Stres beyninizi nasıl etkiler? - Madhumita Murgia: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, uzun süreli stres ve kortizolün beynin yapısını, işleyişini ve gen ifadesini nasıl değiştirebildiğini açıklıyor; ardından egzersiz ve meditasyonun bu etkilere karşı koyabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Are you sleeping restlessly, feeling irritable or moody, forgetting little things and feeling overwhelmed and isolated? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tanıdık belirtiler hakkındaki hızlı soru dizisinin nasıl etkili bir açılış kancası oluşturduğunu öğrenin. Bu kalıp, bilimsel bir açıklamayı dinleyici için kişisel hâle getirmenizi ve sorunu soyut bir iddia yerine somut deneyimlerle tanıtmanızı sağlar. 2. epigenetic changes, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: DNA kodunun kendisini değiştirmeden hangi genlerin ifade edildiğini etkileyen değişimleri anlatan bu temel terimi kavrayın. Böylece anne bakımını, yavruların ilerideki stres hassasiyetini ve nesiller boyunca aktarılan etkileri ilişkilendiren sıçan deneyini takip edebilirsiniz. 3. Get in control of your stress before it takes control of you. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: control of tekrarının, stresi yönetmek ile stres tarafından yönetilmek arasında nasıl aynalı bir karşıtlık kurduğunu fark edin. Bu kısa yapıyı, bir açıklamayı akılda kalan bir uyarı ve uygulanabilir bir çağrıyla bitirmek için uyarlayabilirsiniz.
Bu derste
forgetting little things and feeling overwhelmed and isolated? Kalıp ifadeler
0:10küçük şeyleri unutup bunalmış ve yalnız mı hissediyorsunuz?
Are you sleeping ... feeling overwhelmed and isolated? ile açılış yapmak
Bu, huzursuz uyuma, kolayca sinirlenme veya ruh hâlinin değişmesi, bir şeyleri unutma, bunalmış ve yalnız hissetme gibi paralel deneyimlerden oluşan geniş kapsamlı tek bir açılış sorusudur. Liste, birbirinden bağımsız birkaç soru olarak değil, tanıdık gelebilecek tek bir durum olarak anlaşılmalıdır. Konuşmacı, dinleyenleri ayrıntılarda kendi deneyimlerini görmeye davet ederek dikkat çekici bir giriş yapar ve bu deneyimleri neyin birbirine bağlayabileceğine ilişkin açıklamaya zemin hazırlar. Sorunun temel görevi, her maddeye ayrı yanıt toplamak değil, ortaklık duygusu yaratıp konuya geçmektir.
Alıştırma
Bu açılış sorusunun temel işlevi nedir?
- İlişkili deneyimleri gruplandırarak dinleyicilerin ortak bir durumu fark etmesini ve konuya girmesini sağlar.
- Tek tek yanıtlanması gereken ilgisiz sorunlar sunar.
- Her belirti için resmî bir tanı ister.
Cevabı göster
İlişkili deneyimleri gruplandırarak dinleyicilerin ortak bir durumu fark etmesini ve konuya girmesini sağlar.
irritable or moody: farklı duygusal örüntüler
Irritable, genellikle küçük nedenlerle kolayca rahatsız olmak veya hızla sabırsızlanıp öfkelenmek demektir. Moody ise birinin ruh hâlinin belirgin ya da öngörülemez biçimde değişmesi demektir; kişinin öfkeli olması gerekmez. feeling irritable or moody ifadesinde iki sözcük de feeling sonrasında kullanılan sıfatlardır. Or, bunları tam olarak aynı durumun iki adı olarak değil, iki olası duygusal örüntü olarak sunar.
Alıştırma
En doğru tanımı seçin: Tiny noises suddenly annoyed Priya, and she wanted everyone to stop. She was ___.
- moody
- in a bad mood
- irritable
Cevabı göster
irritable
feeling overwhelmed and isolated: bunalmış ve insanlardan kopmuş hissetmek
Feeling overwhelmed, önünüzdeki işin, baskının veya duyguların başa çıkabileceğinizden fazla olduğunu hissetmek demektir. Feeling isolated ise diğer insanlardan ya da destekten kopmuş hissetmektir; fiziksel bir ayrılık olmasa bile yalnızlık duygusunu anlatabilir. Burada and, aynı anda yaşanabilen iki durumu bağlar: kişi olanlarla rahatça başa çıkamaz ve aynı zamanda başkalarından kopmuş hisseder. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp feel veya be + overwhelmed/isolated şeklindedir.
Alıştırma
Nina'nın başa çıkabileceğinden fazla işi var ve yakınında konuşabileceği kimse yok. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Nina is feeling ___.
- calm and connected
- busy but supported
- overwhelmed and isolated
Cevabı göster
overwhelmed and isolated
we've all been there: ortak deneyimle karşıdakini rahatlatmak
We've all been there, “Birçoğumuz bu tür bir sorun, hata, utanç verici durum veya stres yaşadık” demenin yerleşik bir yoludur. There, fiziksel bir yeri değil, az önce bahsedilen durumu gösterir. Şimdiki bitmiş zaman yapısındaki we've been, geçmişteki deneyimi konuşanın şu anki anlayışıyla bağlar. all sözcüğüyle ifade, bu deneyimin olağan olduğunu gösterir ve dinleyene yalnız olmadığını hissettirerek onu rahatlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, 'I got nervous and forgot my lines during the presentation.' diyor. Ortak bir deneyim üzerinden anlayış göstermenin en doğal yolu hangi yanıttır?
- We'll all be there.
- We've all visited there.
- We've all been there.
Cevabı göster
We've all been there.
stressed out: yoğun stresi anlatan günlük ifade
Stressed out, kişinin o kadar fazla baskı altında olduğunu ve kendini gergin, yorgun ya da durumla baş etmekte zorlanır halde hissettiğini anlatır. Bu cümlede stres, kişinin o anki durumunun olası bir açıklaması olarak sunulur. Ancak just, sorunu sıradan ya da daha az ciddi göstererek bağlama göre küçümseyici bir etki yaratabilir. Bu ifade genellikle be veya feel fiillerinden sonra gelir: be stressed out ve feel stressed out. Buradaki out yön bildirmez; ifadenin bir parçasıdır ve baskı yüzünden tükenmiş olma anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Doğal ifadeyi seçin: After three late shifts in a row, Maya felt completely ___.
- stressed out
- relaxed
- ready to celebrate
Cevabı göster
stressed out
isn't always a bad thing: kısmi olumsuzluk
Cümlenin tamamı, stresin her durumda kötü olmadığı anlamına gelir. Bu, sınırlı ve dengeli bir yargıdır: Bazı stres türleri yararlı olabilirken, başka durumlarda stres zararlı olabilir. Burada isn't, is not anlamına gelir ve not, her durumun aynı olduğu düşüncesini reddetmek için always ile birlikte kullanılır. Bu bir kısmi olumsuzluktur; stresin hiçbir zaman kötü olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Stresin her durumda kötü olmadığını söyleyen ve mutlak bir iddia kurmayan cümleyi seçin.
- Stress is always a bad thing.
- Stress isn't always a bad thing.
- Stress is never a bad thing.
Cevabı göster
Stress isn't always a bad thing.
It can be handy for a burst of extra energy and focus, Kalıp ifadeler
0:20Ekstra bir enerji ve odaklanma patlaması için yararlı olabilir,
be handy for: belirli bir amaç için işe yaramak
Be handy for, “belirli bir amaç için yararlı veya kullanışlı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede, söz konusu şeyin kısa süreli bir enerji ve odaklanma artışı sağlamaya yardımcı olabileceğini belirtir. Yapı be handy for + isim öbeği veya -ing biçimidir. for sonrasında gelen bölüm pratik kullanım amacını belirtir. Buradaki handy, “yararlı” demektir; “yakında veya kolayca ulaşılabilir” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: A small flashlight is ___ finding things during a power cut.
- handy for
- handy at
- handy to
Cevabı göster
handy for
a burst of extra energy and focus: kısa ve ani bir artış
A burst of, bir şeyin aniden ortaya çıkan ve kısa süren bir dönemini ya da miktarını ifade eder. Bu cümlede a burst of extra energy and focus, enerji ve odaklanmanın kısa bir süre için hızla artmasını anlatır. Burst, artışın düzenli veya uzun süreli değil, kısa olduğunu gösterir. Bu yapı genellikle energy, speed, laughter veya applause gibi aniden başlayabilen ya da artabilen şeylerle kullanılır.
