...Ve Bunu Tekrar Yapacağız: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.421 kelime 178 kel/dk

Video özeti: Kurzgesagt bilim videolarının gerçeği neden basitleştirdiğini, modellerin anlamayı nasıl desteklediğini ve çekici bir hikâyenin nasıl yanlış kesinlik yaratabildiğini açıklıyor. Ekip ayrıca basitleştirmeleri nihai gerçek yapmadan belirsizliği inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. lies to children. ifadesini gerçek bir suçlama değil, geçici modellere dayalı bilim iletişimi kavramı olarak anlamak. 2. confuse the description of a thing for the thing itself. dil bilgisi kalıbıyla model açıklamasını temsil ettiği gerçeklikten ayırmak. 3. light a fire in you ifadesini bağımsız okuma, çalışma ve bilim keşfi için kalıcı motivasyon uyandıran bir deyim ve mecaz olarak tanımak.

Bu derste

in every video, even in this one,

0:04

her videoda, bunda bile,

because our videos distill very complex subjects into flashy 10-minute pieces, Kelime

0:06

çünkü videolarımız çok karmaşık konuları gösterişli 10 dakikalık parçalara damıtıyor,

Kelime

distill very complex subjects into flashy 10-minute pieces: karmaşık konuları dikkat çekici 10 dakikalık içeriklere yoğunlaştırmak

Burada distill mecaz anlamdadır: çok karmaşık konulardaki temel fikirleri seçip daha kısa ve anlaşılması daha kolay bir biçimde sunmak demektir. distill X into Y kalıbında X kaynak malzeme, Y ise ortaya çıkan yeni biçimdir. Bu cümlede sonuç flashy 10-minute pieces ifadesidir. Flashy, görsel olarak dikkat çekici anlamına gelir ve sunuma özellikle ağırlık verildiğine dair hafif bir ima taşıyabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıbın iki parçasıyla tamamlayın. The editor ____ a year of research ____ a two-page guide.

Cevabı göster

distilled · into

and unfortunately,

0:10

ve ne yazık ki,

reality is, well, complicated.

0:12

gerçeklik, şey, karmaşıktır.

The question of how we deal with that Dilbilgisi

0:15

Bununla nasıl başa çıktığımız sorusu

is central to what we do on this channel

0:17

bu kanalda yaptığımız şeyin merkezinde yer alıyor

Dilbilgisi

The question of how ... is central to what ...: «nasıl» sorusunu ana mesele olarak sunmak

The question of how we deal with that ad öbeğinin tamamı öznedir. Gömülü how yan cümlesi doğrudan soru sormak yerine konunun ne olduğunu belirtir; bu yüzden düz cümle dizilişini kullanır: how do we deal değil, how we deal. Is central to, ‘temel bir parçasıdır’ veya ‘son derece önemlidir’ anlamına gelir. Burada to bir edattır; what we do on this channel ise ‘bu kanalda yaptığımız iş veya faaliyet’ anlamındaki bir ad cümleciğidir. Bu kalıp, bir süreç veya yöntem sorusunu bir projenin, kuruluşun ya da tartışmanın ana meselesi olarak sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle ana meseleyi sunmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?

  1. The question of how can we reduce waste is central to what our team does.
  2. The question of how we can reduce waste is central to what our team does.
  3. The question of how we can reduce waste is central what our team does.
Cevabı göster

The question of how we can reduce waste is central to what our team does.

and something we think about a lot.

0:19

ve üzerinde çok düşündüğümüz bir şey.

What we mean by lying

0:30

Yalan söylemekten kastımız

is the concept of lies to children. Kültür

0:32

çocuklara söylenen yalanlar kavramıdır.

The idea that on the path to explaining something complicated, Deyimler

0:35

Karmaşık bir şeyi açıklama yolunda,

you start off with a little lie, Öbek fiiller

0:38

işe küçük bir yalanla başlarsınız,

Öbek fiiller

start off with: ilk adımı belirtmek

“Start off with”, bir şeyi ilk adım olarak kullanarak, yaparak veya sunarak bir sürece başlamak anlamına gelir. Burada “with”, ilk gelen şeyi belirtir. Bu ifade başlangıç aşamasına odaklanır; bu nedenle bir dersin, planın, gösterimin veya hikâyenin sırasını açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

“Bir şeyi ilk adım olarak kullanarak başlamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In our science lesson, we ____ a simple experiment.

Cevabı göster

start off with

a useful oversimplification

0:40

faydalı bir aşırı basitleştirme

that makes it easier to grasp a concept. Kalıp ifadeler

0:42

bir kavramı kavramayı kolaylaştıran.

Kültür

lies to children: yararlı ama eksik bir model

Burada lies to children, yeni başlayan birinin zor bir fikri anlayabilmesi için bilinçli olarak basitleştirilen bir açıklamayı anlatan terimdir. İfade sıradan bir aldatmaca gibi görünür, ancak bu bağlamdaki amaç çocukları kandırmak değil, öğretmektir. Böyle bir model yalnızca ilk adım olarak yararlıdır: sonraki açıklamalar eksik ayrıntıları eklemeli veya modeli daha doğru bir modelle değiştirmelidir. Children sözcüğü yetişkinler de dâhil olmak üzere genel anlamda yeni başlayanları ifade edebilir; ayrıca terim her basitleştirmenin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilim öğretimiyle ilgili bir tartışmada lies to children büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çocuklara bilerek yanlış bilgi veren bir kampanya
  2. Tamamen doğru olsa bile her kısa açıklama
  3. Eksik olan ve daha sonra geliştirilecek yararlı bir ilk model
Cevabı göster

Eksik olan ve daha sonra geliştirilecek yararlı bir ilk model

Deyimler

on the path to explaining: bir hedefe doğru ilerleme

On the path to explaining, açıklamayı bir hedefe doğru adım adım ilerleyen bir yolculuk gibi sunar. Bu cümlede konuşmacı fiziksel bir yoldan değil, karmaşık bir fikri anlaşılır hâle getirme sürecinin erken bir aşamasından söz eder. on the path to + isim veya -ing biçimi kalıbında to bir edattır. Bu nedenle explain değil explaining kullanılır. İfade aşamaları ve ilerlemeyi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede on the path to, adım adım ilerlemeyi anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. We are on the path to understand the problem.
  2. We are on the path to understanding the problem.
  3. We are on the path while understanding the problem.
Cevabı göster

We are on the path to understanding the problem.

Kalıp ifadeler

grasp a concept: bir fikri zihinsel olarak anlamak

“Grasp a concept” ifadesinde “grasp” mecazidir: bir şeyi elle tutmak değil, bir fikri açıkça anlamak demektir. Bu eşdizim, ana fikri zihinde sağlam biçimde kavrama anlamı taşır. Öğrenme, öğretme veya zor bir konuyu açıklama hakkında konuşurken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “bir fikri anlamak” anlamına gelen iki sözcüklü eşdizimle tamamlayın: A clear diagram can help you ____.

Cevabı göster

grasp a concept

For example, as a kid,

0:45

Örneğin, çocukken,

you learn that the Earth is a sphere

0:46

Dünya'nın bir küre olduğunu öğrenirsiniz

orbiting the sun with planet buddies.

0:48

güneşin yörüngesinde dönen gezegen arkadaşlarıyla.

But it's not actually a sphere

0:50

Ama aslında bir küre değildir

and the buddies are super different in size

0:52

ve arkadaşların boyutları birbirinden çok farklıdır

and not close to each other at all.

0:54

ve birbirlerine hiç de yakın değillerdir.

By beginning at a place of oversimplification, Dilbilgisi

0:57

Aşırı basitleştirilmiş bir yerden başlayarak,

you're building a framework,

0:59

bir çerçeve inşa edersiniz,

Dilbilgisi

Aşırı basitleştirilmiş bir noktadan başlayarak bir çerçeve oluşturuyorsun

By + -ing yapısı, bir sonuca götüren yöntemi veya aracı gösterir. Burada, aşırı basitleştirilmiş bir başlangıç noktasından başlamak yöntemdir; bir çerçeve oluşturmak ise sonuçtur. Buradaki place soyut bir ifadedir; fikrin tam hâline göre daha basit sunulduğu bir başlangıç noktasını anlatır. Cümle, daha sonra ayrıntı eklemek için basit bir ilk modeli temel olarak sunar.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl elde edildiğini göstermek için By + gerund yapısını doğru kullanan cümleyi seç. İngilizce cümleleri karşılaştır.

  1. By checked the map, we found the fastest route.
  2. At checking the map, we found the fastest route.
  3. By checking the map, we found the fastest route.
Cevabı göster

By checking the map, we found the fastest route.

a foundation that you can then build upon Öbek fiiller

1:01

daha sonra üzerine inşa edebileceğiniz bir temel

and add nuance and complexity later on. Kalıp ifadeler

1:04

ve daha sonra nüans ve karmaşıklık ekleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

Mevcut bir temelden geliştirerek ilerlemek: build upon

Build upon, mevcut bir fikri, sonucu veya temeli başlangıç noktası alarak daha fazla geliştirmek demektir. Bu cümlede üzerine geliştirme yapılan şey, hemen önce sözü edilen foundation’dır; fiziksel bir yüzey değildir. Bu ifade gelişimin aşamalarını birbirine bağlar: önce bir çerçeve oluşturulur, sonra buna dayanarak nüans ve karmaşıklık eklenir. Bu kullanımda upon, on’a göre biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Mevcut bir temelden yola çıkarak geliştirmek anlamına gelen ifadeyi seç: The new lesson will ____ last year's material.

