Denizlerin en dayanıklı balığı mavi yüzgeçli orkinosla tanışın - Grantly Galland ve Raiana McKinney: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunun ısı düzenleme, verimli oksijen alımı ve akıcı vücut yapısı sayesinde Atlas Okyanusu boyunca nasıl avlandığını anlatıyor. Ardından büyük boyutu ve ticari değerinin onu aşırı avlanmaya nasıl açık hâle getirdiğini ve koruma çalışmalarının neden güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's as big as a polar bear, swallows its prey whole, and swims at 40 miles an hour? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birbirine paralel ipuçlarının, konu açıklanmadan önce merak uyandıran bilmece tarzı bir giriş oluşturmasını öğrenin. Bu tekniği, sonucu doğrudan söylemeden bilimsel bir açıklamaya veya sunuma etkili biçimde başlamak için kullanabilirsiniz. 2. The faster it swims, the more water passes over its gills and the more oxygen it can absorb from that water. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the + comparative, the + comparative yapısını anlayıp bir değişkendeki değişimin bir veya daha fazla bağlantılı sonuç doğurduğunu anlatmak için kullanın. Bu yapı hem bilimsel mekanizmaları hem de günlük neden-sonuç ilişkilerini açıklarken işe yarar. 3. conservation efforts are redoubled — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: redouble fiilinin bir çabayı yoğunlaştırmak veya yeniden artırmak anlamına gelen resmî bir sözcük olduğunu fark edin; koruma ve kamu politikası bağlamında hükümetlerin, kuruluşların ya da toplulukların daha güçlü adımlarını anlatırken doğal biçimde kullanın.
Bu derste
What's as big as a polar bear, swallows its prey whole, Notlar
0:06Bir kutup ayısı kadar büyük, avını tek lokmada yutan
as big as a polar bear: as + sıfat + as kalıbı
as + sıfat + as kalıbı, iki şeyi belirli bir ölçekte eşit derecede gösterir. Günlük betimlemelerde bu eşitlik yaklaşık olabilir. Burada as big as a polar bear, kutup ayısını boyut için referans alır ve dinleyicinin bilinmeyen hayvanın ne kadar büyük olduğunu gözünde canlandırmasına yardımcı olur. İki as de kalıbın parçasıdır: ilki big sözcüğünden önce gelir, ikincisi ise karşılaştırılan hedefi, yani a polar bear ifadesini tanıtır.
Alıştırma
Hedef kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The package is ____ heavy ____ the suitcase.
Cevabı göster
as · as
swallow its prey whole: avını bütün olarak yutmak
Swallow its prey whole, avı önce çiğnemeden veya küçük parçalara ayırmadan tek parça hâlinde yutmak demektir. Prey başka bir hayvan tarafından avlanan hayvandır; bu nedenle burada swallow, genel anlamlı eat fiilinden daha kesindir. Whole, its prey nesnesinden sonra gelir ve yutma eyleminin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Avın sağlıklı olduğu anlamına gelmez; avın tamamının tek parça hâlinde yutulduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi kesmeden veya parçalara ayırıp çiğnemeden anlamını veren sözcükle tamamlayın: The heron swallowed the fish ____.
Cevabı göster
whole
What's ...? + bilmece açılışı için paralel ipuçları
Bu, sıradan bir bilgi sorusu değil, bilmece tarzında bir açılıştır. Konuşmacı hayvanın adını gizler ve dinleyicinin tahmin etmeye başlaması için boyut, beslenme biçimi ve hızla ilgili üç ipucu verir. Soru tek bir bilinmeyen özneyi merkezde tutar: kutup ayısı kadar büyüktür, avını bütün olarak yutar ve hızlı yüzer. İpuçları eş görevli bir liste oluşturur ve and son öğeyi belirtir. Kanıtların önce, açıklamanın sonra geldiği bu sıra merak yaratır ve dinleyicinin ilgisini çeker.
Alıştırma
Bu açılış sorusunun temel amacı nedir?
- Dinleyiciden bir hayvanın kesin ölçülerini ister.
- Yanıtın adını söylemeden önce ipuçlarını sıralayarak merak yaratır.
- Önce yanıtı verir, sonra neden doğru olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Yanıtın adını söylemeden önce ipuçlarını sıralayarak merak yaratır.
at 40 miles an hour: belirli bir hızı ifade etmek
At 40 miles an hour belirli bir hızı ifade eder. at + sayı + miles an hour yapısında at, bir şeyin hareket ettiği hızı belirtir. Bu ölçümde an hour, her saat için anlamına gelir. Yüzmenin bir saat sürdüğünü söylemez. Yazıda miles an hour yerine miles per hour veya mph de yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Belirli bir hızı tanıtan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The car was traveling ____ sixty miles an hour.
Cevabı göster
at
It's the Atlantic bluefin tuna, the largest and longest-lived of the 15 tuna species. Dilbilgisi
0:1615 ton balığı türünün en büyüğü ve en uzun yaşayanı olan Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu.
the largest and longest-lived of ...: yan yana kullanılan üstünlük sıfatları
the largest and longest-lived, aynı hayvanı anlatan iki üstünlük sıfatını yan yana bağlar: hayvan hem büyüklükte hem de yaşam süresinde ilk sıradadır. of the 15 tuna species karşılaştırma grubunu belirtir. 15 sayısı tek tek balıkları değil, türleri sayar. Kalıp the + üstünlük sıfatı veya sıfatları + of + belirli bir gruptur.
Alıştırma
Hangi cümle bir üyeyi belirli bir grupla karşılaştırmak için iki üstünlük sıfatını doğru kullanır?
- Maya is the youngest and fastest from the five runners.
- Maya is the youngest and fastest of the five runners.
- Maya is the younger and faster of the five runners.
Cevabı göster
Maya is the youngest and fastest of the five runners.
The Atlantic bluefin has a unique set of adaptations that make it one of the most dominant predators in the ocean. Notlar
0:23Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu, onu okyanustaki en baskın avcılardan biri yapan benzersiz bir dizi adaptasyona sahiptir.
a unique set of adaptations: benzersiz bir biyolojik uyum özellikleri bütünü
Biyolojide adaptations; vücut yapıları, iç süreçler veya davranışlar gibi bir canlının çevresinde hayatta kalmasına ve üremesine yardımcı olan kalıtsal özelliklerdir. Buradaki a set, tek bir yeteneği değil, birbiriyle bağlantılı birkaç özelliğin birlikte çalışmasını anlatır. unique, bu özelliklerin birleşiminin ayırt edici olduğunu belirtir. Hayvanlarla ilgili bu bağlamda adaptations, önceki bir hikâyeden yapılmış filmler veya başka uyarlama eserler anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede adaptation, bir canlının hayatta kalmasına yardımcı olan biyolojik bir özellik anlamındadır?
- Thick fur is an adaptation that helps polar bears stay warm.
- The movie is an adaptation of a popular novel.
- We made an adaptation to the classroom schedule.
Cevabı göster
Thick fur is an adaptation that helps polar bears stay warm.
make it one of the most dominant predators: make + nesne + tümleç
make + nesne + tümleç yapısında make, “üretmek” değil, “birini veya bir şeyi … hâline getirmek” anlamına gelir. Burada it nesnedir ve Atlantik mavi yüzgeçli orkinosuna gönderme yapar. One of the most dominant predators ise balığın uyumları sonucunda kazandığı kimliği veya konumu belirten tümleçtir. Bu yapı bir nedeni sonucuna bağlar: X makes Y + isim veya sıfat tümleci. Tümleç X’i değil, Y’yi tanımlar.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için make + nesne + isim tümleci yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Years of practice made one of the strongest swimmers on the team Lena.
- Years of practice made Lena one of the strongest swimmers on the team.
- Years of practice made Lena became one of the strongest swimmers on the team.
Cevabı göster
Years of practice made Lena one of the strongest swimmers on the team.
It starts as a tiny hatchling in the Gulf of Mexico or the Mediterranean Sea, Notlar
0:30Hayata Meksika Körfezi'nde veya Akdeniz'de,
starts as a tiny hatchling: start as + başlangıçtaki kimlik veya durum
Start as + isim öbeği, bir kişinin, hayvanın, kuruluşun veya projenin başlangıçta ne olduğunu anlatır. starts as a tiny hatchling ifadesinde a tiny hatchling, orkinosun ilk yaşam evresidir; hatchling yumurtadan yeni çıkmış yavru bir hayvandır. Burada as bir neden değil, başlangıçtaki kimliği veya durumu belirtir. Start as çoğu zaman öznenin daha sonra büyüdüğünü veya başka bir şeye dönüştüğünü ima eder.
Alıştırma
Cümleyi start as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ a private collection and later became a public institution.
Cevabı göster
started as
Yumurtlama alanları olarak Meksika Körfezi ve Akdeniz
Meksika Körfezi ve Akdeniz, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunun iki önemli yumurtlama bölgesidir. Bu yaşam döngüsü anlatımında bu yerler, yumurtadan yeni çıkan bir yavrunun hayata nerede başladığını gösterir; sıradan seyahat noktaları değildir. or sözcüğü iki seçenek sunar: her yavru yaşamına iki bölgeden birinde başlar, ikisinde birden değil. Bu bilgi, daha sonra göç ve balığın köken deniziyle ilgili ifadeleri anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede Meksika Körfezi ve Akdeniz nasıl bir rol oynuyor?
