Başkalarının Ne Düşündüğünü Umursamamak İçin Bir Neden: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
530 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Landscape with the Fall of Icarus tablosunda İkarus'un düşüşü fark edilmez. Başkaları başarısızlıklarımızı çabuk unutur; kayıtsızlık itibar kaygısını hafifletebilir. İngilizce öğrenme noktaları: 1. is held to be (dil bilgisi ve cümle kalıpları): genel olarak kabul edilir anlamındaki resmi edilgen yapıyı, iddiayı kesin saymadan sanat ya da tarihte kullanın. 2. at one level, / from another perspective, (söylem, hikâye anlatımı ve retorik): trajediden teselliye geçişi izleyin ve iki bakış açısıyla dengeli çözümleme kurun. 3. mess up, (öbek fiiller): ciddi bir hata yapmak şeklindeki gündelik anlamı kavrayın ve fiziksel olarak dağıtma anlamıyla karıştırmadan başarısızlığı anlatın.

Bu derste

Landscape with the Fall of Icarus

0:00

"İkarus'un Düşüşü Sırasında Bir Manzara"

is a large painting from the 1560s

0:02

1560'lardan kalma büyük bir tablodur,

that hangs in Belgium's largest museum,

0:05

Belçika'nın en büyük müzesi olan

the Musées des Beaux-Arts,

0:08

Musées des Beaux-Arts'ta asılıdır,

and is held to be a meticulous copy of an original work, Dilbilgisi

0:09

ve orijinal bir eserin titiz bir kopyası olarak kabul edilir,

now lost,

0:12

şimdi kayıp olan,

by the Flemish artist Pieter Bruegel the Elder.

0:13

Flaman sanatçı Yaşlı Pieter Bruegel tarafından yapılmış olan.

Dilbilgisi

is held to be: resmî ve temkinli bir yargı

Is held to be, be + held + to'lu mastar biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. Burada held, “fiziksel olarak tutulmak” değil, “kabul edilmek” veya “öyle olduğuna inanılmak” anlamına gelir. Yapı, tablonun genel olarak titiz bir kopya sayıldığını belirtir. Edilgen biçim, bu değerlendirmeyi yapan kişileri veya kurumları belirtmez. Bu da iddiaya resmî ve temkinli bir ton verir: atıf kabul edilen ya da aktarılan bir görüştür, ancak konuşanın bizzat doğruladığı veya kesinliği tartışılmaz bir gerçek olarak sunulmaz.

Alıştırma

Cümleyi “genel olarak ... olduğu kabul edilir” anlamındaki üç sözcüklü resmî aktarım yapısıyla tamamlayın: The manuscript ____ an early copy.

Cevabı göster

is held to be

The painting shows a superficially bucolic scene. Anlatım akışı

0:17

Tablo görünüşte pastoral bir sahneyi gösterir.

Anlatım akışı

superficially bucolic: karşıtlıktan önceki sakin yüzey

Bucolic, idealize edilmiş ve huzurlu bir kır manzarasını anlatır. Superficially bu niteliği sınırlar: sahne ilk bakışta veya yüzeyde pastoral görünür, ancak bu görünüm hikâyenin tamamını anlatmaz. Bu ifadeyi betimlemenin başına yakın bir yerde kullanmak bilgiyi iki aşamada düzenler. Önce okuyucuya sakin bir ilk izlenim verir, ardından karşıtlık oluşturan veya rahatsız edici bir ayrıntının gelebileceğini haber verir.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca yüzeyde huzurlu ve kırsal” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The novel opens with a ____ village scene, but danger soon appears.

Cevabı göster

superficially bucolic

Ships are taking sail.

0:20

Gemiler yelken açıyor.

A shepherd is tending to his flock. Kelime

0:22

Bir çoban sürüsüyle ilgileniyor.

Kelime

tending to his flock: tend to + ad

Bu cümlede tending to his flock, koyunlara bakmak ve onlarla ilgilenmek anlamına gelir. Burada flock bir koyun sürüsünü ifade eder. Burada tend to ifadesinden sonra his flock ad öbeği gelir. Bu yapıda tend to, birine ya da bir şeye bakmak veya onunla ilgilenmek demektir; genellikle bir şeyi yapmak ya da onu yapma eğiliminde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

'A shepherd is tending to his flock,' cümlesinde 'tending to' ne anlama gelir?

  1. koyunlara bakmak
  2. koyunları satmayı planlamak
  3. genellikle koyunlara doğru yürümek
Cevabı göster

koyunlara bakmak

Distant cities look prosperous and ordered.

0:24

Uzaktaki şehirler müreffeh ve düzenli görünüyor.

But,

0:27

Ancak,

in the bottom right hand corner of the canvas,

0:28

tuvalin sağ alt köşesinde,

a tragedy is unfolding,

0:30

bir trajedi ortaya çıkıyor,

all but unheeded. Kalıp ifadeler

0:32

neredeyse hiç önemsenmeyen.

Kalıp ifadeler

all but unheeded: neredeyse anlamındaki all but

Burada all but, neredeyse veya tamamlanmış bir duruma çok yakın anlamına gelir. All but unheeded, trajedinin neredeyse hiç ilgi görmediğini, ancak belki de kelimenin tam anlamıyla tamamen ilgisiz kalmadığını anlatır. All ve but sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine all but ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın. Aynı yapı all but finished, all but forgotten ve all but impossible ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Neredeyse anlamını vermek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: By noon, the fog had ____ disappeared.

