyin karşılık gelen açısı ya da etkisiyle karşılaştırılır.

Alıştırma

battery life ifadesini tekrarlamaktan kaçınan ders ifadesiyle resmî karşılaştırmayı tamamlayın: The battery life of this tablet is ____ the newer model.

Cevabı göster

equivalent to that of

which is fairly significant

0:19

Bu da oldukça ciddi bir etki;

considering people spend an average Dilbilgisi

0:21

özellikle de insanların günde ortalama

of 4.7 hours a day

0:23

4,7 saatini

looking at their phone.

0:24

telefonlarına bakarak geçirdiği düşünülürse.

Dilbilgisi

spend + zaman + doing

Spend, bir kişinin zamanını nasıl kullandığını anlatır. spend an average of 4.7 hours a day looking ifadesinde an average of 4.7 hours zaman miktarını, a day ise ortalama olarak her günü belirtir. Zaman ifadesinden sonra gelen -ing biçimindeki looking, yapılan etkinliği adlandırır. Tekrar kullanılabilen kalıp şudur: kişi + spend + süre + doing something.

Alıştırma

Cümleyi practice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya spends thirty minutes every day ____ the piano.

Cevabı göster

practicing

This, combined with the length of time

0:26

Buna bir de uzun süre eklenince,

spent in front of computers,

0:28

yani bilgisayar karşısında geçirilen süre,

has led to an increase in the prevalence Kalıp ifadeler

0:29

görülme sıklığında artış yaşandı.

of myopia or nearsightedness in North America. Kelime

0:31

Kuzey Amerika'daki miyopluktan söz ediyoruz.

Kalıp ifadeler

led to an increase in + ölçü

led to an increase in yapısında led to, daha önceki bir durumun yol açtığı sonucu tanıtır. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir; an increase ise sonucu belirten isim grubudur. İkinci in, büyüyen ya da daha yaygın hâle gelen ölçüyü belirtir: an increase in the prevalence of myopia. Tekrar kullanılabilen kalıp şudur: neden + led to an increase in + ölçü.

Alıştırma

Cümleyi hedef geçmiş zaman neden ve artış ifadesiyle tamamlayın: Better street lighting ____ evening visits to the park.

Cevabı göster

led to an increase in

Kelime

myopia or nearsightedness: resmî ve günlük terimler

myopia or nearsightedness ifadesinde or, aynı göz rahatsızlığı için daha anlaşılır başka bir ad sunar; iki farklı teşhis sunmaz. Bu rahatsızlık uzaktaki nesnelerin bulanık görünmesine neden olur. Myopia tıbbi ve daha resmî terimdir. Nearsightedness ise Kuzey Amerika İngilizcesinde yaygın olan günlük terimdir; bu nedenle ikisinin birlikte kullanılması, genel okuyucunun uzmanlık sözcüğünü tanıdık bir ifadeyle ilişkilendirmesini sağlar.

Alıştırma

“myopia or nearsightedness” ifadesinde or okuyucuya ne anlatır?

  1. Okuyucu iki tedaviden hangisini kullanacağını seçmelidir.
  2. Bunlar aynı rahatsızlığın iki adıdır ve ikincisi günlük Kuzey Amerika İngilizcesindedir.
  3. Bunlar sıklıkla birlikte görülen iki farklı göz rahatsızlığıdır.
Cevabı göster

Bunlar aynı rahatsızlığın iki adıdır ve ikincisi günlük Kuzey Amerika İngilizcesindedir.

In the 1970s,

0:34

1970'lerde,

about one quarter of the population had myopia,

0:35

nüfusun yaklaşık dörtte biri miyoptu,

where today nearly half do. Dilbilgisi

0:37

bugünse nüfusun neredeyse yarısı miyop.

Dilbilgisi

nearly half do: fiil öbeğinin yerine kullanılan yardımcı do

nearly half do ifadesinde nearly half, nearly half of the population anlamına gelir ve do, have myopia ifadesinin yerini tutar. İngilizce, anlamı zaten açık olan sıradan bir fiil öbeğini tekrarlamamak için yardımcı fiil do kullanır. Önceki cümlecik, nüfusun dörtte birinin miyop olduğu geçmiş zamandadır; today ise şimdiki zamanla karşıtlık kurar. Bu nedenle do, örtük have myopia ifadesine şimdiki zaman verir. Buradaki do bir eylemi gerçekleştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

work remotely ifadesini tekrarlamamak için yardımcı fiille yerine koyma yaparak karşıtlığı tamamlayın: In 2010, only a few employees worked remotely, but today nearly half ____.

Cevabı göster

do

And in some parts of Asia,

0:40

Asya'nın bazı bölgelerinde ise

80 to 90% of the population

0:41

nüfusun yüzde 80 ila 90'ı

is now nearsighted.

0:43

artık miyop.

And it can be hard to put your phone down. Notlar

0:44

Üstelik telefonu elinizden bırakmak zor olabilir.

Dilbilgisi

it can be hard to + fiil

Burada it biçimsel öznedir; phone sözcüğüne gönderme yapmaz. Asıl eylem to + fiil ile verilir: to put your phone down. it can be hard to + fiil kalıbı, bir eylemin bazen veya sık sık zor olabildiğini anlatır. Can burada yetenek ya da izin değil, genel bir olasılık bildirir; bu nedenle eylemin her zaman zor olduğunu söylemekten daha ölçülü bir ifadedir.

Alıştırma

Bir eylemin bazen zor olduğunu anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: When a game is exciting, ____ stop playing.

