İncirlerin içinde gerçekten ölü arılar mı var? - Carolyn Beans: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
692 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, incirlerle onları tozlaştıran incir arıları arasındaki son derece özelleşmiş ilişkiyi ele alıyor; evcilleştirmenin, tozlaşmadan olgunlaşan taze incir çeşitlerini nasıl ortaya çıkardığını açıklıyor ve kuru incirlerle işlenmiş gıdalardaki böcekleri gıda düzenlemeleri ile geleneksel beslenme biçimleri bağlamına yerleştiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. recalled over 10,000 cases of broccoli cheddar soup — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gıda güvenliği haberlerinde recall fiilinin bir şeyi “hatırlamak” değil, güvenli olmayabilecek bir ürünü resmî olarak satıştan çekmek anlamına geldiğini öğrenin. Böylece bulaşma, üretim hatası ve halk sağlığı önlemleriyle ilgili haberleri doğru yorumlayabilir, ürün geri çağırmayı kurumsal bağlama uygun fiille anlatabilirsiniz. 2. possibly making them the first domesticated crop. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: -ing yapısının önceki tarihsel olguya dikkatle ifade edilmiş olası bir sonuç eklediğini görün. Bu kalıpla kanıtı çıkarıma bağlarken, incirlerin ilk evcilleştirilmiş tarım ürünü olduğu sonucunun makul fakat kesin olmadığını açıkça belirtebilirsiniz. 3. So maybe chew on that. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: chew on that sözünün izleyiciyi düşünmeye çağırırken böcek yeme konusundaki gerçek “çiğneme” eylemini de çağrıştıran çift anlamını fark edin. Böylece bilimsel anlatılardaki esprili kapanışları anlayabilir ve sonucu aynen tekrarlamadan, konuyla bağlantılı bir kelime oyunuyla açıklamayı bitirebilirsiniz.

Bu derste

In 2023,

0:06

2023 yılında,

a US grocer recalled over 10,000 cases of broccoli cheddar soup Kelime

0:08

ABD'li bir market, 10.000 kasadan fazla brokoli çedar çorbasını geri çağırdı,

over concerns they contained too much of an unintended ingredient. Kalıp ifadeler

0:12

içinde istemeden bulunan bir bileşenin çok fazla olduğu endişesiyle.

Kelime

recalled over 10,000 cases of broccoli cheddar soup: ürün geri çağırma

Burada recalled, çorbanın güvensiz veya kusurlu olma ihtimali nedeniyle satıcının ürünü satıştan kaldırdığı ya da iade edilmesini istediği anlamına gelir. Hatırladı anlamına gelmez. Kalıp recall + ürün şeklindedir. Nesne over 10,000 cases of broccoli cheddar soup ifadesidir; cases, nakliye kolileri veya kutuları anlamına gelir. Böylece hangi ürünün ve kaç kolinin geri çağrıldığı belirtilir.

Alıştırma

Hangi cümlede recalled, bir ürünün güvenlik amacıyla geri çağrıldığını ifade eder?

  1. She recalled eating cereal at her grandmother's house.
  2. The cereal reminded him of summer mornings.
  3. The company recalled the cereal after inspectors found glass in it.
Cevabı göster

The company recalled the cereal after inspectors found glass in it.

Kalıp ifadeler

over concerns: haberlerde neden belirtme

Burada over concerns, geri çağırmanın nedenini belirtir: Satıcı, çorbanın istenmeyen bir bileşeni aşırı miktarda içermesinden endişe edildiği için harekete geçmiştir. Bu kullanımda over, bir şeyin üstündeki konumu değil; nedeniyle veya karşılık olarak anlamını taşır. Haberlerde yaygın bir kalıp action + over concerns about + noun ya da action + over concerns (that) + clause şeklindedir. Örnekte they contained öncesindeki that atılmıştır, ancak anlam aynıdır.

Alıştırma

Haber üslubundaki cümleyi over concerns about + isim yapısıyla tamamlayın: The outdoor pool closed ____ a possible gas leak.

Cevabı göster

over concerns about

Kalıp ifadeler

too much of an unintended ingredient: amaçlanmamış bir bileşenin aşırı miktarı

Bu cümlede too much of an unintended ingredient, ürünün içinde bulunması amaçlanmayan bir maddeden aşırı miktarda bulunduğu anlamına gelir. Burada ingredient, yalnızca bir tarife göre bilerek eklenen malzemeyi değil, üründe bulunan herhangi bir bileşeni ifade edebilir. Yapı too much of + isim öbeği şeklindedir. an unintended ingredient ifadesinde an belirleyicisi bulunduğu için of, too much ile isim öbeğinin tamamını birbirine bağlar. Odak, tek bir bileşenin miktarındadır; too many unintended ingredients ise ayrı bileşenleri sayar.

Alıştırma

Güvenlik raporunu dersteki tam miktar yapısıyla tamamlayın: The quality test found ____ unintended ingredient in the sauce.

Cevabı göster

too much of an

That ingredient? Anlatım akışı

0:16

Peki o bileşen ne miydi?

Bugs.

0:17

Böcekler.

Anlatım akışı

That ingredient? Bugs.: odaklama ve ardından açıklama kalıbı

That ingredient? Bugs. açıklamayı düzenlemek için bilinçli olarak iki cümle parçası kullanır. That ingredient? az önce söz edilen bileşene geri döner ve onu yanıtlanacak soruya dönüştürür. Ardından Bugs. cevabı verir. Çok kısa soru, tek sözcüklük cevaptan önce bir duraklama oluşturarak şaşırtıcı bilginin etkisini artırır. Bu odaklama ve ardından açıklama kalıbı, sözlü anlatımda ve dikkat çekmeyi amaçlayan medyada yaygındır; bu bağlamda tam bir soruya ve cümleye dönüştürülmesi gerekmez.

Alıştırma

Hangi satır aynı odaklama ve ardından açıklama kalıbını doğal biçimde kullanıyor?

  1. That scratching sound because a mouse.
  2. That scratching sound was? A mouse.
  3. That scratching sound? A mouse.
Cevabı göster

That scratching sound? A mouse.

We know insects regularly come into contact with our food, Kalıp ifadeler

0:19

Böceklerin düzenli olarak yiyeceklerimize temas ettiğini biliyoruz,

but how many are you actually eating? Anlatım akışı

0:22

ama gerçekte ne kadarını yiyorsunuz?

Kalıp ifadeler

come into contact with our food: yiyeceklerimizle temas etmek

Come into contact with, biriyle veya bir şeyle fiziksel temas kurmak demektir. Bu cümlede böceklerin yiyecekle temas ettiği nesnel biçimde belirtilir; böceklerin yiyeceği yediği veya içinde kaldığı anlamına gelmez. Yapı come into contact with + kişi veya nesne şeklindedir. Bilim, hijyen ve güvenlik açıklamalarında yaygındır çünkü bilinçli bir dokunma hareketinden çok temasın gerçekleşmiş olmasına odaklanır.

Alıştırma

Güvenlik talimatını tamamlamak için come into contact with ifadesini doğru biçimde kullanın: If the cleaner ____ your skin, rinse it with water.

Cevabı göster

comes into contact with

And is it okay?

0:25

Ve bu sorun teşkil eder mi?

Anlatım akışı

but how many are you actually eating?: ana soruya geçiş

But, arka plan bilgisinden ana soruya geçiş yapar. How many sayıyı sorar, you konuyu doğrudan izleyiciyle ilişkilendirir, actually ise izleyicinin tahmininden farklı olabilecek gerçek miktarı vurgular. Bu sorunun temel görevi açıklamayı düzenlemektir: izleyiciden hemen bir sayı söylemesini istemek yerine videonun yanıtlayacağı konuyu ortaya koyar.

Alıştırma

Hangi cümle su kullanımına ilişkin genel bir bilgiden, dinleyicilerin gerçekte kullandığı miktarla ilgili bir soruya en iyi şekilde geçer?

  1. Water use is rising, but how much water are we actually using?
  2. Water use is rising because people need water.
  3. Water use is rising, and water is actually a liquid.
Cevabı göster

Water use is rising, but how much water are we actually using?

Let's start with an extreme example. Anlatım akışı

0:28

Uç bir örnekle başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with...: ilk örneği sunmak

Let's start with... bir açıklamayı giriş bölümünden ilk örneğe taşır. Let's, bu geçişe kapsayıcı ve davetkâr bir ton verir: konuşmacı, dinleyicileri bir şeye birlikte bakmaya yönlendirir. An extreme example, ilgili özelliğin olağan dışı ölçüde güçlü veya kolayca görülebilir olduğu bir örnektir. Bir fikri daha açık hâle getirebilir, ancak mutlaka tipik bir durum değildir.

Alıştırma

Let's + start + with kullanarak sunum geçişini tamamlayın: ____ the main question.

Cevabı göster

Let's start with

Figs and their conspicuously close bond with certain bugs. Kalıp ifadeler

0:30

İncirler ve belirli böceklerle olan göze çarpan yakın bağı.

