İnsan Kütüphanesi - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, önyargıyla karşılaşmış gönüllülerin 30 dakikalık samimi sohbetler için birer “kitap” olduğu İnsan Kütüphanesi’ni tanıtıyor. Bu buluşmaların, insanların normalde uzak durabilecekleri kişilerle güvenli bir ortamda tanışarak kalıp yargıları ve varsayımları sorgulamasına nasıl yardımcı olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. from all walks of life — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda yürümekle değil, çok farklı mesleklere, sosyal çevrelere ve yaşam deneyimlerine sahip insanlarla ilgili olduğunu anlayın. Kapsayıcı bir grubu veya toplumun geniş bir kesimini doğal biçimde tanımlarken kullanın. 2. recommend sitting down and meeting — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: recommend fiilinden sonra burada to alan mastar değil, sitting ve meeting gibi -ing biçimlerinin geldiğini fark edin. Biraz rahatsız edici olsa bile yabancı insanlarla tanışmak gibi faaliyet veya eylemleri önerirken bu kalıbı uygulayın. 3. quite understandably. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu değerlendirme sözünün, yanlış bir şey söyleme kaygısının makul olduğunu kabul ettiğini görün. Başkasının endişesini küçümsemeden empati göstermek ve yorumunuzu yumuşatmak için kullanın.
Bu derste
Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.
0:01BBCLearningEnglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.
If you browse..., you'll find...: koşul ve beklenen sonuç
If + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, bir koşulu beklenen bir sonuca bağlar. Bu cümlede if yan cümlesindeki browse geniş zamandadır; sonuç yan cümlesindeki you'll find ise you will find anlamına gelir. Buradaki if, uzak veya gerçekleşmesi zor bir hayal değil, tanıdık bir durum sunar. Konuşan kişi bu kalıpla, eylem yapıldıktan sonra normalde ne beklenebileceğini anlatır.
Alıştırma
Dersin kalıbını ve parantez içindeki fiilleri kullanarak cümleyi tamamlayın: If you ____ the help page, you ____ the answer. (check / find)
Cevabı göster
check · will find
a variety of different books: farklı türlerden oluşan bir çeşitlilik
a variety of, çoğul bir isimle kullanıldığında farklı türlerden oluşan bir çeşitlilik anlamına gelir. Burada books sözcüğünü niteler; bu nedenle vurgu yalnızca toplam kitap sayısında değil, kitap türlerinin çeşitliliğindedir. Variety zaten çeşitlilik anlamı taşıdığı için different isteğe bağlıdır. Konuşanlar vurgu katmak amacıyla different sözcüğünü sık sık ekler. Bu yüzden a variety of different books doğaldır, ancak a variety of books daha kısa ve özdür.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca sayının çokluğunu değil, türlerin çeşitliliğini en açık biçimde vurgular?
- The workshop offers a class on Saturday.
- The workshop offers a variety of classes, including pottery, photography, and dance.
- The workshop has a large classroom.
Cevabı göster
The workshop offers a variety of classes, including pottery, photography, and dance.
from fiction to crime to romance: geniş bir yelpazeyi art arda sıralamak
from X to Y to Z kalıbı, bir yelpazenin ne kadar geniş olduğunu göstermek için birkaç örneği birbirine bağlar. Burada fiction, crime ve romance kitap kategorileridir; her to hareket yönünü değil, bu yelpazedeki başka bir öğeyi tanıtır. Bu örnekler çeşitliliği gösterir; eksiksiz bir liste oluşturmaları veya baştan sona kesin bir sıra izlemeleri gerekmez.
Alıştırma
from X to Y to Z kalıbını kullanarak ve fresh fruit, cakes ile hot noodles ifadelerini bu sırayla yazarak cümleyi tamamlayın: The food market has everything ____.
Cevabı göster
from fresh fruit to cakes to hot noodles
flesh and bone: gerçek ve yaşayan bir insanı vurgulamak
Bu cümlede flesh and bone, yaşayan bir insan bedeninin fiziksel olarak oluştuğu maddeleri anlatır. paper ile karşıtlık kurarak bu “kitapların” nesne değil, gerçek ve yaşayan insanlar olduğunu vurgular. Burada ifade bir görüntü oluşturmak için kullanılır. Amaç anatomi dersi vermek değil, bu insanların fiziksel olarak gerçek ve orada olduğunu anlatmaktır.
Alıştırma
“The guide is a person made of flesh and bone, not a digital avatar,” cümlesinde flesh and bone neyi vurgular?
- Rehber insan anatomisini açıklamaktadır.
- Rehber kâğıda basılmıştır.
- Rehber gerçek ve yaşayan bir insandır.
Cevabı göster
Rehber gerçek ve yaşayan bir insandır.
the Human Library: insanların “kitap” olduğu proje
The Human Library, insan bedeniyle ilgili kitapların bulunduğu bir kütüphane değil, gerçek bir projenin adıdır. Etkinliklerde farklı kimliklere ve yaşam deneyimlerine sahip kişiler katılımcılarla doğrudan konuşur. Bu ad bir kütüphane benzetmesi oluşturur: deneyimlerini anlatan kişiler "books", katılımcılar "readers" olarak adlandırılır; bir görüşme ayarlamak da bir kişiyi "borrowing" şeklinde anlatılır. Bu anlamı bilmek, daha sonra geçen bu sözcükleri anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Burada the Human Library neyi ifade ediyor?
- Okurların insanların biyografilerini satın aldığı bir dükkân.
- İnsan bedeniyle ilgili kitapları toplayan bir kütüphane.
- Katılımcıların yaşam deneyimlerini paylaşan kişilerle konuştuğu bir proje.
Cevabı göster
Katılımcıların yaşam deneyimlerini paylaşan kişilerle konuştuğu bir proje.
and the books are individuals who have faced prejudice, Kalıp ifadeler
0:38ve kitaplar, önyargılarla yüzleşmiş bireylerdir,
which means an unreasonable dislike Anlatım akışı
0:42bu da mantıksız bir hoşnutsuzluk anlamına gelir
faced prejudice: haksız önyargıyla karşılaşmak
Faced prejudice ifadesinde face, zor bir şeyi “yaşamak veya onunla başa çıkmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Prejudice, araya to gelmeden doğrudan face sözcüğünü izler: face prejudice. Burada prejudice, bir kişiyi tanımadan onun ait olduğu insan grubu hakkında oluşturulan haksız düşüncelerdir; yalnızca tek bir kişiden hoşlanmamak değildir. Have faced, present perfect yapısındadır. Bu kişilerin geçmişte yaşadığı önyargı deneyimlerini projedeki şimdiki rolleriyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi face prejudice ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At school, Amir ____ because of his disability.
