Denizlerin en dayanıklı balığı mavi yüzgeçli orkinosla tanışın - Grantly Galland ve Raiana McKinney: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
679 kelime 149 kel/dk

Video açıklaması: Video, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunun ısı düzenleme, verimli oksijen alımı ve akıcı vücut yapısı sayesinde Atlas Okyanusu boyunca nasıl avlandığını anlatıyor. Ardından büyük boyutu ve ticari değerinin onu aşırı avlanmaya nasıl açık hâle getirdiğini ve koruma çalışmalarının neden güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's as big as a polar bear, swallows its prey whole, and swims at 40 miles an hour? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Birbirine paralel ipuçlarının, konu açıklanmadan önce merak uyandıran bilmece tarzı bir giriş oluşturmasını öğrenin. Bu tekniği, sonucu doğrudan söylemeden bilimsel bir açıklamaya veya sunuma etkili biçimde başlamak için kullanabilirsiniz. 2. The faster it swims, the more water passes over its gills and the more oxygen it can absorb from that water. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the + comparative, the + comparative yapısını anlayıp bir değişkendeki değişimin bir veya daha fazla bağlantılı sonuç doğurduğunu anlatmak için kullanın. Bu yapı hem bilimsel mekanizmaları hem de günlük neden-sonuç ilişkilerini açıklarken işe yarar. 3. conservation efforts are redoubled — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: redouble fiilinin bir çabayı yoğunlaştırmak veya yeniden artırmak anlamına gelen resmî bir sözcük olduğunu fark edin; koruma ve kamu politikası bağlamında hükümetlerin, kuruluşların ya da toplulukların daha güçlü adımlarını anlatırken doğal biçimde kullanın.

Bu derste

What's as big as a polar bear, swallows its prey whole, Notlar

0:06

Bir kutup ayısı kadar büyük, avını tek lokmada yutan

Dilbilgisi

as big as a polar bear: as + sıfat + as kalıbı

as + sıfat + as kalıbı, iki şeyi belirli bir ölçekte eşit derecede gösterir. Günlük betimlemelerde bu eşitlik yaklaşık olabilir. Burada as big as a polar bear, kutup ayısını boyut için referans alır ve dinleyicinin bilinmeyen hayvanın ne kadar büyük olduğunu gözünde canlandırmasına yardımcı olur. İki as de kalıbın parçasıdır: ilki big sözcüğünden önce gelir, ikincisi ise karşılaştırılan hedefi, yani a polar bear ifadesini tanıtır.

Alıştırma

Hedef kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: The package is ____ heavy ____ the suitcase.

Cevabı göster

as · as

Kalıp ifadeler

swallow its prey whole: avını bütün olarak yutmak

Swallow its prey whole, avı önce çiğnemeden veya küçük parçalara ayırmadan tek parça hâlinde yutmak demektir. Prey başka bir hayvan tarafından avlanan hayvandır; bu nedenle burada swallow, genel anlamlı eat fiilinden daha kesindir. Whole, its prey nesnesinden sonra gelir ve yutma eyleminin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Avın sağlıklı olduğu anlamına gelmez; avın tamamının tek parça hâlinde yutulduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi kesmeden veya parçalara ayırıp çiğnemeden anlamını veren sözcükle tamamlayın: The heron swallowed the fish ____.

Cevabı göster

whole

and swims at 40 miles an hour? Kalıp ifadeler

0:10

ve saatte 40 mil (64 km) hızla yüzen şey nedir?

Anlatım akışı

What's ...? + bilmece açılışı için paralel ipuçları

Bu, sıradan bir bilgi sorusu değil, bilmece tarzında bir açılıştır. Konuşmacı hayvanın adını gizler ve dinleyicinin tahmin etmeye başlaması için boyut, beslenme biçimi ve hızla ilgili üç ipucu verir. Soru tek bir bilinmeyen özneyi merkezde tutar: kutup ayısı kadar büyüktür, avını bütün olarak yutar ve hızlı yüzer. İpuçları eş görevli bir liste oluşturur ve and son öğeyi belirtir. Kanıtların önce, açıklamanın sonra geldiği bu sıra merak yaratır ve dinleyicinin ilgisini çeker.

Alıştırma

Bu açılış sorusunun temel amacı nedir?

  1. Dinleyiciden bir hayvanın kesin ölçülerini ister.
  2. Yanıtın adını söylemeden önce ipuçlarını sıralayarak merak yaratır.
  3. Önce yanıtı verir, sonra neden doğru olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Yanıtın adını söylemeden önce ipuçlarını sıralayarak merak yaratır.

Kalıp ifadeler

at 40 miles an hour: belirli bir hızı ifade etmek

At 40 miles an hour belirli bir hızı ifade eder. at + sayı + miles an hour yapısında at, bir şeyin hareket ettiği hızı belirtir. Bu ölçümde an hour, her saat için anlamına gelir. Yüzmenin bir saat sürdüğünü söylemez. Yazıda miles an hour yerine miles per hour veya mph de yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Belirli bir hızı tanıtan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The car was traveling ____ sixty miles an hour.

Cevabı göster

at

It's not a shark or a killer whale.

0:14

Bu bir köpek balığı veya katil balina değil.

It's the Atlantic bluefin tuna, the largest and longest-lived of the 15 tuna species. Dilbilgisi

0:16

15 ton balığı türünün en büyüğü ve en uzun yaşayanı olan Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu.

Dilbilgisi

the largest and longest-lived of ...: yan yana kullanılan üstünlük sıfatları

the largest and longest-lived, aynı hayvanı anlatan iki üstünlük sıfatını yan yana bağlar: hayvan hem büyüklükte hem de yaşam süresinde ilk sıradadır. of the 15 tuna species karşılaştırma grubunu belirtir. 15 sayısı tek tek balıkları değil, türleri sayar. Kalıp the + üstünlük sıfatı veya sıfatları + of + belirli bir gruptur.

Alıştırma

Hangi cümle bir üyeyi belirli bir grupla karşılaştırmak için iki üstünlük sıfatını doğru kullanır?

  1. Maya is the youngest and fastest from the five runners.
  2. Maya is the youngest and fastest of the five runners.
  3. Maya is the younger and faster of the five runners.
Cevabı göster

Maya is the youngest and fastest of the five runners.

The Atlantic bluefin has a unique set of adaptations that make it one of the most dominant predators in the ocean. Notlar

0:23

Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu, onu okyanustaki en baskın avcılardan biri yapan benzersiz bir dizi adaptasyona sahiptir.

Kelime

a unique set of adaptations: benzersiz bir biyolojik uyum özellikleri bütünü

Biyolojide adaptations; vücut yapıları, iç süreçler veya davranışlar gibi bir canlının çevresinde hayatta kalmasına ve üremesine yardımcı olan kalıtsal özelliklerdir. Buradaki a set, tek bir yeteneği değil, birbiriyle bağlantılı birkaç özelliğin birlikte çalışmasını anlatır. unique, bu özelliklerin birleşiminin ayırt edici olduğunu belirtir. Hayvanlarla ilgili bu bağlamda adaptations, önceki bir hikâyeden yapılmış filmler veya başka uyarlama eserler anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede adaptation, bir canlının hayatta kalmasına yardımcı olan biyolojik bir özellik anlamındadır?

  1. Thick fur is an adaptation that helps polar bears stay warm.
  2. The movie is an adaptation of a popular novel.
  3. We made an adaptation to the classroom schedule.
Cevabı göster

Thick fur is an adaptation that helps polar bears stay warm.

Dilbilgisi

make it one of the most dominant predators: make + nesne + tümleç

make + nesne + tümleç yapısında make, “üretmek” değil, “birini veya bir şeyi … hâline getirmek” anlamına gelir. Burada it nesnedir ve Atlantik mavi yüzgeçli orkinosuna gönderme yapar. One of the most dominant predators ise balığın uyumları sonucunda kazandığı kimliği veya konumu belirten tümleçtir. Bu yapı bir nedeni sonucuna bağlar: X makes Y + isim veya sıfat tümleci. Tümleç X’i değil, Y’yi tanımlar.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için make + nesne + isim tümleci yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Years of practice made one of the strongest swimmers on the team Lena.
  2. Years of practice made Lena one of the strongest swimmers on the team.
  3. Years of practice made Lena became one of the strongest swimmers on the team.
Cevabı göster

Years of practice made Lena one of the strongest swimmers on the team.

It starts as a tiny hatchling in the Gulf of Mexico or the Mediterranean Sea, Notlar

0:30

Hayata Meksika Körfezi'nde veya Akdeniz'de,

Kalıp ifadeler

starts as a tiny hatchling: start as + başlangıçtaki kimlik veya durum

Start as + isim öbeği, bir kişinin, hayvanın, kuruluşun veya projenin başlangıçta ne olduğunu anlatır. starts as a tiny hatchling ifadesinde a tiny hatchling, orkinosun ilk yaşam evresidir; hatchling yumurtadan yeni çıkmış yavru bir hayvandır. Burada as bir neden değil, başlangıçtaki kimliği veya durumu belirtir. Start as çoğu zaman öznenin daha sonra büyüdüğünü veya başka bir şeye dönüştüğünü ima eder.

Alıştırma

Cümleyi start as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ a private collection and later became a public institution.

Cevabı göster

started as

Kültür

Yumurtlama alanları olarak Meksika Körfezi ve Akdeniz

Meksika Körfezi ve Akdeniz, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunun iki önemli yumurtlama bölgesidir. Bu yaşam döngüsü anlatımında bu yerler, yumurtadan yeni çıkan bir yavrunun hayata nerede başladığını gösterir; sıradan seyahat noktaları değildir. or sözcüğü iki seçenek sunar: her yavru yaşamına iki bölgeden birinde başlar, ikisinde birden değil. Bu bilgi, daha sonra göç ve balığın köken deniziyle ilgili ifadeleri anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede Meksika Körfezi ve Akdeniz nasıl bir rol oynuyor?

  1. Balık için iki önemli yumurtlama ve doğum bölgesidir.
  2. Bir balığın yolculuğunun kesin rotasını gösterir.
  3. Yavrunun büyüdükten sonra ziyaret ettiği iki yerdir.
Cevabı göster

Balık için iki önemli yumurtlama ve doğum bölgesidir.

no bigger than a human eyelash. Dilbilgisi

0:36

bir insan kirpiğinden daha büyük olmayan küçücük bir yavru olarak başlar.