Kalıp ifadeler

conspicuously close bond: dikkat çekici derecede yakın bir bağ

conspicuously close bond ifadesinde bond, soyut bir ilişki veya bağlantı anlamına gelir. Burada incirler ile belirli böceklerin birbirine çok yakından bağlı olduğu anlatılır; fiziksel bir nesneyle birleştirildikleri veya finansal bir tahvil oldukları söylenmez. Conspicuously, close sözcüğünü niteler ve fark edilir biçimde ya da dikkat çekecek şekilde anlamına gelir. Bu nedenle ifade, yalnızca bir bağın var olduğunu değil, yakınlığın kendisinin öne çıktığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle iki grup arasındaki dikkat çekici derecede güçlü bir ilişkiyi doğal biçimde anlatır?

  1. The two groups share a conspicuously close rope.
  2. The two groups share a conspicuously close bond.
  3. The two groups share a conspicuous closely bond.
Cevabı göster

The two groups share a conspicuously close bond.

Around 80 million years ago, Kalıp ifadeler

0:35

Yaklaşık 80 milyon yıl önce,

wasps started pollinating figs.

0:37

yaban arıları incirleri tozlaştırmaya başladı.

Kalıp ifadeler

Around 80 million years ago: geçmişte yaklaşık bir zaman

Burada around, “yaklaşık” anlamına gelir. 80 milyon yılın kesin bir tarih değil, tahmin olduğunu gösterir; mekânsal olarak “etrafında” veya “yakınında” anlamına gelmez. around + zaman miktarı + ago kalıbı, bir olayı şimdiki zamandan yaklaşık olarak o kadar önceye yerleştirir. Ago geçmişte tamamlanmış bir noktayı belirttiği için olayın fiili genellikle started örneğindeki gibi geçmiş zamanda olur.

Alıştırma

Cümleyi around + five thousand years + ago ile oluşturulan ifadeyle tamamlayın: ____, people began using this writing system.

Cevabı göster

Around five thousand years ago

And today,

0:39

Ve bugün,

each of the approximately 750 fig tree species Dilbilgisi

0:39

yaklaşık 750 incir ağacı türünün her biri

depends on at least one unique species of tiny wasps.

0:43

en az bir benzersiz minik yaban arısı türüne bağımlıdır.

Dilbilgisi

each of ... depends on: each ile tekil fiil uyumu

each of ... yapısında öznenin dil bilgisel başı each sözcüğüdür. Each üyeleri tek tek ele aldığı için geniş zamandaki fiil tekil olur: depend değil, depends. the approximately 750 fig tree species sözleri, of sözcüğünden sonra gelen çoğul grubu oluşturur. Approximately 750 yalnızca bu grubun sayısını yaklaşık olarak belirtir ve fiilin biçimini belirlemez.

Alıştırma

Cümleyi depend fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Each of these machines ____ on a separate power supply.

Cevabı göster

depends

Pollinator plant relationships can get hyper-specific, Kelime

0:47

Tozlaştırıcı ve bitki ilişkileri aşırı spesifik hale gelebilir,

and figs guard their flowers especially tight for fig wasps. Kalıp ifadeler

0:51

ve incirler çiçeklerini özellikle incir arıları için çok sıkı korur.

Kelime

can get hyper-specific: durum değişimi için get + sıfat

Burada can get hyper-specific, “son derece dar kapsamlı veya özelleşmiş hâle gelebilir” demektir. İlişki, bir tozlayıcının yalnızca çok sınırlı bir bitki türüyle eşleştiği noktaya kadar gelişebilir. Specific, eşleşmenin ne kadar dar tanımlandığını anlatır; yalnızca “belirli bir şey” anlamına gelmez. get + sıfat kalıbı bir durum değişikliğini gösterir: get complicated, get serious, get specific. Can olasılık anlamı eklerken hyper- specific sözcüğünü güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki “son derece ayrıntılı hâle gelmek” anlamını veren get + sıfat ifadesiyle tamamlayın: Near the deadline, the client's requests can ____.

Cevabı göster

get hyper-specific

Kalıp ifadeler

guard their flowers especially tight: durum zarfı olarak tight

Guard their flowers, çiçekleri korumak ve onlara kimin erişebileceğini denetlemek demektir. Anlatım, incirleri dikkatli nöbetçilermiş gibi kişileştirir. Especially tight, onları ne kadar güçlü veya güvenli biçimde koruduklarını anlatır. Tight burada kısa ve konuşma diline yakın bir etkiyle zarf olarak kullanılmıştır; çiçeklerin fiziksel olarak sıkı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki “guard their flowers especially tight” ne anlama geliyor?

  1. Çiçekleri sıkarak küçültmek.
  2. Çiçekleri çok güvenli biçimde korumak ve onlara erişimi sınırlamak.
  3. Çiçekleri yalnızca hava soğukken izlemek.
Cevabı göster

Çiçekleri çok güvenli biçimde korumak ve onlara erişimi sınırlamak.

Technically, Anlatım akışı

0:55

Teknik olarak,

a fig isn't a fruit, Dilbilgisi

0:56

incir bir meyve değildir,

Anlatım akışı

Technically: kesin bir tanıma dayalı düzeltmeyi belirtmek

Technically, bir ifadenin kesin bir tanıma veya kurala dayandığını gösterir. Burada dinleyiciyi, günlük meyve anlayışından farklı bir bilimsel sınıflandırmaya hazırlar. Cümlenin başındaki Technically, bilinen ama basitleştirilmiş bir görüşün birazdan düzeltileceğini veya sınırlandırılacağını haber verir. Yalnızca ifadeyi daha güçlü hâle getirmez.

Alıştırma

Bu cümlede Technically neyi gösteriyor?

  1. Konuşan, ifadenin doğru olup olmadığından emin değildir.
  2. İfade, günlük kullanım farklı olsa bile kesin bir tanıma dayanır.
  3. Konuşan, ifadeyi daha heyecanlı duyurmaya çalışır.
Cevabı göster

İfade, günlük kullanım farklı olsa bile kesin bir tanıma dayanır.

but a fleshy bundle derived from stem tissues Kelime

0:57

gövde dokularından türetilen etli bir yapıdır

that holds hundreds of internal flowers,

1:00

ve içinde yüzlerce iç çiçek barındırır,

Dilbilgisi

isn't X, but Y: bir sınıflandırmanın yerine başka birini koymak

A isn't X, but Y kalıbı bir sınıflandırmayı düzeltir: X reddedilir ve yerine Y konur. Bu cümlede a fruit reddedilen etikettir; a fleshy bundle derived from stem tissues ise daha kesin açıklamadır. Özne a fig ve bağ fiili is iki isim öbeği için de geçerlidir, bu yüzden Y'den önce tekrarlanmaz. X ve Y'yi aynı dil bilgisel biçimde tutmak düzeltmeyi açık ve kısa hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi isn't X, but Y kısaltmalı kalıbıyla tamamlayın: This device ____ a toy, ____ a learning tool.

Cevabı göster

isn't · but

Kelime

derived from stem tissues: kaynağı belirtmek

Derived from stem tissues, “gövde dokularından kaynaklanan veya bu dokulardan gelişen” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortaç öbeği a fleshy bundle ifadesinden sonra gelir ve onun biyolojik kökenini açıklar; that is derived from stem tissues biçiminde açılabilir. Be derived from, kökeni anlatan bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Bir kaynak ilişkisi bildirir; bir şeyi fiziksel olarak bir yerden alma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

İlacın bir bitki özünden kaynaklandığını en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The medicine is compared with a plant extract.
  2. The medicine contains a plant extract.
  3. The medicine is derived from a plant extract.
Cevabı göster

The medicine is derived from a plant extract.

like a hidden garden. Deyimler

1:03

gizli bir bahçe gibi.

Deyimler

like a hidden garden: benzetmeyle görüntü oluşturmak

Like a hidden garden bir benzetmedir. Like, incirin içindeki yüzlerce çiçeği gözden saklı bir bahçeye benzeten bir görüntü oluşturur. Bu karşılaştırma iki ortak özelliği vurgular: çok sayıda çiçek bir arada bulunur ve dış yapının içinde gizlidir. Bu canlı görüntü, doğrudan görülmesi zor bir yapının zihinde canlandırılmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede like a hidden garden, dinleyicinin neyi hayal etmesine yardımcı olur?

  1. Meyvenin içine çiçek yerleştiren bir bahçıvan.
  2. Bitkinin yanında bulunan halka açık bir bahçe.
  3. Bir arada bulunan ve içeride gizlenen çok sayıda çiçek.
Cevabı göster

Bir arada bulunan ve içeride gizlenen çok sayıda çiçek.

Humans typically harvest one species,

1:05

İnsanlar genellikle tek bir türü hasat eder,

the common fig.

1:07

o da adi incirdir.

Its breeding system,

1:09

Onun üreme sistemi,

called gynodioecy, Kültür

1:10

jinodioik olarak adlandırılır,

is seen in less than 1% of flowering plants. Kalıp ifadeler

1:11

çiçekli bitkilerin %1'inden daha azında görülür.

