İnsan Kütüphanesi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
916 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Program, önyargıyla karşılaşmış gönüllülerin 30 dakikalık samimi sohbetler için birer “kitap” olduğu İnsan Kütüphanesi’ni tanıtıyor. Bu buluşmaların, insanların normalde uzak durabilecekleri kişilerle güvenli bir ortamda tanışarak kalıp yargıları ve varsayımları sorgulamasına nasıl yardımcı olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. from all walks of life — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda yürümekle değil, çok farklı mesleklere, sosyal çevrelere ve yaşam deneyimlerine sahip insanlarla ilgili olduğunu anlayın. Kapsayıcı bir grubu veya toplumun geniş bir kesimini doğal biçimde tanımlarken kullanın. 2. recommend sitting down and meeting — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: recommend fiilinden sonra burada to alan mastar değil, sitting ve meeting gibi -ing biçimlerinin geldiğini fark edin. Biraz rahatsız edici olsa bile yabancı insanlarla tanışmak gibi faaliyet veya eylemleri önerirken bu kalıbı uygulayın. 3. quite understandably. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu değerlendirme sözünün, yanlış bir şey söyleme kaygısının makul olduğunu kabul ettiğini görün. Başkasının endişesini küçümsemeden empati göstermek ve yorumunuzu yumuşatmak için kullanın.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is Six Minute English

0:08

bu Altı Dakikalık İngilizce

from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ve ben Sam.

If you browse through a library, Dilbilgisi

0:13

Eğer bir kütüphanede geziniyorsanız,

you'll find a variety of different books Kalıp ifadeler

0:15

çeşitli farklı kitaplar bulursunuz

from fiction to crime to romance. Kalıp ifadeler

0:17

kurgudan suça, aşka kadar.

Dilbilgisi

If you browse..., you'll find...: koşul ve beklenen sonuç

If + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, bir koşulu beklenen bir sonuca bağlar. Bu cümlede if yan cümlesindeki browse geniş zamandadır; sonuç yan cümlesindeki you'll find ise you will find anlamına gelir. Buradaki if, uzak veya gerçekleşmesi zor bir hayal değil, tanıdık bir durum sunar. Konuşan kişi bu kalıpla, eylem yapıldıktan sonra normalde ne beklenebileceğini anlatır.

Alıştırma

Dersin kalıbını ve parantez içindeki fiilleri kullanarak cümleyi tamamlayın: If you ____ the help page, you ____ the answer. (check / find)

Cevabı göster

check · will find

Kalıp ifadeler

a variety of different books: farklı türlerden oluşan bir çeşitlilik

a variety of, çoğul bir isimle kullanıldığında farklı türlerden oluşan bir çeşitlilik anlamına gelir. Burada books sözcüğünü niteler; bu nedenle vurgu yalnızca toplam kitap sayısında değil, kitap türlerinin çeşitliliğindedir. Variety zaten çeşitlilik anlamı taşıdığı için different isteğe bağlıdır. Konuşanlar vurgu katmak amacıyla different sözcüğünü sık sık ekler. Bu yüzden a variety of different books doğaldır, ancak a variety of books daha kısa ve özdür.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca sayının çokluğunu değil, türlerin çeşitliliğini en açık biçimde vurgular?

  1. The workshop offers a class on Saturday.
  2. The workshop offers a variety of classes, including pottery, photography, and dance.
  3. The workshop has a large classroom.
Cevabı göster

The workshop offers a variety of classes, including pottery, photography, and dance.

Kalıp ifadeler

from fiction to crime to romance: geniş bir yelpazeyi art arda sıralamak

from X to Y to Z kalıbı, bir yelpazenin ne kadar geniş olduğunu göstermek için birkaç örneği birbirine bağlar. Burada fiction, crime ve romance kitap kategorileridir; her to hareket yönünü değil, bu yelpazedeki başka bir öğeyi tanıtır. Bu örnekler çeşitliliği gösterir; eksiksiz bir liste oluşturmaları veya baştan sona kesin bir sıra izlemeleri gerekmez.

Alıştırma

from X to Y to Z kalıbını kullanarak ve fresh fruit, cakes ile hot noodles ifadelerini bu sırayla yazarak cümleyi tamamlayın: The food market has everything ____.

Cevabı göster

from fresh fruit to cakes to hot noodles

And if you walk through a city,

0:20

Ve eğer bir şehirde yürürseniz,

you'll see a variety of people

0:21

çeşitli insanlar görürsünüz

of different ages, body shapes,

0:23

farklı yaşlarda, vücut şekillerinde,

skin colors, and genders.

0:25

ten renklerinde ve cinsiyetlerde.

In this Six Minute English,

0:27

Bu Altı Dakikalık İngilizce'de,

we'll be hearing about an unusual library

0:29

sıra dışı bir kütüphane hakkında bilgi edineceğiz

where the books are people

0:31

orada kitaplar insanlardan oluşuyor

made of flesh and bone instead of paper. Deyimler

0:33

kağıt yerine et ve kemikten yapılmış.

Deyimler

flesh and bone: gerçek ve yaşayan bir insanı vurgulamak

Bu cümlede flesh and bone, yaşayan bir insan bedeninin fiziksel olarak oluştuğu maddeleri anlatır. paper ile karşıtlık kurarak bu “kitapların” nesne değil, gerçek ve yaşayan insanlar olduğunu vurgular. Burada ifade bir görüntü oluşturmak için kullanılır. Amaç anatomi dersi vermek değil, bu insanların fiziksel olarak gerçek ve orada olduğunu anlatmaktır.

Alıştırma

“The guide is a person made of flesh and bone, not a digital avatar,” cümlesinde flesh and bone neyi vurgular?

  1. Rehber insan anatomisini açıklamaktadır.
  2. Rehber kâğıda basılmıştır.
  3. Rehber gerçek ve yaşayan bir insandır.
Cevabı göster

Rehber gerçek ve yaşayan bir insandır.

It's called the Human Library, Kültür

0:36

Buna İnsan Kütüphanesi deniyor,

Kültür

the Human Library: insanların “kitap” olduğu proje

The Human Library, insan bedeniyle ilgili kitapların bulunduğu bir kütüphane değil, gerçek bir projenin adıdır. Etkinliklerde farklı kimliklere ve yaşam deneyimlerine sahip kişiler katılımcılarla doğrudan konuşur. Bu ad bir kütüphane benzetmesi oluşturur: deneyimlerini anlatan kişiler "books", katılımcılar "readers" olarak adlandırılır; bir görüşme ayarlamak da bir kişiyi "borrowing" şeklinde anlatılır. Bu anlamı bilmek, daha sonra geçen bu sözcükleri anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Burada the Human Library neyi ifade ediyor?

  1. Okurların insanların biyografilerini satın aldığı bir dükkân.
  2. İnsan bedeniyle ilgili kitapları toplayan bir kütüphane.
  3. Katılımcıların yaşam deneyimlerini paylaşan kişilerle konuştuğu bir proje.
Cevabı göster

Katılımcıların yaşam deneyimlerini paylaşan kişilerle konuştuğu bir proje.

and the books are individuals who have faced prejudice, Kalıp ifadeler

0:38

ve kitaplar, önyargılarla yüzleşmiş bireylerdir,

which means an unreasonable dislike Anlatım akışı

0:42

bu da mantıksız bir hoşnutsuzluk anlamına gelir

of certain types of people.

0:44

belirli insan türlerine karşı.

Kalıp ifadeler

faced prejudice: haksız önyargıyla karşılaşmak

Faced prejudice ifadesinde face, zor bir şeyi “yaşamak veya onunla başa çıkmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Prejudice, araya to gelmeden doğrudan face sözcüğünü izler: face prejudice. Burada prejudice, bir kişiyi tanımadan onun ait olduğu insan grubu hakkında oluşturulan haksız düşüncelerdir; yalnızca tek bir kişiden hoşlanmamak değildir. Have faced, present perfect yapısındadır. Bu kişilerin geçmişte yaşadığı önyargı deneyimlerini projedeki şimdiki rolleriyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi face prejudice ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At school, Amir ____ because of his disability.