Cevabı göster

it can be hard to

Öbek fiiller

put your phone down: telefonu elinden bırakmak

Put your phone down, kelime anlamıyla birinden telefonu elinden çıkarıp bir yüzeye koymasını ister. Bu bağlamda telefona bakmayı veya telefonu kullanmayı bırakmak anlamını da taşır. Burada put down ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir isim olduğunda hem put your phone down hem de put down your phone kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamir ortada olmalıdır: put it down.

Alıştırma

Bir arkadaşınız akşam yemeği sırasında telefon ekranını kaydırıyor. Ekrana bakmayı bırakmasını istiyorsunuz, ancak telefon açık kalabilir. En uygun rica hangisidir?

  1. Please put your phone down for a minute.
  2. Please hang up the phone for a minute.
  3. Please turn your phone off for a minute.
Cevabı göster

Please put your phone down for a minute.

Take for example the game Candy Crush. Anlatım akışı

0:46

Örneğin Candy Crush oyununu ele alalım.

Anlatım akışı

Take for example: somut bir örnek sunma

Take for example, genel bir düşüncenin anlaşılmasını kolaylaştırmak için belirli bir örnek sunar. Burada Candy Crush, mobil oyunlardaki ödül mekanizmalarıyla ilgili daha geniş iddianın somut bir örneği olarak gösterilir; take burada bir şeyi alıp götürmek değil, dikkate almak anlamındadır. Kalıp Take, for example, X şeklindedir. Özenli yazıda for example normalde virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Take for example bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Candy Crush'ı daha geniş bir düşünceyi destekleyen somut bir örnek olarak sunar.
  2. Candy Crush'ın nihai sonuç olduğunu belirtir.
  3. Dinleyene Candy Crush'ı bir listeden çıkarmasını söyler.
Cevabı göster

Candy Crush'ı daha geniş bir düşünceyi destekleyen somut bir örnek olarak sunar.

As you play the game,

0:49

Oyunu oynadıkça,

you achieve small goals

0:49

küçük hedeflere ulaşırsınız;

causing your brain to be rewarded Notlar

0:51

bunun sonucunda beyniniz

with little bursts of dopamine.

0:52

küçük dopamin salınımlarıyla ödüllendirilir.

Dilbilgisi

causing your brain to be rewarded: sonuç bildiren bir -ing yan cümleciği

-ing yapısındaki causing your brain to be rewarded yan cümleciği, küçük hedeflere ulaşmanın sonucunu ifade eder. Neden-sonuç zincirini sıkıştırır: küçük hedeflere ulaşırsınız ve bunun sonucunda beyniniz bir ödül tepkisi alır. Burada causing, yalnızca iki eylemin aynı anda gerçekleşmesini değil, sonucu vurgular. Yan cümleciğin içinde cause, cause + object + to-infinitive kalıbını izler: causing [your brain] [to be rewarded]. Edilgen mastar to be rewarded, beynin ödülü veren değil alan taraf olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir sonuç belirtmek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The software error deleted the schedule, ____ the team to miss the deadline.

Cevabı göster

causing

Kalıp ifadeler

be rewarded with + alınan ödül

Be rewarded with + isim, bir şeyin sonucunda ödül, fayda veya olumlu bir tepki almak anlamına gelir. Edilgen yapı, ödülü sağlayan kişi ya da şeyden çok ödülü alan kişiye ve sonuca odaklanır. Bu cümlede ödül bilinçli olarak verilen bir şey değil, beynin otomatik tepkisidir: küçük hedeflere ulaşmanın ardından kısa dopamin patlamaları gelir. Bu yapı puan veya övgü gibi bilinçli olarak verilen ödülleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi edilgen ödül kalıbıyla tamamlayın: After finishing the challenge, the players were ____ bonus points.

Cevabı göster

rewarded with

And eventually,

0:54

Sonunda da

you're rewarded in the game with new content.

0:55

oyunda yeni içeriklerle ödüllendirilirsiniz.

This novelty also gives little bursts of dopamine

0:57

Bu yenilik de küçük dopamin salınımları sağlar

and together create what is known as a compulsion loop, Kalıp ifadeler

0:59

ve bunlar bir araya gelerek “zorlantı döngüsü” denen şeyi oluşturur.

Kalıp ifadeler

what is known as + bir ad

What is known as + ad, “bu adla anılan şey veya olgu” anlamına gelen isim görevli bir yapıdır. Known as kabul gören adı tanıtır, what ise adlandırılan şeyin tamamını temsil eder. Bu cümlede birkaç etki birleşerek compulsion loop adı verilen bir düzen oluşturur. Bu yapı, we call it demeden açıklamalarda bir terimi tanıtmak için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The repeated pattern creates ... a feedback loop.

  1. what is known about
  2. what is known as
  3. what is known for
Cevabı göster

what is known as

which just happens to be the same loop Ton ve niyet

1:02

İlginçtir ki bu, tam da

responsible for the behaviors associated Kelime

1:04

nikotin veya kokainle bağlantılı davranışlardan

with nicotine or cocaine.

1:06

sorumlu olan döngünün ta kendisidir.

Ton ve niyet

just happens to be: şaşırtıcı bir tesadüfü vurgulama

Burada just happens to be, “tesadüfen … olduğu ortaya çıkıyor” anlamına gelir. Bu kalıpta happens to be özneyi bir kimlik ya da durumla bağlar; happen bir olayın meydana gelmesini, just ise “az önce”yi anlatmaz. Konuşmacı bu eşleşmeyi sanki arada söylenen bir tesadüfmüş gibi sunarak aslında ne kadar çarpıcı olduğunu vurgular: söz konusu döngü tam olarak aynı döngüdür. Etki, ses tonuna göre şaşkınlık, belirgin vurgu veya hafif ironi olabilir.

