Bluey Jean-Luc'ü bulabilecek mi? | Kamp - 1. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey, Jean-Luc’ün kamp alanından ayrıldığını öğrenir. Annesi, ayrılığın üzüntüsünü kabullenmesine, birlikte geçirdikleri mutlu zamana değer vermesine ve gelecekte yeniden buluşma ihtimalini açık tutmasına yardımcı olur. Sonraki bir konuşmada Bluey, Muffin’in kitabını yalnızca ödünç aldığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. must have left — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: must ile perfect infinitive yapısının, eldeki belirtilere dayanarak geçmişteki bir olay hakkında çıkarım bildirdiğini öğrenin. Çadırın yerinde olmaması ve daha önce eşyaların toplandığının görülmesi, Jean-Luc’ün sabah ayrıldığı sonucunu doğurur; bu yapı, şimdiki veya gelecekteki zorunluluğu anlatan must leave ifadesinden farklıdır. 2. Sometimes special people come into our lives, stay for a bit, and then they have to go. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: sometimes ile başlayan, paralel fiiller ve then ile ilerleyen yapının tek bir acı vedayı nasıl nazik ve genel bir hayat dersine dönüştürdüğünü görün. Bu kalıbı, bir ilişkinin değerini kabul ederken onun sona erebileceği gerçeğini de anlatan teselli edici bir açıklama kurmak için kullanabilirsiniz. 3. just borrowing it. — Konuşma edimbilimi ve tutum: just sözcüğünün Bluey’nin davranışını sınırlı ve geçici göstererek açıklamasını nasıl yumuşattığını anlayın. Niyetinizi netleştirirken, saldırgan görünmeden kendinizi savunurken ve bir eşyanın kime ait olduğu konusundaki gerilimi azaltırken just sözcüğünü tanıyıp kullanabilirsiniz.
Bu derste
You know where Jean-Luc is?: do'nun atıldığı gündelik soru
Gündelik konuşmada “You know where Jean-Luc is?” eksiltili bir sorudur. Baştaki yardımcı fiil do atılmıştır; tam biçimi “Do you know where Jean-Luc is?” şeklindedir. Konuşan kişi annesinin bunu bildiğini söylemiyor, Jean-Luc'ın nerede olduğunu soruyor. know sözcüğünden sonra gelen “where Jean-Luc is” dolaylı sorudur ve bildirme cümlesi dizilişini korur: where + özne + fiil. Başa do eklendiğinde bile bu bölüm “where is Jean-Luc” biçimine çevrilmez.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada “You know where the charger is?” diyen kişi ne yapıyor?
- Dinleyenin şarj cihazının yerini zaten bildiğini söylüyor
- Dinleyenden şarj cihazını bir yere koymasını istiyor
- Dinleyenin şarj cihazının yerini bilip bilmediğini soruyor
Cevabı göster
Dinleyenin şarj cihazının yerini bilip bilmediğini soruyor
packing up: ayrılmadan önce eşyaları toplamak
Buradaki “packing up”, “pack up” öbek fiilinin -ing biçimidir. Eşyaları veya ekipmanı bir araya getirip kaldırmak ya da çantalara koymak anlamına gelir; çoğu zaman bir etkinliğin bittiğini ve insanların ayrılmaya hazırlandığını ima eder. “Up” öbek fiilin bir parçasıdır ve yukarı yönünü anlatmaz. “I saw them packing up” cümlesinde -ing biçimi, konuşan kişinin toplama eylemini devam ederken gördüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi pack up ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the market closed, I saw the vendors ____ their equipment.
Cevabı göster
packing up
must have left: geçmişe ilişkin güçlü bir çıkarım
Must have + fiilin past participle biçimi, geçmişteki bir olay hakkında güçlü bir çıkarım bildirir. Burada left, leave fiilinin past participle biçimidir; konuşan kişi mevcut kanıtlardan hareketle onların daha önce ayrıldığı sonucuna güvenle varır. Bu yapı zorunluluk değil, çıkarım bildirir. Must leave ayrılmanın gerekli olduğunu; must have left ise konuşanın ayrılma eyleminin zaten gerçekleştiğine inandığını gösterir.
