Doomscrolling: Neden yapıyoruz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Sam ve Neil, olumsuz haberleri tekrar tekrar kontrol etme alışkanlığı olan doomscrolling’i inceliyor. Bu modern davranışı, tehlikeyi fark etmeye yönelik evrimsel eğilimimizle ilişkilendiriyor; kesintisiz küresel haber akışının ve travmayı olduğundan çekici göstermenin duygusal etkileri nasıl ağırlaştırabileceğini değerlendiriyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's when — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir sözcüğü, alışkanlığı veya durumu katı bir sözlük tanımıyla açıklamak yerine, gerçekleştiği koşulları belirterek konuşma içinde doğal biçimde tanımlamayı öğrenin. 2. negativity bias. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Olumsuz bilgileri daha kolay fark etme veya hatırlama eğilimimizi anlatan psikoloji ve medya terimini kavrayın; kaygı verici haberlerin neden ilgi çektiğini açıklarken kullanın. 3. build up strength and resilience — Phrasal verb’ler: build up ifadesini soyut niteliklerle kullanarak gücün ve zorluklardan sonra toparlanabilme yetisinin bir anda ortaya çıkmadığını, güç deneyimler boyunca aşamalı biçimde geliştiğini anlatın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Have you heard the expression doomscrolling, Notlar
0:11Doomscrolling (kıyamet kaydırması) ifadesini hiç duydun mu,
Have you heard the expression ...? ile bir terimi tanıtmak
“Have you heard the expression ...?” bir kişinin belirli bir sözcüğü veya ifadeyi önceden bilip bilmediğini sorarken aynı zamanda onu sıradaki konu olarak tanıtır. Buradaki heard, yalnızca kulakla bir ses algılamak değil, “daha önce duymuş veya karşılaşmış olmak” anlamına gelir. Tanıtmak istediğiniz terimi doğrudan expression sözcüğünden sonra getirin: “Have you heard the expression quiet quitting?” Bu kalıp, bir tanımı veya tartışmayı doğal biçimde başlatmanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacı “Have you heard the expression doomscrolling?” sorusuyla ne yapıyor?
- Dinleyiciden terimi hemen harf harf söylemesini istemek
- Dinleyicinin terimi bilip bilmediğini kontrol etmek ve terimi tanıtmak
- Dinleyicinin bir sesi net duyup duymadığını kontrol etmek
Cevabı göster
Dinleyicinin terimi bilip bilmediğini kontrol etmek ve terimi tanıtmak
doomscrolling: çevrim içi olumsuz haberleri tekrar tekrar okumak
Doomscrolling, olumsuz veya kaygı verici çevrim içi haberleri ya da paylaşımları tekrar tekrar kaydırarak okumak anlamına gelir; kişi bunu yapmanın kendisini kaygılandırdığını veya daha kötü hissettirdiğini bilse de devam eder. Yalnızca telefonda uzun süre geçirmekten daha özel bir anlamı vardır. Sözcük, felaket veya son derece olumsuz bir bakış çağrıştıran doom ile scrolling sözcüklerini birleştirir. Burada doom, ruh hâlini veya içeriği anlatır; gerçek bir yıkım ya da dünyanın sonu anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi durum doomscrolling için en açık örnektir?
- Kaygılandırmasına rağmen endişe verici paylaşımları bir saat boyunca okumaya devam etmek
- Mola sırasında tek bir komedi videosu izlemek
- Yarının hava durumunu kontrol etmek için bir hava durumu uygulamasını açmak
Cevabı göster
Kaygılandırmasına rağmen endişe verici paylaşımları bir saat boyunca okumaya devam etmek
It's when people spend a lot of time reading or scrolling Dilbilgisi
0:15İnsanların olumsuz haberleri,
Bir olguyu açıklamak için It's when + yan cümle
It's when + yan cümle, bir terimin, davranışın veya durumun ne anlama geldiğini konuşma dilinde açıklamanın bir yoludur. when sonrasındaki yan cümle, o olguya karşılık gelen tipik durumu anlatır. Burada when belirli bir zamanı sormaz. Olguyu tanımlayan durumu açıklar: insanlar okumaya veya ekranda kaydırmaya çok zaman harcar.
Alıştırma
Bir arkadaşın “What is stage fright?” diye soruyor. Hangi cevap bunu açıklamak için It's when... yapısını doğal biçimde kullanır?
- It's when you feel nervous before speaking to an audience.
- It's when feeling nervous before speaking to an audience.
- It's when to feel nervous before speaking to an audience.
Cevabı göster
It's when you feel nervous before speaking to an audience.
spend a lot of time reading or scrolling: spend + süre + V-ing
Yapı spend + süre + V-ing şeklindedir. Süre ifadesi ne kadar zaman harcandığını, -ing biçimi ise bu zamanı dolduran etkinliği belirtir. Bu cümlede reading ve scrolling, aynı süre ifadesinden sonra gelen ve birbirine bağlanan iki -ing etkinliğidir. spend time doing kullanılır; spend time to do kullanılmaz.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Nina spends thirty minutes ____ the piano after school. (practise)
Cevabı göster
practising
a mobile phone or computer screen in order to read negative news stories, Dilbilgisi
0:19yani felaket dolu hikayeleri okumak için bir cep telefonu veya bilgisayar ekranını okumaya veya kaydırmaya
in order to read: amacı açıkça belirtmek
In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir; yani bir şeyin belirli bir hedefle yapıldığını anlatır. Burada in order to read, birinin ekrana neden baktığını veya ekranı neden kullandığını açıklar. Order tüm ifadenin bir parçasıdır ve burada “emir” ya da “sipariş” anlamına gelmez. Çoğu durumda yalnızca to kullanılarak da aynı amaç anlatılabilir. In order to amaç ilişkisini daha açık hâle getirir; bu yüzden açıklama uzun olduğunda veya netlik önemli olduğunda yararlıdır.
Alıştırma
Amacı açıkça belirtmek için cümleyi in order to ile tamamlayın: Maya saved the file twice ____ prevent data loss.
Cevabı göster
in order to
I hate to admit it: isteksizce yapılan bir kabulü başlatmak
I hate to admit it, konuşmacının kabul etmekte isteksiz olduğu veya utandığı bir gerçeği açıklamaya başlar. Burada hate güçlü bir isteksizlik katar; genellikle bir şeyi kabul etme eyleminden gerçekten nefret etmek anlamına gelmez. Bu ifadeyi çoğu zaman but ve ardından kabul edilen gerçek izler: I hate to admit it, but.... Bu giriş, gerçek söylenmeden önce konuşmacının dürüstlüğünü ve rahatsızlığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, isteksizce yapılan bir kabulü başlatmak için bu ifadeyi doğal biçimde kullanır?
- I hate to admit it, and water freezes at zero degrees.
- I hate to admit it, so the library closes at six.
- I hate to admit it, but you were right about the shortcut.
Cevabı göster
I hate to admit it, but you were right about the shortcut.
I do sometimes doomscroll: vurgu yapan do
Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. “I do sometimes doomscroll”, özellikle konuşan kişi bunu kabul etmekte tereddüt ettikten sonra, bu alışkanlığın gerçekten var olduğunu doğrular. Buradaki do soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Yapı do/does/did + asıl fiilin yalın hâlidir. Zamanı ve özne uyumunu do taşıdığı için doomscroll yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi şimdiki-geniş zamandaki vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: You may doubt me, but I ____ remember our agreement.