Cevabı göster

faced prejudice

Anlatım akışı

which means: açıklama veya tanımın geleceğini gösterme

Bu cümlede which means, önceki prejudice sözcüğüne gönderme yapar. Ardından gelen sözler kısa bir tanım verir: belirli türdeki insanlardan mantıksız biçimde hoşlanmama. Dinlerken which means ifadesini bir açıklama işareti olarak düşünün. Önceki sözcüğü veya fikri ardından gelen açıklamayla bağlayın; bu ifade ayrı bir olayı başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede biodegradable sözcüğünü açıklamak için which means kullanılmıştır?

  1. The material is biodegradable, which surprised the designer.
  2. The material is biodegradable, and the box is green.
  3. The material is biodegradable, which means it can break down naturally.
Cevabı göster

The material is biodegradable, which means it can break down naturally.

Readers may borrow these books, Kültür

0:46

Okuyucular bu kitapları ödünç alabilirler,

who are people from all walks of life Deyimler

0:49

bunlar hayatın her kesiminden insanlardır

for a 30-minute conversation.

0:51

30 dakikalık bir sohbet için.

Kültür

Readers may borrow these books: metafora Human Library

Bu cümle, Human Library'nin genişletilmiş kütüphane benzetmesini kullanır. Readers etkinliğin ziyaretçileri, books ise deneyimlerini gönüllü olarak paylaşan insanlardır. Burada borrow, bu insanlardan biriyle 30 dakikalık sohbet için zaman ayırtmak anlamına gelir. Kimse bir yere götürülmez veya birinin mülkü olmaz. Sıradan kütüphane sözcükleri etkinlik içindeki rolleri ve eylemleri adlandırır; bu nedenle onları sözcüğü sözcüğüne değil, programın işleyişine göre yorumlayın.

Alıştırma

Bir Human Library etkinliğinin tanıtımında “Readers may borrow these books” ne anlama gelir?

  1. Ziyaretçiler bir kişinin hayat hikâyesini satın alabilir.
  2. Ziyaretçiler, “kitap” olarak sunulan bir kişiyle sohbet planlayabilir.
  3. Ziyaretçiler bir kişiyi eve götürüp daha sonra geri getirebilir.
Cevabı göster

Ziyaretçiler, “kitap” olarak sunulan bir kişiyle sohbet planlayabilir.

Deyimler

from all walks of life: toplumun her kesiminden

From all walks of life, “çok farklı mesleklerden, toplumsal gruplardan ve yaşam geçmişlerinden gelen” anlamında bir deyimdir. Bu cümlede, kitap rolündeki insanların çok çeşitli geçmişlere sahip olduğu vurgulanır. Buradaki walks gerçek anlamda yürüyüşleri ifade etmez. A walk of life, bir kişinin meslek türünü, toplumsal konumunu veya yaşam biçimini anlatır; bu yüzden çoğul ifade grubun toplumsal çeşitliliğini gösterir.

Alıştırma

Hangi grup people from all walks of life ifadesiyle en iyi şekilde anlatılabilir?

  1. Hemşirelerin, sanatçıların, esnafların, emeklilerin ve öğrencilerin bulunduğu bir kalabalık.
  2. Yalnızca uzman kardiyologlardan oluşan bir ekip.
  3. Tüm üyeleri aynı rotada yürüyen bir yürüyüş kulübü.
Cevabı göster

Hemşirelerin, sanatçıların, esnafların, emeklilerin ve öğrencilerin bulunduğu bir kalabalık.

The book titles are short and to the point, Kalıp ifadeler

0:54

Kitap başlıkları kısa ve sadedir,

Kalıp ifadeler

short and to the point: kısa ve doğrudan konuya yönelik

Short and to the point, hem kısa hem de doğrudan ana fikre odaklanan bir anlatımı tanımlar. Bu cümlede kitap başlıklarının gereksiz ayrıntı vermeden mesajı açıkça iletmesi olumlu biçimde değerlendirilir. Short uzunluğu, to the point ise konuyla ilgililiği ve doğrudanlığı anlatır. Bir şey kısa ama belirsiz olabilir ya da ayrıntılı olmasına rağmen konuyla ilgili kalabilir; bu nedenle tam ifade her iki özelliği de belirtir.

Alıştırma

“Kısa ve doğrudan” anlamındaki bu derse ait beş kelimelik ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: Please keep your answer ____.

Cevabı göster

short and to the point

titles like transgender, Kültür

0:57

transgender gibi başlıklar,

former criminal,

0:59

eski suçlu,

or immigrant.

1:01

ya da göçmen.

Kültür

titles like transgender, former criminal, or immigrant: İnsan Kütüphanesi’ndeki kitap başlıkları

İnsan Kütüphanesi’nde bir “kitap”, bir kimlik veya yaşam deneyimi hakkında gönüllü olarak konuşan kişidir. Burada transgender, former criminal veya immigrant gibi başlıklar, kişinin konuşmayı seçtiği konuyu belirten kısa etiketlerdir; basılı kitap kategorileri değildir. Bu başlık biçimi kütüphane benzetmesini genişletir: ziyaretçi sohbet etmek için bir kişiyi “ödünç alır”. Etiket, konuşmanın olası konusunu gösterir ancak o kişiyle ilgili her şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bu başlıklar İnsan Kütüphanesi bağlamında ne işe yarar?

  1. Ziyaretçilere aynı etiketleri herhangi bir kişiye uygulama izni verirler.
  2. Basılı kitapları sıradan kütüphane türlerine ayırırlar.
  3. Gönüllü insan “kitapların” konuşmayı kabul ettiği konuları adlandırırlar.
Cevabı göster

Gönüllü insan “kitapların” konuşmayı kabul ettiği konuları adlandırırlar.

The human books are volunteers,

1:02

İnsan kitaplar gönüllülerdir,

and visiting readers are encouraged Dilbilgisi

1:04

ve ziyaret eden okuyucular teşvik edilir

to ask those awkward or embarrassing questions Kelime

1:06

o garip veya utanç verici soruları sormaya

Dilbilgisi

are encouraged to ask: be encouraged to do yapısı

Are encouraged to ask, be + encouraged + to-infinitive edilgen yapısını kullanır. Visiting readers teşviki alan taraftır; teşvikin kaynağı olan organizatörler ise cümlede açıkça belirtilmez. Bu cümlede organizatörler, okurların zor sorular sormasını memnuniyetle karşılar ve destekler. İfade bir zorunluluktan daha yumuşaktır; her okurun mutlaka soru sorması gerektiği anlamına gelmez. Genel olarak be encouraged to do, bir eylemin tavsiye edildiğini veya desteklendiğini belirtir. Eylemin resmen izinli olup olmadığını bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi encourage fiilinin doğru edilgen biçimi ve parantez içindeki fiille tamamlayın: Visitors ____ questions during the tour. (ask)

Cevabı göster

are encouraged to ask

they've always wondered about. Kalıp ifadeler

1:09

her zaman merak ettikleri.

Kelime

awkward or embarrassing questions: awkward ile embarrassing arasındaki fark

Awkward or embarrassing questions, sosyal açıdan sorulması ya da yanıtlanması zor sorulardır. Awkward etkileşime odaklanır: soru sessizliğe, gerginliğe veya ne söyleneceğinin bilinememesine yol açabilir. Embarrassing ise bir kişinin tepkisine odaklanır: soru kişinin kendini açığa çıkmış, mahcup veya huzursuz hissetmesine neden olabilir. Anlamlar örtüşebilir ve or iki rahatsızlık türünden herhangi birine izin verir. İki kelime de yalnızca sorunun düşünsel açıdan zor olduğu anlamına gelmez; karmaşık bir matematik sorusu difficult olabilir ama sosyal açıdan awkward ya da embarrassing olmayabilir.

