Dilbilgisi önemli mi? - Andreea S. Calude: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, dil bilgisini ortak kalıplardan oluşan bir sistem olarak ele alıyor; yazılı dil standartlarının nasıl otorite kazandığını açıklıyor ve kuralcılıkla betimleyiciliği karşılaştırıyor. Sonunda dil bilgisini sürekli değişen dilsel alışkanlıklar olarak yorumluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so-called linguistic universals — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: so-called ifadesinin tanınan bir akademik terimi tanıtırken aynı zamanda mesafe veya kuşku bildirebildiğini anlamak; linguistic universals ifadesini ise kesin biçimde kanıtlanmış gerçekler değil, bütün dillerde bulunduğu öne sürülen özellikler olarak yorumlamak. 2. were applied to spoken language — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yazılı dil için oluşturulan kuralların konuşma diline de yayıldığını anlatan edilgen yapıyı tanımak ve apply rules to something kalıbını, kuralları dayatan kişileri öne çıkarmadan bir kuralın uygulama alanını açıklamak için kullanmak. 3. on the other hand, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kuralcılığın yararlarından, karşıt fakat aynı ölçüde ilgili olan betimleyici bakış açısına geçerken bu söylem belirtecini kullanmak; böylece dengeli karşılaştırmalar ve iki tarafı da ele alan savlar kurmak.
Bu derste
get to the best part: hikâyenin önemli bir noktasına gelmek
Bu cümlede get to the best part, hikâye ilerlerken “en heyecanlı veya önemli noktaya ulaşmak” anlamına gelir. Get to, bir aşamaya kadar ilerlemeyi anlatır; buradaki get “almak” anlamında değildir. Bir hikâyenin, sürecin veya etkinliğin belirli bir noktaya ilerlediğini göstermek için get to + point, stage veya part yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede get to, “bir kitabın belirli bir noktasına ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?
- We got to the last chapter before bedtime.
- We got to read the last chapter before bedtime.
- We got the last chapter from our teacher.
Cevabı göster
We got to the last chapter before bedtime.
when suddenly: beklenmedik bir dönüşü başlatmak
When suddenly, zaten sürmekte olan durumu onu kesintiye uğratan veya değiştiren beklenmedik bir olaya bağlar. Burada hikâye önce en heyecanlı kısmına ulaşır; ardından when suddenly, sözün tam o anda kesildiğini bildirir. Yeniden kullanılabilecek yapı şöyledir: arka plandaki eylem veya gelişmekte olan olay + when suddenly + beklenmedik olay. When zaman bağlantısını kurar, suddenly ise keskin ve şaşırtıcı dönüşü ekler.
Alıştırma
Cümleyi when ve suddenly kelimelerinden oluşan iki kelimelik bağlayıcıyla tamamla: I was opening my locker ____ the alarm rang.
Cevabı göster
when suddenly
The alien and I, me and the alien değil: birleşik öznede I ve me
Bu düzeltmede The alien and I birleşik öznedir: hem uzaylı hem de I eylemi gerçekleştirir. Standart İngilizcede burada nesne biçimi me değil, özne biçimi I kullanılır. Hızlıca kontrol etmek için diğer ismi çıkarabilirsiniz: I did it doğrudur, ancak me did it doğru değildir. Bu düzeltmenin asıl konusu sözcük sırası değil, zamirin durumudur. Diğer kişiyi veya şeyi kendinden önce söylemek geleneksel bir nezaket kuralıdır; fakat I ya da me seçimini grubun cümledeki görevi belirler.
Alıştırma
Cümleyi me zamirinin standart özne biçimiyle tamamlayın: My cousin and ____ built this robot.
Cevabı göster
I
would probably be annoyed: varsayımsal bir tepkiyi tahmin etme
would probably be annoyed, hayal edilen veya henüz kesinleşmemiş bir durumda ortaya çıkması muhtemel bir tepkiyi öngörür. would sonucu varsayımsal olarak gösterir, probably konuşanın bunu kesin değil ama olası gördüğünü belirtir, be annoyed ise rahatsız olma durumunu anlatır. Burada would geçmişte olmuş bir olayı bildirmez. would + probably + be + sıfat kalıbı, belirtilen varsayımsal bir durumda birinin nasıl hissedeceği veya hangi durumda olacağı hakkında temkinli bir tahmin yapmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Varsayımsal tahmini would, probably ve be sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanarak tamamlayın: If the trip were canceled, most children ____ disappointed.
Cevabı göster
would probably be
aside from: bir unsuru şimdilik bir kenara bırakmak
Burada aside from, kaba şekilde söz kesmeyi şimdilik bir kenara bırakmak anlamına gelir. Konuşan kişi söz kesmenin kaba olduğunu kabul eder, ancak arkadaşının savının makul olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesini ister. Cümlenin başındaki aside from X, geri kalanı değerlendirmeden önce X'i geçici olarak tartışmanın odağından çıkarır.
Alıştırma
Bir sorunu bir kenara bırakmak için cümleyi aside from ile tamamlayın: ____ the weak Wi-Fi, the hotel was a great place to stay.
Cevabı göster
Aside from
have a point?: bir görüşün haklılık payı olup olmadığını sormak
Have a point, bir kişinin iddiasında makul veya yararlı bir düşünce bulunduğu anlamına gelir. Bu soruda, arkadaşın kaba bir şekilde söylemiş olsa bile yaptığı düzeltmenin geçerli olup olmadığı sorulur. Bu ifade genellikle bir savın bir bölümünü kabul eder, ancak tamamını kabul etmek anlamına gelmez. Burada point, nokta, konum veya noktalama işareti değil; geçerli bir neden ya da sav demektir.
Alıştırma
Bu yanıtta You have a point ne anlama gelir? “You have a point, but I still need more evidence.”
- Haritada bir konum belirledin.
- Söylediğin her şeye katılıyorum.
- Nedenin dikkate alınmaya değer, ancak henüz bütünüyle aynı fikirde değilim.
Cevabı göster
Nedenin dikkate alınmaya değer, ancak henüz bütünüyle aynı fikirde değilim.
Was your sentence actually grammatically incorrect? Kelime
0:23Cümleniz gerçekten gramer açısından yanlış mıydı?
grammatically incorrect: dil bilgisi doğruluğunu değerlendirme
Grammatically incorrect, bir cümlenin bir veya daha fazla dil bilgisi kuralına uymadığı anlamına gelir. Grammatically, incorrect sıfatını niteleyen bir zarftır; bu nedenle cümlenin anlamının veya nezaket düzeyinin değil, dil bilgisi yönünün yanlış olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp zarf + sıfattır: grammatically incorrect. Dili incelerken doğal ve biraz resmî bir seçimdir.
Alıştırma
Bir cümlenin dil bilgisi kurallarına uymadığını söylemenin en doğal yolu hangisidir?
- The sentence is grammatical incorrect.
- The sentence is incorrect in grammar.
- The sentence is grammatically incorrect.
Cevabı göster
The sentence is grammatically incorrect.
if ..., why does it even matter?: pratik önemi sorgulama
if yan cümlesi önce akıl yürütmeye temel olan bir gerçeği verir: o, cümleyi yine de anlamıştır. Ardından asıl soru bu gerçeği kullanarak düzeltmenin pratik önemini sorgular. Başka durumlara aktarılabilen tartışma kalıbı şudur: istenen sonuç yine de gerçekleştiyse, kural veya küçük sorun neden bu kadar önemli sayılsın? Even, bu sorgulamayı güçlendirir. Why does it matter? bir şeyin önemini gerçekten sorabilir; ancak why does it even matter? konuşanın bunun hiç önemli olmayabileceğini düşündüğünü güçlü biçimde ima eder.
Alıştırma
Küçük bir hatanın pratik önemini sorgulamak için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- If the message was clear, when did someone notice the small typo?
- If the message was clear, why the small typo does even matter?
- If the message was clear, why does the small typo even matter?
Cevabı göster
If the message was clear, why does the small typo even matter?
From the point of view of linguistics: çözümleme bakış açısını belirleme
From the point of view of linguistics, ardından gelen ifadenin çözümleme çerçevesi olarak dil bilimini kullandığını belirtir. Bu giriş, iddianın kapsamını daraltır; başka bir alan aynı konuyu farklı biçimde açıklayabilir. From the point of view of + ad kalıbı bir alanı, grubu veya rolü belirtebilir. Burada point of view yalnızca kişisel görüş değil, konuyu düzenli biçimde inceleme yöntemi anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki tam çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ public health, prevention is essential.
Cevabı göster
From the point of view of
grammar is a set of patterns for how words are put together to form phrases or clauses, Notlar
0:32gramer, kelimelerin söz öbekleri veya cümlecikler oluşturmak üzere nasıl bir araya getirildiğine dair bir dizi kalıptır,
a set of patterns: bağlantılı bir bütün olarak sistem tanımlama
a set of patterns ifadesinde set, birbiriyle bağlantılı ögelerden oluşan grubu belirten sayılabilen bir addır; of patterns ise grubun neler içerdiğini söyler. Buradaki set fiil değildir. A is a set of + ad yapısı, soyut bir sistemi birbiriyle bağlantılı birkaç parçadan oluşan bir bütün olarak tanımlayabilir. Bu cümlede dil bilgisi tek bir kural değil, sözcükleri birleştirme örüntülerinden oluşan bir sistem olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede set, birbiriyle bağlantılı ögelerden oluşan grup anlamında doğru biçimde ad olarak kullanılmıştır?
