Çubuk Kuş ☀️ | Yepyeni 3. Sezon Klibi - Çubuk Kuş | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
248 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Bazı çocuklar dallardan yapılmış bir kuşu bozunca Bluey, üzgün ve öfkeli çocuklara hayal gücüne dayalı bir çalışma yaptırır. Çocuklar öfkenin bedenlerindeki yerini bulur, onu ellerinde toplar ve denizin çok uzaklarına fırlatır. Kendilerini daha iyi hissettiklerinde hep birlikte annelerine doğru bir yarış başlatırlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. show you a trick — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Yararlı bir yöntemi ya da beceriyi göstermeyi teklif ederken kullanılan doğal yapıyı öğrenin. Kişiyi doğrudan show fiilinden sonra getirmek; günlük öğretme, yardım etme ve ipucu paylaşma durumlarında akıcı duyulur, ayrıca sözcükleri bire bir dizerek oluşturulan daha az doğal bir ifadeyi önler. 2. throw it away. — Öbek fiiller: throw away ifadesinin bir şeyi atmak anlamına geldiğini, bu duygu çalışmasında ise istenmeyen öfkeyi bırakmayı da mecazen anlattığını kavrayın. Ayrıca zamirin zorunlu yerini öğrenin: it, throw ile away arasına gelir. Bu düzen, ayrılabilen öbek fiilleri konuşmada doğru kullanmanıza yardımcı olur. 3. give you a head start. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birinin daha erken başlamasına izin vermek veya ona başlangıç avantajı sağlamak anlamındaki bu yaygın ifadeyi tanıyın. Aynı kalıbı yarışlardan, oyunlardan, rekabetçi görevlerden ya da bir katılımcıya başlangıçta ek süre veya ilerleme verilen projelerden söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

Some kids ruined a stickbird.

0:00

Bazı çocuklar çubuk kuşu mahvettiler.

Oh, I can show you a trick my buddy Mia taught me if you like. Notlar

0:02

Oh, istersen arkadaşım Mia'nın bana öğrettiği bir numarayı sana gösterebilirim.

Kalıp ifadeler

show you a trick: birine yararlı bir teknik göstermek

Bu cümlede show you a trick, birine işe yarayan küçük bir yöntem göstermek demektir. Buradaki trick kandırma veya şaka değil, akıllıca bir teknik ya da püf noktasıdır. Kalıp show + kişi + şey şeklindedir: show you a trick. Alıcı you gibi bir zamirse bu sıra özellikle doğal olur. Show a trick to you dilbilgisel olarak doğrudur, ancak burada genellikle daha hantal duyulur.

Alıştırma

Teklifi tamamlamak için show, you ve a trick ifadelerini doğal sırada kullanın: I can ____ for folding a paper airplane.

Cevabı göster

show you a trick

Ton ve niyet

if you like: bir teklifi isteğe bağlı ve nazik hâle getirmek

Bu teklifin sonundaki if you like, “bu teklifi kabul etmek istersen” anlamına gelir. Dinleyiciye gerçekten seçme hakkı verir ve I can show you... ifadesini daha yumuşak hale getirir. Burada like sözcüğünün açıkça belirtilen bir nesnesi yoktur. Bu ifade, dinleyicinin püf noktasını beğenip beğenmediğini sormaz; öneriyi kabul etmeye istekli olup olmadığını anlatır.

Alıştırma

Nazik ve isteğe bağlı daveti if you like ile tamamlayın: You can join us for lunch ____.

Cevabı göster

if you like

It's for after you're upset and angry. Dilbilgisi

0:05

Üzgün ve kızgın olduktan sonrası içindir.