Alıştırma
Güçlü çıkarımı leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The office is dark and her coat is gone. She ____ already.
Cevabı göster
must have left
I'm afraid so: kötü haberi nazikçe doğrulamak
I'm afraid so, hoş karşılanmayacak veya üzücü bir ifadenin doğru olduğunu nazikçe doğrulamanın bir yoludur. So, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar; dolayısıyla cevap kabaca “Ne yazık ki evet” anlamına gelir. Buradaki afraid esas olarak cevabı yumuşatır ve dinleyenin duygularını önemsediğinizi gösterir. Konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Nazik cevabı I'm afraid ve ifadenin tamamını doğrulayan sözcükle tamamlayın: “So the last train has already gone?” “____.”
Cevabı göster
I'm afraid so
need a wee: idrar yapma ihtiyacını anlatan gündelik Britanya ve Avustralya ifadesi
Mum, I need a wee. cümlesinde wee, idrar yapma eylemini ifade eden bir isimdir. need a wee ifadesinin bütünü “idrar yapma ihtiyacı duymak” veya “tuvalete gitmek zorunda olmak” anlamına gelir; wee burada “çok küçük” demek değildir. Bu ifade özellikle Britanya ve Avustralya’daki aile içi konuşmalarda ve çocuklarla konuşurken yaygındır. Önündeki a artikeli de wee sözcüğünün isim olarak kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Britanya veya Avustralya’daki samimi bir aile konuşmasında “I need a wee” ne anlama gelir?
- Kısa bir mola vermem gerekiyor.
- İdrar yapmam gerekiyor.
- Çok küçük bir şeye ihtiyacım var.
Cevabı göster
İdrar yapmam gerekiyor.
bush wee: tuvaletten uzakta açık havada idrar yapmak
bush wee, kullanılabilecek bir tuvalet olmadığında doğal bir yerde açık havada idrar yapmak anlamına gelir. Avustralya İngilizcesinde bush, yalnızca belirli bir çalıyı değil, genel olarak kırsalı veya vahşi doğayı ifade edebilir. do a bush wee ifadesinde do, bu söz öbeğini bir etkinlik olarak sunar. Bu, ailelerin kamp veya doğa yürüyüşü sırasında sıkça kullandığı, çocuklara yönelik gündelik bir ifadedir.
Alıştırma
Yakınında tuvalet olmayan bir kamp alanında “do a bush wee” ne anlama gelir?
- Küçük bir kapla bir çalıyı sulamak.
- Ormandaki bir binanın içinde tuvalet aramak.
- Gözlerden uzak doğal bir yerde açık havada idrar yapmak.
Cevabı göster
Gözlerden uzak doğal bir yerde açık havada idrar yapmak.
can I come anyway? — olumsuz bir nedene rağmen izin istemek
can I come anyway? ifadesinde anyway, “az önce söylediğim şeye rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Konuşan kişi önceki gerekçenin kendi durumu için geçerli olmadığını kabul eder, fakat yine de katılmak için izin ister. Burada anyway, No ile isteği birbirine bağlar. Bu kalıp, bir engeli veya karşılanmayan bir koşulu kabul edip eylemin yine de mümkün olup olmadığını sormayı sağlar.
Alıştırma
Maya’nın kostümü yok ama yine de geçit törenine katılmak istiyor. Hangi cümle onun isteğini en iyi ifade eder?
- I don't have a costume, so I won't come.
- I have a costume, and I came yesterday.
- I don't have a costume, but can I come anyway?
Cevabı göster
I don't have a costume, but can I come anyway?
The more the merrier — daha fazla kişiyi memnuniyetle karşılamak
The more the merrier, daha fazla kişi katıldığında bir etkinliğin daha keyifli veya hareketli olacağını anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Genellikle “Evet, daha fazla kişi de gelebilir” demenin sıcak bir yoludur. Bu biçim kısaltılmış bir karşılaştırmadır: insan sayısı arttıkça ortam daha neşeli olur. Bu kalıpta merrier, daha mutlu ve canlı sonucu anlatır; belirli iki kişiyi karşılaştırmaz.
