Tsunamiler nasıl oluşur? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
517 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Video, yıkıcı bir dalgaya ilişkin antik bir anlatıdan başlayarak tsunamilerin nasıl oluştuğunu, kıyıya yaklaştıkça neden yükseldiğini ve nasıl hasar verdiğini açıklıyor; ardından erken uyarı ile tahliyenin onları engellemeye çalışmaktan neden çoğu zaman daha güvenli olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wrath of Poseidon, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Deniz tanrısı Poseidon’a yönelik Yunan mitolojisi göndermesini anlamak ve antik insanların felaketi neden tanrısal öfke olarak yorumladığını, ardından anlatının bu inancın yerine nasıl bilimsel bir açıklama getirdiğini fark etmek. 2. something called wave shoaling occurs. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Teknik bir terimi tanıtırken bir olgunun gerçekleştiğini bildiren yaygın bilimsel anlatım kalıbını tanımak; burada wave shoaling, tsunami enerjisi sığ suya girdiğinde dalganın yavaşlayıp yükselmesini anlatır. 3. get out of its way. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin yalnızca gerçek anlamda bir yoldan çekilmek değil, yaklaşan tehlikeden bilinçli biçimde uzaklaşmak olduğunu anlamak ve tahliye ya da kaçınmanın kontrol edilemeyen bir güçle yüzleşmekten daha güvenli olduğu durumlarda doğal biçimde kullanmak.

Bu derste

In 479 BC,

0:07

MÖ 479 yılında,

when Persian soldiers besieged the Greek city of Potidaea, Kelime

0:08

Pers askerleri Yunan şehri Potidaea'yı kuşattığında,

Kelime

besieged: bir şehri çevreleyip ablukaya almak

Besieged, besiege fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Pers askerlerinin Potidaia'yı çevreleyip insan, erzak ve yardım giriş çıkışını engelleyerek şehre baskı uygulamayı sürdürdüğünü anlatır. Tek bir saldırıyı değil, bir kuşatmayı ifade eder. Bu resmî fiil tarih, askerî konular ve haber metinlerinde yaygındır. Temel fikir, bir şehrin, kalenin veya savunulan başka bir yerin uzun süre çevrelenmesidir.

Alıştırma

Cümleyi besiege fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: For three months, the army ____ the fortress and blocked all supply routes.

Cevabı göster

besieged

the tide retreated much farther than usual, Kelime

0:12

sular her zamankinden çok daha fazla çekilerek

leaving a convenient invasion route. Dilbilgisi

0:15

işgale uygun bir yol bıraktı.

Kelime

retreated much farther than usual: olağan dışı ölçüde geriye çekilmek

Retreated burada askerleri değil, gelgiti anlatır. Suyun kıyıdan uzaklaşıp daha fazla kara parçasını açığa çıkardığı anlamına gelir. İngilizcede retreat, suyun, buzun, kıyı çizgisinin ve diğer görünür sınırların geriye doğru hareketini de anlatabilir. Much, karşılaştırma biçimi farther'ı güçlendirir; than usual ise normal durumu karşılaştırma noktası yapar. İfade bütünüyle, gelgitin alışılmadık derecede uzun bir mesafe geri çekildiğini anlatır.

Alıştırma

Retreat fiilinin geçmiş zamanını ve much farther than usual karşılaştırmasının tamamını kullanın: After the hot, dry summer, the glacier ____.

Cevabı göster

retreated much farther than usual

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesi olarak leaving...

leaving a convenient invasion route şeklindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan olayın sonucunu sunar: o olay, istila için kullanılabilecek bir güzergâhın kalmasına veya kullanılabilir hâle gelmesine neden olmuştur. Buradaki leaving, fiziksel olarak ayrılmak değil, sonucunda bir şey bırakmak veya bir şeye neden olmak anlamındadır. Tam bir cümlecikten sonra virgül ve -ing yan cümlesi kullanmak, önceki olayın sonucunu kısa ve öz biçimde ekleyebilir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi leave fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The power failed, ____ the whole building in darkness.

Cevabı göster

leaving

But this wasn't a stroke of luck. Deyimler

0:17

Ancak bu bir şans eseri değildi.

Deyimler

a stroke of luck: beklenmedik bir talih

A stroke of luck, beklenmedik biçimde iyi bir sonuç getiren olayı anlatan bir deyimdir. Buradaki stroke, ani bir olay anlamına gelir; darbe, tıbbi bir inme veya kalemle çizilen bir çizgi anlamında değildir. Bu cümlede wasn't, elverişli durumun şans eseri ortaya çıktığı düşüncesini reddeder; konuşmacı başka bir neden açıklamak üzeredir.

Alıştırma

“Beklenmedik ve iyi bir talih” anlamına gelen hedef deyimi tamamlayın: Finding the only open repair shop was ____.

Cevabı göster

a stroke of luck

Before they had crossed halfway, Dilbilgisi

0:19

Yolu yarılamadan önce,

Dilbilgisi

Before they had crossed halfway: ulaşılmamış bir geçmiş sınırı

Before they had crossed halfway, yolun yarısına ulaşmayı geçmişteki zaman çizgisinde bir sınır noktası olarak belirler. Ana geçmiş olay bu noktadan önce gerçekleşmiştir; yani olay olduğunda henüz yarıya ulaşmamışlardı. had crossed past perfect biçimindedir; ancak burada yarıya ulaşma eyleminin tamamlandığını söylemez. Yan cümle before ile başladığı için bütün ifade “onlar yarıya ulaşmadan önce” demektir ve anlatıda çoğu zaman “daha yarıya bile ulaşamadan...” etkisi yaratır. Referans zamanı şimdi değil, geçmiştir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Before Leo had walked halfway across the bridge, the alarm sounded. Önce hangisi oldu?

  1. Leo ancak alarm çaldıktan sonra köprüyü geçmeye başladı.
  2. Leo yarıya ulaşmadan önce alarm çaldı.
  3. Leo yarıya ulaştıktan sonra alarm çaldı.
Cevabı göster

Leo yarıya ulaşmadan önce alarm çaldı.

the water returned in a wave higher than anyone had ever seen, Dilbilgisi

0:21

sular o güne dek görülmemiş yükseklikte bir dalgayla geri döndü

drowning the attackers. Dilbilgisi

0:24

ve saldıranları boğdu.

Dilbilgisi

higher than anyone had ever seen: önceki deneyimleri aşan bir yükseklik

Higher, wave sözcüğünü niteler ve bir karşılaştırma kurar. than ile başlayan bölüm, dalganın yüksekliğini o geçmiş ana kadar herkesin bütün deneyimiyle karşılaştırır: daha önce hiç kimse bu kadar yüksek bir dalga görmemiştir. anyone had ever seen içinde anyone, had seen fiilinin öznesidir; ever ise “o zamandan önce herhangi bir zamanda” demektir. Anlamdan çıkarılan nesne, bu yükseklikte bir dalgadır. Yeniden kullanılabilen comparative + than + subject + had ever + past participle kalıbı, bir şeyin önceki deneyimleri aştığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle konserin, konuşanın önceki bütün işitme deneyimini aştığını anlatır?

  1. The concert was as loud as the last one I heard.
  2. Someone had heard about the concert before.
  3. The concert was louder than anything I had ever heard.
Cevabı göster

The concert was louder than anything I had ever heard.

Dilbilgisi

drowning the attackers: doğrudan sonucu belirten bir -ing yan cümlesi

-ing yan cümlesi drowning the attackers, önceki olayın sonucunu belirtir: geri dönen su saldırganların boğulmasına neden olmuştur. Bu yapı önceki ana cümleye bağlıdır; drowning, returned ile aynı düzeyde ikinci bir ana fiil değildir. “Ana olay + virgül + -ing yan cümlesi” kalıbı, haberlerde ve açıklayıcı metinlerde doğrudan bir sonucu kısa biçimde anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing yan cümlesi önceki olayın sonucunu gösterir?

  1. Flooding the basement, Leo looked for the pipe.
  2. Leo enjoys swimming in the basement.
  3. A pipe burst, flooding the entire basement.
Cevabı göster

A pipe burst, flooding the entire basement.