Alıştırma

Bir toplantıda bir soru sohbeti gerginleştiriyor ve kimse nasıl yanıt vereceğini bilmiyor, ancak kimse kişisel olarak utanmıyor. Bu soruyu en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. an awkward question
  2. a difficult question
  3. an embarrassing question
Cevabı göster

an awkward question

Kalıp ifadeler

they've always wondered about: uzun süren merak ve sonda kalan about

Wonder about, daha fazla bilgi edinmek istediğiniz için bir kişi, şey veya konu hakkında merak duymak anlamına gelir. They've always wondered about present perfect kullanır: merak geçmişte başlamış ve şimdiye kadar önemini korumuştur. Burada ifade questions sözcüğünü niteler: questions (that) they've always wondered about. Düşürülmüş olan that, about edatının nesnesi olacağından about doğal olarak sonda kalır. Buradaki wonder “merak etmek” demektir; wander ise belirli bir yön olmadan dolaşmak anlamına gelen farklı bir fiildir.

Alıştırma

Present perfect cümlesini wonder about ile tamamlayın: This is the question I've always ____.

Cevabı göster

wondered about

This means the Human Library

1:11

Bu, İnsan Kütüphanesinin

needs to be a safe space, Kelime

1:12

güvenli bir alan olması gerektiği anlamına gelir,

a place where people feel protected

1:15

insanların korunduklarını hissettikleri bir yer

from danger and harm.

1:17

tehlikeden ve zarardan.

Kelime

safe space: sosyal ve psikolojik güvenlik

Burada safe space, insanların zarar görme, küçük düşürülme veya düşmanca davranışla karşılaşma korkusu olmadan katılabildiği ve açıkça konuşabildiği bir ortamdır. Güvenlik yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal güvenliği de kapsar. Cümlenin devamındaki bölüm bu ifadenin anlamını açıklar. Daha genel olarak safe space; saygı, net sınırlar ve gerçek koruma yoluyla oluşturulur. Herkesin aynı fikirde olması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Our youth club aims to be a safe space for honest conversation” cümlesinde safe space ne anlama gelir?

  1. Herkesin aynı görüşü taşımak zorunda olduğu bir toplantı.
  2. Yalnızca güçlü bir kilidi olduğu için güvenli olan bir oda.
  3. İnsanların zarar görme veya küçük düşürülme korkusu olmadan konuşabildiği saygılı bir ortam.
Cevabı göster

İnsanların zarar görme veya küçük düşürülme korkusu olmadan konuşabildiği saygılı bir ortam.

It's a fascinating idea,

1:19

Büyüleyici bir fikir,

but before we find out more, Anlatım akışı

1:20

ama daha fazlasını öğrenmeden önce,

I have a question for you, Sam.

1:22

sana bir sorum var Sam.

Anlatım akışı

before we find out more: geçiş ifadesi

Before we find out more, sonraki adımları düzenleyen bir geçiş ifadesidir. Before ile başlayan yan cümle, açıklamanın devamını biraz erteler ve önce gerçekleşecek bir şeyi tanıtır; burada konuşan kişi konuyu duraklatıp bir soru sorar. Find out more, bir nesnenin yerini bulmak değil, daha fazla bilgi öğrenmek veya edinmek anlamına gelir. Bir konuşma, ders veya podcast'te bu yapı dinleyiciye önce araya eklenen adımın yapılacağını, ardından ana konuya dönüleceğini bildirir.

Alıştırma

“Before we find out more, let's answer one quick question,” cümlesindeki ilk geçiş ifadesi ne yapar?

  1. Ana konuya kısa bir adım için ara verir ve konunun daha sonra devam edeceğini bildirir.
  2. Konunun bittiğini ve bir daha ele alınmayacağını duyurur.
  3. Konuşan kişinin fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Ana konuya kısa bir adım için ara verir ve konunun daha sonra devam edeceğini bildirir.

The Human Library started out in Denmark, Öbek fiiller

1:24

İnsan Kütüphanesi Danimarka'da başladı,

but soon spread across Europe and the world. Kalıp ifadeler

1:26

ama kısa sürede Avrupa'ya ve dünyaya yayıldı.

Öbek fiiller

started out: bir kökeni anlatmak

Start out, bir projenin, kuruluşun, kariyerin veya yaşam öyküsünün ilk aşamasını anlatırken “başlamak” anlamına gelir. Genellikle daha sonra yaşanan gelişmelere zemin hazırlar. Burada İnsan Kütüphanesi'nin önce Danimarka'da başladığı, ardından daha uzak yerlere yayıldığı anlatılır. Bu öbek fiilde out bir parçacıktır; bir şeyin dışarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Köken yerini belirtmek için start out in + yer, başlangıçtaki rolü veya biçimi belirtmek için start out as + rol ya da biçim kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi start out as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The bakery ____ a market stall before opening three shops.

Cevabı göster

started out as

Kalıp ifadeler

spread across Europe and the world: bir alana yayılma

Spread across + bölge, geniş bir coğrafi alana yayılmak veya o alanda bulunur hâle gelmek demektir. Burada proje Avrupa'daki ve dünyanın farklı yerlerindeki bölgelere ulaşmıştır. Spread burada geçişsizdir: öznenin kendisi yayılır ve across, kapsanan alanı belirtir. Bir maddeyi araç kullanarak bir yüzeye sürme eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi spread across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The campaign quickly ____ the country after its launch.

Cevabı göster

spread across

So, how many countries have a Human Library now?

1:29

Peki, şu anda kaç ülkede bir İnsan Kütüphanesi var?

Is it A, 75,

1:32

A, 75 mi,

B, 85,

1:35

B, 85 mi,

or C, 95?

1:36

yoksa C, 95 mi?

Hmm.

1:38

Hmm.

Well, everyone likes to hear a story,

1:39

Şey, herkes bir hikaye dinlemeyi sever,

so I'll guess C,

1:41

bu yüzden C diye tahmin edeceğim,

95.

1:42

95.

Okay, Sam.

1:43

Tamam Sam.

We'll find out if that's right Anlatım akışı

1:44

Bunun doğru olup olmadığını öğreneceğiz

later in the program.

1:45

programın ilerleyen kısımlarında.

Anlatım akışı

We'll find out ... later in the program: cevabın daha sonra verileceğini belirtmek

We'll find out if that's right, daha önce bir soru veya tahmin ortaya atıldığını ancak cevabın şimdilik saklandığını gösterir. Buradaki that önceki tahmini belirtir; if that's right ise “o tahminin doğru olup olmadığı” anlamına gelir. Later in the program, cevabın aynı programın ilerleyen bir kısmında verileceğini söyler. Bu tür bir yönlendirme, henüz cevaplanmamış soruyu akılda tutmaya ve konuşmacının ona ne zaman döndüğünü fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu yönlendirme dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı aynı programın ilerleyen kısmında tahmine geri dönecek.
  2. Konuşmacı tahminin doğru olduğunu zaten onayladı.
  3. Konuşmacı tahmini gelecekteki başka bir programda kontrol edecek.
Cevabı göster

Konuşmacı aynı programın ilerleyen kısmında tahmine geri dönecek.

The first Human Library

1:48

İlk İnsan Kütüphanesi

was founded in Copenhagen by Ronni Abergel. Dilbilgisi

1:49

Ronni Abergel tarafından Kopenhag'da kuruldu.

Dilbilgisi

was founded in Copenhagen by: edilgen yapıda yer ve kurucu

Was founded, “bir kuruluş veya proje kurmak” anlamındaki found fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimidir. Edilgen yapı, kurucudan önce tanıtılan kuruluş olan The first Human Library ile başlamayı sağlar. In Copenhagen kuruluş yerini, by Ronni Abergel ise kuran kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: kuruluş + was/were founded + in + yer + by + kurucu.

Alıştırma

Kalıbı was founded, in ve by kullanarak tamamlayın: The charity ____ Bristol ____ two nurses.

