Balıklar Nasıl Yemek Yiyor (AĞIR ÇEKİMDE!) - Smarter Every Day 118: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
1.024 kelime 238 kel/dk

Video özeti: Yavaş çekim, barramundi balığının çenesini öne uzatıp suyu ve avını çekmesini, sonra suyu solungaçlarından çıkararak momentumu dağıtmasını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "buccal cavity" (sözcük anlamı ve dil kullanımı): bu anatomi terimini “mouth” ile ilişkilendirip bilimsel tanımları izleyin. 2. "Shut up!" (konuşma edimbilimi ve tutum): burada emir değil, coşkulu şaşkınlık anlattığını ve samimi tonun ne zaman kaba duyulacağını anlayın. 3. "wish we had an audiobook to listen to?" (dil bilgisi ve cümle kalıpları): wish sonrası geçmiş biçimin gerçek olmayan şimdiki isteği anlattığını öğrenip karşılanmamış dileği belirtin.

Bu derste

Hey, it's me Destin.

0:00

Hey, ben Destin.

Welcome back to Smarter Every Day.

0:01

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

So as dads,

0:02

Babalar olarak,

when you go fishing,

0:03

balığa çıktığınızda,

you spend a lot of time thinking about how to get the fish to bite, Notlar

0:03

balığın yemi ısırmasını nasıl sağlayacağınız hakkında çok zaman harcarsınız,

Kalıp ifadeler

spend a lot of time thinking about: düşünmeye çok zaman ayırmak

spend + bir zaman miktarı + -ing kalıbında time kullanılan şeyi, -ing biçimi ise bu zamanın ayrıldığı etkinliği gösterir. Burada spend a lot of time thinking about, bir sorun üzerinde düşünmeye düzenli olarak oldukça fazla zaman ayırmak anlamına gelir. Bu kalıp bir etkinliğe yatırılan zamanı anlatır. Zaman ifadesinden sonra to mastarı değil, -ing biçimi kullanılır: spend an hour reading veya spend the weekend preparing.

Alıştırma

Cümleyi review fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo spends an hour ____ new vocabulary every evening.

Cevabı göster

reviewing

Dilbilgisi

get the fish to bite: balığın yemi ısırmasını sağlamak

get + nesne + to mastarı kalıbı, nesnenin bir eylemi yapmasını sağlamayı, buna ikna etmeyi veya bunu gerçekleştirecek düzenlemeyi başarıyla yapmayı anlatır. Çoğu zaman bir yöntem ya da çabanın sonucu ortaya çıkardığını düşündürür. Burada get the fish to bite, balığın yemi ısırmasını sağlayacak kadar etkili balık tutma koşulları veya yem oluşturmak anlamına gelir. Yapı get + the fish + to bite biçimindedir. Bu kalıpta get, eylem fiilinden önce to gerektirir; make + nesne + yalın fiil kalıbını izlemez.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + to mastarı kalıbı ve try fiiliyle tamamlayın: The coach got every player ____ the new drill.

Cevabı göster

to try

but you don't really think about how mechanically the fish do the bite.

0:07

ama mekanik olarak balığın ısırmayı nasıl yaptığı hakkında pek düşünmezsiniz.

Does that make any sense? Ton ve niyet

0:10

Bu mantıklı geliyor mu?

Ton ve niyet

Does that make any sense? ile anlatımın açık olup olmadığını kontrol etmek

Burada make any sense, “anlaşılır ya da mantıksal olarak tutarlı olmak” demektir. Konuşan kişi, az önce yaptığı açıklamanın takip edilip edilemediğini kontrol eder; sense fiziksel bir duyuyu ifade etmez. Does that ...? soru kalıbı önceki açıklamaya gönderme yapar. Any, evet-hayır sorularında doğal biçimde kullanılır ve konuşanın fikrin gerçekten açık olup olmadığı konusundaki şüphesini vurgulayabilir.

Alıştırma

Az önce karmaşık bir planı açıkladınız ve açıklamanızın açık olup olmadığını kontrol etmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Does that take any time?
  2. Does that make any sense?
  3. Can you sense anything?
Cevabı göster

Does that make any sense?

So today on Smarter Every Day,

0:12

Bugün Smarter Every Day'de,

we're going to go to James Cook University in Australia

0:13

Avustralya'daki James Cook University'ye gideceğiz

and look at how a fish bite takes place in slow motion using a Phantom camera. Kalıp ifadeler

0:16

ve Phantom kamera kullanarak bir balığın yemi yutmasının ağır çekimde nasıl gerçekleştiğine bakacağız.

Kalıp ifadeler

“gerçekleşir” anlamındaki takes place

takes place ifadesindeki take place, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelen geçişsiz, çok sözcüklü bir fiildir. Burada a fish bite öznedir ve ifade, balığın ısırmasını gelişimi gözlemlenebilen bir süreç olarak sunar. Normal kalıp olay + take place biçimindedir ve take özneyle uyum sağlar: a fish bite takes place. Bu ifade geçişsiz olduğu için doğrudan nesne almaz ve normalde edilgen kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşir” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The annual science fair ____ in May.

Cevabı göster

takes place

You're getting smarter every day.

0:21

Her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

Okay,

0:29

Pekâlâ,

so how do fish eat?

0:30

balıklar nasıl yemek yer?

