Elektriksiz Çalışan Bu Buzdolabı Hindistan'daki Bir Seramik Fabrikasını Nasıl Kurtardı | Büyük İşler: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: El işçiliğiyle makineleri birleştirip elektriksiz ürünler üreten ve zanaatkârların işlerini koruyan Gujarat'taki bir seramik fabrikası inceleniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "stayed afloat," (deyim ve mecazi ifade): işletmenin gerçekten yüzmesi değil, zorluklara rağmen ayakta kalması anlamını kavrayın. 2. "have always been used to cook" / "used to be" (dil bilgisi ve cümle kalıbı): amaç bildiren edilgen “be used to + fiil” ile geçmiş durumu anlatan “used to + fiil” yapılarını ayırıp fırının işleviyle eski tehlikesini karıştırmayın. 3. "is picking up" (öbek fiil): üretim, talep veya faaliyetin artmaya ya da toparlanmaya başlaması anlamını bir şeyi kaldırmaktan ayırın.
Bu derste
An estimated 90% of India's ceramic products come from the state of Gujarat. Kalıp ifadeler
0:02Hindistan'daki seramik ürünlerinin tahminen %90'ı Gujarat eyaletinden geliyor.
An estimated 90% of: tahmini bir yüzdeyi sunma
An estimated + sayı veya yüzde, rakamı kesin bir istatistik olarak değil, gerekçeli bir yaklaşık değer olarak sunar. Bu cümlede estimated, 90% ifadesini niteler; cümlenin ana fiili değildir. Ardından gelen of, yüzdeyi ölçülen bütünle, yani India's ceramic products ile bağlar. Yeniden kullanılabilir kalıp an estimated + rakam + of + grup veya toplam şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü raporlama ifadesiyle tamamlayın: ____ 75 percent of households in the district now have broadband access.
Cevabı göster
An estimated
But the industry has struggled in recent years. Dilbilgisi
0:08Ancak sektör son yıllarda zorluklarla boğuşuyor.
has struggled in recent years: günümüze uzanan yakın bir dönem
Present perfect biçimindeki has struggled, zorluğu geçmişte başlayıp günümüze kadar ulaşan yakın bir döneme yerleştirir. In recent years tamamlanmamış bir zaman aralığını belirtir; bu nedenle cümle, bitmiş bir geçmiş tarihle sınırlı bir sorundan ziyade bugün de önem taşıyan bir eğilimi anlatır. Bu biçim dönemi özetler; sektörün her gün kesintisiz olarak zorluk yaşadığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
İngilizce durum güncellemesini become fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The neighborhood ____ much quieter in recent years.
Cevabı göster
has become
companies started replacing workers with machines, Dilbilgisi
0:11şirketler işçilerin yerine makineleri kullanmaya başladı,
replace A with B: replacing workers with machines ifadesindeki değiştirme yönü
replace A with B kalıbı, “A’yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine B’yi kullanmak” anlamına gelir. Bu cümlede A workers, B ise machines sözcüğüdür: şirketler daha önce insanların yaptığı işler için makineleri kullanmaya başlamıştır. with sözcüğünden sonraki isim, A’ya eşlik eden bir şey değil, yeni kullanılan ögedir. Yönü belirlemek için replace workers with machines ifadesini “machines, workers ögesinin yerini alır” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Değiştirme kalıbını doğru edatla tamamlayın: To reduce plastic waste, the café replaced disposable cups ____ reusable mugs.
Cevabı göster
with
sonuç yan cümlesi olarak leaving + nesne + without...
Burada leaving, önceki cümlenin sonucunu belirtir: işçilerin yerine makinelerin kullanılması birçok seramik ustasının işsiz kalmasına neden olmuştur. Bu, seramik ustalarının fiziksel olarak ayrıldığı anlamına gelmez. Yapı ana cümle, leaving + nesne + tümleç biçimindedir. Nesne many ceramicists, without jobs ise onların ortaya çıkan durumunu anlatır. Bu yapı, sonucu ayrı bir and this left... cümlesi kurmadan ana cümleye kısa biçimde bağlar.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini tamamlamak için leave fiilinin -ing biçimini kullanın: The flood closed the bridge, ____ several villages without road access.
Cevabı göster
leaving
weakened demand forced many of those factories to pause production or shut down completely. Notlar
0:17azalan talep bu fabrikaların birçoğunu üretime ara vermeye ya da tamamen kapanmaya zorladı.
force + nesne + to’lu mastar
Bu cümlede weakened demand dış etkendir. Forced fiili many of those factories ifadesini nesne olarak alır; to pause production ise fabrikaların yapmak zorunda kaldığı eylemi anlatır. Kalıp özne + force + nesne + to’lu mastar şeklindedir. Baskı, kural, olay veya koşullar etkilenen kişi ya da kuruma çok az gerçek seçenek bıraktığında veya hiç seçenek bırakmadığında bu kalıbı kullanın. Nesne, to’lu mastardan önce gelmelidir: force someone to do something doğrudur; force someone do something değildir.
Alıştırma
Cümleyi close fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The storm forced the airport ____.
Cevabı göster
to close
shut down: çalışmayı durdurmak
İşletme ve ekipman bağlamlarında shut down, fiziksel bir nesneyi yalnızca kapatmak değil, çalışmayı veya faaliyeti durdurmak demektir. Burada factories, shut down ifadesinin anlamca öznesidir; dolayısıyla fabrikaların tüm faaliyetlerini durdurması anlatılır. Completely, shut down sonucunu daha güçlü hâle getirir. Pause production tek bir faaliyeti durdururken shut down bütün faaliyetin durmasını anlatır. Shut down tek başına bu durmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu söylemez; bunu bağlam belirler.
