Peppa Pig Masalları 🍼 EVIE PIG'İN GELİŞİ 💗 Bebek Evie Evde! 🏠 YEPYENİ Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George, yeni doğan kız kardeşleri Evie’yi evde karşılar. Ziyaretçiler doğumu sorunca çocuklar günü sihirli teslimatlar, insanüstü güç ve roketle hızlanan bir araba ekleyerek anlatır; Mummy Pig ise onların hayal gücüyle süslenmiş anlatısını gerçekte yaşananlardan nazikçe ayırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nappies. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bunun, bebeklerin taktığı emici bezler için gündelik Britanya İngilizcesinde kullanılan sözcük olduğunu öğrenin; Amerikan İngilizcesinde genellikle diapers denir. Bu bölgesel farkı tanımak, Britanya’daki aile konuşmalarını ve bebek eşyası açıklamalarını söz konusu nesneyi karıştırmadan anlamanızı sağlar. 2. all of a sudden, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıplaşmış ifadeyi sözcük sözcük yorumlamak yerine, bir olayın beklenmedik biçimde ve hiçbir uyarı olmadan gerçekleştiğini bildiren bir anlatı işareti olarak anlayın. Kişisel bir anıda ani bir dönüşü başlatmak veya öyküyü hızla bir sonraki olaya taşımak için kullanabilirsiniz. 3. I wish! — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu kısa yanıtın, önceki iddianın gerçek olmasının arzu edildiğini fakat gerçekte doğru olmadığını anlattığını fark edin. Mummy Pig burada sekiz saatlik doğumun hızlı bir özel teslimat olduğu fikrini mizahla reddeder; ifade, iyimser bir abartıyı konuşmanın hafif havasını bozmadan düzeltmenizi sağlar.
Bu derste
Let's jump in.: hemen başlamaya davet
Bu açılışta Let's jump in., etkinliğe başlamaya veya doğrudan ana konuya geçmeye yönelik canlı bir davettir. Fiziksel olarak zıplamayı anlatmaz. let's + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşan kişiyi ve dinleyicileri kapsayan bir öneri oluşturur. Burada jump in, hemen başlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle samimi daveti tamamlayın: Everyone is ready, so ____.
Cevabı göster
let's jump in
Peppa and George's new baby sister has been born. Notlar
0:08Peppa ve George'un yeni kız kardeşi doğdu.
new baby sister: yeni doğmuş küçük kız kardeş
Bu cümlede new baby sister, yeni doğmuş bir kız bebeğin aynı zamanda Peppa ve George'un küçük kız kardeşi olduğunu anlatır. Baby sister hem aile ilişkisini hem de onun bebek olduğunu belirtir. New, onun aileye kısa süre önce katıldığını vurgular. Başka bir kız kardeşin yerine geçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
"Leo is excited to meet his new baby sister," cümlesinde Leo kiminle tanışacak?
- Bebek sahibi olmuş bir abla.
- Bebeklerle ilgilenen yeni bir arkadaş.
- Yeni doğmuş ve onun küçük kız kardeşi olan bir kız.
Cevabı göster
Yeni doğmuş ve onun küçük kız kardeşi olan bir kız.
has been born: şimdiki sonucu haber vermek
Has been born, kalıplaşmış be born ifadesinin present perfect edilgen biçimidir. Burada doğumun gerçekleştiğini bildirir ve bebeğin gelişini şu an için önemli bir haber olarak sunar. Born bu anlamda tek başına etken bir temel fiil olarak kullanılamaz. Sister öznesi tekil olduğu için has + been + born kullanılır; has born denmez.
Alıştırma
Yakın zamanda gerçekleşen bir doğumu şu an önemli bir haber olarak doğru biçimde duyuran cümle hangisidir?
- The baby was born in 2020.
- The baby has born.
- The baby has been born.
Cevabı göster
The baby has been born.
That's the changing table for when you fill your nappies. Notlar
0:25Bu da bezlerini doldurduğunda kullanmak için alt değiştirme masası.
changing table: bebeğin bezini değiştirme yüzeyi
Changing table, bebeğin yatırıldığı ve bakım veren kişinin bebeğin bezini değiştirip temel bakımını yaptığı, bebek odasında bulunan yüksek bir mobilya ya da sabit bir yüzeydir. Bu birleşik isimde changing, bebeğin bezini değiştirmek anlamına gelir. Masanın kendi kendine değiştiği anlamına gelmez. Bu anlam, nesnenin bebek odasında kullanılan bir eşya olduğunu gösterir.