So they suck food in, Öbek fiiller

0:32

Yiyeceği içlerine çekerler,

Öbek fiiller

suck food in: yiyeceği emerek içeri çekmek

suck food in ifadesinde suck ... in, “bir şeyi emme gücüyle bir açıklığın içine çekmek” anlamına gelen fiil ve yön yapısıdır. food nesnesi suck ile in arasına gelir; in ise varış noktasını veya sonucu belirtir: yiyecek dışarıdan içeriye hareket eder. Buradaki eylem, yiyeceği yalnızca ağızda tutmak veya tatmak değildir. Balık, yiyeceği ve suyu içeri taşıyan bir akış oluşturur; aynı yapı pompaları, fanları ve elektrikli süpürgeleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi suck ... in yapısının iki parçasıyla tamamlayın: “The pump can ____ water ____ through the intake pipe.”

Cevabı göster

suck · in

but they have to generate that flow, right?

0:33

ama bu akışı yaratmaları gerekir, değil mi?

Oh, you talking to me?

0:36

Ah, benimle mi konuşuyorsun?

Yes, I am.

0:36

Evet, öyle.

Dr. Seymour.

0:37

Dr. Seymour.

I'm trying to do two things at once here.

0:38

Burada aynı anda iki şey yapmaya çalışıyorum.

All right,

0:40

Pekâlâ,

so we've got a big tank of barramundi.

0:41

burada büyük bir barramundi tankımız var.

Am I saying that right, Richard? Ton ve niyet

0:43

Doğru mu telaffuz ettim, Richard?

Ton ve niyet

Am I saying that right?: telaffuzu veya ifade biçimini kontrol etmek

Am I saying that right? sorusu, konuşanın az önce bir adı veya terimi doğru telaffuz edip etmediğini ya da bir şeyi doğru ifade edip etmediğini karşısındaki kişiye doğrulatır. Buradaki right, “doğru biçimde” anlamına gelen bir zarftır; solun karşıtı olan yönü belirtmez. Soru biçimi, kontrolü daha temkinli hâle getirir ve karşıdaki kişiye konuşanı düzeltme fırsatı verir. Bilinmeyen bir ifadeyi veya telaffuzu denedikten hemen sonra tekrar kullanılabilecek bir sorudur.

Alıştırma

Az önce bilmediğiniz bir soyadını telaffuz etmeyi denediniz. Hangi soru, karşıdaki kişiden onu nasıl söylediğinizi kibarca kontrol etmesini ister?

  1. Are you saying that is right?
  2. Am I right about that?
  3. Am I saying that right?
Cevabı göster

Am I saying that right?

Mhm.

0:45

Hıhı.

Why do you have a stick and a string here?

0:45

Neden burada bir çubuk ve ipiniz var?

Okay,

0:46

Tamam,

this is the stick of death.

0:47

bu ölüm çubuğu.

This is what we use to feed everything with. Dilbilgisi

0:48

Her şeyi beslemek için bunu kullanıyoruz.

Dilbilgisi

what we use to feed everything with: beslemek için kullandığımız şey

Burada what, “the thing that”, yani “... olan şey” anlamına gelir. what we use to feed everything with grubunun tamamı kaynaşmış ya da serbest bir ilgi cümleciğidir. is fiilinden sonra gelerek gösterilen aracın ne olduğunu belirtir. With sonda kalır ve bu şeyi besleme eyleminde kullanılan araç olarak eyleme bağlar. Gereksiz bir sözcük değildir; İngilizcede bu tür cümleciklerde edatı sonda bırakmak, özellikle konuşmada, yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle what sözcüğünü “... olan şey” anlamında doğal biçimde kullanır ve aracı gösteren edatı sonda bırakır?

  1. This is what we use with to pick up the hot pan.
  2. This is the glove what we use to pick up the hot pan with.
  3. This is what we use to pick up the hot pan with.
Cevabı göster

This is what we use to pick up the hot pan with.

Right?

0:49

Tamam mı?

So if we hold that tank on the water,

0:49

Bunu tankın suyunda tutarsak,

then you'll be able to focus on that, Dilbilgisi

0:52

sen de buna odaklanabileceksin,

and you'll be able to see the barramundi come up and

0:53

ve barramundi'nin yukarı çıkıp

Dilbilgisi

you'll be able to ... and you'll be able to ...: paralel iki gelecek yeteneği

Tekrarlanan you'll be able to + fiilin yalın hâli kalıbı, ayar değiştikten sonra mümkün olacak iki yeteneği sunar: focus ve see. Be able to sonrasında fiilin yalın hâli geldiği için burada focus ve see kullanılır. İkinci fiilden önce you'll be able to kalıbının tekrarlanması açık bir paralel yapı oluşturur. Gelecekteki iki sonucu ayırır ve her birini vurgular; daha kısa olan you'll be able to focus on that and see the fish come up ifadesinde ise iki fiil aynı kalıbı paylaşır.

Alıştırma

Gelecekteki yeteneği bildiren aynı üç sözcüklü ifadeyle iki paralel yapıyı tamamlayın: After the camera is adjusted, you'll ____ focus on the screen, and you'll ____ see the fish clearly.

Cevabı göster

be able to · be able to

Okay, got it.

0:55

Tamam, anladım.

Here it comes.

1:00

İşte geliyor.

Gone.

1:01

Gitti.

So how do they actually create that flow inwards?

1:45

Peki içe doğru o akışı tam olarak nasıl yaratıyorlar?

Are they like increasing the chest cavity somehow?

1:48

Bir şekilde göğüs boşluklarını mı genişletiyorlar?