Cevabı göster

all but

Reckless Icarus, Kültür

0:34

Pervasız İkarus,

the legendary figure from classical mythology,

0:35

klasik mitolojinin efsanevi figürü,

is in the final stages Kalıp ifadeler

0:38

son aşamalarındadır

of one of the ancient world's most famous aeronautical disasters.

0:39

antik dünyanın en ünlü havacılık felaketlerinden birinin.

Kültür

Icarus: sınırı aşan hırsa yönelik mitolojik bir gönderme

Icarus (İkarus), Yunan mitolojisinden bir figürdür. Balmumuyla birleştirilmiş kanatlarla uçar, babasının güneşe fazla yaklaşmaması yönündeki uyarısını dinlemez ve balmumu eriyince denize düşer. Bu cümlede isim, bir kişiden fazlasını ifade eder: pervasız hırs, dikkate alınmayan öğüt ve felaketle sonuçlanan düşüş hakkındaki tanınmış hikâyeyi çağrıştırır. Bu göndermeyi tanımak, İngilizce sanat ve kültür yorumlarında Icarus’un neden sınırları aşan hırsın ve başarısızlığın simgesi olarak kullanılabildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Icarus’a yapılan gönderme en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Pervasızca sınırları aşmanın yol açtığı mitolojik bir düşüş
  2. Güvenli uçuşu mümkün kılan başarılı bir icat
  3. Modern bir havacılık kazasına karışan gerçek bir pilot
Cevabı göster

Pervasızca sınırları aşmanın yol açtığı mitolojik bir düşüş

Kalıp ifadeler

in the final stages of: bir sürecin son kısmı

“In the final stages of”, bir sürecin son aşamalarına ulaştığını ve tamamlanmasına ya da sonucuna yaklaşıldığını belirtir. Burada stages, tiyatro sahneleri değil, adımlar veya aşamalar anlamındadır. Yapı be + in the final stages of + isim ya da -ing biçimidir: “The team is in the final stages of testing.” Durumu çok adımlı bir sürecin parçası olarak sunar ve “near the end of” ifadesinden biraz daha resmî ve süreç odaklıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Testing is almost complete, and the team is ____ the review process.

Cevabı göster

in the final stages of

Together with his father Daedalus,

0:44

Babası Daedalus ile birlikte,

the young man had made himself a pair of wings,

0:45

genç adam kendine bir çift kanat yapmıştı,

glued together with wax.

0:48

bal mumuyla birbirine yapıştırılmış.

Daedalus had warned his son not to fly too close to the sun, Dilbilgisi

0:50

Daedalus oğlunu güneşe çok yakın uçmaması konusunda uyarmıştı,

Dilbilgisi

warn someone not to do something: birini bir şeyi yapmaması için uyarmak

Warn someone not to do something, warn + kişi + not to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Burada his son uyarıyı alan kişidir; not to fly ise kaçınması gereken eylemi belirtir. Not, warned sözcüğünü değil fly eylemini olumsuz yapar. Bu yapıyı bir kişiyi olası bir tehlike veya ciddi sonuç hakkında uyarmak ve ona bir eylemden kaçınmasını söylemek için kullanın.

Alıştırma

warn fiilinin basit geçmiş zaman biçimini kullanın ve warn + person + not to + base verb yapısını tamamlayın: The guide ____ the hikers ____ leave the marked trail.

Cevabı göster

warned · not to

in case its heat were to melt the structure. Dilbilgisi

0:54

ısısının yapıyı eritme ihtimaline karşı.

Dilbilgisi

önlem almak için in case kullanımı

In case, birinin hazırlık yaptığı veya önlemeye çalıştığı olası bir olayı belirtir. Burada uyarı, Güneş'in ısısı yapıyı eritebileceği için verilir; erime kesin bir sonuç değil, bir risktir. in case sonrasındaki yan cümle, önlemin arkasındaki olasılığı belirtir. Resmî were to melt yapısı bu olasılığı varsayımsal gösterir, ancak in case yine de 'bu gerçekleşebilir diye hazırlıklı olma' temel anlamını taşır.

Alıştırma

Olası bir gecikmeye hazırlıklı olmak için yürüyüşten önce yanınıza fazladan su alıyorsunuz. Bu önlemi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Take extra water because the hike will definitely take longer than expected.
  2. Take extra water in case the hike takes longer than expected.
  3. Take extra water only if the hike takes longer than expected.
Cevabı göster

Take extra water in case the hike takes longer than expected.

Dilbilgisi

Resmî varsayım kalıbı were to melt

were to melt ifadesinde were, varsayımsal bir olasılığa işaret eder; sıradan bir geçmiş zaman biçimi değildir ve öznenin çoğul olduğunu göstermez. Kalıp were to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada konuşan kişi erimeyi gerçekleşmiş bir olay olarak değil, gelecekte ortaya çıkabilecek bir risk olarak ele alır. Bu yapı olasılıkla araya mesafe koyar ve sonuçlar dikkatle değerlendirilirken sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi resmî varsayım kalıbıyla tamamlayın: If the backup system ____ fail, the alarm would sound.

