Peppa Pig Görgü Kurallarını Öğreniyor 🐷 @Peppa Pig - Tekerlemeler ve Çocuk Şarkıları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve ailesi; giysi, fotoğraf, içecek ve yardım isterken nazikçe ricada bulunmayı ve teşekkür etmeyi çalışır. Video daha sonra bahçeyi ve evi düzenlemeyi anlatan bir temizlik şarkısına dönüşür; sonunda ise temizlik yapan kişinin de yıkanması gerektiği eğlenceli biçimde fark edilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What do we say when we need something? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Bu, gerçekten bilgi edinmek için sorulan bir soru değildir; bir yetişkinin çocuğu o durumda beklenen nazik sözü söylemeye yönlendirme biçimidir. Öğrenci bu amacı tanıyabilir ve evde ya da sınıfta, birine doğrudan emir vermeden uygun yerde please demesini hatırlatmak için soruyu kullanabilir. 2. try them on — Öbek Fiiller. Ayakkabı veya giysinin uygun olup olmadığını görmek amacıyla kısa süreliğine giymeyi anlatan yaygın bir alışveriş ifadesidir. Nesne them gibi bir zamir olduğunda try ile on arasına girer. Böylece öğrenci hem “onları denemek” anlamını hem de zamir nesnenin öbek fiil içindeki doğru yerini öğrenir. 3. You need washing too. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bu cümle, özellikle Britanya İngilizcesinde görülen need + -ing yapısını gösterir. Açık bir edilgen fiil bulunmasa da özne eylemi yapan değil, yıkanması gereken taraftır. Öğrenci sondaki şakacı yorumu anlayabilir ve bir şeyin temizlenmesi ya da onarılması gerektiğini anlatan benzer kullanımları tanıyabilir.
Bu derste
need + isim: need a new dress
Need sözcüğünün ardından doğrudan bir isim grubu gelebilir: need + şey. I need a new dress cümlesinde a new dress, konuşanın ihtiyaç duyduğu şeyi belirtir. Cümle, yeni elbiseyi pratik bir gereksinim olarak sunar. Bir ihtiyacı ifade eder; konuşanın zaten yeni bir elbisesi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yağmurluğunuz yırtılmış ve artık sizi kuru tutmuyor. Hangisi yenisinin gerekli olduğunu en açık şekilde söyler?
- I want a new raincoat.
- I have a new raincoat.
- I need a new raincoat.
Cevabı göster
I need a new raincoat.
has holes in: in sonrasında söylenmeyen nesne
Bu gündelik Britanya İngilizcesi cümlesinde has holes in, has holes in it anlamına gelir: elbise yırtılmış veya zarar görmüştür. in sonrasında söylenmeyen nesnenin this one ifadesine gönderme yaptığı anlaşılır. Bu yapı, nesnenin bağlamdan açıkça anlaşılmasına dayanır. Burada in, deliklerin neyin üzerinde olduğunu açıklamaya yardımcı olur; ayrı bir yer belirtmez.
Alıştırma
Tarafsız İngilizce veya özenli yazı için en açık cümle hangisidir?
- The jacket has in holes.
- The jacket has holes in.
- The jacket has holes in it.
Cevabı göster
The jacket has holes in it.
It's a mess: kötü veya dağınık bir durumu anlatmak
It's a mess, bir şeyin durumunu değerlendirmek için be + a mess yapısını kullanır. A mess, dağınık veya düzensiz olmanın yanı sıra hasarlı, kötü kullanılmış ya da genel olarak çok kötü durumda olmayı da anlatabilir. Burada deliklerden söz edildiği için ikinci anlam öne çıkar: eşya çok yıpranmış görünmektedir. Özne değişebilir: the room is a mess, the schedule is a mess veya the report is a mess. Sorunun fiziksel dağınıklık mı, kötü düzenleme mi yoksa genel olarak kötü durum mu olduğunu bağlamdan anlayın.