Cevabı göster
do
don't feel too bad: nazikçe teselli etme
“Don't feel too bad”, birine kendini fazla suçlamamasını veya bir şey yüzünden çok üzülmeye devam etmemesini nazikçe söylemenin bir yoludur. Burada yararsız bir alışkanlığın itirafına karşılık verildiği için bad esas olarak suçluluk, utanç veya duygusal rahatsızlık anlamına gelir; fiziksel sağlıkla ilgili değildir. too, “makul veya yararlı olandan daha fazla” anlamını verir. Konuşan kişi hiç sorun olmadığını söylemez; karşısındaki kişinin kendine yönelik eleştirisini azaltır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yakın bir aile üyesini yeni kaybetti. İlk tepki olarak “Don't feel too bad” demek uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
you're not alone: ortak deneyimle teselli
Burada you're not alone, “bu deneyimi geçiren veya bu sorunla karşılaşan tek kişi sen değilsin” anlamına gelir. Neil'in fiziksel olarak yanında birinin bulunup bulunmadığını anlatmaz. Bu ifade, yaşanan deneyimin başkaları tarafından da paylaşıldığını göstererek kişiyi rahatlatır. Utancı, kendini suçlamayı veya yalnızlık hissini azaltabilir ve empati gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I feel embarrassed that I keep checking bad news.” diyor. Siz “You're not alone.” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?
- Başka insanlar da benzer bir deneyim yaşamıştır.
- Bu sorunu daha önce hiç kimse yaşamamıştır.
- Birisi fiziksel olarak dinleyenin yanında durmaktadır.
Cevabı göster
Başka insanlar da benzer bir deneyim yaşamıştır.
Research from the University of California found that people all over the world doomscroll, Kalıp ifadeler
0:32Kaliforniya Üniversitesi'nden yapılan araştırma, kültürden bağımsız olarak tüm dünyadaki insanların
all over the world: dünya çapında coğrafi kapsam
All over the world, “dünyanın birçok yerinde” veya “dünya çapında” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada insanların nerede durmadan olumsuz haberleri kaydırdığını gösteren bir edat öbeği olarak kullanılır ve araştırmanın bu davranışı farklı ülke ve kültürlerde tespit ettiğini anlatır. İfadenin tamamını tek bir birim olarak değerlendirin. Burada over, “fiziksel olarak üzerinde” anlamına gelmez; ifade geniş bir coğrafi dağılımı anlatır ve genellikle kelimenin tam anlamıyla her yeri kapsadığı iddiasında bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “dünyanın birçok yerinde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The charity supports families ____.
Cevabı göster
all over the world
regardless of culture: bir koşulu etkisiz kılmak
regardless of + isim veya isim öbeği yapısı, belirtilen koşulun olanları ya da bir sonucun doğruluğunu etkilemediğini anlatır. Burada culture, araştırma bulgusunu sınırlayan bir koşul olarak görülmez; bulgu farklı kültürler için geçerli olarak sunulur. Sabit bağlantı regardless of şeklindedir. of edatı, göz ardı edilen koşulu getirir; regardless of age ve regardless of the result örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
regardless sözcüğünden sonra gereken edatı ekleyin: The club welcomes everyone, regardless ____ background.
Cevabı göster
of
there may even be evolutionary reasons why we're attracted to bad news. Dilbilgisi
0:40kötü haberlere çekilmemizin evrimsel nedenleri bile olabilir.
What's more: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek
What's more, aynı yönde başka bir noktayı ekleyen bir söylem bağlayıcısıdır; eklenen nokta genellikle daha önemli, güçlü veya şaşırtıcıdır. Dinleyiciye, konuşanın yön değiştirmediğini ve önceki düşünceyi geliştirdiğini gösterir. Bu cümlede, dünya çapındaki davranış biçiminden evrimsel bir açıklama olabileceği yönündeki daha çarpıcı ihtimale geçiş sağlar. İfade bir bütün olarak bağlayıcı işlevi görür; neyin ‘daha fazla’ olduğunu soran gerçek bir soru değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek, ilk avantajı güçlendiren ikinci bir avantaj eklemek için bir bağlayıcı kullanıyor?
- The hotel is quiet. What's more, it is close to the station.
- The hotel is quiet. However, the street outside is noisy.
- The hotel offers several free services. For example, breakfast is included.
Cevabı göster
The hotel is quiet. What's more, it is close to the station.
there may even be ... reasons why ...: olası nedenleri temkinli biçimde sunmak
there may be + isim öbeği kalıbı, bir şeyin var olma ihtimalini sunar. Burada may açıklamayı kesin bir iddia olmaktan çıkarırken even, evrimsel nedenlerin daha şaşırtıcı bir olasılık olduğunu vurgular. why yan cümlesi, bu nedenlerin açıklayacağı olguyu belirtir: why we're attracted to bad news. reasons sözcüğünden sonra gelen bağımlı bir cümle olduğu için doğrudan soru dizilişi yerine bildirme cümlesi dizilişini kullanır.
Alıştırma
Hangi cümlede there may be ... reasons why ... kalıbı doğru kullanılmıştır?
- There may have several reasons why the results differ.
- There may be several reasons why the results differ.
- There may be several reasons why do the results differ.
Cevabı göster
There may be several reasons why the results differ.
and even seek out bad news. Öbek fiiller
0:49hatta onları aramak zorunda hissettiğimizi araştıracağız.
feel compelled to + fiilin yalın hâli
feel compelled to + fiilin yalın hâli, harekete geçmek için güçlü bir baskı, görev duygusu veya dürtü hissetmek anlamına gelir. Bu güç dışarıdan gelebilir, ancak vicdandan ya da içsel bir dürtüden de kaynaklanabilir; her zaman başka birinin sizi zorladığı anlamına gelmez. Bu cümlede feel compelled to look at, kötü haberlere yönelmeyi insanların yalnızca istediği bir şey olarak değil, karşı koyması zor bir dürtü olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi feel compelled to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Maya noticed the exposed wire, she ____ warn the staff.
Cevabı göster
felt compelled to
seek out bad news: kötü haberleri bilinçli olarak aramak
Seek out, birini veya bir şeyi bulmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Seek out bad news ifadesinde kişi olumsuz haberlere yalnızca rastlamaz; onları aktif olarak arar. Cümlede anlam look at ifadesinden even seek out ifadesine doğru güçlenir. Even, arama davranışının daha güçlü ve daha bilinçli olduğunu gösterir. Out, seek out fiil öbeğinin bir parçasıdır ve dışarıya doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir editör, genellikle görmezden gelinen kişilerin seslerini bulmak için özel bir çaba gösteriyor. Bu bilinçli arayışı en iyi hangi cümle vurgular?
- The editor sought out voices that are usually ignored.
- The editor waited for voices that are usually ignored.
- The editor looked for voices that are usually ignored.
Cevabı göster
The editor sought out voices that are usually ignored.
the 24/7 non-stop cycle of news reporting: kesintisiz haber döngüsü
The 24/7 non-stop cycle of news reporting, haberlerin günün 24 saati, haftanın yedi günü üretilmesi, güncellenmesi ve erişilebilir olması anlamına gelir. Non-stop, düzenli bir ara bulunmadığı fikrini güçlendirir. Cycle tek bir haber öyküsünü değil, haber sunumunun sürekli işleyen düzenini veya sistemini ifade eder. Bu cümlede her zaman erişilebilir olan bu bilgi akışı, doomscrolling davranışını mümkün kılan koşul olarak sunulur.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. İfadenin kesintisiz erişilebilirlik, bir tarih veya bir süre belirtip belirtmediğine dikkat edin.
- The support line is available for twenty-four minutes.