Cevabı göster

were to

But the impetuous boy soared too high anyway,

0:56

Ancak aceleci çocuk yine de çok yükseğe uçtu,

and in the painting

0:59

ve tabloda

has just tumbled down into the waves to his death. Notlar

1:01

ölümüne doğru dalgaların arasına yeni yuvarlanmıştır.

Dilbilgisi

Yakın zamanda gerçekleşen olay biçimi has just tumbled down

Has just tumbled down, present perfect yapısını kullanır: has + geçmiş zaman ortacı tumbled. Buradaki just, yalnızca değil, çok kısa bir süre önce anlamındadır. Bu zaman, düşüşü resme bakılan anla ilişkilendirir. Efsane eski olsa da anlatıcı, resmin şu anda gösterdiği şeyi sanki eylem az önce gerçekleşmiş gibi anlatır ve görüntüye canlılık kazandırır.

Alıştırma

Hangi cümle, az önce gerçekleşen ve şimdi önem taşıyan bir olayı anlatmak için has just + geçmiş zaman ortacı kullanır?

  1. The climber had just reached the top, so the crowd is still cheering.
  2. The climber just reaches the top, so the crowd is still cheering.
  3. The climber has just reached the top, so the crowd is still cheering.
Cevabı göster

The climber has just reached the top, so the crowd is still cheering.

Kalıp ifadeler

to his death: ölümcül bir sonuç

“tumbled down ... to his death” ifadesinde to his death, düşüşün sonucunu bildirir: düştü ve bu yüzden öldü. To edatı bir amacı değil, hareketin ulaştığı son noktayı veya sonucu gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp hareket fiili + to + iyelik sözcüğü + death biçimindedir. fell to her death ve plunged to their deaths buna örnektir. İyelik sözcüğü normalde ölen kişi veya kişilere göre seçilir.

Alıştırma

Düşüşün onun ölümüne yol açtığını belirten sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The climber lost his footing and fell ____.

Cevabı göster

to his death

Icarus's end is deliberately not the central focus of the painting.

1:05

İkarus'un sonu kasıtlı olarak tablonun merkezi odak noktası değildir.

The eye is drawn instead to the glittering cities Kalıp ifadeler

1:10

Göz bunun yerine parıldayan şehirlere çekilir

and smart ships in the distance.

1:13

ve uzaktaki şık gemilere.

Kalıp ifadeler

The eye is drawn instead to: görsel dikkatin başka yere yönelmesi

The eye is drawn to X, X’in izleyenin görsel dikkatini doğal olarak çektiği anlamına gelir. Drawn, edilgen bir yapıda kullanılan draw fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; burada “çizilmiş” değil, “çekilmiş” anlamındadır. Instead, odak bakımından karşıtlık gösterir: izleyen kişi, fark etmesi beklenen konu yerine uzaktaki şehirleri ve gemileri fark eder. Bu kalıp, bir görüntüde neyin öne çıkıp neyin çıkmadığını söyleyerek birine görüntüyü açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

“The eye is drawn instead to the lights in the distance,” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?

  1. Birisi ışıkların yanına bir göz çizer.
  2. Işıklar, beklenen konu yerine izleyenin görsel dikkatini çeker.
  3. İzleyen kişi ışıklardan kaçınmak için bilerek bir gözünü kapatır.
Cevabı göster

Işıklar, beklenen konu yerine izleyenin görsel dikkatini çeker.

As if to emphasize the point, Anlatım akışı

1:15

Sanki bu noktayı vurgulamak istercesine,

the plowman at the center of the painting

1:17

tablonun ortasındaki çiftçi

references a popular proverb,

1:19

popüler bir atasözüne atıfta bulunur,

"No plow stops for the dying man." Deyimler

1:21

"Hiçbir saban ölmekte olan bir adam için durmaz."

Anlatım akışı

As if to emphasize the point: kanıtı temkinli biçimde bağlamak

As if to emphasize the point, sıradaki ayrıntıyı az önce belirtilen düşünceyi güçlendiriyor gibi görünen bir kanıt olarak sunar. Burada çalışmayı sürdüren çiftçi ile atasözü, günlük hayatın devam ettiği düşüncesine ek destek olarak çerçevelenir. As if, bu bağlantıyı kesin bir gerçek değil, bir yorum olarak bırakır. Anlatıcı, ayrıntının vurgu yapıyor gibi göründüğünü söyler; ressamın bu niyeti açıkça bildirdiğini ileri sürmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp As if to + fiilin yalın hâlidir ve ardından o eylemi gerçekleştiriyor gibi görünen bir ayrıntı gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bilinçli bir niyet olduğunu ileri sürmeden yeni bir olayı önceki uyarıyı güçlendiriyor gibi sunar?

  1. The warning had been confirmed before the lights flickered.
  2. To confirm the warning, Maya checked the control panel.
  3. As if to confirm the warning, the lights flickered again.
Cevabı göster

As if to confirm the warning, the lights flickered again.

Deyimler

No plow stops for the dying man: trajediye rağmen hayat devam eder

No plow stops for the dying man, çiftçilikle ilgili gerçek anlamlı bir talimat değildir. Atasözünde saban sıradan işi ve günlük hayatı, ölmekte olan adam ise bir kişinin trajedisini temsil eder. Birlikte, biri acı çekse veya ölse bile daha geniş dünyanın ilerlemeye devam ettiği anlamına gelir. Burada çiftçinin işine ara vermemesi, İkarus'un felaketinin günlük hayatı neredeyse hiç kesintiye uğratmadığı temasını destekler. İfade, rahatlık ya da şefkat sunmadan yalnızca hayatın devam ettiğini anlattığı için sert duyulur.