Cevabı göster
faced prejudice
which means: açıklama veya tanımın geleceğini gösterme
Bu cümlede which means, önceki prejudice sözcüğüne gönderme yapar. Ardından gelen sözler kısa bir tanım verir: belirli türdeki insanlardan mantıksız biçimde hoşlanmama. Dinlerken which means ifadesini bir açıklama işareti olarak düşünün. Önceki sözcüğü veya fikri ardından gelen açıklamayla bağlayın; bu ifade ayrı bir olayı başlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede biodegradable sözcüğünü açıklamak için which means kullanılmıştır?
- The material is biodegradable, which surprised the designer.
- The material is biodegradable, and the box is green.
- The material is biodegradable, which means it can break down naturally.
Cevabı göster
The material is biodegradable, which means it can break down naturally.
Readers may borrow these books: metafora Human Library
Bu cümle, Human Library'nin genişletilmiş kütüphane benzetmesini kullanır. Readers etkinliğin ziyaretçileri, books ise deneyimlerini gönüllü olarak paylaşan insanlardır. Burada borrow, bu insanlardan biriyle 30 dakikalık sohbet için zaman ayırtmak anlamına gelir. Kimse bir yere götürülmez veya birinin mülkü olmaz. Sıradan kütüphane sözcükleri etkinlik içindeki rolleri ve eylemleri adlandırır; bu nedenle onları sözcüğü sözcüğüne değil, programın işleyişine göre yorumlayın.
Alıştırma
Bir Human Library etkinliğinin tanıtımında “Readers may borrow these books” ne anlama gelir?
- Ziyaretçiler bir kişinin hayat hikâyesini satın alabilir.
- Ziyaretçiler, “kitap” olarak sunulan bir kişiyle sohbet planlayabilir.
- Ziyaretçiler bir kişiyi eve götürüp daha sonra geri getirebilir.
Cevabı göster
Ziyaretçiler, “kitap” olarak sunulan bir kişiyle sohbet planlayabilir.
from all walks of life: toplumun her kesiminden
From all walks of life, “çok farklı mesleklerden, toplumsal gruplardan ve yaşam geçmişlerinden gelen” anlamında bir deyimdir. Bu cümlede, kitap rolündeki insanların çok çeşitli geçmişlere sahip olduğu vurgulanır. Buradaki walks gerçek anlamda yürüyüşleri ifade etmez. A walk of life, bir kişinin meslek türünü, toplumsal konumunu veya yaşam biçimini anlatır; bu yüzden çoğul ifade grubun toplumsal çeşitliliğini gösterir.
Alıştırma
Hangi grup people from all walks of life ifadesiyle en iyi şekilde anlatılabilir?
- Hemşirelerin, sanatçıların, esnafların, emeklilerin ve öğrencilerin bulunduğu bir kalabalık.
- Yalnızca uzman kardiyologlardan oluşan bir ekip.
- Tüm üyeleri aynı rotada yürüyen bir yürüyüş kulübü.
Cevabı göster
Hemşirelerin, sanatçıların, esnafların, emeklilerin ve öğrencilerin bulunduğu bir kalabalık.
short and to the point: kısa ve doğrudan konuya yönelik
Short and to the point, hem kısa hem de doğrudan ana fikre odaklanan bir anlatımı tanımlar. Bu cümlede kitap başlıklarının gereksiz ayrıntı vermeden mesajı açıkça iletmesi olumlu biçimde değerlendirilir. Short uzunluğu, to the point ise konuyla ilgililiği ve doğrudanlığı anlatır. Bir şey kısa ama belirsiz olabilir ya da ayrıntılı olmasına rağmen konuyla ilgili kalabilir; bu nedenle tam ifade her iki özelliği de belirtir.
Alıştırma
“Kısa ve doğrudan” anlamındaki bu derse ait beş kelimelik ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: Please keep your answer ____.
Cevabı göster
short and to the point
titles like transgender, former criminal, or immigrant: İnsan Kütüphanesi’ndeki kitap başlıkları
İnsan Kütüphanesi’nde bir “kitap”, bir kimlik veya yaşam deneyimi hakkında gönüllü olarak konuşan kişidir. Burada transgender, former criminal veya immigrant gibi başlıklar, kişinin konuşmayı seçtiği konuyu belirten kısa etiketlerdir; basılı kitap kategorileri değildir. Bu başlık biçimi kütüphane benzetmesini genişletir: ziyaretçi sohbet etmek için bir kişiyi “ödünç alır”. Etiket, konuşmanın olası konusunu gösterir ancak o kişiyle ilgili her şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bu başlıklar İnsan Kütüphanesi bağlamında ne işe yarar?
- Ziyaretçilere aynı etiketleri herhangi bir kişiye uygulama izni verirler.
- Basılı kitapları sıradan kütüphane türlerine ayırırlar.
- Gönüllü insan “kitapların” konuşmayı kabul ettiği konuları adlandırırlar.
Cevabı göster
Gönüllü insan “kitapların” konuşmayı kabul ettiği konuları adlandırırlar.
to ask those awkward or embarrassing questions Kelime
1:06o garip veya utanç verici soruları sormaya
are encouraged to ask: be encouraged to do yapısı
Are encouraged to ask, be + encouraged + to-infinitive edilgen yapısını kullanır. Visiting readers teşviki alan taraftır; teşvikin kaynağı olan organizatörler ise cümlede açıkça belirtilmez. Bu cümlede organizatörler, okurların zor sorular sormasını memnuniyetle karşılar ve destekler. İfade bir zorunluluktan daha yumuşaktır; her okurun mutlaka soru sorması gerektiği anlamına gelmez. Genel olarak be encouraged to do, bir eylemin tavsiye edildiğini veya desteklendiğini belirtir. Eylemin resmen izinli olup olmadığını bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi encourage fiilinin doğru edilgen biçimi ve parantez içindeki fiille tamamlayın: Visitors ____ questions during the tour. (ask)
Cevabı göster
are encouraged to ask
awkward or embarrassing questions: awkward ile embarrassing arasındaki fark
Awkward or embarrassing questions, sosyal açıdan sorulması ya da yanıtlanması zor sorulardır. Awkward etkileşime odaklanır: soru sessizliğe, gerginliğe veya ne söyleneceğinin bilinememesine yol açabilir. Embarrassing ise bir kişinin tepkisine odaklanır: soru kişinin kendini açığa çıkmış, mahcup veya huzursuz hissetmesine neden olabilir. Anlamlar örtüşebilir ve or iki rahatsızlık türünden herhangi birine izin verir. İki kelime de yalnızca sorunun düşünsel açıdan zor olduğu anlamına gelmez; karmaşık bir matematik sorusu difficult olabilir ama sosyal açıdan awkward ya da embarrassing olmayabilir.