  1. build over
  2. build upon
  3. build up
  4. build through
Cevabı göster

build upon

Kalıp ifadeler

add nuance and complexity: nüans ve karmaşıklık eklemek

Burada add, temel açıklama oluşturulduktan sonra ona bir şey eklemek demektir. Nuance, bir fikrin ne kadar doğru anlaşıldığını etkileyen ince ayrımları; complexity ise ek katmanları veya birbiriyle etkileşen unsurları anlatır. add nuance and complexity bir bütün olarak, basit bir açıklamayı daha kesin ve çok katmanlı hâle getirmeyi anlatır. Yalnızca açıklamayı uzatmak veya daha fazla bilgi eklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ince ayrımlar ve birbiriyle etkileşen daha fazla katman eklemeyi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The new evidence will ____ to our explanation.

Cevabı göster

add nuance and complexity

Step by step, Kalıp ifadeler

1:07

Adım adım,

you're getting towards the real gist of the complicated subject. Kelime

1:08

karmaşık konunun asıl özüne doğru ilerliyorsunuz.

Kalıp ifadeler

Süreci düzenleyen Step by step

Step by step, küçük aşamalardan oluşan bir sıra içinde yavaş yavaş anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede fiziksel olarak yürümeyi değil, anlamaya doğru ilerlemeyi anlatır. Bir cümlenin başına gelip ardından virgül aldığında, tüm süreci düzenli ve aşamalı olarak çerçeveler. Ayrıca zor bir işin aşamalara ayrıldığında yapılabilir hâle geldiğini göstererek dinleyeni rahatlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi yavaş yavaş, küçük aşamalarla anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, the class learned how to build a simple website.

Cevabı göster

Step by step

Kelime

the real gist of: asıl ana fikir

the gist of something, bir şeyin tüm ayrıntılarını değil, genel ana anlamını belirtir. Burada the real gist of the complicated subject, karmaşık konunun gerçek ana fikri demektir. real vurgu katar: dinleyici kabaca ya da yüzeysel anlamanın ötesine geçip gerçekten önemli olana yaklaşmaktadır.

Alıştırma

Bir şeyin ana fikri anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I did not catch every detail, but I understood ____ the lecture.

Cevabı göster

the gist of

Science communication has to use lies to children

1:12

Bilim iletişimi çocuklara söylenen yalanları kullanmak zorundadır

to some degree or it turns into science education. Kalıp ifadeler

1:15

bir dereceye kadar, yoksa bilim eğitimine dönüşür.

Kalıp ifadeler

to some degree: bir iddiayı sınırlamak

to some degree, bir iddianın gücünü sınırlar. ‘Kısmen’ veya ‘belirtilmemiş bir ölçüde’ anlamına gelir; bu nedenle konuşan kişi iddianın her durumda tamamen doğru olduğunu söylemez. Bu yumuşatıcı ifade, güçlü ya da tartışmalı bir düşünceyi daha dikkatli sunmaya yardımcı olur. Kesin bir miktar belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede to some degree, bir şeyin kısmen ama tamamen değil, doğru olduğunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. The repair took exactly 37 minutes.
  2. The repair helped to some degree, but the machine still makes noise.
  3. The repair fixed the machine completely, with no remaining problems.
Cevabı göster

The repair helped to some degree, but the machine still makes noise.

And getting a proper education in all of the scientific fields

1:19

Ve tüm bilimsel alanlarda uygun bir eğitim almak

would take years of intense study

1:22

yoğun çalışma yılları alırdı

to become fluent in them. Kelime

1:24

onlarda akıcı olmak için.

Kelime

Bir alanda fluent in kullanımı

Bu cümlede fluent in, bir dili akıcı konuşma anlamının ötesine geçer. Bilim alanlarını anlayıp bu alanlardaki fikirlerle rahatça çalışabilecek kadar iyi bilmek anlamına gelir. Kalıp fluent in + dil, konu, alan veya sistem biçimindedir. Yalnızca birkaç bilgiye sahip olmayı değil, bilgiyi güvenli ve işlevsel biçimde kullanabilmeyi anlatır.

Alıştırma

Fluent sözcüğünü doğru edatla birlikte kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of working with databases, Maya became ____ SQL.

Cevabı göster

fluent in

As a species,

1:26

Bir tür olarak,

we have a major interest in summarizing science

1:27

bilimi özetlemeye büyük bir ilgimiz var

and its advancements

1:29

ve ilerlemelerini

and educating as many people about it as possible

1:31

ve mümkün olduğunca çok insanı bu konuda eğitmeye

because we all benefit

1:33

çünkü hepimiz faydalanırız

if more people have a fact-based scientific worldview. Kelime

1:34

eğer daha fazla insanın gerçeğe dayalı bilimsel bir dünya görüşü varsa.

Kelime

Bileşik isim öbeği fact-based scientific worldview

Bu isim öbeğinde ana sözcük worldview’dür: dünyanın nasıl işlediğini anlamaya yarayan geniş bir çerçeve. Scientific, dünya görüşünün türünü sınırlar; fact-based ise bunun kanıtlara ve doğrulanabilir gerçeklere dayandığını belirtir. Dolayısıyla ifade, tek bir gerçek veya görüşü değil, çok sayıda yargının oluşturulmasında kullanılan genel bir yaklaşımı anlatır. Cümlede have, bu genel bakış açısına “sahip olmak” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi durum fact-based scientific worldview sahibi bir kişiyi en iyi tanımlar?

  1. Bir film hakkında güçlü bir kişisel görüşleri var.
  2. Bir sınav için tek bir bilimsel gerçeği ezberlediler.
  3. Açıklamaları genellikle kanıtlara ve bilimsel yöntemlere göre değerlendirirler.
Cevabı göster

Açıklamaları genellikle kanıtlara ve bilimsel yöntemlere göre değerlendirirler.

We will discuss what science is and how it works in different videos

1:38

Bilimin ne olduğunu ve nasıl çalıştığını farklı videolarda tartışacağız

in more detail,

1:42

daha detaylı,

but for now, Anlatım akışı

1:43

ama şimdilik,

let's just say it's a process to advance,

1:44

sadece evren hakkındaki bilgimizi ilerletmek için bir süreç olduğunu söyleyelim,

organize, predict,

1:46

organize etmek, tahmin etmek,

and test our knowledge about the universe.

1:47

ve test etmek.

Anlatım akışı

but for now: tartışmayı geçici olarak daraltmak

But for now daha ayrıntılı bir konuyu duraklatır ve dinleyiciye bu aşamada hangi sınırlı fikrin kullanılacağını gösterir. Burada, daha kapsamlı açıklamaların sonra gelebileceği belirtildikten sonra bilime ilişkin basit ve kullanışlı bir açıklama sunulur. Bu ifade bilgiyi düzenler: but, daha önce sözü verilen ayrıntılardan farklı bir yöne geçildiğini gösterir; for now ise bu seçimin geçici olduğunu belirtir. Açıklamanın sonsuza kadar eksiksiz olduğu iddia edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede but for now neyi gösteriyor?

  1. Konuşmacı şu ana kadar gerçekleşen her şeyi gözden geçiriyor.
  2. Konuşmacı artık hiçbir ayrıntı gerektirmeyecek kesin bir tanım veriyor.
  3. Konuşmacı daha basit bir açıklamayı geçici olarak kullanıyor ve daha sonra ayrıntı ekleyebilir.
Cevabı göster

Konuşmacı daha basit bir açıklamayı geçici olarak kullanıyor ve daha sonra ayrıntı ekleyebilir.

If you understand the current state of scientific knowledge,

1:50

Bilimsel bilginin mevcut durumunu anlarsanız,

then you can make better decisions

1:53

o zaman daha iyi kararlar alabilirsiniz

based on facts and testable ideas

1:55

gerçeklere ve test edilebilir fikirlere dayanarak

rather than outdated belief systems Dilbilgisi

1:58

modası geçmiş inanç sistemlerinden ziyade

or our intuition

2:00

veya sezgimizden

Dilbilgisi

rather than: bir dayanağı diğeriyle karşılaştırmak

Rather than reddedilen, kaçınılan veya daha az uygun görülen bir alternatifi sunar. Kalıp X rather than Y şeklindedir: X seçilen ya da tercih edilen dayanaktır, Y ise bir kenara bırakılan alternatiftir. Bu cümlede gerçekler ve sınanabilir fikirler karar vermek için daha iyi dayanak olarak sunulur; eski inanç sistemleri ile sezgi bunların karşısındaki dayanaktır. Buradaki than, rather than bağlacının bir parçasıdır; bigger than örneğindeki gibi bir karşılaştırma belirtmez.

Alıştırma

A guess ifadesinin reddedilen dayanak olduğunu hangi bağlaç doğru biçimde gösterir? Make the choice using confirmed facts ___ a guess.

  1. rather than
  2. other than
  3. more than
Cevabı göster

rather than

that evolved to protect our ancestors from lions,

2:01

atalarımızı aslanlardan korumak için evrimleşmiş olan,

but is no longer suited for the complexity of our modern world. Kalıp ifadeler

2:04

ama artık modern dünyamızın karmaşıklığına uygun olmayan.

Kalıp ifadeler

no longer suited for: geçmişte uygunken artık uygun değil

Burada no longer suited for, “önceden yararlı ya da uygundu, ancak artık uygun değil” anlamına gelir. No longer zaman içinde bir değişimi gösterirken, suited for bir şeyi uygun olduğu durum veya amaçla ilişkilendirir. Yaygın kalıp be + no longer + suited for + isim ya da -ing biçimidir. Bu cümlede sezgi eskiden eski bir tehlikeyle baş etmeye yardımcı oluyordu, fakat modern yaşamın karmaşıklığına uymuyor. Suited bir amaca uygunluğu anlatır; takım elbise giymekle ilgili değildir.

Alıştırma

Geçmişte var olan uygunluğun sona erdiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: “This old software is ____ handling modern security threats.”