Alıştırma
Büyük bir elektrik arızasından sonra bütün tesisin çalışmayı durdurduğu durumda en iyi tamamlamayı seçin: After the transformer failed, the whole plant had to ____.
- shut down
- pause production
- close the main gate
Cevabı göster
shut down
stayed afloat: baskı altında faaliyetini sürdürmek
Bu cümlede stayed afloat, şirketin zorluklara rağmen faaliyet göstermeyi sürdürdüğü ve çökmediği anlamına gelen bir mecazdır. İfade, batmayan bir şey imgesine dayanır; ancak burada sudan söz edilmez. Geçmiş zaman biçimi stayed, bu ayakta kalma durumunun bir süre devam ettiğini gösterir. but it hasn't been easy yan cümlesi, staying afloat ifadesinin başarı veya büyümeden çok baskı altında hayatta kalmayı anlattığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “mali zorluklara rağmen faaliyet göstermeye devam etmek” anlamındaki iki sözcüklü deyimle tamamlayın: After losing its biggest client, the studio cut costs to ____ until new work arrived.
Cevabı göster
stay afloat
owner Mansukhbhai Prajapati combined traditional handmade techniques with machinery. Kalıp ifadeler
0:34şirket sahibi Mansukhbhai Prajapati geleneksel el yapımı teknikleri makinelerle birleştirdi.
To keep potters working: keep + nesne + -ing ile amaç belirtme
Baştaki mastar öbeği To keep potters working, ana cümledeki eylemin amacını belirtir: işletme sahibi, çömlekçilerin çalışmaya devam edebilmesi için iki yöntemi birleştirmiştir. Bu öbekte potters, keep fiilinin nesnesidir; working ise devam eden etkinliği tanımlayan bir -ing tümlecidir. Yeniden kullanılabilen kalıp to keep + nesne + -ing şeklindedir: birinin veya bir şeyin bir etkinliği ya da çalışma durumunu sürdürmesini sağlamak veya buna imkân vermek amacıyla bir eylemde bulunmak.
Alıştırma
keep + the machines + run ögelerini kullanıp run sözcüğünü doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The factory scheduled regular maintenance to ____ safely all winter.
Cevabı göster
keep the machines running
combine A with B: yöntemleri ve makineleri birleştirmek
combine A with B kalıbı, A ile B'yi tek bir çözüm olarak birlikte çalışacak biçimde bir araya getirmek anlamına gelir. Burada traditional handmade techniques A, machinery ise B'dir; ikisi de diğerinin yerini almaz. with sonrasındaki isim, yöntem veya kaynak, ilk öğeye eklenerek onunla birleştirilen unsurdur. Bu kalıp yöntemlerin, malzemelerin, kaynakların veya fikirlerin birleştirilmesini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi combine fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The design team ____ recycled plastic ____ bamboo fibers to create a lighter case.
Cevabı göster
combined · with
Then he set out to tackle a big problem. Notlar
0:40Ardından büyük bir soruna çözüm bulmaya koyuldu.
set out to do something: açık bir hedefle başlamak
set out to do something kalıbı, belirli bir hedefe ulaşmak için bilinçli bir girişime başlamak demektir. Burada büyük bir sorunu çözmeye çalışmaya başlar; bu ifade fiziksel olarak bir yolculuğa çıktığı anlamına gelmez. to'dan sonraki fiilin yalın biçimi, set out to tackle örneğinde olduğu gibi hedefi belirtir. Bu ifade, daha nötr olan started sözcüğünün her zaman taşımadığı bir amaç veya görev duygusu katar.
Alıştırma
Cümleyi “bilinçli bir girişime başladı” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After months of research, Lena ____ design a safer helmet.
Cevabı göster
set out to
tackle a big problem: etkin çaba, tamamlanmış bir çözüm değil
Burada tackle, zor bir konuyla kararlı ve uygulamaya dönük biçimde ilgilenmeye başlamak anlamına gelir. tackle + problem/challenge/issue yapısında zorluk, fiilin doğrudan nesnesidir. Nesne soyut bir sorun olduğu için burada rakibi fiziksel olarak durdurma şeklindeki spor anlamı kullanılmaz. Bu ifade tamamlanmış bir çözümü değil, etkin çabayı vurgular. Set out to tackle a problem, sorunu ele alma girişimine başlamak demektir.
Alıştırma
Cümleyi, zor bir konu üzerinde kararlılıkla harekete geçmek anlamına gelen ders fiiliyle tamamlayın: The research team is ready to ____ the shortage of clean water.
Cevabı göster
tackle
Many of his customers don't have regular access to electricity. Kalıp ifadeler
0:43Müşterilerinin çoğu düzenli olarak elektriğe erişemiyor.
have regular access to electricity: güvenilir erişilebilirlik
Burada have access to, bir şeyi kullanma veya elde etme fırsatına ya da uygulamada gerekli araçlara sahip olmak demektir. have access to + kaynak veya hizmet yapısında access sayılamayan bir isimdir. Regular sözcüğü electricity'yi değil access'i niteler. Bu nedenle olumsuz yapı, müşterilerin bazen elektrik alabileceğini ancak bu imkânın güvenilir veya düzenli olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, güvenilir ve tekrar eden erişilebilirlik anlamına gelen dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library opens its computer room every day, so local residents have ____ the internet.
Cevabı göster
regular access to
So Mansukhbhai designed appliances completely out of clay, Kalıp ifadeler
0:47Bu yüzden Mansukhbhai tamamen kilden ev aletleri tasarladı;
like refrigerators and pressure cookers that don't need power.
