Partnerlerimize Neden Soğuk Davranırız: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
774 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bu deneme, partnerler arasındaki uzaklığı sıkılma değil, söylenmemiş incinmelere karşı savunma olarak açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. get bored of / get bored with — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: ilginin kaybını anlatan iki edat kalıbını ve artık dikkat çekmeyen şeyi eklemeyi öğrenin. 2. makes our partners sound like monsters or ourselves like weaklings. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + nesne + sound like yapısının, benzetmeyi gerçek saymadan bir izlenimi nasıl anlattığını görün. 3. gone cold, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: cold sözcüğünü sıcaklık değil duygusal geri çekilme olarak anlayın ve bu mecazı sıcaklık ya da katılımın azalması için kullanın.

Bu derste

The story of the path to coldness in love is well known.

0:00

Aşkta soğukluğa giden yolun hikayesi iyi bilinir.

We start off full of affection for one another Öbek fiiller

0:05

Birbirimize sevgi dolu olarak başlarız

and then with time feelings fade.

0:08

ve sonra zamanla duygular solar.

Öbek fiiller

start off + durum: başlangıçtaki koşulu anlatmak

Start off, belirli bir biçimde ya da durumda başlamak demektir. start off full of affection ifadesinde full of affection sıfat öbeği ilişkinin başlangıçtaki durumunu anlatır. Bu ifade bir sürecin ilk aşamasını ortaya koyar ve böylece duyguların zamanla solmasıyla kurulan sonraki karşıtlığı doğal biçimde hazırlar. Burada off, öbek fiilin bir parçasıdır; uzaklaşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi start off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The trip ____ smoothly, but heavy rain caused delays later.

Cevabı göster

started off

We start prioritizing work.

0:11

İşi önceliklendirmeye başlarız.

We check our phones while they're speaking.

0:13

Onlar konuşurken telefonlarımıza bakarız.

We don't especially want to hear how their day went.

0:15

Günlerinin nasıl geçtiğini pek de duymak istemeyiz.

There's a popular surface explanation for this kind of emotional frost, Deyimler

0:19

Bu tür duygusal donukluk için popüler ve yüzeysel bir açıklama vardır,

Deyimler

Soğuyan bir ilişkinin mecazı olarak emotional frost

Emotional frost, sıcaklığı yakınlıkla, ayazı ise duygusal soğuklukla ilişkilendiren bir mecazdır. Burada insanlar arasındaki sevginin soğuyarak mesafeye veya sıcaklık eksikliğine dönüşmesi anlamına gelir. Gerçek bir ayazı ya da yalnızca bir kişinin geçici üzüntüsünü değil, bir ilişkinin genel havasını anlatır. Bu sıcaklık imgesini fark etmek, a warm relationship veya a frosty response gibi benzer ifadeleri anlamaya da yardımcı olur.

Alıştırma

"Months of silence left emotional frost between the siblings," cümlesinde emotional frost neyi anlatır?

  1. Kısa süreli fiziksel rahatsızlık hissi
  2. Giderek artan duygusal soğukluk ve mesafe
  3. Soğuk havanın oluşturduğu gerçek buz
Cevabı göster

Giderek artan duygusal soğukluk ve mesafe

that people naturally get bored of one another Kalıp ifadeler

0:23

insanların tıpkı diğer her şeyden sıkıldıkları gibi

in the same way as they get bored with everything else.

0:26

doğal olarak birbirlerinden de sıkıldıklarıdır.

Kalıp ifadeler

get bored of ... get bored with: iki doğal kalıp

Hem get bored of hem de get bored with, birinin bir kişiye, şeye veya etkinliğe olan ilgisini yavaş yavaş kaybetmesi anlamına gelir. Bu cümlede of ifadesinden sonra one another, with ifadesinden sonra ise everything else gelir; iki ifade aynı dil bilgisel görevi görür ve aynı fikri aktarır. Kalıp get bored of/with + isim veya zamir şeklindedir. Bored öznenin hissettiği duyguyu anlatır; dolayısıyla ilgisini kaybeden kişi öznedir.

Alıştırma

İnsanların ilgisini kaybetmesini anlatan iki yaygın kalıbı da doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya got bored with the game, and Leo got bored of it too.
  2. Maya got bored of the game, and Leo got boring with it too.
  3. Maya got boring with the game, and Leo got bored of it too.
Cevabı göster

Maya got bored with the game, and Leo got bored of it too.

The gadget that once seemed so amazing,

0:29

Bir zamanlar çok şaşırtıcı görünen o alet,

the film they used to love.

0:32

eskiden sevdikleri o film.

Going cold is, in this story,

0:34

Bu hikayeye göre soğumak,

simply the unavoidable consequence of familiarity.

0:36

sadece aşinalığın kaçınılmaz bir sonucudur.

But there's another explanation,

0:40

Ama başka bir açıklama daha var,

darker at first, but in the end more hopeful. Anlatım akışı

0:42

ilk başta daha karanlık, ama sonunda daha umut verici.

Anlatım akışı

at first ... but in the end: ilk görüş ve son değişim

at first ... but in the end kalıbı bir düşünceyi iki aşamada düzenler. At first ilk izlenimi sunar, but bu izlenimin değişeceğini haber verir ve in the end son değerlendirmeyi aktarır. Burada darker ilk aşamaya, more hopeful ise son aşamaya aittir. Böylece konuşmacı iki tanımı aynı anda eşit derecede doğru sunmak yerine, savın yön değiştireceğini önceden gösterir.

