Oyunuz sayılıyor mu? Seçici kurulun açıklaması - Christina Greer: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu açıklama, ABD Seçiciler Kurulundaki 538 oyun eyaletler arasında nasıl dağıtıldığını, başkanlığı kazanmak için neden 270 oyun gerektiğini, halk oylamasını kazanan kişinin nasıl yine de kaybedebildiğini ve güvenli eyaletlerle salıncak eyaletlerin kampanya stratejisini ve sistem hakkındaki tartışmayı neden şekillendirdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what exactly is — Söylem, anlatı ve retorik: Bu doğrudan soruyu, bilinen bir addan kesin bir tanıma geçmenin yolu olarak tanıyın. Kalıbı sunumlarda veya açıklayıcı metinlerde, bir kavramı, kurumu ya da süreci yalnızca anmak yerine onun gerçekte ne olduğunu ve nasıl işlediğini açıklamak üzere olduğunuzu belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. Some critics of the Electoral College argue that — Söylem, anlatı ve retorik: Eleştirel bir görüşü anlatıcının kendi tutumu gibi göstermeden sunmayı öğrenin. Bu çerçeve, ardından gelen fikrin kime ait olduğunu açıkça belirtir ve eleştirinin daha sonra başka bir grubun savıyla karşılaştırılmasına olanak verir; böylece iki görüşten biri kanıtlanmış gerçekmiş gibi sunulmadan dengeli bir tartışma kurulabilir. 3. the magic number is 270 — Deyimler ve mecazlı ifadeler: magic number ifadesini sihirli özellikleri bulunan bir sayı değil, sonuca ulaşmak için aşılması gereken belirleyici hedef olarak anlayın. Burada seçim kuralını akılda kalıcı biçimde özetler; ifadeyi siyaset, spor, iş dünyası, bağış toplama veya sayısal hedefe dayanan başka bağlamlarda da kullanabilirsiniz.
Bu derste
Most people have heard of the Electoral College during presidential election years. Notlar
0:15Çoğu insan Seçiciler Kurulu'nu başkanlık seçimi yıllarında duymuştur.
have heard of: bir adı tanımak veya varlığını bilmek
Bu cümlede have heard of, Electoral College'ın var olduğunu bilmek veya adını tanımak demektir. Yalnızca bir sesi işitmek anlamına gelmez ve ayrıntılı bilgi sahibi olunduğunu göstermez. Aktarılabilir kalıp have/has heard of + kişi, yer, kuruluş veya konudur. Present perfect, bu farkındalığın şu ana kadarki deneyimin bir parçası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir şeyin var olduğunu bilmek anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I have ____ the neighborhood tool library, but I have never used it.
Cevabı göster
heard of
Electoral College: ABD başkanlık seçicileri sistemi
Electoral College, ABD başkanlık seçicileri sisteminin yerleşik adıdır. Bu süreçte atanmış seçiciler, başkan ile başkan yardımcısını seçen resmî oyları kullanır. Cümle, insanların başkanlık seçimi yıllarında bu adı tanıdığını varsayar. Burada College üniversite anlamına gelmez. Ortak bir resmî göreve sahip kişilerden oluşan düzenli bir kurul anlamındaki kurumsal kullanımdır.
Alıştırma
Bu cümlede Electoral College ne anlama geliyor?
- seçim hukuku öğreten bir üniversite
- atanmış seçicilerin başkan ve başkan yardımcısı için resmî oyları kullandığı ABD sistemi
- siyasi kampanyalar düzenleyen bir üniversiteler komitesi
Cevabı göster
atanmış seçicilerin başkan ve başkan yardımcısı için resmî oyları kullandığı ABD sistemi
presidential election years: başkanlık seçimi yılları
Bu cümlede presidential election years, başkanlık seçimlerinin yapıldığı yıllar anlamına gelir. Çoğul years, farklı seçim dönemlerindeki bu tür yılları bir araya getirir; bir başkanın görev süresindeki bütün yılları ifade etmez. Bu ifade bir zaman çerçevesi oluşturur: insanların bu seçim yıllarında Seçiciler Kurulu hakkında bir şeyler duyma olasılığı özellikle yüksektir. Aynı yapı, bir konunun ne zaman daha fazla ilgi gördüğünü anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Başkanlık seçimlerinin yapıldığı yılları belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Political advertising increases during ____.
Cevabı göster
presidential election years
But what exactly is the Electoral College? Anlatım akışı
0:20Peki Seçiciler Kurulu tam olarak nedir?
What exactly is ...?: tam olarak nedir?
What exactly is X?, X'in açık ve kesin bir tanımını ister. Exactly, belirsiz bir açıklamanın veya yalnızca terimi tanımanın yeterli olmadığını gösterir. Burada But, birçok kişinin bu adı duymuş olması bilgisinden, şeyin gerçekte ne olduğu sorusuna geçiş yapar. Bu kalıp açıklamaları düzenlemek için kullanışlıdır: önce bir terim tanıtılır, ardından tanıma başlamak için What exactly is ...? kullanılır.
Alıştırma
Exactly sözcüğünü ve doğru doğrudan soru sırasını kullanın: What ____ dark matter?
Cevabı göster
exactly is
Basitleştirilmiş açıklamayı haber veren Simply said,
Simply said, burada bir söylem belirteci olarak kullanılır. Dinleyiciye, daha karmaşık bir açıklamanın kısa ve kolay takip edilebilir bir biçiminin geleceğini bildirir. Anlamı “basit ifadeyle” sözüne yakındır; tanımın içeriğine bir şey eklemek yerine sonraki bilgileri düzenler.
Alıştırma
Altyazıda Simply said, dinleyiciye ne anlatır?
- Ardından basitleştirilmiş bir açıklama geleceğini bildirir.
- Konunun hiçbir açıklama gerektirmediğini söyler.
- Konuşmacının bütün ayrıntıları zaten verdiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Ardından basitleştirilmiş bir açıklama geleceğini bildirir.
and vice president of the United States.
0:27ve Amerika Birleşik Devletleri başkan yardımcısını seçen.
Kısaltılmış ilgi yan cümlesi olarak appointed by each state
appointed by each state, people sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu kişilerin nasıl seçildiğini, yani her eyaletin onları atadığını açıklar. Tam ilgi yan cümlesi biçimi people who are appointed by each state şeklindedir. Ana cümlenin iskeleti it is a group of people şeklindedir; appointed ana fiil değildir. Bu kısaltılmış edilgen ilgi yan cümlesi, tanımlarda ve resmî açıklamalarda sık kullanılan kısa bir yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi appoint kullanarak kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesiyle tamamlayın: The panel members ____ the university will serve for one year.
Cevabı göster
appointed by
who formally elect: resmî görevi açıklayan bir ilgi cümleciği
who formally elect ilgi cümleciği people sözcüğünü niteler ve bu kişilerin resmî görevini açıklar. Who, each state ifadesine değil, çoğul people ismine gönderme yapar; bu nedenle fiil elect olur, elects değil. Burada formally, eylemin yasayla belirlenmiş resmî süreç aracılığıyla yapıldığını belirtir. Bu, yalnızca oy tercihinin ifade edilmesinden farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, çoğul bir insan grubunun resmî görevini açıklamak için ilgi cümleciğini doğru kullanır?
- The delegates are the people who formally elect the chair.
- The delegates are the people who formally elects the chair.
- The delegates are the people which formally elect the chair.
Cevabı göster
The delegates are the people who formally elect the chair.
To understand how ... and how ...: amaç ve paralel cümlecikler
To understand ... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Konuşmacının neden Anayasa'ya bakmayı önerdiğini açıklar: bunu yapmak süreci açıklamaya yardımcı olacaktır. how this process began ve how it continues today cümlecikleri and ile bağlanır ve ikisi de understand fiilinin anlamını tamamlar. Bunlar dolaylı soru cümlecikleridir; bu yüzden doğrudan soru dizilimi yerine this process began ve it continues şeklindeki düz cümle dizilimini kullanırlar.
Alıştırma
Hangi cümle amaç bildiren bir mastar yapısını ve ardından iki paralel dolaylı soruyu doğru kullanır?
- For understand how the system works and how it has changed, we can examine the records.
- To understand how does the system work and how has it changed, we can examine the records.
- To understand how the system works and how it has changed, we can examine the records.