0:51elektriğe ihtiyaç duymayan buzdolapları ve düdüklü tencereler gibi.
out of clay: kullanılan malzemeyi belirtme
designed appliances completely out of clay ifadesinde out of, cihazları oluşturmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Completely, kilin yalnızca yüzey süslemesi olarak değil, nesnenin tamamında kullanıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp, yapma fiili + nesne + out of + malzeme biçimindedir; make a bowl out of clay buna bir örnektir. Malzeme belirten bu kullanımda out of, bir şeyin içinden dışarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü malzeme ifadesiyle tamamlayın: The artist made a lamp ____ recycled glass.
Cevabı göster
out of
Uski vajah se maine ye kam kiya ki bina bijli ka fridge main kaise banaun.
0:57Bu nedenle elektriksiz bir buzdolabını nasıl yapabileceğimi araştırdım.
So far his strategies have been a success. Dilbilgisi
1:06Şimdiye kadar stratejileri başarılı oldu.
So far ... have been: şu ana kadarki değerlendirme
So far, daha önceki bir noktadan şu ana kadar uzanan bir zaman aralığı belirler. Have been, present perfect yapısındadır: have şimdiki zaman işaretini taşır, been ise çoğul özne strategies ile sonuç olan a success ifadesini birbirine bağlar. So far ... have been birlikte kullanıldığında başarıyı şimdiye kadarki her şeye dayanan mevcut değerlendirme olarak sunar. Sonraki sonuçların bu değerlendirmeyi değiştirebilme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Güncellemeyi yukarıda öğretilen tam zaman ifadesi ve present perfect fiil ifadesiyle tamamlayın: ____, the repairs ____ successful.
Cevabı göster
So far · have been
and set itself apart in a region that's been famous for ceramics for centuries. Notlar
1:12ve yüzyıllardır seramikleriyle ünlü bir bölgede kendini diğerlerinden ayırdı.
product portfolio: bir şirketin tüm ürün karışımı
İş dünyasında product portfolio, bir şirketin sahip olduğu, geliştirdiği veya sattığı ürünlerin ya da ürün ailelerinin tamamıdır. Burada tripled its product portfolio, şirketin bu bütünü önceki büyüklüğünün üç katına çıkardığı anlamına gelir. Portfolio burada bir klasör veya bir kişinin çalışma örnekleri anlamına gelmez. Şirketin sunduğu ürünleri bir bütün olarak düzenleyen bir kavramdır; böylece raporlarda bu bütünün genişliği, dengesi veya büyümesi ele alınabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şirketin tüm ürün karışımını belirten iki sözcüklü hedef terimle tamamlayın: After entering two new markets, the company expanded its ____ to include software, devices, and support plans.
Cevabı göster
product portfolio
set itself apart: belirgin bir fark yaratmak
Set oneself apart, kişinin ya da öznenin kendisini başkalarından belirgin biçimde farklı kılması anlamına gelir ve genellikle olumlu veya rekabetçi bir farkı anlatır. Bu cümlede şirket, seramikleriyle tanınan bir bölgenin içinde kendini farklılaştırmıştır; fiziksel bir ayrılma kastedilmez. Yapı set + dönüşlülük zamiri + apart şeklindedir. Zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I set myself apart, she set herself apart ve the company set itself apart.
Alıştırma
Cümleyi "set oneself apart" ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: By showing concrete results in her interview, Maya ____ from the other candidates.
Cevabı göster
set herself apart
that's been famous ... for centuries: that's = that has
Burada that, region sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan tümcesi başlatır. That, region sözcüğüne gönderme yapar ve ardından been geldiği için that's, that has olarak açılır. Has been famous fiil grubu, bölgenin uzun süredir devam eden ününü bugüne bağlamak için present perfect kullanır. İki for grubu farklı görevler üstlenir: for ceramics neyle ünlü olduğunu, for centuries ise bu ünün süresini belirtir. Bölge uzun zaman önce seramikleriyle tanınmış ve bugün de tanınmaya devam etmektedir.
Alıştırma
The town that's been famous for glass for centuries attracts many visitors cümlesinde that's ne anlama gelir?
- that has
- that was
- that is
Cevabı göster
that has
We visited the Mitticool factory in Gujarat, India
1:17Hindistan'ın Gujarat eyaletindeki Mitticool fabrikasını ziyaret ederek
to find out how Mansukhbhai and his team produce thousands of pieces of ceramic cookware every day.
1:20Mansukhbhai ve ekibinin her gün binlerce parça seramik mutfak gerecini nasıl ürettiğini öğrendik.
Mansukhbhai's family has made ceramics for generations,
1:27Mansukhbhai'nin ailesi nesillerdir seramik üretiyor,
but it's only in the last 10 years that he's made a living from it. Notlar
1:31ancak kendisi bundan yalnızca son 10 yıldır geçimini sağlıyor.
it's only in the last 10 years that ...: zaman aralığını vurgulamak
It is only + zaman ifadesi + that yan tümcesi kalıbı, it-cleft denen ayrık bir vurgu yapısıdır. Zaman ifadesini özel bir odak konumuna taşır. Burada only, in the last 10 years ifadesine odaklanır ve ailesinin çok daha uzun seramik üretme geçmişine kıyasla onun seramikten geçimini sağlamasının yeni olduğunu vurgular. Bu yapı çoğu zaman o zamandan önce değil karşıtlığını taşır. he's made ifadesinde he's, he has anlamındadır; çünkü made, present perfect içindeki geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Ayrık vurgu cümlesini It is only ... that yapısının kısaltılmış şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Leo has drawn for years, but ____ in the last month ____ he has started selling his art.