Dilbilgisi

no bigger than ... ile üst boyut sınırı belirtmek

no bigger than + ad öbeği, boyut için bir üst sınır koyar: özne, karşılaştırılan nesneyle aynı büyüklükte veya ondan daha küçük olabilir, ancak daha büyük olamaz. Burada insan kirpiği ölçü olarak kullanılır ve yeni çıkmış yavrunun ne kadar küçük olduğu vurgulanır. Bu yapı, iki şeyin tam olarak aynı büyüklükte olduğunu söylemez. Bilinmeyen bir boyutu gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için genellikle tanıdık ve küçük bir nesneyle birlikte kullanılır.

Alıştırma

Kameranın boyutunun bir kibrit kutusunu aşmadığını göstermek için cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The camera is ____ a matchbox.

Cevabı göster

no bigger than

Within its first year of life, it develops something known as regional endothermy, Notlar

0:39

Yaşamının ilk yılında, bölgesel endotermi olarak bilinen,

Kalıp ifadeler

Within its first year of life: belirli bir süre içinde gerçekleşen olay

Within + bir zaman aralığı, bir olayın o süre bitmeden gerçekleştiğini anlatır. Buradaki “Within its first year of life”, bu özelliğin en geç hayvanın yaşamının ilk yılı sona ermeden geliştiğini belirtir. Bu ifade, gelişimin bir yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez ve o yıl içinde tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

“Belirtilen süre sona ermeden” anlamına gelen edatı yazın: Your package should arrive ____ three business days.

Cevabı göster

within

Kelime

something known as regional endothermy: teknik bir adı tanıtma

Something known as X, “X olarak adlandırılan bir şey” anlamına gelir. Burada known as, regional endothermy ifadesini bu özelliğin adı olarak tanıtır. Known, something sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: something [that is] known as X. Bilimsel açıklamalarda bu yapı önce bir şeyi genel olarak belirtir, ardından teknik adını verir. “Herkesin bildiği bir şey” anlamına gelmez.

Alıştırma

Sürecin adını tanıtan iki sözcüklü ifadeyi yazın: Plants use a process ____ photosynthesis.

Cevabı göster

known as

the ability to regulate its body temperature. Kelime

0:44

vücut ısısını düzenleme yeteneğini geliştirir.

Kelime

the ability to regulate its body temperature: vücut sıcaklığını düzenleme yeteneği

The ability to + fiilin yalın hâli yapısı, “bir şeyi yapabilme yeteneği” anlamına gelir. Buradaki yetenek regulate its body temperature, yani kendi vücut sıcaklığını düzenlemektir. Biyoloji veya sistem bağlamında regulate, değişen bir değeri uygun aralıkta tutmak için sürekli kontrol etmek demektir. Burada “kural koymak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede regulate, değişen bir değeri uygun aralıkta tutmak anlamında kullanılmıştır?

  1. A thermostat regulates the room temperature by turning the heater on and off.
  2. The city regulates street parking with new rules.
  3. The app reports the room temperature every minute.
Cevabı göster

A thermostat regulates the room temperature by turning the heater on and off.

An Atlantic bluefin gets oxygen from cold ocean water using its gills. Kalıp ifadeler

0:48

Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu, solungaçlarını kullanarak soğuk okyanus suyundan oksijen alır.

Kalıp ifadeler

gets oxygen from ... using ... ile kaynak ve yöntem belirtmek

Get A from B yapısında A elde edilen şeyi, B ise onun kaynağını gösterir. Burada oxygen balığın elde ettiği şey, cold ocean water ise kaynaktır. Using C, süreci mümkün kılan yöntemi, aracı veya vücut bölümünü ekler. Using its gills, balığın oksijeni nasıl aldığını açıklar; ayrı bir eylem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp get A from B using C şeklindedir.

Alıştırma

get A from B using C kalıbını tamamlayın: The device gets power ____ the wall outlet ____ a cable.

Cevabı göster

from · using

This process cools its blood.

0:53

Bu işlem kanını soğutur.

Then, heat the tuna generates swimming and hunting Dilbilgisi

0:55

Daha sonra, orkinosun yüzerken ve avlanırken ürettiği ısı

warms the blood.

0:59

kanı ısıtır.

Dilbilgisi

heat the tuna generates ... warms the blood: ana fiili bulma

Tam özne heat the tuna generates swimming and hunting bölümüdür; ana cümlenin yüklemi ise warms sözcüğüdür. Önce temel iskeleti bulun: heat warms the blood. heat sözcüğünden sonra nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür: heat (that) the tuna generates. swimming and hunting ifadesi, ton balığının ısı üretirken ne yaptığını belirtir; the tuna generates yapısının nesnesi değildir. Açık hâli Heat that the tuna generates while swimming and hunting warms the blood. şeklindedir.

Alıştırma

Hangisi aynı yapıya sahiptir: içinde nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüş uzun bir özne ve ardından gelen ana fiil?

  1. The collected energy powers the building.
  2. The panels collect energy and power the building.
  3. The energy the panels collect powers the building.
Cevabı göster

The energy the panels collect powers the building.

In most fishes,

1:00

Çoğu balıkta,

this heat would be lost back out into the ocean through the gills. Dilbilgisi

1:02

bu ısı solungaçlardan okyanusa geri salınarak kaybolur.

Dilbilgisi

would be lost back out: varsayımsal edilgen bir sonuç

Would be lost, would + be + geçmiş zaman ortacı lost yapısından oluşur. Isının kaybını, konuşulan olağan veya varsayımsal koşulda beklenen sonuç olarak sunar. Isı eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle yapı edilgendir. Buradaki lost, “dağılıp artık tutulmayan” anlamındadır, “yolunu bulamayan” anlamında değildir. Back out into the ocean, ısının çevredeki suya geri dönmesini; through the gills ise izlediği yolu gösterir. Bu tür bir cümle, istisna veya sonucu önleyen mekanizma açıklanmadan önce normalde ne olacağını belirtebilir.

Alıştırma

Şimdiki zamana yönelik varsayımsal durumdaki edilgen sonucu tamamlayın. would + be + lose fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Without insulation, most of the heat ____ through the roof.

Cevabı göster

would be lost

But in the Atlantic bluefin,

1:05

Ancak Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunda,

a mechanism called countercurrent exchange Kelime

1:07

ters akım değişimi adı verilen bir mekanizma

traps the heat. Kelime

1:10

ısıyı hapseder.

Kelime

a mechanism called countercurrent exchange: bilimsel bir mekanizmayı adlandırma

a mechanism called countercurrent exchange ifadesinde called countercurrent exchange, mechanism sözcüğünü niteleyen ve ona ad veren bir geçmiş zaman ortacı grubudur. a mechanism that is called countercurrent exchange biçiminde açılabilir; called ana fiil değildir. Countercurrent exchange burada ısı alışverişi mekanizmasının adıdır. Ana yüklem bu adın ardından gelir: traps the heat. İsim + called + ad kalıbı, bilimsel metinlerde bir terimi tanıtmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Bilimsel bir sürece ad vermek için isim + called + terim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Plants make sugar through a process calls photosynthesis.
  2. Plants make sugar through a process called is photosynthesis.
  3. Plants make sugar through a process called photosynthesis.
Cevabı göster

Plants make sugar through a process called photosynthesis.

Kelime

traps the heat: ısının kaçmasını önlemek

Burada traps, bir şeyi kaçamayacağı şekilde bir yerde tutmak anlamına gelir. Traps the heat, mekanizmanın ısıyı çevreye yayılmaya bırakmak yerine içeride tuttuğunu anlatır. Trap fiilinin enerji veya maddelerle bu şekilde kullanılması bilimsel anlatımlarda yaygındır. İngilizcede malzemeler trap heat, air, moisture veya gases şeklinde anlatılabilir. Bu cümlede bir hayvanı tuzağa düşürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede traps the heat ne anlama gelir?

  1. Isıyı avlar ve yakalar.
  2. Yoktan ısı üretir.
  3. Isının kaçmasını önleyerek onu içeride tutar.
Cevabı göster

Isının kaçmasını önleyerek onu içeride tutar.

Cold blood on its way to the large swimming muscles, Kalıp ifadeler

1:12

Büyük yüzme kaslarına doğru giden soğuk kan,

Kalıp ifadeler

on its way to ...: bir varış noktasına doğru hareket

On its way to + bir varış noktası, bir şeyin o noktaya doğru hareket etmekte olduğunu belirtir. Burada soğuk kanın büyük yüzme kaslarına doğru akışını anlatır; its, cold blood ifadesine gönderme yapar. Bu yapı insanlar, nesneler, maddeler veya ilerlemekte olan bir süreç için kullanılabilir. Bu kalıpta way, güzergâh ya da ilerleme anlamındadır; bir şeyin kendi yöntemini kullanması anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yedek parçanın şu anda tamir atölyesine doğru hareket ettiğini belirtir?

  1. The replacement part is on its way to our repair shop.
  2. The replacement part is on the way out of our repair shop.
  3. The replacement part is in the way at our repair shop.
Cevabı göster

The replacement part is on its way to our repair shop.

passes close to warm blood leaving those muscles Dilbilgisi

1:15

bu kaslardan çıkan sıcak kanın yakınından geçer;

Dilbilgisi

warm blood leaving those muscles: ismi niteleyen -ing yapısı

Leaving those muscles, warm blood ifadesinden sonra gelen bir -ing yan cümleciğidir. Warm blood ifadesini niteler ve kanı yaptığı eylemle tanımlar: kan bu kaslardan uzaklaşmaktadır. Leaving fiilinin anlamsal öznesi, daha önce geçen cold blood değil, warm blood ifadesidir. İngilizcede devam eden bir eylemi kısa bir betimlemeye sığdırmak için sık sık isim + -ing yan cümleciği kullanılır. Bu ifade warm blood that is leaving those muscles biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

“Air leaving the room passes through this vent,” cümlesinde odadan ayrılan nedir?

  1. Oda
  2. Bu havalandırma deliği
  3. Hava
Cevabı göster

Hava

in a specialized network of blood vessels Kelime

1:18

bu geçiş, 'rete mirabile' olarak bilinen

known as a rete mirabile.

1:20

özel bir kan damarı ağında gerçekleşir.