Alıştırma
Changing table ne için kullanılır?
- Para bozdurmak.
- Masanın şeklini değiştirmek.
- Bebeğin bezini değiştirmek.
Cevabı göster
Bebeğin bezini değiştirmek.
nappies: bebek bezi için kullanılan Britanya İngilizcesi sözcüğü
Nappies, nappy sözcüğünün çoğuludur ve bebeğin kullandığı emici bez için Britanya İngilizcesindeki yaygın sözcüktür; Amerikan İngilizcesinde genellikle diapers denir. Bir bebeğe söylenen bu cümlede fill your nappies, bezleri ıslatmayı veya kirletmeyi nazikçe ifade eder. Bu nedenle alt değiştirme masasından söz edilir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesindeki bu cümleyi normalde hangi sözcük tamamlar: The baby needs clean _____?
- nappies
- blankets
- napkins
Cevabı göster
nappies
How are you feeling?: birinin şu anki durumunu ilgili bir şekilde sormak
How are you feeling? bir kişinin o andaki fiziksel veya duygusal durumunu sorar. Bu cümlede yalnızca sıradan bir selamlaşma değil, ilgili bir şekilde hâlini sorma amacındadır. Are ... feeling yapısı, kişinin mevcut veya geçici deneyimine odaklanır. Hastalık, stres, yorgunluk ya da başka önemli bir olaydan sonra özellikle doğaldır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız tıbbi tedavisini yeni bitirdi ve şu anki durumunu sormak istiyorsunuz. En uygun soru hangisidir?
- How are you feeling?
- How do you look?
- What do you feel like eating?
Cevabı göster
How are you feeling?
happy to be home: sıfat + to-infinitive
Happy konuşanın duygusunu anlatır; to-infinitive yapısındaki to be home ise bu duyguyu doğuran durumu, yani yeniden evde olmayı belirtir. Bu, glad to see you ve ready to leave örneklerinde de görülen yaygın bir sıfat + to-infinitive kalıbıdır. Tam cümle I'm happy to be home. şeklindedir. Bu gündelik ifadede I am'in kısaltması olan I'm, bağlamdan açıkça anlaşıldığı için söylenmemiştir.
Alıştırma
Happy ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After a week away, I'm ____ home.
Cevabı göster
happy to be
can't wait for + isim
Can't wait for güçlü bir beklentiyi anlatan bir deyimdir: konuşan kişi bir şeyin olmasını veya gelmesini çok büyük bir istekle bekler. Genellikle fiziksel olarak beklemenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. For bir edattır, bu yüzden ardından bir isim veya isim öbeği gelir. Burada a sit down, konuşanın sabırsızlıkla beklediği şeyi, yani oturup dinlenme fırsatını anlatır.
Alıştırma
İsimden önce hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ the concert on Friday.
Cevabı göster
can't wait for
a sit down: kısa bir dinlenmeyi anlatan günlük isim öbeği
Burada a sit down, kısa bir süre oturup dinlenmek anlamına gelen, günlük dilde kullanılan sayılabilen bir isim öbeğidir. a tanımlığı, sit down eylemini tek bir olay olarak sunar; bu nedenle ifade can't wait for a sit down yapısında for sözcüğünden sonra gelebilir. Bu isim kullanımı özellikle gündelik Britanya İngilizcesinde doğaldır. Bu bağlamda yalnızca ayakta dururken oturur hâle geçmeyi değil, meşgul veya yorgun olduktan sonra rahatlayıp dinlenmeyi de anlatır.
Alıştırma
“Oturarak kısa süre dinlenme” anlamındaki gündelik Britanya İngilizcesi isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: After carrying the boxes upstairs, I need ____.
Cevabı göster
a sit down
It means + yan cümle: bir işaretin verdiği mesajı açıklamak
Burada It, kapı zilinin sesine gönderme yapar; means ise bu işaretin verdiği mesajı veya bundan çıkarılan sonucu tanıtır. It means + yan cümle kalıbı; bir sesin, işaretin, davranışın veya olayın ne anlattığını açıklar. means sözcüğünden sonra gelen kelimeler tam bir yan cümle oluşturabilir. someone's at the door ifadesindeki someone's, someone is kalıbının kısaltılmış biçimidir. means ile yan cümle arasına bir is daha eklemeyin.