Alıştırma

Durumu şaşırtıcı bir tesadüf olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our new neighbor ____ my former teacher.

Cevabı göster

just happens to be

Kelime

responsible for ve associated with: neden ve bağlantı

İlgi cümleciğinde responsible for, the same loop ifadesini niteler ve döngünün davranışlara neden olduğunu veya onları açıkladığını belirtir. Buradaki responsible, mutlaka ahlaki bir suç değil, nedensel ya da açıklayıcı bir güç yükler. Associated with ise behaviors ifadesini niteler ve bu davranışları nikotin ya da kokainle ilişkilendirir. Bir bağlantı belirtir, ancak tek başına neyin neye neden olduğunu kanıtlamaz. Dolayısıyla iki ifade farklı güçte ilişkiler kurar ve farklı isimleri niteler.

Alıştırma

Bir araştırma iki etkenin birlikte görüldüğünü buluyor ancak nedensellik ortaya koymuyor. Hangi cümle en doğrudur?

  1. Screen time was associated with lower sleep quality.
  2. Screen time was independent of lower sleep quality.
  3. Screen time was responsible for lower sleep quality.
Cevabı göster

Screen time was associated with lower sleep quality.

Our brains are hardwired to make us novelty-seeking, Deyimler

1:08

Beynimiz doğuştan yenilik aramaya programlıdır.

Deyimler

Doğuştan gelen bir eğilim için mecaz olarak hardwired

Burada hardwired, sabit elektrik tesisatından alınmış bir mecazdır. Yenilik arayışının insan beynine derinden yerleşmiş bir eğilim olarak sunulduğu anlamına gelir; beynin gerçekten kablolar içerdiği anlamına gelmez. Bu mecaz, eğilimi yalnızca telefon kullanımından sonradan öğrenilmiş bir alışkanlık değil, baştan var olan ve değiştirilmesi zor bir yönelim olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede hardwired ne anlama geliyor?

  1. Güçlü ve doğal bir eğilim olarak beyne yerleşmiş
  2. Fiziksel bir kabloyla internete bağlı
  3. Yalnızca telefon uygulamaları kullanılarak öğrenilmiş
Cevabı göster

Güçlü ve doğal bir eğilim olarak beyne yerleşmiş

and this is why apps on our phones are designed Anlatım akışı

1:11

Telefonlarımızdaki uygulamaların

to constantly provide us with new content, Kalıp ifadeler

1:13

bize sürekli yeni içerik sunacak şekilde tasarlanmasının nedeni budur;

Anlatım akışı

this is why + sonuç

this is why, az önce belirtilen nedene — beynimizin doğası gereği yenilik aramasına — geri gönderme yapar ve bunun sonucunu sunar: uygulamalar bize sürekli yeni içerik verecek şekilde tasarlanır. Bilgi düzeni şöyledir: neden. this is why + sonuç. Bu yapı, önceki bir açıklamayı gözlemlenebilir bir sonuca bağlamaya yardım eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu sunmak için this is why ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The road was flooded; this is why the school closed.
  2. The school closed; this is why the road was flooded.
  3. The road was flooded; this is because the school closed.
Cevabı göster

The road was flooded; this is why the school closed.

Kalıp ifadeler

provide us with: provide someone with something kalıbı

provide us with new content ifadesinde provide, provide someone with something kalıbını izler. provide sözcüğünden hemen sonra gelen isim veya zamir alıcıyı belirtir; with ise sağlanan şeyi, hizmeti veya bilgiyi tanıtır. Bu kalıptaki iki bölüm de değiştirilebilir: provide customers with support, provide a class with materials veya provide us with content. Alıcıyı with sözcüğünden önce, sağlanan şeyi ise sonra kullanın.

Alıştırma

provide someone with something kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The library will provide every child ____ free books for the summer.

Cevabı göster

with

making them hard to put down. Dilbilgisi

1:16

bu yüzden onları kullanmayı bırakmak zordur.

Dilbilgisi

making them hard to put down: make + nesne + sıfat + to'lu mastar

making them hard to put down biçimindeki -ing yan cümlesi, daha önce anlatılan tasarımın sonucunu sunar. Them uygulamalara gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle uygulamaların yaptığı yeni bir eylemi değil, tasarımın yarattığı etkiyi açıklar. Yan cümlenin içindeki make + nesne + sıfat + to'lu mastar, sebep olunan bir niteliği anlatır: make them hard to put down. put them down eylemini yapacağı anlaşılan kişiler uygulamaları kullananlardır. Burada put down, uygulamaları gerçekten bir yüzeye koymak değil, kullanmayı bırakmak veya onlardan uzaklaşmak anlamındadır.

Alıştırma

Sonuç yapısını make sözcüğünün sonuç bildiren biçimiyle ve zor anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The pale text reduces visibility, ____ the instructions ____ read.

Cevabı göster

making · hard to

As a result, Anlatım akışı

1:17

Bunun sonucunda,

93% of young people aged 18 to 29

1:18

18-29 yaş arası gençlerin %93'ü

report using their smartphone as a tool to avoid boredom, Dilbilgisi

1:21

can sıkıntısından kaçmak için akıllı telefon kullandığını belirtiyor,

as opposed to other activities like reading a book Kalıp ifadeler

1:24

kitap okumak gibi başka etkinliklere yönelmek

or engaging with people around them.

1:27

veya çevresindeki insanlarla etkileşim kurmak yerine.

