Peppa Pig'in Karlı Günü 🐷☃️ Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve arkadaşları, Baba Pig’in şakacı uyarısına rağmen karda oynamayı sürdürür. Ardından karla kaplanmış Baba Pig’i bir kar canavarı sanırlar; yanlış anlaşılma çözülünce herkes sıcak çikolata içmek için eve döner. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. having lots of fun playing — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir etkinliği yaparken çok eğlenildiğini anlatan doğal konuşma kalıbı have fun doing something yapısını öğrenin. Böylece sözcük sözcük çeviri yapmak veya very happy to play gibi daha az doğal bir yapıya başvurmak yerine akıcı bir ifade kullanabilirsiniz. 2. aren't worried about / at all. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: be worried about yapısının endişe duyulan şeyi belirttiğini, at all ifadesinin ise olumsuzluğu güçlendirdiğini fark edin. Bu iki unsur birlikte, çocukların kar canavarına dönüşmekten hiçbir şekilde kaygılanmadığını gösterir. 3. Even snow monsters — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Even sözcüğünün beklenmedik veya bilerek abartılmış bir özneyi nasıl öne çıkardığını anlayın. Burada önceki kar canavarı yanılgısına gönderme yapar ve sıcak çikolata hakkındaki son sözü yeni bir gerçek değil, öyküyü tamamlayan mizahi bir kapanış hâline getirir.
Bu derste
Peppa is having lots of fun playing in the snow with her friends. Kalıp ifadeler
0:06Peppa arkadaşlarıyla karda oynarken çok eğleniyor.
having lots of fun playing: have lots of fun + -ing yapısı
Have lots of fun doing something, bir şeyi yaparken çok eğlenmek anlamına gelir. Burada having lots of fun playing, karda oynama etkinliğinin Peppa’ya büyük keyif verdiğini anlatır. -ing biçimindeki fiil, keyif alınan etkinliğin ne olduğunu gösterir. Playing ikinci bir şimdiki zaman fiili değildir; have lots of fun + -ing yapısını tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi have lots of fun + -ing yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the children ____ a sandcastle at the beach.
Cevabı göster
had lots of fun building
But every game they play seems to cover them in cold snow. Dilbilgisi
0:16Ama oynadıkları her oyun onları soğuk karla kaplıyor gibi görünüyor.
every game they play: nesne görevindeki ilgi sözcüğünün düşürülmesi
Every game they play, every game that they play ile aynı anlama gelir: oynadıkları her oyun. They play sözleri game sözcüğünden sonra gelir ve hangi oyunlardan söz edildiğini açıklar. Tam biçimde that, play fiilinin nesnesidir: they play that game. Nesne görevindeki ilgi sözcüğü çoğu zaman çıkarılabildiği için every game they play doğal bir yapıdır. They play, isim öbeğinin bir parçasıdır; ayrı bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi sözcüğü çıkarılmış bir ilgi yan cümlesi vardır?
- Every photo we took it came out clearly.
- Every photo that we took came out clearly.
- Every photo we took came out clearly.
Cevabı göster
Every photo we took came out clearly.
seems to cover: seem to + fiilin yalın hâli
Seem to + fiilin yalın hâli, bir şeyi kesin bir gerçek olarak değil, gözleme dayalı bir izlenim ya da sonuç olarak sunar. Bu cümlede seems to cover, her oyunun onları karla kaplama sonucunu doğuruyor gibi göründüğünü anlatır. every game gibi özne tek bir kişi veya şey olduğunda seem, seems olur. to'dan sonraki fiil yalın hâlde kalır: seems to cover denir; seems to covers veya seems covering denmez.
Alıştırma
Cümleyi seem to + know kullanarak tamamlayın. Mia'nın tek bir kişi olduğunu unutmayın: From her quick reply, Mia ____ the answer.