Alıştırma
Açıklamayı It means ile tamamlayın: The fire alarm is ringing. ____ everyone must leave the building.
Cevabı göster
It means
It does, doesn't it?: onay bekleyen eklenti soru
Burada It does olumlu bir bildirim, doesn't it? ise olumsuz bir eklenti sorudur. Konuşan kişi bildirimin doğru olduğuna inanır ve konuşmada right? ekler gibi dinleyeni doğrulamaya veya katılmaya çağırır. Eklenti soru ana cümledeki yardımcı fiil ve özneyi kullanır, ancak olumlu-olumsuz yapıyı tersine çevirir: does, doesn't olur; It ise it olarak tekrarlanır. Konuşanın onay beklediği durumlarda olumlu bildirim + olumsuz eklenti soru kalıbı yaygındır.
Alıştırma
Olumlu ifadeye uyan olumsuz eklenti soruyla cümleyi tamamlayın: The new coat looks good, ____?
Cevabı göster
doesn't it
quicker than expected: sonucu beklentilerle karşılaştırmak
Quicker, quick sıfatının karşılaştırma biçimidir. Bu cümlede quicker than expected, olayın insanların beklediğinden daha az zaman aldığı anlamına gelir. Than expected, than people expected ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Karşılaştırma biçimi + than expected kalıbı, gerçek sonucu önceki bir beklentiyle karşılaştırır. later than expected, harder than expected veya more expensive than expected gibi başka karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Karşılaştırma biçimi + than expected kalıbını tamamlayın: The repair was quicker ____.
Cevabı göster
than expected
Lots of people have come to meet Evie. Kalıp ifadeler
0:51Evie ile tanışmak için birçok insan geldi.
have come to meet: varış ve amaç
Burada have come, birçok kişinin söz konusu yere ulaştığını ve şu anda orada bulunduğunu anlatır. Present perfect, daha önceki bu gelişi şimdiki durumla ilişkilendirir. to meet Evie mastarı neden geldiklerini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have/has come to + fiilin yalın hâli şeklindedir: bir kişi o eylemi yapmak için gelmiştir.
Alıştırma
Cümleyi come fiilinin present perfect biçimi ve amaç bildiren meet fiiliyle tamamlayın: The reporters ____ the actor.
Cevabı göster
have come to meet
Come on in.: içeri girmeye yönelik sıcak bir davet
Come on in. girişteki birini içeri davet etmek için kullanılan samimi bir konuşma ifadesidir. Buradaki on bir konum belirtmez; come in ifadesine sıcaklık ve teşvik katar. come, konuşana doğru hareketi anlattığı için bu sözü söyleyen kişi genellikle içeride ya da girişin yanında durup karşısındaki kişiyi içeri buyur eder.
Alıştırma
Evin içindesiniz ve bir arkadaşınız açık kapıda bekliyor. Hangi cümle arkadaşınızı sıcak bir şekilde içeri davet eder?
- Come on out.
- Come on in.
- Go away.
Cevabı göster
Come on in.
Day, not the event: X, not Y ile kapsamı daraltmak
Day, not the event. ifadesi, I mean the day, not the event itself. anlamındaki eksiltili bir düzeltmedir. Burada birth hem bebeğin doğduğu günü hem de doğum sürecini veya olayını düşündürebilir. Konuşan kişi ilk anlamı seçip daha özel olan ikinci anlamı dışlar. X, not Y kalıbı, kastedilen konuyu X olarak önce verir ve olası yanlış anlamayı Y olarak hemen reddeder. Soruyu baştan söylemeden kapsamı kısaca daraltır.
Alıştırma
Bir palto hakkında soru sordunuz ve bedenini değil rengini kastettiğinizi açıklamak istiyorsunuz. Tamamlayın: ____, not ____.
Cevabı göster
The colour · the size
the best day ever: ever ile en üstünlük derecesini güçlendirmek
the best day ever ifadesinde best, good sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Ever karşılaştırmayı ilgili bütün zamanlara yayar —kabaca “herhangi bir zamandaki en iyi gün”— ve vurguyu güçlendirir. Kalıp the + en üstünlük sıfatı + isim + ever şeklindedir. Heyecanlı günlük konuşmada çoğu zaman dikkatle yapılmış gerçek bir sıralamadan çok konuşanın duygusunu ifade eder.