- The support line is available twenty-four seven.
- The support line is available on the twenty-fourth of July.
Cevabı göster
The support line is available twenty-four seven.
according to international news agency Reuters, Kalıp ifadeler
1:06uluslararası haber ajansı Reuters'a göre,
what has been the top global news story of 2023 so far? Kalıp ifadeler
1:08şimdiye kadar 2023'ün en büyük küresel haberi hangisi olmuştur?
according to: dış bir kaynağı belirtmek
According to + kaynak, ardından gelen bilginin, iddianın veya sorunun o kaynağın söylediklerine ya da bildirdiklerine dayandığını gösterir. Bu cümlede Reuters, soruya dayanak olan dış kaynaktır. Kaynak bir kişi, kurum, rapor, araştırma veya belge olabilir. Bu ifade yalnızca kaynağı belirtir; bilginin doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede according to dış bir bilgi kaynağını göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- According to the latest report, rail use increased in May.
- According the latest report, rail use increased in May.
- According to me, rail travel is the best choice.
Cevabı göster
According to the latest report, rail use increased in May.
so far: sonucu şu ana kadarki dönemle sınırlamak
So far, “şu ana kadar” veya “söz edilen zamana kadar” anlamına gelir. Daha önce başlayıp mevcut noktaya kadar uzanan bir dönemi kapsar. Bu soruda cevap yalnızca 2023’ün o zamana kadar geçmiş kısmını kapsar; dolayısıyla sonraki olaylar cevabı değiştirebilir. Henüz tamamlanmamış deneyim, ilerleme veya sonuçları anlatırken so far, has been ... so far örneğindeki gibi İngilizcedeki present perfect yapısıyla sıkça kullanılır. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, zaman içindeki ilerlemeyi belirtir.
Alıştırma
Sonucun şu ana kadar geçerli olduğunu ancak değişebileceğini göstermek için cümleyi so far ile tamamlayın: The new restaurant has received fifty reviews ____.
Cevabı göster
so far
I think the answer is an issue that's affecting everyone,
1:22Bence cevap herkesi etkileyen bir sorun,
I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:27Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer: daha önce saklanan cevabı açıklamak
Reveal the answer, daha önce saklanan veya bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Reveal yalnızca bazı sözcükleri söylemeyi değil, bilinmeyenden bilinene geçişi vurgular. Burada konuşmacı, beklenti yaratmak için cevabı sona kadar açıklamaz. Yapı reveal + açıklanan bilgi şeklindedir; reveal the answer ve reveal the result buna örnektir.
Alıştırma
“Daha önce saklanan cevabı açıklamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After everyone votes, the quiz host will ____.
Cevabı göster
reveal the answer
it might be true that the non-stop news cycle makes doomscrolling possible, Anlatım akışı
1:30kesintisiz haber döngüsünün doomscrolling'i mümkün kıldığı doğru olabilir,
it might be true that ... but that doesn't explain why ...: bir noktayı kabul edip açıklama boşluğunu göstermek
It might be true that ..., but that doesn't explain why ... kalıbı önce bir iddianın geçerli olabileceğini kabul eder, ardından bu iddianın neyi açıklayabileceğini sınırlar. Argümanı bir ödün ve ardından gelen açıklama boşluğu şeklinde düzenler. Burada kesintisiz haber döngüsü doomscrolling'in nasıl mümkün olduğunu açıklayabilir, ancak insanların bunu neden seçtiğini açıklamaz. but that doesn't explain why içindeki that, önceki iddianın tamamına gönderme yapar; but ise bu iddiayı geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir gerçeği kabul ederken bunun konuyu tam olarak açıklamadığını gösterir?
- The road cannot be wet because one car skidded.
- It might be true that the road is wet, but that doesn't explain why only one car skidded.
- It might be true that the road is wet, and that fully explains why only one car skidded.
Cevabı göster
It might be true that the road is wet, but that doesn't explain why only one car skidded.
Anthropologist Ella al-Shamahi thinks the answer may lie in human evolution. Kelime
1:37Antropolog Ella al-Shamahi, cevabın insan evriminde yatabileceğini düşünüyor.
may lie in: olası bir kaynağı belirtmek
Bu cümlede may lie in, “bir şeyde bulunabilir” veya “kaynağı bir şey olabilir” anlamına gelir. Ella kesin bir iddiada bulunmuyor; insan evriminin incelenmesinin cevabı sağlayabileceğini bir olasılık olarak öne sürüyor. Bir cevabın, nedenin, zorluğun veya kilit noktanın belirli bir etkenden kaynaklandığını belirtirken lie in bu soyut anlamıyla kullanılabilir: The cause lies in...; The key may lie in....
Alıştırma
Cümleyi “kaynağı bir şey olabilir” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The reason for the error ____ the way the data was entered.
Cevabı göster
may lie in
she outlines the problem for BBC Radio 4 program "Why do we do that". Kelime
1:43BBC Radio 4 programı "Why do we do that" için sorunu özetliyor.
outlines the problem: ana noktaları kısaca sunmak
Burada outlines, “bir şeyin temel yapısını ve kilit noktalarını sunmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Tüm ayrıntıları vermeden, dinleyicilerin temel konuyu anlayabileceği kadar açık bir şekilde sorunu anlatır. Bir konuşmacı, rapor, makale veya program bir konunun temel çerçevesini tanıtırken outline fiilinin bu soyut kullanımı yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “temel sorunu kısaca sunar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The introduction ____ before the report examines possible solutions.
Cevabı göster
outlines the problem
go searching out for bad news: karışık bir kalıpta bilinçli arama
Burada go searching out for bad news, kötü haberlere yalnızca rastlamak yerine onları etkin biçimde aramak anlamına gelir. Go + -ing biçimi, arama eylemini kişinin bilerek giriştiği bir faaliyet olarak sunar. Bu ifade aynı zamanda iki standart kalıbı birleştirir: go searching for bad news ve search out bad news. Bu karışım doğaçlama konuşmada anlaşılır, ancak kendi İngilizcenizi üretirken standart kalıplardan birini kullanın.
Alıştırma
Bir şeyi bilinçli olarak aramayı anlatmak için en doğal standart kalıbı hangi cümle kullanıyor?
- People sometimes search out for alarming stories online.
- People sometimes go searching out for alarming stories online.
- People sometimes go searching for alarming stories online.
Cevabı göster
People sometimes go searching for alarming stories online.
looking for things that will make us feel ick inside. Kelime
1:50içimizde tiksinti (ick) hissettirecek şeyler arıyoruz.
feel ick inside: gündelik dilde rahatsızlık veya tiksinti
Bu cümlede feel ick inside; rahatsızlık, mide bulantısı, huzursuzluk veya hafif tiksinti gibi hoş olmayan bir iç tepki yaşamak anlamına gelir. Tetikleyici kötü haberler olduğu için bu duygu duygusal olabilir ve mutlaka fiziksel bir hastalık anlamına gelmez. Ick kasıtlı olarak belirsiz ve oldukça gündelik bir sözcüktür. Inside, tepkinin kişinin içinde hissedildiğini vurgulayarak ona içten ve kişisel bir nitelik kazandırır.
Alıştırma
Bu cümlede feel ick inside büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- İçerik kendimizi sakin ve neşeli hissetmemizi sağlar.
- İçerik, rahatsızlık veya hafif tiksinti tepkisine yol açar.
- İçerik, tanısı konmuş bir hastalığımız olduğunu doğrular.
Cevabı göster
İçerik, rahatsızlık veya hafif tiksinti tepkisine yol açar.