Alıştırma
“Ani ve kısa bir dalga” anlamına gelen ifadeyi seçin: The announcement was followed by ___ applause.
- a burst of
- a lifetime of
- a level of
Cevabı göster
a burst of
like when you're playing a competitive sport or have to speak in public. Kalıp ifadeler
0:24örneğin rekabetçi bir spor yaparken veya topluluk önünde konuşmanız gerektiğinde.
speak in public: topluluk önünde konuşmak
Speak in public, bir grup insanın sizi görüp duyabildiği bir ortamda konuşmak anlamına gelir. Burada in public, ortamı açıklayan bir edat öbeğidir; public, speak fiilini doğrudan niteleyen bir sıfat değildir. Bu ifade mutlaka büyük ve resmî bir konuşmayı anlatmaz. Sınıfta sunum yapmak, bir toplantıda konuşmak veya kalabalığa hitap etmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: Maya feels nervous when she has to ___.
- speak the public
- speak in public
- speak at public
Cevabı göster
speak in public
the kind most of us face day in and day out, Deyimler
0:30yani çoğumuzun her gün karşılaştığı türden olduğunda,
day in and day out: her gün durmadan tekrarlanma
Day in and day out, özellikle aynı şey tekrar tekrar olduğunda “uzun süre boyunca her gün” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede çoğu insanın karşılaştığı şeyin ara sıra değil, sürekli ve tekrarlı olduğunu gösterir. İfadenin tamamı zaman zarfı görevi görür. Genellikle tekdüzelik, çaba veya yorgunluk hissi kattığı için tarafsız every day ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
“Uzun süre boyunca her gün” anlamına gelen ve tekrar hissi veren deyimle cümleyi tamamlayın: For six months, Leo checked the same reports ____.
Cevabı göster
day in and day out
But when it's continuous: karşıt bir koşula geçmek
But, açıklamanın genel yönünde bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşmacı kısa süreli stresle ilgili önceki noktadan uzaklaşır ve sürekli stresin zararlarını anlatmaya başlar. Bu değişim yalnızca tek bir sözcük veya cümlecikle sınırlı değildir. When it's continuous yeni koşulu ortaya koyar. But when... birlikte açık bir düzen oluşturur: önceki koşulda bir sonuç geçerli olabilir, ancak koşul değiştiğinde farklı bir sonuç ortaya çıkar. Ana sonuç daha sonra gelir: it actually begins to change your brain.
Alıştırma
But when it's continuous bu açıklamada hangi görevi yerine getiriyor?
- Önceki kısa süreli durumdan, sürekli stres altındaki karşıt bir sonuca geçer.
- Koşulu değiştirmeden kısa süreli stresin başka bir yararını ekler.
- Dinleyicilerden continuous sözcüğünü tanımlamalarını ister.
Cevabı göster
Önceki kısa süreli durumdan, sürekli stres altındaki karşıt bir sonuca geçer.
chronic stress: uzun süreli stres
Chronic stress, uzun süre devam eden veya tekrar tekrar geri dönen strestir. Burada chronic, süreyi ve ortaya çıkış biçimini anlatır; yalnızca “şiddetli” anlamına gelmez. Sağlık ve psikoloji bağlamlarında chronic stress, yakın bir zorluğa verilen kısa süreli tepkiyi anlatan acute stress ile sıkça karşılaştırılır.
Alıştırma
Aylardır devam eden ve bir kişinin uykusunu sürekli bozan stresin zaman içindeki örüntüsünü en iyi hangi terim açıklar?
- severe stress
- acute stress
- chronic stress
Cevabı göster
chronic stress
like being overworked or having arguments at home,
0:37örneğin aşırı çalışmak veya evde tartışmalar yaşamak gibi,
can affect brain size, its structure, and how it functions: sıralı nesneler
can affect ifadesinden sonra üç unsur tek bir liste oluşturur: brain size, its structure ve how it functions. Üçü de affect fiilinin nesnesidir. İlk ikisi isim öbeğidir; üçüncüsü ise “nasıl çalıştığı” anlamına gelen bir how yan cümlesidir. Bir cümlede aynı görevi üstlenen farklı dil bilgisel biçimler sıralanabilir. Burada üç unsur da affect fiilini tamamlar ve stresin beynin hangi farklı yönlerini değiştirebileceğini gösterir.
Alıştırma
Brain size, its structure ve how it functions, affect fiilinden sonra ortak olarak hangi dil bilgisel görevi üstlenir?
- Yalnızca brain size nesnedir; how it functions yeni bir ana cümle başlatır.
- Üçü de etkilenebilecek yönleri belirten sıralı nesnelerdir.
- Bunlar kronik stresin üç ayrı nedenidir.
Cevabı göster
Üçü de etkilenebilecek yönleri belirten sıralı nesnelerdir.
right down to the level of your genes: en derin düzeye kadar ulaşmak
Right down to, bir kapsamın veya etkinin daha ayrıntılı, temel ya da şaşırtıcı bir noktaya kadar uzandığını gösterir. Right, bu son noktayı vurgular. Bu cümlede right down to the level of your genes mecazidir; fiziksel olarak aşağı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Kronik stresin etkilerinin genetik düzeye kadar ulaşabileceğini vurgular.
Alıştırma
right down to the level of your genes, cümleye hangi anlamı katar?
- Etkiyi beynin fiziksel boyutuyla sınırlar.
- Genlerin aşağı doğru hareket ettiğini söyler.
- Etkinin çok derin ve belirli bir düzeye ulaştığını vurgular.
Cevabı göster
Etkinin çok derin ve belirli bir düzeye ulaştığını vurgular.
Stress begins with something called the hypothalamus, pituitary, adrenal axis, Notlar
0:48Stres, hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseni denilen şeyle başlar,
something called + bir ad
Something called + bir ad, dinleyicinin henüz bilmeyebileceği bir şeyi, fikri veya sistemi tanıtmak için kullanılır. Burada dinleyiciyi ardından gelecek teknik ada hazırlar. Bu yapıda called, “adı verilen” veya “olarak bilinen” anlamında bir geçmiş ortaçtır ve something sözcüğünü niteler. Burada telefonla aramak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilinmeyen bir adı tanıtan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lab uses ____ a spectrometer to study light.
Cevabı göster
something called
the hypothalamus, pituitary, adrenal axis: HPA ekseni
Bu ifade hypothalamic-pituitary-adrenal axis terimini anlatır ve genellikle HPA axis olarak kısaltılır. Hypothalamus, pituitary ve adrenal, birbirinden bağımsız üç öğe değil, tek bir sistemin bağlantılı parçalarıdır. Bu cümleyi anlamak için bilinmesi gereken temel nokta, HPA ekseninin vücudun strese verdiği yanıtı düzenlemeye yardımcı olmasıdır. Kortizol, bu yanıtta rol alan hormonlardan biridir.
Alıştırma
Bu cümlede the hypothalamus, pituitary, adrenal axis neyi ifade ediyor?
- HPA ekseni olarak da adlandırılan bağlantılı tek bir stres yanıtı sistemi
- Stresin neden olduğu üç farklı belirti
- Stres sırasında salgılanan ve birbiriyle ilgisiz üç hormon
Cevabı göster
HPA ekseni olarak da adlandırılan bağlantılı tek bir stres yanıtı sistemi
a series of interactions between endocrine glands in the brain and on the kidney, Kalıp ifadeler
0:53bu, beyindeki ve böbrek üstündeki endokrin bezleri arasında bir dizi etkileşimdir
a series of interactions between: bağlantılı karşılıklı etkiler
Bu ifadede a series of, birbiriyle bağlantılı birkaç olay ya da aşama anlamına gelir; interactions ise parçaların birbirini etkilediğini gösterir. A series of interactions between X, Y, and Z bir bütün olarak, adı verilen katılımcılar arasındaki birden fazla bağlantılı etkiyi anlatır; tek ve bağımsız bir olayı anlatmaz. Between, etkileşime katılan unsurları tanıtır. Burada adı geçen bezler gibi, iki katılımcıyla veya açıkça ayrılan ikiden fazla katılımcıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle üç etken arasındaki birden fazla bağlantılı karşılıklı etkiyi anlatır?