Cevabı göster

no longer suited for

Our brains are comically ill-prepared Kalıp ifadeler

2:08

Beyinlerimiz komik derecede hazırlıksızdır

to navigate the fast-moving world

2:10

hızlı hareket eden dünyada gezinmek için

we happen to live in today, Dilbilgisi

2:12

bugün içinde yaşadığımız,

Kalıp ifadeler

ill-prepared to: bir eylem için yetersiz hazırlık

Ill-prepared to, ardından gelen eylemi gerçekleştirmek için yeterince hazır olmamak demektir. Buradaki ill- ön eki “kötü biçimde” ya da “yetersiz biçimde” anlamına gelir; fiziksel olarak hasta olmak anlamına gelmez. Kalıp be + ill-prepared + to-infinitive şeklindedir. Cümlede navigate, beynin başa çıkmak için donanımlı olmadığı zorluğu belirtir; comically ise bu uyumsuzluğu saçma derecede büyük göstererek eleştiriyi güçlendirir.

Alıştırma

Eylem için yeterince hazır olmama anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The team had no backup plan and was ____ respond to the outage.”

Cevabı göster

ill-prepared to

Dilbilgisi

happen to + fiil: bir gerçeği koşullara bağlı olarak sunmak

happen to live yapısında happen to, yalın hâlde bulunan live fiilinden önce gelir. Durumu bilinçli bir seçimden çok tesadüfen ya da koşullar nedeniyle geçerli olan bir gerçek gibi sunar. Burada ifade hafif bir anlatımsal mesafe de oluşturur: kendimizi hızla değişen bu dünyada yaşarken buluruz. Bu dünyada yaşamamızın kelimenin tam anlamıyla bir kaza olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yakında yaşamayı bilinçli bir seçimden çok koşulların getirdiği bir durum olarak sunar?

  1. Something happened near the station.
  2. We happen to live near the station.
  3. We decided to live near the station.
Cevabı göster

We happen to live near the station.

a world ironically created by science.

2:14

ironik bir şekilde bilim tarafından yaratılmış bir dünya.

A few hundred years ago,

2:17

Birkaç yüz yıl önce,

it was possible to be knowledgeable at an expert level

2:19

uzman düzeyinde bilgili olmak mümkündü

in pretty much every field of study.

2:21

hemen hemen her çalışma alanında.

In the information age,

2:24

Bilgi çağında,

this is a futile endeavor Kelime

2:25

bu beyhude bir çabadır

since knowledge and data are increasing exponentially.

2:27

çünkü bilgi ve veri katlanarak artmaktadır.

Kelime

futile endeavor: hedefine ulaşma ihtimali olmayan çaba

Futile endeavor, amaçlanan sonucu üretemeyen ya da bunu başarma ihtimali son derece düşük olan bir çaba veya girişimi anlatan resmî bir isim öbeğidir. Futile, endeavor sözcüğünü niteler. Odak noktası hedefe ulaşılamamasıdır; çabanın kişisel veya ahlaki bir değeri olmadığını söylemez. Bu cümlede, bilgi miktarı katlanarak arttığı için tüm bilgileri takip etme çabası futile olarak nitelendirilir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi futile endeavor olarak tanımlanır?

  1. Uymadığı bilinen bir anahtarla kilidi açmaya çalışmak.
  2. Hazırlanmak için yeterli zaman varken zor bir yarış için antrenman yapmak.
  3. Bir şarkıyı her seferinde bir satır olacak şekilde yavaşça öğrenmek.
Cevabı göster

Uymadığı bilinen bir anahtarla kilidi açmaya çalışmak.

So to even have a chance of grasping the world we live in,

2:31

Yani içinde yaşadığımız dünyayı kavrama şansına sahip olmak için bile,

we need summaries that give us,

2:34

bize şunu verecek özetlere ihtiyacımız var,

if not a true understanding of all the details, Dilbilgisi

2:36

tüm detayların gerçek bir anlayışını değilse de,

a solid overview.

2:38

sağlam bir genel bakış.

Dilbilgisi

if not X, Y: ideal sonuçtan güvenilir asgari kazanıma geçiş

Burada if not X, Y sıradan bir koşul kurmaz. İddianın düzeyini düşürür: X ideal sonuçtur, Y ise daha gerçekçi olan asgari kazanımdır. Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamayabilir, ancak sağlam bir genel bakış sunabilir. Bu kalıp, daha güçlü bir sonuçla daha zayıf ama yine de değerli bir sonucu karşılaştırır. Bu sıralamada if not X, “X olmasa bile” veya “belki X değil” anlamına gelir; ardından gelen Y, konuşanın yine de ileri sürdüğü sonuçtur.

Alıştırma

Örnekteki “if not a true understanding of all the details, a solid overview.” ifadesine hangi yorum uyar?

  1. Özetler yalnızca genel bakış sunmak imkânsız olduğunda tüm ayrıntıları gerçekten anlamayı sağlar.
  2. Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamasa bile sağlam bir genel bakış sunabilir.
  3. Özetler bir genel bakış sunar, ancak bu bakış yararlı olamayacak kadar güvenilmezdir.
Cevabı göster

Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamasa bile sağlam bir genel bakış sunabilir.

Explaining science to many people

2:40

Bilimi birçok insana açıklamak

is not about enlightening the ignorant,

2:41

cahilleri aydınlatmakla ilgili değildir,

but necessary for the progress

2:44

ama ilerlemesi için gereklidir

of our species at large. Deyimler

2:45

türümüzün genelinin.

Deyimler

at large: grubun tamamı

Burada at large, “bir bütün olarak” veya “genel olarak” anlamına gelir. Our species at large, tek bir kişiyi ya da toplumun belirli bir kesimini değil, insanlığın tümünü ifade eder. Bu ifade, kapsamı tek tek durumlardan önce adı geçen grubun tamamına genişletir. Bu kullanımda large fiziksel boyutu anlatmaz.

Alıştırma

“The new policy could benefit the community at large.” cümlesinde at large ne anlama gelir?

  1. Topluluğun tamamı.
  2. Yalnızca topluluğun fiziksel olarak en iri üyeleri.
  3. Kaçmış ve yakalanmamış topluluk üyeleri.
Cevabı göster

Topluluğun tamamı.

To make this possible,

2:48

Bunu mümkün kılmak için,

we need to find metaphors and stories

2:49

metaforlar ve hikayeler bulmamız gerekiyor

that capture the true nature of things as much as possible Kalıp ifadeler

2:51

şeylerin gerçek doğasını olabildiğince yakalayan

while using a language

2:54

ve aynı zamanda bir dil kullanırken

that our brains can deal with. Öbek fiiller

2:55

beyinlerimizin başa çıkabileceği.

Kalıp ifadeler

capture the true nature of things: şeylerin gerçek doğasını yansıtmak

Bu cümlede capture, “doğru biçimde ifade etmek veya yansıtmak” anlamına gelir. The true nature of things ise gerçekliğin temel niteliklerini, yani şeylerin gerçekte nasıl olduğunu ifade eder. İfade bir bütün olarak, metaforların ve hikâyelerin gerçekliği ellerinden geldiğince aslına uygun yansıtmaları gerektiğini anlatır. Bir modelin, açıklamanın, sanat eserinin veya yazının konusu hakkındaki en önemli gerçeği ortaya çıkarıp çıkarmadığını değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede capture the true nature of ifadesi videodaki örnekle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. A strong biography can capture the true nature of a complicated person.
  2. The wildlife team will capture the animal and release it later.
  3. This camera can capture ten images every second.
Cevabı göster

A strong biography can capture the true nature of a complicated person.

Öbek fiiller

deal with: bilgiyi işlemek veya anlamak

Burada deal with, “başarıyla işlemek, anlamak veya yönetmek” anlamına gelir. İlgi zamiri that, a language ifadesine gönderme yapar ve with sözcüğünün nesnesi işlevini görür; dolayısıyla anlatılan fikir “beynimizin işleyebileceği bir dil”dir. Deal with ifadesinin tam anlamı, özneye ve nesneye göre belirlenir. Bir kişi deal with a problem diyebilirken, bir beyin, bilgisayar veya sistem deal with information diyebilir. Zihinsel süreçlerle ilgili bağlamlarda genellikle bir şeyi aşırı yüklenmeden işlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “başarıyla işlemek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: The app converts the file into a format that older phones can ____.

Cevabı göster

deal with

A great example here is physics.

2:57

Burada harika bir örnek fiziktir.

Quarks are often depicted as blue, red, and green Dilbilgisi

3:00

Kuarklar genellikle mavi, kırmızı ve yeşil olarak tasvir edilir

with different spins.

3:03

farklı spinlerle.

Dilbilgisi

are often depicted as: modellerin bir şeyi temsil etme biçimi

Edilgen be depicted as + isim, sıfat veya tümleç kalıbı, “bir şey olarak gösterilmek veya temsil edilmek” anlamına gelir. Bu cümlede şemalar ya da açıklamalar kuarkları belirtilen renk ve spinlerle yaygın biçimde temsil eder; odak, bu gösterimi kimin yaptığı değil kuarklardır. Depicted as gerçek anlamda görülebilen bir özelliği değil, bir modeli veya sunum biçimini bildirir. Bir şeyin nasıl temsil edildiğiyle fiziksel olarak gerçekte nasıl olduğunu ayırmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümledeki are often depicted as ne anlama gelir?

  1. Gerçekte tam olarak böyle göründükleri kanıtlanmıştır.
  2. Sık sık başka bir şeyin resmini yaparlar.
  3. Genellikle bu şekilde temsil edilirler.
Cevabı göster

Genellikle bu şekilde temsil edilirler.

But just saying spin and using colors

3:05

Ama sadece spin demek ve renkleri kullanmak

forces our brain to imagine colorful spinning balls,

3:07

beynimizi renkli dönen toplar hayal etmeye zorlar,

which is great to visualize the different types

3:10

bu farklı türleri görselleştirmek için harikadır

and the relationships between quarks,

3:13

ve kuarklar arasındaki ilişkileri,

but also creates a very wrong image

3:15

ama aynı zamanda çok yanlış bir imaj yaratır

of reality in our heads.