Cevabı göster
it's only · that
made a living from it: bir faaliyetten gelir elde ederek geçinmek
“Make a living from something”, bir işten, beceriden, ticari faaliyetten veya başka bir etkinlikten kişinin kendini geçindirmesine yetecek kadar para kazanması demektir. Bu kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki “living”, bir hayat yaratmayı değil, günlük yaşamı sürdüren gelir veya işi belirtir. Bu cümlede “it”, seramik yapma faaliyetini ifade eder. Aile nesillerdir seramik yapıyor olsa da Mansukhbhai'nin buna gelir kaynağı olarak yalnızca son on yıldır dayandığı anlatılarak bir karşıtlık kuruluyor.
Alıştırma
Cümleyi make a living from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After years of taking photos only for fun, Elena now ____ it.
Cevabı göster
makes a living from
That's thanks to a sweet spot between machine made and handmade. Notlar
1:34Bu da makine üretimiyle el işçiliği arasındaki ideal denge sayesinde oldu.
thanks to: bir nedeni belirtmek
“Thanks to + isim veya isim öbeği”, bir sonucun nedenini belirtir. Bu cümlede geçimini sağlayabilme durumunu makine üretimi ile el yapımı arasındaki ideal dengeye bağlar. Bu, birine teşekkür etme eylemi değil, neden bildiren bir ifadedir. Genellikle nedeni yararlı veya olumlu olarak sunar, ancak olgusal açıklamalarda nispeten tarafsız da olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, onarımı yararlı bir neden olarak sunan dersteki neden ifadesiyle tamamlayın: ____ the quick repair, the shop reopened this morning.
Cevabı göster
Thanks to
makine üretimi ile el işçiliği arasındaki en uygun denge
Bu cümlede a sweet spot, uygulamada en iyi sonucu veren aralık veya birleşim anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; herhangi bir yerin ya da tadın gerçekten tatlı olduğu söylenmez. Buradaki iki unsur, makine üretiminin verimliliği ile el işçiliğinin becerisidir. between, bunları dengelenmesi gereken iki unsur olarak sunar. Bir sweet spot mutlaka kusursuz veya matematiksel olarak tam ortada olmak zorunda değildir; belirli hedef için en etkili dengedir.
Alıştırma
Örnekteki a sweet spot ne anlama geliyor?
- Malzemelerin tadının tatlı olduğu bir yerdir.
- Makine işi ile el işinin tam olarak yarı yarıya olmasını gerektirir.
- İki yöntem arasındaki en etkili dengedir.
Cevabı göster
İki yöntem arasındaki en etkili dengedir.
It all starts with ...: her şey … ile başlar
Bu süreç açıklamasında It, daha önce söz edilen bütün çömlek yapım sürecini ifade eder. all bu konunun tamamını kapsayıp vurgularken starts with ilk veya temel unsuru, yani kili tanıtır. Genel bakıştan bir sürecin, yöntemin ya da sonucun başladığı noktaya geçmek için It all starts with + isim veya -ing biçimini kullanın. Bu kalıp ilk adımı ya da diğer her şeyi mümkün kılan temel koşulu belirtebilir.
Alıştırma
Bütün süreci vurgulayan ifadeyle girişi tamamlayın: ____ a clear plan.
Cevabı göster
It all starts with
Sourced domestically within India: Hindistan içinden tedarik
Burada sourced, source fiilinin is sourced edilgen yapısındaki hâlidir ve bir girdinin ya da hammaddenin temin veya tedarik edilmesi anlamına gelir. Bu, tedarik zincirindeki kullanımdır; “kaynak” anlamındaki source ismi değildir. Domestically, bağlamda belirlenen ülkenin içinden anlamına gelir; within India ise bu sınırın Hindistan olduğunu açıkça belirtir. İfade, kilin Hindistan içinde tedarik edildiğini söyler; ev ortamında elde edildiğini veya mutlaka Hindistan'da üretildiğini söylemez.
Alıştırma
Bir raporda "The glass is sourced domestically within Mexico." deniyor. Bunun anlamı nedir?
- İthal edilir ve ardından Meksika'da satılır.
- Meksika içindeki tedarikçilerden temin edilir.
- Meksika'daki evlerde kullanılır.
Cevabı göster
Meksika içindeki tedarikçilerden temin edilir.
It needs to be thickened with dry powdered ceramic. Dilbilgisi
2:01Bunun kuru seramik tozuyla koyulaştırılması gerekiyor.
Needs to be thickened with dry powdered ceramic: kuru toz seramikle koyulaştırılması gerekiyor
Needs to be thickened, need + to be + past participle kalıbını izler. Koyulaştırma işleminin gerekli olduğunu ve öznenin bu eyleme maruz kaldığını belirtir; işlemi yapan kişi veya süreç söylenmeyebilir. With dry powdered ceramic, işlemde kullanılan malzemeyi belirtir. Aynı kalıp The surface needs to be cleaned ve The mixture needs to be cooled gibi süreç talimatlarında da kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi derste öğrenilen edilgen gereklilik yapısıyla tamamlayın: The sauce ____ with a little cornstarch before serving.