Alıştırma

Atasözü tabloda ne anlama geliyor?

  1. Biri hastalandığında çiftçiler mutlaka çalışmayı bırakmalıdır.
  2. Saban hareket etmeyi sürdürürse ölmekte olan birini kurtarabilir.
  3. Bir kişi trajedi yaşasa bile günlük hayat devam eder.
Cevabı göster

Bir kişi trajedi yaşasa bile günlük hayat devam eder.

This neglect of Icarus's tragedy is,

1:25

İkarus'un trajedisinin bu şekilde ihmal edilmesi,

at one level, Anlatım akışı

1:27

bir düzeyde,

terrifying and sad.

1:28

korkutucu ve üzücüdür.

We read into it how little the world cares about our own pains. Öbek fiiller

1:30

Bundan dünyanın bizim kendi acılarımızı ne kadar az umursadığını anlarız.

Öbek fiiller

Read into it: söylenmemiş bir anlam çıkarmak

Read into it, bir şeyden doğrudan söylenmemiş veya açıkça görülmeyen bir anlam çıkarmak demektir. Burada yazar, bu kayıtsızlığı dünyanın bireysel acıyı pek önemsemediğinin kanıtı olarak yorumlar. Yaygın yapı read + bir anlam + into + bir şey biçimindedir: She read anger into his reply. Anlam uzun bir yan cümle olduğunda read into it how little... örneğindeki gibi into + nesne önce gelebilir. Bu ifade tek başına yorumun yanlış olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Söylenmemiş bir anlamı sormak için read fiilini doğru edatla kullanın: What do you ____ his sudden silence?

Cevabı göster

read into

And yet,

1:34

Ve yine de,

from another perspective,

1:35

başka bir perspektiften,

this neglect is deeply gratifying and importantly redemptive.

1:36

bu ihmal derinden memnuniyet verici ve önemli ölçüde kurtarıcıdır.

Anlatım akışı

At one level ... from another perspective: analiz açısını değiştirmek

At one level ve from another perspective, aynı olguya ilişkin iki yorumu düzenler. İlk ifade bu kayıtsızlığı korkutucu ve üzücü olarak sunar; ikinci ifade ise aynı kayıtsızlığı teselli edici ve kurtarıcı olarak yeniden değerlendirir. Bunlar zaman değil, bakış açısı bildiren ifadelerdir. Konuyu değiştirmeden değerlendirme açısını değiştirmeyi ve tek taraflı bir sonuçtan kaçınmayı sağlarlar.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan iki ifade nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. Bir olayın diğerinden önce gerçekleştiğini gösterirler.
  2. Aynı durumu farklı bakış açılarından iki şekilde değerlendirirler.
  3. İlk konuyu bırakıp ilgisiz bir konuya geçerler.
Cevabı göster

Aynı durumu farklı bakış açılarından iki şekilde değerlendirirler.

It is one of the central sources of our unhappiness Dilbilgisi

1:41

Bu mutsuzluğumuzun temel kaynaklarından biridir,

that we spend so much of our lives Dilbilgisi

1:44

hayatımızın çok büyük bir kısmını

fearing for our reputations

1:46

itibarımız için endişelenerek

Dilbilgisi

spend so much of our lives fearing for our reputations: spend + zaman + -ing

Spend + bir zaman miktarı veya bölümü + -ing, bir etkinliğin ya da durumun o zamanı kapladığını belirtir. Burada so much of our lives, yaşamı sınırlı bir zaman miktarı olarak ele alır ve bunun son derece büyük bir bölümünün kaygıyla geçtiğini söyler. Fear for our reputations, toplumdaki imajımızın zarar görebileceğinden endişelenmek anlamına gelir. -ing öbeği zamanın nasıl geçirildiğini açıklar; bu nedenle bu kalıp to-infinitive değil, gerund alır.

Alıştırma

Cümleyi study sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Maya spent most of the evening ____ for her science exam.

Cevabı göster

studying

and wondering what others will think of us when we fail,

1:48

ve başarısız olduğumuzda başkalarının bizim hakkımızda ne düşüneceğini merak ederek geçirmemiz,

as we inevitably will, Dilbilgisi

1:51

ki kaçınılmaz olarak başarısız olacağız,

at points.

1:52

zaman zaman.

Dilbilgisi

It is one of the central sources of our unhappiness that: gerçek öznenin sona alınması

Bu cümlede it, belirli bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Asıl önerme that yan tümcesindedir: yaşamın çok büyük bir kısmını itibar hakkında kaygılanarak geçirmek, mutsuzluğun temel kaynaklarından biridir. Uzun yan tümceyi sona yerleştirmek, düşüncenin anlaşılmasını kolaylaştırır. Kalıp It + be + değerlendirme bildiren isim öbeği + that yan tümcesi biçimindedir. Önce bir değerlendirme veya sınıflandırma sunar, ardından değerlendirilen içeriğin tamamını belirtir. One of the central sources ifadesi de bunun birkaç önemli nedenden biri olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi özne ötelemesi kalıbıyla tamamlayın: It is a serious concern ____ many children go to school without breakfast.