3:17

kafamızdaki gerçekliğin.

Molecules are nothing like the neat diagrams

3:19

Moleküller okulda öğretilen düzenli diyagramlara hiç benzemez

that we're taught in school,

3:21

bize okulda öğretilen,

but buzzing and vibrating entities

3:23

ama titreşen ve vızıldayan varlıklardır

held together by something we call charge

3:25

yük dediğimiz bir şeyle bir arada tutulan

that describes how certain things want to be close or escape each other

3:27

belirli şeylerin neden birbirine yakın olmak veya birbirinden kaçmak istediğini açıklayan

for some unknown reason.

3:31

bilinmeyen bir nedenden ötürü.

We're describing phenomena

3:33

Fenomenleri tanımlıyoruz

that we are pretty sure exist in some form or another Kalıp ifadeler

3:34

bir şekilde veya başka bir şekilde var olduğundan oldukça emin olduğumuz

Kalıp ifadeler

in some form or another: kesin biçimi açık bırakmak

In some form or another, kesin biçimi bilinmese veya değişebilse de “şu ya da bu biçimde” anlamına gelir. İfade, bir şeyin var olduğu ya da gerçekleşeceği yönündeki temel iddiayı korurken kesin biçimini açık bırakır. Buradaki another, bilinen belirli bir ikinci biçimi göstermez. Olasılıkları genişletir: bu biçim, farklı bir biçim ya da henüz belirlenmemiş bir sürüm olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kesin sürümü belirsiz olsa da projenin devam edeceğini söylüyor?

  1. The project will continue in another form: a printed edition.
  2. The project will continue in some form or another.
  3. The project will continue in its original form.
Cevabı göster

The project will continue in some form or another.

because the math works out Öbek fiiller

3:37

çünkü matematik tutuyor

Öbek fiiller

works out: sayısal sonuç tutarlı olduğunda

'The math works out' ifadesinde 'works out', hesabın tutarlı ve mantıklı bir sonuç vermesi anlamına gelir. Geçerli sonucu veren şey the math ifadesidir; burada bir kişinin problemi çözmesi anlatılmaz. Burada work out geçişsizdir: ardından nesne gelmez. Sayılar, rakamlar, toplamlar veya hesaplamalar birbiriyle uyumlu olduğunda ya da doğru biçimde tuttuğunda da bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede works out, sayısal bir sonucun tutarlı olması anlamında kullanılmıştır?

  1. The receipt lists four ten-euro tickets and a forty-euro total, so the math works out.
  2. Maya works out at the gym after school.
  3. Leo works out the answer on paper.
Cevabı göster

The receipt lists four ten-euro tickets and a forty-euro total, so the math works out.

and we can do real-world experiments

3:38

ve gerçek dünyada deneyler yapabiliyoruz

and predict their results before we do them.

3:40

ve onları yapmadan önce sonuçlarını tahmin edebiliyoruz.

In reality,

3:43

Gerçekte,

these are models,

3:44

bunlar modellerdir,

tricks to summarize what we know

3:46

bildiklerimizi özetlemek için numaralar

and make up a coherent story

3:48

ve tutarlı bir hikaye uydurmak

and prepare the ground Deyimler

3:49

ve zemini hazırlamak

for more in-depth explanations.

3:50

daha derinlemesine açıklamalar için.

Deyimler

prepare the ground for: sonraki gelişme için koşulları oluşturmak

Prepare the ground for, daha sonraki bir olayın, düşüncenin veya eylemin daha kolay tanıtılmasını ya da geliştirilmesini sağlayacak koşulları oluşturmak anlamına gelen bir mecazdır. Cümlede önceki açıklama modelleri, daha derin açıklamaların gelebilmesi için bilinenleri düzenler. Bu imge, bina yapmadan veya ekim yapmadan önce toprağı hazırlamaktan gelir. Mecazi kullanımda ilk adım durumu değiştirerek sıradaki gelişmeyi kolaylaştırır; ancak sonraki açıklamanın veya eylemin kendisi değildir.

Alıştırma

'Koşulları oluşturmak' anlamındaki öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: The short trial helped ____ a larger program.

Cevabı göster

prepare the ground for

Don't confuse the description of a thing Dilbilgisi

3:53

Bir şeyin tanımını

for the thing itself.

3:55

şeyin kendisiyle karıştırmayın.

Dilbilgisi

confuse X for Y: X'i yanlışlıkla Y sanmak

Burada confuse X for Y, “X'i yanlışlıkla Y sanmak” anlamına gelir. X açıklama ya da modeldir; Y ise gerçek şeydir. Uyarının yönü bellidir: bir temsili, temsil ettiği gerçekliğin kendisi olarak görmeyin. Bu kalıp, kategori hatalarını düzeltirken kullanışlıdır. Birbiriyle ilişkili iki fikir birbirine benzeyebilir, ancak aynı değildir.

Alıştırma

Uyarıyı confuse X for Y kalıbıyla tamamlayın: Don't ____ a detailed map ____ the real landscape.

Cevabı göster

confuse · for

Simplifications like these

3:57

Bunun gibi basitleştirmeler

are not just meant to dumb things down, Öbek fiiller

3:59

sadece işleri basitleştirmek için tasarlanmamıştır,

they're actually useful for experts themselves.

4:01

aslında uzmanların kendileri için de faydalıdırlar.

Öbek fiiller

dumb something down: bir şeyi basitleştirmek, bazen aşırı basitleştirmek

Dumb something down, bilgiyi daha az karmaşık ve daha kolay anlaşılır hâle getirmek demektir. Ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır: dumb the lesson down veya dumb down the lesson denebilir, ancak nesne zamir olduğunda dumb it down denir. Bu ifade çoğu zaman aşırı basitleştirmeyi veya dinleyicilerin özgün düzeyi anlayamayacağı düşüncesini ima eder. Bu cümlede not just ... actually ... yapısı, basitleştirmelerin yalnızca yeni başlayanlar için düzeyi düşürdüğü fikrini reddeder; bunlar uzmanların da daha açık düşünmesine yardımcı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dumb something down ifadesini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: They tried to ____ it ____, but they removed the important details.

Cevabı göster

dumb · down

For example,

4:03

Örneğin,

chemists who use wrong electron shell models

4:04

kimyasal bağları çözmek için yanlış elektron kabuğu modellerini kullanan kimyagerler

to work out chemical bonds Öbek fiiller

4:07

kimyasal bağları çözmek için

Öbek fiiller

work out chemical bonds ifadesinde work out fiilinin geçişli kullanımı

Burada work out, akıl yürüterek bir şeyi belirlemek veya hesaplamak anlamına gelir. Kimyagerler, kimyasal bağları belirlemek ya da analiz etmek için bir model kullanır. work out chemical bonds ifadesinde chemical bonds doğrudan nesnedir; bu nedenle öbek fiil geçişlidir: work out + şey. Bir isim öbek fiilden sonra gelebilir, zamir ise normalde araya girer: work them out.

Alıştırma

Hangi cümlede work out, work out chemical bonds ifadesindekiyle aynı geçişli anlamda kullanılmıştır?

  1. After a difficult week, everything worked out.
  2. We used the measurements to work out the wall's height.
  3. We work out at the sports center every Saturday.
Cevabı göster

We used the measurements to work out the wall's height.

or scientists using simplified models

4:09

veya farklı bilimsel alanlardaki meslektaşlarıyla tartışma temeli olarak basitleştirilmiş modeller kullanan bilim insanları.

as the basis for discussion with colleagues Kalıp ifadeler

4:12

meslektaşlarıyla tartışma temeli olarak

across different scientific fields.

4:14

farklı bilimsel alanlardaki.

Kalıp ifadeler

X’i Y’nin temeli yapan use X as the basis for Y yapısı

use X as the basis for Y yapısı, X’in Y için temel veya başlangıç noktası sağladığını ifade eder. Burada basitleştirilmiş modeller, farklı alanlardaki bilim insanlarına tartışma için ortak bir başlangıç noktası verir. Basis, X’in tek kanıt olduğu ya da nihai sonucu kanıtladığı anlamına gelmez. for sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; the basis for a plan ve the basis for making a decision buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘temeli olarak’ anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team used customer feedback ____ the redesign.

Cevabı göster

as the basis for

But the simplification of science can also be problematic

4:17

Ancak bilimin basitleştirilmesi de sorunlu olabilir

for a bunch of reasons.

4:20

bir dizi nedenden dolayı.

Finding the true nature of reality

4:21

Gerçekliğin gerçek doğasını bulmak

is super hard

4:23

süper zordur

because our brains did not evolve for this job

4:24

çünkü beyinlerimiz bu iş için evrimleşmemiştir

and the universe doesn't care

4:27

ve evrenin umurunda değil

if we understand it.

4:28

onu anlayıp anlamadığımız.

Science is a process

4:30

Bilim bir süreçtir

to work towards gaining knowledge Öbek fiiller

4:31

bilgi kazanmaya yönelik çalışmak için

and not an absolute truth generator.

4:33

ve mutlak bir hakikat üreteci değildir.

Öbek fiiller

work towards gaining knowledge: bir hedefe doğru istikrarlı ilerleme

Work towards + bir isim veya -ing biçimi, bir hedef doğrultusunda düzenli çaba göstermek anlamına gelir. Burada work towards gaining knowledge, bilgiyi bir anda edinilen bir şey olarak değil, bilimin sürekli geliştirdiği bir şey olarak sunar. Bu ifade tamamlanmaya değil ilerlemeye odaklanır: hedefe yaklaşmak, hedefe zaten ulaşıldığı anlamına gelmez. towards bir edat olduğu için ardından gain değil, -ing biçimi olan gaining gelir.

Alıştırma

Cümleyi work towards ve create fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın. work fiilini cümleye uyacak şekilde değiştirin: The lab is ____ a faster test.