Alıştırma
Harika bir doğum gününden sonra duyduğunuz heyecanı tamamlayın. Best ile day sözcüğünü niteleyen ve ever ile biten dört sözcüklük ifadeyi kullanın: It was ____.
Cevabı göster
the best day ever
Not sure about that: şüpheyi veya görüş ayrılığını nazikçe ifade etmek
Not sure about that, I'm not sure about that ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada yalnızca emin olunmadığını bildirmez; karşıdaki kişinin az önce söylediğini nazikçe sorgular. You're wrong gibi doğrudan bir ifade kullanmadığı için diğer kişiye cevap verme alanı bırakır. Çok sert görünmeden şüphe veya hafif bir görüş ayrılığı belirtmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zor bir onarımın yalnızca bir dakika süreceğini söylüyor. Bundan şüphe ediyorsunuz ama nazikçe karşılık vermek istiyorsunuz. En uygun cevap hangisidir?
- Not sure about that.
- You're completely wrong.
- That is definitely true.
Cevabı göster
Not sure about that.
And all of a sudden, Mummy knew that it was time for Evie to come. Notlar
1:17Ve aniden, Anne, Evie'nin gelme zamanının geldiğini anladı.
all of a sudden: beklenmedik bir değişimi tanıtmak
all of a sudden, aniden veya beklenmedik bir şekilde anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır; anlamı all, of, a ve sudden sözcüklerini ayrı ayrı çevirmekten gelmez. Ana olaydan önce kullanıldığında hızlı ve şaşırtıcı bir değişimi haber verir ve dikkati hikâyedeki bir sonraki gelişmeye yöneltir. Ardından gelen virgül, cümle başındaki bu hikâye işaretleyicisini ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Hikâyeyi bu nottaki ‘aniden’ anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, the lights went out.
Cevabı göster
All of a sudden
it was time for Evie to come: birinin bir şey yapma zamanı gelmişti
It was time for Evie to come, Evie'nin gelmesi için doğru zamanın geldiğini anlatır. Kalıp it is/was time for + person + to + base verb şeklindedir: kişi for'dan sonra gelir ve eylem to + fiilin yalın hâliyle kurulur. Bu doğum hikâyesinde come, “doğmak” veya “dünyaya gelmek” anlamını nazik ve dolaylı biçimde verir. Was, geçmişte geçen bir hikâyeye uygundur.
Alıştırma
Cümleyi time for + person + to do kalıbıyla tamamlayın. time, for the audience ve to take their seats ifadelerini kullanın: The show is starting. It is ____.
Cevabı göster
time for the audience to take their seats
Um, she got a text, like when other things get delivered. Notlar
1:23Hımm, bir mesaj aldı, tıpkı başka şeylerin teslim edildiği zamanki gibi.
got a text: mesaj almayı anlatan günlük İngilizce
Got a text, “bir kısa mesaj aldı” anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada get almak demektir, gidip getirmek değil. Text burada isimdir ve telefona gelen tek bir mesajı ifade eder. Göndereni belirtmek için I got a text from Leo. örneğindeki gibi got a text from + person kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi günlük ifade got a text ile tamamlayın: I ____ from Nina this morning.
Cevabı göster
got a text
things get delivered: teslimat anlamı ve doğumla ilgili kelime oyunu
Things get delivered, get + geçmiş zaman ortacı yapısındaki get edilgenini kullanır. Ürün veya paket gibi nesnelerin varış noktasına götürüldüğünü anlatır. Odak, teslimatı kimin yaptığı değil, nesnelere ne olduğudur. Burada deliver, olağan “teslim etmek” anlamındadır. Bu anlam bir kelime oyununa zemin hazırlar: tıbbi bir bağlamda a baby can also be delivered, bir bebeğin doğum sırasında yardımla dünyaya gelmesi anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini özne ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede delivered, things get delivered ifadesindekiyle aynı teslimat anlamındadır?
- The baby was delivered safely at midnight.
- The groceries get delivered on Tuesday.
- She delivered a clear speech.
Cevabı göster
The groceries get delivered on Tuesday.