Alıştırma

İlk görüşü ve sonradan gelen değişimi belirten iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: "____, the plan seemed too expensive, ____ it saved us money."

Cevabı göster

At first · but in the end

The loss of interest isn't either natural or inevitable.

0:46

İlgi kaybı ne doğal ne de kaçınılmazdır.

The boredom is something at once more complicated and more active. Dilbilgisi

0:50

Sıkıntı aynı anda daha karmaşık ve daha aktif bir şeydir.

Dilbilgisi

Bir arada bulunan iki özelliği anlatan at once X and Y

at once X and Y kalıbında at once, “hemen” değil, “iki özelliğin de aynı anda bulunması” anlamına gelir. Aynı anda geçerli olan iki özelliği birbirine bağlar: can sıkıntısı daha karmaşıktır ve aynı zamanda daha etkindir. Bu yapı kısa ve dengeli bir betimleme oluşturur. Buradaki active, can sıkıntısının yalnızca edilgen biçimde ortaya çıkmadığını, devam eden psikolojik bir tepkiyle üretildiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede at once tek bir şeye bir arada bulunan iki özellik vermek için kullanılmıştır?

  1. The plan is at once simple and powerful.
  2. All the children spoke at once.
  3. Please reply at once.
Cevabı göster

The plan is at once simple and powerful.

It exists because we feel hurt by, Kalıp ifadeler

0:54

Var olmasının nedeni incinmiş,

angry with, or scared of our partner.

0:57

partnerimize öfkelenmiş veya ondan korkmuş hissetmemizdir.

Kalıp ifadeler

hurt by, angry with ve scared of eşleşmeleri

Her duygu sıfatı kendi edatını korur: hurt by someone or something, angry with someone ve scared of someone or something. Bu ifadeler our partner ögesini ortak nesne olarak kullansa da edatlar aynı hâle getirilemez. Virgüller ve or, üç sıfat öbeğini eş görevli olarak bağlar. Sondaki nesnenin her birinden sonra geldiği anlaşılır: hurt by our partner, angry with our partner veya scared of our partner.

Alıştırma

Hangi cümle, Lea'nın partneri tarafından incitildiğini, ona kızdığını veya ondan korktuğunu anlatmak için üç sıfat-edat eşleşmesini de doğru kullanır?

  1. After the argument, Lea felt hurt of, angry with, or scared by her partner.
  2. After the argument, Lea felt hurt with, angry by, or scared of her partner.
  3. After the argument, Lea felt hurt by, angry with, or scared of her partner.
Cevabı göster

After the argument, Lea felt hurt by, angry with, or scared of her partner.

And because we haven't found a cathartic way

0:59

Ve katartik bir yol bulamadığımız için

to tell ourselves or them about it.

1:02

bunu kendimize veya onlara anlatacak.

Tuning out isn't inevitable. Öbek fiiller

1:05

İlgiyi kesmek kaçınılmaz değildir.

Öbek fiiller

Tuning out: dikkat etmeyi bırakmak veya duygusal olarak geri çekilmek

Burada tuning out, artık dikkat etmemek veya duygusal olarak etkileşime katılmamak anlamına gelir. Bir radyoyu ya da müzik aletini fiziksel olarak ayarlamayı değil, zihinsel olarak geri çekilmeyi anlatır. Kalıp tune out şeklindedir. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir veya tune out the noise ve tune someone out örneklerindeki gibi nesne alabilir. -ing biçimi, bu eylemi isn't inevitable yapısının öznesi yapar.

Alıştırma

'Dikkat etmeyi bırakmak' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the long announcement, I began to ____.

Cevabı göster

tune out

It's a symptom of disavowed emotional distress. Kelime

1:07

Reddedilmiş duygusal sıkıntının bir semptomudur.

Kelime

disavowed emotional distress: inkâr edilen veya kabul edilmeyen duygusal acı

Disavowed emotional distress, kişinin inkâr ettiği, kendisine ait olduğunu reddettiği veya kabul edemediği duygusal acıdır. Disavowed, sıkıntının ortadan kalktığı anlamına gelmez; kişinin onu fark etmekten veya kendisine ait olduğunu kabul etmekten uzaklaştığını belirtir. Bu isim öbeğinde disavowed, emotional distress ifadesini niteleyen geçmiş ortaç biçiminde bir sıfattır. Bu resmî ifade, görünür davranışı gizli ve kabul edilmemiş duyguların bir işareti olarak sunar.

Alıştırma

'The report links his withdrawal to disavowed emotional distress,' cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Hafiflemiş olan duygusal acı
  2. İnkâr ettiği veya kendisine ait olduğunu kabul etmediği duygusal acı
  3. Açıkça konuştuğu duygusal acı
Cevabı göster

İnkâr ettiği veya kendisine ait olduğunu kabul etmediği duygusal acı

It's a way of coping.

1:11

Bu bir başa çıkma yoludur.

We're internally numbed, not just a touch bored. Kelime

1:12

İçsel olarak uyuşmuşuzdur, sadece biraz sıkılmış değil.

Kelime

a touch bored: a touch ile hafif bir derece belirtmek

a touch bored ifadesinde a touch, “az miktarda” anlamına gelir ve bored sıfatını niteler. Burada touch fiziksel temas değil, bir derece ifadesidir. Bu cümlede not just, durumu hafifleten bu tanımlamayı reddeder: Konuşan kişi, gerçek durumun biraz sıkılmanın ötesine geçtiğini ve içsel bir hissizliğe ulaştığını söyler. Başka bağlamlarda da kullanılabilen a touch + sıfat kalıbı, bir özelliği hafif derecede gösterir ve değerlendirmeyi çoğu zaman daha nazik hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede a touch “biraz” anlamında kullanılmıştır?