Is it a result of 24/7 doom on tap on our phones? Notlar
1:56Bu telefonlarımızda her an (on tap) 7/24 bulunan felaketlerin bir sonucu mu?
a result of: nedeni tanıtmak
a result of isim grubunda result bir sonucu adlandırır, of ise bu sonucun nedenini tanıtır. A is a result of B kalıbı, B'nin A'ya neden olduğu veya A'nın ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu anlamına gelir. Bu soruda konuşmacı, ele alınan olgunun telefonlarda sürekli erişilebilen olumsuz içeriklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını soruyor. Soru, nedenin kesin olduğunu söylemek yerine olası bir neden öne sürüyor.
Alıştırma
Cümleyi hedef isim grubuyla tamamlayın: Heavy traffic caused the delay. The delay was ____ heavy traffic.
Cevabı göster
a result of
doom on tap: her zaman erişilebilen olumsuz içerik
Burada doom, korkutucu, felaketlerle ilgili veya son derece olumsuz haber ve içerik anlamına gelir. On tap, gerçek anlamda musluktan alınabilen bir içeceği anlatır; mecazi anlamda ise bir şeyin kolayca ve sürekli erişilebilir olduğunu belirtir. Bu nedenle doom on tap, olumsuz içerikleri insanların telefonlarından istedikleri zaman erişebildiği tükenmez bir kaynak gibi gösterir. Buradaki tap, telefon ekranına dokunma eylemi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede doom on tap ne anlama geliyor?
- telefon ekranının bozuk olduğuna ilişkin bir uyarı
- sürekli erişilebilen olumsuz içerik
- su musluğundaki bir sorunla ilgili tek bir haber
Cevabı göster
sürekli erişilebilen olumsuz içerik
some kind of compulsion: karşı koyması zor bir dürtü için ihtiyatlı bir tanımlama
Bu soruda compulsion, direnmesi veya kontrol etmesi zor gelen güçlü bir iç dürtü anlamındadır. Basit bir tercihten daha güçlüdür. Some kind of, konuşanın bu dürtünün tam olarak ne olduğunu bildiğini iddia etmek yerine olası bir adlandırma sunduğunu gösterir. Sözcükler birlikte güçlü bir dürtüye işaret ederken açıklamayı ihtiyatlı tutar.
Alıştırma
Bu cümlede some kind of compulsion ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- karşı koyması zor olası güçlü bir dürtü
- açıkça teşhis edilmiş tıbbi bir durum
- hafif bir kişisel tercih
Cevabı göster
karşı koyması zor olası güçlü bir dürtü
way, way back: çok uzak geçmişi vurgulamak
way, way back ifadesinde way, back sözcüğünü güçlendiren gündelik bir pekiştiricidir. İfade zaman bakımından çok geriyi, yani çok uzun zaman öncesini anlatır; burada way yol anlamına gelmez. Way sözcüğünün tekrarlanması vurguyu daha da artırır. Bu soruda, kesin bir tarih vermeden olası kökenin son derece uzak görünmesini sağlar.
Alıştırma
This custom goes way, way back cümlesinde way, way back ne anlama gelir?
- çok uzun zaman önce
- gelecekte çok daha sonra
- bir yol boyunca çok uzakta
Cevabı göster
çok uzun zaman önce
Reading bad news stories makes us feel ick,
2:07Kötü haberleri okumak bizi ick (iğrenmiş) hissettiriyor,
an informal American phrase which means feel sick,
2:10bu, genellikle iğrenç veya rahatsız edici bir şey yüzünden
often because of something disgusting or disturbing.
2:13midesi bulanmak anlamına gelen gayriresmi bir Amerikan tabiridir.
easily available so that you can have as much of it as you want, Dilbilgisi
2:22istediğimiz kadar habere kolayca ulaşabiliyoruz,
thanks to the internet: bir nedeni belirtmek
thanks to the internet ifadesinde thanks to, ardından gelen durumun nedeni olarak interneti gösterir. “because of” veya “as a result of” anlamına gelir; internete teşekkür etme eylemi değildir. Bu ifade olumlu, nötr veya olumsuz bir sonucu tanıtabilir. Bu cümlede çevresindeki açıklama, internetin haberleri sürekli erişilebilir kılmasına odaklanır; dolayısıyla konuşanın tutumunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, nedeni tanıtan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the backup system, the website stayed online during the outage.
Cevabı göster
Thanks to
the news on tap: haberlere her an erişebilmek
have the news on tap ifadesinde on tap, bir şeyin istendiği anda hazır ve erişilebilir, çoğu zaman da bol miktarda olması demektir. Ardından gelen easily available, as much ... as you want ve whenever you want ifadeleri bu anlamı açıkça gösterir. Bu imge, doğrudan musluktan alınabilen ve gerektiğinde doldurulabilen bir içecekten gelir. Burada haberler, sürekli erişilebilen bir kaynak olarak mecazen ele alınır; tap telefon ekranına dokunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, musluk imgesini kullanarak “gerektiğinde her zaman erişilebilir” anlamını veren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The membership gives you expert advice ____.
Cevabı göster
on tap
as much of it as you want: sınırsız miktar
Burada as much of it as you want, ondan istediğin kadar anlamına gelir. as much of + zamir veya belirli bir isim öbeği + as + yan cümle kalıbı, mevcut miktarın kişinin istediği miktarla eşleştiğini gösterir ve böylece pratikte bir sınır olmadığını ifade eder. it, daha önce geçen the news ifadesine gönderme yapar. Burada news, sayılamayan bir bilgi miktarı olarak ele alındığı için much kullanılır; sayılabilen çoğul ögelerle ise many kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi as much of it as ... kalıbıyla tamamlayın: The online guide is free, so you can read ____.
Cevabı göster
as much of it as you want
But Ella thinks that that's not the whole story. Anlatım akışı
2:27Ama Ella bunun tüm hikaye olmadığını düşünüyor.
that's not the whole story: açıklamanın eksik olduğunu belirtmek
Burada that's not the whole story, az önce verilen açıklamanın durumun tamamının yalnızca bir parçası olduğu anlamına gelir. Story, kurgusal bir hikâyeyi değil, gerçeklerin eksiksiz açıklamasını ifade eder. Bu ifade tartışmayı düzenler: önceki noktayı tamamen reddetmeden kabul eder, ardından başka bir nedenin, boyutun veya bilginin geleceğini belirtir.
Alıştırma
Bir konuşmacı tartışmada that's not the whole story dediğinde genellikle neyi belirtir?
- Önceki açıklama tamamen yanlıştır ve göz ardı edilmelidir.
- Kurgusal bir hikâye başlamak üzeredir.
- Önceki açıklama kısmen konuyla ilgilidir, ancak daha fazla bilgi gerekir.
Cevabı göster
Önceki açıklama kısmen konuyla ilgilidir, ancak daha fazla bilgi gerekir.
Way back in human history: uzak geçmişi zaman çerçevesi yapmak
Way back in human history, açıklamanın tamamını insanlığın çok uzak geçmişine yerleştirir. Cümlenin başında bir zaman çerçevesi kurar; dinleyici, ardından gelen bilgiyi tarihsel ya da evrimsel arka plan olarak yorumlar. Burada way, back sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; dolayısıyla ifade zamanda çok daha geriye gitmek demektir. Yol ya da yön anlatmaz.
Alıştırma
Way back in human history bu cümlede ne işe yarıyor?
- Tarih boyunca uzanan bir güzergâhı tarif eder.
- Çok uzak bir tarihsel arka plan kurar.
- İnsanların gelecekte ne yapacağını tahmin eder.