- A routine sets of habits that are repeated regularly.
- A routine is a set habits that are repeated regularly.
- A routine is a set of habits that are repeated regularly.
Cevabı göster
A routine is a set of habits that are repeated regularly.
how words are put together: gömülü how yan tümcesinde sözcük dizilişi
Bu cümlede how words are put together, for edatından sonra gelen gömülü bir how yan tümcesidir. Kalıpların anlattığı süreci, yani sözcüklerin daha büyük dil birimleri oluşturmak için nasıl birleştirildiğini belirtir. Daha büyük bir yapının içinde bulunduğu için how + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır: how words are. Soru dizilişi olan how are words kullanılmaz. Are put together edilgendir çünkü birleştirme eyleminden etkilenen öğe words sözcüğüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede gömülü how yan tümcesi doğru kullanılmıştır?
- The guide explains how the parts are put together.
- The guide explains how are the parts put together.
- The guide explains how do the parts fit together.
Cevabı göster
The guide explains how the parts are put together.
whether spoken or in writing: her iki durumu da kapsama
Burada whether spoken or in writing, dilin sözlü ya da yazılı olması fark etmeksizin anlamına gelir. Bu kullanımda whether A or B iki seçeneği sunar ve önceki ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir; soru sormaz. Bu, kısaltılmış bir yapıdır. Spoken, whether it is spoken gibi bir yapının yerini tutar; in writing ise yazılı biçimde anlamına gelir. İki bölüm farklı dil bilgisel biçimlere sahiptir ama birbiriyle eşleşen iki aktarım yolunu, konuşmayı ve yazıyı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle soru sormak veya yalnızca bir seçim belirtmek yerine kuralın her iki durumda da geçerli olduğunu söyler?
- The message is either spoken or written.
- The rule applies whether the message is spoken or written.
- Is the message spoken or written?
Cevabı göster
The rule applies whether the message is spoken or written.
the subject ... the verb ... the object: İngilizcedeki yaygın SVO sırası
Bu cümle, temel bir İngilizce bildirme cümlesindeki yaygın sıralamayı gösterir: özne + fiil + nesne (SVO). Özne, bir şeyi yapan ya da bir durumda bulunan kişi veya şeyi belirtir; fiil eylemi ya da durumu ifade eder; nesne ise çoğu zaman eylemden etkilenir. Normally bunun mutlak bir kural değil, yaygın bir kalıp olduğunu gösterir. Sorular, edilgen cümleler ve nesnesiz cümleler farklı bir yapıda olabilir.
Alıştırma
Açıklamadaki dil bilgisi terimlerini kullanarak İngilizcedeki yaygın sırayı tamamlayın: The usual English order is ____, ____, ____.
Cevabı göster
subject · verb · object
While in Japanese and many other languages, Anlatım akışı
0:50Japonca'da ve diğer birçok dilde ise,
While in Japanese ...: karşıtlık belirtmek için while kullanımı
Burada while, önceki ifadeyle bir karşıtlık kurar. Açıklamayı İngilizcedeki yaygın sıralamadan Japonca ve diğer birçok dildeki farklı sıralamaya geçirir. Bu kullanımda while, whereas ya da ‘buna karşılık’ anlamına gelir; ‘olduğu sırada’ biçiminde bir zaman anlamı taşımaz. Baştaki While in Japanese ... ifadesi, sözcük sırasını vermeden önce karşılaştırılan dil ortamını belirtir. Açıklamalarda karşıtlık bildiren while, iki olguyu ya da sistemi yan yana getirerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede while iki farklı durumu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- The city center is busy, while the park is peaceful.
- We rested for a while after the walk.
- I listened to a podcast while I cooked dinner.
Cevabı göster
The city center is busy, while the park is peaceful.
subject, object, verb: SOV sıralaması
subject, object, verb, SOV adı verilen sıralamanın açık hâlidir: önce özne, sonra nesne, en son da fiil gelir. Bu cümlede ifade, Japonca ve diğer birçok dilde yaygın olan temel bir örüntüyü özetler. İngilizcedeki yaygın SVO örüntüsünün aksine SOV, nesneyi fiilden önce yerleştirir. Bu, tipik bir dil örüntüsüdür; her cümlenin kesinlikle uyması gereken bir kural değildir.
Alıştırma
SOV’nin açık biçimini tamamlayın: ____, ____, ____.
Cevabı göster
subject · object · verb
Some scholars have tried to identify patterns common to all languages. Kelime
0:55Bazı akademisyenler tüm dillerde ortak olan kalıpları tanımlamaya çalıştılar.
patterns common to all languages: common to kullanımı
patterns common to all languages, “bütün dillerin paylaştığı örüntüler” demektir. Burada common to all languages, patterns sözcüğünden sonra gelir ve akademisyenlerin hangi örüntüleri aradığını açıklar. İfade patterns that are common to all languages biçiminde açılabilir. Aynı özelliği paylaşan kişi veya şeyleri belirtmek için common to + adı verilen kişi ya da şeyler yapısını kullanın.
Alıştırma
Üç sistemin de bu özelliği paylaştığını gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: This feature is common ____ all three systems.
Cevabı göster
to
few of these so-called linguistic universals have been found. Kelime
1:04sözde dilbilimsel evrenselliklerin çok azı bulunabildi.
apart from some basic features: sınırlı sayıdaki istisnaları dışarıda bırakmak
Burada apart from some basic features, “birkaç temel özellik hariç” anlamına gelir. Bu ifade, ana iddiadan önce sınırlı istisnaları dışarıda bırakır: önerilen diğer evrensellerin çok azı bulunmuştur. apart from + isim öbeği yapısı, bir istisnayı ayırıp ardından genel olarak neyin doğru olduğunu belirtir. having nouns or verbs örnekleri, bu temel özelliklerin neler olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede apart from, genel bir sonuçtan önce küçük bir istisnayı dışarıda bırakmak için kullanılmıştır?
- Apart from being accurate, the report is also easy to read.
- Apart from one small typo, the report was completely accurate.
- The report pages were kept apart from the notes.
Cevabı göster
Apart from one small typo, the report was completely accurate.
so-called linguistic universals: temkinle yaklaşılan bir adlandırma
Bir linguistic universal, bütün insan dillerinde ortak olduğu iddia edilen bir özelliktir; burada universal, “diller arasında ortak” demektir, “evrenle ilgili” demek değildir. So-called, konuşan kişiyle kullanılan ad arasında biraz mesafe oluşturur. Cümle bu tür evrensellerden çok azının bulunduğunu söylediği için, bu özelliklerin gerçekten bu adı hak edip etmediğine dair temkinli veya hafif şüpheci bir tutum gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede so-called linguistic universals neyi düşündürür?
- Konuşan kişi özelliklerin uzayla bağlantılı olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi her dilde kesinlikle birçok özdeş özellik olduğunu söylüyor.
- Konuşan kişi bu adı kullanıyor, ancak özelliklerin gerçekten evrensel olduğuna tamamen inanmıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bu adı kullanıyor, ancak özelliklerin gerçekten evrensel olduğuna tamamen inanmıyor.
And while any language needs consistent patterns to function, Anlatım akışı
1:08Herhangi bir dilin işleyebilmesi için tutarlı kalıplara ihtiyacı olsa da,
the study of these patterns opens up an ongoing debate between two positions, Öbek fiiller
1:12bu kalıpların incelenmesi, iki görüş arasında devam eden bir tartışmayı başlatır,
known as prescriptivism and descriptivism. Kültür
1:17kuralcılık (prescriptivism) ve betimleyicilik (descriptivism) olarak bilinir.
while any language needs...: karşıtlıktan önce ortak bir noktayı kabul etmek
Baştaki while any language needs consistent patterns to function yan cümlesi ödünleme bildirir: while burada “... olsa da” anlamındadır, “... sırasında” anlamında değildir. Dillerin örüntülere ihtiyaç duymasını iki tarafın da kabul edebileceği ortak bir nokta olarak sunar. Bu başlangıç, savı iki adımda düzenler: önce ortak noktayı kabul eder, ardından ana cümlede tartışmalı konuya geçer. Böylece ilk noktayı reddetmeden karşıtlık kurulur.
Alıştırma
Hangi cümlede while önce bir noktayı kabul edip ardından karşıt bir iddia sunuyor?
- While the library was closing, we returned our books.
- We read quietly while the class took a test.
- While the library is small, it has an excellent science section.
Cevabı göster
While the library is small, it has an excellent science section.
opens up an ongoing debate: süregelen bir tartışmaya yol açmak
opens up an ongoing debate ifadesinde opens up, “neden olur veya alan açar” anlamına gelir. Yani inceleme, fiziksel olarak bir şeyi açmak yerine bir tartışmaya yol açar. Up, öbek fiilin bir parçasıdır. Ongoing, tartışmanın kısa sürede bitmeyip devam ettiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen subject + open up + a debate about/over something kalıbı; bir araştırmanın, kararın veya keşfin daha geniş bir konuyu tartışmaya açmasını anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi geniş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The report ____ about how children use social media.