Cevabı göster

that

Dilbilgisi

as we inevitably will: fail yerine kullanılan will

Ara yorum niteliğindeki as we inevitably will yan cümlesinde will, atlanan fail fiil öbeğinin yerini tutar. Tam biçimi as we inevitably will fail olur. İngilizcede will gibi bir yardımcı fiilden sonra daha önce geçen fiil öbeği tekrarlanmayıp atılabilir. Burada as, önceki düşünceyi doğrulayan bir yorum ekler: bazı zamanlarda başarısızlık beklenen ve kaçınılmaz bir şeydir. Buradaki as, “-dığı zaman” anlamına gelmez; will de istek bildirmez.

Alıştırma

“make mistakes” ifadesinin yerini tutan gelecek zaman yardımcı fiilini kullanın: Even careful people will make mistakes, as they inevitably ____.

Cevabı göster

will

The slightest change in our image in the eyes of others Deyimler

1:54

Başkalarının gözündeki imajımızda meydana gelen en ufak bir değişiklik

can obsess us. Kelime

1:56

bizi takıntı haline getirebilir.

Deyimler

in the eyes of others: başkalarının değerlendirmesine göre

In the eyes of others, “başkalarının yargısına veya görüşüne göre” anlamına gelir. Eyes burada mecazidir; ifade fiziksel bir yeri değil, değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtir. Bu cümlede ifade, imajımızı kimin bakışının şekillendirdiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp in the eyes of + kişi veya grup biçimindedir ve özellikle itibar, statü, değer ya da onay hakkında konuşurken kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle komşuların Leo hakkında olumlu düşündüğü anlamına gelir?

  1. Leo stands in front of his neighbors.
  2. In the eyes of his neighbors, Leo is dependable.
  3. Leo keeps an eye on his neighbors.
Cevabı göster

In the eyes of his neighbors, Leo is dependable.

Kelime

can obsess us: obsess fiilinin etken ve geçişli kullanımı

Bu cümlede can obsess us, ‘düşüncelerimizi sürekli meşgul ederek onu düşünmeyi kolayca bırakamamamıza yol açabilir’ demektir. Özne olan The slightest change in our image takıntıyı doğuran şeydir; us ise etkilenen kişileri gösterir. Burada obsess, etken ve geçişli bir fiildir: something obsesses someone. Aynı ilişki kişinin bakış açısından someone is obsessed with something biçiminde ifade edilebilir.

Alıştırma

İngilizce 'A small change can obsess us,' cümlesinde dil bilgisi yapısı neyi gösterir?

  1. Biz değişikliğin düşüncelerini sürekli meşgul edebiliriz.
  2. Değişikliği yalnızca bir kez incelemeyi seçiyoruz.
  3. Değişiklik düşüncelerimizi sürekli meşgul edebilir.
Cevabı göster

Değişiklik düşüncelerimizi sürekli meşgul edebilir.

We lie awake at night, Kalıp ifadeler

1:58

Geceleri uyanık yatarız,

wondering how we could cope Kalıp ifadeler

1:59

nasıl başa çıkabileceğimizi merak ederek,

without the approval of people

2:01

insanların onayı olmadan,

we don't even like very much.

2:02

pek sevmediğimiz insanların bile.

Kalıp ifadeler

lie awake at night: yatakta olup uyuyamamak

Lie awake at night, genellikle uyumak istediğiniz veya uyuyor olmanız gereken bir zamanda gece uzanmış hâlde uyanık kalmak demektir. Yalnızca cannot sleep demekten daha açık bir görüntü verir: kişi yataktadır, ancak düşünceler veya duygular onu uyanık tutar. Burada lie, ‘yatay konumda olmak’ anlamına gelir; ‘yalan söylemek’ anlamında değildir. Ardından gelen -ing yapısı wondering..., kişinin uyanık şekilde yatarken zihninde ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ifadenin aynısıyla tamamlayın: When I am worried, I ____ thinking about tomorrow.

Cevabı göster

lie awake at night

Kalıp ifadeler

cope without the approval of people: başkalarının onayı olmadan başa çıkmak

Cope without X, X eksik olsa da zor bir durumla başa çıkmak anlamına gelir. Buradaki X, diğer insanların onayıdır; dolayısıyla ifade, onlar tarafından kabul edildiğimizi veya desteklendiğimizi hissetmeden de hayatı sürdürebilmek demektir. Üstelik bu kişiler pek de hoşlanmadığımız insanlardır. Onların yargıları aslında az önem taşımalı, fakat yine de onaylarını kaybetmekten korkarız; ironi buradadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp cope without + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi cope ve eksik bir kaynak olmadan başa çıkmayı anlatan doğru edatla tamamlayın: During the outage, we had to ____ the elevator.

Cevabı göster

cope without

We surrender our freedom Deyimler

2:05

Özgürlüğümüzü teslim ediyoruz

to the verdicts of strangers.

2:06

yabancıların yargılarına.