Cevabı göster
To understand how the system works and how it has changed, we can examine the records.
look at the Constitution: bir kaynağa başvurmak
Burada look at the Constitution, Anayasa'ya bir açıklama kaynağı olarak başvurup onu incelemek demektir. Yalnızca gözleri belgeye çevirmek anlamına gelmez. look at + veri, kanıt veya rapor gibi bir kaynak yapısı, bir şeyi anlamak ya da analiz etmek için kaynağın içeriğini değerlendirmeyi anlatabilir. Dikkatli inceleme anlamı bağlamdan gelir; look at, examine sözcüğünden daha az resmidir.
Alıştırma
"Let's look at the evidence before deciding," cümlesinde look at ne anlama gelir?
- İçeriğini değerlendirmeden yalnızca gözleri kanıta çevirmek
- Kanıtın fiziksel olarak nerede saklandığını bulmak
- Kanıta başvurup onu incelemek
Cevabı göster
Kanıta başvurup onu incelemek
Article 2, section 1, clause 2: hukuk metninde hiyerarşik konum
Article 2, section 1, clause 2, bir hukuk metnindeki hiyerarşik konum göstergesidir. Büyük birim olan Article 2'den, onun içindeki Section 1'e ve ardından bu bölümün içindeki Clause 2'ye doğru konumu daraltır. Bu cümlede gösterge, ABD Anayasası'nın belirli bir kısmını tanımlar. Buradaki Article, gazete ya da internet sitesi yazısı değil, hukuki belgenin yapısal bir bölümüdür.
Alıştırma
Bir hukuk atfında "Article 2, section 1, clause 2" ne işe yarar?
- Üç ayrı hukuki belgenin adını verir
- Çevrim içi bir yazının ikinci cümlesini belirtir
- Konumu Article 2'den Section 1'e, ardından Clause 2'ye doğru daraltır
Cevabı göster
Konumu Article 2'den Section 1'e, ardından Clause 2'ye doğru daraltır
specifies how many ...: dolaylı soruyla sayı belirtmek
Vurgulanan kalıp, bir belge ya da hükmün seçici sayısını kesin olarak belirttiğini anlatır. Specify, say fiiline göre daha resmî ve kesindir; ayrıntıyı belirlenmiş veya açıkça ortaya konmuş olarak sunar. how many ile başlayan sözcükler, specifies fiilinin nesnesi olan dolaylı soru yan cümlesini oluşturur. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi korunur: how many electors each state is entitled to have kullanılır; how many electors is each state entitled to have kullanılmaz.
Alıştırma
specifies ve how many ile başlayan bir dolaylı soru yan cümlesi kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety guide ____ passengers each boat can carry.
Cevabı göster
specifies how many
is entitled to have: kurallara dayalı resmî bir hak
Vurgulanan ifade, her eyaletin geçerli kurallara göre belirli sayıda seçiciye sahip olma hakkı bulunduğunu anlatır. Resmî bir hakkı ifade eder; bir eyaletin ne istediğini veya hâlihazırda neye sahip olduğunu zorunlu olarak belirtmez. Yapı be entitled to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada to mastarı başlattığı için have yalın hâlde kalır. Hak bildiren bu kullanımda entitled tarafsızdır; haksız yere özel muamele bekleyen an entitled person ifadesindeki eleştirel anlamı taşımaz.
Alıştırma
be entitled to + have kullanarak cümleyi tamamlayın: Under the plan, each member ____ one free ticket.
Cevabı göster
is entitled to have
Since 1964, there have been ...: geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlamak
Since 1964, 1964 yılını başlangıç noktası olarak belirler ve dönemi söz konusu olan bugüne kadar uzatır. Bu nedenle cümlede present perfect biçimi olan there have been kullanılır. Cümle, toplamın yalnızca 1964'te değil, bu dönemdeki her başkanlık seçiminde 538 olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp Since + geçmişteki zaman noktası, there has/have been ... şeklindedir. Tekil isimle has, çoğul isimle have kullanılır; 538 electors çoğul olduğu için cümlede have vardır.
Alıştırma
Present perfect there be kalıbını tamamlayın: Since 2010, there ____ several changes to the law.
Cevabı göster
have been
decide on the number: nihai seçeneği belirlemek
Decide on the number, farklı olasılıkları değerlendirdikten sonra o sayıyı nihai seçenek olarak belirlemek anlamına gelir. On edatı, decide on + isim kalıbının bir parçasıdır; burada yer bildirmez. Sayı, tarih, yer veya plan gibi seçilen şeyden önce decide on kullanılır. Soru, yalnızca birinin karar verip vermediğini değil, 538'in nasıl seçildiğini sorar.
Alıştırma
“Seçenekleri değerlendirdikten sonra seçmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We need to ____ a date by Friday.
Cevabı göster
decide on
to the total voting membership of the United States Congress. Kelime
0:56Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nin oy kullanan toplam üye sayısına.
is equal to: tam sayısal eşitlik belirtmek
A is equal to B kalıbında is equal to, A ile B’nin sayısal değerinin tamamen aynı olduğunu belirtir. Burada seçici kurul üyesi sayısının Kongrede oy hakkına sahip toplam üye sayısıyla sayısal olarak aynı olduğunu ifade eder. to’dan sonra A’ya eşitlenen değer, miktar veya toplam gelir. be fiili özneye göre değişir: is equal to, are equal to, was equal to vb.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneyle uyumlu olan üç sözcüklü be equal to biçimiyle tamamlayın: The number of available tickets ____ the number of confirmed guests.
Cevabı göster
is equal to
voting membership: oy hakkına sahip üyeler
Resmî kurumsal dilde voting membership, resmî oylamalarda oy kullanma hakkı bulunan üyeleri topluca veya bu üyelerin toplam sayısını ifade eder. Bu cümlede total voting membership, Kongreye üye olma şeklindeki soyut statüyü değil, açıkça bu üyelerin sayısını belirtir. Voting, membership kapsamını daraltır: kurumla bağlantılı olup oy hakkı bulunmayan kişiler bu gruba dahil değildir. Bu nedenle bir kurumun voting membership sayısı, kurumda çalışan veya kurumla bağlantılı olan herkesin sayısından farklı olabilir.
Alıştırma
Bir komitede oy hakkı olan 12 üye, oy hakkı olmayan 3 danışman ve 2 personel vardır. Bir kural voting membership grubunun yarısından söz ediyor. voting membership hangi grubu ifade eder?
- Oy hakkı olmayan 3 danışman
- Oy kullanmasına izin verilen 12 üye
- Komiteyle bağlantılı 17 kişinin tamamı
Cevabı göster
Oy kullanmasına izin verilen 12 üye
the District of Columbia: ABD başkentinin federal bölgesi
Genellikle Washington, D.C. olarak anılan the District of Columbia, ABD'nin başkenti olan federal bölgedir. Bir eyalet değildir ve buradaki Columbia, Colombia adlı ülkeyi ifade etmez. Eyalet olmamasına rağmen başkanlık seçimlerinde üç Seçiciler Kurulu üyesine sahiptir. Bu nedenle cümle, toplam 538 üyeyi hesaplarken 435 Temsilciler Meclisi üyesi ve 100 senatöre karşılık gelen sayıya bu üç üyeyi ekler.
Alıştırma
Bu cümlede the District of Columbia neyi ifade ediyor?
- ABD'nin başkenti olan ve üç başkanlık seçici kurul üyesine sahip federal bölge.
- Güney Amerika ülkesi Colombia'nın bir idari bölgesi.
- ABD'nin batı kıyısındaki bir eyalet.
Cevabı göster
ABD'nin başkenti olan ve üç başkanlık seçici kurul üyesine sahip federal bölge.
Essentially: ayrıntılardan ana fikre geçiş
Bir açıklamanın başında Essentially, “daha az önemli ayrıntıları dışarıda bırakırsak ana fikir budur” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Ardından gelen ifadenin tamamını kapsar; yalnızca tek bir fiili nitelemez. Burada, önceki sayılardan sistemin nasıl işlediğine dair daha basit bir açıklamaya geçildiğini gösterir. Karmaşık bir sürecin temel mekanizmasını özetlemek istediğinizde aynı belirteci kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Essentially sözcüğünün hangi kullanımı temel mekanizmanın özetini doğru biçimde başlatır?
- Birçok teknik ayrıntıdan sonra konuşmacı şöyle der: “Essentially, the device filters dirty water.”
