Çölü neden güneş panelleriyle kaplamıyoruz? - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
727 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, Sahra’da çok büyük ölçekli güneş enerjisi yatırımlarının küresel enerji talebini karşılayıp karşılayamayacağını inceliyor. Panellerin ve aynalı santrallerin işleyişini, çöl ısısı ile elektrik iletiminin getirdiği sınırları ve farklı ölçeklerde çözümlerin neden birlikte gerektiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. with enough energy to knock electrons out of their stable bonds. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: enough ... to ... yapısının yeterli bir koşulu, bu koşulun mümkün kıldığı sonuca nasıl bağladığını öğrenin. Burada bilimsel mekanizmayı netleştirir: Işık parçacıkları elektronları kararlı bağlarından çıkaracak kadar enerji taşımalıdır. Bu yapıyı eşikleri, gereklilikleri ve neden-sonuç süreçlerini açıklarken kullanabilirsiniz. 2. is a concentrated solar power plant. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: concentrated solar power plant ifadesini, aynalarla güneş ışığını yoğunlaştırıp önce ısı, ardından elektrik üreten tesisin teknik adı olarak anlayın. Böylece enerji ve iklim tartışmalarında ayna temelli güneş termal üretimini sıradan fotovoltaik panellerden ayırt edebilirsiniz. 3. we'll need answers both big and small. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir karşıtlığın karmaşık bir savı nasıl sonuçlandırdığını fark edin. İfade, büyük endüstriyel projelerle daha küçük yerel kurulumların birlikte gerekli olduğu sonucunu yoğunlaştırır ve çok düzeyli, dengeli bir yanıtı özetlemek için kullanışlı bir retorik kalıp sunar.

Bu derste

Every day the sands of the Sahara desert reach temperatures up to 80 degrees Celsius. Kalıp ifadeler

0:06

Sahra çölünün kumları her gün 80 santigrat dereceye kadar ulaşan sıcaklıklar görür.

Kalıp ifadeler

up to 80 degrees Celsius: üst sınırı belirtme

Up to + bir sayı, mümkün olan en yüksek değeri belirtir. Burada 80 santigrat derece üst sınırdır; gerçek sıcaklık daha düşük olabilir. Bu nedenle cümle, sıcaklığın her gün tam olarak 80 derecede kaldığı anlamına gelmez. Bu yapı sıcaklık, kapasite, hız, süre veya kişi sayısı gibi ölçülebilen miktarlarla kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle 500'ün normal veya asgari sayı değil, en yüksek kapasite olduğunu belirtir?

  1. The hall usually holds 500 people.
  2. The hall can hold up to 500 people.
  3. The hall can hold at least 500 people.
Cevabı göster

The hall can hold up to 500 people.

Stretching over roughly 9 million square kilometers, Dilbilgisi

0:12

Yaklaşık 9 milyon kilometrekarelik bir alana yayılan

this massive desert receives about 22 million terawatt hours of energy from the sun every year.

0:15

bu devasa çöl, her yıl güneşten yaklaşık 22 milyon terawatt saat enerji alır.

Dilbilgisi

Stretching over...: cümle başındaki -ing öbeğiyle arka plan ekleme

Stretching over roughly 9 million square kilometers, ana cümleden önce büyüklükle ilgili arka plan bilgisi veren -ing ile kurulmuş bir ortaç öbeğidir. Ana ifade this massive desert receives... ile başlar ve stretching, this massive desert ifadesini niteler. Bu yapıda, cümle başındaki -ing öbeğinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu, betimleyici arka plan eklemenin kısa bir yoludur; bir emir veya tamamlanmış bir sürekli zaman cümleciği değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki -ing öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?

  1. Covering three floors, there are plenty of study spaces in the library.
  2. Cover three floors, the library offers plenty of study space.
  3. Covering three floors, the library offers plenty of study space.
Cevabı göster

Covering three floors, the library offers plenty of study space.

That's well over 100 times more energy than humanity consumes annually. Kalıp ifadeler

0:23

Bu, insanlığın yıllık olarak tükettiği enerjinin 100 katından çok daha fazladır.

Kalıp ifadeler

well over 100 times more: büyük ölçüde aşmayı vurgulama

Bu cümlede well, over sözcüğünün derecesini güçlendirir. Karşılaştırmanın bütünü, enerji miktarının insanlığın yıllık tüketiminin yüz katı düzeyini yalnızca biraz değil, belirgin biçimde aştığını anlatır. Burada well bir derece zarfıdır; “sağlıklı bir biçimde” veya “becerikli bir şekilde” anlamına gelmez. Belirtilen sayı bir alt sınırsa ve gerçek miktar bunun açıkça üzerindeyse sayı ya da ölçüden önce well over kullanın. Bu ifade miktar, maliyet, mesafe veya zaman karşılaştırmalarındaki büyük farkı vurgular.

Alıştırma

Örnekteki well over 100 times more ne anlama geliyor?

  1. Miktar, insanlığın yıllık enerji tüketiminin yüz katından çok daha fazladır.
  2. Miktar, insanlığın yıllık enerji tüketiminin yüz katından yalnızca biraz fazladır.
  3. Miktar, insanlığın yıllık enerji tüketiminin tam olarak yüz katıdır.
Cevabı göster

Miktar, insanlığın yıllık enerji tüketiminin yüz katından çok daha fazladır.

So, could covering the desert with solar panels solve our energy problems for good? Notlar

0:29

Peki, çölü güneş panelleriyle kaplamak enerji sorunlarımızı tamamen çözebilir mi?

Dilbilgisi

Could covering ... solve ...?: özne görevinde bir gerund öbeği

Soru Could + özne + fiilin yalın hâli ...? kalıbını izler. Özne, covering the desert with solar panels gerund öbeğidir. Bu öbek eylemin tamamını değerlendirilmek üzere bir fikir olarak adlandırır; covering eylemin şu anda sürdüğünü göstermez. Özneden sonraki ana fiil solve'dur ve could modalından dolayı yalın hâlde kalır. Burada could, önerilen bir eylemin bir sonuç üretip üretemeyeceğini sorar. Geçmişteki bir yeteneği sormak yerine incelenecek varsayımsal bir olasılık ortaya koyar.

Alıştırma

add more bus lanes eylemini özne görevinde bir gerund öbeğine dönüştürün. Soruyu tamamlayın: Could ____ reduce traffic in the city?

Cevabı göster

adding more bus lanes

Deyimler

for good: kalıcı olarak; iyi bir amaç için değil

Burada for good, “kalıcı olarak” ya da “bir daha geri gelmeyecek biçimde” demektir. Soru, güneş panellerinin enerji sorununu bir daha ortaya çıkmayacak kadar kesin biçimde çözüp çözemeyeceğini soruyor. for good ifadesini kalıplaşmış bir bütün olarak düşünün. Bu cümlede “iyi bir amaç için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kalıcı olarak” anlamındaki iki kelimelik kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Maya left her hometown ____ and never returned.

Cevabı göster

for good

Solar panels work when light particles hit their surface with enough energy to knock electrons out of their stable bonds. Notlar

0:35

Güneş panelleri, ışık parçacıklarının yeterli enerjiyle yüzeylerine çarpıp elektronları kararlı bağlarından koparmasıyla çalışır.

Dilbilgisi

with enough energy to knock...: enough + isim + to + fiilin yalın hâli

with enough energy to knock... ifadesinde with, çarpışmadaki enerjiyi belirtir; enough ise energy ismini niteler. enough + isim + to + fiilin yalın hâli yapısı, miktarın sonraki eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada to knock electrons out..., yeterli enerjinin neye yol açabileceğini açıklar. Bir kişinin seçtiği amacı değil, enerjinin mümkün kıldığı fiziksel bir sonucu ifade eder.

Alıştırma

enough + isim + to yapısını tamamlayan iki eksik kelimeyi yazın: The battery had ____ power ____ run the camera all day.

Cevabı göster

enough · to

Kalıp ifadeler

knock electrons out of their stable bonds: knock X out of Y kalıbı

Kalıp knock + X + out of + Y şeklindedir. Bir darbenin ya da kuvvetin X'i Y'den çıkarması anlamına gelir. Burada ışık parçacıkları, elektronların kararlı bağlarından ayrılması için yeterli enerjiyi sağlar. out of their stable bonds elektronların ayrıldığı yeri ya da bağı belirttiği için knock out burada bayıltmak veya elemek anlamına gelmez. Aynı kalıp, başka nesnelerin darbeyle fiziksel olarak yerinden çıkmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi knock X out of Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The impact ____ the sensor ____ its socket.

Cevabı göster

knocked · out of

On their journey back to stability, these electrons produce electricity. Deyimler

0:43

Kararlılığa dönüş yolculuklarında, bu elektronlar elektrik üretir.

Deyimler

On their journey back to stability: bir süreci yolculuk olarak anlatmak

Journey burada bir mecazdır. Elektronlar insanlar gibi yolculuk etmiyor; bu ifade kararsız bir durumdan kararlılığa doğru ilerleme sürecini anlatıyor. Cümlenin başındaki On their journey back to stability, elektronlar kararlı bir duruma dönerken anlamına gelir. Elektriğin ne zaman üretildiğini belirtir ve soyut bir bilimsel süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede On their journey back to stability ne anlama gelir?