Cevabı göster
needs to be thickened
It's then churned with what's called a blunger Kalıp ifadeler
2:22Ardından blunger adı verilen bir makineyle çalkalanıyor,
what's called a blunger: bilinmeyebilecek bir terimi tanıtma
What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. what's called + isim öbeği yapısının tamamı “... adı verilen bir şey” anlamına gelir ve bir şeyin adını ya da etiketini tanıtır. Bu yapı, terim dinleyici için yeni olabileceğinde sıkça kullanılır. Burada what's called a blunger, “blunger adı verilen bir ekipman” demektir. Called burada “adı verilen” anlamındadır, “telefon edilen” anlamında değildir; böylece ifade, dinleyiciyi teknik bir sözcüğe doğal biçimde hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede what's called, bilinmeyebilecek teknik bir adı tanıtmak için doğru kullanılmıştır?
- The liquid passes through what has called a clarifier, a tank that removes solids.
- The liquid passes through what's called a clarifier, a tank that removes solids.
- The liquid passes through what's call a clarifier, a tank that removes solids.
Cevabı göster
The liquid passes through what's called a clarifier, a tank that removes solids.
stop the clay from settling: stop ... from -ing yapısı
stop + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir şey yapmasını veya bir değişime uğramasını engellemek anlamına gelir. From sözcüğünden sonraki fiil -ing biçiminde kullanılır. Burada karıştırma işlemi kilin settling, yani dibe çöküp orada birikmesini önler. Birinin kili kullanmayı bırakması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi önleme yapısı ve fall fiiliyle tamamlayın: A lid can stop dust ____ into the paint.
Cevabı göster
from falling
Sonraki adımı başlatmak için Once it's time to...
Once, ana eylem gerçekleşmeden önce ulaşılması gereken zamanı veya koşulu belirtir. Burada kil kullanıma hazır hâle gelir ve bu durum pompalama adımını başlatır. Once + yan cümle, ana cümle yapısı süreç adımlarını sıralamak için kullanışlıdır. Yan cümledeki it's time to + fiil, eylem için uygun veya planlanan zamanın geldiğini gösterir; bir şeyin yalnızca bir kez olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi Once + it's time to yapısıyla tamamlayın. ____ leave for the airport, call a taxi.
Cevabı göster
Once it's time to
Workers pour in natural dye for a uniform color.
2:42İşçiler rengin tekdüze olması için doğal boya ekliyor.
Ye aadha ghanta ke baad ye liquid ko hum wapas nikal lenge.
2:45Yarım saat sonra bu sıvıyı yeniden boşaltacağız.
wahi hamara cup hoga, glass hoga, mold hoga ya
2:52fincanımızı, bardağımızı, kalıbımızı ya da diğer ürünleri oluşturacak.
Workers finish it off using this machine called an electric chaak. Notlar
3:06İşçiler, elektrikli çark denilen bu makineyle son rötuşları yapıyor.
finish it off: son adımı tamamlamak
Finish it off, bir şeyi tamamen bitirmek için işin son kısmını yapmak anlamına gelir. It zamiri, yapımı zaten kısmen tamamlanmış bir nesneyi gösterir; makine geriye kalan son işlemi yapar. Zamir kullanırken sıralama finish + it + off olmalıdır; finish off it denmez. Nesne ve bağlam bu öbek fiilin ima ettiği anlamı değiştirebilir. Bu nedenle “son adımı yapmak” anlamı, neredeyse tamamlanmış bir şeye uygun olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi, son adımı yapıp bir şeyi tamamlamak anlamındaki bu derste öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın. The shelf is almost ready; let's ____ with one last coat of paint.
Cevabı göster
finish it off
electric chaak: bu bölümdeki elektrikli çömlekçi çarkı
Bu bölümde electric chaak, elektrikle çalışan bir çömlekçi çarkının yerel adıdır. Sonraki cümle makineden this wheel diye söz eder ve zanaatkârların onu çömlek yapmak için kullandığını belirtir; dolayısıyla chaak burada bir marka ya da kişi adı değildir. Bir haberde bilmediğiniz bir zanaat terimiyle karşılaştığınızda, yakınındaki kategori belirten bir sözcüğü ve kullanım açıklamasını arayın. Burada wheel ve make pots bu ipuçlarını sağlar.
Alıştırma
Bu bölümde electric chaak neyi ifade ediyor?
- Çömleklere son şeklini veren bir zanaatkâr
- Elektrikle çalışan bir çömlekçi çarkı
- Atölye ürünlerinin marka adı
Cevabı göster
Elektrikle çalışan bir çömlekçi çarkı
Much of this work is still done the way it's always been done, Dilbilgisi
3:16Bu işin büyük bir kısmı hâlâ eskiden beri olduğu gibi,
the way + yan cümle ile bir işin nasıl yapıldığını anlatma
the way + yan cümle yapısı, bir eylemin gerçekleştirilme biçimini anlatır. Burada the way it's always been done, insanların geçmişten beri sürekli kullandığı yöntemi ifade eder; by hand ise bu yöntemin elle yapmak olduğunu belirtir. Bu yapıda way, ifadenin ana sözcüğüdür ve ardından gelen yan cümle yöntemi tanımlar. İngilizcede yan cümle genellikle the way it is done örneğindeki gibi doğrudan way sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi, ana sözcüğü way olan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: We still prepare the bread ____ our grandparents did, using the old stone oven.
Cevabı göster
the way
They carefully join the top and bottom pieces of the pot together.
3:21Çömleğin üst ve alt parçalarını dikkatle birleştiriyorlar.
but an experienced artisan can finish a piece in minutes.
3:27ama deneyimli bir zanaatkâr bir parçayı dakikalar içinde tamamlayabiliyor.