Alıştırma
Bir toplantıda bir soru sohbeti gerginleştiriyor ve kimse nasıl yanıt vereceğini bilmiyor, ancak kimse kişisel olarak utanmıyor. Bu soruyu en iyi hangi ifade tanımlar?
- an awkward question
- a difficult question
- an embarrassing question
Cevabı göster
an awkward question
they've always wondered about: uzun süren merak ve sonda kalan about
Wonder about, daha fazla bilgi edinmek istediğiniz için bir kişi, şey veya konu hakkında merak duymak anlamına gelir. They've always wondered about present perfect kullanır: merak geçmişte başlamış ve şimdiye kadar önemini korumuştur. Burada ifade questions sözcüğünü niteler: questions (that) they've always wondered about. Düşürülmüş olan that, about edatının nesnesi olacağından about doğal olarak sonda kalır. Buradaki wonder “merak etmek” demektir; wander ise belirli bir yön olmadan dolaşmak anlamına gelen farklı bir fiildir.
Alıştırma
Present perfect cümlesini wonder about ile tamamlayın: This is the question I've always ____.
Cevabı göster
wondered about
safe space: sosyal ve psikolojik güvenlik
Burada safe space, insanların zarar görme, küçük düşürülme veya düşmanca davranışla karşılaşma korkusu olmadan katılabildiği ve açıkça konuşabildiği bir ortamdır. Güvenlik yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal güvenliği de kapsar. Cümlenin devamındaki bölüm bu ifadenin anlamını açıklar. Daha genel olarak safe space; saygı, net sınırlar ve gerçek koruma yoluyla oluşturulur. Herkesin aynı fikirde olması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Our youth club aims to be a safe space for honest conversation” cümlesinde safe space ne anlama gelir?
- Herkesin aynı görüşü taşımak zorunda olduğu bir toplantı.
- Yalnızca güçlü bir kilidi olduğu için güvenli olan bir oda.
- İnsanların zarar görme veya küçük düşürülme korkusu olmadan konuşabildiği saygılı bir ortam.
Cevabı göster
İnsanların zarar görme veya küçük düşürülme korkusu olmadan konuşabildiği saygılı bir ortam.
before we find out more: geçiş ifadesi
Before we find out more, sonraki adımları düzenleyen bir geçiş ifadesidir. Before ile başlayan yan cümle, açıklamanın devamını biraz erteler ve önce gerçekleşecek bir şeyi tanıtır; burada konuşan kişi konuyu duraklatıp bir soru sorar. Find out more, bir nesnenin yerini bulmak değil, daha fazla bilgi öğrenmek veya edinmek anlamına gelir. Bir konuşma, ders veya podcast'te bu yapı dinleyiciye önce araya eklenen adımın yapılacağını, ardından ana konuya dönüleceğini bildirir.
Alıştırma
“Before we find out more, let's answer one quick question,” cümlesindeki ilk geçiş ifadesi ne yapar?
- Ana konuya kısa bir adım için ara verir ve konunun daha sonra devam edeceğini bildirir.
- Konunun bittiğini ve bir daha ele alınmayacağını duyurur.
- Konuşan kişinin fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya çalıştığını söyler.
Cevabı göster
Ana konuya kısa bir adım için ara verir ve konunun daha sonra devam edeceğini bildirir.
but soon spread across Europe and the world. Kalıp ifadeler
1:26ama kısa sürede Avrupa'ya ve dünyaya yayıldı.
started out: bir kökeni anlatmak
Start out, bir projenin, kuruluşun, kariyerin veya yaşam öyküsünün ilk aşamasını anlatırken “başlamak” anlamına gelir. Genellikle daha sonra yaşanan gelişmelere zemin hazırlar. Burada İnsan Kütüphanesi'nin önce Danimarka'da başladığı, ardından daha uzak yerlere yayıldığı anlatılır. Bu öbek fiilde out bir parçacıktır; bir şeyin dışarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Köken yerini belirtmek için start out in + yer, başlangıçtaki rolü veya biçimi belirtmek için start out as + rol ya da biçim kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi start out as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The bakery ____ a market stall before opening three shops.
Cevabı göster
started out as
spread across Europe and the world: bir alana yayılma
Spread across + bölge, geniş bir coğrafi alana yayılmak veya o alanda bulunur hâle gelmek demektir. Burada proje Avrupa'daki ve dünyanın farklı yerlerindeki bölgelere ulaşmıştır. Spread burada geçişsizdir: öznenin kendisi yayılır ve across, kapsanan alanı belirtir. Bir maddeyi araç kullanarak bir yüzeye sürme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi spread across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The campaign quickly ____ the country after its launch.
Cevabı göster
spread across
So, how many countries have a Human Library now?
1:29Peki, şu anda kaç ülkede bir İnsan Kütüphanesi var?
We'll find out ... later in the program: cevabın daha sonra verileceğini belirtmek
We'll find out if that's right, daha önce bir soru veya tahmin ortaya atıldığını ancak cevabın şimdilik saklandığını gösterir. Buradaki that önceki tahmini belirtir; if that's right ise “o tahminin doğru olup olmadığı” anlamına gelir. Later in the program, cevabın aynı programın ilerleyen bir kısmında verileceğini söyler. Bu tür bir yönlendirme, henüz cevaplanmamış soruyu akılda tutmaya ve konuşmacının ona ne zaman döndüğünü fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu yönlendirme dinleyiciye ne anlatıyor?
- Konuşmacı aynı programın ilerleyen kısmında tahmine geri dönecek.
- Konuşmacı tahminin doğru olduğunu zaten onayladı.
- Konuşmacı tahmini gelecekteki başka bir programda kontrol edecek.