Cevabı göster
seems to know
covered in snow: be covered in + madde
Be covered in + madde, bir kişinin veya nesnenin yüzeyinin her tarafında o maddenin bulunduğunu anlatır. Burada you're covered in snow, Peppa'nın görünen durumunu, yani her tarafının karla kaplı olduğunu belirtir. Covered, cover fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak burada Peppa'nın bir şeyi kaplama eylemine değil, ortaya çıkan duruma odaklanılır. Aynı yapı mud, dust veya paint gibi maddelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be covered in yapısının simple past biçimiyle tamamlayın: After the muddy walk, his boots ____ mud.
Cevabı göster
were covered in
it's time to come inside: harekete geçmek için nazik bir hatırlatma
It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylem için uygun zamanın geldiğini belirtir. Bu cümlede it's time to come inside sıradaki eylemi gösterir; time yalnızca saati bildirmez. I think, hatırlatmayı daha az doğrudan yapar. I think it's time to... ifadesi doğrudan bir emirden daha yumuşak gelir, ancak yine de dinleyeni harekete yönlendirir.
Alıştırma
Okula gitmek üzere ayrılma zamanının geldiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It's time leaving for school.
- It's time to leaving for school.
- It's time to leave for school.
Cevabı göster
It's time to leave for school.
warm up: üşüdükten sonra ısınmak
Warm up burada geçişsizdir: üşüdükten sonra ısınmak anlamına gelir. Çocuklardan, vücutları ısınsın diye içeri girmeleri isteniyor; up, öbek fiilin bir parçasıdır ve yön belirtmez. Egzersiz bağlamında warm up, hafif hareketlerle vücudu hazırlamak anlamına da gelebilir. Çevredeki bağlam, ifadenin ısınmayı mı yoksa egzersize hazırlanmayı mı anlattığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ısınmak anlamındaki öbek fiille tamamla: After the snowy walk, we sat by the heater to ____.
Cevabı göster
warm up
Or you'll... ile bir sonuç belirtmek
Bu cümlenin başındaki Or, “yoksa” ya da “aksi takdirde” anlamına gelir. Daha önce verilen öğüde bağlanır ve dinleyen kişi bu öğüde uymazsa ne olabileceğini belirtir. Or you'll... ifadesi If you don't, you'll.... şeklinde anlaşılabilir. “Kar canavarına dönüşmek” sonucu şakacı bir abartıdır; ancak talimat + or + sonuç yapısı gerçek bir uyarı vermek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Come inside, or you'll get cold. or you'll get cold neyi ifade ediyor?
- İçeri girmemenin bir sonucu
- İçeri girmekle ilgili eşit iki seçenek
- Daha sonra meydana gelen ilgisiz bir olay
Cevabı göster
İçeri girmemenin bir sonucu
turn into a snow monster: değişip başka bir şeye dönüşmek
Turn into + isim öbeği, “değişip o şey ya da duruma dönüşmek” anlamına gelir. Into sözcüğünden sonraki öbek değişimin sonucunu adlandırır; bu nedenle turn into a snow monster, kar canavarına dönüşmek demektir. Buradaki değişim, hayalî ve abartılı bir şakadır. Bu cümlede turn into, fiziksel olarak bir yere doğru dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “dönüşmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A caterpillar can ____ a butterfly.
Cevabı göster
turn into
Can we play for 5 more minutes? — Ek süre için izin istemek
Can we play...? cümlesindeki Can we...? izin istemek için kullanılır. Konuşan kişi, kendisinin de içinde bulunduğu grubun oynamaya devam etmesine izin verilmesini ister; grubun oynama becerisi olup olmadığını sormaz. for 5 more minutes istenen ek sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Süre miktarlarında sayı + more + zaman birimi, five more minutes örneğinde olduğu gibi ek bir miktar anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle on dakika daha kalmak için doğal biçimde izin ister?
- Can we stay for more ten minutes?
- Do we stay for ten more minutes?
- Can we stay for ten more minutes?