Kültür

called gynodioecy: teknik bir adı tanıtma

called gynodioecy, its breeding system ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Sistemin teknik adını verir ve which is called gynodioecy biçiminde açılabilir. Cümlenin ana fiili daha sonra gelir: is seen. Gynodioecy, nadir görülen bir bitki üreme sisteminin adıdır. Cümleyi anlamak için bilinmeyen terimi called sözcüğünden önceki isimle ilişkilendirin; sözcüğün kendisinden bütün biyolojik ayrıntıları çıkarmanız gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The method, ____ radiocarbon dating, estimates the age of ancient objects.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

is seen in less than 1%: dağılımı bildirme

Bu bilimsel cümlede is seen in, bir grupta görülür veya bulunur anlamına gelir. Seen, bir kişinin gözleriyle bakmasını anlatmaz; edilgen yapı, biyolojik bir özelliğin nerede bulunduğunu bildirir. Less than 1% bir üst sınır belirler: oran %1'in altındadır, tam olarak %1 değildir. Of flowering plants, bu oranı hesaplamak için kullanılan grubu belirtir; dolayısıyla ifadenin tamamı sistemin çok nadir olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi see sözcüğünden oluşan ve bir grupta görülür anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This genetic trait is ____ less than 3% of the animals tested.

Cevabı göster

seen in

It works with some common fig trees having seed-producing female parts, Dilbilgisi

1:15

Bazı adi incir ağaçları tohum üreten dişi kısımlara sahipken,

Dilbilgisi

with some common fig trees having...: with + isim + -ing biçimi

Burada with, ek bir durumu tanıtır. Some common fig trees ad öbeği, having'in anlamca öznesidir; having seed-producing female parts ise bu ağaçların anlatılan düzen içinde neye sahip olduğunu belirtir. Ana cümlede çekimli tek fiil works'tür. with + isim + -ing kalıbı, while some common fig trees have... gibi tam bir yan cümleyle verilebilecek bilgiyi sıkıştırır ve ikinci bir ana yargı olarak değil, arka plan olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi with, everyone ve take notes ifadesinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The meeting continued ____.

Cevabı göster

with everyone taking notes

while others, Dilbilgisi

1:19

diğerleri,

called caprifigs,

1:20

erkek incir (caprifig) olarak adlandırılır,

have both female-seed-producing and male-pollen-producing parts.

1:21

hem tohum üreten dişi hem de polen üreten erkek kısımlara sahiptir.

Dilbilgisi

while others... have both A and B: sınıflandırma karşıtlığı

Burada while, whereas anlamındadır ve iki incir ağacı türü arasında karşıtlık kurar; sırasında anlamına gelmez. Others, çoğul fig trees adının yerini alır ve kalan gruba gönderme yapar. Called caprifigs, bu grubun adını belirten ara sözdür. Have both A and B, ikinci grubun iki tür kısma sahip olduğunu belirtir. Both...and, parts sözcüğünden önce gelen paralel birleşik niteleyiciler female-seed-producing ile male-pollen-producing'i birbirine bağlar.

Alıştırma

Sınıflandırma karşıtlığını while ve both...and ile tamamlayın: Some school clubs offer only sports, ____ others offer ____ music ____ art.

Cevabı göster

while · both · and

Wasps get involved when a female fig wasp full of eggs Kalıp ifadeler

1:27

Yumurta dolu dişi bir incir arısı

follows odor cues to a common fig tree Kalıp ifadeler

1:30

koku izlerini takip edip bir adi incir ağacına ulaştığında

Kalıp ifadeler

follows odor cues: koku sinyallerini rehber olarak kullanmak

Follows odor cues ifadesinde follow, yalnızca birinin ya da bir şeyin arkasından gitmek değil, sinyalleri rehber olarak kullanmak anlamına gelir. Hayvan kokuları algılar ve nereye gideceğini bu kokulara göre belirler. Cue, bir tepkiyi veya kararı yönlendiren bilgi parçasıdır. Burada odor cues, bir oyuncuya sözlü olarak verilen işaretleri değil, kokuya dayalı sinyalleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede follow ... cues, kokuyla iz sürmeyi anlatır?

  1. The actor followed the director into the theater.
  2. The rescue dog followed scent cues to locate the missing hiker.
  3. The dog waited for its owner to give a command.
Cevabı göster

The rescue dog followed scent cues to locate the missing hiker.

and thrusts herself into the minuscule hole at a developing fig's base. Kalıp ifadeler

1:32

ve gelişmekte olan bir incirin tabanındaki minicik deliğe kendini ittiğinde işin içine dahil olur.

Kalıp ifadeler

Wasps get involved when: katılımın ne zaman başladığını belirtmek

Get involved, “katılmaya başlamak” veya “bir duruma dahil olmak” anlamına gelir. get fiili bir değişimi öne çıkarır: yaban arıları süreçte etkin katılımcılar hâline gelir. When, bu katılımın başlangıcını gösteren veya onu başlatan olayı tanıtır. özne + get involved when + yan cümle kalıbı, bir kişinin ya da şeyin ne zaman rol oynamaya başladığını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, yakındaki bir nehir taştığında yerel gönüllülerin katılmaya başladığını en açık şekilde anlatır?

  1. Local volunteers are involved in the town's flood plan.
  2. Local volunteers get involved when a nearby river floods.
  3. Local volunteers leave when a nearby river floods.
Cevabı göster

Local volunteers get involved when a nearby river floods.

Kalıp ifadeler

full of eggs: bir isimden sonra full of + isim kullanmak

Full of eggs, full of + isim yapısıyla kurulan bir sıfat öbeğidir. Burada a female fig wasp ifadesinden sonra gelir ve dişi arının durumunu, yani çok sayıda yumurta taşıdığını anlatır. Aynı kalıp, bir şeyin ne içerdiğini veya onu güçlü biçimde niteleyen bir özelliği anlatabilir; örneğin a box full of photographs ya da a story full of surprises. Bir isimden sonra geldiğinde o ismi kısa ve yoğun biçimde betimler.

Alıştırma

Cümleyi “çok sayıda içeren” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The night sky was ____ stars.

Cevabı göster

full of

Kalıp ifadeler

thrusts herself into the minuscule hole: kendini küçücük bir deliğe zorla sokmak

Thrusts herself into, dişi incir yaban arısının kendi bedenini bir boşluğun içine kuvvetle ittiğini anlatır. Dönüşlülük zamiri herself özneyi gösterir: itme işini yapan da hareket eden beden de aynıdır. Minuscule “son derece küçük” demektir; bu nedenle nötr enters yerine güçlü thrusts fiili kullanılır. At a developing fig's base, deliğin gelişmekte olan incirin tabanında bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi thrust oneself through ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: During last night's fire, Maya ____ the narrow window to escape the smoke.

Cevabı göster

thrust herself through

From there,

1:37

Oradan sonra,

depending on whether it's a caprifig or a female fig, Anlatım akışı

1:38

bunun bir erkek incir mi yoksa dişi incir mi olduğuna bağlı olarak,

things go one of two ways,

1:41

işler iki yoldan birine girer,

Anlatım akışı

depending on whether ... or ... ve one of two ways: iki dalı tanıtmak

Depending on whether A or B, hangi dalın geçerli olacağını belirleyen koşulu sunar. Buradaki iki seçenek erkek incir ve dişi incirdir. Whether yan cümlesi iki olasılık sunar; doğrudan bir soru değildir. Things go one of two ways, açıklamanın bundan sonra iki yola ayrılacağını bildirir. Bu ifadeler birlikte, önce belirleyici koşulu, ardından iki olası yolu söyleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, iki seçeneğin belirlediği iki olası dalı açıkça tanıtır?

  1. Because the road is open, the trip has already taken one route.
  2. Depending on whether the road is open or closed, the trip will go one of two ways.
  3. The road may be busy, and the trip was longer yesterday.
Cevabı göster

Depending on whether the road is open or closed, the trip will go one of two ways.

the outcome being either more wasps or more figs. Dilbilgisi

1:43

ve sonuçta ya daha fazla yaban arısı ya da daha fazla incir ortaya çıkar.

Dilbilgisi

the outcome being either ... or ...: ek bilgi veren bağımsız yapı

The outcome being ..., ek bilgi veren bağımsız bir yapıdır. The outcome bu yapının kendi mantıksal öznesidir; being ise sonucun ne olduğunu açıklar. İfadenin tamamı önceki tam yan cümleye bilgi ekler; being ana çekimli fiil değildir. Daha açık ve uzun biçimde ayrı bir yan cümle kullanılabilir: the outcome is either more wasps or more figs. Either A or B iki olası sonucu belirtirken being kullanılan sıkıştırılmış biçim açıklamayı kısa tutar.

Alıştırma

Hangi cümle, tam bir yan cümleden sonra sonuç bilgisi eklemek için isim + being ... yapısını doğru kullanır?