Cevabı göster
Konuşmacı aynı programın ilerleyen kısmında tahmine geri dönecek.
was founded in Copenhagen by Ronni Abergel. Dilbilgisi
1:49Ronni Abergel tarafından Kopenhag'da kuruldu.
was founded in Copenhagen by: edilgen yapıda yer ve kurucu
Was founded, “bir kuruluş veya proje kurmak” anlamındaki found fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimidir. Edilgen yapı, kurucudan önce tanıtılan kuruluş olan The first Human Library ile başlamayı sağlar. In Copenhagen kuruluş yerini, by Ronni Abergel ise kuran kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: kuruluş + was/were founded + in + yer + by + kurucu.
Alıştırma
Kalıbı was founded, in ve by kullanarak tamamlayın: The charity ____ Bristol ____ two nurses.
Cevabı göster
was founded in · by
about the inspiration behind his original idea. Kalıp ifadeler
1:57orijinal fikrinin arkasındaki ilhamdan bahsediyor.
the inspiration behind his original idea: özgün fikrinin ardındaki ilham kaynağı
the inspiration behind an idea ifadesi, bir fikri doğuran veya biçimlendiren kişi, deneyim, sorun ya da başka bir kaynağı anlatır. Bu cümlede, onun özgün fikrini oluşturmasına neyin yol açtığını tanıtır. Buradaki behind fiziksel bir konumu anlatmaz. Altta yatan bir kaynağa veya nedene işaret eder. the inspiration behind + isim yapısı fikirler, tasarımlar, kitaplar ve projelerle doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “yaratıcı fikrin kaynağı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The designer explained ____ the new logo.
Cevabı göster
the inspiration behind
get to know everyone: herkesi zamanla tanımak
Get to know someone, sohbetler veya paylaşılan deneyimler yoluyla birini zaman içinde tanımak anlamına gelir. Kişiyi iyi tanımamaktan onu daha iyi tanımaya geçiş sürecine odaklanır. Bu cümlede get to know everyone, hızlı bir ilk izlenime güvenmek yerine her kişiyi anlamak için yeterli zaman ayırmak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi get, to ve know sözcüklerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: During the trip, I had time to ____ my teammates.
Cevabı göster
get to know
It's instinct that's...: asıl yönlendirici gücü vurgulamak
It is X that... kalıbı, X'i güçlü biçimde odağa alan bir it-cleft vurgu yapısıdır. it's instinct that's guiding us ifadesinde X, instinct sözcüğüdür; dolayısıyla konuşan kişi, yönlendiren şeyin başka bir etken değil, içgüdü olduğunu vurgular. İlk it belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Vurgu yapısının bir parçasıdır. Bu yapı kaldırıldığında temel ifade Instinct is guiding us olur. Burada it's, it is; that's ise that is anlamına gelir.
Alıştırma
Dikkatli planlamayı vurgulamak için cümleyi aynı kısaltılmış it-cleft kalıbıyla tamamlayın: ____ careful planning ____ keeping the project on schedule.
Cevabı göster
It's · that's
Get beyond the instinct: ilk sınırı aşmak
Get beyond something, bir sınırı, aşamayı, tepkiyi veya düşünme biçimini geride bırakmak demektir. Burada get beyond the instinct, yalnızca içgüdüsel bir ilk yargının yönlendirmesinden çıkmak anlamına gelir. Bu cümlede beyond soyut anlamdadır. Fiziksel olarak bir şeyin öbür tarafına geçmek değil, artık onunla sınırlı olmamak demektir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve «bir sınırı geride bırakmak» anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We need to ____ our fear of making mistakes.
Cevabı göster
get beyond
we recommend sitting down and meeting some of the people Dilbilgisi
2:14oturmanızı ve bazı insanlarla tanışmanızı tavsiye ediyoruz
recommend sitting down and meeting: recommend sonrasında -ing biçimi
Bu cümlede recommend sözcüğünün ardından doğrudan sitting down and meeting gelir. and ile bağlanan iki -ing biçimi, önerilen etkinlikleri birlikte belirtir. recommend doing something kalıbını kullanın; recommend to do something kullanmayın. Eylemi kimin yapacağını belirtmeniz gerektiğinde recommend that someone do something yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Wear ve bring sözcüklerini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: For the hike, I recommend ____ sturdy shoes and ____ plenty of water.
Cevabı göster
wearing · bringing
that you normally might actually not feel interested in sitting down with Dilbilgisi
2:16normalde gerçekten oturup ilgilenmeyeceğiniz kişilerle
interested in sitting down with: in sonrasında -ing ve sonda with
Interested in ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada sitting down, in sonrasında etkinliği belirten -ing biçimidir; bu nedenle interested to sit down yapısı kullanılmaz. With, sit down with someone yapısının parçasıdır ve biriyle oturup konuşmak ya da bir konuyu görüşmek anlamına gelir. With'in nesnesi, ilgi cümleciğinde daha önce geçen people sözcüğüdür; bu yüzden İngilizcede with doğal olarak sonda bırakılır: people that you ... sit down with.
Alıştırma
Hangi cümle interested in yapısını doğru kullanıyor ve work with için gereken edatı koruyor?
- These are the artists Mia is interested to work with.
- These are the artists Mia is interested in working with.
- These are the artists Mia is interested in working.
Cevabı göster
These are the artists Mia is interested in working with.
you may feel a little bit uncomfortable about. Kalıp ifadeler
2:24sizi biraz rahatsız hissettirebilecek bir şeyler olabilir.
There's something about X that... ile adı konmamış bir özelliği anlatmak
There's something about X that... X ile bağlantılı fakat açıkça belirtilmeyen bir özellik veya etkeni tanıtır. Burada something fiziksel bir nesne değildir; bu kişilerin, konuşanın kesin olarak adlandırmadığı bir yönünü ifade eder. Bu cümlede that, something'i açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Sondaki about, feel uncomfortable about ifadesinin parçasıdır: dinleyen kişi belirtilmeyen bu yönden dolayı huzursuz olabilir. Aynı kalıp olumlu veya olumsuz bir etkiyi tanıtabilir.
Alıştırma
Belirtilmemiş bir özelliği anlatan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ this song ____ makes me feel calm.