  1. Elektronlar fiziksel bir hedefe doğru yolculuk ederken.
  2. Elektronlar kararlı bir duruma dönerken.
  3. Elektronların değişimi tamamen durduktan sonra.
Cevabı göster

Elektronlar kararlı bir duruma dönerken.

However, there's a limit to how much power panels can generate. Kalıp ifadeler

0:47

Ancak panellerin üretebileceği gücün bir sınırı vardır.

Kalıp ifadeler

a limit to how much ... can ...: üst sınır ifade etmek

there is a limit to how much + sayılamayan isim + özne + can + fiil kalıbı, bir miktarın veya kapasitenin üst sınırı olduğunu belirtir. Burada how much power panels can generate, sınırsız biçimde artamayacak olan güç miktarını ifade eder. Buradaki limit, mutlaka birinin koyduğu kural değil, fiziksel veya pratik bir üst sınırdır. Aynı kalıp depolama alanı, ağırlık, zaman ve ölçülebilen diğer miktarlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir miktarın üst sınırını belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is ____ data this phone can store.

Cevabı göster

a limit to how much

Solar panels can only interact with certain wavelengths of light, Kelime

0:52

Güneş panelleri yalnızca belirli ışık dalga boylarıyla etkileşime girebilir,

Kelime

can only interact with certain wavelengths of light: interact with ifadesinin bilimsel kullanımı

Bilimde interact with, yalnızca iletişim kurmak değil, bir şeyle fiziksel bir etkiye katılmak anlamına gelir. İnsanların yanı sıra madde ve enerjiyi de anlatabilir. Certain wavelengths of light, ışık tayfının belirli bölümleri demektir. Can only kapsamı daraltır: paneller her dalga boyuyla burada söz konusu olan biçimde etkileşime girmez. Buradaki wavelength, bir dalganın fiziksel özelliğidir; bir nesnenin günlük anlamdaki uzunluğu değildir.

Alıştırma

Fizik cümlesini “bir şeyle fiziksel bir etkiye katılmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A coating may ____ only certain wavelengths of light.

Cevabı göster

interact with

making it impossible to convert over half the sunlight they receive. Dilbilgisi

0:55

bu da aldıkları güneş ışığının yarısından fazlasını dönüştürmeyi imkansız kılar.

Dilbilgisi

making it impossible to...: sonuç bildiren yan cümle

making it impossible to... biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan durumun sonucunu verir. Making yeni bir özne ya da ayrı bir ana eylem başlatmaz; önceki nedeni onun sonucuna bağlar. make it impossible to do something yapısında it, belirli bir şeyi göstermeyen yer tutucu nesnedir. İmkânsız olduğu söylenen asıl eylem to ile başlayan mastardır; burada bu bölüm to convert over half the sunlight they receive ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi make it impossible to sonuç yapısıyla tamamlayın: The only bridge collapsed, ____ reach the island by road.

Cevabı göster

making it impossible to

And even light particles they can convert often bounce off them without ever hitting an electron. Notlar

1:00

Ve dönüştürebildikleri ışık parçacıkları bile genellikle hiçbir elektrona çarpmadan sekip giderler.

Öbek fiiller

often bounce ... off: bir yüzeyden sık sık sekmek

Often, bounce fiilini niteleyen bir sıklık zarfıdır ve bunun sık gerçekleştiğini belirtir. Cümlenin tamamında bounce, daha sonra gelen off them ile birleşerek bounce off something yapısını oluşturur. Them panellere gönderme yapar; bu ifade bir yüzeye çarpıp ondan uzağa sekmek anlamına gelir. Yapıyı bounce off + nesne şeklinde bir bütün olarak okumak gerekir. Off çıkarılırsa ilişki değişir: bounce tek başına yalnızca zıplama veya sekme hareketini anlatır, hangi yüzeye çarpıldığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, lastik topların duvara sık sık çarpıp geri sektiğini anlatır?

  1. Rubber balls often bounce off the wall.
  2. Rubber balls often stick to the wall.
  3. Rubber balls often roll along the wall.
Cevabı göster

Rubber balls often bounce off the wall.

Dilbilgisi

them without ever ...: bir eylemin hiç gerçekleşmediğini vurgulayan without ever + -ing

Bu cümlede them, bounce off them içindeki off edatının nesnesidir ve güneş panellerini belirtir. Yapı without ever hitting an electron ile devam eder: parçacıklar sekip gider ve bir elektronla hiç çarpışmaz. Bir eylemin bir süreç boyunca veya bir sonuçtan önce hiç gerçekleşmediğini vurgulamak için without + ever + fiil-ing yapısını kullanın. Ever, without sözcüğünün olumsuz anlamını güçlendirir; burada “gelecekte bir zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Eylemin hiçbir anda gerçekleşmediğini göstermek için cümleyi without ever + -ing ile tamamlayın: The package was returned ____ its destination.

Cevabı göster

without ever reaching

But thanks to clever scientists and engineers and substantial government investment, Kalıp ifadeler

1:07

Ancak zeki bilim insanları ile mühendislerin ve ciddi hükümet yatırımlarının sayesinde,

Kalıp ifadeler

But thanks to ...: olumlu bir sonuç için bir nedene paye verme

Burada thanks to, sonraki yan cümledeki olumlu sonucu mümkün kılan insanları ve yatırımı tanıtır. “Sayesinde” ya da “nedeniyle” anlamına gelirken bu nedenlere paye de verir; onlara doğrudan teşekkür etme ifadesi değildir. Thanks to ifadesinden sonra bir isim öbeği, zamir veya fiil-ing öbeği gelir; tam bir özne-fiil cümleciği gelmez. Bu satırda iki bağlı nedeni yönetir: zeki bilim insanları ve mühendisler ile önemli devlet yatırımları.

Alıştırma

Hangi cümle olumlu bir sonucu bir nedene bağlamak için thanks to ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. We thanked to the clear map, so we found the campsite before dark.
  2. Thanks to the clear map, we found the campsite before dark.
  3. Thanks to we had a clear map, we found the campsite before dark.
Cevabı göster

Thanks to the clear map, we found the campsite before dark.

solar panels are generating more electricity than ever. Kalıp ifadeler

1:11

güneş panelleri her zamankinden daha fazla elektrik üretiyor.

Kalıp ifadeler

more electricity than ever: miktarın yeni bir zirveye ulaşması

Burada more electricity than ever, “önceki herhangi bir zamandan daha fazla miktarda elektrik” anlamına gelir. Than ever, şimdiki durumu geçmişteki bütün dönemle karşılaştırır; dolayısıyla cümle mevcut güneş enerjisi üretimini yeni bir en yüksek seviye olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp more + isim + than ever şeklindedir. Safer than ever veya growing faster than ever örneklerinde olduğu gibi, than ever öncesinde karşılaştırma biçimindeki bir sıfat ya da zarf da kullanılabilir.

Alıştırma

Hasta sayısının yeni bir en yüksek seviyeye ulaştığını göstermek için cümleyi more ... than ever kalıbıyla tamamlayın: The clinic is treating ____.

Cevabı göster

more patients than ever

Anti-reflective coatings and patterns on the panel's surface create more opportunities for incoming light particles to hit electrons. Notlar

1:15

Panel yüzeyindeki yansıma önleyici kaplamalar ve desenler, gelen ışık parçacıklarının elektronlara çarpması için daha fazla fırsat yaratır.

Kelime

Anti-reflective coatings: yansımayı azaltan yüzey katmanları

Anti-reflective coatings, yüzeyden geri yansıyan ışık miktarını azaltmak için tasarlanmış ince yüzey katmanlarıdır. Anti- “karşı, önleyen veya azaltan” anlamına gelir; reflective ışığı yansıtan bir şeyi tanımlar, coatings ise bir yüzeyin üzerine uygulanan katmanlardır. Bu cümlede ifade, güneş panelinin malzemeyle ilgili bir özelliğini adlandırır. Kaplamalar yansımayı azaltarak panele daha fazla gelen ışığın girmesini sağlar; anti-reflective bir işlevi anlatır, “yansımaya” karşı bir görüşü değil.

Alıştırma

Malzeme ve optik alanlarında anti-reflective coating nedir?

  1. yansımayı azaltmak için tasarlanmış bir yüzey katmanı
  2. mümkün olduğunca fazla ışık yansıtmak için tasarlanmış cilalı bir yüzey
  3. güneş enerjisi kullanımına karşı çıkan bir açıklama
Cevabı göster

yansımayı azaltmak için tasarlanmış bir yüzey katmanı

Kalıp ifadeler

create more opportunities for ... to ...: bir olayın gerçekleşme olasılığını artırmak

Bir şey, bir ismin belirtilen eylemi yapma olasılığını artırdığında create more opportunities for + isim + to + fiil yapısını kullan. Bu cümlede isim öbeği incoming light particles, fiil ise hit sözcüğüdür. Burada opportunities, iş veya ticaret fırsatlarını değil, fiziksel bir olayın gerçekleşme ihtimalini ifade eder. Kaplamalar ve desenler çarpışmaları daha olası hâle getirir, ancak her parçacığın bir elektrona çarpacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir tasarımın sonucu garanti etmeden bir olayın gerçekleşme ihtimalini artırdığını söyler?

  1. The wider opening creates more opportunities for fresh air to enter.
  2. The wider opening prevents fresh air from entering.
  3. The wider opening forces fresh air to enter.
Cevabı göster

The wider opening creates more opportunities for fresh air to enter.

