Peppa Pig Masalları 🍼 EVIE PIG'İN GELİŞİ 💗 Bebek Evie Evde! 🏠 YEPYENİ Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
362 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Peppa ile George, yeni doğan kız kardeşleri Evie’yi evde karşılar. Ziyaretçiler doğumu sorunca çocuklar günü sihirli teslimatlar, insanüstü güç ve roketle hızlanan bir araba ekleyerek anlatır; Mummy Pig ise onların hayal gücüyle süslenmiş anlatısını gerçekte yaşananlardan nazikçe ayırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nappies. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bunun, bebeklerin taktığı emici bezler için gündelik Britanya İngilizcesinde kullanılan sözcük olduğunu öğrenin; Amerikan İngilizcesinde genellikle diapers denir. Bu bölgesel farkı tanımak, Britanya’daki aile konuşmalarını ve bebek eşyası açıklamalarını söz konusu nesneyi karıştırmadan anlamanızı sağlar. 2. all of a sudden, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıplaşmış ifadeyi sözcük sözcük yorumlamak yerine, bir olayın beklenmedik biçimde ve hiçbir uyarı olmadan gerçekleştiğini bildiren bir anlatı işareti olarak anlayın. Kişisel bir anıda ani bir dönüşü başlatmak veya öyküyü hızla bir sonraki olaya taşımak için kullanabilirsiniz. 3. I wish! — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu kısa yanıtın, önceki iddianın gerçek olmasının arzu edildiğini fakat gerçekte doğru olmadığını anlattığını fark edin. Mummy Pig burada sekiz saatlik doğumun hızlı bir özel teslimat olduğu fikrini mizahla reddeder; ifade, iyimser bir abartıyı konuşmanın hafif havasını bozmadan düzeltmenizi sağlar.

Bu derste

Peppa Pig Tales.

0:00

Peppa Pig Masalları.

Let's jump in. Kalıp ifadeler

0:03

Hadi başlayalım.

Kalıp ifadeler

Let's jump in.: hemen başlamaya davet

Bu açılışta Let's jump in., etkinliğe başlamaya veya doğrudan ana konuya geçmeye yönelik canlı bir davettir. Fiziksel olarak zıplamayı anlatmaz. let's + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşan kişiyi ve dinleyicileri kapsayan bir öneri oluşturur. Burada jump in, hemen başlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyle samimi daveti tamamlayın: Everyone is ready, so ____.

Cevabı göster

let's jump in

Today is a special day.

0:06

Bugün özel bir gün.

Peppa and George's new baby sister has been born. Notlar

0:08

Peppa ve George'un yeni kız kardeşi doğdu.

Kelime

new baby sister: yeni doğmuş küçük kız kardeş

Bu cümlede new baby sister, yeni doğmuş bir kız bebeğin aynı zamanda Peppa ve George'un küçük kız kardeşi olduğunu anlatır. Baby sister hem aile ilişkisini hem de onun bebek olduğunu belirtir. New, onun aileye kısa süre önce katıldığını vurgular. Başka bir kız kardeşin yerine geçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

"Leo is excited to meet his new baby sister," cümlesinde Leo kiminle tanışacak?

  1. Bebek sahibi olmuş bir abla.
  2. Bebeklerle ilgilenen yeni bir arkadaş.
  3. Yeni doğmuş ve onun küçük kız kardeşi olan bir kız.
Cevabı göster

Yeni doğmuş ve onun küçük kız kardeşi olan bir kız.

Dilbilgisi

has been born: şimdiki sonucu haber vermek

Has been born, kalıplaşmış be born ifadesinin present perfect edilgen biçimidir. Burada doğumun gerçekleştiğini bildirir ve bebeğin gelişini şu an için önemli bir haber olarak sunar. Born bu anlamda tek başına etken bir temel fiil olarak kullanılamaz. Sister öznesi tekil olduğu için has + been + born kullanılır; has born denmez.

Alıştırma

Yakın zamanda gerçekleşen bir doğumu şu an önemli bir haber olarak doğru biçimde duyuran cümle hangisidir?

  1. The baby was born in 2020.
  2. The baby has born.
  3. The baby has been born.
Cevabı göster

The baby has been born.

And her name is Evie.

0:12

Ve adı Evie.

This is your room, Evie.

0:20

Bu senin odan, Evie.

This is your cot.

0:22

Bu senin beşiğin.

These are your ducks.

0:24

Bunlar senin ördeklerin.

That's the changing table for when you fill your nappies. Notlar

0:25

Bu da bezlerini doldurduğunda kullanmak için alt değiştirme masası.

Kültür

changing table: bebeğin bezini değiştirme yüzeyi

Changing table, bebeğin yatırıldığı ve bakım veren kişinin bebeğin bezini değiştirip temel bakımını yaptığı, bebek odasında bulunan yüksek bir mobilya ya da sabit bir yüzeydir. Bu birleşik isimde changing, bebeğin bezini değiştirmek anlamına gelir. Masanın kendi kendine değiştiği anlamına gelmez. Bu anlam, nesnenin bebek odasında kullanılan bir eşya olduğunu gösterir.

