Doomscrolling: Neden yapıyoruz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
954 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Sam ve Neil, olumsuz haberleri tekrar tekrar kontrol etme alışkanlığı olan doomscrolling’i inceliyor. Bu modern davranışı, tehlikeyi fark etmeye yönelik evrimsel eğilimimizle ilişkilendiriyor; kesintisiz küresel haber akışının ve travmayı olduğundan çekici göstermenin duygusal etkileri nasıl ağırlaştırabileceğini değerlendiriyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's when — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir sözcüğü, alışkanlığı veya durumu katı bir sözlük tanımıyla açıklamak yerine, gerçekleştiği koşulları belirterek konuşma içinde doğal biçimde tanımlamayı öğrenin. 2. negativity bias. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Olumsuz bilgileri daha kolay fark etme veya hatırlama eğilimimizi anlatan psikoloji ve medya terimini kavrayın; kaygı verici haberlerin neden ilgi çektiğini açıklarken kullanın. 3. build up strength and resilience — Phrasal verb’ler: build up ifadesini soyut niteliklerle kullanarak gücün ve zorluklardan sonra toparlanabilme yetisinin bir anda ortaya çıkmadığını, güç deneyimler boyunca aşamalı biçimde geliştiğini anlatın.

Bu derste

6 Minute English from the BBC.

0:00

BBC'den 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Sam.

0:09

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:10

Ve ben Neil.

Have you heard the expression doomscrolling, Notlar

0:11

Doomscrolling (kıyamet kaydırması) ifadesini hiç duydun mu,

Ton ve niyet

Have you heard the expression ...? ile bir terimi tanıtmak

“Have you heard the expression ...?” bir kişinin belirli bir sözcüğü veya ifadeyi önceden bilip bilmediğini sorarken aynı zamanda onu sıradaki konu olarak tanıtır. Buradaki heard, yalnızca kulakla bir ses algılamak değil, “daha önce duymuş veya karşılaşmış olmak” anlamına gelir. Tanıtmak istediğiniz terimi doğrudan expression sözcüğünden sonra getirin: “Have you heard the expression quiet quitting?” Bu kalıp, bir tanımı veya tartışmayı doğal biçimde başlatmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı “Have you heard the expression doomscrolling?” sorusuyla ne yapıyor?

  1. Dinleyiciden terimi hemen harf harf söylemesini istemek
  2. Dinleyicinin terimi bilip bilmediğini kontrol etmek ve terimi tanıtmak
  3. Dinleyicinin bir sesi net duyup duymadığını kontrol etmek
Cevabı göster

Dinleyicinin terimi bilip bilmediğini kontrol etmek ve terimi tanıtmak

Kelime

doomscrolling: çevrim içi olumsuz haberleri tekrar tekrar okumak

Doomscrolling, olumsuz veya kaygı verici çevrim içi haberleri ya da paylaşımları tekrar tekrar kaydırarak okumak anlamına gelir; kişi bunu yapmanın kendisini kaygılandırdığını veya daha kötü hissettirdiğini bilse de devam eder. Yalnızca telefonda uzun süre geçirmekten daha özel bir anlamı vardır. Sözcük, felaket veya son derece olumsuz bir bakış çağrıştıran doom ile scrolling sözcüklerini birleştirir. Burada doom, ruh hâlini veya içeriği anlatır; gerçek bir yıkım ya da dünyanın sonu anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Hangi durum doomscrolling için en açık örnektir?

  1. Kaygılandırmasına rağmen endişe verici paylaşımları bir saat boyunca okumaya devam etmek
  2. Mola sırasında tek bir komedi videosu izlemek
  3. Yarının hava durumunu kontrol etmek için bir hava durumu uygulamasını açmak
Cevabı göster

Kaygılandırmasına rağmen endişe verici paylaşımları bir saat boyunca okumaya devam etmek

Neil?

0:14

Neil?

It's when people spend a lot of time reading or scrolling Dilbilgisi

0:15

İnsanların olumsuz haberleri,

Dilbilgisi

Bir olguyu açıklamak için It's when + yan cümle

It's when + yan cümle, bir terimin, davranışın veya durumun ne anlama geldiğini konuşma dilinde açıklamanın bir yoludur. when sonrasındaki yan cümle, o olguya karşılık gelen tipik durumu anlatır. Burada when belirli bir zamanı sormaz. Olguyu tanımlayan durumu açıklar: insanlar okumaya veya ekranda kaydırmaya çok zaman harcar.

Alıştırma

Bir arkadaşın “What is stage fright?” diye soruyor. Hangi cevap bunu açıklamak için It's when... yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. It's when you feel nervous before speaking to an audience.
  2. It's when feeling nervous before speaking to an audience.
  3. It's when to feel nervous before speaking to an audience.
Cevabı göster

It's when you feel nervous before speaking to an audience.

Dilbilgisi

spend a lot of time reading or scrolling: spend + süre + V-ing

Yapı spend + süre + V-ing şeklindedir. Süre ifadesi ne kadar zaman harcandığını, -ing biçimi ise bu zamanı dolduran etkinliği belirtir. Bu cümlede reading ve scrolling, aynı süre ifadesinden sonra gelen ve birbirine bağlanan iki -ing etkinliğidir. spend time doing kullanılır; spend time to do kullanılmaz.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Nina spends thirty minutes ____ the piano after school. (practise)

Cevabı göster

practising

a mobile phone or computer screen in order to read negative news stories, Dilbilgisi

0:19

yani felaket dolu hikayeleri okumak için bir cep telefonu veya bilgisayar ekranını okumaya veya kaydırmaya

Dilbilgisi

in order to read: amacı açıkça belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir; yani bir şeyin belirli bir hedefle yapıldığını anlatır. Burada in order to read, birinin ekrana neden baktığını veya ekranı neden kullandığını açıklar. Order tüm ifadenin bir parçasıdır ve burada “emir” ya da “sipariş” anlamına gelmez. Çoğu durumda yalnızca to kullanılarak da aynı amaç anlatılabilir. In order to amaç ilişkisini daha açık hâle getirir; bu yüzden açıklama uzun olduğunda veya netlik önemli olduğunda yararlıdır.

Alıştırma

Amacı açıkça belirtmek için cümleyi in order to ile tamamlayın: Maya saved the file twice ____ prevent data loss.

Cevabı göster

in order to

stories full of doom.

0:24

çok fazla zaman ayırmasıdır.

I hate to admit it, Ton ve niyet

0:25

İtiraf etmekten nefret ediyorum

but I do sometimes doomscroll. Dilbilgisi

0:27

ama bazen ben de doomscroll yapıyorum.

Ton ve niyet

I hate to admit it: isteksizce yapılan bir kabulü başlatmak

I hate to admit it, konuşmacının kabul etmekte isteksiz olduğu veya utandığı bir gerçeği açıklamaya başlar. Burada hate güçlü bir isteksizlik katar; genellikle bir şeyi kabul etme eyleminden gerçekten nefret etmek anlamına gelmez. Bu ifadeyi çoğu zaman but ve ardından kabul edilen gerçek izler: I hate to admit it, but.... Bu giriş, gerçek söylenmeden önce konuşmacının dürüstlüğünü ve rahatsızlığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, isteksizce yapılan bir kabulü başlatmak için bu ifadeyi doğal biçimde kullanır?

  1. I hate to admit it, and water freezes at zero degrees.
  2. I hate to admit it, so the library closes at six.
  3. I hate to admit it, but you were right about the shortcut.
Cevabı göster

I hate to admit it, but you were right about the shortcut.

Dilbilgisi

I do sometimes doomscroll: vurgu yapan do

Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. “I do sometimes doomscroll”, özellikle konuşan kişi bunu kabul etmekte tereddüt ettikten sonra, bu alışkanlığın gerçekten var olduğunu doğrular. Buradaki do soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Yapı do/does/did + asıl fiilin yalın hâlidir. Zamanı ve özne uyumunu do taşıdığı için doomscroll yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi şimdiki-geniş zamandaki vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: You may doubt me, but I ____ remember our agreement.

Cevabı göster

do

Hmm,

0:29

Hmm,

well don't feel too bad, Ton ve niyet

0:29

kendini çok kötü hissetme,

Neil,

0:30

Neil,

because you're not alone. Ton ve niyet

0:31

çünkü yalnız değilsin.