Cevabı göster

was founded in · by

Here he is telling BBC World Service program

1:53

İşte burada BBC World Service programına

People Fixing the World

1:55

Dünyayı Düzeltmek

about the inspiration behind his original idea. Kalıp ifadeler

1:57

orijinal fikrinin arkasındaki ilhamdan bahsediyor.

Kalıp ifadeler

the inspiration behind his original idea: özgün fikrinin ardındaki ilham kaynağı

the inspiration behind an idea ifadesi, bir fikri doğuran veya biçimlendiren kişi, deneyim, sorun ya da başka bir kaynağı anlatır. Bu cümlede, onun özgün fikrini oluşturmasına neyin yol açtığını tanıtır. Buradaki behind fiziksel bir konumu anlatmaz. Altta yatan bir kaynağa veya nedene işaret eder. the inspiration behind + isim yapısı fikirler, tasarımlar, kitaplar ve projelerle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “yaratıcı fikrin kaynağı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The designer explained ____ the new logo.

Cevabı göster

the inspiration behind

We don't have time on the street

2:02

Sokakta vaktimiz yok

to stop and get to know everyone, Kalıp ifadeler

2:04

durup herkesi tanımak için,

Kalıp ifadeler

get to know everyone: herkesi zamanla tanımak

Get to know someone, sohbetler veya paylaşılan deneyimler yoluyla birini zaman içinde tanımak anlamına gelir. Kişiyi iyi tanımamaktan onu daha iyi tanımaya geçiş sürecine odaklanır. Bu cümlede get to know everyone, hızlı bir ilk izlenime güvenmek yerine her kişiyi anlamak için yeterli zaman ayırmak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi get, to ve know sözcüklerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: During the trip, I had time to ____ my teammates.

Cevabı göster

get to know

so we drop people in little boxes.

2:05

bu yüzden insanları küçük kutulara koyuyoruz.

So, it's instinct that's guiding us, Dilbilgisi

2:07

Yani bizi yönlendiren içgüdülerdir,

and we never get beyond the instinct Öbek fiiller

2:09

ve o içgüdünün ötesine asla geçemeyiz

Dilbilgisi

It's instinct that's...: asıl yönlendirici gücü vurgulamak

It is X that... kalıbı, X'i güçlü biçimde odağa alan bir it-cleft vurgu yapısıdır. it's instinct that's guiding us ifadesinde X, instinct sözcüğüdür; dolayısıyla konuşan kişi, yönlendiren şeyin başka bir etken değil, içgüdü olduğunu vurgular. İlk it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Vurgu yapısının bir parçasıdır. Bu yapı kaldırıldığında temel ifade Instinct is guiding us olur. Burada it's, it is; that's ise that is anlamına gelir.

Alıştırma

Dikkatli planlamayı vurgulamak için cümleyi aynı kısaltılmış it-cleft kalıbıyla tamamlayın: ____ careful planning ____ keeping the project on schedule.

Cevabı göster

It's · that's

if we don't get to know the person.

2:11

o kişiyi tanımazsak.

Öbek fiiller

Get beyond the instinct: ilk sınırı aşmak

Get beyond something, bir sınırı, aşamayı, tepkiyi veya düşünme biçimini geride bırakmak demektir. Burada get beyond the instinct, yalnızca içgüdüsel bir ilk yargının yönlendirmesinden çıkmak anlamına gelir. Bu cümlede beyond soyut anlamdadır. Fiziksel olarak bir şeyin öbür tarafına geçmek değil, artık onunla sınırlı olmamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve «bir sınırı geride bırakmak» anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We need to ____ our fear of making mistakes.

Cevabı göster

get beyond

So, in our library,

2:13

Bu yüzden kütüphanemizde,

we recommend sitting down and meeting some of the people Dilbilgisi

2:14

oturmanızı ve bazı insanlarla tanışmanızı tavsiye ediyoruz

Dilbilgisi

recommend sitting down and meeting: recommend sonrasında -ing biçimi

Bu cümlede recommend sözcüğünün ardından doğrudan sitting down and meeting gelir. and ile bağlanan iki -ing biçimi, önerilen etkinlikleri birlikte belirtir. recommend doing something kalıbını kullanın; recommend to do something kullanmayın. Eylemi kimin yapacağını belirtmeniz gerektiğinde recommend that someone do something yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Wear ve bring sözcüklerini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: For the hike, I recommend ____ sturdy shoes and ____ plenty of water.

Cevabı göster

wearing · bringing

that you normally might actually not feel interested in sitting down with Dilbilgisi

2:16

normalde gerçekten oturup ilgilenmeyeceğiniz kişilerle

Dilbilgisi

interested in sitting down with: in sonrasında -ing ve sonda with

Interested in ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada sitting down, in sonrasında etkinliği belirten -ing biçimidir; bu nedenle interested to sit down yapısı kullanılmaz. With, sit down with someone yapısının parçasıdır ve biriyle oturup konuşmak ya da bir konuyu görüşmek anlamına gelir. With'in nesnesi, ilgi cümleciğinde daha önce geçen people sözcüğüdür; bu yüzden İngilizcede with doğal olarak sonda bırakılır: people that you ... sit down with.

Alıştırma

Hangi cümle interested in yapısını doğru kullanıyor ve work with için gereken edatı koruyor?

  1. These are the artists Mia is interested to work with.
  2. These are the artists Mia is interested in working with.
  3. These are the artists Mia is interested in working.
Cevabı göster

These are the artists Mia is interested in working with.

because there's something about them that Dilbilgisi

2:22

çünkü onlarla ilgili

you may feel a little bit uncomfortable about. Kalıp ifadeler

2:24

sizi biraz rahatsız hissettirebilecek bir şeyler olabilir.

Dilbilgisi

There's something about X that... ile adı konmamış bir özelliği anlatmak

There's something about X that... X ile bağlantılı fakat açıkça belirtilmeyen bir özellik veya etkeni tanıtır. Burada something fiziksel bir nesne değildir; bu kişilerin, konuşanın kesin olarak adlandırmadığı bir yönünü ifade eder. Bu cümlede that, something'i açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Sondaki about, feel uncomfortable about ifadesinin parçasıdır: dinleyen kişi belirtilmeyen bu yönden dolayı huzursuz olabilir. Aynı kalıp olumlu veya olumsuz bir etkiyi tanıtabilir.

Alıştırma

Belirtilmemiş bir özelliği anlatan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ this song ____ makes me feel calm.

Cevabı göster

There's something about · that

Kalıp ifadeler

a little bit uncomfortable ile duyguyu yumuşatmak

A little bit uncomfortable, hafifçe huzursuz, mahcup veya fiziksel olarak rahatsız hissetmek anlamına gelir. A little bit bir yumuşatıcıdır: uncomfortable sözcüğünün ifade ettiği şiddeti artırmak yerine azaltır. Bu cümlede konuşan, olası rahatsızlığı temkinli biçimde sunar. very uncomfortable ile karşılaştırıldığında ifade daha ölçülü ve daha az ciddi duyulur.

Alıştırma

Duygunun hafif olduğunu göstermek için hedef ifadeyi kullanın: I felt ____ when I entered the crowded room.

Cevabı göster

a little bit uncomfortable

You'll learn tremendously not only about them, Dilbilgisi

2:26

Sadece onlar hakkında değil, aynı zamanda

but also about yourself.

2:29

kendiniz hakkında da muazzam şeyler öğreneceksiniz.

Dilbilgisi

not only about them, but also about yourself: paralel iki kazanım

not only A but also B iki fikri birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu gösterir. Burada iki about öbeği, hakkında bilgi edineceğin iki tarafı gösterir: them ve yourself. Not only ilk fikri olumsuz yapmaz. İkinci bir fikir ekler ve çoğu zaman onu daha fazla vurgular. A ile B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır; burada iki tarafta da about + zamir vardır.

Alıştırma

not only ... but also yapısını kullan ve iki öbeği paralel tut: The museum has activities ____ children ____ adults.