Alıştırma
Cümleyi be + a mess yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: After our art activity, the table ____, so let's clean it now.
Cevabı göster
is a mess
What do we say when...?: beklenen kibar yanıtı hatırlatmak
Bu tür bir soruda What do we say when...? genellikle yeni bilgi istemez. Konuşan kişi beklenen sözleri zaten bilir ve karşısındaki kişinin bunları hatırlayıp söylemesini sağlamak için soru biçimini kullanır. Ebeveynler ve öğretmenler, bir çocuğu please, thank you veya sorry gibi sosyal bir karşılığa yönlendirmek için bu kalıbı sıkça kullanır. Soru biçimi, hatırlatmayı Say please gibi bir emirden daha dolaylı hâle getirir.
Alıştırma
Bir ebeveyn çocuğa What do we say when someone gives us a gift? diye soruyor. Ebeveyn büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Çocuğu beklenen kibar ifadeyi söylemeye yönlendirmektedir.
- Ne söyleyeceğini bilmediğini kabul etmektedir.
- Çocuktan hediyenin ne olduğunu söylemesini istemektedir.
Cevabı göster
Çocuğu beklenen kibar ifadeyi söylemeye yönlendirmektedir.
Please, please: acil ve yalvaran bir rica
please sözcüğünü tekrarlamak tek bir ricayı güçlendirir; iki ayrı rica oluşturmaz. Burada Please, please, konuşanın bir şeyi çok istediğini ve neredeyse yalvardığını gösterir. Please hâlâ nazik bir sözcüktür, ancak tekrar duygu ve aciliyet katar. Dinleyen kişi bunu yalnızca sıradan bir nezaket olarak değil, konuşanın gerçekten evet yanıtını istediği şeklinde algılayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Please, please nasıl bir etki yaratır?
- Birbiriyle ilgisiz iki rica başlatır.
- Ricayı emre dönüştürür.
- Tek bir ricayı daha acil ve yalvaran bir hâle getirir.
Cevabı göster
Tek bir ricayı daha acil ve yalvaran bir hâle getirir.
let's go shopping: birlikte alışverişe gitmeyi önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanı ve dinleyeni kapsayan bir öneri yapar. Burada let's go shopping, konuşanın birlikte alışverişe gitmeyi önerdiği anlamına gelir. go shopping ifadesinde shopping, alışveriş etkinliğini adlandırır. İngilizcede bazı etkinlikler için go + -ing kullanılır ve shopping sözcüğünden önce to gelmez: go shopping denir, go to shopping denmez.
Alıştırma
Öneriyi let's ve go + -ing etkinlik yapısını kullanarak tamamlayın: ____ for groceries after lunch.
Cevabı göster
Let's go shopping
do some shopping: bir şeyler satın almaktan söz etmek
do some shopping ifadesinde do, shopping ile birleşerek bir şeyler satın alma etkinliğini anlatır. Bu cümlede do, tek başına yapmak veya gerçekleştirmek anlamında yorumlanmaz. Some, miktarı ve alınacak şeyleri belirsiz bırakır: konuşan kişiler birkaç şey alacaktır ama tam olarak ne alacaklarını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi do some shopping hedef ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ before dinner.
Cevabı göster
do some shopping
Thank you, thank you, thank you, Mummy. Ton ve niyet
0:24Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler, Anne.
Thank you, thank you, thank you: güçlendirilmiş minnettarlık
Thank you ifadesini üç kez tekrarlamak, tek bir teşekkürün etkisini güçlendirir. Güçlü minnettarlık, sevinç veya heyecan gösterir; üç ayrı şey için teşekkür edildiği anlamına gelmez. Tam olarak kaç kez tekrarlandığı önemli değildir. Tekrar, konuşmada duyguyu belirginleştiren bir seçimdir; sıradan ve nazik bir karşılık için Thank you ifadesini bir kez söylemek yeterlidir.