  1. She felt a touch on her shoulder.
  2. The room feels a touch cold this morning.
  3. He kept in touch with his cousin.
Cevabı göster

The room feels a touch cold this morning.

This can sound strange.

1:17

Bu kulağa tuhaf gelebilir.

After all, we might have no active sense Anlatım akışı

1:18

Sonuçta, partnerimizin bizi incittiğine, kızdırdığına veya korkuttuğuna

that our partner has been hurting, angering, or frightening us.

1:20

dair aktif bir hissimiz olmayabilir.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden sunmak

After all, önceki iddiayı kabul etmeyi kolaylaştıran bir neden sunar. “İlgili bu gerçeği göz önünde bulundurursak” anlamına gelir; “bir olay dizisinin sonunda” demek değildir. after all ifadesinden sonraki bilgi, önce söylenenleri destekler. Burada olası farkındalık eksikliği, bir kişinin ilişkide süregelenleri neden fark etmeyebileceğini açıklar.

Alıştırma

Hangi ikinci cümle “We can trust Maya with the key” ifadesini destekleyen bir neden sunar?

  1. In the end, she sold the house.
  2. Finally, she agreed to look after the house.
  3. After all, she has looked after the house many times.
Cevabı göster

After all, she has looked after the house many times.

The idea appears laughable or extreme.

1:24

Bu fikir gülünç veya aşırı görünebilir.

It makes our partners sound like monsters Dilbilgisi

1:26

Partnerlerimizi canavar gibi

or ourselves like weaklings.

1:28

veya kendimizi zayıf biri gibi gösterir.

Dilbilgisi

make + nesne + sound like: bir izlenim yaratmak

make + nesne + sound like + isim kalıbı, belirli bir söz seçiminin veya durumun biri hakkında bir izlenim yarattığını anlatır. Burada iki uç izlenim doğar: partnerler canavar gibi, konuşan kişiler de güçsüz insanlar gibi algılanır. Bu, iki betimlemeden herhangi birinin gerçekten doğru olduğunu ileri sürmez. makes, paralel iki bölüm için ortak kullanılır. İkinci bölümde sound atılmıştır; makes sonrasındaki tam yapı our partners sound like monsters or ourselves sound like weaklings şeklindedir. İngilizcede kalıp açık olduğunda, bağlı yapılardaki tekrarlanan ögeler sıkça atılır.

Alıştırma

make + nesne + sound like kalıbını doğru fiil biçimiyle kullanarak cümleyi tamamlayın: This headline ____ the actor ____ a villain, even though the article gives a more balanced picture.

Cevabı göster

makes · sound like

Neither of which is true.

1:30

Oysa ikisi de doğru değildir.

But the self that loves within a relationship

1:32

Ancak bir ilişkide seven benlik

is not the normal adult self we know from other zones of our lives.

1:34

hayatımızın diğer alanlarından bildiğimiz normal yetişkin benliğimiz değildir.

We may mostly be hugely resourceful and resilient,

1:39

Çoğunlukla son derece becerikli ve dayanıklı olabiliriz,

but the person who loves is an infinitely more vulnerable being.

1:43

ama seven kişi sonsuz derecede daha savunmasız bir varlıktır.

We should imagine it like a smaller, younger, Anlatım akışı

1:47

Bunu, kafamızın içinde yaşayan daha küçük, daha genç,

more defenseless version of ourselves that lives in our heads

1:49

daha savunmasız bir versiyonumuz olarak hayal etmeliyiz;

and is no tougher and not much wiser than we were as babies, Dilbilgisi

1:53

ve bebekken olduğumuzdan ne daha güçlü ne de çok daha bilgedir,

Anlatım akışı

should imagine it like: bir benzetmeyi başlatmak

should imagine it like ifadesi, soyut bir fikirden zihinsel bir karşılaştırmaya geçildiğini gösterir. Burada daha küçük, daha genç ve daha savunmasız bir hâlimizin görüntüsünü önceden sunarak fikri zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu bağlamda should, konuyu anlamak için yararlı bir bakış açısı önerir; ahlaki bir yükümlülük veya katı bir emir bildirmez. Karşılaştırmayı ayrıntılardan önce duyurarak açıklamanın dinleyici için düzenlenmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede should imagine it like ne işe yarar?

  1. Hayal edilen hâlin kanıtlanmış bir gerçek olduğunu söyler.
  2. Dinleyiciyi soyut bir fikri anlamak için karşılaştırma kullanmaya davet eder.
  3. Katı bir ahlaki emir verir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi soyut bir fikri anlamak için karşılaştırma kullanmaya davet eder.

Dilbilgisi

no tougher ... not much wiser than: iki farklı olumsuzluk derecesi

“no tougher than”, karşılaştırma noktasına göre dayanıklılıkta hiç artış olmadığını belirtmek için no + comparative yapısını kullanır. Bu bağlamda şimdiki benlik, bebeklikteki benlikten daha dayanıklı değildir. “not much wiser than” daha zayıf bir olumsuzluktur: bilgelikte bir artış varsa bile küçüktür; artışın mutlaka sıfır olması gerekmez. İki yapının yan yana kullanılması karşılaştırmayı dengeli tutarken iki farklı olumsuzluk derecesi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi sırasıyla no + strong sözcüğünün comparative biçimi ve not much + fast sözcüğünün comparative biçimiyle tamamlayın: After a month of training, I'm ____ than before, but I'm ____ than I was last month.