- Genes, sleep, and diet have no effect on one another.
- The result comes from a series of interactions between genes, sleep, and diet.
- The result is a single effect of genes on sleep and diet.
Cevabı göster
The result comes from a series of interactions between genes, sleep, and diet.
which controls your body's reaction to stress. Dilbilgisi
0:59ve vücudunuzun strese verdiği tepkiyi kontrol eder.
which controls your body's reaction to stress: eklenen bir işlev
Virgül + which yan cümlesi, daha önce konuşulan stres tepkisi sisteminin işlevi hakkında ek bilgi verir: bu sistem, vücudun strese nasıl tepki verdiğini kontrol eder. Buradaki which bir ilgi zamiridir, soru sözcüğü değildir. Yan cümle hangi sistemin kastedildiğini belirlemek yerine ek bilgi verdiği için kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümlesidir. Bu cümlede which, yalnızca böbreğe veya tek tek bezlere değil, eksenin ya da etkileşim sisteminin tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce belirlenmiş bir sistemin işlevini eklemek için kısıtlayıcı olmayan bir which yan cümlesi kullanır?
- The alarm system that detects smoke sends a warning.
- Which alarm system detects smoke?
- The alarm system, which detects smoke, sends a warning.
Cevabı göster
The alarm system, which detects smoke, sends a warning.
When your brain detects a stressful situation, Dilbilgisi
1:02Beyniniz stresli bir durumu algıladığında,
your HPA axis is instantly activated and releases a hormone called cortisol, Dilbilgisi
1:05HPA ekseniniz anında aktive olur ve kortizol adı verilen bir hormon salgılar,
When your brain detects a stressful situation: When A, B yapısındaki tetikleyici
When your brain detects a stressful situation, When ile başlayan bağımlı bir yan cümledir. Önce süreci başlatan olayı sunar. Virgül, baştaki bu yan cümlenin bittiğini gösterir; ana cümle your HPA axis ile başlar ve ardından ne olduğunu anlatır. When A, B kalıbı, tekrarlanan bir sırayı veya mekanizmayı açıklamak için kullanılabilir. Bu tür bir açıklamada A zamanı ya da tetikleyici olayı, B ise tepkiyi verir. When ile başlayan yan cümle normalde tek başına tam bir cümle oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, önce tetikleyiciyi sonra da tepkiyi sunmak için When A, B yapısını kullanır?
- When the timer reaches zero, the oven turns off.
- The timer reaches zero when the oven turns off.
- When the timer reaches zero.
Cevabı göster
When the timer reaches zero, the oven turns off.
is instantly activated: be + geçmiş zaman ortacıyla edilgen yapı
is instantly activated, geniş zamanda edilgen bir yapıdır: is + instantly zarfı + activated geçmiş zaman ortacı. Bir şeyin HPA eksenini tetiklediğini ve eksenin hemen çalışmaya başlamasını sağladığını anlatır. Edilgen yapı, dikkati etkinleştirmeye neden olan kişi ya da şeye değil, HPA eksenine ve onun geçirdiği değişime yöneltir. Burada activated, sistemin maruz kaldığı bir eylemi anlatır; yalnızca active durumunda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi is + instantly + activate fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: When a gas leak is detected, the shutoff system ____.
Cevabı göster
is instantly activated
primes your body for instant action: prime ... for ... kalıbı
Burada primes, “hazır hâle getirir” anlamında bir fiildir. Bu yan cümle, bir şeyin vücudu hemen harekete geçebileceği bir duruma getirdiğini anlatır; prime burada “başlıca” veya “en iyi” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp prime + nesne + for + isim öbeği şeklindedir: prime your body for action, prime a team for change. Nesne, hazırlanan kişi veya şeydir; for sonrasında ise neye hazırlanıldığı belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi prime fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A short warm-up ____ your muscles for the race.
Cevabı göster
primes
But high levels of cortisol over long periods of time wreak havoc on your brain. Notlar
1:15Ancak uzun süreler boyunca yüksek kortizol seviyeleri beyninizde hasara yol açar.
high levels of cortisol: ölçülen miktarı belirten levels
high levels of cortisol ifadesinde levels, ölçülen miktarlar veya yoğunluklar anlamına gelir. İfade, vücuttaki kortizol miktarının yüksek olduğunu söyler; levels burada bir binanın katları anlamına gelmez. high/low levels of + madde veya ölçülebilir durum kalıbı kullanılabilir: high levels of pollution, low levels of oxygen veya high levels of stress. High ölçülen miktarı niteler, of sonrasında ise neyin ölçüldüğü belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümlede levels, ölçülen bir miktarı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The report found high floors of mercury in the fish.
- The report found tall levels of mercury in the fish.
- The report found high levels of mercury in the fish.
Cevabı göster
The report found high levels of mercury in the fish.
over long periods of time: uzun süreye yayılan devamlılık ve birikim
Burada over long periods of time, uzun zaman dilimleri boyunca demektir; bir şeyin üstünde anlamına gelmez. over edatı, etkinin sürdüğü veya geliştiği zaman aralığını belirtir. Bir değişim, risk veya sonuç yavaş yavaş biriktiğinde ya da uzun süre devam ettiğinde bu yapı kullanılabilir. periods sözcüğünün çoğul olması, tek bir kısa anı değil, uzun zaman dilimlerini genel olarak anlatır.
Alıştırma
Cümleyi uzun zaman dilimleri boyunca anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Small effects can build up ____.
Cevabı göster
over long periods of time
wreak havoc on: ciddi hasara yol açmak
Burada wreak havoc on your brain, beyninize çok ciddi zarar vermek anlamındadır. Wreak havoc kalıplaşmış bir fiil öbeğidir: wreak burada neden olmak veya meydana getirmek, havoc ise fiziksel bir nesneyi değil, ciddi hasar ya da kargaşayı ifade eder. Yeniden kullanılabilen yapı özne + wreak havoc on + etkilenen hedef şeklindedir. Sonucu yalnızca rahatsız edici değil, yıkıcı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi ciddi şekilde aksamasına neden oldu anlamındaki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The power outage ____ the train network.
Cevabı göster
wreaked havoc on
chronic stress increases the activity level and number of neural connections in the amygdala, Notlar
1:21kronik stres amigdaladaki aktivite seviyesini ve sinirsel bağlantıların sayısını artırır,
increases the activity level and number of neural connections: and ile bağlanan iki ölçüm
Bu cümlede increases, and ile bağlanan iki ad grubuna uygulanır: the activity level ve the number of neural connections. İlki amigdalanın ne kadar aktif olduğunu, ikincisi ise kaç sinirsel bağlantı bulunduğunu anlatır. İki grup için tek bir fiil kullanmak increases sözcüğünü tekrarlamayı önler ve iki ölçümün birlikte yükseldiğini açıkça gösterir. number of ifadesinden sonra connections gibi sayılabilen çoğul bir ad gelir; level ise sayı değil, derece belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, hem ölçülen bir düzeydeki hem de bir sayıdaki artışı tek bir fiille doğal biçimde bildirir?
- The redesign increased the satisfaction level and number of returning customer.
- The redesign increased the satisfaction level and number of returning customers.
- The redesign increased the number of satisfaction level and returning customers.
Cevabı göster
The redesign increased the satisfaction level and number of returning customers.
amygdala, your brain's fear center: açıklayıcı bir appozisyon
Burada your brain's fear center bir appozisyondur: amygdala teknik terimini açıklamak için ondan sonra gelen bir ad öbeğidir. İki ifade de aynı beyin bölgesini adlandırır. Bilimsel açıklamalarda teknik bir terimin ardından virgül ve kısa bir açıklama gelebilir; böylece dinleyici cümle kesilmeden yabancı bir sözcüğü anlayabilir. Fear center, amigdalanın korkuyu ve olası tehditleri işlemedeki önemli rolünü öne çıkaran basitleştirilmiş bir tanımdır. Bu, amigdalanın yalnızca tek bir işlevi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede your brain's fear center ifadesinin görevi nedir?