Cevabı göster
opens up an ongoing debate
prescriptivism ve descriptivism: dil kuralları üzerine iki yaklaşım
Prescriptivism ve descriptivism, dil kuralları tartışmalarındaki iki genel yaklaşımdır. Prescriptivism dilin nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin ölçütlere odaklanırken descriptivism, çeşitlilik ve değişim de dâhil olmak üzere insanların dili gerçekte nasıl kullandığını gözlemler ve betimler. Bu cümlede iki terim, konuşmacının birazdan açıklayacağı tartışmanın taraflarını adlandırır. Buradaki -ism son eki bir bakış açısını veya yaklaşımı gösterir; kendiliğinden siyasi ideoloji anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade iki yaklaşımı doğru biçimde eşleştiriyor?
- Prescriptivism dil değişimini kaydeder; descriptivism tek ve değişmez bir standart dayatır.
- Prescriptivism dilin nasıl kullanılması gerektiğini sorar; descriptivism ise gerçekte nasıl kullanıldığını inceler.
- Her iki terim de dile ilişkin görüşleri değil, siyasi ideolojileri ifade eder.
Cevabı göster
Prescriptivism dilin nasıl kullanılması gerektiğini sorar; descriptivism ise gerçekte nasıl kullanıldığını inceler.
Grossly simplified: kaba bir özetten önce güçlü bir uyarı
Grossly simplified, bir özetten önce kullanılan çerçeveleyici bir ifadedir. Ardından gelen açıklamanın önemli ayrıntıları dışarıda bırakan, bilerek kabalaştırılmış bir sürüm olduğunu ve eksiksiz bir tanım gibi görülmemesi gerektiğini dinleyiciye bildirir. Burada grossly, ‘çok büyük veya aşırı ölçüde’ demektir; ‘iğrenç bir şekilde’ anlamında değildir. İfade, konuşmacının özetin kesinliğine ilişkin iddiasını azaltır ve karmaşık bir konudan hızlı bir genel bakışa geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi başlangıç, ardından gelen açıklamanın önemli ayrıntıları atlayan çok kaba bir özet olduğu konusunda en güçlü uyarıyı verir?
- Simply put, the legal process has three basic stages.
- More precisely, the legal process has three basic stages.
- Grossly simplified, the legal process has three basic stages.
Cevabı göster
Grossly simplified, the legal process has three basic stages.
prescriptivists think a given language should follow consistent rules, Notlar
1:22kuralcılar belirli bir dilin tutarlı kuralları takip etmesi gerektiğini düşünürken,
a given language: belirli bir dil
Bu cümlede a given language, örnek olarak ele alınan herhangi bir belirli dili ifade eder. Dilin daha önce anıldığı ya da kelimenin gerçek anlamıyla birine verildiği anlamına gelmez. a given + tekil sayılabilen isim kalıbı, daha büyük bir gruptan belirli bir üyeyi hangisi olduğunu söylemeden ele almanızı sağlar. Genel açıklamalarda ve analizlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede a given, “ele alınan herhangi bir belirli durum” anlamındadır?
- They have given the class extra homework.
- For a given temperature, the machine uses the same amount of power each time.
- She was given a new dictionary yesterday.
Cevabı göster
For a given temperature, the machine uses the same amount of power each time.
follow consistent rules: istikrarlı ve tutarlı kurallara uymak
Burada follow rules, kurallara uymak veya kurallara göre hareket etmek anlamına gelir; follow birinin arkasından gitmek anlamında değildir. Consistent, rules sözcüğünü niteler: Kurallar birbiriyle çelişmez ve öngörülemez biçimde değişmez. Bir bütün olarak follow consistent rules, istikrarlı ve birbiriyle uyumlu bir standartlar kümesine göre hareket etmek demektir. Bu ifade dil politikaları, sınıflar, kuruluşlar, prosedürler ve oyunlar için kullanılabilir.
Alıştırma
“İstikrarlı ve tutarlı bir kurallar bütününe uymak” anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: To make the classroom fair, every group must ____.
Cevabı göster
follow consistent rules
while descriptivists see variation and adaptation as a natural and necessary part of language. Dilbilgisi
1:26betimleyiciler varyasyon ve adaptasyonu dilin doğal ve gerekli bir parçası olarak görürler.
see variation and adaptation as: see X as Y kalıbı
see X as Y, “X'i Y olarak görmek veya anlamak” demektir. Bu cümlede variation and adaptation X, a natural and necessary part of language ise Y'dir. Bu kalıpta see, fiziksel olarak görmekten ziyade bir görüşü veya değerlendirmeyi ifade eder. Birinin nesneyi nasıl anladığını belirtmek için see + nesne + as + tanım, rol veya kategori yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi see X as Y kalıbıyla tamamlayın: Good coaches ____ mistakes ____ chances to improve.
Cevabı göster
see · as
For much of history: uzun süreli bir tarihsel çerçeve kurmak
For much of history, “geçmişteki dönemlerin çoğunda” demektir. Burada for bir zaman aralığını tanıtır; “bir amaç uğruna” anlamına gelmez. Cümlenin başında kullanıldığında, ana ifade için geniş bir tarihsel arka plan oluşturur. Much, ifadenin tarihin büyük bir kısmını kapsadığını gösterir; her anın istisnasız dahil olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tarihsel özeti “geçmişteki dönemlerin çoğunda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, long-distance messages traveled slowly.
Cevabı göster
For much of history
the vast majority of language: ezici derecede yüksek bir oran
the vast majority of + isim yapısı, o ismin belirttiği şeyin ezici derecede büyük bir bölümünü veya sayısını anlatır. Vast, majority sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle yalnızca yarıdan biraz fazla değil, çok daha yüksek bir oran ifade eder. Bu cümlede language, insanların dili kullanmasını veya iletişimi anlatan sayılamayan bir isimdir. Tek bir bütün olarak ele alındığı için cümlede tekil fiil was kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi “çok yüksek bir oran” anlamındaki resmî hedef ifadeyle tamamlayın: In the survey, the ____ respondents supported the plan.
Cevabı göster
vast majority of
But as people became more interconnected and writing gained importance, Notlar
1:38Ancak insanlar birbirlerine daha fazla bağlandıkça ve yazı önem kazandıkça,
as people became more interconnected: gelişen bir arka plan
Burada as, zaman içinde gelişen bir değişimi anlatan yan cümleyi başlatır: İnsanlar birbirine daha bağlı hâle gelmiştir. “Bu değişim gerçekleşirken” veya “bu değişimle birlikte” şeklinde anlaşılabilir. as ile başlayan yan cümle, değişen koşulları arka plana yerleştirir; ardından gelen ana cümle de buna eşlik eden sonucu sunabilir. Satırın tamamında writing gained importance ikinci bir arka plan değişimi olarak ilkine bağlanır. Buradaki as, “rolünde” anlamına gelmez ve because kadar açık bir biçimde doğrudan neden belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, yavaş gelişen bir değişimi başka bir değişimin arka planı olarak sunuyor?
- As the neighborhood grew, the bus service became more frequent.
- As a neighborhood, the bus service became more frequent.
- Because the neighborhood grew, the bus service became more frequent.
Cevabı göster
As the neighborhood grew, the bus service became more frequent.
gained importance: zamanla daha önemli hâle gelmek
Bu cümlede gained importance, “daha önemli hâle geldi” demektir. Gain, yazının rolünün veya etkisinin artmasını anlatır; yazının somut bir nesne elde ettiği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + gain importance biçimindedir. Önemin zamanla arttığını gösterir ve zamana göre gain biçimi değişir: gains importance, gained importance veya has gained importance.
Alıştırma
Cümleyi gain importance ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: As the town grew, public transportation ____.
Cevabı göster
gained importance
written language was standardized to allow broader communication Dilbilgisi
1:42daha geniş bir iletişime olanak sağlamak için yazılı dil standartlaştırıldı
was standardized to allow: edilgen yapı ve amaç bildiren to-infinitive
written language was standardized ifadesinde özne eylemden etkilenir; bu yüzden was standardized geçmiş zamanda edilgen yapıdır. Bir kişi veya grup, yazı dilinin ortak bir standarda uymasını sağlamıştır. Eylemi yapan belirtilmez çünkü odak noktasında değişikliğin kendisi vardır. To allow broader communication amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır ve “Neden standartlaştırıldı?” sorusunu yanıtlar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şey + be + past participle + to + fiilin yalın hâli biçimindedir; bir tasarımın, kuralın veya değişikliğin amaçlanan sonucunu açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. Simplify fiilini geçmiş zamanda edilgen yapın, ardından amacı göstermek için to help kullanın: The instructions ____ new users understand the app.
Cevabı göster
were simplified to help
and ensure that people in different parts of a realm could understand each other. Notlar
1:46ve bir krallığın farklı bölgelerindeki insanların birbirini anlayabilmesi sağlandı.
ensure that: bir sonucu resmî olarak garanti etmek
ensure that + yan cümle, belirtilen sonucun gerçekleşmesi veya geçerli kalması için gereken adımları atmak anlamına gelir. that'ten sonraki yan cümle garanti altına alınan sonucu belirtir; burada bu sonuç, krallığın her yerindeki insanların birbirini anlayabilmesidir. Bu yapı resmî açıklamalarda, talimatlarda, politikalarda ve bir planın amacını anlatırken yaygındır. Günlük konuşmada make sure that çoğu zaman aynı temel düşünceyi daha rahat bir üslupla ifade eder.