Cevabı göster

not only for · but also for

When we meet someone new,

2:32

Yeni biriyle tanıştığımızda,

we often already have ideas about what they are like. Dilbilgisi

2:34

genellikle onların nasıl biri oldukları hakkında zaten fikirlerimiz vardır.

Dilbilgisi

what they are like: dolaylı soruda düz cümle dizilişi

what they are like, “nasıl insanlar oldukları” veya “hangi özelliklere sahip oldukları” anlamına gelir. about sözcüğünden sonra ifadenin tamamı dolaylı soru görevi görür. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: what + özne + be; bu yüzden what they are like denir. Doğrudan soru What are they like? şeklindedir. Buradaki like, özellikleri sormaya yarar; “sevmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

What is the new teacher like? sorusunu dolaylı soruya dönüştür: Do you know ____?

Cevabı göster

what the new teacher is like

Ronni says we put someone in a box, Deyimler

2:37

Ronni, birini bir kutuya koyduğumuzu (etiketlediğimizi) söylüyor,

an expression meaning to judge what kind of person someone is

2:40

birinin nasıl bir insan olduğunu yargılamak anlamına gelen bir ifade

based on their appearance Kalıp ifadeler

2:44

dış görünüşlerine dayanarak

or on a limited understanding of who they are.

2:45

ya da kim olduklarına dair sınırlı bir anlayışa dayanarak.

Deyimler

put someone in a box: bir kişiyi sabit bir etiketle sınırlamak

Put someone in a box bir metafordur: çok az bilgiye dayanarak bir kişinin tek bir sabit tipe ya da etikete uyduğuna karar vermek demektir. Bu cümlede görünüş veya sınırlı bilgi, bu yargının dayanağı hâline gelir. İfade genellikle eleştirel bir anlam taşır. Etiketin kişiyi aşırı basitleştirdiğini ve başkalarının onun yeteneklerini, kimliğini veya seçimlerini görme biçimini sınırlayabileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi durum put someone in a box ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. Kitaplarını taşımak için Mia'ya bir kutu ödünç veriyorlar.
  2. Mia'nın sanatı sevdiği için bilimden hoşlanmadığını varsayıyorlar.
  3. Mia'ya hangi dersleri sevdiğini soruyorlar.
Cevabı göster

Mia'nın sanatı sevdiği için bilimden hoşlanmadığını varsayıyorlar.

Kalıp ifadeler

based on their appearance: bir yargının dayanağını belirtmek

Based on, bir kararın, inancın veya yargının dayanağı olarak kullanılan bilgiyi tanıtır. Burada based on their appearance, kişinin nasıl biri olduğuna karar verilirken görünüşünün kullanıldığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp based on + isim veya isim öbeğidir: based on evidence, based on data, based on experience. On ifadenin bir parçasıdır; burada fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir şeyi dayanak olarak kullanmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee made its decision ____ the evidence.

Cevabı göster

based on

He recommends meeting people

2:49

İnsanlarla tanışmayı öneriyor

who you wouldn't usually spend time with, Kalıp ifadeler

2:50

genelde birlikte vakit geçirmeyeceğiniz,

Kalıp ifadeler

spend time with someone: biriyle vakit geçirmek

Spend time with someone, bir kişiyle bir süre birlikte olmak; çoğu zaman konuşmak veya birlikte bir şey yapmak demektir. Bu kalıpta harcanan şey time'dır, with ise kişiyi belirtir; bu yüzden with atılamaz. people who you wouldn't usually spend time with yapısında who, people sözcüğüne gönderme yapar ve with'ten sonra gelen kişi olarak anlaşılır. İngilizcede bu tür ilgi cümleciklerinde with'in sonda kalması yaygındır.

Alıştırma

Yaygın kalıptaki eksik edatı kullanarak cümleyi tamamla: I enjoy spending time ____ my grandparents.

Cevabı göster

with

even if this makes you feel uncomfortable, Dilbilgisi

2:53

bu sizi rahatsız hissettirse bile,

Dilbilgisi

even if this makes you feel uncomfortable: tavsiye yine de geçerli

Even if, ana kararı, tavsiyeyi veya sonucu değiştirmeyen olası ya da varsayımsal bir koşul getirir. Buradaki this, normalde birlikte vakit geçirmeyeceğin insanlarla tanışmaya gönderme yapar: rahatsız hissetmek olası bir engeldir, fakat tavsiye geçerliliğini korur. Koşul even if'ten sonra gelir; ana cümle ise neyin değişmeden kaldığını söyler. Bu yapı, bir zorluğu kabul ederken onun sonucu değiştirmediğini belirtmeni sağlar.

Alıştırma

Planı değiştirmeyecek olası bir koşulu anlatan bağlaçla cümleyi tamamla: The picnic will go ahead ____ it rains tomorrow.

Cevabı göster

even if

feel slightly worried,

2:56

hafifçe endişelendirse bile,

or embarrassed in a social situation.

2:57

ya da sosyal bir durumda utandırsa bile.

So, the main idea of the Human Library

3:00

Yani İnsan Kütüphanesinin temel fikri,

is to challenge the assumptions and stereotypes Kalıp ifadeler

3:02

varsayımlara ve stereotiplere meydan okumaktır

that we all have about other people.

3:05

hepimizin diğer insanlar hakkında sahip olduğu.

Kalıp ifadeler

challenge the assumptions and stereotypes: yerleşik düşünceleri sorgulamak

Burada challenge, birini yarışmaya davet etmek değil, bir fikri sorgulamak ve sınamak anlamına gelir. Challenge the assumptions and stereotypes, diğer insanlar hakkındaki inançları doğru veya adil kabul etmek yerine incelemek demektir. Assumption, yeterli kanıt olmadan kabul edilen bir düşüncedir. Stereotype ise bir insan grubu hakkındaki basitleştirilmiş ve sabit bir inançtır.

Alıştırma

“The workshop challenges assumptions about new employees.” cümlesindeki challenges assumptions ne anlama gelir?

  1. İnançları incelemeden tekrarlar.
  2. İnançları bir yarışmaya davet eder.
  3. Kanıtlarla desteklenmeyebilecek inançları sorgular.
Cevabı göster

Kanıtlarla desteklenmeyebilecek inançları sorgular.

Ronni uses social media to find volunteers

3:08

Ronni, gönüllüleri bulmak için sosyal medyayı kullanıyor

who are willing to talk about their lives at public meetings, Kalıp ifadeler

3:11

hayatları hakkında halka açık toplantılarda konuşmaya istekli olan,

which anyone can attend.

3:14

ki buna herkes katılabilir.

Kalıp ifadeler

are willing to talk about: harekete geçmeyi kabul etmek

Be willing to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı kabul etmek veya yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Are willing to talk about their lives ifadesinde gönüllüler, deneyimleri hakkında açıkça konuşmayı kabul ediyor. İstekli olmak, bir şeyi çok istemekle aynı değildir. Kişi, zor olsa veya ilk tercihi olmasa bile bir şeyi yapmaya razı olabilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The expert is ____ the possible risks.

Cevabı göster

willing to talk about

As the Human Library spreads around the world, Anlatım akışı

3:16

İnsan Kütüphanesi dünya çapında yayıldıkça,

more money is needed to keep the project going. Kalıp ifadeler

3:18

projeyi devam ettirmek için daha fazla paraya ihtiyaç duyulur.

Anlatım akışı

As the Human Library spreads around the world: değişen bir arka plan oluşturmak

Bu cümlede As the Human Library spreads around the world, “İnsan Kütüphanesi yayılırken ve bu yayılmayla birlikte” anlamına gelir. as yan cümlesi değişen eğilimi arka plan olarak verir; ana cümle ise bununla bağlantılı olan daha fazla para ihtiyacını öne çıkarır. Tekrar kullanılabilecek yapı, As + değişen bir durum ve ardından bağlantılı bir gelişmeyi veren ana cümledir. Bu yapı, bir gelişmenin diğerine eşlik ettiğini gösterir. Buradaki as, as a teacher ifadesindeki gibi “olarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, değişen bir eğilimi arka plan olarak vermek ve bağlantılı bir ihtiyacı anlatmak için as kullanır?