Cevabı göster
Çok uzak bir tarihsel arka plan kurar.
from wild animals to eating the wrong mushroom. Dilbilgisi
2:37her şey bizi öldürebilecek gibi görünüyordu.
from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek
From A to B bir aralığın iki ucunu gösterebilir. Burada from wild animals to eating the wrong mushroom, birbirinden çok farklı iki tehlike örneğini uç noktalar olarak verir ve bu geniş aralıkta başka birçok tehlikenin de bulunduğunu düşündürür. Bu yapı hareket anlatmaz. A ve B, isim görevi gören farklı türde birimler olabilir: wild animals bir isim öbeğidir; eating the wrong mushroom ise isim gibi işlev gören bir -ing öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The workshop covers topics ____ camera basics ____ advanced editing.
Cevabı göster
from · to
Knowing what the dangers were and how to avoid them was vital to our survival. Notlar
2:40Tehlikelerin ne olduğunu ve onlardan nasıl kaçınılacağını bilmek hayatta kalmamız için hayati önem taşıyordu.
Knowing what... and how...: özne görevindeki gerund ifadesi
“Knowing what the dangers were and how to avoid them” ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Knowing, İngilizcedeki bir gerund yapısıdır: -ing biçimi bu bilgiyi veya beceriyi konuşulan tek bir şey olarak sunar. Şimdiki zamanın sürekli biçiminin parçası değildir. what yan cümlesi ile how to yan cümlesi, knowing sonrasında iki eşgüdümlü içerik verir. Özne bütünüyle tek bir genel beceri olarak görüldüğü için tekil fiil was kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir gerund ifadesi özne olarak doğru kullanılmış ve tek bir etkinlik olarak ele alınmıştır?
- Learning a new language takes time.
- Learning a new language take time.
- Learn a new language takes time.
Cevabı göster
Learning a new language takes time.
vital to our survival: be vital to + isim
“vital to our survival” ifadesinde vital, yalnızca yararlı değil, vazgeçilmez veya zorunlu anlamına gelir. Cümle, bu bilgiyi insanlığın hayatta kalmasının bağlı olduğu bir unsur olarak sunar. Yapı be vital to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki to, vital sözcüğünden sonra gelen ve etkilenen şeyi, yani our survival ifadesini tanıtan edattır. Hareket yönü göstermez ve mastar işareti değildir.
Alıştırma
vital ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular backups are ____ data security.
Cevabı göster
vital to
from an evolutionary perspective: analiz çerçevesini belirlemek
from an evolutionary perspective, ardından gelen ifade için analiz çerçevesini belirler. Dinleyiciye survival is everything ifadesini her bakış açısından geçerli mutlak bir iddia olarak değil, evrim ve doğal seçilim açısından anlaması gerektiğini gösterir. Aktarılabilir from a/an + sıfat + perspective yapısı, “bu belirli açıdan ele alındığında” anlamına gelir. Önce bakış açısını adlandırıp ardından sonucu vermek, açıklamanın düzenlenmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hukuki bakış açısını belirtmek için cümleyi from a ... perspective yapısıyla tamamla: ____, the agreement is valid.
Cevabı göster
From a legal perspective
we humans naturally pay attention to the negative stuff, Kalıp ifadeler
2:51biz insanlar doğal olarak olumsuz şeylere dikkat ederiz,
something Ella calls negativity bias. Kelime
2:55ki Ella buna olumsuzluk önyargısı (negativity bias) diyor.
As a result: bir sonucu belirtmek
As a result, dinleyiciye ardından gelen içeriğin daha önce belirtilen bir nedenin sonucu olduğunu gösterir. Burada açıklamayı, tehlikeyi fark etmenin hayatta kalmaya katkısından insanların olumsuz bilgilere doğal olarak odaklanmasına taşır. Genellikle sonucu bildiren tam bir cümleciği başlatır ve cümle başında kullanıldığında ardından virgül gelir. Yalnızca zaman içinde daha sonra olanı değil, mantıksal bir neden-sonuç adımını belirtir.
Alıştırma
The bridge was closed because of high winds. Sonucu en iyi hangi cümle sunar?
- As a result, the buses had to take another route.
- As a result of, the buses had to take another route.
- After that, the buses had to take another route.
Cevabı göster
As a result, the buses had to take another route.
pay attention to: dikkati bir şeye yöneltmek
Pay attention to, dikkati bir kişiye, nesneye veya etkinliğe yöneltmek anlamına gelir. Bu cümlede insanların doğal olarak olumsuz içeriklere odaklandığı anlatılır; pay burada “para ödemek” anlamına gelmez. to, pay attention to + nesne şeklindeki kalıplaşmış yapının bir parçasıdır. Nesne olarak isim öbeği, zamir, -ing biçimi veya yan cümle gelebilir: pay attention to the warning, pay attention to it, pay attention to driving ve pay attention to what happens next.
Alıştırma
Eksik edatla kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: During the tour, please pay attention ____ the guide's instructions.
Cevabı göster
to
negativity bias: olumsuz bilgilere daha fazla ağırlık verme
Negativity bias, benzer öneme sahip olumlu veya nötr bilgilere kıyasla olumsuz bilgilerin daha fazla dikkat çekmesi, bellekte daha güçlü kalması veya yargıları daha çok etkilemesi eğilimidir. Bu cümlede terim, insanların doğal olarak “olumsuz şeylere” odaklanması örüntüsünü adlandırır. Burada bias, kötü haberleri bilinçli olarak sevmek değil, genellikle bilinçsiz işleyen bilişsel bir eğilim anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum negativity bias kavramını en iyi örnekler?
- On övgüden sonra bile sert bir yorum birinin aklında kalır.
- Bir kişi övgüleri ve eleştirileri eşit derecede iyi hatırlar.
- Bir kişi en sevdiği renk kırmızı olduğu için kırmızı bir defter seçer.
Cevabı göster
On övgüden sonra bile sert bir yorum birinin aklında kalır.
But while cavemen only knew what was happening in their local area, Dilbilgisi
2:58Ancak mağara adamları sadece kendi yerel bölgelerinde ne olduğunu bilirken,
nowadays we know the bad news from all over the world.
3:02günümüzde dünyanın her yerinden gelen kötü haberleri biliyoruz.
Geçmiş ile günümüzü karşılaştırmak için while ... nowadays
Buradaki while, ‘... olduğu sırada’ değil, karşıtlık bildiren ‘oysa’ veya ‘... iken’ anlamındadır. Önce geçmişteki durumu sunar; ana cümle de bunu günümüzde geçerli olan durumla karşılaştırır. Nowadays, karşıtlığın günümüze ait tarafını açıkça gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp while + geçmişteki ya da farklı durum, nowadays + günümüzdeki durum şeklindedir. İki durum açıkça farklı olduğunda zaman içindeki değişimi düzenli biçimde anlatır.
Alıştırma
Önce while, ardından nowadays kullanarak geçmiş ile günümüz arasındaki karşıtlığı tamamlayın: ____ people once waited days for letters, ____ messages arrive instantly.
Cevabı göster
While · nowadays
I'm assuming you'd go to the neighbor's cave Ton ve niyet
3:17sanırım komşunun mağarasına giderdiniz
Doğrulanmamış bir sonuç için I'm assuming
I'm assuming, konuşmacının sonraki yargıyı doğrulanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak gördüğünü belirtir. Burada komşunun mağarasına yapılan hayali ziyaretin yalnızca bir varsayım olduğunu gösterir. I'm assuming + cümle yapısını kullanarak mevcut varsayımınızı açıkça belirtebilir ve karşı tarafa düzeltme fırsatı verebilirsiniz. İfadenin kesinliğini azaltır, ancak kişisel bir varsayımı kendiliğinden kibar hâle getirmez.