Daddy Pig had everything ready in the hospital bag, and Peppa and George went to wait at Granny and Grandpa Pig's house. Notlar
1:29Baba Domuz hastane çantasında her şeyi hazırlamıştı ve Peppa ile George, Büyükbaba ve Büyükanne Domuz'un evinde beklemeye gittiler.
had everything ready: have + nesne + ready
Had everything ready, gerekli tüm eşyaların hazırlanmış ve hemen kullanıma hazır olduğu anlamına gelir. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada yalnızca “sahip olmak” anlamına gelmez. have + nesne + ready yapısında ready, nesnenin durumunu anlatır: have the documents ready, have dinner ready. Bu yapı, bir şeyi belirli bir zaman veya olaydan önce hazır duruma getirmeyi ifade edebilir.
Alıştırma
have + object + ready yapısının geçmiş zamanını ve nesne olarak everything sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the guests arrived, Lena ____.
Cevabı göster
had everything ready
hospital bag: doğum için önceden hazırlanan hastane çantası
Bu doğum bağlamında hospital bag, doğum sancıları başlamadan önce hastanede kalırken gerekecek kıyafet, kişisel eşya ve bebek malzemeleriyle hazırlanan çantadır. Bu ifade, Baba Pig'in hastane yolculuğu için önceden hazırlık yaptığını anlatır; doktorların tıbbi alet taşıdığı bir çanta değildir.
Alıştırma
Bu sahnede hospital bag ne anlama geliyor?
- Doktorların tıbbi aletleri taşımak için kullandığı bir çanta.
- Hastanede doğum için gereken eşyalarla önceden hazırlanmış bir çanta.
- Hastane içinde posta dağıtmak için kullanılan bir çanta.
Cevabı göster
Hastanede doğum için gereken eşyalarla önceden hazırlanmış bir çanta.
You should have seen her: geçmişteki unutulmaz bir sahneyi vurgulamak
Buradaki You should have seen her, dinleyenin bir şeyi yapmamasını eleştiren bir cümle değil, bir ünlemdir. Konuşan kişi, onun görünüşünün, davranışının veya performansının özellikle dikkat çekici olduğunu ve dinleyenin bu sahneyi kaçırdığını anlatır. You should have seen + kişi veya şey kalıbı, geçmişteki bir anı anlatırken sık kullanılır. Hayranlık, şaşkınlık, eğlenme, hatta hoşnutsuzluk ifade edebilir; hangi duygunun kastedildiğini çevresindeki sözler ve ton gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaş heyecanla şöyle diyor: You should have seen Maya dance last night! Ne demek istiyor?
- Maya, dinleyen kişinin bir doktora danışmasına izin vermedi.
- Dinleyen kişiye Maya'yı yarın dans ederken izlemesi için resmî bir emir veriliyor.
- Maya'nın dansı unutulmazdı ve dinleyen kişi bunu kaçırdı.
Cevabı göster
Maya'nın dansı unutulmazdı ve dinleyen kişi bunu kaçırdı.
that sort of strong: strong sözcüğünün anlamlarını ayırmak
that sort of strong ifadesinde sort, “tür” veya “çeşit” anlamına gelir; strong ise birden fazla biçimde yorumlanabilen bir niteleme olarak ele alınır. Not that sort of strong, bu yorumlardan birini reddederek yanlış anlamayı düzeltir. Burada strong, bir süper kahraman gibi fiziksel olarak güçlü olmak değil, doğum sancısına dayanabilecek kadar cesur ve metin olmak anlamındadır. not that sort of + niteleme kalıbı, aynı sözcük farklı biçimlerde anlaşılabildiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede Not that sort of strong ne işe yarar?
- Onun fiziksel olarak yalnızca biraz güçlü olduğunu söyler.
- Strong sözcüğünün kullanılmaması gerektiğini söyler.
- Fiziksel güç anlamını reddeder ve strong sözcüğünün başka bir anlamını gösterir.
Cevabı göster
Fiziksel güç anlamını reddeder ve strong sözcüğünün başka bir anlamını gösterir.
Evie to be delivered: deliver sözcüğünün doğumla ilgili anlamı
Doğum bağlamında to deliver a baby, bebeğin dünyaya gelmesine yardım etmek anlamına gelir. Bebek dil bilgisel özne olduğunda be delivered edilgendir; Evie to be delivered, doğacak bebeğin Evie olduğu anlamına gelir. to be delivered, to be + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen bir mastardır ve it was time for Evie ifadesinden sonra gelir. Burada delivered, bir paketi hedefine götürme anlamında değil, doğumla ilgili tıbbi anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede delivered, örnektekiyle aynı doğum anlamında kullanılmıştır?
