Neden nostalji hissederiz? - Clay Routledge: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
496 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Video, nostaljinin vatan özlemi çeken İsviçreli paralı askerlerde görülen sözde bir hastalıktan karmaşık ve çoğu zaman onarıcı bir duygu olarak anlaşılmasına uzanan dönüşümünü anlatıyor. Deneysel psikolojinin eski varsayımları nasıl düzelttiğini; anlamlı anıların aidiyeti, özsaygıyı, sıkıntıyla başa çıkmayı ve geleceğe güvenle bakmayı nasıl destekleyebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not some physical disturbance, but an intense yearning for their mountain homeland. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not...but... karşıtlığı, ilk açıklamayı reddedip yerine savunulan gerçek nedeni koyar. Bu yapıyı tarihî, bilimsel veya gündelik açıklamalarda varsayımları düzeltmek ve “A değil, B” biçiminde daha kesin bir sav kurmak için kullanabilirsiniz. 2. shifted away from pure theory and towards more careful and systematic empirical observation. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: shifted away from...and towards... kalıbı yön değişikliğini anlatır. Araştırma yöntemleri, politikalar, tutumlar veya piyasa eğilimleri hakkında konuşurken terk edilen yaklaşımı benimsenen yeni yaklaşımla açıkça karşılaştırmanızı sağlar. 3. It's tempting to think of this as — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu nazik ödün ifadesi, sezgisel görünen bir yorumu sorgulamadan önce kabul eder. Karşınızdakinin muhtemel varsayımını küçümsemeden ele almanıza, ardından düzeltme ya da karşı görüşe doğal biçimde geçmenize yardımcı olur.

Bu derste

In the late 17th century, Anlatım akışı

0:06

17. yüzyılın sonlarında,

a medical student named Johannes Hofer Dilbilgisi

0:07

Johannes Hofer adlı bir tıp öğrencisi

Dilbilgisi

named Johannes Hofer: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı niteleyicisi

a medical student named Johannes Hofer yapısında named Johannes Hofer, a medical student isim öbeğinden sonra gelir ve öğrencinin adını belirtir. Buradaki Named, geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin ana fiili değildir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a medical student named Johannes Hofer, a medical student who was named Johannes Hofer anlamına gelir. Bu kısa yapı; bir kişiyi, yeri, kitabı veya başka bir şeyi adıyla tanıtırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

who is named yapısının kısaltılmış ilgi cümleciği biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We spoke to a guide ____ Elena.

Cevabı göster

named

noticed a strange illness affecting Swiss mercenaries serving abroad. Dilbilgisi

0:10

yurt dışında görev yapan İsviçreli paralı askerleri etkileyen garip bir hastalık fark etti.

Anlatım akışı

In the late 17th century: tarihsel bir zaman çerçevesiyle başlamak

Cümlenin başındaki In the late 17th century, ana olay anlatılmadan önce olayı tarihin belirli bir dönemine yerleştirir. Sonraki bilgiler için bir zaman çerçevesi oluşturur; önemsiz, ek bir tarih değildir. Bu başlangıç biçimi tarih, biyografi ve bilim yazılarında kullanışlıdır. Yaygın biçimler arasında in the early 18th century, in the mid-18th century ve in the late 18th century bulunur. Yüzyıl ifadelerinde in kullanılır ve cümle başındaki bu tür zaman ifadelerinden sonra virgül konur.

Alıştırma

in the late + century kalıbını ve 18 sayısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, steam-powered machines became more common.

Cevabı göster

In the late 18th century

Dilbilgisi

affecting ... serving abroad: katmanlı -ing isim niteleyicileri

affecting Swiss mercenaries, illness sözcüğünü niteler ve hastalığın kimi etkilediğini gösterir. serving abroad ise Swiss mercenaries ifadesini niteler ve hangi paralı askerlerin kastedildiğini belirtir. İkisi de isimlerden sonra gelen -ing biçimli ortaç yan cümleleridir. an illness that was affecting ... ve mercenaries who were serving abroad biçimindeki daha uzun yapıları kısaltırlar. Yeni ana eylemler başlatmazlar; bu yüzden cümlenin omurgası Johannes Hofer noticed a strange illness olarak kalır.

Alıştırma

Hangi cümlede örnekteki gibi katmanlı iki -ing niteleyicisi kullanılmıştır?

  1. The report says that a disease affected children near the river.
  2. The report describes a disease affecting children living near the river.
  3. The report describes children, and they discuss a disease near the river.
Cevabı göster

The report describes a disease affecting children living near the river.

Its symptoms,

0:15

Belirtileri,

including fatigue, Anlatım akışı

0:16

yorgunluk,

insomnia,

0:17

uykusuzluk,

irregular heartbeat,

0:18

düzensiz kalp atışı,

indigestion,

0:20

hazımsızlık

and fever,

0:21

ve ateş gibi,

Anlatım akışı

including fatigue ... and fever: bir kategoriye örnekler eklemek

including, genel symptoms kategorisine ait somut örnekleri tanıtır. Liste, geniş anlamlı symptoms sözcüğünü anlamayı kolaylaştırır ve genellikle bunların mümkün olan tek belirtiler olduğunu iddia etmek yerine bazı örnekler sunar. Virgüller, including ile başlayan ifadenin daha büyük cümleye eklenmiş bilgi olduğunu gösterir. Bu ifade Its symptoms isim öbeğini açar; ayrı bir ana cümle oluşturmaz.

Alıştırma

Örnekleri tanıtmak için include fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The emergency kit contains several useful items, ____ a flashlight and a bandage.

Cevabı göster

including

were so strong the soldiers often had to be discharged. Notlar

0:22

o kadar şiddetliydi ki askerlerin genellikle terhis edilmesi gerekiyordu.

Dilbilgisi

so + sıfat + (that) + sonuç: derece ve sonuç

Bu cümlede so + sıfat + (that) + sonuç cümleciği yapısı kullanılır: so strong (that) the soldiers often had to be discharged. Strong derecenin ne kadar yüksek olduğunu, sonraki cümlecik ise bunun sonucunu gösterir. Burada that düşürülmüştür; bu, konuşmada ve kısa anlatımlarda yaygındır. Bu nedenle so yalnızca “çok” değil, “bir sonuca yol açacak kadar” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle dereceyi sonuca bağlamak için so + sıfat + that yapısını kullanıyor?

  1. The wind was so strong that the bridge was closed.
  2. The wind was very strong, and the bridge was closed.
  3. The wind was strong, so the bridge was closed.
Cevabı göster

The wind was so strong that the bridge was closed.

Kelime

be discharged: askerlik hizmetinin resmî olarak sona erdirilmesi

Bu askerî bağlamda be discharged, “askerlik hizmeti resmî olarak sona erdirilmek” anlamına gelir. Edilgen be + discharged yapısı, askerin yalnızca kendi isteğiyle ayrılmadığını; yetkili bir kurumun hizmetini sona erdirdiğini gösterir. Kurumsal anlamın tam olarak ne olduğu bağlama göre belirlenir. Hastane bağlamında be discharged, hastanın resmî olarak ayrılmasına izin verilmesi anlamına da gelebilir; ancak burada söz konusu kişiler asker olduğu için askerî anlam geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, askerî yetkililerin askerin hizmetini yaralanma nedeniyle resmî olarak sona erdirdiği anlamına gelir?

  1. After twenty years, the soldier retired from the army.
  2. Because of the injury, the soldier was discharged from the army.
  3. The soldier left the army to study engineering.
Cevabı göster

Because of the injury, the soldier was discharged from the army.

As Hofer discovered, Anlatım akışı

0:26

Hofer'in keşfettiği üzere,

the cause was not some physical disturbance, Dilbilgisi

0:27

sebep bir tür fiziksel rahatsızlık değil,

but an intense yearning for their mountain homeland. Kalıp ifadeler

0:30

dağlık memleketlerine duyulan yoğun bir özlemdi.

Anlatım akışı

As Hofer discovered: bir bulguyu sunmak

Burada As Hofer discovered, “Hofer'ın keşfettiği gibi” demektir. Bu yan cümle, ardından gelen ifadeyi destekleyen bulgunun kime ait olduğunu belirtir. Bu kalıp, sonuçtan önce bilgi kaynağını ya da keşfi yapan kişiyi vererek bilgiyi düzenler. Burada as, “çünkü” anlamına gelmez: Hofer'ın keşfi, sonrasında anlatılan duruma neden olmamıştır.

Alıştırma

Hangi başlangıç, ifadeyi keşfin neden olduğu bir sonuç olarak değil, mühendislerin bulgusu olarak sunar?