- Her küçük istisnanın önemli olduğunu vurgulamak için konuşmacı listeye Essentially ile başlar.
- İlgisiz bir konuya geçmek için konuşmacı şöyle der: “Essentially, my favorite color is green.”
Cevabı göster
Birçok teknik ayrıntıdan sonra konuşmacı şöyle der: “Essentially, the device filters dirty water.”
ABD parti etiketleri olarak Democratic candidate ... Republican candidate
ABD seçim haberlerinde Democratic candidate, Demokrat Partinin adayını; Republican candidate ise Cumhuriyetçi Partinin adayını ifade eder. Burada Democratic ve Republican parti etiketleridir. Democratic yalnızca demokrasiyi destekleyen, Republican da yalnızca cumhuriyeti destekleyen anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ABD seçim haberinde 'the Democratic candidate and the Republican candidate' ifadesi ne anlama gelir?
- Doğrudan demokrasiyi savunan bir aday ve cumhuriyeti savunan bir aday
- İkisi de demokrasiyi destekleyen ancak partileri belirtilmeyen iki aday
- Demokrat Parti tarafından seçilen aday ve Cumhuriyetçi Parti tarafından seçilen aday
Cevabı göster
Demokrat Parti tarafından seçilen aday ve Cumhuriyetçi Parti tarafından seçilen aday
add up the electors: toplamı hesaplamak
Bu cümlede add up geçişlidir: add up the electors, eyalet sonuçlarıyla bir adaya yazılan Seçiciler Kurulu üyelerini sayıp toplamı hesaplamak anlamına gelir. the electors nesnesi neyin sayıldığını belirtir. Aynı yapı numbers, scores, votes veya expenses ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “toplamı hesaplamak” anlamındaki hedef öbek eylemle tamamlayın: After the final round, please ____ the points for each team.
Cevabı göster
add up
just over half: %50'den biraz fazla
Just over half, %50'den biraz fazla demektir. Buradaki just, sayının yarıyı ne kadar geçtiğini sınırlar; sayının önemsiz olduğunu anlatmaz. half the 538 votes ifadesinde half doğrudan isim öbeğinin önüne gelir ve half of the 538 votes ile aynı anlama gelir. 538'in yarısı 269 olduğuna göre 270, yarıdan biraz fazladır.
Alıştırma
Raporu, %50'den biraz fazla anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ of the members voted in favor.
Cevabı göster
Just over half
so that they surpass 270 electoral votes: amaç ifade etmek
Bu cümlede so that, adayların çabasının amaçlanan sonucunu gösterir: 270'i geçecek kadar seçici kurul oyu toplamaya çalışırlar. Burada yalnızca ‘bu nedenle’ değil, ‘-ebilmek için’ anlamındadır. Başka durumlara da uygulanabilen kalıp eylem + so that + özne + fiil şeklindedir. Bilinçli bir eylemi veya stratejiyi, onunla ulaşılmak istenen sonuca bağlar. So that başka bağlamlarda sonuç bildirebilir; ancak burada trying sözcüğü amaç anlamını açık hâle getirir.
Alıştırma
Örnekteki so that they surpass 270 electoral votes neyi ifade eder?
- Seçici kurul oylarını toplamanın amaçlanan sonucu
- Tesadüfen gerçekleşen bir sonuç
- İki farklı seçim sistemi arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
Seçici kurul oylarını toplamanın amaçlanan sonucu
win the presidency: başkanlığı kazanmak
Win the presidency, bir seçimi kazanarak başkanlık makamını elde etmek demektir. Presidency, makamı veya statüyü adlandırır; o makamı elinde bulunduran kişiyi değil. Sonuç bir seçim zaferi olarak sunulduğunda siyasi dilde kullanılan doğal eş dizim budur: bir aday başkanlık için yarışır ve win the presidency yapabilir.
Alıştırma
Hangi cümle başkanlık seçimini kazanmayı en doğal biçimde anlatır?
- She hopes to win the president in the next election.
- She hopes to win the presidency in the next election.
- She hopes to get the president position in the next election.
Cevabı göster
She hopes to win the presidency in the next election.
So how do states even get electoral votes? Anlatım akışı
1:19Peki eyaletler seçici oyları nasıl elde ediyor?
So how do states even get ...?: geçiş sorusu
So, soruyu az önce açıklanan noktaya bağlar ve bir sonraki adımı işaret eder. Konuşmacı, adayların seçiciler kurulu oylarına ihtiyaç duyduğu gerçeğinden eyaletlerin bu oyları nereden aldığı sorusuna geçer. Even, 'bu tam olarak nasıl işliyor?' türünde vurgulu bir merak tonu katar. Mekanizmayı temel ama açık olmayan ve açıklanmaya değer bir konu olarak gösterir; burada eyaletlerin oyları 'ayrıca' ya da ek olarak aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
'So how do states even get electoral votes?' açıklamada hangi işlevi görür?
- Eyaletlerin seçiciler kurulu oylarını beklenmedik ek bir ödül olarak aldığını iddia eder.
- Hangi eyaletin en çok seçiciler kurulu oyuna sahip olduğunu sorar.
- Önceki noktaya bağlanır ve oyların kaynağıyla ilgili bir sonraki soruyu açar.
Cevabı göster
Önceki noktaya bağlanır ve oyların kaynağıyla ilgili bir sonraki soruyu açar.
based on population size: bir kararın dayanağını belirtmek
Based on population size, “nüfus büyüklüğünü ölçüt olarak kullanarak” anlamına gelir. Burada her eyaletin alacağı seçici kurul üyesi sayısını neyin belirlediğini açıklar. based on + isim öbeği yapısı; bir karar, hesaplama veya sınıflandırmada kullanılan bilgiyi, kanıtı ya da kuralı belirtir. Fiziksel bir yeri veya temeli anlatmaz.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The number of council seats is determined ____.
Cevabı göster
based on population size
census is conducted every 10 years: resmî edilgen anlatım
Census, nüfusun resmî olarak sayılmasıdır. Buradaki is conducted, conduct fiilinin geniş zaman edilgen yapısıdır ve “gerçekleştirilir” anlamına gelir. Edilgen yapı, işlemi yapan kuruluştan çok düzenli bir kamu süreci olarak nüfus sayımına odaklanır. Every 10 years zaman aralığını belirtir: süreç her on yıllık dönemde bir kez gerçekleşir.
Alıştırma
Conduct fiilinin geniş zaman edilgen biçimini kullanın: The safety inspection ____ every six months.
Cevabı göster
is conducted
every time the census happens: yinelenen bir zaman koşulu
Every time + yan cümle, «yan cümlede anlatılan durum her gerçekleştiğinde» anlamına gelir. Burada every time the census happens, yinelenen bir zaman koşulu oluşturur: her nüfus sayımı seçici kurul oylarının sayısında değişikliğe yol açabilir. Every time sonrasındaki yan cümlenin kendi öznesi ve fiili vardır: the census happens. Every time ifadesinden sonra when eklemeyin. Bu bağlamda happens, düzenli bir sürecin parçası olarak «yapılır» anlamındadır; tesadüfen meydana gelmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Yinelenen bir zaman koşulu oluşturmak için every time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Every time when the schedule changes, we update the website.
- Every time the schedule changes, we update the website.
- Every the schedule changes, we update the website.
Cevabı göster
Every time the schedule changes, we update the website.
gain or lose: miktar değişiminin iki yönü
Gain or lose, bir miktardaki birbirine zıt iki olası değişimi gösterir: miktar artabilir veya azalabilir. Bu cümlede iki fiil de a few electoral votes nesnesini paylaşır; dolayısıyla eyaletler daha fazla oy alabilir veya bazı oylarını kaybedebilir. Gain or lose + isim kalıbı, değişimin iki yönü de mümkün olduğunda kullanışlıdır: gain or lose seats, points, customers veya money. Burada gain, sayısal bir artışı ifade eder; deneyim ya da başka soyut bir fayda edinmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sandalye sayısının artabileceğini veya azalabileceğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The party could grow or miss several seats.
- The party could receive or disappear several seats.
- The party could gain or lose several seats.
Cevabı göster
The party could gain or lose several seats.