- The baby was delivered safely at the hospital.
- The parcel was delivered before noon.
- The actor delivered the final line clearly.
Cevabı göster
The baby was delivered safely at the hospital.
poof: ani bir sonucu anlatan hikâye ses efekti
Poof, bir şeyin bir anda ortaya çıkmış, kaybolmuş veya değişmiş gibi görünmesini sağlamak için anlatılarda kullanılan bir ses efekti sözcüğüdür. Bu cümlede and’den sonra gelen bir ünlem olarak işlev görür: anlatıcı, sanki bir sihir patlaması olmuş gibi doğrudan “Evie was here” sonucuna geçer. Burada belirli bir gerçek eylemi ya da gerçekten duyulan bir sesi adlandırmaz. Hikâyeye eğlenceli, abartılı ve resimli kitap havası katar.
Alıştırma
Hangi seçenekte poof, ani ve sihirli görünen bir sonuç yaratmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Tıbbi bir rapor, bir işlemi kesin biçimde anlatmak için poof sözcüğünü kullanır.
- Eğlenceli bir hikâyede şöyle denir: “After one tap, poof, the photo disappeared from the screen.”
- Teknik bir kılavuz, sistemin neden bozulduğunu açıklamak yerine poof sözcüğünü kullanır.
Cevabı göster
Eğlenceli bir hikâyede şöyle denir: “After one tap, poof, the photo disappeared from the screen.”
Like magic: şaşırtıcı bir sonuç için kullanılan karşılaştırma
Like magic, “sanki sihirle olmuş gibi” anlamına gelir. Altyazıda, az önce belirtilen sonucu yorumlayan kısa bir cümle parçasıdır: sonuç aniden gerçekleşmiş, şaşırtıcı derecede kolay olmuş veya açıklanması güç görünmüştür. Bu ifade genellikle mecazidir; gerçek bir sihir yaşandığını iddia etmez. “The stain vanished like magic.” örneğinde olduğu gibi bir fiilden sonra, cümlenin içinde karşılaştırma olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “sanki sihirle olmuş gibi” anlamına gelen iki sözcüklük İngilizce karşılaştırmayla tamamlayın: The muddy mark disappeared ____.
Cevabı göster
like magic
She was delivered so fast, she must have been a special delivery. Notlar
2:00O kadar hızlı teslim edildi ki, özel teslimat olmalı.
she must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Must have been, must + have + geçmiş zaman ortacı kalıbıdır; been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Geçmişteki bir durum veya kimlik hakkında kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarım yapar. Kanıtların onun bir şey olduğunu kuvvetle gösterdiğini anlatır; geçmişte öyle olma zorunluluğunu ifade etmez. İpucu, onun çok hızlı doğmuş olmasıdır. Konuşan kişi buradan şakayla onun bir special delivery olduğu sonucunu çıkarır. Genel olarak must have + geçmiş zaman ortacı, bilinen kanıtları geçmişteki bir olay veya duruma ilişkin güçlü bir çıkarıma bağlar.
Alıştırma
Geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için cümleyi must have been ile tamamlayın: The lights were off and the door was locked, so they ____ asleep.
Cevabı göster
must have been
special delivery: doğum ve paket teslimatı üzerine bir kelime oyunu
Special delivery normalde özel veya daha hızlı işlem gören posta, paket ya da teslimat hizmetini ifade eder. Burada ise ifade kasıtlı olarak bir bebek için kullanılır. Şaka, delivered sözcüğünün birbiriyle bağlantılı iki kullanımına dayanır: İngilizcede bir bebeğin doğumu için a baby is delivered, bir paketin adrese ulaştırılması içinse a parcel is delivered denebilir. Doğum hızlı gerçekleştiği için special delivery hem doğum hem de paket teslimatı anlamlarını aynı anda çağrıştırır.
Alıştırma
Bu cümlede special delivery ifadesini kelime oyunu yapan nedir?
- delivery sözcüğünü hem bebeğin doğumu hem de bir paketin getirilmesi için kullanır.
- Bebeğin gerçekten posta sistemiyle gönderildiğini söyler.