  1. When the engineers discovered the soft soil, they changed the design.
  2. Because the engineers discovered the soft soil, they changed the design.
  3. As the engineers discovered, the soil was too soft for the tower.
Cevabı göster

As the engineers discovered, the soil was too soft for the tower.

Dilbilgisi

not A, but B: bir açıklamayı başka bir açıklamayla değiştirmek

not A, but B kalıbı A'yı reddeder ve B'yi doğru ya da daha kesin düşünce olarak sunar. Bu cümlede fiziksel bir rahatsızlık reddedilir ve memlekete duyulan yoğun özlem neden olarak belirtilir. Bu kalıbı okurken veya dinlerken not A bölümünde durmayın; asıl düzeltme genellikle but sözcüğünden sonra gelir. A ve B'yi iki isim, iki eylem veya iki yan cümle gibi birbiriyle eşleşen dil bilgisi biçimlerinde tutun.

Alıştırma

not A, but B kalıbını tamamlayın: The goal is ____ to finish first, ____ to improve each week.

Cevabı göster

not · but

Kalıp ifadeler

intense yearning for ...: güçlü ve kalıcı bir özlem

Bu cümlede an intense yearning for their mountain homeland, kendi evleri olarak gördükleri dağlık memleketlerine duydukları derin ve sürekli özlemi anlatır. Yearning, yalnızca bir şeyi istemekten daha güçlü bir duygu taşır; intense ise bu duyguyu daha da güçlendirir. Yaygın kalıp a yearning for + isim veya isim öbeğidir. Burada for, özlemin yöneldiği şeyi, yani their mountain homeland ifadesini tanıtır.

Alıştırma

Güçlü ve uzun süreli bir özlemi anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years abroad, she felt ____ home.

Cevabı göster

an intense yearning for

He dubbed the condition nostalgia, Kelime

0:33

O, bu durumu nostalji olarak adlandırdı,

Kelime

dubbed the condition nostalgia: dub + nesne + ad

Burada dubbed, bu duruma nostalgia adını verdiği anlamına gelir. Yapı dub + nesne + ad veya unvan şeklindedir: the condition nesnedir, nostalgia ise ona verilen addır. Bu adlandırma anlamı, özellikle bir etiket veya unvan tanıtılırken tarih, gazetecilik ve diğer anlatı türlerinde sık görülür. Bu cümledeki dubbed, bir filme yeni bir ses kaydı eklemekle ilgili değildir.

Alıştırma

Vurgulanan cümledeki adlandırma fiilini kullanın: After the rescue, reporters ____ the dog Hero Hound.

Cevabı göster

dubbed

from the Greek nostos for homecoming Kültür

0:36

bu kelime Yunancada eve dönüş anlamına gelen "nostos"

and algos for pain or longing.

0:38

ve acı veya özlem anlamına gelen "algos"tan geliyordu.

Kültür

nostos for homecoming ... algos for pain or longing: anlamı açıklayan for

Bu ifade, nostalgia sözcüğünü açıklamak için kullanılan Yunanca kökleri verir: nostos “eve dönüş”, algos ise “acı veya özlem” olarak açıklanır. Bu iki kök, sözcüğün geçmişini eve dönme ve özlemin acısıyla ilişkilendirir. Bu kısa köken açıklaması kalıbında for, kendisinden önceki terimin İngilizce anlamını verir. Nostos for homecoming, “nostos, yani homecoming anlamında” demektir; burada for amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede for, örnekteki gibi bir sözcüğün anlamını verir?

  1. The term comes from the Latin aqua for water.
  2. She traded her juice for water.
  3. We stopped at the shop for water.
Cevabı göster

The term comes from the Latin aqua for water.

At first,

0:41

Başlangıçta,

nostalgia was considered a particularly Swiss affliction. Kelime

0:42

nostalji yalnızca İsviçrelilere özgü bir hastalık olarak kabul ediliyordu.

Kelime

was considered a particularly Swiss affliction: be considered + isim tamamlayıcısı

was considered, consider fiilinin consider + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbındaki edilgen biçimidir: people considered nostalgia an affliction cümlesi nostalgia was considered an affliction olur. İsim öbeği, özneye verilen sınıflandırmayı veya yargıyı belirtir; bu yapıda as gerekmez. Burada particularly Swiss, affliction sözcüğünü niteler ve bu rahatsızlığın özellikle İsviçrelilerle bağlantılı olduğuna dair eski bir inanışı aktarır. Affliction, hastalık veya ciddi bir acı kaynağı için kullanılan resmî bir sözcüktür. Cümle, nostalgia sözcüğünün günümüzdeki tanımını değil, tarihî bir görüşü aktarır.

Alıştırma

consider fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini bir isim tamamlayıcısıyla kullanın: In the nineteenth century, the old bridge ____ local landmark.

Cevabı göster

was considered a

Some doctors proposed that the constant sound of cowbells in the Alps Notlar

0:46

Bazı doktorlar, Alpler'deki sürekli inek çanı sesinin

caused trauma to the eardrums and brain. Kelime

0:51

kulak zarlarında ve beyinde travmaya neden olduğunu öne sürdü.

Anlatım akışı

proposed that: bir varsayımı ortaya atmak

Bu cümlede proposed that, ardından gelen bütün iddiayı, yani inek çanlarının sesinin hasara yol açtığı iddiasını tanıtır. Bu ifade, iddiayı bazı doktorlara atfeder ve anlatıcının doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, doktorların ortaya attığı bir varsayım olarak sunar. Bir aktarım yapısı olarak propose that + clause, kaynağın iddiasını anlatıcının sesinden ayırarak bilgiyi düzenler. Yalnızca birinin ne söylediğini aktarmaktan daha resmîdir ve teoriye daha çok odaklanır. Burada proposed, “evlenme teklif etti” ya da “bir plan sundu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma ekibi, tartışılması ve sınanması için resmî olarak bir varsayım ortaya atıyor. Hangi cümle bu amaca en uygundur?

  1. The team said that regular movement improves concentration.
  2. The team suggested that regular movement might improve concentration.
  3. The team proposed that regular movement improves concentration.
Cevabı göster

The team proposed that regular movement improves concentration.

Kültür

the constant sound of cowbells in the Alps: İsviçre kültürüyle bağlantı

İnek çanları, sığırların boynuna takılan çanlardır ve sesleri, İsviçre Alpleri dâhil Alpler’deki geleneksel hayvancılık yaşamının tanınabilir bir parçasıdır. Bu bölgesel imge, tarihî teorinin genel bir gürültü teorisi olarak sunulmak yerine neden özellikle İsviçre ile ilişkilendirildiğini açıklar. Cümle, geçmişteki yanlış bir tıbbi açıklamayı aktarır: bazı doktorlar bölgede tekrarlanan bu sesi fiziksel hasarla ilişkilendirmiştir. Kültürel bağlantı, teorinin o dönemdeki mantığını anlaşılır kılar; ancak inek çanlarının gerçekten böyle yaralanmalara yol açtığına kanıt oluşturmaz.

Alıştırma

Alpler’deki inek çanlarına yapılan gönderme bu tarihî anlatıda esas olarak ne işe yarar?

  1. Teoriyi, İsviçre ile ilişkilendirilen Alpler yaşamının tanınabilir bir özelliğine bağlar.
  2. Alpler’in yalnızca İsviçre’de bulunduğu anlamına gelir.
  3. İnek çanlarının beyin hasarına yol açtığını kanıtlar.
Cevabı göster

Teoriyi, İsviçre ile ilişkilendirilen Alpler yaşamının tanınabilir bir özelliğine bağlar.

Kelime

cause trauma to + bir vücut bölgesi

cause trauma to + bir vücut bölgesi kalıbında trauma, ciddi fiziksel yaralanma veya hasar anlamına gelir. Burada to'dan sonra gelen ögeler eardrums and brain olduğundan ifade, duygusal sıkıntıyı değil bedensel zararı anlatır. Bu kalıp resmîdir ve tıbbi, bilimsel ya da kazalarla ilgili açıklamalarda yaygındır: cause kaynağı belirtir, trauma yaralanmayı adlandırır, to ise etkilenen vücut bölgesini gösterir.

Alıştırma

"The impact caused trauma to her spine," cümlesinde trauma büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hafif ve geçici bir rahatsızlık
  2. Ciddi fiziksel yaralanma
  3. Geçmişten gelen üzücü bir anı
Cevabı göster

Ciddi fiziksel yaralanma

Commanders even forbade their soldiers from singing traditional Swiss songs Dilbilgisi

0:55

Komutanlar, firar veya intihara yol açacağı korkusuyla

for fear that they'd lead to desertion or suicide. Kalıp ifadeler

0:59

askerlerinin geleneksel İsviçre şarkıları söylemesini bile yasakladı.