Alıştırma
Thank you, thank you, thank you ifadesindeki tekrar ne anlama gelir?
- Üç ayrı işlem için birine teşekkür eder.
- Teşekkür etmenin gerekli olup olmadığı konusunda kararsızlık gösterir.
- Özellikle coşkulu bir minnettarlık ifade eder.
Cevabı göster
Özellikle coşkulu bir minnettarlık ifade eder.
Can you make the booth work: make + nesne + fiilin yalın hâli
Can you make the booth work ifadesinde make, “inşa etmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamına gelir. Konuşan kişi, karşısındakinin kabini çalıştırıp çalıştıramayacağını sorar. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: the booth nesnedir ve work, önünde to olmadan kullanılır. make it stop veya make the app open örneklerinde olduğu gibi, bir sonucun ortaya çıkmasını anlatırken de aynı yapı kullanılır.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Can you make the printer ____ again? (work)
Cevabı göster
work
Cümle sonundaki though?: yumuşatılmış bir takip sorusu
Bu sorunun sonundaki though, konuşmada daha önce geçen bir zorluğa, sınırlamaya veya karşıt duruma gönderme yapar. Anlamı “yine de” veya “buna rağmen”dir: Buna rağmen kabini bizim için çalışır hâle getirebilir misin? İsteği yeni ve sert bir talep yerine önceki sözün devamı gibi sunduğu için soru daha yumuşak ve çekingen duyulabilir. Bu yumuşama bağlamdan ve ses tonundan gelir; though yine de bir karşıtlık veya çekince taşır.
Alıştırma
"I know you're busy. Can you help me for a minute, though?" cümlesinin sonundaki though ne yapar?
- İsteği, önceki zorluğa rağmen yapılan karşıtlık içeren bir takip sorusu olarak sunar.
- Yardımın zaten verilmiş olduğu anlamına gelir.
- Soru anlamını kaldırıp cümleyi doğrudan emre dönüştürür.
Cevabı göster
İsteği, önceki zorluğa rağmen yapılan karşıtlık içeren bir takip sorusu olarak sunar.
Please, please, can you help us, Daddy? Ton ve niyet
0:46Lütfen, lütfen, bize yardım eder misin, Baba?
can you help us: yardım istemek
Bu cümlede can you help us? yalnızca babanın yardım etme yeteneği olup olmadığını sormaz; doğrudan yardım isteyen bir rica görevi görür. Can you + fiilin yalın hâli...? kalıbı günlük ricalarda yaygındır. Help fiilinin ardından yardımı alan kişi doğrudan gelebilir: help us, help me veya help them.
Alıştırma
Ricayı Can you + help ile tamamlayın: ____ us carry this box?
Cevabı göster
Can you help
It looks like: işaretlerden sonuç çıkarmak
It looks like... konuşanın gördüğü veya başka bir şekilde fark ettiği işaretlere dayanan bir yargıyı başlatır. Burada konuşan, duruma bakarak fotoğrafların hazır olduğuna karar verir ancak bir miktar belirsizlik bırakır. Like sözcüğünden sonra tam bir yan cümle gelir: your photos are ready. It, It looks like... kalıbının bir parçasıdır ve belirli bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Trenin geciktiğine karar vermek için hedef kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- It looks that the train is delayed.
- It looks like the train is delayed.
- It looks like the delayed train.
Cevabı göster
It looks like the train is delayed.
Could you please pass me my water glass? Ton ve niyet
1:07Su bardağımı bana uzatabilir misin lütfen?
Could you please pass me...: bir şeyi uzatmalarını kibarca istemek
Could you please pass me...? birinden size bir nesneyi uzatmasını kibarca istemenin bir yoludur. Buradaki could geçmiş zamanı anlatmaz; isteği daha az doğrudan hâle getirir, please ise nezaket katar. pass fiilinden sonra önce alan kişiyi, ardından nesneyi getirin: pass me the glass. pass the glass to me seçeneği de doğaldır.
