...Ve Bunu Tekrar Yapacağız: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Kurzgesagt bilim videolarının gerçeği neden basitleştirdiğini, modellerin anlamayı nasıl desteklediğini ve çekici bir hikâyenin nasıl yanlış kesinlik yaratabildiğini açıklıyor. Ekip ayrıca basitleştirmeleri nihai gerçek yapmadan belirsizliği inceliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. lies to children. ifadesini gerçek bir suçlama değil, geçici modellere dayalı bilim iletişimi kavramı olarak anlamak. 2. confuse the description of a thing for the thing itself. dil bilgisi kalıbıyla model açıklamasını temsil ettiği gerçeklikten ayırmak. 3. light a fire in you ifadesini bağımsız okuma, çalışma ve bilim keşfi için kalıcı motivasyon uyandıran bir deyim ve mecaz olarak tanımak.
Bu derste
because our videos distill very complex subjects into flashy 10-minute pieces, Kelime
0:06çünkü videolarımız çok karmaşık konuları gösterişli 10 dakikalık parçalara damıtıyor,
distill very complex subjects into flashy 10-minute pieces: karmaşık konuları dikkat çekici 10 dakikalık içeriklere yoğunlaştırmak
Burada distill mecaz anlamdadır: çok karmaşık konulardaki temel fikirleri seçip daha kısa ve anlaşılması daha kolay bir biçimde sunmak demektir. distill X into Y kalıbında X kaynak malzeme, Y ise ortaya çıkan yeni biçimdir. Bu cümlede sonuç flashy 10-minute pieces ifadesidir. Flashy, görsel olarak dikkat çekici anlamına gelir ve sunuma özellikle ağırlık verildiğine dair hafif bir ima taşıyabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın iki parçasıyla tamamlayın. The editor ____ a year of research ____ a two-page guide.
Cevabı göster
distilled · into
The question of how ... is central to what ...: «nasıl» sorusunu ana mesele olarak sunmak
The question of how we deal with that ad öbeğinin tamamı öznedir. Gömülü how yan cümlesi doğrudan soru sormak yerine konunun ne olduğunu belirtir; bu yüzden düz cümle dizilişini kullanır: how do we deal değil, how we deal. Is central to, ‘temel bir parçasıdır’ veya ‘son derece önemlidir’ anlamına gelir. Burada to bir edattır; what we do on this channel ise ‘bu kanalda yaptığımız iş veya faaliyet’ anlamındaki bir ad cümleciğidir. Bu kalıp, bir süreç veya yöntem sorusunu bir projenin, kuruluşun ya da tartışmanın ana meselesi olarak sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle ana meseleyi sunmak için bu kalıbı doğru kullanıyor?
- The question of how can we reduce waste is central to what our team does.
- The question of how we can reduce waste is central to what our team does.
- The question of how we can reduce waste is central what our team does.
Cevabı göster
The question of how we can reduce waste is central to what our team does.
start off with: ilk adımı belirtmek
“Start off with”, bir şeyi ilk adım olarak kullanarak, yaparak veya sunarak bir sürece başlamak anlamına gelir. Burada “with”, ilk gelen şeyi belirtir. Bu ifade başlangıç aşamasına odaklanır; bu nedenle bir dersin, planın, gösterimin veya hikâyenin sırasını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
“Bir şeyi ilk adım olarak kullanarak başlamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In our science lesson, we ____ a simple experiment.
Cevabı göster
start off with
lies to children: yararlı ama eksik bir model
Burada lies to children, yeni başlayan birinin zor bir fikri anlayabilmesi için bilinçli olarak basitleştirilen bir açıklamayı anlatan terimdir. İfade sıradan bir aldatmaca gibi görünür, ancak bu bağlamdaki amaç çocukları kandırmak değil, öğretmektir. Böyle bir model yalnızca ilk adım olarak yararlıdır: sonraki açıklamalar eksik ayrıntıları eklemeli veya modeli daha doğru bir modelle değiştirmelidir. Children sözcüğü yetişkinler de dâhil olmak üzere genel anlamda yeni başlayanları ifade edebilir; ayrıca terim her basitleştirmenin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilim öğretimiyle ilgili bir tartışmada lies to children büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çocuklara bilerek yanlış bilgi veren bir kampanya
- Tamamen doğru olsa bile her kısa açıklama
- Eksik olan ve daha sonra geliştirilecek yararlı bir ilk model
Cevabı göster
Eksik olan ve daha sonra geliştirilecek yararlı bir ilk model
on the path to explaining: bir hedefe doğru ilerleme
On the path to explaining, açıklamayı bir hedefe doğru adım adım ilerleyen bir yolculuk gibi sunar. Bu cümlede konuşmacı fiziksel bir yoldan değil, karmaşık bir fikri anlaşılır hâle getirme sürecinin erken bir aşamasından söz eder. on the path to + isim veya -ing biçimi kalıbında to bir edattır. Bu nedenle explain değil explaining kullanılır. İfade aşamaları ve ilerlemeyi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede on the path to, adım adım ilerlemeyi anlatmak için doğru kullanılmıştır?
- We are on the path to understand the problem.
- We are on the path to understanding the problem.
- We are on the path while understanding the problem.
Cevabı göster
We are on the path to understanding the problem.
grasp a concept: bir fikri zihinsel olarak anlamak
“Grasp a concept” ifadesinde “grasp” mecazidir: bir şeyi elle tutmak değil, bir fikri açıkça anlamak demektir. Bu eşdizim, ana fikri zihinde sağlam biçimde kavrama anlamı taşır. Öğrenme, öğretme veya zor bir konuyu açıklama hakkında konuşurken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir fikri anlamak” anlamına gelen iki sözcüklü eşdizimle tamamlayın: A clear diagram can help you ____.
Cevabı göster
grasp a concept
and the buddies are super different in size
0:52ve arkadaşların boyutları birbirinden çok farklıdır
By beginning at a place of oversimplification, Dilbilgisi
0:57Aşırı basitleştirilmiş bir yerden başlayarak,
Aşırı basitleştirilmiş bir noktadan başlayarak bir çerçeve oluşturuyorsun
By + -ing yapısı, bir sonuca götüren yöntemi veya aracı gösterir. Burada, aşırı basitleştirilmiş bir başlangıç noktasından başlamak yöntemdir; bir çerçeve oluşturmak ise sonuçtur. Buradaki place soyut bir ifadedir; fikrin tam hâline göre daha basit sunulduğu bir başlangıç noktasını anlatır. Cümle, daha sonra ayrıntı eklemek için basit bir ilk modeli temel olarak sunar.
Alıştırma
Bir sonucun nasıl elde edildiğini göstermek için By + gerund yapısını doğru kullanan cümleyi seç. İngilizce cümleleri karşılaştır.
- By checked the map, we found the fastest route.
- At checking the map, we found the fastest route.
- By checking the map, we found the fastest route.
Cevabı göster
By checking the map, we found the fastest route.
a foundation that you can then build upon Öbek fiiller
1:01daha sonra üzerine inşa edebileceğiniz bir temel
and add nuance and complexity later on. Kalıp ifadeler
1:04ve daha sonra nüans ve karmaşıklık ekleyebilirsiniz.
Mevcut bir temelden geliştirerek ilerlemek: build upon
Build upon, mevcut bir fikri, sonucu veya temeli başlangıç noktası alarak daha fazla geliştirmek demektir. Bu cümlede üzerine geliştirme yapılan şey, hemen önce sözü edilen foundation’dır; fiziksel bir yüzey değildir. Bu ifade gelişimin aşamalarını birbirine bağlar: önce bir çerçeve oluşturulur, sonra buna dayanarak nüans ve karmaşıklık eklenir. Bu kullanımda upon, on’a göre biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Mevcut bir temelden yola çıkarak geliştirmek anlamına gelen ifadeyi seç: The new lesson will ____ last year's material.