Dilbilgisi

forbade their soldiers from singing: forbid + kişi + from + -ing

Forbade their soldiers from singing, forbid + kişi + from + -ing kalıbını izler. Yetkili bir kişinin başka birinin eylemini resmî olarak yasakladığı anlamına gelir. Forbade, forbid fiilinin geçmiş zaman biçimidir; their soldiers yasağa tabi kişileri, singing ise yasaklanan eylemi belirtir. Bu kalıpta from'dan sonra -ing biçimi gelmelidir: forbid someone from doing something. from ile mastarı birleştirmeyin.

Alıştırma

forbid fiilinin geçmiş zamanını ve gerekli edatı kullanın: The museum ____ visitors ____ touching the paintings.

Cevabı göster

forbade · from

Kalıp ifadeler

for fear that: önleyici bir davranışın nedenini belirtme

for fear that + yan cümle, “istenmeyen bir sonucun gerçekleşmesinden endişe edildiği için” anlamına gelir. Burada korkulan sonucu, önleyici bir kararın nedeni olarak sunar. that, kendi öznesi ve yüklemi olan tam bir yan cümle başlatır. Bu yapıyı, bir kişinin neden bir eylemden kaçındığını veya önlem aldığını açıklamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Endişe edildiği için” anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyi yazın: The hikers turned back ____ the storm might trap them.

Cevabı göster

for fear that

Kalıp ifadeler

lead to desertion or suicide: bir sonucu belirtme

Lead to, “bir şeye neden olmak” veya “bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. Burada desertion ve suicide, şarkıların neden olmasından korkulan ciddi sonuçları belirtir; birinin götürüldüğü yerleri değil. Sonuç bildiren bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to delays; lead to people leaving.

Alıştırma

Hangi cümlede lead to bir sonucu ifade etmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Poor planning can lead costly delays.
  2. Poor planning can lead to delay the project.
  3. Poor planning can lead to costly delays.
Cevabı göster

Poor planning can lead to costly delays.

But as migration increased worldwide, Dilbilgisi

1:03

Ancak göç dünya çapında arttıkça,

nostalgia was observed in various groups. Kelime

1:06

nostalji çeşitli gruplarda da gözlemlenmeye başlandı.

Dilbilgisi

as migration increased: değişim sürerken anlamındaki as

as migration increased worldwide ifadesindeki as, zaman içinde gelişen bir arka plan değişikliğini başlatır. Ana cümle bu gelişme sırasında ne olduğunu anlatır; bu nedenle as burada “arttıkça” veya “durum değişirken” anlamına yakındır. Burada as, iki gelişmeyi aynı zaman çerçevesine yerleştirir. as a teacher örneğindeki gibi bir rol belirtmez ve göç artışının nostaljiye neden olduğunu açıkça söylemez.

Alıştırma

Birlikte gelişen iki değişikliği as ile gösterin: ____ the evening grew colder, the puddles began to freeze.

Cevabı göster

As

Kelime

was observed in various groups: araştırma raporlarında edilgen yapı

was observed in various groups, araştırmacıların farklı gruplarda bir olguyu bulduğunu veya kaydettiğini bildiren edilgen bir yapıdır. Bu bağlamda observed, bir anlığına görülmekten çok araştırma ya da sistemli dikkat yoluyla belirlenmek anlamına gelir. Edilgen yapı gözlemciyi belirtmez ve odağı nostaljiye ve bu olgunun bulunduğu gruplara yöneltir. Gözlemcinin bilinmediği, zaten anlaşıldığı veya sonuçtan daha az önemli olduğu durumlarda bu kullanım yaygındır.

Alıştırma

Araştırma raporu cümlesini observe fiilinin simple past edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: In last year's study, the same pattern ____ three age groups.

Cevabı göster

was observed in

It turned out that anyone separated from their native place Notlar

1:09

Anlaşıldı ki memleketinden uzun süre

for a long time was vulnerable to nostalgia. Kalıp ifadeler

1:13

ayrı kalan herkes nostaljiye karşı savunmasız olabiliyordu.

Anlatım akışı

It turned out that: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği sunmak

It turned out that + yan cümle, sonradan öğrenilen veya kanıtlanan bir sonucu sunar. Bu cümlede, evinden uzakta olan herkesle ilgili iddianın önceki, daha dar bir inancı düzelten sonraki bir sonuç olduğunu gösterir. Burada turn out, “sonradan anlaşılmak” veya “öyle olduğu ortaya çıkmak” demektir; fiziksel olarak dönmek ya da bir etkinliğe katılmak anlamına gelmez. Biçimsel özne it, yeni bilgiyi taşıyan that yan cümlesini önceden haber verir.

Alıştırma

Cümleyi turn out ile kurulan dört kelimelik geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: At first, we blamed the battery. ____ the charger was broken.

Cevabı göster

It turned out that

Dilbilgisi

separated from their native place: bir durumu anlatan geçmiş zaman ortacı öbeği

separated from their native place, anyone sözcüğünden sonra gelir ve hangi kişilerin kastedildiğini açıklar. Kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: anyone who was separated from their native place. Geçmiş zaman ortacı separated burada o anda gerçekleşen yeni bir ayrılma eylemini değil, mevcut bir durumu anlatır. Temel yapı separate A from B şeklindedir; edilgen veya ortaç biçiminde A is separated from B olur.

Alıştırma

Cümleyi separated ve birinin kimden ayrı olduğunu gösteren edatla tamamlayın: Children ____ their families during an evacuation may feel frightened.

Cevabı göster

separated from

Kalıp ifadeler

vulnerable to nostalgia: nostaljinin duygusal etkisine açık olmak

Be vulnerable to + isim, bir şeyin çoğunlukla olumsuz olan zararına veya etkisine özellikle açık olmak demektir. Burada vulnerable to nostalgia duygusal hassasiyeti anlatır: doğduğu yerden uzun süre uzak kalan kişilerin nostaljiden etkilenme olasılığı yüksekti; bu, fiziksel olarak güçsüz oldukları anlamına gelmez. to edatı, riskin veya etkinin kaynağını belirtir. Bu kalıp sağlık, güvenlik, mali durum veya duygular gibi alanlardaki etkilenebilirliği de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi vulnerable ve doğru edatla tamamlayın: Older devices are ____ cyberattacks.

Cevabı göster

vulnerable to

And by the early 20th century, Dilbilgisi

1:16

Ve 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde,

Dilbilgisi

by the early 20th century: bir zaman sınırı belirtmek

By + belirli bir zaman noktası, bir son tarih veya referans noktası belirler. By the early 20th century, söz konusu değişimin ya da ortaya çıkan durumun en geç o yüzyılın başlarında zaten oluşmuş olduğu anlamına gelir. Bu ifade, bilgiyi o zamana kadar neyin gerçek hâle geldiği etrafında düzenler. Bir olayı yalnızca 20. yüzyılın başlarında bir yere yerleştirmekle kalmaz.

Alıştırma

Cümleyi “en geç 20. yüzyılın başlarında” anlamındaki zaman ifadesiyle tamamlayın: ____, scientists had identified the cause of the disease.

Cevabı göster

By the early 20th century

professionals no longer viewed it as a neurological disease, Dilbilgisi

1:18

uzmanlar onu artık nörolojik bir hastalık olarak değil,

but as a mental condition similar to depression. Kalıp ifadeler

1:22

depresyona benzer zihinsel bir durum olarak görüyorlardı.

Dilbilgisi

no longer viewed it as ..., but as ...: sınıflandırmadaki değişim

view X as A kalıbı, “X’i A olarak görmek veya sınıflandırmak” demektir. Burada no longer viewed it as A, nostaljiyi nörolojik bir hastalık sayan önceki sınıflandırmayı geçersiz kılar; but as B ise yeni sınıflandırmayı verir: depresyona benzer bir ruhsal durum. but sözcüğünden sonra viewed it ifadesi yazılmasa da anlamda tekrar vardır; tam anlam but viewed it as B şeklindedir. Bu yapıyı okurken bakış açısındaki değişimin tamamını anlamak için no longer ... as A ile but as B bölümlerini birlikte değerlendirin.

Alıştırma

Geçmiş zamanlı cümleyi no longer view X as A, but as B kalıbıyla tamamlayın: After the test results arrived, the doctors ____ the symptom ____ harmless, ____ a warning sign.