Kelime

a specialized network ... known as a rete mirabile: önce tanımlama, sonra adlandırma

A specialized network of blood vessels, yapının adını vermeden önce onu tarif eder: belirli bir göreve uyum sağlamış, birbirine bağlı kan damarları topluluğudur. Known as a rete mirabile, network sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Which is known as a rete mirabile ile aynı anlama gelir ve genel açıklamadan sonra teknik adı verir. Rete mirabile, ısı alışverişi yapan bu damar ağının tam anatomi terimidir; mirabile burada sıradan bir İngilizce sıfat olarak kullanılmaz.

Alıştırma

'Teknik adıyla anılmak' anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The skin has an outer layer ____ the epidermis.

Cevabı göster

known as

Here, the heat jumps to the cold blood Deyimler

1:23

Burada, ısı soğuk kana geçer

and stays in the body.

1:25

ve vücutta kalır.

Deyimler

the heat jumps to the cold blood: ısı aktarımını anlatan jump benzetmesi

The heat jumps to the cold blood ifadesinde jumps, canlı ve gerçek anlamı dışında kullanılan bir fiildir. Isıyı sanki sıçrayabilirmiş gibi gösterir; ancak gerçek anlam, ısı enerjisinin daha sıcak kandan daha soğuk kana aktarılmasıdır. Popüler bilim anlatımları, görünmeyen süreçleri hayal etmeyi kolaylaştırmak için onlara sık sık tanıdık hareketler yükler. Jumps sözcüğü canlı bir hareket hissi verir; ısının ya da kanın gerçekten sıçradığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu popüler bilim cümlesinin doğru anlamını seçin: When the ice touches your hand, heat jumps from your skin into the ice.

  1. Isı enerjisi daha sıcak olan derinden daha soğuk olan buza geçer.
  2. Elin ve buz fiziksel olarak sıçrar.
  3. Buz, derinin içinde yeni ısı oluşturur.
Cevabı göster

Isı enerjisi daha sıcak olan derinden daha soğuk olan buza geçer.

This makes bluefin one of the few warm-blooded fishes, Notlar

1:27

Bu, mavi yüzgeçliyi nadir sıcakkanlı balıklardan biri yapar

Kelime

warm-blooded fishes: vücutta üretilen ısıyı koruyan balıklar

Warm-blooded, vücutta üretilen ısıyı kullanarak tüm vücudu veya önemli vücut bölgelerini çevreden daha sıcak tutan hayvanları anlatır. Bu cümlede warm-blooded fishes, bu sıcaklık kontrolü avantajına sahip balıklar demektir; yalnızca kanlarının dokununca sıcak gelmesi anlamına gelmez. Mavi yüzgeçli orkinos için bu, popüler bilimde kullanılan basitleştirilmiş bir tanımdır. Bu balıklar vücutlarının belirli bölgelerinde ısıyı korur; birçok memeli gibi vücudun her yerinde tek ve sabit bir sıcaklık tutmaz.

Alıştırma

Bir bilim yazısında warm-blooded ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Seals are warm-blooded mammals that produce body heat and can stay active in cold seas.
  2. The lizard became warm-blooded after sitting on a sunny rock.
  3. Warm-blooded means that an animal's blood always feels hot.
Cevabı göster

Seals are warm-blooded mammals that produce body heat and can stay active in cold seas.

a huge advantage in the marine environment. Kalıp ifadeler

1:31

ve bu da deniz ortamında büyük bir avantajdır.

Dilbilgisi

makes bluefin one of the few ...: make + nesne + sonuç

make + nesne + isim öbeği yapısında isim öbeği, bir şeyin yol açtığı sonucu veya durumu belirtir. Burada bluefin nesnedir; one of the few warm-blooded fishes ise sonuçta ortaya çıkan sınıftır. Isıyı koruyan mekanizma, mavi yüzgeçli orkinosu bu küçük gruba dahil eder. One of the few ifadesinden sonra sayılabilen çoğul bir isim gelir. Buradaki make, “üretmek” değil, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamındadır.

Alıştırma

Sonuç yapısını doğru tamamlayan ifadeyi seçin: Its sharp night vision makes the owl ___ able to hunt in near darkness.

  1. one of the few bird
  2. one of few a birds
  3. one of the few birds
Cevabı göster

one of the few birds

Kalıp ifadeler

an advantage in ...: yararın geçerli olduğu ortam

Burada a huge advantage, çok önemli bir yarar anlamına gelir. huge sıfatı advantage sözcüğünün derecesini güçlendirir; bir nesnenin fiziksel boyutunu anlatmaz. in the marine environment ifadesi, bu yararın önem taşıdığı ortamı belirler. Tekrar kullanılabilen an advantage in + ortam veya alan kalıbı, bir özelliğin, becerinin ya da stratejinin hangi bağlamda yararlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Avantajın geçerli olduğu alanı belirten edatı yazın: Quick reactions are a major advantage ____ competitive sports.

Cevabı göster

in

Cold-blooded animals whose body temperature depends entirely on the environment, Notlar

1:34

Vücut ısısı tamamen çevreye bağlı olan soğukkanlı hayvanlar,

Kalıp ifadeler

depends entirely on: tamamen bir koşula bağlı olma

Bu cümlede depends on, body temperature ile onu belirleyen koşul olan the environment arasında bağlantı kurar. Sabit yapı depend on + isim veya isim grubudur. entirely bu ilişkiyi güçlendirir. Çevreyi birçok etkenden yalnızca biri olarak değil, bütünüyle belirleyici etken olarak sunar.

Alıştırma

'Tamamen ... tarafından belirlenir' anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The picnic date ____ the weather.

Cevabı göster

depends entirely on

become sluggish in colder waters. Kelime

1:38

daha soğuk sularda uyuşuk hale gelirler.

Dilbilgisi

animals whose body temperature ...: sahiplik bildiren whose

whose body temperature depends entirely on the environment yan cümlesi Cold-blooded animals ifadesini niteler. Whose, sahiplik ilişkisini gösterir: body temperature çevreye değil, hayvanlara aittir. Ana mesajı bulmak için whose yan cümlesini geçici olarak çıkarın: Cold-blooded animals become sluggish in colder waters. Ardından hayvanları tanımlayan veya betimleyen bilgi olarak yan cümleyi geri ekleyin.

Alıştırma

İlgi cümlesini sahiplik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Animals ____ body temperature changes with the weather may become less active in winter.

Cevabı göster

whose

Kelime

become sluggish: yavaş ve düşük enerjili hâle gelmek

become + sıfat yapısı bir durum değişikliğini anlatır. Burada become sluggish, hayvanların daha soğuk suda daha yavaş hareket etmeye ve daha yavaş tepki vermeye başlaması anlamına gelir. sluggish yalnızca doğal olarak düşük bir hızı değil, azalan enerjiyi veya zayıf tepki verme durumunu da anlatır. Bu bağlamda tembel bir kişiliği değil, soğuğun fiziksel etkisini ifade eder.

Alıştırma

'The lizard becomes sluggish in the cold,' cümlesinde sluggish ne anlama gelir?

  1. Daha yavaş hareket eder ve tepki verir.
  2. Hiç hareket edemez.
  3. Herhangi bir iş yapmayı reddeder.
Cevabı göster

Daha yavaş hareket eder ve tepki verir.

But a bluefin's ability to keep warm Dilbilgisi

1:41

Ancak mavi yüzgeçlinin sıcak kalabilme yeteneği,

means it has sharper vision,

1:43

daha keskin bir görüşe sahip olması,

can better process information, Kalıp ifadeler

1:45

bilgiyi daha iyi işleyebilmesi

Kalıp ifadeler

can better process information: anlamı ve sözcük sırası

can better process information ifadesinde process, bilgiyi alma, düzenleme ve anlama anlamında kullanılan bir fiildir. Process information, öğrenme, biliş ve teknoloji bağlamlarında yaygın bir kelime birlikteliğidir. Kip belirten can sözcüğünden sonra process fiilinin yalın hâli kullanılır. Better burada zarf görevi görür ve gelişmiş bir yeteneği vurgulamak için process sözcüğünden önce gelir. Can process information better da doğaldır; özgün sıralama, açıklayıcı anlatımda kullanılan kısa ve öz bir seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi “bilgiyi alma, düzenleme ve anlama” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With enough rest, the brain can better ____.

Cevabı göster

process information

and can swim faster than its prey. Dilbilgisi

1:47

ve avından daha hızlı yüzebilmesi anlamına gelir.

Dilbilgisi

a bluefin's ability to keep warm means ...: bir yeteneği sonuçlarına bağlamak

a bluefin's ability to keep warm isim öbeği, means fiilinin öznesidir. İyelik biçimindeki isim, yeteneğin kime ait olduğunu; ability to + fiilin yalın hâli ise bu yeteneğin ne olduğunu belirtir. Burada means, bu yeteneğin sonuçlarını açıklar: daha keskin görüş, bilgiyi daha iyi işleme ve daha hızlı yüzme. “Bunun sonucunda … olur” veya “ardından gelen şeyi mümkün kılar” anlamındadır; “niyet eder” anlamına gelmez. means sonrasındaki yan cümlede birden fazla sonuç sıralanabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yeteneği sonucuna bağlamak için ability to ... means ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. The plant's ability to store water means it can survive dry weeks.
  2. The plant's ability to store water intends it can survive dry weeks.
  3. The plant's ability storing water means it can survive dry weeks.
Cevabı göster

The plant's ability to store water means it can survive dry weeks.

Dilbilgisi

can swim faster than its prey: yüzme hızını karşılaştırma

can + fiilin yalın hâli kalıbı yetenek bildirir; can swim, “yüzebilir” demektir. faster than, iki öznenin aynı eylemi yapma hızını karşılaştırır. Burada its prey karşılaştırma ölçütüdür; yani hayvanın yüzme hızı avınınkinden daha yüksektir. İngilizcede than sonrasında tekrarlanan sözcükler sık sık atılır. Tam düşünce faster than its prey can swim şeklindedir, ancak faster than its prey daha kısa ve doğaldır.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen ifadeyle hız karşılaştırmasını tamamlayın: In today's practice race, Mia can swim ____ Leo.

Cevabı göster

faster than

It thrives in cold, Kalıp ifadeler

1:50

Soğuk,

deep, subarctic water.

1:52

derin, yarı arktik sularda çoğalır.