  1. The final price is either twenty or thirty dollars because the two plans have different costs.
  2. The two plans have different costs, with a final price of either twenty or thirty dollars.
  3. The two plans have different costs, the final price being either twenty or thirty dollars.
Cevabı göster

The two plans have different costs, the final price being either twenty or thirty dollars.

If it's a caprifig,

1:48

Eğer bu bir erkek incirse,

the wasp deposits her eggs into the flowers' ovaries, Kalıp ifadeler

1:49

yaban arısı yumurtalarını çiçeklerin yumurtalıklarına bırakır,

Kalıp ifadeler

deposit eggs into: yumurtaları bir yerin içine bırakmak

Bu biyolojik anlatımda deposits her eggs into, “yumurtalarını bırakır ve içeriye yerleştirir” anlamına gelir. Deposit burada bir şeyi belirli bir yerde bırakmayı anlatan resmî ve kesin bir fiildir; bir hesaba para yatırmak anlamında kullanılmamıştır. Yapı deposit + eggs + into + yer şeklindedir. Into, bir şeyin içine doğru hareketi vurgular; the flowers' ovaries, çiçeklerin bir parçası olan yumurtalıkları ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi deposit eggs into yapısını özneye uygun biçimde kullanarak tamamlayın: The beetle ____ narrow holes in the bark.

Cevabı göster

deposits its eggs into

then dies.

1:52

ve sonra ölür.

Instead of developing seeds, Dilbilgisi

1:54

Tohum geliştirmek yerine,

those flower ovaries turn into galls Öbek fiiller

1:55

bu çiçek yumurtalıkları mazılara dönüşür

that nurture the wasp's developing offspring. Kelime

1:58

ve yaban arısının gelişmekte olan yavrularını besler.

Dilbilgisi

Instead of developing seeds: instead of + -ing biçimi

Instead of developing seeds, beklenen süreç ile gerçekte gerçekleşen süreci karşılaştırır. Developing seeds normalde gerçekleşebilecek durumu belirtirken ana cümle gerçek sonucu verir: yumurtalıklar urlara dönüşür. Burada instead of ifadesinden sonra, yerine başka bir süreç geçen eylemi adlandırdığı için -ing biçimindeki developing gelir. Bir eylemin veya sürecin diğerinin yerine gerçekleştiğini göstermek için Instead of + -ing, ana cümle yapısını kullanın; instead of ifadesinden hemen sonra develops gibi çekimli bir fiil kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Instead of ____ the elevator, Nina used the stairs.

Cevabı göster

taking

Öbek fiiller

turn into galls: değişimin sonucunu belirtmek

Turn into, bir şeye dönüşmek anlamına gelir. Bu cümlede çiçek yumurtalıklarının biçimi değişir ve sonuçta bitki urları oluşur. Into, hareket edilen bir yeri değil, dönüşümün sonucunu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp A turns into B biçimindedir. Özne çoğul olduğunda, özgün cümledeki gibi turn kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin başka bir şeye dönüştüğünü göstermek için turn into ifadesini doğru kullanır?

  1. The caterpillar turns toward a butterfly.
  2. A magician turns a caterpillar into a butterfly.
  3. The caterpillar turns into a butterfly.
Cevabı göster

The caterpillar turns into a butterfly.

Kelime

that nurture the wasp's developing offspring: büyümeye verilen desteği anlatmak

that nurture the wasp's developing offspring ilgi cümleciği, çoğul galls adını niteler. that, galls sözcüğüne gönderme yaptığı için fiil nurtures değil nurture olur. Burada nurture, yalnızca tek bir öğün vermeyi değil, büyümeyi destekleyen besinleri ve koşulları sağlamayı ifade eder. Developing offspring, yaban arısının büyümekte olan yavrularıdır; offspring sözcüğünün tekil ve çoğul biçimi aynıdır.

Alıştırma

Genç hayvanların büyümesini destekleyen bir yaşam alanını resmi ve biyolojik bir dille en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The young birds play near their family.
  2. The protected wetland nurtures the birds' developing offspring.
  3. The parent birds feed their offspring at sunrise.
Cevabı göster

The protected wetland nurtures the birds' developing offspring.

Wingless and blind, Dilbilgisi

2:01

Kanatsız ve kör olan

the males hatch first,

2:02

erkekler önce çatlar,

open the remaining galls,

2:04

kalan mazıları açar,

and fertilize the developing females.

2:05

ve gelişmekte olan dişileri döller.

Dilbilgisi

Wingless and blind: başa alınmış sıfat öbeği

“Wingless and blind”, ana cümleden önce yerleştirilmiş bir sıfat öbeğidir. Cümle, özne olan “the males” ifadesinin durumunu önce verir; ardından onların yaptığı hatch, open ve fertilize eylemlerini anlatır. Bu yapı, “The males are wingless and blind” cümlesinin kısaltılmış biçimidir; tek başına tam bir cümle değildir. Bu tür bir başlangıç betimlemesi, hemen ardından gelen özneyi açıkça nitelemelidir.

Alıştırma

Baştaki sıfat öbeğini hemen ardından gelen özneyi anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Cold and tired, the hikers stopped to rest.
  2. The hikers cold and tired stopped are to rest.
  3. Cold and tired, the tent gave the hikers shelter.
Cevabı göster

Cold and tired, the hikers stopped to rest.

Yes,

2:08

Evet,

oftentimes they're sisters,

2:08

genellikle onlar kız kardeşlerdir,

unless another wasp laid eggs here.

2:10

başka bir yaban arısı buraya yumurta bırakmamışsa.

Next,

2:14

Sonra,

the males dig exit pathways they never use themselves Dilbilgisi

2:15

erkekler kendilerinin asla kullanmayacağı çıkış yolları kazar

because they die before leaving the fig.

2:18

çünkü inciri terk etmeden önce ölürler.

Dilbilgisi

exit pathways they never use themselves: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

“exit pathways they never use themselves” yapısında “they never use themselves”, “exit pathways” ifadesini niteleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Açık biçimi “exit pathways that they never use themselves” şeklindedir. Ayrı bir ana cümle değildir. Atılan “that”, yan cümlede “use” fiilinin nesnesidir; bu yüzden çıkarılabilir. “Pathways” yine onların hiç kullanmadığı şeyi belirtir. “Themselves”, “they” öznesini vurgular ve erkeklerin bu yolları kendilerinin kullanmadığını anlatır.

Alıştırma

Nesne görevindeki ilgi zamirini doğal biçimde düşüren cümle hangisidir?

  1. The workers built a bridge, and they would never cross it themselves.
  2. The workers built a bridge they would never cross themselves.
  3. The workers built a bridge that stood over the river.
Cevabı göster

The workers built a bridge they would never cross themselves.

Finally,

2:21

Son olarak,

the already fertilized females hatch,

2:22

zaten döllenmiş olan dişiler çatlar,

exit through the male-made holes,

2:24

erkeklerin açtığı deliklerden çıkar,

getting coated with pollen on the way, Dilbilgisi

2:26

yolda polenlere bulanır,

Dilbilgisi

getting coated with pollen on the way: eyleme eşlik eden bir sonuç

getting coated with pollen, ana cümlenin ardından gelen ve dişiler dışarı çıkarken oluşan sonucu ekleyen bir -ing yan cümlesidir: polen onların vücutlarını kaplar. Burada get coated with, “bir şeyle kaplanmış hâle gelmek” anlamındadır ve getting sözcüğünün örtük öznesi the females ifadesidir. on the way burada “bu süreç sırasında” anlamına gelir. Belirli bir hedefe yapılan gerçek bir yolculuk olması gerekmez. Bu yapı, ana eylemin ardından onunla bağlantılı bir eylem veya sonuç eklemeyi sağlar: ana cümle + -ing yan cümlesi.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylem sırasında oluşan bir sonucu eklemek için ardından gelen -ing yan cümlesini doğal biçimde kullanır?

  1. The children ran through the sprinklers, getting soaked on the way.
  2. The children ran through the sprinklers, getting soak on the way.
  3. The children ran through the sprinklers, get soaked on the way.
Cevabı göster

The children ran through the sprinklers, getting soaked on the way.

and fly off to other figs. Öbek fiiller

2:28

ve uçarak diğer incirlere giderler.

Öbek fiiller

fly off: bir yerden uçarak ayrılmak

Fly off, “bulunulan yerden uçarak ayrılmak” anlamına gelir. Fly hareket biçimini belirtirken off ayrılma anlamını ekler. Altyazıda fly off ifadesinden sonra gelen to other figs varış yerini gösterir. Bu ifade normal fiil biçimlerine girer: fly off, flies off, flew off, flown off. Yalnızca ayrılmanın önemli olduğu durumlarda bir varış yeri belirtilmeden de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi fly off ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The startled bird ____ before I could take a photo.

Cevabı göster

flew off

If a wasp winds up in a female fig, Öbek fiiller

2:31

Eğer bir yaban arısı dişi bir incire girerse,

however,

2:33

ancak,

she can't lay her eggs

2:34

yumurtalarını bırakamaz

because the flowers are structured differently.