These techniques have increased commercial solar panel efficiency from the low-teens to 25%, Kalıp ifadeler

1:24

Bu teknikler ticari güneş panelinin verimliliğini yüzde 10'ların başından yüzde 25'e çıkardı,

Kalıp ifadeler

from the low-teens to 25%: başlangıç ve bitiş değerlerini göstermek

from A to B kalıbı, bir değişimin başlangıç ve bitiş değerlerini gösterir. Burada verimlilik the low-teens aralığından başlayıp %25'e ulaşmıştır. Yüzde bağlamında the low-teens, ergenlik yaşlarını değil, yaklaşık %11 ile %13 arasındaki bir aralığı ifade eder. Tek bir kesin başlangıç değeri yerine yaklaşık bir aralık verir.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... değişim kalıbıyla tamamla: Efficiency rose ____ 12 percent ____ 25 percent.

Cevabı göster

from · to

with experimental models reaching up to 47%.

1:31

deneysel modeller ise yüzde 47'ye kadar ulaşıyor.

What's more, solar's gotten 89% cheaper over the last decade, Anlatım akışı

1:35

Dahası, güneş enerjisi son on yılda %89 oranında ucuzladı;

thanks in part to global supply chains for other technologies that use the same materials. Notlar

1:39

bu kısmen aynı malzemeleri kullanan diğer teknolojiler için kurulan küresel tedarik zincirleri sayesinde oldu.

Anlatım akışı

What's more: destekleyici bir noktayı daha eklemek

What's more, aynı fikri destekleyen başka bir noktayı ekleyen bir söylem bağlayıcısıdır. Genellikle yeni noktanın önceki kadar önemli veya ikna edici olduğunu belirtir. Burada anlatımı verimlilik artışından başka bir avantaja, yani maliyetin büyük ölçüde düşmesine taşır. Soruya benzeyen biçimine rağmen cevap isteyen bir soru değildir.

Alıştırma

İkinci bir avantaj eklemek için cümleyi What's more ile tamamlayın: The app is easy to use. ____, it is free.

Cevabı göster

What's more

Kalıp ifadeler

thanks in part to ...: katkıda bulunan bir nedeni belirtmek

thanks in part to bir nedeni belirtirken in part iddianın kapsamını sınırlar: ardından gelen etken sonuca katkıda bulunmuştur, ancak tek neden değildir. Bu cümlede, farklı teknolojilerin ortak kullandığı küresel tedarik zincirleri güneş enerjisinin ucuzlamasına katkıda bulunmuştur. Bu ifade, karmaşık bir sonucu tümüyle tek bir etkene bağlamadan açıklamayı sağlar.

Alıştırma

‘Kısmen ... sayesinde’ anlamındaki ders ifadesini boşluğa yazın: Attendance rose ____ the new bus route.

Cevabı göster

thanks in part to

Kelime

global supply chains: sınır ötesi tedarik ağları

Global supply chains, ham madde, üretim ve taşımacılığı farklı ülkeler arasında birbirine bağlayan ağlardır. Buradaki chains, fiziksel metal zincirleri değil, birbiriyle bağlantılı tedarik aşamalarını ifade eder. Bu cümlede başka teknolojiler de aynı malzemeleri kullanır. Bu nedenle onların dünya çapındaki üretim ve tedarik ağları, güneş enerjisi maliyetlerinin düşmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede global supply chains ne anlama geliyor?

  1. Malzemeleri, üretimi ve taşımacılığı birbirine bağlayan uluslararası ağlar
  2. Güneş panellerini birbirine bağlamak için kullanılan metal zincirler
  3. Yalnızca tek bir yerel mağazada yapılan satışlar
Cevabı göster

Malzemeleri, üretimi ve taşımacılığı birbirine bağlayan uluslararası ağlar

Together, these factors have made solar power the cheapest source of electricity on Earth. Anlatım akışı

1:45

Tüm bu faktörler, güneş enerjisini Dünya'daki en ucuz elektrik kaynağı haline getirdi.

Anlatım akışı

Together, these factors have...: nedenleri birleştirip sonucu sunmak

Together, these factors have... daha önce belirtilen birkaç nedene gönderme yapar ve ortak sonuçlarını açıklamadan önce onları bir araya getirir. Buradaki Together, aynı fiziksel yerde bulunmak değil, birlikte etkili olmak anlamına gelir. Together, these factors have + fiilin üçüncü hâli... yapısı bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: neden listesini bitirir ve bu nedenlerin ortaya çıkardığı sonuca geçer.

Alıştırma

Together, these factors have... bilgiyi düzenlerken nasıl bir işlev görür?

  1. Önceki nedenleri bir araya getirir ve ortak sonuçlarını sunar.
  2. Etkenlerin fiziksel olarak aynı yerde olduğunu söyler.
  3. Önceki açıklamayla ilgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster

Önceki nedenleri bir araya getirir ve ortak sonuçlarını sunar.

Countries including India, China, Egypt, and the US have already taken these new panels into the desert. Kalıp ifadeler

1:52

Hindistan, Çin, Mısır ve ABD dahil olmak üzere bazı ülkeler bu yeni panelleri şimdiden çöllere götürdü.

Kalıp ifadeler

already taken these new panels into the desert: bağlamda kullanıma alma

Take X into Y temel olarak X'i Y'nin içine götürmek demektir. Büyük ölçekli güneş enerjisi projelerinin anlatıldığı bu bağlamda, ülkelerin yeni panelleri çöl ortamına getirip orada kullanıma aldığı anlamına gelir. Bir kişinin birkaç paneli çöle taşıması anlamına gelmez. Already, present perfect yapıdaki have taken ile birlikte bu adımın şimdiden önce gerçekleştiğini ve mevcut durumla bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada have already taken these new panels into the desert ne anlama geliyor?

  1. Birkaç paneli kullanmadan yalnızca çölün içinden taşıdılar.
  2. Panelleri çölde kullanmaya veya kurmaya başladılar.
  3. Panelleri daha sonra çölden kaldırmayı planlıyorlar.
Cevabı göster

Panelleri çölde kullanmaya veya kurmaya başladılar.

Their massive solar farms range from 15 to 56 square kilometers, Kalıp ifadeler

1:59

Devasa güneş çiftlikleri 15 ile 56 kilometrekare arasında değişiyor

Kalıp ifadeler

range from 15 to 56 square kilometers: 15 ila 56 kilometrekare

Range fiili, boyutların değiştiği alt ve üst sınırları belirtir. range from 15 to 56 square kilometers ifadesinde 15 alt sınır, 56 üst sınırdır; square kilometers ise alan birimidir. Tekrar kullanılabilen kalıp range from A to B şeklindedir. Boyut, fiyat, yaş, sıcaklık, mesafe ve başka birçok ölçünün aralığını anlatabilir.

Alıştırma

Aralık ifadesini tamamlayın: Hotel prices range ____ 80 dollars ____ 200 dollars per night.

Cevabı göster

from · to

and when the sun is high in the sky, Kalıp ifadeler

2:04

ve güneş gökyüzünde en yüksek noktaya ulaştığında,

Kalıp ifadeler

when the sun is high in the sky: güneş gökyüzünde yüksekteyken

When the sun is high in the sky bir zaman yan cümleciğidir. Güneşin ufkun oldukça üzerinde göründüğü ve gün ışığının genellikle güçlü olduğu zamanı anlatır. When ile başladığı için bu yan cümlecik, ardından gelen ana düşüncenin zamanını veya pratik koşulunu belirler. Burada güneş enerjisi santrallerinin ne zaman çok miktarda enerji üretebildiğini söyler; high in the sky güneşin görünen konumunu anlatır.

Alıştırma

When the sun is high in the sky burada neyi anlatıyor?

  1. Güneşin ufkun oldukça üzerinde olduğu ve gün ışığının genellikle güçlü olduğu bir zaman
  2. Güneş ufkun altına indikten sonra
  3. Gökyüzünün yerden daha yüksek olduğu bir konum
Cevabı göster

Güneşin ufkun oldukça üzerinde olduğu ve gün ışığının genellikle güçlü olduğu bir zaman

these plants can provide energy for hundreds of thousands of local residents. Kalıp ifadeler

2:06

bu santraller yüz binlerce yerel bölge sakini için enerji sağlayabiliyor.

Kalıp ifadeler

provide energy for hundreds of thousands of local residents: yüz binlerce yerel sakine enerji sağlamak

Provide energy for + alıcı, enerjiyi kullanan kişiye, yere veya gruba elektrik ya da başka bir enerji türü sağlamak anlamına gelir. provide something for someone kalıbında energy sağlanan kaynaktır; hundreds of thousands of local residents ise bu kaynağı alan gruptur. Hundreds of thousands of kesin bir sayı değil, yüz binlerle ifade edilen büyük ve yaklaşık bir miktardır. Bu enerji bağlamında plants canlı bitkiler değil, enerji üreten tesisler anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp provide energy for ile tamamlayın: The new wind farm can ____ thousands of homes.

Cevabı göster

provide energy for

But these farms also get extremely hot.

2:11

Ancak bu çiftlikler aynı zamanda son derece sıcak hale gelir.

Light that solar cells don't convert or reflect is absorbed as heat, Kelime

2:15

Güneş hücrelerinin dönüştüremediği veya yansıtamadığı ışık, ısı olarak emilir,

which reduces a panel's efficiency. Dilbilgisi

2:19

bu da panelin verimliliğini düşürür.