Cevabı göster

working towards creating

The answers it provides

4:36

Sağladığı cevaplar

are multi-layered and nuanced

4:37

çok katmanlı ve nüanslıdır

and that complexity

4:39

ve bu karmaşıklık

can get lost when it is simplified Kelime

4:41

basitleştirildiğinde kaybolabilir

especially when it's done so for headlines.

4:43

özellikle de manşetler için yapıldığında.

Kelime

get lost: korunmayan bilginin kaybolması

Bu cümlede get lost, korunmamak veya fark edilmez hâle gelmek anlamındadır. Karmaşık bilgi sadeleştirildiğinde bazı ayrıntılar veya ince anlam farkları son sürümden kaybolabilir. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir sonuç durumuna geçişi anlatır. Complexity kendi isteğiyle bir yere gitmez; sadeleştirilmiş mesajda eksik kalır.

Alıştırma

'Some of the humor gets lost in translation,' cümlesinde gets lost ne anlama gelir?

  1. Mizah bilerek ayrılır.
  2. Mizah doğru yeri bulamaz.
  3. Mizahın bir kısmı korunmaz.
Cevabı göster

Mizahın bir kısmı korunmaz.

An interesting cancer study

4:46

İlginç bir kanser araştırması

turns into a potential cure, Öbek fiiller

4:47

potansiyel bir tedaviye dönüşür,

a healthy food

4:49

sağlıklı bir yiyecek

becomes the basis for a new diet.

4:50

yeni bir diyetin temeli haline gelir.

Öbek fiiller

turns into: bir şeyden veya tanımdan başka birine dönüşmek

Turns into, “değişip başka bir şeye dönüşür” demektir. Kalıp özne + turn(s) into + isim öbeği şeklindedir; değişime bir kişi ya da güç neden oluyorsa turn + nesne + into + isim öbeği kullanılır. Buradaki değişim, medyanın basitleştirdiği anlatımdadır: ilginç bir araştırma, potansiyel bir tedavi olarak sunulur. Potential mümkün anlamına gelir; kanıtlanmış ya da kullanıma hazır demek değildir. Bu nedenle cümle, araştırmanın zaten bir tedavi ürettiğini söylemek yerine ifadenin daha kesin hâle getirilmesini eleştirir.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After several retellings, a small possibility ____ a definite claim.

Cevabı göster

turns into

Such simplifications

4:54

Bu tür basitleştirmeler

give a misleading definiteness to science,

4:55

bilime yanıltıcı bir kesinlik kazandırır,

which goes against its process-like nature. Öbek fiiller

4:58

bu da onun süreç benzeri doğasına aykırıdır.

Öbek fiiller

goes against: bir ilke veya doğayla çatışmak

Goes against, “çatışır” veya “aykırıdır” demektir. Özne, bir kurala, ilkeye, beklentiye ya da temel özelliğe uymayan şeydir. Burada bu tür basitleştirmeler bilimi sabit ve kesinmiş gibi gösterir. Bu, bilimin sürece benzeyen doğasıyla çatışır: bilimsel bilgi, sınama ve düzeltmeler yoluyla gelişir. Its, science sözcüğüne gönderme yapar; ifadede fiziksel bir hareket yoktur.

Alıştırma

Cümleyi go against ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ignoring the safety check ____ our rules.

Cevabı göster

goes against

When cures don't materialize

5:01

Tedaviler gerçekleşmediğinde

and diets don't turn out to be magical, Öbek fiiller

5:03

ve diyetlerin sihirli olmadığı ortaya çıktığında,

we lose confidence in science

5:05

bilime olan güvenimizi kaybederiz

Öbek fiiller

turn out to be: sonradan ortaya çıkan gerçek sonuç

Turn out to be + isim, sıfat ya da başka bir tümleç, daha sonraki kanıtların veya olayların gerçek sonucu ya da kimliği ortaya çıkardığını ifade eder. Çoğu zaman nihai gerçeği önceki bir umut, inanç veya görünüşle karşılaştırır. Burada don't turn out to be magical, diyetlerin insanların beklediği olağanüstü etkilere sahip olmadığının sonunda anlaşılması demektir. Turn out fiziksel bir dönüşümü değil, sonucun öğrenilmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn out to be ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The shortcut looked easy, but it ____ more confusing than the original route.

Cevabı göster

turned out to be

and start to think of all science communication Dilbilgisi

5:07

ve tüm bilim iletişimini düşünmeye başlarız

as misleading.

5:10

yanıltıcı olarak.

Dilbilgisi

think of X as Y: bir şeyi belirli bir kategoride görmek

Think of X as Y, X'i Y rolünde veya kategorisinde görmek, sınıflandırmak ya da anlamak demektir. X, of sonrasında; Y değerlendirmesi veya tanımı ise as sonrasında gelir. Cümlede insanlar yaşadıkları hayal kırıklıklarından genelleme yaparak tüm bilim iletişimini yanıltıcı olarak sınıflandırabilir. all sözcüğü yargıyı bütün bilim iletişimini kapsayacak şekilde genişletir; buradaki think of, bilim iletişimini hatırlamak anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi think of X as Y yapısıyla tamamlayın: Many people ____ this app ____ a useful study tool.

Cevabı göster

think of · as

Then there's the opposite effect. Anlatım akışı

5:11

Bir de bunun tam tersi etkisi var.

Anlatım akışı

Then there's the opposite effect: karşıt bir nokta eklemek

Burada Then there's ... açıklamaya başka bir nokta ekler. Then konuşmacının düşüncelerini düzenler; burada asıl anlamı zaman bakımından “ondan sonra” değildir. the opposite effect ad öbeği, bu yeni noktanın daha önce ele alınan etkinin tersine yol açtığını belirtir. Then there's + ad öbeği kalıbı, bir konunun ikinci bir etkenini, sonucunu veya yönünü eklemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede then, daha sonra ne olduğunu göstermek yerine karşıt bir nokta eklemek için kullanılmıştır?

  1. Then the opposite effect happened after lunch.
  2. Then there's the opposite effect: the shortcut can create more work.
  3. We fixed the first issue and then tested the system.
Cevabı göster

Then there's the opposite effect: the shortcut can create more work.

If a simplification is too engaging,

5:14

Eğer bir basitleştirme çok ilgi çekiciyse,

if the story it tells is too good,

5:16

anlattığı hikaye çok iyiyse,

it can distort

5:18

bozabilir

the true complexity of a subject

5:19

bir konunun gerçek karmaşıklığı

and give you a false sense of security Kalıp ifadeler

5:21

ve size yanlış bir güvenlik hissi verebilir

and an illusion of deep knowledge.

5:23

ve derin bilgi illüzyonu.

Kalıp ifadeler

a false sense of security: sahte bir güven duygusu

A false sense of security, gerçekler bu güveni desteklemese de kendini güvende, hazırlıklı veya haklı hissetmektir. Duygunun kendisi gerçektir; false, bu duygunun riske ilişkin yanlış bir görüşe dayandığını belirtir. Bu cümlede ilgi çekici bir basitleştirme, zor bir konu tamamen anlaşılmış gibi hissettirir. Bu nedenle security özellikle koruma görevlileri ya da fiziksel korunma değil, gerekçesiz zihinsel kesinlik anlamına gelir. Yaygın kalıp give someone a false sense of security şeklindedir.

Alıştırma

“Hiçbir tehlike olmadığına yönelik gerekçesiz güven” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The backup had never been tested, but it gave the team ____.

Cevabı göster

a false sense of security

A gut feeling Deyimler

5:25

Bir içgüdü

that you understand the science better than you actually do,

5:26

bilimi aslında anladığınızdan daha iyi anladığınızı,

Deyimler

gut feeling: açık kanıt olmadan oluşan sezgi

Gut feeling, kanıtları bilinçli olarak incelemeden önce ortaya çıkan sezgisel bir yargıdır. Genel bir duygudan çok içgüdüyü anlattığı için feeling sözcüğünden daha belirgindir. Burada gut feeling, bilimi gerçekte olduğundan daha iyi anladığına ilişkin yanlış histir. Bu ifade, sezginin doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum en iyi gut feeling olarak tanımlanabilir?

  1. Cevabı yetkin bir bilim insanından öğrendim.
  2. Karar vermeden önce bütün test sonuçlarını karşılaştırdım.
  3. Nedenini açıklayamıyorum ama bu planın başarısız olacağını hissediyorum.
Cevabı göster

Nedenini açıklayamıyorum ama bu planın başarısız olacağını hissediyorum.

which can lead people to ignore actual experts Dilbilgisi

5:29

bu da insanların gerçek uzmanları görmezden gelmesine yol açabilir

Dilbilgisi

lead people to ignore actual experts: lead + nesne + to mastarı

Lead people to ignore actual experts ifadesinde lead, fiziksel olarak yol göstermek değil, neden olmak veya etkilemek anlamındadır. Yapı lead + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: people etkilenen kişileri, ignore ise ortaya çıkan davranışı belirtir. Bu ifade bir neden-sonuç zinciri sunar: yanlış özgüven, insanların uzman bilgisini göz ardı etmesiyle sonuçlanabilir. Lead genellikle doğrudan bir emirden çok, nedenden davranışa uzanan dolaylı bir yolu anlatır.

Alıştırma

Lead fiilinin doğru biçimini, people nesnesini ve ignore fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: False confidence can ____ actual experts.

Cevabı göster

lead people to ignore

over their dangerous superficial knowledge

5:32

tehlikeli yüzeysel bilgileri üzerinden

and gut feeling.

5:34

ve içgüdüsü.

And this can have negative consequences

5:35

Ve bunun olumsuz sonuçları olabilir

for all of us

5:38

hepimiz için

because in the worst case, Kalıp ifadeler

5:39

çünkü en kötü senaryoda,

overconfidence in your own understanding of science

5:40

kendi bilim anlayışınıza olan aşırı güven

can lead to bad decisions

5:43

kötü kararlara yol açabilir

made with confidence.

5:45

güvenle verilen.