Alıştırma
Hangi cümle makul ancak henüz doğrulanmamış bir varsayımı doğal biçimde ifade eder?
- I know the meeting starts at nine because I checked the official schedule.
- I'm assuming the meeting starts at nine, but I'll check the schedule.
- The meeting might start at nine, and I have already confirmed it.
Cevabı göster
I'm assuming the meeting starts at nine, but I'll check the schedule.
let me tell you about the really bad information Ton ve niyet
3:24sana bir yerlerdeki bir adada olan
and situation that's going on in some island somewhere. Öbek fiiller
3:27gerçekten kötü bilgileri ve durumu anlatayım.
Now it's like, ile günümüzdeki hayalî bir söze geçiş
Now, karşılaştırmanın günümüze ait tarafına geçildiğini gösterir. Ardından it's like, bu durumu rahat ve konuşma diline özgü biçimde sunar: konuşmacı, birinin birazdan söyleyebileceği türden bir sözü canlandırır. Burada like, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, bir söylem belirtecidir. Ardından gelen sözler hayalî veya temsili bir ifadedir; birebir alıntı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede "Now it's like," ne işe yarıyor?
- Günümüzdeki duruma geçer ve gündelik, hayalî bir sözü sunar.
- Alıntılanan olayın tam olarak ne zaman başladığını belirtir.
- Konuşmacının günümüzdeki durumdan hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Günümüzdeki duruma geçer ve gündelik, hayalî bir sözü sunar.
let me tell you about + bir konu
Let me tell you about + bir isim öbeği, konuşmacının açıklamak, betimlemek veya hikâyeleştirmek üzere olduğu konuyu sunar. Bu cümlede, uzaktaki kötü haberleri anlatmaya başlayan hayalî bir kişinin canlandırılmasına yardımcı olur. Let me çoğu zaman gerçek bir izin istemek yerine konuşmacının söz sırasını düzenler. about ifadesinden sonra konu belirtilir: let me tell you about my trip, the problem veya what happened.
Alıştırma
Bir konuyu sunan dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I recently changed careers. ____ my new job.
Cevabı göster
Let me tell you about
going on: meydana gelmek veya gerçekleşmek
Bu cümlede going on, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. that's going on in some island somewhere yan cümlesi, kötü durumu orada yaşanan bir şey olarak tanımlar; burada hareketi veya “devam etmeyi” anlatmaz. Bu kullanım sık sık be going on yapısında görülür: something is going on. Bir olayın, etkinliğin veya durumun bütün ayrıntılarını söylemeden genel olarak ne olduğunu sorarken What's going on? biçiminde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, go fiilinin “meydana gelmek” anlamındaki iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: There are flashing lights outside. Do you know what's ____?
Cevabı göster
going on
It's just the good news doesn't make up for it. Öbek fiiller
3:30Sadece iyi haberler bunu telafi etmiyor.
doesn't make up for it: bunu telafi etmeye yetmiyor
Make up for, olumlu bir şey sağlayarak bir kaybı, sorunu veya dezavantajı telafi etmek demektir. Burada the good news olası telafidir; it ise daha önce sözü edilen kötü haberleri ve olumsuz etkilerini ifade eder. Doesn't make up for it, olumlu tarafın olumsuz tarafı dengelemeye yetmediğini anlatır. Make up for ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Ardından gelen nesne, make up for the delay, make up for lost time veya make up for it örneklerinde olduğu gibi, telafi edilmesi gereken şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “telafi etmek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The free meal did not ____ the terrible service.
Cevabı göster
make up for
trauma's romanticized: travmayı gerçekte olduğundan daha iyi göstermek
trauma's romanticized ifadesinde 's, is anlamına gelir; dolayısıyla yan cümle edilgendir ve idealize edilen şey trauma sözcüğünün anlattığı travmadır. To romanticize something, bir şeyi çoğu zaman zararını veya karmaşıklığını göz ardı ederek gerçekte olduğundan daha çekici, anlamlı ya da hayranlık uyandırıcı göstermektir. Burada konuşmacı, insanların travmadan söz etme biçimini eleştiriyor. Romanticized, travmanın bir aşk hikâyesine dönüştürüldüğü anlamına gelmez; acının değerli veya çekici gösterildiği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum romanticize sözcüğünün anlamını en iyi gösterir?
- Hikâye, zor bir olaya romantik bir ilişki ekler.
- Hikâye, zorluğu güzel ve anlamlı gösterirken verdiği zararı görmezden gelir.
- Hikâye, yararları ve zararları ikisinden birini daha iyi göstermeden aktarır.
Cevabı göster
Hikâye, zorluğu güzel ve anlamlı gösterirken verdiği zararı görmezden gelir.
What doesn't kill you makes you stronger: teşvik mi, eleştiri mi
Bu yaygın söz, bir zorluğu atlatmanın güç, deneyim veya dayanıklılık kazandırabileceği anlamına gelir. Buradaki kill çoğu zaman abartılıdır; zorluğun gerçekten hayati tehlike oluşturması gerekmez. Bu söz içten bir teşvik olarak kullanılabilir, ancak eleştirel veya alaycı bir şekilde de alıntılanabilir. Bu bağlamda travmanın otomatik olarak gelişime dönüştüğü düşüncesini temsil eder; dolayısıyla konuşmacının bütünüyle katıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Yaygın sözü tamamlayın: What doesn't kill you ____.
Cevabı göster
makes you stronger
I think we're conditioned to believe that negative experiences shape us more than joyous ones. Kelime
3:41Bence olumsuz deneyimlerin bizi neşeli olanlardan daha fazla şekillendirdiğine inanmaya koşullanmış durumdayız.
we're conditioned to believe: tekrarlanan etkilerle şekillenen bir inanç
Bu cümlede we're conditioned to believe, tekrarlanan mesajların, alışkanlıkların veya toplumsal etkilerin insanlara ardından gelen düşünceyi zamanla benimsettiği anlamına gelir. Conditioned, be conditioned to + fiilin yalın hâli şeklindeki edilgen yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. We believe ile karşılaştırıldığında bu ifade, inancın nasıl oluştuğunu da açıklar: Tamamen bağımsız biçimde varılan bir sonuçtan çok, etkiler yoluyla öğrenilmiş bir inanç anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “tekrarlanan etkilerle zaman içinde belirli bir inanca sahip olacak şekilde eğitilmiş” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After seeing the same message for years, people are ____ that success always looks the same.
Cevabı göster
conditioned to believe
shape us more than joyous ones: biçimlendirici etkiyi karşılaştırmak
Burada shape us içindeki shape, karakterimiz, bakış açımız veya gelişimimiz üzerinde kalıcı ve biçimlendirici bir etki oluşturmak anlamında kullanılan bir fiildir. More than etkinin derecesini karşılaştırır. Joyous ones, joyous experiences anlamına gelir; ones daha önce geçen çoğul experiences isminin yerini alarak tekrar edilmesini önler.
Alıştırma
Hangi cümlede shape, örnektekiyle aynı soyut ve biçimlendirici anlamda kullanılmıştır?
- Her years abroad shaped the way she sees the world.
- The potter shaped the clay into a bowl.
- The table has a round shape.
Cevabı göster
Her years abroad shaped the way she sees the world.