It's the buccal cavity or the mouth. Kelime

1:51

Bu, yanak boşluğu yani ağızdır.

Kelime

buccal cavity: ağız için kullanılan teknik terim

Buccal cavity, ağız içindeki alanı ifade eden teknik bir anatomi ve biyoloji terimidir. Bu cümlede or the mouth, uzmanlık terimini hemen günlük İngilizceyle yeniden açıklar. “Teknik terim + or + bilinen karşılık” yapısı, konuşanın açıklamayı kesmeden kesin bir sözcük kullanmasını sağlar. Buradaki cavity bir iç boşluğu ifade eder; balığın göğüs boşluğu ya da tüm vücut boşluğu değildir.

Alıştırma

Bu biyoloji açıklamasında buccal cavity neyi ifade eder?

  1. Ağzın içindeki boşluk
  2. Solungacın dış yüzeyi
  3. Göğsün içindeki boşluk
Cevabı göster

Ağzın içindeki boşluk

Say what?

1:52

Ne dedin?

The buccal cavity, the mouth.

1:53

Yanak boşluğu (buccal cavity), yani ağız.

So they'll open their operculum, Kelime

1:54

Yani operculum'larını,

which are the gill flaps,

1:56

yani solungaç kapaklarını açacaklar,

Kelime

operculum ... gill flaps: terim, açıklama ve tekillik-çoğulluk

Operculum, bir balığın solungaçlarını örten hareketli kapak ya da levhanın anatomideki adıdır. Konuşan kişi hemen gill flaps açıklamasını ekleyerek dinleyicinin uzmanlık terimiyle günlük betimlemeyi eşleştirmesine yardımcı olur. Operculum tekildir. Özenli standart İngilizcede the operculum is the gill flap or gill cover denir ya da çoğul biçim olan opercula are the gill flaps kullanılır. Altyazıdaki which are, doğaçlama konuşmayı yansıtır ve resmî yazıda kopyalanmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı tanımı standart sayı uyumuyla verir?

  1. The opercula is the gill flap.
  2. The operculum is the gill flap.
  3. The operculum are the gill flaps.
Cevabı göster

The operculum is the gill flap.

and they open their mouth wide,

1:57

ve ağızlarını ardına kadar açacaklar,

and that sucks the water in.

1:58

bu da suyu içeri çekecek.

So they're basically creating a vacuum in behind it.

1:59

Yani temelde arkasında bir vakum yaratıyorlar.

Buccal cavity?

2:02

Yanak boşluğu mu?

Yep.

2:03

Evet.

When they open their mouth,

2:04

Ağızlarını açtıklarında,

why does flow not come in the gills?

2:05

neden su solungaçlardan girmiyor?

Cuz they open the front first.

2:07

Çünkü önce ön tarafı açıyorlar.

So you'll have a look,

2:09

İzlediğinizde,

and you see it on the high speed,

2:10

ve bunu yüksek hızda gördüğünüzde,

they'll open here,

2:11

burayı açacaklar,

yeah, and then that will go,

2:12

evet, sonra bu hareket edecek,

and they'll push all the water that comes back out through the back of the gills.

2:13

ve içeri giren tüm suyu solungaçların arkasından dışarı itecekler.

When you see it on the high speed,

2:16

Yüksek hızda gördüğünüzde,

then it'll make sense.

2:17

o zaman mantıklı gelecek.

No way.

2:18

Yok artık.

Yeah, yeah.

2:19

Evet, evet.

Okay, I just had that moment where I figured it out. Öbek fiiller

2:20

Tamam, anladığım o anı daha yeni yaşadım.

Öbek fiiller

figured it out: düşünüp anladım veya çözdüm

Bu cümlede figured it out, üzerinde düşündükten sonra anladı anlamına gelir. Konuşmacı cevaba ulaşmıştır; bu nedenle ifade ani bir kavrayış anını belirtir. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse figure out the problem veya figure the problem out denebilir; nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: figure it out.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After trying three passwords, Maya finally ____.

Cevabı göster

figured it out

So

2:22

Yani

Yeah, make sure I do this right.

2:23

Evet, bunu doğru anladığımdan emin olayım.

So the fish opens his mouth,

2:24

Yani balık ağzını açıyor,

and he starts flow in.

2:26

ve akışı içeri başlatıyor.

Yes.

2:27

Evet.

So you have fluid momentum going in,

2:28

Akışkanın içeri doğru bir momentumu var,

and then he still has momentum going in,

2:30

ve hâlâ içeri giren bir momentum var,

and if he doesn't get rid of that somehow, Notlar

2:31

ve eğer bundan bir şekilde kurtulmazsa,

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi veya etkiyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyin artık mevcut olmamasını veya etkisini yitirmesini sağlamak anlamına gelir. Burada that, içe doğru hareket eden akışkanın momentumunu ifade eder; bu yüzden balığın onu bir şekilde serbest bırakması veya dağıtması gerekir. Sabit kalıp get rid of + isim veya zamirdir: get rid of the waste; get rid of it. Of zorunludur ve rid burada sıradan, bağımsız bir fiil olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi get rid of kullanarak tamamlayın: These broken chairs are unsafe, so we should ____ them.

Cevabı göster

get rid of

it'll push him backwards.

2:34

bu onu geriye doğru itecektir.