Alıştırma

Changing table ne için kullanılır?

  1. Para bozdurmak.
  2. Masanın şeklini değiştirmek.
  3. Bebeğin bezini değiştirmek.
Cevabı göster

Bebeğin bezini değiştirmek.

Kelime

nappies: bebek bezi için kullanılan Britanya İngilizcesi sözcüğü

Nappies, nappy sözcüğünün çoğuludur ve bebeğin kullandığı emici bez için Britanya İngilizcesindeki yaygın sözcüktür; Amerikan İngilizcesinde genellikle diapers denir. Bir bebeğe söylenen bu cümlede fill your nappies, bezleri ıslatmayı veya kirletmeyi nazikçe ifade eder. Bu nedenle alt değiştirme masasından söz edilir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesindeki bu cümleyi normalde hangi sözcük tamamlar: The baby needs clean _____?

  1. nappies
  2. blankets
  3. napkins
Cevabı göster

nappies

How are you feeling? Ton ve niyet

0:30

Nasıl hissediyorsun?

Ton ve niyet

How are you feeling?: birinin şu anki durumunu ilgili bir şekilde sormak

How are you feeling? bir kişinin o andaki fiziksel veya duygusal durumunu sorar. Bu cümlede yalnızca sıradan bir selamlaşma değil, ilgili bir şekilde hâlini sorma amacındadır. Are ... feeling yapısı, kişinin mevcut veya geçici deneyimine odaklanır. Hastalık, stres, yorgunluk ya da başka önemli bir olaydan sonra özellikle doğaldır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız tıbbi tedavisini yeni bitirdi ve şu anki durumunu sormak istiyorsunuz. En uygun soru hangisidir?

  1. How are you feeling?
  2. How do you look?
  3. What do you feel like eating?
Cevabı göster

How are you feeling?

Uh, happy to be home. Dilbilgisi

0:32

Hımm, evde olduğum için mutluyum.

Dilbilgisi

happy to be home: sıfat + to-infinitive

Happy konuşanın duygusunu anlatır; to-infinitive yapısındaki to be home ise bu duyguyu doğuran durumu, yani yeniden evde olmayı belirtir. Bu, glad to see you ve ready to leave örneklerinde de görülen yaygın bir sıfat + to-infinitive kalıbıdır. Tam cümle I'm happy to be home. şeklindedir. Bu gündelik ifadede I am'in kısaltması olan I'm, bağlamdan açıkça anlaşıldığı için söylenmemiştir.

Alıştırma

Happy ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After a week away, I'm ____ home.

Cevabı göster

happy to be

I can't wait for a sit down and a... Oh. Notlar

0:35

Oturmak için sabırsızlanıyorum ve... Oh.

Kalıp ifadeler

can't wait for + isim

Can't wait for güçlü bir beklentiyi anlatan bir deyimdir: konuşan kişi bir şeyin olmasını veya gelmesini çok büyük bir istekle bekler. Genellikle fiziksel olarak beklemenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. For bir edattır, bu yüzden ardından bir isim veya isim öbeği gelir. Burada a sit down, konuşanın sabırsızlıkla beklediği şeyi, yani oturup dinlenme fırsatını anlatır.

Alıştırma

İsimden önce hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ the concert on Friday.

Cevabı göster

can't wait for

Kelime

a sit down: kısa bir dinlenmeyi anlatan günlük isim öbeği

Burada a sit down, kısa bir süre oturup dinlenmek anlamına gelen, günlük dilde kullanılan sayılabilen bir isim öbeğidir. a tanımlığı, sit down eylemini tek bir olay olarak sunar; bu nedenle ifade can't wait for a sit down yapısında for sözcüğünden sonra gelebilir. Bu isim kullanımı özellikle gündelik Britanya İngilizcesinde doğaldır. Bu bağlamda yalnızca ayakta dururken oturur hâle geçmeyi değil, meşgul veya yorgun olduktan sonra rahatlayıp dinlenmeyi de anlatır.

Alıştırma

“Oturarak kısa süre dinlenme” anlamındaki gündelik Britanya İngilizcesi isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: After carrying the boxes upstairs, I need ____.

Cevabı göster

a sit down

And that's the doorbell.

0:38

Ve bu kapı zili.

It means someone's at the door. Dilbilgisi

0:40

Kapıda biri olduğu anlamına geliyor.

Dilbilgisi

It means + yan cümle: bir işaretin verdiği mesajı açıklamak

Burada It, kapı zilinin sesine gönderme yapar; means ise bu işaretin verdiği mesajı veya bundan çıkarılan sonucu tanıtır. It means + yan cümle kalıbı; bir sesin, işaretin, davranışın veya olayın ne anlattığını açıklar. means sözcüğünden sonra gelen kelimeler tam bir yan cümle oluşturabilir. someone's at the door ifadesindeki someone's, someone is kalıbının kısaltılmış biçimidir. means ile yan cümle arasına bir is daha eklemeyin.