Alıştırma
Resmî talimatı hedef ifadeyle tamamlayın: Check the lid to ____ the container is tightly closed.
Cevabı göster
ensure that
a realm: bir hükümdarın tarihî toprakları
Bu cümlede a realm, tek bir hükümdarın veya yönetim gücünün hâkimiyeti altındaki bütün toprakları ifade eder; yani yetki alanı olarak görülen bir krallık ya da hükümdarlık toprağıdır. Bu nedenle different parts of a realm, aynı tarihî siyasi toprakların içindeki bölgeleri anlatır. Bu kelime, ortamın sıradan bir yerden değil, yönetim ve toprak üzerindeki güçten söz ettiğini gösterir. Tarihî veya edebî çağrışım burada anlamın bir parçasıdır.
Alıştırma
“Messengers carried the new law to every village in the realm,” cümlesinde realm ne anlama gelir?
- bir evin içindeki sıradan bir oda
- akademik bir çalışma alanı
- bir hükümdarın yönettiği topraklar
Cevabı göster
bir hükümdarın yönettiği topraklar
this standard form came to be considered the only proper one, Notlar
1:52bu standart formun tek doğru olan form olduğu düşünülmeye başlandı,
came to be considered: zaman içinde oluşan bir yargı
Come to + fiil, bir yere doğru hareket etmek yerine zamanla bir duruma ulaşmak anlamına gelebilir. came to be considered ifadesinde came to, yargının zaman içinde oluştuğunu belirtir; be considered ise edilgen yapıdır ve başkalarının özneyi nasıl gördüğünü anlatır. Come to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, zamanla yerleşen bir itibarı, statüyü veya ortak inancı anlatmak için kullanılabilir. Burada standart biçimin en başından beri kendiliğinden bu şekilde görülmediğini gösterir.
Alıştırma
Come to be + consider fiilinin geçmiş zaman ortacını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Over time, the old station ____ a city landmark.
Cevabı göster
came to be considered
the only proper one: doğru kabul edilen tek biçim
Burada proper, bir dil standardına göre doğru kabul edilen anlamındadır. Yalnızca resmî, kibar veya uygun demek değildir. One, tekrarı önlemek için standard form ifadesinin yerini tutar. Only, yargıyı dışlayıcı hâle getirir: bu biçim tek doğru seçenek olarak değerlendirilmiş, dolayısıyla diğer biçimler dolaylı olarak yanlış sayılmıştır. Cümle, kuralcı bir toplumsal yargıyı aktarır; diğer dil çeşitlerinin kuralsız olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede the only proper one ifadesi neyi ima ediyor?
- Tüm biçimler eşit derecede kabul edilebilir sayıldı.
- Bu biçim yalnızca resmî durumlarda kullanıldı.
- Bir biçim doğru kabul edilirken diğer seçenekler dışlandı.
Cevabı göster
Bir biçim doğru kabul edilirken diğer seçenekler dışlandı.
despite being derived from just one of many spoken varieties, Notlar
1:56aslında konuşulan birçok türden sadece birinden türetilmiş olmasına rağmen,
despite being derived from: kısa bir karşıtlık yapısı
Despite bir karşıtlık ilişkisi kurar: bir şeyin belirli bir kaynaktan gelmesi, ardından gelen karşıt durumu ortadan kaldırmaz. Burada being derived from edilgen bir -ing yan cümlesidir; örtük özne, konuşma dili varyantlarından birinden türeyen şeydir. Despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing yan cümlesi gelir. Bu nedenle despite being derived from, daha tam olan although it was derived from yan cümlesinin sıkıştırılmış biçimidir. Bu kısa yapı özellikle resmî açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi despite + being + derive fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____ an older design, the app looks modern.
Cevabı göster
Despite being derived from
spoken varieties: sistemli konuşma dili varyantları
Dil çalışmalarında spoken varieties, bir dilin insanların gerçekten konuştuğu farklı ve düzenli biçimleri demektir. Farklar bölge, toplumsal grup veya durumla bağlantılı olabilir; variety bunları tarafsız biçimde kapsayan genel bir terimdir. one of many ifadesinde varieties çoğuldur çünkü birden çok farklı konuşma biçimi ele alınır. Bu sözcük, bir biçimi doğuştan diğerlerinden daha iyi saymaz.
Alıştırma
Dil üzerine bir tartışmada spoken varieties ne anlama gelir?
- farklı ses ekipmanı markaları
- farklı grupların veya farklı durumlarda kullanılan sistemli konuşma dili biçimleri
- ortak bir düzeni olmayan rastgele konuşma hataları
Cevabı göster
farklı grupların veya farklı durumlarda kullanılan sistemli konuşma dili biçimleri
usually that of the people in power. Kalıp ifadeler
2:00ki bu genellikle iktidardaki kişilerin diliydi.
people in power. — iktidardaki insanlar
People in power, günümüzde siyasi, kurumsal veya örgütsel yetkiye sahip olan ve önemli kararlar alabilen ya da bu kararları etkileyebilen insanları ifade eder. In power burada elektrikle bağlantıyı değil, yetki sahibi olma durumunu anlatır. Bu cümlede that, daha önce sözü edilen konuşma çeşidine gönderme yapar. Dolayısıyla ifade, hangi kişilerin kullandığı çeşidin genellikle standart hâline geldiğini gösterir: toplumsal güce sahip kişilerin kullandığı çeşit. Cümle, dil standartlarını yetkiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
people in power ifadesini karar alma yetkisine sahip kişiler anlamında kullanan cümle hangisidir?
- The people in the power station repaired the cables.
- The people in power approved the new law.
- The people with power banks charged their phones.
Cevabı göster
The people in power approved the new law.
Language purists worked to establish and propagate this standard Notlar
2:02Dil püristleri, bu standardı oluşturmak ve yaymak için çalıştılar,
Language purists — sözde saf bir dilin savunucuları
Language purists, bir dilin tercih edilen geleneksel veya sözde saf bir biçime yakın kalması gerektiğine inanan kişileri anlatır. Bu kişiler çoğu zaman alıntı kelimelere, yeni ifadelere veya standart dışı gördükleri biçimlere karşı çıkar. Bu cümlede grup, bir standardı oluşturup yaymaya çalışan etkin bir güç olarak sunuluyor. Purist temizlikle ilgili değildir; bir etiket olarak, konuşanın bu grubun tutumunu katı veya gereğinden fazla kısıtlayıcı gördüğünü de ima edebilir.
Alıştırma
Yeni kelimeler hakkındaki bir tartışmada language purists ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Çocukların konuşmayı nasıl öğrendiğini inceleyen kişiler
- Her kelimeyi başka bir dile çeviren kişiler
- Geleneksel veya sözde saf dil biçimlerini güçlü biçimde savunan kişiler
Cevabı göster
Geleneksel veya sözde saf dil biçimlerini güçlü biçimde savunan kişiler
establish and propagate this standard: bir standardı oluşturmak ve yaymak
Bu cümlede establish, standardı tanınır ya da sağlam biçimde kabul edilir hâle getirmek; propagate ise onu daha çok kişiye yaymak demektir. Bu iki fiil, bir standardı kabul edilir hâle getirme ve ardından etkisini genişletme şeklindeki bağlantılı iki aşamayı gösterir. Burada propagate, bir standardı veya fikri yaymak anlamındadır. Bitkilerin, hayvanların ya da hücrelerin çoğalmasıyla ilgili biyolojik anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi establish ve propagate fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The institute worked to ____ the new safety standard.
Cevabı göster
establish and propagate
by detailing a set of rules that reflected the established grammar of their times. Notlar
2:07dönemlerinin yerleşik gramerini yansıtan bir dizi kuralı detaylandırarak.
by detailing a set of rules: yöntemi gösteren by + -ing
By detailing a set of rules, “bir dizi kuralı ayrıntılı biçimde açıklayarak” demektir. by + fiil-ing kalıbı, önceki bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğini gösterir; burada standardı oluşturup yaymak için kullanılan yöntemi belirtir. Detailing, belirli ve ayrıntılı bilgi vermek anlamındaki detail fiilinin -ing biçimidir. A set of rules ise birbiriyle ilişkili kurallar grubudur.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by ve check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team reduced errors ____ every report twice.
Cevabı göster
by checking
the established grammar of their times: o dönemin kabul edilmiş dil bilgisi
Bu cümlede established yalnızca “oluşturulmuş” değil, “zaten tanınmış ve standart olarak kabul edilmiş” anlamına gelir. The established grammar of their times, o tarihsel dönemdeki insanların normal veya yetkili kabul ettiği dil bilgisi kurallarını anlatır. established + isim yapısı, bir süredir kabul edilen ve kullanılan kural, uygulama veya sistemleri anlatmak için sıkça kullanılır. Bunların mutlaka adil, doğru veya kalıcı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “the established grammar of their times” ne anlama geliyor?
- Yalnızca cümle kurmak için kullanılan dil bilgisi demektir.
- O anda icat edilmekte olan yeni bir dil bilgisi demektir.