Dilbilgisi

if he doesn't ... it'll ...: gerçekçi gelecek koşulu

Bu, gerçekçi bir gelecek koşuludur: if he doesn't get rid of that somehow mümkün bir koşulu sunar, it'll push him backwards ise beklenen sonucu verir. Konuşmacı gerçek dışı bir durumu hayal etmek yerine bir neden-sonuç mekanizmasını açıklamaktadır. Koşul gelecekle ilgili olsa bile if yan cümlesinde geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will kullanılır. Somehow, bir şekilde anlamına gelir ve ondan nasıl kurtulduğunu belirtir; öngörülen sonucu belirsiz hâle getirmez.

Alıştırma

Gerçek gelecek koşulunu cool down ve overheat fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If the engine ____, it ____.

Cevabı göster

doesn't cool down · will overheat

Yep.

2:35

Evet.

So when it goes in,

2:36

Su içeri girdiğinde,

after he gets it in his mouth, Dilbilgisi

2:37

ağzına aldıktan sonra,

then he opens his gills,

2:38

solungaçlarını açıyor,

Dilbilgisi

after ... then: eylemlerin sırasını açıkça belirtmek

After önce gerçekleşen aşamayı tanıtır: onu ağzına alır. Then dinleyiciyi sonraki aşamaya yönlendirir: solungaçlarını açar. İkisi birlikte açıklamayı “önce bu, sonra şu” şeklinde düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp after + yan cümle, then + ana cümledir. After önceki olaya bağlanan bir yan cümle bağlacıdır; then ise ardından geleni belirten bir sıralama zarfıdır.

Alıştırma

Adım adım talimatı dersteki iki sıralama sözcüğüyle tamamlayın: ____ the light turns green, ____ press the start button.

Cevabı göster

After · then

and he releases that momentum.

2:39

ve o momentumu serbest bırakıyor.

Shut up! Ton ve niyet

2:41

Hadi canım!

Ton ve niyet

Şaşkınlık tepkisi olarak Shut up!

Burada Shut up!, konuşmayı bırakmaya yönelik gerçek anlamlı bir emir değildir. Yaklaşık olarak No way! veya I can't believe it! anlamına gelen güçlü ve samimi bir tepkidir; ani şaşkınlık ve heyecanı gösterir. Bu tepkiyi gerçek anlamlı emirden ayırmak için ses tonu, kişiler arasındaki ilişki ve durum dikkate alınmalıdır. Yeni bir bilgiye canlı ve sevinçli bir tepki verilmesi, şaşkınlık anlamını destekler.

Alıştırma

Bu heyecanlı bağlamda Shut up! büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Daha fazla bilgi isteyen sakin bir ricadır.
  2. Konuşmayı bırakmaya yönelik gerçek anlamlı bir emirdir.
  3. İnanamama ve heyecan belirten bir ifadedir.
Cevabı göster

İnanamama ve heyecan belirten bir ifadedir.

I've been fishing my whole life, Dilbilgisi

2:42

Hayatım boyunca balık tuttum,

Dilbilgisi

I've been fishing my whole life: günümüze kadar süren yaşam boyu dönem

I've been fishing, present perfect continuous yapısını kullanır: have + been + verb-ing. my whole life ile birlikte balık tutmayı uzun zaman önce başlamış ve günümüze kadar süren ya da tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar. Geçmişteki tek bir balık tutma gezisini veya her an aralıksız balık tutmayı anlatmaz. Bu bağlamda ömür boyu deneyim iddiası, konuşmacının daha sonra bu gerçeği bilmediğini kabul etmesiyle güçlü bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi play fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: ____ soccer my whole life, and I still practice every weekend.

Cevabı göster

I've been playing

I didn't know that.

2:43

bunu bilmiyordum.

And you'll see it on the high speed.

2:43

Ve bunu yüksek hız kamerasında göreceksin.

Really?

2:45

Gerçekten mi?

Yeah, yeah.

2:45

Evet, evet.

All right.

3:03

Pekâlâ.

Dude, that's awesome.

3:04

Dostum, bu harika.

Do it out here in the light.

3:05

Bunu burada ışıkta yapalım.

Yeah, so...

3:06

Evet, yani...

So the fish is coming up to the food,

3:09

Balık yiyeceğe yaklaşıyor,

and instead of accelerating the whole body

3:11

ve bütün vücudunu hızlandırmak yerine

to grab the food,

3:13

yiyeceği kapmak için,

fish have a very complex mouth where they can throw the jaws forward. Kelime

3:15

balıkların çenelerini ileri fırlatabilecekleri çok karmaşık bir ağızları vardır.

Kelime

throw the jaws forward: çenelerin aniden ileri uzatılması

Burada throw, “fırlatıp bırakmak” değil, “ani ve güçlü bir hareketle ileri sürmek” anlamındadır. Balık, gövdeye bağlı kalan çenelerini hızla dışarı doğru uzatır; forward ise hareketin yönünü belirtir. throw + nesne + yön kalıbı, nesnenin bırakıldığı anlamına gelmeden ani ve güçlü bir hareketi anlatabilir. throw your shoulders back bunun bir örneğidir. throw fiilinin bu genişletilmiş hareket anlamında kullanılıp kullanılmadığını fiziksel bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümlede throw the jaws forward ne anlama geliyor?

  1. Tüm gövdeyi ters yöne çevirmek
  2. Çeneleri ayırıp uzağa fırlatmak
  3. Çeneleri hızla dışarıya, ava doğru uzatmak
Cevabı göster

Çeneleri hızla dışarıya, ava doğru uzatmak

So instead of throwing the whole body mass forward, Dilbilgisi

3:19

Yani bütün vücut kütlesini ileri fırlatmak yerine,

at the last moment you have this very complex mouth with all these bones that just opens up.