Alıştırma

Açıklamayı It means ile tamamlayın: The fire alarm is ringing. ____ everyone must leave the building.

Cevabı göster

It means

It does, doesn't it? Dilbilgisi

0:41

Öyle, değil mi?

Dilbilgisi

It does, doesn't it?: onay bekleyen eklenti soru

Burada It does olumlu bir bildirim, doesn't it? ise olumsuz bir eklenti sorudur. Konuşan kişi bildirimin doğru olduğuna inanır ve konuşmada right? ekler gibi dinleyeni doğrulamaya veya katılmaya çağırır. Eklenti soru ana cümledeki yardımcı fiil ve özneyi kullanır, ancak olumlu-olumsuz yapıyı tersine çevirir: does, doesn't olur; It ise it olarak tekrarlanır. Konuşanın onay beklediği durumlarda olumlu bildirim + olumsuz eklenti soru kalıbı yaygındır.

Alıştırma

Olumlu ifadeye uyan olumsuz eklenti soruyla cümleyi tamamlayın: The new coat looks good, ____?

Cevabı göster

doesn't it

That was quicker than expected. Kalıp ifadeler

0:44

Beklenenden daha hızlı oldu.

Kalıp ifadeler

quicker than expected: sonucu beklentilerle karşılaştırmak

Quicker, quick sıfatının karşılaştırma biçimidir. Bu cümlede quicker than expected, olayın insanların beklediğinden daha az zaman aldığı anlamına gelir. Than expected, than people expected ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Karşılaştırma biçimi + than expected kalıbı, gerçek sonucu önceki bir beklentiyle karşılaştırır. later than expected, harder than expected veya more expensive than expected gibi başka karşılaştırma biçimleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırma biçimi + than expected kalıbını tamamlayın: The repair was quicker ____.

Cevabı göster

than expected

Ah.

0:47

Ah.

Congratulations!

0:49

Tebrikler!

Lots of people have come to meet Evie. Kalıp ifadeler

0:51

Evie ile tanışmak için birçok insan geldi.

Kalıp ifadeler

have come to meet: varış ve amaç

Burada have come, birçok kişinin söz konusu yere ulaştığını ve şu anda orada bulunduğunu anlatır. Present perfect, daha önceki bu gelişi şimdiki durumla ilişkilendirir. to meet Evie mastarı neden geldiklerini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have/has come to + fiilin yalın hâli şeklindedir: bir kişi o eylemi yapmak için gelmiştir.

Alıştırma

Cümleyi come fiilinin present perfect biçimi ve amaç bildiren meet fiiliyle tamamlayın: The reporters ____ the actor.

Cevabı göster

have come to meet

Thank you.

0:54

Teşekkürler.

Come on in. Ton ve niyet

0:55

İçeri gelin.

Ton ve niyet

Come on in.: içeri girmeye yönelik sıcak bir davet

Come on in. girişteki birini içeri davet etmek için kullanılan samimi bir konuşma ifadesidir. Buradaki on bir konum belirtmez; come in ifadesine sıcaklık ve teşvik katar. come, konuşana doğru hareketi anlattığı için bu sözü söyleyen kişi genellikle içeride ya da girişin yanında durup karşısındaki kişiyi içeri buyur eder.

Alıştırma

Evin içindesiniz ve bir arkadaşınız açık kapıda bekliyor. Hangi cümle arkadaşınızı sıcak bir şekilde içeri davet eder?

  1. Come on out.
  2. Come on in.
  3. Go away.
Cevabı göster

Come on in.

Don't mind...

0:56

Kusura bakmayın...

So, how was the birth?

1:01

Peki, doğum nasıldı?

Day, not the event. Ton ve niyet

1:05

Gün olarak, olay olarak değil.

Ton ve niyet

Day, not the event: X, not Y ile kapsamı daraltmak

Day, not the event. ifadesi, I mean the day, not the event itself. anlamındaki eksiltili bir düzeltmedir. Burada birth hem bebeğin doğduğu günü hem de doğum sürecini veya olayını düşündürebilir. Konuşan kişi ilk anlamı seçip daha özel olan ikinci anlamı dışlar. X, not Y kalıbı, kastedilen konuyu X olarak önce verir ve olası yanlış anlamayı Y olarak hemen reddeder. Soruyu baştan söylemeden kapsamı kısaca daraltır.

Alıştırma

Bir palto hakkında soru sordunuz ve bedenini değil rengini kastettiğinizi açıklamak istiyorsunuz. Tamamlayın: ____, not ____.

Cevabı göster

The colour · the size

It was the best day ever. Kalıp ifadeler

1:08

Şimdiye kadarki en iyi gündü.