  1. As the town grows, more schools are needed.
  2. More schools are needed before the town grows.
  3. As a town, it needs more schools.
Cevabı göster

As the town grows, more schools are needed.

Kalıp ifadeler

keep the project going: bir şeyi çalışır durumda tutmak

Keep the project going, projenin durmak yerine çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede para, bu devamlılık için gereken kaynakları sağlar. Tekrar kullanılabilecek yapı keep + nesne + going şeklindedir. Burada going, bir yerden başka bir yere gitmek değil, “devam etmek” veya “işlemek” anlamına gelir.

Alıştırma

keep, the shelter ve going ifadelerini doğru sıraya koyun: The donations will help ____ through the winter.

Cevabı göster

keep the shelter going

This mostly comes from hosting events for private companies, Kalıp ifadeler

3:21

Bu çoğunlukla özel şirketler için etkinlikler düzenlemekten gelir,

Kalıp ifadeler

comes from hosting events: come from + gerund ile kaynağı açıklama

Bu cümlede This, projeyi sürdürmek için gereken parayı ifade eder. comes from hosting events, özel şirketler için etkinlik düzenlemenin bu paranın ana kaynağı olduğu anlamına gelir; come from burada fiziksel hareketi değil, kökeni ya da kaynağı belirtir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: come from + gerund. Bu kalıp paranın, gelirin, desteğin ya da başka bir sonucun nereden geldiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi come from ve sell fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Most of the museum's income ____ tickets.

Cevabı göster

comes from selling

including famous businesses like Google.

3:25

Google gibi ünlü işletmeler dahil.

Transgender volunteer

3:27

Transgender gönüllü

Katy Jon Went

3:29

Katy Jon Went

is a regular host for the Human Library's business events.

3:30

İnsan Kütüphanesi'nin ticari etkinliklerinin düzenli sunucusudur.

Listen to this clip

3:34

Bu klibi dinleyin: Katy'nin projeyi

of her introducing the project to a group

3:35

bir grup Hollandalı iş insanına tanıttığı,

of Dutch businessmen from BBC World Service program

3:37

BBC World Service programı

People Fixing the World.

3:40

People Fixing the World'den bir kayıt.

When we're in the workplace or on social media,

3:45

İş yerinde veya sosyal medyada olduğumuzda,

what we often find is we're walking on Notlar

3:47

sıklıkla gördüğümüz şey,

eggshells around diversity and difference. Kelime

3:48

çeşitlilik ve farklılıklar konusunda yumurta kabukları üzerinde yürüyormuş gibi davranmamızdır.

Deyimler

walking on eggshells: kimseyi incitmemek için çok dikkatli olmak

Walking on eggshells, birini üzmekten veya çatışmaya yol açmaktan korktuğunuz için çok dikkatli konuşmak ya da davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten yumurta kabuklarının üzerinde yürümeyi anlatmaz. Bu cümlede, insanların çeşitlilik ve farklılık hakkında konuşurken hissedebileceği gerginliği gösterir. Daha genel olarak sıradan bir dikkati değil, olumsuz bir tepkiden korkmanın doğurduğu temkinliliği ifade eder.

Alıştırma

‘Birini üzmemek için son derece dikkatli olmak’ anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: I feel as if I'm ____ whenever I mention the budget.

Cevabı göster

walking on eggshells

Dilbilgisi

what we often find is: gözlemlenen bir sonucu sunma

what we often find is, tekrarlanan deneyimlere veya gözlemlere dayanan bir sonucu tanıtır. Burada find, bir nesnenin yerini bulmak değil, bir durumun doğru olduğunu fark etmek ya da keşfetmek anlamına gelir. what we often find biçimindeki what yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; is ise ardından gelecek gözlem sonucuna yönlendirir. what we often find is (that) + cümle kalıbı, sonraki fikri sık rastlanan bir gözlem olarak sunar ve vurgular. Özgün cümlede we're öncesindeki that atılmıştır; bu, konuşma dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki beş kelimelik gözlem kalıbıyla tamamlayın: ____ that small changes make a big difference.

Cevabı göster

What we often find is

Kelime

around diversity and difference: ‘konusunda’ anlamındaki around

Burada around, bu temkinliliğin bağlantılı olduğu konu alanını, yani çeşitlilik ve farklılığı belirtir. Fiziksel bir konumu değil, 'konusunda' veya 'ile ilgili olarak' anlamını taşır. Konunun kapsamını belirten bu kullanım questions, concerns, discussion, policy ve language gibi sözcük ve ifadelerden sonra yaygındır. Örneğin questions around safety, güvenlikle ilgili sorular demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede around, 'bir konu hakkında' anlamında kullanılmıştır?

  1. She tied a ribbon around the box.
  2. We walked around the school.
  3. We had a discussion around online safety.
Cevabı göster

We had a discussion around online safety.

Many people don't want to get it wrong, Kalıp ifadeler

3:51

Birçok insan yanlış yapmak istemez,

quite understandably. Ton ve niyet

3:52

ki bu oldukça anlaşılabilir bir durum.

Kalıp ifadeler

get it wrong: belirli bir şeyi yanlış yapmak

Get it wrong, belirli bir konuyu yanlış söylemek, anlamak, yanıtlamak veya ele almak demektir. Bu yapıda get bir sonuca ulaşmayı, wrong sonucun yanlış olduğunu, it ise daha önce konuşulan konuyu gösterir. Burada it, çeşitlilik ve farklılık hakkında nasıl konuşulduğunu ifade eder. Hatanın tam türünü bağlam belirlediği için ifade hem uygunsuz sözcükleri hem de konuyu uygunsuz biçimde ele almayı kapsayabilir.

Alıştırma

Cümleyi get + object + wrong yapısıyla tamamlayın: I checked the room number twice because I didn't want to ____.

Cevabı göster

get it wrong

Ton ve niyet

quite understandably: anlayış belirten bir yorum eklemek

Quite understandably, az önce belirtilen durumun tamamı hakkında yapılan bir yorumdur. Burada insanların konuyu yanlış ele almaktan kaçınmak istemelerinin açık ve makul nedenleri olduğunu gösterir. Cümlenin sonunda virgül bu ifadeyi ana mesajdan ayırır. Konuşan kişi empati kurar ve yorumunu yumuşatır: bu kaygıyı saçma değil, makul görür. Quite değerlendirmeyi güçlendirir, ancak ifade her tepkiye tamamen katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede quite understandably, konuşan kişinin birinin tepkisini makul bulduğunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. Leo quite understood the map after one look.
  2. Leo explained the route quite understandably to the tourists.
  3. After missing the last bus, Leo was frustrated, quite understandably.
Cevabı göster

After missing the last bus, Leo was frustrated, quite understandably.

The important thing to remember Anlatım akışı

3:54

Hatırlanması gereken önemli şey

is that you can ask them anything. Ton ve niyet

3:56

onlara her şeyi sorabileceğinizdir.

Anlatım akışı

The important thing to remember is that: önemli bir hatırlatmayı öne çıkarma

The important thing to remember is that kalıbı, dinleyiciye that'ten sonraki yan cümlenin ana hatırlatma olduğunu gösterir. Önemli noktayı söylemeden önce ona dikkat çeker. Buradaki thing fiziksel bir nesne değil, “nokta” veya “bilgi” anlamındadır. Bir tavsiye, yönerge ya da açıklamadaki tek bir bilgi özellikle önemliyse bu kalıpla onu öne çıkarabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste kullanılan ve The important thing ile başlayan tam kalıpla tamamlayın: ____ the gate closes at six.