Kalıp ifadeler

thrives in cold, deep, subarctic water: bir ortamda çok iyi gelişmek

thrive in, belirli koşullarda özellikle iyi büyümek, yaşamak veya performans göstermek anlamına gelir. Bu cümlede thrives in, hayvanın soğuk, derin ve yarı Arktik sulara iyi uyum sağladığını anlatır; yalnızca orada bulunduğunu söylemez. cold, deep ve subarctic sözcüklerinin üçü de water sözcüğünü niteler. Birlikte, hayvanın başarılı biçimde yaşadığı ortamı belirtirler.

Alıştırma

“Bu koşullarda özellikle iyi gelişir” anlamına gelen, yukarıda öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: This plant ____ warm, humid conditions.

Cevabı göster

thrives in

Thanks to their warm-bloodedness, Kalıp ifadeler

1:55

Sıcakkanlı olmaları,

their powerful muscles,

1:56

güçlü kasları

and their streamlined torpedo shape Deyimler

1:58

ve aerodinamik torpido şekilleri sayesinde

Deyimler

their streamlined torpedo shape: biçimi anlatan bir benzetme

their streamlined torpedo shape ifadesinde torpedo, vücudun dış hatlarını bir torpidonun şekline benzeterek tanımlar: uzun, pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bu biçim, suda az dirençle ilerlemeyi sağlar. Balığın bir silah olduğu söylenmiyor. Streamlined, pürüzsüz dış hatların direnci azalttığı işlevsel anlamını da ekler. Bilimsel açıklamalarda okuyucunun biçimi hızla gözünde canlandırabilmesi için shape sözcüğünün önüne sık sık tanıdık bir nesne getirilir.

Alıştırma

Bu açıklamada their streamlined torpedo shape ne anlama geliyor?

  1. Balık suda ilerlemek için bir silah kullanır.
  2. Balığın torpido gibi pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bir vücudu vardır; bu da suda verimli biçimde hareket etmesine yardımcı olur.
  3. Balık vücudunun içinde bir torpido taşır.
Cevabı göster

Balığın torpido gibi pürüzsüz ve uçlara doğru daralan bir vücudu vardır; bu da suda verimli biçimde hareket etmesine yardımcı olur.

with fins that fold into grooves to reduce drag, Dilbilgisi

2:00

sürtünmeyi azaltmak için oluklara katlanan yüzgeçleriyle,

Dilbilgisi

fold into grooves to reduce drag: to + fiil ile amaç belirtme

fold into grooves, yüzgeçlerin gövdedeki dar olukların içine katlanmasını anlatır. to reduce drag bir amaç mastarıdır ve yüzgeçlerin neden katlandığını açıklar. Burada drag, suyun ileri harekete karşı gösterdiği dirençtir. to ile kurulan mastar, daha sonra gerçekleşen ayrı bir olayı değil, tasarımın işlevini belirtir. Bu yapı bilimsel açıklamalarda yaygındır: bir yapı, belirli bir sonuca ulaşmak için bir şey yapar.

Alıştırma

Hangi tamamlama tasarımın amacını açıkça belirtir? The race car lowers its body ___.

  1. to reduce drag
  2. and drag is reduced
  3. after reducing drag
Cevabı göster

to reduce drag

bluefin tuna can reach speeds few other animals can match. Kalıp ifadeler

2:04

mavi yüzgeçli orkinoslar çok az hayvanın ulaşabileceği hızlara çıkabilirler.

Kalıp ifadeler

Thanks to their warm-bloodedness: yararlı bir nedeni sunmak

Thanks to + bir isim öbeği, “... nedeniyle” anlamına gelirken nedeni yararlı veya olumlu bir etken olarak sunar. Burada their warm-bloodedness, orkinosun hızını açıklayan fiziksel avantajlar listesini başlatır; thanks to herhangi birine teşekkür etme eylemi değildir. Nedenler listesi uzun olduğu için ardından gelen ana sonucu bulun: bluefin tuna can reach speeds few other animals can match. Bu yapı, bir veya daha fazla nedeni önce, sonucu ise daha sonra vermenizi sağlar.

Alıştırma

Nedeni yararlı bir etken olarak sunan iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the neighbor's flashlight, we found the lost key.

Cevabı göster

Thanks to

Kalıp ifadeler

reach speeds few other animals can match: çok az rakibin erişebildiği performans

reach speeds, belirli hız düzeylerine ulaşmak anlamına gelir. few other animals can match sözleri speeds sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; ilgi zamiri that, match fiilinin nesnesi olacağı için atılmıştır. Burada match, bir karşılaşmaya katılmak değil, aynı düzeye erişmek veya denk olmak anlamındadır. Few other animals, bunu yapabilen başka hayvanların çok az olduğunu belirtir ve hızın ne kadar sıra dışı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, çok az rakip dronun bu dronun hızına erişebildiği anlamına gelir?

  1. This drone can match the speed of a few competing drones.
  2. This drone can reach a few competing drones before the race ends.
  3. This drone can reach speeds few competing drones can match.
Cevabı göster

This drone can reach speeds few competing drones can match.

Their maximum speed of 40 miles per hour Kalıp ifadeler

2:08

Saatte 40 mil olan maksimum hızları,

Kalıp ifadeler

maximum speed of 40 miles per hour: maximum speed of + değer

Maximum speed, bir kişinin veya şeyin ulaşabileceği en yüksek hız anlamına gelir. Maximum speed of 40 miles per hour ifadesinde of, bu hızın değerini belirtir: 40 miles per hour. Bir performans özelliğini belirtmek için maximum speed of + hız değeri isim yapısını kullanın. Buradaki of, ölçüm ile değerini birbirine bağlar; sahiplik göstermez. Miles per hour genellikle mph olarak kısaltılır.

Alıştırma

Cümleyi maximum speed kullanarak tamamlayın: The drone has a ____ sixty miles per hour.

Cevabı göster

maximum speed of

is faster than that of a great white shark Dilbilgisi

2:11

büyük beyaz köpek balığından

or orca whale.

2:14

veya orka balinasından daha hızlıdır.

Dilbilgisi

faster than that of ...: maximum speed yerine kullanılan that

Faster than that of a great white shark or orca whale ifadesinde that, daha önce geçen tekil maximum speed isim öbeğinin yerini tutar. Bu bölüm, maximum speed ifadesini tekrarlamadan büyük beyaz köpek balığının veya orkanın azami hızından daha hızlı anlamını verir. Bu kullanım karşılaştırmayı paralel tutar: bir azami hız başka bir azami hızla karşılaştırılır. That, köpek balığının veya orkanın kendisini ifade etmez.

Alıştırma

Population sözcüğünü tekrarlamamak için bir yerine koyma ifadesi kullanın: The population of this city is larger than ____ the neighboring town.

Cevabı göster

that of

And even at their comfortable cruising speed, Kalıp ifadeler

2:15

Ve rahat bir seyir hızında bile

they can cross the Atlantic Kalıp ifadeler

2:18

Atlantik Okyanusu'nu

in a couple months.

2:20

birkaç ay içinde geçebilirler.

Kalıp ifadeler

even at their comfortable cruising speed: rahat seyir hızlarında bile

“Even at their comfortable cruising speed”, sonucun rahat seyir hızında hareket ederken de geçerli olduğunu belirten bir koşul kurar. Burada at bir yeri değil, hız koşulunu belirtir; even ise sonucun bu koşul altında şaşırtıcı olduğunu gösterir. Rahat seyir hızı, en yüksek hız değil, düzenli ve sürdürülebilir bir hızdır. Bu ifade, mümkün olan en yüksek hızda hareket etmeden de etkileyici sonucu elde edebildiklerini vurgular.

Alıştırma

Sıradan bir koşul altında şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktığını belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a relaxed pace, Mia finished before everyone else.

Cevabı göster

Even at

Kalıp ifadeler

cross the Atlantic in a couple months: Atlantik'i yaklaşık iki ayda geçmek

“Cross the Atlantic”, Atlantik Okyanusu'nun bir tarafından diğer tarafına gitmek anlamına gelir. Cross burada geçişli bir fiildir; bu nedenle geçilen bölge doğrudan fiilden sonra gelir: cross + the Atlantic. “In a couple months”, geçişi tamamlamak için gereken yaklaşık süreyi, yani yaklaşık iki ayı belirtir. Burada in tamamlanma süresini ölçer; geçişin birkaç ay sonra başlayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Geminin okyanusun bir tarafından diğer tarafına gitmek için üç haftaya ihtiyacı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The ship can cross the ocean in three weeks.
  2. The ship can cross across the ocean in three weeks.
  3. The ship can cross the ocean after three weeks.
Cevabı göster

The ship can cross the ocean in three weeks.

All this swimming

2:21

Tüm bu yüzme,

requires a great deal of oxygen, Kalıp ifadeler

2:22

büyük miktarda oksijen gerektirir,

Kalıp ifadeler

a great deal of oxygen: büyük miktarda oksijen

A great deal of, “büyük miktarda” anlamına gelir ve sayılamayan bir isimden önce kullanılır. Burada oxygen bir maddeyi adlandırır; bu nedenle a great deal of oxygen, büyük miktarda oksijen demektir. Bu yapıyı water, time ve effort gibi sayılamayan isimlerle kullanın. Bu anlamda oxygen kelimesini çoğul yapmayın ve ifadeyi many ile değiştirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi “büyük miktarda” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Restoring this painting requires ____ time.

Cevabı göster

a great deal of

but the bluefin is adapted for this as well. Kalıp ifadeler

2:25

ancak mavi yüzgeçli orkinos buna da adapte olmuştur.

Kalıp ifadeler

is adapted for this as well: bu gereksinime de uygun özelliklere sahip

Be adapted for, birinin veya bir şeyin bir amaca, etkinliğe ya da gereksinime uygun olmasını sağlayan özelliklere sahip olması demektir. Burada this, daha önce belirtilen büyük miktarda oksijen gereksinimine gönderme yapar: mavi yüzgeçli orkinosun vücudu bu gereksinimi karşılayan özelliklere sahiptir. Cümle, hızlı ve geçici bir değişimi değil, zaten var olan biyolojik bir uyumu anlatır. As well bunun da ilgili başka bir uyum olduğunu ekler.

Alıştırma

Cümleyi “uygun özelliklere sahiptir” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: This vehicle ____ travel over rough ground.

Cevabı göster

is adapted for

The faster it swims, Dilbilgisi

2:28

Ne kadar hızlı yüzerse,

the more water passes over its gills

2:30

solungaçlarından o kadar çok su geçer

and the more oxygen it can absorb from that water.