Anlatım akışı

Nedenden sonuca geçiren As a result,

“As a result,” cümle başında kullanılan ve sonraki bilginin daha önce açıklanmış bir şeyin sonucu olduğunu gösteren bir bağlayıcıdır. Burada anketteki %93 bulgusunu, akıllı telefonu bırakmanın neden zor olduğuna ilişkin önceki açıklamanın sonucu olarak sunar. Nedenden sonuca geçerek savı düzenler. Neden için önceki içeriğe gönderme yapar ve ardından sonucu bildiren tam bir ifade getirir.

Alıştırma

Sonuç cümlesini doğru tamamlayan seçeneği seçin: “It rained all night. ____ the roads were wet.”

  1. Because
  2. As a result,
  3. As a result of
Cevabı göster

As a result,

Dilbilgisi

report using...: report + -ing yapısı

Burada report, “bir ankette veya yanıtta kişinin kendisiyle ilgili bir şeyin doğru olduğunu belirtmesi” anlamına gelir. Gençler telefonlarını bu şekilde kullandıklarını söylüyor; bu, bir rapor yazdıkları veya sundukları anlamına gelmez. Yapı report + -ing biçimidir: report using. Eylemi, öznenin yaptığını söylediği bir davranış olarak sunar. Anket ve araştırma özetlerinde kişinin kendi bildirdiği davranışı kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Anket özetini use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “Many parents report ____ educational apps with their children.”

Cevabı göster

using

Kalıp ifadeler

as opposed to: açık bir karşıtlık sunmak

Bu cümlede as opposed to, akıllı telefon kullanımıyla karşılaştırılan alternatifleri, yani kitap okumayı veya yakındaki insanlarla etkileşim kurmayı tanıtır. Burada “yerine” ya da “ile karşılaştırıldığında” anlamındadır; herhangi birinin bu etkinliklere kesin biçimde karşı olduğunu göstermez. Bu ifade, karşılaştırılabilir seçimleri veya özellikleri birbirine bağlar. Yaygın kalıp X, as opposed to Y biçimindedir. İki taraf dilbilgisi ve mantık bakımından paralel olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi “ile karşılaştırıldığında” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic offers video appointments, ____ in-person visits.

Cevabı göster

as opposed to

This has created a new term, nomophobia, Kelime

1:28

Bu durum “nomofobi” adlı yeni bir terim doğurdu:

the fear or anxiety of being without your phone.

1:31

telefonsuz kalma korkusu veya kaygısı.

Kelime

nomophobia: telefonsuz kalma korkusu veya kaygısı

Nomophobia, yani nomofobi, cep telefonuna erişememekten veya telefonun yanında olmamasından kaynaklanan korku ya da kaygıyı anlatan modern bir terimdir. Bu cümlede virgülden sonraki isim öbeği, yeni tanıtılan terimi doğrudan tanımlayan bir açıklayıcı eş görevli ögedir. Terim, telefondan ayrı kalmanın veya telefona erişimi kaybetmenin yol açtığı sıkıntıya odaklanır. -phobia sonu korkuya işaret etse de cümle açıkça hem korkuyu hem kaygıyı içerir.

Alıştırma

Hangi durum nomophobia için en açık örnektir?

  1. Telefonunuzu iş için sık kullanmak
  2. Arkadaşların siz olmadan bir etkinlikte olmasından endişelenmek
  3. Eski telefon yavaş olduğu için yeni bir telefon almak
  4. Telefonunuza erişemediğiniz için kaygılanmak
Cevabı göster

Telefonunuza erişemediğiniz için kaygılanmak

We also see a change in brain patterns.

1:34

Beyin örüntülerinde de bir değişim görüyoruz.

Alpha rhythms are commonly associated with wakeful relaxation,

1:36

Alfa ritimleri genellikle uyanıkken gevşeme hâliyle ilişkilendirilir;

like when your mind wanders off, Deyimler

1:40

örneğin zihniniz dalıp gittiğinde olduğu gibi.

Deyimler

Your mind wanders off: zihnin başka yere kayması

Burada your mind wanders off, dikkatinizin doğal olarak o anda olup bitenden uzaklaşması anlamına gelir. Kişi hâlâ uyanıktır ancak zihni artık mevcut göreve odaklanmıyordur. Bu anlatım, düşünceleri uzaklaşan bir insana benzetir. Özne mind olduğunda wander off mecazidir; kişinin fiziksel olarak ayrıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Konuşanın kısa süreliğine odağını kaybettiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I was looking at the page, but my ____, so I had to read it again.

Cevabı göster

mind wandered off

whereas gamma waves are associated with conscious attentiveness. Dilbilgisi

1:42

Gama dalgalarıysa bilinçli dikkatle ilişkilendirilir.

Dilbilgisi

Whereas ile iki yan cümleyi karşılaştırmak

Whereas iki yan cümleyi birbirine bağlar ve doğrudan karşıtlık kurar. Burada bir yan cümle alfa ritimlerini gevşemiş uyanıklıkla, diğeriyse gama dalgalarını odaklanmış dikkatle ilişkilendirir. Okura iki ifadeyi yan yana karşılaştırması gerektiğini bildirir. Bir yer belirtmez ve bu kullanımda “... olduğu sırada” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef bağlaçla resmî karşılaştırmayı tamamlayın: The east room gets morning sun, ____ the west room is brighter in the evening.