2:35

çünkü çiçeklerin yapısı farklıdır.

Öbek fiiller

winds up in: beklenmedik biçimde sonunda bir yere varmak

Burada winds up in, “sonunda bir yere varmak” veya “kendini bir yerde bulmak” anlamına gelir. Çoğunlukla bu yerin seçilmiş bir hedef değil, plansız ya da beklenmedik bir sonuç olduğunu anlatır. Yapı wind up in + yer şeklindedir. in sözcüğünden sonraki bölüm son konumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi wind up in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. A package with the wrong label sometimes ____ another city.

Cevabı göster

winds up in

So she dies without offspring,

2:37

Böylece yavru bırakamadan ölür,

but she did pollinate the fig's flowers, Dilbilgisi

2:40

ama incirin çiçeklerini tozlaştırmış olur,

so the tree can reproduce.

2:42

bu sayede ağaç üreyebilir.

Dilbilgisi

did pollinate: geçmiş zaman cümlesinde vurgulu did

but she did pollinate ifadesinde did, eylemin gerçekten gerçekleştiğini vurgular. Bu gerçek, yaban arısının yavru bırakamamasıyla karşıtlık oluşturur: sonuç kötü olsa da tozlaşma yine de gerçekleşmiştir. Geçmişle ilgili olumlu bir cümleyi vurgulamak için did + fiilin yalın biçimi kullanılır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için pollinate yalın biçimde kalır.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Maya was exhausted, but she ____ the race.

Cevabı göster

did finish

Female wasps don't know which kind of fig they're entering

2:45

Dişi arılar hangi tür incire girdiklerini bilmezler

and whether it'll give her offspring Dilbilgisi

2:48

ve ona yavru verip vermeyeceğini

or use her to make its own,

2:50

yoksa sadece kendi üremesi için mi onu kullanacağını bilemezler,

because fig trees smell the same regardless of sex. Kalıp ifadeler

2:52

çünkü incir ağaçları cinsiyeti ne olursa olsun aynı kokar.

Dilbilgisi

whether it'll ... or ...: iki belirsiz sonuç

Whether A or B, konuşan kişinin hangisinin gerçekleşeceğini bilmediği iki olası sonucu sunar. Burada and, whether yan tümcesini which kind ile başlayan önceki yan tümceye bağlar; ikisi de dişi incir arısının bilmediği şeylerdir. İki sonuç, incirin arının yavrularını desteklemesi veya kendi yavrularını üretmek için arıyı kullanmasıdır. It'll, it will ifadesinin kısaltılmış biçimidir; it inciri, her ise dişi incir arısını belirtir. its own içinde tekrarlanan offspring ismi atılmıştır; tam biçim its own offspring olur. Bu, know sonrasında kullanılan dolaylı bir soru olduğu için whether it will... gibi düz cümle söz dizimi kullanılır; whether will it... denmez.

Alıştırma

Dolaylı soruyu whether ... or yapısındaki iki sözcükle tamamlayın: We don't know ____ the bus will arrive on time ____ be delayed.

Cevabı göster

whether · or

Kalıp ifadeler

regardless of sex: sonucu etkilemeyen bir koşul

Regardless of, bir koşulun belirtilen gerçeği veya sonucu değiştirmediğini anlatır. regardless of sex, erkek ve dişi incir ağaçlarının aynı koktuğunu, yani biyolojik cinsiyetlerinin koku açısından fark yaratmadığını söyler. Yapı regardless of + isim veya isim öbeği biçimindedir. Burada sex, cinsel etkinliği değil biyolojik cinsiyeti ifade eder.

Alıştırma

Yaşın sonucu etkilemediğini belirten kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The price is the same ____ age.

Cevabı göster

regardless of

This ensures that a good portion of common figs can also reproduce Anlatım akışı

2:56

Bu, adi incirlerin büyük bir kısmının da üreyebilmesini sağlar

Anlatım akışı

This ensures that ...: bir mekanizmayı sonucuna bağlamak

Bu cümlede This, daha önce anlatılan durumun tamamına, yani dişi yaban arılarının iki incir türünü birbirinden ayıramamasına gönderme yapar. Yalnızca en yakındaki ismi göstermez. This ensures that + yan cümle kalıbı, önceki mekanizmayı onun güvenilir sonucuna bağlar. That ile başlayan yan cümle sonucu verir: yaygın incirlerin önemli bir bölümü de üreyebilir. Burada a good portion of, “önemli bir bölümü” anlamındadır.

Alıştırma

Örnekte This neye gönderme yapıyor?

  1. Hemen önce anlatılan durumun veya mekanizmanın tamamı
  2. That yan cümlesinde belirtilen sonuç
  3. Yalnızca This sözcüğüne en yakın isim
Cevabı göster

Hemen önce anlatılan durumun veya mekanizmanın tamamı

and not just further wasp kind. Kelime

3:00

ve sadece yaban arısı türünün devamını sağlamaz.

Kelime

further wasp kind: desteklemek anlamındaki further fiili

Burada further, “desteklemek”, “ilerletmek” veya “devam etmesine yardımcı olmak” anlamında bir fiildir. Nesnesi wasp kind ifadesidir. Wasp kind, bir grup veya soy olarak yaban arılarını ifade eder; dolayısıyla further wasp kind, yaban arısı nüfusunun devam etmesine yardımcı olmak demektir. and not just ... parçası önceki düşünceyle bir karşıtlığı tamamlar: mekanizma yalnızca yaban arısı soyuna yarar sağlamak yerine yaygın incirlerin de üremesine olanak verir. Bu kullanımda kind, “grup” veya “tür” anlamındaki bir isimdir; “nazik” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede further, “desteklemek veya ilerletmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The team needs further evidence before deciding.
  2. The new habitat will further the species' recovery.
  3. We can discuss the plan further tomorrow.
Cevabı göster

The new habitat will further the species' recovery.

That was how things went until humans intervened. Anlatım akışı

3:03

İnsanlar müdahale edene kadar işler böyle ilerledi.

Anlatım akışı

That was how things went until...: bir aşamayı kapatıp diğerini açmak

That was how things went daha önce anlatılan düzeni geriye dönerek özetler: olaylar o şekilde gelişmiş veya sürmüştür. Buradaki went fiziksel hareketi değil, işlerin nasıl 'ilerlediğini' anlatır. Until humans intervened bu düzenin sona erdiği noktayı belirtir ve bir dönüm noktası sunar. Cümle önceki aşamayı kapatır ve anlatının artık insan müdahalesinden sonra neyin değiştiğini açıklayacağını gösterir.

Alıştırma

Bu cümle anlatıda hangi işlevi görür?

  1. İnsanların önceki düzeni değiştirmeden koruduğunu söyler.
  2. İnsanların fiziksel olarak bir yere yolculuk ettiğini anlatır.
  3. Önceki düzeni özetler ve insan müdahalesini dönüm noktası olarak gösterir.
Cevabı göster

Önceki düzeni özetler ve insan müdahalesini dönüm noktası olarak gösterir.

Archaeological records suggest that people in the Jordan Valley grew figs Kalıp ifadeler

3:07

Arkeolojik kayıtlar Ürdün Vadisi'ndeki insanların incir yetiştirdiğini gösteriyor

some 11,400 years ago,

3:11

yaklaşık 11.400 yıl önce,

possibly making them the first domesticated crop. Dilbilgisi

3:14

bu da onları muhtemelen ilk evcilleştirilen mahsul yapıyor.

Kalıp ifadeler

Archaeological records suggest: kanıtlardan temkinli bir sonuç çıkarmak

Archaeological records suggest that... ifadesinde suggest, 'gösterir' veya '... düşüncesini destekler' anlamındadır. Kayıtlar ardından gelen sonuç için kanıt sunar; fiil, kayıtların bir tavsiyede bulunduğu anlamına gelmez. Suggest ayrıca iddiayı temkinli tutar. Kanıtlar sonucu işaret eder ancak onu kesin olarak kanıtlamaz. 'Kanıt kaynağı + suggests that + yan cümle' yapısı araştırma, tarih ve haber metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Anket verileri bir sonucu destekliyor ancak onu kesin olarak kanıtlamıyorsa hangi cümle sonucu en uygun şekilde aktarır?

  1. Recent surveys suggest that fewer people are driving to work.
  2. Recent surveys prove that fewer people are driving to work.
  3. Recent surveys advise that fewer people are driving to work.
Cevabı göster

Recent surveys suggest that fewer people are driving to work.

Dilbilgisi

possibly making them...: olası bir sonuç eklemek

Virgülden sonra gelen possibly making... biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki ifadeye olası bir sonuç ya da çıkarım ekler; yeni bir ana olay başlatmaz. Burada them, figs yani incirlere gönderme yapar. making them the first domesticated crop, make + nesne + tümleç yapısını kullanır: kanıtlar incirleri bu kategoriye yerleştirebilir. possibly sonucu temkinli hâle getirir. Tarihlendirme bu düşünceyi destekler, ancak kanıtlamaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp statement, possibly making + object + complement biçimindedir.