Cevabı göster
There's something about · that
a little bit uncomfortable ile duyguyu yumuşatmak
A little bit uncomfortable, hafifçe huzursuz, mahcup veya fiziksel olarak rahatsız hissetmek anlamına gelir. A little bit bir yumuşatıcıdır: uncomfortable sözcüğünün ifade ettiği şiddeti artırmak yerine azaltır. Bu cümlede konuşan, olası rahatsızlığı temkinli biçimde sunar. very uncomfortable ile karşılaştırıldığında ifade daha ölçülü ve daha az ciddi duyulur.
Alıştırma
Duygunun hafif olduğunu göstermek için hedef ifadeyi kullanın: I felt ____ when I entered the crowded room.
Cevabı göster
a little bit uncomfortable
You'll learn tremendously not only about them, Dilbilgisi
2:26Sadece onlar hakkında değil, aynı zamanda
not only about them, but also about yourself: paralel iki kazanım
not only A but also B iki fikri birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli olduğunu gösterir. Burada iki about öbeği, hakkında bilgi edineceğin iki tarafı gösterir: them ve yourself. Not only ilk fikri olumsuz yapmaz. İkinci bir fikir ekler ve çoğu zaman onu daha fazla vurgular. A ile B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır; burada iki tarafta da about + zamir vardır.
Alıştırma
not only ... but also yapısını kullan ve iki öbeği paralel tut: The museum has activities ____ children ____ adults.
Cevabı göster
not only for · but also for
we often already have ideas about what they are like. Dilbilgisi
2:34genellikle onların nasıl biri oldukları hakkında zaten fikirlerimiz vardır.
what they are like: dolaylı soruda düz cümle dizilişi
what they are like, “nasıl insanlar oldukları” veya “hangi özelliklere sahip oldukları” anlamına gelir. about sözcüğünden sonra ifadenin tamamı dolaylı soru görevi görür. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: what + özne + be; bu yüzden what they are like denir. Doğrudan soru What are they like? şeklindedir. Buradaki like, özellikleri sormaya yarar; “sevmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
What is the new teacher like? sorusunu dolaylı soruya dönüştür: Do you know ____?
Cevabı göster
what the new teacher is like
an expression meaning to judge what kind of person someone is
2:40birinin nasıl bir insan olduğunu yargılamak anlamına gelen bir ifade
or on a limited understanding of who they are.
2:45ya da kim olduklarına dair sınırlı bir anlayışa dayanarak.
put someone in a box: bir kişiyi sabit bir etiketle sınırlamak
Put someone in a box bir metafordur: çok az bilgiye dayanarak bir kişinin tek bir sabit tipe ya da etikete uyduğuna karar vermek demektir. Bu cümlede görünüş veya sınırlı bilgi, bu yargının dayanağı hâline gelir. İfade genellikle eleştirel bir anlam taşır. Etiketin kişiyi aşırı basitleştirdiğini ve başkalarının onun yeteneklerini, kimliğini veya seçimlerini görme biçimini sınırlayabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum put someone in a box ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- Kitaplarını taşımak için Mia'ya bir kutu ödünç veriyorlar.
- Mia'nın sanatı sevdiği için bilimden hoşlanmadığını varsayıyorlar.
- Mia'ya hangi dersleri sevdiğini soruyorlar.
Cevabı göster
Mia'nın sanatı sevdiği için bilimden hoşlanmadığını varsayıyorlar.
based on their appearance: bir yargının dayanağını belirtmek
Based on, bir kararın, inancın veya yargının dayanağı olarak kullanılan bilgiyi tanıtır. Burada based on their appearance, kişinin nasıl biri olduğuna karar verilirken görünüşünün kullanıldığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp based on + isim veya isim öbeğidir: based on evidence, based on data, based on experience. On ifadenin bir parçasıdır; burada fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bir şeyi dayanak olarak kullanmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee made its decision ____ the evidence.
Cevabı göster
based on
who you wouldn't usually spend time with, Kalıp ifadeler
2:50genelde birlikte vakit geçirmeyeceğiniz,
spend time with someone: biriyle vakit geçirmek
Spend time with someone, bir kişiyle bir süre birlikte olmak; çoğu zaman konuşmak veya birlikte bir şey yapmak demektir. Bu kalıpta harcanan şey time'dır, with ise kişiyi belirtir; bu yüzden with atılamaz. people who you wouldn't usually spend time with yapısında who, people sözcüğüne gönderme yapar ve with'ten sonra gelen kişi olarak anlaşılır. İngilizcede bu tür ilgi cümleciklerinde with'in sonda kalması yaygındır.
Alıştırma
Yaygın kalıptaki eksik edatı kullanarak cümleyi tamamla: I enjoy spending time ____ my grandparents.
Cevabı göster
with
even if this makes you feel uncomfortable: tavsiye yine de geçerli
Even if, ana kararı, tavsiyeyi veya sonucu değiştirmeyen olası ya da varsayımsal bir koşul getirir. Buradaki this, normalde birlikte vakit geçirmeyeceğin insanlarla tanışmaya gönderme yapar: rahatsız hissetmek olası bir engeldir, fakat tavsiye geçerliliğini korur. Koşul even if'ten sonra gelir; ana cümle ise neyin değişmeden kaldığını söyler. Bu yapı, bir zorluğu kabul ederken onun sonucu değiştirmediğini belirtmeni sağlar.
Alıştırma
Planı değiştirmeyecek olası bir koşulu anlatan bağlaçla cümleyi tamamla: The picnic will go ahead ____ it rains tomorrow.
Cevabı göster
even if
is to challenge the assumptions and stereotypes Kalıp ifadeler
3:02varsayımlara ve stereotiplere meydan okumaktır
challenge the assumptions and stereotypes: yerleşik düşünceleri sorgulamak
Burada challenge, birini yarışmaya davet etmek değil, bir fikri sorgulamak ve sınamak anlamına gelir. Challenge the assumptions and stereotypes, diğer insanlar hakkındaki inançları doğru veya adil kabul etmek yerine incelemek demektir. Assumption, yeterli kanıt olmadan kabul edilen bir düşüncedir. Stereotype ise bir insan grubu hakkındaki basitleştirilmiş ve sabit bir inançtır.
Alıştırma
“The workshop challenges assumptions about new employees.” cümlesindeki challenges assumptions ne anlama gelir?
- İnançları incelemeden tekrarlar.
- İnançları bir yarışmaya davet eder.
- Kanıtlarla desteklenmeyebilecek inançları sorgular.
Cevabı göster
Kanıtlarla desteklenmeyebilecek inançları sorgular.
