ABD'ye Seyahat Etmeden Önce Öğrenmeniz Gereken 10 İfade: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: Bir turist New York'ta fiyatlar, yol tarifi, restoranlar, alışveriş, sıralar, Wi-Fi ve yabancılardan yardım isteme üzerine konuşmalar yapıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "How much is it?" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısa fiyat sorma yapısını tanıyıp bilet, yiyecek veya başka alışverişlere uyarlayın. 2. "Are you in line?" — Sözcük anlamı ve kullanım: Amerikan İngilizcesinde line sözcüğünün sıra anlamına geldiğini kavrayın ve yer almadan önce nazikçe sorun. 3. "Excuse me." / "Thank you." — Konuşma edimbilimi ve tutum: ilk ifadeyle bir yabancının dikkatini kibarca çekin, yardım alınca ikinci ifadeyle teşekkür edip konuşmayı tamamlayın.
Bu derste
Hiç uyumayan şehir
Bu lakapta şehir, hiç uyumayan bir insan gibi anlatılır. Anlamı, şehrin hem gündüz hem gece hareketli ve canlı olmasıdır; şehirdeki hiç kimsenin uyumadığı anlamına gelmez. Burada ifade, özellikle gece hayatı ve günün her saati süren etkinlikleriyle New York şehrini anlatır.
Alıştırma
New York'un bilinen lakabını tamamlayın: New York is ____.
Cevabı göster
the city that never sleeps
Büyük Elma
The Big Apple, New York şehrinin iyi bilinen bir lakabıdır. Burada visiting the Big Apple, New York'u ziyaret etmek demektir; gerçek bir elmayı anlatmaz. Bu sözcükler tek bir özel lakap oluşturur. Lakap şehir adı olarak tek başına kullanıldığında tam biçim olan the Big Apple kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi New York City'nin lakabıyla tamamlayın: After college, Luis moved to ____ for a job.
Cevabı göster
the Big Apple
and practice some common tourist situations.
0:15ve yaygın turist durumlarının pratiğini yapacağız.
I will teach you 10 English phrases you need to know
0:19Amerika Birleşik Devletleri'ne seyahat ettiğinizde
"How much is it?" ile fiyat sormak
“How much is it?”, iki kişinin de hangi şeyden söz edildiğini bildiği bir ürünün, hizmetin veya etkinliğin fiyatını sorar. Buradaki it, konuşulan şeyi temsil eder. Kalıp How much + be + özne şeklindedir. Gerektiğinde özneyi değiştirebilirsin: “How much is one ticket?”. Bu soruda how much, “miktarı ne kadar” değil, “fiyatı ne kadar” anlamına gelir.
Alıştırma
Elinde fiyat etiketi olmayan bir defter var. Soruyu tamamla: ____?
Cevabı göster
How much is it
Koşuldan önce "It depends on" kullanımı
“It depends on”, cevabın veya sonucun bir koşula göre değiştiğini belirtir. Bu cümlede where you’re going, cevabı etkileyen koşuldur. Depend sözcüğü bu tür bir koşuldan önce normalde on alır. on sözcüğünden sonra “the weather” gibi bir isim veya “where you’re going” gibi bir wh yan cümlesi kullanılabilir.
Alıştırma
Bir koşulun sonucu belirlediğini anlatmak için depend sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- It depends on the weather.
- It depends the weather.
- It is depend on the weather.
Cevabı göster
It depends on the weather.
And if you're planning to travel by train or subway,
0:53Eğer tren veya metro ile seyahat etmeyi planlıyorsanız,
because prices can be all over the place. Deyimler
1:07çünkü fiyatlar her yerde tamamen farklı olabilir.
all over the place: tutarlı bir düzeyi olmayan fiyatlar
Burada all over the place, fiyatların bir satıcıdan diğerine çok farklı olduğu ve belirgin, tutarlı bir düzey bulunmadığı anlamına gelir. Fiyatların birçok yerde bulunduğu anlamına gelmez. Bu yaygın ve gündelik deyim, sonuçlar çok dengesiz olduğunda kaliteyi ya da performansı da anlatabilir. Ayrıca dağınık düşünce veya planları da anlatabilir. Doğru anlamı seçmek için ifadenin neyi nitelediğine bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede all over the place “çok tutarsız” anlamındadır?
- The guide walked all over the place to find the missing bag.
- The repair quotes are all over the place; one shop wants $40 and another wants $300.
- My keys are all over the place, on tables in three different rooms.
Cevabı göster
The repair quotes are all over the place; one shop wants $40 and another wants $300.
Kibar bir rica olarak Can you take a picture of me?
Can you take a picture of me?, birinden kamera ya da telefon kullanarak konuşanın fotoğrafını çekmesini isteyen doğal bir ricadır. Burada Can you, yalnızca “Bunu yapabilir misiniz?” diye beceriyi sormaz; “Lütfen bunu yapın” anlamına gelir. take a picture of me ifadesinde take, bir fotoğraf “çekmek” anlamındadır; of me ise fotoğrafta kimin bulunması gerektiğini gösterir. Konuşana ait bir fotoğrafı alıp götürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yabancının fotoğrafa girmeden sizin fotoğrafınızı çekmesini istiyorsunuz. Ne sormalısınız?
- Can you take a picture of me?
- Can you take a picture with me?
- Can you take a picture for me?
Cevabı göster
Can you take a picture of me?