It takes a lot of skill: çok fazla beceri gerektirir
Bu cümlede takes, “gerektirir” anlamındadır. It, seramik parçayı birleştirip tamamlama işine gönderme yapar; dolayısıyla It takes a lot of skill, bu işi yapmanın önemli ölçüde beceri gerektirdiğini anlatır. Aktarılabilir kalıp It takes + gerekli kaynak veya nitelik biçimindedir ve ardından sık sık to + fiilin yalın hâli gelir: It takes patience to learn this craft. Yapılacak iş bağlamdan zaten belliyse buradaki gibi to cümleciği söylenmeyebilir.
Alıştırma
It takes ve a lot of skill ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ to restore a badly damaged painting.
Cevabı göster
It takes a lot of skill
Kilns like this have always been used to cook ceramics, Dilbilgisi
3:35Bunun gibi fırınlar seramik pişirmek için her zaman kullanılmıştır,
have always been used to cook ... used to be: süren amaç ve geçmiş durum
İlk ifade olan have always been used to cook, use fiilinin present perfect edilgen biçimidir ve ardından amaç bildiren bir mastar gelir. Fırınların seramiği ısıtmak veya pişirmek amacıyla sürekli kullanıldığını anlatır; buradaki cook, yenilecek yemek hazırlamak değil, seramiği fırında ısıtmak demektir. İkinci ifade olan used to be, geçmişte doğru olan ancak artık geçerli olmayan bir durumu belirtir. Böylece cümle, günümüze kadar süren bir amaç ile geçmişte kalmış bir tehlikeyi karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, fırınların günümüz de dâhil olmak üzere zaman boyunca aynı amaca hizmet ettiğini söyler?
- These ovens have always been used to bake bread.
- These bakers used to bake bread in these ovens.
- These bakers are used to baking bread in these ovens.
Cevabı göster
These ovens have always been used to bake bread.
Some kilns burned plastics and old tires too.
3:48Bazı fırınlarda plastik ve eski lastikler de yakılıyordu.
“cooks the clay”: kili fırında yüksek ısıyla işlemek
Burada cooks, kili bir fırında güçlü biçimde ısıtıp değiştirerek seramik hâlinde sertleştirmek demektir. Yiyecek pişirmek anlamına gelmez. the clay nesnesi ve fırın bağlamı, cook fiiline bu genişletilmiş anlamı kazandırır. Bildiğiniz bir fiil teknik bir süreçte kullanıldığında, amaçlanan anlamı belirlemek için nesneye ve çevresindeki adımlara bakın.
Alıştırma
Bir çömlekçilik açıklamasında The kiln cooks the clay ne anlama gelir?
- Fırın, kili yiyecekle karıştırır.
- Fırın, kilin ısı olmadan kurumasını sağlar.
- Fırın, kil değişip sertleşene kadar onu ısıtır.
Cevabı göster
Fırın, kil değişip sertleşene kadar onu ısıtır.
“Too little/too much X and Y”: kısa bir koşul-sonuç yapısı
Her cümlede Too little/too much + isim + and + sonuç şeklindeki kısa kalıp kullanılır. Burada and, bir koşulu onun sonucuna bağlar: Too little heat and... ifadesi If there is too little heat, then... anlamına gelir. Paralel iki yapı, uygun bir aralığın iki tehlikeli tarafını gösterir. Yetersiz ısı sertleşmeyi önlerken aşırı ısı çatlamaya yol açar; böylece miktarın dengeli olması gerektiği anlaşılır.
Alıştırma
Uyarıyı tamamlamak için Too little ve Too much ifadelerini birer kez kullanın: ____ sleep and you cannot focus; ____ sleep and you may feel sluggish.
Cevabı göster
Too little · Too much
While Mansukhbhai's ceramics still have handmade parts,
4:46Mansukhbhai'nin seramiklerinde hâlâ el yapımı kısımlar bulunsa da
that hasn't been the case for most Indian companies in years. Kalıp ifadeler
4:49Hindistan'daki çoğu şirkette yıllardır durum böyle değil.
that hasn't been the case: geçmişten bugüne uzanan karşıtlık
Buradaki that, önceki durumun tamamına, yani Mansukhbhai'nin seramiklerinde hâlâ el yapımı parçalar bulunmasına gönderme yapar. Case burada “durum” anlamındadır; dolayısıyla that hasn't been the case, aynı durumun çoğu Hint şirketi için geçerli olmadığını belirtir. Hasn't been, present perfect yapısının olumsuz biçimidir. In years ile kullanıldığında, durumun yıllar önce geçerliliğini yitirdiğini ve günümüze kadar geçersiz kaldığını gösterir. Böylece önceki ifadenin tamamı tekrarlanmadan gruplar karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Önceki duruma gönderme yapan ve bu durumun uzun süredir geçerli olmadığını gösteren ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: The main clinic still accepts walk-ins, but ____ at its suburban locations for years.
Cevabı göster
that hasn't been the case
industrialization swept Gujarat's ceramic industry. Deyimler
4:54sanayileşme Gujarat'ın seramik sektörünü etkisi altına aldı.
the mid '90s: 1990'ların ortalarını kısaltma
The mid '90s, 1990'ların orta bölümünü söylemenin kısaltılmış bir yoludur. Bu bağlamda çevredeki zaman çizgisi hangi yüzyılın kastedildiğini gösterir; mid tek bir kesin yıl değil, yaklaşık bir dönem belirtir. 90'dan önceki kesme işareti, 1990s içindeki 19 rakamlarının atıldığını gösterir. Sondaki s, on yıl adını çoğul yapar ve önüne kesme işareti gelmez. Ardından gelen virgül tarih ifadesinin değil, cümlenin noktalamasının parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “1990'ların ortaları” ifadesini doğru biçimde kısaltan seçenek hangisidir? The band became nationally famous in ____.