Kelime

is absorbed as heat: as, “... biçiminde” anlamında

Edilgen fiil öbeği is absorbed, ışığı eyleme maruz kalan şey olarak sunar: ışık soğurulur, ancak onu neyin soğurduğu belirtilmez. As heat, soğurulan enerjinin aldığı biçimi anlatır. Kullanılmayan ışık enerjisi ısı enerjisine dönüşür; burada as “... biçiminde” demektir, “... benzer” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi “ısı enerjisi biçiminde soğurulmak” anlamına gelen edilgen ifadeyle tamamlayın: On a sunny day, some sunlight ____ by the road.

Cevabı göster

is absorbed as heat

Dilbilgisi

which reduces a panel's efficiency: which, önceki durumun tamamına gönderme yapar

Virgülden sonraki yan cümle, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Önceki durumun tamamının sonucunu ekler: which, ışığın ısı olarak soğurulması olayına gönderme yapar; reduces a panel's efficiency ise bunun sonucunu belirtir. Burada which yalnızca en yakın isim olan heat sözcüğüne değil, bir olayın ya da gerçeğin tamamına gönderme yapar. Bu yapı bir süreci doğrudan etkisine bağlamayı sağlar.

Alıştırma

İlk cümlenin tamamının sonucunu eklemek için which kullanın: The freezer door was left open, ____ caused the ice cream to melt.

Cevabı göster

which

And the cooling systems employed by many farms can use huge amounts of energy Dilbilgisi

2:22

Birçok çiftlikte kullanılan soğutma sistemleri,

powering fans or moving water to maintain optimal temperatures. Kalıp ifadeler

2:26

fanlara güç sağlamak veya optimum sıcaklıkları korumak adına suyu hareket ettirmek için büyük miktarda enerji tüketebilir.

Dilbilgisi

employed by many farms ... can: kısaltılmış edilgen niteleyici

employed by many farms ifadesinde employed, “kullanılan” veya “benimsenen” anlamına gelen bir geçmiş zaman ortacıdır. İfade cooling systems sözlerinden sonra gelir ve cümlenin hangi sistemlerden bahsettiğini açıklar. that are employed by many farms biçiminde genişletilebilir. can sözcüğü ana yüklem olan can use yapısını başlatır. Bu nedenle yapı the cooling systems [employed by many farms] can use ... şeklinde okunmalı; can, niteleyici ifadenin bir parçası sayılmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle “Ekip yöntemi kullandı ve yöntem zaman kazandırdı” anlamına gelir?

  1. The method employing the team saved time.
  2. The method was employed by the team saved time.
  3. The method employed by the team saved time.
Cevabı göster

The method employed by the team saved time.

Kalıp ifadeler

to maintain optimal temperatures: amaç ve teknik eşdizim

To maintain optimal temperatures amaç bildiren bir mastar ifadesidir: fanların neden çalıştırıldığını veya suyun neden hareket ettirildiğini açıklar. Maintain, bir durumu zaman içinde gerekli düzeyde tutmak demektir. Optimal, güvenli veya verimli çalışma gibi belirli bir amaca en uygun olanı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve amaç bildirerek “sıcaklıkları çalışma için en iyi düzeyde tutmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The controller changes the fan speed ____.

Cevabı göster

to maintain optimal temperatures

Even with these systems, solar panels in the desert absorb far more heat than the natural sandy environment. Notlar

2:31

Bu sistemlere rağmen çöldeki güneş panelleri, doğal kumlu ortamdan çok daha fazla ısı emer.

Anlatım akışı

Even with these systems: karşıt sonuca hazırlayan koşul

Even with these systems cümlenin başında bir koşulu kabul edip ona rağmen farklı bir sonuç geleceğini gösterir. Önce soğutma sistemlerinin varlığı kabul edilir, ardından beklenmedik sınırlama sunulur: paneller hâlâ çok daha fazla ısı emer. even with + isim öbeği, yararlı bir koşul var olduğu hâlde sonucun beklendiği kadar değişmediğini anlatır. Bilgi önce koşulun kabul edilmesi, sonra karşıt sonucun verilmesi şeklinde düzenlenir.

Alıştırma

Cümleyi Even with + parantez içindeki isim öbeğiyle tamamlayın: ____, Maya could not open the jar. (both hands)

Cevabı göster

Even with both hands

Dilbilgisi

far more ... than: karşılaştırmayı güçlendirmek

More heat than miktarları karşılaştırır: heat ölçülen miktardır, than ise doğal kumlu ortamı karşılaştırma noktası olarak tanıtır. More sözcüğünden önce gelen far karşılaştırmayı güçlendirir. Far more ... than, bir miktarın yalnızca daha fazla olduğunu değil, aradaki farkın büyük olduğunu belirtir. Burada far fiziksel uzaklığı değil, dereceyi ifade eder.

Alıştırma

Güçlü karşılaştırmayı far more + isim + than ile tamamlayın: This server processes ____ the old one. (requests)

Cevabı göster

far more requests than

This hasn't been a problem on the scale of existing solar farms, Kalıp ifadeler

2:39

Bu durum mevcut güneş enerjisi çiftlikleri ölçeğinde bir sorun teşkil etmiyor,

Kalıp ifadeler

on the scale of existing solar farms: mevcut güneş enerjisi çiftlikleri ölçeğinde

Bu cümlede on the scale of existing solar farms, mevcut güneş enerjisi çiftlikleriyle karşılaştırılabilir bir büyüklükte anlamına gelir. Buradaki scale, bir faaliyet veya projenin büyüklüğünü ya da kapsamını belirtir. Bu ifade, iddianın geçerli olduğu alanı sınırlar: sorun mevcut büyüklükte ortaya çıkmamıştır. Proje çok daha fazla büyürse ne olacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi ‘karşılaştırılabilir bir büyüklükte’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The program worked in one school, but it has never been tested ____ an entire city.

Cevabı göster

on the scale of

but if we tried to cover the Sahara, Dilbilgisi

2:42

ancak Sahra'yı kaplamaya çalışsaydık,

this effect could create massive changes in the region's climate.

2:44

bu etki bölgenin ikliminde devasa değişiklikler yaratabilirdi.

Dilbilgisi

If we tried to ..., this effect could ...: varsayımsal eylem ve olası sonuç

Bu cümle, henüz gerçekleşmemiş bir eylemi hayal etmek için if we tried bölümünde if + basit geçmiş zaman yapısını kullanır. Buradaki geçmiş biçimi, durumun varsayımsal olduğunu gösterir; girişimi geçmiş zamana yerleştirmez. Ana cümledeki could create, olası bir sonucu ifade eder. İklim değişikliğinin kesin olduğunu söylemek yerine bir riski değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi aynı if + basit geçmiş zaman, ... could ... yapısıyla tamamlayın: If we ____ the event outdoors, bad weather ____ cause delays.

Cevabı göster

moved · could

Constructing solar farms already disrupts local ecosystems, Kalıp ifadeler

2:49

Güneş çiftlikleri inşa etmek zaten yerel ekosistemleri bozuyor,

Kalıp ifadeler

disrupts local ecosystems: yerel ekosistemleri bozmak

Burada disrupts local ecosystems, “yakındaki canlı topluluklarının ve çevrelerinin normal dengesini ve işleyişini bozar” anlamına gelir. Disrupt yalnızca bir konuşmayı ya da olayı bölmek için kullanılmaz; bir sistemin işleyişini bozmayı da anlatabilir. Çevre konularında bu ifade, hurt nature gibi belirsiz bir söyleyişten daha kesindir. Ekosistemin işleyişinin etkilendiğini anlatır ancak ekosistemin tamamen yok edildiğini kendiliğinden ileri sürmez. Already, daha da büyük bir proje düşünülmeden önce bile bu etkinin mevcut olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz çevreyle ilgili sözcük birlikteliğiyle tamamlayın: Building a highway through the wetland could ____.

Cevabı göster

disrupt local ecosystems

but a plant of this scale could dramatically transform the desert landscape. Kalıp ifadeler

2:53

ancak bu ölçekte bir santral çöl manzarasını dramatik bir şekilde değiştirebilir.

Kalıp ifadeler

a plant of this scale could: bu ölçekte bir santral… olabilir

Bu enerji bağlamında plant, yaşayan bir bitkiyi değil, elektrik üreten bir tesisi ifade eder. A plant of this scale, “bu büyüklükte bir tesis” demektir; of this scale isimden sonra gelir ve tesisin büyüklüğünü daha önce konuşulan çok büyük ölçeğe bağlar. Could'dan sonra fiilin yalın biçimi transform gelir. Burada, bu kadar büyük bir tesisi kurmanın olası bir sonucunu anlatır; sonucun kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bu büyüklükte” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A factory ____ could affect the whole town.

Cevabı göster

of this scale

Kalıp ifadeler

dramatically transform the desert landscape: çöl manzarasını büyük ölçüde değiştirmek

Burada dramatically transform the desert landscape, çölün görünümünde büyük ve kolayca fark edilen bir değişiklik yapmak demektir. Dramatically değişimin ne kadar büyük olduğunu veya etkisinin gücünü anlatır; “tiyatral bir biçimde” anlamına gelmez. Transform, yalnızca change demekten daha güçlüdür ve yerin belirgin biçimde farklı hâle geldiğini düşündürür. Dramatically transform + bir yer veya bölge kalıbı, hem değişimin gücünü hem de etkilenen şeyi anlatır.