Cevabı göster

no stronger · not much faster

which is when so many of our needs for

1:57

ki o zamanlar aşka dair ihtiyaçlarımızın

and ideas about love were formed.

1:59

ve fikirlerimizin birçoğunun oluştuğu zamandır.

It's this vulnerable self that continues to direct our hearts,

2:02

Sivri bir sakalımız ve 1.88 boyumuz olsa da

even if we're 6 ft 2 with a pointy beard.

2:06

kalplerimizi yönetmeye devam eden işte bu savunmasız benliktir.

The loving self has a gossamer thin ego. Deyimler

2:09

Seven benliğin örümcek ağı kadar ince bir egosu vardır.

Deyimler

gossamer thin ego: aşırı duygusal kırılganlık imgesi

“Gossamer”, son derece ince ve hafif bir şeyi, özellikle narin örümcek ipeğini adlandırır. “a gossamer thin ego” ifadesinde “thin” ile birlikte fiziksel inceliği değil, son derece kırılgan ve kolayca incinebilir olmayı anlatan canlı bir benzetme oluşturur. Buradaki “ego”, kişinin benlik duygusunu, özellikle de incinebilen kısmını ifade eder. Yalnızca kibir anlamına gelmez.

Alıştırma

“After one criticism, his gossamer-thin confidence collapsed,” cümlesinde gossamer-thin neyi düşündürür?

  1. Fiziksel olarak örümcek ipeğinden yapılmıştır.
  2. Son derece narindir ve kolayca zarar görür.
  3. Alışılmadık ölçüde gururlu ve kendini beğenmiştir.
Cevabı göster

Son derece narindir ve kolayca zarar görür.

It gets hurt, frightened, and upset with desperate ease. Kalıp ifadeler

2:13

Umutsuz bir kolaylıkla incinir, korkar ve üzülür.

Kalıp ifadeler

with desperate ease: kaygı verici bir kolaylık

Burada with desperate ease, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlatan bir durum ifadesidir: with + soyut isim yapısı, eylemin gerçekleşme biçimini gösterir. Ease, bu kırılgan benliğin incinmesi, korkması ya da üzülmesi için neredeyse hiç çaba veya kışkırtma gerekmediğini anlatır. Desperate, kırılgan benliği doğrudan umutsuz diye nitelemek yerine konuşanın değerlendirmesini güçlendirir. Bu şaşırtıcı birleşim, “kolaylığı kaygı verici, acı verici veya neredeyse umutsuz hissettirecek kadar kolay” demektir. Böylece sıradan bir durum anlatımı, konuşanın duygusal değerlendirmesini de taşıyabilir.

Alıştırma

Bu cümlede with desperate ease ne anlama geliyor?

  1. sakin ve becerikli bir şekilde
  2. zaten umutsuz olduğu için
  3. ancak umutsuzca çaba gösterdikten sonra
  4. kolaylığın kendisi kaygı verici görünecek kadar kolay
Cevabı göster

kolaylığın kendisi kaygı verici görünecek kadar kolay

You could deeply distress it

2:16

Onu derinden üzebilirsiniz;

by interrupting it during a story it's telling you Dilbilgisi

2:18

size öğle yemeğinde yediği sandviçle ilgili

about the sandwich it had for lunch,

2:20

anlattığı bir hikaye sırasında sözünü keserek,

by not asking it enough about the little spot it got on its arm yesterday,

2:22

dün kolunda çıkan küçük leke hakkında yeterince soru sormayarak,

by preferring a book to cuddling,

2:26

sarılmak yerine bir kitabı tercih ederek

Dilbilgisi

Paralel by + ulaç ifadeleri: by interrupting ... by not asking ... by preferring

Üç by ifadesi paralel bir liste oluşturur ve üçü de You could deeply distress it yapısına bağlanır. Burada by, sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya davranışı tanıtır: interrupting, not asking ve preferring. By bir edat olduğu için ardından gelen her fiil -ing biçimini alır. Bir ulaç ifadesini olumsuz yapmak için not, -ing biçiminden önce gelir: by not asking doğrudur; by don't ask değildir. Özellikle uzun bir listede by sözcüğünü tekrarlamak, her öğenin aynı paralel görevi taşıdığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Listen, look ve ask fiillerini by ile kullanın ve look fiilini olumsuz yapın. Paralel listeyi tamamlayın: You can support the speaker ____ carefully, ____ at your phone, and ____ questions at the end.

Cevabı göster

by listening · by not looking · by asking

or being a bit tricky about what channel it should watch on TV.

2:28

veya televizyonda hangi kanalı izleyeceği konusunda biraz huysuzluk ederek.

Of course, these are by ordinary adult standards, Kalıp ifadeler

2:32

Elbette bunlar sıradan yetişkin standartlarına göre

tiny slights.

2:35

küçücük incinmelerdir.

But we don't love by adult standards.

2:36

Ama biz yetişkin standartlarıyla sevmeyiz.