Let's say you're a voter in California, Anlatım akışı
1:35Diyelim ki Kaliforniya'da bir seçmensiniz,
Let's say you're... ile varsayımsal bir durum kurmak
Burada Let's say you're... ifadesi “... olduğunuzu varsayalım” anlamına gelir. Hayalî bir durum kurar; dinleyiciden gerçekten bir şey söylemesini istemez. Bu çerçeve, genel bir fikirden açıklama veya akıl yürütmede kullanılabilecek somut bir örneğe geçmeyi sağlar. Yaygın kalıp Let's say + tam bir cümledir.
Alıştırma
Hangi başlangıç, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu hayal etmeye doğal biçimde davet eder?
- Let's say you have fifty dollars to spend on dinner.
- Tell everyone you have fifty dollars to spend on dinner.
- Say out loud that you have fifty dollars to spend on dinner.
Cevabı göster
Let's say you have fifty dollars to spend on dinner.
a state with 55 electoral votes: with ile isme özellik eklemek
a state with 55 electoral votes sözleri California'dan sonra gelir ve onunla ilgili bilgi ekler. Bu, eş açıklayıcı bir isim öbeğidir: a state, California'yı başka bir isimle yeniden belirtirken with 55 electoral votes eyaletin bir özelliğini açıklar. İsim + with + özellik veya miktar kalıbında with çoğu zaman “sahip olan” ya da “içeren” anlamına gelir. a room with two windows örneğindeki gibi kısa bir isim betimlemesi oluşturur; bir şeyi fiziksel olarak taşıma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi room ismine bir özellik ekleyen edatla tamamlayın: We booked a room ____ two large windows.
Cevabı göster
with
If your candidate wins ... they get all 55: bir kuralı anlatan koşul cümlesi
Bu cümlede If your candidate wins koşulu verir; they get all 55 ise seçim kuralına göre bu koşulun sonucunu belirtir. Konuşan kişi bitmiş tek bir seçimi anlatmak yerine sistemin nasıl işlediğini açıkladığı için iki yan cümlede de geniş zaman kullanılır. Aktarılabilir kalıp If + simple present, simple present biçimindedir. Kuralları, süreçleri ve öngörülebilir sonuçları anlatırken yaygındır. Buradaki tekil they, candidate sözcüğüne döner; all 55 bütün seçmenleri değil, 55 seçici kurul oyunun tamamını ifade eder.
Alıştırma
Bu oyun kuralını tamamlamak için reach ve win fiillerini simple present biçiminde kullanın: If a player ____ the final square, they ____ the game.
Cevabı göster
reaches · win
This is why: önceki bir nedeni sonucuna bağlamak
This is why, daha önce verilen bir olguya, kurala veya açıklamaya gönderme yapar ve ardından bundan doğan sonucu tanıtır. Bu altyazıda This, daha sonra adı geçen bir eyaleti değil, hemen önce açıklanan seçim kuralını ifade eder. Bilgi düzeni şöyledir: önce neden, ardından This is why + sonuç. Böylece konuşan kişi açıklamadan onun pratik sonucuna geçer.
Alıştırma
Önceki nedene gönderme yapan, derste işlenen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The road is covered in ice. ____ the school is closed.
Cevabı göster
This is why
add up the electoral votes: seçici kurul oylarını toplamak
Bu cümlede add up the electoral votes, seçici kurul oylarının sayılarını toplayarak toplamı hesaplamak anlamına gelir. Burada add up ayrılabilen ve nesne alan bir öbek fiildir: hesabı yapan kişi özne, toplanan miktarlar ise nesnedir. Sayılar ve belirtilen 96 toplamı, burada matematiksel anlamın kullanıldığını açıkça gösterir. Add up ayrıca mantıklı olmak anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Talimatı, toplamı hesaplamak anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: To find the final cost, ____ the four prices.
Cevabı göster
add up
you would have: varsayımsal miktar sonucu
Bu sonuç cümleciğinde you would have 96 electoral votes, hesaplanan toplamın 96 seçici kurul oyu olacağı anlamına gelir. Buradaki have, fiziksel olarak sahip olmayı değil, hesaplamayla ulaşılan toplamı anlatır. Would, toplamı varsayımsal bir hesaplamanın sonucu olarak gösterir. Sonucu geçmiş zamana yerleştirmez. Açık ve yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: If + varsayımsal koşul, özne + would have + miktar.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir miktarı sonuç olarak doğru biçimde sunuyor?
- If we combined the two groups, we would had thirty people.
- If we would combine the two groups, we have thirty people.
- If we combined the two groups, we would have thirty people.
Cevabı göster
If we combined the two groups, we would have thirty people.
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşulu kabul etmek
Even if, ödünleyici bir koşul başlatır: konuşan kişi tartışma amacıyla bir koşulu kabul eder ve ardından buna rağmen ana sonucun geçerli kaldığını söyler. Burada sekiz eyaletin tümünü kazanmak önemli görünür, ancak yine de yalnızca 31 seçici kurul oyu getirir. Sıradan if ile karşılaştırıldığında even if, koşulun gerçekleşmesinin sonucu değiştirmeye yetmediğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yolun yoğun olabileceğini kabul ederken varış sonucunun değişmeyeceğini söylüyor?
- Even if the road is busy, we will arrive before noon.
- If the road is busy, we may arrive after noon.
- Because the road is busy, we will arrive before noon.
Cevabı göster
Even if the road is busy, we will arrive before noon.
would only gain: varsayımsal bir sonucu sınırlamak
Would, daha önce kurulan varsayımsal koşulun sonucunu gösterir. Only adayın ne kadar elde edeceğini sınırlar; bu yüzden would only gain, adayın yalnızca belirtilen miktarı elde edeceği anlamına gelir ve 31 oyu düşük bir sonuç olarak sunar. Odak, elde edilen miktarın sınırlı olmasındadır; özne olan they üzerinde değildir. Only they would gain ise başka hiç kimsenin bunu elde etmeyeceği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle başka hiç kimsenin oy elde etmeyeceğini değil, varsayımsal kazanımın 31 oyla sınırlı olduğunu belirtir?
- Only they would gain 31 votes.
- They would only gain 31 votes.
Cevabı göster
They would only gain 31 votes.
Here is where it can get a little tricky. Anlatım akışı
2:14İşte işler burada biraz karmaşıklaşabilir.
Here is where ... gets a little tricky: zor bölüme geçiş işareti
Here is where... fiziksel bir yeri göstermez. Bir açıklamada sonraki fikrin başladığı ya da önem kazandığı noktayı işaretler. Get a little tricky, bir şeyin anlaşılması veya ele alınması biraz zorlaşmaya başlaması demektir. Cümlenin tamamı bir yönlendirme işaretidir: Sıradaki bölüm tehlikeli değil, kafa karıştırıcı olabileceği için daha dikkatli olunması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir açıklamanın zor bir bölüme gelmek üzere olduğunu doğal biçimde bildirir?
- The calculation was completed before the explanation began.
- Here is where the calculation gets a little tricky.
- Here is where the calculator is stored.
Cevabı göster
Here is where the calculation gets a little tricky.
On a rare occasion: tek bir istisnai durum
On a rare occasion, alışılmadık tek bir durumda veya bir şeyin çok seyrek gerçekleştiği bir zamanda anlamına gelir. Buradaki occasion bir kutlama değil, bir olay veya durum örneğidir. Cümlenin başında kullanıldığında, devamındaki bilgiyi olağan düzenin bir istisnası olarak sunar. Virgül, bu başlangıç çerçevesini ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle, seyrek görülen genel bir düzen yerine tek bir nadir olaya odaklanır?
- Every Friday, the museum stays open past midnight.
- On a rare occasion last year, the museum stayed open past midnight.
- On rare occasions, the museum stays open past midnight.
Cevabı göster
On a rare occasion last year, the museum stayed open past midnight.
popular vote: seçmenlerin doğrudan kullandığı oylar
popular vote ifadesi, seçmenlerin doğrudan kullandığı oyları veya bu oyların toplamını belirtir. Bu seçim teriminde popular, “halka ait” anlamındadır; bir adayın ne kadar sevildiğini anlatmaz. ABD başkanlık seçiminde halk oylarının toplamı ile seçici kurul oylarının toplamı farklı sayımlardır. Başkanlık seçici kurul oylarıyla belirlendiği için popular vote sonucunda önde olmak başkanlığı mutlaka kazanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
ABD başkanlık seçimi bağlamında popular vote ne anlama gelir?
- Yalnızca Seçiciler Kurulu üyelerinin kullandığı oylar.
- Bir adayın kamuoyu araştırmalarındaki popülerlik düzeyi.