Cevabı göster
Can we stay for ten more minutes?
all right then — Bir isteği kabul etmek
All right then bir istek veya öneriyi kabul ederek yanıt verir. “Peki, bunu kabul ediyorum” anlamına gelir ve genellikle kısa bir düşünme anından sonra veya küçük bir taviz olarak söylenir. Buradaki then, kararı az önce söylenenlere bağlayarak “öyleyse” ya da “bu durumda” anlamını verir. Daha sonra başka bir olayın gerçekleştiğini belirtmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Can we leave at nine instead?” diye soruyor. Biraz düşünüp kabul ediyorsunuz. Hangi yanıt kabul ettiğinizi en iyi şekilde ifade eder?
- Not at all.
- All right then.
- Right away.
Cevabı göster
All right then.
Oh dear: hafif bir endişe tepkisi
“Oh dear.”; endişe, hayal kırıklığı veya küçük bir sorun çıktığı hissini anlatan, kalıplaşmış ve hafif bir ünlemdir. Bu cümlede, bir şeylerin ters gitmek üzere olabileceğini nazikçe belirtir. Buradaki “dear” birine hitap etme sözü değildir. Tüm ifadeyi tek bir tepki olarak düşünün; genellikle “Oh no!” gibi güçlü bir haykırıştan daha hafiftir.
Alıştırma
Hangi durumda “Oh dear.” demek en doğaldır?
- Tanımadığınız birine adını soruyorsunuz.
- Hukuki bir sözleşmeye resmî onay veriyorsunuz.
- Biraz çay döküyor ve hafifçe endişeleniyorsunuz.
Cevabı göster
Biraz çay döküyor ve hafifçe endişeleniyorsunuz.
Peppa and her friends play lots of games in the snow.
0:59Peppa ve arkadaşları karda birçok oyun oynuyorlar.
They aren't worried about turning into snow monsters at all. Dilbilgisi
1:02Kar canavarına dönüşmekten hiç endişe etmiyorlar.
aren't worried about ... at all: hiç endişeli olmamak
be + not + worried about + isim veya fiilin -ing biçimi ... at all kalıbı, “bir şey hakkında hiç endişeli olmamak” anlamına gelir. Burada aren't, be + not görevini görür; turning into snow monsters ise about sonrasındaki -ing grubudur. At all, aren't ile kurulan olumsuzluğun kapsamındadır ve bu olumsuzluğu güçlendirir: bu konuda hiçbir endişeleri yoktur. Genellikle olumsuz bir yan cümlenin sonlarına doğru gelir; burada “tümü” veya “her şey” anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia'nın hiç endişeli olmadığını anlatmak için cümleyi “worried about ... at all” ifadesinin iki bölümüyle tamamlayın: Mia isn't ____ the test ____.
Cevabı göster
worried about · at all
Let's play snowballs: birlikte bir etkinlik önerme
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişi ile dinleyenin bir şeyi birlikte yapmasını önermek için kullanılır. Let's play snowballs cümlesinde konuşan kişi başkalarını kendisinin de katılacağı ortak bir oyuna davet eder; onlara kendisi olmadan oynamalarını emretmez. Let's, bu yapıda let us ifadesinin yaygın kısaltmasıdır. Yapı Let's + fiilin yalın hâli olarak Let's go, Let's eat veya Let's play şeklinde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşan kişiyle dinleyenin oyuna birlikte başlamasını doğru biçimde önerir?
- Let's to start the game.
- Let's start the game.
- Let's starting the game.
Cevabı göster
Let's start the game.
sounded like...: sesten yola çıkarak tahmin etme
Sound like, duyduğunuz şeye dayanarak bir şeyin başka bir şeye benzediğini belirtir. It sounded like... cümlesinde konuşan kişi, kaynağını henüz belirlemeden bir sesten yola çıkarak tahminde bulunur. Sounded geçmiş zamandadır çünkü ses daha önce duyulmuştur. Buradaki like, hoşlanmak değil benzemek anlamındadır. İfadenin ardından genellikle a bell veya someone knocking gibi bir karşılaştırma unsuru gelir; üç nokta düşüncenin tamamlanmadığını veya sesin kesildiğini gösterir.