Cevabı göster

whereas

And experiments have shown that when a cellphone is transmitting, Anlatım akışı

1:45

Deneyler, bir cep telefonu sinyal iletirken,

say during a phone call, Kelime

1:48

örneğin telefon görüşmesi sırasında,

the power of these alpha waves is significantly boosted,

1:50

bu alfa dalgalarının gücünün önemli ölçüde arttığını gösterdi.

Anlatım akışı

experiments have shown that: araştırma kanıtı sunmak

Experiments have shown that, ardından gelen that yan tümcesini konuşanın kişisel inancı olarak değil, deneysel araştırmalarla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Buradaki sonuç, cep telefonunun sinyal iletmesinin alfa dalgalarının gücünü önemli ölçüde artırmasıdır. Have shown biçimindeki present perfect, bunu bugüne kadarki araştırmalarla ortaya konmuş bir bulgu olarak sunar. Tek tek deneylerin ne zaman yapıldığını belirtmez.

Alıştırma

İddiayı bugüne kadar birikmiş deneysel kanıtlarla desteklenmiş olarak en iyi hangi başlangıç sunar?

  1. An experiment will test whether regular breaks improve concentration.
  2. I think that regular breaks improve concentration.
  3. Experiments have shown that regular breaks improve concentration.
Cevabı göster

Experiments have shown that regular breaks improve concentration.

Kelime

say: bir örnek veya olası durum sunmak

say during a phone call ifadesinde say, “örneğin” veya “varsayalım” anlamında kullanılan bir ara sözdür. Cep telefonunun sinyal iletiyor olabileceği somut bir durum verir; ana fiil değildir ve konuşma eylemini anlatmaz. Say sözcüğünün bu kullanımı, genel bir ifadeyi kısa süreliğine kolayca hayal edilebilen bir örneğe indirger. Ara söz çıkarıldığında ana cümle dil bilgisi bakımından tamamlanmış olarak kalır.

Alıştırma

Cümleyi “örneğin” anlamındaki tek sözcüklü hedef konuşma ifadesiyle tamamlayın: We could meet somewhere quiet, ____ the library near the station.

Cevabı göster

say

meaning phone transmissions can literally change

1:53

Bu, telefon sinyallerinin kelimenin tam anlamıyla

the way your brain functions.

1:56

beyninizin çalışma biçimini değiştirebildiği anlamına gelir.

Your smartphone can also disrupt your sleep.

1:57

Akıllı telefonunuz uykunuzu da bozabilir.

The screen emits a blue light,

2:00

Ekran mavi ışık yayar

which has been shown to alter our circadian rhythms, Notlar

2:01

ve bu ışığın sirkadiyen ritmimizi değiştirdiği gösterilmiştir;

diminishing the time spent in deep sleep,

2:03

derin uykuda geçirilen süreyi azaltır,

Kelime

circadian rhythms: vücudun yaklaşık 24 saatlik döngüleri

Circadian rhythms, yaklaşık 24 saatlik bir düzeni izleyen iç biyolojik döngülerdir. Uyku ve uyanıklığın yanı sıra hormon salınımı ve vücut sıcaklığı gibi başka süreçlerin de düzenlenmesine yardımcı olurlar. Bu cümlede bu ritimlerin değişmesi, vücudun zamanlama sisteminin bozulması ve bunun sonucunda derin uykunun azalabilmesi anlamına gelir. Buradaki rhythms, müzik ritimleri ya da yalnızca kişinin seçtiği günlük rutin anlamına gelmez.

Alıştırma

Planlanan uyku saatlerini değil, iç biyolojik döngüleri anlatan terimle cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Morning light helps reset our ____.

  1. sleep schedule
  2. daily routine
  3. circadian rhythms
Cevabı göster

circadian rhythms

which is linked to the development of diabetes, Kalıp ifadeler

2:06

bu da diyabet,

cancer, and obesity.

2:08

kanser ve obezite gelişimiyle bağlantılıdır.

Anlatım akışı

has been shown to: araştırmayla desteklenen bulguları bildirmek

Has been shown to, kanıt bildiren edilgen bir yapıdır: has been shown, present perfect zamanının edilgen biçimidir; to ise kanıtla desteklenen eylemi başlatır. Bu cümlede desteklenen bulgu, mavi ışığın sirkadiyen ritimleri değiştirdiğidir. Araştırmacıları adlandırmayan bu ifade, dikkati bulgu üzerinde tutar ve önceki çalışmaların destek sağladığını bildirir. Etkinin kesin biçimde kanıtlandığını söylemekten daha temkinlidir; bu nedenle her durumda kesinlik değil, kanıtlarla desteklenme anlamı taşır.

Alıştırma

Raporu dersteki edilgen kanıt yapısıyla tamamlayın: Regular exercise ____ improve mood.

Cevabı göster

has been shown to

Kalıp ifadeler

is linked to the development of: bir ilişkiyi ihtiyatla bildirmek

Bu cümlede is linked to the development of, derin uykunun azalmasıyla diyabet, kanser ve obezitenin ortaya çıkma veya ilerleme süreci arasında araştırmalarla desteklenen bir ilişki olduğunu belirtir. Edilgen yapı be linked to + isim öbeğidir; development of bir rahatsızlığın ortaya çıkmasını veya ilerlemesini ifade eder. Linked to bilinçli olarak ihtiyatlı seçilmiş bir ifadedir: tek başına derin uykunun azalmasının bu hastalıklara doğrudan neden olduğunu ya da tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir çalışma ilişki buldu, ancak doğrudan nedenselliği kanıtlamadı. Cümleyi dersteki ihtiyatlı ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Long-term air pollution ____ respiratory disease.