2:32

ve o sudan o kadar fazla oksijen emebilir.

Dilbilgisi

The faster..., the more... and the more...: bir değişim ve iki sonuç

the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: biri arttığında veya azaldığında diğeri de onunla birlikte değişir. Buradaki her the, bu bağlı karşılaştırma kalıbının sabit bir işaretidir; belirli bir şeyi gösteren sıradan tanımlık değildir. İlk değişim olan The faster it swims, iki sıralı sonuca bağlanır: the more water passes... ve the more oxygen it can absorb.... Bu kalıp, değişen tek bir etkenin birden fazla sonuçla bağlantısını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerin karşılaştırma biçimlerini kullanarak bağlı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The ____ the wind blows, the ____ the waves grow and the ____ the boat becomes. (hard, high, unstable)

Cevabı göster

harder · higher · more unstable

This need for a constant flow of water Kalıp ifadeler

2:36

Sürekli bir su akışına olan bu ihtiyaç,

means the tuna must always remain Kalıp ifadeler

2:38

orkinosun her zaman

on the move.

2:40

hareket halinde kalması gerektiği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

This need for a constant flow of water: isim olan need for + isim öbeği

This need for... ifadesinde need bir isimdir. a/the need for + isim öbeği kalıbı, gereken şeyi veya koşulu adlandırır. Burada for a constant flow of water gereken koşulu belirtir. This need for a constant flow of water isim öbeğinin tamamı means fiilinin öznesidir. Bu yapı, önce bir gereksinimi adlandırıp sonra onun sonucunu açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi isim kalıbı need for ile tamamlayın: The growing ____ reliable internet has led the town to build a new network.

Cevabı göster

need for

Kalıp ifadeler

must always remain on the move: her zaman hareket hâlinde kalmak zorunda olmak

Bu cümlede remain on the move, “hareket hâlinde kalmaya devam etmek” demektir. Remain aynı durumun sürmesini, on the move ise hareketsiz durmak yerine hareket etme hâlini anlatır. Must always sözleri bu hareketin sürekli bir gereklilik olduğunu gösterir: orkinos uzun süre duramaz. Burada on the move, yeni bir eve taşınmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “hareket etmeye devam etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: To reach water before dark, the herd must ____.

Cevabı göster

remain on the move

It also means bluefin cannot suck prey into their mouths Kalıp ifadeler

2:41

Bu aynı zamanda mavi yüzgeçlinin avını, diğer çoğu balığın yaptığı gibi,

the way most other fishes do. Dilbilgisi

2:45

ağzına ememeyeceği anlamına da gelir.

Kalıp ifadeler

cannot suck prey into their mouths: suck ... into ... kalıbı

suck + nesne + into + yer kalıbı, “bir şeyi emme gücüyle bir alanın içine çekmek” anlamına gelir. Burada prey çekilen nesnedir, their mouths ise nesnenin girdiği yerdir. Suck bu cümlede nötrdür çünkü fiziksel bir hareketi anlatır. Cannot, mavi yüzgeçli orkinosların avlarını bu şekilde içeri alamadığını belirtir; avlarını yiyemedikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Emme kalıbını doğru edatla tamamlayın: The pump can suck water ____ the tank.

Cevabı göster

into

Dilbilgisi

the way most other fishes do: eylemlerin nasıl yapıldığını karşılaştırma

The way + yan cümle, “... yaptığı biçimde” anlamına gelir ve bir eylemin nasıl yapıldığını karşılaştırır. Burada the way most other fishes do, diğer balıkların çoğunun daha önce belirtilen eylemi yapma biçimini gösterir. Bu kullanımda way, “yol” veya “güzergâh” anlamına gelmez. Do sözcüğü, daha önce geçen suck prey into their mouths eyleminin yerine kullanılan bir fiildir. Böylece tüm fiil grubu tekrar edilmez. Bu yapıda do, does veya did sözcüğünün hangi önceki eylemin yerine geçtiğini bulun.

Alıştırma

Hangi cümlede iki kişinin aynı eylemi nasıl yaptığını karşılaştırmak için the way ... did kullanılmıştır?

  1. Mia solved the puzzle because her teacher did.
  2. Mia solved the puzzle the way her teacher did.
  3. Mia solved the puzzle on the way to school.
Cevabı göster

Mia solved the puzzle the way her teacher did.

Instead, they must chase down their prey Öbek fiiller

2:47

Bunun yerine, ağızları açık bir şekilde

Öbek fiiller

chase down: hedefi yakalayana kadar kovalamak

Chase down, hareket eden bir hedefi yakalayana, ona yetişene veya onu durdurana kadar kovalamaya devam etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede balıklar avlarını etkin biçimde takip edip yakalamak zorundadır. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; daha alçak bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bisikletlinin hırsızı kovaladıktan sonra ona yetişip onu durdurduğunu en açık biçimde anlatır?

  1. The cyclist chased the thief but could not catch him.
  2. The cyclist watched the thief ride away.
  3. The cyclist chased down the thief and stopped him.
Cevabı göster

The cyclist chased down the thief and stopped him.

with their mouths open. Dilbilgisi

2:50

avlarının peşinden koşmaları gerekir.

Dilbilgisi

with their mouths open: with + isim + sıfat

with + isim + sıfat kalıbı, ana eyleme eşlik eden bir durum ekler. Burada their mouths ad öbeği vücut bölümlerini belirtir; open ise bu bölümlerin durumunu anlatır: eylem gerçekleşirken ağızları açık kalır. open burada başka bir ana fiil değil, sıfattır. with öbeğinin tamamı, eylem sırasında öznenin veya öznenin bir bölümünün hangi konumda ya da durumda olduğunu anlatır.

Alıştırma

his mouth ve open ifadelerini kullanarak cümleyi with + isim + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The child stared at the magician ____.

Cevabı göster

with his mouth open

They eat smaller prey than most predators their size, Dilbilgisi

2:52

Kalamar, kabuklular

Dilbilgisi

predators their size: aynı boyutu belirten kısa bir son niteleyici

their size sözcükleri predators sözcüğünden sonra gelir ve hangi yırtıcılardan söz edildiğini sınırlar. Bu kısa son niteleyici, “onlarla yaklaşık aynı boyutta olan yırtıcılar” anlamına gelir; their burada They ile belirtilen grubu gösterir. Karşılaştırmada tekrarlanan sözcükler de atılır: tam anlam, onların benzer boyuttaki çoğu yırtıcının yediğinden daha küçük avlar yediğidir. their size, prey sözcüğünü değil predators sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Cümleyi, notta kullanılan ve “bu minibüslerle aynı boyutta” anlamına gelen iki sözcüklü son niteleyiciyle tamamlayın: These vans carry more passengers than most vehicles ____.

Cevabı göster

their size

including squid, crustaceans,

2:55

ve uskumru gibi daha küçük balık türleri de dahil olmak üzere,

and smaller fish species like mackerel.

2:57

kendi boyutlarındaki avcıların çoğundan daha küçük avlar yerler.

The bluefin's temperature-regulating ability Kelime

3:00

Mavi yüzgeçlinin ısı düzenleme yeteneği,

doesn't just make it a superior hunter, Anlatım akışı

3:03

onu sadece üstün bir avcı yapmakla kalmaz,

it gives it nearly unlimited range. Kelime

3:05

ona neredeyse sınırsız bir menzil de sağlar.

Kelime

temperature-regulating ability: bileşik bir niteleyici

Temperature-regulating, temperature isminden ve regulating adlı -ing biçiminden oluşan bileşik bir sıfattır. Bu iki sözcük birlikte sıcaklığı düzenleyebilen anlamına gelir ve ability sözcüğünün önünde onu niteler. The bluefin's temperature-regulating ability ifadesinde tüm isim öbeği öznedir. Regulating ayrı bir ana fiil değildir; kısa çizgi, temperature ve regulating sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi temperature ve regulating sözcüklerinden oluşan bileşik sıfatla tamamlayın: The new fabric has a ____ layer.

Cevabı göster

temperature-regulating

Anlatım akışı

doesn't just ..., it ...: daha geniş bir sonuç eklemek

Doesn't just ... ilk sonucu doğru fakat eksik bir bilgi olarak sunar. Ardından gelen yan cümle, düşünceyi genişleten veya güçlendiren başka bir sonuç ekler; make it a superior hunter sonucunu geçersiz kılmaz. Burada make it a superior hunter ilk, gives it nearly unlimited range ise ikinci sonuçtur. Bu kalıp, bilgiyi bir faydadan daha geniş etkili ek bir faydaya taşıyarak düzenler.

Alıştırma

Zaman kazandırmanın tek fayda olmadığını göstermek için dersteki kısaltılmış iki sözcüklü yapıyı kullanın: This tool ____ save time; it also reduces errors.

Cevabı göster

doesn't just

Kelime

nearly unlimited range: hayvanlar için çok geniş bir hareket alanı

Burada range, bir hayvanın hareket edebildiği veya bulunduğu coğrafi alan anlamına gelir. Cümle, balığın okyanusun son derece geniş bir bölümünde hareket edebildiğini anlatır; range burada sıradağ ya da atış poligonu anlamında değildir. nearly, unlimited ifadesini sınırlar. Hayvanın hareket özgürlüğünün çok büyük olduğunu vurgular ancak kelimenin tam anlamıyla hiçbir sınırı olmadığını söylemez. Range'in bu anlamı bir türün, sinyalin veya aracın ne kadar uzağa ya da geniş bir alana ulaşabildiğini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede range, bir hayvanın yaşadığı veya hareket ettiği coğrafi alan anlamındadır?

  1. We saw a mountain range beyond the lake.
  2. She practiced at the shooting range after school.
  3. The bald eagle's range stretches from Alaska to northern Mexico.
Cevabı göster

The bald eagle's range stretches from Alaska to northern Mexico.

As soon as they're strong enough to swim against the current, Dilbilgisi

3:08

Akıntıya karşı yüzecek kadar güçlendiklerinde,

Dilbilgisi

As soon as: bir olayın hemen ardından başka bir olayın gerçekleşmesi

As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “olur olmaz” ya da “hemen olduğunda” anlamına gelir. Önce gerçekleşmesi gereken olayı veya koşulu belirtir; ana cümledeki eylem bunun hemen ardından gelir. Bu cümlede akıntıya karşı yüzecek kadar güçlenmek, ulaşılması gereken eşiktir. Ardından gelen ana cümle, balıkların bu eşiğe ulaştıktan sonra ne yaptığını anlatır. as soon as ifadesini as ve soon sözcüklerinin ayrı anlamları olarak değil, tek bir sabit bağlayıcı olarak ele alın.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “olur olmaz” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the doors open, the audience will enter.