- Sıradan seçmenlerin doğrudan kullandığı oylar.
Cevabı göster
Sıradan seçmenlerin doğrudan kullandığı oylar.
win ... but fail to gain ...: karşıt sonuçları yan yana getirme
win ... but fail to ... kalıbı, birbiriyle karşıt iki sonucu yan yana getirir. İlk bölüm bir ölçüte göre başarıyı gösterir; but ise ardından ikinci bir hedefe ulaşılamadığını belirtir. Bu yapı, şaşırtıcı veya beklentiye aykırı bir sonucu açıklamaya yardımcı olur. Bu cümlede fail to gain 270 electoral votes, hiç seçici kurul oyu almamak değil, kazanmak için gereken 270 oy eşiğine ulaşamamak demektir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, A ölçütünde başarılı olmak ama B şartını karşılayamamaktır.
Alıştırma
İkinci hedefe ulaşılamadığını göstermek için cümleyi fail to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team won the audience vote but ____ qualify for the final.
Cevabı göster
failed to
may have won and collected their electoral votes Dilbilgisi
2:25kazandığı ve seçici oylarını topladığı anlamına gelebilir
may have won and collected: geçmişe ilişkin olasılık
May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olayı kesin değil, olası olarak sunar. Buradaki may have won and collected, kazanma ve seçici kurul oylarını toplama eylemlerini doğrulanmış gerçekler değil, olası bir açıklama olarak verir. Tek bir may have, birbirine bağlanan won ve collected geçmiş zaman ortaçlarının ikisi için de geçerlidir. Kapsamı may have won and may have collected ile aynıdır; have burada sahip olmak anlamındaki ana fiil değil, perfect yapısını kuran yardımcı fiildir.
Alıştırma
Tamamlanmış iki eylemle ilgili belirsizliği may kullanarak gösterin: The researcher ____ found the error and corrected the final total.
Cevabı göster
may have
by small margins: küçük farklarla kazanmak
By small margins, kazananın sonuçlarıyla diğer tarafların sonuçları arasında yalnızca küçük farklar olduğu anlamına gelir. Seçim ve spor haberlerinde margin; oy, puan veya benzeri ölçüler arasındaki sayısal farktır, sayfanın çevresindeki boşluk değildir. By edatı farkın büyüklüğünü belirtir: win by ten votes, win by two points veya win by a small margin. Buradaki çoğul margins, birden fazla yarışta veya bölgede ayrı ayrı küçük farklarla kazanıldığını gösterir.
Alıştırma
Birden fazla bölgedeki zaferlerin hepsinin yakın sonuçlandığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- They won several districts by small spaces.
- They won several districts in small margins.
- They won several districts by small margins.
Cevabı göster
They won several districts by small margins.
just enough ... with just enough ...: iki koşulu ancak karşılamak
Burada just enough, bir koşulun karşılanması için gereken miktar ya da sayının ancak sağlandığını, çok az fazlalık olduğunu ya da hiç olmadığını anlatır. Büyük bir miktar anlamına gelmez. İfade paralel bir yapıda tekrarlanır: just enough states with just enough electoral votes. İlk kullanım eyalet sayısını, ikincisi ise seçiciler kurulu oylarının toplamını niteler ve sonuca çok az farkla ulaşıldığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle malzemelerin iki ihtiyacı karşıladığını ancak çok az arttığını ya da hiç artmadığını söylüyor?
- We did not bring enough food or water for the hike.
- We brought just enough food and just enough water for the hike.
- We brought plenty of food and water for the hike.
Cevabı göster
We brought just enough food and just enough water for the hike.
captured large voter margins: büyük oy farkları elde etmek
Bu siyasi anlatımda captured, fiziksel olarak yakalamak değil, elde etmek veya kazanmak anlamındadır. İfade, adayın bazı eyaletlerde büyük kazanma farkları elde ettiğini anlatır. Margin, bir adayın toplam oyu ile rakibinin toplam oyu arasındaki farktır. Bu nedenle large voter margins, çok sayıda oyla önde olmak demektir; bir aday bazı eyaletlerde böyle farklarla önde olsa da seçimin genelini kaybedebilir.
Alıştırma
Captured hangi cümlede bir şeyin rekabette başarıyla elde edildiği anlamına gelir?
- The camera captured a clear image of the crowd.
- The campaign captured 55 percent of the vote.
- The police captured the escaped prisoner.
Cevabı göster
The campaign captured 55 percent of the vote.
If this is the case: önceki bir durumu sonucuna bağlamak
Burada If this is the case, az önce açıklanan oy dağılımını bir koşul olarak ele alır. this önceki durumun tamamına gönderme yapar; case ise burada hukuki dava değil, durum anlamındadır. Cümlenin başında kullanıldığında önceki bir iddia veya olasılığı ardından gelen sonuca bağlar. Yaklaşık olarak o durum doğruysa anlamına gelir.
Alıştırma
Daha önce belirtilen olasılığa gönderme yapan beş sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The road may still be closed. ____, we should take the train.
Cevabı göster
If this is the case
to over 50% of the ballots cast nationally. Kelime
2:44ülke çapında kullanılan oyların %50'sinden fazlasını.
secured by the losing candidate: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı öbeği
secured by the losing candidate, margins sözcüğünden sonra gelir ve hangi farkların kastedildiğini belirtir. margins ismi eylemden etkilenir: aday bu farkları elde etmiştir. Bu ifade, margins that were secured by the losing candidate ile eş değer olan kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Burada secure, bir şeyi güvenli hâle getirmek değil, onu başarıyla elde etmek veya kazanmak anlamındadır. Geçmiş zaman ortacı öbeği bu bilgiyi isim öbeğinin içine sıkıştırır; bu yapı resmî açıklama metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi secure kullanılarak oluşturulan iki sözcüklük edilgen ifadeyle tamamlayın: The funding ____ local donors paid for the new playground.
Cevabı göster
secured by
add up to + toplam: birleşik bir sonuca ulaşmak
add up to + miktar veya yüzde yapısı, birkaç parçanın birlikte değerlendirildiğinde belirtilen toplama ulaştığını anlatır. Burada farklı eyaletlerdeki büyük oy farkları birleştirilir ve sonuç ülke genelindeki tüm oyların %50'sinden fazla olur. Would, bunun sav içinde öngörülen veya varsayımsal bir sonuç olduğunu gösterir. to sonrasındaki over 50%, eklenecek başka bir öğeyi değil, birleşik sonucu belirtir.
Alıştırma
Ayrı ücretlerin toplamının 200 dolardan fazla olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The separate charges add to up more than $200.
- The separate charges add up to more than $200.
- The separate charges add up more than $200.
Cevabı göster
The separate charges add up to more than $200.
ballots cast nationally: seçim anlamı ve kısaltılmış edilgen cümlecik
Ballots cast nationally, ülkenin tamamında oy verme sırasında kullanılan oy pusulaları demektir. Seçim dilinde cast a ballot oy vermek anlamına gelir; cast burada günlük dildeki fırlatmak anlamında kullanılmaz. Cast nationally, ballots sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: ballots that were cast nationally. Cast fiilinin yalın hâli, geçmiş zamanı ve geçmiş zaman ortacı aynı biçimdedir. Nationally, istatistiğin kapsamını ülkenin tamamı olarak belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede cast, “oylamada kullanılmış” anlamına gelen bir geçmiş zaman ortacı olarak kullanılmıştır?
- Officials counted every ballot cast before the deadline.
- Officials counted every ballot casting before the deadline.
- Officials counted every ballot thrown before the deadline.
Cevabı göster
Officials counted every ballot cast before the deadline.
Therefore: mantıksal bir sonucu belirtmek
Therefore, ardından gelen ifadenin önceki olgulardan veya akıl yürütmeden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada, kaybeden bir adayın yine de oyların yarısından fazlasını alabilmesi gibi şaşırtıcı bir durumu önceki açıklamanın sonucu olarak sunar. Yalnızca zaman bakımından sonra anlamına gelmez. Savı, gerekçelerden sonuca giden bir yapı içinde düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle mantıksal bir sonuç sunmak için therefore kullanıyor?
- The temperature dropped below freezing; meanwhile, the wet roads became icy.
- The temperature dropped below freezing; however, the wet roads became icy.
- The temperature dropped below freezing; therefore, the wet roads became icy.