Kalıp ifadeler

the best day ever: ever ile en üstünlük derecesini güçlendirmek

the best day ever ifadesinde best, good sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Ever karşılaştırmayı ilgili bütün zamanlara yayar —kabaca “herhangi bir zamandaki en iyi gün”— ve vurguyu güçlendirir. Kalıp the + en üstünlük sıfatı + isim + ever şeklindedir. Heyecanlı günlük konuşmada çoğu zaman dikkatle yapılmış gerçek bir sıralamadan çok konuşanın duygusunu ifade eder.

Alıştırma

Harika bir doğum gününden sonra duyduğunuz heyecanı tamamlayın. Best ile day sözcüğünü niteleyen ve ever ile biten dört sözcüklük ifadeyi kullanın: It was ____.

Cevabı göster

the best day ever

There were rainbows everywhere.

1:10

Her yerde gökkuşakları vardı.

Not sure about that. Ton ve niyet

1:13

Bundan emin değilim.

Ton ve niyet

Not sure about that: şüpheyi veya görüş ayrılığını nazikçe ifade etmek

Not sure about that, I'm not sure about that ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada yalnızca emin olunmadığını bildirmez; karşıdaki kişinin az önce söylediğini nazikçe sorgular. You're wrong gibi doğrudan bir ifade kullanmadığı için diğer kişiye cevap verme alanı bırakır. Çok sert görünmeden şüphe veya hafif bir görüş ayrılığı belirtmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız zor bir onarımın yalnızca bir dakika süreceğini söylüyor. Bundan şüphe ediyorsunuz ama nazikçe karşılık vermek istiyorsunuz. En uygun cevap hangisidir?

  1. Not sure about that.
  2. You're completely wrong.
  3. That is definitely true.
Cevabı göster

Not sure about that.

And we were all in the garden.

1:14

Ve hepimiz bahçedeydik.

And all of a sudden, Mummy knew that it was time for Evie to come. Notlar

1:17

Ve aniden, Anne, Evie'nin gelme zamanının geldiğini anladı.

Deyimler

all of a sudden: beklenmedik bir değişimi tanıtmak

all of a sudden, aniden veya beklenmedik bir şekilde anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır; anlamı all, of, a ve sudden sözcüklerini ayrı ayrı çevirmekten gelmez. Ana olaydan önce kullanıldığında hızlı ve şaşırtıcı bir değişimi haber verir ve dikkati hikâyedeki bir sonraki gelişmeye yöneltir. Ardından gelen virgül, cümle başındaki bu hikâye işaretleyicisini ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Hikâyeyi bu nottaki ‘aniden’ anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, the lights went out.

Cevabı göster

All of a sudden

Dilbilgisi

it was time for Evie to come: birinin bir şey yapma zamanı gelmişti

It was time for Evie to come, Evie'nin gelmesi için doğru zamanın geldiğini anlatır. Kalıp it is/was time for + person + to + base verb şeklindedir: kişi for'dan sonra gelir ve eylem to + fiilin yalın hâliyle kurulur. Bu doğum hikâyesinde come, “doğmak” veya “dünyaya gelmek” anlamını nazik ve dolaylı biçimde verir. Was, geçmişte geçen bir hikâyeye uygundur.

Alıştırma

Cümleyi time for + person + to do kalıbıyla tamamlayın. time, for the audience ve to take their seats ifadelerini kullanın: The show is starting. It is ____.

Cevabı göster

time for the audience to take their seats

How did she know?

1:21

Nasıl anladı?

Um, she got a text, like when other things get delivered. Notlar

1:23

Hımm, bir mesaj aldı, tıpkı başka şeylerin teslim edildiği zamanki gibi.

Kalıp ifadeler

got a text: mesaj almayı anlatan günlük İngilizce

Got a text, “bir kısa mesaj aldı” anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada get almak demektir, gidip getirmek değil. Text burada isimdir ve telefona gelen tek bir mesajı ifade eder. Göndereni belirtmek için I got a text from Leo. örneğindeki gibi got a text from + person kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi günlük ifade got a text ile tamamlayın: I ____ from Nina this morning.

Cevabı göster

got a text

Kelime

things get delivered: teslimat anlamı ve doğumla ilgili kelime oyunu

Things get delivered, get + geçmiş zaman ortacı yapısındaki get edilgenini kullanır. Ürün veya paket gibi nesnelerin varış noktasına götürüldüğünü anlatır. Odak, teslimatı kimin yaptığı değil, nesnelere ne olduğudur. Burada deliver, olağan “teslim etmek” anlamındadır. Bu anlam bir kelime oyununa zemin hazırlar: tıbbi bir bağlamda a baby can also be delivered, bir bebeğin doğum sırasında yardımla dünyaya gelmesi anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini özne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede delivered, things get delivered ifadesindekiyle aynı teslimat anlamındadır?

  1. The baby was delivered safely at midnight.
  2. The groceries get delivered on Tuesday.
  3. She delivered a clear speech.
Cevabı göster

The groceries get delivered on Tuesday.