Cevabı göster

The important thing to remember is that

Ton ve niyet

you can ask them anything: izin bildiren can

you can ask them anything ifadesinde can, yetenek değil izin bildirir. Konuşan kişi soru sormanın serbest ve memnuniyetle karşılandığını söyler. Anything, iznin kapsamını geniş gösterir ve dinleyicinin çekinmesini azaltır. Diğer kişileri yanıt vermeye zorlamaz; yalnızca soru sorulmasını teşvik eder.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Birisi 'You can ask me anything' dedikten sonra ona hakaret etmek veya yanıt vermesi için baskı yapmak kabul edilebilir.

  1. Doğru: anything, nezaketle ilgili tüm sınırları kaldırır.
  2. Yanlış: Geniş bir soru sorma izni, saygıyı veya karşı tarafın sınırlarını ortadan kaldırmaz.
Cevabı göster

Yanlış: Geniş bir soru sorma izni, saygıyı veya karşı tarafın sınırlarını ortadan kaldırmaz.

They're never going to make you wrong Ton ve niyet

3:58

Bugün sorduğunuz soru yüzünden

for the question you ask today,

3:59

sizi asla hatalı bulmayacaklar,

which is an incredibly rare offer. Kelime

4:01

ki bu inanılmaz derecede nadir bir tekliftir.

Ton ve niyet

make you wrong for the question: soru sorduğun için seni suçlu çıkarmak

Bu cümlede make you wrong for the question, “o soruyu sorduğun için sanki suçluymuşsun gibi davranmak” anlamına gelir. Seni suçlamayı, yargılamayı veya utandırmayı içerebilir; kelimenin tam anlamıyla seni “yanlış bir şeye” dönüştürmek demek değildir. Kalıp make someone wrong for something şeklindedir: for ile başlayan bölüm, kişiyi yargılama nedeni olarak kullanılan eylemi belirtir. Burada konuşmacı, hassas sorular için bile yargılayıcı olmayan bir ortam vaat eder.

Alıştırma

Bu bağlamda make you wrong for the question ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Soruyu dil bilgisi açısından doğru olacak şekilde yeniden yazacaklar.
  2. Sana yanlış bir cevap seçtirecekler.
  3. Sırf soruyu sorduğun için seni suçlamayacak veya utandırmayacaklar.
Cevabı göster

Sırf soruyu sorduğun için seni suçlamayacak veya utandırmayacaklar.

Kelime

an incredibly rare offer: son derece nadir bir fırsat veya taahhüt

Burada offer, başka bir kişiye kasıtlı olarak sunulan bir şeyi ifade eder; bunun bir fiyat olması gerekmez. Bu isim önceki vaadi tanımlar: insanlar soru sordukları için suçlanmadan soru sorabilirler. Rare, bu tür bir iznin veya vaadin olağan dışı olduğunu belirtir; incredibly ise rare sözcüğünü güçlü biçimde pekiştirir. Dolayısıyla ifade “son derece nadir bir fırsat veya taahhüt” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede offer, fiyat yerine kasıtlı olarak sağlanan bir fırsatı ifade eder?

  1. The head teacher made us an unusual offer: we could design the new reading room.
  2. The break in the rain gave us an opportunity to finish the match.
  3. The mechanic sent us a quote for the repair.
Cevabı göster

The head teacher made us an unusual offer: we could design the new reading room.

When meeting someone

4:05

Biriyle tanışırken

with completely different life

4:06

tamamen farklı yaşam

experiences, people can be worried about saying the wrong thing

4:08

deneyimlerine sahip kişilerle karşılaşırken, insanlar yanlış bir şey söylemekten endişe edebilirler

or asking embarrassing questions.

4:11

veya utanç verici sorular sormaktan.

Katie says they are walking on eggshells,

4:14

Katie yumurta kabuklarında yürüdüklerini söylüyor,

an expression which means to be very careful

4:16

çok dikkatli olmak anlamına gelen bir ifade,

about what you do and say

4:19

ne yaptığınız ve söylediğiniz konusunda,

because you don't want to offend or upset anyone.

4:20

çünkü kimseyi gücendirmek veya üzmek istemezsiniz.

But in fact,

4:23

Fakat aslında,

the human books are rarely offended.

4:24

insan kitaplar nadiren alınırlar.

The event is all about Kalıp ifadeler

4:27

Etkinliğin asıl amacı

celebrating people's difference and diversity, Kelime

4:29

insanların farklılığını ve çeşitliliğini kutlamaktır,

Kalıp ifadeler

be all about celebrating: temel amacı belirtme

be all about + fiilin -ing biçimi, bir etkinliğin ana temasının veya amacının o eylemi yapmak olduğunu belirtir. Burada all about celebrating, kutlamayı etkinliğin temel odağı olarak vurgular; all yalnızca vurgu katar ve başka hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelmez. about bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: celebrate değil, celebrating.

Alıştırma

Cümleyi build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The workshop is all about ____ confidence.

Cevabı göster

building

a term which describes how many different types of people

4:32

kaç farklı türden insanın

are included together.

4:35

bir arada yer aldığını anlatan bir terimdir.

Kelime

difference and diversity: bireysel farklılıklar ve grup çeşitliliği

Difference, bir kişi veya şeyin diğerinden farklı olduğu belirli bir noktayı anlatır. Diversity ise bir grubun içinde farklı geçmişlere, kimliklere, deneyimlere veya bakış açılarına sahip insanların bulunmasını ifade eder. Bu cümlede difference insanlar arasındaki belirli ayrımları adlandırırken diversity bu farklı insanların birlikte kapsanmasını anlatır. Ardından gelen a term which describes... ifadesi diversity sözcüğünü açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede diversity, farklı geçmişlere sahip insanlardan oluşan bir grubu anlatmak için kullanılmıştır?

  1. There is a difference of ten minutes between the two schedules.
  2. Please find the difference between these two pictures.
  3. The club values diversity because its members come from many cultural backgrounds.
Cevabı göster

The club values diversity because its members come from many cultural backgrounds.

Exactly.

4:37

Kesinlikle.

It's a celebration for everyone,

4:38

Bu herkes için bir kutlamadır,

regardless of race, age, or gender. Kalıp ifadeler

4:40

ırk, yaş veya cinsiyete bakılmaksızın.

Kalıp ifadeler

regardless of race, age, or gender: ırk, yaş veya cinsiyete bakılmaksızın

Regardless of, bir etkenin kararı, sonucu veya kimlerin kapsama alındığını değiştirmediğini belirtir. Bu cümlede ırk, yaş ve cinsiyet, bir kişinin kutlamaya dâhil edilip edilmediğini etkilemez. Yapı regardless of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Farklılıklara rağmen bir kuralın ya da fırsatın herkese eşit şekilde uygulandığını belirtmek için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade regardless of ile tamamlayın: The scholarship is open to everyone, ____ age.

Cevabı göster

regardless of

Or nationality.

4:42

Ya da milliyete.

And that reminds me, Anlatım akışı

4:43

Ve bu bana hatırlattı,

what was the answer to your question,

4:45

sorunun cevabı neydi,

Neil?

4:46

Neil?

Anlatım akışı

that reminds me: bağlantılı bir konuya doğal geçiş yapmak

That reminds me, az önce söylenen fikrin konuşmacıya bağlantılı başka bir konuyu hatırlattığını belirtir. Bu cümlede that, belirsiz bir nesneyi değil, hemen önceki konuyu gösterir. Bir söylem belirteci olarak eski konuyu sonraki soruya bağlar. Böylece daha önce cevapsız kalmış bir noktaya ani değil, doğal bir biçimde dönülür.

Alıştırma

Yarınki yolculuğu konuşurken birden tamamlanmamış bir yolculuk görevini hatırlıyorsunuz. Hangi cevap bağlantılı konuya doğal bir geçiş yapar?

  1. That reminds me—did you book the train tickets?
  2. Anyway, did you like the concert?
  3. That reminds me of the train journey we took last year.
Cevabı göster

That reminds me—did you book the train tickets?

Oh,

4:47

Oh,

yes. I asked how many countries

4:47

Evet. Bugün kaç ülkede

today have a Human Library.

4:49

İnsan Kütüphanesi bulunduğunu sormuştum.