The Potidaeans believed they had been saved by the wrath of Poseidon, Kültür

0:26

Potidaea halkı, Poseidon'un öfkesi sayesinde kurtulduklarına inandı,

Kültür

wrath of Poseidon: deniz tanrısının şiddetli öfkesi

Poseidon, Yunan mitolojisinde deniz tanrısıdır. Wrath, çoğu zaman ceza getirdiği düşünülen şiddetli ve sert bir öfke anlamına gelir. Dolayısıyla bu ifade, Poseidon adlı sıradan bir kişinin öfkesini değil, deniz tanrısının güçlü gazabını anlatır. Bu cümlede Potidaialılar, Poseidon'un öfkesinin saldırganlardan kurtulmalarını sağlayan güçlü su akışına yol açtığına inanıyordu. Bu, onların olaya getirdiği mitolojik açıklamadır.

Alıştırma

Bu cümlede wrath of Poseidon ne anlama geliyor?

  1. gelgitlerin sakin hareketi
  2. Yunan deniz tanrısının şiddetli öfkesi
  3. sıradan bir denizcinin hafif hayal kırıklığı
Cevabı göster

Yunan deniz tanrısının şiddetli öfkesi

but what really saved them was likely the same phenomenon that has destroyed countless others, Dilbilgisi

0:30

fakat onları asıl kurtaran muhtemelen sayısız hayatı yok eden aynı fenomendi:

a tsunami.

0:35

bir tsunami.

Dilbilgisi

What really saved them was...: gerçek nedeni vurgulamak

what really saved them was... yapısında what ile başlayan yan cümle bütünüyle “onları gerçekten kurtaran şey” anlamına gelir ve özne görevindedir. What burada soru sormaz; “...olan şey” anlamında serbest bir ilgi yan cümlesi başlatır. Kalıp What + yan cümle + be + vurgulanan bilgi şeklindedir. Bu yapı, önemli cevabı be fiilinden sonra verir. Önceki bir açıklamayı düzeltmek veya gerçekte neyin önemli olduğunu göstermek için sıkça kullanılır. Burada vurgu the same phenomenon üzerindedir: gerçek neden olarak önceki açıklama değil, bu olgu sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle gerçek çözümü vurgulamak için what-cleft yapısını kullanıyor?

  1. The computer that was fixed needed a simple restart.
  2. What fixed the computer was a simple restart.
  3. What did the computer fix with a simple restart?
Cevabı göster

What fixed the computer was a simple restart.

Although tsunamis are commonly known as tidal waves, Kalıp ifadeler

0:36

Tsunamiler İngilizce'de yaygın olarak medcezir dalgaları (tidal waves) olarak bilinse de,

Kalıp ifadeler

commonly known as tidal waves: yaygın kullanılan bir adı tanıtmak

Be commonly known as + ad, “yaygın olarak o adla anılmak” anlamına gelir. Bu cümlede tidal waves, tsunamis için kullanılan tanıdık addır. Known as sonrasında bir ad veya kimlik gelir; commonly ise birçok kişinin bu adı kullandığını belirtir. Bu ifade, yaygın adın teknik açıdan doğru olduğunu garanti etmez. Although, cümlenin bu yaygın adla ardından gelen bir açıklamayı karşılaştıracağını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be commonly known as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The city ____ the Windy City.

Cevabı göster

is commonly known as

they're actually unrelated to the tidal activity caused by the gravitational forces of the sun and moon. Notlar

0:39

aslında Güneş'in ve Ay'ın yerçekimi kuvvetlerinden kaynaklanan gelgit faaliyetleriyle hiçbir ilgileri yoktur.

Kalıp ifadeler

unrelated to: iki şey arasında bağlantı olmadığını söylemek

Be unrelated to, bir şeyin başka bir şeyle anlamlı bir bağlantısı olmadığını belirtir. Bu cümlede tsunamilerin Güneş ve Ay’ın çekimiyle oluşan olağan gelgit etkinliğiyle bağlantılı olmadığını anlatır; unrelated, “aşina olmamak” anlamına gelmez. Unrelated bir sıfattır ve genellikle ardından to edatıyla birlikte bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: unrelated to the delay, unrelated to us veya unrelated to being late.

Alıştırma

“İlgisi olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The billing problem is ____ the internet outage.

Cevabı göster

unrelated to

Kelime

gravitational forces: kütle çekiminin oluşturduğu kuvvetler

Gravitational forces, kütle çekiminin, yani kütlesi olan cisimler arasındaki çekimin ürettiği fiziksel kuvvetlerdir. Bu cümlede ifade, olağan gelgit etkinliğine neden olan Güneş ve Ay’ın uyguladığı çekim kuvvetlerini anlatır. Buradaki forces sözcüğü “askerî gruplar” veya “şiddet” değil, fizik anlamındaki “kuvvetler”dir. Gravitational, forces sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bir etkileşimi tek bir kuvvet olarak ele alırken gravitational force, birden çok çekimi veya kaynağı belirtirken gravitational forces kullanılır.

Alıştırma

Bilimsel bir metinde gravitational forces ne anlama gelir?

  1. gelgitlerin oluşturduğu güçlü okyanus rüzgârları
  2. kütle çekiminin oluşturduğu fiziksel çekimler
  3. uzayda görev yapan asker grupları
Cevabı göster

kütle çekiminin oluşturduğu fiziksel çekimler

In many ways, Anlatım akışı

0:45

Pek çok açıdan,

tsunamis are just larger versions of regular waves. Kalıp ifadeler

0:46

tsunamiler sıradan dalgaların yalnızca daha büyük versiyonlarıdır.

Anlatım akışı

In many ways: bir karşılaştırmanın kapsamını sınırlamak

In many ways, “birkaç farklı açıdan bakıldığında” anlamına gelir. Cümlenin başında, ardından gelen karşılaştırmanın kapsamını sınırlar: tsunamiler sıradan dalgalara çeşitli açılardan benzer, ancak her açıdan aynı değildir. Bu ifade, genel benzerlikleri önce sunarken önemli farklılıklara yer bırakarak açıklamayı düzenler. Buradaki ways, yolları veya yöntemleri değil, karşılaştırma yönlerini belirtir.

Alıştırma

“In many ways, the two jobs are similar.” cümlesindeki In many ways bize ne anlatır?

  1. Çeşitli açılardan benzerdirler, ancak her açıdan benzer olmaları gerekmez.
  2. Her ayrıntıda tamamen aynıdırlar.
  3. Konuşan kişi iki iş arasındaki birkaç yolu anlatmaktadır.
Cevabı göster

Çeşitli açılardan benzerdirler, ancak her açıdan benzer olmaları gerekmez.

Kalıp ifadeler

larger versions of regular waves: version of ile benzetme kurmak

larger versions of regular waves ifadesi, tsunamileri bilinen bir şeyin daha büyük biçimleri olarak sunar. Burada versions “biçimler” ya da “çeşitlemeler” anlamındadır; sözcük yalnızca yazılım sürümleriyle sınırlı değildir. Yaygın bir kalıp a/an + sıfat + version of + isim şeklindedir; a smaller version of the camera buna bir örnektir. Asıl cümlede çoğul versions kullanılmıştır. Sıfat, bilinen şey ile yeni şey arasındaki temel farkı gösterir. Böylece anlaşılması kolay bir benzetme kurulur; bu, her zaman eksiksiz bir tanım değildir.

Alıştırma

a ile başlayın ve small sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle version of ifadesini kullanın: The model is ____ the real castle.

Cevabı göster

a smaller version of

They have a trough and a crest and consist not of moving water, Notlar

0:49

Bir çukura ve bir tepeye sahiptirler; hareket eden sudan değil,

Kelime

a trough and a crest: dalganın en alçak ve en yüksek bölümleri

Dalga terimlerinde trough dalganın en alçak bölümünü, crest ise en yüksek bölümünü belirtir. Bu iki terim, dalganın biçimindeki karşıt konumları adlandırır. Burada crest, bir rozet ya da amblem değil, dalganın tepe kısmı anlamına gelir. Doğru anlamı seçmek için dalga bağlamını kullanın.