Ton ve niyet

don't feel too bad: nazikçe teselli etme

“Don't feel too bad”, birine kendini fazla suçlamamasını veya bir şey yüzünden çok üzülmeye devam etmemesini nazikçe söylemenin bir yoludur. Burada yararsız bir alışkanlığın itirafına karşılık verildiği için bad esas olarak suçluluk, utanç veya duygusal rahatsızlık anlamına gelir; fiziksel sağlıkla ilgili değildir. too, “makul veya yararlı olandan daha fazla” anlamını verir. Konuşan kişi hiç sorun olmadığını söylemez; karşısındaki kişinin kendine yönelik eleştirisini azaltır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yakın bir aile üyesini yeni kaybetti. İlk tepki olarak “Don't feel too bad” demek uygun mudur?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Ton ve niyet

you're not alone: ortak deneyimle teselli

Burada you're not alone, “bu deneyimi geçiren veya bu sorunla karşılaşan tek kişi sen değilsin” anlamına gelir. Neil'in fiziksel olarak yanında birinin bulunup bulunmadığını anlatmaz. Bu ifade, yaşanan deneyimin başkaları tarafından da paylaşıldığını göstererek kişiyi rahatlatır. Utancı, kendini suçlamayı veya yalnızlık hissini azaltabilir ve empati gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I feel embarrassed that I keep checking bad news.” diyor. Siz “You're not alone.” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?

  1. Başka insanlar da benzer bir deneyim yaşamıştır.
  2. Bu sorunu daha önce hiç kimse yaşamamıştır.
  3. Birisi fiziksel olarak dinleyenin yanında durmaktadır.
Cevabı göster

Başka insanlar da benzer bir deneyim yaşamıştır.

Research from the University of California found that people all over the world doomscroll, Kalıp ifadeler

0:32

Kaliforniya Üniversitesi'nden yapılan araştırma, kültürden bağımsız olarak tüm dünyadaki insanların

regardless of culture. Kalıp ifadeler

0:38

doomscroll yaptığını buldu.

Kalıp ifadeler

all over the world: dünya çapında coğrafi kapsam

All over the world, “dünyanın birçok yerinde” veya “dünya çapında” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada insanların nerede durmadan olumsuz haberleri kaydırdığını gösteren bir edat öbeği olarak kullanılır ve araştırmanın bu davranışı farklı ülke ve kültürlerde tespit ettiğini anlatır. İfadenin tamamını tek bir birim olarak değerlendirin. Burada over, “fiziksel olarak üzerinde” anlamına gelmez; ifade geniş bir coğrafi dağılımı anlatır ve genellikle kelimenin tam anlamıyla her yeri kapsadığı iddiasında bulunmaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “dünyanın birçok yerinde” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The charity supports families ____.

Cevabı göster

all over the world

Kalıp ifadeler

regardless of culture: bir koşulu etkisiz kılmak

regardless of + isim veya isim öbeği yapısı, belirtilen koşulun olanları ya da bir sonucun doğruluğunu etkilemediğini anlatır. Burada culture, araştırma bulgusunu sınırlayan bir koşul olarak görülmez; bulgu farklı kültürler için geçerli olarak sunulur. Sabit bağlantı regardless of şeklindedir. of edatı, göz ardı edilen koşulu getirir; regardless of age ve regardless of the result örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

regardless sözcüğünden sonra gereken edatı ekleyin: The club welcomes everyone, regardless ____ background.

Cevabı göster

of

What's more, Anlatım akışı

0:39

Dahası,

there may even be evolutionary reasons why we're attracted to bad news. Dilbilgisi

0:40

kötü haberlere çekilmemizin evrimsel nedenleri bile olabilir.

Anlatım akışı

What's more: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek

What's more, aynı yönde başka bir noktayı ekleyen bir söylem bağlayıcısıdır; eklenen nokta genellikle daha önemli, güçlü veya şaşırtıcıdır. Dinleyiciye, konuşanın yön değiştirmediğini ve önceki düşünceyi geliştirdiğini gösterir. Bu cümlede, dünya çapındaki davranış biçiminden evrimsel bir açıklama olabileceği yönündeki daha çarpıcı ihtimale geçiş sağlar. İfade bir bütün olarak bağlayıcı işlevi görür; neyin ‘daha fazla’ olduğunu soran gerçek bir soru değildir.

Alıştırma

Hangi seçenek, ilk avantajı güçlendiren ikinci bir avantaj eklemek için bir bağlayıcı kullanıyor?

  1. The hotel is quiet. What's more, it is close to the station.
  2. The hotel is quiet. However, the street outside is noisy.
  3. The hotel offers several free services. For example, breakfast is included.
Cevabı göster

The hotel is quiet. What's more, it is close to the station.

Dilbilgisi

there may even be ... reasons why ...: olası nedenleri temkinli biçimde sunmak

there may be + isim öbeği kalıbı, bir şeyin var olma ihtimalini sunar. Burada may açıklamayı kesin bir iddia olmaktan çıkarırken even, evrimsel nedenlerin daha şaşırtıcı bir olasılık olduğunu vurgular. why yan cümlesi, bu nedenlerin açıklayacağı olguyu belirtir: why we're attracted to bad news. reasons sözcüğünden sonra gelen bağımlı bir cümle olduğu için doğrudan soru dizilişi yerine bildirme cümlesi dizilişini kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede there may be ... reasons why ... kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. There may have several reasons why the results differ.
  2. There may be several reasons why the results differ.
  3. There may be several reasons why do the results differ.
Cevabı göster

There may be several reasons why the results differ.

In this program,

0:44

Bu programda,

we'll be investigating why we feel compelled to look at Kelime

0:45

neden kötü haberlere bakmak,

and even seek out bad news. Öbek fiiller

0:49

hatta onları aramak zorunda hissettiğimizi araştıracağız.

Kelime

feel compelled to + fiilin yalın hâli

feel compelled to + fiilin yalın hâli, harekete geçmek için güçlü bir baskı, görev duygusu veya dürtü hissetmek anlamına gelir. Bu güç dışarıdan gelebilir, ancak vicdandan ya da içsel bir dürtüden de kaynaklanabilir; her zaman başka birinin sizi zorladığı anlamına gelmez. Bu cümlede feel compelled to look at, kötü haberlere yönelmeyi insanların yalnızca istediği bir şey olarak değil, karşı koyması zor bir dürtü olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi feel compelled to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Maya noticed the exposed wire, she ____ warn the staff.

Cevabı göster

felt compelled to

Öbek fiiller

seek out bad news: kötü haberleri bilinçli olarak aramak

Seek out, birini veya bir şeyi bulmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Seek out bad news ifadesinde kişi olumsuz haberlere yalnızca rastlamaz; onları aktif olarak arar. Cümlede anlam look at ifadesinden even seek out ifadesine doğru güçlenir. Even, arama davranışının daha güçlü ve daha bilinçli olduğunu gösterir. Out, seek out fiil öbeğinin bir parçasıdır ve dışarıya doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir editör, genellikle görmezden gelinen kişilerin seslerini bulmak için özel bir çaba gösteriyor. Bu bilinçli arayışı en iyi hangi cümle vurgular?

  1. The editor sought out voices that are usually ignored.
  2. The editor waited for voices that are usually ignored.
  3. The editor looked for voices that are usually ignored.
Cevabı göster

The editor sought out voices that are usually ignored.

And as usual,

0:52

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new vocabulary as well.

0:53

biraz yeni kelime de öğreneceğiz.

But before that,

0:55

Ama ondan önce,

I have a question for you,

0:56

sana bir sorum var,

Neil.

0:57

Neil.

Doomscrolling is a very modern idea which is only possible with the 24/7 Kelime

0:58

Doomscrolling, yalnızca 7/24 kesintisiz

non-stop cycle of news reporting.

1:03

haber alma döngüsüyle mümkün olan çok modern bir fikirdir.

Kelime

the 24/7 non-stop cycle of news reporting: kesintisiz haber döngüsü

The 24/7 non-stop cycle of news reporting, haberlerin günün 24 saati, haftanın yedi günü üretilmesi, güncellenmesi ve erişilebilir olması anlamına gelir. Non-stop, düzenli bir ara bulunmadığı fikrini güçlendirir. Cycle tek bir haber öyküsünü değil, haber sunumunun sürekli işleyen düzenini veya sistemini ifade eder. Bu cümlede her zaman erişilebilir olan bu bilgi akışı, doomscrolling davranışını mümkün kılan koşul olarak sunulur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. İfadenin kesintisiz erişilebilirlik, bir tarih veya bir süre belirtip belirtmediğine dikkat edin.