- Balık için iki önemli yumurtlama ve doğum bölgesidir.
- Bir balığın yolculuğunun kesin rotasını gösterir.
- Yavrunun büyüdükten sonra ziyaret ettiği iki yerdir.
Cevabı göster
Balık için iki önemli yumurtlama ve doğum bölgesidir.
no bigger than a human eyelash. Dilbilgisi
0:36bir insan kirpiğinden daha büyük olmayan küçücük bir yavru olarak başlar.
no bigger than ... ile üst boyut sınırı belirtmek
no bigger than + ad öbeği, boyut için bir üst sınır koyar: özne, karşılaştırılan nesneyle aynı büyüklükte veya ondan daha küçük olabilir, ancak daha büyük olamaz. Burada insan kirpiği ölçü olarak kullanılır ve yeni çıkmış yavrunun ne kadar küçük olduğu vurgulanır. Bu yapı, iki şeyin tam olarak aynı büyüklükte olduğunu söylemez. Bilinmeyen bir boyutu gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için genellikle tanıdık ve küçük bir nesneyle birlikte kullanılır.
Alıştırma
Kameranın boyutunun bir kibrit kutusunu aşmadığını göstermek için cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The camera is ____ a matchbox.
Cevabı göster
no bigger than
Within its first year of life, it develops something known as regional endothermy, Notlar
0:39Yaşamının ilk yılında, bölgesel endotermi olarak bilinen,
Within its first year of life: belirli bir süre içinde gerçekleşen olay
Within + bir zaman aralığı, bir olayın o süre bitmeden gerçekleştiğini anlatır. Buradaki “Within its first year of life”, bu özelliğin en geç hayvanın yaşamının ilk yılı sona ermeden geliştiğini belirtir. Bu ifade, gelişimin bir yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez ve o yıl içinde tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
“Belirtilen süre sona ermeden” anlamına gelen edatı yazın: Your package should arrive ____ three business days.
Cevabı göster
within
something known as regional endothermy: teknik bir adı tanıtma
Something known as X, “X olarak adlandırılan bir şey” anlamına gelir. Burada known as, regional endothermy ifadesini bu özelliğin adı olarak tanıtır. Known, something sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: something [that is] known as X. Bilimsel açıklamalarda bu yapı önce bir şeyi genel olarak belirtir, ardından teknik adını verir. “Herkesin bildiği bir şey” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sürecin adını tanıtan iki sözcüklü ifadeyi yazın: Plants use a process ____ photosynthesis.
Cevabı göster
known as
the ability to regulate its body temperature. Kelime
0:44vücut ısısını düzenleme yeteneğini geliştirir.
the ability to regulate its body temperature: vücut sıcaklığını düzenleme yeteneği
The ability to + fiilin yalın hâli yapısı, “bir şeyi yapabilme yeteneği” anlamına gelir. Buradaki yetenek regulate its body temperature, yani kendi vücut sıcaklığını düzenlemektir. Biyoloji veya sistem bağlamında regulate, değişen bir değeri uygun aralıkta tutmak için sürekli kontrol etmek demektir. Burada “kural koymak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede regulate, değişen bir değeri uygun aralıkta tutmak anlamında kullanılmıştır?
- A thermostat regulates the room temperature by turning the heater on and off.
- The city regulates street parking with new rules.
- The app reports the room temperature every minute.
Cevabı göster
A thermostat regulates the room temperature by turning the heater on and off.
An Atlantic bluefin gets oxygen from cold ocean water using its gills. Kalıp ifadeler
0:48Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu, solungaçlarını kullanarak soğuk okyanus suyundan oksijen alır.
gets oxygen from ... using ... ile kaynak ve yöntem belirtmek
Get A from B yapısında A elde edilen şeyi, B ise onun kaynağını gösterir. Burada oxygen balığın elde ettiği şey, cold ocean water ise kaynaktır. Using C, süreci mümkün kılan yöntemi, aracı veya vücut bölümünü ekler. Using its gills, balığın oksijeni nasıl aldığını açıklar; ayrı bir eylem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp get A from B using C şeklindedir.
Alıştırma
get A from B using C kalıbını tamamlayın: The device gets power ____ the wall outlet ____ a cable.
Cevabı göster
from · using
Then, heat the tuna generates swimming and hunting Dilbilgisi
0:55Daha sonra, orkinosun yüzerken ve avlanırken ürettiği ısı
heat the tuna generates ... warms the blood: ana fiili bulma
Tam özne heat the tuna generates swimming and hunting bölümüdür; ana cümlenin yüklemi ise warms sözcüğüdür. Önce temel iskeleti bulun: heat warms the blood. heat sözcüğünden sonra nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür: heat (that) the tuna generates. swimming and hunting ifadesi, ton balığının ısı üretirken ne yaptığını belirtir; the tuna generates yapısının nesnesi değildir. Açık hâli Heat that the tuna generates while swimming and hunting warms the blood. şeklindedir.
Alıştırma
Hangisi aynı yapıya sahiptir: içinde nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüş uzun bir özne ve ardından gelen ana fiil?
- The collected energy powers the building.
- The panels collect energy and power the building.
- The energy the panels collect powers the building.
Cevabı göster
The energy the panels collect powers the building.
this heat would be lost back out into the ocean through the gills. Dilbilgisi
1:02bu ısı solungaçlardan okyanusa geri salınarak kaybolur.
would be lost back out: varsayımsal edilgen bir sonuç
Would be lost, would + be + geçmiş zaman ortacı lost yapısından oluşur. Isının kaybını, konuşulan olağan veya varsayımsal koşulda beklenen sonuç olarak sunar. Isı eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle yapı edilgendir. Buradaki lost, “dağılıp artık tutulmayan” anlamındadır, “yolunu bulamayan” anlamında değildir. Back out into the ocean, ısının çevredeki suya geri dönmesini; through the gills ise izlediği yolu gösterir. Bu tür bir cümle, istisna veya sonucu önleyen mekanizma açıklanmadan önce normalde ne olacağını belirtebilir.
Alıştırma
Şimdiki zamana yönelik varsayımsal durumdaki edilgen sonucu tamamlayın. would + be + lose fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Without insulation, most of the heat ____ through the roof.
Cevabı göster
would be lost
a mechanism called countercurrent exchange: bilimsel bir mekanizmayı adlandırma
a mechanism called countercurrent exchange ifadesinde called countercurrent exchange, mechanism sözcüğünü niteleyen ve ona ad veren bir geçmiş zaman ortacı grubudur. a mechanism that is called countercurrent exchange biçiminde açılabilir; called ana fiil değildir. Countercurrent exchange burada ısı alışverişi mekanizmasının adıdır. Ana yüklem bu adın ardından gelir: traps the heat. İsim + called + ad kalıbı, bilimsel metinlerde bir terimi tanıtmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Bilimsel bir sürece ad vermek için isim + called + terim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Plants make sugar through a process calls photosynthesis.
- Plants make sugar through a process called is photosynthesis.
- Plants make sugar through a process called photosynthesis.
Cevabı göster
Plants make sugar through a process called photosynthesis.
traps the heat: ısının kaçmasını önlemek
Burada traps, bir şeyi kaçamayacağı şekilde bir yerde tutmak anlamına gelir. Traps the heat, mekanizmanın ısıyı çevreye yayılmaya bırakmak yerine içeride tuttuğunu anlatır. Trap fiilinin enerji veya maddelerle bu şekilde kullanılması bilimsel anlatımlarda yaygındır. İngilizcede malzemeler trap heat, air, moisture veya gases şeklinde anlatılabilir. Bu cümlede bir hayvanı tuzağa düşürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede traps the heat ne anlama gelir?
- Isıyı avlar ve yakalar.
- Yoktan ısı üretir.
- Isının kaçmasını önleyerek onu içeride tutar.
Cevabı göster
Isının kaçmasını önleyerek onu içeride tutar.
Cold blood on its way to the large swimming muscles, Kalıp ifadeler
1:12Büyük yüzme kaslarına doğru giden soğuk kan,
on its way to ...: bir varış noktasına doğru hareket
On its way to + bir varış noktası, bir şeyin o noktaya doğru hareket etmekte olduğunu belirtir. Burada soğuk kanın büyük yüzme kaslarına doğru akışını anlatır; its, cold blood ifadesine gönderme yapar. Bu yapı insanlar, nesneler, maddeler veya ilerlemekte olan bir süreç için kullanılabilir. Bu kalıpta way, güzergâh ya da ilerleme anlamındadır; bir şeyin kendi yöntemini kullanması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yedek parçanın şu anda tamir atölyesine doğru hareket ettiğini belirtir?
- The replacement part is on its way to our repair shop.
- The replacement part is on the way out of our repair shop.
- The replacement part is in the way at our repair shop.
Cevabı göster
The replacement part is on its way to our repair shop.
passes close to warm blood leaving those muscles Dilbilgisi
1:15bu kaslardan çıkan sıcak kanın yakınından geçer;
warm blood leaving those muscles: ismi niteleyen -ing yapısı
Leaving those muscles, warm blood ifadesinden sonra gelen bir -ing yan cümleciğidir. Warm blood ifadesini niteler ve kanı yaptığı eylemle tanımlar: kan bu kaslardan uzaklaşmaktadır. Leaving fiilinin anlamsal öznesi, daha önce geçen cold blood değil, warm blood ifadesidir. İngilizcede devam eden bir eylemi kısa bir betimlemeye sığdırmak için sık sık isim + -ing yan cümleciği kullanılır. Bu ifade warm blood that is leaving those muscles biçiminde genişletilebilir.