Dilbilgisi

for after you're upset and angry: amaçlanan kullanım zamanı

Bu cümlede for, yöntemin ne amaçla olduğunu; after you're upset and angry ise ne zaman kullanılacağını gösterir. İfadenin tamamı, yöntemin bu duygular ortaya çıktıktan sonra kullanılacağını anlatır; yöntemin bu duygulara yol açtığını anlatmaz. Yapılması amaçlanan eylem bağlamdan belli olduğu için konuşan kişi use gibi sözcükleri söylemez. It's for after + olay veya durum şeklindeki kısa yapı, bir şeyi o olay ya da durumdan sonraki zamanla ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Yöntem yalnızca kişi öfkelenmeye başlarken kullanılmak içindir.
  2. Yöntem, kişi üzgün ve öfkeli olduktan sonra kullanılmak içindir.
  3. Yöntem, kişinin üzülmesine ve öfkelenmesine yol açmak içindir.
Cevabı göster

Yöntem, kişi üzgün ve öfkeli olduktan sonra kullanılmak içindir.

Okay, so you have to collect all the upset and all the angry. Notlar

0:09

Tamam, yani tüm üzüntüyü ve tüm kızgınlığı toplamalısın.

Dilbilgisi

have to collect: gerekli bir eylem

Have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olduğunu ifade eder. have to collect yapısında collect yalın hâlde kalır ve konuşan kişi toplama eylemini alıştırmanın zorunlu bir adımı olarak sunar. Burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez; have to bir bütün olarak gereklilik bildiren bir yapıdır. Collect mecaz anlamdadır çünkü alıştırmada duygular toplanabilen nesneler gibi düşünülür.

Alıştırma

Zorunlu adımı have to + collect ile tamamlayın: First, you ____ all the tickets.

Cevabı göster

have to collect

Deyimler

all the upset and all the angry: duyguları nesne gibi ele almak

Sıradan duygu anlatımlarında upset ve angry genellikle bir kişiyi tanımlayan sıfatlardır. Burada konuşmacı her birinin önüne all the getiriyor ve onları geçici olarak belirli miktarlardaki duyguların adıymış gibi kullanıyor. Böylece görünmez duygular, bulunabilen, toplanabilen ve ele alınabilen nesneler gibi gösteriliyor. Bu, çocuklara yönelik bir duygu etkinliğinde kullanılan hayalî bir anlatımdır; gerçek fiziksel nesnelerden söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede all the upset and all the angry ne anlama geliyor?

  1. Konuşmacı iki tür fiziksel oyuncak topluyor.
  2. Upset ve Angry iki kişinin adıdır.
  3. Duygular, toplanabilen şeyler olarak hayal ediliyor.
Cevabı göster

Duygular, toplanabilen şeyler olarak hayal ediliyor.

How do I collect upset and angry?

0:14

Üzüntüyü ve kızgınlığı nasıl toplarım?

You just feel where it is and go get it. Dilbilgisi

0:17

Sadece nerede olduğunu hisset ve gidip al.

Dilbilgisi

feel where it is: gömülü soruda kelime sırası

feel where it is ifadesinde where it is bölümü, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir soru yan tümcesidir. Bu yan tümce feel fiilinin anlamını tamamlar ve bir şeyin bulunduğu yeri hissetmek anlamına gelir. Bağlamda it, nesne gibi hayal edilen duyguyu ifade eder. Where yan tümcesi daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için where + özne + fiil biçimindeki düz cümle sırasını kullanır; bu nedenle where it is denir. Bağımsız doğrudan soru ise Where is it? şeklindedir ve is özneden önce gelir.

Alıştırma

Gömülü soru için doğru kelime sırasına sahip cümleyi seçin.

  1. Can you feel where the pain is?
  2. Can you feel where is the pain?
Cevabı göster

Can you feel where the pain is?

Dilbilgisi

go get it: to olmadan go + fiilin yalın hâli

go get it ifadesinde go sözcüğünden hemen sonra get fiilinin yalın hâli gelir. Bu iki fiil, “git ve ardından onu al” anlamındaki kısa bir eylem dizisi oluşturur. Bu kalıpta to kullanılmaz. Buradaki it, bulunup çıkarılabilen bir şey gibi hayal edilen duyguyu ifade eder. Daha genel olarak go + fiilin yalın hâli, birine gidip sonraki eylemi yapmasını kısa biçimde söylemek veya birinin o eylemi yapmaya gideceğini belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Birine gidip paltosunu getirmesini söylerken kısa go + fiilin yalın hâli kalıbını kullanan cümle hangisidir?