Alıştırma

Dalga tanımını tamamlayın: The lowest part of a wave is the ____, and the highest part is the ____.

Cevabı göster

trough · crest

but the movement of energy through water.

0:53

enerjinin su içindeki hareketinden oluşurlar.

Dilbilgisi

consist not of A but of B: yanlış bir fikri düzeltme

not A but B kalıbı A'yı reddeder ve yerine B'yi koyar. Bu cümlede düzeltilen düşünce moving water ifadesidir; but sonrasındaki ana fikir, enerjinin suyun içinden ilerlemesidir. consist ile kullanıldığında en açık ve yeniden kullanılabilir paralel biçim consist not of A but of B olur. Kaynak cümlede ikinci of tekrarlanmaz, ancak ikinci ad öbeği consist fiilinin düzeltilmiş tümleci olarak anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle serginin özgün tablolardan değil, kopyalardan oluştuğunu söylüyor?

  1. The exhibit consists of original paintings and carefully made copies.
  2. The exhibit consists not of original paintings but of carefully made copies.
  3. The exhibit consists not only of original paintings but also of carefully made copies.
Cevabı göster

The exhibit consists not of original paintings but of carefully made copies.

The difference is in where this energy comes from. Anlatım akışı

0:56

Aradaki fark, bu enerjinin nereden geldiğidir.

Anlatım akışı

The difference is in where...: temel karşılaştırma boyutunu göstermek

The difference is in ... kalıbı önce belirleyici bir fark olduğunu bildirir, ardından dikkati bu farkı açıklayan boyuta yöneltir. Burada bu boyut, enerjinin kaynağıdır. Böylece karşılaştırmanın odağı genel benzerliklerden tek bir temel etkene taşınır. Where this energy comes from, in edatından sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Bir bildirimin parçası olduğu için doğrudan soru dizilişi does this energy come yerine düz cümle dizilişi this energy comes kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede The difference is in ... kalıbı gömülü bir where yan cümlesiyle doğru kullanılmıştır?

  1. Where does the power come from?
  2. The difference is in where the power comes from.
  3. The difference is in where does the power come from.
Cevabı göster

The difference is in where the power comes from.

For normal ocean waves,

0:58

Normal okyanus dalgaları için,

it comes from wind.

1:00

enerji rüzgardan gelir.

Because this only affects the surface, Dilbilgisi

1:01

Bu yalnızca yüzeyi etkilediğinden,

the waves are limited in size and speed. Kalıp ifadeler

1:03

dalgaların boyutu ve hızı sınırlıdır.

Dilbilgisi

Because this only affects the surface: neden ve sınırlı etki alanı

Because, ana cümledeki sonucun nedenini açıklar. Buradaki this, rüzgârın sıradan dalgalar üzerindeki etkisine gönderme yapar; bu nedenle girişteki yan cümle dalgaların boyut ve hızının neden sınırlı olduğunu açıklar. Only, affects fiilinin etki alanını sınırlar: etki yüzeye ulaşır, daha derindeki suya ulaşmaz. Bu sınırlama, neden-sonuç açıklamasındaki temel bağlantıdır.

Alıştırma

Because this only affects the surface ifadesinde only bize ne anlatır?

  1. Etki suyun her katmanına ulaşır.
  2. Yüzey dışında hiçbir şey bu etkiyi oluşturmaz.
  3. Etki yüzeye ulaşır, ancak daha derindeki suya ulaşmaz.
Cevabı göster

Etki yüzeye ulaşır, ancak daha derindeki suya ulaşmaz.

Kalıp ifadeler

limited in size and speed: kısıtlanan özellikleri belirtme

be limited in + özellik kalıbı, bir şeyin belirli bir nitelik veya boyut bakımından kısıtlı olduğunu belirtir. Burada size ve speed, sınırsız şekilde artamayan iki özelliktir. In bir yeri değil, kısıtlamanın geçerli olduğu boyutu belirtir. Aynı kalıp capacity, range ve functionality gibi sözcüklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi be limited in kalıbıyla tamamlayın: This basic tablet ____ storage capacity and processing speed.

Cevabı göster

is limited in

But tsunamis are caused by energy originating underwater, Dilbilgisi

1:05

Ancak tsunamiler, suyun altında ortaya çıkan enerjiden kaynaklanır,

Dilbilgisi

caused by energy originating underwater: neden ve -ing niteleyicisi

Edilgen be caused by + isim kalıbı, bir sonucu neyin ortaya çıkardığını belirtir. Burada energy, tsunamilerin nedenidir. Originating underwater, energy sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu ismi niteler; energy that originates underwater ile aynı anlama gelir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; tsunamilerin yaptığı ikinci bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı be caused by + isim + -ing niteleyicisi kalıbı kullanılmıştır?

  1. The signal caused interference outside the building.
  2. The signal was caused by interference originating outside the building.
  3. The signal originated outside the building because of interference.
Cevabı göster

The signal was caused by interference originating outside the building.

from a volcanic eruption, Kelime

1:09

bir volkanik patlama,

Kelime

a volcanic eruption: bir yanardağın püskürme olayı

a volcanic eruption, bir yanardağın lav, kül ve gaz gibi maddeler çıkardığı bir olaydır. Jeolojide, afet haberciliğinde ve haberlerde kullanılan standart bir terimdir. Bu ifadede volcanic, eruption türünü belirtir; a ise onu tek bir püskürme olayı olarak sunar. Eruption başka ani patlama olaylarını da anlatabilir, ancak volcanic jeolojik anlamı açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bir yanardağın püskürmesini belirten iki sözcüklü İngilizce jeoloji terimiyle tamamlayın: The town was covered in ash after a ____.

Cevabı göster

volcanic eruption

a submarine landslide, Kelime

1:10

bir denizaltı heyelanı,

Kelime

submarine landslide: deniz altında gerçekleşen bir heyelan

submarine landslide, su altında, genellikle deniz tabanında gerçekleşen bir heyelandır. Kaya, toprak veya tortunun su altındaki bir yamaçtan aşağı kaymasını anlatan bir jeoloji terimidir. Burada submarine, deniz altındaki veya su altındaki anlamında bir sıfattır; heyelanın nerede gerçekleştiğini gösterir. Submarine bir denizaltı aracını belirten isim olarak da kullanılabilir, ancak bu birleşik ifadede o anlama gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, deniz tabanındaki bir heyelanı belirten iki sözcüklü İngilizce jeoloji terimiyle tamamlayın ve yeri göstermek için submarine kullanın: A ____ can move a huge mass of sediment underwater.

Cevabı göster

submarine landslide

or most commonly,

1:12

veya en yaygın olanı,

an earthquake on the ocean floor, Kelime

1:13

okyanus tabanında meydana gelen bir deprem,

Kelime

an earthquake on the ocean floor: okyanus tabanında bir deprem

Bu isim öbeğinin ana öğesi an earthquake ifadesidir. Ardından gelen on the ocean floor edat öbeği, depremin nerede meydana geldiğini belirtir. Burada the ocean floor, okyanusun dibindeki katı yüzey olan okyanus tabanı demektir. Bu ifadede floor, bir odanın zemini anlamında değildir.

Alıştırma

Okyanusun dibinde meydana gelen bir depremi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Underwater sensors detected an earthquake on the ocean floor.
  2. Underwater sensors detected an earthquake on the ocean room.
  3. Underwater sensors detected an earthquake below a wooden floor.
Cevabı göster

Underwater sensors detected an earthquake on the ocean floor.

caused when the tectonic plates of the Earth's surface slip, Kelime

1:15

Yeryüzündeki tektonik plakalar kaydığında,

Kelime

tectonic plates of the Earth's surface: Dünya yüzeyinin tektonik levhaları

Tectonic plates ifadesi, Dünya’nın sert dış kabuğunun yavaşça hareket eden dev bölümlerini anlatır. Bu bilimsel ifadede plates, tabak-çanak değil büyük kaya bölümleri demektir. of the Earth's surface sözleri, levhaları Dünya’nın dış yüzeyiyle ilişkilendirir. Cümlede isim öbeğinin tamamı, kayıp olaya yol açabilen bölümleri adlandırır.