Alıştırma
Garip bir vızıltı duydunuz ama kaynağını görmediniz. Hangi cümle sese dayalı bir tahmini doğal biçimde anlatır?
- It sounded a large insect.
- It sounded like a large insect.
- It looked like a large insect.
Cevabı göster
It sounded like a large insect.
Has anybody seen my glasses?: kayıp bir nesne hakkında ipucu istemek
Has anybody seen...? bir şey kaybolduğunda kullanılan doğal bir present perfect sorusudur. Birinin o nesneyi şu ana kadar herhangi bir zamanda görüp görmediğini ve nerede olduğunu bilip bilmediğini sorar. Odak noktası şimdiki sonuçtur: konuşan kişi şu anda bir ipucuna ihtiyaç duyar. Belirli bir geçmiş zamanı sormaz; seen, has'ten sonra kullanılan see fiilinin past participle biçimidir.
Alıştırma
Present perfect sorusunu see fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: Has anybody ____ my blue notebook?
Cevabı göster
seen
Phew: rahatlama ifade etmek
Phew, endişe, tehlike veya baskı azaldıktan sonra duyulan rahatlamayı gösteren bir ünlemdir. Bu cümlede konuşan kişi saklanılan yerin güvenli olduğuna inanır ve nedenini açıklamadan önce duygusal bir tepki verir.
Alıştırma
Hangi durumda ilk tepki olarak Phew! demek en doğal olur?
- Kaybettiğinizi düşündüğünüz pasaportu bulursunuz.
- Sıradan bir haftalık toplantıya başlarsınız.
- Alışveriş listesindeki ilk maddeyi sakince okursunuz.
Cevabı göster
Kaybettiğinizi düşündüğünüz pasaportu bulursunuz.
has found them: şimdiki sonucu vurgulayan present perfect
Has found, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı found. Find düzensiz bir fiildir; bu nedenle ortacı find veya finded değil, found olur. Burada bulma eylemi tamamlanmış ve sonucu şu anda önemli olan bir eylem olarak sunulur: kar canavarı artık onların nerede olduğunu biliyor. Odak, bitmiş bir geçmiş zamandan çok şimdiki durumdadır.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The ranger ____ the missing hikers, so they can go home safely.
Cevabı göster
has found
I told you there's no such thing as snow monsters. Notlar
2:20Size kar canavarı diye bir şey olmadığını söylemiştim.
I told you: suçlayıcı gelebilen bir hatırlatma
Bu yanıtta I told you, birine geçmişte bir şey söyleme eyleminin düz anlamından fazlasını taşır. Konuşan kişi bunu daha önce söylediğini ve şimdi yaşananların kendisinin haklı olduğunu kanıtladığını düşündüğünü dinleyiciye hatırlatır. “Ben sana söylemiştim” anlamına yakındır. Ses tonuna göre şakacı veya memnun bir ifade olabilir; ancak dinleyicinin önceki sözü hatırlaması ya da ona inanması gerektiğini ima ederek hafif bir suçlama da taşıyabilir.
Alıştırma
Bu tür bir yanıtta “I told you” genellikle ne anlatır?
- Bu konudan bir daha söz etmeyeceğime söz veriyorum.
- Benden ilk kez bir şey anlatmanı istiyorum.
- Bunu daha önce söyledim ve şimdi sonuç haklı olduğumu gösteriyor.