  1. The support line is available for twenty-four minutes.
  2. The support line is available twenty-four seven.
  3. The support line is available on the twenty-fourth of July.
Cevabı göster

The support line is available twenty-four seven.

So,

1:05

Öyleyse,

according to international news agency Reuters, Kalıp ifadeler

1:06

uluslararası haber ajansı Reuters'a göre,

what has been the top global news story of 2023 so far? Kalıp ifadeler

1:08

şimdiye kadar 2023'ün en büyük küresel haberi hangisi olmuştur?

Kalıp ifadeler

according to: dış bir kaynağı belirtmek

According to + kaynak, ardından gelen bilginin, iddianın veya sorunun o kaynağın söylediklerine ya da bildirdiklerine dayandığını gösterir. Bu cümlede Reuters, soruya dayanak olan dış kaynaktır. Kaynak bir kişi, kurum, rapor, araştırma veya belge olabilir. Bu ifade yalnızca kaynağı belirtir; bilginin doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede according to dış bir bilgi kaynağını göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. According to the latest report, rail use increased in May.
  2. According the latest report, rail use increased in May.
  3. According to me, rail travel is the best choice.
Cevabı göster

According to the latest report, rail use increased in May.

Kalıp ifadeler

so far: sonucu şu ana kadarki dönemle sınırlamak

So far, “şu ana kadar” veya “söz edilen zamana kadar” anlamına gelir. Daha önce başlayıp mevcut noktaya kadar uzanan bir dönemi kapsar. Bu soruda cevap yalnızca 2023’ün o zamana kadar geçmiş kısmını kapsar; dolayısıyla sonraki olaylar cevabı değiştirebilir. Henüz tamamlanmamış deneyim, ilerleme veya sonuçları anlatırken so far, has been ... so far örneğindeki gibi İngilizcedeki present perfect yapısıyla sıkça kullanılır. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, zaman içindeki ilerlemeyi belirtir.

Alıştırma

Sonucun şu ana kadar geçerli olduğunu ancak değişebileceğini göstermek için cümleyi so far ile tamamlayın: The new restaurant has received fifty reviews ____.

Cevabı göster

so far

Is it A,

1:13

A,

the war in Ukraine,

1:15

Ukrayna'daki savaş mı,

B,

1:16

B,

increasing prices and inflation,

1:16

artan fiyatlar ve enflasyon mu,

or C,

1:19

yoksa C,

Prince Harry's autobiography?

1:20

Prens Harry'nin otobiyografisi mi?

I think the answer is an issue that's affecting everyone,

1:22

Bence cevap herkesi etkileyen bir sorun,

inflation.

1:25

enflasyon.

Okay,

1:26

Peki,

Neil.

1:27

Neil.

I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:27

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer: daha önce saklanan cevabı açıklamak

Reveal the answer, daha önce saklanan veya bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Reveal yalnızca bazı sözcükleri söylemeyi değil, bilinmeyenden bilinene geçişi vurgular. Burada konuşmacı, beklenti yaratmak için cevabı sona kadar açıklamaz. Yapı reveal + açıklanan bilgi şeklindedir; reveal the answer ve reveal the result buna örnektir.

Alıştırma

“Daha önce saklanan cevabı açıklamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After everyone votes, the quiz host will ____.

Cevabı göster

reveal the answer

Now,

1:30

Şimdi,

it might be true that the non-stop news cycle makes doomscrolling possible, Anlatım akışı

1:30

kesintisiz haber döngüsünün doomscrolling'i mümkün kıldığı doğru olabilir,

but that doesn't explain why we do it.

1:34

ancak bu bunu neden yaptığımızı açıklamaz.

Anlatım akışı

it might be true that ... but that doesn't explain why ...: bir noktayı kabul edip açıklama boşluğunu göstermek

It might be true that ..., but that doesn't explain why ... kalıbı önce bir iddianın geçerli olabileceğini kabul eder, ardından bu iddianın neyi açıklayabileceğini sınırlar. Argümanı bir ödün ve ardından gelen açıklama boşluğu şeklinde düzenler. Burada kesintisiz haber döngüsü doomscrolling'in nasıl mümkün olduğunu açıklayabilir, ancak insanların bunu neden seçtiğini açıklamaz. but that doesn't explain why içindeki that, önceki iddianın tamamına gönderme yapar; but ise bu iddiayı geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir gerçeği kabul ederken bunun konuyu tam olarak açıklamadığını gösterir?

  1. The road cannot be wet because one car skidded.
  2. It might be true that the road is wet, but that doesn't explain why only one car skidded.
  3. It might be true that the road is wet, and that fully explains why only one car skidded.
Cevabı göster

It might be true that the road is wet, but that doesn't explain why only one car skidded.

Anthropologist Ella al-Shamahi thinks the answer may lie in human evolution. Kelime

1:37

Antropolog Ella al-Shamahi, cevabın insan evriminde yatabileceğini düşünüyor.

Kelime

may lie in: olası bir kaynağı belirtmek

Bu cümlede may lie in, “bir şeyde bulunabilir” veya “kaynağı bir şey olabilir” anlamına gelir. Ella kesin bir iddiada bulunmuyor; insan evriminin incelenmesinin cevabı sağlayabileceğini bir olasılık olarak öne sürüyor. Bir cevabın, nedenin, zorluğun veya kilit noktanın belirli bir etkenden kaynaklandığını belirtirken lie in bu soyut anlamıyla kullanılabilir: The cause lies in...; The key may lie in....

Alıştırma

Cümleyi “kaynağı bir şey olabilir” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The reason for the error ____ the way the data was entered.

Cevabı göster

may lie in

Here,

1:43

Burada,

she outlines the problem for BBC Radio 4 program "Why do we do that". Kelime

1:43

BBC Radio 4 programı "Why do we do that" için sorunu özetliyor.

Kelime

outlines the problem: ana noktaları kısaca sunmak

Burada outlines, “bir şeyin temel yapısını ve kilit noktalarını sunmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Tüm ayrıntıları vermeden, dinleyicilerin temel konuyu anlayabileceği kadar açık bir şekilde sorunu anlatır. Bir konuşmacı, rapor, makale veya program bir konunun temel çerçevesini tanıtırken outline fiilinin bu soyut kullanımı yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “temel sorunu kısaca sunar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The introduction ____ before the report examines possible solutions.

Cevabı göster

outlines the problem

We go searching out for bad news, Öbek fiiller

1:48

Kötü haberler aramaya çıkıyoruz,

Öbek fiiller

go searching out for bad news: karışık bir kalıpta bilinçli arama

Burada go searching out for bad news, kötü haberlere yalnızca rastlamak yerine onları etkin biçimde aramak anlamına gelir. Go + -ing biçimi, arama eylemini kişinin bilerek giriştiği bir faaliyet olarak sunar. Bu ifade aynı zamanda iki standart kalıbı birleştirir: go searching for bad news ve search out bad news. Bu karışım doğaçlama konuşmada anlaşılır, ancak kendi İngilizcenizi üretirken standart kalıplardan birini kullanın.

Alıştırma

Bir şeyi bilinçli olarak aramayı anlatmak için en doğal standart kalıbı hangi cümle kullanıyor?

  1. People sometimes search out for alarming stories online.
  2. People sometimes go searching out for alarming stories online.
  3. People sometimes go searching for alarming stories online.
Cevabı göster

People sometimes go searching for alarming stories online.

looking for things that will make us feel ick inside. Kelime

1:50

içimizde tiksinti (ick) hissettirecek şeyler arıyoruz.

Kelime

feel ick inside: gündelik dilde rahatsızlık veya tiksinti

Bu cümlede feel ick inside; rahatsızlık, mide bulantısı, huzursuzluk veya hafif tiksinti gibi hoş olmayan bir iç tepki yaşamak anlamına gelir. Tetikleyici kötü haberler olduğu için bu duygu duygusal olabilir ve mutlaka fiziksel bir hastalık anlamına gelmez. Ick kasıtlı olarak belirsiz ve oldukça gündelik bir sözcüktür. Inside, tepkinin kişinin içinde hissedildiğini vurgulayarak ona içten ve kişisel bir nitelik kazandırır.

Alıştırma

Bu cümlede feel ick inside büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. İçerik kendimizi sakin ve neşeli hissetmemizi sağlar.
  2. İçerik, rahatsızlık veya hafif tiksinti tepkisine yol açar.
  3. İçerik, tanısı konmuş bir hastalığımız olduğunu doğrular.
Cevabı göster

İçerik, rahatsızlık veya hafif tiksinti tepkisine yol açar.