Alıştırma
“Air leaving the room passes through this vent,” cümlesinde odadan ayrılan nedir?
- Oda
- Bu havalandırma deliği
- Hava
Cevabı göster
Hava
a specialized network ... known as a rete mirabile: önce tanımlama, sonra adlandırma
A specialized network of blood vessels, yapının adını vermeden önce onu tarif eder: belirli bir göreve uyum sağlamış, birbirine bağlı kan damarları topluluğudur. Known as a rete mirabile, network sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Which is known as a rete mirabile ile aynı anlama gelir ve genel açıklamadan sonra teknik adı verir. Rete mirabile, ısı alışverişi yapan bu damar ağının tam anatomi terimidir; mirabile burada sıradan bir İngilizce sıfat olarak kullanılmaz.
Alıştırma
'Teknik adıyla anılmak' anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The skin has an outer layer ____ the epidermis.
Cevabı göster
known as
the heat jumps to the cold blood: ısı aktarımını anlatan jump benzetmesi
The heat jumps to the cold blood ifadesinde jumps, canlı ve gerçek anlamı dışında kullanılan bir fiildir. Isıyı sanki sıçrayabilirmiş gibi gösterir; ancak gerçek anlam, ısı enerjisinin daha sıcak kandan daha soğuk kana aktarılmasıdır. Popüler bilim anlatımları, görünmeyen süreçleri hayal etmeyi kolaylaştırmak için onlara sık sık tanıdık hareketler yükler. Jumps sözcüğü canlı bir hareket hissi verir; ısının ya da kanın gerçekten sıçradığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu popüler bilim cümlesinin doğru anlamını seçin: When the ice touches your hand, heat jumps from your skin into the ice.
- Isı enerjisi daha sıcak olan derinden daha soğuk olan buza geçer.
- Elin ve buz fiziksel olarak sıçrar.
- Buz, derinin içinde yeni ısı oluşturur.
Cevabı göster
Isı enerjisi daha sıcak olan derinden daha soğuk olan buza geçer.
This makes bluefin one of the few warm-blooded fishes, Notlar
1:27Bu, mavi yüzgeçliyi nadir sıcakkanlı balıklardan biri yapar
warm-blooded fishes: vücutta üretilen ısıyı koruyan balıklar
Warm-blooded, vücutta üretilen ısıyı kullanarak tüm vücudu veya önemli vücut bölgelerini çevreden daha sıcak tutan hayvanları anlatır. Bu cümlede warm-blooded fishes, bu sıcaklık kontrolü avantajına sahip balıklar demektir; yalnızca kanlarının dokununca sıcak gelmesi anlamına gelmez. Mavi yüzgeçli orkinos için bu, popüler bilimde kullanılan basitleştirilmiş bir tanımdır. Bu balıklar vücutlarının belirli bölgelerinde ısıyı korur; birçok memeli gibi vücudun her yerinde tek ve sabit bir sıcaklık tutmaz.
Alıştırma
Bir bilim yazısında warm-blooded ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Seals are warm-blooded mammals that produce body heat and can stay active in cold seas.
- The lizard became warm-blooded after sitting on a sunny rock.
- Warm-blooded means that an animal's blood always feels hot.
Cevabı göster
Seals are warm-blooded mammals that produce body heat and can stay active in cold seas.
a huge advantage in the marine environment. Kalıp ifadeler
1:31ve bu da deniz ortamında büyük bir avantajdır.
makes bluefin one of the few ...: make + nesne + sonuç
make + nesne + isim öbeği yapısında isim öbeği, bir şeyin yol açtığı sonucu veya durumu belirtir. Burada bluefin nesnedir; one of the few warm-blooded fishes ise sonuçta ortaya çıkan sınıftır. Isıyı koruyan mekanizma, mavi yüzgeçli orkinosu bu küçük gruba dahil eder. One of the few ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir isim gelir. Buradaki make, “üretmek” değil, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamındadır.
Alıştırma
Sonuç yapısını doğru tamamlayan ifadeyi seçin: Its sharp night vision makes the owl ___ able to hunt in near darkness.
- one of the few bird
- one of few a birds
- one of the few birds
Cevabı göster
one of the few birds
an advantage in ...: yararın geçerli olduğu ortam
Burada a huge advantage, çok önemli bir yarar anlamına gelir. huge sıfatı advantage sözcüğünün derecesini güçlendirir; bir nesnenin fiziksel boyutunu anlatmaz. in the marine environment ifadesi, bu yararın önem taşıdığı ortamı belirler. Tekrar kullanılabilen an advantage in + ortam veya alan kalıbı, bir özelliğin, becerinin ya da stratejinin hangi bağlamda yararlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Avantajın geçerli olduğu alanı belirten edatı yazın: Quick reactions are a major advantage ____ competitive sports.
Cevabı göster
in
Cold-blooded animals whose body temperature depends entirely on the environment, Notlar
1:34Vücut ısısı tamamen çevreye bağlı olan soğukkanlı hayvanlar,
depends entirely on: tamamen bir koşula bağlı olma
Bu cümlede depends on, body temperature ile onu belirleyen koşul olan the environment arasında bağlantı kurar. Sabit yapı depend on + isim veya isim grubudur. entirely bu ilişkiyi güçlendirir. Çevreyi birçok etkenden yalnızca biri olarak değil, bütünüyle belirleyici etken olarak sunar.
Alıştırma
'Tamamen ... tarafından belirlenir' anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The picnic date ____ the weather.
Cevabı göster
depends entirely on
animals whose body temperature ...: sahiplik bildiren whose
whose body temperature depends entirely on the environment yan cümlesi Cold-blooded animals ifadesini niteler. Whose, sahiplik ilişkisini gösterir: body temperature çevreye değil, hayvanlara aittir. Ana mesajı bulmak için whose yan cümlesini geçici olarak çıkarın: Cold-blooded animals become sluggish in colder waters. Ardından hayvanları tanımlayan veya betimleyen bilgi olarak yan cümleyi geri ekleyin.
Alıştırma
İlgi cümlesini sahiplik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Animals ____ body temperature changes with the weather may become less active in winter.
Cevabı göster
whose
become sluggish: yavaş ve düşük enerjili hâle gelmek
become + sıfat yapısı bir durum değişikliğini anlatır. Burada become sluggish, hayvanların daha soğuk suda daha yavaş hareket etmeye ve daha yavaş tepki vermeye başlaması anlamına gelir. sluggish yalnızca doğal olarak düşük bir hızı değil, azalan enerjiyi veya zayıf tepki verme durumunu da anlatır. Bu bağlamda tembel bir kişiliği değil, soğuğun fiziksel etkisini ifade eder.
Alıştırma
'The lizard becomes sluggish in the cold,' cümlesinde sluggish ne anlama gelir?
- Daha yavaş hareket eder ve tepki verir.
- Hiç hareket edemez.
- Herhangi bir iş yapmayı reddeder.
Cevabı göster
Daha yavaş hareket eder ve tepki verir.
But a bluefin's ability to keep warm Dilbilgisi
1:41Ancak mavi yüzgeçlinin sıcak kalabilme yeteneği,
can better process information: anlamı ve sözcük sırası
can better process information ifadesinde process, bilgiyi alma, düzenleme ve anlama anlamında kullanılan bir fiildir. Process information, öğrenme, biliş ve teknoloji bağlamlarında yaygın bir kelime birlikteliğidir. Kip belirten can sözcüğünden sonra process fiilinin yalın hâli kullanılır. Better burada zarf görevi görür ve gelişmiş bir yeteneği vurgulamak için process sözcüğünden önce gelir. Can process information better da doğaldır; özgün sıralama, açıklayıcı anlatımda kullanılan kısa ve öz bir seçenektir.
Alıştırma
Cümleyi “bilgiyi alma, düzenleme ve anlama” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With enough rest, the brain can better ____.
Cevabı göster
process information
and can swim faster than its prey. Dilbilgisi
1:47ve avından daha hızlı yüzebilmesi anlamına gelir.
a bluefin's ability to keep warm means ...: bir yeteneği sonuçlarına bağlamak
a bluefin's ability to keep warm isim öbeği, means fiilinin öznesidir. İyelik biçimindeki isim, yeteneğin kime ait olduğunu; ability to + fiilin yalın hâli ise bu yeteneğin ne olduğunu belirtir. Burada means, bu yeteneğin sonuçlarını açıklar: daha keskin görüş, bilgiyi daha iyi işleme ve daha hızlı yüzme. “Bunun sonucunda … olur” veya “ardından gelen şeyi mümkün kılar” anlamındadır; “niyet eder” anlamına gelmez. means sonrasındaki yan cümlede birden fazla sonuç sıralanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yeteneği sonucuna bağlamak için ability to ... means ... yapısını doğru kullanıyor?
- The plant's ability to store water means it can survive dry weeks.
- The plant's ability to store water intends it can survive dry weeks.
- The plant's ability storing water means it can survive dry weeks.