Cevabı göster

no longer viewed · as · but as

Kalıp ifadeler

similar to depression: aynılık değil, benzerlik

Similar to, “benzemek veya ortak özelliklere sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede similar to depression, a mental condition ifadesinden sonra gelir ve bu durumu tanımlar. Benzerlik aynılık değildir: cümle, bu durumun depresyonla bazı ortak özellikleri olduğunu söyler; durumun depresyonun kendisi olduğunu söylemez. Standart yapı similar to + isimdir; similar with + isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi similar ve onun standart edatıyla tamamlayın: This design is ____ the older model.

Cevabı göster

similar to

Psychologists of the time speculated that Kelime

1:25

O zamanın psikologları, bunun

it represented difficulties letting go of childhood Öbek fiiller

1:27

çocukluktan kopmakta yaşanan zorlukları

Öbek fiiller

difficulties letting go of childhood: difficulty + -ing ve let go of

Difficulties letting go of childhood ifadesinde difficulties sözcüğünden sonra -ing yapısı gelir; letting go of childhood neyin zor olduğunu belirtir. Yaygın tam kalıp have difficulty veya have difficulties doing something biçimindedir. Let go of burada mecaz anlamdadır. Çocukluğa duyulan bağlılığı duygusal olarak bırakmak ve bu dönemin geçtiğini kabul etmek anlamına gelir; eli fiziksel olarak açmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, Nina'nın hayal kırıklığına tutunmayı bırakmakta zorlandığını doğal biçimde anlatır?

  1. Nina had difficult letting go from her disappointment about the canceled trip.
  2. Nina had difficulty to let go her disappointment about the canceled trip.
  3. Nina had difficulty letting go of her disappointment about the canceled trip.
Cevabı göster

Nina had difficulty letting go of her disappointment about the canceled trip.

or even a longing to return to one's fetal state. Kalıp ifadeler

1:31

veya hatta cenin evresine dönme özlemini temsil ettiğini tahmin ediyordu.

Kelime

speculated that: doğrulanmamış bir açıklamayı belirtmek

Speculated that, sınırlı kanıta dayanan olası bir açıklama sunar. That sözcüğünden sonraki yan cümle, kesinleşmiş bir gerçeği değil, öne sürülen düşünceyi belirtir. Burada fiil, açıklamanın o dönemin psikologlarına ait olduğunu gösterir ve anlatıcının bu açıklamaya mesafeli durmasını sağlar. Okurken kesinlik düzeyini düşük tutun: iddia doğru kabul edilmiyor, bir teori olarak aktarılıyor.

Alıştırma

Bir tarihçinin sınırlı kanıta dayanan bir düşüncesi var. Hangi cümle uygun kesinlik düzeyini ifade eder?

  1. The historian confirmed that the note was added years later.
  2. The historian proved that the note was added years later.
  3. The historian speculated that the note was added years later.
Cevabı göster

The historian speculated that the note was added years later.

Kalıp ifadeler

a longing to return: isim + to-infinitive

a longing to return... ifadesindeki longing, derin ve kalıcı bir isteği belirten isimdir. Sıradan bir want ifadesinden daha güçlü ve daha duygusaldır. to-infinitive, istenen eylemi belirtir: to return. One's, kişinin kendisine ait olmayı anlatan genel bir iyelik biçimidir. Buradaki fetal state doğumdan önceki durumu belirtir; ifade, sıradan bir günlük isteği değil, psikolojik bir teorideki uç bir fikri sunar.

Alıştırma

Cümleyi a longing ve return fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: After years away, Maya felt ____ home.

Cevabı göster

a longing to return

But over the next few decades, Dilbilgisi

1:34

Ancak sonraki birkaç on yıl içinde,

the understanding of nostalgia changed in two important ways. Anlatım akışı

1:36

nostalji anlayışı iki önemli açıdan değişti.

Dilbilgisi

over the next few decades: bir zaman aralığındaki değişim

Over the next few decades, az önce sözü edilen zamandan sonraki birkaç on yıllık dönem sırasında demektir. Buradaki over, bir şeyin üzerindeki konumu değil, bir zaman aralığını belirtir. Bu zaman ifadesi changed fiilini o dönem boyunca gelişen bir değişim olarak çerçeveler. Değişim aşamalar hâlinde gerçekleşebilir; tam bir anda yaşanan tek bir olay olarak sunulmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, aşamalı bir değişimi anlatmak için over + gelecekteki bir zaman aralığını doğal biçimde kullanıyor?

  1. At the next few years, the town will gradually add more bike lanes.
  2. Above the next few years, the town will gradually add more bike lanes.
  3. Over the next few years, the town will gradually add more bike lanes.
Cevabı göster

Over the next few years, the town will gradually add more bike lanes.

Anlatım akışı

changed in two important ways: sıradaki iki yönü haber veren ifade

Bu cümlede changed in two important ways yalnızca bir değişikliği bildirmez. Buradaki ways, yöntemler değil yönler veya bakımlar anlamındadır; two important ways bir metin işareti gibi çalışarak sırada iki ayrı açıklama olduğunu haber verir. Bu kalıpla önce bir şeyin kaç yönden değiştiği belirtilir, ardından bu yönler sonraki cümlelerde veya iki noktadan sonra tek tek açıklanır. Sayı ve sıfat içeriğe göre değiştirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki yönü açıkça haber verip hemen ardından ikisini de belirtir?

  1. The design improved in two important ways: it became safer and easier to use.
  2. The design improved in two important ways, which surprised the team.
  3. The design improved because the team worked carefully.
Cevabı göster

The design improved in two important ways: it became safer and easier to use.

Its meaning expanded from indicating homesickness Notlar

1:40

Anlamı sıla hasretini belirtmekten çıkıp

Kelime

homesickness: uzaktayken duyulan ev hasreti

Homesickness, evden, aileden veya tanıdık bir yerden uzakta olmanın yol açtığı üzüntü ya da sıkıntıdır. Kelimenin gerçek anlamı bir evin hasta olması değildir. Bu cümlede homesickness, ele alınan daha eski ve dar anlamı belirtir: genel olarak geçmişi özlemekten çok, özellikle evi özlemek.

Alıştırma

Bir çocuk bir aylık kampta ailesini ve evini özlediği için üzülüyor. En doğru kelime hangisidir?

  1. loneliness
  2. homesickness
  3. nostalgia
Cevabı göster

homesickness

to a general longing for the past. Kalıp ifadeler

1:44

geçmişe duyulan genel bir özleme doğru genişledi.

Dilbilgisi

expanded from ... to ...: önceki ve genişleyen kapsamı gösteren yapı

Expanded from A to B, önceki sınırını aşarak genişleyen bir kapsamı veya anlamı anlatır. From önceki kapsamı, to ise daha sonra ulaşılan geniş kapsamı gösterir. Burada indicating homesickness önceki anlamdır; a general longing for the past ise sonradan kapsama alınan daha geniş anlamdır. Daha geniş olan son nokta önceki kapsama yeni bir içerik ekler; bu kalıp tek başına eski anlamın yok olduğunu göstermez. Kalıbı başka bir yerde kullanırken iki ucu açık ve karşılaştırılabilir hâle getirin.

Alıştırma

Eksik iki edatı ekleyerek from ... to ... kalıbını tamamlayın: The service expanded ____ helping one school ____ helping the whole district.

Cevabı göster

from · to

Kalıp ifadeler

general longing for the past: geçmişe yönelik genel ve derin özlem

A longing for something, bir şeye yönelik güçlü ve çoğu zaman devam eden bir arzu ifade eder. Burada longing for the past, geçmiş dönemleri veya deneyimleri yalnızca hatırlamak değil, onlarla duygusal olarak yeniden bağ kurmayı derinden istemek anlamına gelir. General, fikri homesickness kavramının ötesine taşır: bu duygu çocuklukla, eski bir yaşam biçimiyle veya geçmişin başka herhangi bir bölümüyle ilgili olabilir. Burada the past bir isimdir ve for, özlemin yöneldiği şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki geçmiş dönemlere yönelik derin bir arzuyu anlatan beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The old photographs filled her with ____.

Cevabı göster

a longing for the past

And rather than an awful disease, Anlatım akışı

1:47

Ve korkunç bir hastalıktan ziyade,

it began to be seen as a poignant and pleasant experience. Notlar

1:49

dokunaklı ve hoş bir deneyim olarak görülmeye başlandı.