Kalıp ifadeler

Değerlendirme ölçütü olarak by ordinary adult standards

"By ordinary adult standards", “sıradan yetişkinlerin genellikle neyi ciddi veya önemli saydığına göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Burada by, değerlendirmede kullanılan ölçütü belirtir; eylemi yapan kişiyi göstermez. İfade "tiny slights" sözlerinden önce gelerek davranışın dışarıdan bakan bir yetişkinin gözünde önemsiz görünmesini sağlar. Sonraki cümle bu ölçütün sevgi için geçerli olmadığını söyler; böylece ifade sıradan değerlendirme ile duygusal kırılganlık arasında karşıtlık kurar.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun yeni başlayanların olağan düzeyine göre değerlendirildiğinde etkileyici göründüğü anlamına gelir?

  1. According to beginners, the result is impressive.
  2. The result was made by beginners and is impressive.
  3. By beginner standards, the result is impressive.
Cevabı göster

By beginner standards, the result is impressive.

These small arrows are enough to wound the self that loves Deyimler

2:39

Bu küçük oklar, seven benliği

to its tender emotional core.

2:43

hassas duygusal çekirdeğinden yaralamaya yeter.

Deyimler

Duygusal incinme benzetmesi olarak small arrows

"Small arrows", görmezden gelmek, sözünü kesmek veya yakınlık göstermemek gibi küçük küçümsemeleri anlatan bir benzetmedir. Bu davranışlar bir ok gibi saplanıp kişiyi duygusal olarak yaralayabilir. Sonraki wound ve emotional core sözleri de ok imgesini sürdürdüğünden ifade gerçek silahlardan bahsetmez. Okların small diye nitelenmesi gerilimi korur: Bu davranışlar dışarıdan önemsiz görünebilir, ancak seven kişinin kırılgan bir yanına ulaşabilir. Daha genel olarak, fiziksel yara açabilen somut bir nesne, sözlerin veya davranışların nasıl duygusal acıya yol açtığını göstermek için benzetme olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede "small arrows" neyi temsil ediyor?

  1. Küçük bir fiziksel yaralanmaya neden olan gerçek silahlar
  2. Yetişkinler arasındaki bir ilişkide olabilecek her sorun
  3. Duygusal acıya yol açabilen, görünüşte küçük davranışlar
Cevabı göster

Duygusal acıya yol açabilen, görünüşte küçük davranışlar

Ideally, of course, the small self would at once point out what's happened. Öbek fiiller

2:46

İdeal olarak, elbette, küçük benlik ne olduğunu anında belirtirdi.

Öbek fiiller

Point out: bir olguyu açıkça belirtmek

Point out, “bir şeyi açıkça belirtmek veya birinin dikkatini ona çekmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede küçük benlik, ne olduğunu hemen söylerdi; parmakla fiziksel olarak işaret etme anlamı yoktur. What's happened soru sözcüklü yan cümlesi, point out fiilinin nesnesidir. Point out a mistake örneğindeki gibi ardından isim de gelebilir. Nesne bir zamirse araya yerleştirilir: point it out denir, point out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi point out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the review, Nia ____ that the chart used last year's figures.

Cevabı göster

pointed out

It would carefully explain that it had been frustrated and hurt.

2:50

Hüsrana uğradığını ve incindiğini dikkatlice açıklardı.

Its voice would be measured, undefensive, and charming.

2:53

Sesi ölçülü, savunmacı olmayan ve sevimli olurdu.

But mostly, it just stays silent.

2:57

Ancak çoğunlukla, sadece sessiz kalır.

That's forgivable.

2:59

Bu affedilebilirdir.

It doesn't properly understand what's wrong.

3:00

Neyin yanlış olduğunu tam olarak anlamaz.

It just knows it's in pain

3:03

Sadece acı çektiğini bilir

and is driven by an instinct to withdraw and protect itself, Kalıp ifadeler

3:05

ve geri çekilip kendini koruma içgüdüsüyle hareket eder,

Kalıp ifadeler

Be driven by an instinct to withdraw: otomatik bir iç dürtüyle hareket etmek

Is driven by edilgen bir yapıdır ve eylemin nedeni olarak içsel bir gücü gösterir. Burada bu güç bir instinct olduğu için tepki dikkatli bir seçim sonucunda değil, otomatik olarak ortaya çıkar; drive araç kullanmak anlamında değildir. To withdraw mastarı, içgüdünün benliği ne yapmaya ittiğini belirtir. Bu bağlamda withdraw, temastan duygusal olarak geri çekilmek demektir. Ardından gelen and protect itself, withdraw ile ikinci bir eylemi eş görevli hâle getirir; dolayısıyla iki eylem de aynı içgüdüden kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü ve otomatik bir iç dürtünün neden olduğu eylemi en iyi gösterir?

  1. The child was driven by an instinct to pull away from the hot pan.
  2. The teacher ordered the child to move away from the table.
  3. The child chose to step back after reading the warning sign.
Cevabı göster

The child was driven by an instinct to pull away from the hot pan.

which translates into behavior that looks pretty cold. Öbek fiiller

3:09

bu da oldukça soğuk görünen bir davranışa dönüşür.

Öbek fiiller

translates into: nedenden gözlemlenebilir sonuca

Burada translates into, “olarak ortaya çıkar” veya “sonucunu doğurur” anlamındadır. Daha önce sözü edilen içgüdüsel tepki içseldir; gözle görülen sonucu ise duygusal açıdan soğuk görünen davranışlardır. Aktarılabilir kalıp X translates into Y şeklindedir: X bir neden, koşul, yetenek veya fikirdir; Y ise bunun pratik ya da gözlemlenebilir sonucudur. Burada translate, sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Regular practice translates into better performance,” cümlesinde “translates into” ne anlama gelir?