Alıştırma

“The new dam could dramatically transform the valley landscape,” cümlesinde “dramatically transform the valley landscape” ne anlama gelir?

  1. Fark edilmesi zor küçük bir değişiklik yapmak
  2. Vadide tiyatro gösterisi yapmak
  3. Vadinin genel görünümünde büyük bir değişikliğe yol açmak
Cevabı göster

Vadinin genel görünümünde büyük bir değişikliğe yol açmak

Thankfully, solar panels aren't our only option.

2:59

Neyse ki güneş panelleri tek seçeneğimiz değil.

And some of the largest solar plants in the world are trying a new approach: Anlatım akışı

3:03

Ve dünyadaki en büyük güneş enerjisi santrallerinin bazıları yeni bir yaklaşım deniyor:

giant mirrors.

3:07

dev aynalar.

Anlatım akışı

a new approach: giant mirrors — genelden özele

trying a new approach: giant mirrors ifadesinde iki nokta, genel bir düşünceyi onun belirli içeriğine bağlar. A new approach okuyucuyu bir düşünceye hazırlar, giant mirrors ise bu yaklaşımın tam olarak ne olduğunu açıklar. Daha genel olarak bu iki nokta kalıbı bilgiyi genelden özele doğru düzenler: önce bir düşünce, plan veya konu; ardından onun adı, açıklaması ya da örneği gelir. İki noktadan sonraki sözler ilgisiz bir yan yorum eklemek yerine önceki hazırlığı doğrudan tamamlar.

Alıştırma

“The research team tried a new method: underwater cameras.” cümlesindeki iki nokta neyi gösterir?

  1. Underwater cameras yöntemin neden başarısız olduğunu açıklar.
  2. Underwater cameras ilgisiz ek bilgidir.
  3. Underwater cameras belirli yöntemdir.
Cevabı göster

Underwater cameras belirli yöntemdir.

Morocco's Noor power plant, which will eventually cover roughly 30 square kilometers of the Sahara, Kültür

3:09

Fas'taki ve sonuç olarak Sahra'nın yaklaşık 30 kilometrekaresini kaplayacak olan Noor elektrik santrali,

is a concentrated solar power plant. Kelime

3:16

yoğunlaştırılmış bir güneş enerjisi santralidir.

Kültür

Morocco's Noor power plant: bir proje adını tanıma

Morocco's Noor power plant, Fas'taki gerçek bir güneş enerjisi projesini ifade eder. Noor projenin özel adıdır; power plant ifadesini tanımlayan sıradan bir İngilizce sıfat değildir. Bu bilimsel açıklamada ad, gerçek dünyadan belirli bir örneği tanıtır. İfadenin tamamını Fas ile bağlantılı Noor enerji santrali olarak okuyun; Morocco's bu bağlantıyı gösterir.

Alıştırma

Morocco's Noor power plant ifadesindeki Noor nedir?

  1. Sahra'daki tüm güneş panellerinin genel teknik adı
  2. Fas'taki belirli bir enerji projesinin özel adı
  3. Santralin ne kadar parlak olduğunu anlatan sıradan bir İngilizce sıfat
Cevabı göster

Fas'taki belirli bir enerji projesinin özel adı

Kelime

is a concentrated solar power plant: teknolojiyi tanıma

is a concentrated solar power plant ifadesi, Noor tesisini kullandığı teknolojiye göre sınıflandırır. Yoğunlaştırılmış güneş enerjisi (CSP) santrali, güneş ışığını bir alıcıya odaklamak için aynalar kullanır; oluşan ısı daha sonra elektrik üretmek için kullanılabilir. Bu terimde concentrated, güneş ışığının daha küçük bir alana odaklanmasını anlatır. Santralin veya bir kişinin dikkatini topladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle concentrated solar power plant terimini doğru açıklar?

  1. Işığı yoğunlaştırmadan doğrudan elektriğe dönüştürmek için fotovoltaik hücreler kullanır.
  2. Güneş ışığını odaklamak ve elektrik üretiminde kullanılacak ısıyı oluşturmak için aynalar kullanır.
  3. Çalışanların dikkatini topladığı her türlü enerji santralidir.
Cevabı göster

Güneş ışığını odaklamak ve elektrik üretiminde kullanılacak ısıyı oluşturmak için aynalar kullanır.

This design reflects light onto a receiver, Kalıp ifadeler

3:19

Bu tasarım, ışığı bir alıcıya yansıtır,

Kalıp ifadeler

reflects light onto a receiver: reflect A onto B kalıbı

Bu teknik açıklamada reflects light onto a receiver, tasarımın ışığı yansıma yoluyla yeniden yönlendirerek alıcıya ulaştırması ve alıcının üzerine düşürmesi demektir. Kalıp reflect A onto B şeklindedir: A yansıtılan şey, B ise hedef yüzey veya alandır. Onto önemlidir, çünkü alıcıyı ışığın yalnızca yöneldiği yer olarak değil, üzerine düştüğü son nokta olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yansıtılan güneş ışığının gerçekten sensörün yüzeyine düştüğünü anlatır?

  1. The mirror reflects sunlight toward the sensor.
  2. The mirror reflects sunlight onto the sensor.
  3. The mirror reflects sunlight past the sensor.
Cevabı göster

The mirror reflects sunlight onto the sensor.

which converts that energy to heat and then electricity. Kalıp ifadeler

3:22

o alıcı da bu enerjiyi ısıya ve sonrasında elektriğe dönüştürür.

Kalıp ifadeler

converts that energy to heat and then electricity: convert X to Y and then Z kalıbı

convert X to Y kalıbı, X'i Y'ye dönüştürmek anlamına gelir. Buradaki that energy, az önce söz edilen ışık enerjisini ifade eder: önce ısıya dönüşür, daha sonraki bir aşamada da bu ısıdan elektrik üretilir. Kısa convert X to Y and then Z kalıbında, then sonrasında tekrarlanacak dönüşüm sözleri söylenmez. Buradaki and then electricity, and then converts the resulting heat to electricity şeklinde anlaşılır. Then, iki sonucun aynı anda gerçekleşmesini değil, sıralı bir süreci gösterir.

Alıştırma

steam ve electricity sözcüklerini kullanarak convert X to Y and then Z kalıbını tam biçimiyle tamamlayın: The plant converts waste ____.

Cevabı göster

to steam and then electricity

These mirrors still create a dangerous temperature shift for local wildlife, Kelime

3:26

Bu aynalar yine de yerel yaban hayatı için tehlikeli bir sıcaklık değişimi yaratıyor,

Kelime

temperature shift for: bir şeyi etkileyen sıcaklık değişimi

Çevreyle ilgili bu cümlede temperature shift, sıcaklık koşullarındaki belirgin bir değişimi anlatır. Shift, bir durumdan veya düzeyden diğerine geçişi ifade eder; burada “iş vardiyası” anlamına gelmez. For edatı, etkilenen grubu, yani local wildlife ifadesini getirir. Bu nedenle ifade, yerel hayvanları etkileyen tehlikeli bir sıcaklık değişimi anlamındadır; onların yararı için yapılan bir değişim değildir.

Alıştırma

Bu cümlede temperature shift for local wildlife ne anlama geliyor?

  1. yerel yaban hayatını etkileyen sıcaklık koşulları değişimi
  2. yerel yaban hayatının uyduğu çalışma vardiyası
  3. yerel yaban hayatına yardım etmek için oluşturulan sıcaklık değişimi
Cevabı göster

yerel yaban hayatını etkileyen sıcaklık koşulları değişimi

but they have less potential to transform the landscape. Kalıp ifadeler

3:30

ancak manzarayı dönüştürme potansiyelleri daha azdır.

Kalıp ifadeler

have less potential to transform: daha düşük kapasite veya olasılık

have less potential to + fiil yapısı, bir şeyin belirli bir sonucu ortaya çıkarma olasılığını veya kapasitesini karşılaştırır. Burada they zamiri aynaları ifade eder; transform the landscape ise manzaranın genel biçimini veya niteliğini büyük ölçüde değiştirmek demektir. Less, “hiç yok” anlamına gelmez. Cümle, aynaların büyük çaplı bir manzara değişimine yol açma kapasitesinin veya olasılığının diğer seçeneğe göre daha düşük olduğunu söyler. Potential tarafsız bir sözcüktür; hem istenen hem de zararlı sonuçlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı have less potential to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Compared with the larger plan, this option ____ disturb nearby homes.

Cevabı göster

has less potential to

And since it takes time for the materials being heated to cool off, Notlar

3:34

Ve ısınan malzemelerin soğuması zaman aldığından,

Dilbilgisi

since it takes time for ... to ...: neden belirtmek

Burada since, because yani “çünkü” anlamındadır ve ana cümlede belirtilen sonucun nedenini sunar. Bu cümlede “geçmişteki bir zamandan beri” anlamına gelmez. it takes time for A to do B kalıbı, B’nin A için hemen gerçekleşmediğini anlatır. Burada A the materials being heated, B ise cool off olduğundan, sebep ısıtılmış malzemelerin bir süre sıcak kalmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede since it takes time for ... to ... bir neden belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Since Tuesday, the bakery has opened at six.
  2. Since it takes time for the bread to rise, we should start early.
  3. Although it takes time for the bread to rise, we started late.
Cevabı göster

Since it takes time for the bread to rise, we should start early.