Alıştırma
Could you please ve pass me ifadelerini kullanarak isteği tamamlayın: ____ the salt?
Cevabı göster
Could you please pass me
Please, please, I'd like my glass, Peppa. Ton ve niyet
1:13Lütfen, lütfen, bardağımı istiyorum, Peppa.
I'd like my glass: bir şeyi kibarca istemek
I'd like, I would like ifadesinin kısaltmasıdır. Bu cümlede konuşanın şu anda ne istediğini kibarca belirtir; bardağı geçmişte sevdiği anlamına gelmez. Bir şeyi istemek, sipariş vermek veya bir tercihi kibarca belirtmek için I'd like + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
I would like ifadesinin kısaltmasını kullanarak kibar kafe siparişini tamamlayın: ____ a cup of tea, please.
Cevabı göster
I'd like
Take a seat: kibarca oturmaya davet
Take a seat, “oturmak” veya “lütfen oturun” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada take, bir şeyi alıp götürmek anlamına gelmez; bütün ifade dinleyiciyi buraya oturup rahatlamaya davet eder. Genellikle kısa ve doğrudan bir emir olan Sit! ifadesinden daha yumuşak ve sıcak duyulur. Birine kibarca oturacak yer gösterirken veya oturmasını teklif ederken kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ziyaretçiyi beklerken oturmaya doğal ve kibar biçimde davet eder?
- Please take the seat away while you wait.
- Please make a seat while you wait.
- Please take a seat while you wait.
Cevabı göster
Please take a seat while you wait.
are stuck: bir şeyin sıkışıp hareket edememesi
are stuck ifadesi ayakkabıların o anki durumunu anlatır: örneğin çıkarılamayacak kadar sıkı olduklarında, beklendiği gibi hareket etmezler. Stuck yalnızca tutkalla yapışmış olmak demek değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp be + stuck yapısıdır. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: The door is stuck; The drawers were stuck. Kesin nedenin darlık mı, bir engel mi yoksa başka bir şey mi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi be + stuck ile tamamlayın: The door ____, so we can't open it.
Cevabı göster
is stuck
too tiny: sorun yaratacak kadar küçük
too tiny ifadesinde too, bir şeyin kabul edilebilir veya kullanışlı olamayacak kadar küçük olduğunu belirtir. Cümle, küçük boyutun bir sorun yarattığını söyler; yalnızca şeylerin çok küçük olduğunu vurgulamaz. İstenmeyen sonuç too tiny to use örneğindeki gibi açıkça söylenebilir ya da burada olduğu gibi bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Bir etiket kimsenin okuyamayacağı kadar küçüktür. Hangi cümle bu sorunu en iyi ifade eder?
- The label is very tiny, but easy to read.
- The label is tiny enough to read.
- The label is too tiny to read.
Cevabı göster
The label is too tiny to read.
a new pair: bir çift ayakkabıya yeniden gönderme yapmak
Burada a new pair, a new pair of shoes, yani yeni bir çift ayakkabı anlamına gelir. Ayakkabılar zaten konuşmanın konusu olduğu için of shoes kısmı çıkarılabilir ve pair eşleşen takımın tamamını temsil edebilir. Tam sayma kalıbı a pair of + çoğul isim şeklindedir; a pair of shoes ve a pair of socks buna örnektir. Birbiriyle eşleşen iki öğe içerse de a pair ifadesindeki pair tekildir.
Alıştırma
Zaten çoraplardan söz ediyorsunuz. Cümleyi a new pair ile tamamlayın: I need ____.
Cevabı göster
a new pair
try them on: try on içinde zamirin yeri
Try on, kıyafetleri, ayakkabıları veya aksesuarları nasıl göründüklerini ya da uyup uymadıklarını görmek için kısa süreliğine giymek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Buradaki them, denenen çoğul eşyaları gösterir. Nesne it veya them gibi bir zamirse try ile on arasına gelir: try them on denir, try on them denmez. Nesne bir isim grubuyla ifade edilirse hem try the shoes on hem de try on the shoes kullanılabilir.