This is a phrase you'll use a lot when traveling,
1:27Bu, seyahat ederken çok kullanacağınız bir ifadedir,
whether you're on your own or with a big group. Kalıp ifadeler
1:30ister kendi başınıza ister büyük bir grupla olun.
on your own: tek başına veya yardım almadan
“On your own”, yanında kimse olmadığı için tek başına olmayı veya kimseden yardım almadan bir şey yapmayı ifade eder. Burada etkinliği tek kişinin yapması ile kalabalık bir grupla yapılması karşılaştırılır. Kalıp on + iyelik sözcüğü + own şeklindedir: on my own, on your own, on her own ve on our own.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik sözcüğü + own kalıbıyla tamamlayın: “Lena finished the puzzle ____, without any help.”
Cevabı göster
on her own
back home how much fun you're having in New York City. Kalıp ifadeler
1:37New York City'de ne kadar eğlendiğinizi göstermek için fotoğraflar isteyeceksiniz.
back home: başka bir yerden bakılan alışılmış yaşam yeri
“Back home”, başka bir yerden bakıldığında bir kişinin normalde yaşadığı yeri anlatır. Burada seyahat eden kişi New York'tadır; ailesi ve arkadaşları ise onun normalde yaşadığı yerdedir. Back, o yerden uzakta olma bakış açısını ekler. Back home tek başına bir konumu belirtir; mutlaka birinin oraya döndüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“Başka bir yerden bakıldığında normalde yaşanan yerde” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Ava is at summer camp, but her dog is ____.”
Cevabı göster
back home
Don't be afraid to ask a stranger, Kalıp ifadeler
2:04Bir yabancıdan şu soruyu sormaktan korkmayın,
Don't be afraid to ask ile nazikçe cesaretlendirme
Don't be afraid to + fiilin yalın hâli, utangaç veya kararsız hissedebilecek birini bir şey yapması için nazikçe cesaretlendirir. Burada dinleyiciyi bir yabancıdan yardım istemeye teşvik eder. Bu ifade her zaman kişinin gerçekten korktuğu anlamına gelmez. Çoğu zaman “Sorun değil, devam et ve yap” anlamını verir.
Alıştırma
Arkadaşın yardım istemeye çekiniyor. İngilizce cümleyi dersteki ifadeyle tamamla: ____ the teacher for help.
Cevabı göster
Don't be afraid to ask
and sometimes they might want you to take their photo too.
2:12ve bazen onlar da sizin onların fotoğrafını çekmenizi isteyebilir.
Do you speak English? ile ortak bir dili kontrol etme
Do you speak + dil? kalıbı, karşınızdaki kişinin o dilde iletişim kurup kuramadığını sorar. Bu soruda speak, “mükemmel konuşmak” veya “ana dili olmak” anlamına gelmez. Burada soru, konuşmacı daha fazla yardım istemeden önce ortak bir dil belirler.
Alıştırma
Bir yabancının İngilizce iletişim kurup kuramadığını öğrenmek istiyorsun. Soruyu tamamla: Do you speak ____?
Cevabı göster
English
This phrase can be a lifesaver when you're in a difficult situation. Deyimler
2:23Zor bir durumda olduğunuzda bu ifade hayat kurtarıcı olabilir.
can be a lifesaver: çok büyük yardım sağlayabilir
Bu cümlede can be a lifesaver, “çözülmesi zor bir sorun karşısında çok büyük yardım sağlayabilir” demektir. Lifesaver burada mecazdır; genellikle birinin gerçekten ölüm tehlikesinde olduğu anlamına gelmez. be a lifesaver kalıbı, tam gerektiği anda önemli yardım sağlayan bir kişiyi, aracı, tavsiyeyi veya eylemi anlatabilir. can be olasılık bildirir; bunun kesin olacağını söylemez.
Alıştırma
“This map can be a lifesaver when you get lost” cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Harita ölmüş birini gerçekten hayata döndürebilir.
- Harita zor bir anda çok büyük yardım sağlayabilir.
- Haritaya bakmak eğlencelidir ama harita yararlı değildir.
Cevabı göster
Harita zor bir anda çok büyük yardım sağlayabilir.
you'll want to make sure you can communicate with the person you're asking. Kalıp ifadeler
2:29soru sorduğunuz kişiyle iletişim kurabildiğinizden emin olmak isteyeceksiniz.
make sure + yan cümle: bir koşulu kontrol etmek
Bu cümlede make sure, “gerekli bir koşulun doğru olduğunu kontrol etmek veya doğru olmasını sağlamak için adım atmak” demektir. Gerekli koşul, yardım istediğiniz kişiyle iletişim kurabilmektir. Yapı make sure (that) + özne + fiil biçimindedir: make sure (that) you can communicate. Günlük İngilizcede that, buradaki gibi sık sık çıkarılır.
Alıştırma
“Gerekli bir koşulun doğru olduğunu kontrol etmek” anlamındaki öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the video call, ____ your microphone works.
Cevabı göster
make sure
is a way to find someone who can understand you and help you.
2:36sizi anlayabilen ve size yardım edebilecek birini bulmanın bir yoludur.
You can also use this phrase if you speak another language.
2:44Eğer başka bir dil konuşuyorsanız da bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
if you're in a big city like New York with many people who speak different languages,
2:49farklı diller konuşan birçok insanın olduğu New York gibi büyük bir şehirdeyseniz,
you might find someone who can speak your native language.