Öbek fiiller

to cool ... off: cool off öbek fiili

Bu cümlede vurgulanan to cool, ardından gelen off ile birleşerek to cool off mastarını oluşturur. Isıtılmış malzemeler için cool off, “daha az sıcak hâle gelmek” veya “yavaş yavaş daha düşük bir sıcaklığa dönmek” anlamındadır. Sıcaklık değişimini özne yaşadığı için cool off burada geçişsizdir ve nesne almaz: the materials cool off. Off, sıcak bir durumdan uzaklaşma değişimini vurgular; ancak Let the soup cool örneğinde olduğu gibi off olmadan cool da doğal olabilir.

Alıştırma

Cümleyi belirtilen cool off öbek fiiliyle tamamlayın: The pan needs a few minutes to ____ before you wash it.

Cevabı göster

cool off

these plants often continue producing electricity past sunset. Kalıp ifadeler

3:38

bu santraller genellikle gün batımından sonra da elektrik üretmeye devam eder.

Kalıp ifadeler

often continue producing electricity past sunset: gün batımından sonra da elektrik üretmeye devam etmek

Often, bunun her seferinde değil ama sık sık gerçekleştiğini belirtir. Continue producing, tesislerin durmak yerine elektrik üretmeyi sürdürmesi anlamına gelir. Past burada zaman noktası olan sunset sözcüğünden önce kullanılan bir edattır. Etkinliğin gün batımı sınırını aşıp sonrasında da sürdüğünü belirtir; bir yerin yanından geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin belirli bir zaman sınırından sonra da sürdüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. The backup generator stopped running before midnight.
  2. The backup generator started running after midnight.
  3. The backup generator kept running past midnight.
Cevabı göster

The backup generator kept running past midnight.

Whether they use panels or mirrors, Dilbilgisi

3:43

İster panel ister ayna kullansınlar,

industrial solar farms are often easy to fit into existing energy infrastructure. Öbek fiiller

3:45

endüstriyel güneş çiftlikleri çoğu zaman mevcut enerji altyapısına kolayca uyum sağlar.

Dilbilgisi

Whether they use panels or mirrors: ister panel ister ayna kullansınlar

Whether A or B iki alternatif sunar ve ana sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Burada panel kullanmak ve ayna kullanmak iki alternatiftir; hangisinin seçildiği sonraki ifadeyi değiştirmez. Baştaki whether yan cümlesi bir soru değildir. "A ya da B olması fark etmez" işlevi görür ve virgül onu iki durumda da geçerli olan ortak sonuçtan ayırır.

Alıştırma

Cümleyi Whether A or B yapısındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: ____ you choose the red route ____ the blue route, the travel time is the same.

Cevabı göster

Whether · or

Öbek fiiller

fit into existing energy infrastructure: mevcut enerji altyapısına uyum sağlamak

Bu cümlede fit into, yalnızca “içine girecek kadar küçük olmak” değil, “bir şeyle uyumlu olup onun parçası hâline gelmek” anlamındadır. Güneş enerjisi santralleri, hâlihazırda bulunan altyapıyla birlikte çalışabilir. be easy to fit into + bir sistem kalıbı, bir şeyin o sisteme büyük bir zorluk olmadan eklenebildiğini anlatır. Aynı anlam planlar, programlar, iş akışları ve kuruluşlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The new tool fits into our existing workflow” cümlesinde fits into ne anlama gelir?

  1. İş akışıyla uyumludur ve onun bir parçası olabilir.
  2. İş akışının fiziksel olarak içine yerleştirilebilecek kadar küçüktür.
  3. İş akışını kaldırır ve tamamen onun yerini alır.
Cevabı göster

İş akışıyla uyumludur ve onun bir parçası olabilir.

However, getting their electricity beyond local power grids is much more difficult. Dilbilgisi

3:50

Ancak ürettikleri elektriği yerel elektrik şebekelerinin ötesine taşımak çok daha zordur.

Dilbilgisi

getting their electricity beyond ... ifadesinin cümle öznesi olması

Burada getting their electricity beyond local power grids ifadesinin tamamı, is much more difficult bölümünün öznesidir. -ing ile başlayan ifadenin tamamı bir eylemi adlandırır ve bu eylemi değerlendirilecek tek bir konu olarak sunar. get + nesne + yön/yer kalıbında get, “almak” değil, “bir şeyi hareket ettirmek veya bir yere ulaştırmayı başarmak” anlamına gelebilir. Bu nedenle getting their electricity beyond local power grids, elektriği bu yerel şebekelerin ötesindeki yerlere taşımak demektir. However, az önce sözü edilen daha kolay noktayla bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Örnekteki “getting their electricity beyond local power grids” ifadesini hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?

  1. Cümlenin şimdiki zaman bildiren fiil grubudur ve öznesi their electricity ifadesidir.
  2. Yerel şebekelerden elektrik almak anlamına gelir ve yalnızca their electricity öznedir.
  3. Elektriği yerel şebekelerin ötesindeki yerlere taşımak anlamına gelir ve -ing ifadesinin tamamı öznedir.
Cevabı göster

Elektriği yerel şebekelerin ötesindeki yerlere taşımak anlamına gelir ve -ing ifadesinin tamamı öznedir.

Some countries are working on ways to connect electric grids across the globe, Kalıp ifadeler

3:55

Bazı ülkeler tüm dünyadaki elektrik şebekelerini birbirine bağlamanın yolları üzerinde çalışıyor,

Kalıp ifadeler

working on ways to connect ... across the globe: dünyayı birbirine bağlama yöntemleri geliştirmek

Working on ways to do something, bir hedefe ulaşmak için olası yöntemleri araştırmaya, geliştirmeye veya iyileştirmeye devam etmek demektir. Çözümün tamamlanmış değil, hâlâ geliştirilmekte olduğunu gösterir. ways to connect electric grids ifadesinde to connect mastarı, bu yöntemlerin amacını belirtir. Across the globe ise amaçlanan kapsamın tüm dünya olduğunu gösterir.

Alıştırma

Ekibin yöntem geliştirmeye devam ettiğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research team is ____ reduce water waste.

Cevabı göster

working on ways to

and many farms store energy in massive batteries

4:00

ve birçok çiftlik enerjiyi devasa bataryalarda depoluyor

or convert their electricity into clean gas that can be used later. Kelime

4:03

veya elektriklerini daha sonra kullanılabilecek temiz gaza dönüştürüyor.

Kelime

enerji tartışmalarında clean gas

Bu enerji bağlamında clean gas, geleneksel fosil yakıtlardan daha düşük sera gazı salımına sahip olduğu belirtilen gaz hâlindeki bir yakıtı veya enerji taşıyıcısını ifade eder. Clean, gazın fiziksel olarak kirden arınmış olmasını değil, çevresel etkisini ya da üretim yöntemini anlatır. Cümle belirli bir gaz türünü tanımlamıyor. Hidrojeni veya düşük karbonlu elektrik kullanılarak üretilen başka bir gazı kastedebilir; bu nedenle tam tür daha geniş bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede clean gas büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Enerji taşıyıcısı olarak kullanılan ve daha düşük salımlı olduğu belirtilen gaz
  2. Tamamen zararsız ve sıfır salımlı herhangi bir gaz
  3. Tozu giderilmiş sıradan ev gazı
Cevabı göster

Enerji taşıyıcısı olarak kullanılan ve daha düşük salımlı olduğu belirtilen gaz

But right now, these techniques are still too expensive and inefficient to rely on. Dilbilgisi

4:07

Fakat şu an bu teknikler güvenmek için hala çok pahalı ve yetersiz kalıyor.

Dilbilgisi

too expensive and inefficient to rely on: güvenilemeyecek kadar pahalı ve verimsiz

too + sıfat(lar) + to + fiil yapısında too, derecenin sonraki eylemi engelleyecek veya uygulamada elverişsiz hâle getirecek kadar yüksek olduğunu gösterir. Birbirine bağlanan expensive and inefficient sıfatları, bu tekniklerin henüz güvenilebilecek pratik bir seçenek olmamasının iki nedenini verir. Rely on, “güvenmek” veya “bel bağlamak” demektir. Bu cümlede güvenilen şey olan these techniques zaten özne konumundadır; bu yüzden on doğal olarak sonda kalır. on atılamaz; rely these techniques dil bilgisine aykırıdır.

Alıştırma

Cümleyi unreliable ve too ... to rely on yapısıyla tamamlayın: The emergency radio is ____ during a storm.

Cevabı göster

too unreliable to rely on

Worse still, industrial renewables can share some of the same problems as fossil fuels, Notlar

4:13

Daha da kötüsü, endüstriyel yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtlarla aynı sorunların bazılarını paylaşabilir,

Anlatım akışı

Worse still: daha ciddi bir sorunu tanıtmak

Worse still, cümle başında kullanılan ve “sırada daha da kötü bir nokta var” anlamına gelen bir bağlayıcıdır. Yalnızca başka bir bilgi eklemek yerine, dinleyiciye sıradaki sorunun az önce belirtilenden daha ciddi veya endişe verici olduğunu bildirir. Burada anlatımı yüksek maliyet ve düşük verimlilik gibi önceki sınırlamalardan başka bir endişeye taşır: Endüstriyel ölçekteki yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtlarla bazı ortak sorunlara sahip olabilir. Bu bağlayıcıda still, worse sözcüğünü güçlendirir; normalde taşıdığı “devam etmekte olma” zaman anlamını vermez.