Reading bad news from around the world can depress us,
3:47Dünyanın dört bir yanından gelen kötü haberleri okumak bizi depresyona sokabilir,
and Ella thinks that the little good news we do hear doesn't make up for the depressing news. Dilbilgisi
3:50ve Ella, duyduğumuz o azıcık iyi haberin iç karartıcı haberleri telafi etmediğini (make up for) düşünüyor.
the little good news we do hear: yetersiz miktar ve vurgulu do
the little good news ifadesinde little, sayılamayan news ismini niteler ve miktarın çok az, hatta yetersiz hissedilecek kadar az olduğunu belirtir. Fiziksel boyutu değil, miktarı anlatır. The ise gerçekten duyulan belirli ve sınırlı miktara işaret eder. we do hear ifadesindeki do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. İyi haber çok az olsa da gerçekten bir miktar duyulduğunu vurgular. İfade bütünüyle bir ödünleme anlamı verir: iyi haber vardır, fakat yeterli miktarda değildir.
Alıştırma
Gerçekten bir miktar destek alındığını, ancak miktarın yetersiz olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The little support we do receive is not enough.
- The little support we receive is enough.
- The few support we do receive is not enough.
Cevabı göster
The little support we do receive is not enough.
To make up for something means to compensate for something bad with something good.
3:56Bir şeyi telafi etmek (to make up for something), kötü bir şeyi iyi bir şeyle dengelemek anlamına gelir.
Clara thinks society has romanticized bad traumatic news.
4:04Clara toplumun kötü ve travmatik haberleri romantize ettiğini (romanticize) düşünüyor.
you talk about it in a way that makes it sound better than it really is. Dilbilgisi
4:11onun hakkında gerçekte olduğundan daha iyi duyulmasını sağlayacak şekilde konuşursunuz.
makes it sound better than it really is: make + nesne + to almayan fiil
makes it sound better ifadesinde make, make + object + bare infinitive kalıbını izler: makes + it + sound. Etken ettirgen yapıda make, nesnesinden sonra to almayan yalın fiil biçimiyle kullanıldığı için sound önünde to bulunmaz. Better, bağlayıcı fiil sound sonrasında gelen sıfat tamamlayıcısıdır. Than it really is, olumlu izlenimi gerçek durumla karşılaştırır. İfade, şeyin gerçekten daha iyi hâle geldiğini söylemez; onun hakkında konuşma biçiminin daha iyiymiş gibi görünmesini sağladığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede make + object + bare infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?
- The advertisement makes the job to sound easier than it really is.
- The advertisement makes sound the job easier than it really is.
- The advertisement makes the job sound easier than it really is.
Cevabı göster
The advertisement makes the job sound easier than it really is.
Connected to this is the saying what doesn't kill you makes you stronger, Anlatım akışı
4:15Bununla bağlantılı olan, 'seni öldürmeyen şey güçlendirir' deyişidir;
meaning that by going through difficult experiences in life, Dilbilgisi
4:20bu, insanların hayatta zor deneyimlerden geçerek
people build up strength and resilience for the future. Öbek fiiller
4:23gelecek için güç ve dayanıklılık inşa ettikleri anlamına gelir.
Connected to this is the saying: yeni bilgiyi tanıtmak için bağlantıyı öne alma
Connected to this is the saying... yeni sözü az önce ele alınan düşünceye bağlar. Connected to this ifadesini başa getirmek bu bağlantıyı bilginin çıkış noktası yapar; ardından bağlayıcı fiil, the saying ile başlayan özneden önce gelir. Daha olağan söz dizimi The saying ... is connected to this olurdu. Devrik yapı daha uzun ve yeni bilgiyi fiilden sonra vererek dinleyiciyi veya okuyucuyu bir noktadan bağlantılı başka bir noktaya yönlendirir.
Alıştırma
Connected to this ifadesini kullanıp be fiilini doğru yere koyarak resmî bağlantı cümlesini tamamlayın: ____ another concern about cost.
Cevabı göster
Connected to this is
by going through difficult experiences: by + V-ing ile yöntem belirtme
by going through difficult experiences ifadesi, zor durumları yaşama sürecinden geçerek anlamına gelir. Burada by, sonuca götüren yöntemi veya yolu belirtir: insanlar bu şekilde güç kazanır. by sonrasında bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: by + V-ing. Go through, özellikle zor bir süreci veya dönemi yaşamak ve bununla başa çıkmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir nesnenin içinden geçmek anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi by + parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya improved her writing ____ every day. (practise)
Cevabı göster
by practising
build up strength and resilience: güç ve dayanıklılığı zamanla geliştirmek
Build up, bir şeyi zaman içinde yavaş yavaş artırmak veya geliştirmek anlamına gelir. build up strength and resilience ifadesinde strength ve resilience, tekrarlanan deneyimler yoluyla oluşan soyut özelliklerdir; bir anda elde edilen şeyler değildir. Bu ifade, zor deneyimleri kişiyi gelecekteki zorluklara hazırlayan bir birikim süreci olarak sunar. Aynı yapı confidence, trust, stamina ve experience gibi soyut isimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede build up bir beceriyi veya niteliği yavaş yavaş geliştirmek anlamında kullanılmıştır?
- The builders worked all day to build up the wall around the garden.
- Months of steady practice helped Priya build up her confidence before the audition.
- Priya built up for confidence before the audition.
Cevabı göster
Months of steady practice helped Priya build up her confidence before the audition.
Maybe it's best to stop doomscrolling altogether.
4:26Belki de doomscrolling'i tamamen bırakmak en iyisidir.
But with so much bad news pouring into our mobile phones every day, Dilbilgisi
4:30Ancak her gün cep telefonlarımıza yağan bunca kötü haber varken,
with so much bad news pouring into our mobile phones: with + isim + V-ing ile arka plan belirtmek
With + isim + şimdiki ortaç, ana cümleye bir arka plan durumu ekler. with so much bad news pouring into our mobile phones ifadesinde bad news, pouring fiilinin mantıksal öznesidir ve bu ifade ana cümleyle aynı anda gerçekleşen şeyi anlatır. With öbeği cümlenin ana fiili değildir. It's not easy ifadesinin arkasındaki baskıyı veya nedeni hazırlar; ana cümlenin fiili it's'tir. Pouring into, büyük miktarda sıvının içeri akması imgesini kullanır ve mesajların sürekli, bunaltıcı biçimde gelmesini hissettirir.
Alıştırma
Devam eden bir arka plan durumunu göstermek için with + isim + V-ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- With the students working quietly, the teacher prepared the materials.
- With the students worked quietly, the teacher prepared the materials.
- With the students to work quietly, the teacher prepared the materials.
Cevabı göster
With the students working quietly, the teacher prepared the materials.
I asked you what news agency Reuters considers the top news story of 2023 so far.
4:38Sana Reuters haber ajansının 2023'ün şu ana kadarki en önemli haberinin ne olduğunu düşündüğünü sormuştum.
Although there's still plenty of time for 2023 to bring us more doom, Anlatım akışı
4:492023'ün bize daha fazla felaket getirmesi için önünde hala bolca zaman olsa da,
hopefully along with a little positivity too. Kalıp ifadeler
4:54umarım beraberinde biraz da pozitiflik getirir.
Although there's still plenty of time: ödünleme zemini kurmak
Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: Konuşmacı, daha fazla kötü olayın gerçekleşmesi için hâlâ yeterli zaman olduğunu kabul eder. Bu yan cümle arka plan bilgisidir; konuşmacının asıl sonucu değildir. Virgülden sonraki ifade konuşma diline özgü eksiltili bir yapıdır. İma edilen ana düşünce yaklaşık olarak “hopefully, 2023 will bring a little positivity too.” şeklindedir. Böylece karamsar bir olasılık ile umutlu bir dilek dengelenir.