Alıştırma

Temkinli bir sonuç eklemek için cümleyi possibly ve make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new battery lasts twice as long, ____ a better choice for long trips.

Cevabı göster

possibly making it

When a genetic mutation emerged Dilbilgisi

3:18

Bir genetik mutasyon ortaya çıktığında

that allowed the tree's fruit to ripen without being pollinated,

3:19

ve ağacın meyvesinin tozlaşmadan olgunlaşmasına izin verdiğinde,

Dilbilgisi

When... that allowed...: zaman yan cümlesi içinde ilgi yan cümlesi

Bu bölümün tamamı, ardından gelen ana cümle için zamanı ve arka planı belirleyen bir When yan cümlesidir. Temel çerçevesi When a genetic mutation emerged olduğundan tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. That allowed..., a genetic mutation ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. İçinde allow + nesne + to-infinitive yapısı kullanılır: allowed the tree's fruit to ripen. Without being pollinated, meyvenin tozlaşma işlemine uğramadığını belirtir. Meyve eylemden etkilenen taraf olduğu için without sonrasında edilgen -ing biçimi olan being pollinated kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir When yan cümlesinin içine ilgi yan cümlesini doğru biçimde yerleştirir ve allow + nesne + to-infinitive yapısını kullanır?

  1. When a new device appeared that allowed that food stayed cold without being refrigerated, campers quickly adopted it.
  2. When a new device appeared that allowed food staying cold without be refrigerated, campers quickly adopted it.
  3. When a new device appeared that allowed food to stay cold without being refrigerated, campers quickly adopted it.
Cevabı göster

When a new device appeared that allowed food to stay cold without being refrigerated, campers quickly adopted it.

people began propagating it with cuttings. Kelime

3:23

insanlar onu çeliklemeyle çoğaltmaya başladılar.

Kelime

propagating it with cuttings: onu gövde veya dal çelikleriyle çoğaltmak

Burada propagate, “var olan bir bitkiden yeni bitkiler üretmek” anlamına gelir. Nesne olan it, daha önce sözü edilen mutasyona uğramış incir türünü belirtir. With cuttings yöntemi açıklar: kesilmiş gövde veya dal parçaları, köklenip yeni bitkilere dönüşmeleri için dikilir. Bahçecilikte cuttings, kesme eylemini değil, bu bitki parçalarını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, fidanlığın ana bitkiden alınan parçaları dikerek yeni lavanta bitkileri ürettiğini anlatır?

  1. The nursery trimmed the lavender after flowering.
  2. The nursery grew the lavender from seeds.
  3. The nursery propagated the lavender with cuttings.
Cevabı göster

The nursery propagated the lavender with cuttings.

And suddenly,

3:25

Ve aniden,

the common fig wasn't beholden to wasps. Kelime

3:26

adi incir yaban arılarına muhtaç kalmadı.

Kelime

wasn't beholden to wasps: artık eşek arılarına bağımlı değildi

Be beholden to, “özgürlüğü sınırlayabilecek veya bir yükümlülük yaratabilecek şekilde birine ya da bir şeye bağımlı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede wasn’t beholden to wasps, bayağı incirin üremek için artık eşek arılarına bel bağlamak zorunda olmadığını anlatır. Bu ifade genellikle tarafsız bir bağımlılıktan daha fazlasını aktarır; başka bir kaynağın etkisi altında kalmayı düşündürebilir. Burada biyolojik ilişkiyi insana özgü bir ilişki gibi ve biraz dramatik biçimde sunar.

Alıştırma

Cümleyi, beholden ile kurulan ve “bağımlı olup etkiye açık olmak” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The museum is careful not to be ____ one wealthy sponsor.

Cevabı göster

beholden to

It had a new partner to multiply with.

3:29

Çoğalmak için yeni bir ortağı vardı.

The crop spread far and wide, Deyimler

3:32

Bu mahsul dört bir yana yayıldı,

Deyimler

spread far and wide: birçok yere ulaşmak

Spread far and wide, geniş bir alandaki birçok farklı yere yayılmak veya ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede ürünün birçok bölgede yetiştirilmeye ya da bulunmaya başladığını anlatır; ürünün fiziksel olarak genişlediği anlamına gelmez. Far and wide, spread fiilinden sonra deyimsel bir zarf öbeği olarak kullanılır. Bu yapı haberlerin, fikirlerin, ünün veya etkinin geniş bir alana ya da birçok kişiye ulaşmasını da anlatabilir.

Alıştırma

“The crop spread far and wide,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Birçok farklı yere ulaştı.
  2. Uzak bir yerde geniş bir şekle dönüştü.
  3. Uzak tek bir yerde kaldı.
Cevabı göster

Birçok farklı yere ulaştı.

and today we harvest more than 1.3 million tons of figs annually. Kalıp ifadeler

3:34

ve bugün yılda 1,3 milyon tondan fazla incir hasat ediyoruz.

Kalıp ifadeler

harvest + miktar + annually: yıllık üretimi bildirmek

Harvest fiili bir miktar öbeğini nesne olarak alabilir: harvest + miktar veya birim + of + ürün. Burada more than 1.3 million tons of figs, hasat edilen miktardır. Annually her yıl anlamına gelir. Cümlenin sonunda kullanıldığında sayının tek seferlik bir toplam değil, yıllık üretim miktarı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bölgenin yıllık pirinç hasadını doğal biçimde bildirir?

  1. The region imports more than two million tons of rice annually.
  2. The region harvests more than two million tons of rice annually.
  3. The region harvests more than two million tons of rice every month.
Cevabı göster

The region harvests more than two million tons of rice annually.

So how many wasps are we eating?

3:40

Peki ne kadar yaban arısı yiyoruz?

Well,

3:42

Şey,

store-bought fresh figs are typically of the common fig varieties Kelime

3:42

mağazadan alınan taze incirler tipik olarak adi incir çeşitlerindendir

that ripen without pollinators,

3:46

ve tozlayıcı olmadan olgunlaşırlar,

so they're wasp-free. Kelime

3:48

bu yüzden içlerinde yaban arısı yoktur.

Kelime

store-bought fresh figs: birleşik sıfat olarak store-bought

Store-bought, yapılmış, yetiştirilmiş veya başka bir yolla edinilmiş değil, mağazadan satın alınmış demektir. store-bought fresh figs ifadesinde fresh figs sözünü niteleyen ve incirlerin kaynağını belirten birleşik bir sıfattır. Bir isimden önce kullanıldığında iki bölüm genellikle store-bought bread örneğindeki gibi kısa çizgiyle birleştirilir. Bir şeyin mağazadan geldiğini belirtmek önemliyse bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi ‘mağazadan satın alınmış’ anlamındaki birleşik sıfatla tamamla: We did not bake the cookies; we served ____ cookies.

Cevabı göster

store-bought

Kelime

wasp-free: ‘içermeyen’ anlamında isim + -free

Burada wasp-free, yaban arısı içermeyen anlamındadır. -free son eki bir isimle birleşerek “o şey olmadan” anlamında bir sıfat oluşturur; dolayısıyla free burada “ücretsiz” demek değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp isim + -free biçimidir; sugar-free food ve a smoke-free room buna örnektir. Cümlede so, wasp-free olmayı incirlerin tozlaştırıcı olmadan olgunlaşmasının sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi -free ile kurulan bir sıfatla tamamla: This gum contains no sugar, so it is ____.

Cevabı göster

sugar-free

Many that are sold dried, Dilbilgisi

3:50

Ancak kurutularak satılan birçoğu,

however,

3:51

bununla birlikte,

still require pollination.

3:52

hala tozlaşma gerektirir.

Dilbilgisi

Many that are sold dried: zamir olarak many ve ilgi cümleciği

Many burada zamir olarak kullanılır. Önceki bağlam, çoğul ve sayılabilen figs adını sağlar; bu yüzden Many, many figs anlamına gelir. That are sold dried ilgi cümleciği, hangi incirlerden söz edildiğini belirtir: kurutulmuş olarak satılanlardan. Ana cümle Many still require pollination şeklindedir. However, araya giren bir karşıtlık belirtecidir; çıkarıldığında dil bilgisi yapısı yine tam kalır. Bu, ilgi cümleciği ve however ana cümlenin arasına girse bile özne ile fiili bulmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bağlamda bir grup sebzeden söz ediliyor. Hangi devam cümlesi bu sebzelerin yerine Many ve bir ilgi cümleciğini doğru biçimde kullanır?

  1. Many that is grown locally is sold at this market.
  2. Many what are grown locally are sold at this market.
  3. Many that are grown locally are sold at this market.
Cevabı göster

Many that are grown locally are sold at this market.

But,

3:54

Ama,

of these,

3:55

bunlardan,

we usually don't eat caprifig fruits,

3:55

genellikle erkek incirlerin meyvelerini yemeyiz,

where the mother wasp and her male offspring die.