Alıştırma
try, them ve on sözcüklerini doğru sıraya koyun: These gloves might fit. Please ____.
Cevabı göster
try them on
Make the garden tidy: make + nesne + sıfat
Make the garden tidy, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Bu kalıp, nesneyi belirtilen duruma getirmek anlamına gelir: the garden nesnedir, tidy ise sonucu anlatan sıfattır. Bu emirde make, yaratmak anlamına gelmez. Birine, bahçenin sonunda düzenli olması için gerekeni yapmasını söyler.
Alıştırma
Hangi cümle bir durum değişikliğini anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- Open the curtains to make bright the room.
- Open the curtains to make the room brightly.
- Open the curtains to make the room bright.
Cevabı göster
Open the curtains to make the room bright.
clean up: bir yeri düzenli hâle getirmek
Clean up, dağınıklığı veya kiri ortadan kaldırıp bir yeri ya da şeyi düzenli hâle getirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki up “yukarı” anlamında değildir; işin tamamlanıp düzenli bir sonuca ulaşmasını vurgular. Clean up ifadesinin tekrarı, grubu toparlanmaya çağıran basit bir sesleniş gibi duyulur. İfade burada olduğu gibi nesnesiz kullanılabilir veya clean up the room örneğindeki gibi bir nesne alabilir.
Alıştırma
Resim dersinden sonra çalışma alanı dağınık. Clean sözcüğüne “alanı düzenli hâle getirmek” anlamını veren parçacığı ekleyerek cümleyi tamamlayın: We need to ____ before lunch.
Cevabı göster
clean up
let's make it shine: ortak bir sonuç önermek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve diğer insanların birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılır. Buradaki let's make, herkesi bu sonucu elde etmek için birlikte çalışmaya çağırır. Make + nesne + fiilin yalın hâli, “nesnenin fiilin belirttiği eylemi yapmasını sağlamak” anlamına gelir. Make it shine ifadesindeki it, temizlenen yeri veya şeyi belirtir; shine ise temizlikten sonra parlak görünmek demektir. İfade bir bütün olarak onu parlatmayı önerir.
Alıştırma
Bir ekip bir kupayı birlikte parlatıyor. Öneriyi tamamlamak için make, the trophy ve shine sözcüklerini kullanın: Let's ____ before the ceremony.
Cevabı göster
make the trophy shine
Gather ... in a pile: nesneleri tek bir yığın hâlinde toplamak
Gather leaves, ayrı duran ya da etrafa saçılmış yaprakları bir araya toplamak demektir. Gather fiilinden sonra leaves nesnesi gelir. In a pile istenen sonucu belirtir: yapraklar sonunda bir araya gelerek tek bir yığın oluşturmalıdır. gather + nesne + in a pile kalıbı, hem nesneleri toplamayı hem de onları tek bir yığın hâline getirmeyi ister.
Alıştırma
Hangi cümle, dağınık kâğıtları tek bir yığın oluşturacak şekilde toplamayı söyler?
- Gather the papers in a pile.
- Gather the papers in a line.
- Spread the papers across the table.
Cevabı göster
Gather the papers in a pile.
with a smile: bir işi gülümseyerek yapmak
With a smile, bir eyleme eşlik eden yüz ifadesini anlatır: kişi eylemi yaparken gülümser. Çoğu zaman samimi veya neşeli bir tavır da katar. Burada with bir araç değil, eyleme eşlik eden ifade veya yapılış biçimini belirtir. Bu ifade, greet someone with a smile örneğinde olduğu gibi genellikle eylemden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ‘gülümseyerek’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: She welcomed the children ____.