  1. Go and get your coat.
  2. Go to the hall to get your coat.
  3. Go get your coat.
Cevabı göster

Go get your coat.

Hmm.

0:20

Hmm.

There's usually some in your belly or your neck,

0:20

Genellikle karnında ya da boynunda bir miktar bulunur,

and always remember to check your ears. Kalıp ifadeler

0:24

ve her zaman kulaklarını kontrol etmeyi unutma.

Kalıp ifadeler

remember to check: hâlâ yapılması gereken bir görev

Remember to check, “kontrol etmeyi unutma” anlamına gelir. Kalıp remember to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve hâlâ yapılması gereken bir eylemi belirtir. Check sözcüğünden sonra check your ears veya check the door örneklerinde olduğu gibi kontrol edilecek şey gelir. Bu nedenle ifade hatırlatmalarda, yönergelerde ve güvenlik adımlarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle birine hâlâ yapılması gereken bir kontrolü hatırlatır?

  1. I remembered that the windows were already checked.
  2. I remember checking the windows before I left.
  3. Remember to check the windows before you leave.
Cevabı göster

Remember to check the windows before you leave.

Okay.

0:26

Tamam.

Now, you've got all that upset and angry in your hands. Deyimler

0:32

Şimdi, tüm o üzüntü ve kızgınlık ellerinde.

Deyimler

all that upset and angry in your hands: duyguları somutlaştırmak

Burada upset ve angry, toplanıp elde tutulabilen bir yığın şeymiş gibi ele alınıyor. Alışılmadık all that upset and angry ifadesi fiziksel nesneleri değil, bu duyguları anlatıyor. In your hands, bu yönlendirmeli hayal kurma benzetmesini sürdürür. Dinleyiciden, duyguları somut ve başa çıkılabilir göstermek için onları elinde tuttuğunu hayal etmesi istenir; gerçekte ellerinde hiçbir şey yoktur.

Alıştırma

Bu yönlendirmeli hayal kurma cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Dinleyicinin elleri konuşan kişinin üzgün ve öfkeli hissetmesine neden oluyor.
  2. Dinleyici, duyguların toplandığını ve ellerinde tutulduğunu hayal etmelidir.
  3. Dinleyici, upset ve angry adlı gerçek nesneler taşıyor.
Cevabı göster

Dinleyici, duyguların toplandığını ve ellerinde tutulduğunu hayal etmelidir.

What do I do with it? Kalıp ifadeler

0:35

Bununla ne yapacağım?

Kalıp ifadeler

do with it: bir şeyin nasıl ele alınacağını sormak

do with something yapısında with, ele alınacak, kullanılacak veya ilgilenilecek şeyi tanıtır. What do I do with it? o şeyle ilgili sırada hangi eylemin yapılacağını sorar. Buradaki it, hayalî olarak bir araya getirilen istenmeyen duyguları anlatır. Aynı kalıp nesneler, sorunlar veya bilgiler için de kullanılabilir: X hakkında bir karar vermek gerektiğinde what to do with X diye sorulur.

Alıştırma

Soruyu do with something kalıbıyla tamamlayın: I found this old key. What should I ____?

Cevabı göster

do with it

Do you want to keep it?

0:37

Bunu saklamak ister misin?

No, I don't want it.

0:39

Hayır, onu istemiyorum.

Well, what do you do with something you don't want anymore? Dilbilgisi

0:41

Peki, artık istemediğin bir şeyle ne yaparsın?

Dilbilgisi

something you don't want anymore: düşürülmüş nesne ilgi zamiri

you don't want anymore yan cümlesi, konuşanın nasıl bir şeyden söz ettiğini belirtmek için doğrudan something sözcüğünden sonra gelir. Something, want fiilinin nesnesidir; bu yüzden nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülebilir: something (that) you don't want anymore. don't ... anymore kalıbı «artık ... değil» anlamına gelir. Anymore, don't want ile birlikte değerlendirilir; dolayısıyla ifade artık istemediğin, ne olduğu belirtilmemiş bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede something sözcüğünden sonra gelen yan cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. Please donate something that doesn't need you anymore.
  2. Please donate something you don't need it anymore.
  3. Please donate something you don't need anymore.
Cevabı göster

Please donate something you don't need anymore.