Ronni uses social media to find volunteers
3:08Ronni, gönüllüleri bulmak için sosyal medyayı kullanıyor
who are willing to talk about their lives at public meetings, Kalıp ifadeler
3:11hayatları hakkında halka açık toplantılarda konuşmaya istekli olan,
are willing to talk about: harekete geçmeyi kabul etmek
Be willing to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı kabul etmek veya yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Are willing to talk about their lives ifadesinde gönüllüler, deneyimleri hakkında açıkça konuşmayı kabul ediyor. İstekli olmak, bir şeyi çok istemekle aynı değildir. Kişi, zor olsa veya ilk tercihi olmasa bile bir şeyi yapmaya razı olabilir.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The expert is ____ the possible risks.
Cevabı göster
willing to talk about
As the Human Library spreads around the world, Anlatım akışı
3:16İnsan Kütüphanesi dünya çapında yayıldıkça,
more money is needed to keep the project going. Kalıp ifadeler
3:18projeyi devam ettirmek için daha fazla paraya ihtiyaç duyulur.
As the Human Library spreads around the world: değişen bir arka plan oluşturmak
Bu cümlede As the Human Library spreads around the world, “İnsan Kütüphanesi yayılırken ve bu yayılmayla birlikte” anlamına gelir. as yan cümlesi değişen eğilimi arka plan olarak verir; ana cümle ise bununla bağlantılı olan daha fazla para ihtiyacını öne çıkarır. Tekrar kullanılabilecek yapı, As + değişen bir durum ve ardından bağlantılı bir gelişmeyi veren ana cümledir. Bu yapı, bir gelişmenin diğerine eşlik ettiğini gösterir. Buradaki as, as a teacher ifadesindeki gibi “olarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, değişen bir eğilimi arka plan olarak vermek ve bağlantılı bir ihtiyacı anlatmak için as kullanır?
- As the town grows, more schools are needed.
- More schools are needed before the town grows.
- As a town, it needs more schools.
Cevabı göster
As the town grows, more schools are needed.
keep the project going: bir şeyi çalışır durumda tutmak
Keep the project going, projenin durmak yerine çalışmaya devam etmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede para, bu devamlılık için gereken kaynakları sağlar. Tekrar kullanılabilecek yapı keep + nesne + going şeklindedir. Burada going, bir yerden başka bir yere gitmek değil, “devam etmek” veya “işlemek” anlamına gelir.
Alıştırma
keep, the shelter ve going ifadelerini doğru sıraya koyun: The donations will help ____ through the winter.
Cevabı göster
keep the shelter going
This mostly comes from hosting events for private companies, Kalıp ifadeler
3:21Bu çoğunlukla özel şirketler için etkinlikler düzenlemekten gelir,
comes from hosting events: come from + gerund ile kaynağı açıklama
Bu cümlede This, projeyi sürdürmek için gereken parayı ifade eder. comes from hosting events, özel şirketler için etkinlik düzenlemenin bu paranın ana kaynağı olduğu anlamına gelir; come from burada fiziksel hareketi değil, kökeni ya da kaynağı belirtir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: come from + gerund. Bu kalıp paranın, gelirin, desteğin ya da başka bir sonucun nereden geldiğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi come from ve sell fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Most of the museum's income ____ tickets.
Cevabı göster
comes from selling
is a regular host for the Human Library's business events.
3:30İnsan Kütüphanesi'nin ticari etkinliklerinin düzenli sunucusudur.
eggshells around diversity and difference. Kelime
3:48çeşitlilik ve farklılıklar konusunda yumurta kabukları üzerinde yürüyormuş gibi davranmamızdır.
walking on eggshells: kimseyi incitmemek için çok dikkatli olmak
Walking on eggshells, birini üzmekten veya çatışmaya yol açmaktan korktuğunuz için çok dikkatli konuşmak ya da davranmak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten yumurta kabuklarının üzerinde yürümeyi anlatmaz. Bu cümlede, insanların çeşitlilik ve farklılık hakkında konuşurken hissedebileceği gerginliği gösterir. Daha genel olarak sıradan bir dikkati değil, olumsuz bir tepkiden korkmanın doğurduğu temkinliliği ifade eder.
Alıştırma
‘Birini üzmemek için son derece dikkatli olmak’ anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: I feel as if I'm ____ whenever I mention the budget.
Cevabı göster
walking on eggshells
what we often find is: gözlemlenen bir sonucu sunma
what we often find is, tekrarlanan deneyimlere veya gözlemlere dayanan bir sonucu tanıtır. Burada find, bir nesnenin yerini bulmak değil, bir durumun doğru olduğunu fark etmek ya da keşfetmek anlamına gelir. what we often find biçimindeki what yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; is ise ardından gelecek gözlem sonucuna yönlendirir. what we often find is (that) + cümle kalıbı, sonraki fikri sık rastlanan bir gözlem olarak sunar ve vurgular. Özgün cümlede we're öncesindeki that atılmıştır; bu, konuşma dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki beş kelimelik gözlem kalıbıyla tamamlayın: ____ that small changes make a big difference.
Cevabı göster
What we often find is
around diversity and difference: ‘konusunda’ anlamındaki around
Burada around, bu temkinliliğin bağlantılı olduğu konu alanını, yani çeşitlilik ve farklılığı belirtir. Fiziksel bir konumu değil, 'konusunda' veya 'ile ilgili olarak' anlamını taşır. Konunun kapsamını belirten bu kullanım questions, concerns, discussion, policy ve language gibi sözcük ve ifadelerden sonra yaygındır. Örneğin questions around safety, güvenlikle ilgili sorular demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede around, 'bir konu hakkında' anlamında kullanılmıştır?
- She tied a ribbon around the box.
- We walked around the school.
- We had a discussion around online safety.
Cevabı göster
We had a discussion around online safety.
get it wrong: belirli bir şeyi yanlış yapmak
Get it wrong, belirli bir konuyu yanlış söylemek, anlamak, yanıtlamak veya ele almak demektir. Bu yapıda get bir sonuca ulaşmayı, wrong sonucun yanlış olduğunu, it ise daha önce konuşulan konuyu gösterir. Burada it, çeşitlilik ve farklılık hakkında nasıl konuşulduğunu ifade eder. Hatanın tam türünü bağlam belirlediği için ifade hem uygunsuz sözcükleri hem de konuyu uygunsuz biçimde ele almayı kapsayabilir.