Cevabı göster
The plant's ability to store water means it can survive dry weeks.
can swim faster than its prey: yüzme hızını karşılaştırma
can + fiilin yalın hâli kalıbı yetenek bildirir; can swim, “yüzebilir” demektir. faster than, iki öznenin aynı eylemi yapma hızını karşılaştırır. Burada its prey karşılaştırma ölçütüdür; yani hayvanın yüzme hızı avınınkinden daha yüksektir. İngilizcede than sonrasında tekrarlanan sözcükler sık sık atılır. Tam düşünce faster than its prey can swim şeklindedir, ancak faster than its prey daha kısa ve doğaldır.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen ifadeyle hız karşılaştırmasını tamamlayın: In today's practice race, Mia can swim ____ Leo.
Cevabı göster
faster than
thrives in cold, deep, subarctic water: bir ortamda çok iyi gelişmek
thrive in, belirli koşullarda özellikle iyi büyümek, yaşamak veya performans göstermek anlamına gelir. Bu cümlede thrives in, hayvanın soğuk, derin ve yarı Arktik sulara iyi uyum sağladığını anlatır; yalnızca orada bulunduğunu söylemez. cold, deep ve subarctic sözcüklerinin üçü de water sözcüğünü niteler. Birlikte, hayvanın başarılı biçimde yaşadığı ortamı belirtirler.
Alıştırma
“Bu koşullarda özellikle iyi gelişir” anlamına gelen, yukarıda öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: This plant ____ warm, humid conditions.
Cevabı göster
thrives in
their streamlined torpedo shape: biçimi anlatan bir benzetme
their streamlined torpedo shape ifadesinde torpedo, vücudun dış hatlarını bir torpidonun şekline benzeterek tanımlar: uzun, pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bu biçim, suda az dirençle ilerlemeyi sağlar. Balığın bir silah olduğu söylenmiyor. Streamlined, pürüzsüz dış hatların direnci azalttığı işlevsel anlamını da ekler. Bilimsel açıklamalarda okuyucunun biçimi hızla gözünde canlandırabilmesi için shape sözcüğünün önüne sık sık tanıdık bir nesne getirilir.
Alıştırma
Bu açıklamada their streamlined torpedo shape ne anlama geliyor?
- Balık suda ilerlemek için bir silah kullanır.
- Balığın torpido gibi pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bir vücudu vardır; bu da suda verimli biçimde hareket etmesine yardımcı olur.
- Balık vücudunun içinde bir torpido taşır.
Cevabı göster
Balığın torpido gibi pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bir vücudu vardır; bu da suda verimli biçimde hareket etmesine yardımcı olur.
with fins that fold into grooves to reduce drag, Dilbilgisi
2:00sürtünmeyi azaltmak için oluklara katlanan yüzgeçleriyle,
fold into grooves to reduce drag: to + fiil ile amaç belirtme
fold into grooves, yüzgeçlerin gövdedeki dar olukların içine katlanmasını anlatır. to reduce drag bir amaç mastarıdır ve yüzgeçlerin neden katlandığını açıklar. Burada drag, suyun ileri harekete karşı gösterdiği dirençtir. to ile kurulan mastar, daha sonra gerçekleşen ayrı bir olayı değil, tasarımın işlevini belirtir. Bu yapı bilimsel açıklamalarda yaygındır: bir yapı, belirli bir sonuca ulaşmak için bir şey yapar.
Alıştırma
Hangi tamamlama tasarımın amacını açıkça belirtir? The race car lowers its body ___.
- to reduce drag
- and drag is reduced
- after reducing drag
Cevabı göster
to reduce drag
bluefin tuna can reach speeds few other animals can match. Kalıp ifadeler
2:04mavi yüzgeçli orkinoslar çok az hayvanın ulaşabileceği hızlara çıkabilirler.
Thanks to their warm-bloodedness: yararlı bir nedeni sunmak
Thanks to + bir isim öbeği, “... nedeniyle” anlamına gelirken nedeni yararlı veya olumlu bir etken olarak sunar. Burada their warm-bloodedness, orkinosun hızını açıklayan fiziksel avantajlar listesini başlatır; thanks to herhangi birine teşekkür etme eylemi değildir. Nedenler listesi uzun olduğu için ardından gelen ana sonucu bulun: bluefin tuna can reach speeds few other animals can match. Bu yapı, bir veya daha fazla nedeni önce, sonucu ise daha sonra vermenizi sağlar.
Alıştırma
Nedeni yararlı bir etken olarak sunan iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the neighbor's flashlight, we found the lost key.
Cevabı göster
Thanks to
reach speeds few other animals can match: çok az rakibin erişebildiği performans
reach speeds, belirli hız düzeylerine ulaşmak anlamına gelir. few other animals can match sözleri speeds sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; ilgi zamiri that, match fiilinin nesnesi olacağı için atılmıştır. Burada match, bir karşılaşmaya katılmak değil, aynı düzeye erişmek veya denk olmak anlamındadır. Few other animals, bunu yapabilen başka hayvanların çok az olduğunu belirtir ve hızın ne kadar sıra dışı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, çok az rakip dronun bu dronun hızına erişebildiği anlamına gelir?
- This drone can match the speed of a few competing drones.
- This drone can reach a few competing drones before the race ends.
- This drone can reach speeds few competing drones can match.
Cevabı göster
This drone can reach speeds few competing drones can match.
maximum speed of 40 miles per hour: maximum speed of + değer
Maximum speed, bir kişinin veya şeyin ulaşabileceği en yüksek hız anlamına gelir. Maximum speed of 40 miles per hour ifadesinde of, bu hızın değerini belirtir: 40 miles per hour. Bir performans özelliğini belirtmek için maximum speed of + hız değeri isim yapısını kullanın. Buradaki of, ölçüm ile değerini birbirine bağlar; sahiplik göstermez. Miles per hour genellikle mph olarak kısaltılır.
Alıştırma
Cümleyi maximum speed kullanarak tamamlayın: The drone has a ____ sixty miles per hour.
Cevabı göster
maximum speed of
faster than that of ...: maximum speed yerine kullanılan that
Faster than that of a great white shark or orca whale ifadesinde that, daha önce geçen tekil maximum speed isim öbeğinin yerini tutar. Bu bölüm, maximum speed ifadesini tekrarlamadan büyük beyaz köpek balığının veya orkanın azami hızından daha hızlı anlamını verir. Bu kullanım karşılaştırmayı paralel tutar: bir azami hız başka bir azami hızla karşılaştırılır. That, köpek balığının veya orkanın kendisini ifade etmez.
Alıştırma
Population sözcüğünü tekrarlamamak için bir yerine koyma ifadesi kullanın: The population of this city is larger than ____ the neighboring town.
Cevabı göster
that of
even at their comfortable cruising speed: rahat seyir hızlarında bile
“Even at their comfortable cruising speed”, sonucun rahat seyir hızında hareket ederken de geçerli olduğunu belirten bir koşul kurar. Burada at bir yeri değil, hız koşulunu belirtir; even ise sonucun bu koşul altında şaşırtıcı olduğunu gösterir. Rahat seyir hızı, en yüksek hız değil, düzenli ve sürdürülebilir bir hızdır. Bu ifade, mümkün olan en yüksek hızda hareket etmeden de etkileyici sonucu elde edebildiklerini vurgular.
Alıştırma
Sıradan bir koşul altında şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktığını belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a relaxed pace, Mia finished before everyone else.
Cevabı göster
Even at
cross the Atlantic in a couple months: Atlantik'i yaklaşık iki ayda geçmek
“Cross the Atlantic”, Atlantik Okyanusu'nun bir tarafından diğer tarafına gitmek anlamına gelir. Cross burada geçişli bir fiildir; bu nedenle geçilen bölge doğrudan fiilden sonra gelir: cross + the Atlantic. “In a couple months”, geçişi tamamlamak için gereken yaklaşık süreyi, yani yaklaşık iki ayı belirtir. Burada in tamamlanma süresini ölçer; geçişin birkaç ay sonra başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Geminin okyanusun bir tarafından diğer tarafına gitmek için üç haftaya ihtiyacı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The ship can cross the ocean in three weeks.
- The ship can cross across the ocean in three weeks.
- The ship can cross the ocean after three weeks.
Cevabı göster
The ship can cross the ocean in three weeks.
a great deal of oxygen: büyük miktarda oksijen
A great deal of, “büyük miktarda” anlamına gelir ve sayılamayan bir isimden önce kullanılır. Burada oxygen bir maddeyi adlandırır; bu nedenle a great deal of oxygen, büyük miktarda oksijen demektir. Bu yapıyı water, time ve effort gibi sayılamayan isimlerle kullanın. Bu anlamda oxygen kelimesini çoğul yapmayın ve ifadeyi many ile değiştirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “büyük miktarda” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Restoring this painting requires ____ time.
Cevabı göster
a great deal of
but the bluefin is adapted for this as well. Kalıp ifadeler
2:25ancak mavi yüzgeçli orkinos buna da adapte olmuştur.
is adapted for this as well: bu gereksinime de uygun özelliklere sahip
Be adapted for, birinin veya bir şeyin bir amaca, etkinliğe ya da gereksinime uygun olmasını sağlayan özelliklere sahip olması demektir. Burada this, daha önce belirtilen büyük miktarda oksijen gereksinimine gönderme yapar: mavi yüzgeçli orkinosun vücudu bu gereksinimi karşılayan özelliklere sahiptir. Cümle, hızlı ve geçici bir değişimi değil, zaten var olan biyolojik bir uyumu anlatır. As well bunun da ilgili başka bir uyum olduğunu ekler.