  1. yol açar veya olarak ortaya çıkar
  2. performansın daha soğuk görünmesini sağlar
  3. sözcükleri başka bir dilde yeniden yazar
Cevabı göster

yol açar veya olarak ortaya çıkar

If the adult self had to give voice to the loving self's upset, Deyimler

3:12

Eğer yetişkin benlik, seven benliğin üzüntüsünü dile getirmek zorunda kalsaydı,

it could sound and feel absurd,

3:16

bu kulağa saçma gelebilir ve öyle hissettirebilirdi,

Deyimler

give voice to: söylenmemiş olanı ifade etmek

Burada give voice to, “açıkça ifade etmek” anlamındadır. Yetişkin benlik, seven benliğin saklı kırgınlığını sözcüklere dökerdi; bunu sesli duymak saçma gelebilirdi. Aktarılabilir kalıp give voice to + duygu, fikir, kaygı veya deneyim şeklindedir. Bir kişiye ya da gruba ait olması fark etmeksizin, daha önce sessiz kalan veya ifade edilmeyen bir şeyin sonunda duyulur hâle gelmesini vurgular.

Alıştırma

“The meeting gave voice to concerns that workers had kept private,” cümlesinde “gave voice to” ne anlama gelir?

  1. daha önce dile getirilmemiş kaygıları ifade etti
  2. çalışanların seslerini taklit etti
  3. fiziksel sesini başka birine ödünç verdi
Cevabı göster

daha önce dile getirilmemiş kaygıları ifade etti

which is partly why it doesn't.

3:18

yapmamasının bir nedeni de budur.

There can be something especially humiliating in having to say,

3:21

Şunu söylemek zorunda kalmakta özellikle aşağılayıcı bir şeyler olabilir:

"I don't feel you took enough interest in the details of my lunch break." Kalıp ifadeler

3:24

"Öğle molamın detaylarıyla yeterince ilgilendiğini hissetmiyorum."

Kalıp ifadeler

Took Enough Interest In: ilginin yeterli olup olmadığını değerlendirmek

take interest in someone or something ifadesindeki take, fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. İfade; dikkat, ilgi veya katılım göstermek demektir. Enough bu ilginin derecesini ölçer; bu nedenle took enough interest in, yeterli düzeyde ilgi gösterildiği anlamına gelir. Bu olumsuz cümlede konuşan kişi, diğer kişinin ilgisini yetersiz buluyor. Şikâyet, öğle arasının ayrıntılarının ilginç olup olmamasından çok ne kadar özen veya katılım gösterildiğiyle ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi take enough interest in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: She felt that her manager had not ____ her proposal.

Cevabı göster

taken enough interest in

Or, "I'm 45 years old,

3:28

Veya, "45 yaşındayım,

but not capable of sharing a TV remote control."

3:30

ama bir televizyon kumandasını paylaşamıyorum."

These truly are small issues for an adult to dwell on, Öbek fiiller

3:33

Bunlar gerçekten de bir yetişkinin üzerinde durması için küçük meselelerdir,

but the parts of us that make themselves vulnerable in love

3:37

ancak içimizde aşka karşı kendini savunmasız kılan parçalar

don't obey the ordinary adult rules.

3:40

sıradan yetişkin kurallarına uymazlar.

Öbek fiiller

Dwell On: uzun süreli ve çoğu zaman aşırı dikkat

Dwell on something, bir şey hakkında uzun süre ve çoğu zaman yararlı olandan daha fazla düşünmeye ya da konuşmaya devam etmek demektir. On edatı, tekrarlanan ilginin yöneldiği konuyu belirtir. Burada meselelerin bu kadar düşünülmeyi hak etmeyecek kadar küçük olduğunu gösterir. İfade genellikle eleştirel veya uyarıcı bir ton ekler: dikkat ilerlemek yerine konuya takılıp kalır. Belirli bir duyguyu tek başına adlandırmaz; bağlama göre kaygı, pişmanlık, kırgınlık ya da yalnızca aşırı analiz söz konusu olabilir.

Alıştırma

Öğüdü dwell on ile tamamlayın: You made one small mistake, but don't ____ it all day.

Cevabı göster

dwell on

The consequence is that the loving self dries up. Öbek fiiller

3:44

Sonuç olarak seven benlik kurur.

Öbek fiiller

dries up ifadesinin mecazi anlamı

Dry up öbek fiili bir kaynağın, arzın veya akışın tükenip artık mevcut olmaması anlamına gelebilir. Burada özne the loving self olduğu için anlam mecazidir: kişinin sevgiyi hissetme ve ifade etme kapasitesi canlılığını kaybeder ve artık doğal biçimde akmaz. Yapı özne + dries up şeklindedir. Bu kaybı, kişinin sevgi dolu yanının başına gelen bir durum olarak sunar; kasıtlı bir seçim veya fiziksel olarak kuruma değildir.

Alıştırma

“After weeks of rejection, his hope began to dry up,” cümlesinde dry up ne anlama gelir?

  1. Umudu fiziksel olarak ıslandı.
  2. Kasıtlı olarak umutluymuş gibi davrandı.
  3. Umudu, neredeyse hiç kalmayana kadar zayıfladı.
Cevabı göster

Umudu, neredeyse hiç kalmayana kadar zayıfladı.

It doesn't want to have sex.

3:47

Seks yapmak istemez.

It gets sarcastic and irritable.

3:49

Alaycı ve asabi olur.

But it doesn't even know why it's like this.

3:51

Ama neden böyle olduğunu kendi de bilmez.