- amygdala terimini kısa ve daha basit bir şekilde açıklar.
- Korkunun amigdalanın tek işlevi olduğunu belirtir.
- Amigdalanın etkilediği farklı bir beyin bölgesini adlandırır.
Cevabı göster
amygdala terimini kısa ve daha basit bir şekilde açıklar.
as levels of cortisol rise: as ile “bir şey değiştikçe” anlamı
Burada as, “bir şey değiştikçe” ya da “bir değişim sürerken” anlamına gelir. as levels of cortisol rise yan cümlesi yükselen bir eğilim sunar; ana cümle ise bu eğilim ilerlerken ne olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp as + özne + değişim bildiren fiil biçimindedir ve ardından gelişmekte olan başka bir durum gelir: As temperatures rise, people use more air conditioning. Odak, iki değişimin birlikte ilerlemesidir; daha geniş bağlam yine de birinin diğerini etkilediğini gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, bir değişimin başka bir değişimle birlikte geliştiğini gösterir?
- As a guide, Leo answers visitors' questions.
- I used the side door, as the front entrance was locked.
- As the temperature rises, the ice melts faster.
Cevabı göster
As the temperature rises, the ice melts faster.
deteriorate: durum veya işlev bakımından kötüleşmek
Bu cümlede deteriorate, durum veya işlev bakımından kötüleşmek anlamına gelir. Kortizol yükseldikçe elektrik sinyalleri niteliklerini ya da etkilerini kaybeder; fiil, sinyallerin bir anda tamamen bozulduğu anlamına gelmez. Deteriorate genellikle kötüleşmeyi tek seferlik bir değişimden ziyade gelişen bir süreç olarak sunar; bu süreç hızlı da yavaş da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede deteriorate doğal biçimde kullanılmıştır?
- After years without repairs, the building's condition recovered.
- After years without repairs, the building's condition deteriorated.
- After years without repairs, the building's condition remained unchanged.
Cevabı göster
After years without repairs, the building's condition deteriorated.
the part of the brain associated with...: hippocampus'u açıklayan ara söz
Virgüller arasındaki the part of the brain associated with learning, memories, and stress control sözleri, hippocampus sözcüğünü başka bir adla belirtip açıklar. Bu, açıklayıcı bir appositive öbeğidir: hipokampusun beynin söz konusu bölümü olduğunu belirtir. Öbeğin içinde associated with “ile bağlantılı” demektir ve liste hipokampusun nelerle bağlantılı olduğunu gösterir. Cümle yapısını görmek için araya giren açıklamayı geçici olarak çıkarın: electric signals in your hippocampus deteriorate. Özne electric signals, ana fiil ise deteriorate sözcüğüdür; araya giren öbek ana cümle değildir.
Alıştırma
Virgüller arasındaki açıklamayı geçici olarak çıkarın. Temel özne-fiil yapısı nedir?
- the part deteriorates
- electric signals deteriorate
- learning controls memories
Cevabı göster
electric signals deteriorate
The hippocampus also inhibits the activity of the HPA axis, Kelime
1:40Hipokampüs aynı zamanda HPA ekseninin aktivitesini de baskılar,
inhibits the activity of: etkinliği sınırlar ancak mutlaka tamamen durdurmaz
Bu cümlede inhibits the activity of, bir şeyin ne kadar etkin olduğunu sınırlamak veya azaltmak anlamına gelir. Hipokampus, vücudun stres tepkisinde rol alan bir sistem olan HPA ekseninin etkinliğini sınırlar. Inhibit otomatik olarak tamamen durdurmak anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalarda genellikle bir maddenin, organın veya sürecin başka bir sürecin hızını ya da etkinliğini azaltmasını anlatır.
Alıştırma
Bir enzimin etkinliğini azaltan ancak onu mutlaka tamamen durdurmayan bir ilacı en iyi hangi cümle anlatır?
- The drug increases the activity of the enzyme.
- The drug stops all activity of the enzyme.
- The drug inhibits the activity of the enzyme.
Cevabı göster
The drug inhibits the activity of the enzyme.
so does your ability: aynı sonucu anlatan devrik yapı
so does your ability... ifadesinde so, aynı değişimin yeni bir özne için de geçerli olduğunu gösterir. Önceki weakens fiili tekrarlanmaz; does geniş zamanı taşır ve tam anlam your ability to control your stress weakens too şeklindedir. Kalıp so + yardımcı fiil + özne biçimindedir. does, your ability ifadesinden önce gelse de bu, devrik bir bildirme cümlesidir; soru değildir. Yardımcı fiil önceki cümleciğe uymalıdır: She improved, and so did I; The system can recover, and so can we.
Alıştırma
İngilizce cümleyi so + doğru yardımcı fiille tamamlayın: When one support weakens, ____ the whole structure.
Cevabı göster
so does
That's not all, though: daha fazla bilgi geleceğini belirtmek
That's not all, dinleyicilere az önce verilen bilginin eksik olduğunu ve başka bir noktanın geleceğini bildirir. Bir noktayı kapatıp sonrakini açarak açıklamayı düzenler ve ilerletir. Cümle sonundaki though hafif bir karşıtlık katar: daha önce söylenenlere rağmen anlatılacak başka şeyler de vardır. Buradaki though, cümle başındaki although gibi tam bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz.
Alıştırma
Bir konuşmacı “That's not all, though,” dedikten sonra dinleyici normalde ne beklemelidir?
- Konuşmacı aynı cümleyi yalnızca telaffuzunu düzeltmek için tekrarlayacak.
- Konuşmacı başka bir ilgili nokta ekleyecek.
- Konuşmacı açıklamayı bitirdi.
Cevabı göster
Konuşmacı başka bir ilgili nokta ekleyecek.
Cortisol can literally cause your brain to shrink in size. Dilbilgisi
1:51Kortizol kelimenin tam anlamıyla beyninizin boyutunun küçülmesine neden olabilir.
cause your brain to shrink in size: cause + nesne + to + fiilin yalın hâli
cause your brain to shrink ifadesinde cause, bir nedeni onun oluşturduğu eylem veya değişime bağlar. your brain etkilenen nesnedir; to shrink ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Kullanılabilir kalıp cause + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Sonucu belirten fiilden önce to kullanılmalıdır: cause your brain to shrink doğrudur, cause your brain shrink değildir. in size, beynin fiziksel boyutunun küçüldüğünü açıklar.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The loud noise caused the baby ____ (wake up).
Cevabı göster
to wake up
Too much of it results in the loss of synaptic connections between neurons Notlar
1:56Bunun çok fazlası nöronlar arasındaki sinaptik bağlantıların kaybına
the loss of synaptic connections between neurons: bağlantıların azalması veya ortadan kalkması
Bu bilimsel isim öbeğinde the loss of, bir şeyin azalması veya artık var olmaması anlamına gelir. Burada sinaptik bağlantılar azalır ya da ortadan kalkar; birinin gerçek anlamda bir nesneyi kaybetmesi söz konusu değildir. connections between neurons, neyin kaybolduğunu ve ilişkiye hangi unsurların katıldığını açıklar: bağlantılar nöronları birbirine bağlar. Öbeğin tamamı results in ifadesinden sonra gelir ve bir sonucu adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede “the loss of synaptic connections between neurons” ne anlama gelir?
- Nöronlar fiziksel bir nesneyi kaybeder.
- Nöronları birbirine bağlayan sinaptik bağlantılar azalır veya ortadan kalkar.
- Nöronlar arasında yeni sinaptik bağlantılar oluşur.
Cevabı göster
Nöronları birbirine bağlayan sinaptik bağlantılar azalır veya ortadan kalkar.
and the shrinking of your prefrontal cortex, Kelime
2:00ve prefrontal korteksinizin küçülmesine yol açar,
results in + sonucu belirten isim öbeği
Results in, neden olur veya yol açar anlamına gelir. Özne nedeni, in sonrasındaki tamamlayıcı ise sonucu belirtir. Burada Too much of it nedendir; the loss of synaptic connections ve the shrinking of the prefrontal cortex ise birbirine paralel iki sonuçtur. in bir edat olduğu için ardından isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir: result in damage, result in a delay, result in losing time. result in ifadesinden hemen sonra fiilin yalın hâlini kullanmayın. Bu ifade bilimsel açıklamalarda, raporlarda ve diğer tarafsız ya da resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi in veya from ile tamamlayın: Poor ventilation can result ____ headaches.