Alıştırma
Cümleyi “uygun özelliklere sahiptir” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: This vehicle ____ travel over rough ground.
Cevabı göster
is adapted for
The faster..., the more... and the more...: bir değişim ve iki sonuç
the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: biri arttığında veya azaldığında diğeri de onunla birlikte değişir. Buradaki her the, bu bağlı karşılaştırma kalıbının sabit bir işaretidir; belirli bir şeyi gösteren sıradan tanımlık değildir. İlk değişim olan The faster it swims, iki sıralı sonuca bağlanır: the more water passes... ve the more oxygen it can absorb.... Bu kalıp, değişen tek bir etkenin birden fazla sonuçla bağlantısını açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcüklerin karşılaştırma biçimlerini kullanarak bağlı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The ____ the wind blows, the ____ the waves grow and the ____ the boat becomes. (hard, high, unstable)
Cevabı göster
harder · higher · more unstable
This need for a constant flow of water: isim olan need for + isim öbeği
This need for... ifadesinde need bir isimdir. a/the need for + isim öbeği kalıbı, gereken şeyi veya koşulu adlandırır. Burada for a constant flow of water gereken koşulu belirtir. This need for a constant flow of water isim öbeğinin tamamı means fiilinin öznesidir. Bu yapı, önce bir gereksinimi adlandırıp sonra onun sonucunu açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi isim kalıbı need for ile tamamlayın: The growing ____ reliable internet has led the town to build a new network.
Cevabı göster
need for
must always remain on the move: her zaman hareket hâlinde kalmak zorunda olmak
Bu cümlede remain on the move, “hareket hâlinde kalmaya devam etmek” demektir. Remain aynı durumun sürmesini, on the move ise hareketsiz durmak yerine hareket etme hâlini anlatır. Must always sözleri bu hareketin sürekli bir gereklilik olduğunu gösterir: orkinos uzun süre duramaz. Burada on the move, yeni bir eve taşınmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “hareket etmeye devam etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: To reach water before dark, the herd must ____.
Cevabı göster
remain on the move
It also means bluefin cannot suck prey into their mouths Kalıp ifadeler
2:41Bu aynı zamanda mavi yüzgeçlinin avını, diğer çoğu balığın yaptığı gibi,
cannot suck prey into their mouths: suck ... into ... kalıbı
suck + nesne + into + yer kalıbı, “bir şeyi emme gücüyle bir alanın içine çekmek” anlamına gelir. Burada prey çekilen nesnedir, their mouths ise nesnenin girdiği yerdir. Suck bu cümlede nötrdür çünkü fiziksel bir hareketi anlatır. Cannot, mavi yüzgeçli orkinosların avlarını bu şekilde içeri alamadığını belirtir; avlarını yiyemedikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Emme kalıbını doğru edatla tamamlayın: The pump can suck water ____ the tank.
Cevabı göster
into
the way most other fishes do: eylemlerin nasıl yapıldığını karşılaştırma
The way + yan cümle, “... yaptığı biçimde” anlamına gelir ve bir eylemin nasıl yapıldığını karşılaştırır. Burada the way most other fishes do, diğer balıkların çoğunun daha önce belirtilen eylemi yapma biçimini gösterir. Bu kullanımda way, “yol” veya “güzergâh” anlamına gelmez. Do sözcüğü, daha önce geçen suck prey into their mouths eyleminin yerine kullanılan bir fiildir. Böylece tüm fiil grubu tekrar edilmez. Bu yapıda do, does veya did sözcüğünün hangi önceki eylemin yerine geçtiğini bulun.
Alıştırma
Hangi cümlede iki kişinin aynı eylemi nasıl yaptığını karşılaştırmak için the way ... did kullanılmıştır?
- Mia solved the puzzle because her teacher did.
- Mia solved the puzzle the way her teacher did.
- Mia solved the puzzle on the way to school.
Cevabı göster
Mia solved the puzzle the way her teacher did.
chase down: hedefi yakalayana kadar kovalamak
Chase down, hareket eden bir hedefi yakalayana, ona yetişene veya onu durdurana kadar kovalamaya devam etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede balıklar avlarını etkin biçimde takip edip yakalamak zorundadır. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; daha alçak bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bisikletlinin hırsızı kovaladıktan sonra ona yetişip onu durdurduğunu en açık biçimde anlatır?
- The cyclist chased the thief but could not catch him.
- The cyclist watched the thief ride away.
- The cyclist chased down the thief and stopped him.
Cevabı göster
The cyclist chased down the thief and stopped him.
with their mouths open: with + isim + sıfat
with + isim + sıfat kalıbı, ana eyleme eşlik eden bir durum ekler. Burada their mouths ad öbeği vücut bölümlerini belirtir; open ise bu bölümlerin durumunu anlatır: eylem gerçekleşirken ağızları açık kalır. open burada başka bir ana fiil değil, sıfattır. with öbeğinin tamamı, eylem sırasında öznenin veya öznenin bir bölümünün hangi konumda ya da durumda olduğunu anlatır.
Alıştırma
his mouth ve open ifadelerini kullanarak cümleyi with + isim + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The child stared at the magician ____.
Cevabı göster
with his mouth open
predators their size: aynı boyutu belirten kısa bir son niteleyici
their size sözcükleri predators sözcüğünden sonra gelir ve hangi yırtıcılardan söz edildiğini sınırlar. Bu kısa son niteleyici, “onlarla yaklaşık aynı boyutta olan yırtıcılar” anlamına gelir; their burada They ile belirtilen grubu gösterir. Karşılaştırmada tekrarlanan sözcükler de atılır: tam anlam, onların benzer boyuttaki çoğu yırtıcının yediğinden daha küçük avlar yediğidir. their size, prey sözcüğünü değil predators sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Cümleyi, notta kullanılan ve “bu minibüslerle aynı boyutta” anlamına gelen iki sözcüklü son niteleyiciyle tamamlayın: These vans carry more passengers than most vehicles ____.
Cevabı göster
their size
and smaller fish species like mackerel.
2:57kendi boyutlarındaki avcıların çoğundan daha küçük avlar yerler.
doesn't just make it a superior hunter, Anlatım akışı
3:03onu sadece üstün bir avcı yapmakla kalmaz,
temperature-regulating ability: bileşik bir niteleyici
Temperature-regulating, temperature isminden ve regulating adlı -ing biçiminden oluşan bileşik bir sıfattır. Bu iki sözcük birlikte sıcaklığı düzenleyebilen anlamına gelir ve ability sözcüğünün önünde onu niteler. The bluefin's temperature-regulating ability ifadesinde tüm isim öbeği öznedir. Regulating ayrı bir ana fiil değildir; kısa çizgi, temperature ve regulating sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi temperature ve regulating sözcüklerinden oluşan bileşik sıfatla tamamlayın: The new fabric has a ____ layer.
Cevabı göster
temperature-regulating
doesn't just ..., it ...: daha geniş bir sonuç eklemek
Doesn't just ... ilk sonucu doğru fakat eksik bir bilgi olarak sunar. Ardından gelen yan cümle, düşünceyi genişleten veya güçlendiren başka bir sonuç ekler; make it a superior hunter sonucunu geçersiz kılmaz. Burada make it a superior hunter ilk, gives it nearly unlimited range ise ikinci sonuçtur. Bu kalıp, bilgiyi bir faydadan daha geniş etkili ek bir faydaya taşıyarak düzenler.
Alıştırma
Zaman kazandırmanın tek fayda olmadığını göstermek için dersteki kısaltılmış iki sözcüklü yapıyı kullanın: This tool ____ save time; it also reduces errors.
Cevabı göster
doesn't just
nearly unlimited range: hayvanlar için çok geniş bir hareket alanı
Burada range, bir hayvanın hareket edebildiği veya bulunduğu coğrafi alan anlamına gelir. Cümle, balığın okyanusun son derece geniş bir bölümünde hareket edebildiğini anlatır; range burada sıradağ ya da atış poligonu anlamında değildir. nearly, unlimited ifadesini sınırlar. Hayvanın hareket özgürlüğünün çok büyük olduğunu vurgular ancak kelimenin tam anlamıyla hiçbir sınırı olmadığını söylemez. Range'in bu anlamı bir türün, sinyalin veya aracın ne kadar uzağa ya da geniş bir alana ulaşabildiğini de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede range, bir hayvanın yaşadığı veya hareket ettiği coğrafi alan anlamındadır?
- We saw a mountain range beyond the lake.
- She practiced at the shooting range after school.
- The bald eagle's range stretches from Alaska to northern Mexico.
Cevabı göster
The bald eagle's range stretches from Alaska to northern Mexico.
As soon as they're strong enough to swim against the current, Dilbilgisi
3:08Akıntıya karşı yüzecek kadar güçlendiklerinde,
As soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleşmesi
As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “olur olmaz” ya da “hemen olduğunda” anlamına gelir. Önce gerçekleşmesi gereken olayı veya koşulu belirtir; ana cümledeki eylem bunun hemen ardından gelir. Bu cümlede akıntıya karşı yüzecek kadar güçlenmek, ulaşılması gereken eşiktir. Ardından gelen ana cümle, balıkların bu eşiğe ulaştıktan sonra ne yaptığını anlatır. as soon as ifadesini as ve soon sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir sabit bağlayıcı olarak ele alın.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “olur olmaz” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the doors open, the audience will enter.