It isn't putting on an act. Deyimler

3:54

Rol yapmıyordur.

Deyimler

putting on an act deyimi

Put on an act, başka insanlarda yanlış bir izlenim oluşturmak için gerçek olmayan duygu veya davranışları kasıtlı olarak sergilemek anlamına gelir. Bu cümlede It isn't putting on an act, davranışın bilinçli bir gösteri olmadığını söyler. Burada put on bir şey giymek anlamına gelmez; act de tarafsız bir sahne performansını anlatmaz. İfadenin tamamı rol yapmak veya numara yapmak anlamındaki bir deyimdir.

Alıştırma

Bu nottaki “kasıtlı olarak rol yapmak” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: Her cheerful smile was not genuine; she was ____ so the children would not worry.

Cevabı göster

putting on an act

It's confused.

3:55

Kafası karışıktır.

To learn to cope, we need a prominent mutual awareness

3:57

Başa çıkmayı öğrenmek için, belirgin bir karşılıklı farkındalığa,

and forgiveness of this dynamic of sensitivity and distress

4:01

bu hassasiyet ve sıkıntı dinamiğini bağışlamaya,

and a commitment to decode it

4:05

ve bunu çözmek için bir kararlılığa ihtiyacımız var,

when disengagement and indifference descend. Deyimler

4:07

kopukluk ve kayıtsızlık çöktüğünde.

Deyimler

disengagement and indifference descend ifadesinde descend fiilinin mecazi kullanımı

Burada descend mecazi anlamda kullanılır. Disengagement ve indifference soyut durumlardır; bu nedenle fiziksel olarak aşağı hareket etmezler. Bir ilişkinin üzerine gelip yerleşiyormuş gibi sunulurlar. Bu kişileştirme, soğukluğu insanların üzerine gelen ve onları saran bir şey gibi hissettirir. Benzer resmî veya edebî metinlerde soyut bir durum, descend on, upon ya da over yapısıyla bir kişinin, yerin veya durumun üzerine gelebilir.

Alıştırma

“As the argument continued, a cold silence descended on the family” cümlesinde descend ne anlama gelir?

  1. Soğuk bir sessizlik yavaş yavaş durumu kapladı ve doldurdu.
  2. Birisi konuşmanın sesini kıstı.
  3. Aile daha alçak bir yere doğru yürüdü.
Cevabı göster

Soğuk bir sessizlik yavaş yavaş durumu kapladı ve doldurdu.

We have to create a forum

4:10

Bir forum yaratmalıyız

in which so-called minor love-sapping hurts can safely be aired Kelime

4:12

sözde aşkı tüketen küçük incinmelerin güvenle dile getirilebileceği

Kelime

Edilgen hurts can safely be aired ifadesi

Burada air, bir sorunu, endişeyi veya duyguyu açıkça konuşulmak üzere ortaya koymak anlamına gelen bir fiildir. Hurts duygusal incinmeleri ifade eder; airing them ise bunları saklamak yerine konuşmak demektir. Edilgen can be aired yapısı, konuşan kişiye değil incinmelere odaklanır. Safely, insanların bu konuları ceza, alay veya daha fazla incinme korkusu olmadan dile getirebilmesi anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleyi “tartışmaya açmak” anlamındaki air fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In this meeting, concerns can be ____ without blame.

Cevabı göster

aired

without the other dismissing, as they always so easily can, Dilbilgisi

4:17

ve diğerinin, her zaman çok kolay yapabildikleri gibi,

the issues at stake as childish or imagined. Deyimler

4:20

söz konusu sorunları çocukça veya hayal ürünü olarak görmezden gelmediği.

Dilbilgisi

dismissing ... the issues at stake as childish or imagined: meseleleri çocukça ya da hayal ürünü diye bir kenara atmak

Bu cümlede dismissing ... the issues ... as childish or imagined, meseleleri çocukça ya da hayal ürünü diye etiketleyip ciddiye almayı reddetmek anlamına gelir. Buradaki dismiss, “işten çıkarmak” veya “göndermek” demek değildir. Temel kalıp dismiss + nesne + as + etiket veya yargı biçimindedir: dismiss the issues as childish or imagined. Araya giren as they always so easily can yorumu kalıbı böler; bu yüzden cümleyi çözümlerken dismissing ile the issues at stake ifadelerini doğrudan birbirine bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi dismiss ... as kalıbıyla tamamlayın: The manager ____ the safety concerns ____ unrealistic before checking the facts.

Cevabı göster

dismissed · as

Deyimler

issues at stake: sonuçtan etkilenebilecek önemli meseleler

Issues at stake, yaşananlara veya bir karara bağlı olarak etkilenebilecek önemli meseleleri, çıkarları ya da kaygıları ifade eder. Burada ifade, önemli bir şey söz konusu olduğu için dikkate alınmayı hak eden kaygılara işaret eder. At stake, issues sözcüğünden sonra gelir ve hangi meselelerin kastedildiğini sınırlar. Sonuç veya risk anlamı ekler; yalnızca “tartışılan meseleler” demek değildir.

Alıştırma

“The report explains the privacy issues at stake in the proposal,” cümlesinde issues at stake ne anlama gelir?