- O dönemde genel olarak standart kabul edilen dil bilgisi demektir.
Cevabı göster
O dönemde genel olarak standart kabul edilen dil bilgisi demektir.
And rules for written grammar were applied to spoken language as well. Dilbilgisi
2:12Ve yazılı gramer kuralları sözlü dile de uygulandı.
were applied to spoken language: apply A to B yapısının edilgen biçimi
Were applied to spoken language, apply A to B yapısının edilgen biçimidir. Burada yazılı dil bilgisi kuralları A, spoken language ise B’dir: insanlar bu kuralları konuşma için de kullanmıştır. Edilgen yapı, kuralları kimin uyguladığını belirtmeden kurallara ne yapıldığına odaklanır. Bu yapıda apply, “bir şeyi belirli bir durumda kullanmak” anlamına gelir; “başvurmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi apply A to B yapısının geçmiş zamanlı edilgen biçimiyle tamamlayın: The new safety rules ____ every department.
Cevabı göster
were applied to
Speech patterns that deviated from the written rules were considered corruptions or signs of low social status, Notlar
2:17Yazılı kurallardan sapan konuşma kalıpları, yozlaşma veya düşük sosyal statü işareti olarak kabul edildi
deviated from the written rules: yazılı kurallardan sapmak
Deviated from, “bir ölçütten uzaklaştı” veya “bir ölçüte uymadı” anlamına gelir. Burada yazılı kurallar ölçüttür ve bu konuşma kalıpları o kurallara uymamıştır. Bu ifade yalnızca iki şeyin farklı olduğunu söylemez. Deviate from, bir şeyi beklenen yol veya kural olarak sunar; diğer şeyin de bu ölçütten uzaklaştığını belirtir. Yapı deviate from + kural, plan, norm, rota veya beklenen sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi deviate from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the flight ____ its planned route.
Cevabı göster
deviated from
corruptions or signs of low social status: bozulmalar ya da düşük toplumsal statü işaretleri
Burada corruptions sözcüğü, insanların bozulmuş, saflığını yitirmiş veya yanlış olduğuna karar verdiği dil biçimlerini anlatır; rüşvet ya da devlet yolsuzluğu anlamına gelmez. Signs of low social status ifadesi ise bir konuşmacının daha düşük bir toplumsal sınıfa ait olduğunu gösterdiği düşünülen ipuçlarını anlatır. Edilgen were considered yapısı, bunların konuşmanın kalitesiyle ilgili kanıtlanmış gerçekler değil, toplumsal yargılar olduğunu gösterir. İfade, “doğru” dil hakkındaki kuralların konuşmacıları damgalamak için nasıl kullanıldığını ortaya koyar.
Alıştırma
Özgün cümlede were considered corruptions or signs of low social status ne anlatıyor?
- İnsanlar bu konuşma kalıplarının dil bakımından daha aşağı olduğunu nesnel olarak kanıtladı.
- İnsanlar bu konuşma kalıplarını bozulmuş olarak değerlendirdi ve daha düşük toplumsal sınıfla ilişkilendirdi.
- İnsanlar bu konuşma kalıplarının siyasi rüşvet içerdiğine inanıyordu.
Cevabı göster
İnsanlar bu konuşma kalıplarını bozulmuş olarak değerlendirdi ve daha düşük toplumsal sınıfla ilişkilendirdi.
and many people who had grown up speaking in these ways were forced to adopt the standardized form. Dilbilgisi
2:24ve bu şekilde konuşarak büyüyen pek çok kişi standartlaştırılmış formu benimsemeye zorlandı.
had grown up speaking: geçmişte daha önce oluşmuş bir çocukluk dil alışkanlığı
Grow up + -ing, bir kişinin çocukluğu boyunca devam eden bir etkinliği veya alışkanlığı anlatır. Had grown up speaking ifadesinde speaking, büyürken düzenli olarak yaptıkları şeyi gösterir; büyümenin amacını anlatmaz. Had grown up, past perfect yapısındadır. Daha sonraki geçmiş olay olan were forced noktasından geriye bakar ve konuşma biçimlerinin, onu değiştirmeye zorlanmalarından önce zaten yerleşmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi grow up speaking ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before Maya moved abroad, she ____ two languages at home.
Cevabı göster
had grown up speaking
were forced to adopt: zorunluluk bildiren edilgen ifade
Be forced to + fiilin yalın hâli, force someone to do something yapısının edilgen biçimidir. Were forced to adopt, dışarıdan bir otoritenin, baskının veya durumun bu insanlara dil biçimlerini değiştirme konusunda gerçek bir seçenek bırakmadığını anlatır. Burada adopt, bir biçimi, sistemi, yöntemi veya uygulamayı kabul edip kullanmaya başlamak demektir. Bir çocuğu aileye evlat edinmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi force ve adopt fiillerini edilgen yapıda kullanarak tamamlayın: When the school removed the old system, the teachers ____ the new one.
Cevabı göster
were forced to adopt
More recently, however: zamanı ilerletmek ve karşıtlık belirtmek
More recently, zaman çizgisini daha önceki bir dönemden daha yakın bir döneme taşır. However ise ardından gelen düşüncenin önceki anlatımla veya beklentiyle karşıtlık oluşturduğunu belirtir. Bu iki belirteç birlikte hem zamanda hem de bakış açısında bir değişimi düzenler: eski bir konumun ardından daha yeni ve farklı bir konum gelir. Virgüller however ifadesini cümle zarfı olarak ayırır; ancak buradaki temel görevi, önceki içerikle karşıtlığı göstermektir.
Alıştırma
Bir makale az önce eski bir inancı anlattı. Bu inanca karşı çıkan daha yeni bir bulguyu en iyi hangi cümle tanıtır?
- More recently, however, researchers have questioned that belief.
- At the same time, researchers described the belief in detail.
- More recently, for example, researchers have provided another illustration of that belief.
Cevabı göster
More recently, however, researchers have questioned that belief.
linguists have understood that speech is a separate phenomenon from writing, Kelime
2:31dilbilimciler konuşmanın yazıdan ayrı bir olgu olduğunu anlamaya başladılar,
a separate phenomenon from writing: kavramsal ayrılığı belirtmek
a separate phenomenon from writing ifadesi, konuşmayı yazıdan kavramsal olarak farklı bir olgu şeklinde tanımlar. Separate from burada fiziksel uzaklığı belirtmez; konuşmanın kendine özgü örüntüleri olduğunu ve yalnızca yazının sese dönüştürülmüş hâli olmadığını söyler. Yeniden kullanılabilen A is a separate phenomenon from B kalıbı, birbiriyle ilişkili iki konuyu ayrı ayrı anlaşılması veya incelenmesi gereken şeyler olarak sunar. A ile B arasında hiçbir bağ olmadığını iddia etmeden gerçek bir ayrımı gösterir.
Alıştırma
Birbiriyle ilişkili iki sonucun aynı olgu olarak görülmemesi gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Online popularity is a reliable measure of professional success.
- Online popularity has no possible connection to professional success.
- Online popularity is a separate phenomenon from professional success.
Cevabı göster
Online popularity is a separate phenomenon from professional success.
with its own regularities and patterns. Kalıp ifadeler
2:35kendine has kuralları ve kalıpları olan.
with its own regularities and patterns: kendine özgü düzenlilikler ve kalıplar
with its own regularities and patterns edat öbeği, konuşmanın bir özelliğini ekler: konuşmanın kendine ait bir sistemi vardır. Burada its, speech sözcüğüne gönderme yapar; own ise bu sistemin yazı gibi başka bir biçimin kalıplarından farklı olabileceğini vurgular. Regularities, tekrar tekrar gözlemlenebilen tutarlı özellikleri veya düzenlilikleri anlatan çoğul bir isimdir; patterns ise yinelenen düzenleri ya da biçimleri anlatır. Bu iki sözcük birlikte konuşmanın rastgele değil, düzenli bir yapıya sahip olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cihazın kendine özgü bir sistemi olduğunu göstermek için with its own ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The device operates with its own set of safety rules.
- The device operates with its owns set of safety rules.
- The device operates with it's own set of safety rules.
Cevabı göster
The device operates with its own set of safety rules.
Most of us learn to speak at such an early age that we don't even remember it. Dilbilgisi
2:38Çoğumuz o kadar küçük yaşta konuşmayı öğreniriz ki bunu hatırlamayız bile.
such an early age that: derece ve sonuç
such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + that yan cümlesi kalıbı, güçlü bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. at such an early age that... ifadesinde such, an early age isim öbeğinin tamamını niteler; that yan cümlesi ise çoğu kişinin konuşmayı öğrenme sürecini hatırlamaması sonucunu verir. Seçim, ardından gelen yapıya bağlıdır. Bu tür tam bir isim öbeğinden önce such kullanılır; doğrudan bir sıfat niteleniyorsa so young that... örneğindeki gibi so kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi such...that sonuç kalıbıyla tamamlayın: It was ____ difficult puzzle ____ nobody could solve it.