Alıştırma
Daha fazla kişiyi memnuniyetle karşılayan kalıplaşmış sözü tamamlayın: Feel free to invite your teammates—____.
Cevabı göster
the more the merrier
have to go: gitmenin neden gerekli olduğunu sormak
have to go ifadesindeki have to gereklilik bildirir: Jean-Luc, koşullar bunu gerektirdiği için gitmek zorundaydı. Soru, gitmek isteyip istemediğini değil, gitmesinin neden gerekli olduğunu sorar. Geçmiş zaman yardımcı fiili did’den sonra have yalın hâlde kullanılır: Why did ... have to go? Bu soruda have, had olarak değiştirilmez.
Alıştırma
Maya son otobüsü saat altıda olduğu için erken ayrıldı. Koşulların onu neden gitmek zorunda bıraktığını soran soru hangisidir?
- Why did Maya get to go early?
- Why did Maya have to go early?
- Why did Maya want to go early?
Cevabı göster
Why did Maya have to go early?
holiday was over: bir dönemin sona erdiğini söylemek
holiday was over ifadesinde over, was sözcüğünden sonra gelir ve 'bitmiş' ya da 'sona ermiş' anlamındadır. Tatilin sona ulaştığı durumu anlatır. Be over kalıbı dönemler, etkinlikler ve olaylar için kullanılabilir; bir tatil, ders, maç veya toplantı be over olabilir. Burada over, 'üstünde' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be over kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: By nine o'clock, the concert ____.
Cevabı göster
was over
But I want to keep playing with him. Dilbilgisi
1:03Ama ben onunla oynamaya devam etmek istiyordum.
keep playing: devamlılık için keep + fiil-ing
keep playing ifadesinde keep “devam etmek” anlamına gelir, playing ise devam eden eylemi belirtir. Yapı keep + fiilin -ing hâlidir. Aynı etkinlik sürdüğünde bu yapıyı kullanın: keep trying, keep working. Bu anlamdaki keep sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli değil, -ing hâli gelir: keep playing denir, keep play denmez.
Alıştırma
Cümleyi keep ve play fiilinin -ing hâliyle tamamlayın: The game is fun, so I want to ____.
Cevabı göster
keep playing
Sözlü bir giriş olarak Well, look.
Buradaki Well, look. ifadesi bir nesneye bakma talimatı vermez. Açıklama yapmadan veya güven veren bir şey söylemeden önce dinleyenin dikkatini çeken sözlü bir giriş ifadesidir. Well, konuşan kişiye düşüncesini düzenlemek için kısa bir an verir; look ise dikkati sıradaki sözlere yöneltir. Bu kullanımda ifadenin bütünü “Şimdi, dinle” veya “Mesele şu” anlamına yakındır.
Alıştırma
Bakılacak hiçbir şey yokken Well, look. ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyenden bir nesneyi incelemesini ister.
- Konuşan kişinin sözünü bitirdiği anlamına gelir.
- Bir açıklamaya giriş yapar ve dinleyenden dikkat etmesini ister.
Cevabı göster
Bir açıklamaya giriş yapar ve dinleyenden dikkat etmesini ister.
come into our lives: birinin hayatına girip onu etkilemek
Bu cümlede come into our lives, insanların genellikle bir ilişki kurarak veya etki bırakarak hayat deneyimimizin bir parçası olması anlamına gelir. Birinin fiziksel olarak bir yere girmesini anlatmaz. Kalıp come into + iyelik belirleyicisi + life/lives şeklindedir; come into my life ve come into their lives buna örnektir. Anlamlı ilişkiler veya hayatın önemli dönemleri üzerine düşünürken özellikle doğal bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi “hayatımızın bir parçası olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Some mentors ____ and change us forever.