3:58

içinde anne yaban arısının ve erkek yavrularının öldüğü olanları.

Instead,

4:01

Bunun yerine,

we eat dried figs from female trees,

4:02

dişi ağaçlardan elde edilen kuru incirleri yeriz,

which may contain a female wasp that attempted and failed Kalıp ifadeler

4:04

bunlar içine yumurta bırakmaya çalışıp başaramayan bir dişi yaban arısı

to lay her eggs in it.

4:08

barındırıyor olabilir.

Kalıp ifadeler

attempted and failed to lay: denemeyi ve başarısızlığı açıkça belirtmek

Attempted and failed to lay, bir çabayı başarısız bir sonuçla birlikte anlatır. Dişi yaban arısının yumurtalarını bırakmayı denediği ama bunu başaramadığı anlamına gelir. Attempted ve failed aynı mastar yapısına, yani to lay ifadesine bağlanır. Bu sıralama attempted to lay and failed to lay tekrarını önler; failed to sonrasında fiilin yalın hâli olan lay kullanılır.

Alıştırma

Attempted ve failed ifadelerini tek bir ortak to ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The rescue team ____ reach the hikers before dark.

Cevabı göster

attempted and failed to

However,

4:10

Ancak,

it's also possible that the moisture and enzymes figs naturally release Kalıp ifadeler

4:10

incirin doğal olarak salgıladığı nemin ve enzimlerin

Kalıp ifadeler

It's also possible that: başka bir olası açıklamayı temkinli biçimde eklemek

It's also possible that, doğru olabilecek ek bir açıklama sunar. Burada that ile başlayan yan cümle olası nedeni veya süreci verir; it ise belirli bir şeyi karşılamayan biçimsel öznedir. Also, başka bir fikrin daha önce ele alındığını gösterir. Possible iddiayı belirsiz bırakır; bu nedenle kanıtlar kesin bir sonuca yetmediğinde bu kalıp yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi it's, also, possible ve that sözcüklerinden oluşan dört sözcüklük kalıpla tamamlayın: ____ the delay was caused by traffic.

Cevabı göster

It's also possible that

break her body down. Öbek fiiller

4:14

onun vücudunu parçalaması da mümkündür.

Öbek fiiller

break her body down: maddeyi daha basit bileşenlere ayırmak

Bu cümlede break her body down, dişi yaban arısının vücudunun daha basit maddelere ayrışmasını sağlamak demektir. Her body, nem ve enzimlerin etkilediği nesnedir; vücudun bir makine gibi aniden bozulduğu anlamına gelmez. Break down nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim öbeği ortaya ya da down'dan sonra gelebilir: break her body down veya break down her body. Bir zamir ortaya gelmelidir: break it down; break down it denmez.

Alıştırma

Nesneyi break down yapısının iki parçasının arasına yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Enzymes help ____ the food ____ into simpler substances.

Cevabı göster

break · down

Big picture, Anlatım akışı

4:16

Büyük resme bakarsak,

though,

4:17

yine de,

bugs are often harvested with our produce Kalıp ifadeler

4:17

böcekler genellikle ürünlerimizle birlikte hasat edilir

Anlatım akışı

Big picture, though, ile genel bakışa dönmek

Big picture, dikkati belirli bir örnekten veya ayrıntıdan uzaklaştırıp genel duruma ya da ana sonuca geri yöneltir. Burada konuşmacının daha geniş kapsamlı bir noktaya geçmek üzere olduğunu gösterir. Though, önce söylenenlerle karşıtlık ilişkisini korur. Big picture, though, birlikte yaklaşık olarak “Ancak duruma bir bütün olarak bakarsak” anlamına gelir ve fiziksel olarak büyük bir resimden söz etmek yerine dinleyicinin dikkatini düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede Big picture, though, olumsuz bir ayrıntıdan genel bir sonuca geçmek için en doğru şekilde kullanılmıştır?

  1. The schedule slipped by one day. Big picture, though, the project was a success.
  2. The schedule slipped by one day. In particular, one task took longer than expected.
  3. The schedule slipped by one day. For example, the next meeting starts at nine.
Cevabı göster

The schedule slipped by one day. Big picture, though, the project was a success.

Kalıp ifadeler

bugs are often harvested with our produce: edilgen eylem ve birliktelik

bugs are often harvested ifadesinde are harvested, geniş zaman edilgen yapıdır: böcekler hasat sürecine birlikte dâhil olur. Cümle, hasadı kimin yaptığına değil, böceklere ne olduğuna odaklanır. Often, bunun her seferinde değil ama düzenli olarak gerçekleştiğini gösterir. With our produce, böceklerin ürünlerle aynı hasat sürecinde toplandığı anlamına gelir. Produce burada meyve ve sebze gibi tarım ürünlerini belirten bir isimdir; “üretmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

bugs are often harvested with our produce burada ne anlama geliyor?

  1. Böcekler meyve ve sebzelerin büyümesini sağlar.
  2. Böcekler ürünleri düzenli olarak kendileri hasat eder.
  3. Bazı böcekler ürünlerle aynı anda toplanır.
Cevabı göster

Bazı böcekler ürünlerle aynı anda toplanır.

or attracted to food processing facilities. Kalıp ifadeler

4:20

veya gıda işleme tesislerine çekilir.

Kalıp ifadeler

attracted to food processing facilities: gıda işleme tesislerine çekilmek

Burada attracted to, “bir şeye doğru çekilmek” anlamındadır. Çekimi yaşayan kişi, hayvan ya da şeyi özne yapan be attracted to + isim edilgen kalıbının bir parçasıdır. Bu, or ile başlayan eşgüdümlü bir cümle parçası olduğu için özne ve be biçimi çevredeki ifadeden anlaşılır. Food processing facilities, gıdanın üretildiği, işlendiği veya paketlendiği bina ya da alanlardır. Buradaki facilities, belli bir amaç için kullanılan tesisleri ve donanımı anlatır; bir kişinin yeteneklerini değil.

Alıştırma

Cümleyi attract fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: Moths ____ porch lights at night.

Cevabı göster

are attracted to

Eating them is kind of inevitable. Ton ve niyet

4:22

Onları yemek kaçınılmaz bir durum gibidir.

Ton ve niyet

kind of inevitable: güçlü bir iddiayı yumuşatmak

Burada kind of, inevitable sıfatından önce gelir ve ifadeyi yumuşatan bir söz görevi görür. Yaklaşık olarak “biraz” ya da “bir bakıma” demektir; konuşan kişi olayın yine de kaçınması çok zor olduğunu söylerken iddiayı daha az kesin ve daha az sert hâle getirir. Burada kind of bir tür ya da kategori anlatmaz. Kategori kalıbı a kind of + isim şeklindedir; bu cümlede ise kind of + sıfat kullanılarak yargı yumuşatılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen, kind ile başlayan ve “biraz” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The ending was ____ confusing.

Cevabı göster

kind of

The US Food and Drug Administration Kültür

4:25

ABD Gıda ve İlaç Dairesi

actually permits certain amounts of bug bits in different food products. Kelime

4:27

farklı gıda ürünlerinde belirli miktarlarda böcek parçacığına aslında izin veriyor.

Kültür

The US Food and Drug Administration: ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)

The US Food and Drug Administration, ABD'deki federal bir düzenleyici kurumun resmî adıdır ve genellikle FDA olarak kısaltılır. Gıda, ilaç ve başka ürünleri denetler; bir gıda şirketi değildir. Kurumun adının verilmesi, söz konusu sınırın resmî bir devlet standardından geldiğini gösterir. Bu nedenle ardından gelen permits, bir şirketin özel tercihini değil, düzenleyici bir kararı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ad neyi ifade ediyor?

  1. Uluslararası bir gıda üreticileri birliği.
  2. Genellikle FDA olarak adlandırılan bir ABD hükümeti düzenleyici kurumu.
  3. Gıda ve ilaç üreten özel bir şirket.
Cevabı göster

Genellikle FDA olarak adlandırılan bir ABD hükümeti düzenleyici kurumu.

Kelime

actually permits certain amounts of bug bits: aslında belirli miktarlarda böcek parçasına izin verir

Burada permits, “bir kural veya standarda göre izin verir” anlamına gelen resmî bir fiildir. Bu ifade, çeşitli gıda ürünlerinde belirlenmiş miktarlarda böcek parçasına izin verildiğini söyler; her miktarın kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Actually, bilginin şaşırtıcı olabileceğini veya dinleyenin beklentisine ters düşebileceğini belirtir. Bug bits, küçük böcek parçaları için kullanılan gündelik bir ifadedir; permits ise ifadeye resmî düzenleme anlamını verir.

Alıştırma

Düzenleyici bir bağlamda “actually permits certain amounts of...” ne anlama gelir?

  1. İfade, birkaç resmî izin belgesine gönderme yapar.
  2. Kural, insanları sınırsız miktarda kullanmaya teşvik eder.
  3. Kural, belki şaşırtıcı biçimde, belirlenmiş ve sınırlı miktarlara resmî olarak izin verir.
Cevabı göster

Kural, belki şaşırtıcı biçimde, belirlenmiş ve sınırlı miktarlara resmî olarak izin verir.