Daddy Pig had everything ready in the hospital bag, and Peppa and George went to wait at Granny and Grandpa Pig's house. Notlar

1:29

Baba Domuz hastane çantasında her şeyi hazırlamıştı ve Peppa ile George, Büyükbaba ve Büyükanne Domuz'un evinde beklemeye gittiler.

Kalıp ifadeler

had everything ready: have + nesne + ready

Had everything ready, gerekli tüm eşyaların hazırlanmış ve hemen kullanıma hazır olduğu anlamına gelir. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada yalnızca “sahip olmak” anlamına gelmez. have + nesne + ready yapısında ready, nesnenin durumunu anlatır: have the documents ready, have dinner ready. Bu yapı, bir şeyi belirli bir zaman veya olaydan önce hazır duruma getirmeyi ifade edebilir.

Alıştırma

have + object + ready yapısının geçmiş zamanını ve nesne olarak everything sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the guests arrived, Lena ____.

Cevabı göster

had everything ready

Kültür

hospital bag: doğum için önceden hazırlanan hastane çantası

Bu doğum bağlamında hospital bag, doğum sancıları başlamadan önce hastanede kalırken gerekecek kıyafet, kişisel eşya ve bebek malzemeleriyle hazırlanan çantadır. Bu ifade, Baba Pig'in hastane yolculuğu için önceden hazırlık yaptığını anlatır; doktorların tıbbi alet taşıdığı bir çanta değildir.

Alıştırma

Bu sahnede hospital bag ne anlama geliyor?

  1. Doktorların tıbbi aletleri taşımak için kullandığı bir çanta.
  2. Hastanede doğum için gereken eşyalarla önceden hazırlanmış bir çanta.
  3. Hastane içinde posta dağıtmak için kullanılan bir çanta.
Cevabı göster

Hastanede doğum için gereken eşyalarla önceden hazırlanmış bir çanta.

You should have seen her. Ton ve niyet

1:36

Onu görmeliydin.

Ton ve niyet

You should have seen her: geçmişteki unutulmaz bir sahneyi vurgulamak

Buradaki You should have seen her, dinleyenin bir şeyi yapmamasını eleştiren bir cümle değil, bir ünlemdir. Konuşan kişi, onun görünüşünün, davranışının veya performansının özellikle dikkat çekici olduğunu ve dinleyenin bu sahneyi kaçırdığını anlatır. You should have seen + kişi veya şey kalıbı, geçmişteki bir anı anlatırken sık kullanılır. Hayranlık, şaşkınlık, eğlenme, hatta hoşnutsuzluk ifade edebilir; hangi duygunun kastedildiğini çevresindeki sözler ve ton gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaş heyecanla şöyle diyor: You should have seen Maya dance last night! Ne demek istiyor?

  1. Maya, dinleyen kişinin bir doktora danışmasına izin vermedi.
  2. Dinleyen kişiye Maya'yı yarın dans ederken izlemesi için resmî bir emir veriliyor.
  3. Maya'nın dansı unutulmazdı ve dinleyen kişi bunu kaçırdı.
Cevabı göster

Maya'nın dansı unutulmazdı ve dinleyen kişi bunu kaçırdı.

She was so strong all day.

1:38

Bütün gün çok güçlüydü.

Not that sort of strong. Kelime

1:48

O tür bir güç değil.

Kelime

that sort of strong: strong sözcüğünün anlamlarını ayırmak

that sort of strong ifadesinde sort, “tür” veya “çeşit” anlamına gelir; strong ise birden fazla biçimde yorumlanabilen bir niteleme olarak ele alınır. Not that sort of strong, bu yorumlardan birini reddederek yanlış anlamayı düzeltir. Burada strong, bir süper kahraman gibi fiziksel olarak güçlü olmak değil, doğum sancısına dayanabilecek kadar cesur ve metin olmak anlamındadır. not that sort of + niteleme kalıbı, aynı sözcük farklı biçimlerde anlaşılabildiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede Not that sort of strong ne işe yarar?

  1. Onun fiziksel olarak yalnızca biraz güçlü olduğunu söyler.
  2. Strong sözcüğünün kullanılmaması gerektiğini söyler.
  3. Fiziksel güç anlamını reddeder ve strong sözcüğünün başka bir anlamını gösterir.
Cevabı göster

Fiziksel güç anlamını reddeder ve strong sözcüğünün başka bir anlamını gösterir.

Then it was time for Evie to be delivered. Kelime

1:50

Sonra Evie'nin teslim edilme zamanı geldi.

Kelime

Evie to be delivered: deliver sözcüğünün doğumla ilgili anlamı

Doğum bağlamında to deliver a baby, bebeğin dünyaya gelmesine yardım etmek anlamına gelir. Bebek dil bilgisel özne olduğunda be delivered edilgendir; Evie to be delivered, doğacak bebeğin Evie olduğu anlamına gelir. to be delivered, to be + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen bir mastardır ve it was time for Evie ifadesinden sonra gelir. Burada delivered, bir paketi hedefine götürme anlamında değil, doğumla ilgili tıbbi anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede delivered, örnektekiyle aynı doğum anlamında kullanılmıştır?