Cevabı göster
come into our lives
for a bit: kısa ve belirtilmemiş bir süre
Burada for a bit, “kısa bir süreliğine” demektir. stay for a bit içinde kalışın uzun olmayacağını belirtir, ancak kesin bir süre vermez. Bu zaman ifadesinde bit, kısa bir zaman miktarını anlatır; fiziksel bir parça anlamında değildir ve bite fiilinin geçmiş zamanı olarak kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “kısa ve belirtilmemiş bir süre boyunca” anlamına gelen günlük ifadeyle tamamlayın: Let's wait here ____ before we cross the road.
Cevabı göster
for a bit
Sometimes ... come ..., stay ..., and then ... go: genel bir hayat dersini düzenlemek
Sometimes, belirli bir vedayı hayatta genel olarak karşılaşılabilecek bir olasılık hâline getirir. Konuşmacı yalnızca bir kez ne olduğunu anlatmaz; benzer deneyimleri sakin biçimde anlamanın bir yolunu da sunar. Special people öznesinden sonra üç fiil grubu aşamaları zaman sırasıyla verir: come into our lives, stay for a bit ve have to go. And then son aşamayı açıkça gösterir. Bu basit sıra, olayı teselli edici bir hayat dersine dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümle mesajını nasıl düzenliyor?
- Bir kişinin yolculuğunun kesin programını verir.
- Genel bir olasılık sunar, ardından karşılaşmayı, bir süre kalmayı ve ayrılmayı zaman sırasına dizer.
- Aralarında zaman ilişkisi bulunmayan üç eylemi sıralar.
Cevabı göster
Genel bir olasılık sunar, ardından karşılaşmayı, bir süre kalmayı ve ayrılmayı zaman sırasına dizer.
But the bit where they were here was happy, wasn't it? Dilbilgisi
1:16Fakat burada oldukları zamanlar mutluluk vericiydi, değil mi?
the bit where they were here: where bir bölümü belirler
the bit where they were here ifadesinde bit, daha uzun bir deneyimin bir bölümünü anlatır. where ile başlayan yan cümle, bu bölümü belirleyen durumu, yani onların burada olduğu zamanı verir. Günlük anlatımda where yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı, sahneyi veya durumu da gösterebilir. the bit where + yan cümle kalıbı, bir hikâye ya da deneyimin belirli bir bölümünü seçmeye yarar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “içinde … olan bölüm” anlamına gelen günlük kalıpla tamamlayın: I laughed at ____ the dog opened the door.
Cevabı göster
the bit where
was happy, wasn't it?: ek soruyla onay istemek
Wasn't it?, olumlu was happy ifadesinin sonuna eklenen bir ek sorudur. Aynı yardımcı fiil olan was, olumsuz ve kısaltılmış biçimde kullanılır; it ise önceki özne the bit yerine geçer. Konuşan kişi esas olarak bilmediği bir bilgiyi sormaz. Bu ek soru, birlikte geçirilen zamanın mutlu olduğu görüşüne dinleyiciyi nazikçe katılmaya çağırır ve ifadeyi daha yumuşak, daha destekleyici hâle getirir.
Alıştırma
Nazikçe onay isteyen ek soruyu tamamlayın: The picnic was fun, ____?
Cevabı göster
wasn't it
makes it all worth it: iyi bir sonucun bedeli haklı çıkardığını söylemek
Makes it all worth it ifadesinde make, bir şeyi harcanan çabaya değecek hâle getirmek anlamına gelir. İlk it bütün deneyimi gösterir, all deneyimin tamamını vurgular ve worth it, sonucun çabayı, acıyı ya da bedeli haklı çıkaracak kadar değerli olduğunu belirtir. Buradaki that, hatırlanan mutlu zamanı gösterir. Konuşan kişi, deneyim üzücü biçimde bitmiş olsa bile bu güzel kısmın bütün deneyim hakkındaki değerlendirmeyi değiştirebileceğini söyler.
Alıştırma
make + it all + worth it kalıbını doğru fiil biçimiyle tamamlayın: Every weekend is exhausting, but seeing the children enjoy the show ____.