Cevabı göster
The temperature dropped below freezing; therefore, the wet roads became icy.
may have gained ... but failed to gain ...: olası başarıyı ulaşılamayan hedefle karşılaştırmak
may have + past participle yapısı, geçmişteki olası veya varsayımsal bir sonucu sunar. Ardından but, bu sonucu gerekli bir sonuca ulaşılamadığını belirten failed to + fiilin yalın hâli yapısıyla karşılaştırır. Buradaki iki sayı farklı ölçütlere aittir: seçmenlerin kullandığı oylar ve seçici kurul oyları. Bir aday ilk oyların yarısından fazlasını almış olabilirken ikinci oyların 270'ine yine de ulaşamayabilir; dolayısıyla görünürdeki başarı ile belirleyici eksiklik aynı anda bulunabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef karşıtlık yapısıyla tamamlayın. control ve score sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: The team ____ most of the game, ____ the winning goal.
Cevabı göster
may have controlled · but failed to score
argue that the system gives an unfair advantage Kalıp ifadeler
2:58sistemin haksız bir avantaj sağladığını savunuyor
Some critics of ... argue that: eleştirel bir görüşü kaynağına bağlamak
Some critics of X argue that Y, eleştirel bir görüşü tanıtır ve bu görüşü belirli bir gruba bağlar. Some, sayısı belirtilmeyen bir kısmı gösterir; critics, X'i eleştiren kişileri ifade eder ve bunların profesyonel eleştirmen olması gerekmez; argue that ise savundukları iddiayı tanıtır. İddianın kaynağını belirten yazar, tartışmanın bir tarafını yerleşmiş bir gerçek gibi sunmadan aktarabilir. Bu, analitik ve açıklayıcı metinlerde bilgiyi düzenlemek için kullanışlı bir kalıptır.
Alıştırma
Hangi cümle eleştirel bir görüşü tarafsız biçimde bir grubun yalnızca bir kısmına bağlar?
- The policy's critics are professional film reviewers.
- Some critics of the policy argue that it is too expensive.
- Everyone knows that the policy is too expensive.
Cevabı göster
Some critics of the policy argue that it is too expensive.
gives an unfair advantage: haksız bir rekabet üstünlüğü yaratmak
Give an unfair advantage to someone veya give someone an unfair advantage, adil olmadığı düşünülen nedenlerle bir kişiyi ya da grubu rekabette daha iyi bir konuma getirmek anlamına gelir. Burada sistemin bazı eyaletleri diğerlerine göre kayırdığı ileri sürülüyor; advantage yalnızca herhangi bir fayda değil, diğer taraflara göre elde edilen rekabet üstünlüğüdür. Yaygın iki yapı give + avantajı alan taraf + an unfair advantage ve give an unfair advantage to + avantajı alan taraf biçimindedir. Örnekte gives, tekil özne olan the system ile uyumludur.
Alıştırma
Cümleyi give fiilinin geniş zaman biçimi ve ardından unfair advantage kullanarak tamamlayın: The new rule ____ to teams with bigger budgets.
Cevabı göster
gives an unfair advantage
Think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak
Think of it this way, “konuyu birazdan sunulacak bakış açısından anla” anlamına gelir. Dinleyiciden rastgele bir şey düşünmesini istemez; ardından yeni bir açıklama, benzetme veya örnek geleceğini bildirir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak mevcut çerçeveyi kısa süreliğine durdurur ve dinleyiciyi aynı fikri sonraki açıklamaya göre yeniden yorumlamaya hazırlar.
Alıştırma
Bir fikri yeni bir açıdan anlamayı sağlayan ders ifadesini tamamlayın: ____: a password is like a key to your account.
Cevabı göster
Think of it this way
It is possible for ... to ...: eylemi kimin yapabileceğini belirtmek
It is possible for + isim öbeği + to + fiil kalıbı, belirli bir kişi ya da şey için bir eylemin veya durumun mümkün olduğunu belirtir. It biçimsel öznedir; asıl içeriği mastar öbeği taşır ve for a candidate, get fiilinin anlamsal öznesini belirtir. Burada not, get fiilini olumsuz yapar: mümkün olan durum hiç oy alamamaktır. To not get modern İngilizcede dil bilgisi açısından doğrudur; not to get de mümkündür ve daha resmî üslupta sıkça tercih edilir.
Alıştırma
Hangi cümle It is possible for + isim öbeği + to + fiil kalıbını doğru kullanıyor?
- It is possible for the team to qualify without winning today.
- It is possible the team to qualify without winning today.
- It is possible for the team qualifying without winning today.
Cevabı göster
It is possible for the team to qualify without winning today.
not one vote ... yet be elected president: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek
Vurgulanan iki bölüm keskin bir karşıtlık oluşturur. not one vote, belirtilen yerlerde alınan oy sayısının sıfır olduğu anlamına gelirken yet be elected president, bu gerçeğe rağmen mümkün görünen bir sonuç sunar. Buradaki yet, “yine de” veya “buna rağmen” anlamındadır ve ikinci bölümü özellikle beklenmedik gösterir. Bu, sistemin teorik olarak neye izin verebileceğine ilişkin varsayımsal bir ifadedir; gerçekten yaşanmış bir seçimin anlatımı değildir. Bu yapıda yet, olumsuz gerçeği şaşırtıcı sonuca bağlar. not yet içindeki zamansal “henüz” anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede yet, ilk bölüme rağmen şaşırtıcı olan bir sonucu tanıtır?
- The bus arrived, so we got on.
- The road was icy, yet the bus arrived on time.
- The bus has not arrived yet.
Cevabı göster
The road was icy, yet the bus arrived on time.
by winning the popular vote: by + -ing ile yöntem belirtmek
by + fiilin -ing biçimi, bir sonucun nasıl elde edildiğini anlatır. Burada by winning the popular vote, çevresindeki cümlede açıklanan sonuca ulaşma yöntemini, yani belirtilen eyaletlerde halk oyunu kazanmayı gösterir. Bu kullanımda by sonrasında fiil -ing biçimini alır: by winning denir, by win denmez. Buradaki by bir araç veya yöntem ifade eder; “yanında” gibi bir konum ya da “en geç” gibi bir son tarih anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve practice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo improved his balance ____ yoga every morning.
Cevabı göster
by practicing
pay attention to these states: pay attention to kalıbı
Pay attention to ifadesinden sonra bir isim öbeği, zamir, -ing biçimi veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle geldiğinde, dikkati o kişiye, şeye ya da etkinliğe yöneltmek anlamı oluşur. Bu cümlede her iki siyasi parti de bu eyaletleri önemli görerek dikkatini ve seçim kampanyası çabasını onlara yöneltiyor. to, bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır. pay attention to these states denir; pay attention these states denmez.
Alıştırma
pay attention ifadesini gerekli edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: During the safety briefing, please ____ the emergency exits.
Cevabı göster
pay attention to
However: karşıt bir bakış açısına geçişi belirtmek
However, okuyucuya veya dinleyiciye anlatımın yönünün değişeceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Burada anlatım, Seçiciler Kuruluna yönelik eleştiriden bu sistemi savunan ya da farklı bir görüşe geçer. However cümle başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Yalnızca yeni bir bilgi eklemez; karşıtlık, sınırlama veya karşı bir görüş geleceğini haber verir.
Alıştırma
Bir rapor önce The new system is costly. diyor. Ardından gelen hangi cümle karşıt bir faydayı doğal biçimde sunar?
- For example, it could save money over time.
- Therefore, it could save money over time.
- However, it could save money over time.
Cevabı göster
However, it could save money over time.
others argue that: tartışmada başka bir görüşü sunmak
Burada others argue that, tartışmayı bir taraftan farklı bir gruba geçirir ve o grubun iddiasını sunar. Others, ilgili tartışmadaki başka kişileri ifade eder; hemen önce anılan eleştirmenlerle aynı kişiler değildir. Bu ifade, karşıt görüşleri düzenler ve ardından gelen yan tümceyi anlatıcının doğruladığı bir olgu olarak değil, belirli bir gruba ait bir sav olarak işaretler. Yaygın kalıp Some argue that ...; others argue that .... şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, başka bir grubun iddiasını sunan ve derste geçen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Some residents support the plan; ____ it will cost too much.