2:54ana dilinizi konuşabilen birini bulabilirsiniz.
if my first language was Spanish, I would ask: gerçek dışı bir şimdiki koşul
Bu, ikinci tip koşul cümlesidir: if + geçmiş zaman biçimi, şu anda gerçek olmayan veya hayal edilen bir durumu sunar; would + fiilin yalın biçimi ise sonucu verir. Konuşanın ana dili İspanyolca değildir; buradaki was geçmiş zamanı anlatmaz. Kullanılabilir kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, özne + would + fiilin yalın biçimidir. Daha resmî İngilizcede I ile genellikle were tercih edilir: If my first language were Spanish, I would ask, ...
Alıştırma
Hangi cümle hayal edilen bir şimdiki durumu ve sonucunu açıkça anlatır?
- If I were the teacher, I would give the class a short break.
- If I am the teacher tomorrow, I will give the class a short break.
- If I would be the teacher, I gave the class a short break.
Cevabı göster
If I were the teacher, I would give the class a short break.
you can ask the same question in case you need help on the street.
3:25sokakta yardıma ihtiyacınız olması durumunda aynı soruyu sorabilirsiniz.
You can use this phrase to find out where something is at. Kelime
3:32Bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek için bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Günlük konuşmada where something is at
Where something is at, where something is ile aynı anlama gelir. Where zaten yer bilgisini taşır; bu nedenle sondaki at bu bilgiyi tekrarlar, ancak bu kullanım günlük konuşmada yaygındır. Bu, where ile başlayan her yan cümlenin at gerektirdiği anlamına gelmez. Genel seçim, konuşma dilindeki where ... is at ile özellikle resmî yazıda kullanılan daha sade where ... is arasındadır.
Alıştırma
Resmî bir e-posta için hangi cümle daha iyi bir seçimdir?
- Could you tell me where the meeting room is?
- Could you tell me where the meeting room is at?
Cevabı göster
Could you tell me where the meeting room is?
if you're at a restaurant and need to use the restroom,
3:36eğer bir restorandaysanız ve tuvaleti kullanmanız gerekiyorsa,
Where is the restroom? — Where is + yer? soru kalıbı
Where is + yer? bir yerin konumunu doğrudan soran bir sorudur. Where başta gelir; ardından is ve yeri belirten isim grubu gelir: Where + is + the restroom? Doğrudan soruda bu sözcük dizilişini kullanın. Where the restroom is düz cümle dizilişindedir ve Can you tell me where the restroom is? gibi daha uzun bir cümlenin içinde kullanılır.
Alıştırma
Doğrudan soruyu doğru fiille tamamlayın: Where ____ the bus stop?
Cevabı göster
is
Straight the hallway and all the way down on the right side. Kalıp ifadeler
3:55Koridordan düz gidin ve sağ taraftan en sona kadar gidin.
Yol tarifinde all the way down ... on the right side
All the way down, bir yolun veya geçidin tamamı boyunca ya da en sonuna kadar ilerlemek anlamına gelir. Burada down, alt kata inmekten çok koridorda daha ileri gitmeyi anlatır. On the right side, o bölgeye vardığınızda hedefin hangi tarafta olacağını söyler. Bu parçalar birlikte hem mesafeyi hem de son konumu belirtir: ilerlemeye devam edin, ardından sağ tarafa bakın.
Alıştırma
Hangi yön tarifi, koridorun sonuna kadar ilerleyip odayı sağ tarafta bulmayı anlatır?
- Go upstairs; the room is on the left side.
- Turn right now; the room is beside you.
- Go all the way down the hall; the room is on the right side.
Cevabı göster
Go all the way down the hall; the room is on the right side.
“Do you know where I can find an ATM?” cümlesinde dolaylı soru söz dizimi
“Do you know ...?” konum sorusunu dolaylı bir soruya dönüştürür. Böylece yabancı birinden yardım isterken soru daha az doğrudan duyulur. where sözcüğünden sonra düz cümle dizilişi kullanılır: I + can + find. Devrik soru dizilişi yalnızca doğrudan soru olan “Where can I find an ATM?” içinde bulunur; “Do you know ...?” sonrasındaki yan cümlede kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir yabancıya ATM'nin yerini kibarca sorar ve doğru söz dizimini kullanır?
- Do you know where can I find an ATM?
- Do you know whether I can find an ATM?
- Do you know where I can find an ATM?
Cevabı göster
Do you know where I can find an ATM?
You can also use this phrase if you need to find the subway.
4:21Eğer metroyu bulmanız gerekiyorsa da bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Yol sormadan önce “I'm not from around here” kullanımı
“I'm not from around here”, konuşanın yakın çevreden, yani buralı olmadığını belirtir. Bu bağlamda bölgeyi iyi bilmediğini de düşündürür. Konuşanın başka bir ülkeden geldiği anlamına gelmek zorunda değildir. Yol tarifi istemeden önce kullanıldığında, kişinin neden yardıma ihtiyaç duyduğunu açıklar ve karşısındaki kişiyi açık ve sabırlı bir şekilde tarif vermeye yönlendirir.
Alıştırma
Konuşan yol sormadan önce “I'm not from around here” diyerek ne anlatır?
- Konuşan bölgeyi iyi tanımıyor ve temel bir yol tarifine ihtiyaç duyabilir.
- Konuşan kesinlikle başka bir ülkeden gelmiştir.