  1. The baby was delivered safely at the hospital.
  2. The parcel was delivered before noon.
  3. The actor delivered the final line clearly.
Cevabı göster

The baby was delivered safely at the hospital.

And poof, Evie was here. Kelime

1:57

Ve puf, Evie buradaydı.

Kelime

poof: ani bir sonucu anlatan hikâye ses efekti

Poof, bir şeyin bir anda ortaya çıkmış, kaybolmuş veya değişmiş gibi görünmesini sağlamak için anlatılarda kullanılan bir ses efekti sözcüğüdür. Bu cümlede and’den sonra gelen bir ünlem olarak işlev görür: anlatıcı, sanki bir sihir patlaması olmuş gibi doğrudan “Evie was here” sonucuna geçer. Burada belirli bir gerçek eylemi ya da gerçekten duyulan bir sesi adlandırmaz. Hikâyeye eğlenceli, abartılı ve resimli kitap havası katar.

Alıştırma

Hangi seçenekte poof, ani ve sihirli görünen bir sonuç yaratmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Tıbbi bir rapor, bir işlemi kesin biçimde anlatmak için poof sözcüğünü kullanır.
  2. Eğlenceli bir hikâyede şöyle denir: “After one tap, poof, the photo disappeared from the screen.”
  3. Teknik bir kılavuz, sistemin neden bozulduğunu açıklamak yerine poof sözcüğünü kullanır.
Cevabı göster

Eğlenceli bir hikâyede şöyle denir: “After one tap, poof, the photo disappeared from the screen.”

Like magic. Deyimler

1:59

Sihir gibi.

Deyimler

Like magic: şaşırtıcı bir sonuç için kullanılan karşılaştırma

Like magic, “sanki sihirle olmuş gibi” anlamına gelir. Altyazıda, az önce belirtilen sonucu yorumlayan kısa bir cümle parçasıdır: sonuç aniden gerçekleşmiş, şaşırtıcı derecede kolay olmuş veya açıklanması güç görünmüştür. Bu ifade genellikle mecazidir; gerçek bir sihir yaşandığını iddia etmez. “The stain vanished like magic.” örneğinde olduğu gibi bir fiilden sonra, cümlenin içinde karşılaştırma olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “sanki sihirle olmuş gibi” anlamına gelen iki sözcüklük İngilizce karşılaştırmayla tamamlayın: The muddy mark disappeared ____.

Cevabı göster

like magic

She was delivered so fast, she must have been a special delivery. Notlar

2:00

O kadar hızlı teslim edildi ki, özel teslimat olmalı.

Dilbilgisi

she must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

Must have been, must + have + geçmiş zaman ortacı kalıbıdır; been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Geçmişteki bir durum veya kimlik hakkında kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarım yapar. Kanıtların onun bir şey olduğunu kuvvetle gösterdiğini anlatır; geçmişte öyle olma zorunluluğunu ifade etmez. İpucu, onun çok hızlı doğmuş olmasıdır. Konuşan kişi buradan şakayla onun bir special delivery olduğu sonucunu çıkarır. Genel olarak must have + geçmiş zaman ortacı, bilinen kanıtları geçmişteki bir olay veya duruma ilişkin güçlü bir çıkarıma bağlar.

Alıştırma

Geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için cümleyi must have been ile tamamlayın: The lights were off and the door was locked, so they ____ asleep.

Cevabı göster

must have been

Deyimler

special delivery: doğum ve paket teslimatı üzerine bir kelime oyunu

Special delivery normalde özel veya daha hızlı işlem gören posta, paket ya da teslimat hizmetini ifade eder. Burada ise ifade kasıtlı olarak bir bebek için kullanılır. Şaka, delivered sözcüğünün birbiriyle bağlantılı iki kullanımına dayanır: İngilizcede bir bebeğin doğumu için a baby is delivered, bir paketin adrese ulaştırılması içinse a parcel is delivered denebilir. Doğum hızlı gerçekleştiği için special delivery hem doğum hem de paket teslimatı anlamlarını aynı anda çağrıştırır.

Alıştırma

Bu cümlede special delivery ifadesini kelime oyunu yapan nedir?

  1. delivery sözcüğünü hem bebeğin doğumu hem de bir paketin getirilmesi için kullanır.
  2. Bebeğin gerçekten posta sistemiyle gönderildiğini söyler.
  3. Hızlı bir doğumun resmî tıbbi adını verir.
Cevabı göster

delivery sözcüğünü hem bebeğin doğumu hem de bir paketin getirilmesi için kullanır.

I wish! Ton ve niyet

2:07

Keşke öyle olsaydı!