- build over
- build upon
- build up
- build through
Cevabı göster
build upon
add nuance and complexity: nüans ve karmaşıklık eklemek
Burada add, temel açıklama oluşturulduktan sonra ona bir şey eklemek demektir. Nuance, bir fikrin ne kadar doğru anlaşıldığını etkileyen ince ayrımları; complexity ise ek katmanları veya birbiriyle etkileşen unsurları anlatır. add nuance and complexity bir bütün olarak, basit bir açıklamayı daha kesin ve çok katmanlı hâle getirmeyi anlatır. Yalnızca açıklamayı uzatmak veya daha fazla bilgi eklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ince ayrımlar ve birbiriyle etkileşen daha fazla katman eklemeyi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The new evidence will ____ to our explanation.
Cevabı göster
add nuance and complexity
you're getting towards the real gist of the complicated subject. Kelime
1:08karmaşık konunun asıl özüne doğru ilerliyorsunuz.
Süreci düzenleyen Step by step
Step by step, küçük aşamalardan oluşan bir sıra içinde yavaş yavaş anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede fiziksel olarak yürümeyi değil, anlamaya doğru ilerlemeyi anlatır. Bir cümlenin başına gelip ardından virgül aldığında, tüm süreci düzenli ve aşamalı olarak çerçeveler. Ayrıca zor bir işin aşamalara ayrıldığında yapılabilir hâle geldiğini göstererek dinleyeni rahatlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi yavaş yavaş, küçük aşamalarla anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, the class learned how to build a simple website.
Cevabı göster
Step by step
the real gist of: asıl ana fikir
the gist of something, bir şeyin tüm ayrıntılarını değil, genel ana anlamını belirtir. Burada the real gist of the complicated subject, karmaşık konunun gerçek ana fikri demektir. real vurgu katar: dinleyici kabaca ya da yüzeysel anlamanın ötesine geçip gerçekten önemli olana yaklaşmaktadır.
Alıştırma
Bir şeyin ana fikri anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I did not catch every detail, but I understood ____ the lecture.
Cevabı göster
the gist of
Science communication has to use lies to children
1:12Bilim iletişimi çocuklara söylenen yalanları kullanmak zorundadır
to some degree or it turns into science education. Kalıp ifadeler
1:15bir dereceye kadar, yoksa bilim eğitimine dönüşür.
to some degree: bir iddiayı sınırlamak
to some degree, bir iddianın gücünü sınırlar. ‘Kısmen’ veya ‘belirtilmemiş bir ölçüde’ anlamına gelir; bu nedenle konuşan kişi iddianın her durumda tamamen doğru olduğunu söylemez. Bu yumuşatıcı ifade, güçlü ya da tartışmalı bir düşünceyi daha dikkatli sunmaya yardımcı olur. Kesin bir miktar belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede to some degree, bir şeyin kısmen ama tamamen değil, doğru olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- The repair took exactly 37 minutes.
- The repair helped to some degree, but the machine still makes noise.
- The repair fixed the machine completely, with no remaining problems.
Cevabı göster
The repair helped to some degree, but the machine still makes noise.
And getting a proper education in all of the scientific fields
1:19Ve tüm bilimsel alanlarda uygun bir eğitim almak
Bir alanda fluent in kullanımı
Bu cümlede fluent in, bir dili akıcı konuşma anlamının ötesine geçer. Bilim alanlarını anlayıp bu alanlardaki fikirlerle rahatça çalışabilecek kadar iyi bilmek anlamına gelir. Kalıp fluent in + dil, konu, alan veya sistem biçimindedir. Yalnızca birkaç bilgiye sahip olmayı değil, bilgiyi güvenli ve işlevsel biçimde kullanabilmeyi anlatır.
Alıştırma
Fluent sözcüğünü doğru edatla birlikte kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of working with databases, Maya became ____ SQL.
Cevabı göster
fluent in
and educating as many people about it as possible
1:31ve mümkün olduğunca çok insanı bu konuda eğitmeye
if more people have a fact-based scientific worldview. Kelime
1:34eğer daha fazla insanın gerçeğe dayalı bilimsel bir dünya görüşü varsa.
Bileşik isim öbeği fact-based scientific worldview
Bu isim öbeğinde ana sözcük worldview’dür: dünyanın nasıl işlediğini anlamaya yarayan geniş bir çerçeve. Scientific, dünya görüşünün türünü sınırlar; fact-based ise bunun kanıtlara ve doğrulanabilir gerçeklere dayandığını belirtir. Dolayısıyla ifade, tek bir gerçek veya görüşü değil, çok sayıda yargının oluşturulmasında kullanılan genel bir yaklaşımı anlatır. Cümlede have, bu genel bakış açısına “sahip olmak” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi durum fact-based scientific worldview sahibi bir kişiyi en iyi tanımlar?
- Bir film hakkında güçlü bir kişisel görüşleri var.
- Bir sınav için tek bir bilimsel gerçeği ezberlediler.
- Açıklamaları genellikle kanıtlara ve bilimsel yöntemlere göre değerlendirirler.
Cevabı göster
Açıklamaları genellikle kanıtlara ve bilimsel yöntemlere göre değerlendirirler.
We will discuss what science is and how it works in different videos
1:38Bilimin ne olduğunu ve nasıl çalıştığını farklı videolarda tartışacağız
let's just say it's a process to advance,
1:44sadece evren hakkındaki bilgimizi ilerletmek için bir süreç olduğunu söyleyelim,
but for now: tartışmayı geçici olarak daraltmak
But for now daha ayrıntılı bir konuyu duraklatır ve dinleyiciye bu aşamada hangi sınırlı fikrin kullanılacağını gösterir. Burada, daha kapsamlı açıklamaların sonra gelebileceği belirtildikten sonra bilime ilişkin basit ve kullanışlı bir açıklama sunulur. Bu ifade bilgiyi düzenler: but, daha önce sözü verilen ayrıntılardan farklı bir yöne geçildiğini gösterir; for now ise bu seçimin geçici olduğunu belirtir. Açıklamanın sonsuza kadar eksiksiz olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede but for now neyi gösteriyor?
- Konuşmacı şu ana kadar gerçekleşen her şeyi gözden geçiriyor.
- Konuşmacı artık hiçbir ayrıntı gerektirmeyecek kesin bir tanım veriyor.
- Konuşmacı daha basit bir açıklamayı geçici olarak kullanıyor ve daha sonra ayrıntı ekleyebilir.
Cevabı göster
Konuşmacı daha basit bir açıklamayı geçici olarak kullanıyor ve daha sonra ayrıntı ekleyebilir.
If you understand the current state of scientific knowledge,
1:50Bilimsel bilginin mevcut durumunu anlarsanız,
rather than: bir dayanağı diğeriyle karşılaştırmak
Rather than reddedilen, kaçınılan veya daha az uygun görülen bir alternatifi sunar. Kalıp X rather than Y şeklindedir: X seçilen ya da tercih edilen dayanaktır, Y ise bir kenara bırakılan alternatiftir. Bu cümlede gerçekler ve sınanabilir fikirler karar vermek için daha iyi dayanak olarak sunulur; eski inanç sistemleri ile sezgi bunların karşısındaki dayanaktır. Buradaki than, rather than bağlacının bir parçasıdır; bigger than örneğindeki gibi bir karşılaştırma belirtmez.