Cevabı göster
in
the shrinking of your prefrontal cortex: -ing ile bir süreci adlandırma
the shrinking of your prefrontal cortex, prefrontal korteksin küçülme sürecini adlandıran bir isim öbeğidir. Burada shrinking, isim gibi kullanılan bir -ing biçimidir; cortex sözcüğünü niteleyen bir sıfat değildir. results in ifadesinden sonra bir sonuç geldiği için bu öbek the loss of... ile aynı düzeyde bağlanabilir; ikisi de etkileri adlandıran isim öbekleridir. the + -ing biçimi + of kalıbı, bir süreç bir şey veya sonuç gibi sunulduğunda resmî ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
“The lake is shrinking” cümlesini “the + -ing biçimi + of” kalıbıyla yeniden yazıp cümleyi tamamlayın: The drought led to ____.
Cevabı göster
the shrinking of the lake
judgement, and social interaction.
2:08yargılama ve sosyal etkileşim gibi davranışları düzenleyen kısmıdır.
the part of your brain that regulates...: bir beyin bölgesini işleviyle açıklamak
Bu ifade, hemen önce geçen prefrontal cortex’i “the part of your brain” diye yeniden tanımlayıp işlevini anlatarak açıklar. that regulates... ilgi cümleciği bu bölümün ne yaptığını gösterir; böylece bilinmeyen bir bilim terimi yakın bağlamdan anlaşılabilir. Burada like “örneğin” anlamındadır. Konsantrasyon, karar verme, muhakeme ve sosyal etkileşim, düzenlediği şeylere örnektir; tüm işlevlerinin eksiksiz listesi değildir.
Alıştırma
Bu tanım bağlam içinde ne işe yarıyor?
- Birbirinden ayrı dört beyin bölgesini gösterir.
- Prefrontal cortex’in düzenlediği şeylere örnekler vererek onu açıklar.
- Beynin yapabildiği her şeyin eksiksiz listesini verir.
Cevabı göster
Prefrontal cortex’in düzenlediği şeylere örnekler vererek onu açıklar.
It also leads to fewer new brain cells being made in the hippocampus. Dilbilgisi
2:11Aynı zamanda hipokampüste daha az yeni beyin hücresi üretilmesine de yol açar.
leads to fewer ... being made: miktarı azalmış edilgen bir sonuç
Leads to bir sonucu tanıtır. Burada sonuç fewer new brain cells being made ile ifade edilir; fewer, sayılabilen çoğul cells sözcüğünü niteler ve hücre sayısının azaldığını gösterir. Being made edilgen bir -ing biçimidir. Hücreler başka bir şeyi yapan değil, yapılan veya üretilen taraftır. Bu kalıp, bir nedenin miktarı azalmış edilgen bir sonuca yol açtığını anlatabilir: lead to + fewer + sayılabilen çoğul isim + being + fiilin üçüncü hâli.
Alıştırma
Cümleyi fewer ve make fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The change led to ____ products ____.
Cevabı göster
fewer · being made
This means chronic stress might make it harder for you to learn and remember things, Dilbilgisi
2:16Bu, kronik stresin bir şeyleri öğrenmenizi ve hatırlamanızı zorlaştırabileceği
make it harder for you to...: bir şeyi yapmanı zorlaştırmak
make it harder for you to learn and remember things ifadesinde make “neden olmak, bir duruma getirmek” anlamındadır; harder ise ardından gelen etkinliğin daha zor hâle geldiğini belirtir. İfade, kronik stresin öğrenmeyi ve hatırlamayı senin için zorlaştırabileceğini söyler. Tekrar kullanılabilen kalıp make it + sıfat + for someone + to + fiil şeklindedir. Buradaki it, nesne yerini dolduran biçimsel bir nesnedir; etkilenen asıl etkinliği ise ardından gelen to-infinitive belirtir.
Alıştırma
Cümleyi make it harder for me to kalıbını aynen kullanarak tamamla: Because I forgot my glasses, dim light can ____ read the menu.
Cevabı göster
make it harder for me to
and also set the stage for more serious mental problems, Deyimler
2:21ve aynı zamanda daha ciddi zihinsel sorunlara zemin hazırlayabileceği anlamına gelir,
set the stage for: sonraki bir sonuç için koşulları oluşturmak
Set the stage for, “bir şeyin daha sonra gerçekleşmesi için gerekli koşulları oluşturmak” anlamına gelen bir benzetmedir. Bu cümlede kronik stres gerçek bir sahne hazırlamıyor; daha ciddi ruhsal sorunların gelişebileceği koşulları oluşturabilir. for sonrasındaki isim öbeği, daha sonraki olayı, değişimi veya sonucu belirtir. İfade, önceki durumu bir hazırlık ya da yol olarak sunar; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümleye en uygun açıklama hangisidir: The early agreement set the stage for years of cooperation?
- Daha sonraki iş birliğinin gelişmesine yardımcı olan koşulları oluşturdu.
- İş birliğinin hemen başlayacağını garanti etti.
- İnsanların iş birliği yapabileceği fiziksel bir platform inşa etti.
Cevabı göster
Daha sonraki iş birliğinin gelişmesine yardımcı olan koşulları oluşturdu.
like depression, and eventually Alzheimer's disease. Kültür
2:24örneğin depresyon ve nihayetinde Alzheimer hastalığı gibi.
Yerleşik bir hastalık adı olarak Alzheimer's disease
Alzheimer's disease, hafıza ve düşünme becerilerine zamanla zarar veren ilerleyici bir beyin hastalığının yerleşik adıdır. Bu listede sıradan bir unutkanlığı değil, ciddi ve uzun süreli bir hastalığı ifade eder. Alzheimer's, 's ile bitse de burada Alzheimer's disease ifadesinin tamamını tek bir hastalık adı olarak anlamak gerekir. Bu ad bir kişinin soyadından türetilmiştir, ancak hastalığın o kişiye ait olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Alzheimer's disease neyi ifade ediyor?
- Günlük hayatta kısa süreli bir unutkanlık anı
- Hafıza ve düşünme becerilerine zamanla zarar veren bir hastalığın adı
- Hastalığın Alzheimer adlı bir kişiye ait olduğunu belirten sıradan bir ifade
Cevabı göster
Hafıza ve düşünme becerilerine zamanla zarar veren bir hastalığın adı
The effects of stress may filter right down to your brain's DNA. Deyimler
2:28Stresin etkileri beyninizin DNA'sına kadar sızabilir.
may filter right down to...: daha derin bir düzeye ulaşmak
may filter right down to your brain's DNA ifadesinde filter down to bir hareket benzetmesi kullanır: etkiler ardışık katmanlardan geçerek çok derin bir biyolojik düzey olan DNA'ya ulaşabilir. right, “sonuna kadar” anlamını güçlendirirken may bunun kesinlik değil, olasılık olduğunu gösterir. Burada hiçbir şey gerçekten bir filtreden geçirilmiyor. İfade, soyut bir etkiyi gittikçe daha derin düzeylere ilerleyen bir şey gibi canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Burada may filter right down to your brain's DNA ne anlama geliyor?
- Stres beynin DNA'sını sıvıya dönüştürebilir.
- Beynin DNA'sı stresi bir filtre gibi temizleyebilir.
- Etkiler beynin DNA düzeyine kadar ulaşabilir.
Cevabı göster
Etkiler beynin DNA düzeyine kadar ulaşabilir.
An experiment showed that the amount of nurturing a mother rat provides its newborn baby Anlatım akışı
2:33Bir deney, anne bir farenin yeni doğan yavrusuna sağladığı bakım miktarının,
plays a part in determining how that baby responds to stress later in life. Kalıp ifadeler
2:38o yavrunun ileriki yaşamında strese nasıl tepki vereceğini belirlemede rol oynadığını gösterdi.
An experiment showed that: deneysel kanıta dayalı bir bulguyu sunmak
An experiment showed that... önce bilginin kaynağını belirtir: bir deney. Ardından that ile başlayan yan cümle, deneyin ne gösterdiğini açıklar. Bu kalıp, bilgiyi önce kanıtın kaynağı, sonra bulgu gelecek şekilde düzenler. Sonraki iddianın konuşanın kişisel tahmini değil, deneysel bir sonuç olarak sunulduğunu gösterir.