- the mid '90s
- the mid '90's
- the mid 90's
- the mid 90s
Cevabı göster
the mid '90s
swept Gujarat's ceramic industry: hızlı ve geniş çaplı değişim
Bu cümlede swept hareket bildiren bir mecazdır: sanayileşme Gujarat'ın seramik sektörüne hızla yayıldı ve sektörü dönüştürdü. Özne değişim ya da etkili güçtür; sektör ise etkilenen alandır. Sözcük geniş ve güçlü bir etkiyi anlatır; gerçek anlamda süpürme ya da mutlaka tamamen yok etme anlamına gelmez. Bu kalıp eğilimlerin, reformların, teknolojilerin, krizlerin veya duyguların bir yere ya da alana hızla yayılmasını anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede swept Gujarat's ceramic industry ne anlama geliyor?
- Bir şirket küçük bir atölyeyi sessizce satın aldı.
- İşçiler bütün seramik fabrikalarını gerçekten süpürdü.
- Sanayileşme hızla yayıldı ve sektörün büyük bölümünü etkiledi.
- Sanayileşme sektörü tamamen ortadan kaldırdı.
Cevabı göster
Sanayileşme hızla yayıldı ve sektörün büyük bölümünü etkiledi.
Machines took over most of the production process, Öbek fiiller
4:58Üretim sürecinin büyük kısmını makineler devraldı
and it left most artisans like Mansukhbhai's father without work.
5:01ve Mansukhbhai'nin babası gibi zanaatkârların çoğu işsiz kaldı.
took over: kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek
Burada took over, makinelerin daha önce zanaatkârların yaptığı işleri yapmaya veya kontrol etmeye başladığı anlamına gelir. Ardından gelen most of the production process ad öbeği, neyin devralındığını belirtir. Bu öbek fiil; yeni bir kişinin, şirketin, sistemin veya teknolojinin kontrol ya da sorumluluk açısından önceki tarafın yerini almasını anlatabilir. Bu cümlede bir nesneyi bir taraftan diğer tarafa taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, kontrolü veya sorumluluğu üstlenmek anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: When the director retired, Maya ____ the department.
Cevabı göster
took over
But Mansukhbhai believed he could do better than his predecessors.
5:19Fakat Mansukhbhai kendinden öncekilerden daha iyisini yapabileceğine inanıyordu.
after reading about one of India's most devastating earthquakes, Dilbilgisi
5:24Hindistan'ın en yıkıcı depremlerinden biri hakkında bir yazı okuduktan sonra,
Mansukhbhai shifted gears to focus on solving a huge problem. Notlar
5:28Mansukhbhai yönünü değiştirip büyük bir sorunu çözmeye odaklandı.
after reading: kısaltılmış bir zaman yan cümlesi
“After reading about ...”, “Mansukhbhai ... hakkında okuduktan sonra” anlamına gelir. -ing yan cümlesi okuma eylemini zaman bakımından önceye yerleştirir; ana cümle daha sonraki eylemi verir. Bu kısaltılmış after yan cümlesi kullanılabilir çünkü reading'in örtük öznesi ana cümlenin öznesi Mansukhbhai ile aynıdır. Aynı kişi ya da şeyin yaptığı iki eylemi, özne ve çekimli fiili tekrarlamadan sıralamak için after + -ing kullanın.
Alıştırma
Cümleyi after ve finish fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the puzzle, Omar put the pieces away.
Cevabı göster
After finishing
shifted gears: yönü veya odağı değiştirmek
Bu cümlede “shifted gears”, yönü, stratejiyi veya ana odağı değiştirmek anlamına gelen bir benzetmedir. Mansukhbhai bir araç kullanmıyordu; çabasını büyük bir sorunu çözmeye yöneltti. Bu deyim çoğunlukla bir proje, kariyer, plan ya da konuşmada bilinçli bir geçişi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “yönü veya odağı değiştirdi” anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tamamlayın: The team ____ and began designing a simpler app.
Cevabı göster
shifted gears
focus on solving: focus on + fiilin -ing biçimi
Focus on ifadesinden sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir. Burada solving, Mansukhbhai'nin dikkatini verdiği eylemi adlandırır; bu nedenle focus on solving, çabayı çözüm bulma sürecine yöneltmek anlamına gelir. shifted gears to focus on solving ifadesindeki to, strateji değiştirmenin amacını belirtir; focus kalıbının parçası değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp focus on + isim ya da fiilin -ing biçimidir; focus on + fiilin yalın biçimi değildir.
Alıştırma
Cümleyi focus on ve complete fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: During the final week, the team will ____ the safety checks.
Cevabı göster
focus on completing
It took four years to finalize the design for the Mitticool refrigerator. Dilbilgisi
5:44Mitticool buzdolabının tasarımını tamamlamak dört yıl sürdü.
It took four years to finalize: It took + süre + to do
It took + süre + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir eylem ya da sonucun ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Buradaki It biçimsel öznedir; buzdolabını göstermez. four years süreyi, to finalize the design ise bu süreyi gerektiren işi belirtir. Tasarım süreci geçmişte tamamlanmış olarak anlatıldığı için cümlede took kullanılır. Şimdiki durumlar için It takes ..., geleceğe yönelik tahminler için It will take ... kullanılır.
Alıştırma
It took + time + to do kalıbını kullanın. The restoration lasted six months: It ____ six months ____ restore the old theater.