3:20

son anda tüm bu kemiklere sahip bu çok karmaşık ağız bir anda açılır.

So it closes that gap with the prey.

3:26

Böylece av ile arasındaki mesafeyi kapatır.

Dilbilgisi

instead of + -ing: yerine başka bir eylem konan yapıyı belirtme

Instead of, kullanılmayan eylemi tanıtır: throwing the whole body mass forward. of bir edat olduğu için, ardından eylem bildiren fiil normalde -ing biçimini alır: instead of + verb-ing. Ardından ana cümle gerçek alternatifi sunar: ağız açılır ve aradaki mesafeyi kapatır. Bu kalıp, açıklamayı önce reddedilen yöntemi, sonra seçilen yöntemi veya sonucu sunacak şekilde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için throw the whole body mass forward ifadesinin -ing biçimini kullanın: Instead of ____, the fish moves only its jaws forward.

Cevabı göster

throwing the whole body mass forward

Uh or a lot quicker and a lot easier. Dilbilgisi

3:28

Uh ya da çok daha hızlı ve çok daha kolay.

Dilbilgisi

a lot quicker and a lot easier: çok daha hızlı ve çok daha kolay

Burada a lot, quicker ve easier karşılaştırma sıfatlarının ikisini de niteler. Bir karşılaştırma ifadesinden önce gelen a lot, 'çok daha' veya 'büyük ölçüde' anlamına gelir; dolayısıyla iki gelişme de önemli ölçüde artmış olarak sunulur. a lot ifadesinin tekrarı a lot + karşılaştırma and a lot + karşılaştırma biçiminde paralel bir yapı oluşturur. Bu, iki değerlendirme boyutunun kolay izlenmesini ve eşit biçimde vurgulanmasını sağlar.

Alıştırma

Her iki karşılaştırmayı da güçlendirmek için a lot ifadesini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: The new route is ____ shorter and ____ safer than the old one.

Cevabı göster

a lot · a lot

Okay,

3:30

Tamam,

so he doesn't have to accelerate the mass of his whole body, Dilbilgisi

3:30

yani tüm vücudunun kütlesini hızlandırmasına gerek yok,

just the front jaws.

3:32

sadece ön çenelerini hızlandırıyor.

Dilbilgisi

doesn't have to accelerate: hızlandırması gerekmiyor

doesn't have to accelerate ifadesinde doesn't have to + fiilin yalın biçimi, gerekliliğin olmadığını belirtir. Balığın tüm vücudunu hızlandırması gerekmez; yapı, bunu yapmanın imkânsız veya yasak olduğunu söylemez. Bir zorunluluk bulunmadığında do veya does not have to + fiilin yalın biçimini kullanın. he, she veya it ile doesn't have to; I, you, we veya they ile don't have to kullanılır.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir müze kuralı sergilenen eserlere dokunmayı yasaklıyor. “Visitors don't have to touch the exhibits” bu kuralı doğru biçimde ifade eder mi?

  1. Hayır. Yalnızca dokunmanın gereksiz olduğunu söyler; kuralda mustn't veya must not gerekir.
  2. Evet. Dokunmanın yasak olduğunu açıkça belirtir.
Cevabı göster

Hayır. Yalnızca dokunmanın gereksiz olduğunu söyler; kuralda mustn't veya must not gerekir.

Just the jaws.

3:33

Sadece çeneleri.

And so when the jaws are thrown forward,

3:33

Çeneler ileri atıldığında,

as Jamie explained,

3:35

Jamie'nin açıkladığı gibi,

it's creating this huge volume,

3:36

bu devasa bir hacim yaratıyor,

and the water has to rush into it,

3:38

ve suyun hızla içeri girmesi,

and then out through the gills.

3:40

ve ardından solungaçlardan çıkması gerekiyor.

And so you get this suction feeding. Kelime

3:41

İşte bu şekilde emerek beslenme gerçekleşiyor.

Kelime

suction feeding: biyolojik bir beslenme mekanizması

“Suction feeding”, ağız veya boğaz bölgesinin hızla genişletilmesiyle yiyeceğin yakalanmasını anlatan biyolojik bir terimdir. Bu genişleme basıncı düşürür ve avı ağzın içine taşıyan bir su akımı oluşturur. Bu birleşik isimde suction fiziksel mekanizmayı, feeding ise besin elde etmeyi belirtir. Birinin hayvanı beslemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümledeki bilimsel terimi tamamlayın: A fish rapidly expands its mouth, creating water flow that pulls prey inside. This mechanism is called ____.

Cevabı göster

suction feeding

That's awesome.

3:43

Bu harika.

So yeah, so that's suction feeders,

3:43

Evet, bunlara emici besleyiciler (suction feeders),

ram feeders, you can call them.

3:45

veya koçbaşı besleyiciler (ram feeders) diyebilirsin.

That was awesome, really.

3:47

Bu gerçekten harikaydı.

Yeah.

3:48

Evet.

Do office, do this?

3:48

Bütün balıklar bunu yapar mı?

No.

3:50

Hayır.

only a few fish actually suck their prey in,

3:52

Sadece birkaç balık avlarını gerçekten emer,

cuz these guys don't have teeth as such. Kelime

3:54

çünkü bu türlerin dişleri yoktur.