Alıştırma
An experiment showed that... bilimsel bir açıklamada ne işe yarar?
- Deneyin henüz hiçbir sonuç üretmediğini söyler.
- Sonraki ifadeyi bir deneyden elde edilen bulgu olarak sunar.
- Sonraki ifadenin konuşanın kişisel tahmini olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Sonraki ifadeyi bir deneyden elde edilen bulgu olarak sunar.
plays a part in determining: birçok etkenden biri
plays a part in determining, “bir sonucun belirlenmesine veya şekillenmesine katkıda bulunur” anlamına gelir. Kalıp play a part in + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle in edatından sonra determining gelir. a part ifadesi, özneyi olası birkaç etkenden biri olarak sunar. Öznenin sonucu belirlediğini doğrudan söylemekten daha temkinlidir.
Alıştırma
Uykunun birkaç etkenden biri olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Regular sleep ____ how well you can focus in class.
Cevabı göster
plays a part in determining
later in life: yaşamın daha sonraki bir döneminde
Later in life, bir insanın veya hayvanın yaşamının daha sonraki bir döneminde demektir. Burada yavrunun büyüdükten sonraki dönemini anlatır; yalnızca aynı günün daha ilerleyen bir saatini anlatmaz. Bu ifade, erken bir deneyim ile uzun vadeli bir sonuç arasında sık sık bağlantı kurar.
Alıştırma
Hangi cümle bir insanın yaşamının sonraki döneminde ortaya çıkan bir etkiyi anlatır?
- She arrived later than her brother.
- Good habits learned in childhood can help you later in life.
- Let's finish this puzzle later this afternoon.
Cevabı göster
Good habits learned in childhood can help you later in life.
The pups of nurturing moms turned out less sensitive to stress Kalıp ifadeler
2:44Bakım veren annelerin yavruları strese karşı daha az hassas oldu,
turned out less sensitive to stress: strese karşı daha az hassas oldukları ortaya çıktı
Turned out + sıfat öbeği, kanıtların veya sonraki gelişmelerin gösterdiği sonucu bildirir. Burada turned out gözlenen sonucu sunar; less sensitive to stress ise bu sonucu tanımlar. Sensitive to X, X'ten kolayca etkilenmek veya X'e belirgin biçimde tepki vermek demektir. Cümle, yavruların strese daha az güçlü tepki verdiğinin görüldüğünü söyler; turned out fiziksel olarak dönmek veya dışarı hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Testlerden sonra keşfedilen bir sonucu göstermek için cümleyi turn out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the tests, the new plants ____ less sensitive to cold than expected.
Cevabı göster
turned out
because their brains developed more cortisol receptors, Kültür
2:48çünkü beyinleri daha fazla kortizol reseptörü geliştirdi,
cortisol receptors: kortizole bağlanan proteinler
Bu cümlede cortisol receptors, biyolojik reseptörleri, yani hücrelerin içinde kortizol hormonunu tanıyıp ona bağlanan proteinleri ifade eder. Bu, bunların stres tepkisini nasıl etkileyebildiğini anlamak için gereken temel bilgidir. Buradaki receptors, mesaj alan kişi veya cihaz anlamına gelmez. Biyolojide reseptör, belirli bir molekül kendisine bağlandığında bir tepkiye katılan yapıdır.
Alıştırma
Bu biyolojik bağlamda cortisol receptors ne anlama gelir?
- Hücrelerde kortizolü tanıyıp ona bağlanan proteinler
- Kortizolle ilgili mesajları alan kişiler veya cihazlar
- Bütün stres tepkilerini oluşturan beyin hücreleri
Cevabı göster
Hücrelerde kortizolü tanıyıp ona bağlanan proteinler
which stick to cortisol and dampen the stress response. Kelime
2:51bu reseptörler kortizole yapışarak stres tepkisini hafifletir.
stick to cortisol: kortizole yapışmak veya bağlanmak
Burada stick to cortisol, “kortizole yapışmak veya bağlanmak” anlamına gelir. İlgi zamiri which, reseptörlere gönderme yapar; yani bağlanan şey reseptörlerdir, kortizol ise bağlandıkları şeydir. Bu, stick to ifadesinin fiziksel veya biyolojik bağlanma anlamıdır. Stick to a plan ifadesindeki “uymaya devam etmek” anlamı değildir.
Alıştırma
“The drug molecules stick to receptors on the cell surface.” cümlesinde stick to ne anlama gelir?
- Reseptörlere yapışmak veya bağlanmak
- Reseptörlerin hazırladığı bir plana uymaya devam etmek
- Yalnızca reseptörler hakkında konuşmak
Cevabı göster
Reseptörlere yapışmak veya bağlanmak
dampen the stress response: stres tepkisinin şiddetini azaltmak
dampen the stress response ifadesinde dampen, vücudun stres tepkisini daha az güçlü hâle getirmek demektir. Tepkinin şiddeti azalır, ancak tepki mutlaka tamamen durmaz. Bu, dampen fiilinin soyut kullanımıdır. Fiil; bir duygunun, sesin, etkinin veya başka bir tepkinin şiddetini azaltmayı da anlatabilir. Burada bir şeyi ıslatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek dampen the stress response ifadesinin anlamına en uygundur?
- Yavaş nefes almak, stres tepkisini mutlaka durdurmadan daha az şiddetli hâle getirebilir.
- Yavaş nefes almak, stres tepkisini fiziksel olarak ıslatabilir.
- Yavaş nefes almak, stres tepkisini mutlaka tamamen ortadan kaldırmalıdır.
Cevabı göster
Yavaş nefes almak, stres tepkisini mutlaka durdurmadan daha az şiddetli hâle getirebilir.
The pups of negligent moms had the opposite outcome, Notlar
2:54İhmalkar annelerin yavruları ise tam tersi bir sonuç yaşadı
negligent moms: bakım görevini yerine getirmeyen anneler
Negligent moms, kendilerinden beklenen bakım ve ilgiyi göstermeyen anneler demektir. Negligent, sorumlulukla ilgili olumsuz bir yargı taşır; yalnızca busy anlamına gelmez. Burada moms, araştırmadaki anne sıçanları ifade eder. Bu söz öbeği nurturing moms ile karşıtlık kurar ve karşılaştırmadaki diğer bakım grubunu belirtir.
Alıştırma
Bir ebeveyn öğleden sonra çok yoğundu ancak çocuğa gerekli tüm bakımı sağladı. Bu ebeveyni negligent diye tanımlamak uygun mudur?
- Hayır. Yalnızca busy olmak, bakım veya sorumlulukta bir eksiklik olduğunu göstermez.
- Evet. Yalnızca busy olmak ebeveyni negligent yapar.
Cevabı göster
Hayır. Yalnızca busy olmak, bakım veya sorumlulukta bir eksiklik olduğunu göstermez.
had the opposite outcome: tam tersi sonucu verdi
Burada had the opposite outcome, sonucun az önce belirtilen sonucun tersi olduğu anlamına gelir. the sözcüğü daha önceki belirli bir sonuca gönderme yapar; bu nedenle opposite kullanılırken karşılaştırılan sonuç açık olmalıdır. Bu yapı grupları, yöntemleri veya seçimleri karşılaştırırken kullanışlıdır: X had the opposite outcome. Yalnızca sonucun farklı olduğunu değil, yönün veya etkinin tersine döndüğünü anlatır.
Alıştırma
İlk plan maliyetleri düşürdü, ancak ikinci plan maliyetlerin artmasına yol açtı. İkinci planı en iyi hangi cümle açıklar?
- The second plan had the opposite outcome.
- The second plan had an unrelated outcome.
- The second plan had exactly the same outcome.