Cevabı göster
others argue that
protects small states: siyasi etki için kurumsal bir güvence
Burada protects small states, sistemin nüfusu daha az olan eyaletlerin siyasi etkisini koruduğunun ve göz ardı edilmelerini önlediğinin ileri sürüldüğü anlamına gelir. Protects fiziksel korumayı değil, kurumsal bir güvenceyi anlatır. ABD seçimleri bağlamında small states çoğunlukla nüfusu görece az olan eyaletleri ifade eder; yüz ölçümü küçük olan eyaletler anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede protects fiziksel koruma yerine kurumsal güvence anlamında kullanılmıştır?
- The voting rule protects smaller groups from being ignored.
- The helmet protects her head during practice.
- The map shows which states are small in land area.
Cevabı göster
The voting rule protects smaller groups from being ignored.
geographically large states with small populations: yüzölçümü ile nüfusu ayırt etme
Geographically large, yüzölçümü bakımından büyük demektir. geographically zarfı ölçütü belirlediği için large burada çok sayıda insanın yaşadığı anlamına gelmez. with öbeği states sözcüğüne ikinci bir özellik ekler: Bu eyaletlerin nüfusları azdır. Bu yoğun ad öbeği, geniş alan ile az sayıda sakin gibi birbiriyle karşıt iki özelliği bir araya getirir.
Alıştırma
geographically large states with small populations ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Geniş bir alanı kaplayan ancak görece az sakini olan eyaletler.
- Hem geniş bir alana hem de çok sayıda sakine sahip eyaletler.
- Küçük bir alanı kaplayan ancak çok sayıda sakini olan eyaletler.
Cevabı göster
Geniş bir alanı kaplayan ancak görece az sakini olan eyaletler.
That's because: sonuçtan nedene geçiş
That's because, az önce söylenen duruma ya da iddiaya gönderme yapar ve bunun nedenini açıklamaya başlar. Buradaki that, belirli bir eyaleti ya da kişiyi değil, önceki düşüncenin tamamını ifade eder. Bilgi sırası sonuç veya iddia → That's because + neden şeklindedir. Altyazıda bu ifade, sonraki sözlerin önceki iddianın neden doğru olduğunu açıklayacağını gösterir.
Alıştırma
İkinci cümlede nedeni doğru biçimde açıklayan ifadeyi seçin: The school is closed today. _____ the roads are icy.
- That's because
- That's when
- That's why
Cevabı göster
That's because
can't completely ignore: bir şeyi yine de hesaba katmak zorunda olmak
Can't completely ignore, bir şeyi değerlendirme dışında bırakmanın makul olmadığını belirtir. Completely, ignore eyleminin derecesini gösterir: konuşan kişi bütünüyle yok saymayı reddeder, ancak tüm dikkatin o şeye verilmesini istemez. Bu cümlede konuşan kişi stratejik bir değerlendirme yapar: küçük eyaletler daha az ilgi görebilir, ancak yine de hesaba katılmaları gerekir. İfade, onların önemsiz olduğunu da en yüksek önceliğe sahip olmaları gerektiğini de söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin yine de dikkate alınması gerektiğini anlatmak için can't completely ignore ifadesini en doğru şekilde kullanır?
- Small markets may earn less, but the company can't completely ignore them.
- Small markets earn less, so the company never needs to think about them.
- Small markets are the company's only priority.
Cevabı göster
Small markets may earn less, but the company can't completely ignore them.
in a close election: oy farkı küçük olduğunda
In a close election, “adayların oy toplamlarının birbirine çok yakın olduğu bir seçimde” anlamına gelir. Burada close, “başa baş geçen” veya “küçük bir farkla belirlenen” anlamında bir sıfattır; “kapalı” anlamına gelmez ve fiziksel mesafeyi anlatmaz. In a close election edat öbeği, sonraki düşüncenin geçerli olduğu durumu belirler. Oy farkı küçük olduğu için sonucu tahmin etmenin zor olduğu durumlarda, sonraki düşüncenin özellikle geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi durum en doğal biçimde a close election olarak tanımlanır?
- One candidate won almost every vote.
- The two candidates received almost the same number of votes.
- The voting place was near the town hall.
Cevabı göster
The two candidates received almost the same number of votes.
every electoral vote counts: count fiilinin “önemli olmak” anlamı
Burada counts, “önemlidir” veya “sonucu etkiler” anlamına gelir. Oyları toplayıp sayma eylemini anlatmaz. Tekrar kullanılabilen every + tekil sayılabilen isim + counts kalıbı, hiçbir tek öğenin, kişinin ya da anın önemsiz olmadığını vurgular.
Alıştırma
Bu bağlamda “Every electoral vote counts.” ne anlama gelir?
- Seçiciler Kurulu oylarının tamamı zaten sayılmıştır.
- Her Seçiciler Kurulu oyu sonucu etkileyebilir.
- Her seçmen Seçiciler Kurulu oylarını hesaplamalıdır.
Cevabı göster
Her Seçiciler Kurulu oyu sonucu etkileyebilir.
have a long history of voting for: uzun süredir devam eden bir eğilimi anlatmak
Have a long history of + -ing, uzun bir süre boyunca devam eden veya tekrarlanan bir etkinliği, eğilimi ya da geleneği anlatır. Burada bazı eyaletlerin belirli bir partiyi tekrar tekrar destekleme eğiliminde olduğu söylenir; bu, her seçmenin veya her seçimin bu kalıba uyduğu anlamına gelmez. Bu yapıda of bir edattır, bu yüzden sonraki fiil -ing biçimini alır. Vote for, “bir seçimde seçmek veya desteklemek” demektir; yapı have a long history of voting for + aday veya parti şeklinde kullanılır.
Alıştırma
Have a long history of ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The organization ____ supporting new families in the area.
Cevabı göster
has a long history of
known as safe states: bir seçim kategorisini tanıtmak
Be known as + ad, etiket veya rol, “... olarak adlandırılmak” anlamına gelir. Burada safe states yerleşik bir seçim terimi olarak tanıtılıyor. ABD seçim haberlerinde safe state, desteğin istikrarlı olması nedeniyle belirli bir partinin kazanmasının kuvvetle beklendiği eyalettir. Safe, kişisel güvenliği veya suç oranını değil, seçim sonucunun öngörülebilirliğini anlatır.
Alıştırma
Seçim haberlerinde “These are known as safe states” ne anlama gelir?
- Bu eyaletlere safe states denir çünkü buralarda oy kullanmaya izin verilmez.
- Bu eyaletlere safe states denir çünkü bir partinin buralarda kazanması kuvvetle beklenir.
- Bu eyaletlere safe states denir çünkü buralarda neredeyse hiç suç yoktur.
Cevabı göster
Bu eyaletlere safe states denir çünkü bir partinin buralarda kazanması kuvvetle beklenir.
For the past four election cycles: günümüze uzanan bir zaman aralığını çerçevelemek
For the past four election cycles, günümüze veya mevcut referans noktasına kadar olan en son dört seçim döngüsünü kapsayan bir zaman ifadesidir. Sonraki bilgiyi bu sürenin tamamına yayılan bir eğilim, kayıt veya tekrarlanan örüntü olarak çerçeveler. Election cycle, tek bir seçimle bağlantılı dönemdir. Referans noktası şimdiki zamansa for the past + süre yapısı İngilizcede genellikle present perfect veya present perfect continuous ile kullanılır. İfade dört döngünün tamamını kapsar; dört döngü önceki tek bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
For the past + zaman aralığı hedef yapısını tamamlayın: ____ three years, the town has held this festival every spring.
Cevabı göster
For the past
could count on states: eyaletlerin güvenilir desteğini beklemek
Bu cümlede count on, “güvenmek” veya “desteğini beklemek” anlamına gelir. Democrats could count on states ifadesi, Demokratların bu eyaletlerin kendilerini desteklemesini makul biçimde bekleyebildiğini anlatır. Count on tek bir ifade olarak kullanılır; bu nedenle count burada “saymak” anlamına gelmez. count on + kişi ya da şey veya count on + kişi + to-infinitive yapısı kullanılır: count on Maya to help.
Alıştırma
Cümleyi, count ile kurulan ve “güvenmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can ____ Maya to finish the report on time.