Cevabı göster

is linked to the development of

Studies have shown that people who read

2:10

Araştırmalar, okuma yapan kişilerin

on their smartphone at night

2:11

bunu geceleri akıllı telefonlarından yaptıklarında

have a harder time falling asleep Dilbilgisi

2:12

uykuya dalmakta daha çok zorlandıklarını

and produce less melatonin, Dilbilgisi

2:14

ve daha az melatonin ürettiklerini gösteriyor.

Dilbilgisi

have a harder time falling asleep: uykuya dalmakta daha çok zorlanmak

Have a harder time + -ing, bir etkinliği başka birine, geçmişe veya başka bir koşula kıyasla daha zor bulmak anlamına gelir. Buradaki örtük karşılaştırma, gece akıllı telefon kullanımından daha az etkilenen kişilerledir. Falling asleep, uyanık olma durumundan uykuda olma durumuna geçişi anlatır. Bu kalıpta time sözcüğünden sonra falling ulaç biçimi gelir; have a harder time to fall asleep standart bir kullanım değildir.

Alıştırma

Uykuya başlamanın daha zor olduğunu söylemek için cümleyi dersteki ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: In a noisy hotel room, I ____.

Cevabı göster

have a harder time falling asleep

a hormone responsible for the regulation of sleep-wake cycles.

2:16

Melatonin, uyku-uyanıklık döngülerini düzenleyen hormondur.

Dilbilgisi

melatonin, a hormone ...: kısıtlayıcı olmayan eşleme yoluyla tanım

“a hormone responsible for the regulation of sleep-wake cycles” ad öbeği, kısıtlayıcı olmayan açıklayıcı bir eşleme ifadesidir. “melatonin” ile aynı şeyi belirtir ve kısa bir tanım ekler; insanların ürettiği ikinci bir maddeyi belirtmez. Virgüller bu bilginin ek açıklama olduğunu gösterir. “Terim, a/an + kategori + açıklama” kalıbı, bilgilendirici bir metinde yeni bir cümle kurmadan veya “which is” eklemeden terimi tanımlamayı sağlar.

Alıştırma

“a hormone responsible for the regulation of sleep-wake cycles” ifadesi cümlede hangi görevi yapar?

  1. İnsanların ürettiği ikinci bir maddeyi belirtir.
  2. İnsanların akıllı telefonlarını ne zaman kullandığını açıklar.
  3. Melatonin sözcüğünü tanımlayan ek bilgi verir.
Cevabı göster

Melatonin sözcüğünü tanımlayan ek bilgi verir.

Harvard Medical School advises the last Dilbilgisi

2:19

Harvard Tıp Fakültesi, yatmadan önceki son

2 to 3 hours before bed be technology-free. Kelime

2:21

2-3 saatin teknolojiden uzak geçirilmesini öneriyor.

Dilbilgisi

advises ... be: resmî bir öneride fiilin yalın hâli

Burada “advises” bir öneri bildirir. Tam yapı “advise (that) + özne + fiilin yalın hâli” şeklindedir: Harvard Medical School advises (that) the last 2 to 3 hours before bed be technology-free. Örnekte “that” düşürülmüştür, ancak anlamda vardır. Bu bir gerçeği bildirmek yerine önerilen bir durumu anlattığı için resmî İngilizcede her özneyle yalın biçim olan “be” kullanılır. Buna mandative subjunctive denir. “Be” bilinçli olarak seçilmiştir; eksik bir “should” veya zaman hatası değildir.

Alıştırma

advises that sonrasında gereken yalın fiille resmî öneriyi tamamlayın: The sleep clinic advises that every device ____ switched off before bedtime.

Cevabı göster

be

Kelime

technology-free: -free ile kurulan birleşik sıfat

Burada technology-free, yatmadan önceki son iki veya üç saati niteler: bu süre boyunca telefon, tablet veya bilgisayar gibi cihazlar kullanılmamalıdır. Bu, her türlü teknolojinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. İsim + -free kalıbı, “X olmadan” veya “X içermeyen ya da kullanmayan” anlamında bir sıfat oluşturur. sugar-free veya smoke-free gibi birleşik sözcüklerde -free, “ücretsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Öneriyi “teknoloji olmadan” anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: Keep the last hour before bed ____.

Cevabı göster

technology-free

So, pick up a book before bed instead. Öbek fiiller

2:24

Bu yüzden yatmadan önce telefon yerine bir kitap alın.

Öbek fiiller

pick up a book: bağlam içinde okumaya başlamak

Burada pick up a book, bir kitabı ele alıp okumaya başlamak anlamındadır. Kitabı fiziksel olarak alma fikri hâlâ vardır; ancak öneri yalnızca bir nesneyi kaldırmak değil, ekrandan okumaya geçmektir. Pick up birden fazla anlama gelir; bu yüzden nesne ve durum, ifadenin nasıl yorumlanacağını belirler. book ile birlikte okuma bağlamında kullanıldığında, rahatça okumaya başlamayı veya okumaya geri dönmeyi ifade edebilir.

Alıştırma

Şu öneriyi okuyun: Instead of checking your phone, pick up a book. Konuşmacı sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Satın almak için bir kitap seçmek.
  2. Bir kitap okumaya başlamak.
  3. Bir kitabı yerden kaldırmak.
Cevabı göster

Bir kitap okumaya başlamak.

Of course, Anlatım akışı

2:26

Elbette,

smartphones also completely change our ability to access information,

2:27

akıllı telefonlar bilgiye erişim becerimizi de tamamen değiştiriyor;

most notably in poor and minority populations. Anlatım akışı

2:30

bu durum en çok yoksul ve azınlık gruplarında belirgin.