Uh, give it to you?

0:44

Hımm, sana mı vereyim?

Woah, I don't want it.

0:46

Oha, ben de onu istemiyorum.

Yeah, me neither. Dilbilgisi

0:48

Evet, ben de.

Dilbilgisi

me neither: olumsuz bir ifadeye katılmak

Me neither, aynı olumsuz ifadenin konuşan kişi için de geçerli olduğunu belirten kısa bir yanıttır. I don't want it gibi olumsuz bir cümleye karşılık verilir; burada I don't want it either anlamındadır. Yeah, karşıdakinin sözünü kabul ettiğini gösterirken me neither olumsuz içeriğe katılmayı ifade eder. Eksik bırakılan asıl düşünce önceki cümleden anlaşılır; bu yüzden ifade genellikle o bağlama ihtiyaç duyar.

Alıştırma

Bir arkadaşın I don't enjoy crowded places. diyor. Senin de kalabalık yerlerden hoşlanmadığını doğal biçimde belirten yanıt hangisidir?

  1. So do I.
  2. Me neither.
  3. Me too.
Cevabı göster

Me neither.

Then what do I do with it?

0:49

O zaman bununla ne yapayım?

You throw it away. Öbek fiiller

0:52

Çöpe atarsın.

Öbek fiiller

throw it away: ayrılabilen bir öbek fiilde zamirin yeri

Throw away, «atmak» veya «elden çıkarmak» anlamına gelir. Bu cümlede it, atılan şeyi gösterir. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne it veya them gibi bir zamirse zamir, throw ile away arasına gelir: throw it away doğrudur; throw away it denmez. İsim olan bir nesne ise iki konumda da kullanılabilir: throw the box away veya throw away the box.

Alıştırma

throw away ve it zamirini doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: This cup is cracked, so please ____.

Cevabı göster

throw it away

Oh.

0:53

Oh.

Uh-uh, like Mum said, Anlatım akışı

0:55

Hı-hı, annemin dediği gibi,

you need to throw this thing really far.

0:57

bu şeyi gerçekten çok uzağa fırlatman gerekiyor.

Anlatım akışı

like Mum said: daha önce söylenen sözlere gönderme yapmak

like Mum said ifadesindeki like, annenin daha önce söylediği bir şeye gönderme yapar. Konuşan kişi, ardından gelen talimatı sunmak ve desteklemek için bu önceki sözleri kullanır. Konuşma dilindeki kalıp Like + kişi + said şeklindedir; ardından tekrarlanan veya uygulanan düşünce gelir. Burada like, «dediği gibi» anlamındadır; «hoşlanmak» anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle antrenörün daha önceki bir hatırlatmasına doğal biçimde gönderme yapar?

  1. The coach likes it when we keep our eyes on the ball.
  2. Like the coach, I keep my eyes on the ball.
  3. Like the coach said, keep your eyes on the ball.
Cevabı göster

Like the coach said, keep your eyes on the ball.

Stand sideways like on a skateboard, Dilbilgisi

0:59

Kaykayın üzerindeymiş gibi yan dur,

Dilbilgisi

like on a skateboard: duruşu tanıdık bir durumla açıklamak

Bu yönergede like on a skateboard, “kaykayın üzerinde dururken alacağın yan pozisyonla aynı şekilde” anlamına gelir. on a skateboard ifadesi, nasıl durulacağını gösteren tanıdık bir durum sunar. Dinleyen kişi gerçekte bir kaykayın üzerinde değildir. Günlük yönergelerde, eksik bırakılan düşünce kolayca anlaşılabiliyorsa karşılaştırma kısaltılabilir; daha açık bir biçimi as if you were standing on a skateboard olur.