Alıştırma

Hangi metin, daha ciddi olumsuz bir noktayı tanıtmak için Worse still ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The repairs are complete. Worse still, everyone is pleased with the result.
  2. The weather improved. Worse still, we enjoyed the picnic.
  3. The repairs will be expensive. Worse still, the bridge may be unsafe.
Cevabı göster

The repairs will be expensive. Worse still, the bridge may be unsafe.

Kalıp ifadeler

share some of the same problems as: sorunların kısmen örtüşmesi

Burada share, “başka birine bir şey vermek” değil, “ortak olarak sahip olmak” anlamındadır. Cümle, endüstriyel ölçekteki yenilenebilir enerji kaynaklarıyla fosil yakıtların belirli sorunlara birlikte sahip olabileceğini söylüyor. A shares some of the same problems as B kalıbı iki farklı şeyi karşılaştırır ve dezavantajlarının bir bölümünün örtüştüğünü gösterir. some ifadenin kapsamını sınırlar: sorunların yalnızca bir kısmı ortaktır; A ile B’nin tamamen aynı olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi share some of the same problems as kalıbıyla tamamlayın. Gerekirse fiilin biçimini değiştirin: The new schedule ____ the old one.

Cevabı göster

shares some of the same problems as

relying on destructive mining operations and carbon-emitting global supply chains. Kelime

4:18

yıkıcı madencilik operasyonlarına ve karbon salan küresel tedarik zincirlerine dayanabilirler.

Kelime

destructive mining operations: zararlı endüstriyel faaliyet

destructive mining operations isim öbeği, araziye, ekosistemlere veya topluluklara ciddi zarar veren düzenli madencilik çalışmalarını ifade eder. destructive, öbeğe güçlü bir olumsuz değerlendirme katar. Endüstri bağlamındaki İngilizcede operations, düzenli çalışmalar veya faaliyetler anlamına gelir. Ardından gelen and, bu isim öbeğini ikinci bir zarar kaynağı olan carbon-emitting global supply chains ile bağlar.

Alıştırma

destructive mining operations ifadesinde operations ne anlama gelir?

  1. zarar görmüş araziyi onaran bilgisayar komutları
  2. maden sahalarındaki düzenli endüstriyel faaliyetler
  3. madenciler üzerinde gerçekleştirilen tıbbi ameliyatlar
Cevabı göster

maden sahalarındaki düzenli endüstriyel faaliyetler

Kelime

carbon-emitting global supply chains ifadesini birleşik niteleyici olarak kullanma

carbon-emitting, carbon adı ile emitting -ing biçiminin kısa çizgiyle birleştirilmesiyle oluşan birleşik bir sıfattır. global supply chains ifadesinden önce gelir ve bu tedarik zincirlerinin karbon emisyonu ürettiğini belirtir. Burada niteleyici; ham madde tedariki, üretim ve taşıma gibi birbirine bağlı aşamalardan oluşan ağın tamamını kapsar, yalnızca tek bir fabrikayı anlatmaz. “İsim + -ing biçimi” kalıbı, bir şeyi ürettiği veya yaptığı eyleme göre tanımlayabilir; energy-consuming devices buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “karbon emisyonu üreten” anlamındaki hedef birleşik sıfatla tamamlayın: The city is replacing its ____ buses with electric ones.

Cevabı göster

carbon-emitting

Fortunately, solar can exist on many scales, Anlatım akışı

4:24

Neyse ki güneş enerjisi, birçok farklı ölçekte var olabilir,

from industrial solar farms to smaller installations that power individual buildings and rural communities.

4:28

endüstriyel güneş çiftliklerinden, bireysel binalara ve kırsal topluluklara güç sağlayan daha küçük kurulumlara kadar.

Anlatım akışı

Fortunately ... on many scales, from ... to ... ile esnek seçenekler sunma

Fortunately, daha önce ele alınan bir sorundan daha umut verici bir noktaya geçildiğini gösterir. Solar can exist on many scales, güneş enerjisini yalnızca büyük endüstriyel projelerle sınırlı değil, farklı ölçeklere uyabilen bir seçenek olarak yeniden çerçeveler. From A to B, bu ölçeğin iki ucunu belirtir: bir uçta büyük güneş enerjisi çiftlikleri, diğer uçta ise binalara veya kırsal topluluklara güç sağlayan küçük kurulumlar bulunur. Bu yapı, iki uç arasında farklı boyutların da mümkün olduğunu ima eder; yani yalnızca iki örnek sıralamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir sorundan umut verici bir seçenek aralığına geçmek için aynı düzeni kullanıyor?

  1. Fortunately, the program works on many scales, from single homes to entire cities.
  2. The program once served homes, but now it serves entire cities.
  3. Fortunately, the program now serves only entire cities.
Cevabı göster

Fortunately, the program works on many scales, from single homes to entire cities.

These projects can supplement energy use

4:35

Bu projeler enerji kullanımını destekleyebilir

or provide a passive source of energy for regions off the grid. Kelime

4:37

veya şebeke dışı bölgeler için pasif bir enerji kaynağı sağlayabilir.

Kelime

passive source of energy for regions: bölgelere yönelik pasif enerji kaynağı

Bu cümlede a passive source of energy, çok az sürekli insan işletimi veya etkin kontrolle kullanılabilir enerji sağlayabilen bir kaynaktır. Passive, sistemin çalışma biçimini anlatır; işe yaramaz veya olumsuz anlamına gelmez. For regions edat öbeği, bu enerji kaynağının hizmet verdiği bölgeleri veya toplulukları belirtir.

Alıştırma

Mühendislik ifadesi a passive source of energy içinde passive ne anlama gelir?

  1. Çok az sürekli işletim veya etkin kontrolle enerji sağlayabilir.
  2. Kullanışlı olamayacak kadar az enerji üretir.
  3. Bölgelere karşı olumsuz bir tutumu vardır.
Cevabı göster

Çok az sürekli işletim veya etkin kontrolle enerji sağlayabilir.

Kelime

off the grid: elektrik şebekesine bağlı olmayan

Burada off the grid, genellikle ana elektrik ağı bölgeye ulaşmadığı için kamu elektrik şebekesine bağlı olmamak anlamına gelir. Grid, karelerden oluşan bir desen değil, electric grid yani elektrik şebekesidir. Şebekeden bağımsız bir yerde güneş panelleri, bataryalar veya jeneratörler gibi yerel kaynaklardan elektrik sağlanabilir. Bu ifade, bir yerde elektriğin olup olmadığını değil, kamu altyapısına bağlantı durumunu anlatır.

Alıştırma

“Kamu elektrik şebekesine bağlı olmayan” anlamındaki, derste geçen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The remote cabin is ____ and uses solar panels and batteries.

Cevabı göster

off the grid

And since solar panels rely on a few simple components, Öbek fiiller

4:41

Ve güneş panelleri sadece birkaç basit bileşene dayandığından,

Öbek fiiller

panels rely on a few simple ...: rely on yapısı

Rely on, birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya ona bağlı olmak anlamına gelir. solar panels rely on a few simple components ifadesinde components, panellerin çalışmak için ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Bu yapıda on zorunludur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı A relies on B şeklindedir. panels gibi çoğul bir özneyle rely, a system gibi üçüncü tekil şahıs bir özneyle relies kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi rely fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: The backup system will ____ battery power during an outage.

Cevabı göster

rely on

they're quick to install and relatively easy to update. Dilbilgisi

4:45

kurulumları hızlıdır ve güncellenmeleri nispeten kolaydır.

Dilbilgisi

quick to install ... relatively easy to update: sıfat + to + fiil yapısı

Quick to install ve relatively easy to update ifadelerinin ikisi de sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. they panelleri gösterdiği için anlam, birinin panelleri hızlıca kurabilmesi ve oldukça kolay güncelleyebilmesidir. Mastarlar hangi eylemlerin hızlı ya da kolay olarak değerlendirildiğini belirtir; amaç bildirmez. İki ifade paraleldir: quick + to install ve easy + to update. Relatively, easy ifadesini yumuşatır; güncellemenin ilgili bir alternatife göre daha kolay olduğunu, ancak mutlaka hiç çaba gerektirmediğini belirtir.

Alıştırma

carry sözcüğünü easy'den, store sözcüğünü quick'ten sonra to'lu mastar biçiminde kullanın: This folding chair is easy ____ and quick ____.

Cevabı göster

to carry · to store

In fact, it's this flexibility that enabled solar to become so cheap and ubiquitous over the last decade. Dilbilgisi

4:48

Aslında güneş enerjisinin son on yılda bu kadar ucuzlamasını ve yaygınlaşmasını sağlayan şey tam da bu esnekliktir.

Dilbilgisi

it's this flexibility that...: vurgu yapan it-cleft yapısı

It is/was + odak + that... kalıbı, it-cleft adı verilen bir vurgu yapısıdır. Burada odak this flexibility ifadesidir: Cümle, esnekliği güneş enerjisinin ucuzlayıp yaygınlaşmasının temel nedeni olarak öne çıkarır; onu yalnızca ayrıntılardan biri olarak sunmaz. Baştaki it belirli bir nesneyi göstermez. Vurgu kalıbı çıkarıldığında temel cümle This flexibility enabled solar to become so cheap and ubiquitous over the last decade olur. Cleft yapı, nedene vurgu ekler.