Kalıp ifadeler

in the worst case: olası en ciddi sonucu sunmak

In the worst case, bir olasılık aralığındaki makul en ciddi sonucu tanıtır. Burada, kişinin kendi bilim anlayışına aşırı güvenmesi nedeniyle kötü kararları kendinden emin biçimde vermesini uç bir risk olarak gösterir. Bu ifade, sonucun olağan, en olası veya kesin olduğunu söylemez. Bir risk hakkında uyarıda bulunurken ya da olası sonuçları karşılaştırırken gerçekleşebileceklerin en ciddi ucunu incelemek için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede in the worst case dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Ardından gelen sonuç en sık gerçekleşen sonuçtur.
  2. Ardından gelen sonuç, makul olan en ciddi sonuçtur.
  3. Ardından gelen sonuç kesinlikle gerçekleşecektir.
Cevabı göster

Ardından gelen sonuç, makul olan en ciddi sonuçtur.

Just think of the surge

5:47

Sadece dalgalanmayı düşünün

of people that confidently disavow vaccines

5:48

aşıları güvenle reddeden insanlardan

or climate change

5:51

ya da iklim değişikliği

without truly understanding the subject matter.

5:52

konuyu gerçekten anlamadan.

So considering all of this Anlatım akışı

5:55

Yani tüm bunları göz önünde bulundurarak

and the fact that we at Kurzgesagt

5:57

ve biz Kurzgesagt'ta gerçeği

reach millions of people with our videos,

5:59

videolarımızla milyonlarca insana ulaşıyoruz,

how do we handle this?

6:01

bunu nasıl hallederiz?

Anlatım akışı

considering all of this: önceki noktaları sıradaki içeriğin temeli yapmak

Considering all of this, az önce belirtilen bütün noktaları hesaba katmak anlamına gelen bir giriş çerçevesidir. This, daha önceki birkaç olguyu veya riski tek bir grup hâlinde toplar; all ise grubun tamamının önemli olduğunu gösterir. Bu ifade, önceki noktaları sırada gelecek içeriğin temeli yapar; bu cümlede sırada nasıl karşılık verileceğine ilişkin bir soru vardır. Burada considering şimdiki zamanda devam eden bir fiil değildir; all of this isim grubunun önünde bir edat gibi işlev görür.

Alıştırma

Considering all of this, sorunun başında nasıl bir işlev görüyor?

  1. Bir eylemin tam şu anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Önceki noktaları toplar ve bunları sorunun temeli yapar.
  3. Önceki konuyla hiçbir ilgisi olmayan bir konu açar.
Cevabı göster

Önceki noktaları toplar ve bunları sorunun temeli yapar.

Well,

6:03

Şey,

it has been a journey, Deyimler

6:03

bu bir yolculuktu,

especially the research.

6:05

özellikle araştırma.

Deyimler

has been a journey: uzun bir süreci geriye dönüp değerlendirmek

Burada has been a journey bir mecazdır: konuşan kişi uzun bir süreci farklı aşamalardan oluşan bir yolculuk gibi geriye dönüp değerlendirir. Bu, birinin gerçekten seyahat ettiği anlamına gelmez. Present perfect yapıdaki has been, süreci konuşanın şu anki değerlendirmesine bağlar. Yalnızca süre bildiren basit bir ifadeden farklı olarak aşamalara, zorluklara, keşiflere ve öğrenmeye dikkat çeker. Bu yolculuk olumlu, zor veya her ikisinin karışımı olabilir.

Alıştırma

Uzun bir süreci aşamalar ve öğrenilen dersler dizisi olarak en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Creating the school newspaper has taken three months.
  2. Creating the school newspaper started on Monday.
  3. Creating the school newspaper has been a journey.
Cevabı göster

Creating the school newspaper has been a journey.

When we started,

6:07

Başladığımızda,

we just read articles,

6:07

sadece makaleler okuduk,

then moved on to books, Öbek fiiller

6:08

sonra kitaplara geçtik,

peer-reviewed papers,

6:10

hakemli makaleler,

then to conversations with experts.

6:11

daha sonra uzmanlarla konuşmalara.

Öbek fiiller

moved on to: sonraki aşamaya geçmek

Moved on to, daha önceki bir etkinlikten veya aşamadan bir sonrakine geçişi belirtir. moved on to books ifadesinde to, yeni odağı, yani books sözcüğünü tanıtır. Burada ifade, araştırma yöntemlerini zaman sırasına göre düzenler. Ev taşımak veya seyahat etmekle ilgili değildir; aynı kalıp bir gündem, ders, sunum ya da projenin aşamalarında dinleyiciye yol gösterebilir.

Alıştırma

Bir aşamadan sonrakine geçiş anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the warm-up, the coach ____ the first drill.

Cevabı göster

moved on to

We began to collect our sources.

6:13

Kaynaklarımızı toplamaya başladık.

With every step,

6:16

Her adımda,

we realized

6:16

fark ettik

that we were still not doing enough.

6:17

hala yeterince yapmadığımızı.

Nowadays,

6:19

Bugünlerde,

we try to read

6:20

okumaya çalışıyoruz

as many primary sources as possible, Dilbilgisi

6:20

olabildiğince çok birincil kaynak,

Dilbilgisi

as many primary sources as possible: mümkün olduğunca çok sayıda birincil kaynak

as many primary sources as possible ifadesinde as many, miktarı gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek sayıya taşır; as possible ise pratik sınırların bulunduğunu kabul eder. primary sources, doğrudan veya özgün kanıtları ifade eder. Bu nedenle cümledeki anlam, yalnızca birkaç özeti değil, mümkün olan en fazla sayıda bu tür kaynağı incelemeye çalışmaktır. Bu, miktarı en üst düzeye çıkarmak için yeniden kullanılabilen bir yapıdır: as many + çoğul sayılabilen isim + as possible. Tüm mevcut kaynakların okunacağını garanti etmeden çabayı veya çalışma ilkesini ifade eder.

Alıştırma

Miktarı en üst düzeye çıkaran yapıyı tamamlayın: We try to read ____ primary sources as possible。

Cevabı göster

as many

talk to multiple experts,

6:23

birden fazla uzmanla konuşmak,

and document our simplifications

6:24

ve basitleştirmelerimizi belgelemek

and give further reading

6:26

ve daha fazla okuma verin

in our sources doc.

6:27

kaynaklar belgemizde.

But this doesn't make our process flawless.

6:29

Ancak bu, sürecimizi kusursuz yapmaz.

What do you do Anlatım akışı

6:32

Ne yaparsın

if experts disagree with each other?

6:32

uzmanlar birbirleriyle aynı fikirde değilse?

What do you do if you find an amazing fact

6:35

Ya inanılmaz bir gerçek bulursan ne yaparsın

that perfectly fits a narrative, Kalıp ifadeler

6:37

bir anlatıya mükemmel şekilde uyan,

but just can't find its primary source?

6:39

ama bir türlü birincil kaynağını bulamıyorsan?

Kalıp ifadeler

bir anlatıya uymak

Bu cümlede fits a narrative, “olayları açıklamak için önceden oluşturulmuş bir çerçeveye uymak” anlamına gelir. Bir bilgi, birinin zaten anlattığı hikâyeye uyduğu için yararlı görünebilir. Bu ifade kanıtı değil, uyumu anlatır. Bilgi bu çerçeveye uyduğu hâlde yanlış, eksik veya birincil kaynak tarafından desteklenmemiş olabilir.

Alıştırma

“That detail fits a narrative that people already believe,” cümlesinde fits a narrative ne anlama gelir?

  1. Olayların sunulma biçimine uyuyor.
  2. Ayrıntının birincil kaynaktan geldiğini kanıtlıyor.
  3. Hikâyenin tamamının yanlış olduğunu gösteriyor.
Cevabı göster

Olayların sunulma biçimine uyuyor.

How do you deal with the reality

6:41

Gerçeklikle nasıl başa çıkıyorsun

that many scientific results

6:43

birçok bilimsel sonucun

have huge error bars Kelime

6:44

devasa hata paylarına sahip olması

or maybes attached to them?

6:46

ya da onlara bağlı ihtimallerle?

Kelime

hata çubukları

Hata çubukları, belirsizliği veya değişkenliği göstermek için grafikteki bir değer ya da noktanın çevresine çizilen çizgilerdir. Bildirilen bir sonucun kusursuz biçimde kesin olmadığını görmene yardımcı olurlar. Tam anlamları grafiğe bağlıdır: standart sapmayı, standart hatayı, güven aralığını veya belirtilmiş başka bir aralığı gösterebilirler. Büyük hata çubukları daha fazla belirsizlik veya yayılım demektir; araştırmanın otomatik olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir grafikte error bars genellikle neyi gösterir?

  1. Çalışmanın tamamını kullanılamaz hâle getiren hatalar.
  2. Bildirilen bir değerin çevresindeki belirsizlik veya değişkenlik.
  3. Grafikten çıkarılan veri noktalarının sayısı.
Cevabı göster

Bildirilen bir değerin çevresindeki belirsizlik veya değişkenlik.

How do you handle complex systems

6:48

Karmaşık sistemleri nasıl ele alıyorsun

that defy easy answers? Kalıp ifadeler

6:50

kolay cevaplara meydan okuyan?

Anlatım akışı

What do you do if ... / How do you deal with ... / How do you handle ...: karmaşık sorunları paralel sorularla düzenlemek

Tekrarlanan What do you do if ...? ve How do you ...? başlangıçları, her soyut zorluğu eylemle ilgili bir soruya dönüştürür. What do you do if, yanıt gerektiren bir koşulu öne çıkarır; How do you deal with ve How do you handle ise ortaya konmuş bir zorluğun veya durumun nasıl yönetileceğini sorar. Buradaki sorular retorik ve paraleldir; dinleyiciden dört ayrı yanıt istemezler. Kalıbın tekrarı ritim oluşturur ve tartışmayı anlaşmazlık, kaynak eksikliği, belirsizlik ve karmaşıklık gibi baskılar üzerinden ilerletir. Böylece dikkatli bir yöntemin tekrar tekrar karar vermeyi gerektirdiği görülür.