Cevabı göster
count on
whereas the Republicans: karşılaştırmanın diğer tarafını sunmak
Whereas, Cumhuriyetçileri karşılaştırmanın ikinci tarafı olarak sunar. Önceki bilgi Demokratların güvenebileceği eyaletlerle ilgilidir; bu yan cümle Cumhuriyetçilerin güvenebileceği eyaletlere geçerek iki partiyi paralel biçimde düzenler. Burada whereas, “buna karşılık” ya da “oysa” anlamındadır; “... olduğu sırada” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz. Genellikle karşılaştırılabilir ancak farklı olgular sunan iki yan cümleyi bağlar.
Alıştırma
Dengeli bir karşıtlığı en açık biçimde sunan bağlacı seçin: The north is cool and wet, _____ the south is hot and dry.
- whereas
- because
- unless
Cevabı göster
whereas
teetering between parties: partiler arasında gidip gelmek
Burada teetering between parties, bir taraftan diğerine devrilmek üzere olan bir şeyin görüntüsünü siyasete aktarır. Bir eyaletteki siyasi desteğin istikrarsız olduğunu, dolayısıyla seçmen desteğinin veya seçim sonuçlarının bir partiden diğerine kayabileceğini anlatır. İfade, teeter between A and B kalıbını izler. Bu bağlamda parties, sosyal eğlenceleri değil siyasi partileri ifade eder. Kalıp, iki taraftan birine henüz sağlam biçimde yerleşmemiş bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede teetering between parties ne anlama geliyor?
- Eyalet aynı anda birkaç partiye yasal olarak katılmıştır.
- Eyaletteki binalar fiziksel olarak dengelerini kaybetmektedir.
- Eyaletin siyasi desteği bir partiden diğerine kayabilir.
Cevabı göster
Eyaletin siyasi desteği bir partiden diğerine kayabilir.
swing states: çekişmeli eyaletler
Swing state, belirli bir seçimde iki büyük partiden herhangi birinin gerçekçi bir kazanma şansına sahip olduğu bir ABD eyaletidir. Oy verme eğilimi yeterince çekişmelidir ve sonuç bir partiden diğerine kayabilir. Burada swing, oyun parkındaki salıncağı değil siyasi hareketi anlatır. Terim bir seçim koşulunu adlandırır; dolayısıyla bir eyalet bir seçim döneminde swing state olup daha sonra daha az çekişmeli hâle gelebilir.
Alıştırma
Bir ABD seçiminde swing state kavramını en iyi hangi durum açıklar?
- Bir partinin eyaleti büyük farkla kazanması beklenmektedir.
- Eyalet ulusal seçimlere katılmamaktadır.
- İki büyük partiden herhangi birinin eyaleti kazanma şansı gerçektir.
Cevabı göster
İki büyük partiden herhangi birinin eyaleti kazanma şansı gerçektir.
twice providing electoral votes ... twice providing electoral votes: -ing öbekleriyle kanıt eklemek
twice providing electoral votes ifadesinin iki kullanımı da tamamlanmış bir ana cümlenin ardından gelen şimdiki zaman ortaç öbekleridir. Yeni ana cümle yüklemleri oluşturmazlar; ana yüklem öbeği have been'dir ve providing'in örtük öznesi yine Ohio and Florida'dır. Birbirine paralel iki -ing öbeği, bu eyaletlerin neden salıncak eyalet sayıldığını gösteren kanıtı verir: dört seçim döneminde seçiciler kurulu oylarını iki kez Demokrat bir adaya, iki kez de Cumhuriyetçi bir adaya vermişlerdir. Daha genel olarak, virgülden sonra gelen bir -ing öbeği ana cümlenin öznesiyle ilgili bir eylem, sonuç veya destekleyici ayrıntı ekleyebilir; burada özel görevi ana cümledeki yargıyı desteklemektir.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir ana cümlenin ardından kanıt eklemek için -ing öbeğini doğru kullanır?
- The team won four games, twice defeat the league leaders and twice defeat the runners-up.
- The team won four games, twice defeating the league leaders and twice defeating the runners-up.
- The team winning four games, twice defeating the league leaders and twice defeating the runners-up.
Cevabı göster
The team won four games, twice defeating the league leaders and twice defeating the runners-up.
is it a Democratic or Republican safe state?
4:39Demokrat mı yoksa Cumhuriyetçi bir güvenli eyalet mi?
increasing or decreasing: eğilimin yönünü sormak
Increasing or decreasing, birbirine zıt iki yönü birlikte sunar ve hangi eğilimin gerçekleştiğini sorar. İki -ing biçimi de is yardımcı fiilini paylaşır: Is the population ... increasing or decreasing? Bunlar devam eden zaman biçimleri olduğu için soru, nüfusun tek bir andaki değerinden çok belirli bir süre içindeki değişime odaklanır. Aynı kalıp fiyatlar, satışlar, sıcaklıklar veya oranlar gibi ölçülebilen büyüklüklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Soruyu increase ve decrease fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: Is the water level ____?
Cevabı göster
increasing or decreasing
do not forget: akılda tutulacak bir noktayı vurgulamak
Burada do not forget, söylemi düzenleyen bir hatırlatma ifadesidir: ardından gelen bilgiye daha fazla önem kazandırır ve dinleyiciye bu noktayı sonraki durumda da aklında tutmasını söyler. Bu ifade, dinleyicinin gerçekten bir şeyi unutmuş olduğu anlamına gelmez ve kendiliğinden bir eleştiri değildir. Bir açıklamada çoğu zaman “bu noktayı aklında tut” işlevi görür.
Alıştırma
Bu cümlede do not forget ne işlev görüyor?
- Konuyu unutma eyleminin kendisine çevirir.
- Dinleyicinin bundan sonra aklında tutması gereken bir noktayı vurgular.
- Dinleyicinin geçmişte kesinlikle hata yaptığını söyler.
Cevabı göster
Dinleyicinin bundan sonra aklında tutması gereken bir noktayı vurgular.
electoral returns: açıklanan oy sayıları ve seçim sonuçları
Electoral returns, oylar sayıldıkça açıklanan oy toplamları ve seçim sonuçlarıdır. watching the electoral returns ifadesinde konuşmacı, seçim haberlerindeki bu güncellemeleri takip etmeyi kasteder. Buradaki returns, siyasi haberlerde kullanılan çoğul bir isimdir. İnsanların geri dönmesi veya ürünlerin iade edilmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Siyasi haberlerde electoral returns ne anlama gelir?
- Oy kullandıktan sonra geri dönen siyasetçiler
- Seçim sırasında iade edilen ürünler
- Açıklanan oy sayıları ve seçim sonuçları
Cevabı göster
Açıklanan oy sayıları ve seçim sonuçları
election night: oy sayımı ve sonuçların haberleştirildiği gece
Election night, seçim günü akşamı oyların sayıldığı ve haber kuruluşlarının gelen ya da tahminî sonuçları aktardığı zaman dilimidir. Herhangi bir kampanya etkinliği veya parti değil, halkın sonuçları takip ettiği bir dönemi anlatır. Burada, dört yılda bir yapılan ABD başkanlık seçimi bağlamını ifade eder; eyalet haritaları ve Seçiciler Kurulu oy toplamları sürekli güncellenir. Nihai sonuç her zaman aynı gece belli olmaz.
Alıştırma
Bu cümlede election night ne anlama geliyor?
- Oyların sayıldığı ve sonuçların açıklandığı akşam
- Bir adayın konuşma yaptığı herhangi bir akşam
- İnsanlar oy vermeden önce yapılan özel bir kutlama
Cevabı göster
Oyların sayıldığı ve sonuçların açıklandığı akşam
the magic number is 270: kilit eşik
The magic number is 270 şeklindeki mecazlı ifadede magic number, bir sonuca ulaşmak için gereken kilit toplamı anlatır. Magic sözcüğü vurgu katar; doğaüstü veya gizemli bir anlam taşımaz. ABD başkanlık seçimiyle ilgili bu bağlamda 270, kazanmak için gereken Seçiciler Kurulu oylarının çoğunluğudur. Aynı kalıp spor, bağış toplama, satış ve sayısal başka hedeflerde belirleyici bir hedefi gösterebilir.
Alıştırma
Bir bağış kampanyasının hedefine ulaşması için $10,000 toplaması gerekiyor. Biri “The magic number is ten thousand.” diyor. Ne demek istiyor?
- On bin sayısının nasıl hesaplandığını kimse bilmiyor.
- On bin, hedefe ulaşmak için gereken kilit toplamdır.
- On bin bir sihir numarası için seçilmiştir.
Cevabı göster
On bin, hedefe ulaşmak için gereken kilit toplamdır.