Cevabı göster
with a smile
Put the shoes in a row: put + nesne + sonuç öbeği
Bu cümlede put + nesne + yer veya sonuç öbeği kalıbı kullanılır. the shoes ad öbeği taşınacak eşyaları, in a row ise istenen son düzeni, yani tek sırayı belirtir. Fiziksel bir nesneyi yerleştirme anlamında put kullanıldığında, genellikle nesnenin nereye konduğunu veya nasıl düzenlendiğini belirten bir öbek gerekir. Burada in a row, isteğe bağlı bir ayrıntı değil, yönergeyi tamamlayan bölümdür.
Alıştırma
Yönergeyi tamamlayın. Öğretmen sandalyelerin tek sıra oluşturmasını istiyor: Put the chairs ____.
Cevabı göster
in a row
like a rainbow: tamamlanmış düzeni gösteren bir karşılaştırma
Like a rainbow, Line them ifadesinden sonra gelir ve dinleyene tamamlanmış düzenin neye benzemesi gerektiğini söyler. Genel bir sıralama yönergesini görsel bir rehbere dönüştürür: sırayı özellikle kıvrımlı şekliyle ve uygun olduğunda renk dizilişiyle gökkuşağına benzetin. Burada like, benzer anlamına gelen bir edattır. Sevmek anlamına gelmez. like sonrasındaki ad öbeği, karşılaştırmada kullanılan görüntüyü sağlar.
Alıştırma
Line them like a rainbow cümlesinde like a rainbow hangi bilgiyi ekler?
- Gerçek bir gökkuşağının nerede olduğunu söyler.
- Tamamlanmış düzenin nasıl görünmesi gerektiğini gösterir.
- Nesnelerin gökkuşaklarını sevdiğini söyler.
Cevabı göster
Tamamlanmış düzenin nasıl görünmesi gerektiğini gösterir.
Put the toys away, so they're not in the way. Notlar
2:45Oyuncakları kaldır, ayak altında olmasınlar.
Put the toys away: eşyaları ait oldukları yere kaldırmak
Put the toys away, oyuncakları kaldırmak ya da ait oldukları yere geri koymak anlamına gelir. Away sonucu vurgular: oyuncaklar artık ortada değildir; yalnızca konuşandan daha uzağa taşınmış olmaz. Put away ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem put the toys away hem de put away the toys kullanılabilir. Nesne bir zamirse Put them away denmelidir.
Alıştırma
Cümleyi put ... away ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The crayons belong in the drawer. Please ____ after drawing.
Cevabı göster
put them away
not in the way: yolu kapatmamak veya engel olmamak
In the way, birinin ya da bir şeyin hareketi engelleyen veya bir işi zorlaştıran bir konumda olduğunu belirtir. Not in the way ise artık böyle bir engel olmadığını anlatır. Bu cümlede oyuncaklar insanların yürüdüğü yeri kapatabilir. so they're not in the way yan cümlesi, oyuncakları kaldırmanın amaçlanan sonucunu verir.
Alıştırma
Cümleyi not in the way ile tamamlayın: Move the suitcase beside the wall so it is ____.
Cevabı göster
not in the way
In the box they go: hedefi başa alma
“In the box” başa alınır; böylece dinleyen kişi hedef yeri özne ve fiilden önce duyar. Nötr sıralama “They go in the box.” şeklindedir. Özne olan “they” yine “go”dan önce gelir; yani bu, özne-fiil devrikliği değil, bir öne almadır. Bu sıra cümleye canlı, hikâye anlatımını andıran bir ritim verir ve hedef yeri belirginleştirir. Bu bağlamda “they”, kaldırılan oyuncakları ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede “In the box” ifadesini başa koymanın temel etkisi nedir?
- Cümleyi soruya dönüştürür.
- Hedef olan “In the box” ifadesini başa koyar ve cümleye canlı bir ritim verir.
- Kutunun kendisinin hareket ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Hedef olan “In the box” ifadesini başa koyar ve cümleye canlı bir ritim verir.