And so many of us do it.

1:54

Ve o kadar çoğumuz bunu yapıyoruz ki.

Is it a result of 24/7 doom on tap on our phones? Notlar

1:56

Bu telefonlarımızda her an (on tap) 7/24 bulunan felaketlerin bir sonucu mu?

Kalıp ifadeler

a result of: nedeni tanıtmak

a result of isim grubunda result bir sonucu adlandırır, of ise bu sonucun nedenini tanıtır. A is a result of B kalıbı, B'nin A'ya neden olduğu veya A'nın ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu anlamına gelir. Bu soruda konuşmacı, ele alınan olgunun telefonlarda sürekli erişilebilen olumsuz içeriklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını soruyor. Soru, nedenin kesin olduğunu söylemek yerine olası bir neden öne sürüyor.

Alıştırma

Cümleyi hedef isim grubuyla tamamlayın: Heavy traffic caused the delay. The delay was ____ heavy traffic.

Cevabı göster

a result of

Deyimler

doom on tap: her zaman erişilebilen olumsuz içerik

Burada doom, korkutucu, felaketlerle ilgili veya son derece olumsuz haber ve içerik anlamına gelir. On tap, gerçek anlamda musluktan alınabilen bir içeceği anlatır; mecazi anlamda ise bir şeyin kolayca ve sürekli erişilebilir olduğunu belirtir. Bu nedenle doom on tap, olumsuz içerikleri insanların telefonlarından istedikleri zaman erişebildiği tükenmez bir kaynak gibi gösterir. Buradaki tap, telefon ekranına dokunma eylemi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede doom on tap ne anlama geliyor?

  1. telefon ekranının bozuk olduğuna ilişkin bir uyarı
  2. sürekli erişilebilen olumsuz içerik
  3. su musluğundaki bir sorunla ilgili tek bir haber
Cevabı göster

sürekli erişilebilen olumsuz içerik

Or is it some kind of compulsion that comes from somewhere way, Notlar

2:01

Yoksa çok,

way back?

2:06

çok eskilerden gelen bir tür dürtü mü?

Kelime

some kind of compulsion: karşı koyması zor bir dürtü için ihtiyatlı bir tanımlama

Bu soruda compulsion, direnmesi veya kontrol etmesi zor gelen güçlü bir iç dürtü anlamındadır. Basit bir tercihten daha güçlüdür. Some kind of, konuşanın bu dürtünün tam olarak ne olduğunu bildiğini iddia etmek yerine olası bir adlandırma sunduğunu gösterir. Sözcükler birlikte güçlü bir dürtüye işaret ederken açıklamayı ihtiyatlı tutar.

Alıştırma

Bu cümlede some kind of compulsion ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. karşı koyması zor olası güçlü bir dürtü
  2. açıkça teşhis edilmiş tıbbi bir durum
  3. hafif bir kişisel tercih
Cevabı göster

karşı koyması zor olası güçlü bir dürtü

Kalıp ifadeler

way, way back: çok uzak geçmişi vurgulamak

way, way back ifadesinde way, back sözcüğünü güçlendiren gündelik bir pekiştiricidir. İfade zaman bakımından çok geriyi, yani çok uzun zaman öncesini anlatır; burada way yol anlamına gelmez. Way sözcüğünün tekrarlanması vurguyu daha da artırır. Bu soruda, kesin bir tarih vermeden olası kökenin son derece uzak görünmesini sağlar.

Alıştırma

This custom goes way, way back cümlesinde way, way back ne anlama gelir?

  1. çok uzun zaman önce
  2. gelecekte çok daha sonra
  3. bir yol boyunca çok uzakta
Cevabı göster

çok uzun zaman önce

Reading bad news stories makes us feel ick,

2:07

Kötü haberleri okumak bizi ick (iğrenmiş) hissettiriyor,

an informal American phrase which means feel sick,

2:10

bu, genellikle iğrenç veya rahatsız edici bir şey yüzünden

often because of something disgusting or disturbing.

2:13

midesi bulanmak anlamına gelen gayriresmi bir Amerikan tabiridir.

It's a feeling caused by the fact that,

2:17

Bu, şu durumun yarattığı bir duygu:

thanks to the internet, Kalıp ifadeler

2:19

internet sayesinde,

now we have the news on tap, Deyimler

2:20

artık haberler her an elimizin altında,

easily available so that you can have as much of it as you want, Dilbilgisi

2:22

istediğimiz kadar habere kolayca ulaşabiliyoruz,

whenever you want.

2:26

ne zaman istersek.

Kalıp ifadeler

thanks to the internet: bir nedeni belirtmek

thanks to the internet ifadesinde thanks to, ardından gelen durumun nedeni olarak interneti gösterir. “because of” veya “as a result of” anlamına gelir; internete teşekkür etme eylemi değildir. Bu ifade olumlu, nötr veya olumsuz bir sonucu tanıtabilir. Bu cümlede çevresindeki açıklama, internetin haberleri sürekli erişilebilir kılmasına odaklanır; dolayısıyla konuşanın tutumunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, nedeni tanıtan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the backup system, the website stayed online during the outage.

Cevabı göster

Thanks to

Deyimler

the news on tap: haberlere her an erişebilmek

have the news on tap ifadesinde on tap, bir şeyin istendiği anda hazır ve erişilebilir, çoğu zaman da bol miktarda olması demektir. Ardından gelen easily available, as much ... as you want ve whenever you want ifadeleri bu anlamı açıkça gösterir. Bu imge, doğrudan musluktan alınabilen ve gerektiğinde doldurulabilen bir içecekten gelir. Burada haberler, sürekli erişilebilen bir kaynak olarak mecazen ele alınır; tap telefon ekranına dokunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, musluk imgesini kullanarak “gerektiğinde her zaman erişilebilir” anlamını veren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The membership gives you expert advice ____.

Cevabı göster

on tap

Dilbilgisi

as much of it as you want: sınırsız miktar

Burada as much of it as you want, ondan istediğin kadar anlamına gelir. as much of + zamir veya belirli bir isim öbeği + as + yan cümle kalıbı, mevcut miktarın kişinin istediği miktarla eşleştiğini gösterir ve böylece pratikte bir sınır olmadığını ifade eder. it, daha önce geçen the news ifadesine gönderme yapar. Burada news, sayılamayan bir bilgi miktarı olarak ele alındığı için much kullanılır; sayılabilen çoğul ögelerle ise many kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi as much of it as ... kalıbıyla tamamlayın: The online guide is free, so you can read ____.

Cevabı göster

as much of it as you want

But Ella thinks that that's not the whole story. Anlatım akışı

2:27

Ama Ella bunun tüm hikaye olmadığını düşünüyor.

Anlatım akışı

that's not the whole story: açıklamanın eksik olduğunu belirtmek

Burada that's not the whole story, az önce verilen açıklamanın durumun tamamının yalnızca bir parçası olduğu anlamına gelir. Story, kurgusal bir hikâyeyi değil, gerçeklerin eksiksiz açıklamasını ifade eder. Bu ifade tartışmayı düzenler: önceki noktayı tamamen reddetmeden kabul eder, ardından başka bir nedenin, boyutun veya bilginin geleceğini belirtir.

Alıştırma

Bir konuşmacı tartışmada that's not the whole story dediğinde genellikle neyi belirtir?

  1. Önceki açıklama tamamen yanlıştır ve göz ardı edilmelidir.
  2. Kurgusal bir hikâye başlamak üzeredir.
  3. Önceki açıklama kısmen konuyla ilgilidir, ancak daha fazla bilgi gerekir.
Cevabı göster

Önceki açıklama kısmen konuyla ilgilidir, ancak daha fazla bilgi gerekir.

There's another theory.

2:30

Başka bir teori daha var.

Way back in human history, Anlatım akışı

2:31

İnsanlık tarihinde çok eskilerde,

when we lived in caves,

2:33

mağaralarda yaşarken,

Anlatım akışı

Way back in human history: uzak geçmişi zaman çerçevesi yapmak

Way back in human history, açıklamanın tamamını insanlığın çok uzak geçmişine yerleştirir. Cümlenin başında bir zaman çerçevesi kurar; dinleyici, ardından gelen bilgiyi tarihsel ya da evrimsel arka plan olarak yorumlar. Burada way, back sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; dolayısıyla ifade zamanda çok daha geriye gitmek demektir. Yol ya da yön anlatmaz.