Kelime

teeth as such: kesin bir kategori sınırı

Bir isimden sonra gelen “as such”, “o kategorinin tam veya tipik anlamıyla” demek olabilir. “don’t have teeth as such” ifadesinde, balıkların dişe benzeyen veya yiyeceği işlemeye yarayan yapıları olsa bile normal diş sayılabilecek yapılara sahip olmadıkları dikkatli biçimde anlatılır. İsimden sonraki bu kullanım bir sınıflandırma sınırı koyar. Bu bağlamda cümle başında “bu nedenle” anlamına gelen “As such” bağlacı değildir.

Alıştırma

İngilizce “The device has no buttons as such, but the raised areas respond to touch,” cümlesinde as such ne anlama gelir?

  1. Tam olarak geleneksel bir düğme sayılabilecek hiçbir şey yoktur.
  2. Daha önce söylenen bir şeyin sonucu olarak cihazda düğme olmadığı anlamına gelir.
  3. Kabartılı alanların gerçek adının düğme olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tam olarak geleneksel bir düğme sayılabilecek hiçbir şey yoktur.

Okay.

3:56

Tamam.

So teach me the terminology.

3:56

O zaman bana terminolojiyi öğret.

So there's the buccal cavity,

3:58

Yanak boşluğu var,

which is the mouth.

3:59

yani ağız.

Yep.

4:00

Evet.

They open the buccal cavity,

4:00

Yanak boşluğunu açarlar,

and then they open the gills.

4:02

ve sonra solungaçları açarlar.

It's your opercular flap.

4:04

Solungaç kapağı budur.

So the gills are behind this flap.

4:06

Yani solungaçlar bu kapağın arkasındadır.

So when that's closed off,

4:08

O kapalı olduğunda,

the only entrance is in through the mouth.

4:09

tek giriş ağızdan olur.

Water sucks in,

4:11

Su içeri çekilir,

and you got to get rid of it somewhere,

4:12

ve ondan bir yerde kurtulman gerekir,

so you then open that out,

4:13

bu yüzden sonra onu dışarı açarsın,

and it'll flow through the back here.

4:14

ve buranın arkasından dışarı akar.

Because you have to dissipate momentum. Kalıp ifadeler

4:16

Çünkü momentumu dağıtman gerekir.

Kalıp ifadeler

Bilimsel bir açıklamada dissipate momentum

Burada dissipate momentum, yoğunlaşmış itme etkisinin zayıflaması için momentumu dağıtıp başka bir yere taşımak anlamına gelir. Dışarı çıkan su momentumu başka yere aktarır; momentum bir anda yok olmaz. Bu, dissipate fiilinin soyut bir fiziksel niceliği nesne olarak aldığı teknik bir fiil–isim birlikteliğidir. Bilimsel açıklamalarda dissipate, yoğunlaşmış bir fiziksel etkinin dağıtıldığını veya başka yere aktarıldığını ve böylece yerel etkisinin azaldığını belirtir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz teknik fiil–isim birlikteliğiyle cümleyi tamamlayın: Engineers added a drag system to help the test vehicle ____ before landing.

Cevabı göster

dissipate momentum

Yep.

4:17

Evet.

Okay.

4:17

Tamam.

James Cook University just taught me something about how fish eat.

4:18

James Cook University az önce bana balıkların nasıl yemek yediği hakkında bir şeyler öğretti.

And I'm assuming you

4:21

Ve sanırım

Does this work on like your goldfish in your Kelime

4:22

Bu, akvaryumunuzdaki

like in your aquarium?

4:24

akvaryumunuzdaki japon balıklarında da işe yarıyor mu?

Kelime

work on: bir hedef üzerinde etkili olmak

Burada work on, bir hedef üzerinde kullanıldığında etkili olmak veya o hedefe uygulandığında işe yaramak anlamına gelir. This, beslenme ve su akışı mekanizmasını ifade eder; japon balığı ise mekanizmanın geçerli olup olmadığının sınandığı hedeftir. Kullanışlı bir kalıp şöyledir: yöntem, cihaz veya madde + work on + hedef. Cümledeki iki like konuşma sırasında kullanılan dolgu sözcükleridir ve work on ifadesinin parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Does this spray work on coffee stains? Burada work on ne anlama geliyor?

  1. Kahve lekelerine karşı etkili olmak
  2. Kahve lekeleriyle birlikte çalışmak
  3. Spreyi temizlemek veya geliştirmek için zaman harcamak
Cevabı göster

Kahve lekelerine karşı etkili olmak

Yeah, yeah, same sort of thing.

4:24

Evet, evet, aynı mantık.

When you put the flakes in,

4:25

Yem pullarını koyduğunuzda,

you're going to see him open his mouth,

4:27

ağzını açtığını,

and then open the operculum

4:28

ve ardından operculum'u açıp

and dissipate that over the pectoral fin.

4:30

onu göğüs yüzgecinin üzerinden dağıttığını göreceksiniz.

Yeah,

4:34

Evet,

you're getting smarter every day.

4:35

her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

I'm Destin.

4:36

Ben Destin.

Have a good one.

4:37

İyi günler dilerim.

Have you caught anything yet? Dilbilgisi

4:38

Henüz bir şey tuttun mu?