Cevabı göster
such a · that
spoken repertoire: kişisel konuşma dili kaynakları bütünü
Bu cümlede spoken repertoire, kişinin konuşurken kullanabileceği ifadeler, cümle kalıpları, telaffuz alışkanlıkları ve konuşma biçimlerinin bütünüdür. Kullanılabilir kişisel konuşma dili kaynaklarını ifade eder; hazırlanmış tek bir konuşma metni değildir. Repertoire çoğu zaman bir sanatçının sunabildiği eserleri belirtir, ancak daha geniş bir anlamı da vardır: kişinin kullanmaya hazır olduğu beceriler veya tepkiler bütünü. Spoken, bu geniş anlamı konuşmayla sınırlar.
Alıştırma
Bu cümlede spoken repertoire ne anlama geliyor?
- Kişinin kullanabileceği konuşma dili kaynakları bütünü
- Kişinin prova ettiği tek bir konuşma
- Ezberlenecek yazılı dil bilgisi kuralları listesi
Cevabı göster
Kişinin kullanabileceği konuşma dili kaynakları bütünü
through unconscious habits, not memorized rules: through A, not B kalıbı
Through unconscious habits, konuşma repertuvarının hangi yolla geliştiğini gösterir. Burada through, bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçmek değil, “aracılığıyla” anlamındadır. through A, not B kalıbı önce gerçek yöntemi, yani A'yı verir ve hemen ardından alternatif açıklama B'yi reddeder. A ve B'nin paralel yapılarda olması karşıtlığı açık hâle getirir; burada ikisi de isim öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümle, paralel yapıdaki iki yöntemi karşılaştırmak için through A, not B kalıbını doğal biçimde kullanır?
- We improved the plan through careful, not guessing the answer.
- We improved the plan because careful testing, not guesswork.
- We improved the plan through careful testing, not guesswork.
Cevabı göster
We improved the plan through careful testing, not guesswork.
And because speech also uses mood and intonation for meaning, Kelime
2:48Ayrıca konuşma, anlam için ruh halini ve tonlamayı da kullandığından,
mood and intonation: sesin taşıdığı anlam
Bu cümlede mood; sıcaklık, şüphe, sabırsızlık veya alay gibi konuşma biçiminin taşıdığı tutum ya da duygusal rengi anlatır. Yalnızca konuşanın iç dünyasında nasıl hissettiği anlamına gelmez. Intonation ise çoğu zaman vurguya eşlik eden, sesin yükselip alçalma düzenidir. Bu ipuçları, sözcüklerin ve dil bilgisinin ötesinde anlam katabilir. Aynı sözler mood ve intonation değiştiğinde samimi, şüpheli, soru soruyormuş gibi veya alaycı duyulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede mood and intonation neyi ifade eder?
- Yazıda kullanılan dil bilgisi kuralları ve noktalama işaretleri
- Konuşanın tutumu ve sesin yükselip alçalması
- Konuşanın uzun süreli duyguları ve sözcüklerin yazılışı
Cevabı göster
Konuşanın tutumu ve sesin yükselip alçalması
adapting to the needs of speakers and listeners. Kalıp ifadeler
2:55konuşanların ve dinleyenlerin ihtiyaçlarına uyum sağlar.
adapting to the needs of speakers and listeners: konuşanların ve dinleyenlerin ihtiyaçlarına uyum sağlamak
adapt to the needs of someone kalıbı, bir şeyin o kişi veya grup için daha iyi işleyecek şekilde değişmesi demektir. Burada konuşmanın yapısı, konuşanların ve dinleyenlerin ihtiyaçlarına göre ayarlanabildiği için esnek olabilir. Adapting, -ing ile kurulan bir ortaç ifadesidir. Esnek yapının ne yaptığını, yani insanların ihtiyaçlarına uyum sağladığını açıklayan ek bilgi verir. Başka bir ana fiil değildir. Temel kalıp adapt to + isimdir: adapt to the needs of users.
Alıştırma
Hangi cümle kursun küçük yaştaki öğrencilerin ihtiyaçlarına göre değiştiğini doğru biçimde anlatır?
- The course adapts to the needs of young learners.
- The course adapts the needs of young learners.
- The course adapts with the needs from young learners.
Cevabı göster
The course adapts to the needs of young learners.
This could mean avoiding complex clauses that are hard to parse in real time, Notlar
2:58Bu, gerçek zamanlı olarak ayrıştırılması zor olan karmaşık cümleciklerden kaçınmak,
hard to parse in real time: konuşma gelirken yapıyı anlamak
Burada parse, dilin bölümlerini ve aralarındaki ilişkileri anlayabilmek için dil bilgisel yapıyı belirlemek anlamına gelir. Yalnızca yazılımların yaptığı işlemi değil, bir insanın dinlerken yaptığı analizi de anlatabilir. In real time, sözcükleri daha sonra durup incelemek yerine geldikleri anda işlemek demektir. Bu nedenle hard to parse in real time, daha sonra anlaşılabilecek olsa bile dinleme sırasında yapısı hemen çözülemeyen bir yan cümleyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede hard to parse in real time ne anlama gelir?
- Yan cümleyi dikkatle yeniden okuduktan sonra bile anlamak imkânsızdır.
- Yan cümleyi dinlerken yapısını çözmek zordur.
- Bir bilgisayarın yan cümleyi hızlıca yazdırması zordur.
Cevabı göster
Yan cümleyi dinlerken yapısını çözmek zordur.
making changes to avoid awkward pronunciation, Kalıp ifadeler
3:03garip telaffuzları önlemek için değişiklikler yapmak,
awkward pronunciation: söylemesi zor veya doğal gelmeyen telaffuz
Awkward pronunciation, bir sesi veya ses dizisini akıcı biçimde söylemenin zor olması ya da telaffuzun kulağa doğal gelmemesi demektir. Burada awkward, konuşma deneyimini veya ortaya çıkan sonucu anlatır; ahlaken yanlış anlamına gelmez. avoid awkward pronunciation ifadesindeki düşünce, konuşanların sözcükleri daha kolay ve akıcı söylemek için seslerin birleşme biçimini değiştirebilmesidir. Daha genel olarak awkward; akıcı veya doğal olmayan konuşma, hareket ya da sosyal durumları da anlatabilir.
Alıştırma
making changes to avoid awkward pronunciation ifadesinde awkward pronunciation ne anlama gelir?
- söylemesi zor veya doğal gelmeyen bir ses dizisi
- yalnızca resmî yazılarda kullanılan bir yazım biçimi
- ahlaken kabul edilemez bir telaffuz
Cevabı göster
söylemesi zor veya doğal gelmeyen bir ses dizisi
or removing sounds to make speech faster.
3:05veya daha hızlı konuşmak için bazı sesleri atmak anlamına gelebilir.
could mean avoiding ... making ... or removing: paralel -ing eylemleri
Could mean + -ing yapısı, bir eylemi olası bir pratik anlam veya sonuç olarak sunar. Burada could ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır: bunlar “This” için olası işleyiş biçimleridir, kesin sonuçlar değildir. Avoiding..., making... ve removing..., mean fiilini tamamlayan üç paralel -ing öbeğidir. Eylemleri isim gibi belirtirler; şimdiki zaman yapıları değildirler. Listedeki her eylemi aynı -ing biçiminde tutun ve son alternatiften önce or kullanın.
Alıştırma
Cümleyi reduce, simplify ve remove fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: Making the app easier to use could mean ____ the number of menus, ____ the instructions, or ____ an unnecessary step.
Cevabı göster
reducing · simplifying · removing
The linguistic approach that tries to understand and map such differences, Kalıp ifadeler
3:09Doğru olanları dikte etmeden bu tür farklılıkları anlamaya ve haritalamaya çalışan
understand and map such differences: farklılıkları anlayıp sistemli biçimde haritalandırmak
understand and map such differences ifadesinde understand, farklılıkların ne olduğunu ve neden ortaya çıktığını anlamak demektir. Map burada soyut anlamda kullanılan bir fiildir: farklılıkları sistemli biçimde belirlemek ve bunların örüntüsünü, dağılımını veya ilişkilerini göstermek. Bu iki fiil, analizin iki aşamasını anlatır: önce farklılıkları anlamak, sonra onları açık bir genel görünüm oluşturacak şekilde düzenlemek. Such differences, daha önce söz edilen farklılıklara gönderme yapar.
Alıştırma
Hangi cümlede map, map such differences ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- She drew a map of the island.
- We checked the map before leaving the station.
- The report maps changes in rainfall across the region.
Cevabı göster
The report maps changes in rainfall across the region.
without dictating correct ones: without + -ing ile bir sınır belirtmek
Without + -ing, ana eylem gerçekleşirken başka bir eylemin yapılmadığını gösterir. Burada yaklaşım, farklılıkları anlamaya ve haritalandırmaya çalışır ancak hangi dil biçimlerinin doğru olduğuna ilişkin kurallar koymaz. Bu ifade, yaklaşımın ne yaptığının sınırını belirler. Bu bağlamda dictate, “otorite kullanarak karar vermek veya kural koymak” anlamındadır; “birinin yazması için sözcükleri söylemek” anlamında değildir. Ones, ismi tekrar etmemek için dil biçimlerinin veya kullanımlarının yerine geçer.
Alıştırma
Cümleyi without ve impose fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The coach offered several options ____ one solution.