Don't forget the broom: önceden hatırlatma
“Don't forget + isim”, belirli bir şeyi hatırlatmak için önceden söylenen bir ifadedir. Buradaki şey “the broom”dur. Bu ifade, dinleyenin onu zaten unuttuğu anlamına gelmez. Bir eylemi hatırlatmak için “Don't forget to + fiilin yalın hâli” yapısını kullanın: “Don't forget to lock the door.”
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü olumsuz hatırlatma ifadesiyle tamamlayın: ____ the tickets before we leave.
Cevabı göster
Don't forget
Get a cloth and water: nesneleri gidip alma ve hazırlama anlamı
Bu yönergede get, bir iş için gereken şeyleri gidip alma veya hazırlama anlamına gelir. Soyut olarak bir şeyi elde etmek ya da almak anlamında değildir; konuşan kişi bezle suyun hazır edilmesini istiyor. Get somut bir nesnenin önünde kullanıldığında sık sık onu gidip alma, alıp getirme veya kullanıma hazır hâle getirme anlamı taşır. Kesin anlam duruma göre değişir, fakat burada amaç temizlik malzemelerini hazırlamaktır.
Alıştırma
Birinin duvarı boyamak için fırçaya ihtiyacı var, ancak henüz bir fırça seçmedi. Fırçayı temin etmesini veya hazırlamasını, kimin vereceğini ya da nereye götürüleceğini vurgulamadan anlatan cümle hangisidir?
- Bring a brush to the wall.
- Get a brush for the wall.
- Receive a brush from a neighbour.
Cevabı göster
Get a brush for the wall.
You'll get a reward: bir eylemin gelecekteki karşılığı
Burada you'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır ve gelecekteki bir sonucu gösterir. Get a reward, bir eylem, çaba, iyi davranış veya başarı karşılığında bir fayda ya da ödül almak demektir. Cümlenin tamamı bir vaat veya teşvik olabilir: ilgili koşul yerine getirilirse ödülün beklenebileceğini söyler. Koşul başka bir yerde belirtilmiş olabilir veya durumdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede reward, sıradan bir hediye veya yarışma ödülü değil, bir eylemle kazanılan faydayı anlatır?
- You'll win a prize in the contest.
- You'll get a gift for your birthday.
- You'll get a reward for completing the challenge.
Cevabı göster
You'll get a reward for completing the challenge.
Uh-oh, look at you: birinin durumunu fark etmek
“Uh-oh”, konuşanın küçük bir sorunu veya beklenmedik bir durumu yeni fark ettiğini gösterir. “Look at you” burada esas olarak bir bakma emri değildir; karşıdaki kişinin belirgin görünümüne veya durumuna dikkat çeker. Ardından yıkanması gerektiğinin söylenmesi, konuşanın karşıdaki kişinin kirlendiğini fark ettiğini gösterir. Ton ciddi değil, hafif ve şakacıdır.
Alıştırma
Bir çocuğun kıyafetlerinin her tarafında boya var. “Uh-oh, look at you!” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan, çocuğun kirlenmiş durumunu fark etmiştir.
- Konuşan, çocuğa aynaya bakması için tarafsız bir talimat vermektedir.
- Konuşan, look sözcüğünün sözlük anlamını açıklamaktadır.
Cevabı göster
Konuşan, çocuğun kirlenmiş durumunu fark etmiştir.
need washing: need + -ing yapısının edilgen anlamı
need + -ing yapısında özne, eylemden etkilenen kişi veya nesne olabilir. “You need washing” cümlesinde washing edilgen anlam taşır: birinin seni yıkaması, yani senin yıkanman gerekir. Bu kısa yapı özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır ve temizlik, onarım gibi yapılması gereken işler için sıkça kullanılır.
Alıştırma
need + -ing kullanarak need ve fix sözcüklerinin doğru biçimleriyle cümleyi tamamla: The bicycle ____ before we ride it.
Cevabı göster
needs fixing