Alıştırma
Cümleyi get + object + wrong yapısıyla tamamlayın: I checked the room number twice because I didn't want to ____.
Cevabı göster
get it wrong
quite understandably: anlayış belirten bir yorum eklemek
Quite understandably, az önce belirtilen durumun tamamı hakkında yapılan bir yorumdur. Burada insanların konuyu yanlış ele almaktan kaçınmak istemelerinin açık ve makul nedenleri olduğunu gösterir. Cümlenin sonunda virgül bu ifadeyi ana mesajdan ayırır. Konuşan kişi empati kurar ve yorumunu yumuşatır: bu kaygıyı saçma değil, makul görür. Quite değerlendirmeyi güçlendirir, ancak ifade her tepkiye tamamen katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede quite understandably, konuşan kişinin birinin tepkisini makul bulduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- Leo quite understood the map after one look.
- Leo explained the route quite understandably to the tourists.
- After missing the last bus, Leo was frustrated, quite understandably.
Cevabı göster
After missing the last bus, Leo was frustrated, quite understandably.
The important thing to remember is that: önemli bir hatırlatmayı öne çıkarma
The important thing to remember is that kalıbı, dinleyiciye that'ten sonraki yan cümlenin ana hatırlatma olduğunu gösterir. Önemli noktayı söylemeden önce ona dikkat çeker. Buradaki thing fiziksel bir nesne değil, “nokta” veya “bilgi” anlamındadır. Bir tavsiye, yönerge ya da açıklamadaki tek bir bilgi özellikle önemliyse bu kalıpla onu öne çıkarabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste kullanılan ve The important thing ile başlayan tam kalıpla tamamlayın: ____ the gate closes at six.
Cevabı göster
The important thing to remember is that
you can ask them anything: izin bildiren can
you can ask them anything ifadesinde can, yetenek değil izin bildirir. Konuşan kişi soru sormanın serbest ve memnuniyetle karşılandığını söyler. Anything, iznin kapsamını geniş gösterir ve dinleyicinin çekinmesini azaltır. Diğer kişileri yanıt vermeye zorlamaz; yalnızca soru sorulmasını teşvik eder.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Birisi 'You can ask me anything' dedikten sonra ona hakaret etmek veya yanıt vermesi için baskı yapmak kabul edilebilir.
- Doğru: anything, nezaketle ilgili tüm sınırları kaldırır.
- Yanlış: Geniş bir soru sorma izni, saygıyı veya karşı tarafın sınırlarını ortadan kaldırmaz.
Cevabı göster
Yanlış: Geniş bir soru sorma izni, saygıyı veya karşı tarafın sınırlarını ortadan kaldırmaz.
make you wrong for the question: soru sorduğun için seni suçlu çıkarmak
Bu cümlede make you wrong for the question, “o soruyu sorduğun için sanki suçluymuşsun gibi davranmak” anlamına gelir. Seni suçlamayı, yargılamayı veya utandırmayı içerebilir; kelimenin tam anlamıyla seni “yanlış bir şeye” dönüştürmek demek değildir. Kalıp make someone wrong for something şeklindedir: for ile başlayan bölüm, kişiyi yargılama nedeni olarak kullanılan eylemi belirtir. Burada konuşmacı, hassas sorular için bile yargılayıcı olmayan bir ortam vaat eder.
Alıştırma
Bu bağlamda make you wrong for the question ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- Soruyu dil bilgisi açısından doğru olacak şekilde yeniden yazacaklar.
- Sana yanlış bir cevap seçtirecekler.
- Sırf soruyu sorduğun için seni suçlamayacak veya utandırmayacaklar.
Cevabı göster
Sırf soruyu sorduğun için seni suçlamayacak veya utandırmayacaklar.
an incredibly rare offer: son derece nadir bir fırsat veya taahhüt
Burada offer, başka bir kişiye kasıtlı olarak sunulan bir şeyi ifade eder; bunun bir fiyat olması gerekmez. Bu isim önceki vaadi tanımlar: insanlar soru sordukları için suçlanmadan soru sorabilirler. Rare, bu tür bir iznin veya vaadin olağan dışı olduğunu belirtir; incredibly ise rare sözcüğünü güçlü biçimde pekiştirir. Dolayısıyla ifade “son derece nadir bir fırsat veya taahhüt” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede offer, fiyat yerine kasıtlı olarak sağlanan bir fırsatı ifade eder?
- The head teacher made us an unusual offer: we could design the new reading room.
- The break in the rain gave us an opportunity to finish the match.
- The mechanic sent us a quote for the repair.
Cevabı göster
The head teacher made us an unusual offer: we could design the new reading room.
experiences, people can be worried about saying the wrong thing
4:08deneyimlerine sahip kişilerle karşılaşırken, insanlar yanlış bir şey söylemekten endişe edebilirler
because you don't want to offend or upset anyone.
4:20çünkü kimseyi gücendirmek veya üzmek istemezsiniz.
celebrating people's difference and diversity, Kelime
4:29insanların farklılığını ve çeşitliliğini kutlamaktır,
be all about celebrating: temel amacı belirtme
be all about + fiilin -ing biçimi, bir etkinliğin ana temasının veya amacının o eylemi yapmak olduğunu belirtir. Burada all about celebrating, kutlamayı etkinliğin temel odağı olarak vurgular; all yalnızca vurgu katar ve başka hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelmez. about bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: celebrate değil, celebrating.
Alıştırma
Cümleyi build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The workshop is all about ____ confidence.
Cevabı göster
building
difference and diversity: bireysel farklılıklar ve grup çeşitliliği
Difference, bir kişi veya şeyin diğerinden farklı olduğu belirli bir noktayı anlatır. Diversity ise bir grubun içinde farklı geçmişlere, kimliklere, deneyimlere veya bakış açılarına sahip insanların bulunmasını ifade eder. Bu cümlede difference insanlar arasındaki belirli ayrımları adlandırırken diversity bu farklı insanların birlikte kapsanmasını anlatır. Ardından gelen a term which describes... ifadesi diversity sözcüğünü açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede diversity, farklı geçmişlere sahip insanlardan oluşan bir grubu anlatmak için kullanılmıştır?
- There is a difference of ten minutes between the two schedules.
- Please find the difference between these two pictures.
- The club values diversity because its members come from many cultural backgrounds.