Alıştırma
A guess ifadesinin reddedilen dayanak olduğunu hangi bağlaç doğru biçimde gösterir? Make the choice using confirmed facts ___ a guess.
- rather than
- other than
- more than
Cevabı göster
rather than
that evolved to protect our ancestors from lions,
2:01atalarımızı aslanlardan korumak için evrimleşmiş olan,
but is no longer suited for the complexity of our modern world. Kalıp ifadeler
2:04ama artık modern dünyamızın karmaşıklığına uygun olmayan.
no longer suited for: geçmişte uygunken artık uygun değil
Burada no longer suited for, “önceden yararlı ya da uygundu, ancak artık uygun değil” anlamına gelir. No longer zaman içinde bir değişimi gösterirken, suited for bir şeyi uygun olduğu durum veya amaçla ilişkilendirir. Yaygın kalıp be + no longer + suited for + isim ya da -ing biçimidir. Bu cümlede sezgi eskiden eski bir tehlikeyle baş etmeye yardımcı oluyordu, fakat modern yaşamın karmaşıklığına uymuyor. Suited bir amaca uygunluğu anlatır; takım elbise giymekle ilgili değildir.
Alıştırma
Geçmişte var olan uygunluğun sona erdiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: “This old software is ____ handling modern security threats.”
Cevabı göster
no longer suited for
Our brains are comically ill-prepared Kalıp ifadeler
2:08Beyinlerimiz komik derecede hazırlıksızdır
ill-prepared to: bir eylem için yetersiz hazırlık
Ill-prepared to, ardından gelen eylemi gerçekleştirmek için yeterince hazır olmamak demektir. Buradaki ill- ön eki “kötü biçimde” ya da “yetersiz biçimde” anlamına gelir; fiziksel olarak hasta olmak anlamına gelmez. Kalıp be + ill-prepared + to-infinitive şeklindedir. Cümlede navigate, beynin başa çıkmak için donanımlı olmadığı zorluğu belirtir; comically ise bu uyumsuzluğu saçma derecede büyük göstererek eleştiriyi güçlendirir.
Alıştırma
Eylem için yeterince hazır olmama anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The team had no backup plan and was ____ respond to the outage.”
Cevabı göster
ill-prepared to
happen to + fiil: bir gerçeği koşullara bağlı olarak sunmak
happen to live yapısında happen to, yalın hâlde bulunan live fiilinden önce gelir. Durumu bilinçli bir seçimden çok tesadüfen ya da koşullar nedeniyle geçerli olan bir gerçek gibi sunar. Burada ifade hafif bir anlatımsal mesafe de oluşturur: kendimizi hızla değişen bu dünyada yaşarken buluruz. Bu dünyada yaşamamızın kelimenin tam anlamıyla bir kaza olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle yakında yaşamayı bilinçli bir seçimden çok koşulların getirdiği bir durum olarak sunar?
- Something happened near the station.
- We happen to live near the station.
- We decided to live near the station.
Cevabı göster
We happen to live near the station.
a world ironically created by science.
2:14ironik bir şekilde bilim tarafından yaratılmış bir dünya.
since knowledge and data are increasing exponentially.
2:27çünkü bilgi ve veri katlanarak artmaktadır.
futile endeavor: hedefine ulaşma ihtimali olmayan çaba
Futile endeavor, amaçlanan sonucu üretemeyen ya da bunu başarma ihtimali son derece düşük olan bir çaba veya girişimi anlatan resmî bir isim öbeğidir. Futile, endeavor sözcüğünü niteler. Odak noktası hedefe ulaşılamamasıdır; çabanın kişisel veya ahlaki bir değeri olmadığını söylemez. Bu cümlede, bilgi miktarı katlanarak arttığı için tüm bilgileri takip etme çabası futile olarak nitelendirilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi futile endeavor olarak tanımlanır?
- Uymadığı bilinen bir anahtarla kilidi açmaya çalışmak.
- Hazırlanmak için yeterli zaman varken zor bir yarış için antrenman yapmak.
- Bir şarkıyı her seferinde bir satır olacak şekilde yavaşça öğrenmek.
Cevabı göster
Uymadığı bilinen bir anahtarla kilidi açmaya çalışmak.
So to even have a chance of grasping the world we live in,
2:31Yani içinde yaşadığımız dünyayı kavrama şansına sahip olmak için bile,
if not a true understanding of all the details, Dilbilgisi
2:36tüm detayların gerçek bir anlayışını değilse de,
if not X, Y: ideal sonuçtan güvenilir asgari kazanıma geçiş
Burada if not X, Y sıradan bir koşul kurmaz. İddianın düzeyini düşürür: X ideal sonuçtur, Y ise daha gerçekçi olan asgari kazanımdır. Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamayabilir, ancak sağlam bir genel bakış sunabilir. Bu kalıp, daha güçlü bir sonuçla daha zayıf ama yine de değerli bir sonucu karşılaştırır. Bu sıralamada if not X, “X olmasa bile” veya “belki X değil” anlamına gelir; ardından gelen Y, konuşanın yine de ileri sürdüğü sonuçtur.
Alıştırma
Örnekteki “if not a true understanding of all the details, a solid overview.” ifadesine hangi yorum uyar?
- Özetler yalnızca genel bakış sunmak imkânsız olduğunda tüm ayrıntıları gerçekten anlamayı sağlar.
- Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamasa bile sağlam bir genel bakış sunabilir.
- Özetler bir genel bakış sunar, ancak bu bakış yararlı olamayacak kadar güvenilmezdir.
Cevabı göster
Özetler her ayrıntıyı gerçekten anlamayı sağlamasa bile sağlam bir genel bakış sunabilir.
at large: grubun tamamı
Burada at large, “bir bütün olarak” veya “genel olarak” anlamına gelir. Our species at large, tek bir kişiyi ya da toplumun belirli bir kesimini değil, insanlığın tümünü ifade eder. Bu ifade, kapsamı tek tek durumlardan önce adı geçen grubun tamamına genişletir. Bu kullanımda large fiziksel boyutu anlatmaz.
Alıştırma
“The new policy could benefit the community at large.” cümlesinde at large ne anlama gelir?
- Topluluğun tamamı.
- Yalnızca topluluğun fiziksel olarak en iri üyeleri.
- Kaçmış ve yakalanmamış topluluk üyeleri.
Cevabı göster
Topluluğun tamamı.
that capture the true nature of things as much as possible Kalıp ifadeler
2:51şeylerin gerçek doğasını olabildiğince yakalayan
capture the true nature of things: şeylerin gerçek doğasını yansıtmak
Bu cümlede capture, “doğru biçimde ifade etmek veya yansıtmak” anlamına gelir. The true nature of things ise gerçekliğin temel niteliklerini, yani şeylerin gerçekte nasıl olduğunu ifade eder. İfade bir bütün olarak, metaforların ve hikâyelerin gerçekliği ellerinden geldiğince aslına uygun yansıtmaları gerektiğini anlatır. Bir modelin, açıklamanın, sanat eserinin veya yazının konusu hakkındaki en önemli gerçeği ortaya çıkarıp çıkarmadığını değerlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede capture the true nature of ifadesi videodaki örnekle aynı anlamda kullanılmıştır?
- A strong biography can capture the true nature of a complicated person.
- The wildlife team will capture the animal and release it later.
- This camera can capture ten images every second.