- Konuşan bölgeyi iyi biliyor ve yönlendirmeye ihtiyaç duymuyor.
Cevabı göster
Konuşan bölgeyi iyi tanımıyor ve temel bir yol tarifine ihtiyaç duyabilir.
Sometimes it's tough navigating a big city like New York, Dilbilgisi
4:58New York gibi büyük bir şehirde gezinmek bazen zordur,
It's tough navigating...: bir etkinliğin zor olması
Burada it's tough, “zordur” anlamına gelir. it, değerlendirmeyi başlatan biçimsel öznedir; zor olduğu söylenen asıl etkinlik navigating a big city bölümüdür. -ing biçimindeki navigating, şehirde yolunu bulup hareket etmek anlamına gelir. Bu yapı bir etkinliğin zorluğunu anlatabilir: It's tough + -ing biçiminde etkinlik.
Alıştırma
Yeni cümleyi dersteki tam It's tough + -ing yapısıyla tamamlayın: It's ____ a busy airport when the signs are unclear.
Cevabı göster
tough navigating
especially when people speak really fast.
5:07özellikle de insanlar gerçekten çok hızlı konuştuğunda.
If you struggle understanding native speakers,
5:10Eğer anadili İngilizce olanları anlamakta zorlanıyorsanız,
Lingoda is an online language platform that offers live classes.
5:14Lingoda, canlı dersler sunan çevrimiçi bir dil platformudur.
There are different learning paths that Lingoda offers.
5:34Lingoda'nın sunduğu farklı öğrenme yolları var.
You can learn anytime at your own pace with Lingoda Flex, Kalıp ifadeler
5:41Lingoda Flex ile istediğiniz zaman kendi hızınızda öğrenebilirsiniz,
At your own pace: kendi hızınızda
At your own pace, “size uygun bir hızda” anlamına gelir. Bu cümlede öğrenci, sınıfın tek ve sabit hızına uymak yerine derslerde ne kadar hızlı ilerleyeceğine kendisi karar verebilir. Yapı at + iyelik belirleyicisi + own pace şeklindedir: at my own pace, at her own pace veya at their own pace. İyelik belirleyicisi, kimin hızından söz edildiğine göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “size uygun bir hızda” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This guide lets you learn ____.
Cevabı göster
at your own pace
or you can take a structured course with the same teacher and students joining Lingoda Teams.
5:45veya Lingoda Teams'e katılarak aynı öğretmen ve öğrencilerle yapılandırılmış bir kurs alabilirsiniz.
Flex works best for me due to its 24/7 flexibility. Kalıp ifadeler
5:507/24 esnekliği sayesinde Flex bana en uygun olanı.
Bir nedeni belirten due to + isim öbeği
due to, bir durumun nedenini belirtir. Bu cümlede its 24/7 flexibility, Flex’in konuşan kişi için en iyi seçenek olmasının nedenidir. Buradaki to, kalıplaşmış due to edatının bir parçasıdır. Ardından fiilin yalın hâli değil, its 24/7 flexibility isim öbeği gelir.
Alıştırma
Hangi seçenek, nedeni bir isim öbeğiyle ifade ederek cümleyi doğru tamamlar? The game was canceled ___ heavy rain.
- due
- due to
- because
Cevabı göster
due to
Each teacher will give you personalized guidelines and feedback during each class.
5:56Her öğretmen her ders sırasında size kişiselleştirilmiş kurallar ve geri bildirimler verecektir.
Something that really works for me is the amount of speaking time I get during the classes,
6:01Benim için gerçekten işe yarayan şey dersler sırasında konuştuğum sürenin miktarı,
Başka bir nokta ekleyen But not only that,
But not only that, dinleyen kişiye önceki noktanın anlatılacakların tamamı olmadığını ve başka bir destekleyici noktanın geleceğini bildirir. Burada anlatımı daha önce söylenen bir avantajdan derslerin başka avantajlarına taşır. Bu, tek başına kullanılabilen bir söylem işaretleyicisidir. not only düşüncesinden yararlanır; ancak that daha önce belirtilen noktaya gönderme yaptığı için eşleşen bir but also ifadesi gerekmez.
Alıştırma
Bir kulübün uygun fiyatlı olduğunu zaten söylediniz. Başka bir avantaj eklemek için en uygun başlangıç hangisidir? The club is affordable. ___ it is a welcoming place for beginners.
- On the other hand,
- Because of that,
- But not only that,
Cevabı göster
But not only that,
and use my code LAGRINGA to save $20 and claim up to 20 free private classes.
6:21ve 20 dolar tasarruf etmek ve 20'ye kadar ücretsiz özel ders almak için LAGRINGA kodumu kullanın.
Let me know in the comments which learning path you'll join,
6:29Hangi öğrenme yoluna katılacağınızı yorumlarda bana bildirin,
Let's get back to the video: videoya geri dönmek
“Let's get back to the video” bir geçiş ifadesidir. Kısa yan konunun bittiğini belirtir ve herkesi dikkatini yeniden videoya vermeye davet eder. “Get back to + konu veya etkinlik”, bir kesintiden sonra bir şeye devam etmek anlamına gelebilir. Burada fiziksel olarak bir yere geri dönmek anlamında değildir. “Let's”, bu yönlendirmeye ortak ve samimi bir ton katar.
Alıştırma
Cümleyi “get back to” ile tamamlayın: After that short break, let's ____ the lesson.