Cevabı göster
Bunu daha önce söyledim ve şimdi sonuç haklı olduğumu gösteriyor.
there's no such thing as...: bir şeyin var olmadığını söylemek
There's no such thing as... ardından gelen nesnenin, yaratığın, düşüncenin veya kategorinin var olmadığını anlatan kalıplaşmış bir yapıdır. Burada kar canavarlarının var olduğu düşüncesi kesin bir biçimde reddediliyor. no such thing as bölümünü tek bir bütün olarak düşünün. as'ten sonra bir isim öbeği gelir: There's no such thing as + isim öbeği. Bu yapı, yalnızca X doesn't exist demekten daha vurgulu ve konuşma diline daha yakındır.
Alıştırma
Bir şeyin var olmadığını belirten kalıbın kısaltılmış biçimiyle cümleyi tamamlayın: ____ a perfect plan.
Cevabı göster
There's no such thing as
Come on: birini harekete geçmeye teşvik etmek
Burada Come on, babayı diğerleriyle birlikte harekete geçmeye çağıran samimi bir ifadedir ve Let's go anlamına yakındır. Ortak etkinliği ileri taşır; yalnızca konuşana doğru gelmek anlamına gelmez. Come on ayrıca cesaretlendirmek, acele ettirmek, meydan okumak veya inanmamayı göstermek için de kullanılabilir. İşlevi bağlam ve tonlama belirler. Bu cümlede aile ortamı ve Daddy diye doğrudan seslenilmesi, ifadeyi eleştiri değil sıcak bir davet hâline getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede Come on, birini şimdi harekete geçmeye samimi biçimde yöneltmek için kullanılmıştır?
- Come on, Mia. We're going to be late.
- Come here, Mia. I want to show you something.
- Take your time, Mia. There's no hurry.
Cevabı göster
Come on, Mia. We're going to be late.
We'll make you warm again and melt all this snow. Dilbilgisi
2:27Seni tekrar ısıtacağız ve tüm bu karları eriteceğiz.
make you warm again: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısı, “birinin veya bir şeyin belirli bir duruma gelmesine neden olmak” anlamına gelir. make you warm ifadesinde you nesne, warm ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Again, önceki bir duruma geri dönüldüğünü gösterir. Sıfat doğrudan nesneden sonra gelir: make you warm denir; make you to be warm denmez.
Alıştırma
Bebek huzursuz olmuştu. Müziğin bebeği yeniden sakinleştirdiğini make + nesne + sıfat yapısıyla doğru anlatan cümle hangisidir?
- The quiet music made calm the baby again.
- The quiet music made the baby to be calm again.
- The quiet music made the baby calm again.
Cevabı göster
The quiet music made the baby calm again.
look for my glasses: yalnızca bakmak değil, aramak
Look for, “bulmaya çalışmak” anlamına gelir. look for my glasses ifadesinde gözlük henüz bulunmamıştır ve konuşan kişi birinden onu aramasını ister. Look for, başarılı sonucu değil arama sürecini anlatır. Look fiilini yalnızca “bakışlarını yöneltmek” olarak yorumlamak yerine, look for ifadesini bir bütün olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Anahtarlarınız kayıp ve hâlâ onları arıyorsunuz. Yaptığınız şeyi en iyi anlatan cümle hangisidir?
- I'm looking at my keys.
- I'm looking for my keys.
- I found my keys.
Cevabı göster
I'm looking for my keys.
on the way: yolculuk sırasında
On the way, bir yerden başka bir yere giderken yolculuk sırasında anlamına gelir. Bu cümlede gözlüğü arama işi eve dönüş yolunda yapılır; bunun için ayrı bir yolculuk yapılmaz. Buradaki way, “yöntem” değil, rota veya yolculuk anlamındadır. Bir varış yeri eklenebilir: on the way to school. Home ile genellikle to kullanılmadan on the way home denir; çünkü home burada varış yönünü doğrudan gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle ekmek almanın eve dönüş yolunda yapılabileceğini doğal biçimde ifade eder?
- We can pick up bread on the way home.
- We can pick up bread in the way home.