Cevabı göster
A strong biography can capture the true nature of a complicated person.
deal with: bilgiyi işlemek veya anlamak
Burada deal with, “başarıyla işlemek, anlamak veya yönetmek” anlamına gelir. İlgi zamiri that, a language ifadesine gönderme yapar ve with sözcüğünün nesnesi işlevini görür; dolayısıyla anlatılan fikir “beynimizin işleyebileceği bir dil”dir. Deal with ifadesinin tam anlamı, özneye ve nesneye göre belirlenir. Bir kişi deal with a problem diyebilirken, bir beyin, bilgisayar veya sistem deal with information diyebilir. Zihinsel süreçlerle ilgili bağlamlarda genellikle bir şeyi aşırı yüklenmeden işlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “başarıyla işlemek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: The app converts the file into a format that older phones can ____.
Cevabı göster
deal with
Quarks are often depicted as blue, red, and green Dilbilgisi
3:00Kuarklar genellikle mavi, kırmızı ve yeşil olarak tasvir edilir
are often depicted as: modellerin bir şeyi temsil etme biçimi
Edilgen be depicted as + isim, sıfat veya tümleç kalıbı, “bir şey olarak gösterilmek veya temsil edilmek” anlamına gelir. Bu cümlede şemalar ya da açıklamalar kuarkları belirtilen renk ve spinlerle yaygın biçimde temsil eder; odak, bu gösterimi kimin yaptığı değil kuarklardır. Depicted as gerçek anlamda görülebilen bir özelliği değil, bir modeli veya sunum biçimini bildirir. Bir şeyin nasıl temsil edildiğiyle fiziksel olarak gerçekte nasıl olduğunu ayırmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümledeki are often depicted as ne anlama gelir?
- Gerçekte tam olarak böyle göründükleri kanıtlanmıştır.
- Sık sık başka bir şeyin resmini yaparlar.
- Genellikle bu şekilde temsil edilirler.
Cevabı göster
Genellikle bu şekilde temsil edilirler.
forces our brain to imagine colorful spinning balls,
3:07beynimizi renkli dönen toplar hayal etmeye zorlar,
which is great to visualize the different types
3:10bu farklı türleri görselleştirmek için harikadır
Molecules are nothing like the neat diagrams
3:19Moleküller okulda öğretilen düzenli diyagramlara hiç benzemez
that describes how certain things want to be close or escape each other
3:27belirli şeylerin neden birbirine yakın olmak veya birbirinden kaçmak istediğini açıklayan
that we are pretty sure exist in some form or another Kalıp ifadeler
3:34bir şekilde veya başka bir şekilde var olduğundan oldukça emin olduğumuz
in some form or another: kesin biçimi açık bırakmak
In some form or another, kesin biçimi bilinmese veya değişebilse de “şu ya da bu biçimde” anlamına gelir. İfade, bir şeyin var olduğu ya da gerçekleşeceği yönündeki temel iddiayı korurken kesin biçimini açık bırakır. Buradaki another, bilinen belirli bir ikinci biçimi göstermez. Olasılıkları genişletir: bu biçim, farklı bir biçim ya da henüz belirlenmemiş bir sürüm olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kesin sürümü belirsiz olsa da projenin devam edeceğini söylüyor?
- The project will continue in another form: a printed edition.
- The project will continue in some form or another.
- The project will continue in its original form.
Cevabı göster
The project will continue in some form or another.
works out: sayısal sonuç tutarlı olduğunda
'The math works out' ifadesinde 'works out', hesabın tutarlı ve mantıklı bir sonuç vermesi anlamına gelir. Geçerli sonucu veren şey the math ifadesidir; burada bir kişinin problemi çözmesi anlatılmaz. Burada work out geçişsizdir: ardından nesne gelmez. Sayılar, rakamlar, toplamlar veya hesaplamalar birbiriyle uyumlu olduğunda ya da doğru biçimde tuttuğunda da bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede works out, sayısal bir sonucun tutarlı olması anlamında kullanılmıştır?
- The receipt lists four ten-euro tickets and a forty-euro total, so the math works out.
- Maya works out at the gym after school.
- Leo works out the answer on paper.
Cevabı göster
The receipt lists four ten-euro tickets and a forty-euro total, so the math works out.
and predict their results before we do them.
3:40ve onları yapmadan önce sonuçlarını tahmin edebiliyoruz.
prepare the ground for: sonraki gelişme için koşulları oluşturmak
Prepare the ground for, daha sonraki bir olayın, düşüncenin veya eylemin daha kolay tanıtılmasını ya da geliştirilmesini sağlayacak koşulları oluşturmak anlamına gelen bir mecazdır. Cümlede önceki açıklama modelleri, daha derin açıklamaların gelebilmesi için bilinenleri düzenler. Bu imge, bina yapmadan veya ekim yapmadan önce toprağı hazırlamaktan gelir. Mecazi kullanımda ilk adım durumu değiştirerek sıradaki gelişmeyi kolaylaştırır; ancak sonraki açıklamanın veya eylemin kendisi değildir.
Alıştırma
'Koşulları oluşturmak' anlamındaki öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: The short trial helped ____ a larger program.
Cevabı göster
prepare the ground for
confuse X for Y: X'i yanlışlıkla Y sanmak
Burada confuse X for Y, “X'i yanlışlıkla Y sanmak” anlamına gelir. X açıklama ya da modeldir; Y ise gerçek şeydir. Uyarının yönü bellidir: bir temsili, temsil ettiği gerçekliğin kendisi olarak görmeyin. Bu kalıp, kategori hatalarını düzeltirken kullanışlıdır. Birbiriyle ilişkili iki fikir birbirine benzeyebilir, ancak aynı değildir.
Alıştırma
Uyarıyı confuse X for Y kalıbıyla tamamlayın: Don't ____ a detailed map ____ the real landscape.
Cevabı göster
confuse · for
are not just meant to dumb things down, Öbek fiiller
3:59sadece işleri basitleştirmek için tasarlanmamıştır,
they're actually useful for experts themselves.
4:01aslında uzmanların kendileri için de faydalıdırlar.
dumb something down: bir şeyi basitleştirmek, bazen aşırı basitleştirmek
Dumb something down, bilgiyi daha az karmaşık ve daha kolay anlaşılır hâle getirmek demektir. Ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır: dumb the lesson down veya dumb down the lesson denebilir, ancak nesne zamir olduğunda dumb it down denir. Bu ifade çoğu zaman aşırı basitleştirmeyi veya dinleyicilerin özgün düzeyi anlayamayacağı düşüncesini ima eder. Bu cümlede not just ... actually ... yapısı, basitleştirmelerin yalnızca yeni başlayanlar için düzeyi düşürdüğü fikrini reddeder; bunlar uzmanların da daha açık düşünmesine yardımcı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dumb something down ifadesini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: They tried to ____ it ____, but they removed the important details.
Cevabı göster
dumb · down
chemists who use wrong electron shell models
4:04kimyasal bağları çözmek için yanlış elektron kabuğu modellerini kullanan kimyagerler
work out chemical bonds ifadesinde work out fiilinin geçişli kullanımı
Burada work out, akıl yürüterek bir şeyi belirlemek veya hesaplamak anlamına gelir. Kimyagerler, kimyasal bağları belirlemek ya da analiz etmek için bir model kullanır. work out chemical bonds ifadesinde chemical bonds doğrudan nesnedir; bu nedenle öbek fiil geçişlidir: work out + şey. Bir isim öbek fiilden sonra gelebilir, zamir ise normalde araya girer: work them out.
Alıştırma
Hangi cümlede work out, work out chemical bonds ifadesindekiyle aynı geçişli anlamda kullanılmıştır?
- After a difficult week, everything worked out.
- We used the measurements to work out the wall's height.
- We work out at the sports center every Saturday.