Cevabı göster
As soon as
strong enough to swim against the current: sıfat + enough + to + fiil
adjective + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir özelliğin bir eylemi gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada strong enough to swim, yüzmek için gereken güce sahip oldukları anlamına gelir; against the current ise suyun akış yönünün tersine hareket etmek demektir. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez. To-infinitive, mümkün hâle gelen eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi strong enough to ile tamamlayın: The rope is ____ pull the sled.
Cevabı göster
strong enough to
all over the Atlantic Ocean. Kalıp ifadeler
3:17Atlantik Okyanusu'nun her yerinde avlanarak geçirir.
spawning grounds: hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar
Spawning grounds, balıkların ve diğer hayvanların yumurta bıraktığı veya yumurtalarını suya saldığı yerlerdir. To spawn, özellikle suda yumurta üretmek veya bırakmak demektir. Bu cümlede their spawning grounds, hayvanların ürediği ılık suları belirtir. Burada grounds, yeryüzünün katı yüzeyi değil, belirli bir etkinlik için kullanılan alan anlamındadır. Bu alan okyanusta veya başka bir su kütlesinde olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede spawning grounds ne anlama geliyor?
- hayvanların yiyecek aradığı alanlar
- suyun altındaki katı zemin
- hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar
Cevabı göster
hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar
spend their lives hunting: hayatını avlanarak geçirmek
spend + iyelik belirleyicisi + life/lives + -ing kalıbı, yaşamın büyük bölümünü veya tamamını bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Burada spend para değil zaman harcamayı anlatır; hunting ise etkinliği belirtir. Çoğul they öznesiyle their lives kullanılır. life/lives sonrasındaki etkinlik -ing biçiminde gelir.
Alıştırma
Cümleyi spend one's life doing kalıbıyla geniş zamanda tamamlayın: These naturalists ____ studying rare birds.
Cevabı göster
spend their lives
all over the Atlantic Ocean: bölgenin her yerinde
Burada all over the Atlantic Ocean, Atlas Okyanusu’nun tamamına yayılan geniş alanda veya onun birçok farklı yerinde anlamına gelir. all over + yer kalıbı, bir eylemin ya da dağılımın coğrafi kapsamını gösterir. Altyazıda hunting sözcüğünü niteler: avlanma tek bir noktada değil, geniş bir alanda gerçekleşir.
Alıştırma
Cümleyi all over + yer kalıbıyla tamamlayın: Colorful murals can be seen ____ the city.
Cevabı göster
all over
Tunas from both the Gulf of Mexico and the Mediterranean Sea Dilbilgisi
3:19Hem Meksika Körfezi'nden hem de Akdeniz'den gelen orkinoslar,
from both ... and ...: iki kaynağı bağlamak
both A and B kalıbı, eşit konumdaki iki ögeyi birbirine bağlar ve ikisinin de kapsandığını belirtir. Burada A ve B, the Gulf of Mexico ile the Mediterranean Sea olduğundan ifade, ton balıklarının iki farklı kaynağını gösterir. from edatı both A and B yapısının tamamını etkiler: from both A and B. both sözcüğünü and ile birlikte kullanın ve A ile B'yi dil bilgisi açısından paralel biçimlerde kurun.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... kullanarak tamamlayın: The community center welcomes ____ children ____ adults.
Cevabı göster
both · and
frequent the same feeding grounds: fiil olarak frequent
Bu cümlede frequent, 'bir yere sık sık gitmek veya orayı sık sık ziyaret etmek' anlamına gelen bir fiildir. the same feeding grounds ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Feeding grounds, hayvanların düzenli olarak yiyecek bulup beslendiği alanlardır. Bu nedenle ifadenin bütünü, ton balıklarının beslenmek için aynı alanları tekrar tekrar kullandığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede frequent, 'bir yeri sık sık ziyaret etmek' anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- Owls frequent this valley in winter.
- Frequent storms close the road in winter.
- Storms are frequent in winter.
Cevabı göster
Owls frequent this valley in winter.
range from ... to ... and beyond: B'nin ötesine uzanan bir aralık
Burada range, “bir alana yayılmak veya dağılmış olmak” anlamında kullanılan bir fiildir. range from A to B kalıbı uzanımın iki kısmını belirtir; A ve B'nin her biri tek bir yer ya da bir yer grubu olabilir. and beyond eklenmesi, aralığın adı verilen son yerde bitmediğini gösterir. Aynı kalıp fiyatları, yaşları, seviyeleri ve başka aralık türlerini anlatabilir.
Alıştırma
range from A to B and beyond sabit kalıbını tamamlayın: Membership fees ____ ten dollars ____ one hundred dollars and beyond.
Cevabı göster
range from · to
they always return to their sea of origin. Kalıp ifadeler
3:34her zaman doğdukları denize dönerler.
when the time comes to reproduce: uygun üreme evresi geldiğinde
when the time comes to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmak için uygun, beklenen veya gerekli an geldiğinde” demektir. Buradaki comes, fiziksel hareketi değil, bir zamanın gelmesini anlatır. Bu cümlede reproduce, to'dan sonra gelen eylemdir ve bu kalıp yaklaşık on yaşında başlayan doğal bir yaşam evresini tanıtır. Aynı kalıp gelecekte planlanan bir adımı veya sonunda yapılması gerekecek bir şeyi de tanıtabilir.
Alıştırma
when the time comes to + fiil sabit kalıbını tamamlayın: When ____ share the news, we'll make the announcement.
Cevabı göster
the time comes to
return to their sea of origin: doğdukları denize geri dönmek
Bu cümlede return to “geri dönmek”, their sea of origin ise “ilk geldikleri veya doğdukları deniz” anlamındadır. İfade, özgün ya da eski olarak tanımlanan bir denizi değil, kaynak konumu belirtir. Of origin bir isimden sonra gelir ve bir kişinin ya da şeyin nerede başladığını veya nereden geldiğini gösterir. Country of origin ve place of origin aynı yapıyı kullanır.
Alıştırma
“Bir yolcunun geldiği ülke” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The form asks for each traveler's country ____.
Cevabı göster
of origin
release millions of eggs and sperm into the water. Kalıp ifadeler
3:40milyonlarca yumurta ve spermi suya bırakır.
release ... into the water: bir şeyi suya salmak
Release something into a place or environment, bir şeyi kaynağından çıkarıp başka bir yere veya ortama girmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede millions of eggs and sperm salınan nesnedir; into the water ise hedefi belirtir. Into, yeni bir yerin veya ortamın içine doğru hareketi vurgular. Yapı release + nesne + into + hedef şeklinde özetlenebilir.
Alıştırma
Cümleyi release fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: During the test, the valve ____ steam ____ the air.
Cevabı göster
released · into
They'll migrate back and forth between feeding and spawning grounds Kalıp ifadeler
3:43Beslenme ve yumurtlama alanları arasında
annually for the rest of their lives. Kalıp ifadeler
3:47hayatlarının geri kalanı boyunca her yıl gidip gelirler.
migrate back and forth between ...: iki yer arasında gidip gelerek göç etmek
migrate back and forth between A and B yapısı, iki yer arasında her iki yönde tekrarlanan göç yolculukları yapmak anlamına gelir. Back and forth gidip gelmeyi anlatır; “önce geri, sonra ileri” gibi bir sıra belirtmez. Bu cümlede feeding grounds hayvanların yiyecek bulduğu alanlar, spawning grounds ise üremek için toplandıkları alanlardır. İfadenin tamamı, bu iki yaşam alanını birbirine bağlayan düzenli bir göç döngüsünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “her iki yönde tekrar tekrar göç etmek” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Every spring and fall, these birds ____ the inland lake and the coast.
Cevabı göster
migrate back and forth between
annually for the rest of their lives: hayatlarının geri kalanında her yıl
Annually yılda bir kez veya kısaca her yıl anlamına gelir. Bir olayın ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir; olayın bütün yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez. For the rest of their lives bitiş noktasını belirler: o andan ölümlerine kadar. İki bölüm birlikte, olayın kalan yaşamları boyunca her yıl yeniden gerçekleşeceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “kalan ömrünün tamamında her yıl” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The rescued elephant will receive a health exam ____.
Cevabı göster
annually for the rest of her life
Atlantic bluefin can live for over 40 years, Kalıp ifadeler
3:49Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu 40 yıldan fazla yaşayabilir
can live for over 40 years: kırk yılı aşabilen bir yaşam süresi
Live for + bir süre, bir insanın veya hayvanın ne kadar süre yaşadığını ya da bazı bağlamlarda bir şeyin ne kadar süre varlığını sürdürdüğünü belirtir. Over 40 years ifadesindeki over, 40 yıldan fazla anlamındadır; bir şeyin üzerinde olmayı değil, sayısal bir miktarı anlatır. Can live, türün ulaşabileceği olası bir yaşam süresini belirtir. Her bireyin mutlaka o yaşa ulaşacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for ile başlayan ve sonraki sayıdan daha uzun bir süreyi belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some parrots can live ____ 80 years.