Cevabı göster
The second plan had the opposite outcome.
and so became more sensitive to stress throughout life. Kalıp ifadeler
2:58ve bu nedenle yaşamları boyunca strese karşı daha hassas hale geldiler.
throughout life: yaşam boyunca
Throughout life, yaşamın tüm süresi boyunca anlamına gelir. Bu cümlede strese karşı daha hassas olma durumunun yalnızca belirli bir yaşta ortaya çıkmadığını, yaşamın farklı evrelerinde devam ettiğini gösterir. Bir şey belirli bir dönem boyunca gerçekleştiğinde veya geçerli kaldığında zaman diliminin önünde throughout kullanın: throughout the day, throughout the year, throughout her life. Throughout life genel bir ifade için uygundur; belirli bir kişi veya hayvandan söz ederken throughout his, her, or its life çoğu zaman daha açıktır.
Alıştırma
Bir yarar çocuklukta başlıyor ve yaşlılığa kadar devam ediyor. Şu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar: The habit can help you _____?
- later in life
- throughout life
- at some point in life
Cevabı göster
throughout life
These are considered epigenetic changes, Kültür
3:02Bunlar epigenetik değişiklikler olarak kabul edilir,
epigenetic changes: DNA dizisi değişmeden genlerin düzenlenmesi
Epigenetik değişiklikler, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden genlerin nasıl kullanıldığını veya düzenlendiğini etkiler. Buradaki temel ayrım, genetik kodun harflerinin değil, gen etkinliğinin değişmesidir.
Alıştırma
epigenetic changes ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Yalnızca kişinin duygularındaki kısa süreli değişikliklerdir.
- Bir canlının bütün DNA dizisini her zaman değiştirirler.
- DNA dizisini değiştirmeden gen etkinliğini değiştirebilirler.
Cevabı göster
DNA dizisini değiştirmeden gen etkinliğini değiştirebilirler.
meaning that they affect which genes are expressed Kelime
3:04bu, hangi genlerin ifade edildiğini etkiledikleri anlamına gelir,
which genes are expressed: expressed sözcüğünün biyolojik anlamı
Biyolojide genes are expressed, hücrelerin bu genlerdeki bilgiyi okuyup RNA veya protein gibi işlevsel bir ürün üretmek için kullandığı anlamına gelir. which genes are expressed içinde which genes, affect sözcüğünden sonra gelen gömülü bir sorudur. Edilgen are expressed, hangi genlerin bilgisinin kullanıldığını belirtir; genlerin düşünce veya duygu aktardığı anlamına gelmez.
Alıştırma
"The environment can affect which genes are expressed" cümlesinde genes are expressed ne anlama gelir?
- Genler kendi fikirlerini yüksek sesle söyler.
- Hücreler, işlevsel ürünler oluşturmak için bu genlerdeki bilgiyi kullanır.
- Bu genlerdeki bütün DNA harfleri değiştirilir.
Cevabı göster
Hücreler, işlevsel ürünler oluşturmak için bu genlerdeki bilgiyi kullanır.
without directly changing the genetic code. Dilbilgisi
3:07ancak genetik kodu doğrudan değiştirmezler.
without directly changing...: without + -ing yapısı
without directly changing the genetic code ifadesinde without sözcüğünden sonra changing biçimindeki -ing yapısı gelir. Bir fiil without sözcüğünün hemen ardından geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır. Bu ifade, bir süreç gerçekleşirken adı verilen diğer eylemin gerçekleşmediğini anlatır: gen ifadesi etkilenir, ancak genetik kod doğrudan değiştirilmez. Yapılmayan bir eylemi veya bulunmayan bir koşulu göstermek için without + isim ya da without + -ing kullanılır. Burada directly, changing sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade her türlü dolaylı etkiyi değil, doğrudan değişikliği dışlar.
Alıştırma
Cümleyi without ve reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team cut costs ____ the quality of the service.
Cevabı göster
without reducing
And these changes can be reversed if the moms are swapped. Dilbilgisi
3:10Ve anneler değiştirilirse bu değişiklikler tersine çevrilebilir.
can be reversed if...: bir koşula bağlı olasılık
Can be reversed, can ile edilgen yapıdaki be + geçmiş zaman ortacını birleştirir. Değişikliklerin geri alınmasının mümkün olduğunu belirtir; eylemi kimin yaptığını söylemez ve tersine çevirmenin kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez. If yan cümlesi bu olasılığın koşulunu verir: bu cümlede tersine çevirme, annelerin yer değiştirmesi durumunda mümkündür. can be + geçmiş zaman ortacı + if... kalıbı, belirtilen koşul altında mümkün hâle gelen bir sonucu anlatır; bu tür tüm değişikliklerin kendiliğinden tersine döneceğine dair genel bir garanti vermez.
Alıştırma
Hangi cümle can be + geçmiş zaman ortacı yapısını if koşuluyla doğru kullanır?
- The leak can be stopping if the valve is closed quickly.
- The leak can be stopped if the valve is closed quickly.
- The leak can stopped if the valve closes quickly.
Cevabı göster
The leak can be stopped if the valve is closed quickly.
there's a surprising result: beklenmedik bir bulguyu haber vermek
there's a surprising result yeni bir bulguyu tanıtır ve bunun dinleyicinin beklediği şeyle uyuşmayabileceğini önceden bildirir. surprising, result sözcüğünü niteler; daha önce söylenen her şeyin yanlış olduğu anlamına gelmez. Tam cümlenin başındaki But, karşıtlık bildiren bir geçiş oluşturur. Dikkati mevcut açıklamadan beklenmedik bir sonuca yöneltir ve dinleyiciyi sıradaki bilgiye hazırlar.
Alıştırma
"But there's a surprising result." bir açıklamada temel olarak ne işe yarar?
- Önceki bulguların hepsinin yanlış olduğunu söyler.
- Dinleyiciyi beklenmedik bir bulguya hazırlar.
- Konunun tamamen bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi beklenmedik bir bulguya hazırlar.
The epigenetic changes caused by one single mother rat Dilbilgisi
3:16Tek bir anne farenin neden olduğu epigenetik değişiklikler,
caused by one single mother rat: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
caused by one single mother rat, the epigenetic changes ifadesinden sonra gelir ve hangi değişikliklerin anlatıldığını gösterir. Dil bilgisi bakımından geçmiş zaman ortacı öbeğidir ve kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the epigenetic changes which were caused by one single mother rat şeklindedir. Caused, tam cümlenin ana fiili değildir; ana fiil daha sonra gelir. Kısaltılmış biçim edilgen anlamı korurken isim öbeğini daha kısa hâle getirir. Bu yapı bilimsel ve yazılı İngilizcede yaygındır. one single, kaynağın yalnızca bir anne sıçan olduğunu vurgular.
Alıştırma
Boşluğu doldurarak ilgi cümleciğini kısaltın: The delays that were caused by the storm lasted for hours. The delays ____ lasted for hours.
Cevabı göster
caused by the storm
were passed down to many generations of rats after her. Öbek fiiller
3:19ondan sonraki birçok fare nesline aktarıldı.
passed down: sonraki nesillere aktarım
Bu cümlede were passed down, “önceki bir nesilden sonraki nesillere aktarıldı” anlamına gelir. Edilgen yapı, aktaranın kim olduğundan çok epigenetik değişikliklere ve onlara ne olduğuna odaklanır. Nesiller arası aktarım anlamında down fiziksel bir aşağı hareketi anlatmaz. Aynı öbek fiil, önceki nesillerden sonraki nesillere geçen özellikleri, gelenekleri, bilgileri veya eşyaları da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede passed down “önceki bir nesilden aktarılmış” anlamında kullanılmıştır?
- The family story was passed down from my great-grandmother.
- The note was passed down the row.
- The boat passed down the river at noon.
Cevabı göster
The family story was passed down from my great-grandmother.
In other words: aynı fikri yeniden ifade etme
In other words, sonraki ifadenin aynı ana fikri farklı, genellikle daha açık veya daha doğrudan bir biçimde verdiğini gösterir. Burada, değişikliklerin sonraki nesillere ulaştığı yönündeki önceki açıklamayı, sonuçların kalıtsal olduğu şeklindeki daha kısa bir sonuca dönüştürür. Bir açıklamayı onun yeniden ifade edilmiş biçimine bağlayarak bilgiyi düzenler; normalde yeni bir örnek, olgu veya kanıt sunmaz.
Alıştırma
İlk cümle şudur: The library will not be open after six. Aynı bilgiyi yeniden ifade eden devam cümlesini seçin.
- Therefore, the library closes at six.