Cevabı göster
makes it all worth it
ever see him again?: gelecekte bir fırsat olup olmayacağını sormak
Gelecekle ilgili bu soruda ever, “herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Onu yeniden görmek için bir fırsat olup olmayacağını sorar. Again, “bir kez daha” demektir. Ever eklemek, soruyu Will I see him again? cümlesine göre daha kaygılı ve ısrarlı hâle getirir. Burada ever, gelecekteki olası bir zamanı gösterir; “geçmişte herhangi bir zamanda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi soru, bir şeyin gelecekte herhangi bir zamanda gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sormak için ever kullanıyor?
- Will we ever find out what happened?
- Did we ever find out what happened?
- Will we find out tomorrow what happened?
Cevabı göster
Will we ever find out what happened?
you never know: belirsiz bir olasılığa kapıyı açık bırakmak
You never know, ne olacağını kimsenin kesin olarak bilemeyeceğini anlatan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Beklenmedik bir sonucun ortaya çıkması hâlâ mümkündür. Burada yanıtı yumuşatır ve söz vermeden umuda yer bırakır. You genel bir özneyi belirtir; bu nedenle dinleyiciyi bilgisiz olmakla eleştirmez.
Alıştırma
Hangi yanıt, iyi bir sonuç olasılığını açık bırakmak için you never know ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- We might still get tickets—you never know.
- You never know, so the tickets are definitely ours.
- You never know because you have learned nothing.
Cevabı göster
We might still get tickets—you never know.
The world's a magical place: umut veren bir kapanış
Bu cümle, sihrin gerçekten var olduğunu kelimesi kelimesine iddia etmez. Burada magical, “şaşırtıcı ve güzel olasılıklarla dolu” anlamına gelir; böylece konuşan kişi geleceğin belirsizliğini umuda dönüştürür. Teselli sözlerinin sonunda kullanılan genel bir değerlendirme olarak rahatlatıcı mesajı özetler ve geleceği açık bırakır. Belirli bir sonucu vaat etmeden iyi bir şeyin olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
“The world's a magical place.” teselli edici bir mesajın sonunda öncelikle ne yapar?
- Belirli bir olayın kesinlikle gerçekleşeceğini vaat eder.
- Geleceği açık bırakan genel ve umutlu bir değerlendirmeyle sözleri bitirir.
- Dünya hakkında bilimsel bir bilgi verir.
Cevabı göster
Geleceği açık bırakan genel ve umutlu bir değerlendirmeyle sözleri bitirir.
mine ... yours: ismi tekrarlamadan sahiplik belirtme
Mine ve yours iyelik zamirleridir ve tek başlarına kullanılabilir. Burada mine, “my book”; yours ise “your book” anlamına gelir. Söz konusu şeyin book olduğu zaten açık olduğundan bu biçimler ismi tekrarlamayı önler. The book is mine. örneğindeki gibi isim/zamir + be + mine/yours yapısını kullanın. mine veya yours sonrasına isim getirmeyin.
Alıştırma
Cümleleri doğru iyelik zamirleriyle tamamlayın: This pencil belongs to me, so it's ____. That notebook belongs to you, so it's ____.
Cevabı göster
mine · yours
just borrowing it: açıklamayı just ile yumuşatmak
Buradaki just, “az önce” değil, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Eylemi ödünç almakla sınırlar: konuşan kişi eşyayı geçici olarak kullandığını ve kendisine ait olduğunu iddia etmediğini söyler. just sözcüğünü borrowing ifadesinin önüne getirmek açıklamayı da yumuşatır. Karşı tarafı rahatlatıp gerginliği azaltabilir; ancak konuşan kişi biraz savunmacı da duyulabilir.
Alıştırma
Biri “That book is mine.” diyor. “I'm just borrowing it.” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Onu geçici olarak kullanıyorum ve benim olduğunu iddia etmiyorum.
- Onu daha az önce satın aldım.
- Onu başka birine veriyorum.
Cevabı göster
Onu geçici olarak kullanıyorum ve benim olduğunu iddia etmiyorum.