Alıştırma

Bilim cümlesini iki sözcüklü jeoloji terimiyle tamamlayın: Earth's rigid outer shell is divided into large moving sections called ____.

Cevabı göster

tectonic plates

releasing a massive amount of energy into the water. Dilbilgisi

1:18

suyun içine muazzam miktarda enerji salınmasına neden olur.

Dilbilgisi

releasing...: sonuç bildiren bir -ing öbeği

Burada releasing a massive amount of energy into the water, levhaların kaymasının doğrudan sonucunu bildiren bir -ing ortaç öbeğidir. Releasing yeni bir ana fiil değildir; önceki cümleciğe bağlıdır. main clause, -ing... kalıbı neden-sonuç ilişkisini kısa ve yoğun biçimde anlatabilir. Ana cümledeki olay, -ing öbeğindeki eylemi ortaya çıkarır.

Alıştırma

Bu cümledeki -ing öbeğinin görevi nedir? The pipe burst, releasing water across the floor.

  1. Suyun salınması için talimat verir.
  2. Borunun patlamasının doğrudan sonucunu bildirir.
  3. Gelecekteki ayrı bir olayı anlatır.
Cevabı göster

Borunun patlamasının doğrudan sonucunu bildirir.

This energy travels up to the surface,

1:21

Bu enerji yüzeye doğru hareket eder,

displacing water and raising it above the normal sea level. Dilbilgisi

1:24

suyun yerini değiştirir ve onu normal deniz seviyesinin üzerine çıkarır.

Dilbilgisi

displacing... and raising...: sonuç bildiren paralel -ing öbekleri

Displacing water ile raising it above the normal sea level, and ile bağlanan iki paralel -ing ortaç öbeğidir. Enerjinin yüzeye ulaşmasının birbiriyle ilişkili iki etkisini açıklarlar: enerji suyu normal konumundan hareket ettirir ve aynı suyu normal seviyenin üzerine kaldırır. raising it içindeki it, water sözcüğüne gönderme yapar. main clause, -ing and -ing kalıbı, iki ilişkili sonucu ayrı ana cümleler yapmadan tek bir sürece bağlar.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede displacing water ile raising it above the normal sea level arasında nasıl bir ilişki vardır? This energy travels up to the surface, displacing water and raising it above the normal sea level.

  1. Belirtilmemiş iki farklı kaynağın oluşturduğu etkileri anlatırlar.
  2. Enerjinin birbiriyle ilişkili iki etkisini gösteren paralel -ing öbekleridir.
  3. Birincisi ana fiildir, ikincisi ise bir talimattır.
Cevabı göster

Enerjinin birbiriyle ilişkili iki etkisini gösteren paralel -ing öbekleridir.

But gravity pulls it back down, Kalıp ifadeler

1:27

Ancak yerçekimi onu tekrar aşağı çeker,

Kalıp ifadeler

pulls it back down: pull + nesne + back down

pulls it back down ifadesinde pull fiilinden sonra nesne it, ardından back ve down gelir. Burada it, yukarı kaldırılmış deniz suyunu ifade eder; yer çekimi onu daha alçak bir konuma geri getirir. Back önceki konuma doğru geri dönüşü, down ise aşağı yönü belirtir. Bu cümlede back down, birine karşı çıkmaktan vazgeçmek veya bir iddiayı geri çekmek anlamındaki öbek fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi pull + nesne + back down yapısıyla tamamlayın: After you lift the window shade and let go, gravity ____.

Cevabı göster

pulls it back down

which makes the energy ripple outwards horizontally. Dilbilgisi

1:29

bu da enerjinin yatay olarak dışa doğru yayılmasına neden olur.

Dilbilgisi

which makes the energy ripple...: sonuç yan cümlesi ve make + nesne + fiilin yalın hâli

Which, bu yan cümleden önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar ve sonucu bildirir: bu durum enerjinin dalgalar hâlinde yatay olarak dışa doğru yayılmasına neden olur. Ettirgen yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada the energy nesne, ripple ise fiilin yalın hâlidir; bu nedenle makes sonrasında to ripple veya ripples değil, ripple gelir. Outwards ve horizontally yayılmanın yönünü belirtir.

Alıştırma

Bir sonucu anlatmak için which + make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The floor suddenly tilts, which make the ball roll away.
  2. The floor suddenly tilts, which makes the ball roll away.
  3. The floor suddenly tilts, which makes the ball to roll away.
Cevabı göster

The floor suddenly tilts, which makes the ball roll away.

Thus, the tsunami is born, Anlatım akışı

1:32

Böylece tsunami doğar,

moving at over 500 miles per hour. Kalıp ifadeler

1:34

ve saatte 500 milden fazla hızla ilerler.

Anlatım akışı

Thus, the tsunami is born: bir sonucu belirtmek

Thus, az önce açıklanan sürecin sonucunu belirtir. Okura, “the tsunami is born” ifadesinin başka bir adım ya da neden değil, önceki mekanizmadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Burada is born mecazidir: tsunaminin oluştuğunu veya ortaya çıktığını anlatır. Bu kalıp yeni bir olgunun, fikrin veya kuruluşun ortaya çıkışını canlı bir şekilde ifade edebilir.

Alıştırma

Örnekte Thus sözcüğünün bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. Daha sonra açıklanacak bir nedeni sunar.
  2. Daha önce açıklanan süreçten çıkarılan bir sonucu sunar.
  3. Yalnızca tsunaminin ne zaman hareket ettiğini bildirir.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan süreçten çıkarılan bir sonucu sunar.

Kalıp ifadeler

at over 500 miles per hour: bir sayının üzerindeki hız

At hareket hızını belirtir. at over 500 miles per hour ifadesinde over sayıdan önce gelir ve daha fazla anlamını taşır; dolayısıyla hız saatte 500 milden fazladır. Per, her biri için anlamına gelir. Miles per hour bir hız birimidir ve bir saatte gidilen mil sayısını belirtir. Buradaki over sayısal bir sınırın aşılmasıyla ilgilidir; bir şeyin üzerinde bulunma konumunu anlatmaz.

Alıştırma

“Bir hızdan daha yüksek bir hızla” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The train can travel ____ 180 miles per hour.

Cevabı göster

at over

When it's far from shore,

1:37

Kıyıdan çok uzaklaştığında,

a tsunami can be barely detectable, Kelime

1:38

bir tsunami neredeyse hiç fark edilmeyebilir,

Kelime

barely detectable: algılanması neredeyse imkânsız

Barely detectable, bir şeyin hâlâ algılanabilmesine rağmen neredeyse algılanamayacak kadar zayıf veya belirsiz olduğunu belirtir. Burada barely, detectable sözcüğüne olumsuza yakın bir anlam verir. Bu ifade yalnızca bir şeyin küçük olduğunu değil, fark edilmesinin veya ölçülmesinin ne kadar zor olduğunu anlatır. Sinyaller, belirtiler, sesler, kokular veya farklılıklar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi barely detectable ile tamamlayın: The signal was so faint that it was ____.

Cevabı göster

barely detectable

since it moves through the entire depth of the water.

1:40

çünkü suyun tüm derinliği boyunca hareket eder.

But when it reaches shallow water,

1:43

Ancak sığ sulara ulaştığında,

something called wave shoaling occurs. Kelime

1:45

dalga sığlaşması (wave shoaling) adı verilen bir durum ortaya çıkar.

Kelime

something called wave shoaling occurs: teknik bir terimi tanıtma

Something called wave shoaling occurs ifadesinde called wave shoaling, something sözcüğünü niteler ve wave shoaling adı verilen bir şey anlamına gelir. Called, call fiilinin adlandırmak anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır; telefon etmek anlamında değildir. Occurs ana fiildir. Something called X occurs kalıbı, anlatıcının önce bilinmeyen bir süreçten söz etmesini, ardından bu sürecin adını vermesini sağlar. Burada wave shoaling, dalgaların sığ suya girerken yavaşlayıp yükselmesi sürecidir.