Cevabı göster
We used the measurements to work out the wall's height.
or scientists using simplified models
4:09veya farklı bilimsel alanlardaki meslektaşlarıyla tartışma temeli olarak basitleştirilmiş modeller kullanan bilim insanları.
as the basis for discussion with colleagues Kalıp ifadeler
4:12meslektaşlarıyla tartışma temeli olarak
X’i Y’nin temeli yapan use X as the basis for Y yapısı
use X as the basis for Y yapısı, X’in Y için temel veya başlangıç noktası sağladığını ifade eder. Burada basitleştirilmiş modeller, farklı alanlardaki bilim insanlarına tartışma için ortak bir başlangıç noktası verir. Basis, X’in tek kanıt olduğu ya da nihai sonucu kanıtladığı anlamına gelmez. for sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; the basis for a plan ve the basis for making a decision buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi ‘temeli olarak’ anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team used customer feedback ____ the redesign.
Cevabı göster
as the basis for
But the simplification of science can also be problematic
4:17Ancak bilimin basitleştirilmesi de sorunlu olabilir
work towards gaining knowledge: bir hedefe doğru istikrarlı ilerleme
Work towards + bir isim veya -ing biçimi, bir hedef doğrultusunda düzenli çaba göstermek anlamına gelir. Burada work towards gaining knowledge, bilgiyi bir anda edinilen bir şey olarak değil, bilimin sürekli geliştirdiği bir şey olarak sunar. Bu ifade tamamlanmaya değil ilerlemeye odaklanır: hedefe yaklaşmak, hedefe zaten ulaşıldığı anlamına gelmez. towards bir edat olduğu için ardından gain değil, -ing biçimi olan gaining gelir.
Alıştırma
Cümleyi work towards ve create fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın. work fiilini cümleye uyacak şekilde değiştirin: The lab is ____ a faster test.
Cevabı göster
working towards creating
get lost: korunmayan bilginin kaybolması
Bu cümlede get lost, korunmamak veya fark edilmez hâle gelmek anlamındadır. Karmaşık bilgi sadeleştirildiğinde bazı ayrıntılar veya ince anlam farkları son sürümden kaybolabilir. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir sonuç durumuna geçişi anlatır. Complexity kendi isteğiyle bir yere gitmez; sadeleştirilmiş mesajda eksik kalır.
Alıştırma
'Some of the humor gets lost in translation,' cümlesinde gets lost ne anlama gelir?
- Mizah bilerek ayrılır.
- Mizah doğru yeri bulamaz.
- Mizahın bir kısmı korunmaz.
Cevabı göster
Mizahın bir kısmı korunmaz.
turns into: bir şeyden veya tanımdan başka birine dönüşmek
Turns into, “değişip başka bir şeye dönüşür” demektir. Kalıp özne + turn(s) into + isim öbeği şeklindedir; değişime bir kişi ya da güç neden oluyorsa turn + nesne + into + isim öbeği kullanılır. Buradaki değişim, medyanın basitleştirdiği anlatımdadır: ilginç bir araştırma, potansiyel bir tedavi olarak sunulur. Potential mümkün anlamına gelir; kanıtlanmış ya da kullanıma hazır demek değildir. Bu nedenle cümle, araştırmanın zaten bir tedavi ürettiğini söylemek yerine ifadenin daha kesin hâle getirilmesini eleştirir.
Alıştırma
Cümleyi turn into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After several retellings, a small possibility ____ a definite claim.
Cevabı göster
turns into
which goes against its process-like nature. Öbek fiiller
4:58bu da onun süreç benzeri doğasına aykırıdır.
goes against: bir ilke veya doğayla çatışmak
Goes against, “çatışır” veya “aykırıdır” demektir. Özne, bir kurala, ilkeye, beklentiye ya da temel özelliğe uymayan şeydir. Burada bu tür basitleştirmeler bilimi sabit ve kesinmiş gibi gösterir. Bu, bilimin sürece benzeyen doğasıyla çatışır: bilimsel bilgi, sınama ve düzeltmeler yoluyla gelişir. Its, science sözcüğüne gönderme yapar; ifadede fiziksel bir hareket yoktur.
Alıştırma
Cümleyi go against ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ignoring the safety check ____ our rules.
Cevabı göster
goes against
and diets don't turn out to be magical, Öbek fiiller
5:03ve diyetlerin sihirli olmadığı ortaya çıktığında,
turn out to be: sonradan ortaya çıkan gerçek sonuç
Turn out to be + isim, sıfat ya da başka bir tümleç, daha sonraki kanıtların veya olayların gerçek sonucu ya da kimliği ortaya çıkardığını ifade eder. Çoğu zaman nihai gerçeği önceki bir umut, inanç veya görünüşle karşılaştırır. Burada don't turn out to be magical, diyetlerin insanların beklediği olağanüstü etkilere sahip olmadığının sonunda anlaşılması demektir. Turn out fiziksel bir dönüşümü değil, sonucun öğrenilmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi turn out to be ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The shortcut looked easy, but it ____ more confusing than the original route.
Cevabı göster
turned out to be
and start to think of all science communication Dilbilgisi
5:07ve tüm bilim iletişimini düşünmeye başlarız
think of X as Y: bir şeyi belirli bir kategoride görmek
Think of X as Y, X'i Y rolünde veya kategorisinde görmek, sınıflandırmak ya da anlamak demektir. X, of sonrasında; Y değerlendirmesi veya tanımı ise as sonrasında gelir. Cümlede insanlar yaşadıkları hayal kırıklıklarından genelleme yaparak tüm bilim iletişimini yanıltıcı olarak sınıflandırabilir. all sözcüğü yargıyı bütün bilim iletişimini kapsayacak şekilde genişletir; buradaki think of, bilim iletişimini hatırlamak anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi think of X as Y yapısıyla tamamlayın: Many people ____ this app ____ a useful study tool.
Cevabı göster
think of · as
Then there's the opposite effect: karşıt bir nokta eklemek
Burada Then there's ... açıklamaya başka bir nokta ekler. Then konuşmacının düşüncelerini düzenler; burada asıl anlamı zaman bakımından “ondan sonra” değildir. the opposite effect ad öbeği, bu yeni noktanın daha önce ele alınan etkinin tersine yol açtığını belirtir. Then there's + ad öbeği kalıbı, bir konunun ikinci bir etkenini, sonucunu veya yönünü eklemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede then, daha sonra ne olduğunu göstermek yerine karşıt bir nokta eklemek için kullanılmıştır?
- Then the opposite effect happened after lunch.
- Then there's the opposite effect: the shortcut can create more work.
- We fixed the first issue and then tested the system.
Cevabı göster
Then there's the opposite effect: the shortcut can create more work.
and give you a false sense of security Kalıp ifadeler
5:21ve size yanlış bir güvenlik hissi verebilir
a false sense of security: sahte bir güven duygusu
A false sense of security, gerçekler bu güveni desteklemese de kendini güvende, hazırlıklı veya haklı hissetmektir. Duygunun kendisi gerçektir; false, bu duygunun riske ilişkin yanlış bir görüşe dayandığını belirtir. Bu cümlede ilgi çekici bir basitleştirme, zor bir konu tamamen anlaşılmış gibi hissettirir. Bu nedenle security özellikle koruma görevlileri ya da fiziksel korunma değil, gerekçesiz zihinsel kesinlik anlamına gelir. Yaygın kalıp give someone a false sense of security şeklindedir.
Alıştırma
“Hiçbir tehlike olmadığına yönelik gerekçesiz güven” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The backup had never been tested, but it gave the team ____.