Cevabı göster
for over
growing all the while: aynı dönem boyunca devam etmek
All the while, daha önce söz edilen dönemin tamamı boyunca anlamına gelir. Growing all the while, büyümenin uzun yaşam süresi boyunca devam ettiğini, yani yaşama ve büyüme süreçlerinin aynı anda gerçekleştiğini belirtir. All the while burada kendi başına tamamlanmış bir zarf öbeğidir. While kendi yan cümlesini başlatmaz; growing ... aynı anda gerçekleşen bir eylem ekleyen -ing öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi all ile başlayan ve o sürenin tamamı boyunca anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia studied for two hours, listening to soft music ____.
Cevabı göster
all the while
tens of millions of times heavier than: ağırlık katını ifade etme
Miktar + times + karşılaştırmalı sıfat + than kalıbı, katlı bir karşılaştırma ifade eder. Bu cümlede tens of millions of times heavier than, ağırlık oranının olağanüstü büyük olduğunu anlatır. Burada times, “olay sayısı” veya “çağlar” değil, “bir kat sayısı kadar” anlamındadır. When they hatched, geçmişteki karşılaştırma noktasını verir. Tam karşılaştırma, örneklerin şimdiki ağırlığı ile yumurtadan çıktıkları zamanki ağırlıkları arasındadır; tekrarlanacak their weight ifadesi bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir.
Alıştırma
Hundreds of miktar ifadesini ve times + heavier than kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The adult animal is ____ the newborn.
Cevabı göster
hundreds of times heavier than
The same huge size that makes bluefin tuna indomitable in the ocean Notlar
4:00Mavi yüzgeçli orkinosu okyanusta yenilmez yapan aynı devasa boyut,
indomitable in the ocean: yenilmesi son derece zor
Indomitable, yenilmesi, kontrol altına alınması veya yıldırılması son derece zor ya da imkânsız demektir. Burada mavi yüzgeçli orkinosu, diğer deniz canlılarının kolay kolay alt edemeyeceği baskın bir güç olarak gösterir; yalnızca büyük anlamına gelmez. in the ocean ifadesi bu tanımı orkinosun doğal deniz ortamıyla sınırlar. Indomitable, strong sözcüğünden daha güçlü ve resmîdir; bilimsel anlatıma dramatik ve neredeyse edebî bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümlede indomitable doğal biçimde kullanılmıştır?
- The cup was indomitable because it was full.
- The pillow felt indomitable and soft.
- Even after three failures, the inventor's indomitable spirit kept her working.
Cevabı göster
Even after three failures, the inventor's indomitable spirit kept her working.
make ... vulnerable to ... in particular: belirli bir tehdidi öne çıkarmak
make + nesne + vulnerable to + tehdit kalıbı, bir şeyin bir insanı, hayvanı veya nesneyi zarar görmeye ya da saldırıya uğramaya daha açık hâle getirdiğini belirtir. Bu cümlede them nesnedir, vulnerable ortaya çıkan durumu açıklayan nesne tümlecidir ve to onlara zarar verebilecek yırtıcıyı tanıtır. Vulnerable, isteyerek açık olmak anlamına gelmez. one ... in particular, daha büyük bir grubun içindeki belirli bir üyeye odaklanır. Dinleyiciyi, özellikle önemli olan yırtıcının kimliğini öğrenmeye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Weak passwords have made small businesses ____ one threat ____: account theft.
Cevabı göster
vulnerable to · in particular
The same ... that ... has made ...: tek özellik, zıt etkiler
Ana cümle The same huge size has made them vulnerable şeklindedir. that makes bluefin tuna indomitable in the ocean ilgi cümleciği huge size ifadesini niteler ve bu boyutun ilk etkisini, yani okyanustaki gücü gösterir. The same, avantajın ve savunmasızlığın iki ayrı nedenden değil, tamamen aynı tek özellikten kaynaklandığını anlatır. Yeniden kullanılabilen The same X that causes one result causes another kalıbı, but sözcüğü olmadan bile bir özelliğin iki taraflı etkisini güçlü biçimde gösterir.
Alıştırma
Bir özelliğin iki etkisi olduğunu göstermek için cümleyi The same ... that ... ile tamamlayın: ____ lightweight design ____ helps the bicycle move quickly also makes it less stable in strong winds.
Cevabı göster
The same · that
one predator in particular, us: kimliği sonda açıklama
İfade önce one predator in particular diyerek genel bir tanım verir, ancak kimliğini hemen açıklamaz. Sondaki us, bu avcının kim olduğunu gösterir. Cevabı sona bırakmak gecikmeli bir açıklama etkisi yaratır ve us sözcüğünü en güçlü yeni bilgi hâline getirir. Burada us, insanları ifade eder. İnsanlara predator denmesi, insanların balıkçılık faaliyetini avcı-av ilişkisi içinde gösterir. Böylece açıklama hem güçlü bir etki hem de sorumluluk duygusu yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle önce genel bir tanım verip kişinin kimliğini sonda açıklar?
- One person told me who was responsible for the mistake.
- I was responsible for one particular mistake.
- There was one person responsible for the mistake: me.
Cevabı göster
There was one person responsible for the mistake: me.
Humans have a long history of fishing Atlantic bluefin. Kalıp ifadeler
4:09İnsanlar uzun bir Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu avlama geçmişine sahiptir.
have a long history of fishing: uzun süredir yerleşmiş bir faaliyet
Have a long history of + isim veya -ing biçimi, bir şeyin uzun süredir yapıldığını ya da var olduğunu anlatır. Burada of edatından sonra yalın fiil fish veya mastar değil, -ing biçimindeki fishing gelir. Bu cümlede fishing Atlantic bluefin, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunu yakalamak anlamındadır. History, okul dersi olan tarihi değil, bu faaliyetin uzun geçmişini ifade eder.
Alıştırma
Have a long history of + -ing yapısını kullanın ve have fiilini özneye göre değiştirin: This coastal town ____ building wooden boats.
Cevabı göster
has a long history of
It's even stamped on ancient Greek coins. Kültür
4:13Eski Yunan paralarının üzerine bile basılmıştır.
Tarihsel kanıt olarak stamped on ancient Greek coins
Buradaki it, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunu ifade eder. stamped on ancient Greek coins, balığın görüntüsünün sikkelerin yüzeyine basıldığı veya kazındığı anlamına gelir; stamped, üzerlerine posta pulu yapıştırıldığı anlamına gelmez. Sikke üzerindeki görüntü tarihsel bir kanıttır: Antik Yunan dünyasındaki insanların bu balığı bildiğini ve onu tasvir edecek kadar önemli gördüğünü gösterir. even, bu kanıtın özellikle eski veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Antik Yunan sikkeleriyle ilgili ayrıntı cümlede nasıl bir işlev görür?
- Modern sikkelerin nasıl üretildiğini açıklar.
- İnsanların bu balığı çok eski zamanlarda bildiğine ve değerli gördüğüne dair somut tarihsel kanıt sunar.
- İnsanların antik sikkeleri postalamak için bu balığı kullandığını söyler.
Cevabı göster
İnsanların bu balığı çok eski zamanlarda bildiğine ve değerli gördüğüne dair somut tarihsel kanıt sunar.
demand has skyrocketed Deyimler
4:17mavi yüzgeçli sashimi, suşi ve ton balığı bifteği için avlandığından
demand has skyrocketed: keskin bir yükseliş
demand has skyrocketed ifadesinde skyrocket mecaz anlamda kullanılır: Talep çok hızlı ve büyük ölçüde artmıştır. Gerçek bir roketten söz edilmez. Present perfect biçimi olan has skyrocketed, keskin yükselişi geçmişte gerçekleşmiş ancak şu anki durum açısından önemli bir değişiklik olarak sunar. Hem hızı hem de büyüklüğü vurguladığı için has increased ifadesinden çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Büyük ve hızlı bir yükseliş göstermek için cümleyi skyrocket fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Demand for electric bikes ____ over the past two years.
Cevabı göster
has skyrocketed
are hunted for ...: avlanma amacını for ile belirtmek
Be hunted for + isim, bir hayvanın belirtilen ürün ya da amaç için insanlar tarafından avlandığını anlatır. Hayvan edilgen yapının öznesidir; bu yüzden bluefin eyleme maruz kalır. sashimi, sushi ve tuna steaks ise avlanmayı teşvik eden yiyecek amaçlarını belirtir. Burada for avcıyı değil amacı tanıtır. Eylemi yapan kişi ya da grubu belirtmek için by kullanılır.
Alıştırma
Geniş zamandaki edilgen be hunted for + amaç yapısını tamamlayın: Some animals ____ their fur.
Cevabı göster
are hunted for
An individual fish can sell for $10,000 or more. Kalıp ifadeler
4:24Tek bir balık 10.000 dolara veya daha fazlasına satılabilir.
can sell for $10,000 or more: satış fiyatını belirtmek
Something sells for + miktar, bir şeyin o fiyata satıldığı anlamına gelir. Ürün dil bilgisel öznedir ama satıcı değildir: an individual fish, alıcıların para ödediği üründür. can bu fiyata ulaşmanın mümkün olduğunu, or more ise olası fiyatın en az 10.000 dolar olduğunu gösterir.
Alıştırma
Etken ürün + sell for + fiyat yapısını tamamlayın: At auction, this antique vase may ____ $5,000.
Cevabı göster
sell for
Promoting overfishing and illegal fishing. Anlatım akışı
4:28Bu durum aşırı avlanmayı ve yasa dışı balıkçılığı teşvik ediyor.