Alıştırma

Bir koşul gerçekleştiğinde yanıt istemek için hedef sorun çözme kalıbını kullanan soru hangisidir?

  1. How many backup plans did you write?
  2. What do you do if the backup plan fails?
  3. The backup plan failed yesterday.
Cevabı göster

What do you do if the backup plan fails?

Kalıp ifadeler

defy easy answers: kolay yanıtlarla açıklanamamak

Burada defy easy answers, tek bir basit yanıtın konuyu yeterince açıklayamayacağı veya çözemeyeceği anlamına gelir. Defy fiili, karmaşık sistemleri basit açıklamalara direniyormuş gibi gösterir. Bu ifade hiçbir yanıtın bulunmadığı anlamına gelmez. Eksiksiz bir yanıtın karmaşıklığı ve belirsizliği ele alması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Questions about why whole ecosystems change often ____; one simple explanation is not enough.

Cevabı göster

defy easy answers

In the end,

6:53

Sonunda,

we make 10-minute videos,

6:54

10 dakikalık videolar yapıyoruz,

so we need to make decisions

6:55

bu yüzden kararlar vermeliyiz

about what details and explanations can fit, Dilbilgisi

6:56

hangi detayların ve açıklamaların sığabileceği hakkında,

which aspects need to be simplified,

7:00

hangi yönlerin basitleştirilmesi gerektiği,

and which parts to cut.

7:01

ve hangi kısımların kesileceği.

Dilbilgisi

Paralel dolaylı sorular: what details and explanations can fit, which aspects need to be simplified ve which parts to cut

decisions about ifadesinden sonra cümle üç paralel dolaylı soru birimi verir: what details and explanations can fit, which aspects need to be simplified ve which parts to cut. Bunlar birlikte ekibin karar vermesi gereken üç noktayı belirtir. Bunlar doğrudan soru değildir, bu yüzden bildirme cümlesi söz dizimini kullanır: what details and explanations can fit denir, what can details and explanations fit denmez. Son birim, ekibin hangi bölümleri çıkarması gerektiğini anlatan kısa bir which + isim + to-infinitive yapısıdır. Her birimi what veya which ile başlatmak uzun listenin izlenmesini kolaylaştırır ve karar noktalarını paralel tutar.

Alıştırma

Hangi cümle We need to decide ifadesinden sonra paralel dolaylı soruları doğru kullanır?

  1. We need to decide what activities can fit in the schedule, should we shorten which instructions, and to cut which final section.
  2. We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions should we shorten, and which final section to cut.
  3. We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions we should shorten, and which final section to cut.
Cevabı göster

We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions we should shorten, and which final section to cut.

There is no single best answer

7:03

Tek bir en iyi cevap yok

for how to do this,

7:05

bunu nasıl yapacağımız için,

and so we weigh the different options Kalıp ifadeler

7:06

ve bu yüzden farklı seçenekleri tartıyoruz

every single time.

7:07

her seferinde.

Kalıp ifadeler

farklı seçenekleri tartmak

Burada weigh the different options, karar vermeden önce olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak anlamına gelir. Fiil mecaz anlamda kullanılır: seçeneklerin fiziksel ağırlığını değil, avantajlarını, dezavantajlarını ve olası sonuçlarını değerlendirirsiniz. Bu ifade nihai seçimi değil, karar verme sürecini anlatır. Every single time, karşılaştırmanın her durumda yeniden yapıldığını vurgular.

Alıştırma

Burada weigh the different options ne anlama geliyor?

  1. Olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak
  2. İlk seçeneği hemen seçmek
  3. Seçenekleri bir terazide ölçmek
Cevabı göster

Olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak

It can be painful for experts Dilbilgisi

7:09

Uzmanlar için acı verici olabilir

to see their field simplified.

7:11

alanlarının basitleştirildiğini görmek.

Dilbilgisi

Uzmanların kendi alanlarının basitleştirildiğini görmesi acı verici olabilir

It can be painful for experts to see their field simplified cümlesinde it, biçimsel öznedir; gerçekten değerlendirilen konu to see their field simplified mastar öbeğinin tamamıdır. Bu yapı, bir deneyimin kişi üzerinde nasıl bir etki bıraktığını değerlendirmek için kullanılır. see fiilinden sonra their field nesnedir ve simplified geçmiş ortaçtır. Uzmanlar, alanlarını basitleştirilmiş bir durumda görürler; genellikle bu basitleştirmeyi başka biri yapmıştır. Can, bu tepkinin mümkün veya anlaşılabilir olduğunu belirtir; her uzmanın mutlaka böyle hissedeceğini söylemez.

Alıştırma

It can be painful for experts to see their field simplified cümlesinde see their field simplified neyi gösterir?

  1. Uzmanlar, biri alanlarını daha basit hâle getirdikten sonraki durumu görür.
  2. Uzmanlar kendi alanlarını daha basit hâle getirir.
  3. Uzmanlar alanı fiziksel olarak ölçer.
Cevabı göster

Uzmanlar, biri alanlarını daha basit hâle getirdikten sonraki durumu görür.

Some are happy with us,

7:13

Bazıları bizimle mutlu,

while others don't like it. Dilbilgisi

7:14

diğerleri ise hoşlanmıyor.

This is fair,

7:16

Bu adil,

but also impossible to avoid.

7:17

ama aynı zamanda kaçınılmaz.

Dilbilgisi

Karşıtlık bildiren while: while others don't like it

Bu cümlede while iki yan cümleyi bağlar ve karşıtlık belirtir: bir grup memnundur, ancak diğer grup bundan hoşlanmaz. Burada "... olduğu sırada" anlamına gelmez. one view ..., while another ... kalıbı farklı tepkileri, görüşleri veya sonuçları tek ve kısa bir cümlede yan yana getirip karşılaştırır.

Alıştırma

"Lena likes detailed plans, while Omar prefers to decide as he goes," cümlesinde while ne yapar?

  1. Lena'nın Omar karar verirken plan yaptığını söyler.
  2. Omar'ın ayrıntılı planlardan neden kaçındığını açıklar.
  3. Lena'nın tercihiyle Omar'ın tercihini karşılaştırır.
Cevabı göster

Lena'nın tercihiyle Omar'ın tercihini karşılaştırır.

We're still trying to improve

7:20

Hala gelişmeye çalışıyoruz

and want to be transparent Kalıp ifadeler

7:21

ve şeffaf olmak istiyoruz

about what we're trying to do.

7:22

ne yapmaya çalıştığımız hakkında.

Kalıp ifadeler

be transparent about + bir konu

Be transparent about something, bir konu hakkında ilgili bilgileri açıkça paylaşmak anlamına gelir; özellikle bir süreç, karar, gerekçe, maliyet veya sorun için kullanılır. Burada ekip, insanların ne yapmaya çalıştığını anlamalarını istediğini söylüyor. Transparent burada gerçek anlamında kullanılmaz; fiziksel olarak içi görünen bir şey yoktur. Kalıp be transparent about + isim veya konuyu belirten yan cümledir; transparent about the plan ve transparent about how the choice was made örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi transparent ve onunla kullanılan olağan edatla tamamlayın: The club was ____ how it spent the donation.

Cevabı göster

transparent about

For example,

7:24

Örneğin,

we're taking part in the TRESCA project Kalıp ifadeler

7:25

TRESCA projesinde yer alıyoruz

about science communication

7:27

bilim iletişimi hakkında

to learn more.

7:29

daha fazlasını öğrenmek için.

Kalıp ifadeler

taking part in: bir etkinliğe katılmak

Take part in, “katılmak” anlamına gelir. Bu cümlede we're taking part in, konuşan kişilerin TRESCA projesine dâhil olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp take part in + etkinlik, proje, olay veya -ing biçimidir. be + -ing yapısında take, taking olur; we're taking part in buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “katılmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Our class will ____ the science fair next month.

Cevabı göster

take part in

All of this brings us Anlatım akışı

7:30

Bütün bunlar bizi

to the purpose of our videos.

7:31

videolarımızın amacına getiriyor.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak brings us to kullanımı

Burada brings us to, fiziksel bir hareketi değil, anlatımın akışını düzenleyen bir geçişi ifade eder. All of this önceki tartışmaya gönderme yapar ve bu ifade, o düşüncelerin mantıksal olarak sıradaki konuya, yani videoların amacına ulaştırdığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı özne + bring + kişi + to + konu veya sonuç şeklindedir. This brings us to..., dinleyicilerin önceki bilgiyle sırada gelecek bölüm arasındaki bağlantıyı görmesine yardımcı olur.

Alıştırma

“All of this brings us to the purpose of our videos” cümlesinde brings us to ne işe yarar?

  1. Videoların çoktan sona erdiğini duyurur.
  2. Önceki tartışmayı bir sonraki ana konuya bağlar.
  3. Konuşan kişilerin fiziksel olarak bir yere gittiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki tartışmayı bir sonraki ana konuya bağlar.

The most important thing

7:34

En önemli şey

we want to do with this channel

7:35

bu kanalla yapmak istediğimiz

is to inspire you

7:37

size ilham vermek

and spark your curiosity for science Kalıp ifadeler

7:38

ve bilime olan merakınızı uyandırmak

and the amazing universe

7:40

ve muhteşem evrene

we live in.

7:42

içinde yaşadığımız.

Kalıp ifadeler

spark your curiosity: öğrenme isteği uyandırmak

Spark your curiosity, birdenbire daha fazlasını bilmek ve araştırmak istemenizi sağlamak demektir. Spark, küçük bir kıvılcımın alev başlatması imgesini kullanır; bu nedenle ifade mecazidir ve gerçek bir elektrik kıvılcımından söz etmez. Yapı spark + someone's curiosity şeklindedir. Bir soru, hikâye, ders veya deneyim bu yeni ilgiyi başlatabilir. Burada kanal, videolarının izleyicilerde bilimi keşfetme isteği uyandırmasını umuyor.