Dilbilgisi

Have you caught anything yet? — Yet ile present perfect

Have you caught anything yet? cümlesinde have + caught, present perfect yapısını oluşturur. Balık tutmaya başlanan andan şu ana kadar uzanan ve henüz bitmemiş döneme bakarak bu süre içinde herhangi bir şey yakalanıp yakalanmadığını sorar. Bu tarafsız sorunun sonundaki yet, 'şimdiye kadar' anlamına gelir. Cevap bilinmemektedir; soru hiçbir şey yakalanmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Ekip görevi tamamlamış da olabilir, tamamlamamış da olabilir. Şu ana kadarki sonucu soran tarafsız soruyu tamamlayın: Have they completed the task ____?

Cevabı göster

yet

No, sir.

4:39

Hayır, efendim.

Do you enjoy it anyway?

4:41

Yine de eğleniyor musun?

Yes, sir.

4:43

Evet, efendim.

Do you wish we had an audiobook to listen to? Dilbilgisi

4:44

Dinleyecek bir sesli kitabımız olmasını ister miydin?

Dilbilgisi

wish we had ... — Şimdiki zamana ilişkin gerçek dışı bir dilek

wish we had an audiobook ifadesinde wish sözcüğünü geçmiş biçimli bir yan cümle izler. Buradaki had, durumu geçmiş zamana yerleştirmez; mevcut gerçeklikle arasındaki mesafeyi gösterir. Şu anda bir sesli kitap olmadığı anlaşılır. wish + özne + simple past kalıbı, konuşanın farklı olmasını istediği mevcut bir durumu ifade eder. Do you wish ...? dinleyenin de şu anki gerçekliğe uymayan bu isteği paylaşıp paylaşmadığını sorar.

Alıştırma

Ofiste sessiz bir oda yok. Şimdiki zamana ilişkin gerçek dışı dileği tamamlamak için have fiilinin geçmiş biçimini kullanın: I wish the office ____ a quiet room.

Cevabı göster

had

Yes, sir.

4:47

Evet, efendim.

Which one?

4:48

Hangisi?

Captain Nemo.

4:50

Kaptan Nemo.

Pull, pull.

4:51

Çek, çek.

Pull, son.

4:52

Çek oğlum.

Pull it.

4:53

Çek onu.

I got a fish.

4:54

Bir balık tuttum.

There you go.

4:55

Aferin sana.

Keep reeling it in. Notlar

4:56

Makineyi sarmaya devam et.

Dilbilgisi

keep + -ing yapısı: Keep reeling

Keep + fiilin -ing biçimi, başlamış olan bir eylemin sürdürülmesini söyler. Keep reeling it in cümlesinde konuşan kişi, karşısındakine makarayı çevirmeyi bırakmamasını söylüyor. Kalıp, keep + eylem fiilinin -ing biçimidir. Bu nedenle keep reel veya keep to reel değil, keep reeling denir.

Alıştırma

Talimatı climb fiiliyle tamamlayın: Keep ____ until you reach the top.

Cevabı göster

climbing

Öbek fiiller

Ayrılabilen öbek fiil reel it in

Reel something in, bir makarayı çevirerek misinanın ve çoğu zaman oltaya takılmış balığın kendinize doğru gelmesini sağlamak demektir. Bu cümlede it, içeri çekilen şeyi, yani misinayı veya ona bağlı balığı ifade eder. Reel in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne zamiri fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: reel it in; reel in it denmez. Nesne isim olduğunda hem reel in the line hem de reel the line in kullanılabilir.

Alıştırma

Bir balık oltaya takıldı. Reel in öbek fiilini ve it zamirini kullanarak talimatı tamamlayın: Reel ____.

Cevabı göster

it in

All right.

4:58

Pekâlâ.

Okay.

4:58

Tamam.

Uh

4:59

Uh

He still has the worm in his mouth.

4:59

Ağzında hâlâ solucan var.

He does.

5:01

Evet, öyle.

Let's let him eat that worm. Dilbilgisi

5:02

O solucanı yemesine izin verelim.

Dilbilgisi

Let's let him eat: öneri + let + nesne + fiilin yalın hâli

Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve konuşan kişiyi de içeren bir gruba “Bunu yapalım” önerisinde bulunur. İkinci let, “izin vermek” anlamındadır. Yapı let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: let him eat. him sonrasında to eat değil, eat kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle hem doğru biçimde grup önerisi yapar hem de let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır?

  1. Let's let Maya to choose the movie.
  2. Let us Maya choose the movie.
  3. Let's let Maya choose the movie.
Cevabı göster

Let's let Maya choose the movie.

So this is what happens.

5:03

İşte olan biten bu.

He opens his mouth right here.

5:04

Ağzını tam burada açıyor.

The water gets pulled into his mouth, Dilbilgisi

5:06

Su ağzının içine çekiliyor,

Dilbilgisi

gets pulled: konuşma dilindeki get edilgeni

gets pulled ifadesinde get + geçmiş zaman ortacı edilgen yapı oluşturur. Su, çekme eylemine maruz kalır; başka bir şeyi çeken su değildir. is pulled ile karşılaştırıldığında gets pulled, olayın gerçekleşmesine daha çok odaklanır ve daha konuşma diline özgü duyulur. Suyun ağza girerken yaptığı hareketi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, paketin eyleme maruz kaldığını göstermek için get ile kurulan edilgen yapıyı kullanır?

  1. The package delivers before noon.
  2. The driver gets the package before noon.
  3. The package gets delivered before noon.
Cevabı göster

The package gets delivered before noon.

and then he opens his gills after that,

5:08

ve sonra solungaçlarını açıyor,

and he shoots the water out of that.