Alıştırma
Hangi cümle karşıtlık kurmak için although yan cümlesini doğru kullanıyor?
- Although the forecast looks bad, we are still going on the picnic.
- Although the forecast looks bad, but we are still going on the picnic.
- Although the forecast looks bad, because we are still going on the picnic.
Cevabı göster
Although the forecast looks bad, we are still going on the picnic.
along with a little positivity too: eşlik eden bir düşünce eklemek
Along with, daha önce belirtilmiş bir şeye eşlik eden veya ek bir unsur katar. Burada doom zaten gündemde olan ana olasılıktır; a little positivity ise konuşmacının onunla birlikte gelmesini umduğu ek unsurdur. Too ekleme anlamını güçlendirirken a little umut edilen miktarın ölçülü olduğunu gösterir. Along with burada yürümeyi anlatmaz; tüm ifade “biraz olumlu şeyle birlikte” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle ikincil bilgi eklemek için along with ifadesini doğal biçimde kullanıyor ve doğru özne-fiil uyumuna sahip?
- The museum, along with two smaller galleries, is closed today.
- The museum along two smaller galleries with is closed today.
- The museum, along with two smaller galleries, are closed today.
Cevabı göster
The museum, along with two smaller galleries, is closed today.
let's recap the vocabulary we've learned from this program about doomscrolling, Anlatım akışı
4:57bu programda doomscrolling hakkında öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
spending lots of time reading bad news stories on your phone.
5:02yani telefonda kötü haberler okumaya çok zaman harcamak.
Let's recap the vocabulary: kısa bir gözden geçirmeye geçiş
Let's recap the vocabulary ifadesi, konuşmacının kendisini ve dinleyicileri daha önce ele alınan önemli kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Let's, let us ifadesinin konuşma dilindeki yaygın biçimidir; recap ise her şeyi baştan yeniden öğretmek değil, ana noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak ana tartışmadan gözden geçirme veya kapanış bölümüne geçildiğini gösterir. Dinleyiciler artık yeni bir konu yerine daha önceki önemli noktaları bekleyebilir.
Alıştırma
recap kullanarak ve doğal Let's + fiilin yalın hâli yapısını izleyerek davet cümlesini tamamlayın: ____ the vocabulary before we finish.
Cevabı göster
Let's recap
Feeling ick is American slang for feeling sick,
5:06Feeling ick, genellikle iğrenç veya rahatsız edici bir şeyden dolayı,
often because of something disgusting or disturbing.
5:09midesi bulanmak veya iğrenmek anlamına gelen bir Amerikan argosudur.
it's easily available so that you can have as much of it as you want.
5:14istediğiniz kadar sahip olabileceğiniz şekilde kolayca bulunur demektir.
The phrasal verb to make up for something means to compensate for something bad with something good.
5:18To make up for something öbek fiili, kötü bir şeyi iyi bir şeyle telafi etmek anlamına gelir.
the saying what doesn't kill you makes you stronger means that by going through difficult life experiences
5:29'seni öldürmeyen şey güçlendirir' sözü, insanların zorlu yaşam deneyimlerinden geçerek
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
our 6 minutes are up ifadesindeki be up, ayrılmış bir sürenin sona erdiği veya tamamen kullanıldığı anlamına gelir. Buradaki up, yukarı doğru bir yönü anlatmaz. En yaygın genel biçim Time is up şeklindedir. Bu cümlede ise belirli altı dakika özne yapılır; bu nedenle çoğul minutes ismi are ile kullanılır. İfade ayrıca programın kapanışa geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin doğru biçimi ve up ile tamamlayın: Your ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
remember you can find lots of positive news stories to build your vocabulary Kalıp ifadeler
5:43burada, 6 Minute English'te kelime dağarcığınızı geliştirmek için
not for you: bir şeyin size uygun olmadığını söylemek
Burada not for you, “size uygun değil” veya “hoşlanacağınız bir şey değil” anlamına gelir. for edatı, bir şeyin zevklerinize, ihtiyaçlarınıza ya da ilgi alanlarınıza uyup uymadığını gösterir; bu bağlamda sahiplik bildirmez. Kullanılabilir kalıp X is not for someone şeklindedir. Bir etkinliği veya seçeneği nazikçe reddetmenizi sağlar: It's not for me genellikle I hate it ifadesinden daha yumuşaktır.
Alıştırma
Hangi cümle kamp yapmanın diğer kişinin tercihlerine uymayabileceğini nazikçe söyler?
- If camping isn't yours, we can stay at a hotel.
- If camping isn't for you, we can stay at a hotel.
- If camping isn't given to you, we can stay at a hotel.
Cevabı göster
If camping isn't for you, we can stay at a hotel.
build your vocabulary: bildiğiniz sözcükleri aşamalı olarak artırmak
Build your vocabulary, dil öğreniminde doğal bir eş dizimdir ve “bildiğiniz ve kullanabildiğiniz sözcüklerin sayısını zamanla artırmak” anlamına gelir. Build burada mecazidir: kelime dağarcığı fiziksel bir inşayla değil, tekrarlanan okuma, dinleme ve alıştırmayla gelişir. Yaygın yapı build + iyelik belirleyicisi + vocabulary şeklindedir; build my vocabulary ve build their vocabulary buna örnektir. Zaman içinde düzenli birikime odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak build + iyelik + vocabulary eş dizimiyle tamamlayın: Reading about many subjects can help you ____.
Cevabı göster
build your vocabulary
Don't forget that there is more to BBC Learning English than 6 Minute English. Dilbilgisi
5:48BBC Learning English'te 6 Minute English'ten daha fazlası olduğunu unutmayın.
There is more to X than Y: X yalnızca Y'den ibaret değildir
there is more to X than Y kalıbı, Y'nin X'in yalnızca bir parçası, özelliği veya açıklaması olduğunu ve X'in Y'nin ötesinde başka şeyler de içerdiğini belirtir. Bu cümlede 6 Minute English, BBC Learning English'in yalnızca bir parçasıdır. Bu kalıpta more to X, X'in başka içerikleri veya yönleri de olduğunu ifade eder. X ve Y'nin miktarlarını yalnızca karşılaştırmaz. Bilinen bir parça bütünün tamamını göstermediğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi There is more to X than Y kalıbıyla tamamlayın: There is ____ this job ____ answering emails.
Cevabı göster
more to · than
Why not try to improve your vocabulary through the language in news headlines. Ton ve niyet
5:53Neden haber başlıklarındaki dil aracılığıyla kelime dağarcığınızı geliştirmeye çalışmıyorsunuz.
Why not try to ...?: dostça bir öneri
Why not try to ...?, birine bir şeyi denemesini dostça önermenin bir yoludur. Örnekte konuşmacı bir kelime öğrenme yöntemi öneriyor; dinleyicinin bu yöntemi neden henüz kullanmadığını sormuyor. Yapı Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada try fiilin yalın hâlidir; try to + fiilin yalın hâli ise denenmesi önerilen eylemi belirtir: Why not try to improve ...? Dinleyici öneriyi kabul etmekte veya reddetmekte özgürdür.
Alıştırma
Dostça öneriyi Why not ifadesinden sonra try to getirerek tamamlayın: ____ read one short article each day?
Cevabı göster
Why not try to
Try the news review video on our website or download the podcast.
5:58Web sitemizdeki haber inceleme videosunu deneyin veya podcast'i indirin.