Anlatım akışı

rather than an awful disease: eski bir etiketi reddetmek

Burada rather than, cümlenin reddettiği etiketi sunar: an awful disease. Bu öbeğin başa alınması eski görüşü başlangıç noktası yapar; ana cümle daha sonra yeni görüşü, yani a poignant and pleasant experience ifadesini verir. Aynı karşıtlık yeni etiketten sonra da gelebilir: It began to be seen as a poignant and pleasant experience rather than an awful disease. Rather than bir ekleme değil, alternatif sunar; cümle daha sonra gelen etiketin kabul edildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki rather than an awful disease öbeği ne işe yarar?

  1. Yeni etiketi sunmadan önce eski bir etiketi reddeder.
  2. İki etiketin de eşit ölçüde kabul edildiğini söyler.
  3. Hastalığa neyin yol açtığını açıklar.
Cevabı göster

Yeni etiketi sunmadan önce eski bir etiketi reddeder.

Dilbilgisi

began to be seen as: değişen bir görüşün başlangıcı

Began to be seen as yapısında be seen as edilgendir: İnsanlar özneyi as sonrasında gelen kategori veya tanım olarak görmeye başlamıştır. Cümlede it, nostalgia sözcüğüne gönderme yapar; nostalgia değerlendiren değil, değerlendirilen şeydir. Began to, görüş değişiminin başlangıç aşamasını belirtir. Herkesin fikrini aynı anda değiştirdiği veya yeni görüşün hemen ve tamamen yerleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi began ve see as yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Over time, the old warehouse ____ a valuable community space.

Cevabı göster

began to be seen as

Kelime

poignant and pleasant experience: hem dokunaklı hem hoş

Poignant, çoğu zaman üzüntü, kayıp veya özlem de içeren, insanı derinden etkileyen bir şeyi anlatır. Pleasant ise hoş veya rahatlatıcı anlamına gelir. Poignant ve pleasant sözcüklerini birlikte kullanmak, tek bir deneyimin iki duyguyu aynı anda taşıyabileceğini gösterir. Burada nostalji, içindeki hafif hüzün silinmeden sıcak ve hoş bir duygu olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi durum en iyi poignant and pleasant experience olarak tanımlanabilir?

  1. Yeniden buluşmak mutluluk verirken orada olmayan arkadaşların anıları deneyimi derinden dokunaklı kılar.
  2. Bir atıştırmalığın tadı hoştur ancak güçlü duygular uyandırmaz.
  3. Bir yazıcı hızlı ve sessiz çalışır.
Cevabı göster

Yeniden buluşmak mutluluk verirken orada olmayan arkadaşların anıları deneyimi derinden dokunaklı kılar.

Perhaps the most famous example of this Anlatım akışı

1:53

Belki de bunun en ünlü örneği

was captured by French author Marcel Proust. Kültür

1:55

Fransız yazar Marcel Proust tarafından kaleme alınmıştır.

Anlatım akışı

Perhaps the most famous example of this: öne çıkan bir örneği temkinli biçimde sunmak

Perhaps the most famous example of this kalıbı, açıklamayı genel bir düşünceden güçlü ve kolayca tanınan belirli bir örneğe taşır. Burada this, nostaljinin dokunaklı ve hoş bir deneyim olabileceği düşüncesine geri gönderme yapar. Perhaps, most famous üstünlük ifadesini kesin bir iddia yerine daha temkinli bir değerlendirme hâline getirir. Örneği önemsizleştirmez; başka değerlendirmelere de yer bırakır.

Alıştırma

Bazı katı maddelerin sıvı hâllerinden daha düşük yoğunluğa sahip olduğunu açıkladıktan sonra hangi cümle belirli bir örneği doğal ve temkinli biçimde sunar?

  1. Perhaps the clearest example of this is how ice floats on water.
  2. Perhaps the earlier idea is difficult to explain.
  3. Ice floats on water, so the earlier idea must be correct.
Cevabı göster

Perhaps the clearest example of this is how ice floats on water.

Kültür

Fransız yazar Marcel Proust ve duyusal bellek

Marcel Proust Fransız bir romancıydı. Eserlerinde, bir madlen kekinin tadının canlı çocukluk anılarını bir anda geri getirdiği ünlü bir sahne vardır. Bu nedenle Proust bu cümlede rastgele seçilmiş biri değildir. Adı, tadın duyusal belleği harekete geçirdiği klasik bir edebiyat örneğine işaret eder.

Alıştırma

Bu bölümde Marcel Proust neden anılıyor?

  1. Eserlerinde bir tadın çocukluk anılarını geri getirdiği ünlü bir sahne bulunan Fransız bir yazardır.
  2. Madlen kekini icat eden bir bilim insanıdır.
  3. Yalnızca örnek olarak anılan sıradan bir yoldan geçendir.
Cevabı göster

Eserlerinde bir tadın çocukluk anılarını geri getirdiği ünlü bir sahne bulunan Fransız bir yazardır.

He described how tasting a madeleine cake Kültür

1:59

Çocukluğundan beri yemediği

he had not eaten since childhood Dilbilgisi

2:01

bir madlen kekinin tadına bakmanın

Dilbilgisi

had not eaten since childhood: since ile past perfect

Had not eaten, olumsuz past perfect yapısıdır. Yememe durumunu geçmişteki bir referans noktasından daha önceye yerleştirir. Bu referans noktası yalnızca bu yan cümleden değil, çevresindeki anlatımdan anlaşılır. Since childhood zaman aralığının başlangıcını gösterir. İfade, çocukluktan daha sonraki o geçmiş ana kadar hiç yemek yemediğini anlatır. Kullanılabilir kalıp had not + fiilin üçüncü hâli + since + başlangıç zamanıdır.

Alıştırma

Cümleyi visit fiilinin olumsuz past perfect biçimiyle tamamlayın: When Nora returned in 2024, she ____ her hometown since 2010.

Cevabı göster

had not visited

triggered a cascade of warm and powerful sensory associations. Kalıp ifadeler

2:03

sıcak ve güçlü duyusal çağrışımlar silsilesini nasıl tetiklediğini anlatmıştır.

Kültür

tasting a madeleine cake: hafızayı tetikleyen tat

Madeleine, küçük ve yumuşak bir Fransız kekidir. Proust'un ünlü edebiyat sahnesinde bu kekin tadı, çocukluğa ait canlı anıları ve duyguları geri getirir. Burada tasting a madeleine cake yalnızca tatlı yemek anlamına gelmez. Tat, kişinin bilinçli olarak hatırlamaya çalışmadığı anıları geri getiren duyusal bir tetikleyici olur. Bu sahne, bir tat veya kokunun geçmişi nasıl bir anda açabildiğini gösteren tanınmış bir kültürel örneğe dönüşmüştür.

Alıştırma

Bu edebî göndermede tasting a madeleine cake temel olarak neyi temsil ediyor?

  1. Bir Fransız kekinin nasıl pişirileceğini anlatan bir ders.
  2. Geçmişle hiçbir bağlantısı olmayan sıradan bir atıştırmalık.
  3. Çocukluk anılarını beklenmedik biçimde geri getiren duyusal bir deneyim.
Cevabı göster

Çocukluk anılarını beklenmedik biçimde geri getiren duyusal bir deneyim.

Kalıp ifadeler

triggered a cascade of sensory associations: zincirleme tepki

Triggered a cascade of, birbiriyle bağlantılı birçok tepkinin art arda ortaya çıkmasına neden oldu demektir. Triggered başlangıçtaki nedeni belirtir; cascade ise gerçek bir şelaleyi değil, hızlı ve devam eden bir akışı anlatan benzetmedir. Bu cümledeki tepkiler sıcak ve güçlü duyusal çağrışımlardır; yani koku, tat, ses veya dokunma gibi duyularla bağlantılı izlenimlerdir. trigger a cascade of + çoğul isim kalıbı, tek bir olay bir etki zinciri başlattığında kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi trigger a cascade of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sudden rule change ____ complaints from parents.

Cevabı göster

triggered a cascade of

So what caused such a major reversal Anlatım akışı

2:09

Peki nostaljiye bakışımızdaki

in our view of nostalgia?

2:12

böylesine büyük bir tersine dönüşe ne sebep oldu?

Anlatım akışı

So what caused...?: nedenleri tanıtan bir soru

Bu soru, daha önce ortaya konmuş bir değişime, yani insanların nostaljiye bakışının büyük ölçüde tersine dönmesine gönderme yapar. So bu sonucu bir sonraki adıma bağlar ve değişimin nedenini sorar. Bir açıklamada veya konuşmada bu, genellikle dinleyicilerden yanıt bekleyen bir soru değil, konuşmacının kendisinin yanıtlayacağı bir sorudur. Sonraki bölümde nedenlerin açıklanacağını bildirir ve anlatımı neyin değiştiğinden neden değiştiğine taşır.