Anlatım akışı

Of course, ile diğer yönü kabul etmek

Burada Of course, sıradaki gerçeği herkesin önceden biliyor olması gerektiği anlamına gelmez. Konuşmacı, zararlara odaklandıktan sonra bir yararı da kabul etmek için bu ifadeyi kullanır. Bu kullanımda Of course, savı daha dengeli hâle getirir: geçerli bir noktayı kabul eder ve önceki eleştiriyi geri almadan tartışmanın diğer yönünü açar.

Alıştırma

Örnekte Of course hangi işlevi görüyor?

  1. Her dinleyicinin sıradaki gerçeği zaten bildiğini ileri sürmek
  2. Önceki eleştiriden sonra olumlu bir yönü kabul etmek
  3. Yoksul ve azınlık toplulukların etkilenen tek gruplar olduğunu belirtmek
Cevabı göster

Önceki eleştiriden sonra olumlu bir yönü kabul etmek

Anlatım akışı

most notably ile öne çıkan bir örneği vurgulamak

Most notably, dikkati erişimdeki genel değişimden konuşmacının en çok fark etmemizi istediği örneğe taşır: yoksul ve azınlık topluluklar üzerindeki etkiye. İfade, önemli bir örneği öne çıkarırken başkalarına da yer bırakır. Konuşmacının neyi vurgulamayı seçtiğini gösterir; bunun tek veya en büyük etki olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir rapor, başka yararlara da yer bırakarak birkaç yarardan söz etmek ve en dikkat çekici olanı öne çıkarmak istiyor. Hangi cümle uygundur?

  1. The new library brought several benefits. For example, it offered longer weekend hours.
  2. The new library brought one main scheduling benefit, namely longer weekend hours.
  3. The new library brought several benefits, most notably longer weekend hours.
Cevabı göster

The new library brought several benefits, most notably longer weekend hours.

7% of Americans are entirely dependent on smartphones Kalıp ifadeler

2:33

Amerikalıların %7'si tamamen akıllı telefonlara bağımlı;

for their access to the internet.

2:36

internete ancak bu yolla erişebiliyor.

Kalıp ifadeler

be entirely dependent on X for Y: Y için tamamen X'e bağımlı olmak

be dependent on X for Y kalıbı, Y'yi elde etmek veya karşılamak için X'e ihtiyaç duymak ya da X'e bağımlı olmak anlamına gelir. Bu cümlede X smartphones, Y ise access to the internet ifadesidir. on bağımlı olunan şeyi, for ise onun sağladığı kaynağı, amacı veya ihtiyacı gösterir. entirely, dependent sözcüğünün derecesini artırarak “tamamen” anlamını verir. Burada anlatılan kişiler akıllı telefonları yalnızca sık kullanmıyor; akıllı telefonlar onların internete erişebildiği tek yoldur.

Alıştırma

Cümleyi entirely pekiştiricisini de içeren tam be dependent on X for Y kalıbıyla tamamlayın: During outages, the clinic ____ solar panels ____ electricity.

Cevabı göster

is entirely dependent on · for

A 2014 study found that the majority of smartphone owners

2:38

2014 tarihli bir araştırma, akıllı telefon sahiplerinin çoğunun

use their phone for online banking, Dilbilgisi

2:42

telefonunu internet bankacılığı için kullandığını,

to look up medical information, Öbek fiiller

2:44

sağlık bilgileri aradığını

and searching for jobs.

2:45

ve iş aradığını ortaya koydu.

Dilbilgisi

Liste öğelerini paralel tutmak: for..., to... ve -ing

Üç ifade de akıllı telefon sahiplerinin telefonlarını ne için kullandığı sorusuna yanıt verir, ancak üç farklı yapıyla kurulmuştur: for + isim öbeği, to + yalın fiil ve -ing öbeği. Bu nedenle paralel olmayan bir liste ortaya çıkar. Özenli yazıda bir yapı seçilip listenin tamamında kullanılmalıdır: use their phone to bank online, look up medical information, and search for jobs; ya da use their phone for banking online, looking up medical information, and searching for jobs. Paralel yapı her öğenin daha kolay anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede to sonrasında açık bir paralel liste kullanılmıştır?

  1. We use the tablet to read books, watching videos, and draw pictures.
  2. We use the tablet for reading books, to watch videos, and drawing pictures.
  3. We use the tablet to read books, watch videos, and draw pictures.
Cevabı göster

We use the tablet to read books, watch videos, and draw pictures.

Öbek fiiller

Bilgi aramak için look up kullanımı

Bu cümlede look up, bir internet sitesi, sözlük veya veri tabanı gibi bir kaynaktan “belirli bir bilgiyi arayıp bulmak” anlamına gelir. Telefon araçtır; medical information ise kullanıcıların aradığı şeydir. Look up, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne, ifadenin sonuna veya iki parçasının arasına gelebilir: look up the address ya da look the address up.

Alıştırma

Look up ifadesini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: I don't know this word, so I'll ____ in the dictionary.

Cevabı göster

look it up

So, while phones are in no way exclusively bad Notlar

2:47

Yani telefonlar kesinlikle sadece kötü değildir

and have been part of a positive change in the world,

2:49

ve dünyadaki olumlu değişimin bir parçası olmuşlardır;

there's no denying that they are changing us. Kalıp ifadeler

2:52

ama bizi değiştirdikleri de inkâr edilemez.