Cevabı göster
a false sense of security
that you understand the science better than you actually do,
5:26bilimi aslında anladığınızdan daha iyi anladığınızı,
gut feeling: açık kanıt olmadan oluşan sezgi
Gut feeling, kanıtları bilinçli olarak incelemeden önce ortaya çıkan sezgisel bir yargıdır. Genel bir duygudan çok içgüdüyü anlattığı için feeling sözcüğünden daha belirgindir. Burada gut feeling, bilimi gerçekte olduğundan daha iyi anladığına ilişkin yanlış histir. Bu ifade, sezginin doğru olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi gut feeling olarak tanımlanabilir?
- Cevabı yetkin bir bilim insanından öğrendim.
- Karar vermeden önce bütün test sonuçlarını karşılaştırdım.
- Nedenini açıklayamıyorum ama bu planın başarısız olacağını hissediyorum.
Cevabı göster
Nedenini açıklayamıyorum ama bu planın başarısız olacağını hissediyorum.
which can lead people to ignore actual experts Dilbilgisi
5:29bu da insanların gerçek uzmanları görmezden gelmesine yol açabilir
lead people to ignore actual experts: lead + nesne + to mastarı
Lead people to ignore actual experts ifadesinde lead, fiziksel olarak yol göstermek değil, neden olmak veya etkilemek anlamındadır. Yapı lead + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: people etkilenen kişileri, ignore ise ortaya çıkan davranışı belirtir. Bu ifade bir neden-sonuç zinciri sunar: yanlış özgüven, insanların uzman bilgisini göz ardı etmesiyle sonuçlanabilir. Lead genellikle doğrudan bir emirden çok, nedenden davranışa uzanan dolaylı bir yolu anlatır.
Alıştırma
Lead fiilinin doğru biçimini, people nesnesini ve ignore fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: False confidence can ____ actual experts.
Cevabı göster
lead people to ignore
in the worst case: olası en ciddi sonucu sunmak
In the worst case, bir olasılık aralığındaki makul en ciddi sonucu tanıtır. Burada, kişinin kendi bilim anlayışına aşırı güvenmesi nedeniyle kötü kararları kendinden emin biçimde vermesini uç bir risk olarak gösterir. Bu ifade, sonucun olağan, en olası veya kesin olduğunu söylemez. Bir risk hakkında uyarıda bulunurken ya da olası sonuçları karşılaştırırken gerçekleşebileceklerin en ciddi ucunu incelemek için kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede in the worst case dinleyiciye ne anlatıyor?
- Ardından gelen sonuç en sık gerçekleşen sonuçtur.
- Ardından gelen sonuç, makul olan en ciddi sonuçtur.
- Ardından gelen sonuç kesinlikle gerçekleşecektir.
Cevabı göster
Ardından gelen sonuç, makul olan en ciddi sonuçtur.
considering all of this: önceki noktaları sıradaki içeriğin temeli yapmak
Considering all of this, az önce belirtilen bütün noktaları hesaba katmak anlamına gelen bir giriş çerçevesidir. This, daha önceki birkaç olguyu veya riski tek bir grup hâlinde toplar; all ise grubun tamamının önemli olduğunu gösterir. Bu ifade, önceki noktaları sırada gelecek içeriğin temeli yapar; bu cümlede sırada nasıl karşılık verileceğine ilişkin bir soru vardır. Burada considering şimdiki zamanda devam eden bir fiil değildir; all of this isim grubunun önünde bir edat gibi işlev görür.
Alıştırma
Considering all of this, sorunun başında nasıl bir işlev görüyor?
- Bir eylemin tam şu anda gerçekleştiğini söyler.
- Önceki noktaları toplar ve bunları sorunun temeli yapar.
- Önceki konuyla hiçbir ilgisi olmayan bir konu açar.
Cevabı göster
Önceki noktaları toplar ve bunları sorunun temeli yapar.
has been a journey: uzun bir süreci geriye dönüp değerlendirmek
Burada has been a journey bir mecazdır: konuşan kişi uzun bir süreci farklı aşamalardan oluşan bir yolculuk gibi geriye dönüp değerlendirir. Bu, birinin gerçekten seyahat ettiği anlamına gelmez. Present perfect yapıdaki has been, süreci konuşanın şu anki değerlendirmesine bağlar. Yalnızca süre bildiren basit bir ifadeden farklı olarak aşamalara, zorluklara, keşiflere ve öğrenmeye dikkat çeker. Bu yolculuk olumlu, zor veya her ikisinin karışımı olabilir.
Alıştırma
Uzun bir süreci aşamalar ve öğrenilen dersler dizisi olarak en iyi hangi cümle anlatır?
- Creating the school newspaper has taken three months.
- Creating the school newspaper started on Monday.
- Creating the school newspaper has been a journey.
Cevabı göster
Creating the school newspaper has been a journey.
moved on to: sonraki aşamaya geçmek
Moved on to, daha önceki bir etkinlikten veya aşamadan bir sonrakine geçişi belirtir. moved on to books ifadesinde to, yeni odağı, yani books sözcüğünü tanıtır. Burada ifade, araştırma yöntemlerini zaman sırasına göre düzenler. Ev taşımak veya seyahat etmekle ilgili değildir; aynı kalıp bir gündem, ders, sunum ya da projenin aşamalarında dinleyiciye yol gösterebilir.
Alıştırma
Bir aşamadan sonrakine geçiş anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the warm-up, the coach ____ the first drill.
Cevabı göster
moved on to
as many primary sources as possible: mümkün olduğunca çok sayıda birincil kaynak
as many primary sources as possible ifadesinde as many, miktarı gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek sayıya taşır; as possible ise pratik sınırların bulunduğunu kabul eder. primary sources, doğrudan veya özgün kanıtları ifade eder. Bu nedenle cümledeki anlam, yalnızca birkaç özeti değil, mümkün olan en fazla sayıda bu tür kaynağı incelemeye çalışmaktır. Bu, miktarı en üst düzeye çıkarmak için yeniden kullanılabilen bir yapıdır: as many + çoğul sayılabilen isim + as possible. Tüm mevcut kaynakların okunacağını garanti etmeden çabayı veya çalışma ilkesini ifade eder.
Alıştırma
Miktarı en üst düzeye çıkaran yapıyı tamamlayın: We try to read ____ primary sources as possible。
Cevabı göster
as many
bir anlatıya uymak
Bu cümlede fits a narrative, “olayları açıklamak için önceden oluşturulmuş bir çerçeveye uymak” anlamına gelir. Bir bilgi, birinin zaten anlattığı hikâyeye uyduğu için yararlı görünebilir. Bu ifade kanıtı değil, uyumu anlatır. Bilgi bu çerçeveye uyduğu hâlde yanlış, eksik veya birincil kaynak tarafından desteklenmemiş olabilir.
Alıştırma
“That detail fits a narrative that people already believe,” cümlesinde fits a narrative ne anlama gelir?
- Olayların sunulma biçimine uyuyor.
- Ayrıntının birincil kaynaktan geldiğini kanıtlıyor.
- Hikâyenin tamamının yanlış olduğunu gösteriyor.
Cevabı göster
Olayların sunulma biçimine uyuyor.
hata çubukları
Hata çubukları, belirsizliği veya değişkenliği göstermek için grafikteki bir değer ya da noktanın çevresine çizilen çizgilerdir. Bildirilen bir sonucun kusursuz biçimde kesin olmadığını görmene yardımcı olurlar. Tam anlamları grafiğe bağlıdır: standart sapmayı, standart hatayı, güven aralığını veya belirtilmiş başka bir aralığı gösterebilirler. Büyük hata çubukları daha fazla belirsizlik veya yayılım demektir; araştırmanın otomatik olarak yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir grafikte error bars genellikle neyi gösterir?
- Çalışmanın tamamını kullanılamaz hâle getiren hatalar.