Alıştırma

Bu sorunun bir açıklamadaki temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden kişisel bir yanıt vermelerini ister.
  2. Hiçbir açıklama sunmadan konuyu kapatır.
  3. Önceki değişimi ardından gelecek nedenlere bağlar.
Cevabı göster

Önceki değişimi ardından gelecek nedenlere bağlar.

Part of it has to do with science. Kalıp ifadeler

2:14

Bunun bir kısmı bilimle ilgili.

Kalıp ifadeler

has to do with: bağlantı ifade etmek

have/has to do with + isim öbeği, “... ile bağlantılı olmak” veya “... ile ilgili olmak” anlamına gelir. Bu cümlede Part of it tekil olduğu için fiil has biçimindedir; science ise açıklamanın bu kısmıyla bağlantılı olan şeydir. has to do with ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Buradaki has to, “zorunda olmak” anlamına gelmez; with, ilişki bildiren yapıyı tamamlar.

Alıştırma

Bu geniş zaman cümlesini, tekil özneye uygun have to do with biçimiyle tamamlayın: The schedule change ____ the weather.

Cevabı göster

has to do with

Psychology shifted away from pure theory Kalıp ifadeler

2:16

Psikoloji saf teoriden uzaklaşarak

and towards more careful and systematic empirical observation. Kelime

2:19

daha dikkatli ve sistematik deneysel gözlemlere doğru kaydı.

Kalıp ifadeler

shifted away from A and towards B: A'dan uzaklaşıp B'ye yönelmek

shift away from A and towards B kalıbı, değişimi iki yön üzerinden anlatır. away from azaltılan veya geride bırakılan önceki yaklaşımı, towards ise daha fazla önem kazanan yeni yönü belirtir. Bu kalıp genellikle A'nın tamamen ortadan kalkmasını değil, ağırlık noktasının değişmesini anlatır. Burada psikoloji, salt kuram merkezli olmaktan uzaklaşıp dikkatli ve sistematik ampirik gözleme daha fazla önem vermeye başlar.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: The city shifted ____ car-centered planning and ____ safer bike routes.

Cevabı göster

away from · towards

Kelime

empirical observation: gözlemlenebilir kanıta dayalı ampirik gözlem

Ampirik gözlem, gerçekten gözlemlenebilen, ölçülebilen veya kaydedilebilen şeylerden kanıt toplamak anlamına gelir. empirical, yalnızca soyut akıl yürütmeye değil, deneyime veya verilere dayalı demektir. Bu cümlede ifade pure theory ile karşıtlık kurar: psikoloji, gözlemlerle kontrol edilebilen kanıtlara daha fazla önem vermeye başlamıştır.

Alıştırma

empirical observation ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Görülebilen, ölçülebilen veya kaydedilebilen kanıtlara dayalı gözlem
  2. Bir imparatorluğun yönetimiyle ilgili gözlem
  3. Gözlem veya sınama olmadan kabul edilen bir düşünce
Cevabı göster

Görülebilen, ölçülebilen veya kaydedilebilen kanıtlara dayalı gözlem

So professionals realized that many of the negative symptoms

2:24

Böylece uzmanlar, olumsuz semptomların birçoğunun

may have been simply correlated with nostalgia Notlar

2:27

nostalji tarafından tetiklenmekten ziyade

rather than caused by it.

2:30

basitçe onunla bağlantılı olabileceğini fark ettiler.

Dilbilgisi

may have been: geçmişe dair olasılık

May have been, may + have + past participle yapısını izler. Geçmişteki bir durum hakkında temkinli bir değerlendirme yapar: Bir şey doğru olmuş olabilir, ancak konuşan kişi bundan emin değildir. Burada uzmanlar önceki bir açıklamayı yeniden değerlendiriyor. Bu yapı sonucu kesinleştirmez ve geçmişe bakar; şu anda bir şeyin gerçekleşiyor olabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmişteki bir durum hakkında temkinli tahmin yapmak için may + be fiilinin perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: The road was wet this morning, so it ____ slippery overnight.

Cevabı göster

may have been

Kelime

correlated with ... rather than caused by ...: ilişki ile nedenselliği ayırmak

Correlated with nostalgia, olumsuz belirtiler ile nostaljinin birlikte gözlemlendiğini veya aralarında bir ilişki bulunduğunu belirtir. Rather than caused by it, nostaljinin bu belirtileri ürettiği yönündeki daha güçlü iddiayı reddeder; it, nostalgia sözcüğünü gösterir. Correlated with A rather than caused by A yapısı ilişki ile nedenselliği ayırır. İki şeyin birlikte değişmesi veya ortaya çıkması, tek başına birinin diğerine neden olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bir raporda “The two patterns are correlated, but neither has been shown to cause the other.” deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Aralarında ilişki vardır, ancak nedensel bir bağ kanıtlanmamıştır.
  2. Bir örüntü diğerine kesinlikle neden olur.
  3. İkisi tamamen aynı örüntüdür.
Cevabı göster

Aralarında ilişki vardır, ancak nedensel bir bağ kanıtlanmamıştır.

And in fact,

2:32

Ve aslında,

despite being a complex emotional state Dilbilgisi

2:33

kayıp ve üzüntü hislerini içerebilen

that can include feelings of loss and sadness,

2:36

karmaşık bir duygusal durum olmasına rağmen,

nostalgia doesn't generally put people in a negative mood. Kalıp ifadeler

2:39

nostalji genellikle insanları olumsuz bir ruh haline sokmaz.

Dilbilgisi

despite being ...: -ing biçimiyle ödünleme kurma

despite being a complex emotional state bir ödünleme ilişkisi kurar: önce bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle şaşırtıcı görünebilecek bir sonuç verir. Burada nostaljinin üzüntü içerebileceği kabul edilir, ancak bunun insanları genellikle olumsuz hissettirmediği söylenir. despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; kendi öznesi ve zaman çekimli fiili olan normal bir cümlecik doğrudan kullanılmaz. despite being ... içinde being, be fiilinin -ing biçimidir. Anlamca öznesi, ana cümlenin öznesi olan nostalgia sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi despite + be kullanarak tamamlayın: ____ only ten years old, Priya solved the puzzle quickly.

Cevabı göster

Despite being

Kalıp ifadeler

put people in a negative mood: duygusal bir duruma sokmak

put someone in a ... mood, birinin belirli bir duygusal duruma girmesine neden olmak demektir. Buradaki put, kişiyi fiziksel olarak bir yere yerleştirmeyi anlatmaz. Bu cümlede a negative mood, mutsuz veya keyifsiz bir duygusal durumdur. Yeniden kullanılabilen kalıp put + person + in a/an + adjective + mood biçimindedir; örneğin put me in a good mood.

Alıştırma

Müziğin herkesi neşelendirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The lively music put everyone into cheerful feelings.
  2. The lively music put everyone in a cheerful mood.
  3. The lively music put a cheerful mood in everyone.
Cevabı göster

The lively music put everyone in a cheerful mood.

Instead,

2:44

Bunun yerine,

by allowing individuals to remember personally meaningful Notlar

2:44

bireylerin kişisel olarak anlamlı ve başkalarıyla paylaştıkları

and rewarding experiences they shared with others,

2:48

ödüllendirici deneyimleri hatırlamalarına olanak tanıyarak,

Kalıp ifadeler

personally meaningful and rewarding experiences: kişisel olarak anlamlı ve tatmin edici deneyimler

Bu ifade, bir kişi için önemli olan ve aynı zamanda tatmin, gelişim ya da gösterilen çabaya değdiği hissini veren deneyimleri anlatır. Personally, meaningful sözcüğünü niteler ve bu değerin kişiye özgü olduğunu gösterir; meaningful ile rewarding ise experiences sözcüğünü niteler. Burada rewarding, tatmin edici veya çabaya değer anlamındadır; mutlaka para, ödül ya da başka bir doğrudan karşılıkla bağlantılı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle personally meaningful and rewarding experience ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Coaching the team was financially profitable for her.
  2. Coaching the team was a personally meaningful and rewarding experience for her.
  3. The team personally rewarded her for the time she spent coaching.
Cevabı göster

Coaching the team was a personally meaningful and rewarding experience for her.

nostalgia can boost psychological well-being. Kalıp ifadeler

2:51

nostalji psikolojik refahı artırabilir.