Alıştırma

Hangi cümle bir duruşu açıklamak için like + tanıdık bir durum yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Keep your knees bent, because you are skis.
  2. Keep your knees bent, like on skis.
  3. Keep your knees bent, liking skis.
Cevabı göster

Keep your knees bent, like on skis.

bend your knees,

1:02

dizlerini bük,

yep, get comfy, Kelime

1:03

evet, rahatla,

Kelime

get comfy: günlük konuşmada rahat hâle gelmek

Comfy, comfortable kelimesinin günlük ve samimi biçimidir. Get comfy, “rahat ve gevşemiş bir duruma geçecek şekilde yerleşmek veya pozisyonunu değiştirmek” anlamına gelir; burada kişiden doğal ve rahat hissedene kadar pozisyonunu ayarlaması istenir. get + adjective yapısında get, “almak” değil, “olmak veya hâle gelmek” anlamındadır. Bu nedenle get comfy, rahat bir duruma geçişi vurgular.

Alıştırma

Dersteki iki kelimelik günlük ifadeyi kullanarak daveti tamamlayın: Sit on the sofa and ____.

Cevabı göster

get comfy

that's good.

1:04

bu iyi.

Aim with this arm

1:05

Bu kolunla nişan al

and Woah!

1:07

ve Oha!

It's going all the way out to sea. Kalıp ifadeler

1:10

Ta denize kadar gidiyor.

Kalıp ifadeler

all the way out to sea: denizin çok açığına kadar

All the way mesafeyi güçlü biçimde vurgular: hareket uzun bir mesafe boyunca, uzaktaki son noktaya kadar devam eder. Out to sea kıyıdan uzaklaşıp açık denize doğru hareket etmeyi anlatır. All the way out to sea birlikte kullanıldığında, bir şeyin yalnızca deniz kıyısına ulaşmasını değil, kıyıdan çok uzağa gitmesini canlandırır.

Alıştırma

Kıyıdan çok uzağa gitmeyi vurgulayan öne çıkarılmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The small raft drifted ____.

Cevabı göster

all the way out to sea

Look for the splash, Öbek fiiller

1:12

Su sıçramasını ara,

look for the splash.

1:13

su sıçramasını ara.

Öbek fiiller

Look for the splash: su sıçramasını arayıp gözlemek

Look for, henüz yeri belirlenmemiş veya daha ortaya çıkmamış olabilecek bir hedefi bulmaya ya da fark etmeye çalışmak demektir. For, aranan şeyi tanıtır. Bu yönergede Look for the splash, dinleyene su sıçramasının nerede görüneceğini gözlemesini söyler. Yalnızca zaten görünen bir su sıçramasına bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Mina doğru sınıfı henüz bulamadı. Hangi yönerge ona sınıf numarasını aramasını söyler?

  1. Look at the room number above the door.
  2. Look for the room number above the door.
  3. Look after the child near the door.
Cevabı göster

Look for the room number above the door.

There, did you see it?

1:15

İşte, gördün mü?

Yes, it was a million miles away. Deyimler

1:16

Evet, bir milyon mil ötedeydi.

Deyimler

a million miles away: çok uzak anlamında bir abartı

Bu cümlede a million miles away, “son derece uzakta” anlamına gelir. Bu büyük sayı bilinçli bir abartıdır; ölçülmüş bir mesafe değildir. Bu kalıp, bir duyguyu güçlendirmek için alışılmadık derecede büyük bir miktar kullanır. Burada milleri hesaplamak yerine konuşanın mesafeyi çok büyük hissettiğini anlamak gerekir.

Alıştırma

Hangi cümlede a million miles away gündelik bir abartı olarak kullanılmıştır?

  1. After three hours of walking, the cabin felt a million miles away.
  2. A million miles away means the cabin is very close.
  3. The survey states that the cabin is exactly a million miles away.
Cevabı göster

After three hours of walking, the cabin felt a million miles away.

Good throw.

1:19

İyi atıştı.

Yeah, good one Bingo. Ton ve niyet

1:20

Evet, iyiydi Bingo.

Ton ve niyet

good one, Bingo: anında söylenen gündelik övgü

Good one, birinin az önce yaptığı bir şeyi, örneğin bir hareketi, cevabı veya denemeyi övmenin kısa ve gündelik bir yoludur. One, bu son performansı ifade eder; bir sayısı anlamına gelmez. Bingo, doğrudan hitap edilen kişidir; dolayısıyla övgü Bingo'ya yöneliktir. Standart yazımda bu şekilde kullanılan bir isim genellikle virgülle ayrılır: Good one, Bingo.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik gündelik övgüyle tamamlayın: You solved the puzzle! ____, Leo!