What did you say,

4:50

Sen ne dedin,

Sam?

4:51

Sam?

I guessed it was

4:51

Tahmin etmiştim ki

C, 95 countries.

4:52

C, 95 ülke.

Which was the wrong answer,

4:54

Ki bu yanlış cevaptı,

I'm afraid. Ton ve niyet

4:57

korkarım ki.

Ton ve niyet

Kötü haberi nazikçe yumuşatan I'm afraid

Bu cümlede I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. Konuşanın istenmeyen bir bilgiyi vermekten üzgün olduğunu gösteren nazik bir ifadedir: cevap yanlıştır. Cümlenin sonunda kullanıldığında düzeltmeyi yumuşatır ve daha az sert duyulmasını sağlar. Aynı ifade kötü haber, ret veya nazik bir anlaşmazlık bildirirken de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid gerçek korkuyu anlatmak yerine kötü haberi yumuşatmak için kullanılmıştır?

  1. I'm afraid when storms shake the windows.
  2. I'm afraid your booking has been cancelled.
  3. I'm afraid of large dogs.
Cevabı göster

I'm afraid your booking has been cancelled.

The correct answer

4:58

Doğru cevap

was B, 85 countries,

4:58

B, 85 ülkeydi,

from Norway and Hungary

5:01

Norveç ve Macaristan'dan

all the way to Australia and Mongolia. Kalıp ifadeler

5:02

Avustralya ve Moğolistan'a kadar.

Kalıp ifadeler

all the way to Australia and Mongolia ile geniş bir alanı vurgulamak

Burada all the way to, coğrafi kapsamın Avustralya ve Moğolistan'a kadar uzandığını vurgular. Yalnızca bitiş noktalarını sıralamak yerine aralığın çok geniş olduğunu hissettirir. from A all the way to B kalıbı bir rotayı anlatabilir; ancak bir hizmetin, etkinin veya başka bir şeyin ulaştığı kapsamı da belirtebilir. Tek başına, birinin bütün mesafeyi gerçekten katettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede all the way to geniş bir coğrafi alanı vurgulamak için kullanılmıştır?

  1. The radio station is located on the outer islands.
  2. The radio signal reaches from the capital all the way to the outer islands.
  3. The radio signal travels to the outer islands.
Cevabı göster

The radio signal reaches from the capital all the way to the outer islands.

Wow.

5:05

Vay canına.

I bet that makes a lot Ton ve niyet

5:05

Eminim bu pek çok

of interesting stories.

5:06

ilginç hikaye yaratıyordur.

Ton ve niyet

I bet that makes...: konuşmada kendinden emin bir tahmin

Bu cümlede I bet, “bundan oldukça eminim” ya da “sanırım öyle” anlamına gelir; “bahse giriyorum” anlamında değildir. Konuşan kişi, az önce verilen bilgiye dayanarak kendinden emin bir tahminde bulunur. Dil bilgisi açısından I bet tahmini başlatır; that ise az önce sözü edilen duruma gönderme yapar ve makes fiilinin öznesidir. That makes + isim öbeği, önceki durumun muhtemelen belirli bir sonuç doğurduğunu anlatır. Cevabın bütünü ayrıca ilgi ve katılma anlamı taşır.

Alıştırma

Günlük konuşmada kendinden emin bir tahmin yapmak için cevabı I bet that makes ile tamamlayın: “Nina has a studio at home.” “____ her work much easier.”

Cevabı göster

I bet that makes

Okay,

5:08

Tamam,

let's recap the vocabulary for this program Anlatım akışı

5:09

bu programın kelimelerini özetleyelim

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: kısa bir tekrarı işaretlemek

let's recap the vocabulary, dinleyicilere programın ana tartışmadan önemli kelimelerin kısa bir tekrarına geçtiğini bildirir. Yeni bir kapanış aşamasını açıkça işaretleyerek bilgiyi düzenler. Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi ve dinleyicileri birlikte bir şey yapmaya davet eder. Recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek demektir; tüm açıklamayı ayrıntılı biçimde baştan tekrarlamak değildir.

Alıştırma

Kısa bir tekrara geçildiğini belirtmek için recap kullanın: Before we finish, let's ____ the three main points.

Cevabı göster

recap

about people sharing their experience of facing prejudice,

5:12

insanların önyargılarla yüzleşme deneyimlerini paylaşması hakkında,

the unreasonable dislike

5:16

mantıksız hoşnutsuzluk

of certain groups of people.

5:17

belirli insan gruplarına yönelik.

A safe space

5:19

Güvenli bir alan

is a place where you feel protected

5:20

korunduğunuzu hissettiğiniz bir yerdir

from danger and harm.

5:22

tehlikeden ve zarardan.

When we put someone in a box,

5:24

Birini bir kutuya koyduğumuzda (etiketlediğimizde),

we judge them based on their appearance

5:27

onları dış görünüşlerine göre yargılarız

or a limited understanding of them.

5:29

veya onlara dair sınırlı bir anlayışa göre.

If you feel uncomfortable,

5:31

Rahatsız hissediyorsanız,

you feel slightly worried or embarrassed

5:33

hafifçe endişeli veya utanmış hissedersiniz

in a social situation.

5:35

sosyal bir durumda.

The expression walking on eggshells

5:37

Yumurta kabuklarında yürümek (walking on eggshells) ifadesi

means being very careful

5:39

çok dikkatli olmak anlamına gelir

about what you do and say

5:41

yaptıklarınız ve söyledikleriniz hakkında

because you don't want to offend anyone.

5:43

çünkü kimseyi gücendirmek istemezsiniz.

And finally,

5:45

Ve son olarak,

diversity

5:46

çeşitlilik

is a term describing many different types

5:46

birçok farklı türden insanın

of people being included together.

5:49

birlikte yer almasını tanımlayan bir terimdir.

Well,

5:51

Şey,

it's time to return these human books Anlatım akışı

5:52

artık bu insan kitaplarını

back to the library shelves

5:54

kütüphane raflarına geri koyma zamanı

because our six minutes are up. Kalıp ifadeler

5:55

çünkü altı dakikamız doldu.

Anlatım akışı

return these human books back to the library shelves: tematik bir geri dönüş

Bu cümlede human books ve library shelves, Human Library benzetmesini sürdürür: insanlar hayat hikâyelerini, başkalarının okuyabileceği kitaplar gibi paylaşır. Burada hiç kimse gerçekten bir rafa konulmuyor. Sunucu, programın temel imgelerini sonunda yeniden kullanarak önceki konuya mizahi biçimde döner ve kapanışı bildirir. Önceden kullanılan bir imgeyi veya ifadeyi geri getirmek, sonucun basit bir vedadan çok ana konuyla bağlantılı olmasını sağlar.

Alıştırma

Programın sonundaki vurgulanmış sözlerin temel işlevi nedir?

  1. Konuyu sıradan kitap iade kurallarına çevirir.
  2. Programın Human Library benzetmesini mizahi biçimde hatırlatır ve konuyu kapatır.
  3. İnsanları gerçekten kütüphane raflarına koyma talimatı verir.
Cevabı göster

Programın Human Library benzetmesini mizahi biçimde hatırlatır ve konuyu kapatır.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Our six minutes are up, programa ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. a period of time + be up yapısında up, daha yüksek bir konumda olmayı değil, bitmiş veya süresi dolmuş olmayı ifade eder. Genel biçim Time is up şeklindedir. Your ten minutes are up örneğinde olduğu gibi belirli bir süre de özne yapılabilir.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Please stop writing; your ten minutes are ____.

Cevabı göster

up

Join us again

5:57

Bize tekrar katılın

for more real life stories

5:58

daha fazla gerçek hayat hikayesi

and topical vocabulary

6:00

ve güncel kelimeler için

here at Six Minute English

6:01

burada Altı Dakikalık İngilizce'de

from BBC Learning English.

6:02

BBC Learning English'ten.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

Six Minute English

6:07

Altı Dakikalık İngilizce

from the BBC.

6:08

BBC'den.