Alıştırma

Way back in human history bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Tarih boyunca uzanan bir güzergâhı tarif eder.
  2. Çok uzak bir tarihsel arka plan kurar.
  3. İnsanların gelecekte ne yapacağını tahmin eder.
Cevabı göster

Çok uzak bir tarihsel arka plan kurar.

it seemed everything could kill us,

2:35

vahşi hayvanlardan yanlış mantarı yemeye kadar

from wild animals to eating the wrong mushroom. Dilbilgisi

2:37

her şey bizi öldürebilecek gibi görünüyordu.

Dilbilgisi

from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek

From A to B bir aralığın iki ucunu gösterebilir. Burada from wild animals to eating the wrong mushroom, birbirinden çok farklı iki tehlike örneğini uç noktalar olarak verir ve bu geniş aralıkta başka birçok tehlikenin de bulunduğunu düşündürür. Bu yapı hareket anlatmaz. A ve B, isim görevi gören farklı türde birimler olabilir: wild animals bir isim öbeğidir; eating the wrong mushroom ise isim gibi işlev gören bir -ing öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... ile tamamlayın: The workshop covers topics ____ camera basics ____ advanced editing.

Cevabı göster

from · to

Knowing what the dangers were and how to avoid them was vital to our survival. Notlar

2:40

Tehlikelerin ne olduğunu ve onlardan nasıl kaçınılacağını bilmek hayatta kalmamız için hayati önem taşıyordu.

Dilbilgisi

Knowing what... and how...: özne görevindeki gerund ifadesi

“Knowing what the dangers were and how to avoid them” ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Knowing, İngilizcedeki bir gerund yapısıdır: -ing biçimi bu bilgiyi veya beceriyi konuşulan tek bir şey olarak sunar. Şimdiki zamanın sürekli biçiminin parçası değildir. what yan cümlesi ile how to yan cümlesi, knowing sonrasında iki eşgüdümlü içerik verir. Özne bütünüyle tek bir genel beceri olarak görüldüğü için tekil fiil was kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir gerund ifadesi özne olarak doğru kullanılmış ve tek bir etkinlik olarak ele alınmıştır?

  1. Learning a new language takes time.
  2. Learning a new language take time.
  3. Learn a new language takes time.
Cevabı göster

Learning a new language takes time.

Kalıp ifadeler

vital to our survival: be vital to + isim

“vital to our survival” ifadesinde vital, yalnızca yararlı değil, vazgeçilmez veya zorunlu anlamına gelir. Cümle, bu bilgiyi insanlığın hayatta kalmasının bağlı olduğu bir unsur olarak sunar. Yapı be vital to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki to, vital sözcüğünden sonra gelen ve etkilenen şeyi, yani our survival ifadesini tanıtan edattır. Hareket yönü göstermez ve mastar işareti değildir.

Alıştırma

vital ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular backups are ____ data security.

Cevabı göster

vital to

And from an evolutionary perspective, Anlatım akışı

2:45

Ve evrimsel bir bakış açısıyla,

survival is everything.

2:48

hayatta kalmak her şeydir.

Anlatım akışı

from an evolutionary perspective: analiz çerçevesini belirlemek

from an evolutionary perspective, ardından gelen ifade için analiz çerçevesini belirler. Dinleyiciye survival is everything ifadesini her bakış açısından geçerli mutlak bir iddia olarak değil, evrim ve doğal seçilim açısından anlaması gerektiğini gösterir. Aktarılabilir from a/an + sıfat + perspective yapısı, “bu belirli açıdan ele alındığında” anlamına gelir. Önce bakış açısını adlandırıp ardından sonucu vermek, açıklamanın düzenlenmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hukuki bakış açısını belirtmek için cümleyi from a ... perspective yapısıyla tamamla: ____, the agreement is valid.

Cevabı göster

From a legal perspective

As a result, Anlatım akışı

2:50

Sonuç olarak,

we humans naturally pay attention to the negative stuff, Kalıp ifadeler

2:51

biz insanlar doğal olarak olumsuz şeylere dikkat ederiz,

something Ella calls negativity bias. Kelime

2:55

ki Ella buna olumsuzluk önyargısı (negativity bias) diyor.

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu belirtmek

As a result, dinleyiciye ardından gelen içeriğin daha önce belirtilen bir nedenin sonucu olduğunu gösterir. Burada açıklamayı, tehlikeyi fark etmenin hayatta kalmaya katkısından insanların olumsuz bilgilere doğal olarak odaklanmasına taşır. Genellikle sonucu bildiren tam bir cümleciği başlatır ve cümle başında kullanıldığında ardından virgül gelir. Yalnızca zaman içinde daha sonra olanı değil, mantıksal bir neden-sonuç adımını belirtir.

Alıştırma

The bridge was closed because of high winds. Sonucu en iyi hangi cümle sunar?

  1. As a result, the buses had to take another route.
  2. As a result of, the buses had to take another route.
  3. After that, the buses had to take another route.
Cevabı göster

As a result, the buses had to take another route.

Kalıp ifadeler

pay attention to: dikkati bir şeye yöneltmek

Pay attention to, dikkati bir kişiye, nesneye veya etkinliğe yöneltmek anlamına gelir. Bu cümlede insanların doğal olarak olumsuz içeriklere odaklandığı anlatılır; pay burada “para ödemek” anlamına gelmez. to, pay attention to + nesne şeklindeki kalıplaşmış yapının bir parçasıdır. Nesne olarak isim öbeği, zamir, -ing biçimi veya yan cümle gelebilir: pay attention to the warning, pay attention to it, pay attention to driving ve pay attention to what happens next.

Alıştırma

Eksik edatla kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: During the tour, please pay attention ____ the guide's instructions.

Cevabı göster

to

Kelime

negativity bias: olumsuz bilgilere daha fazla ağırlık verme

Negativity bias, benzer öneme sahip olumlu veya nötr bilgilere kıyasla olumsuz bilgilerin daha fazla dikkat çekmesi, bellekte daha güçlü kalması veya yargıları daha çok etkilemesi eğilimidir. Bu cümlede terim, insanların doğal olarak “olumsuz şeylere” odaklanması örüntüsünü adlandırır. Burada bias, kötü haberleri bilinçli olarak sevmek değil, genellikle bilinçsiz işleyen bilişsel bir eğilim anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum negativity bias kavramını en iyi örnekler?

  1. On övgüden sonra bile sert bir yorum birinin aklında kalır.
  2. Bir kişi övgüleri ve eleştirileri eşit derecede iyi hatırlar.
  3. Bir kişi en sevdiği renk kırmızı olduğu için kırmızı bir defter seçer.
Cevabı göster

On övgüden sonra bile sert bir yorum birinin aklında kalır.

But while cavemen only knew what was happening in their local area, Dilbilgisi

2:58

Ancak mağara adamları sadece kendi yerel bölgelerinde ne olduğunu bilirken,

nowadays we know the bad news from all over the world.

3:02

günümüzde dünyanın her yerinden gelen kötü haberleri biliyoruz.

Dilbilgisi

Geçmiş ile günümüzü karşılaştırmak için while ... nowadays

Buradaki while, ‘... olduğu sırada’ değil, karşıtlık bildiren ‘oysa’ veya ‘... iken’ anlamındadır. Önce geçmişteki durumu sunar; ana cümle de bunu günümüzde geçerli olan durumla karşılaştırır. Nowadays, karşıtlığın günümüze ait tarafını açıkça gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp while + geçmişteki ya da farklı durum, nowadays + günümüzdeki durum şeklindedir. İki durum açıkça farklı olduğunda zaman içindeki değişimi düzenli biçimde anlatır.

Alıştırma

Önce while, ardından nowadays kullanarak geçmiş ile günümüz arasındaki karşıtlığı tamamlayın: ____ people once waited days for letters, ____ messages arrive instantly.

Cevabı göster

While · nowadays

Here's Ella again discussing this with her friend,

3:06

İşte Ella yine bunu arkadaşıyla tartışıyor,

TV presenter Clara Amfo,

3:09

TV sunucusu Clara Amfo ile,

for BBC Radio 4 program "Why do we do that".

3:11

BBC Radio 4 programı "Why do we do that" için.