Dilbilgisi

by allowing individuals to remember: by + -ing ile bir mekanizmayı açıklamak

by allowing individuals to remember ifadesinde by + -ing, bir sonucu ortaya çıkaran yolu veya mekanizmayı gösterir: nostalji bu eylem aracılığıyla psikolojik iyi oluşu artırabilir. Buradaki by, aracılığıyla anlamındadır; eylemi yapan kişiyi ya da şeyi göstermez. Allow fiili allow + nesne + to-infinitive kalıbını izler: allow individuals to remember. Bu nedenle by allowing + kişi + to + fiil, bir şeyin nasıl etki oluşturduğunu açıklamak için kullanışlı bir kalıptır.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by allowing + kişi + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The program builds confidence by allowing children to make their own choices.
  2. The program builds confidence by allowing children make their own choices.
  3. The program builds confidence by allow children to make their own choices.
Cevabı göster

The program builds confidence by allowing children to make their own choices.

Kalıp ifadeler

boost psychological well-being: olumlu bir psikolojik durumu iyileştirmek

boost psychological well-being ifadesindeki boost, “artırmak” veya “iyileştirmek” anlamındadır. Bir kişinin zihinsel ve duygusal durumunu daha iyi hâle getirmeyi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. boost + soyut bir nitelik yapısı araştırma ve medya dilinde yaygındır. Benzer kullanımlar arasında boost confidence, boost morale ve boost productivity bulunur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Regular social contact can ____.

Cevabı göster

boost psychological well-being

Studies have shown that inducing nostalgia in people Notlar

2:55

Araştırmalar, insanlarda nostaljiyi tetiklemenin

Kelime

inducing nostalgia in people: duygusal bir durumu ortaya çıkarmak

Burada inducing nostalgia in people, insanlarda bilinçli olarak nostalji duygusu oluşturmak demektir. Kalıp induce + durum veya tepki + in + kişi veya grup şeklindedir; induce calm in patients örneğinde olduğu gibi. Araştırma dilinde induce, bir koşulun veya uyaranın bir tepki oluşturmasına odaklanır. İnsanları nostaljiyi seçmeye ya da bir eylem yapmaya ikna etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Duygusal bir duruma neden olmak anlamında induce sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The researchers induced participants to nostalgia with old songs.
  2. The researchers used old songs to induce nostalgia in participants.
  3. The researchers used old songs to persuade nostalgia in participants.
Cevabı göster

The researchers used old songs to induce nostalgia in participants.

can help increase their feelings of self-esteem Dilbilgisi

2:58

öz saygı

and social belonging,

3:00

ve sosyal aidiyet duygularını artırmaya yardımcı olabileceğini,

encourage psychological growth,

3:02

psikolojik büyümeyi teşvik edebileceğini

and even make them act more charitably.

3:04

ve hatta onların daha yardımsever davranmalarını sağlayabileceğini göstermiştir.

Anlatım akışı

Studies have shown that...: araştırma kanıtı sunmak

Studies have shown that, sonraki iddianın kendisinden önce bu iddianın kaynağını sunar. Okura, sıralanan etkilerin yalnızca konuşanın görüşü değil, araştırma bulguları olarak aktarıldığını gösterir. have shown biçimindeki present perfect, önceki araştırmaları şimdiki tartışmaya bağlar: bulgular burada hâlâ önemlidir. that yan cümlesi asıl bulguyu taşır.

Alıştırma

Bu cümlede Studies have shown that... ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Sonraki iddiayı destekleyen araştırma kanıtını sunmak
  2. Araştırmacıların her gün ne yaptığını anlatmak
  3. Sonraki iddiayı kişisel bir tahmin olarak göstermek
Cevabı göster

Sonraki iddiayı destekleyen araştırma kanıtını sunmak

Dilbilgisi

can help increase..., encourage... ve even make...: paralel bir sonuç zinciri

Bu bölümde can help ifadesinden sonra üç eş görevli yalın fiil grubu gelir: increase..., encourage... ve even make.... Aynı özne ve baştaki can help yapısı listenin tamamı için geçerlidir; encourage ve make yeni ana cümleler başlatmaz. Her fiil kendi yapısını tamamlar: increase + isim grubu, encourage + isim grubu ve make + nesne + yalın fiil. Make them act yapısında act önüne to gelmez. Even, son etkinin en şaşırtıcı veya en kapsamlı etki olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle can help sonrasında üç sonucu doğru bir paralel zincir hâlinde verir?

  1. The after-school club can help build confidence, encourage teamwork, and even make shy students speak up.
  2. The after-school club can help build confidence, encouraging teamwork, and even makes shy students speak up.
  3. The after-school club can help building confidence, encourage teamwork, and even make shy students to speak up.
Cevabı göster

The after-school club can help build confidence, encourage teamwork, and even make shy students speak up.

So rather than being a cause of mental distress, Anlatım akışı

3:07

Dolayısıyla nostalji, zihinsel sıkıntının bir nedeni olmaktan çok,

nostalgia can be a restorative way of coping with it. Kalıp ifadeler

3:11

onunla başa çıkmanın onarıcı bir yolu olabilir.

Anlatım akışı

rather than being... ile bir görüşü reddedip başka bir görüş sunmak

rather than being a cause of mental distress ifadesi, reddedilen görüşü tanıtır: nostaljinin zihinsel sıkıntıya neden olduğu görüşünü. Ana cümle daha sonra tercih edilen görüşü verir: nostalji insanların bu sıkıntıyla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Burada rather than, sonucu «A değil, B» biçiminde düzenler. İki eşit olasılık sunmaz; önceki bir yorumu düzeltir ve konuşanın konumunu açıkça gösterir.

Alıştırma

rather than being... bu cümlede ne işlev görür?

  1. Zihinsel sıkıntının eşit ölçüde desteklenen iki nedenini sunar.
  2. Nostaljinin sıkıntıya neden olduğu fikrini reddeder ve farklı bir sonuca zemin hazırlar.
  3. Nostalji ile zihinsel sıkıntının aynı şey olduğunu söyler.
Cevabı göster

Nostaljinin sıkıntıya neden olduğu fikrini reddeder ve farklı bir sonuca zemin hazırlar.

Kalıp ifadeler

a restorative way of coping with...: iyileşmeye yardımcı olan bir başa çıkma yolu

A restorative way of coping with it, bir kişinin enerji, denge veya duygusal iyilik hâlini yeniden kazanmasına yardımcı olan bir zorlukla başa çıkma yöntemi demektir. Restorative bu yararlı etkiyi anlatır; a way of ifadesinden sonra cope fiilinin -ing biçimi olan coping gelir. Bu cümlede it, mental distress ifadesine gönderme yapar. Coping with distress, sıkıntıyı yönetmek veya atlatmak demektir; onu mutlaka ortadan kaldırmak ya da iyileştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için cope with ifadesinin doğru biçimini kullanın: A quiet walk can be a restorative way of ____ stress.

Cevabı göster

coping with

For instance, when people experience negative emotional states,

3:15

Örneğin, insanlar olumsuz duygusal durumlar yaşadıklarında,

they tend to naturally use nostalgia Kalıp ifadeler

3:19

sıkıntıyı azaltmak ve refahı geri kazanmak için

to reduce distress and restore well-being. Kalıp ifadeler

3:21

doğal olarak nostaljiyi kullanma eğilimindedirler.

Kalıp ifadeler

tend to naturally use nostalgia: yaygın ama kesin olmayan bir eğilimi anlatma

Tend to + fiilin yalın hâli, yaygın olarak gerçekleşen bir durumu anlatırken istisnalara da yer bırakır. Bu cümlede tend to use, nostaljiye başvurmanın olağan bir tepki olduğunu belirtir; herkesin bunu her seferinde yaptığı anlamına gelmez. Naturally, eylemin nasıl ortaya çıktığını anlatır: insanlar bunu birinin yönlendirmesiyle değil, kendiliğinden yapar. Tend to naturally use bir bütün olarak kendiliğinden gelişen bir tepkiyi genel bir eğilim şeklinde sunar.

Alıştırma

Cümleyi genellikle olan ancak her zaman gerçekleşmeyen bir durumu anlatan iki kelimelik İngilizce yapıyla tamamlayın: When routines change, people ____ feel uncomfortable at first.

Cevabı göster

tend to

Kalıp ifadeler

reduce distress and restore well-being: paralel iki etki

Reduce distress, duygusal rahatsızlığı veya acıyı daha az yoğun hâle getirmek demektir. Restore well-being, bir kişiyi yeniden sağlıklı, dengeli veya rahat bir duruma yaklaştırmak anlamına gelir; burada restore bir nesneyi geri vermek değil, bir durumu yeniden oluşturmak demektir. Reduce ve restore, to sözcüğünden sonra paralel olarak kullanılan iki fiildir: to reduce distress and restore well-being. Bu eşleşme, olumsuz bir durumu azaltmak ve olumlu bir durumu yeniden kurmak şeklindeki iki tamamlayıcı etkiyi birleştirir.

