🌈 🥚 Yumurtalarla Renkleri Öğrenelim! | İngilizce Pocoyo - Resmi Kanal | Çocuklar İçin Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Pocoyo English - Official Channel
Video özeti: Renkli bir trenin getirdiği yumurtalar, sulama kapları ve renklerle oynanan bir etkinlikte yeni arkadaşlarına katılır. Herkes sırayla oynadıktan sonra sahne, neşeli bir tren yolculuğuna çıkış ve vedayla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what a cool train. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what a + sıfat + tekil isim ünlem kalıbını anlayın ve bir nesneye, kişiye ya da manzaraya duyduğunuz ani hayranlığı ifade etmek için kullanın. Ayrıca bu ünlemi what ile başlayan ve yanıt bekleyen bir sorudan ayırt edebilirsiniz. 2. It would appear to be — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunun bir yargıyı yumuşatarak ve biraz resmî biçimde sunan bir ifade olduğunu fark edin. “Öyle görünüyor ki” anlamını kesin konuşmadan aktarmayı ve sıranın kimde olduğunu söylerken hafif şakacı bir hava yaratmayı öğrenebilirsiniz. 3. All aboard. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Tren veya gemi hareket etmeden önce yolcuları binmeye çağırmak için kullanılan geleneksel seslenişi anlayın. Böylece yanıltıcı bir kelimesi kelimesine yorumdan kaçınabilir; ifadeyi yolculuk sahnelerinde, öykülerde ve çocuk programlarında tanıyabilirsiniz.
Bu derste
what a cool train: What a + sıfat + tekil isim
“What a cool train!” bir soru değil, ünlem cümlesidir. What a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbı şaşkınlık veya hayranlık gibi güçlü bir tepkiyi ifade eder. Train tekil ve sayılabilen bir isimdir, bu yüzden burada a gerekir. Konuşma dilinde yaygın olan bu biçim, ardından özne ve fiil gelmeden tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Clever sözcüğünü ve doğru tanımlığı kullanarak ünlemi tamamlayın: What ____ idea!
Cevabı göster
a clever
back there: arka taraftaki bir yer
Back there, “arka taraftaki o yerde” ya da “konuşanın arkasında veya ondan biraz uzakta olan yerde” anlamına gelen bir yer ifadesidir. Soruda, taşınan eşyaların bulunduğu arka bölgeyi gösterir. Back there ifadesini tek bir birim olarak okuyun. Bu, carry back anlamına gelmez; carry back bir şeyi önceki bir yere geri götürmeyi anlatır.
Alıştırma
“The spare chairs are back there by the wall,” cümlesinde back there ne anlama gelir?
- önceki bir yere geri dönmüş olarak
- birinin sırtında desteklenmiş olarak
- arka taraftaki o yerde
Cevabı göster
arka taraftaki o yerde
What pretty eggs: What + sıfat + çoğul isim
"What pretty eggs", birden fazla yumurtayı öven bir ünlem cümlesidir. What + sıfat + çoğul sayılabilen isim kalıbını izler. eggs çoğul olduğu için önüne a veya an gelmez. Sayılabilen tek bir şeyden söz ederken What + a/an + sıfat + tekil isim yapısı kullanılır: "What a pretty egg!"
Alıştırma
Birden fazla güzel çiçeği What ünlemiyle doğal biçimde öven cümle hangisidir?
- What a lovely flowers!
- What lovely flowers!
- What flowers lovely!
Cevabı göster
What lovely flowers!
My: hafif ve eski moda bir ünlem
Bu cümlenin başındaki My, tek başına kullanılan bir ünlemdir. Ardından gelen yorumdan önce konuşanın hafif şaşkınlığını veya kaygısını belirtir; bir şeyin konuşana ait olduğu anlamına gelmez. Bu kullanımın etkisi Oh my ifadesine benzer, ancak My tek başına genellikle daha yumuşak ve eski moda duyulur.
Alıştırma
"My, that was unexpected!" cümlesinin başındaki My ne anlama gelir?
- Olayın konuşana ait olduğu anlamına gelir.
- Konuşanın adını belirtir.
- Hafif bir ünlemdir.
Cevabı göster
Hafif bir ünlemdir.