- Hızlı bir doğumun resmî tıbbi adını verir.
Cevabı göster
delivery sözcüğünü hem bebeğin doğumu hem de bir paketin getirilmesi için kullanır.
I wish!: “Keşke doğru olsaydı” anlamında yanıt
Tek başına bir yanıt olarak kullanılan I wish!, I wish that were true ifadesinin kısa hâlidir ve “Keşke doğru olsaydı” anlamına gelir. Wish sonrasındaki yan cümle, diğer kişinin az önce söylediği şeyi tekrarlayacağı için söylenmez. Bu yanıt hem bir dileği ifade eder hem de söylenen şeyi düzeltir: istenen durum gerçekte yoktur. Ses tonuna göre şakacı, kabullenmiş veya hafif alaycı duyulabilir.
Alıştırma
Diğer kişinin iddiasının güzel ama gerçek olmadığını anlatan kısa ifadeyle yanıtı tamamlayın: “You have the whole week off.” “____! I have to work every day.”
Cevabı göster
I wish
So we went to the hospital in Granny and Grandpa Pig's car. Kalıp ifadeler
2:15Bu yüzden Büyükbaba ve Büyükanne Domuz'un arabasıyla hastaneye gittik.
went to the hospital: geçmişte bir varış yerine gitmek
went to the hospital, go to the hospital ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Went, yolculuğun geçmişte gerçekleştiğini gösterir; to ise varış yerini belirtir. Burada the, hastaneyi durum içinde tanımlanabilen bir varış yeri olarak sunar. İngiliz İngilizcesinde the olmadan kullanılan hospital, kişinin tedavi görmek üzere hasta olarak oraya gitmesini, yani kurumun işlevini vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi go to the hospital ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the accident, we ____.
Cevabı göster
went to the hospital
Get you there really, really fast. Kalıp ifadeler
2:21Sizi oraya gerçekten çok, çok hızlı götürmek için.
Get you there: get + kişi + yer
get you there ifadesinde get, get + kişi + yer yapısıyla kullanılır. Bu yapı “birinin oraya ulaşmasını sağlamak”, bu bağlamda ise “seni oraya götürmek” anlamına gelir. Buradaki get, “almak” veya “elde etmek” anlamında değildir. Yer kısmında there veya home gibi yer zarfları ya da to the station gibi hedef bildiren ifadeler kullanılabilir. Bunun araçla götürme, yol gösterme, taşıma veya başka bir yöntemle yapılması bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Servisin seni varış noktasına götüreceğini get ile ifade ederek cümleyi tamamla: This shuttle will ____ before noon.
Cevabı göster
get you there
And then, when we got to the hospital, something really cool happened. Öbek fiiller
2:29Ve sonra, hastaneye vardığımızda, gerçekten harika bir şey oldu.
got to the hospital: get to + yer
got to the hospital ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve get to + yer “bir yere varmak” anlamına gelir. when we got to the hospital yan cümlesi, ardından anlatılan olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Burada varış anlamının kullanıldığını, to sözcüğünden sonra yer bildiren the hospital ad öbeğinin gelmesinden anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede got to “bir yere vardı” anlamında kullanılmıştır?
- We got to the station just before the train left.
- We got the station ready before the doors opened.
- We got to choose our seats because we arrived early.
Cevabı göster
We got to the station just before the train left.
We ran to get to meet Evie as fast as we could. Dilbilgisi
2:34Evie ile tanışmak için olabildiğince hızlı koştuk.
get to meet Evie: Evie'yle tanışma fırsatı bulmak
Burada get to meet Evie, “Evie'yle tanışma fırsatı bulmak” anlamına gelir. Kalıp get to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle eylemi istenen, özel veya koşullar sayesinde mümkün olan bir deneyim olarak sunar. Bu cümlede get to, “bir yere varmak” anlamına gelmez. Meet bir fiildir; dolayısıyla get to, koşan kişilerin yaşamayı umduğu deneyimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “tanışma fırsatı bulmak” anlamıyla tamamlamak için get to + fiilin yalın hâlini kullanın: On the studio tour, we will ____ the director.