Cevabı göster
get back to
since you'll be trying out all the amazing restaurants in New York. Öbek fiiller
6:42çünkü New York'taki tüm o harika restoranları deniyor olacaksınız.
Trying out restaurants: restoranları deneyimlemek
“Trying out”, “try out” öbeksi fiilinin -ing biçimidir. Burada yalnızca tek bir yemeğin tadına bakmak değil, nasıl olduklarını görmek için restoranları ziyaret edip deneyimlemek anlamına gelir. “Try out + şey, yer veya etkinlik”, bir şeyi gerçekten denemek ya da yeni bir deneyim yaşamak için onu kullanmak, ziyaret etmek veya yapmak demektir. “Out”, öbeksi fiilin bir parçasıdır ve “dışarıda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “try out” ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: This afternoon, we're ____ a new board game at the club.
Cevabı göster
trying out
"Do I need a reservation to eat here?" Kalıp ifadeler
6:49"Burada yemek yemek için rezervasyona ihtiyacım var mı?"
need a reservation: rezervasyona ihtiyaç duymak
Need a reservation, gelmeden önce yer ayırtmanın gerekli olduğu anlamına gelir. Burada a reservation, sizin için bir masanın ayrılmasını sağlayan önceden yapılmış düzenlemedir. Do I need a reservation to eat here? cümlesindeki Do I need...?, önceden rezervasyonun zorunlu olup olmadığını sorar. Kuralı öğrenmeye yarar; rezervasyonu fiilen yapmaz.
Alıştırma
Önceden rezervasyonun gerekli olup olmadığını soran ifadeyle soruyu tamamlayın: Do I ____ for the evening boat tour?
Cevabı göster
need a reservation
And we have happy hour from 4:00 to 6:00. Kültür
7:08Ve 4:00'ten 6:00'ya kadar indirimli saatlerimiz var.
happy hour: indirimli saatler
Happy hour, bir barın veya restoranın belirli bir zaman diliminde çoğunlukla içeceklerde, bazen de yiyeceklerde indirim ya da özel fırsatlar sunduğu dönemdir. Bu cümlede from 4:00 to 6:00 promosyonun saatini belirtir. İfade bütün ürünlerin indirimli olduğunu garanti etmez; tam olarak nelerin dahil olduğu sorulmalıdır.
Alıştırma
Bir kafe 15.00 ile 17.00 arasında happy hour olduğunu duyuruyor. Burada happy hour ne anlama gelir?
- Özel indirimlerin olduğu planlı bir dönem
- Çalışanlar için özel bir kutlama
- Günün en yoğun saati
Cevabı göster
Özel indirimlerin olduğu planlı bir dönem
packed ile çok kalabalık bir yeri anlatmak
packed bir yeri, aracı veya etkinliği anlatırken 'insanlarla tamamen dolu' ya da 'çok kalabalık' demektir. Bu cümlede, o kadar çok müşteri olabilir ki boş yer bulmak zorlaşır. get packed, genellikle daha fazla insan geldikçe 'çok kalabalık hâle gelmek' demektir. Bir yerin kutuya veya çantaya konulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'The pool gets packed after school.' İngilizce cümlesinde packed ne anlama gelir?
- İnsanlarla çok kalabalık
- Temizlik için kapalı
- Bir çantaya dikkatlice yerleştirilmiş
Cevabı göster
İnsanlarla çok kalabalık
so that's why you should always ask the host,
7:15işte bu yüzden girişteki görevliye her zaman şunu sormalısınız,
"Do I need a reservation to eat here?"
7:18"Burada yemek yemek için rezervasyona ihtiyacım var mı?"
So you won't get stuck without a table. Kalıp ifadeler
7:21Böylece masası kalmadan sıkışıp kalmazsınız.
get stuck without ... ile zor bir durumu anlatmak
Get stuck without + isim, ihtiyaç duyulan bir şey bulunmadığı için zor bir duruma düşmek demektir. Get bu duruma geçişi gösterirken stuck, sorunun kolayca çözülemediğini veya bu durumdan kolayca çıkılamadığını anlatır. Burada a table, restoranda oturup yemek yenebilecek boş bir masayı ifade eder. Cümle, önceden plan yapmanın restorana gelip masa bulamama sorununu önlediğini söylüyor.
Alıştırma
'Bir şey eksik olduğu için zor duruma düşmek' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: If we do not reserve a camera today, we could ____ one for the school project.
Cevabı göster
get stuck without
Do you accept cash or card?: kabul edilen ödeme yöntemlerini sormak
Burada accept, “ödeme yöntemi olarak kabul etmek” anlamına gelir. Soru, satıcının hangi ödeme yöntemlerine izin verdiğini sorar; satıcının hangisini daha çok sevdiğini sormaz. Cash or card iki ödeme seçeneğini sunar. Günlük konuşmada tekil card, genel olarak kredi veya banka kartıyla ödemeyi anlatabilir; ancak belirli bir kart türünün kabul edilip edilmediğini ayrıca sormak gerekebilir.
Alıştırma
Bir mağazanın hangi ödeme yöntemlerine izin verdiğini soran cümle hangisidir?
- Do you prefer cash or card?
- Do you accept cash or card?
- Would you like cash or card?
Cevabı göster
Do you accept cash or card?
This is a common question because not all places accept all payment methods.