Sonuç bildiren bir -ing parçası olarak Promoting ...
Promoting overfishing and illegal fishing, hemen önce belirtilen nedenin sonucunu ekleyen bir -ing yapısıdır. Burada daha önce sözü edilen yüksek talep ve fiyatlar, aşırı ve yasa dışı balıkçılığın artmasına yol açmaktadır. Neden bu altyazı satırının dışında verildiği için bu satır, tek başına kullanılabilen tam bir cümle değil, bir cümle parçasıdır. Burada promote, bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine yardımcı olmak anlamındadır; bu nedenle zararlı bir sonucu da anlatabilir. Kısa bir -ing sonuç yapısı, neden-sonuç bağını özlü hâle getirir ve sonuca daha fazla vurgu yapar.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk cümleciğin sonucunu eklemek için bir -ing yapısı kullanıyor?
- Because several delays occurred, the road was covered in ice.
- The road was covered in ice, causing several delays.
- The icy road caused several buses to arrive late.
Cevabı göster
The road was covered in ice, causing several delays.
But if recent conservation efforts are redoubled Notlar
4:32Fakat son yıllardaki koruma çabaları iki katına çıkarılır
conservation efforts are redoubled: eylemi büyük ölçüde güçlendirmek
Bu cümlede conservation efforts are redoubled, türü korumak için zaten yürütülen çalışmaların büyük ölçüde güçlendirilmesi anlamına gelir. Redouble efforts genellikle çok daha fazla enerji, dikkat veya kaynak ayırmayı ifade eder; ölçülebilir bir miktarın tam iki katına çıkması gerekmez. Edilgen efforts are redoubled yapısı, çalışmaları güçlendiren kişi veya kuruluşlar yerine güçlendirilen koruma çalışmalarına odaklanır. Yaygın bir etken kalıp redouble our efforts şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi redouble + iyelik sözcüğü + efforts kullanarak tamamlayın: After the first plan failed, we must ____ to protect the wetlands.
Cevabı göster
redouble our efforts
quotas are better enforced: sınırların uygulanmasını sağlamak
Quotas, resmî olarak belirlenmiş sınırlar veya paylardır. Burada ne kadar avlanabileceğine ilişkin üst sınırları anlatır. Enforce quotas, insanların bu sınırlara uymasını sağlamak için denetim ve ceza gibi somut önlemler almak demektir. Edilgen quotas are better enforced yapısında eylem kotalara uygulanır ve kotaları uygulayan kişi ya da kurum belirtilmez. Better, enforced sözcüğünü niteler: kurallara uyulması eskisine göre daha etkili biçimde sağlanmaktadır; kotaların kendisi mutlaka daha katı değildir.
Alıştırma
“The catch quotas are better enforced” ne anlama gelir?
- İzin verilen avlanma miktarları kendiliğinden arttı.
- Kotalar, yetkililerin daha fazla balık tutmasını sağlıyor.
- Yetkililer, insanların avlanma sınırlarına uymasını daha etkili biçimde sağlıyor.
Cevabı göster
Yetkililer, insanların avlanma sınırlarına uymasını daha etkili biçimde sağlıyor.
if ... are redoubled and ... are better enforced: can ile mümkün bir sonuç
if cümleciği, öngörülen sonuç için iki koşul belirler: koruma çabaları artırılır ve kotalar daha iyi uygulanır. İki bölümde are redoubled ve are better enforced şeklindeki paralel geniş zaman edilgen yapıları kullanılır. Böylece odak, önlemleri uygulayan kişilerde değil önlemlerin kendisinde kalır. Burada redoubled, büyük ölçüde artırılmış veya daha fazla çabayla yeniden güçlendirilmiş anlamındadır; miktarın mutlaka tam olarak iki katına çıkarılması demek değildir. Ana cümlecik bluefin populations can begin to recover der. Can, bu koşullar altında toparlanmanın mümkün olduğunu; begin to recover ise yalnızca iyileşmenin başlangıcını belirtir. Toparlanmanın zaten gerçekleştiğini, garanti olduğunu veya tamamlanacağını söylemez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiillerin geniş zaman edilgen biçimlerini kullanarak geleceğe yönelik bu gerçekçi politika koşulunu tamamlayın: If inspections ____ and the rules ____, accidents can begin to decline. (increase; better enforce)
Cevabı göster
are increased · are better enforced
So, what happens when the oceans are overfished? Notlar
4:41Peki, okyanuslarda aşırı avlanma olduğunda ne olur?
So, what happens when ...? ile daha geniş bir soruya geçmek
Baştaki So, bu soruyu hemen önce ele alınan belirli örneğe bağlar. Burada, tek bir cümlede basit bir neden-sonuç ilişkisi kuran so’dan çok, “bu bilgiye dayanarak şimdi sıradaki noktayı düşünelim” anlamına gelir. what happens when ... kalıbı, önceki örneği sonuçlarla ilgili daha geniş bir soruya dönüştürür. Açıklayıcı bir videoda konuşmacı bu soruyu daha sonra yanıtlamayı zaten planlıyor olabilir; soruyu sormak bilgiyi düzenler, sonraki bölümü haber verir ve izleyicinin dikkatini korur.
Alıştırma
Bu tam sorunun bir bilim videosundaki temel görevi nedir?
- Konuşmacının önceki konuyu unuttuğunu gösterir.
- Son yanıtı verir ve konuyu kapatır.
- Önceki bir örneği, sonraki bölümde ele alınacak daha geniş bir soruya bağlar.
Cevabı göster
Önceki bir örneği, sonraki bölümde ele alınacak daha geniş bir soruya bağlar.
oceans are overfished: aşırı avlanmanın yol açtığı bir durum
oceans are overfished ifadesinde overfished, balıkların bu sulardan sürdürülemez bir hızda veya miktarda yakalandığını ve bu nedenle balık nüfuslarının yeterince toparlanamadığını belirtir. Sözcük, aşırı balıkçılığın verdiği zararı anlatır; okyanusta çok fazla balık olduğu anlamına gelmez. Are overfished, be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada okyanuslar eylemden etkilenen taraf olarak sunulur ve ortaya çıkan durumları anlatılır. Yer bildiren oceans sözcüğü, içindeki avlanma alanlarını ve balık kaynaklarını temsil eder.
Alıştırma
Suların ortaya çıkan durumunu anlatan, overfish sözcüğünün iki kelimelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: Fish populations may collapse when coastal waters ____.
Cevabı göster
are overfished
Can ... ever recover?: Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sormak
Bu soruda ever, “herhangi bir zamanda, bir gün” anlamına gelir. can ile birlikte kullanıldığında toparlanmayla ilgili tarafsız bir soruyu “Toparlanmak gerçekten mümkün mü?” şeklinde daha güçlü bir soruya dönüştürür. Geçmişteki tek bir olayı anlatmaz. Marine life, denizde yaşayan canlıların genelini ifade eder. Can ... ever recover? kapanış sorusu olarak kullanıldığında belirsizliği vurgular ve merak uyandırır. İzleyiciyi şu bilgilere yönlendirir: Toparlanma mümkün mü ve bunun için hangi koşullar gerekir?
Alıştırma
Can a badly damaged reef ever recover? sorusuna ever nasıl bir anlam katar?
- Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sorar.
- Resifin geçmişte bir kez toparlanıp toparlanmadığını sorar.
- Resifin her yıl kaç kez toparlandığını sorar.
Cevabı göster
Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sorar.
Find out more about the dangers of overfishing Kalıp ifadeler
4:46Bu videoyla aşırı avlanmanın tehlikeleri
Find out more about: İzleyiciyi daha fazla bilgi edinmeye davet etmek
Find out more about + konu, “o konu hakkında ek bilgi edinmek” anlamına gelir. Buradaki find out, bir nesneyi fiziksel olarak bulmayı değil, bilgi öğrenmeyi veya keşfetmeyi anlatır. Bu, öznesi you olan ancak öznenin söylenmediği bir emir cümlesidir. Medya içeriğinin sonunda harekete geçirici bir çağrı olarak kullanılır ve izleyiciyi başka bir videoya, makaleye, internet sitesine veya kaynağa yönlendirir. About, araştırılacak konuyu tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle okuyucuları bir program hakkında daha fazla bilgi edinmeye doğal biçimde davet eder?
- Visit our website to find out more about the program.
- Visit our website to find more objects about the program.
- Visit our website to find out the program more.
Cevabı göster
Visit our website to find out more about the program.
and what we can do to stop it with this video. Dilbilgisi
4:50ve bunu durdurmak için neler yapabileceğimiz hakkında daha fazla bilgi edinin.
what we can do to stop it: gömülü soru söz dizimi
what we can do to stop it, cümle içine gömülü bir soru yan cümlesidir: dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine, sorunu çözmek için mümkün olan eylemleri belirtir. Tam cümlede bu yan cümlenin tamamı videoda ele alınan konulardan biridir ve it, aşırı avlanmaya gönderme yapar. Soru daha büyük bir yapının içine gömüldüğü için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: what + we + can + do. Doğrudan soruda can ve we yer değiştirir: What can we do to stop it? to stop it, olası eylemlerin amacını belirtir.
Alıştırma
Her sözcüğü bir kez kullanarak doğru gömülü soru dizilişine koyun: what / can / we / do. Cümleyi tamamlayın: The guide explains ____ to reduce plastic waste.
Cevabı göster
what we can do