I don't think: Olumsuz bir yargıyı yumuşatmak
I don't think + yan cümle yapısı, biçim olarak think fiilini olumsuz yapar; ancak ana mesaj yan cümlenin içeriği hakkında olumsuz bir yargıdır. Buradaki anlam I think they do not want to come out cümlesine yakındır. Düşünceyi konuşanın kişisel yargısı olarak sunmak ifadeyi daha az kesin yapar ve belirsizliğe yer bırakır. Bu yapı, hiç düşünülmediğini söylemek için değil, bir görüşü veya tahmini yumuşatmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle olumsuz bir yargıyı yumuşatmak için I don't think + bildirme sırasındaki bir yan cümle kullanır?
- The library isn't open.
- I don't think the library is open.
- I don't know whether the library is open.
- I don't the library think is open.
Cevabı göster
I don't think the library is open.
come out: İçeriden dışarı çıkmak
Burada come out, içeride veya gizli bir yerde bulunan birinin dışarıya ya da görünür bir yere çıkması anlamına gelir. Karakterler yumurtaların içindedir; bu yüzden out gerçek bir fiziksel hareketi anlatır. Bu öbek fiilin anlamını bağlam belirler. Başka cümlelerde come out yayımlanmak veya ortaya çıkıp öğrenilmek anlamına gelebilir; ancak bu anlamların hiçbiri bu sahneye uymaz.
Alıştırma
Hangi cümlede come out içeriden dışarıya fiziksel hareket anlamında kullanılmıştır?
- The new game came out in May.
- The photos came out beautifully.
- The truth came out during the meeting.
- The turtle finally came out of its shell.
Cevabı göster
The turtle finally came out of its shell.
maybe they do: fiil öbeğinin yerini tutan do
maybe they do ifadesinde do, daha önce geçen want to come out fiil öbeğinin yerini tutan bir yardımcı fiildir. Burada yapmak anlamına gelmez; fiil öbeği tekrarlanmasa da cümle tamamlanmış olur. Or maybe, olumsuz bir düşünceden sonra düzeltilmiş başka bir olasılık sunar: belki de aslında dışarı çıkmak istiyorlardır. Yardımcı fiille yapılan bu değiştirme, bir yanıtı veya düzeltmeyi kısa tutar; yardımcı fiilin biçimi yine özneye ve zamana uyar.
Alıştırma
need a ride ifadesinin yerini tutan bir yardımcı fiille düzeltmeyi tamamlayın: I don't think Maya needs a ride—or maybe she ____.
Cevabı göster
does
Look: dinleyenin dikkatini çekmek
Bu cümlenin başındaki Look, konuşmada dikkat çekmek için kullanılan bir ifadedir. Dinleyenin, konuşanın göstermek veya söz etmek üzere olduğu sürprize odaklanmasını sağlar; asıl işlevi gerçek anlamda bakma emri vermek değildir. Bu kullanım, gözle görülen bir şeyi tanıtabilir veya yalnızca ardından gelen bilgiye dikkat çekebilir. Look sonrasındaki kısa duraklama, onu ana mesajdan önce gelen ayrı bir giriş olarak belirginleştirir.
Alıştırma
'Look, I found your missing key!' cümlesinde Look esas olarak ne yapar?
- Anahtarın çekici bir görünüşü olduğunu söyler.
- Dinleyenden anahtarı aramasını ister.
- Haberi vermeden önce dinleyenin dikkatini çeker.
Cevabı göster
Haberi vermeden önce dinleyenin dikkatini çeker.
Would you like to ...? ile nazik davet
Would you like to + fiilin yalın hâli? birini bir şey yapmaya davet etmenin veya bunu yapmak isteyip istemediğini nazikçe sormanın yaygın bir yoludur. Burada play fiilin yalın hâlidir; yani konuşan kişi karşısındakini onlarla oynamaya davet etmektedir. Bu kullanımda would soruyu daha yumuşak ve düşünceli yapar; geçmiş zaman anlamı taşımaz.
Alıştırma
Nazik daveti burada öğrendiğiniz tam ifadeyle tamamlayın: ____ join us for lunch?