7:28Bu yaygın bir sorudur çünkü her yer tüm ödeme yöntemlerini kabul etmez.
you might find some street vendors or small shops that only take cash. Kelime
7:34sadece nakit kabul eden bazı sokak satıcıları veya küçük dükkanlar bulabilirsiniz.
only take cash: take fiilinin ödemeyi kabul etmek anlamı
Ödeme bağlamında bir satıcı, dükkân veya makine take cash diyebilir; bu, nakdi ödeme olarak kabul etmek demektir. Burada take, parayı fiziksel olarak alıp götürmek anlamına gelmez. Only kabul edilen yöntemi sınırlar: only take cash, nakdin kabul edildiğini ve diğer ödeme yöntemlerinin kabul edilmediğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ödeme fiiliyle tamamlayın: This small bakery only ____ cash.
Cevabı göster
takes
there are some restaurants that might only accept credit cards.
7:39sadece kredi kartı kabul eden bazı restoranlar da olabilir.
Do you have a white shirt that says "I love New York"?
7:57Üzerinde "I love New York" yazan beyaz bir tişörtünüz var mı?
Another way to ask "Do you accept cash or card?"
8:13"Nakit veya kart kabul ediyor musunuz?" diye sormanın bir başka yolu da
Are you in line?: birinin sırada olup olmadığını sormak
Burada Are you in line?, karşıdaki kişinin sırada bekleyenlerden biri olup olmadığını sorar. Konuşan kişi genellikle nerede duracağına karar vermeden önce sıranın nerede bittiğini öğrenmek ister. Amerikan İngilizcesinde line çoğu zaman bekleme sırası anlamına gelir. Bu nedenle in line, birinin o sırada yer aldığını belirtir; yalnızca kişinin düz bir çizgi hâlinde durduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kişinin sırada bekleyip beklemediğini öğrenmek istiyorsunuz. Bunu doğrudan soran soru hangisidir?
- Is the line moving?
- Did you draw a line?
- Are you in line?
Cevabı göster
Are you in line?
I used this phrase way more than I thought I would in New York. Dilbilgisi
8:25Bu ifadeyi New York'ta düşündüğümden çok daha fazla kullandım.
way more than I thought I would: vurgu ve atılan eylem
Way more, “çok daha fazla” anlamına gelir. Burada way, karşılaştırma biçimi olan more sözcüğünü güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır; yani gerçek kullanım miktarı konuşanın beklentisinin çok üzerindedir. than I thought I would bölümünde would, tekrarlanacak olan use this phrase fiil grubunun yerini alır. Tam anlam than I thought I would use this phrase şeklindedir. İngilizcede would gibi bir yardımcı fiilden sonra, zaten anlaşılan tekrarlı içerik sık sık atılır.
Alıştırma
Bir uygulamayı yalnızca ara sıra kullanacağınızı düşünüyordunuz, ancak çok sık kullanıyorsunuz. Kullanımın beklentinizin çok üzerinde olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I use this app way more than I thought it would.
- I use this app way more than I thought I would.
- I use this app a way more than I thought I would.
Cevabı göster
I use this app way more than I thought I would.
It's a busy city and there are lines everywhere,
8:30Burası yoğun bir şehir ve her yerde kuyruklar var,
It's super helpful to know if you're supposed to join the line or if someone's already waiting. Dilbilgisi
8:37Sıraya katılmanız gerekip gerekmediğini veya halihazırda bekleyen biri olup olmadığını bilmek çok faydalıdır.
you're supposed to: kurallar ve beklenen eylemler
Burada you're supposed to, kuralların veya içinde bulunulan durumun bir şeyi yapmanız gerektiğini gösterdiği anlamına gelir. Konuşan kişi, sıraya girmenin doğru işlem olup olmadığını öğrenmek istiyor; birinin bunu yalnızca iyi bir fikir olarak görüp görmediğini sormuyor. Beklenen bir eylemi anlatmak için be supposed to + fiilin yalın hâlini kullanın: I am supposed to wait; you are supposed to join. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: At this museum, visitors ____ leave their bags at the front desk.
Cevabı göster
are supposed to
your phone service might not work the same way it does back home. Dilbilgisi
8:51telefon hizmetiniz memleketinizdeki gibi çalışmayabilir.
work the same way it does back home: does tekrarı önler
Bu karşılaştırmada does, works yerine kullanılır. Açık biçimi the way your phone service works back home olurdu; ancak does, work fiilinin tekrarlanmasını önler. Bu yapı, anlamı zaten açık olan bir eylem fiilinin yerine do, does veya did kullanır: The app opens faster here than it does at home. than veya the same way sonrasındaki özne, anlaşılan eylemi kimin ya da neyin yaptığını göstermeye devam eder.
Alıştırma
runs fiilini tekrarlamamak için do fiilinin doğru biçimini kullanın: My laptop doesn't run as quietly here as it ____ at the office.
Cevabı göster
does
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if olası bir koşulu tanıtır ve bu koşul gerçekleşse bile ana sonucun yine de geçerli olabileceğini anlatır. Bu cümlede telefonun çekmesi, bağlantının iyi olacağını garanti etmez. do have içindeki do vurgu katar; gerçekten sinyal olduğunu belirtir. Kalıp Even if + koşul, ana sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Sonucu değiştirmeyecek olası bir koşulu anlatan iki kelimelik İngilizce bağlaçla cümleyi tamamlayın: I will take the test ____ I feel nervous.