Cevabı göster

As soon as

Dilbilgisi

strong enough to swim against the current: sıfat + enough + to + fiil

adjective + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir özelliğin bir eylemi gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada strong enough to swim, yüzmek için gereken güce sahip oldukları anlamına gelir; against the current ise suyun akış yönünün tersine hareket etmek demektir. Enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez. To-infinitive, mümkün hâle gelen eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi strong enough to ile tamamlayın: The rope is ____ pull the sled.

Cevabı göster

strong enough to

Atlantic bluefin

3:11

Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu

leave the warm waters of their spawning grounds Kelime

3:12

yumurtlama alanlarının sıcak sularını terk eder

and spend their lives hunting Kalıp ifadeler

3:15

ve tüm yaşamını

all over the Atlantic Ocean. Kalıp ifadeler

3:17

Atlantik Okyanusu'nun her yerinde avlanarak geçirir.

Kelime

spawning grounds: hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar

Spawning grounds, balıkların ve diğer hayvanların yumurta bıraktığı veya yumurtalarını suya saldığı yerlerdir. To spawn, özellikle suda yumurta üretmek veya bırakmak demektir. Bu cümlede their spawning grounds, hayvanların ürediği ılık suları belirtir. Burada grounds, yeryüzünün katı yüzeyi değil, belirli bir etkinlik için kullanılan alan anlamındadır. Bu alan okyanusta veya başka bir su kütlesinde olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede spawning grounds ne anlama geliyor?

  1. hayvanların yiyecek aradığı alanlar
  2. suyun altındaki katı zemin
  3. hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar
Cevabı göster

hayvanların yumurta bıraktığı veya saldığı alanlar

Kalıp ifadeler

spend their lives hunting: hayatını avlanarak geçirmek

spend + iyelik belirleyicisi + life/lives + -ing kalıbı, yaşamın büyük bölümünü veya tamamını bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Burada spend para değil zaman harcamayı anlatır; hunting ise etkinliği belirtir. Çoğul they öznesiyle their lives kullanılır. life/lives sonrasındaki etkinlik -ing biçiminde gelir.

Alıştırma

Cümleyi spend one's life doing kalıbıyla geniş zamanda tamamlayın: These naturalists ____ studying rare birds.

Cevabı göster

spend their lives

Kalıp ifadeler

all over the Atlantic Ocean: bölgenin her yerinde

Burada all over the Atlantic Ocean, Atlas Okyanusu’nun tamamına yayılan geniş alanda veya onun birçok farklı yerinde anlamına gelir. all over + yer kalıbı, bir eylemin ya da dağılımın coğrafi kapsamını gösterir. Altyazıda hunting sözcüğünü niteler: avlanma tek bir noktada değil, geniş bir alanda gerçekleşir.

Alıştırma

Cümleyi all over + yer kalıbıyla tamamlayın: Colorful murals can be seen ____ the city.

Cevabı göster

all over

Tunas from both the Gulf of Mexico and the Mediterranean Sea Dilbilgisi

3:19

Hem Meksika Körfezi'nden hem de Akdeniz'den gelen orkinoslar,

Dilbilgisi

from both ... and ...: iki kaynağı bağlamak

both A and B kalıbı, eşit konumdaki iki ögeyi birbirine bağlar ve ikisinin de kapsandığını belirtir. Burada A ve B, the Gulf of Mexico ile the Mediterranean Sea olduğundan ifade, ton balıklarının iki farklı kaynağını gösterir. from edatı both A and B yapısının tamamını etkiler: from both A and B. both sözcüğünü and ile birlikte kullanın ve A ile B'yi dil bilgisi açısından paralel biçimlerde kurun.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... kullanarak tamamlayın: The community center welcomes ____ children ____ adults.

Cevabı göster

both · and

frequent the same feeding grounds Kelime

3:23

aynı beslenme alanlarına sık sık uğrar

Kelime

frequent the same feeding grounds: fiil olarak frequent

Bu cümlede frequent, 'bir yere sık sık gitmek veya orayı sık sık ziyaret etmek' anlamına gelen bir fiildir. the same feeding grounds ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Feeding grounds, hayvanların düzenli olarak yiyecek bulup beslendiği alanlardır. Bu nedenle ifadenin bütünü, ton balıklarının beslenmek için aynı alanları tekrar tekrar kullandığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede frequent, 'bir yeri sık sık ziyaret etmek' anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Owls frequent this valley in winter.
  2. Frequent storms close the road in winter.
  3. Storms are frequent in winter.
Cevabı göster

Owls frequent this valley in winter.

and range from Brazil and Texas Dilbilgisi

3:25

ve Brezilya'dan Teksas'a,

to Iceland and Senegal and beyond.

3:28

İzlanda'ya, Senegal'e ve ötesine kadar uzanırlar.

Dilbilgisi

range from ... to ... and beyond: B'nin ötesine uzanan bir aralık

Burada range, “bir alana yayılmak veya dağılmış olmak” anlamında kullanılan bir fiildir. range from A to B kalıbı uzanımın iki kısmını belirtir; A ve B'nin her biri tek bir yer ya da bir yer grubu olabilir. and beyond eklenmesi, aralığın adı verilen son yerde bitmediğini gösterir. Aynı kalıp fiyatları, yaşları, seviyeleri ve başka aralık türlerini anlatabilir.

Alıştırma

range from A to B and beyond sabit kalıbını tamamlayın: Membership fees ____ ten dollars ____ one hundred dollars and beyond.

Cevabı göster

range from · to

But when the time comes to reproduce, Kalıp ifadeler

3:31

Ancak üreme zamanı geldiğinde,

around age 10,

3:33

yaklaşık 10 yaşlarında,

they always return to their sea of origin. Kalıp ifadeler

3:34

her zaman doğdukları denize dönerler.

Kalıp ifadeler

when the time comes to reproduce: uygun üreme evresi geldiğinde

when the time comes to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmak için uygun, beklenen veya gerekli an geldiğinde” demektir. Buradaki comes, fiziksel hareketi değil, bir zamanın gelmesini anlatır. Bu cümlede reproduce, to'dan sonra gelen eylemdir ve bu kalıp yaklaşık on yaşında başlayan doğal bir yaşam evresini tanıtır. Aynı kalıp gelecekte planlanan bir adımı veya sonunda yapılması gerekecek bir şeyi de tanıtabilir.

Alıştırma

when the time comes to + fiil sabit kalıbını tamamlayın: When ____ share the news, we'll make the announcement.

Cevabı göster

the time comes to

Kalıp ifadeler

return to their sea of origin: doğdukları denize geri dönmek

Bu cümlede return to “geri dönmek”, their sea of origin ise “ilk geldikleri veya doğdukları deniz” anlamındadır. İfade, özgün ya da eski olarak tanımlanan bir denizi değil, kaynak konumu belirtir. Of origin bir isimden sonra gelir ve bir kişinin ya da şeyin nerede başladığını veya nereden geldiğini gösterir. Country of origin ve place of origin aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

“Bir yolcunun geldiği ülke” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The form asks for each traveler's country ____.

Cevabı göster

of origin

Here, groups of males and females

3:37

Burada, erkek ve dişilerden oluşan gruplar,

release millions of eggs and sperm into the water. Kalıp ifadeler

3:40

milyonlarca yumurta ve spermi suya bırakır.

Kalıp ifadeler

release ... into the water: bir şeyi suya salmak

Release something into a place or environment, bir şeyi kaynağından çıkarıp başka bir yere veya ortama girmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede millions of eggs and sperm salınan nesnedir; into the water ise hedefi belirtir. Into, yeni bir yerin veya ortamın içine doğru hareketi vurgular. Yapı release + nesne + into + hedef şeklinde özetlenebilir.

Alıştırma

Cümleyi release fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: During the test, the valve ____ steam ____ the air.

Cevabı göster

released · into

They'll migrate back and forth between feeding and spawning grounds Kalıp ifadeler

3:43

Beslenme ve yumurtlama alanları arasında

annually for the rest of their lives. Kalıp ifadeler

3:47

hayatlarının geri kalanı boyunca her yıl gidip gelirler.

Kalıp ifadeler

migrate back and forth between ...: iki yer arasında gidip gelerek göç etmek

migrate back and forth between A and B yapısı, iki yer arasında her iki yönde tekrarlanan göç yolculukları yapmak anlamına gelir. Back and forth gidip gelmeyi anlatır; “önce geri, sonra ileri” gibi bir sıra belirtmez. Bu cümlede feeding grounds hayvanların yiyecek bulduğu alanlar, spawning grounds ise üremek için toplandıkları alanlardır. İfadenin tamamı, bu iki yaşam alanını birbirine bağlayan düzenli bir göç döngüsünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “her iki yönde tekrar tekrar göç etmek” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Every spring and fall, these birds ____ the inland lake and the coast.

Cevabı göster

migrate back and forth between

Kalıp ifadeler

annually for the rest of their lives: hayatlarının geri kalanında her yıl

Annually yılda bir kez veya kısaca her yıl anlamına gelir. Bir olayın ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir; olayın bütün yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez. For the rest of their lives bitiş noktasını belirler: o andan ölümlerine kadar. İki bölüm birlikte, olayın kalan yaşamları boyunca her yıl yeniden gerçekleşeceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “kalan ömrünün tamamında her yıl” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The rescued elephant will receive a health exam ____.

Cevabı göster

annually for the rest of her life

Atlantic bluefin can live for over 40 years, Kalıp ifadeler

3:49

Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu 40 yıldan fazla yaşayabilir

growing all the while. Kalıp ifadeler

3:53

ve bu süre boyunca sürekli büyür.

Kalıp ifadeler

can live for over 40 years: kırk yılı aşabilen bir yaşam süresi

Live for + bir süre, bir insanın veya hayvanın ne kadar süre yaşadığını ya da bazı bağlamlarda bir şeyin ne kadar süre varlığını sürdürdüğünü belirtir. Over 40 years ifadesindeki over, 40 yıldan fazla anlamındadır; bir şeyin üzerinde olmayı değil, sayısal bir miktarı anlatır. Can live, türün ulaşabileceği olası bir yaşam süresini belirtir. Her bireyin mutlaka o yaşa ulaşacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi for ile başlayan ve sonraki sayıdan daha uzun bir süreyi belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some parrots can live ____ 80 years.