Cevabı göster
without imposing
is known as descriptivism: be known as ile bir terim tanıtmak
Be known as, “adı ... olmak” veya “... olarak bilinmek” anlamına gelir ve kabul edilmiş bir adı, unvanı ya da teknik terimi tanıtır. Burada önce yöntem açıklanır, ardından descriptivism terimi verilir. Kalıp A + be known as + B biçimindedir: A adlandırılan şey, B ise onun adıdır. Edilgen yapı, belirli bir kişinin A’yı bilip bilmediğine değil, insanların kullandığı etikete odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi be known as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A word formed from the first letters of other words ____ an acronym.
Cevabı göster
is known as
Rather than deciding how language should be used, Dilbilgisi
3:17Dilin nasıl kullanılması gerektiğine karar vermek yerine,
Rather than deciding: rather than + -ing ile eylemleri karşılaştırma
Bu cümlede Rather than deciding, seçilmeyen eylemi belirtir. decide fiili rather than ifadesinden sonra -ing biçiminde geldiği için bu bölüm karar vermemek ya da karar vermek yerine anlamına gelir. Karşıtlığın diğer tarafı sonraki ana cümlede yer alır: özne A'yı yapmak yerine B'yi yapar. Bu kalıp iki seçeneği veya yöntemi açıkça karşılaştırmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi rather than ve buy fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a new bike, Ava repaired the old one.
Cevabı göster
Rather than buying
how language should be used: gömülü how cümleciğinin söz dizimi
how language should be used sözleri, daha büyük bir cümleye gömülü bir how yan cümleciği oluşturur. Cümlecik bütünüyle deciding sözcüğünün içeriğidir ve neye karar verildiğini anlatır. Cümlecikteki should be used, should kipliği ile edilgen be used biçimini birleştirir; bu nedenle language eylemden etkilenir. Bu cümlecik daha büyük bir bildirme cümlesine gömülü olduğu için düz cümle sırasını kullanır: how + özne + should + be used. Doğrudan bir soruda özne ile kipliğin sırası değişir: How should language be used?
Alıştırma
language, should ve use sözcüklerini kullanarak cümleyi gömülü bir how cümleciğiyle tamamlayın: The guide explains ____.
Cevabı göster
how language should be used
and tracks the innovations they come up with in the process. Notlar
3:23ve bu süreçte ortaya çıkardıkları yenilikleri izler.
come up with: yeni bir şey düşünmek veya üretmek
Come up with; fikir, yanıt, plan veya ifade gibi yeni bir şey düşünmek, üretmek ya da ortaya koymak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; bu yüzden sözcükleri ayrı ayrı, gerçek anlamlarıyla yorumlamayın. the innovations they come up with yapısında innovations, come up with fiilinin nesnesidir. Tam yapı the innovations (that) they come up with şeklindedir; ilgi zamiri that düşürülmüştür.
Alıştırma
Cümleyi “düşünmek veya yaratmak” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a name for our club.
Cevabı göster
come up with
in the process: bunu yaparken
In the process, “o etkinlik sürerken” anlamına gelir. Burada insanların dili kullanmasına gönderme yapar ve yeniliklerin bu kullanım sırasında ortaya çıktığını belirtir. Bu ifade, bir eylemi o sırada ortaya çıkan bir sonuca veya ek değişime bağlayabilir. Genellikle ilgili cümle bölümünün sonunda yer alır: Bir şey yapılır ve in the process başka bir şey öğrenilir, bulunur veya değiştirilir.
Alıştırma
Cümleyi “bunu yaparken” anlamına gelen in the + isim biçimindeki kalıpla tamamlayın: Leo fixed his bike and learned how the brakes worked ____.
Cevabı göster
in the process
But while the debate between prescriptivism and descriptivism continues, Anlatım akışı
3:27Kuralcılık ve betimleyicilik arasındaki tartışma devam etse de,
while the debate ... continues: ana savdan önce ödünleme
Bu cümlede while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Yan cümle tartışmanın hâlâ sürdüğünü kabul eder, ancak bu yazarın asıl sonucu değildir. Temel sav ana cümlede verilir: İki yaklaşım birbirini dışlamaz. Bu yapı, önce belli bir sonuca işaret ediyor gibi görünen bir olguyu kabul eder, ardından bu izlenimi sınırlayan veya düzelten bir sav ekleyerek argümanı düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede while yan cümlesinin işlevi nedir?
- Tartışmanın sürdüğünü ana sonuç olarak verir.
- İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Ana savı sunmadan önce tartışmanın sürdüğünü kabul eder.
Cevabı göster
Ana savı sunmadan önce tartışmanın sürdüğünü kabul eder.
not mutually exclusive: ikisi de bir arada bulunabilir
Mutually exclusive, iki şeyin aynı anda doğru olamayacağı, gerçekleşemeyeceği veya seçilemeyeceği anlamına gelir. not eklendiğinde anlam tersine döner: İki yaklaşım bir arada bulunabilir veya her ikisi de bir rol oynayabilir. Bu ifade, yaklaşımların aynı olduğunu ya da her ayrıntıda her zaman uyumlu olduklarını söylemez. Burada yalnızca birini seçmenin veya önemsemenin diğerini tamamen dışlaması gerektiği düşüncesini reddeder.
Alıştırma
İki hedef not mutually exclusive olarak tanımlanıyorsa hangi durum mümkün olmalıdır?
- Hedeflerden yalnızca biri izlenebilir.
- Hedefler tamamen aynı anlama gelir.
- Hedeflerin ikisi birlikte izlenebilir.
Cevabı göster
Hedeflerin ikisi birlikte izlenebilir.
At its best: değerlendirmeyi ideal durumla sınırlamak
At its best, “bir şey en iyi şekilde çalışırken veya en güçlü özelliklerini gösterirken” anlamına gelir. Buradaki its, prescriptivism kavramına gönderme yapar; dolayısıyla ifade, kuralcılığın en yararlı biçimindeyken neler yapabildiğini anlatmaya başlar. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen olumlu değerlendirmenin kapsamını sınırlar. Konuşan kişi kuralcılığın her zaman yararlı olduğunu iddia etmez; dengeli bir değerlendirmenin parçası olarak onun en iyi yönünü kabul eder.
Alıştırma
Programın en iyi şekilde çalıştığında çocukların okumaktan keyif almasına yardımcı olduğunu söyleyen cümle hangisidir?
- At best, the program helps children enjoy reading.
- At its best, the program helps children enjoy reading.
Cevabı göster
At its best, the program helps children enjoy reading.
prescriptivism is useful for informing people about the most common established patterns Kalıp ifadeler
3:34kuralcılık, insanları en yaygın yerleşik kalıplar hakkında bilgilendirmek için faydalıdır
useful for informing people about: bir amacı anlatmak
Be useful for + fiil-ing, bir şeyin bir etkinliğe veya amaca yardımcı olduğunu anlatır. Useful for informing ifadesinde for bir edattır; bu nedenle inform, yalın biçimde değil, -ing biçimi olan informing olarak kullanılır. Inform someone about something, “bir kişiye bir konu hakkında bilgi vermek” anlamına gelir. Burada people bilgiyi alan kişileri, the most common established patterns ise konuyu gösterir. Dolayısıyla ifadenin tamamı kuralcılığın pratik bir kullanımını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi useful for + fiil-ing ve inform someone about something yapılarını kullanarak tamamlayın: The guide is ____ visitors ____ local rules.
Cevabı göster
useful for informing · about
at a given point in time: bir iddiayı belirli bir zamanla sınırlamak
At a given point in time, “üzerinde konuşulan belirli bir zamanda” anlamına gelir. Burada given, “belirlenmiş” veya “belirli” anlamında bir sıfattır; zamanın birine verildiği anlamına gelmez. Bu ifade, iddiayı o zamanla sınırlar. Bu cümlede kalıplar, o sırada en yaygın ve yerleşik olan kalıplardır; dolayısıyla kalıcı veya değişmez olarak sunulmazlar.
Alıştırma
At a given point in time burada ne anlama geliyor?
- Planlanan zamanda
- Üzerinde konuşulan belirli bir zamanda
- Ara sıra, tekrarlanan zamanlarda
Cevabı göster
Üzerinde konuşulan belirli bir zamanda
This is important not only for formal contexts, Notlar
3:41Bu sadece resmi bağlamlar için önemli olmakla kalmaz,
formal contexts: resmî dil gerektiren durumlar
Formal contexts ifadesi; başvurular, akademik yazılar, resmî mesajlar veya resmî sunumlar gibi daha özenli, standart ve kibar bir dil kullanılması beklenen durumları ya da iletişim türlerini anlatır. Burada formal, ortamı ve iletişim tarzını açıklar. Yalnızca insanların resmî kıyafetler giydiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en açık biçimde resmî bir bağlamdır?
- Yakın bir arkadaşa öğle yemeği hakkında mesaj atmak
- Ailece oyun oynarken şaka yapmak
- Üniversite başvuru yazısı yazmak
Cevabı göster
Üniversite başvuru yazısı yazmak
but it also makes communication easier between non-native speakers from different backgrounds. Kelime
3:44aynı zamanda farklı geçmişlerden gelen ana dili olmayan konuşmacılar arasındaki iletişimi de kolaylaştırır.
not only ... but it also ...: ikinci bir nokta eklemek
Not only ... but also ... ilişkili ikinci bir nokta ekler ve çoğu zaman bu ikinci noktayı daha çok vurgular. Cümle önce bunun resmî bağlamlar için önemli olduğunu söyler, ardından iletişimi kolaylaştırmak gibi farklı bir yarar ekler. Burada but yeni bir cümlecik başlatır. Bu cümleciğin kendi öznesi olan it vardır ve also fiilden önce gelir: but it also makes communication easier. but ile also arasına bir özne gelebilir; önemli olan bağlantılı iki noktanın açık ve kolay eşleştirilebilir olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki eşli yapıyla tamamlayın: The update ____ cuts costs, ____ makes the system safer.