Cevabı göster

Good one

Thanks.

1:22

Teşekkürler.

So, how do you feel? Ton ve niyet

1:23

Peki, nasıl hissediyorsun?

Ton ve niyet

How do you feel?: birinin duygusal durumunu kontrol etmek

Bu sahnede how do you feel?, sakinleşme alıştırmasından sonra dinleyenin o anki duygusal durumunu kontrol eder. Sıradan bir selamlaşma yerine “Şu anda ne hissediyorsun?” anlamına gelir. Bu soru fiziksel hisleri de sorabilir; bu nedenle odak noktası bağlama göre belirlenir. Burada hemen önce yapılan sakinleşme etkinliği, sorunun duygularla ilgili olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sakinleşme alıştırmasını yeni bitirdi. Sonraki duygusal durumunu en açık biçimde hangi soru kontrol eder?

  1. What do you do?
  2. How are you?
  3. How do you feel now?
Cevabı göster

How do you feel now?

Good.

1:25

İyi.

Yay!

1:25

Yaşasın!

Thanks Bluey.

1:27

Teşekkürler Bluey.

Yeah, thanks Bluey.

1:28

Evet, teşekkürler Bluey.

Thank Mia, she taught me it. Notlar

1:29

Mia'ya teşekkür et, o bana öğretti.

Ton ve niyet

Thank Mia: teşekkürü başka birine yönlendiren emir cümlesi

Thank Mia bir emir cümlesidir; gizli öznesi you’dur. Konuşan kişi dinleyene Mia’ya teşekkür etmesini söylüyor, “I thank Mia” diyerek kendi teşekkürünü ifade etmiyor. Burada övgü ve takdir, yöntemi öğreten kişiye yönlendirilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Thank + kişi şeklindedir ve ardından çoğu zaman bir neden gelir.

Alıştırma

Talimatı Thank + kişinin adıyla tamamlayın: Maya found your bag. ____ for finding it.

Cevabı göster

Thank Maya

Dilbilgisi

“taught me it”: teach ile çift nesneli yapı

Bu ifade teach + öğrenen kişi + öğretilen içerik biçimindeki çift nesneli yapıyı kullanır. Me öğrenen ya da öğretimin alıcısı olan kişidir; it ise öğretilen şeydir. Bu nedenle she taught me it, daha önce sözü edilen beceri veya yöntemi onun konuşana öğrettiği anlamına gelir. Öğretilen içerik bir isim öbeği olduğunda bu yapı çok doğaldır: She taught me the trick. İçerik kısa it zamiri olduğunda ise birçok konuşur She taught it to me biçimini tercih eder. Yine de altyazıdaki kullanım anlaşılır ve konuşma dilinde görülebilir.

Alıştırma

Daha önce sözü edilen bir dans hareketinden şimdi it diye bahsediliyor. Kuzeninizin bunu size öğrettiğini en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. My cousin taught me it.
  2. My cousin taught it to me.
  3. My cousin taught to me it.
Cevabı göster

My cousin taught it to me.

Oh, and Mum for the throwing bit. Kelime

1:31

Oh, fırlatma kısmı için de anneme.

Kelime

“for the throwing bit”: “kısım” veya “aşama” anlamında bit

Bu ifadede bit, bir etkinliğin belirli bir kısmı veya aşaması anlamına gelen gündelik bir isimdir. The throwing bit, fırlatma eyleminin gerçekleştiği bölümdür; fiziksel bir parça veya bilgisayar verisi birimi değildir. For, Mum’a ne için teşekkür edildiğini belirtir. Cümlede tekrarlanacak sözcükler atılmıştır; tam düşünce Thank Mum for the throwing bit biçimindedir. Az önce söylenen bir noktaya ekleme yaparken bu tür eksiltmeler yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede the throwing bit ne anlama gelir?

  1. bir bilgisayar verisi birimi
  2. fırlatma eyleminin gerçekleştiği kısım
  3. küçük, kırık bir parça
Cevabı göster

fırlatma eyleminin gerçekleştiği kısım

Can we have a race to Mum? Kalıp ifadeler

1:33

Anneme kadar yarışalım mı?