  1. önerinin etkileyebileceği gizlilik meseleleri
  2. iki tarafın anlaşamadığı belirli gizlilik noktası
  3. sonuçlarla ilgili bir anlam taşımadan şu anda tartışılan gizlilik konusu
Cevabı göster

önerinin etkileyebileceği gizlilik meseleleri

The touchiness of the loving self is ridiculous,

4:24

Seven benliğin alınganlığı gülünçtür,

if judged by the more robust standards of the rest of life. Dilbilgisi

4:28

hayatın geri kalanındaki daha sağlam standartlarla değerlendirildiğinde.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen koşul olarak if judged by

If judged by, edilgen bir koşul yapısının kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi if it is judged by şeklindedir; burada it, the touchiness of the loving self ifadesine gönderme yapar. Bu ifade, söz konusu alınganlığın hangi koşulda gülünç görüneceğini belirtir. Buradaki by, yargıda bulunan kişiyi değil, değerlendirmede kullanılan ölçütü—the more robust standards of the rest of life—tanıtır. Bu yapı, resmî yazıda bir değerlendirmeyi kısa biçimde ifade ederken değerlendirmenin belirli bir ölçüte bağlı olduğunu açıkça göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen üç sözcüklü kısaltılmış edilgen koşul yapısıyla tamamlayın: The project seems unsuccessful, ____ its first month alone.

Cevabı göster

if judged by

But this is not the rest of life. Anlatım akışı

4:31

Ama bu, hayatın geri kalanı değildir.

Anlatım akışı

But this is not the rest of life: önceki ölçütü düzeltme

Bu kısa cümle önceki iddianın yönünü tersine çevirir. But karşıtlığı belirtir, this o anda ele alınan yakın ilişkiye gönderme yapar ve tekrarlanan the rest of life ifadesi az önce sözü edilen ölçüte geri bağlanır. Konuşmacı this is not the rest of life derken hayatın kendisini reddetmez. Cümle, yakın ilişkileri daha önce dayanıklı ölçütlerin uygulandığı geniş kategorinin dışında bırakır. Bu kısa düzeltme söz konusu varsayımı iptal eder ve okuyucuyu farklı bir ölçüte hazırlar.

Alıştırma

Bir yazar şöyle diyor: School rules value quiet individual work. But this is not an exam; it is a team brainstorm. But this is not an exam ne yapar?

  1. Resmî bir sınava başka bir örnek ekler.
  2. Önceki kategorinin mevcut durum için doğru ölçüt olduğunu reddeder.
  3. Sınavların okul hayatının parçası olmadığını söyler.
Cevabı göster

Önceki kategorinin mevcut durum için doğru ölçüt olduğunu reddeder.

When we've gone cold, we may not truly have lost interest in our partners. Deyimler

4:34

Soğuduğumuzda, partnerlerimize olan ilgimizi gerçekten kaybetmemiş olabiliriz.

Deyimler

Bir ilişkide gone cold

Bir ilişki bağlamında gone cold, duygusal olarak uzaklaşmak, daha az sevecen veya daha az karşılık verir hâle gelmek demektir. Önceki sıcak tavrın değişmesini anlatır; vücut sıcaklığından söz etmez. Bu ifade dışarıdan görülen davranış veya tutumu anlatır. Bu nedenle tek başına bütün ilginin ya da sevginin bittiği anlamına gelmez. Bu cümledeki may not truly have lost interest, böyle daha güçlü bir sonuca hemen varılmaması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede gone cold fiziksel sıcaklık yerine duygusal uzaklığı anlatır?

  1. We put the drinks in the refrigerator.
  2. Since our argument, he has gone cold and barely speaks to me.
  3. The soup has gone cold on the table.
Cevabı göster

Since our argument, he has gone cold and barely speaks to me.

We might just need an opportunity to imagine

4:39

Sadece hayal etmek için bir fırsata ihtiyacımız olabilir

that we are quietly really rather hurt and furious with them.

4:42

içten içe onlara gerçekten oldukça incinmiş ve öfkeli olduğumuzu.

And we should have access to a safe forum Kalıp ifadeler

4:46

Ve güvenli bir foruma erişimimiz olmalıdır

in which our tender but critical feelings can be aired,

4:49

hassas ama eleştirel duygularımızın dile getirilebileceği,

purged, and understood without risk of humiliation. Kalıp ifadeler

4:52

aşağılanma riski olmadan arındırılabileceği ve anlaşılabileceği.

Kalıp ifadeler

have access to + isim

Have access to, bir şeyi kullanabilmek, bir yere girebilmek veya bir şeyi elde edebilmek ya da bunları yapma iznine sahip olmak demektir. Yapı have access to + isim veya -ing biçimidir. Burada kullanılabilen şey bir safe forum, yani zor duyguların ifade edilebildiği korunaklı bir ortamdır. Özellikle bir internet sitesine veya çevrim içi foruma erişim anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kullanma iznine ve imkânına sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Staff members ____ the research database after hours.

Cevabı göster

have access to

Kalıp ifadeler

without risk of humiliation: aşağılanma riski olmadan

Without risk of + isim, “o olumsuz sonucun gerçekleşme tehlikesinin bulunmadığı bir durumda” demektir. Burada korkulan sonuç humiliation'dır: insanlar alay edilmeyi, küçümsenmeyi veya utandırılmayı beklemeden hassas duygularını ifade edebilir. Bu yapıda risk bir isimdir; bu nedenle ardından of ve bir isim ya da -ing biçimi gelir: without risk of humiliation; without risk of being humiliated.

Alıştırma

Cümleyi without risk of ve “sesini çıkardığı için cezalandırılma veya misilleme” anlamındaki retaliation ismiyle tamamlayın: "Staff can report safety concerns ____."

Cevabı göster

without risk of retaliation