Cevabı göster
Would you like to
Of course ile doğal biçimde onay verme
Of course açık ve doğal bir şekilde onay bildiren kalıplaşmış bir yanıttır. Burada bir davetin ardından kullanıldığı için “Evet, memnuniyetle” veya “Elbette” anlamına gelir. Yalnızca yes demekle karşılaştırıldığında, kabul etmenin konuşana kolay, doğal veya şüphesiz geldiği düşüncesini de ekler.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Could you help me carry this box?” diye soruyor. Hangi yanıt açıkça ve sıcak bir şekilde kabul eder?
- Of course. I'd be happy to help.
- No, I'd rather not.
- Maybe, but I probably can't.
Cevabı göster
Of course. I'd be happy to help.
have in mind: belirli bir fikri sormak
What did you have in mind? cümlesinde have in mind, belirli bir fikir, plan, seçenek veya öneriyi zaten düşünüyor olmak anlamına gelir. Konuşan kişi, karşısındakinden düşündüğü belirli fikri açıklamasını ister; bir şeyi gerçek anlamda zihnin içine koymak demek değildir. Yapı have + fikir, kişi veya şey + in mind biçimindedir. Henüz söylenmemiş fikrin yerine what da kullanılabilir: What do you have in mind? Bu bağlamda did, az önce önerilen fikre dönüp bakar; do ise kişinin şu anda ne düşündüğünü daha genel biçimde sorar.
Alıştırma
“Belirli bir planı düşünüyor olmak” anlamındaki ifadeyle soruyu tamamlayın: You said you have an idea for Saturday. What do you ____?
Cevabı göster
have in mind
watering can: bitkileri sulamak için kullanılan kap
A watering can, sapı ve genellikle bir ağzı bulunan, bitkilere su dökmek için kullanılan taşınabilir bir kaptır. A watering can? ifadesindeki a, bunun sayılabilen tek bir nesne olduğunu gösterir. Burada watering, can sözcüğünün kullanım amacını açıklar: sulama için kullanılan bir kaptır. Birleşik ismin parçasıdır; kabın bir eylem yaptığını anlatan süreklilik bildiren bir fiil değildir. Çoğulu watering cans biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi bitkilere su dökmek için kullanılan nesnenin standart adıyla tamamlayın: Please fill the ____ before you water the seedlings.
Cevabı göster
watering can
play too ifadesinde cümle sonundaki too
Buradaki too, “de/da, ayrıca” anlamındadır. They ile belirtilen kişileri daha önce sözü edilen etkinliğe ekler: başka kişiler oynamak istiyor, onlar da oynamak istiyor. Bu anlamda too genellikle olumlu bir cümlenin sonunda yer alır. Önceki duruma “they want to play” düşüncesinin tamamını ekler.
Alıştırma
Leo oyuna katılmak istiyor. Hangi cümle Nina'nın da katılmak istediğini söyler?
- Only Nina wants to join.
- Nina wants to join too.
- Nina does not want to join either.
- Nina wants to leave instead.
Cevabı göster
Nina wants to join too.
Yönerge olarak Turn around
Turn around, vücudunuzun baktığı yönü değiştirmek, çoğu zaman da ters yöne bakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu kısa emirde özne olan you açıkça söylenmez. Burada around, turn ile birlikte bir bütün oluşturur. Başka bir kişinin veya nesnenin çevresinde daire çizerek hareket etmenizi söylemez.
Alıştırma
Bir pencereye bakıyorsunuz. Kapı tam arkanızda ve biri kapıya dönmenizi istiyor. Ne söylemeli?
- Turn back.
- Walk around the room.
- Turn over.
- Turn around.
Cevabı göster
Turn around.
Let's see what happens: herkesi sonucu gözlemlemeye davet etmek
Let's see what happens, herkesi bir sonraki sonucu birlikte gözlemlemeye veya sonucu öğrenmek için beklemeye davet eder. Buradaki see yalnızca “gözlerle bakmak” değil, “izleyerek ya da bekleyerek sonucu öğrenmek” anlamındadır. Bir deney, oyun hamlesi, test veya sonucu henüz belirsiz herhangi bir olay öncesinde doğal bir geçiş ifadesidir. what happens yan cümlesi, see sonrasında öğrenilmek istenen bilinmeyen sonucu belirtir. Burada what öznedir; bu yüzden fiil -s alarak happens olur. İfade belirli bir sonucu tahmin etmek yerine sonucu açık bırakır.
Alıştırma
Herkesi bir sonraki sonucu gözlemlemeye davet eden kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ when I press this button.