Cevabı göster

for over

Kalıp ifadeler

growing all the while: aynı dönem boyunca devam etmek

All the while, daha önce söz edilen dönemin tamamı boyunca anlamına gelir. Growing all the while, büyümenin uzun yaşam süresi boyunca devam ettiğini, yani yaşama ve büyüme süreçlerinin aynı anda gerçekleştiğini belirtir. All the while burada kendi başına tamamlanmış bir zarf öbeğidir. While kendi yan cümlesini başlatmaz; growing ... aynı anda gerçekleşen bir eylem ekleyen -ing öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi all ile başlayan ve o sürenin tamamı boyunca anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia studied for two hours, listening to soft music ____.

Cevabı göster

all the while

The largest specimens are tens of millions of times heavier Dilbilgisi

3:55

En büyük örnekler,

than when they hatched.

3:58

yumurtadan çıktıkları zamandan on milyonlarca kat daha ağırdır.

Dilbilgisi

tens of millions of times heavier than: ağırlık katını ifade etme

Miktar + times + karşılaştırmalı sıfat + than kalıbı, katlı bir karşılaştırma ifade eder. Bu cümlede tens of millions of times heavier than, ağırlık oranının olağanüstü büyük olduğunu anlatır. Burada times, “olay sayısı” veya “çağlar” değil, “bir kat sayısı kadar” anlamındadır. When they hatched, geçmişteki karşılaştırma noktasını verir. Tam karşılaştırma, örneklerin şimdiki ağırlığı ile yumurtadan çıktıkları zamanki ağırlıkları arasındadır; tekrarlanacak their weight ifadesi bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir.

Alıştırma

Hundreds of miktar ifadesini ve times + heavier than kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The adult animal is ____ the newborn.

Cevabı göster

hundreds of times heavier than

The same huge size that makes bluefin tuna indomitable in the ocean Notlar

4:00

Mavi yüzgeçli orkinosu okyanusta yenilmez yapan aynı devasa boyut,

Kelime

indomitable in the ocean: yenilmesi son derece zor

Indomitable, yenilmesi, kontrol altına alınması veya yıldırılması son derece zor ya da imkânsız demektir. Burada mavi yüzgeçli orkinosu, diğer deniz canlılarının kolay kolay alt edemeyeceği baskın bir güç olarak gösterir; yalnızca büyük anlamına gelmez. in the ocean ifadesi bu tanımı orkinosun doğal deniz ortamıyla sınırlar. Indomitable, strong sözcüğünden daha güçlü ve resmîdir; bilimsel anlatıma dramatik ve neredeyse edebî bir ton katar.

Alıştırma

Hangi cümlede indomitable doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The cup was indomitable because it was full.
  2. The pillow felt indomitable and soft.
  3. Even after three failures, the inventor's indomitable spirit kept her working.
Cevabı göster

Even after three failures, the inventor's indomitable spirit kept her working.

has made them vulnerable Kalıp ifadeler

4:05

onları özellikle bir avcıya karşı

to one predator in particular, Anlatım akışı

4:06

savunmasız hale getirdi,

Kalıp ifadeler

make ... vulnerable to ... in particular: belirli bir tehdidi öne çıkarmak

make + nesne + vulnerable to + tehdit kalıbı, bir şeyin bir insanı, hayvanı veya nesneyi zarar görmeye ya da saldırıya uğramaya daha açık hâle getirdiğini belirtir. Bu cümlede them nesnedir, vulnerable ortaya çıkan durumu açıklayan nesne tümlecidir ve to onlara zarar verebilecek yırtıcıyı tanıtır. Vulnerable, isteyerek açık olmak anlamına gelmez. one ... in particular, daha büyük bir grubun içindeki belirli bir üyeye odaklanır. Dinleyiciyi, özellikle önemli olan yırtıcının kimliğini öğrenmeye hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Weak passwords have made small businesses ____ one threat ____: account theft.

Cevabı göster

vulnerable to · in particular

us.

4:08

bizlere.

Dilbilgisi

The same ... that ... has made ...: tek özellik, zıt etkiler

Ana cümle The same huge size has made them vulnerable şeklindedir. that makes bluefin tuna indomitable in the ocean ilgi cümleciği huge size ifadesini niteler ve bu boyutun ilk etkisini, yani okyanustaki gücü gösterir. The same, avantajın ve savunmasızlığın iki ayrı nedenden değil, tamamen aynı tek özellikten kaynaklandığını anlatır. Yeniden kullanılabilen The same X that causes one result causes another kalıbı, but sözcüğü olmadan bile bir özelliğin iki taraflı etkisini güçlü biçimde gösterir.

Alıştırma

Bir özelliğin iki etkisi olduğunu göstermek için cümleyi The same ... that ... ile tamamlayın: ____ lightweight design ____ helps the bicycle move quickly also makes it less stable in strong winds.

Cevabı göster

The same · that

Anlatım akışı

one predator in particular, us: kimliği sonda açıklama

İfade önce one predator in particular diyerek genel bir tanım verir, ancak kimliğini hemen açıklamaz. Sondaki us, bu avcının kim olduğunu gösterir. Cevabı sona bırakmak gecikmeli bir açıklama etkisi yaratır ve us sözcüğünü en güçlü yeni bilgi hâline getirir. Burada us, insanları ifade eder. İnsanlara predator denmesi, insanların balıkçılık faaliyetini avcı-av ilişkisi içinde gösterir. Böylece açıklama hem güçlü bir etki hem de sorumluluk duygusu yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle önce genel bir tanım verip kişinin kimliğini sonda açıklar?

  1. One person told me who was responsible for the mistake.
  2. I was responsible for one particular mistake.
  3. There was one person responsible for the mistake: me.
Cevabı göster

There was one person responsible for the mistake: me.

Humans have a long history of fishing Atlantic bluefin. Kalıp ifadeler

4:09

İnsanlar uzun bir Atlantik mavi yüzgeçli orkinosu avlama geçmişine sahiptir.

Kalıp ifadeler

have a long history of fishing: uzun süredir yerleşmiş bir faaliyet

Have a long history of + isim veya -ing biçimi, bir şeyin uzun süredir yapıldığını ya da var olduğunu anlatır. Burada of edatından sonra yalın fiil fish veya mastar değil, -ing biçimindeki fishing gelir. Bu cümlede fishing Atlantic bluefin, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunu yakalamak anlamındadır. History, okul dersi olan tarihi değil, bu faaliyetin uzun geçmişini ifade eder.

Alıştırma

Have a long history of + -ing yapısını kullanın ve have fiilini özneye göre değiştirin: This coastal town ____ building wooden boats.

Cevabı göster

has a long history of

It's even stamped on ancient Greek coins. Kültür

4:13

Eski Yunan paralarının üzerine bile basılmıştır.

Kültür

Tarihsel kanıt olarak stamped on ancient Greek coins

Buradaki it, Atlantik mavi yüzgeçli orkinosunu ifade eder. stamped on ancient Greek coins, balığın görüntüsünün sikkelerin yüzeyine basıldığı veya kazındığı anlamına gelir; stamped, üzerlerine posta pulu yapıştırıldığı anlamına gelmez. Sikke üzerindeki görüntü tarihsel bir kanıttır: Antik Yunan dünyasındaki insanların bu balığı bildiğini ve onu tasvir edecek kadar önemli gördüğünü gösterir. even, bu kanıtın özellikle eski veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Antik Yunan sikkeleriyle ilgili ayrıntı cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Modern sikkelerin nasıl üretildiğini açıklar.
  2. İnsanların bu balığı çok eski zamanlarda bildiğine ve değerli gördüğüne dair somut tarihsel kanıt sunar.
  3. İnsanların antik sikkeleri postalamak için bu balığı kullandığını söyler.
Cevabı göster

İnsanların bu balığı çok eski zamanlarda bildiğine ve değerli gördüğüne dair somut tarihsel kanıt sunar.

But in recent decades,

4:16

Ancak son on yıllarda,

demand has skyrocketed Deyimler

4:17

mavi yüzgeçli sashimi, suşi ve ton balığı bifteği için avlandığından

Deyimler

demand has skyrocketed: keskin bir yükseliş

demand has skyrocketed ifadesinde skyrocket mecaz anlamda kullanılır: Talep çok hızlı ve büyük ölçüde artmıştır. Gerçek bir roketten söz edilmez. Present perfect biçimi olan has skyrocketed, keskin yükselişi geçmişte gerçekleşmiş ancak şu anki durum açısından önemli bir değişiklik olarak sunar. Hem hızı hem de büyüklüğü vurguladığı için has increased ifadesinden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Büyük ve hızlı bir yükseliş göstermek için cümleyi skyrocket fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Demand for electric bikes ____ over the past two years.

Cevabı göster

has skyrocketed

as bluefin are hunted for sashimi, sushi, and tuna steaks. Dilbilgisi

4:19

talep hızla arttı.

Dilbilgisi

are hunted for ...: avlanma amacını for ile belirtmek

Be hunted for + isim, bir hayvanın belirtilen ürün ya da amaç için insanlar tarafından avlandığını anlatır. Hayvan edilgen yapının öznesidir; bu yüzden bluefin eyleme maruz kalır. sashimi, sushi ve tuna steaks ise avlanmayı teşvik eden yiyecek amaçlarını belirtir. Burada for avcıyı değil amacı tanıtır. Eylemi yapan kişi ya da grubu belirtmek için by kullanılır.

Alıştırma

Geniş zamandaki edilgen be hunted for + amaç yapısını tamamlayın: Some animals ____ their fur.

Cevabı göster

are hunted for

An individual fish can sell for $10,000 or more. Kalıp ifadeler

4:24

Tek bir balık 10.000 dolara veya daha fazlasına satılabilir.

Kalıp ifadeler

can sell for $10,000 or more: satış fiyatını belirtmek

Something sells for + miktar, bir şeyin o fiyata satıldığı anlamına gelir. Ürün dil bilgisel öznedir ama satıcı değildir: an individual fish, alıcıların para ödediği üründür. can bu fiyata ulaşmanın mümkün olduğunu, or more ise olası fiyatın en az 10.000 dolar olduğunu gösterir.