You know,

3:15

Bilirsin,

before it would be like,

3:15

eskiden şöyle olurdu,

I don't know,

3:16

bilmiyorum,

I'm assuming you'd go to the neighbor's cave Ton ve niyet

3:17

sanırım komşunun mağarasına giderdiniz

and they'd only know like the bad news from like,

3:19

ve sadece şöyle kötü haberleri bilirlerdi,

you know,

3:21

bilirsiniz,

that particular mountain.

3:21

o belirli dağdan gelen.

Ton ve niyet

Doğrulanmamış bir sonuç için I'm assuming

I'm assuming, konuşmacının sonraki yargıyı doğrulanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak gördüğünü belirtir. Burada komşunun mağarasına yapılan hayali ziyaretin yalnızca bir varsayım olduğunu gösterir. I'm assuming + cümle yapısını kullanarak mevcut varsayımınızı açıkça belirtebilir ve karşı tarafa düzeltme fırsatı verebilirsiniz. İfadenin kesinliğini azaltır, ancak kişisel bir varsayımı kendiliğinden kibar hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümle makul ancak henüz doğrulanmamış bir varsayımı doğal biçimde ifade eder?

  1. I know the meeting starts at nine because I checked the official schedule.
  2. I'm assuming the meeting starts at nine, but I'll check the schedule.
  3. The meeting might start at nine, and I have already confirmed it.
Cevabı göster

I'm assuming the meeting starts at nine, but I'll check the schedule.

Yeah.

3:23

Evet.

Now it's like, Anlatım akışı

3:23

Şimdi ise şöyle,

let me tell you about the really bad information Ton ve niyet

3:24

sana bir yerlerdeki bir adada olan

and situation that's going on in some island somewhere. Öbek fiiller

3:27

gerçekten kötü bilgileri ve durumu anlatayım.

Anlatım akışı

Now it's like, ile günümüzdeki hayalî bir söze geçiş

Now, karşılaştırmanın günümüze ait tarafına geçildiğini gösterir. Ardından it's like, bu durumu rahat ve konuşma diline özgü biçimde sunar: konuşmacı, birinin birazdan söyleyebileceği türden bir sözü canlandırır. Burada like, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, bir söylem belirtecidir. Ardından gelen sözler hayalî veya temsili bir ifadedir; birebir alıntı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bu cümlede "Now it's like," ne işe yarıyor?

  1. Günümüzdeki duruma geçer ve gündelik, hayalî bir sözü sunar.
  2. Alıntılanan olayın tam olarak ne zaman başladığını belirtir.
  3. Konuşmacının günümüzdeki durumdan hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

Günümüzdeki duruma geçer ve gündelik, hayalî bir sözü sunar.

Ton ve niyet

let me tell you about + bir konu

Let me tell you about + bir isim öbeği, konuşmacının açıklamak, betimlemek veya hikâyeleştirmek üzere olduğu konuyu sunar. Bu cümlede, uzaktaki kötü haberleri anlatmaya başlayan hayalî bir kişinin canlandırılmasına yardımcı olur. Let me çoğu zaman gerçek bir izin istemek yerine konuşmacının söz sırasını düzenler. about ifadesinden sonra konu belirtilir: let me tell you about my trip, the problem veya what happened.

Alıştırma

Bir konuyu sunan dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I recently changed careers. ____ my new job.

Cevabı göster

Let me tell you about

Öbek fiiller

going on: meydana gelmek veya gerçekleşmek

Bu cümlede going on, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. that's going on in some island somewhere yan cümlesi, kötü durumu orada yaşanan bir şey olarak tanımlar; burada hareketi veya “devam etmeyi” anlatmaz. Bu kullanım sık sık be going on yapısında görülür: something is going on. Bir olayın, etkinliğin veya durumun bütün ayrıntılarını söylemeden genel olarak ne olduğunu sorarken What's going on? biçiminde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, go fiilinin “meydana gelmek” anlamındaki iki kelimelik biçimiyle tamamlayın: There are flashing lights outside. Do you know what's ____?

Cevabı göster

going on

It's just the good news doesn't make up for it. Öbek fiiller

3:30

Sadece iyi haberler bunu telafi etmiyor.

Öbek fiiller

doesn't make up for it: bunu telafi etmeye yetmiyor

Make up for, olumlu bir şey sağlayarak bir kaybı, sorunu veya dezavantajı telafi etmek demektir. Burada the good news olası telafidir; it ise daha önce sözü edilen kötü haberleri ve olumsuz etkilerini ifade eder. Doesn't make up for it, olumlu tarafın olumsuz tarafı dengelemeye yetmediğini anlatır. Make up for ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Ardından gelen nesne, make up for the delay, make up for lost time veya make up for it örneklerinde olduğu gibi, telafi edilmesi gereken şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “telafi etmek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The free meal did not ____ the terrible service.

Cevabı göster

make up for

It really doesn't and it's I think trauma's romanticized, Kelime

3:33

Gerçekten etmiyor ve sanırım travma romantize ediliyor,

really.

3:36

gerçekten.

Kelime

trauma's romanticized: travmayı gerçekte olduğundan daha iyi göstermek

trauma's romanticized ifadesinde 's, is anlamına gelir; dolayısıyla yan cümle edilgendir ve idealize edilen şey trauma sözcüğünün anlattığı travmadır. To romanticize something, bir şeyi çoğu zaman zararını veya karmaşıklığını göz ardı ederek gerçekte olduğundan daha çekici, anlamlı ya da hayranlık uyandırıcı göstermektir. Burada konuşmacı, insanların travmadan söz etme biçimini eleştiriyor. Romanticized, travmanın bir aşk hikâyesine dönüştürüldüğü anlamına gelmez; acının değerli veya çekici gösterildiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum romanticize sözcüğünün anlamını en iyi gösterir?

  1. Hikâye, zor bir olaya romantik bir ilişki ekler.
  2. Hikâye, zorluğu güzel ve anlamlı gösterirken verdiği zararı görmezden gelir.
  3. Hikâye, yararları ve zararları ikisinden birini daha iyi göstermeden aktarır.
Cevabı göster

Hikâye, zorluğu güzel ve anlamlı gösterirken verdiği zararı görmezden gelir.

What doesn't kill you makes you stronger. Deyimler

3:37

Seni öldürmeyen şey güçlendirir.

Deyimler

What doesn't kill you makes you stronger: teşvik mi, eleştiri mi

Bu yaygın söz, bir zorluğu atlatmanın güç, deneyim veya dayanıklılık kazandırabileceği anlamına gelir. Buradaki kill çoğu zaman abartılıdır; zorluğun gerçekten hayati tehlike oluşturması gerekmez. Bu söz içten bir teşvik olarak kullanılabilir, ancak eleştirel veya alaycı bir şekilde de alıntılanabilir. Bu bağlamda travmanın otomatik olarak gelişime dönüştüğü düşüncesini temsil eder; dolayısıyla konuşmacının bütünüyle katıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Yaygın sözü tamamlayın: What doesn't kill you ____.

Cevabı göster

makes you stronger

Yeah.

3:39

Evet.

This is a test.

3:40

Bu bir test.

I think we're conditioned to believe that negative experiences shape us more than joyous ones. Kelime

3:41

Bence olumsuz deneyimlerin bizi neşeli olanlardan daha fazla şekillendirdiğine inanmaya koşullanmış durumdayız.

Kelime

we're conditioned to believe: tekrarlanan etkilerle şekillenen bir inanç

Bu cümlede we're conditioned to believe, tekrarlanan mesajların, alışkanlıkların veya toplumsal etkilerin insanlara ardından gelen düşünceyi zamanla benimsettiği anlamına gelir. Conditioned, be conditioned to + fiilin yalın hâli şeklindeki edilgen yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. We believe ile karşılaştırıldığında bu ifade, inancın nasıl oluştuğunu da açıklar: Tamamen bağımsız biçimde varılan bir sonuçtan çok, etkiler yoluyla öğrenilmiş bir inanç anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “tekrarlanan etkilerle zaman içinde belirli bir inanca sahip olacak şekilde eğitilmiş” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After seeing the same message for years, people are ____ that success always looks the same.

Cevabı göster

conditioned to believe

Kelime

shape us more than joyous ones: biçimlendirici etkiyi karşılaştırmak

Burada shape us içindeki shape, karakterimiz, bakış açımız veya gelişimimiz üzerinde kalıcı ve biçimlendirici bir etki oluşturmak anlamında kullanılan bir fiildir. More than etkinin derecesini karşılaştırır. Joyous ones, joyous experiences anlamına gelir; ones daha önce geçen çoğul experiences isminin yerini alarak tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Hangi cümlede shape, örnektekiyle aynı soyut ve biçimlendirici anlamda kullanılmıştır?