Alıştırma

Bir fen öğretmeni, sınıfın daha fazla araştırma yapmak istemesi için şaşırtıcı bir deney gösteriyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The experiment may ____.

  1. spark their curiosity
  2. hide their curiosity
  3. satisfy their curiosity
Cevabı göster

spark their curiosity

Learning often

7:43

Öğrenmek genellikle

doesn't feel like fun,

7:44

eğlenceli hissettirmez,

but with the right story,

7:45

ama doğru hikaye ile,

it is one of the best things,

7:46

en iyi şeylerden biridir,

and we hope

7:48

ve umarız

to provide that to you.

7:49

bunu size sağlayabiliriz.

Ultimately,

7:51

Nihayetinde,

we hope

7:51

umarız

that we light a fire in you Deyimler

7:52

içinizde bir ateş yakarız

that motivates you to read books,

7:53

sizi kitap okumaya motive eden,

pay more attention

7:55

daha fazla dikkat etmeye

at school or university,

7:56

okulda veya üniversitede,

and just get interested

7:57

ve sadece ilgilenmeye

in a scientific field or two

7:58

bir veya iki bilimsel alana

and learn more on your own.

8:00

ve kendi başınıza daha fazlasını öğrenmeye.

Deyimler

light a fire in you: güçlü bir motivasyon uyandırmak

Light a fire in you, kişinin içinde güçlü bir heyecan veya motivasyon yaratmayı anlatan mecazi bir ifadedir. Buradaki imge, enerji vermeyi sürdüren bir alevdir; gerçek bir yangın değildir ve bu olumlu bağlamda öfke de anlatmaz. Yapı light a fire in someone şeklindedir. Burada motivasyonun kitap okumak, dikkat etmek ve bilimi bağımsız olarak araştırmak gibi eylemlere yol açması beklenir. Bu yüzden ifade, birini kısa süreliğine ilgilendirmekten daha güçlü ve kalıcıdır.

Alıştırma

Bir mentor, birine aciliyet hissiyle baskı yapmak yerine onda gerçek bir iç heyecan yaratmak istiyor. Hangi cümle uygundur?

  1. She hopes to light a fire under him.
  2. She hopes to light a fire in him.
  3. She hopes to put out his fire.
Cevabı göster

She hopes to light a fire in him.

Not because you have to, Anlatım akışı

8:02

Zorunda olduğunuz için değil,

but because you want to know more

8:03

ama daha fazlasını bilmek istediğiniz için

about how the world

8:04

dünyanın nasıl çalıştığı hakkında

really works.

8:05

gerçekten çalışır.

Anlatım akışı

X olduğu için değil, Y olduğu için

Not because X, but because Y, bir neden açıklamasını düzeltir. X olası bir neden olarak sunulur ve ardından reddedilir; Y ise gerçek veya daha önemli neden olarak sunulur. Burada zorunluluk reddedilir, merak vurgulanır. Bu cümle, önceki bağlamdaki bir düşünceyi bilinçli olarak devam ettirir. have to ifadesinden sonra daha önce sözü edilen eylem anlaşılır durumda olduğu için söylenmez. Bu kısa biçim, konuşmada ve hitabet üslubunda doğaldır; yanlışlıkla kurulmuş eksik bir cümle değildir.

Alıştırma

Zorunluluğu neden olarak reddedip gerçek nedeni vermek için cümleyi tamamlayın: I read the report ____ I have to, ____ I want to understand the issue.

Cevabı göster

not because · but because

Because the universe is beautiful

8:07

Çünkü evren çok güzel

and science is a way Deyimler

8:09

ve bilim bir yoldur

of seeing this beauty

8:10

bu güzelliği görmenin

more clearly.

8:11

daha net.

Deyimler

Bilim, bu güzelliği daha açık görmenin bir yoludur

a way of + -ing kalıbı, bir şeyi başka bir şeyi yapmanın veya anlamanın yöntemi ya da bakış açısı olarak sunar. Burada bilim, insanların evrenin güzelliğini daha açık anlamasına yardımcı olan bir bakış açısı olarak anlatılır. Seeing burada mecazidir: yalnızca gözlerle bakmayı değil, fark etmeyi ve anlamayı ifade eder. This beauty, evrenin güzelliğine gönderme yapar.

Alıştırma

Burada science is a way of seeing this beauty more clearly ne anlama geliyor?

  1. Bilim, evreni fiziksel olarak daha parlak gösterir.
  2. Bilimsel anlayış, insanların evrenin güzelliğini daha derinden takdir etmesine yardımcı olur.
  3. Evrendeki güzelliği yalnızca bilim insanları fark edebilir.
Cevabı göster

Bilimsel anlayış, insanların evrenin güzelliğini daha derinden takdir etmesine yardımcı olur.

And we hope

8:13

Ve umarız

that knowing that we have to simplify a bit Dilbilgisi

8:13

biraz basitleştirmek zorunda olduğumuzu bilmek

does not make you enjoy

8:15

hoşunuza gitmemesine neden olmaz

our videos less.

8:17

videolarımız.

Dilbilgisi

Knowing that ... does not make you enjoy ... less: özne olarak kullanılan -ing yan tümcesi

knowing that we have to simplify a bit şeklindeki -ing yan tümcesinin tamamı does not make yapısının öznesidir. Bu, biraz basitleştirmek zorunda olduğumuz gerçeğinin farkında olmayı ifade eder. Tekil does biçimi, that yan tümcesindeki we öznesine değil, bu gerçeği bilme durumunun tamamına bağlıdır. Make, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: make you enjoy. Less, keyif alma derecesinin azalmayacağını gösterir. Daha genel olarak bir -ing yan tümcesi bir gerçeği veya deneyimi tek bir şey olarak adlandırabilir; make + nesne + fiil ise bunun birinin duygularını ya da davranışlarını nasıl etkilediğini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Knowing how the trick works does not ____ the show less.

Cevabı göster

make me enjoy

We are trying to build something

8:19

Bir şeyler inşa etmeye çalışıyoruz

with Kurzgesagt

8:20

Kurzgesagt ile

and while we're not 100% sure yet

8:21

ve henüz %100 emin olmasak da

what exactly,

8:24

tam olarak ne olduğundan,

hopefully something

8:25

umarız ki

that gets people to think Dilbilgisi

8:26

insanları düşündüren bir şey olur

about their own life

8:27

kendi hayatları hakkında

and the context

8:28

ve bağlam

they exist in today,

8:28

bugün içinde var oldukları,

Dilbilgisi

Get people to think: get + nesne + to-infinitive

Burada get, almak ya da elde etmek değil, birinin bir şey yapmasını sağlamak veya onu ikna etmek anlamındadır. Yapı get + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: gets people to think. Bir şeyin insanları düşünmeye başlamaya yönelttiğini anlatır. that gets people to think ilgi yan tümcesi tekil something sözcüğünü niteler. Bu nedenle get, üçüncü tekil kişi eki -s alarak gets olur. Bu yapıda to-infinitive zorunludur.

Alıştırma

Cümleyi get someone to do yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The final scene ____ about their own choices.

Cevabı göster

gets viewers to think

as well Dilbilgisi

8:30

hem

as the far future

8:30

hem de uzak gelecek

and the potential

8:31

ve potansiyel

we all have as a species.

8:32

bir tür olarak hepimizin sahip olduğu.

Dilbilgisi

as well as: İlgili bir öğe eklemek

As well as, daha önce söylenenlere ilişkili bir öğe daha ekler. Burada yaşamı ve onun günümüzdeki bağlamını uzak gelecek ve insanlığın potansiyeliyle bağlar. and ile oluşturulan tarafsız bir sıralamadan farklı olarak as well as, çoğu zaman ikinci bölümü ek bilgi olarak sunarken ilk bölümü daha merkezi tutar. İsimleri, öbekleri veya başka paralel yapıları bağlayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, çizgi romanları ilk odak olarak korurken bilim dergilerini ilişkili ikinci bir öğe olarak ekler?

  1. The library has graphic novels but no science magazines.
  2. The library has graphic novels instead of science magazines.
  3. The library has graphic novels as well as science magazines.
Cevabı göster

The library has graphic novels as well as science magazines.

And,

8:34

Ve,

of course,

8:34

elbette,

how big things are

8:35

işlerin ne kadar büyük olduğu

and what happens

8:36

ve ne olduğu

when we blow stuff up Öbek fiiller

8:37

bir şeyleri havaya uçurduğumuzda

because it's fun.

8:38

çünkü eğlenceli.

Öbek fiiller

blow stuff up: Ayrılabilen bir öbek fiil

Bu cümlede blow stuff up, “bir şeyleri patlatmak” anlamına gelir. Stuff, nesneleri belirsiz biçimde anlatan gündelik bir sözcüktür; bu nedenle ifade teknik değil, rahat ve şakacı bir tonda duyulur. Bu anlamda blow up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne up sonrasında veya blow ile up arasında gelebilir, ancak zamir ortada olmalıdır: “blow up the old wall” ya da “blow the old wall up” denebilir; zamirle “blow it up” denir, “blow up it” denmez. Burada stuff, blow ile up arasındaki nesnedir.

Alıştırma

it zamirini kullanarak yeniden yazın. İngilizce cümleyi tamamlayın: The team planned to blow up the old wall safely. → The team planned to ____ safely.

Cevabı göster

blow it up

Thanks for watching

8:40

İzlediğiniz

and sharing

8:41

ve paylaştığınız

and supporting us.

8:42

ve bizi desteklediğiniz için teşekkürler.

We really can't

8:43

Bunu gerçekten

do this without you.

8:44

sizsiz yapamayız.