Alıştırma

Something called X occurs kalıbını ve oxidation terimini kullanın: When iron reacts with oxygen, something ____.

Cevabı göster

called oxidation occurs

Because there is less water to move through,

1:47

İçinden geçecek daha az su olduğundan,

this still massive amount of energy is compressed. Dilbilgisi

1:49

bu hala devasa olan enerji sıkışır.

Dilbilgisi

still massive ... is compressed: büyüklüğünü koruma ve eyleme maruz kalma

still massive amount of energy ifadesinde still, massive sıfatını niteler ve bir şeyin hâlâ devasa olduğunu ya da çok büyük kalmaya devam ettiğini anlatır. Enerjinin hareketsiz olduğu anlamına gelmez. is compressed edilgendir: enerji sıkıştırma eylemine maruz kalır ve cümle bunun nedenini belirtmez. İfade iki düşünceyi bir arada verir: miktar hâlâ çok büyüktür ve enerji daha az alana sıkıştırılır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. Enerji tamamen hareketsizdir, bu yüzden hiçbir şey değişmez.
  2. Enerji küçülür ve başka bir şeyi etkin biçimde sıkıştırır.
  3. Enerji miktarı hâlâ çok büyüktür ve enerji sıkıştırılmaktadır.
Cevabı göster

Enerji miktarı hâlâ çok büyüktür ve enerji sıkıştırılmaktadır.

The wave's speed slows down while its height rises to as much as 100 feet. Notlar

1:53

Dalganın hızı yavaşlarken yüksekliği 100 feet'e kadar çıkabilir.

Dilbilgisi

slows down while ... rises: eş zamanlı karşıt değişimler

Slows down while its height rises aynı dönem içinde gerçekleşen iki değişimi birbirine bağlar. Slows down hızda azalmayı, rises ise yükseklikte artışı gösterir. Burada while yalnızca zamanı belirtmez; iki eğilim arasındaki karşıtlığı da vurgular. A falls while B rises kalıbı bilimsel süreçleri, grafikleri ve aynı anda farklı yönlerde ilerleyen diğer değişimleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Aynı anda gerçekleşen karşıt iki eğilimi göstermek için cümleyi hedef bağlaç while ile tamamlayın: The pressure fell ____ the temperature rose.

Cevabı göster

while

Kalıp ifadeler

as much as 100 feet: şaşırtıcı derecede yüksek olası bir değer

rises to as much as 100 feet ifadesinde as much as, ulaşılabilecek olası bir üst değeri belirtir ve bu değerin çok yüksek ya da şaşırtıcı olduğunu vurgular. Dalga 100 fite ulaşabilir, ancak tam olarak 100 fit olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi as much as veya as many as ile tamamlayın: The tank can hold ____ 5,000 liters of water.

Cevabı göster

as much as

The word tsunami,

1:58

Tsunami kelimesi,

Japanese for harbor wave, Kültür

1:59

Japonca'da liman dalgası anlamına gelir,

Kültür

Japanese for harbor wave: kısa bir ara dil açıklaması

Japanese for harbor wave, tsunami sözcüğünün kaynağını ve düz anlamını açıklayan, virgüllerle ayrılmış bir ek bilgidir: sözcük Japoncadan gelir ve kelimesi kelimesine “liman dalgası” anlamındadır. Burada Japanese bir kişiyi değil, dili belirtir. Bu ifade which is Japanese for harbor wave yapısının kısaltılmış biçimidir. İngilizce bilgilendirici metinlerde bu tür eş görevli yapılar, yabancı bir sözcüğün anlamını ana bilgi hâline getirmeden kısaca eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle kısa dil ve anlam açıklaması yapısını doğru kullanıyor?

  1. The term adiós, Spain for goodbye, appears in the song.
  2. The term adiós, Spanish to goodbye, appears in the song.
  3. The term adiós, Spanish for goodbye, appears in the song.
Cevabı göster

The term adiós, Spanish for goodbye, appears in the song.

comes from the fact that it only seems to appear near the coast. Kalıp ifadeler

2:01

yalnızca kıyıya yakın yerlerde ortaya çıkıyor gibi görünmesinden gelir.

Kalıp ifadeler

comes from the fact that: bir sonucun kaynağını belirtme

Comes from the fact that, bir şeyin kaynağı veya nedeni olarak tam bir olguyu sunar. Bu cümlede that yan cümlesi it only seems to appear near the coast, söz konusu bağlantıyı açıklayan olguyu verir. Kalıp something comes from the fact that + özne + fiil şeklindedir. Altta yatan temele odaklanır; because ise bir nedeni olaya veya iddiaya daha doğrudan bağlar.

Alıştırma

Cümleyi comes from the fact that ile tamamlayın: The confusion ____ both files have the same name.

Cevabı göster

comes from the fact that

If the trough of a tsunami reaches shore first, Dilbilgisi

2:04

Eğer bir tsunaminin çukuru kıyıya önce ulaşırsa,

the water will withdraw farther than normal before the wave hits, Kelime

2:07

dalga vurmadan önce sular normalden çok daha geriye çekilir,

Dilbilgisi

If the trough ... reaches shore first: gerçek bir gelecek koşulu

If the trough of a tsunami reaches shore first, if yan cümlesidir. Olası bir koşul oluşturur: trough, yani dalganın en alçak bölümü, dalganın tepesinden önce kıyıya ulaşabilir. Gerçekleşmesi mümkün bir gelecek durumu için koşul kısmında if + geniş zaman, sonuç kısmında will + fiilin yalın hâli kullanılır. Bu nedenle iki olay da gelecekte olsa bile if yan cümlesinde reaches, ana cümlede ise will withdraw kullanılır.

Alıştırma

Gerçek gelecek koşulunu arrive ve leave fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If the bus ____, we ____ right away.

Cevabı göster

arrives · will leave

Kelime

withdraw farther than normal before the wave hits: dalga gelmeden önce suyun olağan dışı biçimde çekilmesi

Bu ifade, denizin kıyıdan fiziksel olarak alışılmadık derecede uzak bir mesafeye çekildiğini anlatır. Burada withdraw geçişsizdir: suyun kendisi geri çekilir; farther than normal bu mesafeyi kıyı çizgisinin olağan hareketiyle karşılaştırır. Before the wave hits, bu çekilmeyi yaklaşan dalgadan önceye yerleştirir. Tsunami uyarısı bağlamında böylesine olağan dışı bir çekilme, kıyının güvenli olduğunun kanıtı değil, bir tehlike işaretidir.

Alıştırma

Cümleyi withdraw ve karşılaştırma ifadesi farther than normal ile tamamlayın: During a tsunami warning, the ocean may ____ before a large wave arrives.

Cevabı göster

withdraw farther than normal

which can be misleadingly dangerous. Kelime

2:10

bu da yanıltıcı derecede tehlikeli olabilir.

Kelime

misleadingly dangerous: yanıltıcı görünümü nedeniyle tehlikeli

Misleadingly, dangerous sözcüğünü niteler. Bu cümlede durum gerçekten tehlikelidir; çünkü sakin ya da zararsız görünen hali insanların yanlış bir karar vermesine yol açabilir. Bu ifade yalnızca very dangerous anlamına gelmez ve tehlikenin sahte olduğu anlamını da taşımaz. -ingly ile biten zarf, gerçek tehlikeyi durumun insanları yanıltma biçimine bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede misleadingly dangerous ne anlama geliyor?

  1. Tehlikeli görünür, ancak aslında tamamen güvenlidir.
  2. Son derece tehlikelidir ve hiç kimse onu güvenli sanamaz.
  3. Güvenli görünebilir, ancak yanıltıcı görünüm gerçek bir tehlikeyi gizler.
Cevabı göster

Güvenli görünebilir, ancak yanıltıcı görünüm gerçek bir tehlikeyi gizler.