Alıştırma

Paralel yapıyı reduce ve restore ile tamamlayın: A calm conversation can ____ distress and ____ well-being.

Cevabı göster

reduce · restore

Today,

3:25

Bugünlerde,

it seems that nostalgia is everywhere, Anlatım akışı

3:26

nostalji her yerdeymiş gibi görünüyor,

partly because advertisers have discovered

3:28

kısmen çünkü reklamcılar onun

how powerful it is as a marketing technique. Dilbilgisi

3:31

bir pazarlama tekniği olarak ne kadar güçlü olduğunu keşfettiler.

Anlatım akışı

it seems that nostalgia is everywhere: temkinli bir gözlem sunmak

Bu cümlede it seems that, nostalgia is everywhere ifadesini kesin bir gerçek olarak değil, genel bir gözlem olarak sunar. Seems, konuşanın kesinlik düzeyini azaltır ancak gözlemin muhtemelen yanlış olduğunu düşündüğünü göstermez. Bu kalıp açıklamadaki bilgileri de düzenler: önce ana durumu sunar, ardından partly because nedenlerden birini tanıtır. Gözlemlediğiniz şeylerden çıkardığınız sonucu istisnalara yer bırakarak ifade etmek için It seems that + bildirme cümlesi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede It seems that ne işe yarar: It seems that more people are working from home?

  1. İddianın hiçbir istisnası olmadığını kanıtlar.
  2. İddiayı temkinli bir gözlem olarak sunar.
  3. İnsanların nerede çalıştığını sorar.
Cevabı göster

İddiayı temkinli bir gözlem olarak sunar.

Dilbilgisi

how powerful it is as a marketing technique: iç içe derece yan cümlesi

how + sıfat + özne + be kalıbı, daha büyük bir cümlenin içinde derece bildirir. Burada how powerful it is, reklamcıların keşfettiği şeydir; it, nostalgia sözcüğüne gönderme yapar ve as a marketing technique nostaljinin hangi rolde güçlü olduğunu belirtir. Bu bir iç içe yan cümle olduğu için how powerful it is örneğindeki gibi özne + be şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini korur. Doğrudan soruda devrik yapı kullanılır: How powerful is it?

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak iç içe derece yan cümlesini tamamlayın: The coach discovered ____. (how / talented / the new player / was)

Cevabı göster

how talented the new player was

It's tempting to think of this as a sign Ton ve niyet

3:34

Bunu geçmişe saplanıp kaldığımızın

of us being stuck in the past, Deyimler

3:36

bir işareti olarak düşünmek cezbedici olsa da,

but that's not really how nostalgia works. Anlatım akışı

3:39

nostaljinin çalışma şekli aslında bu değildir.

Ton ve niyet

It's tempting to think of this as ...: kolayca oluşan bir varsayımı kabul etmek

It's tempting to think of this as ... kalıbı, bir yorumun kolayca akla geldiğini ve ilk bakışta mantıklı göründüğünü anlatır. Buradaki tempting, kötü ya da tehlikeli bir ayartmayı anlatmaz; insanların doğal olarak ulaşabileceği bir sonucu belirtir. Bu kalıp kibar bir kabul işlevi görür. Konuşan kişi önce bu fikrin anlaşılır olduğunu kabul eder, ardından but ile bir düzeltme getirir. Bir açıklama mantıklı görünse de eksik veya yanlış olabilecekse It's tempting to think of A as B kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, makul bir fikri düzeltmeden önce kabul etmek için It's tempting to think of ... as ... kalıbını kullanıyor?

  1. It's tempting to think of a high price as proof of quality, but some inexpensive products perform just as well.
  2. Think of the high price as proof of quality because I told you to.
  3. A high price always proves quality, and there is no need to question that.
Cevabı göster

It's tempting to think of a high price as proof of quality, but some inexpensive products perform just as well.

Deyimler

being stuck in the past: eski fikirlerin ötesine geçememek

Being stuck in the past, be stuck in the past ifadesinin -ing biçimidir. Bu mecazi bir ifadedir: Bir kişi veya grup eski fikirlere göre düşünmeye ya da davranmaya devam eder ve bugüne uyum sağlayamaz. Genellikle eleştirel bir anlam taşır. Bu bölümde us being stuck in the past yan cümlesi of edatından sonra gelir ve us bu durumda olan kişileri belirtir. Stuck sözcüğünün fiziksel anlamı bir görüntü oluşturur, ancak kimse gerçekten zamanın içinde hapsolmuş değildir.

Alıştırma

Cümleyi eski fikirlerin ötesine geçememek anlamındaki deyimle tamamlayın: We can respect tradition without ____.

Cevabı göster

being stuck in the past

Anlatım akışı

that's not really how nostalgia works: bir açıklamayı düzeltmek

That's not really how X works, bir süreç, sistem veya olgu hakkındaki açıklamayı reddeder. Buradaki works, bir şeyin işleyişini veya etki göstermesini anlatır. Bu nedenle cümle, nostaljiyle ilgili önceki açıklamanın doğru olmadığını söyler; nostaljinin bir işi olduğunu ya da işe yaramadığını söylemez. That, daha önceki açıklamaya gönderme yapar. Not really düzeltmeyi daha az sert hâle getirir ve cümle, ardından daha iyi bir açıklamanın gelebilmesi için önceki açıklamayı ortadan kaldırır.

Alıştırma

Düzeltmeyi dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: You cannot earn points that way. ____ the rewards program works.

Cevabı göster

That's not really how

Instead,

3:42

Aksine,

nostalgia helps us remember that our lives

3:42

nostalji hayatımızın

can have meaning and value, Kalıp ifadeler

3:45

anlam ve değeri olabileceğini hatırlamamıza yardımcı olur,

Kalıp ifadeler

meaning and value: hayattaki anlam ve değer

Meaning and value ifadesindeki meaning, bir sözcüğün tanımını değil, hayattaki amaç veya anlam duygusunu belirtir. Value ise önem veya değer, yani önemsenmeye değer olma anlamındadır. Bu iki isim birlikte, bir hayatı, deneyimi veya seçimi hem amaçlı hem de değerli olarak anlatır. Bu ikili, yalnızca bir şeyin yararlı olduğunu söylemekten daha geniş ve daha kişisel bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki isimden oluşan ifadenin aynısıyla tamamlayın: Helping at an animal shelter gave her life a stronger sense of ____.

Cevabı göster

meaning and value

helping us find the confidence and motivation Kalıp ifadeler

3:47

geleceğin zorluklarıyla yüzleşmek için

Kalıp ifadeler

confidence and motivation: kendine inanma ve harekete geçme isteği

“Confidence and motivation”, bir kişinin harekete geçmesine yardımcı olan iki farklı iç gücü anlatır. Confidence, bir şeyi yapabileceğine inanmaktır. Motivation ise başlamayı ve devam etmeyi sağlayan istek veya güdüdür. “Find the confidence and motivation” ifadesindeki find, fiziksel nesneler bulmak değil, bu nitelikleri geliştirmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Hem kendine inanmak hem de harekete geçmek istemek önemli olduğunda bu iki kelimeyi birlikte kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle Nora'nın hem kendi yeteneğine inandığını hem de harekete geçme isteğine sahip olduğunu anlatır?

  1. With support, Nora found the confidence and motivation to train for the race.
  2. Nora felt confident about the race, but she had no desire to train.
  3. Nora wanted to train for the race, but she did not believe she could finish it.
Cevabı göster

With support, Nora found the confidence and motivation to train for the race.

to face the challenges of the future. Kalıp ifadeler

3:50

güven ve motivasyonu bulmamızı sağlar.

Kalıp ifadeler

face the challenges of the future: gelecekteki zorluklarla yüzleşmek

“Face the challenges of the future” ifadesinde face, zorluklardan kaçınmak yerine onları kabul edip ele almak anlamına gelen bir fiildir. Bu ifade, gelecekteki sorunları insanların yüzleşmeye hazır olması gereken durumlar olarak gösterir. Bir zorlukla yüzleşmek sonucu değil, tutumu veya çabayı anlatır; zorluğun çoktan çözüldüğü anlamına gelmez. Burada face nesnesini doğrudan alır, bu yüzden face the challenges denir; face at the challenges denmez.

Alıştırma

Öğrendiğiniz ifadenin tamamıyla cümleyi tamamlayın: Our schools need to prepare children to ____.

Cevabı göster

face the challenges of the future