Dilbilgisi

while phones are in no way exclusively bad ifadesindeki ödünleme bildiren while

Burada while zaman ilişkisi değil, ödünleme anlamı kurar. Başlattığı yan cümle have been part of a positive change in the world bölümüne kadar sürer; ana cümle there's no denying that ile başlar. Konuşan kişi önce telefonların yararlarını kabul eder, ardından telefonların bizi değiştirdiği yönündeki ana düşünceyi söyler. In no way, not at all ifadesinin güçlü bir biçimidir; exclusively bad ise “kötü ve başka hiçbir şey değil” anlamına gelir. Bu nedenle yan cümlenin bütünü, telefonların kesinlikle yalnızca zararlı olmadığını söyler.

Alıştırma

Bu cümlede while ne görev yapıyor? While the plan is not perfect, it will solve the most urgent problem.

  1. Planın sorunu neden çözeceğini açıklar.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Ana düşünceyi sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.
Cevabı göster

Ana düşünceyi sunmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.

Kalıp ifadeler

in no way: güçlü ve tam bir ret

In no way, ‘hiçbir şekilde’ veya ‘kesinlikle değil’ anlamına gelir ve olumsuzluğu vurgular. Burada exclusively bad ifadesini niteler; dolayısıyla konuşmacı, telefonların yalnızca kötü olduğu yönündeki aşırı iddiayı kesin bir biçimde reddeder. Öznenin önce geldiği bu cümlede ifade, are sözcüğünden sonra ve exclusively bad tümlecinden önce yer alır. Buradaki way, ‘yol’ veya ‘yöntem’ anlamına gelmez; üç sözcüklük kalıbın tamamı güçlü bir olumsuzluk işlevi görür.

Alıştırma

Cümleyi ‘hiçbir şekilde’ anlamındaki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A high price ____ guarantees better quality.

Cevabı göster

in no way

Kalıp ifadeler

there's no denying that: inkâr edilemez bir sonuç

There's no denying that, ardından gelen önermeyi makul biçimde reddedilemeyecek kadar açık veya güçlü kanıtlarla desteklenmiş olarak sunar. Bu cümlede konuşmacı önce telefonların olumlu yönlerini kabul eder, ardından bizi değiştirdikleri sonucunu kesin bir biçimde vurgular. Sonuç that yan cümlesinde bulunur. İfade, sözcüğü sözcüğüne hiç kimsenin bunu reddetmediği anlamına gelmez; reddetmeyi mantıksız bir tutum olarak sunar ve ifadeye güçlü bir retorik etki kazandırır.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü biçimde desteklenen bir sonucu reddedilmesi zor bir gerçek olarak en iyi biçimde sunar?

  1. There's no denying that regular sleep improves concentration.
  2. Regular sleep may improve concentration.
  3. I once heard that regular sleep improves concentration.
Cevabı göster

There's no denying that regular sleep improves concentration.

But many successful people have now decided

2:54

Ancak artık pek çok başarılı insan

to take smartphone vacations in order to increase productivity. Notlar

2:57

verimliliğini artırmak için “akıllı telefon tatiline” çıkmaya karar verdi.

Kelime

smartphone vacations: telefon kullanımına planlı aralar

Smartphone vacation, bir kişinin akıllı telefon kullanmayı bıraktığı veya kullanımını büyük ölçüde azalttığı planlı bir dönemdir. Vacation burada mecazdır: kişi telefonla seyahate çıkmaz, telefondan uzaklaşarak mola verir. Bu ifade modern ve günlük bir adlandırmadır; sabit kuralları olan bir program değildir. Molanın ne kadar süreceğini ve hangi telefon etkinliklerine izin verileceğini bağlam göstermelidir.

Alıştırma

Örnek cümlede smartphone vacations ne anlama geliyor?

  1. Yeni akıllı telefon almak için yapılan seyahatler
  2. Akıllı telefon uygulamasıyla düzenlenen tatiller
  3. Akıllı telefon kullanımına planlı aralar
Cevabı göster

Akıllı telefon kullanımına planlı aralar

Dilbilgisi

amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli

In order to, bir eylemin amacını belirtir. Burada insanların neden akıllı telefon kullanımına ara verdiğini açıklar: üretkenliği artırmak hedefleridir; cümle bunun gerçekleşmiş bir sonuç olduğunu kanıtlamaz. Kalıp in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir; in order to increase buna örnektir. Amaç eylemini yapan kişi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Nina set an alarm ____ wake up on time.

Cevabı göster

in order to

In our new AsapThought video,

3:00

Yeni AsapThought videomuzda,

we break down the top six reasons Öbek fiiller

3:02

en önemli altı nedeni ayrıntılı biçimde açıklıyoruz:

you should take a smartphone vacation

3:04

neden akıllı telefon tatiline çıkmanız gerektiğini

and how it could benefit your life right now.

3:06

ve bunun hayatınıza şimdiden nasıl fayda sağlayabileceğini.

Öbek fiiller

break down: parçalara ayırarak incelemek ve açıklamak

Burada break down, karmaşık bir konuyu daha küçük ve anlaşılması kolay parçalara ayırarak açıklamak veya incelemek anlamına gelir. Cümle, videonun altı nedeni düzenli biçimde ele alacağını bildirir; fiziksel olarak hiçbir şey kırılmamaktadır. Bu ifade aynı zamanda bir anlatım işareti görevi görür: dinleyiciye birazdan adım adım bir açıklama yapılacağını bildirir.

Alıştırma

“Daha küçük parçalara ayırarak incelemek ve açıklamak” anlamındaki iki kelimelik İngilizce öbek fiille cümleyi tamamlayın: In this lesson, we'll ____ the problem step by step.

Cevabı göster

break down

And subscribe for more weekly science videos.

3:08

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.