Alıştırma

Etken ürün + sell for + fiyat yapısını tamamlayın: At auction, this antique vase may ____ $5,000.

Cevabı göster

sell for

Promoting overfishing and illegal fishing. Anlatım akışı

4:28

Bu durum aşırı avlanmayı ve yasa dışı balıkçılığı teşvik ediyor.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren bir -ing parçası olarak Promoting ...

Promoting overfishing and illegal fishing, hemen önce belirtilen nedenin sonucunu ekleyen bir -ing yapısıdır. Burada daha önce sözü edilen yüksek talep ve fiyatlar, aşırı ve yasa dışı balıkçılığın artmasına yol açmaktadır. Neden bu altyazı satırının dışında verildiği için bu satır, tek başına kullanılabilen tam bir cümle değil, bir cümle parçasıdır. Burada promote, bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine yardımcı olmak anlamındadır; bu nedenle zararlı bir sonucu da anlatabilir. Kısa bir -ing sonuç yapısı, neden-sonuç bağını özlü hâle getirir ve sonuca daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk cümleciğin sonucunu eklemek için bir -ing yapısı kullanıyor?

  1. Because several delays occurred, the road was covered in ice.
  2. The road was covered in ice, causing several delays.
  3. The icy road caused several buses to arrive late.
Cevabı göster

The road was covered in ice, causing several delays.

But if recent conservation efforts are redoubled Notlar

4:32

Fakat son yıllardaki koruma çabaları iki katına çıkarılır

Kelime

conservation efforts are redoubled: eylemi büyük ölçüde güçlendirmek

Bu cümlede conservation efforts are redoubled, türü korumak için zaten yürütülen çalışmaların büyük ölçüde güçlendirilmesi anlamına gelir. Redouble efforts genellikle çok daha fazla enerji, dikkat veya kaynak ayırmayı ifade eder; ölçülebilir bir miktarın tam iki katına çıkması gerekmez. Edilgen efforts are redoubled yapısı, çalışmaları güçlendiren kişi veya kuruluşlar yerine güçlendirilen koruma çalışmalarına odaklanır. Yaygın bir etken kalıp redouble our efforts şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi redouble + iyelik sözcüğü + efforts kullanarak tamamlayın: After the first plan failed, we must ____ to protect the wetlands.

Cevabı göster

redouble our efforts

and quotas are better enforced, Kelime

4:35

ve kotalar daha iyi uygulanırsa,

Kelime

quotas are better enforced: sınırların uygulanmasını sağlamak

Quotas, resmî olarak belirlenmiş sınırlar veya paylardır. Burada ne kadar avlanabileceğine ilişkin üst sınırları anlatır. Enforce quotas, insanların bu sınırlara uymasını sağlamak için denetim ve ceza gibi somut önlemler almak demektir. Edilgen quotas are better enforced yapısında eylem kotalara uygulanır ve kotaları uygulayan kişi ya da kurum belirtilmez. Better, enforced sözcüğünü niteler: kurallara uyulması eskisine göre daha etkili biçimde sağlanmaktadır; kotaların kendisi mutlaka daha katı değildir.

Alıştırma

“The catch quotas are better enforced” ne anlama gelir?

  1. İzin verilen avlanma miktarları kendiliğinden arttı.
  2. Kotalar, yetkililerin daha fazla balık tutmasını sağlıyor.
  3. Yetkililer, insanların avlanma sınırlarına uymasını daha etkili biçimde sağlıyor.
Cevabı göster

Yetkililer, insanların avlanma sınırlarına uymasını daha etkili biçimde sağlıyor.

bluefin populations

4:37

mavi yüzgeçli popülasyonları

can begin to recover.

4:38

toparlanmaya başlayabilir.

Dilbilgisi

if ... are redoubled and ... are better enforced: can ile mümkün bir sonuç

if cümleciği, öngörülen sonuç için iki koşul belirler: koruma çabaları artırılır ve kotalar daha iyi uygulanır. İki bölümde are redoubled ve are better enforced şeklindeki paralel geniş zaman edilgen yapıları kullanılır. Böylece odak, önlemleri uygulayan kişilerde değil önlemlerin kendisinde kalır. Burada redoubled, büyük ölçüde artırılmış veya daha fazla çabayla yeniden güçlendirilmiş anlamındadır; miktarın mutlaka tam olarak iki katına çıkarılması demek değildir. Ana cümlecik bluefin populations can begin to recover der. Can, bu koşullar altında toparlanmanın mümkün olduğunu; begin to recover ise yalnızca iyileşmenin başlangıcını belirtir. Toparlanmanın zaten gerçekleştiğini, garanti olduğunu veya tamamlanacağını söylemez.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin geniş zaman edilgen biçimlerini kullanarak geleceğe yönelik bu gerçekçi politika koşulunu tamamlayın: If inspections ____ and the rules ____, accidents can begin to decline. (increase; better enforce)

Cevabı göster

are increased · are better enforced

So, what happens when the oceans are overfished? Notlar

4:41

Peki, okyanuslarda aşırı avlanma olduğunda ne olur?

Anlatım akışı

So, what happens when ...? ile daha geniş bir soruya geçmek

Baştaki So, bu soruyu hemen önce ele alınan belirli örneğe bağlar. Burada, tek bir cümlede basit bir neden-sonuç ilişkisi kuran so’dan çok, “bu bilgiye dayanarak şimdi sıradaki noktayı düşünelim” anlamına gelir. what happens when ... kalıbı, önceki örneği sonuçlarla ilgili daha geniş bir soruya dönüştürür. Açıklayıcı bir videoda konuşmacı bu soruyu daha sonra yanıtlamayı zaten planlıyor olabilir; soruyu sormak bilgiyi düzenler, sonraki bölümü haber verir ve izleyicinin dikkatini korur.

Alıştırma

Bu tam sorunun bir bilim videosundaki temel görevi nedir?

  1. Konuşmacının önceki konuyu unuttuğunu gösterir.
  2. Son yanıtı verir ve konuyu kapatır.
  3. Önceki bir örneği, sonraki bölümde ele alınacak daha geniş bir soruya bağlar.
Cevabı göster

Önceki bir örneği, sonraki bölümde ele alınacak daha geniş bir soruya bağlar.

Kelime

oceans are overfished: aşırı avlanmanın yol açtığı bir durum

oceans are overfished ifadesinde overfished, balıkların bu sulardan sürdürülemez bir hızda veya miktarda yakalandığını ve bu nedenle balık nüfuslarının yeterince toparlanamadığını belirtir. Sözcük, aşırı balıkçılığın verdiği zararı anlatır; okyanusta çok fazla balık olduğu anlamına gelmez. Are overfished, be + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada okyanuslar eylemden etkilenen taraf olarak sunulur ve ortaya çıkan durumları anlatılır. Yer bildiren oceans sözcüğü, içindeki avlanma alanlarını ve balık kaynaklarını temsil eder.

Alıştırma

Suların ortaya çıkan durumunu anlatan, overfish sözcüğünün iki kelimelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: Fish populations may collapse when coastal waters ____.

Cevabı göster

are overfished

Can marine life ever recover? Anlatım akışı

4:44

Deniz yaşamı bir daha toparlanabilir mi?

Anlatım akışı

Can ... ever recover?: Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sormak

Bu soruda ever, “herhangi bir zamanda, bir gün” anlamına gelir. can ile birlikte kullanıldığında toparlanmayla ilgili tarafsız bir soruyu “Toparlanmak gerçekten mümkün mü?” şeklinde daha güçlü bir soruya dönüştürür. Geçmişteki tek bir olayı anlatmaz. Marine life, denizde yaşayan canlıların genelini ifade eder. Can ... ever recover? kapanış sorusu olarak kullanıldığında belirsizliği vurgular ve merak uyandırır. İzleyiciyi şu bilgilere yönlendirir: Toparlanma mümkün mü ve bunun için hangi koşullar gerekir?

Alıştırma

Can a badly damaged reef ever recover? sorusuna ever nasıl bir anlam katar?

  1. Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sorar.
  2. Resifin geçmişte bir kez toparlanıp toparlanmadığını sorar.
  3. Resifin her yıl kaç kez toparlandığını sorar.
Cevabı göster

Toparlanmanın herhangi bir zamanda mümkün olup olmadığını sorar.

Find out more about the dangers of overfishing Kalıp ifadeler

4:46

Bu videoyla aşırı avlanmanın tehlikeleri

Kalıp ifadeler

Find out more about: İzleyiciyi daha fazla bilgi edinmeye davet etmek

Find out more about + konu, “o konu hakkında ek bilgi edinmek” anlamına gelir. Buradaki find out, bir nesneyi fiziksel olarak bulmayı değil, bilgi öğrenmeyi veya keşfetmeyi anlatır. Bu, öznesi you olan ancak öznenin söylenmediği bir emir cümlesidir. Medya içeriğinin sonunda harekete geçirici bir çağrı olarak kullanılır ve izleyiciyi başka bir videoya, makaleye, internet sitesine veya kaynağa yönlendirir. About, araştırılacak konuyu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle okuyucuları bir program hakkında daha fazla bilgi edinmeye doğal biçimde davet eder?

  1. Visit our website to find out more about the program.
  2. Visit our website to find more objects about the program.
  3. Visit our website to find out the program more.
Cevabı göster

Visit our website to find out more about the program.

and what we can do to stop it with this video. Dilbilgisi

4:50

ve bunu durdurmak için neler yapabileceğimiz hakkında daha fazla bilgi edinin.

Dilbilgisi

what we can do to stop it: gömülü soru söz dizimi

what we can do to stop it, cümle içine gömülü bir soru yan cümlesidir: dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine, sorunu çözmek için mümkün olan eylemleri belirtir. Tam cümlede bu yan cümlenin tamamı videoda ele alınan konulardan biridir ve it, aşırı avlanmaya gönderme yapar. Soru daha büyük bir yapının içine gömüldüğü için bildirme cümlesi dizilişini kullanır: what + we + can + do. Doğrudan soruda can ve we yer değiştirir: What can we do to stop it? to stop it, olası eylemlerin amacını belirtir.

Alıştırma

Her sözcüğü bir kez kullanarak doğru gömülü soru dizilişine koyun: what / can / we / do. Cümleyi tamamlayın: The guide explains ____ to reduce plastic waste.

Cevabı göster

what we can do