5:10

ve suyu oradan dışarı fırlatıyor.

Does that make sense?

5:12

Mantıklı geldi mi?

Yes, sir.

5:13

Evet, efendim.

Hold on tight. Öbek fiiller

5:13

Sıkı tutun.

Öbek fiiller

Hold on tight: güvenlik talimatında sıkıca tutunmak

Bu güvenlik talimatında “hold on” fiziksel olarak tutunmayı sürdürmek anlamına gelir; “tight” ise “sıkıca” anlamında bir zarf görevi görür. “Hold on tight” bir bütün olarak, hareket veya tehlike beklenirken kişiye elini bırakmamasını söyler. Buradaki gerçek eylem anlamını bağlam belirler. Telefonda veya bir konuşmada “hold on” tek başına “bekle” anlamına gelebilir; ancak “tight” sözcüğü ve fiziksel bir durum, anlamın sıkıca tutunmak olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Güvenlik talimatını dersteki ifadeyle tamamlayın: The ride is about to start. ____ to the handle.

Cevabı göster

Hold on tight

Don't be scared.

5:14

Korkma.

You ready?

5:15

Hazır mısın?

Now slowly let him back in the water.

5:16

Şimdi yavaşça onu suya geri bırakalım.

There you go.

5:20

Aferin sana.

All right,

5:21

Pekâlâ,

so that's how fish eat.

5:22

işte balıklar böyle beslenir.

If you are interested in supporting more fishing trips and more episodes of Smarter Every Day,

5:24

Daha fazla balık tutma gezisini ve Smarter Every Day'in daha fazla bölümünü desteklemekle ilgileniyorsanız,

you can support us by going to audible.com/smarter and getting a free audiobook.

5:29

audible.com/smarter adresine gidip ücretsiz bir sesli kitap alarak bizi destekleyebilirsiniz.

Does that sound good to you? Ton ve niyet

5:33

Bu kulağa hoş geliyor mu?

Ton ve niyet

Does that sound good to you?: bir önerinin uygun olup olmadığını kontrol etmek

“Does that sound good to you?” cümlesinde “sound”, “bir fikrin verdiği izlenime göre görünmek” anlamında bir bağ fiilidir. “That” bir öneriye işaret eder, “to you” ise görüşü önemli olan kişiyi belirtir. Konuşmacı ses kalitesini sormaz. Soru, diğer kişinin öneriyi uygun bulup bulmadığını nazikçe kontrol eder ve ona kabul etme, kaygısını dile getirme veya başka bir öneri sunma alanı bırakır.

Alıştırma

Konuşmacı bir öneriden sonra “Does that sound good to you?” diye sorarak ne yapıyor?

  1. Sesin yeterince yüksek olup olmadığını sormak.
  2. Önerilen bir planın uygun görünüp görünmediğini nazikçe sormak.
  3. Dinleyiciden öneriyi tekrarlamasını istemek.
  4. Birine planı hemen kabul etmesini emretmek.
Cevabı göster

Önerilen bir planın uygun görünüp görünmediğini nazikçe sormak.

Yes, sir.

5:34

Evet, efendim.

What audiobook do you recommend?

5:34

Hangi sesli kitabı öneriyorsun?

Um

5:37

Hım

20,000 Leagues Under the Sea.

5:38

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah.

That's right.

5:41

Doğru.

Where do we listen to that?

5:41

Bunu nerede dinliyoruz?

In the car.

5:42

Arabada.

That's right.

5:43

Çok doğru.

So if you're interested in helping Smarter Every Day,

5:43

Eğer Smarter Every Day'e yardım etmekle ilgileniyorsanız,

go to audible.com/smarter,

5:46

audible.com/smarter adresine gidin,

download a free audiobook.

5:49

ücretsiz bir sesli kitap indirin.

You can get 20,000 Leagues Under the Sea,

5:50

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah'ı alabilirsiniz,

and you can help Smarter Every Day.

5:52

ve Smarter Every Day'e yardımcı olabilirsiniz.

It'd be a real good thing. Kelime

5:53

Bu gerçekten iyi bir şey olur.

Kelime

Real good: really anlamındaki gündelik real

real good ifadesinde real, really veya very anlamına gelen, derece bildiren gündelik bir zarftır. good sözcüğünü niteler ve olumlu değerlendirmeyi güçlendirir; thing sözcüğünü ayrıca niteleyen ikinci bir sıfat değildir. Bu -ly almayan zarf kalıbı, özellikle Amerikan İngilizcesindeki rahat konuşmalarda yaygındır. Gündelik bir ton uygun olduğunda kullanılabilen yapı real + sıfat biçimindedir; real nice ve real easy buna örnektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz ifadeyi aynen seçin. good sözcüğünün doğrudan real sözcüğünü mü izlediğine, yoksa really sözcüğünün fazladan vurgusuz bir hece mi eklediğine odaklanın.

  1. It'd be a real good thing.
  2. It'd be a really good thing.
Cevabı göster

It'd be a real good thing.

Anyway, thank you very much.

5:54

Her neyse, çok teşekkür ederim.

Do you want to say thank you?

5:55

Teşekkür etmek ister misin?

Thank you.

5:57

Teşekkür ederim.

Anyway, I'm Destin.

5:59

Her neyse, ben Destin.

And bye.

6:00

Ve hoşça kalın.

I'm Destin.

6:01

Ben Destin.

You're getting smarter every day.

6:01

Her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

Have a good one.

6:03

İyi günler dilerim.