Alıştırma

the final test ifadesini vurgulayacak geçmiş zamanlı it-cleft yapısını tamamlayın: ____ the final test ____ revealed the bug.

Cevabı göster

It was · that

So if we want to keep up with humanity's rising energy use, Öbek fiiller

4:56

Eğer insanlığın artan enerji kullanımına ayak uydurmak istiyorsak,

Öbek fiiller

keep up with: değişime veya büyümeye ayak uydurmak

keep up with, bir kişi veya şeyle aynı hızda, düzeyde ya da oranda ilerlemeyi sürdürmek anlamına gelir. Burada enerji arzının veya teknolojinin, insanlığın artan enerji kullanımına ayak uyduracak kadar hızlı gelişmesi gerektiğini anlatır. Takip edilen veya karşılık verilmesi gereken şey with sözcüğünden sonra gelir: keep up with changes, demand, work veya a person. İfade, sözcüğü sözcüğüne yukarıda kalmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şirket henüz geride değildir, ancak hızlı değişikliklere ayak uydurmayı sürdürmesi gerekir. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The company must keep rapid changes.
  2. The company must catch up with rapid changes.
  3. The company must keep up with rapid changes.
Cevabı göster

The company must keep up with rapid changes.

we'll need answers both big and small. Anlatım akışı

5:00

hem büyük hem de küçük yanıtlara ihtiyacımız olacak.

Anlatım akışı

we'll need answers both big and small: karşıtlıkla kurulan kısa bir sonuç

Bu cümlede answers, bir sınavın ya da sorunun cevapları değil, çözümler anlamına gelir. Big sanayi ölçeğindeki yaklaşımları, small ise bina veya toplum ölçeğindeki yaklaşımları belirtir. both A and B kalıbı iki ölçeği yan yana getirir. Bir açıklamanın sonunda kullanılan bu kısa karşıtlık, önceki birçok ayrıntıyı tek bir sonuçta toplar: her iki ölçekte de çözümlere ihtiyaç vardır.

Alıştırma

Bu cümle açıklamanın sonunda ne yapar?

  1. Yalnızca en büyük çözümlerin önemli olduğunu söyler.
  2. Dinleyicilerden kısa cevaplar yazmalarını ister.
  3. Farklı ölçeklerde çözümlere ihtiyaç olduğunu söyleyerek savı özetler.
Cevabı göster

Farklı ölçeklerde çözümlere ihtiyaç olduğunu söyleyerek savı özetler.

Climate change can seem like an overwhelming problem to think about. Kalıp ifadeler

5:04

İklim değişikliği düşünmesi bile bunaltıcı bir sorun gibi görünebilir.

Kalıp ifadeler

seem like an overwhelming problem: nereden başlayacağını bilememe duygusu

Seem like kesin bir gerçekten çok bir izlenim sunar. Burada an overwhelming problem, o kadar büyük, ciddi ya da karmaşık görünen bir sorundur ki kişi nereden başlayacağını bilemeyebilir. to think about mastar ifadesi, yüzleşmesi zor gelen etkinliği, yani konu üzerinde düşünmeyi belirtir. Aynı kalıp başka bağlamlarda zihinsel olarak başa çıkması zor görünen bir görevi, kararı veya iş miktarını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ilk başta başa çıkılması çok zor görünen bir görevi doğal biçimde anlatır?

  1. Organizing the move can seem overwhelmed task at first.
  2. Organizing the move can seem like an overwhelming task at first.
  3. Organizing the move can seem like an overwhelmed task at first.
Cevabı göster

Organizing the move can seem like an overwhelming task at first.

Energy, food, transportation,

5:08

Enerji, gıda, ulaşım...

how do you even know where to start? Ton ve niyet

5:10

Nereden başlayacağınızı nasıl bilebilirsiniz ki?

Ton ve niyet

How do you even know where to start? ile bunalmışlığı ifade etme

How do you even know where to start? sorusu, bunalmışlık hissini retorik bir tonla ifade eder: ele alınacak o kadar çok şey vardır ki ilk adımı seçmek zor gelir. Buradaki even, şaşkınlık veya hayal kırıklığını güçlendirerek Bunu kim bilebilir ki? anlamına yakın bir hava katar. Konuşmacı yalnızca belirli bir başlangıç noktası sormaz; dinleyicilerle ortak bir kaygı oluşturur ve ardından yararlı bir çözüm yolu sunmaya hazırlanır.

Alıştırma

Konuşmacı bu bağlamda vurgulanan soruyla esas olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicilerin ilk adımı çoktan seçip seçmediğini kontrol ediyor.
  2. Bir başlangıç çizgisinin fiziksel konumunu soruyor.
  3. Konunun o kadar karmaşık geldiğini ve ilk adımın belirsiz olduğunu ifade ediyor.
Cevabı göster

Konunun o kadar karmaşık geldiğini ve ilk adımın belirsiz olduğunu ifade ediyor.

That's why TED created Countdown, Notlar

5:12

İşte tam da bu yüzden TED, Countdown'ı yarattı;

an initiative that helps break down the science behind climate change. Öbek fiiller

5:15

iklim değişikliğinin ardındaki bilimi incelemeye yardımcı olan bir girişim.

Anlatım akışı

That's why TED created Countdown ile nedenden sonuca geçmek

That's why..., ardından gelen olayın biraz önce verilen neden yüzünden gerçekleştiğini belirtir. That sözcüğü daha önce anlatılan zorluğa gönderme yapar; why'dan sonraki cümlecik ise ortaya çıkan eylemi verir: TED, Countdown'ı oluşturdu. Bu yapı bilgiyi nedenden sonuca doğru düzenler: önce bir durum belirtilir, ardından onun sonucunu, verilen tepkiyi veya alınan kararı tanıtmak için That's why + cümlecik kullanılır. Buradaki why bir soru sormaz.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak nedenden sonuca geçişi tamamlayın: The roads were icy. ____ the school closed early.

Cevabı göster

That's why

Kültür

TED’in oluşturduğu Countdown: bir proje adı olarak Countdown

Burada Countdown büyük harfle başlar çünkü sıradan “geri sayım” anlamındaki countdown sözcüğü değil, TED’in iklim girişiminin adıdır. Adın hemen ardından gelen an initiative ifadesi Countdown’ın ne olduğunu belirtir. Cümle, TED’in oluşturduğu iklimle ilgili bir projeyi tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede Countdown neyi ifade ediyor?

  1. TED’in iklim değişikliğiyle ilgili bir girişimi.
  2. Bir etkinlikten önce geriye doğru sayma eylemi.
  3. Videoda kalan süreyi gösteren bir sayaç.
Cevabı göster

TED’in iklim değişikliğiyle ilgili bir girişimi.

Öbek fiiller

break down the science behind...: karmaşık fikirleri parçalara ayırarak açıklamak

Bu cümlede break down, karmaşık bilgiyi daha küçük parçalara ayırıp açıkça anlatmak demektir. break down the science behind climate change, iklim değişikliğinin ardındaki bilimi daha kolay anlaşılır hâle getirmek anlamına gelir. Kalıp, break down + açıklanan konu şeklindedir. the science behind climate change, iklim değişikliğini açıklayan bilimsel fikir ve süreçleri ifade eder; bu yüzden break down burada zarar vermek değil, anlaşılır biçimde açıklamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The guide will ____ the process into three simple steps.

Cevabı göster

break down

Get informed and join the fight for our future at countdown.ted.com. Notlar

5:18

Bilgi edinin ve countdown.ted.com adresinden geleceğimiz için verilen mücadeleye katılın.

Ton ve niyet

Get informed: bir konu hakkında etkin biçimde bilgi edinmek

Get informed, bir konuyu anlayacak kadar etkin biçimde bilgi edinmek anlamına gelen emir kipindeki bir eylem çağrısıdır. Burada get + informed bir durum değişikliğini anlatır: bilmezken bilgili hâle gelmek. Birinin size haber vermesini beklemek anlamına gelmez. Savunuculuk dilinde bu ifade genellikle insanlardan karar vermeden veya harekete geçmeden önce güvenilir bilgi aramalarını ister.

Alıştırma

Eylem çağrısını get + inform fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before you vote, ____ about the candidates.

Cevabı göster

get informed

Deyimler

join the fight for our future: mecazlı bir eylem çağrısı

İklim eylemiyle ilgili bu mesajda join the fight for our future ifadesindeki fight, fiziksel bir çatışmayı değil, uzun süreli kamusal çabayı anlatan bir mecazdır. Konuşmacı insanları geleceği korumayı amaçlayan ortak eyleme katılmaya çağırır. Fight for + bir hedef, bir şeyi elde etmek veya savunmak için güçlü biçimde çabalamak demektir. Fight, help ya da support ile karşılaştırıldığında aciliyet, bağlılık ve ortak mücadele duygusu katar.

Alıştırma

Kamusal bir kampanyada join the fight for our future ne anlama gelir?

  1. Daha sonra ne olacağı konusunda fiziksel bir kavga başlatmak.
  2. Geleceği korumak için ortak eyleme katılmak.
  3. Gelecekteki sorunları başkalarının çözmesini beklemek.
Cevabı göster

Geleceği korumak için ortak eyleme katılmak.