Cevabı göster
took · to
keep perishable food cool ifadesinde keep + nesne + sıfat
keep perishable food cool ifadesinde keep sözcüğünü nesne olan perishable food ve sıfat olan cool izler. Cool, nesnenin hangi durumda tutulduğunu belirten bir nesne tamamlayıcısıdır. Aktarılabilir keep + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin bir durumda kalmasını sağlamak veya o durumun değişmesini önlemek anlamına gelir. Burada vurgu, yiyeceğin serin hâle geldiği an değil, serinliğin sürmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir soğutucunun düşük sıcaklığı koruduğunu anlatmak için keep + nesne + sıfat yapısını doğal biçimde kullanır?
- The cooler keeps the drinks to be cold.
- The cooler keeps the drinks cold.
- The cooler keeps cold the drinks.
Cevabı göster
The cooler keeps the drinks cold.
perishable food: raf ömrü kısa gıda
Perishable food, uygun koşullarda saklanmadığında veya işlenmediğinde nispeten hızlı bozulabilecek gıdaları ifade eder. Bu ifade, gıda saklama ve güvenliği bağlamlarında yaygındır. Perishable, gıdanın sınırlı raf ömrünü ve uygun bakım ihtiyacını anlatır. Gıdanın zaten bozulmuş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru saklanmadığında hızla bozulabilecek taze eti en iyi hangi terim tanımlar?
- perishable food
- nonperishable food
- spoiled food
Cevabı göster
perishable food
for up to a week: azami süreyi belirtme
“for up to a week” ifadesi azami süreyi belirtir: yiyecekler en fazla bir hafta serin kalabilir, ancak gerçek süre daha kısa olabilir. Bir şeyin ne kadar süre dayanabileceğinin, çalışabileceğinin, saklanabileceğinin veya kullanılabilir kalabileceğinin üst sınırını anlatırken for up to + süre kullanılır. Bu ifade “en az” anlamına gelmez ve sürenin tamamını garanti etmez.
Alıştırma
Cümlede üst sınırı gösteren hedef ifadeyi tamamlayın: The portable fan can run for ____ 12 hours, depending on the speed setting.
Cevabı göster
up to
about one third the price of an electric one. Dilbilgisi
6:06bu, elektrikli bir buzdolabının fiyatının yaklaşık üçte biri.
one third the price of: fiyat oranı belirtme
“one third the price of an electric one” ifadesinde one third isim öbeği fiyatı doğrudan ölçer: Mansukhbhai'nin buzdolabı elektrikli bir buzdolabının yaklaşık 1/3'ü kadar tutar. Yapı, kesir veya çarpan + the + ölçü ismi + of + karşılaştırma ölçütü şeklindedir; half the size of ve twice the length of buna örnektir. Bu, one third cheaper than anlamına gelmez. One third cheaper olan bir fiyat üçte bir oranında düşürülmüştür; dolayısıyla son fiyat asıl fiyatın yaklaşık 2/3'üdür.
Alıştırma
Eski bir yazıcı 300 dolar, yeni bir yazıcı ise 100 dolardır. Fiyat oranını hangi cümle doğru ifade eder?
- The new printer is three times the price of the old printer.
- The new printer is one third the price of the old printer.
- The new printer is one third cheaper than the old printer.
Cevabı göster
The new printer is one third the price of the old printer.
an electric one: Tekil Sayılabilen Bir İsmin Yerine one
an electric one ifadesindeki one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen fridge isminin yerine kullanılır. İfadenin açık hâli an electric fridge şeklindedir. one kullanmak ismi tekrar etmeyi önler. electric sıfatı fiyat karşılaştırmasında hangi buzdolabı türünün kastedildiğini gösterir; buradaki one, 1 sayısı değil, ismin yerine geçen bir sözcüktür.
Alıştırma
stove sözcüğünü tekrarlamadan "an electric stove" ifadesini değiştirin: This gas stove costs half as much as ____.
Cevabı göster
an electric one
To garibon se jyada amir logon ne bhi liya.
6:23Hatta buzdolabını yoksullardan çok varlıklı insanlar satın aldı.
while hundreds of other ceramic companies in the area paused production. Anlatım akışı
6:30bölgedeki diğer yüzlerce seramik şirketi üretime ara verdi.
is picking up: Faaliyetin İyileşmeye Başlaması
Bu ticari bağlamda is picking up, üretimin artmaya veya iyileşmeye başladığı anlamına gelir. Pick up; düşük ya da yavaş seyreden faaliyet, talep, satış, iş veya temponun güç kazanmasını anlatabilir. Şimdiki zamanın devam biçimi is picking up, değişimi şu anda gerçekleşiyor olarak sunar. Fiziksel bir nesne kaldırılmamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi pick up fiilinin şimdiki zamanın devam biçimiyle tamamlayın: After a quiet morning, customer demand ____.
Cevabı göster
is picking up
bölgede bulunan yüzlerce diğer seramik şirketi üretimi durdururken
Burada while + yan cümlesi yalnızca zaman ilişkisi kurmaz; karşıtlık kurar. Vurgulanan yan cümle, bölgedeki yüzlerce diğer seramik şirketinin üretimi durdurduğunu söyler. Önceki yan cümle ise Mitticool'un üretiminin hız kazandığını belirtir. Bu yapı, birbirine zıt iki ticari eğilimi yan yana getirir: bir şirketin üretimi artarken yakındaki birçok rakip üretimi bırakır. Haber anlatımında bu, dinleyicinin beklenmedik karşıtlığı hızla fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
İki durum arasındaki karşıtlığı en iyi gösteren kelimeyi seçin: The community garden is thriving ___ the vacant lot next door remains unused.
- because
- while
- when
Cevabı göster
while
Mansukhbhai tripled his current portfolio of 350 products
6:42Mansukhbhai, mevcut 350 ürünlük portföyünü üç katına çıkararak