Deyimler

surrender our freedom to the verdicts of strangers: özgürlüğümüzü yabancıların hükümlerine teslim etmek

Surrender X to Y, kelime anlamıyla X'i Y'ye teslim etmeyi anlatır. Burada ise bir mecazdır: surrender our freedom, seçimlerimiz üzerindeki denetimden vazgeçmek; the verdicts of strangers ise tanımadığımız insanların yargılarını kesin mahkeme kararlarıymış gibi görmek demektir. Cümle, dışarıdan gelen görüşlerin nasıl yaşayacağımıza karar vermesine izin vermeyi eleştirir. Hukuk terimi olan verdicts, bu görüşleri gerçekte olduklarından daha yetkili ve sert gösterir.

Alıştırma

'We surrender our freedom to the verdicts of strangers.' cümlesi bu bağlamda ne anlama gelir?

  1. Özgürlüğümüzü başkalarının görüşlerinden koruruz.
  2. Tanımadığımız insanların yargılarının seçimlerimizi kontrol etmesine izin veririz.
  3. Tanımadığımız hâkimlerden hukuki bir davayı çözmelerini isteriz.
Cevabı göster

Tanımadığımız insanların yargılarının seçimlerimizi kontrol etmesine izin veririz.

But the painter's stroke of consoling genius Kalıp ifadeler

2:09

Fakat ressamın bu teselli edici deha dokunuşu

is here to show us how,

2:12

bize şunu göstermek için burada;

when we really mess up, Öbek fiiller

2:14

gerçekten işleri batırdığımızda,

almost no one will be looking or caring very much.

2:16

neredeyse hiç kimse bakmayacak veya çok fazla umursamayacaktır.

Kalıp ifadeler

Değiştirilmiş stroke of consoling genius ifadesi

“A stroke of genius”, son derece zekice bir fikir, karar veya yaratıcı hamle için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki stroke, ilhamla yapılmış tek bir hamle ya da dokunuş anlamına gelir; darbe, inme veya yalnızca bir fırça darbesi anlamında değildir. Consoling sıfatı, ressamın zekice seçiminin parlak olmasının yanı sıra teselli edici olduğunu göstermek için genius kelimesinin önüne eklenmiştir. Bu kalıp, a stroke of + sıfat + genius biçiminde uyarlanabilir. Örneğin a stroke of practical genius ifadesinde sıfat, zekice fikrin türünü veya etkisini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi consoling kullanılan stroke of ... genius biçimiyle tamamlayın: Ending the sad film with a small sign of hope was a ____.

Cevabı göster

stroke of consoling genius

Öbek fiiller

Hata yapmak anlamındaki mess up

Burada mess up, hata yapmak veya bir işi yanlış gitmesine yol açacak kadar kötü yapmak anlamındaki gündelik bir deyimsel fiildir. Bu bağlamda bir yeri dağıtmak anlamına gelmez. when we really mess up ifadesinde mess up fiilinin nesnesi yoktur; dolayısıyla odak yalnızca bizim hata yapmamızdadır. Really anlamı güçlendirir ve hatanın büyük hissedilebileceğini gösterir.

Alıştırma

“If I mess up during the piano solo, I'll keep going,” cümlesinde mess up ne anlama gelir?

  1. piyanoyu dağıtmak
  2. hata yapmak
  3. başkalarını izlemek
Cevabı göster

hata yapmak

The farmer is too busy plowing. Dilbilgisi

2:19

Çiftçi saban sürmekle çok meşgul.

Dilbilgisi

too busy + -ing: başka bir şeye vakit ayıramayacak kadar meşgul

Too busy plowing, çiftçinin toprağı sürmekle o kadar meşgul olduğunu ve başka bir şeye yeterli zaman ya da dikkat ayıramadığını anlatır. Too yalnızca “çok” demek değildir; bir sınırın aşıldığını ve bunun bir sonucu olduğunu ima eder. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be too busy + -ing biçimindedir. -ing bölümü, kişiyi bu kadar meşgul eden etkinliği belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi too busy ve cook fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo cannot answer the phone because he is ____.

Cevabı göster

too busy cooking

The shepherd is too taken up with thinking about the weather. Öbek fiiller

2:22

Çoban hava durumunu düşünmekle fazla meşgul.

Öbek fiiller

taken up with: dikkatin tamamen meşgul olması

Bu cümlede taken up with, çobanın zamanının ve dikkatinin hava durumunu düşünmekle tamamen dolu olduğunu anlatır. Birinin onu fiziksel olarak kaldırdığı anlamına gelmez. Yapı be taken up with + isim veya -ing biçimindedir. Genellikle başka şeylere çok az dikkat bırakan işleri, düşünceleri veya etkinlikleri anlatır; buradaki too bu anlamı güçlendirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi taken up with kullanarak tamamlayın: Ava was so ____ preparing her presentation that she did not notice the time.

Cevabı göster

taken up with

Someone else is overwhelmingly intent on fishing. Kalıp ifadeler

2:25

Başka biri ise tamamen balık tutmaya odaklanmış.

Kalıp ifadeler

intent on fishing: be intent on + -ing yapısı

intent on fishing ifadesinde intent, bir şeye güçlü biçimde odaklanmış veya bir şeyi yapmaya kararlı olmayı anlatan bir sıfattır. Overwhelmingly bu odağı daha da güçlendirir: kişi balık tutmaya öylesine dalmıştır ki başka şeyleri fark etmeyebilir. Başka durumlara aktarılabilen yapı be intent on + isim veya -ing biçimidir: be intent on the goal; be intent on finishing. Burada on zorunludur ve fishing, kişinin tüm dikkatini verdiği etkinliği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi intent sıfatı ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The team was ____ finding the lost dog before dark.