- In other words, the library closes at six.
- For example, the library closes at six.
Cevabı göster
In other words, the library closes at six.
were inheritable: nesilden nesile aktarılabilir
Inheritable, “bir nesilden sonraki nesle aktarılabilen” anlamında bir sıfattır. Burada were inheritable, eylemlerin etkilerinin sonraki nesillere aktarılabileceğini belirtir. Bu sözcük tamamlanmış bir aktarımı değil, bir kapasiteyi veya özelliği anlatır. Henüz kimse miras almamış olsa bile bir şey inheritable olabilir.
Alıştırma
Miras aktarımının gerçekleştiğini söylemeden aktarılabilme özelliğini anlatan cümle hangisidir?
- The child received an inheritance from a relative.
- The trait is inherited because the child received it from a parent.
- The trait is inheritable, although no child has received it yet.
Cevabı göster
The trait is inheritable, although no child has received it yet.
It's not all bad news, though: olumlu bir noktaya geçiş
It's not all bad news kısmi bir olumsuzluktur: durumun bir bölümü kötüdür, ancak olumlu bir taraf da vardır. Hiç kötü haber olmadığı anlamına gelmez. Cümle sonundaki though burada “yine de” veya “ancak” anlamına gelir. Olumsuz noktadan uzaklaşıp umut, fayda ya da olası bir çözüme geçişi gösterir.
Alıştırma
Hangi seçenek bir aksilikten olumlu bir noktaya doğal biçimde geçiyor?
- The rain ruined our picnic. It's not all bad news, though—the garden needed water.
- The rain stopped before our picnic, so there was no problem.
- The rain ruined our picnic, and the garden was damaged too.
Cevabı göster
The rain ruined our picnic. It's not all bad news, though—the garden needed water.
There are many ways to reverse what cortisol does to your stressed brain. Dilbilgisi
3:30Kortizolün stresli beyninize yaptıklarını tersine çevirmenin birçok yolu vardır.
There are many ways to reverse what cortisol does: birden fazla çözüm sunmak
There are many ways to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir hedefe ulaşmak için birden fazla olası yöntemi tanıtır. Burada to reverse, bu yöntemlerin ne yapabileceğini belirtir. what cortisol does, reverse fiilinin nesnesidir. What, kortizolün yol açtığı etkiler anlamında gömülü bir isim cümleciği başlatır; What does cortisol do? doğrudan sorusundaki soru dizilimini değil, düz cümle dizilimini kullanır.
Alıştırma
Birden fazla çözümü doğru biçimde tanıtan ve gömülü what cümleciğini doğru kullanan cümleyi seçin.
- There are several ways to limit what does too much sun do to your skin.
- There are several ways to limit what too much sun does to your skin.
- There are several ways for limit what too much sun does to your skin.
Cevabı göster
There are several ways to limit what too much sun does to your skin.
The most powerful weapons are exercise and meditation, Deyimler
3:34En güçlü silahlar egzersiz ve meditasyondur,
The most powerful weapons: etkili yöntemleri anlatan bir mecaz
Bu cümlede The most powerful weapons bir mecazdır. Weapons, şiddette kullanılan gerçek nesneleri değil, zararlı bir etkiye karşı koymak için kullanılabilecek en güçlü yöntemleri ifade eder. Egzersiz ve meditasyona weapons denmesi, stresi insanların etkin biçimde mücadele edebileceği bir şey olarak gösterir. Bu da tavsiyeye enerjik ve ikna edici bir ton verir.
Alıştırma
Bu cümlede weapons ne anlama geliyor?
- Bir spor müsabakasında kullanılan ekipmanlar
- Stresle başa çıkmak için çok etkili yöntemler
- Birine fiziksel olarak saldırmak için kullanılan nesneler
Cevabı göster
Stresle başa çıkmak için çok etkili yöntemler
which involves breathing deeply and being aware and focused on your surroundings. Kalıp ifadeler
3:38bu da derin nefes almayı ve çevrenizin farkında olup ona odaklanmayı içerir.
breathing deeply: breathe sonrasında zarf kullanımı
Breathing deeply, havanın akciğerlere iyice girmesini sağlayan derin ve dolu nefesler almak demektir. Deeply bir zarftır; bu nedenle nefes alma eyleminin nasıl yapıldığını anlatır, fiziksel bir konumu belirtmez. Burada breathing, alıştırmanın bir parçasını adlandırmak için involves sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen fiil ifadesi breathe deeply şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi breathe ve deep sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Before you begin, ____ for a few seconds.
Cevabı göster
breathe deeply
being aware and focused on your surroundings: aware of ve focused on ayrımı
Being aware and focused on your surroundings, çevrende olup biteni fark etmek ve dikkatini orada tutmak anlamına gelir. Özgün ifadede aware sözcüğünün belirtilmiş bir nesnesi yoktur; on your surroundings ise focused sözcüğünü tamamlar. Her sıfattan sonra nesne açıkça söylendiğinde aware of something ve focused on something kullanılır. Edatlar farklıdır ve birbirinin yerine geçmez.
Alıştırma
İki edatı doldurun: During the experiment, stay aware ____ the time and focused ____ the instructions.
Cevabı göster
of · on
Both of these activities decrease your stress and increase the size of the hippocampus,
3:43Bu aktivitelerin her ikisi de stresinizi azaltır ve hipokampüsün boyutunu artırır,
thereby improving...: thereby + -ing ile sonuç belirtmek
Bu cümlede thereby improving your memory, daha önce belirtilen etkilerin hafızanın gelişmesine yol açtığını anlatır. Thereby, “bu yolla” veya “bunun sonucunda” demektir; bu nedenle zaman sırası değil, sonuç bildirir. Kalıp, cümlecik, thereby + fiil-ing şeklindedir. -ing öbeği, yeni bir tam cümlecik başlatmadan önceki eylemin veya değişimin tamamından doğan sonucu ekler.
Alıştırma
İlk cümleciğin sonucunu göstermek için thereby + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The update reduced loading time, thereby improving the user experience.
- The update reduced loading time, thereby improve the user experience.
- The update reduced loading time, thereby it improved the user experience.
Cevabı göster
The update reduced loading time, thereby improving the user experience.
So don't feel defeated by the pressures of daily life. Kalıp ifadeler
3:51Bu yüzden günlük yaşamın baskıları karşısında yenilmiş hissetmeyin.
feel defeated by...: cesaretsizliğin kaynağını belirtmek
Feel defeated, kişinin başarıya ulaşamayacağını veya devam edemeyeceğini düşünecek kadar cesareti kırılmış ya da güçsüz hissetmesi demektir. Burada defeated, duygusal bir durumu anlatan mecazlı bir sıfattır; bir oyunda veya savaşta gerçekten yenilmek anlamına gelmez. feel defeated by + neden kalıbı bu duyguyu neyin oluşturduğunu belirtir. Cümlede by the pressures of daily life, cesaretsizliğin kaynağı olarak günlük yaşamın baskılarını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi feel defeated by kalıbıyla tamamlayın: After several setbacks, Lena began to ____ the challenge.
Cevabı göster
feel defeated by
Get in control of your stress before it takes control of you: aynalı bir uyarı
Get in control of your stress, dinleyene stresini etkin biçimde yönetmesi için doğrudan çağrı yapar. before it takes control of you bölümündeki it, stress sözcüğünü gösterir; takes control of you ise stresin seçimlerine, dikkatine veya günlük yaşamına hükmetmeye başlaması demektir. Bu, gerçek anlamda fiziksel bir kontrol değildir. Cümle control sözcüğünü tekrar ederken kimin kimi kontrol ettiğini tersine çevirir: önce sen stresi kontrol edersin, sonra stres seni kontrol eder. before bu tersine dönüşü erken harekete geçme uyarısına dönüştürür; böylece cümle akılda kalır ve kapanışta eyleme çağrı olarak etkili olur.
Alıştırma
Hangi cümle aynı aynalı uyarıyı kullanıyor: bir şeyi sen kontrol edersin, yoksa o seni kontrol edebilir?
- Before your schedule begins, check the time.
- Your schedule is busy, so write down your tasks.
- Take control of your schedule before it takes control of you.
Cevabı göster
Take control of your schedule before it takes control of you.