Cevabı göster
get to meet
as fast as we could: mümkün olan en yüksek hızla
As fast as we could, “ulaşabildiğimiz en yüksek hızla” anlamına gelir. as + sıfat veya zarf + as + özne + can/could kalıbı, kişinin o durumda ulaşabileceği en yüksek dereceyi gösterir. Could, geçmiş zamanlı ran fiiliyle uyumludur. Şimdiki veya gelecek bir durum için as fast as we can örneğindeki gibi can kullanılır. Ortadaki sözcük değişebilir: as carefully as I can ve as quietly as they could aynı kalıbı kullanır.
Alıştırma
Cümleyi “gösterebildiğimiz en yüksek dikkatle” anlamında tamamlamak için as ... as + özne + could kalıbını kullanın: We carried the old photograph ____.
Cevabı göster
as carefully as we could
But, we went so fast, we had to stop for juice. Kalıp ifadeler
2:38Ama o kadar hızlı gittik ki, meyve suyu için durmak zorunda kaldık.
had to stop for juice: stop for ile geçmişte zorunluluk
Had to geçmişteki bir zorunluluğu belirtir: durmak yalnızca bir tercih değil, o anda gerekliydi. Bu cümlede hızlı gitmek mola verme ihtiyacı doğurdu. Stop for + yiyecek, içecek veya etkinlik, bir şeyi almak, yemek, içmek ya da yapmak için yolculuğa veya başka bir etkinliğe ara vermek demektir. Bu nedenle stop for juice, meyve suyu içmek veya almak için kısa bir mola vermek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi had to + stop for kullanarak tamamlayın: During the long journey, we ____ lunch.
Cevabı göster
had to stop for
And after all the rockets and super mommies, and the lift, the most amazing thing ever happened. Notlar
2:57Ve tüm roketlerden, süper annelerden ve asansörden sonra, şimdiye kadarki en şaşırtıcı şey oldu.
after all the rockets ... and the lift: doruk noktasından önce olayları özetlemek
Cümlenin başındaki after all the rockets and super mommies, and the lift, önceki birkaç ayrıntıyı bütün bunlardan sonra şeklinde tek bir zaman çerçevesinde toplar. Burada all, ardından gelen isim listesini niteler; gerekçe ya da hatırlatma sunan söylem belirteci after all değildir. Bu özeti ana cümleden önce kullanmak önceki olay dizisini kapatır ve dinleyiciyi the most amazing thing ever happened şeklindeki doruk noktasına hazırlar. Başka hikâyelerde kullanılabilecek kalıp After all the X and Y, Z happened. şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle önceki olayları özetleyip hikâyeyi ilerletmek için after all + isim listesi yapısını kullanır?
- After all the speeches and awards, the band began to play.
- We should invite Mia; after all, she organized the event.
- The band played before all the speeches and awards.
Cevabı göster
After all the speeches and awards, the band began to play.
the lift: Britanya İngilizcesinde “asansör”
Bu cümlede the lift, bir binada insanları katlar arasında taşıyan aracı, yani “asansörü” ifade eden Britanya İngilizcesi bir isimdir. the belirli tanımlığı, konuşanların belirli bir asansörü kastettiğini gösterir. Burada lift, “asansör” anlamında bir isimdir. “Kaldırmak” anlamındaki lift fiili değildir ve birinin aracıyla yolculuk etmek anlamına da gelmez.
Alıştırma
İnsanları katlar arasında taşıyan aracı ifade eden yaygın Britanya İngilizcesi sözcükle cümleyi tamamlayın: Please take the ____ to the fifth floor.
Cevabı göster
lift
that bit is true: yalnızca bir bölümü doğru kabul etmek
That bit, az önce söylenenlerin belirli bir bölümünü veya ayrıntısını ifade eder. Günlük ve samimi konuşmalarda bit, bir hikâyenin, iddianın veya açıklamanın küçük bir bölümünü gösterebilir. That bit is true sınırlı bir onay bildirir: Konuşan kişi yalnızca o ayrıntıyı doğrular ve diğer bölümlerin yanlış ya da abartılı olabileceğini ima eder. Okay, düzeltmeyi yumuşatır ve daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız abartılı bir hikâye anlatıyor. Bir ayrıntıya katılıyor, ancak geri kalanına katılmıyorsunuz. Hangi yanıt bu sınırlı onayı gösterir?
- None of that is true.
- That bit is true, but the rest is exaggerated.
- That’s all completely true.
Cevabı göster
That bit is true, but the rest is exaggerated.