Cevabı göster

intent on

Our tragedies don't occupy society

2:28

Bizim trajedilerimiz toplumu meşgul etmez,

the way we fear they will. Dilbilgisi

2:31

korktuğumuz şekilde.

Dilbilgisi

the way we fear they will: will'den sonraki eksiltme

The way we fear they will, “toplumu meşgul edeceklerinden korktuğumuz biçimde veya ölçüde” anlamına gelir. The way, hayal edilen biçimi veya dereceyi ifade eder; böylece cümle gerçekte olanı insanların endişelendiği daha büyük etkiyle karşılaştırır. Will, tekrarlanan occupy society fiil öbeğinin yerini tutar. Bu bir yardımcı fiil eksiltmesidir: İngilizce, will yardımcı fiilini korur ve bağlamdan zaten anlaşılan sözcükleri çıkarır. Buradaki will geleceğe yönelik bir tahmin ifade eder; trajedilerin bir şey yapmak istediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede will'den sonra hangi sözcükler anlaşılmaktadır? The new rule won't change our routine the way people fear it will.

  1. create a routine
  2. fear the new rule
  3. change our routine
Cevabı göster

change our routine

A few people might notice for a moment,

2:33

Birkaç kişi bir anlığına fark edebilir,

then swiftly move on to the next thing. Öbek fiiller

2:35

sonra hızla bir sonraki şeye geçerler.

Öbek fiiller

move on to: dikkati sıradaki şeye yöneltmek

Bu cümlede move on to, bir şeye dikkat etmeyi bırakıp sıradaki şeye yönelmeye başlamak demektir. İnsanlar fiziksel olarak başka bir yere gitmez. Kalıp move on to + sıradaki konu, görev, etkinlik veya aşama biçimindedir. Dikkatin ya da sürecin ileriye doğru geçişini gösterir.

Alıştırma

‘Sıradaki konuyu tartışmaya başlamak’ anlamına gelen en uygun ifadeyi seçin: We have answered the first question, so let's ___ the second one.

  1. move on to
  2. move through
  3. move on from
Cevabı göster

move on to

We are at the center of the galaxy Deyimler

2:38

Biz sadece galaksinin merkezindeyiz

only in our own tortured minds.

2:40

kendi eziyet çeken zihinlerimizde.

Deyimler

only in our own tortured minds: abartılı bir görüntüyü sınırlandırmak

Cümle, imkânsız bir kozmik görüntüyü abartı olarak kullanır: kaygılı bir kişi kendisini her şeyin merkezindeymiş ve herkes ona bakıyormuş gibi hissedebilir. Bu, astronomiyle ilgili bir açıklama değildir. only sözcüğü iddiayı sınırlar: bu durum yalnızca in our own tortured minds içinde vardır. Burada tortured, fiziksel olarak işkence görmek değil, kaygı ya da sıkıntı yüzünden derin acı çekmek demektir. Cümle, bu büyük önem duygusunun dış dünyada değil, kaygılı düşüncelerde bulunduğunu savunur.

Alıştırma

Bu yeni cümle ne anlatıyor? The whole town is talking about my mistake, but only in my anxious imagination.

  1. Kaygı, konuşanın yaptığı hatanın herkes için önemli olduğunu sanmasına yol açıyor.
  2. Kasaba hatayı herkese resmen duyurdu.
  3. Konuşan kişi hatanın gerçekleşip gerçekleşmediğini hatırlamıyor.
Cevabı göster

Kaygı, konuşanın yaptığı hatanın herkes için önemli olduğunu sanmasına yol açıyor.

The world is still filled with humans

2:43

Dünya hala insanlarla dolu,

who haven't heard of us and never will. Kelime

2:45

adımızı hiç duymamış ve asla da duymayacak olan.

Kelime

haven't heard of us: hear of someone ifadesinin anlamı

haven't heard of us ifadesinde hear of someone, “bir kişinin ya da grubun var olduğunu bilmek” veya “onu adıyla ya da ünüyle tanımak” demektir. O kişinin sesini fiziksel olarak duymak anlamına gelmez. Present perfect yapıdaki haven't heard of, bu kişilerin şu ana kadar “bizim” varlığımızdan hiç haberdar olmadığını gösterir. Bu kalıp bir kişinin, yerin, fikrin ya da kuruluşun bilinip bilinmediğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın bugünden önce kulübün varlığından haberdar olmadığını anlatır?

  1. Maya had never heard of the club before today.
  2. Maya had never heard about the club's new rules before today.
  3. Maya had never heard the club perform before today.
Cevabı göster

Maya had never heard of the club before today.

Those who might be angry or disappointed with you now

2:47

Şu anda sana kızgın veya hayal kırıklığına uğramış olabilecek olanlar

will have forgotten all about you soon enough. Dilbilgisi

2:50

senin hakkındaki her şeyi çok yakında unutmuş olacaklar.