Cevabı göster
even if
then you should follow up with "What's the Wi-Fi password?" Öbek fiiller
9:23"Wi-Fi şifresi nedir?" diye devam etmelisiniz,
Follow up with + ilgili bir soru
Follow up with, önceki bir mesaj, soru veya eylemden sonra onunla ilgili bir mesaj, soru ya da eylem eklemek demektir. Bu cümlede Wi-Fi olup olmadığını sorduktan sonra şifreyi sormak öneriliyor. With, sırada neyin geldiğini gösterir: follow up with "What's the Wi-Fi password?". Birini fiziksel olarak takip etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“İlgili bir sonraki soru eklemek” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After I ask about the class time, I will ____ a question about the room.
Cevabı göster
follow up with
are common ways to make requests in a friendly and respectful manner.
9:40samimi ve saygılı bir şekilde istekte bulunmanın yaygın yollarıdır.
Can I get the check, please?: hesabı kibarca istemek
Bu restoran cümlesinde check, ödemeniz gereken tutarı gösteren hesap anlamına gelir. Can I get the check? ödeme yapabilmek için görevlinin hesabı getirmesini rica eder. Can I get + isim, günlük konuşmada kullanılan yaygın bir rica kalıbıdır; kişinin yeteneğini gerçek anlamda sorgulamaz. Please ricayı biraz daha yumuşak ve kibar hâle getirir.
Alıştırma
Restoranda yemeğinizi bitirdiniz ve ödeme yapmaya hazırsınız. Hangi cümle görevlinin hesabı getirmesini kibarca ister?
- Can I get the check, please?
- Can I get a table, please?
- Can I check the menu, please?
Cevabı göster
Can I get the check, please?
For here or to go?: burada yemek veya paket yaptırmak
For here or to go? hizmet sırasında kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Tam olarak Is that for here or to go? anlamına gelir. Görevli, orada mı yiyeceğinizi yoksa siparişi yanınızda mı götüreceğinizi sorar. For here, içeride yemek anlamına gelir. To go, yiyecek veya içeceğin paket yapılması demektir; müşterinin hemen ayrılmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
ABD’deki bir kafede, siparişin paket olup olmadığını soran standart soruyu tamamlayın: For here or ____?
Cevabı göster
to go
These phrases sound more natural and less direct than simply saying,
10:07Bu ifadeler kulağa sadece şunu söylemekten daha doğal ve daha az doğrudan gelir,
Tourists want to make the most of their time, Deyimler
10:13Turistler zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmek isterler,
make the most of their time: zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmek
Bu cümlede make the most of their time, mevcut sınırlı zamanı olabildiğince tam ve etkili kullanmak anlamına gelir. Buradaki vurgu, en fazla zamana sahip olmakta değil, zamandan mümkün olan en büyük yararı veya değeri elde etmektedir. Başka durumlara aktarılabilen yapı make the most of + sınırlı bir kaynak veya fırsat şeklindedir: make the most of your day, a chance veya the space you have.
Alıştırma
Cümleyi make the most of ifadesini kullanarak tamamlayın: We have only one day in the city, so let's ____ our time.
Cevabı göster
make the most of
so they need to know when things are open and closed.
10:16bu yüzden bir yerlerin ne zaman açılıp kapandığını bilmeleri gerekir.
I saw a sign over there that says that you have happy hour.
10:25şurada indirimli saatiniz olduğunu yazan bir tabela gördüm.
Bu mağaza saat kaçta kapanıyor?
Bu, düzenli bir çalışma saatini geniş zamanda soran bir sorudur. Yapı What time + does + tekil özne + fiilin yalın hâli? şeklindedir. this store üçüncü tekil şahıs olduğu için yardımcı fiil does olur. Zamanı ve özne-fiil uyumunu does taşıdığı için close yalın hâlde kalır. What time does this store closes? yanlıştır.
Alıştırma
do ve close ile kurulan geniş zaman soru yapısını kullanın: What time ____ the museum ____ on Sundays?
Cevabı göster
does · close
or if you want to make sure you get to a store before it closes,
10:43veya kapanmadan önce bir mağazaya yetiştiğinizden emin olmak istiyorsanız,
can really come in handy while traveling. Deyimler
10:52seyahat ederken gerçekten çok işinize yarayabilir.
come in handy: gerektiğinde işe yaramak
Come in handy, “gerektiğinde işe yaramak” anlamına gelir. Bu cümlede, söz konusu beceri veya ifadenin seyahat sırasında yararlı olabileceğini anlatır. Burada come hareket etmeyi anlatmaz ve handy sözcüğü elle ilgili değildir. Come in handy ifadesini tek bir deyim olarak anlayın.
Alıştırma
“Gerektiğinde işe yaramak” anlamındaki deyimi tamamlayın: A flashlight may ____ during a power outage.
Cevabı göster
come in handy
and your job is to tell me the right question to ask.
10:59ve sizin göreviniz bana sorulacak doğru soruyu söylemek.
Let's say you're looking for something in the store Anlatım akışı
11:03Diyelim ki mağazada bir şey arıyorsunuz
Let's say: varsayımsal bir durum kurmak
Let's say, dinleyicinin bundan sonra söylenecekleri düşünmesi için varsayımsal bir durum ortaya koyar. Burada konuşmacı sizden kendinizi bir mağazada bir şey ararken hayal etmenizi ister. Üzerinde düşünülecek geçici bir durum vererek açıklamayı düzenler. “Bu sözleri birlikte söyleyelim” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi başlangıç, dinleyiciden tartışmak üzere bir durum hayal etmesini açıkça ister?