- Bildirilen bir değerin çevresindeki belirsizlik veya değişkenlik.
- Grafikten çıkarılan veri noktalarının sayısı.
Cevabı göster
Bildirilen bir değerin çevresindeki belirsizlik veya değişkenlik.
What do you do if ... / How do you deal with ... / How do you handle ...: karmaşık sorunları paralel sorularla düzenlemek
Tekrarlanan What do you do if ...? ve How do you ...? başlangıçları, her soyut zorluğu eylemle ilgili bir soruya dönüştürür. What do you do if, yanıt gerektiren bir koşulu öne çıkarır; How do you deal with ve How do you handle ise ortaya konmuş bir zorluğun veya durumun nasıl yönetileceğini sorar. Buradaki sorular retorik ve paraleldir; dinleyiciden dört ayrı yanıt istemezler. Kalıbın tekrarı ritim oluşturur ve tartışmayı anlaşmazlık, kaynak eksikliği, belirsizlik ve karmaşıklık gibi baskılar üzerinden ilerletir. Böylece dikkatli bir yöntemin tekrar tekrar karar vermeyi gerektirdiği görülür.
Alıştırma
Bir koşul gerçekleştiğinde yanıt istemek için hedef sorun çözme kalıbını kullanan soru hangisidir?
- How many backup plans did you write?
- What do you do if the backup plan fails?
- The backup plan failed yesterday.
Cevabı göster
What do you do if the backup plan fails?
defy easy answers: kolay yanıtlarla açıklanamamak
Burada defy easy answers, tek bir basit yanıtın konuyu yeterince açıklayamayacağı veya çözemeyeceği anlamına gelir. Defy fiili, karmaşık sistemleri basit açıklamalara direniyormuş gibi gösterir. Bu ifade hiçbir yanıtın bulunmadığı anlamına gelmez. Eksiksiz bir yanıtın karmaşıklığı ve belirsizliği ele alması gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Questions about why whole ecosystems change often ____; one simple explanation is not enough.
Cevabı göster
defy easy answers
about what details and explanations can fit, Dilbilgisi
6:56hangi detayların ve açıklamaların sığabileceği hakkında,
Paralel dolaylı sorular: what details and explanations can fit, which aspects need to be simplified ve which parts to cut
decisions about ifadesinden sonra cümle üç paralel dolaylı soru birimi verir: what details and explanations can fit, which aspects need to be simplified ve which parts to cut. Bunlar birlikte ekibin karar vermesi gereken üç noktayı belirtir. Bunlar doğrudan soru değildir, bu yüzden bildirme cümlesi söz dizimini kullanır: what details and explanations can fit denir, what can details and explanations fit denmez. Son birim, ekibin hangi bölümleri çıkarması gerektiğini anlatan kısa bir which + isim + to-infinitive yapısıdır. Her birimi what veya which ile başlatmak uzun listenin izlenmesini kolaylaştırır ve karar noktalarını paralel tutar.
Alıştırma
Hangi cümle We need to decide ifadesinden sonra paralel dolaylı soruları doğru kullanır?
- We need to decide what activities can fit in the schedule, should we shorten which instructions, and to cut which final section.
- We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions should we shorten, and which final section to cut.
- We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions we should shorten, and which final section to cut.
Cevabı göster
We need to decide what activities can fit in the schedule, which instructions we should shorten, and which final section to cut.
and so we weigh the different options Kalıp ifadeler
7:06ve bu yüzden farklı seçenekleri tartıyoruz
farklı seçenekleri tartmak
Burada weigh the different options, karar vermeden önce olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak anlamına gelir. Fiil mecaz anlamda kullanılır: seçeneklerin fiziksel ağırlığını değil, avantajlarını, dezavantajlarını ve olası sonuçlarını değerlendirirsiniz. Bu ifade nihai seçimi değil, karar verme sürecini anlatır. Every single time, karşılaştırmanın her durumda yeniden yapıldığını vurgular.
Alıştırma
Burada weigh the different options ne anlama geliyor?
- Olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak
- İlk seçeneği hemen seçmek
- Seçenekleri bir terazide ölçmek
Cevabı göster
Olası seçenekleri dikkatlice karşılaştırmak
Uzmanların kendi alanlarının basitleştirildiğini görmesi acı verici olabilir
It can be painful for experts to see their field simplified cümlesinde it, biçimsel öznedir; gerçekten değerlendirilen konu to see their field simplified mastar öbeğinin tamamıdır. Bu yapı, bir deneyimin kişi üzerinde nasıl bir etki bıraktığını değerlendirmek için kullanılır. see fiilinden sonra their field nesnedir ve simplified geçmiş ortaçtır. Uzmanlar, alanlarını basitleştirilmiş bir durumda görürler; genellikle bu basitleştirmeyi başka biri yapmıştır. Can, bu tepkinin mümkün veya anlaşılabilir olduğunu belirtir; her uzmanın mutlaka böyle hissedeceğini söylemez.
Alıştırma
It can be painful for experts to see their field simplified cümlesinde see their field simplified neyi gösterir?
- Uzmanlar, biri alanlarını daha basit hâle getirdikten sonraki durumu görür.
- Uzmanlar kendi alanlarını daha basit hâle getirir.
- Uzmanlar alanı fiziksel olarak ölçer.
Cevabı göster
Uzmanlar, biri alanlarını daha basit hâle getirdikten sonraki durumu görür.
Karşıtlık bildiren while: while others don't like it
Bu cümlede while iki yan cümleyi bağlar ve karşıtlık belirtir: bir grup memnundur, ancak diğer grup bundan hoşlanmaz. Burada "... olduğu sırada" anlamına gelmez. one view ..., while another ... kalıbı farklı tepkileri, görüşleri veya sonuçları tek ve kısa bir cümlede yan yana getirip karşılaştırır.
Alıştırma
"Lena likes detailed plans, while Omar prefers to decide as he goes," cümlesinde while ne yapar?
- Lena'nın Omar karar verirken plan yaptığını söyler.
- Omar'ın ayrıntılı planlardan neden kaçındığını açıklar.
- Lena'nın tercihiyle Omar'ın tercihini karşılaştırır.
Cevabı göster
Lena'nın tercihiyle Omar'ın tercihini karşılaştırır.
be transparent about + bir konu
Be transparent about something, bir konu hakkında ilgili bilgileri açıkça paylaşmak anlamına gelir; özellikle bir süreç, karar, gerekçe, maliyet veya sorun için kullanılır. Burada ekip, insanların ne yapmaya çalıştığını anlamalarını istediğini söylüyor. Transparent burada gerçek anlamında kullanılmaz; fiziksel olarak içi görünen bir şey yoktur. Kalıp be transparent about + isim veya konuyu belirten yan cümledir; transparent about the plan ve transparent about how the choice was made örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi transparent ve onunla kullanılan olağan edatla tamamlayın: The club was ____ how it spent the donation.
Cevabı göster
transparent about
taking part in: bir etkinliğe katılmak
Take part in, “katılmak” anlamına gelir. Bu cümlede we're taking part in, konuşan kişilerin TRESCA projesine dâhil olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp take part in + etkinlik, proje, olay veya -ing biçimidir. be + -ing yapısında take, taking olur; we're taking part in buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “katılmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Our class will ____ the science fair next month.
Cevabı göster
take part in
Geçiş ifadesi olarak brings us to kullanımı
Burada brings us to, fiziksel bir hareketi değil, anlatımın akışını düzenleyen bir geçişi ifade eder. All of this önceki tartışmaya gönderme yapar ve bu ifade, o düşüncelerin mantıksal olarak sıradaki konuya, yani videoların amacına ulaştırdığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı özne + bring + kişi + to + konu veya sonuç şeklindedir. This brings us to..., dinleyicilerin önceki bilgiyle sırada gelecek bölüm arasındaki bağlantıyı görmesine yardımcı olur.