Cevabı göster
The club values diversity because its members come from many cultural backgrounds.
regardless of race, age, or gender: ırk, yaş veya cinsiyete bakılmaksızın
Regardless of, bir etkenin kararı, sonucu veya kimlerin kapsama alındığını değiştirmediğini belirtir. Bu cümlede ırk, yaş ve cinsiyet, bir kişinin kutlamaya dâhil edilip edilmediğini etkilemez. Yapı regardless of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Farklılıklara rağmen bir kuralın ya da fırsatın herkese eşit şekilde uygulandığını belirtmek için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade regardless of ile tamamlayın: The scholarship is open to everyone, ____ age.
Cevabı göster
regardless of
that reminds me: bağlantılı bir konuya doğal geçiş yapmak
That reminds me, az önce söylenen fikrin konuşmacıya bağlantılı başka bir konuyu hatırlattığını belirtir. Bu cümlede that, belirsiz bir nesneyi değil, hemen önceki konuyu gösterir. Bir söylem belirteci olarak eski konuyu sonraki soruya bağlar. Böylece daha önce cevapsız kalmış bir noktaya ani değil, doğal bir biçimde dönülür.
Alıştırma
Yarınki yolculuğu konuşurken birden tamamlanmamış bir yolculuk görevini hatırlıyorsunuz. Hangi cevap bağlantılı konuya doğal bir geçiş yapar?
- That reminds me—did you book the train tickets?
- Anyway, did you like the concert?
- That reminds me of the train journey we took last year.
Cevabı göster
That reminds me—did you book the train tickets?
Kötü haberi nazikçe yumuşatan I'm afraid
Bu cümlede I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. Konuşanın istenmeyen bir bilgiyi vermekten üzgün olduğunu gösteren nazik bir ifadedir: cevap yanlıştır. Cümlenin sonunda kullanıldığında düzeltmeyi yumuşatır ve daha az sert duyulmasını sağlar. Aynı ifade kötü haber, ret veya nazik bir anlaşmazlık bildirirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm afraid gerçek korkuyu anlatmak yerine kötü haberi yumuşatmak için kullanılmıştır?
- I'm afraid when storms shake the windows.
- I'm afraid your booking has been cancelled.
- I'm afraid of large dogs.
Cevabı göster
I'm afraid your booking has been cancelled.
all the way to Australia and Mongolia ile geniş bir alanı vurgulamak
Burada all the way to, coğrafi kapsamın Avustralya ve Moğolistan'a kadar uzandığını vurgular. Yalnızca bitiş noktalarını sıralamak yerine aralığın çok geniş olduğunu hissettirir. from A all the way to B kalıbı bir rotayı anlatabilir; ancak bir hizmetin, etkinin veya başka bir şeyin ulaştığı kapsamı da belirtebilir. Tek başına, birinin bütün mesafeyi gerçekten katettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede all the way to geniş bir coğrafi alanı vurgulamak için kullanılmıştır?
- The radio station is located on the outer islands.
- The radio signal reaches from the capital all the way to the outer islands.
- The radio signal travels to the outer islands.
Cevabı göster
The radio signal reaches from the capital all the way to the outer islands.
I bet that makes...: konuşmada kendinden emin bir tahmin
Bu cümlede I bet, “bundan oldukça eminim” ya da “sanırım öyle” anlamına gelir; “bahse giriyorum” anlamında değildir. Konuşan kişi, az önce verilen bilgiye dayanarak kendinden emin bir tahminde bulunur. Dil bilgisi açısından I bet tahmini başlatır; that ise az önce sözü edilen duruma gönderme yapar ve makes fiilinin öznesidir. That makes + isim öbeği, önceki durumun muhtemelen belirli bir sonuç doğurduğunu anlatır. Cevabın bütünü ayrıca ilgi ve katılma anlamı taşır.
Alıştırma
Günlük konuşmada kendinden emin bir tahmin yapmak için cevabı I bet that makes ile tamamlayın: “Nina has a studio at home.” “____ her work much easier.”
Cevabı göster
I bet that makes
let's recap the vocabulary for this program Anlatım akışı
5:09bu programın kelimelerini özetleyelim
let's recap the vocabulary: kısa bir tekrarı işaretlemek
let's recap the vocabulary, dinleyicilere programın ana tartışmadan önemli kelimelerin kısa bir tekrarına geçtiğini bildirir. Yeni bir kapanış aşamasını açıkça işaretleyerek bilgiyi düzenler. Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi ve dinleyicileri birlikte bir şey yapmaya davet eder. Recap, ana noktaları kısaca yeniden ifade etmek demektir; tüm açıklamayı ayrıntılı biçimde baştan tekrarlamak değildir.
Alıştırma
Kısa bir tekrara geçildiğini belirtmek için recap kullanın: Before we finish, let's ____ the three main points.
Cevabı göster
recap
about people sharing their experience of facing prejudice,
5:12insanların önyargılarla yüzleşme deneyimlerini paylaşması hakkında,
The expression walking on eggshells
5:37Yumurta kabuklarında yürümek (walking on eggshells) ifadesi
return these human books back to the library shelves: tematik bir geri dönüş
Bu cümlede human books ve library shelves, Human Library benzetmesini sürdürür: insanlar hayat hikâyelerini, başkalarının okuyabileceği kitaplar gibi paylaşır. Burada hiç kimse gerçekten bir rafa konulmuyor. Sunucu, programın temel imgelerini sonunda yeniden kullanarak önceki konuya mizahi biçimde döner ve kapanışı bildirir. Önceden kullanılan bir imgeyi veya ifadeyi geri getirmek, sonucun basit bir vedadan çok ana konuyla bağlantılı olmasını sağlar.
Alıştırma
Programın sonundaki vurgulanmış sözlerin temel işlevi nedir?
- Konuyu sıradan kitap iade kurallarına çevirir.
- Programın Human Library benzetmesini mizahi biçimde hatırlatır ve konuyu kapatır.
- İnsanları gerçekten kütüphane raflarına koyma talimatı verir.
Cevabı göster
Programın Human Library benzetmesini mizahi biçimde hatırlatır ve konuyu kapatır.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Our six minutes are up, programa ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. a period of time + be up yapısında up, daha yüksek bir konumda olmayı değil, bitmiş veya süresi dolmuş olmayı ifade eder. Genel biçim Time is up şeklindedir. Your ten minutes are up örneğinde olduğu gibi belirli bir süre de özne yapılabilir.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Please stop writing; your ten minutes are ____.
Cevabı göster
up