Ton ve niyet

I wish!: “Keşke doğru olsaydı” anlamında yanıt

Tek başına bir yanıt olarak kullanılan I wish!, I wish that were true ifadesinin kısa hâlidir ve “Keşke doğru olsaydı” anlamına gelir. Wish sonrasındaki yan cümle, diğer kişinin az önce söylediği şeyi tekrarlayacağı için söylenmez. Bu yanıt hem bir dileği ifade eder hem de söylenen şeyi düzeltir: istenen durum gerçekte yoktur. Ses tonuna göre şakacı, kabullenmiş veya hafif alaycı duyulabilir.

Alıştırma

Diğer kişinin iddiasının güzel ama gerçek olmadığını anlatan kısa ifadeyle yanıtı tamamlayın: “You have the whole week off.” “____! I have to work every day.”

Cevabı göster

I wish

It was eight very long hours.

2:08

Çok uzun sekiz saatti.

Daddy told us that Evie was born.

2:13

Babam bize Evie'nin doğduğunu söyledi.

So we went to the hospital in Granny and Grandpa Pig's car. Kalıp ifadeler

2:15

Bu yüzden Büyükbaba ve Büyükanne Domuz'un arabasıyla hastaneye gittik.

Kalıp ifadeler

went to the hospital: geçmişte bir varış yerine gitmek

went to the hospital, go to the hospital ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Went, yolculuğun geçmişte gerçekleştiğini gösterir; to ise varış yerini belirtir. Burada the, hastaneyi durum içinde tanımlanabilen bir varış yeri olarak sunar. İngiliz İngilizcesinde the olmadan kullanılan hospital, kişinin tedavi görmek üzere hasta olarak oraya gitmesini, yani kurumun işlevini vurgulayabilir.

Alıştırma

Cümleyi go to the hospital ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the accident, we ____.

Cevabı göster

went to the hospital

Did the car have rocket boosters?

2:19

Arabada roket güçlendiriciler var mıydı?

Get you there really, really fast. Kalıp ifadeler

2:21

Sizi oraya gerçekten çok, çok hızlı götürmek için.

Kalıp ifadeler

Get you there: get + kişi + yer

get you there ifadesinde get, get + kişi + yer yapısıyla kullanılır. Bu yapı “birinin oraya ulaşmasını sağlamak”, bu bağlamda ise “seni oraya götürmek” anlamına gelir. Buradaki get, “almak” veya “elde etmek” anlamında değildir. Yer kısmında there veya home gibi yer zarfları ya da to the station gibi hedef bildiren ifadeler kullanılabilir. Bunun araçla götürme, yol gösterme, taşıma veya başka bir yöntemle yapılması bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Servisin seni varış noktasına götüreceğini get ile ifade ederek cümleyi tamamla: This shuttle will ____ before noon.

Cevabı göster

get you there

Um, yes.

2:24

Hımm, evet.

Yes, it did.

2:25

Evet, vardı.

Hooray.

2:27

Yaşasın.

And then, when we got to the hospital, something really cool happened. Öbek fiiller

2:29

Ve sonra, hastaneye vardığımızda, gerçekten harika bir şey oldu.

Öbek fiiller

got to the hospital: get to + yer

got to the hospital ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve get to + yer “bir yere varmak” anlamına gelir. when we got to the hospital yan cümlesi, ardından anlatılan olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Burada varış anlamının kullanıldığını, to sözcüğünden sonra yer bildiren the hospital ad öbeğinin gelmesinden anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede got to “bir yere vardı” anlamında kullanılmıştır?

  1. We got to the station just before the train left.
  2. We got the station ready before the doors opened.
  3. We got to choose our seats because we arrived early.
Cevabı göster

We got to the station just before the train left.

We ran to get to meet Evie as fast as we could. Dilbilgisi

2:34

Evie ile tanışmak için olabildiğince hızlı koştuk.

Dilbilgisi

get to meet Evie: Evie'yle tanışma fırsatı bulmak

Burada get to meet Evie, “Evie'yle tanışma fırsatı bulmak” anlamına gelir. Kalıp get to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle eylemi istenen, özel veya koşullar sayesinde mümkün olan bir deneyim olarak sunar. Bu cümlede get to, “bir yere varmak” anlamına gelmez. Meet bir fiildir; dolayısıyla get to, koşan kişilerin yaşamayı umduğu deneyimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “tanışma fırsatı bulmak” anlamıyla tamamlamak için get to + fiilin yalın hâlini kullanın: On the studio tour, we will ____ the director.

Cevabı göster

get to meet

Dilbilgisi

as fast as we could: mümkün olan en yüksek hızla

As fast as we could, “ulaşabildiğimiz en yüksek hızla” anlamına gelir. as + sıfat veya zarf + as + özne + can/could kalıbı, kişinin o durumda ulaşabileceği en yüksek dereceyi gösterir. Could, geçmiş zamanlı ran fiiliyle uyumludur. Şimdiki veya gelecek bir durum için as fast as we can örneğindeki gibi can kullanılır. Ortadaki sözcük değişebilir: as carefully as I can ve as quietly as they could aynı kalıbı kullanır.