Alıştırma
“All of this brings us to the purpose of our videos” cümlesinde brings us to ne işe yarar?
- Videoların çoktan sona erdiğini duyurur.
- Önceki tartışmayı bir sonraki ana konuya bağlar.
- Konuşan kişilerin fiziksel olarak bir yere gittiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki tartışmayı bir sonraki ana konuya bağlar.
spark your curiosity: öğrenme isteği uyandırmak
Spark your curiosity, birdenbire daha fazlasını bilmek ve araştırmak istemenizi sağlamak demektir. Spark, küçük bir kıvılcımın alev başlatması imgesini kullanır; bu nedenle ifade mecazidir ve gerçek bir elektrik kıvılcımından söz etmez. Yapı spark + someone's curiosity şeklindedir. Bir soru, hikâye, ders veya deneyim bu yeni ilgiyi başlatabilir. Burada kanal, videolarının izleyicilerde bilimi keşfetme isteği uyandırmasını umuyor.
Alıştırma
Bir fen öğretmeni, sınıfın daha fazla araştırma yapmak istemesi için şaşırtıcı bir deney gösteriyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The experiment may ____.
- spark their curiosity
- hide their curiosity
- satisfy their curiosity
Cevabı göster
spark their curiosity
light a fire in you: güçlü bir motivasyon uyandırmak
Light a fire in you, kişinin içinde güçlü bir heyecan veya motivasyon yaratmayı anlatan mecazi bir ifadedir. Buradaki imge, enerji vermeyi sürdüren bir alevdir; gerçek bir yangın değildir ve bu olumlu bağlamda öfke de anlatmaz. Yapı light a fire in someone şeklindedir. Burada motivasyonun kitap okumak, dikkat etmek ve bilimi bağımsız olarak araştırmak gibi eylemlere yol açması beklenir. Bu yüzden ifade, birini kısa süreliğine ilgilendirmekten daha güçlü ve kalıcıdır.
Alıştırma
Bir mentor, birine aciliyet hissiyle baskı yapmak yerine onda gerçek bir iç heyecan yaratmak istiyor. Hangi cümle uygundur?
- She hopes to light a fire under him.
- She hopes to light a fire in him.
- She hopes to put out his fire.
Cevabı göster
She hopes to light a fire in him.
X olduğu için değil, Y olduğu için
Not because X, but because Y, bir neden açıklamasını düzeltir. X olası bir neden olarak sunulur ve ardından reddedilir; Y ise gerçek veya daha önemli neden olarak sunulur. Burada zorunluluk reddedilir, merak vurgulanır. Bu cümle, önceki bağlamdaki bir düşünceyi bilinçli olarak devam ettirir. have to ifadesinden sonra daha önce sözü edilen eylem anlaşılır durumda olduğu için söylenmez. Bu kısa biçim, konuşmada ve hitabet üslubunda doğaldır; yanlışlıkla kurulmuş eksik bir cümle değildir.
Alıştırma
Zorunluluğu neden olarak reddedip gerçek nedeni vermek için cümleyi tamamlayın: I read the report ____ I have to, ____ I want to understand the issue.
Cevabı göster
not because · but because
Bilim, bu güzelliği daha açık görmenin bir yoludur
a way of + -ing kalıbı, bir şeyi başka bir şeyi yapmanın veya anlamanın yöntemi ya da bakış açısı olarak sunar. Burada bilim, insanların evrenin güzelliğini daha açık anlamasına yardımcı olan bir bakış açısı olarak anlatılır. Seeing burada mecazidir: yalnızca gözlerle bakmayı değil, fark etmeyi ve anlamayı ifade eder. This beauty, evrenin güzelliğine gönderme yapar.
Alıştırma
Burada science is a way of seeing this beauty more clearly ne anlama geliyor?
- Bilim, evreni fiziksel olarak daha parlak gösterir.
- Bilimsel anlayış, insanların evrenin güzelliğini daha derinden takdir etmesine yardımcı olur.
- Evrendeki güzelliği yalnızca bilim insanları fark edebilir.
Cevabı göster
Bilimsel anlayış, insanların evrenin güzelliğini daha derinden takdir etmesine yardımcı olur.
that knowing that we have to simplify a bit Dilbilgisi
8:13biraz basitleştirmek zorunda olduğumuzu bilmek
Knowing that ... does not make you enjoy ... less: özne olarak kullanılan -ing yan tümcesi
knowing that we have to simplify a bit şeklindeki -ing yan tümcesinin tamamı does not make yapısının öznesidir. Bu, biraz basitleştirmek zorunda olduğumuz gerçeğinin farkında olmayı ifade eder. Tekil does biçimi, that yan tümcesindeki we öznesine değil, bu gerçeği bilme durumunun tamamına bağlıdır. Make, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: make you enjoy. Less, keyif alma derecesinin azalmayacağını gösterir. Daha genel olarak bir -ing yan tümcesi bir gerçeği veya deneyimi tek bir şey olarak adlandırabilir; make + nesne + fiil ise bunun birinin duygularını ya da davranışlarını nasıl etkilediğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Knowing how the trick works does not ____ the show less.
Cevabı göster
make me enjoy
Get people to think: get + nesne + to-infinitive
Burada get, almak ya da elde etmek değil, birinin bir şey yapmasını sağlamak veya onu ikna etmek anlamındadır. Yapı get + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: gets people to think. Bir şeyin insanları düşünmeye başlamaya yönelttiğini anlatır. that gets people to think ilgi yan tümcesi tekil something sözcüğünü niteler. Bu nedenle get, üçüncü tekil kişi eki -s alarak gets olur. Bu yapıda to-infinitive zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi get someone to do yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The final scene ____ about their own choices.
Cevabı göster
gets viewers to think
as well as: İlgili bir öğe eklemek
As well as, daha önce söylenenlere ilişkili bir öğe daha ekler. Burada yaşamı ve onun günümüzdeki bağlamını uzak gelecek ve insanlığın potansiyeliyle bağlar. and ile oluşturulan tarafsız bir sıralamadan farklı olarak as well as, çoğu zaman ikinci bölümü ek bilgi olarak sunarken ilk bölümü daha merkezi tutar. İsimleri, öbekleri veya başka paralel yapıları bağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, çizgi romanları ilk odak olarak korurken bilim dergilerini ilişkili ikinci bir öğe olarak ekler?
- The library has graphic novels but no science magazines.
- The library has graphic novels instead of science magazines.
- The library has graphic novels as well as science magazines.
Cevabı göster
The library has graphic novels as well as science magazines.
blow stuff up: Ayrılabilen bir öbek fiil
Bu cümlede blow stuff up, “bir şeyleri patlatmak” anlamına gelir. Stuff, nesneleri belirsiz biçimde anlatan gündelik bir sözcüktür; bu nedenle ifade teknik değil, rahat ve şakacı bir tonda duyulur. Bu anlamda blow up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne up sonrasında veya blow ile up arasında gelebilir, ancak zamir ortada olmalıdır: “blow up the old wall” ya da “blow the old wall up” denebilir; zamirle “blow it up” denir, “blow up it” denmez. Burada stuff, blow ile up arasındaki nesnedir.
Alıştırma
it zamirini kullanarak yeniden yazın. İngilizce cümleyi tamamlayın: The team planned to blow up the old wall safely. → The team planned to ____ safely.
Cevabı göster
blow it up