A tsunami will not only drown people near the coast, Dilbilgisi

2:13

Bir tsunami yalnızca kıyıya yakın insanları boğmakla kalmaz,

but level buildings and trees for a mile inland or more, Notlar

2:16

aynı zamanda kıyıdan bir mil veya daha fazla içerideki binaları ve ağaçları da yerle bir eder,

Dilbilgisi

will not only drown..., but level...: iki sonucu birlikte ekleme

Will not only drown..., but level... ifadesi, iki sonucu bağlamak ve ikincisinin ek bir sonuç olduğunu vurgulamak için not only A, but B kalıbını kullanır. Burada will, drown ve level fiillerinin yalın biçimlerinin ikisi için de geçerlidir. Daha tam kalıp not only A, but also B biçimindedir; bu cümlede also çıkarılmıştır. Birbirine bağlanan iki bölüm paralel yapıda olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The storm ____ flooded several homes, ____ also cut off electricity.

Cevabı göster

not only · but

Kelime

level buildings and trees: yıkıcı bir fiil olarak level

Level buildings and trees ifadesinde level, bir şeyi neredeyse hiçbir parçası ayakta kalmayacak kadar tamamen yıkmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Buildings and trees bu fiilin doğrudan nesneleridir. Bu anlam; afet, savaş, yangın veya yıkım haberlerinde yaygındır. Yıkıcı bir eylemi anlatır; düz veya aynı yükseklikte anlamındaki level sıfatı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen yıkmak” anlamındaki level fiiliyle tamamlayın: A powerful blast can ____ an entire building.

Cevabı göster

level

Kalıp ifadeler

for a mile inland or more: for + mesafe

Burada for, bir şeyin uzandığı ya da etkisinin sürdüğü mesafeyi, yani bir mili belirtir. Inland, kıyıdan iç kesimlere doğru olan yönü gösterir; or more ise mesafenin bir mili aşabileceğini anlatır. Devam etme, uzanma, görünürlük veya etki alanı bildiren fiil ve ifadelerden sonra for + mesafe kullanılabilir. Bu yapıda for mekânsal uzunluğu ölçer; amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede for zaman veya amaç yerine mekânsal mesafe belirtir?

  1. The trail follows the river for five miles.
  2. We waited for five minutes.
  3. This button is for emergencies.
Cevabı göster

The trail follows the river for five miles.

especially in low-lying areas. Kelime

2:19

özellikle de alçak bölgelerde.

Kelime

in low-lying areas: alçak rakımlı bölgeler

Low-lying, “alçak rakımda bulunan” anlamına gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. low-lying areas ifadesinde low ve lying birlikte areas sözcüğünü niteler; bu tür yerler genellikle sel veya fırtına kabarmasına daha açıktır. Buradaki lying, “yalan söylemek” değil, “bir yerde bulunmak” anlamındaki lie fiilinden gelir. Kısa çizgi, iki sözcüğün areas önünde tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Hava durumu uyarısını alçak rakımlı yerleri belirten hedef ifadeyle tamamlayın: Heavy rain may cause flooding in ____.

Cevabı göster

low-lying areas

As if that weren't enough, Deyimler

2:21

Sanki bu yetmezmiş gibi,

Deyimler

As if that weren't enough: daha kötü bir gelişme eklemek

As if that weren't enough, “bütün bunlardan sonra hâlâ başka bir sorun vardı” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede tehlikenin daha da artacağını bildirir; konuşan kişi neyin “yeterli” olduğunu gerçekten ölçmüyordur. Weren't düşünceyi varsayımsal olarak sunar: önceki durum zaten fazlasıyla kötüydü, ancak ardından daha kötü bir şey gelir. İfade genellikle bir yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bu geçiş ifadesini başka bir sorun eklemek için doğal biçimde kullanıyor?

  1. As if the heavy rain weren't enough, the wind knocked down a tree.
  2. As if the heavy rain weren't enough, the forecast uses weather symbols.
  3. As if the heavy rain weren't enough, rain comes from clouds.
Cevabı göster

As if the heavy rain weren't enough, the wind knocked down a tree.

the water then retreats,

2:23

sular daha sonra geri çekilir,

dragging with it the newly created debris Dilbilgisi

2:24

yeni oluşan enkazları

Dilbilgisi

dragging with it the newly created debris: fiil + with it + uzun nesne

Dragging with it the newly created debris, su çekilirken aynı anda ne olduğunu ekleyen bir present-participle yan cümlesidir. Çekilen suyun enkazı da sürükleyip götürdüğü anlamına gelir. it zamiri the water ifadesine döner; the newly created debris ise sürüklenen şeydir. Sıralama fiil + with it + nesne biçimindedir. İngilizce, resmî betimlemelerde uzun veya karmaşık bir nesneyi sık sık with it ifadesinden sonra yerleştirir: dragging with it the newly created debris. Daha doğrudan olan dragging the newly created debris with it sıralaması da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak özgün cümle uzun isim grubunu sona bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, nehrin başka şeyleri de beraberinde taşıdığını göstermek için fiil + with it + uzun nesne yapısını kullanıyor?

  1. The river surged through the valley, carrying with it fallen branches and pieces of wood.
  2. The river surged through the valley because fallen branches blocked the road.
  3. The river surged through the valley, carrying fallen branches and pieces of wood with it.
Cevabı göster

The river surged through the valley, carrying with it fallen branches and pieces of wood.

and anything or anyone unfortunate enough to be caught in its path. Notlar

2:27

ve yoluna çıkma talihsizliğini yaşayan her şeyi veya herkesi beraberinde sürükler.

Dilbilgisi

unfortunate enough to be caught in its path: adjective + enough + to-infinitive yapısı

adjective + enough + to-infinitive yapısı, bir niteliğin derecesini ardından gelen eylem veya sonuçla ilişkilendirir. Enough sıfattan sonra gelir: old enough to..., strong enough to.... Unfortunate gibi değerlendirme bildiren bir sıfatla kullanıldığında bu yapı, “başına bu gelecek kadar talihsiz” anlamına gelir. Anyone unfortunate enough to be caught... ifadesi, akıntıya kapılma talihsizliğini yaşayan herkesi anlatır. To be caught edilgendir; çünkü kişi veya şey hareket eden suyun ve enkazın etkisine maruz kalır.

Alıştırma

Strong, enough ve to sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The shelter was ____ protect everyone from the wind.

Cevabı göster

strong enough to

Deyimler

caught in its path: hareket eden bir tehlikenin güzergâhında

Burada caught in its path, hareket eden tehlikeli bir şeyin izlediği güzergâhta sıkışmak, ona çarptırılmak veya sürüklenmek anlamına gelir. Its, geri çekilen suyu ve enkazı belirtirken path bunların geçtiği alanı anlatır; yürüyüş yolu anlamında değildir. Caught, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğinde kullanılan catch fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Tam biçimi anyone who is caught in its path şeklindedir. Burada “polis tarafından yakalanmak” anlamına gelmez. İfade, tehlikenin yolundan çıkamayan kişi veya şeylere odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The wildfire destroyed several cabins ____.

Cevabı göster

caught in its path

The 2004 Indian Ocean tsunami was one of the deadliest natural disasters in history, Dilbilgisi

2:31

2004 Hint Okyanusu tsunamisi, tarihteki en ölümcül doğal afetlerden biriydi,

Dilbilgisi

one of the deadliest natural disasters in history: one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim

one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı, bir kişinin veya şeyin belirli bir niteliğin en yüksek düzeyde olduğu bir gruba ait olduğunu gösterir. Burada tsunami, tarihin en ölümcül doğal afetleri grubunun bir üyesidir; ifade, onun tek ve en ölümcül afet olduğunu söylemez. one of the ifadesinden sonra en üstünlük biçimi deadliest ve çoğul isim disasters kullanılır. Özne hâlâ tekil isim grubu The 2004 Indian Ocean tsunami olduğu için tekil was kullanılır.

Alıştırma

one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını old ve bridge ile kullanarak cümleyi tamamlayın: This is ____ in the country.

Cevabı göster

one of the oldest bridges

killing over 200,000 people throughout South Asia.

2:36

Güney Asya genelinde 200.000'den fazla insanı öldürdü.