  1. Her years abroad shaped the way she sees the world.
  2. The potter shaped the clay into a bowl.
  3. The table has a round shape.
Cevabı göster

Her years abroad shaped the way she sees the world.

Reading bad news from around the world can depress us,

3:47

Dünyanın dört bir yanından gelen kötü haberleri okumak bizi depresyona sokabilir,

and Ella thinks that the little good news we do hear doesn't make up for the depressing news. Dilbilgisi

3:50

ve Ella, duyduğumuz o azıcık iyi haberin iç karartıcı haberleri telafi etmediğini (make up for) düşünüyor.

Dilbilgisi

the little good news we do hear: yetersiz miktar ve vurgulu do

the little good news ifadesinde little, sayılamayan news ismini niteler ve miktarın çok az, hatta yetersiz hissedilecek kadar az olduğunu belirtir. Fiziksel boyutu değil, miktarı anlatır. The ise gerçekten duyulan belirli ve sınırlı miktara işaret eder. we do hear ifadesindeki do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. İyi haber çok az olsa da gerçekten bir miktar duyulduğunu vurgular. İfade bütünüyle bir ödünleme anlamı verir: iyi haber vardır, fakat yeterli miktarda değildir.

Alıştırma

Gerçekten bir miktar destek alındığını, ancak miktarın yetersiz olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The little support we do receive is not enough.
  2. The little support we receive is enough.
  3. The few support we do receive is not enough.
Cevabı göster

The little support we do receive is not enough.

To make up for something means to compensate for something bad with something good.

3:56

Bir şeyi telafi etmek (to make up for something), kötü bir şeyi iyi bir şeyle dengelemek anlamına gelir.

Good news is hard to find.

4:02

İyi haber bulmak zordur.

In fact,

4:03

Aslında,

Clara thinks society has romanticized bad traumatic news.

4:04

Clara toplumun kötü ve travmatik haberleri romantize ettiğini (romanticize) düşünüyor.

If you romanticize something,

4:09

Eğer bir şeyi romantize ederseniz,

you talk about it in a way that makes it sound better than it really is. Dilbilgisi

4:11

onun hakkında gerçekte olduğundan daha iyi duyulmasını sağlayacak şekilde konuşursunuz.

Dilbilgisi

makes it sound better than it really is: make + nesne + to almayan fiil

makes it sound better ifadesinde make, make + object + bare infinitive kalıbını izler: makes + it + sound. Etken ettirgen yapıda make, nesnesinden sonra to almayan yalın fiil biçimiyle kullanıldığı için sound önünde to bulunmaz. Better, bağlayıcı fiil sound sonrasında gelen sıfat tamamlayıcısıdır. Than it really is, olumlu izlenimi gerçek durumla karşılaştırır. İfade, şeyin gerçekten daha iyi hâle geldiğini söylemez; onun hakkında konuşma biçiminin daha iyiymiş gibi görünmesini sağladığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede make + object + bare infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The advertisement makes the job to sound easier than it really is.
  2. The advertisement makes sound the job easier than it really is.
  3. The advertisement makes the job sound easier than it really is.
Cevabı göster

The advertisement makes the job sound easier than it really is.

Connected to this is the saying what doesn't kill you makes you stronger, Anlatım akışı

4:15

Bununla bağlantılı olan, 'seni öldürmeyen şey güçlendirir' deyişidir;

meaning that by going through difficult experiences in life, Dilbilgisi

4:20

bu, insanların hayatta zor deneyimlerden geçerek

people build up strength and resilience for the future. Öbek fiiller

4:23

gelecek için güç ve dayanıklılık inşa ettikleri anlamına gelir.

Anlatım akışı

Connected to this is the saying: yeni bilgiyi tanıtmak için bağlantıyı öne alma

Connected to this is the saying... yeni sözü az önce ele alınan düşünceye bağlar. Connected to this ifadesini başa getirmek bu bağlantıyı bilginin çıkış noktası yapar; ardından bağlayıcı fiil, the saying ile başlayan özneden önce gelir. Daha olağan söz dizimi The saying ... is connected to this olurdu. Devrik yapı daha uzun ve yeni bilgiyi fiilden sonra vererek dinleyiciyi veya okuyucuyu bir noktadan bağlantılı başka bir noktaya yönlendirir.

Alıştırma

Connected to this ifadesini kullanıp be fiilini doğru yere koyarak resmî bağlantı cümlesini tamamlayın: ____ another concern about cost.

Cevabı göster

Connected to this is

Dilbilgisi

by going through difficult experiences: by + V-ing ile yöntem belirtme

by going through difficult experiences ifadesi, zor durumları yaşama sürecinden geçerek anlamına gelir. Burada by, sonuca götüren yöntemi veya yolu belirtir: insanlar bu şekilde güç kazanır. by sonrasında bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: by + V-ing. Go through, özellikle zor bir süreci veya dönemi yaşamak ve bununla başa çıkmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir nesnenin içinden geçmek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi by + parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya improved her writing ____ every day. (practise)

Cevabı göster

by practising

Öbek fiiller

build up strength and resilience: güç ve dayanıklılığı zamanla geliştirmek

Build up, bir şeyi zaman içinde yavaş yavaş artırmak veya geliştirmek anlamına gelir. build up strength and resilience ifadesinde strength ve resilience, tekrarlanan deneyimler yoluyla oluşan soyut özelliklerdir; bir anda elde edilen şeyler değildir. Bu ifade, zor deneyimleri kişiyi gelecekteki zorluklara hazırlayan bir birikim süreci olarak sunar. Aynı yapı confidence, trust, stamina ve experience gibi soyut isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede build up bir beceriyi veya niteliği yavaş yavaş geliştirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The builders worked all day to build up the wall around the garden.
  2. Months of steady practice helped Priya build up her confidence before the audition.
  3. Priya built up for confidence before the audition.
Cevabı göster

Months of steady practice helped Priya build up her confidence before the audition.

Maybe it's best to stop doomscrolling altogether.

4:26

Belki de doomscrolling'i tamamen bırakmak en iyisidir.

But with so much bad news pouring into our mobile phones every day, Dilbilgisi

4:30

Ancak her gün cep telefonlarımıza yağan bunca kötü haber varken,

it's not easy.

4:34

bu hiç kolay değil.

Dilbilgisi

with so much bad news pouring into our mobile phones: with + isim + V-ing ile arka plan belirtmek

With + isim + şimdiki ortaç, ana cümleye bir arka plan durumu ekler. with so much bad news pouring into our mobile phones ifadesinde bad news, pouring fiilinin mantıksal öznesidir ve bu ifade ana cümleyle aynı anda gerçekleşen şeyi anlatır. With öbeği cümlenin ana fiili değildir. It's not easy ifadesinin arkasındaki baskıyı veya nedeni hazırlar; ana cümlenin fiili it's'tir. Pouring into, büyük miktarda sıvının içeri akması imgesini kullanır ve mesajların sürekli, bunaltıcı biçimde gelmesini hissettirir.

Alıştırma

Devam eden bir arka plan durumunu göstermek için with + isim + V-ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With the students working quietly, the teacher prepared the materials.
  2. With the students worked quietly, the teacher prepared the materials.
  3. With the students to work quietly, the teacher prepared the materials.
Cevabı göster

With the students working quietly, the teacher prepared the materials.

Okay,

4:35

Pekâlâ,

it's time to reveal the answer to my question,

4:35

sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,

Neil.

4:37

Neil.

I asked you what news agency Reuters considers the top news story of 2023 so far.

4:38

Sana Reuters haber ajansının 2023'ün şu ana kadarki en önemli haberinin ne olduğunu düşündüğünü sormuştum.

And I guessed it was B,

4:45

Ve ben de B,

inflation.

4:46

enflasyon olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

4:47

Ki bu doğru cevaptı.

Although there's still plenty of time for 2023 to bring us more doom, Anlatım akışı

4:49

2023'ün bize daha fazla felaket getirmesi için önünde hala bolca zaman olsa da,

hopefully along with a little positivity too. Kalıp ifadeler

4:54

umarım beraberinde biraz da pozitiflik getirir.