Kalıp ifadeler

have a race to Mum: Bitiş Noktası Olan Bir Yarış

Have a race, “bir yarışta rekabet etmek” anlamına gelen doğal bir fiil-ad birleşimidir. Bu soruda to Mum bitiş noktasını gösterir: çocuklar annelerinin bulunduğu yere ulaşana kadar yarışacaktır. Mum yarışı alan kişi değildir ve mutlaka rakip de değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have a race to + bitiş noktası biçimindedir; örneğin have a race to the gate. Buradaki to, bitiş noktasına doğru hareketi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle kapıya kadar yarışmayı doğal bir biçimde önerir?

  1. Let's do a race at the gate.
  2. Let's have a race the gate.
  3. Let's have a race to the gate.
Cevabı göster

Let's have a race to the gate.

Yeah, Dad, do you want to race too? Ton ve niyet

1:35

Evet baba, sen de yarışmak ister misin?

Ton ve niyet

Do you want to ... too?: Başka Birini de Katılmaya Davet Etmek

Do you want to race too? burada uzun vadeli bir istekle ilgili soru değil, o anda yapılan bir davettir. want to ifadesinden sonra fiilin yalın biçimi race gelir. Too, “de/da” anlamındadır. Başka kişilerin zaten yarışacağını gösterir ve babadan onlara katılmasını ister. Do you want to + fiilin yalın biçimi + too? kalıbı, ortak bir etkinliğe bir kişiyi daha davet eder.

Alıştırma

Durum: Mia is joining the game. Leo’ya yapılan daveti Do you want to ... too? kalıbıyla tamamlayın: ____ join ____, Leo?

Cevabı göster

Do you want to · too

Yeah, okay.

1:37

Evet, tamam.

I'll give you a head start. Deyimler

1:38

Sana avans vereceğim.

Deyimler

give you a head start: birinin daha erken başlamasına izin vermek

Give someone a head start, o kişinin daha erken başlamasına izin vererek ona başlangıç avantajı sağlamak demektir. Burada konuşan kişi, karşı taraf önce başlarken beklemeyi öneriyor. Kalıp give + kişi + a head start şeklindedir. Ek süre, hazırlık veya destek birini asıl görev başlamadan önce öne geçirdiğinde mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “daha erken başlamana izin vermek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: You can start ten seconds before me. I'll ____.

Cevabı göster

give you a head start

Okay, Ready set go? Kalıp ifadeler

1:39

Tamam, hazır mısın, başla?

Kalıp ifadeler

Ready, set, go!: başlama işareti

Ready, set, go!, bir yarışı, oyunu veya süreli etkinliği başlatmak için kullanılan sabit bir geri sayım ifadesidir. Ready insanlara hazırlanmalarını, set yerlerini alıp beklemelerini söyler; go ise başlama işaretidir. Buradaki set, “yapılandırmak” anlamındaki fiil değildir. Normalde yalnızca go denildiğinde başlanır. Sözcükler bu sırada kalır ve standart yazımda genellikle virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Sabit başlangıç komutunu, başlamayı bildiren sözcükle tamamlayın: Ready, set, ____!

Cevabı göster

go

Here I come. Kalıp ifadeler

2:00

İşte geliyorum.

Kalıp ifadeler

Here I come: yaklaşırken veya eyleme katılırken

“Here I come!”, “şimdi size doğru geliyorum” ya da “şimdi ben de katılıyorum” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede konuşan kişi, diğerlerini kovalamaya başladığını haber verir. Buradaki Here, konuşan kişinin yöneldiği yeri varış noktası olarak sunar; bu yüzden ifade hareket bildirir. Konuşan kişinin zaten orada olduğu anlamına gelmez. Sözcükleri durağan bir yer ifadesi gibi ayrı ayrı değil, bütün bir ünlem olarak öğrenin.

Alıştırma

Saklambaçta arayan kişinin saymayı bitirdikten sonra söylediği sözü tamamlayın: Ready or not, ____!

Cevabı göster

here I come