So how can we protect ourselves against this destructive force of nature? Notlar

2:40

Peki, doğanın bu yıkıcı gücüne karşı kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Kalıp ifadeler

protect ourselves against: protect + korunan nesne + against + tehdit

Protect + korunan nesne + against + tehdit yapısı, bir kişiyi veya şeyi tehlike, saldırı, hastalık ya da başka bir zararlı etkiden korumak anlamına gelir. Soruda ourselves nesnedir ve we öznesine geri gönderme yapar: eylemi yapanlarla korunan kişiler aynıdır. Against, korunulan tehdidi tanıtır. Burada fiziksel bir yön belirtmez. Yapı özneye göre protect myself, yourself, ourselves veya someone else against something şeklinde değişebilir.

Alıştırma

protect ... against ... yapısını ve we için uygun dönüşlülük zamirini kullanın: We use sunscreen to ____ harmful UV rays.

Cevabı göster

protect ourselves against

Deyimler

destructive force of nature: güçlü ve yıkıcı bir doğa olayı

Destructive force of nature, ciddi hasara yol açan ve insanların kontrol etmekte zorlandığı güçlü bir doğa olayını veya doğal süreci anlatır. Burada tsunamiye gönderme yapar. Force, fiziksel güç demektir; silahlı bir birlik veya birini bir şey yapmaya zorlama eylemi değildir. Bu ifade, tsunami adını tekrar etmek yerine onun gücünü ve etkilerini daha genel biçimde tanımlar. Yıkıcı güçleri vurgulanmak istendiğinde kasırgalar, depremler ve volkanik patlamalar da aynı yapıyla anlatılabilir.

Alıştırma

Örnekte this destructive force of nature neyi ifade ediyor?

  1. Tsunamiyle savaşmak için gönderilen askerî bir birlik
  2. Birinin doğal dünyayı değişmeye zorlaması
  3. Ciddi hasara yol açan güçlü bir doğa olayı
Cevabı göster

Ciddi hasara yol açan güçlü bir doğa olayı

People in some areas have attempted to stop tsunamis with sea walls, Notlar

2:44

Bazı bölgelerdeki insanlar tsunamileri deniz duvarları,

flood gates,

2:48

taşkın kapıları,

and channels to divert the water. Kelime

2:49

ve suyu yönlendirecek kanallarla durdurmaya çalıştı.

Kalıp ifadeler

have attempted to stop: başarıyı garanti etmeyen çaba

attempt to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyi yapmak için çaba göstermek anlamına gelir. Have attempted to stop, insanların tsunamileri durdurmak için bir veya daha fazla girişimde bulunduğunu söyler; bu girişimlerin başarılı mı yoksa başarısız mı olduğunu belirtmez. Have attempted, present perfect yapısındadır. Tamamlanmış belirli bir geçmiş zamanı söylemeden önceki çabaları şu anki tartışmayla ilgili olarak sunar. Şimdiye kadar nelerin denendiğini değerlendiren raporlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi attempt fiilinin present perfect biçimi ve reduce fiiliyle tamamlayın: Engineers ____ flood damage, but the problem continues.

Cevabı göster

have attempted to reduce

Kelime

sea walls, flood gates, and channels: üç tür taşkın kontrol altyapısı

sea walls, flood gates, and channels ifadesi, tehlikeli suyu yönetmek için kullanılan üç tür altyapıyı sıralar. Sea walls dalgalara ve fırtına kabarmalarına karşı koyan kıyı bariyerleridir; flood gates akışı kontrol etmek için açılıp kapanabilen hareketli kapaklardır; channels ise suyu seçilmiş bir yol boyunca taşıyan kanallardır. Üç çoğul isim, with sözcüğünden sonra paralel bir liste oluşturur. Bu su yönetimi bağlamında channels, televizyon veya internet kanalları değil, su yolları anlamına gelir.

Alıştırma

Üç altyapı türünü doğru biçimde ayıran ifade hangisidir?

  1. Üç terim de televizyon veya internet iletişim sistemlerini ifade eder.
  2. Deniz setleri kıyı sularına karşı koyar, taşkın kapakları akışı kontrol etmek için açılıp kapanır ve kanallar suyu belirli bir yol boyunca taşır.
  3. Üçü de hareketli parçası olmayan aynı katı duvarın adıdır.
Cevabı göster

Deniz setleri kıyı sularına karşı koyar, taşkın kapakları akışı kontrol etmek için açılıp kapanır ve kanallar suyu belirli bir yol boyunca taşır.

Kelime

divert the water: suyu başka bir yöne yönlendirmek

divert the water ifadesinde divert geçişli bir fiildir; rotası değişen şey the water'dır. Kanallar suyun ilk akış yolundan çıkıp başka bir yere akmasını sağlar; divert suyu yok etmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez. divert + nesne kalıbı traffic, attention ve resources ile de kullanılabilir. Ortak fikir, bir şeyi ilk yönünden, odak noktasından veya kullanım amacından başka bir yere çevirmektir.

Alıştırma

'Suyu başka bir yöne göndermek' anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Engineers dug a channel to ____.

Cevabı göster

divert the water

But these are not always effective. Kalıp ifadeler

2:51

Fakat bunlar her zaman etkili olmaz.

Kalıp ifadeler

not always effective: kısmi olumsuzluk

not always effective ifadesinde not, always sözcüğünün “her zaman” anlamını sınırlar. İfade, “her durumda etkili değil” demektir. Önlemlerin bazen işe yarayabileceği olasılığını açık bırakır; yalnızca istisnalar vardır. Bu, kısmi olumsuzluktur. not always ... kalıbı, bir şeyin “her seferinde” olduğu iddiasını reddeder ama onun hiçbir zaman olmadığını söylemez.

Alıştırma

“This method is not always effective” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yöntem her seferinde başarıyla işe yarar.
  2. Yöntem hiçbir durumda işe yaramaz.
  3. Yöntem bazı durumlarda işe yarar, ancak her durumda değil.
Cevabı göster

Yöntem bazı durumlarda işe yarar, ancak her durumda değil.

In 2011,

2:53

2011 yılında,

a tsunami surpassed the flood wall protecting Japan's Fukushima power plant, Notlar

2:54

bir tsunami Japonya'nın Fukuşima santralini koruyan sel duvarını aştı,

Kelime

surpassed the flood wall: koruyucu bir sınırı aştı

Burada surpassed, “ötesine geçti” veya “aştı” anlamına gelir. Tsunami, sel duvarının yüksekliğini ya da koruma kapasitesini aştı. Duvar yalnızca suyun yanından geçtiği bir yer değil, koruyucu bir sınır olarak anlaşılır. Daha genel olarak surpass, “bir düzeyi, sınırı, rekoru, beklentiyi veya başarıyı aşmak” anlamına gelen oldukça resmî bir fiildir. Nesnesi genellikle aşılabilecek bir ölçüt sunar.

Alıştırma

“Önceki rekorun ötesine geçti” anlamını vermek için cümleyi surpass fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Her score ____ the previous record.

Cevabı göster

surpassed

Kültür

Japan's Fukushima power plant: 2011 felaketindeki Fukuşima Daiichi

Bu felaket anlatısında Japan's Fukushima power plant, Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'ni ifade eder. 2011'de bir tsunami tesisi koruyan deniz duvarını aştı ve büyük bir nükleer kazaya yol açtı. Bu arka plan, bir sonraki sonucun neden nükleer felaket olarak tanımlandığını açıklar. power plant ifadesindeki plant, canlı bir bitkiyi değil, büyük bir sanayi tesisini anlatır. power plant, elektriğin üretildiği tesistir.

Alıştırma

Bu cümlede Japan's Fukushima power plant neyi ifade ediyor?

  1. Fukuşima'da özel bitkilerin yetiştirildiği bir bahçe
  2. 2011 felaketiyle bağlantılı bir nükleer enerji üretim tesisi
  3. Okyanus dalgalarından elektrik üreten bir duvar
Cevabı göster

2011 felaketiyle bağlantılı bir nükleer enerji üretim tesisi

causing a nuclear disaster in addition to claiming over 18,000 lives. Notlar

2:59

18.000'den fazla can kaybına ek olarak bir nükleer felakete de neden oldu.