Alıştırma

Cümleyi “gösterebildiğimiz en yüksek dikkatle” anlamında tamamlamak için as ... as + özne + could kalıbını kullanın: We carried the old photograph ____.

Cevabı göster

as carefully as we could

But, we went so fast, we had to stop for juice. Kalıp ifadeler

2:38

Ama o kadar hızlı gittik ki, meyve suyu için durmak zorunda kaldık.

Kalıp ifadeler

had to stop for juice: stop for ile geçmişte zorunluluk

Had to geçmişteki bir zorunluluğu belirtir: durmak yalnızca bir tercih değil, o anda gerekliydi. Bu cümlede hızlı gitmek mola verme ihtiyacı doğurdu. Stop for + yiyecek, içecek veya etkinlik, bir şeyi almak, yemek, içmek ya da yapmak için yolculuğa veya başka bir etkinliğe ara vermek demektir. Bu nedenle stop for juice, meyve suyu içmek veya almak için kısa bir mola vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi had to + stop for kullanarak tamamlayın: During the long journey, we ____ lunch.

Cevabı göster

had to stop for

And then, we got to meet her.

2:45

Ve sonra, onunla tanıştık.

Peppa, George, this is your little sister.

2:50

Peppa, George, bu sizin küçük kız kardeşiniz.

Wow.

2:55

Vay canına.

And after all the rockets and super mommies, and the lift, the most amazing thing ever happened. Notlar

2:57

Ve tüm roketlerden, süper annelerden ve asansörden sonra, şimdiye kadarki en şaşırtıcı şey oldu.

Anlatım akışı

after all the rockets ... and the lift: doruk noktasından önce olayları özetlemek

Cümlenin başındaki after all the rockets and super mommies, and the lift, önceki birkaç ayrıntıyı bütün bunlardan sonra şeklinde tek bir zaman çerçevesinde toplar. Burada all, ardından gelen isim listesini niteler; gerekçe ya da hatırlatma sunan söylem belirteci after all değildir. Bu özeti ana cümleden önce kullanmak önceki olay dizisini kapatır ve dinleyiciyi the most amazing thing ever happened şeklindeki doruk noktasına hazırlar. Başka hikâyelerde kullanılabilecek kalıp After all the X and Y, Z happened. şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki olayları özetleyip hikâyeyi ilerletmek için after all + isim listesi yapısını kullanır?

  1. After all the speeches and awards, the band began to play.
  2. We should invite Mia; after all, she organized the event.
  3. The band played before all the speeches and awards.
Cevabı göster

After all the speeches and awards, the band began to play.

Kelime

the lift: Britanya İngilizcesinde “asansör”

Bu cümlede the lift, bir binada insanları katlar arasında taşıyan aracı, yani “asansörü” ifade eden Britanya İngilizcesi bir isimdir. the belirli tanımlığı, konuşanların belirli bir asansörü kastettiğini gösterir. Burada lift, “asansör” anlamında bir isimdir. “Kaldırmak” anlamındaki lift fiili değildir ve birinin aracıyla yolculuk etmek anlamına da gelmez.

Alıştırma

İnsanları katlar arasında taşıyan aracı ifade eden yaygın Britanya İngilizcesi sözcükle cümleyi tamamlayın: Please take the ____ to the fifth floor.

Cevabı göster

lift

Okay, that bit is true. Ton ve niyet

3:11

Tamam, o kısım doğru.

Ton ve niyet

that bit is true: yalnızca bir bölümü doğru kabul etmek

That bit, az önce söylenenlerin belirli bir bölümünü veya ayrıntısını ifade eder. Günlük ve samimi konuşmalarda bit, bir hikâyenin, iddianın veya açıklamanın küçük bir bölümünü gösterebilir. That bit is true sınırlı bir onay bildirir: Konuşan kişi yalnızca o ayrıntıyı doğrular ve diğer bölümlerin yanlış ya da abartılı olabileceğini ima eder. Okay, düzeltmeyi yumuşatır ve daha az sert duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız abartılı bir hikâye anlatıyor. Bir ayrıntıya katılıyor, ancak geri kalanına katılmıyorsunuz. Hangi yanıt bu sınırlı onayı gösterir?

  1. None of that is true.
  2. That bit is true, but the rest is exaggerated.
  3. That’s all completely true.
Cevabı göster

That bit is true, but the rest is exaggerated.

Best day ever.

3:16

Şimdiye kadarki en iyi gün.

Lots of fun everyday.

3:18

Her gün çok eğlenceli.

With our friends, we learn and play.

3:21

Arkadaşlarımızla öğrenir ve oynarız.

Family and big adventures.

3:23

Aile ve büyük maceralar.

Let's jump in.

3:26

Hadi başlayalım.

It's Peppa Pig.

3:27

Bu Peppa Pig.