Cevabı göster
not only · but it also
non-native speakers from different backgrounds: beceri değil, dil geçmişi
Non-native speakers ifadesi, bir dili ana dil olarak edinmemiş ancak o dili kullanan kişileri anlatır. From different backgrounds bölümü ise bu kişilerin dilsel, kültürel, eğitimsel veya yaşam deneyimlerinin farklı olabileceğini ekler. İfadenin tamamı, konuşurların dil geçmişini ve aralarındaki çeşitliliği anlatır. Becerilerinin zayıf olduğunu söylemez; ana dili olmayan bir konuşur çok akıcı olabilir.
Alıştırma
Bir non-native speaker hakkında hangi ifade doğrudur?
- Mutlaka başlangıç düzeyinde olmalıdır.
- Mutlaka başka bir ülkeden ziyaretçi olarak gelmiş olmalıdır.
- Yine de dili çok akıcı konuşabilir.
Cevabı göster
Yine de dili çok akıcı konuşabilir.
on the other hand: karşıt olan diğer tarafa geçmek
On the other hand, aynı konu içinde karşıtlık oluşturan ya da önceki noktayı dengeleyen diğer tarafa geçiş yapan bir söylem belirtecidir. Burada odak, daha önce ele alınan kuralcılıktan betimleyiciliğe geçer ve dinleyici bu konuda farklı bir noktaya hazırlanır. Bu ifade yalnızca başka bir bilgi eklemez; hand sözcüğü de gerçek anlamıyla kullanılmaz. Okuyucunun veya dinleyicinin iki taraflı bir karşılaştırmayı takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu karşıtlık için en uygun bağlayıcıyı seçin: The route is longer. ___, it is much safer.
- On the other hand
- In addition
- For example
Cevabı göster
On the other hand
gives us insight into how our minds work Kalıp ifadeler
3:52zihinlerimizin nasıl çalıştığına dair bize bir anlayış verir
gives us insight into: daha derinden anlamamıza yardımcı olmak
Give someone insight into something, bir kişinin bir şeyi, özellikle de nedenlerini, örüntülerini veya nasıl çalıştığını daha derinden anlamasına yardımcı olmak demektir. Insight tek bir gerçekten veya bilgi parçasından daha derin bir anlayışı anlatır. Bu cümlede us, anlayış kazanan kişileri; how our minds work ise anlaşılmaya çalışılan soruyu belirtir. Yapı give + person + insight into + topic or question şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi gives us insight into ifadesinin aynısıyla tamamlayın: The experiment ____ how plants respond to light.
Cevabı göster
gives us insight into
and the instinctive ways in which we structure our view of the world. Notlar
3:54ve dünya görüşümüzü içgüdüsel olarak yapılandırma yollarımızı gösterir.
ways in which: bir şeyin nasıl gerçekleştiğini resmî biçimde anlatma
“Ways in which”, söz konusu belirli yolları açıklayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Örnekte “in which we structure...”, “how we structure...” anlamına gelir; burada “in which” fiziksel bir konumu değil, biçimi ifade eder. Kalıp “ways in which + özne + fiil” şeklindedir. Özellikle resmî açıklamalarda ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi derste gösterilen resmî kalıpla tamamlayın: The article explains the ways ____ music can support memory.
Cevabı göster
in which
structure our view of the world: fiil olarak structure
Burada “structure”, “düzenlemek” veya “belirgin bir biçim vermek” anlamındaki bir fiildir. Nesnesi “our view of the world” olduğu için ifade, gerçekliği anlamak üzere kullandığımız fikirleri ve kategorileri düzenlemek anlamına gelir. “Structure” fiil olarak an argument, information veya thinking gibi soyut nesneler alabilir. Burada fiziksel bir yapı ya da iskelet anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede “structure”, “soyut bir anlama biçimini düzenlemek veya şekillendirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- They photographed the structure from above.
- Cultural stories can structure our view of the past.
- The museum is a large stone structure.
Cevabı göster
Cultural stories can structure our view of the past.
grammar is best thought of as a set of linguistic habits Notlar
4:00grameri bir dizi dilbilimsel alışkanlık olarak düşünmek en iyisidir
is best thought of as: bir şeyi anlamanın en yararlı yolu
X is best thought of as Y kalıbı, X'i anlamanın en yararlı veya en doğru yolunun onu Y olarak görmek olduğunu belirtir. Burada yazar grammar'ı “en iyi” diye övmüyor; best, onu düşünme biçimini niteliyor. Bu, think of X as Y yapısının edilgen biçimidir. X özne olur ve Y, as sözcüğünden sonra gelir: Grammar is best thought of as a set of linguistic habits.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A school library ____ a shared learning space, not just a room full of books.
Cevabı göster
is best thought of as
a set of linguistic habits: ortak dil kullanım örüntüleri
a set of linguistic habits ad öbeği, insanların dili kullanma biçimlerinde tekrar eden bir grup örüntü anlamına gelir. Linguistic “dille ilgili” demektir; habits ise burada tek bir kişinin kötü alışkanlıklarını değil, bir dil topluluğunun paylaştığı ve tekrarladığı uygulamaları anlatır. Grameri a set of linguistic habits olarak adlandırmak, tekrarlanan kullanımla oluşan ve sürdürülen örüntüleri vurgular. Grameri yalnızca değişmez komutların listesi olarak değil, paylaşılan bir uygulama olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a set of linguistic habits ne anlama gelir?
- gramer kurallarını ezberlemek için kullanılan kişisel çalışma alışkanlıkları
- dilin tekrar tekrar kullanılmasıyla gelişen ortak örüntüler
- konuşanların ortadan kaldırması gereken dikkatsiz hatalar
Cevabı göster
dilin tekrar tekrar kullanılmasıyla gelişen ortak örüntüler
that are constantly being negotiated and reinvented Dilbilgisi
4:03sürekli müzakere edilen ve yeniden keşfedilen
constantly being negotiated and reinvented: devam eden edilgen bir süreç
Tam ifade are constantly being negotiated and reinvented şeklindedir. Şimdiki zamanın edilgen yapısını kullanır: are + being + fiillerin üçüncü hâli. Alışkanlıklar eylemden etkilenen taraftır; constantly ise ayarlama ve yeniden şekillendirme işini tamamlanmış bir sonuç olarak değil, devam eden bir süreç olarak gösterir. Buradaki negotiated, mutlaka resmî bir görüşme yapmak anlamına gelmez. İnsanların günlük etkileşim yoluyla ortak alışkanlıklar üzerinde zamanla uzlaşmasını anlatır. İlgi zamiri that, daha önce sözü edilen linguistic habits ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Devam eden edilgen yapıyı oluşturan sözcüğü yazın: The safety rules are constantly ____ reviewed and updated as new risks appear.
Cevabı göster
being
woven through the contributions of speakers and listeners,
4:13konuşmacıların ve dinleyicilerin katkılarıyla dokunmuş,
a wonderful and complex fabric, woven through the contributions: ortak yaratımı anlatan bir metafor
Fabric ve woven sözcükleri tek bir metafor oluşturur. Bir kumaş, kesişen çok sayıda iplikten yapılır; burada ele alınan sistem, yani dilin kendisi gibi dil bilgisi, kumaş olarak tasvir edilir. Konuşanların ve dinleyenlerin katkıları da iplikleri temsil eder. Bu nedenle woven through the contributions, karmaşık bütünün birçok insanın katılımıyla oluştuğu anlamına gelir. Cümle, soyut bir toplumsal süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır; gerçek bir kumaşı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümledeki fabric ve woven metaforu ne anlama gelir?
- Dil, konuşanların kıyafetlerini yapmak için kullanılan gerçek bir malzemedir.
- Paylaşılan dil sistemi, birçok insanın birbiriyle bağlantılı katkılarıyla şekillenir.
- Dil bir kez oluşturulur ve sonra hiç değişmeden kalır.
Cevabı göster
Paylaşılan dil sistemi, birçok insanın birbiriyle bağlantılı katkılarıyla şekillenir.
from both near and far: yakın ve uzak yerleri kapsayan geliş noktaları
From both near and far, “hem yakın yerlerden hem de uzak yerlerden” anlamına gelir. Kesin mesafeler vermek yerine geliş yerlerinin geniş bir alana yayıldığını özetler. from both near and far yapısında both ... and ..., birbirine karşıt near ve far fikirlerini bağlar. Bu ifade, farklı gruplar sıralandıktan sonra hepsini “birçok farklı yerden geliyorlar” düşüncesiyle toparlayabilir.
Alıştırma
Destekçilerin yakın ve uzak yerlerden geldiğini göstermek için cümleyi from both ... and ... ifadesiyle tamamlayın: Supporters came ____ to attend the final.
Cevabı göster
from both near and far