Kalıp ifadeler

in addition to + isim veya -ing biçimi

in addition to, ‘...e ek olarak’ ya da ‘...in yanı sıra’ anlamına gelir. Başka bir olgu, eylem veya sonucu ekler. Burada causing a nuclear disaster ile claiming over 18,000 lives aynı olayın iki sonucu olarak sunulur. Bu ifadedeki to bir edattır. in addition to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: in addition to the damage; in addition to claiming lives. to'dan hemen sonra fiilin yalın hâlini kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi in addition to ve read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, Leo practices writing every day.

Cevabı göster

In addition to reading

Kelime

claiming over 18,000 lives: ölümlere neden olmak

Burada claiming over 18,000 lives, “18.000'den fazla kişinin ölümüne neden olmak” anlamına gelir. Claim, nesnesi a life veya lives olduğunda “can almak” anlamını taşır; burada “bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek” anlamında değildir. claim + sayı veya miktar + lives kalıbı, ölüm sayısını kısa ve resmî bir biçimde bildirmek için kullanılır. Her kişinin nasıl öldüğünü anlatmak yerine ölümle sonuçlanan etkiye odaklanır.

Alıştırma

Bu haber üslubundaki cümleyi claim fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The earthquake ____ hundreds of lives.

Cevabı göster

claimed

Many scientists and policy makers are instead focusing on early detection, Kalıp ifadeler

3:04

Birçok bilim insanı ve politika yapıcı bunun yerine erken teşhise odaklanıyor,

Kalıp ifadeler

instead focusing on early detection: stratejiyi değiştirmek

are instead focusing on early detection ifadesinde instead, stratejide bir değişiklik olduğunu gösterir. Bu odağın, daha önceki tsunamileri engellemeye çalışma fikrine alternatif olarak seçildiğini anlatır; yalnızca “ayrıca” anlamına gelmez. Focus on, dikkati, araştırmayı veya kaynakları bir şeye yöneltmek demektir. Bu yapıda instead, yardımcı fiil are ile -ing biçimindeki focusing arasına gelir; on ise early detection isim öbeğini başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle eski bir stratejiden yeni bir odağa geçildiğini açıkça gösteriyor?

  1. The old method failed, but the team is still focusing on it.
  2. The old method failed, so the team is instead focusing on early warning.
  3. The old method failed, so the team is also focusing on early warning.
Cevabı göster

The old method failed, so the team is instead focusing on early warning.

monitoring underwater pressure and seismic activity, Kelime

3:08

sualtı basıncını ve sismik aktiviteleri izliyor,

Kelime

monitoring underwater pressure and seismic activity: su altı basıncını ve sismik etkinliği izlemek

Bu ifadede monitoring, bir şeye yalnızca bir kez bakmayı değil, onu sürekli veya düzenli olarak kontrol edip kaydetmeyi anlatır. Underwater pressure ve seismic activity, izlenen iki paralel unsurdur. Seismic activity, depremleri ve bunlarla bağlantılı yer hareketlerini ifade eder. Yalnızca yoğun veya hareketli bir etkinlik anlamına gelmez. İfadenin bütünü, olası tehlikeleri belirlemek için yapılan bilimsel gözlemi anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu güvenlik bağlamında ne anlama geliyor?

  1. Su altı basıncı ve depremle bağlantılı etkinlik sistemli olarak kontrol ediliyor.
  2. Okyanusun rengi ve insanların genel heyecanı ölçülüyor.
  3. Depremlerin meydana gelmesini önlemek için su altı basıncı kontrol ediliyor.
Cevabı göster

Su altı basıncı ve depremle bağlantılı etkinlik sistemli olarak kontrol ediliyor.

and establishing global communication networks for quickly distributing alerts. Kalıp ifadeler

3:11

ve uyarıların hızla dağıtılması için küresel iletişim ağları kuruyor.

Kalıp ifadeler

establishing global communication networks: küresel iletişim ağları kurmak

Bu ifadede establishing, bir sistemi oluşturup işler hâle getirmek anlamına gelir. Networks, systems, organizations ve procedures ile doğal biçimde kullanılan resmî bir fiildir. Global communication networks, ülkeler arasında bilgi göndermeye yarayan düzenli iletişim kanallarıdır; burada kişisel sosyal bağlantılar kastedilmez. And, bu -ing yapısındaki eylemi aynı listedeki başka bir eyleme bağlar.

Alıştırma

Cümleyi establish fiilinin doğru biçimi ve global communication networks ile tamamlayın: Several agencies are ____ to share warnings across borders.

Cevabı göster

establishing global communication networks

Kalıp ifadeler

for quickly distributing alerts: amacı belirten for + gerund yapısı

Burada for quickly distributing alerts, küresel iletişim ağlarının ne işe yaradığını anlatır. Amaç bildiren for + gerund yapısında for bir edattır; bu nedenle fiil distributing biçiminde kullanılır. Quickly bu eylemi niteler. Distribute alerts, uyarı mesajlarını çok sayıda kişiye veya yere göndermek demektir. Buradaki alerts bu mesajları ifade eder; kişinin tetikte olma durumunu ifade etmez.

Alıştırma

for, quickly, distribute ve alerts kelimelerini bu sırayla kullan. Fiilin biçimini gerektiği gibi değiştir: The emergency network is designed ____.

Cevabı göster

for quickly distributing alerts

When nature is too powerful to stop, Dilbilgisi

3:16

Doğa durdurulamayacak kadar güçlü olduğunda,

Dilbilgisi

too powerful to stop: durdurmayı imkânsız kılan aşırı derece

Too powerful to stop ifadesinde too, eylemi mümkün kılan sınırın aşıldığını gösterir. Doğa o kadar güçlüdür ki insanlar onu durduramaz. Stop kelimesinden sonra it yazılmasa da durdurulan şeyin nature olduğu anlaşılır. to ile kurulan mastar, bu aşırı derecenin yol açtığı imkânsız sonucu belirtir; amaç bildirmez. Yeniden kullanılabilen too + adjective + to + verb kalıbı genellikle bir şeyin, birinin eylemi yapamayacağı kadar... olduğunu anlatır.

Alıştırma

powerful ve stop ile too + adjective + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullan. Başka kelime ekleme: The machine is ____.

Cevabı göster

too powerful to stop

the safest course is to get out of its way. Notlar

3:18

en güvenli yol, onun yolundan çekilmektir.

Dilbilgisi

the safest course is to ...: gerekçeli bir eylem önerisi sunmak

Burada course, okul dersi ya da bir yarışın parkuru değil, bir eylem planı anlamına gelir. The safest course, zarar verme olasılığının en düşük olduğu düşünülen eylemdir. the safest course is to + fiilin yalın hâli kalıbı sakin ve gerekçeli bir öneri verir. Mastar yapısı yapılması gereken eylemi belirtir; başka değerlendirme sıfatlarıyla the best course is to ... veya the wisest course is to ... gibi ifadeler kurulabilir.

Alıştırma

Eylem planı yapısıyla öneriyi tamamlayın: After the gas alarm sounds, the safest ____ leave the building.

Cevabı göster

course is to

Deyimler

get out of its way: tehlikeli bir yoldan çekilmek

Burada get out of its way, güçlü bir şeyin yolundan veya etkileyebileceği bölgeden uzaklaşmak anlamına gelir. Its o şeyi belirtir. Bu, yalnızca nezaket gereği biraz yer açmak değil, tehlikeden etkin biçimde kaçınmaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp get out of + iyelik biçimi + way şeklindedir. İyelik biçimi, yolunu veya hareketini engellememeniz gereken kişi ya da şeyi gösterir: its way, the machine's way veya someone's way.

Alıştırma

Ağır bir araba size doğru yuvarlanıyor. Hangi uyarı onun yolundan çekilmenizi söyler?

  1. Stay back and get out of its way.
  2. Wait beside it and watch it pass.
  3. Step closer and get in its way.
Cevabı göster

Stay back and get out of its way.