- We can pick up bread by the way home.
Cevabı göster
We can pick up bread on the way home.
Daddy Pig is very glad to be back home in the warm. Notlar
2:41Baba Domuz eve, sıcağa döndüğü için çok memnun.
glad to be back home: eve dönmüş olmaktan mutlu
Glad to be back home, eve dönmüş ve yeniden evde olmaktan mutlu olmak demektir. glad to + fiilin yalın hâli yapısında to ile başlayan bölüm bu duyguyu neyin oluşturduğunu belirtir; burada amaç bildirmez. Be back, geri dönüşten sonraki sonuç durumunu anlatır. Bu kalıpta home önünde to kullanılmaz: be back home denir, be back to home denmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir yolculuktan sonra yeniden evde olmanın mutluluğunu doğal biçimde ifade eder?
- I'm glad to back home after the long trip.
- I'm glad to be back to home after the long trip.
- I'm glad to be back home after the long trip.
Cevabı göster
I'm glad to be back home after the long trip.
in the warm: sıcak bir yerde bulunmak
In the warm, “sıcak bir yerde ya da ortamda” demektir. Bu ifadede the warm, bir kişiyi çevreleyen rahat sıcaklığı adlandırır; warm normalde bir sıfat olsa da in edatının tamamlayıcısı olarak görev yapar. İfade, belirli bir sıcak nesneyi betimlemekten çok, sıcaklığın içinde bulunmaya odaklanır.
Alıştırma
Dışarısı soğuk. Grubun sıcak bir yerde bekleyeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Let's wait until the bus gets warm.
- Let's keep the waiting room warm until the bus comes.
- Let's sit in the warm until the bus comes.
Cevabı göster
Let's sit in the warm until the bus comes.
not ... anymore: önceki bir durumun sona ermesi
Not ... anymore, önceki bir durumun, görünüşün veya düşüncenin artık sona erdiğini gösterir. Burada Baba Domuz daha önce bir kar canavarına benziyordu, ancak bu tanım artık ona uymuyor. Anymore genellikle olumsuz yan cümlenin sonuna yakın gelir. not ... anymore kalıbının tamamını no longer, yani “artık değil” olarak anlayın; “not more” olarak düşünmeyin.
Alıştırma
Sam takımdan ayrıldı. Daha önce bu takımda oynadığını ama artık oynamadığını anlatan cümle hangisidir?
- Sam still plays for this team.
- Sam doesn't play for this team anymore.
- Sam doesn't play any more games for this team.
Cevabı göster
Sam doesn't play for this team anymore.
Even snow monsters like hot chocolate. Anlatım akışı
2:59Kar canavarları bile sıcak çikolatayı sever.
Even snow monsters: beklenmedik bir özneyi vurgulamak
Even snow monsters ifadesindeki even, “özellikle şaşırtıcı olan bu durumu da kapsamak” anlamına gelir. Snow monsters ifadesini örtük bir beklenti ölçeğinin en beklenmedik ucuna yerleştirir: sıradan insanların sıcak çikolatayı sevmesi şaşırtıcı değilse bile, sevmesi pek beklenmeyen bu grup da onu sever. Even doğrudan öznenin önüne gelerek dikkati içeceğe veya sevme eylemine değil, “kimin” beklenmedik olduğuna yöneltir. Buradaki vurgu daha önceki kar canavarı şakasına da gönderme yaptığı için cümle, kar canavarları hakkında ciddi bir bilgi vermek yerine esprili bir kapanış işlevi görür.
Alıştırma
“Even the shyest guest joined the dance” cümlesinde even neyi bildirir?
- En çekingen konuk, dansa katılması özellikle beklenmeyen biriydi.
- En çekingen konuk dansa katılmak üzereydi ama katılmadı.
- Dansa yalnızca en çekingen konuk katıldı.
Cevabı göster
En çekingen konuk, dansa katılması özellikle beklenmeyen biriydi.