Cevabı göster
Let's see what happens
Come on: birini kendi sırasına başlamaya teşvik etmek
Come on, it's your turn cümlesinde Come on, diğer kişiyi başlaması için teşvik eder veya hafifçe acele ettirir. Bu, etkileşimi ilerleten bir yönlendirmedir; kişinin konuşana doğru yaklaşmasını isteyen bir ifade olmak zorunda değildir. it's your turn yan cümlesi hangi eylemin istendiğini belirtir. Bu nedenle Come on burada destekleyici bir teşvik veya başlamaya yönelik hafif bir baskı olarak anlaşılır.
Alıştırma
Come on, it's your turn cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Diğer kişiye oyunun bittiğini söylemek
- Diğer kişiyi başlamaya teşvik etmek
- Diğer kişiden yaklaşmasını istemek
Cevabı göster
Diğer kişiyi başlamaya teşvik etmek
it's your turn: şimdi harekete geçme sırası sende
it's your turn, kişilerin sırayla hareket ettiği bir etkinlikte artık karşıdaki kişinin harekete geçmesi gerektiğini belirtir. Burada turn, bir kişinin sırası veya fırsatı anlamındaki sayılabilen bir isimdir; dönmek anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp It's + iyelik sözcüğü veya isim + turn şeklindedir: It's my turn, It's her turn veya It's Leo's turn. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiilin yalın hâli eklenir: It's your turn to read.
Alıştırma
Dinleyene sıranın onda olduğunu söylemek için masa oyunu cümlesini it's kısaltması ve iyelik + turn kalıbıyla tamamlayın: I made my move. Now ____.
Cevabı göster
it's your turn
Turn your back: sırtını dönmeye yönelik fiziksel bir talimat
Turn your back doğrudan bir fiziksel hareket talimatıdır. Vücudunu, sırtın konuşan kişiye veya ilgili yere bakacak şekilde döndürmek anlamına gelir. Bu emir cümlesinde turn fiildir; your back ise konumu değiştirilen vücut bölümünü belirtir. Bu cümlede on + hedef yoktur. Birini reddetmek veya yüzüstü bırakmak gibi mecazlı bir davranışı değil, fiziksel bir hareketi anlatır.
Alıştırma
Bir oyunda Turn your back kişiden ne yapmasını ister?
- Bir arkadaşını desteklemeyi bırakmak.
- Sırtı konuşan kişiye bakacak şekilde dönmek.
- Yalnızca başını konuşan kişiye doğru çevirmek.
Cevabı göster
Sırtı konuşan kişiye bakacak şekilde dönmek.
It would appear to be: resmî ve yumuşatılmış bir sonuç
It would appear to be + isim öbeği kalıbı, durumun gösterdiği belirtilere dayalı bir sonucu sunar. Burada belirtiler sıranın sende olduğunu düşündürür; ifade, It is your turn demekten daha az doğrudandır. Buradaki would sonucu yumuşatır; geçmiş zaman bildirmez. Rahat bir oyunda bilerek bu kadar resmî bir ifade kullanmak, şakacı biçimde gösterişli de duyulabilir.
Alıştırma
Oturma planını kontrol ettikten sonra, bilerek resmî ve yumuşatılmış bu sonucu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ your seat.
Cevabı göster
It would appear to be
going to happen: gelecekteki bir olayı sormak
What's going to happen? cümlesinde be going to + happen fiilinin yalın hâli, gelecekteki bir olayı ya da sonucu sorar. What henüz bilinmeyen olayı temsil eder. Burada going to gelecek zaman yapısının bir parçasıdır; bir yere gitmek anlamına gelmez. be biçimini koruyun: What is going to happen? kısaltıldığında What's going to happen? olur.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için dersteki gelecek ifadesini kullanın: What's ____ next?
Cevabı göster
going to happen
what about you? ile karşı tarafı yanıt vermeye davet etmek
What about you? konuyu ya da konuşma sırasını karşı tarafa çevirir. Burada, başkaları ele alındıktan sonra karşı tarafı yanıt vermeye veya katılmaya davet eder. Genellikle zaten açık olan bir konuya dayanır; bu yüzden tam soruyu tekrar etmek gerekmez. Örneğin biri kendi seçimini söyledikten sonra What about you?, karşı tarafın seçimini ya da durumunu sorar.