Anlatım akışı

Although there's still plenty of time: ödünleme zemini kurmak

Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: Konuşmacı, daha fazla kötü olayın gerçekleşmesi için hâlâ yeterli zaman olduğunu kabul eder. Bu yan cümle arka plan bilgisidir; konuşmacının asıl sonucu değildir. Virgülden sonraki ifade konuşma diline özgü eksiltili bir yapıdır. İma edilen ana düşünce yaklaşık olarak “hopefully, 2023 will bring a little positivity too.” şeklindedir. Böylece karamsar bir olasılık ile umutlu bir dilek dengelenir.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık kurmak için although yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. Although the forecast looks bad, we are still going on the picnic.
  2. Although the forecast looks bad, but we are still going on the picnic.
  3. Although the forecast looks bad, because we are still going on the picnic.
Cevabı göster

Although the forecast looks bad, we are still going on the picnic.

Kalıp ifadeler

along with a little positivity too: eşlik eden bir düşünce eklemek

Along with, daha önce belirtilmiş bir şeye eşlik eden veya ek bir unsur katar. Burada doom zaten gündemde olan ana olasılıktır; a little positivity ise konuşmacının onunla birlikte gelmesini umduğu ek unsurdur. Too ekleme anlamını güçlendirirken a little umut edilen miktarın ölçülü olduğunu gösterir. Along with burada yürümeyi anlatmaz; tüm ifade “biraz olumlu şeyle birlikte” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle ikincil bilgi eklemek için along with ifadesini doğal biçimde kullanıyor ve doğru özne-fiil uyumuna sahip?

  1. The museum, along with two smaller galleries, is closed today.
  2. The museum along two smaller galleries with is closed today.
  3. The museum, along with two smaller galleries, are closed today.
Cevabı göster

The museum, along with two smaller galleries, is closed today.

Okay,

4:57

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this program about doomscrolling, Anlatım akışı

4:57

bu programda doomscrolling hakkında öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

spending lots of time reading bad news stories on your phone.

5:02

yani telefonda kötü haberler okumaya çok zaman harcamak.

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kısa bir gözden geçirmeye geçiş

Let's recap the vocabulary ifadesi, konuşmacının kendisini ve dinleyicileri daha önce ele alınan önemli kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Let's, let us ifadesinin konuşma dilindeki yaygın biçimidir; recap ise her şeyi baştan yeniden öğretmek değil, ana noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak ana tartışmadan gözden geçirme veya kapanış bölümüne geçildiğini gösterir. Dinleyiciler artık yeni bir konu yerine daha önceki önemli noktaları bekleyebilir.

Alıştırma

recap kullanarak ve doğal Let's + fiilin yalın hâli yapısını izleyerek davet cümlesini tamamlayın: ____ the vocabulary before we finish.

Cevabı göster

Let's recap

Feeling ick is American slang for feeling sick,

5:06

Feeling ick, genellikle iğrenç veya rahatsız edici bir şeyden dolayı,

often because of something disgusting or disturbing.

5:09

midesi bulanmak veya iğrenmek anlamına gelen bir Amerikan argosudur.

When something is on tap,

5:12

Bir şey on tap olduğunda,

it's easily available so that you can have as much of it as you want.

5:14

istediğiniz kadar sahip olabileceğiniz şekilde kolayca bulunur demektir.

The phrasal verb to make up for something means to compensate for something bad with something good.

5:18

To make up for something öbek fiili, kötü bir şeyi iyi bir şeyle telafi etmek anlamına gelir.

When we romanticize something,

5:24

Bir şeyi romantize ettiğimizde (romanticize),

we make it sound better than it is.

5:26

kulağa olduğundan daha iyi gelmesini sağlarız.

And finally,

5:28

Ve son olarak,

the saying what doesn't kill you makes you stronger means that by going through difficult life experiences

5:29

'seni öldürmeyen şey güçlendirir' sözü, insanların zorlu yaşam deneyimlerinden geçerek

people build up strength for the future.

5:36

gelecek için güç inşa ettikleri anlamına gelir.

Once again,

5:38

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:39

6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek

our 6 minutes are up ifadesindeki be up, ayrılmış bir sürenin sona erdiği veya tamamen kullanıldığı anlamına gelir. Buradaki up, yukarı doğru bir yönü anlatmaz. En yaygın genel biçim Time is up şeklindedir. Bu cümlede ise belirli altı dakika özne yapılır; bu nedenle çoğul minutes ismi are ile kullanılır. İfade ayrıca programın kapanışa geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin doğru biçimi ve up ile tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

But if doomscrolling's not for you, Kelime

5:40

Ancak doomscrolling size göre değilse,

remember you can find lots of positive news stories to build your vocabulary Kalıp ifadeler

5:43

burada, 6 Minute English'te kelime dağarcığınızı geliştirmek için

here at 6 Minute English.

5:47

birçok olumlu haber bulabileceğinizi unutmayın.

Kelime

not for you: bir şeyin size uygun olmadığını söylemek

Burada not for you, “size uygun değil” veya “hoşlanacağınız bir şey değil” anlamına gelir. for edatı, bir şeyin zevklerinize, ihtiyaçlarınıza ya da ilgi alanlarınıza uyup uymadığını gösterir; bu bağlamda sahiplik bildirmez. Kullanılabilir kalıp X is not for someone şeklindedir. Bir etkinliği veya seçeneği nazikçe reddetmenizi sağlar: It's not for me genellikle I hate it ifadesinden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Hangi cümle kamp yapmanın diğer kişinin tercihlerine uymayabileceğini nazikçe söyler?

  1. If camping isn't yours, we can stay at a hotel.
  2. If camping isn't for you, we can stay at a hotel.
  3. If camping isn't given to you, we can stay at a hotel.
Cevabı göster

If camping isn't for you, we can stay at a hotel.

Kalıp ifadeler

build your vocabulary: bildiğiniz sözcükleri aşamalı olarak artırmak

Build your vocabulary, dil öğreniminde doğal bir eş dizimdir ve “bildiğiniz ve kullanabildiğiniz sözcüklerin sayısını zamanla artırmak” anlamına gelir. Build burada mecazidir: kelime dağarcığı fiziksel bir inşayla değil, tekrarlanan okuma, dinleme ve alıştırmayla gelişir. Yaygın yapı build + iyelik belirleyicisi + vocabulary şeklindedir; build my vocabulary ve build their vocabulary buna örnektir. Zaman içinde düzenli birikime odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak build + iyelik + vocabulary eş dizimiyle tamamlayın: Reading about many subjects can help you ____.

Cevabı göster

build your vocabulary

Don't forget that there is more to BBC Learning English than 6 Minute English. Dilbilgisi

5:48

BBC Learning English'te 6 Minute English'ten daha fazlası olduğunu unutmayın.

Dilbilgisi

There is more to X than Y: X yalnızca Y'den ibaret değildir

there is more to X than Y kalıbı, Y'nin X'in yalnızca bir parçası, özelliği veya açıklaması olduğunu ve X'in Y'nin ötesinde başka şeyler de içerdiğini belirtir. Bu cümlede 6 Minute English, BBC Learning English'in yalnızca bir parçasıdır. Bu kalıpta more to X, X'in başka içerikleri veya yönleri de olduğunu ifade eder. X ve Y'nin miktarlarını yalnızca karşılaştırmaz. Bilinen bir parça bütünün tamamını göstermediğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi There is more to X than Y kalıbıyla tamamlayın: There is ____ this job ____ answering emails.

Cevabı göster

more to · than

Why not try to improve your vocabulary through the language in news headlines. Ton ve niyet

5:53

Neden haber başlıklarındaki dil aracılığıyla kelime dağarcığınızı geliştirmeye çalışmıyorsunuz.

Ton ve niyet

Why not try to ...?: dostça bir öneri

Why not try to ...?, birine bir şeyi denemesini dostça önermenin bir yoludur. Örnekte konuşmacı bir kelime öğrenme yöntemi öneriyor; dinleyicinin bu yöntemi neden henüz kullanmadığını sormuyor. Yapı Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada try fiilin yalın hâlidir; try to + fiilin yalın hâli ise denenmesi önerilen eylemi belirtir: Why not try to improve ...? Dinleyici öneriyi kabul etmekte veya reddetmekte özgürdür.

Alıştırma

Dostça öneriyi Why not ifadesinden sonra try to getirerek tamamlayın: ____ read one short article each day?

Cevabı göster

Why not try to

Try the news review video on our website or download the podcast.

5:58

Web sitemizdeki haber inceleme videosunu deneyin veya podcast'i indirin.

But that's bye for now.

6:02

Ama şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:03

Hoşça kal.

6 Minute English from the BBC.

6:05

BBC'den 6 Minute English.