Dilbilgisi

will have forgotten: future perfect yapısı

Will have forgotten, will have + past participle yapısından oluşan future perfect biçimidir. Unutma eylemini gelecekteki bir noktaya kadar tamamlanmış olarak gösterir. Burada soon enough gelecekteki zaman çerçevesini verir. Konuşan kişi ileriye bakıp sonraki sonucu öngörür: o insanlar artık seni hatırlamayacaktır. Bu yapı onların şimdi unutmuş olduğu ya da unutmanın yalnızca ileride başlayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi forget fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By next summer, Leo ____ the small disagreement.

Cevabı göster

will have forgotten

Your disgrace will,

2:53

Senin rezaletin,

in time,

2:54

zamanla,

be subsumed within the larger amnesia Kelime

2:55

daha büyük bir amnezinin içinde yutulacak,

of a consolingly indifferent world.

2:58

teselli edici derecede kayıtsız bir dünyanın.

Kelime

be subsumed within: daha büyük bir bütünün içinde eritilmek

Be subsumed within, “daha büyük bir bütünün içine alınmak ve onun bir parçası sayılmak” anlamına gelen resmî bir edilgen ifadedir. Küçük olanın yok edilmesi gerekmez; daha büyük bütün onu kapsadığı veya gölgede bıraktığı için bağımsız önemini kaybeder. Bu cümlede konuşmacı, bir kişinin utancının sonunda dünyanın çok daha büyük unutkanlığının yalnızca küçücük bir parçası olacağını söylüyor. Kalıp be + subsumed + within + daha büyük bütün şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: Over time, the local dispute may ____ a much larger national debate.

Cevabı göster

be subsumed within

It isn't just Icarus who is being swallowed up and obscured by the waves. Notlar

3:01

Dalgalar tarafından yutulan ve gizlenen sadece İkarus değil.

Dilbilgisi

It isn't just X who ...: iddiayı tek kişinin ötesine genişletmek

It isn't just X who ... kalıbı, ifadenin X için olduğu kadar başka insanlar için de geçerli olduğunu anlatır. Fazla dar bir yorumu düzeltir ve iddiayı daha geniş bir gruba yayar. Burada İkarus yalnızca bir örnektir; dalgaların yutup gözden gizlediği tek kişi değildir. It, yapısal bir yer tutucudur ve who ile başlayan yan cümle, İkarus hakkında söylenen şeyi tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümle Maya ve başka insanların son tarihi unuttuğu anlamına gelir?

  1. Maya didn't just forget the deadline.
  2. It isn't just Maya who forgot the deadline.
Cevabı göster

It isn't just Maya who forgot the deadline.

Öbek fiiller

being swallowed up: tamamen yutulmak

is being swallowed up ifadesindeki edilgen sürekli yapı, eylemin devam ettiğini gösterir: Dalgalar İkarus'u tamamen kaplamakta veya yutmakta ve onun kayboluyormuş gibi görünmesine yol açmaktadır. up parçacığı, swallow fiiline tamamlanmışlık ve bütünlük anlamı katar. Burada ifade hem fiziksel hem de mecazi olarak kullanılır. Dalgalar onu gözden saklarken daha geniş anlamda bir kişinin ve başarısızlıklarının da toplumun hafızasından silinebileceğini anlatır. Başka bağlamlarda swallow up; sisin, karanlığın, kalabalıkların, şehirlerin, masrafların veya başka güçlerin bir şeyi tamamen içine almasını anlatabilir.

Alıştırma

'Tamamen yutulmuş ve görünmez hâle gelmiş' anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: By midnight, the rising water had ____ the lower road, and it vanished from view.

Cevabı göster

swallowed up

Some of the same obscurity Deyimler

3:05

Aynı belirsizliğin bir kısmı

awaits our greatest errors and embarrassments.

3:07

bizim en büyük hatalarımızı ve utançlarımızı bekliyor.

Deyimler

obscurity awaits our errors: unutulmuşluk hatalarımızı bekliyor

Some of the same obscurity awaits our greatest errors and embarrassments cümlesinde obscurity, awaits fiilinin dil bilgisel öznesidir. Cümle, fark edilmemeyi veya unutulmayı kişileştirir; sanki bu durum gelecekte hataları ve utandırıcı anları bekliyormuş gibi anlatılır. Some of the same obscurity, fark edilmeme durumunun benzer bir ölçüsünü ifade eder; same ise İkarus'un gizlenip unutulduğu önceki görüntüye gönderme yapar. Sonuç olarak, şimdi çok büyük görünen hatalar bile zamanla daha az ilgi görecek ve hafızalardan silinecektir. Cümle, hataların henüz gerçekleşmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

"Some of the same obscurity awaits our greatest errors and embarrassments" cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. En büyük hatalarımız açıkça görünmeye ve geniş çapta hatırlanmaya devam edecek.
  2. Hatalarımız henüz gerçekleşmedi ve unutulmuşluk onların meydana gelmesini bekliyor.
  3. En büyük hatalarımız ve en utanç verici anlarımız bile sonunda insanların ilgisinden uzaklaşacaktır.
Cevabı göster

En büyük hatalarımız ve en utanç verici anlarımız bile sonunda insanların ilgisinden uzaklaşacaktır.

We hope you enjoyed this film.

3:12

Umarız bu filmi beğenmişsinizdir.

For more from The School of Life,

3:14

The School of Life'tan daha fazlası için,

you can subscribe to our channel

3:16

kanalımıza abone olabilir

and take a look at our range of products on our website.

3:18

ve web sitemizdeki ürün yelpazemize göz atabilirsiniz.