Alıştırma
Konu zaten belliyken What about you? bir konuşmada genellikle ne yapar?
- Karşı tarafa konuşmanın bittiğini söyler.
- Karşı tarafı aynı konu hakkında yanıt vermeye davet eder.
- Konuyla tamamen ilgisiz bir başlık açar.
Cevabı göster
Karşı tarafı aynı konu hakkında yanıt vermeye davet eder.
so excited: güçlü heyecan ve beklenti ifade etmek
I'm so excited ifadesinde so, excited sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi güçlü ve o anda hissedilen bir heyecan ya da beklenti içindedir. Bu ifade, daha nötr olan I'm excited ifadesinden daha duyguludur. Excited, duyguyu yaşayan kişiyi anlatır. Bu cümlede konuşan kişi, bir şey olmak üzere olduğu için heyecanlıdır.
Alıştırma
Konuşan kişinin güçlü bir beklenti hissettiğini göstermek için so ve excite sözcüğünün doğru biçimini kullanın: I'm ____ about tomorrow's concert!
Cevabı göster
so excited
All aboard. — hareket öncesi binme çağrısı
All aboard!, bir tren, gemi veya benzeri bir araç hareket etmeden hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir çağrıdır. Herkese o anda araca binmesini söyler. Aboard, “bir taşıtta” veya “bir taşıta doğru” anlamına gelir. Bu çağrıda all bütün yolcuları belirtir; dolayısıyla cümle herkesin zaten araçta olduğunu bildirmez, yolcuları binmeye çağırır.
Alıştırma
All aboard! çağrısı hangi durumda doğal olur?
- Bir sürücü bir arkadaşından arabaya binmesini istiyor.
- Biri otobüsteki bütün koltukların dolu olduğunu bildiriyor.
- Bir tren hareket etmek üzere ve kondüktör yolcuları binmeye çağırıyor.
Cevabı göster
Bir tren hareket etmek üzere ve kondüktör yolcuları binmeye çağırıyor.
Keep on playing. — keep on + fiilin -ing biçimi
Keep on + fiilin -ing biçimi, “bir şeyi yapmaya devam etmek” anlamına gelir. Keep on playing. cümlesinde playing, devam etmesi gereken eylemdir. Buradaki on, yer bildiren bir edat değildir; keep on kalıbının parçasıdır. Sonraki fiil -ing biçimini alır. Emir cümlesi olarak Keep on playing., dinleyeni durmamaya ve devam etmeye teşvik eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için keep on ve read fiilinin doğru biçimini kullanın: This chapter is long, but ____. The answer is near the end.
Cevabı göster
keep on reading
Bravo: coşkulu övgü bildiren bir ünlem
Bravo, etkileyici bir performansı veya başarıyı alkışlamak ve övmek için kullanılan bir ünlemdir. Bu cümlede her Bravo, “Aferin!” veya “Yaşasın!” anlamına gelir; bir kişinin ya da nesnenin adı değildir. Bravo sözcüğünün for friends ve for eggs ifadelerinden önce tekrarlanması, eğlenceli ve kutlama havası taşıyan bir kapanış oluşturur. for ile başlayan ifadeler neyin kutlandığını gösterir.
Alıştırma
Bravo! hangi durumda en doğal karşılıktır?
- Mükemmel bir sahne performansından sonra: Bravo!
- Otobüsün saat altıda geleceğini duyduktan sonra: Bravo!
- Birinden tuzu uzatmasını isterken: Bravo!
Cevabı göster
Mükemmel bir sahne performansından sonra: Bravo!
until next time: “bir dahaki sefere görüşürüz” anlamında kapanış
Until next time, “şimdilik hoşça kal; daha sonra tekrar buluşacak, konuşacak veya devam edeceğiz” anlamına gelen samimi bir kapanış ifadesidir. Burada until, bilinen bir tarihi belirtmez. Next time genel olarak bir sonraki buluşmayı, dersi, bölümü veya konuşmayı anlatabilir. İfade, örnekteki gibi goodbye sözcüğünden sonra gelebilir ya da Until next time! şeklinde tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Sunucunun kapanışını Until ile başlayıp time ile biten üç sözcüklü vedayla tamamlayın: That's all for today. ____!
Cevabı göster
Until next time