- Please say, "The library is closed."
- Let's say the library is closed. Where else can we study?
- The library is closed, and I saw the sign.
Cevabı göster
Let's say the library is closed. Where else can we study?
If you're not sure if they work there or if they're a customer,
11:08Orada çalışıp çalışmadıklarından veya müşteri olup olmadıklarından emin değilseniz,
“Do you work here?” ile birinin personel olup olmadığını kontrol etmek
“Do you work here?” buranın karşıdaki kişinin iş yeri olup olmadığını, bu bağlamda ise personel olup olmadığını sorar. Kişinin tam o anda çalışıp çalışmadığını sormaz. Bu soru, yardım istemeden önce kişinin rolünü doğrular. Bir mağazada, müzede, ofiste veya başka bir halka açık yerde kimin çalışan olduğu belli değilse kullanılabilir.
Alıştırma
Bir müşteri tanımadığı birine “Do you work here?” diye soruyor. Müşteri neyi öğrenmek istiyor?
- Yabancının o anda çok çalışıp çalışmadığını
- Yabancının mağaza personeli olup olmadığını
- Yabancının bu mağazayı sevip sevmediğini
Cevabı göster
Yabancının mağaza personeli olup olmadığını
and you're trying to find something inside the store.
11:25ve mağazanın içinde bir şey bulmaya çalışıyorsunuz.
“I'm looking for” ile aradığınız şeyi belirtmek
“I'm looking for”, look for ifadesinin şimdiki zamanın devam biçimidir. Şu anda bir şeyi “bulmaya çalışıyorum” anlamına gelir. For bu ifadenin bir parçasıdır, bu yüzden çıkarılmamalıdır. Bir mağazada “I'm looking for some magnets” demek ihtiyacınızı belirtir ve çalışanı doğal bir şekilde yardım etmeye davet eder. Doğrudan emir vermekten daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Kütüphanede, “bulmaya çalışmak” anlamına gelen dersin tam ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “I'm ____ a book about dinosaurs.”
Cevabı göster
looking for
if you're in a clothing store and you find this amazing shirt,
11:39eğer bir giyim mağazasındaysanız ve bu harika gömleği bulursanız,
you want to see how it looks on you in the fitting room.
11:43deneme kabininde üzerinizde nasıl durduğunu görmek istersiniz.
try this on: try on içinde nesnenin yeri
Bir giyim mağazasındaki bu ricada try on, “bir kıyafeti üzerine olup olmadığını veya nasıl göründüğünü kontrol etmek için kısa süreliğine giymek” demektir. This, denenen kıyafeti gösterir. Try on, nesnenin araya girebildiği ayrılabilir bir öbek fiildir. Kısa bir zamir ortaya gelir: try this on ve try it on denir, try on it denmez. Kıyafetin adı söylenirse hem try the jacket on hem de try on the jacket doğaldır.
Alıştırma
Try on ve it zamirini kullanarak ricayı tamamlayın: “Can I ____?”
Cevabı göster
try it on
Did you notice something special I kept saying and repeating throughout this video?
12:03Bu video boyunca sürekli söylediğim ve tekrarladığım özel bir şey fark ettiniz mi?
I used some magic words that are really important when you're traveling,
12:08Seyahat ederken gerçekten önemli olan bazı sihirli kelimeler kullandım,
Excuse me ... Thank you: yardımdan önce ve sonra kibarlık
Excuse me ve Thank you, kibar bir konuşmanın farklı aşamalarında farklı işler yapar. Excuse me, birinin dikkatini kibarca çekmek için ricadan önce gelir. Burada özür değil, dikkat çekme ifadesidir. Thank you, kişi yardım ettikten sonra gelir; yardımı takdir eder ve konuşmayı tamamlar.
Alıştırma
Excuse me ve Thank you ifadelerini birer kez kullanarak iki kibar cümleyi tamamlayın: Tanımadığınız birinden yardım istemeden önce “____.” deyin. Kişi yardım ettikten sonra “____.” deyin.
Cevabı göster
Excuse me · Thank you
especially when you ask for help from strangers.
12:27özellikle yabancılardan yardım istediğinizde.
go a long way: küçük bir şey büyük bir fark yaratır
Burada “go a long way”, “büyük ve olumlu bir etki yaratmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu sözler kısa ve basittir, ama yabancıların yardım etmeye daha istekli olmasını sağlayabilir. Bu cümlede uzun bir mesafe gitmekten söz edilmez. Fiil özneye göre değişir: “these words go”, ama “one kind word goes”.
Alıştırma
“Büyük ve olumlu bir etki yaratmak” anlamına gelen ve “go” sözcüğüyle başlayan dört kelimelik deyimle cümleyi tamamla: A warm smile can ____ when a new student feels nervous.
Cevabı göster
go a long way
So now you know some essential English phrases
12:30Yani artık bazı temel İngilizce ifadeleri biliyorsunuz
to use when you're a tourist traveling to the US.
12:33ABD'ye seyahat eden bir turist olduğunuzda kullanabileceğiniz.
Remember to practice them and have a wonderful time exploring the city.
12:36Bunların pratiğini yapmayı ve şehri keşfederken harika vakit geçirmeyi unutmayın.