For example,

4:31

Örneğin,

no more than 30 insect fragments per 100 g of peanut butter Kalıp ifadeler

4:32

100 g fıstık ezmesinde en fazla 30 böcek parçacığı

Kalıp ifadeler

no more than 30 ... per 100 g: üst sınırlar ve birim başına oranlar

No more than 30, 30’u da içeren bir üst sınır koyar: sayı 30 veya daha az olabilir, ancak 31 ya da daha fazla olamaz. Per 100 g of peanut butter ölçüm birimini verir; sınırın her 100 gramlık fıstık ezmesi için hesaplandığını gösterir. no more than + miktar + per + birim kalıbı sınırlar, oranlar, etiketler ve bilimsel verilerde kullanılabilir.

Alıştırma

Müzenin sınırını no more than ... per ... hedef kalıbıyla tamamlayın: The museum allows ____ ten visitors ____ group.

Cevabı göster

no more than · per

or over 2,500 aphids in 10 g of hops. Kelime

4:36

veya 10 g şerbetçiotunda en fazla 2.500 yaprak biti gibi.

Kelime

over 2,500 ... in 10 g: kesin bir miktar eşiği

Bu miktar bağlamında over 2,500, 2.500’den fazla anlamına gelir. Tam olarak 2.500 buna dâhil değildir; yaprak bitleri tam böcekler olarak sayıldığı için sayının en az 2.501 olması gerekir. In 10 g of hops, yaprak bitlerinin sayıldığı örnek miktarını belirtir. Aphids bitkilerle beslenen küçük böceklerdir; hops ise bira yapımında kullanılan şerbetçi otu bitkisidir. Buradaki over konumu değil, miktarı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede over 2,500 ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Sayı 2.500’den büyüktür.
  2. Sayı tam olarak 2.500’dür.
  3. Sayı 2.500 veya daha fazladır.
Cevabı göster

Sayı 2.500’den büyüktür.

Some estimates hold that Americans eat around a kilogram of insects annually Kalıp ifadeler

4:41

Bazı tahminler Amerikalıların yılda yaklaşık bir kilogram böcek yediğini gösteriyor

without incident Kalıp ifadeler

4:45

hiçbir sorun yaşamadan

Kalıp ifadeler

without incident: kaza veya kayda değer sorun olmadan

Without incident, bir şeyin kaza, ciddi sorun veya kayda değer başka bir aksilik olmadan gerçekleştiği ya da tamamlandığı anlamına gelir. Burada böcekleri yemenin bildirilen bir zarara yol açmadığını anlatır. Bu ifade bir sürecin sonucunu özetler. Burada incident yalnızca herhangi bir “olay” anlamına gelmez; bu nedenle without incident, “hiçbir şey olmadan”dan çok “güvenli bir şekilde” veya “sorunsuzca” anlamına yakındır.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “kaza veya ciddi sorun olmadan” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The hikers crossed the river ____.

Cevabı göster

without incident

and maybe even a little added nutrition. Anlatım akışı

4:47

ve belki biraz fazladan besin bile alarak.

Kalıp ifadeler

Some estimates hold that: bir tahmini belirsizlik payıyla aktarmak

Some estimates hold that kalıbı, ardından gelen that yan cümlesini konuşanın kişisel olarak garanti ettiği bir gerçek değil, bazı tahminlere dayandırılan bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede miktarın hesaplamaya dayalı yaklaşık bir değer olduğunu ve belirsizlik payı bulunduğunu gösterir. Burada hold, “elde tutmak” değil, “bir görüşü savunmak veya sürdürmek” anlamındadır. Yapı kaynak + hold that + yan cümle şeklindedir; kaynak, iddiayı destekleyen unsur olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve başlangıçtaki ifadenin ne gösterdiğini seçin: Some estimates hold that sea levels could rise faster than expected.

  1. Konuşan kişi, her uzmanın bu iddiayı kanıtladığını garanti eder.
  2. İddia bazı tahminlere dayanır ve belirsizlik payıyla sunulur.
  3. İfade, birinin yazılı bir tahmini fiziksel olarak elinde tuttuğunu anlatır.
Cevabı göster

İddia bazı tahminlere dayanır ve belirsizlik payıyla sunulur.

Anlatım akışı

and maybe even a little added nutrition: küçük ve olumlu bir olasılık eklemek

Bu ifade, kulağa hoş gelmeyebilecek bir düşüncenin ardından son ve hafif olumlu bir nokta ekler. and bunu önceki bilgiye bağlar, maybe belirsizlik bildirir, even yararı biraz şaşırtıcı gösterir, a little ise yararın boyutunu küçük tutar. Bu sözcükler birlikte added nutrition ifadesini ana iddia değil, ikincil bir olasılık hâline getirir. Bilginin bu şekilde sıralanması, böcek yemenin özellikle besleyici olduğunu vaat etmeden dinleyicinin olumsuz tepkisini yumuşatır.

Alıştırma

and maybe even a little added nutrition ifadesi burada bilgiyi düzenleme açısından ne yapıyor?

  1. Küçük, belirsiz ve biraz şaşırtıcı olası bir yarar ekler.
  2. Önceki bilgiyi iptal edip yerine bir uyarı koyar.
  3. Konuşanın ana iddiasını tam bir kesinlikle sunar.
Cevabı göster

Küçük, belirsiz ve biraz şaşırtıcı olası bir yarar ekler.

After all, Anlatım akışı

4:50

Sonuçta,

insects feature in over 2 billion people's traditional diets Kelime

4:51

böcekler 2 milyardan fazla insanın geleneksel diyetlerinde yer alıyor

Anlatım akışı

After all: önceki yargıyı destekleyen bir neden sunmak

Cümlenin başında kullanılan After all, önceki yargıyı destekleyen veya açıklayan bir olgu sunar. Burada böceklerin birçok geleneksel beslenme biçiminde yer alması, böcek yemeyi daha az sıra dışı görmenin bir nedeni olarak verilir. Bilgi düzeni şöyledir: yargı. After all, destekleyici neden. Bu bağlaç, gerekçelendirdiği önceki yargıya dönüp bakar; bir sonuç bildirmez. Bu kullanımda zamansal olarak her şeyden sonra anlamına da gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, destekleyici bir neden sunan bu nottaki ifadeyle tamamlayın: We should leave early. ____, traffic is usually heavy on Fridays.

Cevabı göster

After all

Kelime

feature in ... traditional diets: bir şeyin parçası olarak yer almak

Burada feature bir fiildir. X features in Y kalıbında X, Y içinde yer alır veya Y’nin dikkat çeken bir parçasını oluşturur. Cümle, böceklerin iki milyardan fazla insanın geleneksel beslenme biçimlerinin bir parçası olduğunu söylüyor. Bu kalıp bir filmde, etkinlikte, tartışmada, gelenekte veya daha büyük başka bir bütün içinde yer alan insanları ya da şeyleri anlatabilir. Özne, yer alan kişi veya şeydir; in’den sonra ise daha geniş bağlam gelir.

Alıştırma

Cümleyi feature in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Local artists ____ the annual cultural festival.

Cevabı göster

feature in

and are relatively sustainable.

4:54

ve nispeten sürdürülebilirler.

So maybe chew on that. Deyimler

4:56

Bu yüzden belki bunu bir düşünmek istersiniz.

Deyimler

So maybe chew on that: düşünme deyimi ve yemekle ilgili kelime oyunu

Bu cümlede chew on that, o fikir üzerinde dikkatle düşünmek anlamına gelir. That, böcek içeren beslenme biçimleri ve sürdürülebilirlik hakkında daha önce söylenen genel noktaya gönderme yapar; gerçekten bir nesneyi ağza alma isteği değildir. Chew sözcüğü gerçek anlamda yiyeceği dişlerle parçalamak demek olduğu için ifade, yemek konusunu da çağrıştırır. Konuşmacı bir kelime oyunuyla bitirir: aynı ifade hem düşünme anlamındaki deyimsel fikri hem de gerçek çiğneme görüntüsünü taşır.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşmacı So maybe chew on that. derken büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?

  1. Az önce sunulan fikir üzerinde dikkatle düşünmek.
  2. Hemen şimdi fiziksel bir nesneden bir ısırık almak.
  3. Önceki noktayı görmezden gelip konuyu değiştirmek.
Cevabı göster

Az önce sunulan fikir üzerinde dikkatle düşünmek.

Ready to keep learning?

5:00

Öğrenmeye devam etmeye hazır mısınız?

Watch these videos

5:01

Bildiğinizi sandığınız şeylere meydan okumak için

to either challenge what you think you know

5:02

veya bilmedikleriniz hakkında daha fazlasını öğrenmek için

or learn more about what you don't.

5:05

bu videoları izleyin.

Subscribe and stay curious.

5:07

Abone olun ve meraklı kalın.